Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 questions

Question 81Question →

4545 yaşında erkek hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden yemek sonrası retrosternal yanma (pirozis) ve ağzına acı su gelmesi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endoskopide distal özofagusta hiperemi saptanıyor ve bu bölgeden biyopsi alınıyor. Mikroskobik incelemede yassı epitel içerisinde tek tük eozinofil lökositler, epitel kalınlığının %20’sini aşan bazal tabaka hiperplazisi ve lamina propria papillalarında uzama izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Reflü özofajiti

Answer

Reflü özofajiti (Gastroözofageal Reflü Hastalığı)
Hastada görülen pirozis ve regürjitasyon şikayetleri klinik olarak gastroözofageal reflü hastalığını (GÖRH) desteklemektedir. Mikroskobik incelemede saptanan eozinofil infiltrasyonu, bazal tabakanın epitel kalınlığının %20’sinden fazla artması (hiperplazi) ve papillaların epiteli yüzeyine doğru uzaması (elongasyon), GÖRH'e bağlı gelişen reflü özofajitinin tipik tanısal triadıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları ve endoskopik bulguları analiz et.
Gastroözofageal reflü şüphesi.
Retrosternal yanma (pirozis) ve asit regürjitasyonu, reflü hastalığının en tipik klinik belirtileridir.
2
Histopatolojik triadın varlığını kontrol et.
Reflü özofajiti tanısının doğrulanması.
Yassı epitelde eozinofil/nötrofil infiltrasyonu, bazal tabaka hiperplazisi ve lamina propria papilla elongasyonu (uzaması) reflü özofajiti için karakteristiktir.

Key Concept

Reflü özofajitinin karakteristik mikroskobik bulguları (Bazal hiperplazi, papiller uzama ve eozinofiller).
Estimated Time:1m 15s
Question 82Question →

6565 yaşında erkek hastada, proksimal midede yerleşimli, ülsero-vejetan kitle saptanıyor. Biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde; belirgin pleomorfizm gösteren malign epitelyal hücre adalarının, tümör içine sızmış ve tümör çevresinde kümelenmiş oldukça yoğun lenfositik ve plazmasitik bir stroma ile çevrili olduğu izleniyor. Bu tümörün moleküler patogenezi ve özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: PIK3CAPIK3CA mutasyonları, PD−L1PD-L1 ve PD−L2PD-L2 gen amplifikasyonları ile karakterizedir.

Answer

Mide karsinomunun yoğun lenfositik stroma ile karakterize lenfoepitelyoma benzeri morfolojisi, moleküler olarak PIK3CAPIK3CA mutasyonları ve PD−L1/L2PD-L1/L2 amplifikasyonları gösteren EBV-pozitif alt tipi işaret eder.
Soruda tanımlanan "lenfoepitelyoma benzeri karsinom" morfolojisi, mide kanserinin moleküler sınıflamasında EBV-pozitif alt tipe özgüdür. Bu alt tipte PIK3CAPIK3CA gen mutasyonları oldukça sıktır ve immün kaçış mekanizması olarak PD−L1PD-L1 ile PD−L2PD-L2 gen amplifikasyonları (ve aşırı ekspresyonu) görülür. Bu tümörler genellikle midenin proksimalinde (kardiya/korpus) yerleşir.

Step-by-Step Solution

1
Morfolojik bulguların analizi
Malign epitelyal adalar ve yoğun lenfositik stroma, "lenfoepitelyoma benzeri karsinom" morfolojisini tanımlar.
Bu spesifik morfoloji, mide karsinomlarının yaklaşık %10\%10'unu oluşturan EBV ilişkili vakalar için tipiktir.
2
Etiyolojik ajanın belirlenmesi
Bu tümör tipi Epstein−BarrEpstein-Barr virüsü (EBVEBV) ile güçlü bir ilişki gösterir.
EBVEBV, tümör hücrelerinin genomuna entegre olarak spesifik bir onkojenik yolak aktive eder.
3
Moleküler sınıflamanın (TCGA) uygulanması
EBV-pozitif alt tip; PIK3CAPIK3CA mutasyonları, PD−L1/L2PD-L1/L2 gen amplifikasyonları ve global DNA hipermetilasyonu ile karakterizedir.
The Cancer Genome Atlas (TCGA) sınıflaması, mide kanserlerini dört moleküler gruba ayırır: EBV(+), MSI, CIN ve Genomik Stabil (GS).
4
Seçeneklerin ayırıcı tanısı
Diğer seçenekler GS (CDH1), MSI (MLH1) ve CIN (HER2/TP53) alt tiplerine aittir.
Her bir moleküler alt tipin kendine özgü mutasyonel yükü ve morfolojik korelasyonu vardır.

Key Concept

Mide karsinomunun TCGA (The Cancer Genome Atlas) moleküler sınıflaması ve EBV alt tipinin karakteristik özellikleri.
Question 83Question →

3535 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden kanlı diyare, kramp tarzında karın ağrısı ve tenesmus şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan kolonoskopik incelemede rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (kontinü) devam eden, mukozada frajilite ve granülarite artışının izlendiği yaygın inflamasyon saptanıyor. Alınan mukozal biyopsilerde inflamatuar sürecin mukoza ve submukozaya sınırlı olduğu, kript lümenlerinde nötrofil birikimi (kript apseleri) izlendiği, ancak granülom yapısına rastlanmadığı rapor ediliyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ülseratif kolit

Answer

Ülseratif kolit
Vakada tanımlanan rektumdan başlayan kesintisiz (kontinü) tutulum, inflamasyonun mukoza ve submukoza ile sınırlı olması ve nötrofillerden zengin kript apselerinin varlığı Ülseratif kolitin tipik özellikleridir. Ayrıca granülom izlenmemesi de bu tanıyı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları değerlendir
Kanlı diyare ve tenesmus varlığı distal kolon tutulumunu düşündürür.
Tenesmus, rektum tutulumunun klinik bir göstergesidir.
2
Endoskopik dağılımı analiz et
Rektumdan başlayan ve proksimale doğru kesintisiz ilerleyen tutulum Ülseratif kolit lehinedir.
Crohn hastalığında tutulum 'atlamalı' (skip lesions) karakterdedir.
3
Histopatolojik bulguları incele
İnflamasyonun mukoza/submukoza ile sınırlı olması ve granülom yokluğu tanıyı netleştirir.
Crohn hastalığında inflamasyon transmuraldir (tüm katları tutar) ve granülomlar ayırt edici bir özelliktir.

Key Concept

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı arasındaki temel makroskobik ve mikroskobik farklar.

Practice More

İnflamatuar bağırsak hastalıklarının ekstraintestinal bulgularını (sklerozan kolanjit, üveit, eritema nodozum) gözden geçirmek klinik korelasyon için faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 84Question →

2828 yaşında erkek hasta; ani başlayan halsizlik, iştahsızlık, idrar renginde koyulaşma ve göz aklarında sararma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ üst kadranda hassasiyet ve ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde transaminaz düzeyleri AST:1120AST: 1120 U/L ve ALT:1350ALT: 1350 U/L olarak ölçülüyor. Yapılan karaciğer biyopsisinde parankimal yapıda düzensizlik (lobüler disarray), hepatositlerde şişme (balonlaşma dejenerasyonu) ve sinüzoidler içinde veya hepatosit kordonları arasında büzülmüş, yoğun eozinofilik sitoplazmalı, küçük piknotik nükleuslu yuvarlak apoptotik yapılar izleniyor. Bu biyopsi örneğinde tarif edilen karakteristik apoptotik cisimcikler aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Councilman cisimcikleri

Answer

Councilman cisimcikleri, akut viral hepatit seyrinde tek tek hepatositlerin apoptoza uğramasıyla oluşan eozinofilik, yuvarlak yapılardır.
Vakada tarif edilen 'büzülmüş, yoğun eozinofilik sitoplazmalı ve piknotik nükleuslu yapılar' ifadesi apoptoza uğramış hepatositleri tanımlamaktadır. Karaciğer parankiminde görülen bu apoptotik cisimciklere Councilman cisimcikleri adı verilir ve akut viral hepatitlerin karakteristik mikroskobik bulgularından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Genç hasta, akut başlangıçlı sarılık ve binli değerlerde transaminaz yüksekliği (>1000>1000 U/L) akut viral hepatiti düşündürür.
Transaminazların bu derece yükselmesi akut parankimal hasarın tipik göstergesidir.
2
Histopatolojik tanımı analiz et
Yoğun eozinofilik, büzülmüş sitoplazmalı ve piknotik nükleuslu yuvarlak yapılar 'apoptotik cisimcik' tanımıdır.
Apoptozda hücre büzülür, nükleus piknoze olur ve hücre eozinofilik bir kütle halini alır.
3
Spesifik eponimi eşleştir
Hepatit seyrindeki bu apoptotik cisimcikler Councilman cisimcikleri olarak adlandırılır.
Councilman cisimciği akut viral hepatit (özellikle Sarı Humma ve viral hepatitler) için klasik bir patoloji terimidir.

Key Concept

Akut viral hepatitlerin histopatolojik özellikleri (balonlaşma dejenerasyonu, spotty nekroz ve Councilman cisimcikleri).

Practice More

Kronik hepatitlerin derecelendirilmesi (grading) ve evrelendirilmesi (staging) arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 15s
Question 85Question →

5858 yaşında erkek hasta, son üç haftadır artan tıkanma sarılığı, halsizlik ve epigastrik bölgede dolgunluk hissi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan bilgisayarlı tomografide (BT) pankreasın diffüz olarak genişlediği, kenarlarının düzleştiği ve peripankreatik düşük dansiteli bir "halo" tabakasıyla çevrelendiği ("sosis pankreas" görünümü) izleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum IgG4IgG4 konsantrasyonu 320 mg/dL320 \text{ mg/dL} (Normal: 8−140 mg/dL8-140 \text{ mg/dL}) olarak saptanıyor. Bu hastadan alınan pankreas biyopsisi örneğinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Storiform paternli fibrozis ve obliteratif flebit

Answer

Storiform paternli fibrozis ve obliteratif flebit seçeneği, Tip 1 Otoimmün Pankreatit vakalarında beklenen temel histopatolojik bulgudur.
Hastadaki 'sosis pankreas' radyolojik görünümü ve belirgin IgG4IgG4 yüksekliği, Tip 1 Otoimmün Pankreatit (AIP) tanısını koydurur. Bu hastalığın patolojik incelemesinde 'storiform' (hasır örgü benzeri) fibrozis, yoğun lenfoplazmasitik infiltrasyon ve ven lümenlerinin inflamasyonla daralması/kapanması anlamına gelen 'obliteratif flebit' izlenir. Bu bulgular IgG4IgG4-ilişkili sklerozan hastalıkların genel özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Ağrısız sarılık, diffüz pankreatik genişleme ("sosis pankreas") ve peripankreatik halo görünümü saptandı.
Bu bulgular otoimmün pankreatit (AIP) için oldukça karakteristiktir ve pankreas kanseriyle ayırıcı tanı gerektirir.
2
Serolojik veriyi yorumla
Serum IgG4IgG4 düzeyi normalin iki katından fazla (320 mg/dL320 \text{ mg/dL}) bulundu.
Yüksek IgG4 düzeyleri, hastalığın IgG4IgG4-ilişkili sistemik hastalığın bir parçası olan Tip 1 AIP olduğunu doğrular.
3
Patolojik bulguları eşleştir
Tip 1 AIP'de storiform fibrozis, yoğun lenfoplazmasitik infiltrasyon ve obliteratif flebit izlenir.
Bu triad, hastalığın histopatolojik tanısında altın standarttır.

Key Concept

Tip 1 Otoimmün Pankreatit (LPSP - Lenfoplazmasitik Sklerozan Pankreatit)

Hints

1
BT'deki 'sosis pankreas' ve yüksek IgG4IgG4 düzeyi, sistemik bir sklerozan sürece işaret eder.
2
Bu hastalık tablosunda fibrozis rastgele değil, belirli bir örgü düzeninde (storiform) gelişir.

Practice More

Tip 1 ve Tip 2 Otoimmün Pankreatit arasındaki histolojik farkları (Granülositik Epitelyal Lezyon varlığı gibi) incelemek bu konudaki bilginizi pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 86Question →

2222 yaşında erkek hasta, rektal kanama ve dışkılama alışkanlığında değişiklik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopide, kolonda yaygın dağılımlı yaklaşık 150150 adet adenomatöz polip saptanıyor. Hastanın tıbbi öyküsü derinleştirildiğinde, 33 yıl önce arka çukur (posterior fossa) yerleşimli bir 'medulloblastoma' nedeniyle cerrahi tedavi aldığı öğreniliyor. Bu hastadaki klinik tablo ve altta yatan genetik mekanizma ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Turcot sendromu olup, patogenezinde APCAPC geninde meydana gelen germ-line mutasyonlar rol oynar.

Answer

Hastadaki tablo Turcot sendromudur ve medulloblastom birlikteliği APCAPC gen mutasyonuna işaret eder.
Verilen vakada multipl adenomatöz poliplerin (FAPFAP fenotipi) medulloblastoma ile birlikteliği Turcot sendromunu tanımlar. Bu spesifik kombinasyon, klasik adenom-karsinom dizisinin başlangıç geni olan APCAPC genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Genç yaşta multipl adenomatöz polipozis (>100>100 polip) ve santral sinir sistemi tümörü (medulloblastoma) varlığı saptandı.
Polipozis sendromları ile eşlik eden ekstracolonic bulgular ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Santral sinir sistemi tümörü tipine göre sendromu özelleştir.
Medulloblastoma varlığı, Turcot sendromunun APCAPC gen mutasyonu ile ilişkili olan tipini (bazı kaynaklarda tip 2) işaret eder.
Turcot sendromu, MSS tümörü tipine göre (Medulloblastoma - APCAPC; Glioblastoma - MMRMMR) iki farklı genetik yolak izler.

Key Concept

Turcot sendromu; kolonik adenomatöz polipozis ile santral sinir sistemi tümörlerinin (medulloblastom veya glioblastom) birlikteliğidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 87Question →

6565 yaşında erkek hasta, son 33 ayda 88 kilo kaybı, halsizlik ve idrar renginde belirgin koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede ikter saptanıyor ancak sağ üst kadranda palpe edilen hassas bir kitle saptanmıyor (Courvoisier bulgusu negatif). Laboratuvar tetkiklerinde total bilirubin: 1414 mg/dL (direkt: 1111 mg/dL), ALP ve GGT seviyeleri normalin 55 katı yüksek bulunuyor. Abdominal BT incelemesinde safra kesesi kollabe (sönük) izlenirken, intrahepatik safra yollarında yaygın dilatasyon saptanıyor. Koledok distal ucu normal kalibrede olup, sağ ve sol proksimal hepatik kanalların birleşim yerinde lümeni daraltan duvar kalınlaşması izleniyor.

Bu hastada en olası tanı için yapılacak biyopsinin histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Belirgin desmoplastik stroma içerisinde asiner veya tübüler yapılar oluşturan müsinöz epitelyal hücreler

Answer

Belirgin desmoplastik stroma içerisinde asiner veya tübüler yapılar oluşturan müsinöz epitelyal hücreler
Hastanın klinik tablosu (ağrısız sarılık, proksimal tıkanıklık, sönük safra kesesi) hiler yerleşimli bir kolanjiokarsinomu (Klatskin tümörü) işaret etmektedir. Kolanjiokarsinomlar, safra kanalı epitelinden köken alan ve histopatolojik olarak belirgin bir desmoplastik stroma (yoğun fibröz bağ dokusu) içerisinde yerleşmiş adenokarsinom (bez yapısı oluşturan) tipindeki tümörlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Ağrısız sarılık ve kolestatik enzim yüksekliği (ALP, GGT) safra yollarında mekanik bir tıkanıklığı düşündürür.
Maligniteye bağlı tıkanıklıklar genellikle ağrısız seyreder.
2
Radyolojik lokalizasyonu belirle
İntrahepatik dilatasyon varlığına rağmen safra kesesinin sönük olması, tıkanıklığın sistik kanal birleşiminin üzerinde (proksimal) olduğunu gösterir.
Bu lokalizasyon (hepatik kanalların birleşimi) Klatskin tümörü (hiler kolanjiokarsinom) için patognomoniktir.
3
Tanının histopatolojik karşılığını saptan
Kolanjiokarsinomlar birer adenokarsinomdur ve yoğun desmoplastik stroma (skiröz yanıt) ile karakterizedir.
Safra yolu epiteli salgı yapıcı (müsinöz) karakterde olduğu için tübüler/asiner yapılar izlenir.

Key Concept

Klatskin tümörü (hiler kolanjiokarsinom) anatomik lokalizasyonu ve tipik desmoplastik adenokarsinom morfolojisi.
Estimated Time:2m 0s
Question 88Question →

3535 yaşında erkek hasta; son 22 yıldır tekrarlayan kramplı karın ağrısı ve dönem dönem gelişen bağırsak subobstrüksiyonu semptomları ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ alt kadranda hassasiyet ve dolgunluk saptanıyor. Hastaya yapılan ileosekal rezeksiyon materyalinin makroskobik incelemesinde; bağırsak duvarının belirgin derecede kalınlaşıp sertleştiği, lümenin daraldığı ve mezenterik yağ dokusunun bağırsak serozasını bir kılıf gibi çevreleyecek şekilde ilerlediği ('yağlı sarmalanma / creeping fat') gözleniyor. Bu hastadan alınan kesitlerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Muskularis propriaya kadar uzanan derin fissürler ve transmural lenfoid agregatlar

Answer

Muskularis propriaya kadar uzanan derin fissürler ve transmural lenfoid agregatlar saptanması en olası bulgudur.
Vakada tanımlanan 'creeping fat' ve bağırsak duvarındaki kalınlaşma (string sign/ip belirtisi ile uyumlu) Crohn hastalığı için patognomoniktir. Mikroskobik olarak bu sürece eşlik eden en karakteristik bulgular; inflamasyonun tüm duvar katmanlarına yayıldığı transmural patern, lenfoid agregatların varlığı ve bıçak sırtı şeklinde derin ülserler/fissürlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve makroskobik bulguları analiz et
Sağ alt kadran yerleşimi (ileosekal), subobstrüksiyon öyküsü ve 'creeping fat' (yağlı sarmalanma) bulguları Crohn hastalığına işaret eder.
Yağlı sarmalanma, Crohn hastalığındaki transmural inflamasyonun bir sonucu olarak mezenterik yağın serozaya doğru göç etmesidir.
2
Crohn hastalığının mikroskobik özelliklerini hatırla
Transmural inflamasyon, lenfoid agregatlar, fissürler ve non-kazeifiye granülomlar temel özelliklerdir.
Ülseratif Kolit'ten farklı olarak inflamasyon tüm duvar katmanlarını tutar ve 'atlamalı' alanlar bırakır.
3
Seçenekleri karşılaştır
Derin fissürler ve transmural lenfoid yapılar Crohn için spesifikken, diğer seçenekler Ülseratif Kolit, iskemik kolit veya psödomembranöz kolit ile ilişkilidir.
Doğru ayırıcı tanı için lezyonun derinliği ve dağılımı kritik önemdedir.

Key Concept

Crohn hastalığında transmural tutulum ve 'yağlı sarmalanma' (creeping fat) morfolojisi.

Practice More

Crohn hastalığında saptanan granülomların yaklaşık %35 vakada görüldüğünü ve bunların varlığının tanıyı kesinleştirdiğini, ancak yokluğunun tanıyı dışlamadığını unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 89Question →

Akut viral hepatit seyrinde, sitotoksik TT lenfositlerin etkisiyle hepatositlerde apoptoz indüklenmektedir. Bu süreçte hepatositler büzülür, nükleusları piknotik hale gelir ve sitoplazmaları yoğun eozinofilik (asidofilik) bir görünüm kazanır. Biyopside izlenen bu apoptotik hepatosit yapılarına ne ad verilir?

Show answer & explanation

Answer: Councilman cisimciği

Answer

Councilman cisimciği
Councilman cisimcikleri (asidofilik cisimcikler), akut viral hepatitlerde sitotoksik TT hücreleri tarafından indüklenen apoptoz sonucu oluşan; büzülmüş, nükleusu piknotik ve sitoplazması yoğun pembe (eozinofilik) görünen hepatositlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Akut viral hepatitteki hasar mekanizmasını analiz et.
Hasarın temelinde sitotoksik TT hücreleri aracılığıyla indüklenen hepatosit apoptozu yatar.
Viral antijenleri sunan hepatositler bağışıklık sistemi tarafından hedef alınır.
2
Apoptotik hücrenin morfolojik özelliklerini belirle.
Hücre büzülmesi, sitoplazmik yoğunlaşma (asidofili) ve nükleer piknoz.
Apoptoz sürecinde hücre hacmini kaybeder ve organeller yoğunlaşır.
3
Karaciğere özgü terminolojiyi eşleştir.
Bu yapılara Councilman (asidofilik) cisimciği adı verilir.
Tıbbi patolojide her organ ve patoloji için spesifik isimlendirmeler mevcuttur.

Key Concept

Councilman cisimcikleri, akut viral hepatitte T-hücre aracılı apoptoz sonucu oluşan karakteristik asidofilik cisimciklerdir.
Estimated Time:45s
Question 90Question →

6262 yaşında erkek hasta, kronik Hepatit B enfeksiyonuna bağlı gelişen siroz nedeniyle izlenmektedir. Rutin kontrollerinde serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyi 520520 ng/mL saptanmış ve dinamik BT görüntülemede karaciğer sağ lobunda 4,54,5 cm çapında, arteriyel fazda kontrast tutan ve venöz fazda 'yıkama' (wash-out) gösteren hipervasküler kitle izlenmiştir. Yapılan biyopsinin histopatolojik incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması, bu tümörün hepatosellüler kökenli olduğunu kesin olarak kanıtlar?

Show answer & explanation

Answer: Tümör hücreleri tarafından hücre içi veya kanaliküler safra üretilmesi

Answer

Tümör hücreleri tarafından hücre içi veya kanaliküler safra üretilmesi
Hepatosellüler karsinomda (HSK) malign hücrelerin fonksiyonel olarak safra sentezleme yeteneğini koruması ve bunun mikroskobik incelemede hücre içi veya kanaliküler 'safra tıkaçları' şeklinde izlenmesi, tümörün hepatosit kökenli olduğunu gösteren en spesifik histopatolojik bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Siroz, HBV öyküsü, yüksek AFP düzeyi ve radyolojik 'wash-out' bulgusu Hepatosellüler Karsinom (HSK) tanısını güçlü şekilde desteklemektedir.
Hastanın klinik tablosu ve radyolojisi tipik bir primer karaciğer malignitesine işaret eder.
2
Ayırıcı tanı kriterlerinin değerlendirilmesi
Primer karaciğer kanserini metastatik adenokarsinomlardan ayıran en güvenilir histopatolojik özellik aranmalıdır.
Karaciğer kitlelerinde metastaz-primer ayrımı tedavi planı için kritiktir.
3
Patognomonik bulgunun belirlenmesi
Safra üretimi sadece hepatositlere özgü bir fonksiyondur ve malign hücrelerde bu özelliğin devam etmesi kökeni kesinleştirir.
HSK'da safra pigmentinin (safra tıkaçları) görülmesi tümörün karaciğer parenkiminden kaynaklandığının kanıtıdır.

Key Concept

Hepatosellüler karsinomda (HSK) tümör hücreleri tarafından safra üretimi patognomoniktir.
Estimated Time:1m 15s
Question 91Question →

Uzun süreli alkol kullanım öyküsü olan ve tekrarlayan karın ağrısı atakları nedeniyle takip edilen bir hastada, pankreasın ekzokrin fonksiyonlarının kalıcı olarak kaybedildiği saptanmıştır. Bu hastanın pankreas biyopsisinde görülmesi beklenen en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Parankimal fibrozis ve asiner hücre atrofisi

Answer

Parankimal fibrozis ve asiner hücre atrofisi
Kronik pankreatit; ekzokrin parankimin kalıcı kaybı, asiner atrofi ve parankimin yerini alan yoğun interlobüler fibrozis ile karakterize kronik bir süreçtir. Bu değişimler organın fonksiyonlarını kalıcı olarak yitirmesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu (tekrarlayan ağrı, alkol öyküsü, kalıcı fonksiyon kaybı) analiz et.
Tablonun kronik pankreatit ile uyumlu olduğu anlaşıldı.
Kronik pankreatit, akut pankreatit ataklarının aksine geri dönüşümsüz hasar ile karakterizedir.
2
Kronik pankreatitin histopatolojik özelliklerini hatırla.
Ekzokrin doku kaybı ve fibröz doku artışı temel bulgulardır.
Sürekli hasar ve onarım döngüsü parankimin yerini bağ dokusunun almasına neden olur.

Key Concept

Kronik pankreatit morfolojisi

Hints

1
Kronik süreçlerin genel özelliği dokunun iyileşemeyip bağ dokusuna dönüşmesidir.
2
Akut pankreatitte nekroz ve ödem ön plandayken, kronik pankreatitte 'atrofi' ve 'skleroz' aranmalıdır.

Practice More

Pankreatik psödokistlerin duvar yapısında epitel bulunmamasını kronik pankreatit komplikasyonları bağlamında tekrar edin.
Estimated Time:45s
Question 92Question →

42 yaşında, sigara öyküsü olmayan bir erkek hasta, ilerleyici nefes darlığı ve karın şişliği şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede asit, splenomegali ve hafif skleral ikter saptanıyor. Hastadan alınan karaciğer biyopsisinde, özellikle periportal hepatositlerin sitoplazmasında periyodik asit-Schiff (PAS) pozitif ve diyastaz dirençli eozinofilik globüller izleniyor. Bu hastadaki akciğer tutulumunun en olası patogenezi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nötrofil elastaz aktivitesinin yeterince inhibe edilememesi

Answer

Nötrofil elastaz aktivitesinin yeterince inhibe edilememesi
Biyopsi bulgusu olan PAS pozitif ve diyastaz dirençli eozinofilik globüller, Alfa-1 antitripsin (A1AT) proteininin hepatositlerin endoplazmik retikulumunda birikmesiyle oluşur. A1AT, normalde nötrofil elastaz gibi proteazları inhibe eden bir proteindir. Karaciğerde protein birikimi siroza yol açarken, kanda ve akciğerde bu proteinin eksik olması, nötrofil elastazın akciğer parankimini (alveol duvarlarını) inhibe edilmeden yıkmasına, sonuç olarak da panasiner amfizeme neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Morfolojik bulguyu analiz et
PAS pozitif ve diyastaz dirençli eozinofilik globüller saptandı.
Bu bulgu, hepatositlerin endoplazmik retikulumunda biriken hatalı katlanmış Alfa-1 antitripsin proteinini gösteren patognomonik bir bulgudur.
2
Klinik tabloyu birleştir
Genç-orta yaşlı bir hastada karaciğer sirozu ve sigara içmemesine rağmen amfizem (nefes darlığı) birlikteliği saptandı.
Alfa-1 antitripsin eksikliği, hem karaciğer tutulumu hem de akciğerde panasiner amfizem yapan sistemik bir metabolik hastalıktır.
3
Patogenetik mekanizmayı belirle
İnhibitör eksikliğine bağlı doku yıkımı mekanizması doğrulandı.
Normalde Alfa-1 antitripsin, nötrofillerden salınan elastazı inhibe ederek akciğer parankimini korur; eksikliğinde ise elastaz alveol duvarlarını yıkar.

Key Concept

Alfa-1 Antitripsin Eksikliği Patolojisi

Hints

1
Biyopsideki globüllerin PAS pozitif ve diyastaza dirençli olması, biriken maddenin bir glikoprotein olduğunu gösterir.
2
Karaciğer sirozu ile akciğerdeki amfizemin (nefes darlığı) genç yaşta bir arada görülmesi, tek bir genetik defekti işaret eder.

Practice More

Alfa-1 antitripsin eksikliğinde proteinin hatalı katlanmasına yol açan en yaygın genetik mutasyonu (PiZZ fenotipi) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 93Question →

5555 yaşında, uzun süreli alkol kullanım öyküsü olan erkek hasta; epigastrik ağrı, 1010 kg ağırlık kaybı ve hafif sarılık şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum lipaz düzeyi 120120 U/L (<60<60) ve amilaz düzeyi 180180 U/L (<100<100) olarak saptanıyor. BT incelemesinde pankreas başında 33 cm'lik kitle ve parankimde kalsifikasyonlar izleniyor. Malignite ön tanısıyla opere edilen hastanın histopatolojik incelemesinde yaygın parankimal fibrozis ve asiner atrofi gözleniyor. Bu hastada, pankreasın duktal adenokarsinomundan ziyade "kronik pankreatit" tanısını aşağıdakilerden hangisi en güçlü şekilde destekler?

Show answer & explanation

Answer: Langerhans adacıklarının fibrotik alanlar içinde korunmuş olması

Answer

Langerhans adacıklarının fibrotik stroma içinde korunmuş olması, kronik pankreatiti pankreas karsinomundan ayıran en önemli mikroskobik bulgulardan biridir.
Kronik pankreatitte ekzokrin parankimin (asinüslerin) yaygın atrofisi ve fibrozis izlenirken, Langerhans adacıkları genellikle hastalığın ileri evrelerine kadar morfolojik olarak sağlam kalır. Bu durum, tüm yapıları invaze eden ve tahrip eden duktal adenokarsinomdan ayırıcı tanıda en güvenilir kriterlerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Uzun süreli alkol kullanımı ve kalsifikasyonlar kronik pankreatiti; kitle varlığı ve kilo kaybı ise adenokarsinomu düşündürür.
Kronik pankreatit bazen 'psödotümör' oluşturarak karsinomu klinik olarak taklit edebilir.
2
Histopatolojik bulguları karşılaştır
Her iki durumda da fibrozis (desmoplazi) ve asiner kayıp görülse de, adacıkların korunması benign süreci destekler.
Adenokarsinom invaziv bir tümör olduğu için adacıkları da içine alarak yapıyı tamamen bozar.

Key Concept

Kronik pankreatit, ekzokrin parankimin kalıcı kaybı ve fibrozis ile karakterizedir; endokrin fonksiyonu sağlayan Langerhans adacıkları ise sürece daha dirençlidir ve histolojik olarak ayırt edilebilir şekilde korunur.

Practice More

Pankreas karsinomu tanısında KRAS (%90+) ve CDKN2A/p16 (%95) genetik mutasyonlarının sıklığını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 94Question →

3838 yaşında erkek hasta, son 55 yıldır vücut geliştirme amacıyla yüksek doz anabolik steroid kullanımı öyküsü ile başvuruyor. Yapılan abdominal görüntülemede karaciğer sağ lobunda 55 cmcm çapında, iyi sınırlı solid bir kitle saptanıyor. Kitleden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde portal alan ve safra duktusu içermeyen, minimal atipik hepatosit kordonlarından oluşan bir lezyon izleniyor. Yapılan moleküler analizde lezyonda β\beta-katenin mutasyonu saptanıyor. Bu lezyonun seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hepatosellüler karsinoma (HCC) dönüşme riski yüksektir.

Answer

Beta-katenin mutasyonu taşıyan hepatosellüler adenomların hepatosellüler karsinoma dönüşme riski yüksektir.
Beta-katenin mutasyonu taşıyan hepatosellüler adenomlar (HCA), moleküler alt tipler arasında en yüksek malign transformasyon riskine sahip olan gruptur. Bu tip adenomlar histolojik olarak sıklıkla sitolojik atipi ve düzensiz büyüme paternleri gösterebilir ve erkek cinsiyet veya anabolik steroid kullanımı ile güçlü bir ilişki sergiler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et.
Erkek hasta ve anabolik steroid kullanımı, karaciğerde solid kitle (Hepatocelüller Adenom ön tanısı).
Anabolik steroidler erkeklerde hepatik adenom gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.
2
Moleküler bulguyu değerlendir.
Beta-katenin mutasyonu pozitifliği.
Hepatik adenomlar moleküler özelliklerine göre alt tiplere ayrılır; beta-katenin mutasyonu spesifik bir alt tipi tanımlar.
3
Alt tipin klinik davranışını hatırla.
Malign transformasyon (HCC'ye dönüşüm) riskinin yüksek olduğu sonucuna var.
Beta-katenin aktivasyonu hücre proliferasyonunu artırarak maligniteye gidişi tetikleyen kritik bir yolaktır.

Key Concept

Hepatosellüler adenom alt tipleri ve beta-katenin mutasyonunun prognostik önemi.

Practice More

Karaciğerin diğer iyi huylu lezyonlarından olan Fokal Nodüler Hiperplazi (FNH) ile ayırıcı tanı özelliklerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 95Question →

2828 yaşında kadın hasta, dispepsi nedeniyle yapılan ultrasonografide karaciğerinde 55 cmcm çapında, iyi sınırlı bir kitle saptanması üzerine opere ediliyor. Hastanın özgeçmişinde 88 yıldır oral kontraseptif kullanımı mevcuttur. Histopatolojik incelemede, kitle içerisinde portal alanların bulunmadığı ve belirgin steatoz (yağlanma) gösteren hepatosit kordonları izleniyor. Bu tümörde izlenmesi en olası immünohistokimyasal veya moleküler bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: LFABP (Karaciğer Yağ Asidi Bağlayıcı Protein) ekspresyon kaybı

Answer

Histopatolojik olarak steatoz (yağlanma) gösteren hepatosellüler adenomlarda LFABP (Karaciğer Yağ Asidi Bağlayıcı Protein) ekspresyon kaybı izlenir.
Vakada tanımlanan genç kadın, oral kontraseptif kullanımı ve karaciğerdeki steatotik kitle bulguları HNF1-α\alpha inaktive hepatosellüler adenomu tanımlamaktadır. Bu alt tipte HNF1-α\alpha gen mutasyonu sonucu LFABP (Liver Fatty Acid Binding Protein) sentezi ortadan kalkar ve immünohistokimyasal olarak bu proteinin ekspresyon kaybı görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik profilin değerlendirilmesi
Genç kadın hasta ve uzun süreli oral kontraseptif kullanımı, öncelikle hepatosellüler adenomu düşündürür.
Hepatik adenomlar genç kadınlarda ve OKS kullananlarda sık görülen benign tümörlerdir.
2
Morfolojik bulguların yorumlanması
Portal alanların yokluğu neoplaziyi destekler; belirgin steatoz ise HNF1-α\alpha inaktive alt tipini işaret eder.
Hepatik adenomun HNF1-α\alpha inaktive alt tipi (en sık görülen tip), karakterize olarak belirgin yağlanma (steatoz) gösterir.
3
Moleküler/İHK eşleştirmesinin yapılması
HNF1-α\alpha mutasyonu sonucu LFABP sentezi azalır ve İHK'da ekspresyon kaybı saptanır.
HNF1-α\alpha normalde LFABP sentezini indükleyen bir transkripsiyon faktörüdür; mutasyonu durumunda bu protein sentezlenemez.

Key Concept

Hepatik adenom alt tipleri ve HNF1-α\alpha inaktive adenomun LFABP kaybı ile karakterize olması.
Question 96Question →

Yirmi beş yaşındaki bir hastada, yaklaşık on yıldır devam eden kanlı ishal ve kramplı karın ağrısı atakları mevcuttur. Hastadan alınan kolektomi materyalinin makroskobik incelemesinde; rektumdan başlayarak proksimale doğru kesintisiz devam eden yaygın mukozal ülserasyonlar ve bu ülserli alanlar arasında lümene doğru çıkıntı yapan çok sayıda mukoza adacığı (yalancı polipler) gözlenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu hastada saptanan 'yalancı poliplerin' (pseudopolip) gelişim mekanizmasını en doğru şekilde açıklar?

Show answer & explanation

Answer: Ülserasyonlar arasında kalan korunmuş mukoza adacıklarının inflamasyon ve rejenerasyonla kabarması

Answer

Yalancı polipler, ülserasyonlar arasında kalan korunmuş mukoza adacıklarının inflamasyon ve rejenerasyonla kabarması sonucu oluşur.
Doğru seçenek, ülserlerin arasında kalan korunmuş mukoza adacıklarının rejenere olmasıdır. Ülseratif kolitte inflamasyon mukoza ve submukozada sınırlı olup geniş alanlarda mukozal yıkıma yol açar. Bu yıkım (ülserasyon) alanlarının arasında sağlam kalmayı başaran mukoza parçaları, hem mevcut inflamatuar ödem hem de iyileşme çabası (rejenerasyon) sonucu çevrelerindeki çökük ülserli alanlara göre kabarık görünürler. Bu yapılar lümen içinde polipler gibi çıkıntı yaptığı için 'yalancı polip' olarak adlandırılırlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ve makroskobik özellikleri analiz et.
Uzun süreli kanlı ishal, rektumdan başlayan kesintisiz tutulum ve yaygın ülserler Ülseratif Kolit tanısını destekler.
Tanının netleştirilmesi, görülen lezyonların patogenezini anlamak için ilk adımdır.
2
Yalancı polip (pseudopolip) teriminin morfolojik karşılığını hatırla.
Yalancı polipler gerçek neoplastik polipler değil, yaygın mukozal kayıp zemininde sağlam kalmış mukoza parçalarıdır.
Lezyonun adındaki 'yalancı' ifadesi, neoplastik olmayan karakterini vurgular.
3
İnflamasyon ve rejenerasyonun bu yapıdaki rolünü değerlendir.
Geriye kalan bu mukoza adacıkları, aktif inflamasyonun etkisiyle ödemli hale gelir ve rejenerasyonla kabararak lümen içinde polipoid bir görünüm kazanır.
Patogenezi açıklayan temel biyolojik süreç budur.

Key Concept

Ülseratif kolitte yalancı polipler (pseudopolipler), yaygın mukozal ülserasyonların arasında kalan ve rejenere olan inflamasyonlu mukoza adacıklarıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 97Question →

2222 yaşında bir kadın hasta, yaklaşık üç aydır devam eden kanlı ishal ve tenezm şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan kolonoskopik incelemede, rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (sürekli) bir şekilde ilerleyen mukoza hiperemisi, granülarite ve yüzeyel ülserasyonlar saptanıyor. Bu klinik ve endoskopik tabloya sahip bir hastada, histopatolojik incelemede saptanması en olası morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnflamatuar sürecin mukoza ve submukoza ile sınırlı olması

Answer

İnflamatuar sürecin mukoza ve submukoza ile sınırlı olması
Vakadaki klinik ipuçları (kanlı ishal, tenezm) ve kolonoskopik bulgular (rektumdan başlayan kesintisiz tutulum) hastanın Ülseratif Kolit olduğunu gösterir. Ülseratif Kolit'in en temel histopatolojik özelliği, inflamasyonun bağırsak duvarının mukoza ve submukoza katmanlarıyla sınırlı olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Genç kadın hastada kanlı ishal ve tenezm varlığı inflamatuar bağırsak hastalığını (İBH) düşündürür.
İBH'nin iki ana formu olan Crohn ve Ülseratif Kolit benzer semptomlarla başlayabilir.
2
Endoskopik bulguları analiz et
Rektum tutulumu ve proksimale doğru 'kesintisiz' ilerleme Ülseratif Kolit (ÜK) için tipiktir.
Crohn hastalığında tutulum 'atlamalı' (skip lesions) olur ve rektum genellikle korunur.
3
Tanı ile morfolojiyi eşleştir
Ülseratif Kolit'te inflamasyon mukoza ve submukoza ile sınırlıdır.
Transmural tutulum, granülom ve fissürler Crohn hastalığının ayırıcı özellikleridir.

Key Concept

Ülseratif kolit; rektumdan başlayan, sürekli (kontinü) seyreden ve mukoza/submukoza ile sınırlı kalan bir inflamatuar süreçtir.
Estimated Time:45s
Question 98Question →

4545 yaşında HIVHIV pozitif bir erkek hasta, şiddetli odinofaji ve retrosternal ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endoskopide distal özofagusta geniş ve sığ ülserler saptanıyor. Ülser tabanından alınan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; ülser tabanındaki kapiller endotel hücrelerinde ve stromal hücrelerde hem intrasitoplazmik hem de büyük, "baykuş gözü" görünümünde intranükleer eozinofilik inklüzyonlar içeren sitomegalik hücreler izleniyor. Bu bulgular ışığında en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sitomegalovirüs (CMVCMV)

Answer

Sitomegalovirüs (CMVCMV)
Sitomegalovirüs (CMVCMV) enfeksiyonu, özellikle immün sistemi baskılanmış hastalarda özofagusta geniş, sığ ülserasyonlara neden olur. Tanısal olarak, ülserin tabanında yer alan kapiller endotel hücrelerinde ve stromal fibroblastlarda belirgin sitomegali (hücre büyümesi) ile birlikte hem intranükleer (baykuş gözü) hem de intrasitoplazmik inklüzyonlar görülmesi karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zemini değerlendir
Hasta HIVHIV pozitiftir, yani immün sistemi baskılanmıştır. Bu durum fırsatçı enfeksiyonlara (CMV, HSV, Kandida) zemin hazırlar.
Özofajitin etiyolojisini belirlemek için hastanın immün durumu kritiktir.
2
Endoskopik bulguyu analiz et
Geniş ve sığ ülserler saptanmıştır.
CMV genellikle geniş sığ ülserler yaparken, HSV daha küçük ve "zımba deliği" (punched-out) görünümlü ülserler yapar.
3
Histopatolojik yerleşimi ve hücre tipini incele
İnklüzyonlar ülser tabanındaki endotel ve stromal hücrelerdedir.
Bu ayırıcı tanıdaki en önemli noktadır; CMV mezenşimal hücreleri (endotel/stroma), HSV ise epitelyal hücreleri tutar.
4
Sitolojik özellikleri doğrula
Hem sitoplazmik hem nükleer inklüzyonlar (baykuş gözü) saptanmıştır.
Bu bulgular Sitomegalovirüs enfeksiyonu için patognomoniktir.

Key Concept

İnfeksiyöz özofajitlerde etken-hücre tropizmi ayrımı: CMV endotel/stroma tutulumu yaparken, HSV epitel tutulumu yapar.
Question 99Question →

2020 yıldır devam eden retrosternal yanma ve pirozis şikayetleri olan 5858 yaşındaki erkek hastaya yapılan endoskopide distal özofagusta 33 cm'lik 'somon pembesi' renkli mukoza adacıkları izlenmiştir. Alınan biyopsilerde intestinal metaplazi ile birlikte, nükleer stratifikasyonun epitelyal yüzeye kadar uzandığı, belirgin sitolojik atipi ve atipik mitozların eşlik ettiği 'yüksek dereceli displazi' (high-grade dysplasia) saptanmıştır. Bu hastada malign transformasyon sürecinde, displazi gelişimiyle en yakından ilişkili olan ve invaziv adenokarsinom riskinin belirgin arttığını gösteren moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TP53TP53 geninde mutasyon ve fonksiyon kaybı

Answer

Barrett özofagusta maligniteye gidiş sürecinde yüksek dereceli displazi ve invaziv karsinom gelişimi ile en yakından ilişkili moleküler olay TP53 mutasyonudur.
Barrett özofagusu zemininde adenokarsinom gelişimi biriken genetik hasarlara dayanır. p16/CDKN2Ap16/CDKN2A kaybı genellikle sürecin en başında, henüz metaplazi aşamasındayken görülür. Ancak TP53TP53 mutasyonları ve buna bağlı fonksiyon kaybı, histolojik olarak yüksek dereceli displaziye geçiş ve invaziv kanser gelişimi ile koreledir. Bu nedenle displazi aşamasında en belirleyici moleküler değişikliktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz edin.
Kronik reflü (2020 yıl pirozis) ve distal özofagustaki somon pembesi mukoza, Barrett özofagus (intestinal metaplazi) tanısını destekler.
Tanının doğru konulması, beklenen moleküler yolun belirlenmesi için şarttır.
2
Histopatolojik evreyi belirleyin.
Yüzeye kadar uzanan nükleer stratifikasyon ve atipik mitozlar 'yüksek dereceli displazi' (HGD) varlığını gösterir.
Düşük ve yüksek dereceli displazi arasındaki ayrım, karsinom riskini ve moleküler belirteçleri değiştirir.
3
Moleküler progresyon basamaklarını eşleştirin.
Metaplazi aşamasında p16p16 kaybı görülürken, displazi ve karsinom geçişinde TP53TP53 mutasyonu anahtar olaydır.
Barrett karsinogenezinde 'metaplazi-displazi-karsinom' sekansı spesifik genetik 'hit'ler ile karakterizedir.

Key Concept

Barrett özofagusta karsinom gelişiminde moleküler progresyon (p16'dan p53'e geçiş).

Practice More

Barrett özofagusta HER2 ekspresyonunun tedavi edilebilir adenokarsinomlardaki önemini ve SCC'nin proksimal özofagus yerleşimli risk faktörlerini inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 100Question →

3535 yaşında kadın hasta, hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yaklaşık 11 yıldır devam eden ve giderek artan yutma güçlüğü (disfaji) şikayetiyle başvuruyor. Hastanın yapılan baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusta belirgin daralma ve proksimalinde genişleme ile karakterize 'kuş gagası' (bird's beak) görünümü saptanıyor. Bu hastalığın patogenezinde temel rol oynayan histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyenterik (Auerbach) pleksustaki ganglion hücrelerinin kaybı

Answer

Akalazyanın temelinde miyenterik (Auerbach) pleksustaki ganglion hücrelerinin kaybı yatar.
Akalazya, alt özofagus sfinkterinin (AÖS) tam gevşeyememesi, AÖS tonusunda artış ve özofagus gövdesinde aperistaltizm ile karakterize bir hastalıktır. Bu tablonun temelindeki histopatolojik değişiklik, muskularis propria tabakaları arasında yer alan miyenterik (Auerbach) pleksustaki ganglion hücrelerinin (özellikle NO ve VİP salgılayan inhibitör nöronların) ilerleyici kaybıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hem katı hem de sıvı gıdalara disfaji ve grafideki 'kuş gagası' görünümü Akalazya tanısını düşündürür.
Akalazya, alt özofagus sfinkterinin gevşememesi ve özofagus gövdesindeki peristaltizm kaybı ile karakterize bir motor bozukluktur.
2
Tanının histopatolojik temelini belirle.
Auerbach (miyenterik) pleksustaki ganglion hücrelerinin (özellikle nitrik oksit üreten inhibitör nöronların) kaybı.
Bu nöronların kaybı, sfinkterin yutma sırasında gevşeyememesine neden olur.

Key Concept

Akalazya patogenezi ve pleksus tutulumu
PreviousPage 5 / 17Next
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 5 | Examkin