Göğüs Hastalıkları

453 questions

Question 121Question →

6262 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son birkaç yıldır giderek artan nefes darlığı ve öksürük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapının arttığı, ekspiryumun uzadığı ve yaygın ronküsler olduğu saptanıyor. Hastanın yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
FEV1/FVCFEV_1/FVC%62\%62
FEV1FEV_1 (Beklenen %)%55\%55
Bronkodilatör yanıtıNegatif

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı

Answer

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanısı; ileri yaşta sigara öyküsü olan, kronik dispnesi bulunan ve SFT'de FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %70\%70'in altında saptanan, bronkodilatör sonrası obstrüksiyonu düzelmeyen hastalar için en olası tanıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik semptomlarını değerlendirmek.
4040 paket-yıl sigara öyküsü ve kronik ilerleyici dispne saptandı.
KOAH için en önemli risk faktörü sigara, temel semptom ise efor dispnesidir.
2
SFT'deki FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını yorumlamak.
Oranın %70\%70'in altında (%62\%62) olduğu görüldü.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %70\%70'in altında olması obstrüktif hava yolu hastalığını kanıtlar.
3
Reversibilite testini kontrol etmek.
Bronkodilatör sonrası anlamlı bir düzelme izlenmedi (Negatif).
Kalıcı (fixed) hava yolu obstrüksiyonu, KOAH'ı astımdan ayıran temel özelliktir.

Key Concept

KOAH tanısı, risk faktörü olan bir hastada SFT ile saptanan ve tam düzelmeyen (FEV1/FVC<0.70FEV_1/FVC < 0.70) hava yolu obstrüksiyonu ile konur.
Question 122Question →

26 yaşında kadın hasta, nefes darlığı ve hırıltılı solunum atakları şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden, şikayetlerinin stresli durumlarda ve yoğun parfüm kokusuyla arttığı, son bir yıldır yüksek doz inhaler steroid ve uzun etkili beta-agonist tedavisi almasına rağmen düzelme olmadığı öğreniliyor. Atak dışı fizik muayenesinde akciğer sesleri doğal izleniyor ancak atak sırasında boyun ön yüzünde stridor duyuluyor. Bu hastada ön tanıyı desteklemek için istenen solunum fonksiyon testinde (akım-hacim halkası) aşağıdaki bulgulardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: İnspiratuar kolda düzleşme (basıklaşma) ve FEF50/FIF50 oranının > 1 olması

Answer

İnspiratuar kolda düzleşme (basıklaşma) ve FEF50/FIF50 oranının > 1 olması
Vaka, tipik bir Vokal Kord Disfonksiyonu (VKD) tablosudur. VKD, 'değişken ekstratorasik obstrüksiyon' yaratır. İntratorasik basınçtan etkilenmeyen boyun bölgesindeki hava yolları (vokal kordlar), inspirasyon sırasındaki negatif intraluminal basınç nedeniyle kapanma eğilimi gösterir. Bu durum akım-hacim halkasında inspiratuar kolda (alt eğri) düzleşmeye (amputasyon) neden olur. Ekspirasyon genellikle korunur. Bu nedenle FEF50 (ekspiratuar akım) normal kalırken FIF50 (inspiratuar akım) düşer ve FEF50/FIF50 oranı 1'in üzerine çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hasta, astım tedavisine yanıtsızlık, stresle tetiklenme ve boyunda stridor öyküsü 'Vokal Kord Disfonksiyonu'nu (VKD) düşündürmektedir.
Tanıyı doğru yönlendirmek için semptomların ayırıcı tanısını yapmak gerekir.
2
Patofizyolojiyi belirle
VKD, 'Değişken Ekstratorasik Obstrüksiyon' kategorisine girer. Vokal kordlar inspirasyon sırasında paradoksal olarak kapanır.
Obstrüksiyonun yeri ve tipi, akım-hacim halkasındaki şekil değişikliğini belirler.
3
SFT bulgusunu eşleştir
Ekstratorasik hava yolları atmosfer basıncına maruz kalır. İnspirasyonda hava yolu içi basınç negatife düştüğünde obstrüksiyon belirginleşir, bu da inspiratuar akım kolunda düzleşmeye (kesilmeye) neden olur.
Doğru seçeneği bulmak için mekanik etkinin grafiğe yansımasını bilmek gerekir.

Key Concept

Değişken Ekstratorasik Obstrüksiyon (Vokal Kord Disfonksiyonu) SFT Bulguları

Hints

1
Hastanın 'astım tedavisine yanıtsız' olması ve 'stridor' duyulması, sorunun akciğer içinde değil, daha yukarıda (üst hava yollarında) olduğunu düşündürmelidir.
2
Üst hava yolu obstrüksiyonları (göğüs kafesi dışı), fizyolojik olarak en çok 'nefes alma' (inspirasyon) fazını etkiler.
Estimated Time:1m 30s
Question 123Question →

6060 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan ve son bir yıldır giderek artan efor dispnesi ile başvuran erkek hastanın yapılan fizik muayenesinde ekspiryum süresinin uzadığı saptanmıştır. Solunum fonksiyon testinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %58\%58 olarak ölçülen bu hastadaki temel fizyopatolojik patern aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Obstrüktif patern

Answer

Hava yolu obstrüksiyonunu gösteren obstrüktif patern
Obstrüktif patern, hava yollarındaki daralma nedeniyle ekspiratuar akım hızlarının azalmasıyla karakterizedir. Solunum fonksiyon testlerinde bu durumun en temel ve erken göstergesi FEV1/FVCFEV_1/FVC (Tiffeneau indeksi) oranının %70\%70’in altına düşmesidir. Hastadaki sigara öyküsü, dispne ve fizik muayenedeki ekspiryum uzaması bulguları bu obstrüktif paternle tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve SFT bulgularını değerlendir
Sigara öyküsü, efor dispnesi, ekspiryum uzaması ve FEV1/FVC<%70FEV_1/FVC < \%70 saptandı.
Obstrüktif akciğer hastalıklarının (KOAH, Astım vb.) tanısında ilk adım SFT parametrelerini kontrol etmektir.
2
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını sınır değerle karşılaştır
%58<%70\%58 < \%70 olduğu görüldü.
GOLD ve GINA rehberlerine göre post-bronkodilatör FEV1/FVC<0.70FEV_1/FVC < 0.70 olması obstrüksiyonun kesin kanıtıdır.
3
Uygun fizyopatolojik paterni belirle
Obstrüktif patern tanısı konuldu.
Düşük FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı, hava yollarında daralma veya erken kapanma nedeniyle akım hızının azaldığını gösterir.

Key Concept

Solunum fonksiyon testlerinde obstrüktif ve restriktif patern ayrımı

Practice More

Bu hastaya reversibilite testi yaparak obstrüksiyonun astım lehine geri dönüşümlü olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 124Question →

4848 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan nefes darlığı ve özellikle sırt üstü yattığında belirginleşen solunum güçlüğü şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde akciğer sesleri doğal olup, supin pozisyonda inspiryum sırasında karın duvarının içeri çekildiği (abdominal paradoks) gözleniyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFT); FVCFVC %52\%52, FEV1FEV_1 %55\%55, FEV1/FVCFEV_1/FVC %89\%89 ve DLCODLCO (karbonmonoksit difüzyon kapasitesi) %98\%98 (beklenen değerin yüzdesi) olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki solunum paternini ve olası etiyolojiyi en iyi açıklayan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ekstrapulmoner restriktif patern - Diyafram paralizisi

Answer

Ekstrapulmoner restriktif patern - Diyafram paralizisi
Hastada saptanan düşük akciğer hacimleri (FVCFVC) ve korunmuş FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı restriktif bir solunum paternini tanımlar. Bu tabloda difüzyon kapasitesinin (DLCODLCO) normal olması, alveolar-kapiller membranın sağlam olduğunu, dolayısıyla restriksiyonun akciğer dışı bir nedene bağlı olduğunu gösterir. Fizik muayenede saptanan abdominal paradoks ve supin pozisyonda artan dispne (ortopne), diyafram paralizisi veya ciddi zayıflığı için karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
Oran %89\%89 (normalin üst sınırı/artmış).
%70\%70'in üzerindeki değerler obstrüksiyonu dışlar ve restriktif bir patern olasılığını güçlendirir.
2
DLCODLCO (difüzyon kapasitesi) değerini analiz et.
DLCODLCO %98\%98 (Normal).
Restriktif patern varlığında normal difüzyon kapasitesi, patolojinin akciğer parankiminde değil, göğüs duvarı veya solunum kasları gibi akciğer dışı yapılarda olduğunu gösterir.
3
Fizik muayene bulgusu (abdominal paradoks) ile birleştir.
Diyafram disfonksiyonu tanısı kesinleşir.
Supin pozisyonda inspiryumda karnın içeri çökmesi diyaframın aktif olarak kasılamadığını ve negatif torasik basınçla pasif olarak yukarı çekildiğini kanıtlar.

Key Concept

Restriktif solunum paterninde parankimal ve ekstrapulmoner ayrımı DLCODLCO ve klinik bulgularla yapılır.

Practice More

Nöromusküler hastalıklarda solunum kas gücünü değerlendirmek için kullanılan MIPMIP (Maksimal İnspiratuar Basınç) ve MEPMEP (Maksimal Ekspiratuar Basınç) parametrelerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 125Question →

6262 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Emekli kütüphaneci olan hastanın özgeçmişinde 55 yıl önce saptanan atriyal fibrilasyon nedeniyle amiodaron kullanımı mevcuttur. Sigara öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde ince (velcro) ralleri saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) bilateral, yamalı tarzda buzlu cam (ground-glass) dansiteleri ve yer yer interlobüler septal kalınlaşmalar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İlaç ilişkili interstisyel akciğer hastalığı (Amiodaron toksisitesi)

Answer

İlaç ilişkili interstisyel akciğer hastalığı (Amiodaron toksisitesi)
Doğru yanıt olan ilaç ilişkili interstisyel akciğer hastalığı, hastanın amiodaron kullanım öyküsü ve HRCT'de saptanan bilateral buzlu cam dansiteleri ile doğrudan uyumludur. Amiodaron kullanan hastaların %55-1010'unda çeşitli akciğer toksisiteleri gelişebilir ve en sık görülen form kronik interstisyel pnömonittir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik prezentasyonu değerlendir
33 aydır devam eden progresif dispne ve kuru öksürük interstisyel bir süreci işaret eder.
Semptomların süresi ve niteliği ayırıcı tanıda interstisyel akciğer hastalıklarını (İAH) ön plana çıkarır.
2
İlaç öyküsünü sorgula
Hastanın atriyal fibrilasyon nedeniyle amiodaron kullandığı saptanmıştır.
Amiodaron, en sık interstisyel pnömoni olmak üzere çeşitli akciğer toksisitelerine yol açabilen bir ilaçtır.
3
HRCT bulgularını yorumla
HRCT'de görülen buzlu cam dansiteleri ve septal kalınlaşma, fibrozisten ziyade aktif bir inflamatuar süreci/pnömoniti destekler.
Amiodaron toksisitesinde buzlu cam dansiteleri ve iyot içeriği nedeniyle yüksek dansiteli konsolidasyonlar tipiktir.
4
Ayırıcı tanıları dışla
Sigara içmeyen bir hastada kronik seyir ve ilaç öyküsü, enfeksiyonu ve primer fibrotik süreçleri (IPF) ekarte ettirir.
Amiodaron kullanımı ve uyumlu radyolojik bulgular varlığında ilaç toksisitesi en olası tanıdır.

Key Concept

İlaca bağlı interstisyel akciğer hastalıklarında (özellikle Amiodaron) klinik ve radyolojik korelasyon.

Hints

1
Hastanın özgeçmişinde yer alan kardiyak ilaç kullanımına dikkat edin.

Practice More

Amiodaron toksisitesinde tanıyı kesinleştirmek için ilacın kesilmesi sonrası klinik düzelmenin gözlenmesi önemli bir kriterdir.
Estimated Time:1m 30s
Question 126Question →

64 yaşında erkek hasta, 40 paket-yıl40 \text{ paket-yıl} sigara öyküsü mevcuttur. Rutin kontrolünde saptanan 2.6 cm2.6 \text{ cm}'lik sağ üst lob periferik yerleşimli kitlesi için yapılan tetkiklerinde PET-BT'de kitlede patolojik tutulum izlenirken mediastinal lenf nodlarında tutulum saptanmamıştır (N0N0). Tarama amaçlı yapılan kranial MR'da sağ frontal lobda 1.2 cm1.2 \text{ cm}'lik, tekil, metastaz ile uyumlu lezyon saptanmıştır. Diğer sistem taramaları normal olan bu hasta için en uygun TNM (8. edisyon) evresi ve tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre IVA; Beyindeki metastatik lezyona yönelik lokal tedavi (cerrahi veya stereotaktik radyocerrahi) sonrası akciğerdeki kitleye yönelik cerrahi rezeksiyon ve mediastinal lenf nodu diseksiyonu

Answer

Evre IVA; Beyindeki metastatik lezyona yönelik lokal tedavi (cerrahi veya stereotaktik radyocerrahi) sonrası akciğerdeki kitleye yönelik cerrahi rezeksiyon ve mediastinal lenf nodu diseksiyonu
Akciğer kanserinde TNM 8. edisyon güncel evrelemesine göre; tek bir organda saptanan tekil ekstratorasik metastaz M1b olarak tanımlanır ve bu durum Evre IVA kategorisine girer. Eğer primer kitle rezektabl ise (bu vakada T1c) ve lenf nodu tutulumu yoksa (N0), hem beyindeki lezyona (cerrahi veya SRS) hem de akciğerdeki primer kitleye yönelik küratif amaçlı cerrahi rezeksiyon standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
TNM bileşenlerini belirle
Kitle 2.6 cm2.6 \text{ cm} (T1c), lenf nodu tutulumu yok (N0), tekil beyin metastazı (M1b)
Evreleme için tüm bileşenlerin netleştirilmesi gerekir.
2
TNM 8. edisyona göre evreyi belirle
T1cN0M1b birleşimi Evre IVA olarak adlandırılır
M1b (tekil ekstratorasik metastaz) 8. edisyonda Evre IVA kapsamına alınmıştır.
3
Oligometastatik hastalık için tedavi algoritmasını uygula
Uygun performansa sahip, tekil metastazlı ve primer odağı kontrol edilebilir hastalarda her iki odağa yönelik lokal küratif tedavi planlanır
Bu yaklaşım sağkalımı palyatif tedavilere göre belirgin şekilde artırır.

Key Concept

TNM 8. Edisyonda M1b Tanımı ve Oligometastatik Hastalık Yönetimi

Practice More

TNM 8. edisyondaki T kategorisi değişikliklerini (özellikle 1 cm'lik artışlarla değişen T1a-c, T2a-b) tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 127Question →

66 yaşında kadın hasta; aniden başlayan nefes darlığı, sağ tarafta nefes almakla artan batıcı ağrı ve balgamda kan görme (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde aktif meme kanseri tanısı ile kemoterapi aldığı ve 22 yıl önce derin ven trombozu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde; nabız 96/dk96/dk, solunum sayısı 22/dk22/dk, tansiyon 120/75120/75 mmHgmmHg ve SpO2SpO_2 %\% 9494 saptanıyor. Yapılan değerlendirmede Wells skoru 3.53.5 puan (orta olasılık / muhtemel değil) olarak hesaplanan hastanın laboratuvar incelemesinde D-dimer düzeyi 620620 μg/L\mu g/L (referans: <500<500 μg/L\mu g/L) bulunuyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pulmoner emboli dışlanmış kabul edilerek ek tetkike gidilmemelidir.

Answer

Pulmoner emboli dışlanmış kabul edilerek ek tetkike gidilmemelidir.
66 yaşındaki hastada Wells skoru 3.5 olarak hesaplanmıştır (orta olasılık/PE muhtemel değil). Bu durumda tanısal algoritma D-dimer testi ile devam eder. 50 yaş üzerindeki hastalarda D-dimer eşik değeri 'yaş × 10' formülü ile hesaplanır. Hastanın eşik değeri 660 μg/L\mu g/L olup, ölçülen 620 μg/L\mu g/L değeri bu sınırın altındadır. Dolayısıyla pulmoner emboli güvenle dışlanır ve ek tetkike gerek kalmaz.

Step-by-Step Solution

1
Wells skorunu doğrula.
Malignite (+1) + Geçirilmiş DVT (+1.5) + Hemoptizi (+1) = 3.5 puan.
Klinik olasılık düşük/orta (muhtemel değil) ise bir sonraki adım D-dimer testidir.
2
Yaşa göre düzeltilmiş D-dimer eşik değerini hesapla.
66 yaş × 10 = 660 μg/L\mu g/L.
50 yaş üzerindeki hastalarda yanlış pozitifliği azaltmak için yaşa göre düzeltilmiş eşik değer (yaş × 10) kullanılır.
3
Laboratuvar sonucunu eşik değerle karşılaştır.
620 < 660 olduğundan sonuç negatiftir.
Eşik değerin altındaki D-dimer sonuçları, düşük/orta klinik olasılıklı hastalarda pulmoner emboliyi dışlar.

Key Concept

Pulmoner emboli tanı algoritmasında Wells skoru ve yaşa göre düzeltilmiş D-dimer kullanımı.

Practice More

Hastanın klinik olasılığı yüksek (Wells > 4) olsaydı, D-dimer değerine bakılmaksızın ilk tercih edilecek yöntemi tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 128Question →

3535 yaşında erkek hasta; 11 aydır devam eden ateş, gece terlemesi, öksürük ve 66 kgkg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde HIV pozitifliği (CD4+CD4+ lenfosit sayısı: 45/mm345/mm^3) olan hastanın akciğer grafisinde bilateral yaygın retikülonodüler infiltrasyonlar saptanıyor. Balgam incelemesinde ARB (asidorezistan basil) pozitifliği saptanan hastaya HRZEHRZE (izoniazidizoniazid, rifampisinrifampisin, pirazinamidpirazinamid ve etambutoletambutol) rejimi başlanıyor. Tedavinin 2. haftasında antiretroviral tedavi (ARTART) ekleniyor. ARTART başlandıktan 1010 gün sonra hastada ateş yüksekliği, boyun lenf nodlarında belirgin büyüme ve akciğer grafisinde infiltrasyonlarda radyolojik kötüleşme gözleniyor. Tekrarlanan balgam incelemesinde ARB halen pozitif saptanırken, yapılan ilaç duyarlılık testinde herhangi bir direnç saptanmıyor. Bu hastadaki klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmmün Rekonstrüksiyon İnflamatuar Sendromu (İRİS)

Answer

İmmün Rekonstrüksiyon İnflamatuar Sendromu (İRİS)
İmmün Rekonstrüksiyon İnflamatuar Sendromu (İRİS), özellikle CD4 sayısı düşük (<50/mm3<50/mm^3) olan HIV hastalarında tüberküloz tedavisi sırasında antiretroviral tedaviye (ARTART) başlandığında ortaya çıkar. Bağışıklık sisteminin düzelmesiyle birlikte, tüberküloz antijenlerine karşı şiddetli bir inflamatuar yanıt gelişir. Bu durum, mikrobiyolojik iyileşme olsa bile (veya direnç olmasa bile) lenfadenopatilerin büyümesi, ateşin yükselmesi ve akciğer grafilerinde lezyonların artması gibi paradoksal bir kötüleşme ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın başlangıç klinik durumunu analiz et.
HIV pozitif, çok düşük CD4 (45/mm345/mm^3) ve aktif akciğer tüberkülozu olan immünsüpresif bir tablo mevcut.
Başlangıç bağışıklık düzeyinin bilinmesi, tedavi sonrası gelişen reaksiyonun riskini belirler.
2
Tedavi sürecini ve zamanlamayı değerlendir.
Tüberküloz tedavisine başlanmış, 2 hafta sonra ART eklenmiş ve ART sonrası 10. günde klinik kötüleşme görülmüştür.
İRİS genellikle ART başlandıktan sonraki ilk haftalarda ortaya çıkar.
3
Kötüleşmenin karakterini incele ve direnç durumunu kontrol et.
Direnç testi negatif; buna rağmen lenfadenopati ve radyolojik bulgularda alevlenme (paradoksal yanıt) var.
Mikrobiyolojik direnç olmamasına rağmen klinik kötüleşme görülmesi, patojenin kendisine değil vücudun verdiği inflamatuar yanıta işaret eder.
4
Tanıyı netleştir.
Tablo İmmün Rekonstrüksiyon İnflamatuar Sendromu (İRİS) ile uyumludur.
Bağışıklık sisteminin güçlenmesiyle mevcut antijenlere karşı aşırı inflamatuar tepki verilmesi durumudur.

Key Concept

HIV pozitif tüberküloz hastalarında ART başlanması sonrası CD4 artışı ve bağışıklık toparlanmasıyla tetiklenen paradoksal klinik kötüleşme (İRİS).
Estimated Time:2m 30s
Question 129Question →

7878 yaşında kadın hasta; son 2424 saattir ani başlayan nefes darlığı, sağ tarafta batıcı yan ağrısı ve balgamda kan görme (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde 33 hafta önce kalça protezi operasyonu geçirdiği ve 55 yıl önce derin ven trombozu tanısı aldığı öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde nabız 104104/dakika, kan basıncı 135/85135/85 mmHg, solunum sayısı 2424/dakika ve sağ bacakta tek taraflı belirgin ödem saptanıyor. Plazma D-dimer düzeyi (ELISAELISA) 720720 ng/mL olarak ölçülüyor.

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Wells skoru 'olası' (likely) kategorisinde olduğu için D-dimer sonucu eşik değerin altında olsa dahi BT anjiyografi yapılmalıdır.

Answer

Hastanın klinik olasılık skoru yüksek olduğu için D-dimer sonucuna bakılmaksızın BT anjiyografi ile ileri inceleme yapılmalıdır.
Hastanın Wells skoru hesaplandığında (Klinik DVT bulgusu: 33, Nabız >100> 100: 1.51.5, Yakın zamanda cerrahi: 1.51.5, Önceki venöz tromboemboli öyküsü: 1.51.5) toplamda 7.57.5 puana ulaşılır. Wells skorunun >4> 4 (veya üçlü sınıflamada >6> 6) olması, hastayı 'yüksek olasılık' veya 'pulmoner emboli olası' kategorisine sokar. Bu kategorideki hastalarda D-dimer düzeyi ne olursa olsun (yaşa göre düzeltilmiş eşiğin altında olsa dahi) BT pulmoner anjiyografi ile ileri inceleme yapılması tanısal algoritmanın temel kuralıdır.

Step-by-Step Solution

1
Wells skorunu hesapla
Puanlar: Klinik DVT bulguları (+3), Alternatif tanı az olası (+3), Nabız > 100 (+1.5), Cerrahi (+1.5), Önceki DVT/PE (+1.5) = 10.5 (veya DVT bulgusu, cerrahi ve nabız ile en az 7.5)
Tanısal algoritmanın hangi kolundan ilerleneceğine karar vermek için klinik olasılık belirlenmelidir.
2
Klinik olasılık kategorisini belirle
Wells > 4 (Olası/Likely) veya Wells > 6 (Yüksek Risk)
Yüksek riskli grupta D-dimer'in negatif prediktif değeri tanı dışlatmak için yeterli değildir.
3
Uygun tanısal testi seç
Doğrudan BT Pulmoner Anjiyografi
Algoritmaya göre 'Likely' grubunda D-dimer sonucu ne olursa olsun görüntüleme zorunludur.

Key Concept

Pulmoner Emboli Tanı Algoritması ve D-dimer Kullanım Sınırları
Question 130Question →

68 yaşında erkek hasta, son bir yıldır giderek artan efor dispnesi ve son iki aydır ortaya çıkan ortopne şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede akciğer bazallerinde ince raller ve oskültasyonda S3 duyuluyor. Transtorasik ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %60 olarak ölçülüyor, ancak sol atriyum hacminde artış izleniyor. Hastaya yapılan sağ kalp kateterizasyonu (RHC) sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
Ortalama Pulmoner Arter Basıncı (mPAP)48 mmHg
Pulmoner Arter Kama Basıncı (PAWP)24 mmHg
Pulmoner Vasküler Direnç (PVR)2.2 Wood Ünitesi

Buna göre, bu hastadaki pulmoner hipertansiyonun klinik sınıflandırması ve en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Grup 2 - Sol Kalp Hastalığına Bağlı Pulmoner Hipertansiyon

Answer

Grup 2 - Sol Kalp Hastalığına Bağlı Pulmoner Hipertansiyon
Hastanın sağ kalp kateterizasyon verileri incelendiğinde, ortalama Pulmoner Arter Basıncı (mPAP) 48 mmHg (>20 mmHg) olması Pulmoner Hipertansiyon (PH) tanısını koydurur. Ayırıcı tanı için en kritik parametre Pulmoner Arter Kama Basıncıdır (PAWP). Bu hastada PAWP 24 mmHg (>15 mmHg) ölçülmüştür, bu da patolojinin sol kalp kaynaklı olduğunu (Post-kapiller PH) gösterir. Ayrıca Pulmoner Vasküler Direnç (PVR) 2.2 Wood Ünitesi (<3 WU) olduğu için bu durum 'İzole Post-kapiller PH' olarak adlandırılır. Bu hemodinamik profil ve hastadaki ortopne, S3, sol atriyal genişleme bulguları, WHO Grup 2 (Sol Kalp Hastalığına Bağlı PH) tanısı ile uyumludur. Bu hastada EF %60 olmasına rağmen (korunmuş EF), diyastolik disfonksiyon (HFpEF) mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve hemodinamik verilerini analiz et.
Ortopne, S3 ve akciğerde raller sol kalp yetersizliğini düşündürür. Hemodinamik veriler: mPAP > 20 mmHg (PH var), PAWP > 15 mmHg (Post-kapiller).
Pulmoner hipertansiyonun varlığını ve hemodinamik tipini (pre-kapiller vs post-kapiller) belirlemek için gereklidir.
2
PAWP ve PVR değerlerine göre PH tipini belirle.
PAWP = 24 mmHg (>15 mmHg) olduğu için post-kapiller PH'dir. PVR = 2.2 WU (<3 WU) olduğu için 'İzole Post-kapiller PH' olarak sınıflandırılır.
PAWP > 15 mmHg olması sorunun sol kalpten kaynaklandığını (post-kapiller) gösterir. PVR'nin düşük olması pulmoner vasküler yatakta ek bir remodeling olmadığını gösterir.
3
Sınıflandırma grupları ile eşleştir.
Post-kapiller PH, WHO Klinik Sınıflandırması'nda Grup 2 (Sol Kalp Hastalığına Bağlı PH) grubuna girer.
Grup 1, 3, 4 ve 5 genellikle pre-kapiller (PAWP ≤ 15 mmHg) özellik gösterir.

Key Concept

Pulmoner Hipertansiyonun Hemodinamik Sınıflandırması (Pre-kapiller vs Post-kapiller ayrımı)

Hints

1
Hastanın 'geceleri düz yatamama' (ortopne) şikayeti ve fizik muayenedeki S3, sorunun hangi sistemden kaynaklandığına dair güçlü bir ipucudur.
2
Pulmoner hipertansiyonun 'Pre-kapiller' (akciğer damarları kaynaklı) mi yoksa 'Post-kapiller' (sol kalp kaynaklı) mi olduğunu anlamak için PAWP (Kama Basıncı) değerine bakın. Sınır değer 15 mmHg'dir.
3
PAWP 24 mmHg (>15 mmHg) olduğu için sorun sol kalptedir. Bu durum, WHO Grup 2 sınıflandırmasına işaret eder.

Practice More

İzole post-kapiller PH (Ipc-PH) ile Kombine pre- ve post-kapiller PH (Cpc-PH) arasındaki PVR sınır değerini (genellikle >3 WU) sorgulayan bir soru çalışılabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 131Question →

Öksürük ve nefes darlığı yakınmalarıyla başvuran 5858 yaşındaki erkek hastada çekilen toraks tomografisinde sağ akciğer santral yerleşimli 4 cm4 \text{ cm} kitle ve ipsilateral hiler lenfadenopati saptanmıştır. Yapılan bronkoskopik biyopsi sonucu "Küçük hücreli akciğer karsinomu" olarak raporlanan bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin varlığı hastalığın "Yaygın Evre" (Extensive stage) olarak sınıflandırılmasına neden olur?

Show answer & explanation

Answer: Malign plevral efüzyon varlığı

Answer

Malign plevral efüzyon varlığı
Küçük hücreli akciğer kanserinde (KHAK), hastalığın yaygın evre (extensive stage) kabul edilmesi için tümörün tek bir radyoterapi alanına sığmayacak şekilde yayılmış olması gerekir. Malign plevral efüzyon, karşı taraf hiler veya supraklaviküler lenf nodu tutulumu ve uzak organ metastazları yaygın evre kriterleridir. Malign plevral efüzyon, plevral boşluğa tümör yayılımını gösterdiği için hastalık tek bir hemitoraksla sınırlı olsa bile sistemik bir durum olarak kabul edilir ve yaygın evre olarak sınıflandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Histolojik tanıyı ve evreleme sistemini belirle
Tanı Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK); evreleme için VALSG (Veterans Administration Lung Study Group) sınıflaması kullanılır.
KHAK'da tedavi yaklaşımı Sınırlı ve Yaygın evre ayrımına dayanır.
2
Sınırlı evre kriterlerini değerlendir
Hastalık tek bir hemitoraksta ve buna komşu lenf nodlarında (ipsilateral hiler, mediastinal, supraklaviküler) sınırlıysa ve tek bir radyoterapi alanına giriyorsa sınırlıdır.
Sınırlı evrede küratif amaçlı kemoradyoterapi hedeflenir.
3
Yaygın evre kriterlerini kontrol et
Karşı taraf lenf nodları (N3), uzak organ metastazları (M1) veya malign plevral/perikardiyal efüzyon varlığı yaygın evredir.
Yaygın evrede ana tedavi modalitesi sistemik kemoterapidir.

Key Concept

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri Evrelemesi
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question →

Sistemik skleroz tanısıyla takip edilen 42 yaşındaki kadın hasta, son 3 aydır artan efor dispnesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede oskültasyonda akciğer sesleri doğal, raller veya ronküs duyulmuyor. Çekilen akciğer grafisi normal sınırlarda değerlendiriliyor. Hastanın solunum fonksiyon testi ve difüzyon kapasitesi ölçümleri aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen (% Beklenen)
FVC%92
FEV1%90
FEV1/FVC%80 (Mutlak Değer)
TLC%88
DLCO%45
VA (Alveolar Hacim)%86

Hemoglobin düzeyi 13 g/dL (Normal) olarak saptanan bu hastada, mevcut bulguları en iyi açıklayan patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon

Answer

Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon
Sorudaki hasta, Sistemik Skleroz zemininde gelişen bir akciğer komplikasyonunu işaret etmektedir. Sistemik sklerozun akciğerdeki iki ana tutulumu İnterstisyel Akciğer Hastalığı (İAH) ve Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH)'dur. Tabloda FVC, FEV1 ve en önemlisi Total Akciğer Kapasitesi (TLC) normal sınırlardadır; bu bulgu restriktif bir akciğer hastalığı olan İAH'yi (örneğin NSIP) büyük ölçüde dışlar. Ayrıca fizik muayenede İAH için tipik olan 'velcro' rallerinin duyulmaması da bunu destekler. Buna karşın DLCO ciddi derecede düşüktür (%45). Normal parankim hacimlerine rağmen DLCO'nun izole ve belirgin düşüklüğü, pulmoner kapiller yatakta bir patolojiyi, yani Pulmoner Vasküler Hastalığı gösterir. Sistemik skleroz hastalarında bu tablo Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH) ile uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Spirometri ve akciğer hacimlerini değerlendir.
FVC (%92), FEV1 (%90) ve FEV1/FVC oranı normaldir. Ayrıca TLC (%88) normaldir. Bu durum obstrüksiyon veya restriksiyon olmadığını gösterir.
Mekanik akciğer fonksiyonlarının (hava yolları ve parankim hacmi) korunup korunmadığını belirlemek için.
2
Difüzyon kapasitesini (DLCO) değerlendir.
DLCO %45 ile ciddi derecede azalmıştır. Hemoglobin normal olduğu için anemiye bağlı bir düşüş dışlanır.
Gaz değişim ünitesinin fonksiyonunu analiz etmek için.
3
Klinik bağlamla birlikte patern analizi yap.
Normal mekanik fonksiyonlara (Spirometri/TLC normal) eşlik eden izole DLCO düşüklüğü, gaz değişim yüzeyinin bozulduğunu ancak havalanmanın normal olduğunu gösterir. Sistemik skleroz hastalarında bu patern tipik olarak pulmoner vasküler tutulumu (Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon) işaret eder.
İnterstisyel akciğer hastalığı olsaydı restriksiyon (Düşük TLC) ve raller beklenirdi. Bu nedenle tanı vasküler patolojidir.

Key Concept

İzole DLCO düşüklüğünün (normal spirometri ve akciğer hacimleri varlığında) ayırıcı tanısı.

Hints

1
Önce akciğer hacimlerine (TLC) bakarak 'kısıtlayıcı' (restriktif) bir hastalık olup olmadığını kontrol edin.
2
Akciğer mekaniği (hacimler ve hava akımı) tamamen normalken, gaz transferi (DLCO) bozulmuşsa, sorun hava yollarında veya parankimde değil, damarlarda olabilir.
3
Sistemik sklerozda akciğer sertleşmesi (fibrozis) olsaydı TLC düşük olurdu. Hacimler normalken tek sorun gaz geçişindeyse tanı damarsal (hipertansiyon) olmalıdır.
Estimated Time:2m 0s
Question 133Question →

Plevral efüzyon saptanan bir hastada, efüzyonun bulunduğu hemitoraks alanında yapılan fizik muayenede aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Vibrasyon torasik (taktil fremitus) azalması

Answer

Plevral efüzyon varlığında göğüs duvarı ile akciğer dokusu arasında sıvı birikmesi titreşimlerin iletimini engellediği için vibrasyon torasik (taktil fremitus) azalır.
Plevral boşlukta toplanan sıvı, akciğer parankiminden yayılan ses dalgalarının ve titreşimlerin göğüs duvarına ulaşmasını engeller. Bu durum, fizik muayenede vibrasyon torasik (taktil fremitus) ve solunum seslerinin şiddetinde azalmaya yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Efüzyonun mekanik etkisini değerlendirin.
Sıvı birikimi akciğeri göğüs duvarından uzaklaştırır.
Sıvı tabakası bir yalıtkan görevi görerek akciğerden gelen ses ve titreşimlerin iletimini zayıflatır.
2
Vibrasyon torasik bulgusunu diğer hastalıklarla karşılaştırın.
Konsolidasyonda (pnömoni) artar, efüzyon ve pnömotoraksta azalır.
Hava veya sıvı varlığı titreşim iletimini azaltırken, katılaşmış doku (konsolidasyon) iletimi artırır.
3
Perküsyon ve oskültasyon bulgularını birleştirin.
Matite + Azalmış solunum sesleri + Azalmış vibrasyon torasik.
Bu üçlü plevral efüzyonun klasik fizik muayene triadıdır.

Key Concept

Plevral efüzyon fizik muayene bulguları

Hints

1
Akciğer ile göğüs kafesi arasına giren bir sıvı tabakası, ses titreşimlerinin iletimini nasıl etkiler?
2
Efüzyonun muayenesinde perküsyon notası 'mat' iken, titreşimlerin (fremitus) azalması beklenir.

Practice More

Plevral efüzyon ile pnömotoraks arasındaki perküsyon farklarını çalışarak ayırıcı tanıyı pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 134Question →

4848 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden öksürük, 6 kg6 \text{ kg} kilo kaybı ve gece terlemesi şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyon saptanıyor. Balgam incelemesinde aside dirençli basiller (ARB) pozitif bulunuyor. Hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlanıyor. Tedavinin 33. haftasında hastada sağ ayak başparmağında ani başlayan, kızarık ve çok ağrılı bir şişlik gelişiyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum ürik asit düzeyi 10.5 mg/dL10.5 \text{ mg/dL} olarak ölçülüyor. Bu hastadaki yeni klinik tablo için en olası açıklama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pirazinamid kullanımına bağlı gut artriti gelişmesi

Answer

Pirazinamid kullanımına bağlı gut artriti gelişmesi en olası açıklamadır.
Doğru seçenek olan pirazinamid kullanımı, vücutta ürik asit atılımını baskılayarak hiperürisemiye zemin hazırlar. Klinik tabloda tarif edilen ani başlangıçlı, şiddetli ağrılı ve kızarık ayak başparmağı eklemi şişliği (podagra), yüksek serum ürik asit düzeyi ile birleştiğinde tipik bir gut artriti atağını işaret eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik belirtilerin değerlendirilmesi
Öksürük, kilo kaybı, gece terlemesi ve akciğer grafisinde kavitasyon varlığı, aktif tüberküloz düşündürür.
Anamnez ve radyolojik bulgular tüberküloz için tipiktir.
2
Tanısal bulgunun yorumlanması
Balgamda ARB pozitifliği tanıyı kesinleştirir.
Aside dirençli basil görülmesi Mycobacterium tuberculosis enfeksiyonunu kanıtlar.
3
Tedavi yan etkisinin analizi
Tedavi sonrası gelişen akut monoartrit (podagra) ve 10.5 mg/dL10.5 \text{ mg/dL} ürik asit değeri, antitüberküloz ilaçlardan birinin yan etkisini gösterir.
Birinci basamak antitüberküloz ilaçlardan pirazinamid hiperürisemiye yol açan en önemli ajandır.

Key Concept

Pirazinamid, renal tübüler ürik asit klirensini bozarak hiperürisemiye ve gut artritine yol açabilir.

Practice More

Tüberküloz tedavisi alan hastalarda görme bulanıklığı geliştiğinde etambutol toksisitesini sorgulamayı unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Question 135Question →

55 yaşında kadın hasta, ani başlayan nefes darlığı ve batıcı tipte yan ağrısı (plevritik göğüs ağrısı) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde özellik saptanmıyor.

Fizik muayenede;
Arteriyel Kan Basıncı: 125/80 mmHg
Nabız: 112/dk
Solunum sayısı: 24/dk
SpO2: %92 (oda havasında) olarak ölçülüyor.

Çekilen Toraks BT Anjiyografide sağ ve sol ana pulmoner arterlerde dolum defektleri (emboli) izleniyor. Transtorasik ekokardiyografide sağ ventrikül genişlemiş ve hipokinetik görünümde olup, plazma Troponin I düzeyi yüksek saptanıyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) başlanması

Answer

Düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) başlanması
Hasta hemodinamik olarak stabildir (TA 125/80 mmHg), ancak ekokardiyografide sağ ventrikül yüklenmesi ve biyokimyasal olarak troponin yüksekliği mevcuttur. Bu tablo 'Orta-Yüksek Riskli' (Intermediate-High Risk) Pulmoner Emboliyi tanımlar. Güncel kılavuzlara göre bu gruptaki hastalarda rutin sistemik trombolitik tedavi önerilmez (kanama riski/fayda dengesi nedeniyle). İlk seçenek tedavi parenteral antikoagülasyondur (Düşük molekül ağırlıklı heparin veya UFH). Trombolitik tedavi, sadece bu hastaların takibinde hemodinamik bozulma (hipotansiyon/şok) gelişirse 'kurtarıcı tedavi' olarak uygulanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk grubunu belirle.
Orta-Yüksek Risk (Intermediate-High Risk).
Hasta hemodinamik olarak stabil (TA > 90 mmHg) ancak sağ ventrikül yüklenme bulguları (Eko) ve miyokard hasar belirteçleri (Troponin) pozitif.
2
Kılavuzlara göre tedavi endikasyonunu değerlendir.
Antikoagülasyon tedavisi.
Orta-yüksek risk grubunda rutin sistemik trombolitik tedavi önerilmez; kanama riski nedeniyle sadece hemodinamik bozulma (şok) gelişirse 'kurtarıcı' (rescue) tedavi olarak saklanır. Primer tedavi antikoagülasyondur.

Key Concept

Pulmoner Embolide Risk Sınıflaması ve Tedavi

Hints

1
Hastanın tansiyon değerine (125/80 mmHg) dikkat edin; hasta şok tablosunda değildir.
2
Sağ ventrikül yüklenmesi ve troponin yüksekliği riskin 'düşük' olmadığını, ancak tansiyonun normal olması riskin 'çok yüksek (masif)' olmadığını gösterir.

Practice More

Yüksek riskli (Masif) pulmoner emboli tanı ve tedavi algoritmasını gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 136Question →

Aşağıdaki tabloda 2828 yaşında bir erkek hastanın plevral sıvı analizi sonuçları verilmiştir:

ParametrePlevral SıvıSerum
Protein (g/dLg/dL)4,24,26,86,8
LDH (U/LU/L)380380450450 (N<250N < 250)
Glikoz (mg/dLmg/dL)75759595
Hücre Sayımı1200/mm31200/mm^3 (%9090 lenfosit)-
ADA (U/LU/L)6262-

Hastanın 33 haftadır devam eden subfebril ateş, gece terlemesi ve halsizlik şikayetleri olduğu bilindiğine göre, en olası tanı hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tüberküloz plörizisi

Answer

Klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı tüberküloz plörizisidir.
Verilen laboratuvar değerlerine göre plevral sıvı/serum protein oranı >0,5>0,5 ve plevral sıvı LDH değeri normal serum üst sınırının 2/32/3'ünden (yaklaşık 166166 U/L) büyük olduğu için sıvı eksüdadır. Eksüda karakterindeki sıvıda lenfosit hakimiyeti ve ADA değerinin 4040 U/L'nin üzerinde olması (bu hastada 6262 U/L), subakut klinik semptomlarla birlikte tüberküloz plörizisini en olası tanı yapar.

Step-by-Step Solution

1
Plevral sıvının karakterini Light kriterlerine göre değerlendir.
Sıvı/serum protein oranı 0,610,61 (>0,5>0,5) ve sıvı LDH değeri serum üst sınırının 2/32/3'ünden büyüktür. Bu bulgular sıvının eksüda olduğunu kanıtlar.
Plevral sıvı ayırıcı tanısında ilk adım eksüda-transüda ayrımıdır.
2
Sıvının hücresel ve biyokimyasal içeriğini analiz et.
%9090 lenfosit hakimiyeti ve 6262 U/L seviyesindeki ADA yüksekliği saptandı.
Eksüda karakterindeki sıvıda lenfosit hakimiyeti ve >40>40 U/L ADA düzeyi tüberküloz plörizisi için yüksek duyarlılığa sahiptir.
3
Klinik tablo ile laboratuvar verilerini birleştir.
Genç yaş, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi subakut bulgular lenfositik eksüda ile birleştiğinde tanı tüberkülozdur.
Klinik bağlam, laboratuvar verilerinin özgüllüğünü artırır.

Key Concept

Lenfositik eksüda karakterindeki plevral sıvıda ADA yüksekliği (>40>40 U/L) tüberküloz plörizisi için oldukça karakteristiktir.

Practice More

Plevral sıvı ADA düzeyi yüksek saptanan bir hastada kesin tanı için plevra biyopsisi ve histopatolojik inceleme (kazeifiye granülomlar) gerekebileceğini unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Question 137Question →

Çocukluğundan beri astım tanısı ile takip edilen 34 yaşındaki erkek hasta, son 6 aydır düzenli inhaler tedavisine rağmen kontrol altına alınamayan nefes darlığı, halsizlik ve aralıklı ateş şikayetleri ile başvuruyor. Hasta anamnezinde öksürükle birlikte kahverengi, partiküllü ve tıkaç şeklinde balgam çıkardığını ifade etmektedir. Fizik muayenede üst zonlarda solunum sesleri azalmış olup, yaygın ekspiratuar ronküsler mevcuttur. Toraks BT incelemesinde üst loblarda belirgin santral bronşiektaziler ve bronş lümenini dolduran mukus tıkaçlarına bağlı 'eldiven parmağı' manzarası izlenmektedir. Laboratuvar incelemesinde total IgE düzeyi 1800 IU/mL1800 \text{ IU/mL} ve periferik kanda eozinofil sayısı 950 hu¨cre/μL950 \text{ hücre}/\mu\text{L} olarak saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA)

Answer

Doğru cevap Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) seçeneğidir.
Bu vaka, Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) için ders kitabı niteliğinde bir sunumdur. ABPA, genellikle astım veya kistik fibrozisli hastalarda *Aspergillus fumigatus*'a karşı gelişen kompleks bir hipersensitivite reaksiyonudur. Tanı için Rosenberg-Patterson kriterleri kullanılır. Majör kriterler arasında: (1) Astım veya Kistik Fibrozis varlığı, (2) *Aspergillus* deri testi pozitifliği, (3) Total IgE > 1000 IU/mL1000 \text{ IU/mL}, (4) Periferik eozinofili (>500>500), (5) Santral bronşiektazi, (6) Serumda presipitin antikorları yer alır. 'Kahverengi mukus tıkaçları' ve BT'deki 'eldiven parmağı' görünümü, mukus impaksiyonunu gösteren patognomonik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Uzun süreli astım, kontrolsüz semptomlar, kahverengi balgam (mukus tıkaçları), ateş ve halsizlik.
Bu semptomlar standart bir astım alevlenmesinden ziyade komplike bir tabloyu veya üstüne eklenen bir patolojiyi işaret eder.
2
Radyolojik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Toraks BT: Santral bronşiektazi ve 'eldiven parmağı' görünümü. Lab: Total IgE > 1000 IU/mL ve Eozinofili > 500 hücre/µL.
Santral bronşiektazi ve yüksek IgE, ABPA'nın majör tanı kriterlerindendir.
3
Ayırıcı tanıları dışla
EGPA sistemik bulgularla, Kronik Eozinofilik Pnömoni periferik infiltrasyonla seyreder. İnvaziv aspergillozis immünsupresyon gerektirir.
Sadece ABPA; astım, santral bronşiektazi ve hipersensitivite (yüksek IgE) üçlüsünü tam olarak açıklar.

Key Concept

Astımlı bir hastada dirençli semptomlar, kahverengi balgam, yüksek IgE ve santral bronşiektazi varlığında Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) düşünülmelidir.

Hints

1
Hastanın astım öyküsü ve 'kahverengi balgam' çıkarması, basit bir enfeksiyondan ziyade alerjik/fungal bir süreci düşündürmelidir.
2
Radyolojideki 'eldiven parmağı' görünümü, mukusla dolu genişlemiş bronşları ifade eder ve 'Santral Bronşiektazi' ile ilişkilidir.
3
Total IgE düzeyinin 1000 IU/mL1000 \text{ IU/mL} üzerinde olması ve yüksek eozinofili, Aspergillus'a karşı aşırı duyarlılık reaksiyonunu (ABPA) işaret eder.

Practice More

ABPA'nın evrelemesi (Akut, Remisyon, Alevlenme, Kortikosteroid Bağımlı Astım, Fibrotik) ve tedavi yaklaşımı (sistemik steroidler + itrakonazol) çalışılmalıdır.

Alternative Method

Tanıyı doğrulamak için *Aspergillus fumigatus*'a özgü deri prik testi veya serumda spesifik IgE/IgG antikorlarına bakılabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 138Question →

3232 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden kuru öksürük ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Öğretmen olarak çalışan ve hiç sigara kullanmamış olan hastanın fizik muayenesinde solunum sesleri doğal saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %84\%84 (restriktifrestriktif patern) olarak ölçülüyor. Çekilen yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografisinde (HRCT) bilateral hiler lenfadenopati ile bronkovasküler yapılar ve plevral yüzeyler boyunca dizilim gösteren küçük nodüller izleniyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sarkoidoz

Answer

Sarkoidoz
Doğru seçenek olan sarkoidoz, özellikle genç-orta yaşlı kadınlarda, sigara içmeyen bireylerde hiler lenfadenopati ve peribronkovasküler dağılım gösteren nodüler patern ile karakterize sistemik granülomatöz bir hastalıktır. HRCT'de nodüllerin bronkovasküler demetler boyunca dizilmesi sarkoidoz için oldukça tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik ve klinik verilerini analiz et.
3232 yaş, kadın, hiç sigara içmemiş, 33 aydır süren kuru öksürük ve dispne.
Genç kadın hastalarda interstisyel akciğer hastalıkları arasında sarkoidoz ilk sırada düşünülmelidir.
2
Görüntüleme bulgularını (HRCT) değerlendir.
Bilateral hiler lenfadenopati ve peribronkovasküler dağılım gösteren nodüller.
Sarkoidozda granülomlar lenfatik yollar boyunca (bronkovasküler demet, plevra, septalar) dizilme eğilimindedir.
3
Solunum fonksiyon testi (SFT) verisiyle birleştir.
Restriktif patern (FEV1/FVCFEV_1/FVC korunmuş veya artmış).
İnterstisyel akciğer hastalıklarının genelinde akciğer volümlerinde azalma ile giden restriktif tipte solunum bozukluğu görülür.

Key Concept

Sarkoidozda HRCT bulguları ve klinik sunum
Estimated Time:55s
Question 139Question →

2424 yaşında daha önce sağlıklı olan bir erkek hasta; ani başlayan yüksek ateş, üşüme, titreme ve pas rengi balgam çıkarma şikâyetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer alt bölgede oskültasyonda raller duyuluyor ve perküsyonda matite saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober konsolidasyon izleniyor. Bu klinik tabloya en sık neden olan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Streptococcus pneumoniae

Answer

Toplumda gelişen lober pnömonilerin ve pas rengi balgamla karakterize tablonun en sık etkeni Streptococcus pneumoniae'dir.
Hastanın klinik tablosu (ani başlangıçlı ateş, titreme, pas rengi balgam) ve radyolojik bulgusu (lober konsolidasyon) tipik bakteriyel pnömoni ile uyumludur. Streptococcus pneumoniae, hem toplumda gelişen pnömonilerin genel olarak en sık etkenidir hem de bu klasik prezentasyonun en yaygın nedenidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Ani başlayan ateş, titreme ve pas rengi balgam tipik (lober) pnömoniyi işaret eder.
Tipik pnömoni semptomları lober konsolidasyon yapan bakteriyel etkenleri akla getirmelidir.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Akciğer grafisindeki lober konsolidasyon bulgusu Streptococcus pneumoniae enfeksiyonu için karakteristiktir.
Atipik etkenler genellikle interstisyel patern yaparken, pnömokoklar alveol içi eksüda nedeniyle konsolidasyon oluşturur.
3
Etiyolojik eşleştirmeyi yap
Bu klasik klinik tablonun en yaygın nedeni Streptococcus pneumoniae olarak belirlenir.
Pnömokoklar toplumda gelişen pnömonilerin dünya genelinde en sık rastlanan etkenidir.

Key Concept

Toplumda gelişen pnömonilerde (TGP) en sık etken Streptococcus pneumoniae'dir ve klasik lober pnömoni tablosuna neden olur.
Estimated Time:45s
Question 140Question →

3232 yaşında erkek hasta, 44 gündür devam eden yüksek ateş, öksürük ve ilerleyici nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Viral pnömoni ön tanısıyla yatırılan hastanın takibinin 22. gününde solunum sıkıntısı artıyor ve siyanoz gelişiyor. Fizik muayenesinde bilateral orta-alt zonlarda yaygın raller duyuluyor. Akciğer grafisinde kardiyotorasik oran normal sınırlarda olup bilateral yaygın alveolar infiltratlar saptanıyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %65\%65 bulunuyor ve pulmoner arter uç basıncı (PAWPPAWP) 1414 mmHgmmHg olarak ölçülüyor. %70\%70 (FiO2:0.70FiO_2: 0.70) oksijen ve 1010 cmH2OcmH_2O PEEPPEEP desteği altında mekanik ventilatörde izlenen hastanın arter kan gazında PaO2:63PaO_2: 63 mmHgmmHg saptanıyor. Bu hasta için Berlin kriterlerine göre en olası sınıflama ve bir sonraki uygun yönetim basamağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ağır (severe) ARDS; tedaviye erken dönemde prone pozisyonu eklenmelidir.

Answer

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 9090 olan hasta 'Ağır ARDS' olarak sınıflandırılır ve bu hastalarda prone pozisyonu endikedir.
Hastanın klinik tablosu (akut başlangıç, bilateral infiltratlar, kalp yetmezliğinin dışlanması) ARDS ile tam uyumludur. PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 9090 (63/0.763/0.7) olarak hesaplandığı için tablo Berlin kriterlerine göre 'Ağır ARDS'dir. Bu düzeydeki ağır hipoksemide (P/F<150P/F < 150), standart akciğer koruyucu ventilasyona ek olarak prone pozisyonu uygulaması prognozu iyileştiren temel yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Oksijenasyon indeksini (PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2) hesapla.
63/0.70=9063 / 0.70 = 90 mmHgmmHg.
ARDS şiddetini Berlin kriterlerine göre belirlemek için en önemli parametre P/F oranıdır.
2
Kardiyojenik nedenleri dışla.
PAWP=14PAWP = 14 mmHgmmHg (normal <18< 18) ve EF=%65EF = \%65 (normal).
ARDS tanısı için bilateral infiltratların hidrostatik akciğer ödemiyle tamamen açıklanamaması gerekir.
3
Berlin kriterlerine göre sınıflandır.
P/F<100P/F < 100 olduğu için 'Ağır (Severe) ARDS'.
Hafif: 200-300, Orta: 100-200, Ağır: < 100 (en az 5 cmH2O PEEP altında).
4
Uygun tedavi basamağını belirle.
Prone pozisyonu düşünülmelidir.
P/F oranı 150'nin altında olan ağır ARDS hastalarında prone pozisyonunun mortaliteyi azalttığı kanıtlanmıştır.

Key Concept

Berlin ARDS Tanı Kriterleri ve Şiddet Sınıflandırması

Practice More

ARDS hastalarında akciğer koruyucu ventilasyonun (low tidal volume) hedefleri olan plato basıncı ve driving pressure sınırlarını tekrar edin.
Estimated Time:2m 30s
PreviousPage 7 / 23Next
Göğüs Hastalıkları Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin