Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 questions

Question 21Question →

3232 yaşında erkek hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası kafa içi basınç artışı (KI˙BAKİBA) nedeniyle yoğun bakım ünitesinde takip edilmektedir. Takibinin 4.4. gününde nazogastrik sondasından kahve telvesi şeklinde içerik gelmesi üzerine yapılan endoskopide, mide ve proksimal duodenumda multipl, keskin sınırlı ve derin yerleşimli akut ülserler saptanıyor. Bu klinik tabloda ülser gelişiminden sorumlu temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vagal nükleusların direkt stimülasyonu sonucu mide asit sekresyonunun artması

Answer

Vagal nükleusların direkt stimülasyonu sonucu mide asit sekresyonunun artması
Kafa içi patolojiler (travma, tümör, cerrahi) sonucunda gelişen akut gastrit veya ülserlere Cushing ülseri denir. Bu durumda kafa içi basınç artışı vagal nükleusları uyararak asit sekresyonunda belirgin artışa yol açar. Bu ülserler sıklıkla derin yerleşimlidir ve perforasyon riskleri yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryonun tanımlanması
Hastada kafa içi basınç artışı (merkezi sinir sistemi travması) sonrası gelişen akut mide ülserleri (Cushing ülseri) mevcuttur.
Kafa travması veya cerrahisi sonrası gelişen stres ülserleri Cushing ülseri olarak adlandırılır.
2
Patogenetik mekanizmanın belirlenmesi
KİBA, vagal nükleusları uyararak asetilkolin salınımını artırır.
Vagus uyarımı, mide paryetal hücrelerini direkt olarak stimüle eder.
3
Sonucun değerlendirilmesi
Paryetal hücrelerden aşırı hidrojen iyonu (asit) salınımı gerçekleşir ve mukozal hasar oluşur.
Hiperasidite, bu tip ülserlerdeki temel hasar yapıcı faktördür.

Key Concept

Cushing Ülseri Patogenezi
Estimated Time:1m 0s
Question 22Question →

Safra kesesi taşı öyküsü olmayan 4545 yaşındaki kadın hastada, sağ üst kadran ağrısı nedeniyle yapılan tetkiklerde anormal pankreatikobilier kanal birleşimi (APBDJAPBDJ) saptanmıştır. Hastanın safra kesesinde saptanan kitleden yapılan biyopsi sonucu "adenokarsinom" olarak raporlanmıştır. Bu hastadaki malignite gelişiminde, safra kesesi taşı ile ilişkili karsinomlardan farklı olarak, erken evrelerde görülme olasılığı daha yüksek olan moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: KRASKRAS mutasyonu

Answer

Anormal pankreatikobilier kanal birleşimi varlığında gelişen safra kesesi karsinomunda en olası erken moleküler değişiklik KRASKRAS mutasyonudur.
Safra kesesi karsinomları etiyolojik faktörlere göre farklı moleküler yolaklar izler. Safra kesesi taşlarının neden olduğu kronik inflamasyon zemininde gelişen karsinomlarda TP53TP53 mutasyonları erken bir olayken; taşın eşlik etmediği ve anormal pankreatikobilier kanal birleşimi (APBDJAPBDJ) olan vakalarda KRASKRAS mutasyonları çok daha yüksek oranda ve erken evrelerde saptanır. Bu durum, pankreatik sıvıların safra kesesine reflüsü sonucu oluşan farklı bir karsinogenez mekanizmasını yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
Hastada safra kesesi taşı yok ancak anormal pankreatikobilier kanal birleşimi (APBDJAPBDJ) var.
Safra kesesi karsinomu iki ana yolla gelişebilir: taş/inflamasyon yolu ve non-kalkülöz/anomali yolu.
2
Moleküler patogenez farklarını karşılaştır
APBDJAPBDJ yolunda pankreatik enzimlerin reflüsü epitelyal hasara ve erken KRASKRAS mutasyonlarına neden olur.
Klasik taş ilişkili yolda ise kronik irritasyon erken dönemde TP53TP53 mutasyonlarını tetikler.
3
Doğru genetik belirteci seç
KRASKRAS mutasyonu bu spesifik hasta grubu için en karakteristik erken değişikliktir.
APBDJAPBDJ varlığı mutasyonel profilin taşsız karsinom lehine değişmesine yol açar.

Key Concept

Safra kesesi karsinomu patogenezinde APBDJAPBDJ ve KRASKRAS mutasyonu ilişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 23Question →

3232 yaşındaki erkek hasta, bilinen şiddetli hipertrigliseridemi (>1000>1000 mg/dLmg/dL) öyküsüyle ani başlayan kuşak tarzı epigastrik ağrı nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede peritonit bulguları saptanıyor ve serum lipaz düzeyi 24002400 U/LU/L ölçülüyor. Hastanın batın içi yağ dokusunda makroskopik olarak "tebeşirimsi beyaz" (chalky-white) odakların izlendiği saptanıyor.

Bu patolojik bulgunun (sabunlaşma) oluşumunda gerçekleşen temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aktive olan lipazların trigliseridleri hidroliz etmesi sonucu oluşan yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşmesi

Answer

Pankreas çevresindeki tebeşirimsi beyaz odakların oluşum mekanizması, aktive olan lipazların trigliseridleri yağ asitlerine hidroliz etmesi ve bu asitlerin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşma (saponifikasyon) oluşturmasıdır.
Doğru olan ifade, enzimatik yağ nekrozunun kimyasal sürecini açıklar. Akut pankreatitte hasarlanan asiner hücrelerden salınan lipazlar, peripankreatik yağ dokusundaki trigliseridleri serbest yağ asitlerine parçalar. Bu yağ asitleri kalsiyum iyonları ile kompleks oluşturarak (sabunlaşma) makroskopik olarak tebeşirimsi beyaz renkte görülen karakteristik odakları meydana getirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik değerlendirme
Akut Pankreatit tanısı
Hipertrigliseridemi öyküsü, kuşak tarzı ağrı ve çok yüksek lipaz düzeyi akut pankreatit tablosunu destekler.
2
Makroskopik bulgunun tanımlanması
Enzimatik yağ nekrozu
Yağ dokusunda görülen "tebeşirimsi beyaz" odaklar, enzimatik yağ nekrozunun (sabunlaşma) patognomonik görüntüsüdür.
3
Biyokimyasal mekanizmanın belirlenmesi
Sabunlaşma (Saponifikasyon)
Sızan pankreatik lipazlar adipositlerdeki trigliseridleri hidroliz eder, serbestleşen yağ asitleri kalsiyum ile birleşerek çözünmez kalsiyum sabunlarını oluşturur.

Key Concept

Akut pankreatitte enzimatik yağ nekrozu (sabunlaşma), salınan lipazların yağ dokusunu hidroliz etmesi ve serbest yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşmesi sonucu oluşur.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question →

4848 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı, kilo kaybı ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum albümin düzeyi 2.42.4 g/dLg/dL (N:3.5−5.0N: 3.5-5.0) olarak saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde midenin korpus ve fundusunda serebriform (beyin kıvrımı benzeri) görünümde dev mukozal katlantılar izlenirken, antrumun normal olduğu görülüyor. Mukozal biyopside foveolar hücrelerde belirgin hiperplazi, bezlerde "tirbuşon" görünümü ve paryetal hücre sayısında belirgin azalma saptanıyor. Bu hastadaki mevcut durumun patogenezi veya klinik seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Transforme edici büyüme faktörü-alfa (TGF−αTGF-\alpha) aşırı ekspresyonu

Answer

Menetrier hastalığının patogenezinde transforme edici büyüme faktörü-alfa (TGF−αTGF-\alpha) aşırı ekspresyonu rol oynar.
Vakada tanımlanan serebriform dev kıvrımlar, antrumun korunması, paryetal hücre kaybı ve hipoproteinemi (protein kaybeden enteropati) bulguları Menetrier hastalığı için klasiktir. Bu hastalığın patogenezinde EGFR (Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü) ligandı olan TGF−αTGF-\alpha'nın aşırı ekspresyonu temel rol oynar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hipoproteinemi (albümin düşüklüğü) ve ödem ile birlikte dev gastrik kıvrımlar saptandı.
Bu tablo protein kaybeden enteropati yapan hipertrofik gastropatileri akla getirir.
2
Endoskopik ve histopatolojik ayırıcı tanı
Antrumun korunması ve biyopside paryetal hücre kaybı ile foveolar hiperplazi gözlendi.
Paryetal hücre artışı ile seyreden Zollinger-Ellison Sendromu'ndan (ZES) uzaklaşılarak Menetrier hastalığı tanısı konur.
3
Moleküler mekanizmanın eşleştirilmesi
TGF-alfa'nın EGFR üzerinden sinyal iletimini artırması patogenezde temel faktör olarak belirlendi.
Menetrier hastalığında foveolar hücrelerin aşırı çoğalmasından sorumlu olan ana mekanizma budur.

Key Concept

Menetrier Hastalığı Patogenezi

Practice More

Hipertrofik gastropatilerde paryetal hücre sayısının arttığı (ZES) ve azaldığı (Menetrier) durumları bir tablo halinde karşılaştırınız.
Estimated Time:3m 0s
Question 25Question →

6060 yaşında iki erkek hasta, disfaji şikayeti ile kliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerde birinci hastanın özofagus orta kesiminde lümeni daraltan kitle saptanırken, ikinci hastanın gastroözofageal bileşkenin hemen üzerinde ve Barrett özofagusu zemininde gelişmiş bir kitle saptanıyor. Biyopsiler sonucunda birinci hastaya 'Skuamöz hücreli karsinom (SCCSCC)', ikinci hastaya ise 'Adenokarsinom' tanısı konuluyor.

Bu iki tümörün moleküler patogenezleri ve karakteristik özellikleri karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi tümör tipine göre doğru bir eşleşmedir?

Show answer & explanation

Answer: SCCSCC: SOX2SOX2 gen amplifikasyonu — Adenokarsinom: ERBB2ERBB2 (HER2HER2) gen amplifikasyonu

Answer

Özofagus skuamöz hücreli karsinomu (SCCSCC) ile karakterize moleküler değişiklik SOX2SOX2 gen amplifikasyonu iken, adenokarsinom için ERBB2ERBB2 (HER2HER2) gen amplifikasyonu tipiktir.
Doğru yanıt olan seçenek, iki tümör arasındaki en belirgin moleküler farklılığı yansıtır. Skuamöz hücreli karsinomlarda (SCCSCC) skuamöz farklılaşmayı ve kök hücre özelliklerini koruyan SOX2SOX2 transkripsiyon faktörü geninde amplifikasyon sık görülür. Buna karşın, distal özofagusta gelişen adenokarsinomlarda, özellikle Barrett özofagusu zemininde, epidermal büyüme faktörü reseptör ailesinden olan ERBB2ERBB2 (HER2HER2) gen amplifikasyonu yaklaşık %15−30\%15-30 oranında izlenir ve bu durum hedefe yönelik tedaviler (Trastuzumab gibi) için temel oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Hastaların klinik verilerini ve kitle yerleşimlerini analiz et.
Birinci hasta orta kesim yerleşimli SCCSCC, ikinci hasta distal yerleşimli Barrett zeminli Adenokarsinom.
Yerleşim ve zemin lezyonları tümör tiplerini belirlemede kritiktir.
2
Her iki tümörün moleküler sürücülerini karşılaştır.
SOX2SOX2 skuamöz epitel farklılaşmasını yönlendiren bir onkogendir. HER2HER2 ise Barrett zemininde gelişen adenokarsinomlarda önemli bir terapötik ve patogenetik hedeftir.
Moleküler imza farklılıkları tanısal ve prognostik öneme sahiptir.
3
Risk faktörlerini ve ortak mutasyonları ayırt et.
TP53TP53 ve p16p16 her ikisinde de ortakken, alkol sadece SCCSCC için spesifik risk artışı sağlar.
Ortak ve spesifik faktörlerin ayrımı doğru eşleşmeyi sağlar.

Key Concept

Özofagus Kanserlerinde Lineage-Spesifik (Soy Hattına Özgü) Moleküler Belirteçler
Question 26Question →

38 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden halsizlik ve kaşıntı şikayetleri ile başvuruyor. Özgeçmişinde 10 yıldır ülseratif kolit tanısı mevcut olan hastanın laboratuvar incelemesinde alkalen fosfataz (ALPALP) ve gama-glutamil transferaz (GGTGGT) düzeyleri belirgin yüksek saptanıyor. Kolanjiografide intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarında yer yer daralmalar ve genişlemelerle karakterize "tesbih tanesi" (beading) görünümü izleniyor. Bu hastada yapılan karaciğer biyopsisinde safra kanalları çevresinde saptanan "soğan zarı" (onion-skin) tarzında konsantrik periduktal fibrozis aşağıdaki tanılardan hangisi için karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Primer sklerozan kolanjit

Answer

Primer sklerozan kolanjit
Vakada sunulan ülseratif kolit birlikteliği, kolestaz tablosu, radyolojideki tesbih tanesi görünümü ve histopatolojideki soğan zarı (onion-skin) tarzı periduktal fibrozis, primer sklerozan kolanjit tanısı için karakteristiktir. Bu hastalıkta safra yollarında ilerleyici daralma ve sonunda siroz gelişimi izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve demografik verilerini değerlendir.
Genç erkek hasta, ülseratif kolit öyküsü ve kolestatik enzim (ALP, GGT) yüksekliği mevcut.
Primer sklerozan kolanjit (PSK) vakalarının yaklaşık %70'inde ülseratif kolit eşlik eder.
2
Radyolojik ve morfolojik bulguları sentezle.
Kolanjiografideki "tesbih tanesi" görünümü ve biyopsideki "soğan zarı" fibrozisi PSK için patognomoniktir.
Segmental daralma ve genişlemeler radyolojide tesbih dizisi görüntüsü oluştururken, inflamasyon sonrası gelişen periduktal fibrozis histopatolojide konsantrik tabakalar (soğan zarı) oluşturur.

Key Concept

Primer sklerozan kolanjit; intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarının kronik inflamasyonu ve obliteratif fibrozisi ile karakterize, sıklıkla ülseratif kolit ile birliktelik gösteren bir tablodur.

Hints

1
Hastanın ülseratif kolit öyküsü olması inflamatuar bağırsak hastalıkları ile ilişkili safra yolu patolojilerini düşündürmelidir.

Practice More

Primer sklerozan kolanjit hastalarında gelişme riski artan malignite tiplerini (özellikle kolanjiokarsinom) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 27Question →

Safra kesesi kanalının (duktus sistikus) bir taşla kronik ve tam bir şekilde tıkanması sonucunda, lümen içerisindeki safra pigmentlerinin geri emilmesi ve kesenin berrak, müsinöz bir sıvı ile aşırı gerilmesiyle karakterize klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Safra kesesi hidropsu

Answer

Duktus sistikusun tam tıkanması sonucu safra pigmentlerinin emilip lümenin müsinle dolması 'safra kesesi hidropsu' (mukosel) olarak adlandırılır.
Safra kesesi hidropsu (veya mukosel), genellikle sistik kanalın bir taşla tam olarak tıkanması sonucu oluşur. Bu durumda safra içeriği dışarı akamaz, mevcut pigmentler kese duvarından geri emilir ve mukozal bezler tarafından salgılanan müsinöz sıvı lümende birikerek kesenin gerilmesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Tıkanıklık bölgesini belirle
Duktus sistikus (safra kesesi kanalı) bir taş ile tam olarak tıkanmıştır.
Sürecin başlaması için safranın lümende hapsolması gerekir.
2
Lümen içeriğindeki değişimi analiz et
Hapsolan safra pigmentleri zamanla geri emilir ve epitel hücrelerinden müsin salgılanmaya devam eder.
Enfeksiyonun eşlik etmediği kronik süreçte lümen berraklaşır.
3
Tabloyu isimlendir
Aşırı gerilmiş ve berrak sıvı ile dolu kese 'hidrops' olarak tanımlanır.
Hidrops, kelime anlamı olarak bir boşluğun sıvı ile dolmasını ifade eder.

Key Concept

Safra kesesi hidropsu (mukosel), enfeksiyon olmaksızın gelişen kronik kanal tıkanıklığının bir sonucudur.
Estimated Time:45s
Question 28Question →

4242 yaşında erkek hasta, halsizlik ve çarpıntı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde derin demir eksikliği anemisi saptanması üzerine yapılan kolonoskopide; çekum ve çıkan kolonda yoğunlaşan, sayıları 3535 civarında olan, 0.50.5 - 1.51.5 cm çaplı sesil ve saplı polipoid lezyonlar izleniyor. Hastanın ebeveynlerinde kolorektal kanser öyküsü bulunmazken, 3838 yaşındaki kız kardeşine de benzer sayıda polip nedeniyle kolektomi yapıldığı öğreniliyor. Polip biyopsileri "tübüler adenom, düşük dereceli displazi" olarak raporlanıyor. Moleküler analizde, adenomlardaki APCAPC geninde saptanan somatik mutasyonların karakteristik olarak G:C→T:AG:C \rightarrow T:A transversiyonu şeklinde olduğu görülüyor. Bu klinik ve moleküler tabloya yol açan temel genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Baz eksizyon onarımı (Base Excision Repair)

Answer

Temel genetik mekanizma Baz Eksizyon Onarımı (Base Excision Repair) kusurudur.
Vakada tanımlanan otozomal resesif kalıtım paterni ve adenomlardaki karakteristik G:C→T:AG:C \rightarrow T:A transversiyon mutasyonları, MUTYH geni mutasyonuna bağlı gelişen Baz Eksizyon Onarımı (Base Excision Repair) kusurunu işaret eder. Bu tablo, FAP'a göre daha az sayıda polip ile seyreden ve 'attenüe FAP' kliniğini taklit eden MUTYH ile ilişkili polipozistir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hasta 40 civarında polibe (attenüe patern) sahip ve ailesel geçiş otozomal resesif (anne-baba sağlam, kardeş hasta) özelliktedir.
Otozomal resesif polipozis dendiğinde akla ilk gelmesi gereken tanı MUTYH ile ilişkili polipozistir (MAP).
2
Moleküler bulguları analiz et.
G:C→T:AG:C \rightarrow T:A transversiyonları saptanmıştır.
MUTYH proteini, oksidatif DNA hasarı sonucu oluşan 8-okso-G'yi onaramadığında, DNA replikasyonu sırasında bu bölgeye Adenin eklenir ve karakteristik G:C -> T:A transversiyonları birikir.
3
Genetik mekanizmayı tanımla.
Bu onarım süreci Baz Eksizyon Onarımı (BER) olarak adlandırılır.
MUTYH geni, BER yolağının kritik bir bileşenidir.

Key Concept

MUTYH ile ilişkili polipozis (MAP), otozomal resesif kalıtılan ve baz eksizyon onarımı (BER) kusuru sonucu karakteristik transversiyon mutasyonları ile seyreden bir sendromdur.

Practice More

FAP (APC), MAP (MUTYH) ve Lynch (MMR) sendromlarını kalıtım tipi, polip sayısı ve mutasyon tipi açısından karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Estimated Time:3m 0s
Question 29Question →

Şiddetli epigastrik ağrı ve amilaz yüksekliği ile başvuran bir hastada, akut pankreatit patogenezinde aktive olan proteolitik enzimlerin etkisiyle bizzat pankreas parankiminde gelişen doku yıkımı ve sıvılaşma odağı aşağıdaki nekroz tiplerinden hangisiyle isimlendirilir?

Show answer & explanation

Answer: Likefaksiyon nekrozu

Answer

Pankreas parankiminde enzim etkisiyle gelişen doku yıkımı likefaksiyon nekrozudur.
Doğru yanıt olan seçenek, akut pankreatitte salınan proteolitik enzimlerin (tripsin, elastaz vb.) bizzat pankreas dokusunu sindirmesi sonucu oluşan 'likefaksiyon' (sıvılaşma) nekrozunu ifade eder. Bu süreç, organın katı yapısının enzimatik yıkımla sıvı kıvama dönüşmesi ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun konumunu belirleyin.
Hasar odağı bizzat pankreasın parankim dokusu içindedir.
Soru kökünde 'pankreas parankiminde' ifadesi özellikle vurgulanmıştır.
2
Mekanizmayı analiz edin.
Proteolitik enzimler dokuyu sindirerek eritmektedir.
Akut pankreatitte salınan tripsin ve elastaz gibi enzimler dokuda proteolize neden olur.
3
Nekroz tipini eşleştirin.
Doku erimesi ve sıvılaşma (likefaksiyon) gerçekleşir.
Solid organlarda (beyin, pankreas parankimi gibi) enzimatik sindirim sonucu oluşan nekroz tipi likefaksiyon nekrozudur.

Key Concept

Akut pankreatitte nekroz tiplerinin ayrımı: Parankimde likefaksiyon, çevre yağ dokusunda enzimatik yağ nekrozu görülür.
Question 30Question →

Uzun süreli kanlı diyare ve tenesmus şikayetleri nedeniyle takip edilen 3838 yaşında kadın hastaya yapılan total kolektomi materyalinde; rektumdan başlayıp çekuma kadar kesintisiz devam eden, mukoza ve submukoza ile sınırlı diffüz inflamasyon izleniyor. Makroskobik incelemede terminal ileumun distal 33 cm'lik kısmında da benzer şekilde yüzeyel erozyonlar ve mukoza ödemi saptanıyor. Bu hastadaki ileal bulguların "backwash ileitis" olarak tanımlanması ve Crohn hastalığından ayırt edilmesi için en karakteristik morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnflamasyonun kolondaki panserit ile süreklilik göstermesi ve transmural tutulumun olmaması

Answer

İnflamasyonun kolondaki panserit ile süreklilik göstermesi ve transmural tutulumun olmaması
Ülseratif kolitte görülen 'backwash ileitis', kolondaki yaygın inflamasyonun (panserit) proksimale doğru devam etmesi sonucunda oluşur. Bu tutulumun en önemli özellikleri, kolondaki lezyonlarla süreklilik göstermesi ve inflamasyonun mukoza/submukoza ile sınırlı kalarak transmural bir karakter kazanmamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kolon bulgularını değerlendir
Rektumdan çekuma kesintisiz, mukoza-submukoza sınırlı tutulum Ülseratif Kolit (Panserit) tanısını koydurur.
Ülseratif kolit tipik olarak rektumdan başlar ve proksimale doğru sürekli bir dağılım sergiler.
2
İleal tutulumun doğasını analiz et
Panseriti olan hastalarda terminal ileumda görülen yüzeysel tutuluma 'backwash ileitis' denir.
İleal tutulum, çekumdaki şiddetli inflamasyonun bir yansıması olarak ortaya çıkar.
3
Crohn hastalığı ile ayırıcı tanıyı yap
Backwash ileitis; süreklilik göstermesi, transmural olmaması ve granülom içermemesi ile Crohn'dan ayrılır.
Crohn hastalığında ileal tutulum kolon tutulumundan bağımsız olabilir (atlamalı lezyon) ve her zaman transmuraldir.

Key Concept

Backwash ileitis, Ülseratif kolitli hastaların yaklaşık %10−20\%10-20'sinde görülen, çekumdaki inflamasyonun terminal ileuma uzanması ile karakterize, sürekli ve yüzeysel bir inflamasyondur.

Practice More

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında displazi riskini artıran faktörleri ve displazi-karsinom sekansındaki moleküler farkları inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 31Question →

6262 yaşında bir kadın hasta, rektal dolgunluk ve bol miktarda müköz karakterde diyare şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 2.82.8 mEq/LmEq/L (Normal:3.5−5.0Normal: 3.5-5.0 mEq/LmEq/L) olarak saptanıyor. Kolonoskopide rektumda 4.54.5 cmcm çapında, sesil, geniş tabanlı ve kadifemsi görünümlü bir kitle saptanıyor. Bu klinik ve endoskopik bulgular eşliğinde, saptanan lezyon için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Villöz adenomdur ve tübüler adenomlara göre daha yüksek malignite potansiyeline sahiptir.

Answer

Saptanan lezyon villöz adenomdur ve tübüler adenomlara göre çok daha yüksek oranda malignite potansiyeline sahiptir.
Vakada tanımlanan müköz diyare, hipokalemi ve rektumdaki büyük, sesil, kadifemsi kitle üçlüsü klasik olarak villöz adenomu işaret eder. Villöz adenomlar, tübüler adenomlara göre hem daha büyük boyutlara ulaşma eğilimindedir hem de bünyelerinde barındırdıkları villöz yapılar nedeniyle çok daha yüksek (%25-%40) malignite potansiyeline sahiptirler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları analiz et.
Bol miktarda müköz diyare ve belirgin hipokalemi (2.82.8 mEq/LmEq/L) saptandı.
Büyük villöz adenomlar, geniş yüzey alanlarından dolayı potasyumdan zengin mukus salgılayarak karakteristik bir sekretuar diyare tablosuna yol açabilirler.
2
Endoskopik bulguları değerlendir.
Rektumda 4.54.5 cmcm çapında, sesil (geniş tabanlı) ve kadifemsi bir kitle saptandı.
Kadifemsi (velvety) görünüm, histolojik olarak parmaksı çıkıntılar yapan villöz yapıların makroskobik yansımasıdır.
3
Patolojik tanı ve risk ilişkisini kur.
Tanı villöz adenomdur ve bu lezyonlar yüksek malignite riski taşır.
Adenomatöz poliplerde villöz mimari oranı arttıkça ve çap büyüdükçe (>2>2 cmcm) invaziv karsinom riski belirgin şekilde artar (yaklaşık %40).

Key Concept

Villöz adenomların klinik prezentasyonu (hipokalemi/müköz diyare) ve histolojik özelliklerinin malignite riski ile ilişkisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 32Question →

4040 yaşında, yaklaşık 55 yıldır ülseratif kolit tanısıyla takip edilen bir hastanın kontrol kolonoskopisinde; kolon mukozasının yaygın olarak ülserleştiği ve bu ülserasyon alanları arasında lümene doğru çıkıntı yapan çok sayıda küçük polipoid yapı izlendiği saptanmıştır. Bu yapıların mikroskobik incelemesinde ülserler arasında kalan reaktif ve normal mukoza adacıkları olduğu görülmüştür. Bu klinik ve morfolojik tabloyla en uyumlu bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Psödopolipler

Answer

Psödopolipler, ülseratif kolitte yaygın ülserasyonlar arasında kalan sağlam mukoza adacıklarıdır.
Ülseratif kolit, kolon mukozasında yaygın ülserasyonlara neden olur. Bu ülserlerin arasında kalan ve lümene doğru çıkıntı yapan sağlam veya reaktif mukoza adacıkları, makroskobik olarak polibe benzediği için 'psödopolip' (yalancı polip) olarak adlandırılır. Bu bulgu, hastalığın kronik ve aktif dönemlerinin bir yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın tanı ve klinik bulgularını analiz et.
Hasta uzun süreli ülseratif kolit tanılıdır ve kolonoskopide ülserler arasında polipoid yapılar görülmektedir.
Ülseratif kolitin tipik makroskobik özelliklerini belirlemek için başlangıç adımıdır.
2
Mikroskobik tanımı değerlendir.
Yapıların 'normal/reaktif mukoza' olduğu belirtilmiştir.
Gerçek polipler (adenomlar) ile inflamasyon sonucu oluşan yalancı polipleri (psödopolipler) ayırt etmek için gereklidir.

Key Concept

Ülseratif kolitte mukozal harabiyet sonucu oluşan psödopolipler, Crohn hastalığından ayrımda önemli bir makroskobik bulgudur.

Alternative Method

Hastalık ismindeki 'ülseratif' kelimesine odaklanarak, yaygın ülserler arasında kalan yapıların 'yalancı' polip (psödopolip) olduğunu hatırlamak ayırıcı tanıda yardımcı olabilir.
Estimated Time:45s
Question 33Question →

4545 yaşında erkek hasta, ilerleyici nefes darlığı ve karaciğer enzimlerinde (ASTAST, ALTALT) kronik hafif yükseklik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın akciğer grafisinde bazal loblarda belirgin radyolüsensi artışı (panasiner amfizem) izleniyor. Karaciğer biyopsisinde periportal hepatositlerin sitoplazmasında hematoksilen-eozin (H&EH\&E) kesitlerinde eozinofilik, yuvarlak inklüzyonlar saptanıyor. Bu inklüzyonların histokimyasal olarak PASPAS (Periodic Acid-Schiff) pozitif olduğu ve diastaz sindirimine direnç gösterdiği görülüyor. Bu hastadaki karaciğer hasarının moleküler patogenezi ve biriken proteinin hücre içindeki lokalizasyonu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Protein katlanma kusuru (PiZPiZ mutasyonu) nedeniyle mutant glikoproteinin granüllü endoplazmik retikulumda (GERGER) hapsolması ve 'ER stresini' tetiklemesi

Answer

Karaciğer hasarı, mutant proteinin (PiZPiZ mutasyonu) granüllü endoplazmik retikulumda hapsolması ve ER stresini tetiklemesi sonucu oluşur.
Hastada saptanan panasiner amfizem ve karaciğerdeki PAS-pozitif, diastaz dirençli inklüzyonlar α\alpha-1 antitripsin eksikliğine (AATD) işaret eder. AATD'de özellikle PiZPiZ mutasyonu, proteinin yanlış katlanmasına ve granüllü endoplazmik retikulumdan (GERGER) taşınamamasına neden olur. Bu durum hepatositlerde ER stresini tetikleyerek hücre hasarına ve apoptoza yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları sentezle
Genç-orta yaşlı bir hastada panasiner amfizem ve kronik karaciğer hastalığı birlikteliği α\alpha-1 antitripsin eksikliğini (AATD) düşündürür.
AATD, hem akciğerde elastaz aktivite artışına (amfizem) hem de karaciğerde protein birikimine yol açan sistemik bir hastalıktır.
2
Histopatolojik ve histokimyasal bulguları yorumla
Periportal hepatositlerdeki PAS-pozitif, diastaz dirençli globüller AATD için patognomoniktir.
Glikojen diastaz ile temizlenirken, AATD inklüzyonları glikoprotein yapısında olduğu için diastaz sindirimine dirençlidir.
3
Moleküler mekanizmayı belirle
En sık görülen ağır fenotip olan PiZZPiZZ'de, protein katlanma kusuru nedeniyle protein granüllü endoplazmik retikulumdan (GER) sekrete edilemez.
Biriken bu proteinler 'endoplazmik retikulum stresi' ve apoptozu indükleyerek karaciğer hasarına yol açar.

Key Concept

Alfa-1 antitripsin eksikliğinde protein katlanma kusuru (PiZ mutasyonu) ve GER'de birikim.

Practice More

Karaciğer biyopsisinde PAS-pozitif globül izlenen her hastada diastaz testi ile glikojen depo hastalıklarını ekarte etmeyi unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Question 34Question →

3232 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden aralıklı karın ağrısı, kilo kaybı ve kan içermeyen ishal şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde perianal bölgede fistül ağzı izleniyor. Kolonoskopik incelemede terminal ileumda ve çekumda, yer yer sağlam mukoza adacıklarıyla ayrılmış "atlamalı" (skipskip) lezyonlar saptanıyor. Bu hastadan alınan biyopsi örneğinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi tanıyı kesinleştirir?

Show answer & explanation

Answer: Non-kazeifiye granülomlar

Answer

Non-kazeifiye granülomlar
Vakada tanımlanan perianal fistül, terminal ileum tutulumu ve atlamalı (skipskip) lezyonlar Crohn hastalığının tipik özellikleridir. Histopatolojik olarak transmural inflamasyon, fissürler (derin ülserler) ve non-kazeifiye granülomların varlığı tanıyı destekleyen en spesifik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Genç erişkin hasta, kan içermeyen kronik ishal ve perianal fistül varlığı.
Perianal fistüller Crohn hastalığında sık görülürken, Ülseratif Kolit'te beklenmez.
2
Endoskopik bulguları değerlendir.
Terminal ileum tutulumu ve atlamalı (skipskip) lezyonlar.
Ülseratif Kolit rektumdan başlar ve sürekli ilerler; terminal ileum tutulumu ve atlamalı lezyonlar Crohn lehinedir.
3
Histopatolojik tanıyı doğrula.
Biyopsi örneğinde saptanan non-kazeifiye granülomlar tanıyı kesinleştirir.
Granülomlar Crohn hastalarının yaklaşık %35'inde görülür ve hastalığın ayırıcı tanısında kilit rol oynar.

Key Concept

Crohn Hastalığı Morfolojisi
Estimated Time:1m 30s
Question 35Question →

6565 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde antrumda 22 cm çapında, yüzeyel çökük (tip IIItip\ III) bir lezyon saptanıyor. Yapılan biyopsi sonucu adenokarsinom olarak raporlanıyor. Operasyon materyalinin histopatolojik incelemesinde tümörün submukoza tabakasında sınırlı olduğu, ancak iki adet perigastrik lenf nodunda metastaz bulunduğu izleniyor. Bu lezyonun "Erken Mide Kanseri" olarak sınıflandırılmasını sağlayan temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lenf nodu metastazı varlığından bağımsız olarak invazyonun mukoza veya submukozada sınırlı olması

Answer

Erken mide kanseri tanımı, lenf nodu metastazı varlığından bağımsız olarak tümör invazyonunun mukoza veya submukoza tabakalarında sınırlı olmasıdır.
Erken mide kanseri, lenf nodu metastazı olup olmamasından bağımsız olarak, sadece mukoza ve/veya submukoza tabakalarına sınırlı olan invaziv karsinomdur. Muskularis propria tabakasına invazyon başladığı andan itibaren tümör ileri evre mide kanseri olarak adlandırılır. Bu vakada tümörün submukozada sınırlı olması, lenf nodu metastazı bulunmasına rağmen EMK tanısı konulmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Vakadaki tümörün derinliğini belirleyin.
Tümörün submukoza tabakasında sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Mide kanserlerinde evreleme ve sınıflandırma primer tümörün duvar içindeki derinliğine göre yapılır.
2
Erken Mide Kanseri (EMK) tanımını hatırlayın.
EMK, invazyon derinliğinin submukozayı geçmediği durumdur.
Muskularis propria invazyonu başladığı an tümör 'İleri Evre' olarak kabul edilir.
3
Lenf nodu metastazının tanım üzerindeki etkisini değerlendirin.
Lenf nodu metastazı olsa bile derinlik kriteri karşılanıyorsa EMK tanısı konur.
EMK hastalarının yaklaşık %10−20\%10-20'sinde lenf nodu tutulumu görülebilir; bu durum EMK tanısını dışlamaz.

Key Concept

Erken Mide Kanseri Tanımı

Practice More

İleri evre mide kanserlerinin makroskobik sınıflaması olan Borrmann sınıflamasını ve Lauren sınıflamasındaki diffüz tip (taşlı yüzük hücreli) karsinomun özelliklerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 36Question →

6565 yaşında, obez erkek hasta; uzun süredir devam eden retrosternal yanma ve ağza acı su gelmesi şikayetlerini takiben son haftalarda eklenen ilerleyici yutma güçlüğü (disfajidisfaji) nedeniyle başvuruyor. Endoskopik incelemede distal özofagusta lümene doğru büyüyen, frajil, ülsero-vejetan bir kitle saptanıyor. Biyopside glandüler yapılar oluşturan, müsin üreten malign epitelyal hücre infiltrasyonu izleniyor. Bu tümörün patogenezi ve özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümör hücrelerinin yaklaşık %15\%15-3030'unda HER2/neu (ERBB2ERBB2) gen amplifikasyonu ve protein aşırı ekspresyonu görülebilir.

Answer

Özofagus adenokarsinomlarında HER2/neu (ERBB2) amplifikasyonu ve protein aşırı ekspresyonu vakaların yaklaşık %15-30'unda görülebilir.
Doğru ifade, tümör hücrelerinde HER2/neu (ERBB2ERBB2) gen amplifikasyonunun görülmesidir. Bu özellik, mide ve gastroözofageal bileşke adenokarsinomlarında olduğu gibi özofagus adenokarsinomlarında da yaklaşık %15\%15-3030 oranında saptanır ve klinik olarak anti-HER2 tedavilerin (trastuzumab) kullanımı için temel oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve biyopsi bulgularını analiz et.
Obezite, uzun süreli reflü (pirozi), distal özofagus yerleşimi ve biyopsideki glandüler yapı varlığı 'Özofagus Adenokarsinomu'nu işaret eder.
Adenokarsinom tipik olarak distal özofagusta, Barrett özofagusu zemininde gelişir.
2
Adenokarsinomun moleküler özelliklerini değerlendir.
Vakaların bir kısmında HER2 amplifikasyonu görüldüğü ve bunun tedavi açısından önemli olduğu bilgisini hatırla.
HER2 pozitifliği gastroözofageal adenokarsinomlarda hedefe yönelik tedavi (Trastuzumab) seçeneği sunar.
3
Diğer seçeneklerdeki patolojik süreçleri ele.
Gastrik metaplazinin yetersizliğini, p16/p53 sıralamasını ve SCC özelliklerini ayırt et.
Yanlış seçenekler ya Barrett patogeneziyle ya da SCC özellikleri ile karıştırılmaktadır.

Key Concept

Özofagus Adenokarsinomu Patogenezi ve Moleküler Belirteçleri

Practice More

Özofagusun skuamöz hücreli karsinomu ile adenokarsinomunun yerleşim yeri ve risk faktörleri arasındaki farkları içeren karşılaştırmalı bir tabloyu inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 37Question →

Kronik hepatit B virüs (HBVHBV) enfeksiyonu saptanan bir hastanın karaciğer iğne biyopsisi incelendiğinde, hepatositlerin sitoplazmasında HBsAgHBsAg (yüzey antijeni) birikimine bağlı olarak izlenen karakteristik morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Buzlu cam (Ground-glass) hepatositler

Answer

Buzlu cam (Ground-glass) hepatositler
Buzlu cam (Ground-glass) hepatosit görünümü, kronik Hepatit B enfeksiyonunda hepatositlerin sitoplazmasındaki endoplazmik retikulum kanallarında HBsAgHBsAg (yüzey antijeni) sentezinin artması ve birikmesiyle oluşur. Işık mikroskobunda sitoplazma soluk pembe, ince granüler ve buzlu camı andıran bir yapıdadır.

Step-by-Step Solution

1
Etiyolojik ajanı ve spesifik antijeni belirleyin.
Etken HBVHBV ve biriken antijen HBsAgHBsAg olarak verilmiştir.
Hepatit B'nin farklı antijenleri (HBsAgHBsAg, HBcAgHBcAg) farklı hücre bölgelerinde birikir ve farklı morfolojik görüntüler oluşturur.
2
HBsAgHBsAg birikiminin hücresel yerleşimini ve görünümünü hatırlayın.
HBsAgHBsAg, granüllü endoplazmik retikulumda birikir ve sitoplazmaya buzlu cam (mat, soluk pembe) bir görünüm verir.
Bu birikim hücre organellerini çevreye iterek sitoplazmanın karakteristik bir doku kazanmasına neden olur.
3
Doğru morfolojik terimi seçeneklerle eşleştirin.
Buzlu cam hepatositler.
Bu bulgu kronik HBVHBV taşıyıcılığının klasik ışık mikroskobu bulgusudur.

Key Concept

Hepatit B virüs enfeksiyonunda antijen birikim paternleri (HBsAg vs HBcAg)
Question 38Question →

2828 yaşında kadın hasta, son 88 yıldır aralıksız oral kontraseptif kullanımı öyküsüyle birlikte sağ üst kadranda künt bir ağrı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan radyolojik görüntülemede karaciğer sağ lobunda 55 cmcm çapında, iyi sınırlı, soliter bir kitle saptanıyor. Cerrahi eksizyon sonrası yapılan histopatolojik incelemede, tümörün belirgin makroveziküler steatoz gösteren hepatositlerden oluştuğu, ancak hücresel atipi içermediği ve safra kanallarının izlenmediği görülüyor. İmmünhistokimyasal incelemede "liver fatty acid binding protein" (LFABPLFABP) ekspresyonunun kaybolduğu saptanıyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, hastadaki lezyonun moleküler patogenezinden sorumlu olan en olası değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: HNF1αHNF1\alpha geninde inaktivasyon

Answer

Hepatik adenomun HNF1-alfa inaktivasyonu ile karakterize alt tipi, morfolojik olarak steatoz ve immünhistokimyasal olarak LFABP kaybı ile tanınır.
Hepatik adenomun HNF1αHNF1\alpha inaktive alt tipi, adenomlar arasında en yaygın olanlardan biridir ve karakteristik olarak belirgin makroveziküler steatoz gösterir. İmmünhistokimyasal olarak normal karaciğerde pozitif olan LFABPLFABP ekspresyonunun bu tümör dokusunda izlenmemesi (negatifleşmesi) tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik profilin analizi
Genç kadın hasta, uzun süreli oral kontraseptif kullanımı ve soliter karaciğer kitlesi mevcudiyeti hepatik adenomu (HCAHCA) düşündürür.
Hepatik adenomlar tipik olarak doğurganlık çağındaki kadınlarda OKSOKS kullanımı ile ilişkilidir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Belirgin makroveziküler steatoz varlığı, HCAHCA alt tipleri arasında ayrım yapmada kritiktir.
HNF1-alfa mutasyonu gösteren tip, diğer alt tiplere göre çok daha belirgin bir yağlanma paterni sergiler.
3
İmmünhistokimyasal (İHK) bulgunun yorumlanması
LFABPLFABP (Liver Fatty Acid Binding Protein) ekspresyonunun kaybı tanıyı kesinleştirir.
Normal karaciğer parankimi ve diğer adenom alt tipleri LFABPLFABP eksprese ederken, HNF1αHNF1\alpha mutasyonlu tipte bu proteinin sentezi durur.
4
Genetik korelasyonun kurulması
LFABPLFABP kaybı ve steatoz ile karakterize bu tablo HNF1αHNF1\alpha gen inaktivasyonuna bağlıdır.
Moleküler sınıflandırmada bu bulgular birinci grup (HNF1αHNF1\alpha inaktive) adenomu tanımlar.

Key Concept

Hepatik adenomların moleküler alt tipleri ve immünhistokimyasal belirteçleri.
Estimated Time:1m 30s
Question 39Question →

Safra kesesi karsinomu tanısı alan 6868 yaşındaki bir hastada, tümörün biyolojik davranışı, morfolojik özellikleri ve patogenezi değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Safra kesesi duvarında muskularis mukoza ve submukoza tabakalarının bulunmaması, tümörün erken evrede derin dokulara invazyonunu ve yayılımını kolaylaştırır.

Answer

Safra kesesi duvarında muskularis mukoza ve submukoza tabakalarının bulunmaması, tümörün erken evrede derin dokulara invazyonunu ve yayılımını kolaylaştırmaktadır.
Safra kesesi duvarı anatomik bir istisna olarak muskularis mukoza ve submukoza tabakalarını içermez. Bu durum, mukoza kaynaklı malign epitel hücrelerinin (adenokarsinom) lümen dışına, yani düz kas tabakasına ve çevre organlara (karaciğer gibi) çok daha erken ve kolay bir şekilde invazyon yapmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Safra kesesi duvarının histolojik katmanlarını analiz etme
Safra kesesi duvarında mukoza, muskularis propria ve adventisya/seroza bulunur; ancak GI sistemin geri kalanından farklı olarak muskularis mukoza ve submukoza yoktur.
Bu anatomik farklılık tümör evrelemesi ve yayılım hızı açısından kritiktir.
2
Morfolojik büyüme paternlerini karşılaştırma
İnfiltratif tip (duvar kalınlaşması yapan), ekzofitik tipe (lümen içine büyüyen) göre daha sıktır.
Tümörün radyolojik ve makroskobik görünümünü belirler.
3
Risk faktörleri ve moleküler patogenezi değerlendirme
TP53 mutasyonları en yaygın değişikliktir; KRAS mutasyonu ise daha çok APBDJ (taşsız yolak) ile ilişkilidir.
Farklı etiyolojik faktörlerin farklı moleküler yolakları tetiklediğini anlamak gerekir.

Key Concept

Safra kesesi duvarının anatomik özellikleri (muskularis mukoza ve submukoza eksikliği) karsinomun lokal yayılım kapasitesini artırır.
Question 40Question →

4040 yaşında erkek hasta, özellikle ağır yemeklerden sonra artan göğüs kemiği arkasında yanma (pirozipirozi) ve ağza acı su gelmesi şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede distal özofagus mukozasında hafif hiperemi ve ödem izleniyor. Bu bölgeden alınan biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde reflü özofajit tanısı konuluyor. Bu hastadaki tanıyı en iyi destekleyen histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Skuamöz epitel içine eozinofil infiltrasyonu ve bazal tabaka hiperplazisi

Answer

Skuamöz epitel içine eozinofil infiltrasyonu ve bazal tabaka hiperplazisi
Gastroözofageal reflü hastalığında (GÖRH), mide asidinin özofagusa kaçışı sonucu skuamöz epitelde zedelenme meydana gelir. Histopatolojik olarak bu durum; epitel içine eozinofil ve nötrofil gibi inflamatuar hücrelerin göçü, epitelin rejeneratif yanıtı olarak bazal tabaka kalınlığının artması (hiperplazi) ve lamina propria papillalarının epitel kalınlığının 1/31/3'ünden fazlasına uzanması ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Pirozi ve asit regürjitasyonu gastroözofageal reflü hastalığını (GÖRH) düşündürür.
Hastanın öyküsü tipik reflü semptomları içermektedir.
2
Endoskopik ve histopatolojik korelasyonun kurulması
Hafif hiperemi ve ödem varlığında mikroskobik düzeyde epitel yanıtları aranmalıdır.
GÖRH'de mukozal hasar mikroskobik değişikliklerle başlar.
3
Reflü özofajitin spesifik mikroskobik bulgularının belirlenmesi
Eozinofil/nötrofil varlığı, bazal hiperplazi ve papilla uzaması tanı koydurucudur.
Bu değişiklikler asit maruziyetine karşı skuamöz epitelin verdiği reaktif yanıtlardır.

Key Concept

Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GÖRH) Histopatolojisi
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 2 / 17Next
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 2 | Examkin