Nefroloji

568 questions

Question 121Question

Osteomiyelit tanısıyla 14 gündür parenteral piperasilin-tazobaktam tedavisi alan 68 yaşındaki diyabetik erkek hastada, enfeksiyon parametrelerinin (CRP, sedimentasyon) gerilemesine rağmen serum kreatinin düzeyi 1.0 mg/dL'den 2.6 mg/dL'ye yükselmiştir. Fizik muayenede cilt döküntüsü veya artralji saptanmamıştır. Tam kan sayımında %9 eozinofili mevcuttur. İdrar mikroskopisinde bol lökosit ve lökosit silendirleri izlenmiş olup, idrar kültürü negatiftir.

Bu hastada akut böbrek yetmezliğine neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut interstisyel nefrit

Answer

Hastalardaki klinik ve laboratuvar bulguları en çok Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) ile uyumludur.
Bu hastadaki tablo ilaç indüklü Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) için karakteristiktir. Piperasilin-tazobaktam gibi penisilin türevleri AİN'in sık nedenlerindendir. Tipik prezentasyon ilaca maruziyetten 1-2 hafta sonra gelişen kreatinin artışıdır. İdrar tetkikinde 'steril piyüri' (lökosit var, bakteri yok) ve 'lökosit silendirleri' görülmesi tübüler hasarı ve interstisyel inflamasyonu gösterir. Periferik kanda eozinofili varlığı tanıyı destekleyen güçlü bir bulgudur. AİN'in klasik triadı (ateş, döküntü, eozinofili) vakaların az bir kısmında tam olarak görülür; bu nedenle döküntü yokluğu tanıyı ekarte ettirmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryoyu analiz et
Hasta 2 haftadır beta-laktam antibiyotik (piperasilin-tazobaktam) kullanıyor ve akut böbrek hasarı gelişiyor.
Zamanlama (ilaca başladıktan 10-14 gün sonra) immünolojik reaksiyon için tipik süredir.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
İdrar sedimentinde lökosit silendirleri ve steril piyüri var; kanda eozinofili mevcut.
Bu bulgular (özellikle steril piyüri ve eozinofili) tübulointerstisyel inflamasyonu güçlü şekilde işaret eder.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Enfeksiyonun gerilemesi piyelonefriti; eritrosit silendirlerinin yokluğu glomerulonefriti; çamur silendirlerinin yokluğu akut tübüler nekrozu dışlar.
Klasik triat (ateş, döküntü, eozinofili) hastaların sadece %10-15'inde tam olarak görülür; döküntü olmaması tanıyı dışlatmaz.

Key Concept

İlaç kaynaklı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısında steril piyüri, lökosit silendirleri ve periferik eozinofili en önemli ipuçlarıdır; klasik triat her zaman görülmeyebilir.

Practice More

NSAİİ kaynaklı Akut İnterstisyel Nefrit ile beta-laktam kaynaklı AİN arasındaki klinik farkları (örneğin nefrotik düzeyde proteinüri) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 122Question

45 yaşında kadın hasta, üç gündür devam eden şiddetli sulu ishal ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde turgor-tonusunda azalma ve mukozalarda kuruluk saptanıyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Sodyum (Na+Na^+)140140 mEq/LmEq/L
Klor (ClCl^-)116116 mEq/LmEq/L
Potasyum (K+K^+)3,23,2 mEq/LmEq/L
pHpH7,287,28
pCO2pCO_23030 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-1414 mEq/LmEq/L

Bu hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Normal anyon açıklıklı metabolik asidoz

Answer

Normal anyon açıklıklı metabolik asidoz
Hastanın kan gazında pHpH ve bikarbonatın düşük olması metabolik asidoz tanısını koydurur. Serum sodyum değerinden klor ve bikarbonat toplamı çıkarıldığında elde edilen anyon açığı (1010 mEq/LmEq/L) normal sınırlardadır. Klinik öyküdeki şiddetli ishal, bikarbonatın bağırsak yoluyla kaybına bağlı olarak gelişen 'normal anyon açıklıklı metabolik asidoz' tablosuyla tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
pHpH değerini değerlendir
pH:7,28pH: 7,28 (<7,35< 7,35)
Hastada asidemi olduğunu belirlemek için ilk adımdır.
2
Primer bozukluğu belirlemek için HCO3HCO_3^- ve pCO2pCO_2 değerlerine bak
HCO3:14HCO_3^-: 14 mEq/LmEq/L (düşük), pCO2:30pCO_2: 30 mmHgmmHg (düşük)
pHpH ile aynı yönde değişen düşük HCO3HCO_3^-, primer bozukluğun metabolik asidoz olduğunu gösterir.
3
Anyon açıklığını (AGAG) hesapla: AG=Na+(Cl+HCO3)AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-)
140(116+14)=10140 - (116 + 14) = 10 mEq/LmEq/L
Metabolik asidozun tipini (yüksek veya normal anyon açıklıklı) ayırt etmek için gereklidir. Normal aralık 8128-12 mEq/LmEq/L'dir.

Key Concept

İshal gibi gastrointestinal sistemden bikarbonat kaybı olan durumlarda normal anyon açıklıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz gelişir.

Practice More

Renal tübüler asidoz (RTA) tiplerini ve ishal ile ayırıcı tanısında idrar anyon açığının kullanımını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 123Question

5252 yaşındaki kadın hastaya, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 22 ay önce canlı vericiden böbrek nakli yapılmıştır. Takibinde üçlü immünosüpresif protokol (kalsinörin inhibitörü, antimetabolit ve steroid) uygulanan hastanın poliklinik kontrolünde, ellerinde yeni başlayan ince bir tremor olduğu gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 215215 mg/dL, kan basıncı ise 155/95155/95 mmHg saptanıyor. Greft fonksiyonları (Kreatinin:1.0Kreatinin: 1.0 mg/dL) stabil seyreden bu hastada, mevcut tabloya neden olması en muhtemel ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Takrolimus

Answer

Mevcut klinik tablodaki tremor ve hiperglisemi bulguları, kalsinörin inhibitörleri arasında özellikle takrolimus kullanımıyla güçlü bir ilişki göstermektedir.
Takrolimus, böbrek nakli sonrası en sık kullanılan kalsinörin inhibitörüdür. En önemli yan etkileri arasında nefrotoksisite, nörotoksisite (özellikle ince tremor ve baş ağrısı), yeni gelişen post-transplant diyabet (NODAT), hipertansiyon ve alopesi yer alır. Soruda sunulan hastadaki tremor ve belirgin hiperglisemi, takrolimusun siklosporine göre daha baskın olan karakteristik özellikleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların kümelenmesini analiz et.
Hastada nörotoksisite (tremor), metabolik bozukluk (hiperglisemi) ve vasküler etkilenme (hipertansiyon) saptandı.
Bu üçlü yan etki profili, böbrek nakli sonrası kullanılan kalsinörin inhibitörlerinin (CNI) tipik sistemik toksisitesini işaret eder.
2
Kalsinörin inhibitörleri arasındaki farkları değerlendir.
Takrolimusun diyabetojenik etkisi (NODAT) ve nörotoksik potansiyeli siklosporinden fazladır.
Siklosporin daha çok diş eti hiperplazisi ve hirsutizm ile karakterizeyken, takrolimus alopesi ve daha şiddetli tremor/diyabet riskine sahiptir.
3
Tanıyı kesinleştir.
Hastanın stabil greft fonksiyonu (1.01.0 mg/dL) ile birlikte bu yan etkilerin varlığı, ilaç düzeyine bağlı bir toksisiteyi veya ilacın kendi yan etki profilini destekler.
KDIGO kılavuzları, takrolimus kullanan hastalarda NODAT ve nörolojik semptom takibinin önemini vurgular.

Key Concept

İmmünosüpresif İlaç Yan Etki Profili (CNI Toksisitesi)

Practice More

İmmünosüpresif ilaçların sitokrom P450P450 (CYP3A4CYP3A4) sistemi üzerinden etkileşimlerini ve greyfurt suyu gibi faktörlerin ilaç düzeylerini nasıl etkilediğini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 124Question

Canlı vericiden böbrek nakli yapılan 3838 yaşındaki erkek hasta, operasyondan 44 ay sonra serum kreatinin değerinde yükselme (1.11.1 mg/dL'den 1.81.8 mg/dL'ye) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede greft hassasiyeti, ateş veya ödem saptanmıyor. İdrar incelemesinde intranükleer viral inklüzyonlar içeren tübüler epitel hücreleri (Decoy hücreleri) görülüyor ve plazma BK virüs PCR testi >104>10^4 kopya/mL olarak saptanıyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmmünsüpresif tedavi dozunun azaltılması

Answer

İmmünsüpresif tedavi dozunun azaltılması
Hastadaki bulgular (kreatinin artışı, Decoy hücreleri, BK PCR pozitifliği) BK Virüs Nefropatisi ile uyumludur. Bu durum, yoğun immünsüpresyon sonucu latent virüsün reaktivasyonu ile gelişir. KDIGO rehberlerine göre, BK nefropatisinde ilk basamak tedavi immünsüpresif ilaç dozlarının azaltılmasıdır (öncelikle antimetabolit ajanların azaltılması veya kesilmesi).

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Kreatinin yüksekliği, idrarda Decoy hücreleri ve plazma BK PCR pozitifliği, BK Virüs Nefropatisi (BKVN) tanısını işaret eder.
Decoy hücreleri ve PCR pozitifliği, greft disfonksiyonu ile birlikte olduğunda BKVN için güçlü kanıtlardır.
2
Tanıya yönelik patofizyolojiyi hatırla.
BK virüsü, latent kalan bir Polyomavirus'tür ve aşırı immünsüpresyon durumunda reaktive olarak tübülointerstisyel nefrite yol açar.
Bu durum akut rejeksiyonu taklit edebilir ancak tedavisi tam tersidir.
3
Tedavi seçeneklerini değerlendir.
Tedavinin temeli, viral replikasyona izin veren immünsüpresif baskının azaltılmasıdır.
Antiviral ilaçlar (Cidofovir vb.) nefrotoksik yan etkileri nedeniyle sadece doz azaltımına yanıt vermeyen vakalarda düşünülür.

Key Concept

BK Virüs Nefropatisi (BKVN) Yönetimi
Question 125Question

58 yaşında kadın hasta, Tip 2 diyabet ve hipertansiyon tanılarıyla izlenmektedir. Halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuran hastanın yapılan tetkiklerinde saptanan bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin9,29,2 g/dL
MCV8484 fL
Ferritin120120 ng/mL
Transferrin satürasyonu (TSAT)%12,5\%12,5
eGFReGFR2424 ml/dk/1,73m21,73 m^2

Bu hastada renal aneminin yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Demir replasman tedavisi başlanması

Answer

Demir replasman tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) olan hastalarda anemi yönetimi KDIGO rehberlerine göre yapılır. Hastanın hemoglobin değeri 1010 g/dL'nin altında ve semptomatiktir. Demir parametrelerine bakıldığında transferrin satürasyonunun (TSAT) %30\%30 ve ferritinin 500500 ng/mL'nin altında olması mutlak veya fonksiyonel demir eksikliğini gösterir. Bu durumda, ESA tedavisine başlamadan önce veya ESA ile eş zamanlı olarak demir replasmanı yapılması, aneminin düzeltilmesi için en etkili ve ilk basamak yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Böbrek fonksiyonlarının ve aneminin değerlendirilmesi
Hastanın eGFReGFR değeri 2424 ml/dk olup Evre 4 KBH mevcuttur. Hemoglobin 9,29,2 g/dL ile anemi saptanmıştır.
Aneminin şiddetini ve renal fonksiyonlarla ilişkisini belirlemek için.
2
Demir depolarının analizi
TSAT %12,5\%12,5 (Kritik eşik %30\%30) ve Ferritin 120120 ng/mL (Kritik eşik 500500 ng/mL) olarak saptanmıştır.
Eritropoez uyarıcı ajanlardan önce demir eksikliğinin ekarte edilmesi veya düzeltilmesi gerekir.
3
KDIGO kriterlerine göre tedavi kararı
Hemoglobin artışı hedeflenen KBH hastasında demir parametreleri düşüktür. İlk adım demir replasmanıdır.
Demir replasmanı hem hemoglobin düzeyini tek başına artırabilir hem de ileride gerekebilecek ESA dozunu azaltır.

Key Concept

KBH hastalarında anemi yönetiminde demir depolarının optimizasyonu, eritropoez uyarıcı ajan (ESA) kullanımından önce gelir.

Practice More

KBH hastalarında ESA tedavisi sırasında hedef hemoglobin aralığını (1011,510-11,5 g/dL) ve aşırı düzeltmenin risklerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 126Question

2828 yaşında erkek hasta, bir madde aşırı alımı sonrası yaklaşık 1212 saat hareketsiz kaldığı tahmin edilen bir pozisyonda arkadaşları tarafından bulunarak acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ kol ve bacakta belirgin ödem, deri üzerinde gerginlik, sertlik ve palpasyonla şiddetli hassasiyet saptanıyor. Hastanın idrar renginin koyu kahverengi olduğu gözleniyor. Yapılan tetkik sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Serum Kreatinin3.53.5 mg/dL
BUN7272 mg/dL
Serum Potasyum5.85.8 mEq/L
İdrar Sodyumu (UNaUNa)1212 mEq/L
İdrar Osmolalitesi460460 mOsm/kg
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%0.4\%0.4
İdrar Dipstik TetkikiKan (++++++), Protein (++)
İdrar MikroskopisiHer sahada 020-2 eritrosit, granüler silendirler

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastadaki akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyoglobinüriye bağlı akut tübüler nekroz

Answer

Miyoglobinüriye bağlı akut tübüler nekroz
Doğru yanıt olan miyoglobinüriye bağlı akut tübüler nekroz, hastanın uzun süreli immobilizasyonu, kas hassasiyeti ve idrardaki dipstik-mikroskopi uyumsuzluğu (miyoglobinüri lehine) ile tam uyumludur. Bu tabloda saptanan düşük FENaFENa (\%0.4) değeri, miyoglobinin renal tübüllerdeki toksik etkisi başlamadan hemen önce tetiklediği şiddetli pre-glomerüler vazokonstriksiyonun bir sonucudur ve bu durum prerenal azotemi ile karışabilen klasik bir sınav bilgisidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularının analizi
Uzun süreli immobilizasyon ve ekstremitede ödem/hassasiyet rabdomiyoliz (kompartman sendromu riski ile) düşündürür.
Hareketsiz kalma, kas dokusunda iskemi ve nekroza (rabdomiyoliz) yol açan en yaygın nedenlerden biridir.
2
İdrar tetkiki bulgularının (Dipstik vs Mikroskopi) karşılaştırılması
Dipstik testinde kanın pozitif olması ancak mikroskopide eritrosit saptanmaması 'psödo-hematüri' yani miyoglobinüriyi doğrular.
Dipstik testi hemoglobini olduğu gibi miyoglobini de algılar; mikroskopide eritrosit yokluğu renk değişikliğinin pigmentten kaynaklandığını gösterir.
3
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa) ve renal parametrelerin yorumlanması
FENa<%1FENa < \%1 olması, rabdomiyolizin erken fazındaki yoğun renal vazokonstriksiyon ile uyumludur.
Genellikle ATN'de FENa>%2FENa > \%2 beklenirken; miyoglobinüri, kontrast nefropatisi ve akut glomerülonefrit gibi durumlarda FENa<%1FENa < \%1 saptanabilir (TUS için kritik bir tuzaktır).
4
Tanının netleştirilmesi
Akut böbrek hasarının nedeni rabdomiyolize sekonder gelişen toksik/iskemik tübüler hasardır.
Tüm klinik ve laboratuvar verileri miyoglobinüriye bağlı gelişen renal hasarı desteklemektedir.

Key Concept

Rabdomiyolize bağlı akut böbrek hasarında, miyoglobinin neden olduğu yoğun renal vazokonstriksiyon nedeniyle erken evrede idrar sodyumu düşük (FENa<%1FENa < \%1) saptanabilir.

Practice More

Rabdomiyolizli hastada gelişen hiperpotasemi ve hiperfosfateminin yanı sıra görülebilen erken hipokalsemi-geç hiperkalsemi döngüsünü inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 127Question

4545 yaşında erkek hastaya 33 hafta önce kadavradan başarılı bir böbrek nakli yapılmıştır. Poliklinik kontrolünde hastanın serum kreatinin değerinin 1.5mg/dL1.5 mg/dL'den 2.2mg/dL2.2 mg/dL'ye yükseldiği saptanıyor. Fizik muayenesinde greft lojunda hafif hassasiyet dışında ek özellik saptanmayan hastada, akut rejeksiyon şüphesini doğrulamak için yapılması gereken altın standart tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Perkütan greft biyopsisi

Answer

Akut rejeksiyon tanısını kesinleştirmek için en uygun adım perkütan greft biyopsisidir.
Böbrek nakli sonrasında greft fonksiyonlarında bozulma (kreatinin artışı, idrar çıkışında azalma) görülen hastalarda, altta yatan nedeni (hücresel rejeksiyon, antikor aracılı rejeksiyon, toksisite vb.) kesin olarak ayırt eden ve tanıyı kesinleştiren 'altın standart' yöntem perkütan greft biyopsisidir. Biyopsi sonuçları Banff kriterlerine göre değerlendirilir ve tedavi buna göre planlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Post-operatif erken dönemde (33. hafta) kreatinin artışı ve greft hassasiyeti saptandı.
Bu bulgular akut rejeksiyon, enfeksiyon veya ilaç toksisitesi gibi durumları akla getirir.
2
Tanısal öncelikleri belirle
Graft fonksiyon bozukluğunun nedenini kesinleştirmek için patolojik kanıt gereklidir.
Tedavi stratejisi (örn. nabız steroid) invaziv bir işlem olan biyopsi ile doğrulanmalıdır.
3
Altın standart yöntemi seç
Perkütan greft biyopsisi kararı verildi.
KDIGO kılavuzlarına göre greft biyopsisi rejeksiyon tanısında altın standarttır.

Key Concept

Böbrek nakli sonrası gelişen akut rejeksiyonun kesin tanısı her zaman histopatolojik (biyopsi) olarak konulmalıdır.
Question 128Question

6262 yaşında, uzun süredir sigara içen ve bilinen periferik arter hastalığı olan erkek hasta; üçlü antihipertansif tedaviye (ACE inhibitörü, kalsiyum kanal blokeri ve diüretik) rağmen kontrol altına alınamayan kan basıncı (175/105175/105 mmHg) nedeniyle değerlendiriliyor. Renal anjiyografisinde sol renal arter proksimalinde %80\%80 darlık saptanıyor. Stenozun fonksiyonel önemini belirlemek amacıyla yapılan renal ven renin örneklemesi (RVRR) sonuçları aşağıdadır:

DamarRenin Düzeyi (ng/mL/saat)
Sol Renal Ven4848
Sağ Renal Ven1616
Vena Kava İnferior (VKI)1616

Bu verilere göre, hastanın durumu ve tedavi beklentisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Sol renal arterdeki darlık fonksiyonel olarak anlamlıdır ve revaskülarizasyon sonrası kan basıncı kontrolünde belirgin iyileşme beklenir.

Answer

Sol renal arterdeki darlığın fonksiyonel olarak anlamlı olduğu ve revaskülarizasyon sonrası kan basıncı kontrolünde iyileşme beklendiği söylenebilir.
Renal ven renin oranlarının yorumlanmasında iki temel kriter vardır: 1) Stenotik tarafın sağlam tarafa oranının 1,51,5'tan büyük olması (burada 33); 2) Sağlam tarafın vena kava inferiora oranının yaklaşık 11 olması (baskılanma). Bu hastada her iki kriter de karşılandığı için revaskülarizasyonun başarılı olma olasılığı çok yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Lateralizasyon oranını hesapla
Sol/Sağ renin oranı = 48/16=3,048 / 16 = 3,0
Darlığın olduğu taraftaki renin salınımının karşı tarafa oranının 1,51,5 üzerinde olması fonksiyonel darlık lehinedir.
2
Karşı böbrek baskılanmasını (contralateral suppression) kontrol et
Sağ renal ven / VKI oranı = 16/16=1,016 / 16 = 1,0
Sağm taraftaki renin düzeyinin VKI ile aynı olması (ekstra renin salgılanmaması), o böbreğin sistemik hipertansiyona fizyolojik olarak renin salgısını durdurarak yanıt verdiğini gösterir.
3
Sonuçları sentezle
Hem lateralizasyon (>1,5> 1,5) hem de karşı baskılanma (1,0≈ 1,0) mevcuttur.
Bu iki bulgunun bir arada olması, hipertansiyonun tamamen tek taraflı renin bağımlı olduğunu ve revaskülarizasyonun (PTA/stent veya cerrahi) başarı şansının yüksek olduğunu gösterir.

Key Concept

Renal ven renin örneklemesinde (RVRR) kür tahmini kriterleri: Lateralizasyon oranı > 1,5 ve karşı taraf renin baskılanması.

Practice More

Bilateral renal arter darlığında ACE inhibitörü kullanımının neden akut böbrek hasarına yol açabileceği mekanizmasını (efferent arteriol tonusu) gözden geçirin.

Alternative Method

VKI değerini referans alarak darlığın şiddetini dolaylı yoldan tahmin edebilirsiniz. (Stenotik taraf - VKI) / VKI formülü ile de stenotik böbreğin hipersekresyonu doğrulanabilir.
Estimated Time:2m 30s
Question 129Question

Böbrek nakli sonrası 5. ayında olan 38 yaşındaki kadın hasta; son 10 gündür devam eden halsizlik, yaygın vücut ağrısı ve 38,4C38,4^\circ C ateş şikayetleri ile başvuruyor. Üçlü immünsüpresif tedavi (kalsinörin inhibitörü, antimetabolit ve kortikosteroid) alan hastanın laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 1.950/mm31.950/mm^3, trombosit sayısı 112.000/mm3112.000/mm^3 ve serum ALT düzeyi 105U/L105 U/L (N<40U/LN < 40 U/L) saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki alt zonda hafif interstisyel belirginleşme izleniyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu

Answer

Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu
Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu, böbrek nakli sonrası 1-6. aylar arasında en sık karşılaşılan fırsatçı viral enfeksiyondur. Ateş, halsizlik, lökopeni (<4.000/mm3<4.000/mm^3), trombositopeni (<100.000/mm3<100.000/mm^3 veya %20\%20 düşüş) ve transaminaz yüksekliği ile karakterize olan bu klinik tabloya 'CMV sendromu' denir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zamanlama ve semptom birlikteliğini değerlendir.
Nakil sonrası 5. ayda (fırsatçı enfeksiyon dönemi) gelişen sistemik inflamatuar yanıt ve kemik iliği baskılanması saptandı.
Post-transplant 1-6. aylar arası CMV gibi viral etkenlerin en sık görüldüğü dönemdir.
2
Laboratuvar bulgularını 'CMV sendromu' kriterleri ile karşılaştır.
Ateş, lökopeni, trombositopeni ve hepatit bulgularının bir arada olması tanıyı doğrular.
KDIGO rehberlerine göre bu bulgular kompleksi doku invazyonu olmayan semptomatik CMV hastalığını (CMV sendromu) tanımlar.

Key Concept

Böbrek nakli sonrası fırsatçı enfeksiyonların zamanlaması ve CMV sendromu
Estimated Time:1m 15s
Question 130Question

6464 yaşında erkek hasta, hipertansiyon ve evre 3b3b kronik böbrek hastalığı (eGFR:38eGFR: 38 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) nedeniyle ramipril, metoprolol ve atorvastatin kullanmaktadır. Son 22 gündür devam eden şiddetli sulu ishal ve iştahsızlık şikayetiyle başvurur. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHgmmHg, nabız 98/dk98/dk, cilt turgoru azalmış olarak saptanır. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyinin bazal değeri olan 1.81.8 mg/dLmg/dL'den 2.52.5 mg/dLmg/dL'ye yükseldiği görülür. Bu klinik tabloda, hastanın mevcut tedavisiyle ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ramipril tedavisine geçici olarak ara verilmesi

Answer

Ramipril tedavisine geçici olarak ara verilmesi en uygun yaklaşımdır.
Ramipril tedavisine ara verilmesi kararı, 'hastalık günü kuralları' (SADMAN) çerçevesinde değerlendirilir. Kronik böbrek hastalarında dehidratasyon, kusma veya ishal gibi prerenal risk faktörleri ortaya çıktığında, renal otoregülasyonu bozan ACE inhibitörleri, ARB'ler, SGLT2 inhibitörleri, diüretikler ve NSAİİ'lerin kullanımına geçici olarak ara verilmelidir. Ramipril, efferent arteriol vazokonstriksiyonunu engelleyerek glomerüler filtrasyon basıncını düşürür ve dehidratasyon tablosunda akut böbrek hasarı riskini belirgin şekilde artırır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumun ve ilaçların değerlendirilmesi
Hastada şiddetli ishal ve hipovolemi bulguları (düşük tansiyon, turgor kaybı) ile birlikte prerenal azotemi gelişmiştir.
Mevcut kreatinin artışı, bazal KBH üzerine eklenmiş bir akut böbrek hasarını işaret eder.
2
Renal otoregülasyon mekanizmasının analizi
Hipovolemi sırasında böbrek, intraglomerüler basıncı korumak için efferent arteriolü kasmaya çalışır (Anjiyotensin II etkisi).
ACE inhibitörü olan ramipril bu koruyucu mekanizmayı engelleyerek GFR'nin hızla düşmesine neden olur.
3
Yönetim kararının verilmesi
Ramipril (ve varsa diüretikler, NSAİİ'ler, SGLT2i, metformin) gibi ilaçlar hidrasyon düzelene kadar kesilmelidir.
'Hastalık günü kuralları' (Sick day rules) uyarınca AKH riskini azaltmak için bu müdahale şarttır.

Key Concept

Hastalık Günü Kuralları (Sick Day Rules)
Question 131Question

8282 yaşında kadın hasta, huzurevinden konfüzyon ve yüksek ateş nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu orta-kötü, mukozalar kuru, cilt turgor ve tonusu azalmış olarak saptanıyor. Kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 120120/dakika ve vücut sıcaklığı 38.8C38.8^\circ C ölçülüyor. Vücut ağırlığı 5050 kg olan hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuç
Serum Sodyum (Na+Na^+)170170 mEq/L
Serum Potasyum (K+K^+)4.24.2 mEq/L
Serum Glukoz115115 mg/dL
Kan Üre Azotu (BUN)5454 mg/dL
Kreatinin1.41.4 mg/dL
İdrar Dansitesi10301030

Bu hastanın yaklaşık serbest su açığı ve planlanması gereken başlangıç sıvı tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 4.84.8 Litre - %0.9\%0.9 sodyum klorür infüzyonu

Answer

4.84.8 Litre serbest su açığı mevcuttur ve hasta hipotansif olduğu için tedaviye %0.9\%0.9 sodyum klorür ile başlanmalıdır.
Doğru seçenek olan 4.84.8 Litre ve %0.9\%0.9 sodyum klorür, hem yaşlı kadın katsayısı (0.450.45) ile yapılan doğru hesaplamayı yansıtmakta hem de hastanın hipotansif seyretmesi nedeniyle öncelikle volüm replasmanı yapılması gerektiğini vurgulayan doğru klinik yaklaşımı içermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Toplam vücut suyu (TVS) hesaplanması
TVS=50×0.45=22.5TVS = 50 \times 0.45 = 22.5 Litre
Yaşlı kadınlarda vücut su oranı yağ dokusu artışına bağlı olarak yaklaşık %45\%45 düzeyindedir.
2
Serbest su açığının formülle hesaplanması
SuAc\cıg˘ı=22.5×[(170/140)1]4.8Su Açığı = 22.5 \times [(170 / 140) - 1] \approx 4.8 Litre
Mevcut sodyumun hedef sodyuma (140140 mEq/L) oranlanmasıyla vücuttaki saf su eksikliği saptanır.
3
Klinik duruma göre sıvı tipi seçimi
Başlangıç sıvısı %0.9\%0.9 NaCl (İzotonik Salin)
Hastanın kan basıncı düşük (85/5085/50 mmHg) ve taşikardisi mevcuttur. Hipernatremiden önce hipovolemik şokun düzeltilmesi hayati önceliktir; bu nedenle damar içinde kalarak volümü artıracak izotonik sıvı tercih edilir.

Key Concept

Hipernatremili hastada hemodinamik instabilite (şok) varsa, sodyum düşürülmeden önce izotonik sıvılarla volüm resüsitasyonu yapılmalıdır.

Practice More

Hipernatremide sodyum düşürme hızının 2424 saatte 101210-12 mEq/L'yi geçmemesi gerektiğini hatırlayınız.
Estimated Time:3m 0s
Question 132Question

5555 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır esansiyel hipertansiyon ve 55 yıldır kronik böbrek hastalığı (KBHKBH) tanılarıyla takip edilmektedir. Yapılan rutin kontrollerinde laboratuvar bulguları şu şekildedir:

- Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFRGFR): 2424 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2
- Serum kalsiyum (CaCa): 8.98.9 mg/dLmg/dL
- Serum fosfor (PP): 5.65.6 mg/dLmg/dL
- Paratiroid hormon (PTHPTH): 280280 pg/mLpg/mL (Normal: 156515-65 pg/mLpg/mL)

Bu hastada saptanan kemik-mineral metabolizması bozukluğunun yönetimi için en uygun ilk yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diyetle fosfor alımının kısıtlanması

Answer

Diyetle fosfor kısıtlanması en uygun ilk yaklaşımdır.
Kronik böbrek hastalığı ilerledikçe fosforun böbrekten atılımı azalır ve serum fosfor düzeyi artar. Bu durum, serbest kalsiyumun çökmesine ve PTH salınımının uyarılmasına (sekonder hiperparatiroidizm) neden olur. Evre 3-5 KBH hastalarında yönetimde ilk basamak, fosforun diyetle kısıtlanmasıdır. Eğer diyetle kontrol sağlanamazsa fosfor bağlayıcı ilaçlar (kalsiyum bazlı veya kalsiyum bazlı olmayanlar) eklenir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın GFR değerine göre evrelemesini yapın.
GFR=24GFR = 24 ml/dkml/dk olduğu için hasta Evre 44 Kronik Böbrek Hastalığı (KBH) aşamasındadır.
Yönetim stratejileri KBH evresine göre değişiklik gösterir.
2
Laboratuvar bulgularını (Ca, P, PTH) analiz edin.
Serum fosforu (5.65.6) yüksek, PTH (280280) yüksek, kalsiyum (8.98.9) ise normal/düşük-normaldir.
KBH-MBD (Mineral-Kemik Bozukluğu) tablosunda fosfor retansiyonu sekonder hiperparatiroidizmin temel tetikleyicisidir.
3
Klavuzlara göre tedavi önceliğini belirleyin.
KDIGO 2017 güncellemesine göre, yükselen serum fosfor düzeylerinde ilk basamak müdahale diyetle fosfor kısıtlamasıdır.
Hiperfosfatemi kontrol altına alınmadan yapılacak D vitamini gibi müdahaleler vasküler kalsifikasyon riskini artırabilir.

Key Concept

KBH-MBD (Mineral Kemik Bozukluğu) yönetiminde hiperfosfateminin ilk basamak tedavisi diyetle fosfor kısıtlamasıdır.

Alternative Method

Laboratuvar verilerine bakarken önce fosforu (P) kontrol etme kuralı uygulanabilir; P yüksekse çözüm 'P'yi düşürmek' olmalıdır, bu da önce diyet sonra ilaç (bağlayıcılar) sıralamasıyla yapılır.
Estimated Time:1m 30s
Question 133Question

4242 yaşında kadın hasta, her iki bacakta belirgin ödem ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibial 3+3+ ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum albümin düzeyi 2.42.4 g/dL, total kolesterol 380380 mg/dL ve 2424 saatlik idrarda protein 4.54.5 g olarak ölçülüyor. İdrar sedimentinin polarize ışık mikroskobunda incelenmesinde "Maltese haçı" (Maltese cross) görünümü veren oluşumlar ve "oval yağ cisimcikleri" saptanıyor. Bu hastadaki idrar bulguları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Oval yağ cisimcikleri, filtre edilen lipidleri fagosite etmiş proksimal tübül epiteli veya makrofajlardır.

Answer

Oval yağ cisimcikleri, filtre edilen lipidleri fagosite etmiş proksimal tübül epiteli veya makrofajlardır.
Doğru seçenek olan ifadedeki gibi, oval yağ cisimcikleri, glomerüllerden sızan lipidleri (özellikle kolesterol esterlerini) endositoz yoluyla alan proksimal tübül hücreleri veya bu bölgedeki makrofajların idrara dökülmüş halidir. Polarize ışık altında bu hücrelerin içindeki kolesterol esterleri, çift kırılma (birefringence) özelliği sayesinde karakteristik 'Maltese haçı' görüntüsünü oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Hipolabüminemi, hiperlipidemi, masif ödem ve nefrotik düzeyde proteinüri (>3.5> 3.5 g/gün) varlığı hastada Nefrotik Sendrom olduğunu gösterir.
Sediment bulgularını klinik bağlamda değerlendirmek için tanı gereklidir.
2
Lipidüri mekanizmasını analiz et
Glomerüler geçirgenlik artışı sonucu albümin ile birlikte lipoproteinler de filtre olur; bu lipidler tübül hücrelerine girer veya idrara geçer.
İdrarda yağ görülmesinin temel nedeni filtrasyon bariyerindeki bozulmadır.
3
Spesifik oluşumları tanımla
Lipid içeren tübül hücreleri döküldüğünde 'oval yağ cisimcikleri' olarak adlandırılır. Polarize ışıkta kolesterol esterleri 'Maltese haçı' görünümü verir.
Semiyolojik bulguların hücresel kökenini belirlemek doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Key Concept

Nefrotik sendromda görülen lipidüri (yağ silindirleri, oval yağ cisimcikleri), glomerüler bariyer hasarının ve tübüler geri emilim süreçlerinin bir göstergesidir.

Practice More

Nefrotik ve nefritik sendrom idrar sedimenti farklarını (disfomik eritrositler vs yağlı silindirler) karşılaştıran bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 134Question

6262 yaşında, uzun süredir diyabetes mellitus ve hipertansiyon tanıları ile izlenen erkek hasta; son aylarda halsizlik, iştahsızlık ve bacaklarında ödem şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 4.84.8 mg/dL, kan üre azotu (BUN) 7272 mg/dL ve hesaplanan glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) 1414 mL/dk/1.731.73 m2m^2 olarak saptanıyor. Bu hastanın mikroskobik idrar incelemesinde görülmesi beklenen ve "renal yetmezlik silindiri" olarak da adlandırılan patognomonik sediment bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geniş balmumu silindirler

Answer

İleri evre kronik böbrek yetmezliğinde (Evre 5) görülen geniş balmumu silindirler, "renal yetmezlik silindiri" olarak tanımlanır.
Geniş balmumu silindirler, ileri derecede genişlemiş (dilatasyona uğramış) tübüllerdeki düşük idrar akımı nedeniyle oluşur. Bu silindirlerin çapı normal silindirlerden çok daha büyüktür ve keskin kenarlı, kırılgan (balmumu benzeri) bir yapıya sahiptir. Bu özellikleri nedeniyle ileri evre kronik böbrek yetmezliğinin (özellikle son dönem) patognomonik bir bulgusudur ve 'renal yetmezlik silindiri' olarak bilinirler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Hastanın eGFR değerinin 1414 mL/dk/1.731.73 m2m^2 olması, Evre 5 Kronik Böbrek Yetmezliği (son dönem böbrek yetmezliği) tanısını koydurur.
Laboratuvar bulguları kronik bir sürecin ileri aşamasını işaret etmektedir.
2
Sediment bulguları ile klinik evrenin ilişkilendirilmesi
İleri evre yetmezlikte nefronların hipertrofisi ve tübüllerin dilatasyonu sonucunda çapı normalin 22-66 katı olan geniş silindirler oluşur.
Tübüler akımın iyice yavaşlaması (staz) ve silindirlerin matürasyonu sonucu mumsu (waxy) bir görünüm kazanması beklenir.
3
Terminolojik eşleştirme yapılması
Bu genişlemiş ve balmumu görünümündeki yapılar literatürde spesifik olarak 'renal failure casts' (renal yetmezlik silindirleri) olarak adlandırılır.
Bu bulgu nefron kaybının ve tübüler disfonksiyonun şiddetini gösterir.

Key Concept

İleri evre kronik böbrek yetmezliğinde tübüler dilatasyon ve staz sonucu oluşan geniş balmumu silindirler.

Practice More

İdrar sedimentindeki diğer 'geniş' silindirlerin çaplarının normalden farkını ve hiyalin silindirlerin oluşum mekanizmasını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 135Question

3232 yaşında erkek hasta, son 33 aydır her iki bacakta giderek artan şişlik ve idrarda köpürme şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde çocukluk çağından itibaren tekrarlayan, yaklaşık 232-3 gün süren ve kendiliğinden düzelen ateş ile karın ağrısı atakları olduğu; ancak son 22 yıldır bu ataklar için reçete edilen kolşisin tedavisini düzenli kullanmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitede pretibial +3/3+3/3 gode bırakan ödem saptanıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Serum albumin2.52.5 g/dLg/dL
2424 saatlik idrar proteini5.55.5 gg
Serum kreatinin1.11.1 mg/dLmg/dL
Tam idrar tetkikiProtein (+++), Eritrosit (-)

Böbrek biyopsisinde glomerüllerde Kongo kırmızısı ile boyanan, polarize ışıkta elma yeşili refle veren amorf madde birikimi izleniyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sekonder (AA) amiloidoz

Answer

Sekonder (AA) amiloidoz
Sekonder (AA) amiloidoz seçeneği doğrudur çünkü hastanın uzun süreli kontrolsüz Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) öyküsü olması, bu kronik inflamatuar sürece sekonder olarak serum amiloid A (SAA) proteininin böbreklerde birikmesine yol açmıştır. Bu durum tipik olarak nefrotik sendrom ile sonuçlanır ve böbrek biyopsisinde Kongo kırmızısı ile boyanan amorf birikimler görülmesi tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mevcut klinik tablosu (ödem, hipoalbuminemi, masif proteinüri) değerlendirilir.
Hastada bir nefrotik sendrom tablosu olduğu doğrulanır.
2424 saatlik idrarda 3.53.5 gg üzerindeki proteinüri nefrotik sınır kabul edilir.
2
Hastanın özgeçmişindeki tekrarlayan ateş ve karın ağrısı atakları ile ilaç uyumsuzluğu sorgulanır.
Zemininde kontrolsüz Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) olduğu saptanır.
FMF gibi kronik inflamatuar hastalıklar sekonder amiloidoz gelişimi için en önemli risk faktörüdür.
3
Biyopsi bulguları (Kongo kırmızısı ve polarize ışık incelemesi) incelenir.
Amiloid birikimi kesinleştirilir.
Kongo kırmızısı ile boyanma ve polarize ışıkta elma yeşili refle amiloidoz için patognomoniktir.

Key Concept

Kronik inflamatuar hastalıklarda (FMF, RA, Bronşektazi vb.) kolşisin veya uygun tedavi eksikliğinde böbrekte AA tipi amiloid birikimi sonucu nefrotik sendrom gelişebilir.
Estimated Time:45s
Question 136Question

Bruselloz tanısı konulan 4242 yaşında kadın hastaya doksisiklin ve rifampisin tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 1818. gününde hastada yaygın kaşıntılı döküntüler, düşük dereceli ateş ve halsizlik gelişmiştir. Fizik muayenede her iki böbrek lojunda hafif hassasiyet saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin değeri 2.62.6 mg/dL (bazal: 0.80.8 mg/dL), hemoglobin 11.811.8 g/dL, lökosit 11.50011.500/mm 3^3 (%1212 eozinofil) olarak bulunmuştur. Bu hastanın tam idrar tetkiki ve mikroskopisinde saptanması en muhtemel olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Steril piyüri ve eozinofilüri

Answer

İdrarda steril piyüri ve eozinofilüri saptanması
Doğru yanıt olan steril piyüri ve eozinofilüri, ilaç tetiklemeli Akut İnterstisyel Nefrit'in (AİN) en karakteristik idrar mikroskobisi bulgularıdır. Rifampisin gibi ilaçlar interstisyelde T-hücre aracılı bir aşırı duyarlılık reaksiyonu başlatarak tübülointerstisyel inflamasyona, ödeme ve sonuçta akut böbrek hasarına yol açar. Kanda eozinofili olması ve idrarda eozinofillerin gösterilmesi (Hansel boyası ile) tanıyı kuvvetle destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve tetikleyici ilacı analiz etme.
Hastada rifampisin kullanımı sonrası gelişen akut böbrek hasarı, döküntü ve eozinofili tablosu saptanmıştır.
Rifampisin, Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) gelişimini en sık tetikleyen antibiyotiklerden biridir.
2
AİN için tipik laboratuvar ve idrar bulgularını belirleme.
İdrarda steril piyüri ve eozinofilüri saptanması beklenir.
İnterstisyel dokudaki inflamasyon tübül lümenine lökosit (özellikle eozinofil) geçişine neden olur, ancak idrar kültürü sterildir.

Key Concept

İlaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN)
Estimated Time:1m 30s
Question 137Question

4242 yaşında erkek hasta, bir spor salonunda yaptığı ağır antrenman sonrası tüm vücudunda yaygın kas ağrısı ve idrar renginde "çay rengi" koyulaşma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral ekstremite kaslarında belirgin hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde idrar dipstick (çubuk) testinde kan (+++)(+++) pozitif saptanırken, idrar sedimentinin mikroskobik incelemesinde her sahada 010-1 eritrosit görülüyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyoglobinüri

Answer

Miyoglobinüri
İdrar dipstick testinde saptanan kan pozitifliği, test çubuğundaki peroksidaz benzeri aktiviteye dayanır. Bu aktivite sağlam eritrositler, serbest hemoglobin ve miyoglobin tarafından tetiklenir. Hastada kas ağrısı ve ağır egzersiz öyküsü olması, kas yıkımını (rabdomiyoliz) ve buna bağlı miyoglobin salınımını gösterir. Mikroskobide eritrosit görülmemesi, idrardaki 'kan' sinyalinin hücrelerden değil, çözünmüş miyoglobinden kaynaklandığını kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
İdrar dipstick testi ile mikroskobik inceleme arasındaki farkı değerlendir.
Dipstick kan (+++)(+++) iken mikroskobide eritrosit saptanmaması, psödohematüri (hemoglobinüri veya miyoglobinüri) olduğunu gösterir.
Dipstick testindeki peroksidaz reaksiyonu hem eritrosit içindeki hemoglobini, hem serbest hemoglobini hem de miyoglobini algılar.
2
Hastanın klinik öyküsünü analiz et.
Ağır egzersiz ve kas hassasiyeti rabdomiyoliz lehinedir.
Kas yıkımı sonucu salınan miyoglobin, böbreklerden atılarak idrar rengini koyulaştırır ve dipstickte yalancı kan pozitifliği yapar.

Key Concept

İdrar dipstick kan pozitifliği ile mikroskobik incelemede eritrosit yokluğu arasındaki diskordansın en sık nedenleri hemoglobinüri ve miyoglobinüridir.
Question 138Question

7272 yaşında kadın hasta, son 2424 saattir idrar miktarında belirgin azalma ve konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ateş 38,9C38,9^\circ C, kan basıncı 85/5085/50 mmHg ve nabız 115115/dk olarak saptanıyor. Hastanın yapılan ilk tetkik sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Laboratuvar ParametresiSonuç
Serum Kreatinin3,23,2 mg/dL (Bazal: 0,90,9 mg/dL)
BUN6262 mg/dL
İdrar Sodyumu (UNaU_{Na})1414 mEq/L
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%0,7\%0,7
İdrar MikroskopisiYaygın "muddy brown" (çamur rengi) granüler silendirler

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada gelişen akut böbrek hasarı için en olası tanı hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sepsis ilişkili akut tübüler nekroz

Answer

Sepsis ilişkili akut tübüler nekroz
Sepsis ilişkili akut böbrek hasarı, her ne kadar klasik olarak ATN (intrinsik hasar) olarak sınıflandırılsa da, erken evrede şiddetli böbrek içi vazokonstriksiyon ve tübüler fonksiyonların kısmen korunması nedeniyle düşük fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENa<%1FENa < \%1) ile seyredebilir. İdrar mikroskopisinde görülen 'muddy brown' granüler silendirler ise tübüler hücre nekrozunun kesin kanıtıdır. Bu iki bulgunun birleşimi, sepsis bağlamında tanıyı sepsis ilişkili ATN'ye yönlendirir.

Step-by-Step Solution

1
Kreatinin artışı ve idrar miktarındaki azalma ile hastanın Akut Böbrek Hasarı (ABH) evresinde olduğu saptanır.
KDIGO evrelemesine göre şiddetli ABH mevcuttur.
Tanısal yaklaşımın ilk basamağı hasarın varlığını ve şiddetini belirlemektir.
2
Klinik tablo (ateş, hipotansiyon, taşikardi) sepsis ile uyumludur.
Olası etiyoloji olarak sepsis ön plana çıkar.
ABH nedenlerini sınıflandırmak için klinik bağlam kritiktir.
3
İdrar biyokimyası (FENa<%1FENa < \%1) ve idrar mikroskopisi (granüler silendirler) karşılaştırılır.
Çelişkili gibi görünen bu bulgular, sepsis ilişkili ATN'nin tipik bir özelliğidir.
Sepsis, kontrast nefropatisi ve pigment nefropatileri gibi durumlarda ATN'ye rağmen FENa<%1FENa < \%1 saptanabilir.

Key Concept

Sepsis ilişkili ATN'de idrar sodyum itrahının düşük seyredebilmesi
Estimated Time:2m 0s
Question 139Question

3838 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, yaygın kemik ağrıları ve kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde Sjögren sendromu tanısı olan hastanın yapılan fizik muayenesinde mukozalarda kuruluk dışında patolojik bulgu saptanmıyor.

Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Arteriyel pH7.287.28
pCO2pCO_23030 mmHg
Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)1414 mEq/L
Sodyum (Na+Na^+)140140 mEq/L
Klor (ClCl^-)116116 mEq/L
Potasyum (K+K^+)2.82.8 mEq/L
İdrar pH6.56.5

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki en olası asit-baz bozukluğu tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar verileri Tip 1 (Distal) Renal Tübüler Asidoz ile uyumludur.
Hastada pH ve bikarbonat düşüklüğü metabolik asidozu gösterir. Anyon açıklığı hesaplandığında (140[116+14]=10140 - [116 + 14] = 10) normal saptanmıştır. Normal anyon açıklıklı metabolik asidozda ayırıcı tanı idrar anyon açığı ve idrar pH'ı ile yapılır. Sjögren sendromu gibi tübülointerstisyel hastalıklarla ilişkili olarak gelişen, hipokaleminin eşlik ettiği ve sistemik asidoza rağmen idrar pH'ının 5.55.5 altına düşürülemediği (bu hastada 6.56.5) tablo Tip 1 Distal RTA'dır.

Step-by-Step Solution

1
Asit-baz durumunun belirlenmesi
pH 7.28<7.407.28 < 7.40 olduğu için asidemi mevcuttur.
Primer bozukluğun yönünü tayin etmek.
2
Primer bozukluğun tayini
HCO3HCO_3^- değerinin 1414 mEq/L (düşük) olması metabolik asidozu gösterir.
pH ve bikarbonatın aynı yönde değişmesi metabolik bir süreci işaret eder.
3
Anyon açıklığının (Anion Gap) hesaplanması
AG=Na(Cl+HCO3)=140(116+14)=10AG = Na - (Cl + HCO_3) = 140 - (116 + 14) = 10 mEq/L (Normal: 12±212 \pm 2).
Metabolik asidozun ayırıcı tanısında normal anyon açıklıklı (NAGMA) veya yüksek anyon açıklıklı ayrımı yapılır.
4
İdrar pH'ı ve potasyum düzeyinin değerlendirilmesi
NAGMA + Hipokalemi (2.82.8 mEq/L) + İdrar pH'ının 6.56.5 (yüksek) olması.
NAGMA tablolarında idrar pH'ının 5.55.5 altına düşürülememesi distal tübülde hidrojen salınım bozukluğunu (Tip 1 RTA) kanıtlar.

Key Concept

Normal anyon açıklıklı metabolik asidoz (NAGMA) durumunda, idrar pH'ının 5.55.5 altına inememesi ve hipokalemi varlığı Tip 1 (Distal) RTA'yı işaret eder; Sjögren sendromu bu durumun en sık edinsel nedenlerinden biridir.
Question 140Question

62 yaşında kadın hasta, son altı ay içinde üç kez ani gelişen akciğer ödemi (flash pulmonary edema) tablosu ile acil servise başvurmuştur. Hastanın öyküsünde bilinen koroner arter hastalığı olmadığı, ancak uzun süredir hipertansiyon nedeniyle çoklu ilaç tedavisi aldığı öğrenilmiştir. Ataklar dışında yapılan ekokardiyografide sol ventrikül sistolik fonksiyonları korunmuş (EF %60) ve ciddi kapak patolojisi izlenmemiştir. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.4 mg/dL ve potasyum 4.2 mEq/L saptanmıştır. Bu klinik tabloyu açıklayan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bilateral aterosklerotik renal arter stenozu

Answer

Bilateral aterosklerotik renal arter stenozu
Soruda tarif edilen klinik tablo 'Flash Pulmonary Edema' (Ani Akciğer Ödemi) olarak bilinir ve bilateral renal arter stenozunun (veya soliter böbrekte stenozun) en karakteristik klinik bulgularından biridir. Sistolik fonksiyonun (EF) normal olması primer pompa yetersizliğini dışlar. İleri yaş (62 yaş) ve hipertansiyon öyküsü, etyolojinin Fibromusküler Displazi'den (genç kadınlar) ziyade aterosklerotik olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta 62 yaşında (ileri yaş), hipertansif ve tekrarlayan ani akciğer ödemi (flash pulmonary edema) atakları geçiriyor.
Semptomlar ve demografik veriler ayırıcı tanı için kritik ipuçları taşır.
2
Kardiyak nedenleri dışla
Ekokardiyografide EF %60 (korunmuş) ve kapak patolojisi yok.
Akciğer ödeminin en sık nedeni olan sistolik kalp yetersizliği veya kapak hastalıkları dışlanmıştır.
3
Sendromu tanı
Korunmuş LV fonksiyonuna rağmen gelişen tekrarlayan akciğer ödemi (Pickering sendromu), bilateral renal arter stenozunun (veya tek böbrekli hastada darlığın) en tipik klinik yansımasıdır.
Renal hipoperfüzyona bağlı aşırı renin-anjiyotensin-aldosteron aktivasyonu ve volüm yüklenmesi bu tabloya yol açar.
4
Etyolojiyi belirle (Ateroskleroz vs FMD)
Hasta 62 yaşında olduğu için aterosklerotik zemin, fibromusküler displaziye (genç kadın hastalığı) göre çok daha olasıdır.
Yaş faktörü renal arter stenozunun alt tipini belirlemede ana kriterdir.

Key Concept

Pickering Sendromu (Flash Pulmonary Edema)

Hints

1
Hastanın kalbinin pompalama gücü (EF) normal olmasına rağmen akciğerleri su topluyor.
2
Bu duruma 'Flash Pulmonary Edema' denir ve genellikle böbrek damarlarındaki soruna işaret eder.
3
Yaşlı hastalarda bu durumun en sık nedeni damar sertliğine bağlı darlıklardır.

Practice More

Renal arter stenozunda ACE inhibitörü kullanımının kreatinin üzerindeki etkilerini sorgulayan bir vaka çalışması.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 7 / 29Next
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin