Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 301Question

Uluslararası hukukta "yürürlükteki her antlaşmanın ona taraf olan devletleri bağladığını ve bu devletler tarafından iyi niyetle (bona fides) yerine getirilmesi gerektiğini" ifade eden temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pacta sunt servanda

Answer

Uluslararası hukukta antlaşmaların bağlayıcılığını ve iyi niyetle uygulanması gerektiğini ifade eden ilke Pacta sunt servanda (Ahde Vefa) ilkesidir.
Pacta sunt servanda (ahde vefa) ilkesi, yürürlükteki her antlaşmanın taraflarını bağladığını ve iyi niyetle yerine getirilmesi gerektiğini öngören uluslararası hukukun en temel ve evrensel ilkesidir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmalar hukukunun temel uygulama kuralını belirleyin.
Antlaşmalar, tarafları arasında hukuki bir bağ oluşturur ve taraflar bu yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır.
Uluslararası hukuk düzeninin istikrarı için antlaşmalara sadık kalınması zorunludur.
2
Tanıma uygun Latince kavramı eşleştirin.
Pacta sunt servanda ilkesi, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 26. maddesinde bu tanımla yer almaktadır.
Bu kavram, 'ahde vefa' yani söze sadakat anlamına gelerek antlaşmaların hukuki gücünü açıklar.

Key Concept

Ahde Vefa (Pacta Sunt Servanda) İlkesi

Hints

1
Bu ilke Türkçe kaynaklarda genellikle 'Ahde Vefa' olarak adlandırılır.

Practice More

Antlaşmaların sona ermesi nedenlerinden biri olan 'Rebus sic stantibus' ile bu ilke arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 302Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) önüne gelen bir uyuşmazlıkta, yürürlükteki pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak doğrudan "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) temelinde bir hüküm tesis edebilmesi için gereken hukuki çerçeveye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Divan, uyuşmazlığın tüm taraflarının bu yönde açık ve net bir rızasının bulunması şartıyla bu yola başvurabilir.

Answer

Uluslararası Adalet Divanı'nın hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) temelinde karar verebilmesi için uyuşmazlığın tüm taraflarının bu konuda açık ve ortak rızasının bulunması şarttır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, Divan'ın bir uyuşmazlığı yürürlükteki antlaşma, teamül veya genel hukuk ilkelerini uygulamak yerine doğrudan adalet ve dürüstlük (hakkaniyet ve nisfet) ilkelerine göre çözebilmesi için uyuşmazlık taraflarının bu konuda Divan'a açıkça yetki vermiş olmasını (rızasını) zorunlu kılmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38'in incelenmesi
Statü'nün 38/1 maddesi Divan'ın uyuşmazlıkları uluslararası hukuka göre çözmekle görevli olduğunu, 38/2 maddesi ise bu durumun istisnasını düzenlediğini gösterir.
Divan'ın karar verme yetkisinin sınırlarını belirlemek için temel hukuki dayanağı tespit etmek gerekir.
2
38/2 maddesindeki şartın analizi
İlgili madde metni: "Bu hüküm, tarafların uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) esasına göre çözmek üzere Divan'a yetki vermeleri durumunda, Divan'ın bu esasa göre hüküm verme yetkisine halel getirmez."
Ex aequo et bono uygulamasının tek yasal ön koşulunun tarafların rızası olduğunu doğrulamak içindir.

Key Concept

Rıza İlkesi ve Pozitif Hukuk İstisnası
Question 303Question

Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan emredici kurallar (jusjus cogenscogens), kendisiyle çatışan diğer normları hükümsüz kılma özelliğine sahiptir. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, akdedildiği sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olan bir antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, başlangıcından itibaren (ab initio) tamamen hükümsüzdür ve emredici kurala aykırı hükümlerin antlaşmadan ayrılmasına izin verilmez.

Answer

Antlaşmanın başlangıcından itibaren tamamen hükümsüz olması ve aykırı hükümlerin antlaşmadan ayrılmasının mümkün olmaması
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, bir antlaşma akdedildiği sırada mevcut olan bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırıysa başlangıçtan itibaren (ab initio) hükümsüzdür. Ayrıca Sözleşme'nin 44. maddesi uyarınca, bu tür bir geçersizlik halinde antlaşma maddelerinin bölünmesine (ayrılmasına) izin verilmez; yani antlaşmanın tamamı geçersiz sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens kavramının normlar hiyerarşisindeki yerini belirleme
Emredici kurallar, uluslararası hukukun en üst basamağında yer alan ve aksi bir kural ile değiştirilemeyen normlardır.
Hiyerarşik üstünlüğü anlamak, aykırı normun neden hükümsüz kalacağını açıklar.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesini analiz etme
Sözleşme, mevcut bir jus cogens kuralına aykırı yapılan antlaşmaların 'batıl' (void) olduğunu ve bu geçersizliğin başlangıçtan itibaren (ab initio) doğduğunu belirtir.
Viyana Sözleşmesi bu konuda temel pozitif hukuk kaynağıdır.
3
Bölünebilirlik (severability) kuralının istisnasını kontrol etme
Sözleşmenin 44/5. maddesi uyarınca, 53. madde kapsamındaki (jus cogens ihlali) durumlarda antlaşmanın hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin verilmez.
Bu, jus cogens ihlalini diğer geçersizlik hallerinden (hata, hile vb.) ayıran kritik bir teknik detaydır.

Key Concept

Mutlak Butlan ve Bölünemezlik İlkesi

Practice More

Yeni ortaya çıkan bir emredici kuralın (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens) mevcut antlaşmalar üzerindeki etkisini (Viyana Sözleşmesi Madde 64) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 304Question

Uluslararası hukuk sisteminde örgüt organlarının aldıkları kararların normatif değeri ve 'yumuşak hukuk' (soft law) kavramı göz önünde bulundurulduğunda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kararlarının hukuki statüsü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kural olarak bağlayıcı olmasalar da, geniş katılımla ve sürekli olarak kabul edilen Genel Kurul kararları, zamanla örf ve adet kuralına dönüşerek veya 'yumuşak hukuk' (soft law) aracılığıyla hukuki etki doğurabilirler.

Answer

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir ancak geniş kabul görmeleri durumunda 'soft law' (yumuşak hukuk) yaratarak veya teamül hukukunun oluşumuna katkı sağlayarak hukuki etki doğurabilirler.
Doğru seçenek, BM Genel Kurulu kararlarının klasik hukuk hiyerarşisindeki zayıf (bağlayıcı olmayan) konumuna rağmen, modern uluslararası hukukta 'yumuşak hukuk' (soft law) aracılığıyla nasıl normatif bir güç kazandığını ve teamül hukukuna nasıl veri sağladığını doğru bir şekilde ifade etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
BM Genel Kurulu kararlarının BM Şartı'ndaki yerini belirle.
BM Şartı uyarınca Genel Kurul kararları kural olarak üye devletler için bağlayıcı değil, tavsiye (recommendation) niteliğindedir.
Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi arasındaki yetki ayrımını anlamak için gereklidir.
2
Genel Kurul kararlarının teamül hukuku ile ilişkisini analiz et.
Bu kararlar, devletlerin uygulamalarını ve hukuki inançlarını (opinio juris) yansıtarak uluslararası örf ve adet hukukunun kanıtı olabilirler.
Yumuşak hukuk (soft law) kavramının uluslararası hukuk oluşumundaki rolünü tespit etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendir.
Bağlayıcı olmamasına rağmen zamanla teamüle dönüşebilme ve yumuşak hukuk etkisi yaratabilme tespiti en doğru olandır.
Doğru hukuki analize ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Uluslararası Örgüt Kararlarının Normatif Değeri ve Soft Law
Estimated Time:1m 30s
Question 305Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesine göre, uluslararası hukukun kaynakları arasında yer alan 'öğreti' (doktrin) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hukuk kurallarının belirlenmesinde kullanılan yardımcı bir araçtır.

Answer

Hukuk kurallarının belirlenmesinde kullanılan yardımcı bir araçtır.
Doğru cevap, öğretinin hukuk kurallarının belirlenmesinde kullanılan yardımcı bir araç olduğunu belirten seçenektir. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, öğretiyi (doktrin) uluslararası hukuk kurallarının içeriğini tespit etmeye yarayan yardımcı bir araç (subsidiary means) olarak tanımlar.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynak tasnifinin incelenmesi.
Maddede antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler asli kaynak; yargı kararları ve öğreti yardımcı araçlar olarak ayrılmıştır.
Kaynağın hiyerarşik konumunu belirlemek için resmi statüye bakılmalıdır.
2
Öğretinin (doktrin) hukuki işlevinin tanımlanması.
Öğreti, mevcut kuralların içeriğini, kapsamını ve varlığını kanıtlamaya yardımcı olan bir 'tespit aracı'dır.
Yardımcı kaynakların asli kaynaklardan temel farkı kural koyucu değil, kural açıklayıcı olmalarıdır.

Key Concept

Öğretinin Yardımcı Kaynak Niteliği
Estimated Time:45s
Question 306Question

Uluslararası hukukta örgüt organlarının aldıkları kararlar, örgütü kuran antlaşmadan (kurucu statü) yetki aldıkları için 'türev (ikincil) kaynaklar' olarak adlandırılır. Bu kararların bağlayıcılığı, her örgütün kendi kurucu belgesine göre tayin edilir.

Birleşmiş Milletler (BM) sistemi özelinde, örgüt kararlarının hukuki niteliği ve kaynaklar hiyerarşisindeki yeri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm uyarınca aldığı kararlar üye devletler için bağlayıcıyken, Genel Kurul kararları yeni bir teamülün oluşumuna (opinio juris) katkı sunabilen 'yumuşak hukuk' (soft law) niteliğindedir.

Answer

BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm uyarınca aldığı kararların bağlayıcı olduğu, Genel Kurul kararlarının ise kural olarak 'yumuşak hukuk' niteliği taşıdığı ifadesi doğrudur.
BM Güvenlik Konseyi'nin barışı koruma (7. Bölüm) çerçevesinde aldığı kararlar, BM Şartı Madde 25 gereği tüm üyeler için bağlayıcıdır. Genel Kurul kararları ise kural olarak bağlayıcı olmayan tavsiyelerdir ve modern hukukta 'yumuşak hukuk' olarak nitelendirilerek teamül hukukunun tespitinde kanıt niteliği taşırlar.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgüt kararlarının kaynaklar arasındaki yerini belirle.
Örgüt kararları, bir antlaşmaya (BM Şartı) dayandıkları için 'türev/ikincil' kaynaklardır.
UAD Statüsü Madde 38'de doğrudan sayılmadıkları için asli kaynak kategorisinde değillerdir.
2
BM organlarının yetkilerini karşılaştır.
BMGK kararları Madde 25 gereği bağlayıcıdır; BM Genel Kurul kararları ise genellikle tavsiye (recommendation) niteliğindedir.
Uluslararası barış ve güvenliği sağlama yetkisi BMGK'ya bağlayıcı güçle verilmiştir.
3
Yumuşak hukuk (Soft Law) kavramını değerlendir.
Genel Kurul kararları hukuken bağlayıcı olmasalar da devletlerin ortak hukuki inancını (opinio juris) yansıtarak teamül hukukunun oluşumuna katkı sağlar.
Bu nitelikleri nedeniyle bu kararlar 'yumuşak hukuk' olarak tanımlanır.

Key Concept

Uluslararası Örgüt Kararlarının Türev Kaynak Niteliği ve BM Organları Arasındaki Farklar
Question 307Question

Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin en tepesinde yer alan ve aksine bir düzenleme yapılması mümkün olmayan emredici kuralların (jusjus cogenscogens), bir antlaşma ile çatışması durumunda 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre öngörülen temel yaptırım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yapıldığı andan itibaren bütünüyle geçersiz (batıl) olması

Answer

Antlaşmanın yapıldığı andan itibaren bütünüyle geçersiz (batıl) olması
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, bir antlaşma yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışıyorsa batıldır (geçersizdir). Bu durum 'void ab initio' yani yapıldığı andan itibaren hükümsüzlük anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens (emredici kural) kavramının niteliğini belirle.
Jus cogens, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve aksine düzenleme yapılamayan en üst hiyerarşik normdur.
Hangi kuralın diğerinden üstün olduğunu anlamak için normlar hiyerarşisindeki yerini bilmek gerekir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesini hatırla.
Bir antlaşma yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırıysa 'mutlak butlan' ile sakattır (void ab initio).
Hukuki yaptırımın türünü (geçersizlik, iptal edilebilirlik vb.) tespit etmek için temel düzenlemeye bakılır.

Key Concept

Jus Cogens ve Mutlak Butlan

Hints

1
Jus cogens kuralları, uluslararası hukukun 'anayasal' nitelikteki emredici kurallarıdır.
Estimated Time:45s
Question 308Question

Bir devlet, komşusu olan diğer bir devletin ticaret gemilerine kendi limanlarında sağladığı bazı kolaylıkları ve tanıdığı öncelikleri yirmi yılı aşkın bir süredir kesintisiz ve yeknesak olarak devam ettirmektedir. Ancak bu kolaylıkların sağlanması sırasında ilgili devlet yetkilileri, bu uygulamanın herhangi bir hukuki yükümlülükten kaynaklanmadığını, sadece iki ülke arasındaki dostane ilişkileri pekiştirmek amacıyla 'nezaket gereği' (comitas gentium) yapıldığını her fırsatta beyan etmektedir.

Buna göre, söz konusu uygulamanın uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukuna göre bir 'hukuk kuralı' niteliği kazanmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uygulamanın hukuki bir zorunluluk olduğu inancını ifade eden 'opinio juris' unsurunun bulunmaması

Answer

Uygulamanın hukuki bir zorunluluk olduğu inancını ifade eden 'opinio juris' unsurunun bulunmaması
Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluşması için devlet uygulaması (maddi unsur) ile birlikte bu uygulamanın hukuken zorunlu olduğu inancı (manevi unsur/opinio juris) gereklidir. Soruda devletin bu uygulamayı 'nezaket gereği' yaptığını açıkça beyan etmesi, hukuki bir zorunluluk bilinci taşımadığını gösterir. Bu nedenle uygulama bir hukuk kuralı değil, sadece uluslararası nezaket kuralı (comitas gentium) olarak kalır.

Step-by-Step Solution

1
Teâmül hukukunun kurucu unsurlarını hatırla.
Maddi unsur (Devlet Uygulaması) ve Manevi unsur (Opinio Juris) olmak üzere iki temel unsur vardır.
Bir uygulamanın hukuk kuralı sayılabilmesi için her iki unsurun da bir arada bulunması gerekir.
2
Senaryodaki uygulamayı analiz et.
Yirmi yıllık, kesintisiz ve yeknesak bir uygulama (maddi unsur) mevcuttur; ancak devlet bu uygulamayı 'nezaket gereği' yaptığını beyan etmektedir.
Devletin beyanı, uygulamanın hukuki bir zorunluluk (opinio juris) olarak görülmediğini kanıtlar.
3
Nezaket kuralları ile teâmül arasındaki farkı belirle.
Opinio juris unsuru eksik olduğu için bu bir hukuk kuralı değil, uluslararası nezaket (comitas gentium) kuralıdır.
Hukuki inanç (opinio juris) olmaksızın sürdürülen pratikler devletleri hukuken bağlamaz.

Key Concept

Opinio Juris sive Necessitatis

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı (1969) davasındaki opinio juris yorumlarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 309Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, bir antlaşmanın yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jusjus cogenscogens) ile çatışması durumunda, bu antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Başlangıcından itibaren bütünüyle batıldır (geçersizdir).

Answer

Antlaşmanın başlangıcından itibaren bütünüyle batıl (geçersiz) olmasıdır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda, bu antlaşmanın 'mutlak butlan' ile sakat olduğunu ve en baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını (batıl olduğunu) açıkça hükme bağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens kuralının niteliğini tanımlamak.
Jus cogens (emredici kural), uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve aksine hiçbir düzenleme yapılmasına izin verilmeyen kurallardır.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan kuralın gücünü anlamak için gereklidir.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 53'ü uygulamak.
Sözleşmenin 53. maddesine göre, yapıldığı an emredici bir kuralla çatışan antlaşmalar bütünüyle batıldır (void ab initio).
Yazılı hukuktaki doğrudan sonucun tespiti için gereklidir.

Key Concept

Mutlak Butlan (Void ab initio)

Hints

1
Jus cogens kuralları, uluslararası hukuk hiyerarşisinin en üstünde yer alır.
2
Bir kuralın emredici olması, onun aksine yapılan her türlü işlemin en ağır yaptırıma (mutlak geçersizlik) tabi olması demektir.

Practice More

Yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması durumunda (VCLT Madde 64) mevcut antlaşmaların durumunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 310Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde, çok taraflı bir antlaşmaya taraf olmak isteyen bir devletin (Devlet A) ileri sürdüğü çekinceye (reservation) karşı, başka bir sözleşmeci devletin (Devlet B) bu çekinceye itiraz etmesi ancak antlaşmanın kendisi ile Devlet A arasında yürürlüğe girmesine açıkça karşı çıkmaması durumunda, iki devlet arasındaki hukuki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?

Show answer & explanation

Answer: Çekincenin ilgili olduğu hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde bu iki devlet arasında uygulanmaz.

Answer

Çekincenin ilgili olduğu hükümlerin çekincenin kapsamı ölçüsünde iki devlet arasında uygulanmaması
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 21. maddesinin 3. fıkrasına göre, bir sözleşmeci devlet bir çekinceye itiraz eder ancak antlaşmanın kendisi ile çekince koyan devlet arasında yürürlüğe girmesine karşı çıkmazsa, çekincenin ilgili olduğu hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde bu iki devlet arasında uygulanmaz. Bu durum hukukta 'itirazın sınırlı etkisi' olarak bilinir ve çekinceye konu hükmün taraflar arasındaki ilişkiden düşürülmesi sonucunu doğurur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın hukuki niteliğini belirle
Devlet A bir çekince koymuş, Devlet B itiraz etmiş ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesine engel olmamıştır.
Çekince ve itirazın hukuki sonuçlarını belirlemek için Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ndeki ilgili maddeyi tespit etmek gerekir.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 21/3 hükmünü uygula
İlgili madde uyarınca, itiraz edilen çekinceye konu hükümler iki devlet arasında uygulanmaz.
Bu kural, çekince koyan devletin o hükümle bağlı olmama iradesi ile itiraz eden devletin o hükmün çekinceli halini kabul etmeme iradesi arasındaki dengeyi sağlar.

Key Concept

Çekinceye İtirazın Sınırlı Etkisi

Practice More

Çekincenin kabulü (acceptance) ile itirazı arasındaki farkları ve 'nesne ve amaç' kriterini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 311Question

Uluslararası hukukta devletler, bazen herhangi bir antlaşma metnine ihtiyaç duymaksızın tek taraflı irade beyanlarıyla da hukuki yükümlülük altına girebilirler. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yerleşik içtihatlarına göre, bir devletin bu tür bir tek taraflı işlemle (protesto, tanıma, feragat vb.) hukuken bağlanabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin varlığı zorunlu bir şart değildir?

Show answer & explanation

Answer: Söz konusu beyanın diğer ilgili devletler tarafından kabul edilmesi veya onaylanması

Answer

Tek taraflı işlemlerin hukuki sonuç doğurabilmesi için diğer devletlerin kabulü veya onayı gerekli değildir.
Uluslararası hukukta tek taraflı işlemler (tanıma, protesto, feragat, tebliğ ve söz verme), niteliği gereği tek bir süjenin irade beyanıyla gerçekleşir. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yerleşik içtihatlarına göre, bu işlemlerin hukuki bir yükümlülük (borç) doğurabilmesi için işlemin yetkili makamca yapılması, hukuki sonuç doğurma niyetinin (animus) olması, kamuya duyurulması ve içeriğin net olması yeterlidir. İşlemin geçerliliği veya bağlayıcılığı için muhatap olan diğer devletlerin rızası, kabulü veya onayına ihtiyaç duyulmaz.

Step-by-Step Solution

1
Tek taraflı işlemin tanımını analiz et.
Tek taraflı işlem, bir devletin tek yanlı iradesiyle hak veya borç yaratmasıdır.
Bu işlemlerin antlaşmalardan farkını anlamak için 'tek taraflılık' özelliğine odaklanılmalıdır.
2
Bağlayıcılık şartlarını UAD içtihatları (özellikle Nükleer Denemeler Davası) ışığında değerlendir.
UAD, niyet, yetki, açıklık ve kamuya duyurma şartlarını aramış ancak karşı tarafın rızasını aramamıştır.
Rıza şartı aranması durumunda işlem 'tek taraflı' olmaktan çıkar ve bir 'anlaşma' niteliği kazanır.

Key Concept

Devletlerin Tek Taraflı İşlemlerinin Bağımsızlığı

Hints

1
İşlemin adının 'tek taraflı' olmasının ne anlama geldiğini düşünün.

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın 'Nükleer Denemeler Davası' (Nuclear Tests Case) kararındaki niyet (animus obligandi) kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 312Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre, bir uluslararası antlaşmanın akdedilmesi sürecinde; yetkili temsilcilerin metin üzerinde mutabık kaldığını ve müzakerelerin sona erdiğini gösteren "imzalama" aşamasından sonra, devletin antlaşmayla kesin olarak bağlandığını uluslararası düzeyde teyit eden temel işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Onaylama (Ratifizasyon)

Answer

Uluslararası hukukta bir devletin antlaşmayla kesin olarak bağlanma rızasını ifade eden işlem onaylamadır (ratifizasyon).
Onaylama (ratifizasyon), devletin bir antlaşma ile bağlanma rızasını uluslararası düzeyde kesin olarak ortaya koyduğu işlemdir. 1969 Viyana Sözleşmesi uyarınca, imzalama işlemi çoğu zaman sadece metnin tespiti işlevini görürken, devletin asıl hukuki yükümlülük altına girmesi yetkili organlarca yapılan onaylama ile gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmaların akdedilme aşamalarını inceleyin.
Süreç; müzakere, metnin kabulü, imzalama (metnin tespiti) ve onaylama (bağlanma rızası) aşamalarından oluşur.
Hukuki sürecin hangi aşamasında kesin rızanın verildiğini anlamak gerekir.
2
İmza ve onaylama arasındaki farkı belirleyin.
İmza müzakereleri bitirip metni sabitlerken, onaylama devletin antlaşmaya taraf olma iradesini kesinleştirir.
Genellikle iç hukukta yasama organının onayından sonra gerçekleştirilen bu işlem, uluslararası düzeyde bağlayıcılığı doğurur.

Key Concept

Antlaşmaların Akdedilmesi ve Bağlanma Rızası (Viyana Sözleşmesi m. 11-14)

Practice More

Antlaşmaların yürürlüğe girmesi için gereken 'yeterli sayıda onay belgesinin depozitere sunulması' kuralını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 313Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 60. maddesi uyarınca, iki taraflı bir antlaşmanın taraflarından biri tarafından gerçekleştirilen bir "esaslı ihlal" (material breach), diğer taraf bakımından aşağıdakilerden hangisine yol açar?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yürürlüğünü tamamen veya kısmen sona erdirme veya askıya alma gerekçesi olarak ileri sürülebilir.

Answer

İki taraflı bir antlaşmanın esaslı ihlali durumunda mağdur taraf, bu ihlali antlaşmayı tamamen veya kısmen sona erdirme veya askıya alma gerekçesi olarak ileri sürebilir.
1969 Viyana Sözleşmesi'nin 60. maddesinin 1. fıkrasına göre, iki taraflı bir antlaşmanın taraflarından birinin yaptığı esaslı ihlal, diğer tarafa bu ihlali antlaşmayı tamamen veya kısmen sona erdirme ya da yürürlüğünü askıya alma gerekçesi olarak ileri sürme yetkisi tanır. Bu kural, antlaşmaların karşılıklı güven ve ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesine dayanmasının bir sonucudur; bir taraf yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer tarafın da bağlı kalması beklenemez.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi m. 60 hükümleri analiz edilmelidir.
İlgili madde 'Bir antlaşmanın ihlali sonucunda sona erdirilmesi veya yürürlüğünün askıya alınması' başlığını taşır.
Uluslararası hukukta antlaşmaların sona erme nedenlerinden biri olan 'ihlal' kavramının kapsamını belirlemek gerekir.
2
Esaslı ihlalin (material breach) tanımı ve sonuçları incelenmelidir.
Esaslı ihlal, antlaşmanın sözleşme tarafından izin verilmeyen bir şekilde reddedilmesi veya antlaşmanın nesnesinin ya da amacının gerçekleştirilmesi için elzem olan bir hükmün ihlalidir.
Her türlü teknik veya küçük ihlalin antlaşmayı sona erdirme hakkı vermediğini, sadece 'esaslı' olanların bu yetkiyi doğurduğunu anlamak önemlidir.
3
İki taraflı ve çok taraflı antlaşmalar arasındaki fark ayırt edilmelidir.
İki taraflı antlaşmalarda (bilateral) ihlal, doğrudan diğer tarafa sona erdirme veya askıya alma hakkı verirken; çok taraflı antlaşmalarda süreç daha karmaşıktır (tarafların oybirliği veya özel etkilenen devletin hakkı).
Soruda özellikle 'iki taraflı' antlaşma sorulduğu için m. 60/1 fıkrasındaki doğrudan yetki tespit edilmelidir.

Key Concept

Esaslı İhlal (Material Breach)

Practice More

Çok taraflı antlaşmalarda (multilateral) ihlalin sonuçlarını ve 'özel olarak etkilenen devlet' (specially affected state) kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 314Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 18. maddesine göre, bir antlaşmayı imza koymak suretiyle kabul etmiş ancak henüz onay (ratifikasyon) belgesini teati etmemiş veya yetkili makama tevdi etmemiş olan bir devletin, antlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar olan süreçteki temel hukuki yükümlülüğü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın nesnesini ve amacını boşa çıkaracak (sukuta uğratacak) eylemlerden kaçınmak

Answer

Devletin temel yükümlülüğü, antlaşmanın nesnesini ve amacını boşa çıkaracak eylemlerden kaçınmaktır.
Doğru yanıt olan seçenek, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 18. maddesindeki düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır. Bu maddeye göre, bir devlet bir antlaşmayı onaylama, kabul etme veya uygun bulma şartıyla imzalamışsa, antlaşmaya taraf olmama niyetini açıkça belirtmediği sürece, antlaşmanın nesnesini ve amacını ortadan kaldıracak işlemlerden kaçınmakla yükümlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma sürecindeki aşamayı belirle
Devlet antlaşmayı imzalamış (signature) ancak henüz onaylamamış (ratification) durumdadır.
İmza ile onay arasındaki hukuki statüyü belirlemek için bu ayrım kritiktir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 18'i uygula
Madde 18, devletin antlaşmayı 'onaylama niyetinden vazgeçtiğini açıkça bildirene kadar' nesne ve amacı koruma yükümlülüğünü hükme bağlar.
Uluslararası hukukta dürüstlük ve iyiniyet (pacta sunt servanda'nın öncülü) ilkesi gereği, bir metne imza atan devletin o metni işlevsiz kılacak eylemlerde bulunması yasaktır.

Key Concept

İyiniyet Yükümlülüğü (VCLT Madde 18)

Hints

1
İmza ve onay (ratifikasyon) arasındaki farkı ve imzanın yarattığı iyiniyet beklentisini düşünün.

Practice More

Antlaşmaların geçersizlik hallerinden (butlan) mutlak ve nisbi butlan ayrımına çalışmak bu konuyla doğrudan ilişkilidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 315Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 3030. maddesi uyarınca, aynı konuya ilişkin birbirini takip eden (ardışık) antlaşmaların uygulanmasıyla ilgili olarak; önceki antlaşmanın sona erdirilmediği veya uygulanmasının askıya alınmadığı bir durumda, her iki antlaşmaya da taraf olan devletler arasındaki hukuki ilişkide hükümlerin önceliğine dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Önceki antlaşma hükümleri, ancak sonraki antlaşma hükümleriyle bağdaşabildiği ölçüde uygulanır.

Answer

Önceki antlaşma hükümlerinin ancak sonraki antlaşma hükümleriyle bağdaşabildiği ölçüde uygulanacağını belirten ifade doğrudur.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 3030. maddesinin 33. fıkrasına göre, sonraki bir antlaşmanın tarafları aynı zamanda önceki bir antlaşmanın da tarafları olduğunda, önceki antlaşma sadece sonraki antlaşmanın hükümleriyle bağdaşabildiği ölçüde uygulanır. Bu durum uluslararası hukukta 'lex posterior' (sonraki kural) ilkesinin antlaşmalar hukukundaki temel yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
İlgili hukuki düzenlemenin tespit edilmesi
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 3030. maddesi (33. fıkra) temel alınır.
Aynı konudaki ardışık antlaşmaların uygulama sırası bu madde ile düzenlenmiştir.
2
Lex Posterior (Sonraki Kural) ilkesinin uygulanması
Sonraki antlaşma, önceki antlaşmayı sona erdirmediği sürece, her iki antlaşmaya taraf olanlar arasında öncelikle uygulanır.
Devletlerin en son tarihli iradesinin mevcut hukuki durumu yansıttığı varsayılır.
3
İstisnaların ve sınırlamaların kontrol edilmesi
BM Şartı madde 103103 uyarınca Şart'tan doğan yükümlülüklerin her zaman üstün olduğu ve önceki antlaşmanın sadece 'bağdaşabildiği ölçüde' uygulanacağı sonucuna varılır.
Hukuki belirlilik ve normlar arası uyumun sağlanması hedeflenir.

Key Concept

Ardışık Antlaşmaların Uygulanması (Lex Posterior Derogat Legi Priori)
Estimated Time:1m 15s
Question 316Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre, kural olarak bir devlet bir antlaşmanın hükümlerini yerine getirmemek için iç hukukunu gerekçe gösteremez. Ancak, devletin bir antlaşmayla bağlanma rızasının 'antlaşma yapma yetkisine ilişkin' bir iç hukuk hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle geçersizliğini ileri sürebilmesinin istisnai şartı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İhlalin nesnel olarak belirgin olması ve temel önemdeki bir iç hukuk kuralına ilişkin olması

Answer

İhlalin nesnel olarak belirgin (açık) olması ve temel önemdeki bir iç hukuk kuralına ilişkin olması
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 46. maddesine göre, bir devletin antlaşmayla bağlanma rızasının iç hukuktaki yetki kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılabilmesi için ihlalin 'temel önemdeki bir iç hukuk kuralına' ilişkin olması ve bu durumun 'nesnel olarak belirgin' olması zorunludur. Nesnel belirginlik, dürüst hareket eden herhangi bir devlet için bu durumun aşikâr olması anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) genel kuralını hatırla.
Madde 27 uyarınca bir devlet, bir antlaşmayı uygulamama gerekçesi olarak iç hukukunu ileri süremez (Pacta Sunt Servanda).
Uluslararası yükümlülüklerin iç hukuk düzenlemelerinden üstün tutulması ilkesi.
2
Madde 27'nin tek istisnası olan Madde 46'yı analiz et.
Devletin rızasının iç hukuktaki yetki kurallarına aykırı olarak açıklanması durumunda geçersizlik iddia edilebilir.
İstisnai durumlarda devletin iradesindeki sakatlığın korunması gerekliliği.
3
İstisnanın uygulanabilmesi için gereken kümülatif şartları belirle.
Şartlar: 1. İhlal 'temel önemde' bir iç hukuk kuralına (genelde anayasal) ilişkin olmalı, 2. İhlal 'nesnel olarak belirgin' (açık/manifest) olmalı.
Uluslararası ilişkilerde dürüstlük ve istikrarın korunması için ihlalin diğer devletler tarafından da fark edilebilir olması gerekir.

Key Concept

İç Hukuk Hükümlerine Aykırılık ve Antlaşmaların Geçersizliği (Madde 46)

Practice More

Antlaşmaların geçersizlik hallerinden 'mutlak butlan' (hata, hile, jus cogens) ve 'nisbi butlan' (yetki aşımı, temsilcinin ayartılması) arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 317Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-c maddesinde 'medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri' olarak tanımlanan kaynak, uluslararası hukukun dinamik yapısı içinde 'boşluk doldurucu' (gap-filling) bir işleve sahiptir. Bu kaynağın tespiti ve uyuşmazlıklara tatbiki, uluslararası yargıcın yetki sınırları ve devletlerin egemenlik hakları ile doğrudan ilişkilidir. Hukukun genel ilkelerinin uluslararası hukuk sistemindeki niteliği ve uygulanabilirliği göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kaynağa ilişkin doğru bir tespittir?

Show answer & explanation

Answer: Ulusal hukuk sistemlerinde ortak kabul gören bu ilkelerin uluslararası bir uyuşmazlığa uygulanabilmesi için devletlerin her bir uyuşmazlık özelinde rıza göstermesi gerekmez; bu kurallar, antlaşmalar ve teamüllerle birlikte uluslararası hukukun asli kaynaklarını oluşturur.

Answer

Hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olup, uygulanması için tarafların her uyuşmazlık bazında özel bir rıza beyanına ihtiyaç duymazlar.
Doğru olan ifadede belirtildiği üzere, hukukun genel ilkeleri uluslararası hukukun asli (primary) kaynaklarından biridir. Bu kuralların yargısal süreçte uygulanabilmesi için, uyuşmazlığın taraflarının 'bu ilke bize uygulansın' şeklinde özel bir rıza beyanında bulunması gerekmez; zira bu ilkeler hukuk düzeninin kendisinde mündemiç kabul edilir. Bu yönüyle, uygulanması için tarafların özel yetkilendirmesini şart koşan 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) ilkesinden kesin bir biçimde ayrılır.

Step-by-Step Solution

1
Kaynağın Statüdeki yerini belirle.
UAD Statüsü Madde 38/1-c uyarınca hukukun genel ilkeleri 'asli kaynak' olarak sayılmıştır.
Yardımcı kaynaklar (yargı kararları ve doktrin) ile arasındaki hiyerarşik farkı netleştirmek gerekir.
2
Rıza mekanizmasını analiz et.
Bu ilkeler, devletlerin genel hukuk bilincinden süzüldüğü için uyuşmazlık bazlı 'özel rıza' (consent) gerektirmez.
Hakkaniyet ve nisfet kuralından (ex aequo et bono) ayrılan en temel fark budur.
3
Ulusal hukuk ile uluslararası hukuk arasındaki köprüyü kur.
İlkeler ulusal hukuktan (özel hukuk dahil) aktarılırken uluslararası sistemin karakteristiklerine uygunluk süzgecinden geçer.
Hukukun genel ilkelerinin 'transposition' (aktarım) özelliğini anlamak, kaynağın mahiyetini kavramak için elzemdir.

Key Concept

Asli Kaynak - Özel Rıza Gerektirmeme - Boşluk Doldurma
Estimated Time:3m 0s
Question 318Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi, uluslararası hukuk düzeninin temelini oluşturan ve kendisinden hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen emredici kuralları (jusjus cogenscogens) düzenlemektedir.

Buna göre, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan bir emredici hukuk kuralıyla çatışması durumunda ortaya çıkacak hukuki sonuçla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma bütünüyle geçersiz (voidvoid) kabul edilir ve hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (separabilityseparability) izin verilmez.

Answer

Antlaşma bütünüyle geçersiz kabul edilir ve hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin verilmez.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, bir antlaşma yapıldığı sırada mevcut olan emredici bir kurala (jusjus cogenscogens) aykırıysa başlangıcından itibaren geçersizdir (voidvoid). Sözleşme'nin 44. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, bu durumda antlaşmanın hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (bölünebilirliğe) izin verilmez, dolayısıyla antlaşmanın tamamı geçersiz sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens kavramının hukuki niteliğini belirle.
Emredici kurallar, uluslararası toplumun bir bütün olarak kabul ettiği ve aksine hiçbir hükmün kabul edilemeyeceği üst hukuk normlarıdır.
Antlaşmaların geçerliliği, bu üst normlara uygunluk şartına bağlıdır.
2
Viyana Sözleşmesi'nin 53. maddesini analiz et.
Bir antlaşma yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırıysa, bu antlaşma batıl (voidvoid) yani başlangıcından itibaren geçersiz sayılır.
Sözleşme, kamu düzenine aykırı nitelikteki bu antlaşmaları hukuken yok hükmünde sayar.
3
Bölünebilirlik (separabilityseparability) kuralını (Sözleşme md. 44) uygula.
Mutlak geçersizlik hallerinden biri olan jus cogens ihlalinde, antlaşmanın sadece bir kısmının geçersiz sayılması mümkün değildir; antlaşma bir bütün olarak çöker.
Viyana Sözleşmesi, mutlak geçersizliğe yol açan ağır ihlallerde (zorlama ve jus cogens) antlaşmanın kısmi kurtarılmasına izin vermemektedir.

Key Concept

Jus Cogens ve Antlaşmaların Mutlak Geçersizliği
Estimated Time:1m 30s
Question 319Question

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri, bir devletin başka bir süjenin rızasına veya katılımına ihtiyaç duymaksızın, tek taraflı irade beyanıyla hukuki sonuç doğurmasını ifade eder. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) özellikle 1974 tarihli Nükleer Denemeler Davası'ndaki (Nuclear Tests Case) kararıyla netleşen ilkelere göre, bir devletin tek taraflı bir beyanının uluslararası hukukta bağlayıcı bir yükümlülük yaratabilmesi için aranan en temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Beyanda bulunan devletin bu işlemle hukuken bağlanma niyetine (animus obligandi) sahip olması

Answer

Beyanda bulunan devletin bu işlemle hukuken bağlanma niyetine (animus obligandi) sahip olması ve beyanın kamuya açık yapılması
Uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı irade beyanının bağlayıcı bir yükümlülük yaratabilmesi için beyanda bulunan devletin bu işlemle hukuken bağlanma niyetine (animus obligandi) sahip olması esastır. Bu ilke, 1974 tarihli Nükleer Denemeler Davası'nda UAD tarafından açıkça ortaya konulmuştur. Divan'a göre, eğer devlet bu beyanıyla gelecekte belirli bir şekilde davranmayı vaat ediyor ve bu beyanıyla bağlanmayı amaçlıyorsa, başka bir süjenin rızasına veya karşı edime gerek olmaksızın bu beyan bağlayıcıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tek taraflı işlemlerin (unilateral acts) uluslararası hukuktaki tanımını değerlendir.
Bu işlemlerin, başka bir süjenin kabulüne bağlı olmaksızın hukuki sonuç doğurabileceği saptandı.
Sorunun temel kavramsal çerçevesini oluşturmak için gereklidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Nükleer Denemeler Davası'ndaki (1974) içtihadını analiz et.
Divan, Fransa'nın nükleer denemeleri durduracağına dair beyanlarını bağlayıcı kabul etmiştir.
Bağlayıcılık için gerekli olan hukuki ölçütü belirlemek için tarihsel emsaldir.
3
Bağlayıcılığın temel şartını ('niyet' unsuru) belirle.
Bağlayıcılık için beyanı yapan devletin bu işlemle 'bağlanma niyeti' (animus obligandi) taşıması gerektiği sonucuna varıldı.
Doğru seçeneği diğer kavramlardan ayıran en temel farktır.

Key Concept

Devletlerin Tek Taraflı İşlemlerinde Animus Obligandi (Bağlanma Niyeti)
Estimated Time:1m 30s
Question 320Question

Birleşmiş Milletler (BM) sisteminde, örgüt organları tarafından alınan kararların (resolution) uluslararası hukukun kaynakları arasındaki yeri ve hukuki bağlayıcılığı doktrinde geniş yer tutmaktadır. Buna göre, BM Genel Kurulu'nun normatif nitelikteki kararları ile Güvenlik Konseyi'nin BM Şartı'nın 7. Bölümü kapsamında aldığı kararların karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kararları tüm üyeler için hukuken bağlayıcıyken; Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir ancak uluslararası teâmül hukukunun oluşumuna kanıt teşkil edebilir.

Answer

Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kararları bağlayıcı bir güç taşırken, Genel Kurul kararlarının normatif değeri daha çok tavsiye niteliğinde olup uluslararası teâmül hukukuna (yapılageliş) kanıt oluşturabilme potansiyeline sahiptir.
Uluslararası hukukta BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm (barışın tehdidi, bozulması ve saldırı fiili) kapsamında aldığı kararlar, BM Şartı'nın 25. maddesi uyarınca tüm üye devletler için hukuken bağlayıcıdır. Buna karşın BM Genel Kurulu'nun aldığı kararlar kural olarak tavsiye (recommendation) niteliğindedir ve 'yumuşak hukuk' (soft law) olarak adlandırılır. Ancak bu kararlar, eğer devletlerin genel kabulünü yansıtıyorsa, uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluştuğuna dair güçlü bir kanıt ('opinio juris') teşkil edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Kararların kaynağını belirle
Türev (İkincil) Kaynak
Uluslararası örgüt kararları yetkilerini kurucu antlaşmadan (BM Şartı) aldıkları için türev kaynaktır.
2
BM organlarının yetkilerini karşılaştır
Güvenlik Konseyi (Bağlayıcı) vs. Genel Kurul (Tavsiye)
BM Şartı 25. madde Güvenlik Konseyi kararlarını bağlayıcı kılarken, Genel Kurul'un devletlere yönelik kararları genel kural olarak tavsiye niteliğindedir.
3
Normatif etkiyi analiz et
Yumuşak Hukuk (Soft Law) ve Teâmül Kanıtı
Genel Kurul kararları, devletlerin ortak iradesini yansıttığında teâmül kuralının psikolojik unsuru olan 'opinio juris'i (hukuk olduğu inancı) kanıtlamak için kullanılır.

Key Concept

Uluslararası Örgüt Kararlarının Hukuki Niteliği

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 'Nükleer Silahların Kullanımının Hukukiliği' hakkındaki danışma görüşünde, BM Genel Kurul kararlarının teâmül hukuku oluşumundaki rolüne nasıl değindiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 16 / 22Next
Uluslararası Hukukun Kaynakları Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 16 | Examkin