Toksikoloji

235 questions

Question 181Question

Laboratuvar incelemesinde artmış osmolar gap saptanmasına karşın, anyon açıklığının ve kan pHpH düzeyinin normal sınırlarda kaldığı bir alkol zehirlenmesi tablosunda, sorumlu madde aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İzopropanol

Answer

Artmış osmolar gap ile birlikte anyon açıklığının normal olması izopropanol zehirlenmesine işaret eder.
İzopropanol zehirlenmesinde, madde alkol dehidrogenaz tarafından asetona dönüştürülür. Aseton bir keton olup asit özellik göstermez; bu nedenle kanda anyon açığı artışı veya metabolik asidoz (pH düşüşü) görülmez. Ancak izopropanolün kendisi ozmotik olarak aktif olduğu için osmolar gap artışı saptanır.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar verilerini analiz et.
Osmolar gap yüksek, anyon açığı normal.
Zehirlenmeye neden olan maddenin asidik bir metabolite dönüşüp dönüşmediğini belirlemek için.
2
Alkollerin metabolik etkilerini karşılaştır.
Metanol ve etilen glikol asidoz yapar, izopropanol yapmaz.
İzopropanolün ana metaboliti asetonun nötr karakterde olması.
3
Doğru maddeyi belirle.
İzopropanol.
Klinik tabloyla uyumlu tek seçenek.

Key Concept

İzopropanol zehirlenmesinde anyon açığı artışı gözlenmez; çünkü metaboliti olan aseton asidik değildir.
Estimated Time:45s
Question 182Question

Zehirlenme olgularında acil servisteki genel tedavi yaklaşımı ve dekontaminasyon prensipleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hava yolu, solunum ve dolaşım (ABCABC) desteğinin sağlanması; gastrik lavaj, aktif kömür ve antidot tedavisi gibi tüm uygulamalardan önceliklidir.

Answer

Hava yolu, solunum ve dolaşım (ABCABC) desteğinin sağlanması, her türlü dekontaminasyon ve antidot uygulamasından önce gelen temel önceliktir.
Zehirlenme tedavisinde altın kural 'hastayı tedavi et, zehri değil' ilkesidir. Bu nedenle, toksinin türü ne olursa olsun ilk yapılması gereken müdahale hava yolu, solunum ve dolaşımın (ABCABC) stabilize edilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Yaşamsal bulguların stabilizasyonu (ABCABC kontrolü)
Hastanın hava yolu açıklığı, solunumu ve dolaşımı güvence altına alınır.
Zehirlenme tedavisinde en sık yapılan hata, stabilizasyondan önce toksini uzaklaştırmaya veya antidot aramaya çalışmaktır.
2
Kontrendikasyonların değerlendirilmesi
Korozif veya uçucu maddelerin alımı durumunda mide yıkanması ve kusturma yöntemlerinden kaçınılır.
Yanlış uygulanan dekontaminasyon yöntemleri perforasyon veya aspirasyon gibi ölümcül komplikasyonlara yol açabilir.
3
Zamanında dekontaminasyon (Aktif Kömür)
Mümkünse ilk 11 saat içinde aktif kömür uygulanarak toksinin emilimi engellenir.
Zaman geçtikçe toksin mideden duodenuma geçeceği için adsorpsiyon etkinliği hızla düşer.

Key Concept

Zehirlenme Yönetimi Hiyerarşisi: Destekleyici Tedavi (ABCABC) > Dekontaminasyon > Antidot > Eliminasyonun Artırılması

Practice More

İdrar pH'sını değiştirerek ilaç eliminasyonunu artırma (İyon Tuzağı) konusundaki diğer örnekleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 183Question

3434 yaşında bir mücevher imalatçısı, gıda zehirlenmesi şüphesiyle acil servise getiriliyor. Hastada şiddetli kolik tarzda karın ağrısı, "pirinç suyu" görünümünde diyare ve ekspirasyon havasında belirgin sarımsak kokusu saptanıyor. Akut arsenik zehirlenmesi tanısıyla hastaya intramusküler dimerkaprol (BAL) tedavisi başlanıyor. Bu tedavi sırasında şelatör-metal kompleksinin renal tübüllerde dissosiye olup serbest metalin nefrotoksisiteye yol açmasını engellemek için yapılması gereken en uygun uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İdrarın alkalileştirilmesi

Answer

İdrarın alkalileştirilmesi uygulaması, dimerkaprol-arsenik kompleksinin böbreklerde parçalanmasını önleyerek nefrotoksisite riskini azaltır.
Dimerkaprol-metal şelatları (arsenik, civa veya altın ile kurulanlar) asidik ortama karşı çok hassastır. İdrar asidik olduğunda bu kompleks böbrek tübüllerinde parçalanarak metalin serbest kalmasına ve doğrudan tübüler hasara yol açmasına neden olur. İdrarın alkalileştirilmesi bu dissosiasyonu önleyerek tedavinin güvenliğini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Sarımsak kokusu ve pirinç suyu diyare, akut arsenik zehirlenmesini doğrular.
Doğru şelatör yönetimi için öncelikle hangi metalin söz konusu olduğu belirlenmelidir.
2
Şelatör özelliklerinin analizi
Dimerkaprol (BAL) sülfhidril grupları üzerinden metali bağlar ancak kompleks asidik ortamda dayanıksızdır.
Antidotun kimyasal stabilitesinin idrar pH'ı ile ilişkisini anlamak nefrotoksisiteyi önlemek için kritiktir.
3
Renal koruma stratejisinin belirlenmesi
İdrar pH'ının yükseltilmesi (alkalileştirme) kompleksin dissosiasyonunu engeller.
Kompleksin bütünlüğünün korunması, metalin tübüler hücrelere zarar vermeden atılmasını sağlar.

Key Concept

Dimerkaprol (BAL) komplekslerinin asidik idrarda stabilite kaybı ve alkalizasyon gerekliliği
Estimated Time:2m 0s
Question 184Question

38 yaşında bir erkek hasta, eski gemi gövdelerindeki boyaları kazıma işinde 6 aydır çalıştığını belirtiyor. Son dönemde artan kolik tarzda karın ağrısı, şiddetli kabızlık ve her iki el bileğinde düşme (radial sinir felci) şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede diş etlerinde gri-mavi renkli çizgilenmeler (Burton hattı) izleniyor. Laboratuvarda mikrositer anemi saptanan hastanın periferik yaymasında bazofilik noktalanma görülüyor. Takibinde letarji ve nöbet geçiren hastanın kan kurşun düzeyi 95μg/dL95 \mu\text{g/dL} ölçülüyor. Bu klinik tabloya göre, serebral ödem riskini minimize etmek amacıyla uygulanması gereken en uygun spesifik farmakolojik yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dimerkaprol (4 mg/kg4 \text{ mg/kg} derin intramüsküler) başlanmalı; 4 saat sonra Kalsiyum disodyum EDTA (1500 mg/m2/gu¨n1500 \text{ mg/m}^2/\text{gün} intravenöz) eklenmelidir.

Answer

Tedaviye önce derin intramüsküler yolla Dimerkaprol (BAL) başlanmalı, 4 saat sonra intravenöz Kalsiyum disodyum EDTA eklenmelidir.
Kurşun ansefalopatisi varlığında veya kan kurşun düzeyi 70100μg/dL70-100 \mu\text{g/dL} üzerinde olduğunda standart tedavi ikili şelasyondur. Bu durumda Dimerkaprol (BAL), kan-beyin bariyerini geçebildiği için önce uygulanmalıdır. Dimerkaprol uygulamasından yaklaşık 4 saat sonra Kalsiyum disodyum EDTA eklenmesi, kurşunun beyne yeniden dağılmasını önler ve güvenli bir eliminasyon sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların ve laboratuvarın değerlendirilmesi
İş öyküsü, Burton hattı, radial felç ve bazofilik noktalanma kurşun zehirlenmesini (satürnizm) doğrular.
Spesifik antidot seçimi öncesi toksinin kesin tanınması gerekir.
2
Zehirlenme şiddetinin belirlenmesi
Letarji, nöbet ve 95μg/dL95 \mu\text{g/dL} kurşun düzeyi 'ağır kurşun ansefalopatisi' tanısını koydurur.
Tedavi protokolü (tekli vs kombine şelasyon) şiddete göre değişir.
3
Şelatör sırasının planlanması
Önce Dimerkaprol (BAL) uygulanır.
EDTA tek başına verildiğinde kurşunu dokulardan mobilize eder ve kan-beyin bariyerini geçemediği için kurşunun beyne göç etmesine (redistribüsyon) neden olarak serebral ödemi artırabilir.
4
İkinci şelatörün eklenmesi
BAL'dan 4 saat sonra CaNa2EDTA infüzyonu eklenir.
Kombine tedavi, serbest kalan kurşunun böbrekler yoluyla atılımını maksimize eder.

Key Concept

Ağır kurşun zehirlenmesinde ansefalopatiyi kötüleştirmemek için Dimerkaprol (BAL), Kalsiyum disodyum EDTA'dan önce uygulanmalıdır.
Estimated Time:2m 0s
Question 185Question

Karbamat grubu insektisitlerle (örneğin karbaril) meydana gelen zehirlenmelerin klinik özellikleri ve tedavisi düşünüldüğünde, bu tabloyu organofosfatlı bileşik zehirlenmelerinden ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Asetilkolinesteraz enzimi ile kurulan bağın nispeten kısa süreli ve geri dönüşümlü olması nedeniyle "yaşlanma" (aging) olayının gerçekleşmemesi

Answer

Karbamat zehirlenmelerini organofosfatlardan ayıran temel fark, enzim-inhibitör kompleksinin yaşlanma sürecine girmemesi ve bağın geri dönüşümlü olmasıdır.
Karbamatlar (karbaril, propoksur vb.), asetilkolinesteraz enzimini geri dönüşümlü olarak inhibe ederler. Organofosfatların aksine, enzim-inhibitör kompleksi dealkilasyon (yaşlanma) sürecine girmez. Bu durum, karbamat zehirlenmelerinin klinik tablosunun organofosfatlara göre çok daha kısa süreli olmasını ve genellikle destek tedavisiyle hızla düzelmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Karbamatların asetilkolinesteraz (AChE) üzerindeki etkisini tanımla.
Karbamatlar enzime karbamoilasyon yoluyla bağlanır.
Zehirlenmenin moleküler temelini anlamak için bağlanma tipini bilmek gerekir.
2
Organofosfatlar ile karşılaştır.
Organofosfatlar kovalent (fosforilasyon) ve giderek güçlenen (yaşlanma) bir bağ kurarken, karbamat bağı reversibl kalır.
Klinik sürenin ve tedavi yaklaşımının (oksim kullanımı gibi) farkını bu mekanizma belirler.
3
Klinik sonuçları değerlendir.
Yaşlanma olmadığı için karbamat zehirlenmeleri genellikle 2424 saat içinde düzelir.
Tedavi planı ve prognoz tahmini için bu süre bilgisi kritiktir.

Key Concept

Karbamatlar ve organofosfatlar arasındaki en kritik fark 'yaşlanma' (aging) fenomenidir. Karbamatlarda bu olay gerçekleşmez.

Practice More

Karbaril özelinde oksimlerin kontrendike olma nedenlerini ve 'intermediyer sendrom'un hangi grup zehirlenmelerde beklendiğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 186Question

2424 yaşında kadın hasta, intihar amacıyla çok sayıda valproik asit tableti aldıktan 66 saat sonra acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde somnolan, pupiller miyotik ve derin tendon refleksleri deprese izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde; anyon açığı artmış metabolik asidoz ve plazma amonyak düzeyinde belirgin artış (210μg/dL210 \mu g/dL) saptanıyor, karaciğer enzimleri (AST/ALTAST/ALT) ise normal sınırlarda bulunuyor. Bu hastada gelişen hiperammonemi ve metabolik bozuklukların tedavisinde kullanılan spesifik ajanın temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karnitin depolarını yenileyerek mitokondriyal beta-oksidasyonu ve üre döngüsünü stimüle etmek

Answer

Valproik asit zehirlenmesinde görülen hiperammonemi tedavisinde kullanılan L-karnitin, karnitin depolarını yenileyerek mitokondriyal beta-oksidasyonu ve üre döngüsünü stimüle eder.
Valproik asit (VPA) zehirlenmesinde görülen hiperammonemi, VPA metabolitlerinin karnitin depolarını tüketmesi ve üre döngüsünü baskılaması sonucu oluşur. L-karnitin uygulaması, mitokondriyal KoA düzeylerini restore eder, beta-oksidasyonu yeniden başlatır ve üre döngüsünün devamlılığını sağlayarak amonyak düzeylerini düşürür. Bu nedenle karnitin depolarını yenileyerek mitokondriyal fonksiyonları düzeltmek temel mekanizmadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Miyozis, MSS depresyonu, metabolik asidoz ve özellikle hiperammonemi (normal karaciğer enzimleri ile birlikte), valproik asit toksisitesini işaret eder.
Valproik asit, üre döngüsünü ve karnitin metabolizmasını bozarak karaciğer yetmezliği gelişmeden de amonyak artışına neden olabilir.
2
Hiperammonemi mekanizmasını belirle
Valproik asit metabolitleri (Valproil-KoA), karnitin ile birleşerek karnitin depolarını tüketir ve üre döngüsünün kilit enzimi olan karbamoil fosfat sentetaz-I'i inhibe eden N-asetilglutamat sentezini azaltır.
Karnitin eksikliği, mitokondriyal yağ asidi oksidasyonunu bozarak metabolik bozuklukları derinleştirir.
3
Tedavi ajanı ve mekanizmasını seç
Tedavide L-karnitin kullanılır; temel amacı karnitin düzeylerini restore ederek mitokondriyal metabolizmayı ve üre döngüsünü yeniden aktif hale getirmektir.
Spesifik antidot olan L-karnitin, amonyak klirensini artırır ve nörolojik düzelmeyi hızlandırır.

Key Concept

Valproik asit toksisitesinde L-karnitin kullanımı ve hiperammonemi fizyopatolojisi.

Alternative Method

Vignette'deki 'amonyak artışı' bulgusu, karaciğer enzimleri normalken dahi valproik asit için çok spesifiktir. Bu ipucu ile doğrudan karnitin metabolizmasına yönelmek mümkündür.
Estimated Time:2m 0s
Question 187Question

Bir kimya laboratuvarında çalışan teknisyen, bir kaza sonrası maruz kaldığı gaz nedeniyle ani gelişen nefes darlığı, baş ağrısı ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın nefesinde acı badem kokusu fark ediliyor. Arteriyel kan gazı analizinde PaO2PaO_2 düzeyi normal sınırda saptanmasına rağmen, hastada ciddi laktik asidoz ve venöz kan oksijen saturasyonunun beklenenden yüksek olduğu (arteriyovenöz oksijen farkında azalma) görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan zehirlenmenin tedavisinde, methemoglobinemiye yol açmaması nedeniyle ilk basamakta tercih edilmesi gereken en uygun antidot aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hidroksokobalamin

Answer

Siyanür zehirlenmesi tablosuna sahip bu hastada, ilk basamakta tercih edilmesi gereken antidot hidroksokobalamindir.
Hidroksokobalamin, siyanür zehirlenmesinde ilk seçenek antidotlardan biridir. Siyanür iyonlarını bağlayarak B12 vitamini formu olan siyanokobalamini oluşturur. Amil nitrit veya sodyum nitritin aksine, hastanın oksijen taşıma kapasitesini daha da düşürebilecek olan methemoglobinemiye yol açmaz. Soruda belirtilen 'acı badem kokusu' ve 'normal PaO2PaO_2 değerine rağmen laktik asidoz/venöz hiperoksi' bulguları siyanür zehirlenmesi için klasiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Acı badem kokusu, laktik asidoz ve venöz hiperoksi (arteriyovenöz oksijen farkında azalma) siyanür zehirlenmesini işaret eder.
Siyanür, hücrelerin oksijeni kullanmasını engelleyerek bu bulgulara yol açar.
2
Etki mekanizmasını belirle.
Siyanür, mitokondrideki Sitokrom c Oksidaz (Kompleks IV) enzimini inhibe ederek hücresel solunumu durdurur.
Bu durum oksijen sunumu normal olsa bile dokuların oksijeni tüketememesine neden olur.
3
En uygun antidotu seç.
Hidroksokobalamin, siyanür ile doğrudan bağlanarak toksik olmayan siyanokobalamine dönüşür.
Eski tedavilerin (nitritler) aksine methemoglobinemiye neden olmaması en büyük avantajıdır.

Key Concept

Siyanür zehirlenmesinde karakteristik bulgular (acı badem kokusu, venöz hiperoksi) ve modern antidot yaklaşımı (hidroksokobalamin).

Practice More

Karbonmonoksit zehirlenmesindeki pulse oximetry hatası ve karboksihemoglobin ölçümünün önemini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Eğer hidroksokobalamin mevcut değilse, sodyum tiyosülfat (sülfür vericisi olarak rodanaz enzimini desteklemek için) veya methemoglobinemi oluşturma riski göze alınarak nitritler kullanılabilir.
Estimated Time:1m 15s
Question 188Question

5858 yaşında erkek hasta, intihar amacıyla antihypertansif ilaçlarından çok miktarda içtikten 44 saat sonra acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 36/dk36/dk, solunum sayısı 14/dk14/dk ve vücut sıcaklığı 36.5C36.5^\circ C olarak ölçülüyor. Pupiller izokorik ve orta genişlikte olup ışık reaksiyonu mevcuttur. Akciğer sesleri doğal saptanırken cildin kuru olduğu gözleniyor. Elektrokardiyografide (EKG) sinüs bradykardisi ve birinci derece AV blok saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde kan glukoz düzeyi 285285 mg/dL (N: 7011070-110 mg/dL) ve potasyum düzeyi 3.83.8 mEq/L bulunuyor. Bu klinik tabloya yol açması en muhtemel ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Verapamil

Answer

Verapamil (Kalsiyum kanal blokörü intoksikasyonu)
Verapamil gibi kalsiyum kanal blokörleri (özellikle non-dihidropiridin grubu), pankreasın beta adacık hücrelerindeki L-tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek insülin salınımını azaltır. Bu durum, ciddi intoksikasyonlarda belirgin bir hiperglisemi tablosuna yol açar. Klinik vakada sunulan bradykardi ve hipotansiyon ile birlikte görülen 285285 mg/dL glukoz düzeyi tanıya doğrudan yönlendirir.

Step-by-Step Solution

1
Vital bulguların analizi
Hipotansiyon (75/4575/45 mmHg) ve bradykardi (36/dk36/dk) saptandı.
Zehirlenmeye neden olan ajanın kardiyovasküler sistem üzerinde negatif inotrop ve kronotrop etkisi olduğunu gösterir.
2
Laboratuvar verilerinin (glukoz) değerlendirilmesi
Belirgin hiperglisemi (285285 mg/dL) saptandı.
Hiperglisemi, kalsiyum kanal blokörleri (KKB) ile beta blokör (BB) intoksikasyonunu ayırt eden en kritik parametredir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
BB zehirlenmesinde hipoglisemi/öglisemi, KKB zehirlenmesinde hiperglisemi beklenir.
L-tipi kalsiyum kanallarının pankreasta blokajı insülin salınımını engeller.

Key Concept

Kalsiyum kanal blokörü zehirlenmelerinde görülen hiperglisemi, beta-blokör zehirlenmelerinden ayrımda en önemli laboratuvar ipucudur.
Estimated Time:2m 0s
Question 189Question

3535 yaşında erkek hasta, evinde bilinci kapalı halde bulunarak acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 110110/dakika, vücut sıcaklığı 37.2C37.2^\circ C ve solunum sayısı 77/dakika olarak saptanıyor. Bilateral pupillerinin 77 mm (midriyatik) olduğu ve ışık refleksinin ileri derecede azaldığı belirleniyor. Hastanın acil servisteki takibi sırasında jeneralize tonik-klonik bir nöbet geçirdiği gözleniyor. Bu hastada izlenen belirgin solunum depresyonuna rağmen pupillerin midriyatik olması ve tabloya nöbetin eşlik etmesi, aşağıdaki ajanlardan hangisinin aşırı alımına bağlı bir opioid toksidromu geliştiğini en güçlü şekilde destekler?

Show answer & explanation

Answer: Meperidin

Answer

Meperidin
Doğru seçenek olan meperidin, opioid agonistleri arasında yapısal ve farmakolojik olarak istisnai bir yere sahiptir. Fenilpiperidin türevi olan bu ajan, atropin benzeri yan etkiler göstererek midriyazis ve taşikardiye neden olabilir. Ayrıca, karaciğerde metabolize olması sonucu oluşan normeperidin, uzun yarı ömürlü ve nörotoksik bir maddedir; bu metabolitin birikimi hastada jeneralize nöbetlere yol açar. Bu kombinasyon (solunum depresyonu + midriyazis + nöbet) TUS sınavlarında meperidin için spesifiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Düşük solunum sayısı (77/dakika) ve bilinç kaybı, öncelikle bir opioid toksidromunu düşündürür.
Opioidler, beyin sapındaki solunum merkezini deprese ederek karakteristik hipoventilasyona yol açar.
2
İstisnai bulguyu değerlendir
Opioidlerde beklenen 'miyozis' yerine 'midriyazis' saptanması, ayırıcı tanıda meperidini ön plana çıkarır.
Meperidin, yapısal olarak atropine benzediği için antimuskarinik etkiyle pupilleri genişletir.
3
Ek klinik bulguyu (nöbet) yorumla
Nöbet geçirilmesi, meperidinin toksik metaboliti olan normeperidin birikimini işaret eder.
Normeperidin, SSS uyarıcı etkisine sahiptir ve özellikle yüksek dozlarda veya böbrek yetmezliğinde nöbetleri tetikler.

Key Concept

Meperidin (Pethidine) intoksikasyonunun atipik özellikleri: Midriyazis ve nöbet.

Practice More

Meperidinin diğer opioidlerle olan ilaç etkileşimlerini (örneğin MAO inhibitörleri ile serotonin sendromu riski) gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 190Question

2222 yaşında kadın hasta, evde çok sayıda "depresyon ilacı" içmiş halde yakınları tarafından bulunarak acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 120120/dakika, solunum sayısı 1414/dakika ve vücut ısısı 38.2C38.2^\circ C olarak ölçülüyor. Hastanın pupillerinin midriyatik olduğu, cildinin kuru ve sıcak olduğu, bağırsak seslerinin azaldığı saptanıyor. Çekilen EKG’de QRS süresinin 140140 msn olduğu ve aVR derivasyonunda terminal R dalga yüksekliğinin 44 mm olduğu görülüyor. Bu hastada gelişen kardiyak iletim kusurlarını düzeltmek amacıyla uygulanması gereken en uygun farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sodyum bikarbonat

Answer

Sodyum bikarbonat
Vakada tanımlanan antikolinerjik semptomlar ve EKG'deki spesifik sodyum kanal blokajı bulguları (geniş QRS, aVR'de belirgin R dalgası) Trisiklik Antidepresan zehirlenmesini doğrulamaktadır. Bu durumdaki kardiyak toksisitenin en uygun tedavisi, sodyum gradyanını artırarak blokajı çözen sodyum bikarbonattır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Antikolinerjik (midriyazis, kuru cilt, ateş, taşikardi) ve kardiyovasküler (hipotansiyon) bulgular saptandı.
Vakadaki semptomlar ve "depresyon ilacı" öyküsü Trisiklik Antidepresan (TSA) zehirlenmesini düşündürür.
2
EKG bulgularının yorumlanması
QRS süresinin 100100 msn'den uzun olması ve aVR'de terminal R dalgasının >3> 3 mm olması belirlendi.
Bu bulgular TSA'ların miyokardiyal hızlı sodyum kanallarını bloke ettiğinin ve yüksek ventriküler aritmi riskinin göstergesidir.
3
Tedavi seçimi
Sodyum bikarbonat (8.48.4%'lük hipertonik solüsyon) uygulanması.
Bikarbonat hem pH'ı artırarak ilacın reseptöre bağlanmasını azaltır hem de sodyum yükü sağlayarak kanal blokajını antagonize eder.

Key Concept

TSA zehirlenmesinde sodyum kanal blokajı bulguları (EKG'de QRS genişlemesi ve aVR R dalgası) ve tedavisinde sodyum bikarbonat kullanımı.
Estimated Time:2m 0s
Question 191Question

Tarımsal ilaçlama sonrası acil servise bulantı, kusma, aşırı sekresyon artışı ve miyozis ile getirilen 35 yaşındaki bir hastaya atropin tedavisi başlanmış ve akut bulguları kontrol altına alınmıştır. Yatışının 2. gününde hastada aniden solunum güçlüğü, boyun fleksör kaslarında belirgin zayıflık ve proksimal ekstremite kaslarında güçsüzlük geliştiği gözlenmiştir. Bu hastada gelişen klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ara (İntermediate) sendrom

Answer

Ara (İntermediate) sendrom
Ara (İntermediate) sendrom, organofosfatlı insektisit maruziyetinden 24-96 saat sonra ortaya çıkan, nikotinik reseptörlerdeki aşırı uyarılmaya bağlı desensitizasyon sonucu gelişen bir tablodur. En belirgin özellikleri boyun fleksörlerinde zayıflık, proksimal kas güçsüzlüğü ve kraniyal sinir felçleridir. Atropin sadece muskarinik reseptörleri bloke ettiği için bu tabloyu düzeltmez.

Step-by-Step Solution

1
Zaman çizelgesini analiz et
Belirtiler maruziyetten yaklaşık 48 saat sonra (2. gün) ortaya çıkmıştır.
Organofosfat zehirlenmesinde farklı tablolar farklı zaman dilimlerinde gelişir (0-24s, 24-96s, 1-3 hafta).
2
Kas tutulum bölgesini değerlendir
Boyun fleksörleri, solunum kasları ve proksimal ekstremite kasları tutulmuştur.
Bu spesifik kas gruplarının tutulumu nikotinik reseptör desensitizasyonu veya uç plak yetmezliği ile ilişkili olan ara sendrom için karakteristiktir.
3
Atropin yanıtını yorumla
Atropin akut muskarinik bulguları düzeltmiş ancak bu yeni tabloyu önleyememiştir.
Atropin bir antimuskariniktir; nikotinik reseptörler üzerinden gelişen ara sendrom üzerinde etkili değildir.

Key Concept

Ara (İntermediate) Sendrom
Question 192Question

2828 yaşında bir erkek hastaya küçük bir cerrahi girişim öncesinde lokal anestezi amacıyla yüksek dozda prilokain uygulanmıştır. İşlemden yaklaşık 2020 dakika sonra hastada belirgin siyanoz geliştiği fark edilmiştir. Hastaya maske ile yüksek akımlı oksijen başlanmasına rağmen nabız oksimetresinde satürasyon değerinin %85\%85 düzeyinde sabit kaldığı ve oksijen tedavisine yanıt vermediği görülmüştür. Hastadan alınan arteriyel kan örneğinin kahverengi (çikolata rengi) olduğu saptanmıştır.

Bu klinik tabloya neden olan durumun tedavisinde ilk tercih edilmesi gereken spesifik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Metilen mavisi

Answer

Metilen mavisi, prilokain gibi lokal anesteziklerin neden olduğu methemoglobinemi tablosunun spesifik tedavisidir.
Metilen mavisi, methemoglobinemi tablosunda ferrik demirin (Fe3+Fe^{3+}) tekrar ferröz demire (Fe2+Fe^{2+}) indirgenmesini sağlayan NADPH-methemoglobin redüktaz yolunu aktive ederek doku oksijenasyonunu düzeltir. Prilokain kullanımı sonrası gelişen oksijene dirençli siyanoz ve kahverengi kan bu tablonun tipik klinik göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (oksijen tedavisine yanıtsız siyanoz ve çikolata rengi kan) ve ilaç öyküsünün değerlendirilmesi.
Hastada prilokain metaboliti olan o-toluidine bağlı gelişen 'Methemoglobinemi' tanısı konur.
Methemoglobinemi, hemoglobin içindeki demirin Fe2+Fe^{2+} (ferröz) formundan Fe3+Fe^{3+} (ferrik) formuna oksitlenmesiyle oluşur ve bu form oksijen taşıyamaz.
2
Tanımlanan biyokimyasal bozukluğu düzeltecek spesifik antidotun belirlenmesi.
İntravenöz metilen mavisi tedavisi planlanır.
Metilen mavisi, eritrosit içindeki NADPH-methemoglobin redüktaz enzimi için bir kofaktör görevi görerek ferrik demiri (Fe3+Fe^{3+}) tekrar işlevsel ferröz demire (Fe2+Fe^{2+}) indirger.

Key Concept

İlaçlara bağlı (özellikle prilokain, benzokain ve nitratlar) gelişen methemoglobinemi ve spesifik antidotu olan metilen mavisi.

Practice More

Lokal anesteziklerin sistemik toksisite (LAST) belirtileri ve lipid emülsiyon tedavisi ile methemoglobinemi farkını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 193Question

Tarımsal ilaçlama sırasında karbamat grubu bir insektisite maruz kaldığı bilinen ve kolinerjik kriz bulguları gösteren bir hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Asetilkolinesteraz enzimi ile oluşan kompleks kendiliğinden hidrolize uğrar ve "yaşlanma" (aging) fenomeni görülmez.

Answer

Karbamat zehirlenmelerinde asetilkolinesteraz inhibisyonu kendiliğinden geri dönüşlüdür ve yaşlanma fenomeni görülmez.
Karbamat grubu insektisitler (örneğin karbaril, propoksur), asetilkolinesteraz (AChE) enzimini geçici olarak inhibe ederler. Oluşan karbamoillenmiş enzim kompleksi, organofosfatların oluşturduğu fosforillenmiş komplekse göre çok daha dayanıksızdır ve dakikalar ile saatler içinde kendiliğinden hidrolize uğrayarak enzimi serbest bırakır. Ayrıca organofosfatlarda görülen ve enzim inhibisyonunu kalıcı hale getiren 'yaşlanma' (dealkilasyon) süreci karbamatlarda gerçekleşmez.

Step-by-Step Solution

1
İnsektisit grubunun (karbamat) belirlenmesi.
Karbamatlar, organofosfatlar gibi kolinesteraz enzimini inhibe eder ancak bağ yapıları farklıdır.
Zehirlenmenin patofizyolojisini anlamak için etken madde sınıfı kritiktir.
2
Enzim-inhibitör etkileşiminin değerlendirilmesi.
Karbamatlar enzimi "karbamoilasyon" ile inhibe eder. Bu kompleks hidrolize duyarlıdır.
Organofosfatların (fosforilasyon) aksine bu bağ kendiliğinden çözülebilir.
3
"Yaşlanma" (aging) kavramının kontrolü.
Karbamatlarda dealkilasyon (yaşlanma) süreci gözlenmez.
Yaşlanma süreci organofosfatlara özgü bir kimyasal değişimdir.
4
Tedavi yaklaşımının belirlenmesi.
Atropin temel tedavidir, pralidoksim (oksimler) ise karbamatlarda rutin olarak önerilmez.
Enzim kendiliğinden aktifleştiği için reaktivatörlere ihtiyaç duyulmaz ve bazı durumlarda oksimler toksisiteyi artırabilir.

Key Concept

Karbamatların geri dönüşlü (reversible) asetilkolinesteraz inhibisyonu ve yaşlanma fenomeninin yokluğu.

Practice More

Organofosfat ve karbamat zehirlenmeleri arasındaki en temel fark olan 'yaşlanma' (aging) sürecinin moleküler mekanizmasını ve bunun antidot seçimi üzerindeki etkisini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 194Question

Bahçesinde süs bitkisi olarak yetiştirdiği zakkum (NeriumNerium oleanderoleander) yapraklarını bir miktar çiğnedikten sonra acil servise başvuran 4545 yaşındaki kadın hastada şiddetli bulantı, kusma ve belirgin bradikardi saptanıyor. Çekilen elektrokardiyografide (EKGEKG) PRPR aralığında uzama ve "çanak" görünümünde STST segment çökmesi izleniyor. Bu hastadaki toksik tabloya neden olan bileşiğin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz enziminin inhibisyonu

Answer

Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz enziminin inhibisyonu
Zakkum bitkisi (NeriumNerium oleanderoleander), farmakolojik olarak digoksine çok benzeyen oleandrin gibi kardiyak glikozidler içerir. Bu bileşikler miyokard hücre membranındaki Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz enzimini inhibe ederek hücre içi sodyum konsantrasyonunu artırır. Bu durum sodyum-kalsiyum değiştirici (NCXNCX) üzerinden hücre içine kalsiyum girişini artırarak pozitif inotropik etkiye ve aritmi riskine yol açar. Ayrıca vagomimetik etkileri nedeniyle bradikardi, AVAV blok (PRPR uzaması) ve karakteristik STST segment değişikliklerine ("çanak" görünümü) neden olurlar.

Step-by-Step Solution

1
Bitkiyi tanımla
Zakkum (NeriumNerium oleanderoleander) oleandrin gibi kardiyak glikozidler içerir.
Vakadaki bitki ve klinik bulgular kardiyak glikozid toksisitesini işaret etmektedir.
2
Klinik bulguları yorumla
Bradikardi, PRPR uzaması ve STST çökmesi digoksin benzeri etkiyi doğrular.
Kardiyak glikozidler vagal tonusu artırır ve miyokardiyal iletimi etkiler.
3
Mekanizmayı belirle
Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz inhibisyonu sonucu hücre içi kalsiyum artar.
Sodyum-potasyum pompasının durması, sodyum-kalsiyum değişim düzeneğini etkileyerek kalsiyum birikimine yol açar.

Key Concept

Zakkum (Oleandrin) Toksisitesi
Estimated Time:1m 30s
Question 195Question

Wilson hastalığı tanısıyla başlanan bir şelatör tedavisi sırasında hastada nefrotik düzeyde proteinüri, pemfigus benzeri deri lezyonları ve MyastheniaMyasthenia GravisGravis kliniğini taklit eden ptozis ile kas güçsüzlüğü gelişmiştir. Bu hastada kullanılan ilaçla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bakırın yanı sıra sistinüride sistin ile kompleks oluşturarak taş oluşumunu azaltmak amacıyla da kullanılır.

Answer

Şelatör ajan olan penisillamin, Wilson hastalığının yanı sıra sistinüri tedavisinde de sistin taşlarının oluşumunu engellemek amacıyla kullanılır.
Vakada tanımlanan nefrotik sendrom, pemfigus benzeri lezyonlar ve Myasthenia Gravis benzeri tablo, Wilson hastalığında kullanılan penisillaminin tipik otoimmün yan etkileridir. Bu ilaç, bakır şelasyonu dışında sistinüri hastalarında sistin ile disülfid bağı oluşturarak daha çözünür bir yapı meydana getirir ve taş oluşumunu engeller.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulgulardan sorumlu ilacı tanımlama
Penisillamin
Wilson hastalığı tedavisi sırasında nefrotik sendrom ve Myasthenia Gravis benzeri yan etkiler penisillamin için karakteristiktir.
2
İlacın kimyasal ve farmakolojik özelliklerini değerlendirme
Oral kullanılan bir monotioldür.
Dimerkaprol ve süksimer gibi ditiyollerden farklı olarak tek sülfhidril grubu içerir.
3
İlacın endikasyonlarını ve ek etkilerini gözden geçirme
Bakır, cıva, kurşun şelasyonu; sistinüri ve romatoid artrit tedavisi.
Sistinle suda çözünürlüğü yüksek kompleksler oluşturarak idrarda sistin taşı oluşumunu azaltır.

Key Concept

Penisillamin'in farmakolojik özellikleri, yan etki profili (nefrotoksisite, otoimmünite) ve klinik kullanım alanları.
Estimated Time:1m 30s
Question 196Question

35 yaşında bir erkek hasta, intihar amacıyla yüksek dozda fenobarbital (pKa:7.2pKa: 7.2) tabletleri ve beraberinde bir miktar asidik kireç çözücü içmesi nedeniyle olaydan yaklaşık 45 dakika sonra acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde letarjik olan hastanın solunumu yüzeyseldir ve ağız çevresinde yaygın korozif yanıklar izlenmektedir. Bu hastanın acil yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Öncelikle hava yolu güvenliği sağlanmalı ve korozif madde alımı nedeniyle gastrik lavajdan kaçınılmalıdır.

Answer

Öncelikle hava yolu güvenliği sağlanmalı ve korozif madde alımı nedeniyle gastrik lavajdan kaçınılmalıdır.
Zehirlenme tedavisinde ilk ve en kritik adım hastanın hava yolu, solunum ve dolaşımının (ABC) güvence altına alınmasıdır. Özellikle solunumu baskılanmış (yüzeysel solunum) ve letarjik bir hastada bu öncelik daha da belirgindir. İkinci olarak, korozif maddelerin (asit veya baz) yutulması durumunda mideye tüp yerleştirilmesi (lavaj) veya hastanın kusturulması, hasarlı dokuların delinmesine veya kimyasalın özofagusu tekrar yakmasına neden olacağı için kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşamsal fonksiyonlarını değerlendir (ABC).
Hava yolu ve solunumun (solunum yüzeysel olduğu için) stabilize edilmesi gerektiği anlaşıldı.
Toksikolojide her zaman 'hasta tedavi edilir, zehir değil' prensibiyle öncelik stabilizasyondur.
2
Alınan maddelere göre dekontaminasyon yöntemlerini kontrendikasyon açısından incele.
Korozif madde varlığı nedeniyle gastrik lavaj ve emesisin (kusturma) kontrendike olduğu belirlendi.
Korozifler doku hasarına yol açarak perforasyon riskini artırır.
3
Fenobarbital (pKa:7.2pKa: 7.2) atılımını artırmak için iyon tuzağı (ion-trapping) prensibini değerlendir.
Zayıf asit olan fenobarbitalin atılımı için idrarın alkalileştirilmesi (NaHCO3NaHCO_3) gerektiği saptandı.
Zayıf asitler alkali ortamda iyonize olur ve tubuluslardan geri emilemez.

Key Concept

Zehirlenme yönetiminde ABC önceliği ve korozif madde alımında gastrik dekontaminasyonun kontrendike olması.
Estimated Time:1m 30s
Question 197Question

Acil servise bilinç bulanıklığı ile getirilen ve nefesinde aseton kokusu fark edilen bir hastada, laboratuvar sonuçları şu şekildedir:

- Arteryel pH: 7.387.38 (Normal: 7.357.457.35-7.45)
- HCO3HCO_3: 2424 mEq/L (Normal: 222622-26)
- Anyon açığı: 1010 mEq/L (Normal: 8128-12)
- Osmolar açık (Osmolar gap): 4545 mOsm/kg (Normal: <10<10)

Bu klinik tabloya neden olan en olası toksik madde aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İzopropanol

Answer

İzopropanol
İzopropanol zehirlenmesinde, alkolün kendisi osmolar açığı artırırken, metabolize olduğu aseton asidik olmadığı için anyon açığı ve kan gazı değerleri normal sınırlarda kalır. Nefesteki meyvemsi/aseton kokusu bu tablo için karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar verilerinin analizi
Hastada anyon açığı ve pH normal, ancak osmolar açık (gap) anlamlı derecede yüksektir.
Yüksek osmolar açık, kanda normalde ölçülmeyen yüksüz bir maddenin (genellikle bir alkol) varlığını gösterir.
2
Metabolik asidoz varlığının sorgulanması
Metanol ve etilen glikol zehirlenmelerinde görülen yüksek anyon açıklı metabolik asidoz bu hastada yoktur.
Metanol ve etilen glikolün aksine, izopropanolün metaboliti olan aseton bir asit değildir.
3
Klinik bulgu ile korelasyon
Nefesteki aseton kokusu, izopropanolün aseton yolunu desteklemektedir.
İzopropanol, alkol dehidrogenaz enzimi tarafından keton yapısındaki asetona dönüştürülür.

Key Concept

İzopropanol, yüksek anyon açıklı metabolik asidoz YAPMADAN osmolar açığı artıran ve nefeste aseton kokusuna neden olan temel toksik alkoldür.

Practice More

İzopropanol zehirlenmesinde tedavinin genellikle destekleyici olduğunu ve metanolün aksine antidot olarak etanol veya fomepizolün asidoz gelişmediği sürece rutin önerilmediğini unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Question 198Question

Bahçede temizlik yaparken sol elinden bir eklem bacaklı tarafından ısırılan 4545 yaşındaki erkek hastada, ısırık yerinde belirgin olmayan bir eritemi takiben yaklaşık 3030 dakika sonra tüm vücutta şiddetli kas krampları, karın kaslarında rijidite (tahta karın), 'fasiyes latrodektika' ve sistemik hipertansiyon gelişmiştir. Bu klinik tabloya neden olan temel toksinin moleküler etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Presinaptik membranlarda porlar oluşturarak kalsiyumdan bağımsız şekilde masif nörotransmiter salınımına yol açmak

Answer

Doğru yanıt, presinaptik terminallerde porlar oluşturarak kalsiyumdan bağımsız masif nörotransmiter salınımına yol açan seçenektir.
Vakada tanımlanan 'tahta karın' ve 'fasiyes latrodektika' (spazm ve terleme içeren yüz ifadesi), Karadul örümceği ısırığının tipik belirtileridir. Bu tablodan sorumlu olan α\alpha-latrotoksin, presinaptik sinir uçlarında kalsiyumdan bağımsız porlar (kanallar) oluşturur. Bu kanallar aracılığıyla hücre içine kontrolsüz iyon girişi ve sinaptik veziküllerin (özellikle asetilkolin) masif ve tükenene kadar salınımı gerçekleşir. Bu durum şiddetli kas spazmlarına ve otonomik deşarj bulgularına (hipertansiyon vb.) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Kas rijiditesi, tahta karın ve fasiyes latrodektika varlığı tespit edildi.
Bu bulgular Latrodectus (Karadul) örümceği zehirlenmesi için karakteristiktir.
2
Sorumlu toksini belirle
α\alpha-latrotoksin.
Karadul örümceğinin sistemik etkilerinden sorumlu temel nörotoksindir.
3
Toksinin etki mekanizmasını eşleştir
Presinaptik membranlarda por oluşumu ve kontrolsüz vezikül boşalması.
Latrotoxin, latrophilin reseptörüne bağlanarak veya doğrudan por oluşturarak masif nörotransmiter (ACh, Glutamat, GABA) salınımını tetikler.

Key Concept

α\alpha-Latrotoxin Mekanizması
Question 199Question

Beta talasemi major tanısıyla uzun süredir düzenli eritrosit süspansiyonu transfüzyonu yapılan 24 yaşındaki bir hastada, ferritin düzeylerinin 2500 ng/mL'nin üzerinde seyretmesi üzerine sekonder hemokromatoz tanısı konuluyor. Hastanın parenteral tedaviye uyum sağlayamaması nedeniyle tedavi protokolünün oral bir şelatör ile değiştirilmesine karar veriliyor. Hekim, seçilecek ilacın miyokardiyal demir birikimini temizlemede oldukça etkili olduğunu, ancak ciddi agranülositoz riski taşıdığı için hastanın mutlak nötrofil sayısının haftalık olarak takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Klinik özellikleri ve yan etki profili tanımlanan bu şelatör ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Deferipron

Answer

Deferipron
Soru kökünde tanımlanan ajan Deferipron'dur. Kronik demir yüklenmesi tedavisinde kullanılan üç ana ajandan biridir. Oral yolla kullanılabilmesi (hasta uyumu için avantaj), özellikle kalp kasında biriken demiri uzaklaştırmadaki yüksek etkinliği ve en önemli kısıtlayıcı yan etkisi olan agranülositoz riski (bu nedenle haftalık ANC takibi şarttır) ile diğerlerinden ayrılır.

Step-by-Step Solution

1
Vakanın patolojisini ve ihtiyaç duyulan tedaviyi tanımla
Hasta kronik transfüzyona bağlı sekonder hemokromatoz (demir yüklenmesi) tablosundadır ve oral bir demir şelatörüne ihtiyaç duymaktadır.
Ferritin yüksekliği ve transfüzyon öyküsü demir birikimini gösterir.
2
Seçenekler arasındaki demir şelatörlerini ve uygulama yollarını ayırt et
Deferoksamin parenteral, Deferasiroks ve Deferipron oral etkili demir şelatörleridir. Diğerleri (Penisilamin, Trientin) bakır şelatörüdür.
Soruda oral bir ajana geçildiği belirtilmiştir, bu nedenle Deferoksamin elenir.
3
Tanımlanan spesifik yan etki (agranülositoz) ve etkinlik profiline (kardiyak) göre ayırıcı tanı yap
Deferipron, özellikle kardiyak demiri uzaklaştırmada üstündür ancak %1-2 oranında agranülositoz yapabildiği için haftalık kan sayımı zorunluluğu vardır. Deferasiroksun böyle bir zorunluluğu yoktur.
Yan etki profili Deferipron için patognomoniktir.

Key Concept

Demir şelatörleri arasında Deferipron; oral kullanımı, kardiyak demir temizleme etkinliği ve agranülositoz riski (haftalık nötrofil takibi gerektirmesi) ile karakterizedir.

Practice More

Demir zehirlenmesinde parenteral antidot olarak kullanılan ve idrarı 'vin ros' (kırmızı şarap) rengine boyayan ajanı (Deferoksamin) inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 200Question

Özellikle veteriner hekimlikte akarisit ve insektisit olarak kullanılan bir bileşiğe maruziyet sonrası acil servise getirilen bir hastada; santral sinir sistemi depresyonu, bradikardi, hipotansiyon ve solunum depresyonu saptanıyor. Fizik muayenede miyozis (göz bebeği küçülmesi) eşlik etmesine rağmen, hastada organofosfat zehirlenmelerinin aksine hipersalivasyon, bronkore veya kas fasikülasyonlarının olmadığı dikkat çekiyor. Laboratuvar incelemesinde ise belirgin bir hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) tablosu saptanıyor.

Bu klinik tabloya yol açan insektisitin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: α2\alpha_2-adrenerjik reseptör agonizması

Answer

Amitraz zehirlenmesinde temel mekanizma α2\alpha_2-adrenerjik reseptör agonizmasıdır.
Doğru seçenek olan α2\alpha_2-adrenerjik reseptör agonizması, Amitraz isimli insektisitin temel etki mekanizmasıdır. Bu mekanizma üzerinden SSS'de presinaptik reseptörleri uyararak sempatik tonusu azaltır (bradikardi, hipotansiyon, koma) ve pankreasta insülin salınımını inhibe ederek hiperglisemiye neden olur. Klinik tablonun organofosfatlara benzemesine rağmen sekresyonların artmamış olması en önemli ayırıcı noktadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
SSS depresyonu, bradikardi, hipotansiyon ve miyozis var; ancak sekresyon artışı ve fasikülasyon yok.
Organofosfat ve karbamat gibi kolinerjik ajanlardan ayrım yapmak için sekresyonların (ıslak vs. kuru) varlığı kritiktir.
2
Spesifik laboratuvar bulgusunu değerlendir.
Hiperglisemi saptanmıştır.
α2\alpha_2 reseptör uyarısı pankreatik beta hücrelerinden insülin salınımını baskılar, bu da amitraz zehirlenmesi için karakteristiktir.
3
Mekanizma ile eşleştir.
Klonidin benzeri (α2\alpha_2 agonist) etki gösteren amitraz, tüm bu bulguları açıklar.
Farmakolojik olarak α2\alpha_2 agonizmi SSS'de sempatik çıkışı azaltarak bradikardi ve hipotansiyona, periferde ise hiperglisemiye yol açar.

Key Concept

Amitraz, memelilerde α2\alpha_2-adrenerjik reseptör agonisti olarak etki gösteren, klonidin benzeri toksidrom ve karakteristik hiperglisemi yapan bir insektisittir.

Practice More

Amitraz zehirlenmesinde görülen hiperglisemi ve bradikardi kombinasyonunu, klonidin ve diğer α2\alpha_2 agonistlerinin farmakodinamik etkileriyle karşılaştırarak çalışınız.
Estimated Time:2m 30s
PreviousPage 10 / 12Next
Toksikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 10 | Examkin