Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 questions

Question 101Question

4242 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik, eklem ağrıları ve hafif sarılık şikayetleri ile başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde serum aminotransferaz düzeylerinde belirgin artış ve hipergammaglobulinemi saptanıyor. Karaciğer iğne biyopsisinde portal alanlarda yoğun plazma hücrelerinden zengin mononükleer infiltrasyon, sınırlayıcı plağı aşan "ara yüz (interface) hepatiti" ve hepatositlerde "rozet" oluşumu izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Otoimmün hepatit

Answer

Otoimmün hepatit
Doğru yanıt olan otoimmün hepatit, klinikte kadın cinsiyet baskınlığı, biyokimyasal olarak hipergammaglobulinemi ve histopatolojik olarak plazma hücrelerinden zengin portal inflamasyon, ara yüz hepatiti ve hepatositlerin kümeleşerek oluşturduğu rozet yapıları ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Orta yaşlı kadın hasta, hipergammaglobulinemi ve transaminaz yüksekliği saptandı.
Otoimmün hepatit tipik olarak kadınlarda görülür ve karakteristik bir laboratuvar bulgusu olarak hipergammaglobulinemi eşlik eder.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Yoğun plazma hücre infiltrasyonu, ara yüz hepatiti ve hepatosit rozetleri belirlendi.
Bu biyopsi bulguları otoimmün hepatitin en önemli tanısal kriterleridir; plazma hücreleri portal infiltratta baskındır.
3
Ayırıcı tanı yap
Otoimmün hepatit tanısı onaylandı.
Viral hepatitler, alkolik karaciğer hastalığı ve biliyer patolojiler bu histolojik kombinasyonu (plazma hücresi + rozet) birincil olarak göstermez.

Key Concept

Otoimmün hepatit histopatolojisinde plazma hücrelerinden zengin ara yüz hepatiti ve hepatositlerde rozet formasyonu karakteristiktir.

Practice More

Otoimmün hepatit serolojisinde görülen spesifik antikorları (ANA, ASMA, LKM-1) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 102Question

3838 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır hem katı hem de sıvı gıdalara karşı gelişen, yavaş ilerleyici yutma güçlüğü ve yenilen gıdaların ağza geri gelmesi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusta düzgün konturlu daralma ve bu bölgenin proksimalinde özofagus gövdesinde belirgin genişleme izleniyor. Bu hastadaki klinik tablonun temelinde yatan histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Auerbach pleksusundaki ganglion hücrelerinin kaybı

Answer

Hastadaki temel histopatolojik değişiklik, Auerbach (miyenterik) pleksusundaki ganglion hücrelerinin kaybıdır.
Akalazya, alt özofagus sfinkterinin yutma sırasında gevşeyememesi ve özofagus gövdesinde peristaltizmin olmamasıyla tanımlanan bir hastalıktır. Bu tablonun temelinde, özofagusun sirküler ve longitudinal kas tabakaları arasında yer alan Auerbach (miyenterik) pleksusundaki ganglion hücrelerinin (özellikle inhibitör nöronların) inflamasyon sonrası kaybı veya dejenerasyonu yatar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Hem katı hem sıvı gıdalara karşı disfaji ve baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümü primer bir motilite bozukluğu olan akalazyayı işaret eder.
Akalazya, alt özofagus sfinkterinin (AÖS) gevşeme kusuru ve gövdedeki peristaltizm kaybı ile karakterize tipik bir tablodur.
2
Hastalığın patogenezini analiz et.
Bu fonksiyonel bozukluğun altında yatan neden, özofagus duvarındaki sinir ağlarının harabiyetidir.
AÖS'nin gevşemesi için gereken inhibitör sinyaller (nitrik oksit ve VIP salgılayan nöronlar) miyenterik pleksusta bulunur.
3
Spesifik pleksus ve hücresel değişikliği belirle.
İki kas tabakası arasında yer alan Auerbach (miyenterik) pleksusunda ganglion hücrelerinin kaybı izlenir.
Meissner pleksusu daha çok salgısal işlevlerle ilgiliyken, Auerbach pleksusu motiliteyi kontrol eder ve akalazyada hedef alınan yapıdır.

Key Concept

Akalazyanın temel patolojik özelliği miyenterik (Auerbach) pleksustaki ganglion hücrelerinin kaybıdır.

Hints

1
Hem katı hem sıvı gıdalara karşı disfaji olması, mekanik bir tıkanıklıktan ziyade nöromüsküler bir sorunu düşündürür.

Practice More

Sekonder akalazya nedenlerinden biri olan Chagas hastalığındaki patolojik benzerlikleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 103Question

Safra kesesi taşı öyküsü olan 4545 yaşındaki kadın hasta, ani başlayan kuşak tarzı şiddetli karın ağrısı şikayetiyle acil operasyona alınır. Eksplorasyon sırasında peripancreatik yağ dokusunda, omentumda ve mezenterde multipl, küçük, opak ve "tebeşirimsi beyaz" (chalkychalky whitewhite) renkli nodüler alanlar saptanıyor. Bu olguda izlenen makroskobik bulgunun temelinde yatan patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aktif lipazların etkisiyle gelişen enzimatik yağ nekrozu

Answer

Aktif lipazların etkisiyle gelişen enzimatik yağ nekrozu
Doğru cevap, aktif lipazların etkisiyle gelişen enzimatik yağ nekrozudur. Akut pankreatit sırasında aktifleşen pankreatik enzimler (özellikle lipazlar), peripancreatik ve omental yağ dokusundaki trigliseritleri parçalar. Açığa çıkan serbest yağ asitleri kalsiyum iyonları ile birleşerek 'kalsiyum sabunlarını' oluşturur. Bu süreç makroskobik olarak 'tebeşirimsi beyaz' (chalky white) odaklar şeklinde izlenir ve patoloji literatüründe saponifikasyon (sabunlaşma) olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta akut pankreatit (biliyer kökenli) tablosundadır ve peritonda 'tebeşirimsi beyaz' odaklar mevcuttur.
Tebeşirimsi beyaz (chalky white) odaklar, pankreatik patolojiler için patognomonik olan yağ nekrozunu işaret eder.
2
Yağ nekrozunun biyokimyasal mekanizmasını hatırla.
Hasarlı pankreastan salınan aktif lipazlar, adipositlerdeki trigliseritleri yağ asitlerine hidrolize eder.
Lipaz, yağ dokusunu hedef alan temel yıkıcı enzimdir.
3
Saponifikasyon (sabunlaşma) sürecini açıkla.
Açığa çıkan serbest yağ asitleri, ortamdaki kalsiyum iyonları ile birleşerek çözünmeyen kalsiyum sabunlarını oluşturur.
Bu sabun birikintileri makroskobik olarak karakteristik tebeşirimsi beyaz görünüme neden olur.

Key Concept

Akut pankreatitte enzimatik yağ nekrozu ve saponifikasyon mekanizması.

Hints

1
Tebeşirimsi beyaz görünüm, kalsiyumun yağ asitleri ile birleşmesi sonucu oluşur.
2
Bu tabloya 'sabunlaşma' (saponifikasyon) denir ve pankreasa özgü bir nekroz tipidir.

Practice More

Akut pankreatit seyrinde gelişen hipokalseminin prognostik değerini (Ranson kriterleri) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 104Question

3636 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır aralıklı seyreden karın ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde perianal fistül nedeniyle operasyon öyküsü mevcuttur. Son günlerde idrarından hava ve gaita gelmesi (fekalu¨rifekalüri) şikayeti başlayan hastada yapılan incelemelerde vezikokolik fistül saptanıyor. Bu hastada gelişen bu komplikasyonun temelinde yatan morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Transmural inflamasyon ve derin fissür tarzı ülserler

Answer

Transmural inflamasyon ve derin fissür tarzı ülserlerin varlığı, Crohn hastalığında fistül gelişiminden sorumlu temel mekanizmadır.
Crohn hastalığında inflamasyon mukoza ile sınırlı kalmaz, serozaya kadar tüm duvar katmanlarını etkiler (transmural tutulum). Bu derin inflamasyon ve doku kaybıyla seyreden fissürler, bağırsak lümeninin komşu organlarla veya deriyle birleşmesine (fistül) neden olur. Vezikokolik fistül de bu mekanizmanın tipik bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Kronik karın ağrısı, kilo kaybı ve perianal fistül öyküsü Crohn hastalığını işaret eder.
Crohn hastalığı tüm sindirim kanalını tutabilen ve fistüllerle seyreden bir hastalıktır.
2
Komplikasyonun değerlendirilmesi
Fekalüri (idrardan gaita gelmesi), bağırsak ile mesane arasında bir yol (vezikokolik fistül) oluştuğunu kanıtlar.
Vezikokolik fistül, bağırsaktaki inflamatuar sürecin mesane duvarına ilerlemesiyle oluşur.
3
Morfolojik ilişkinin kurulması
Bu ilerleme ancak inflamasyonun bağırsak duvarının tüm katmanlarını geçmesiyle (transmural) mümkündür.
Transmural tutulum ve eşlik eden derin, bıçak sırtı benzeri fissürler Crohn hastalığını ülseratif kolitten ayıran temel farklardır.

Key Concept

Crohn hastalığının transmural tutulum göstermesi ve bunun sonucu olarak fistül komplikasyonlarına yol açması.
Estimated Time:1m 30s
Question 105Question

7575 yaşında, bilinen atriyal fibrilasyon öyküsü olan bir hasta; ani başlayan, periumbilikal bölgede lokalize şiddetli karın ağrısı ve ardından gelişen kanlı ishal şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede bağırsak seslerinin azaldığı gözlenirken, ağrının şiddetine rağmen batında defans veya rebound saptanmıyor. Bu klinik tabloya neden olan patolojik süreçte bağırsak duvarında izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bağırsak duvarında hemorajik nekroz

Answer

Bağırsak duvarında hemorajik nekroz
Hastanın klinik tablosu (AF öyküsü, ani şiddetli ağrı, kanlı ishal ve muayenede bulgu azlığı), Superior Mezenterik Arter (SMA) embolisine bağlı gelişen akut mezenterik iskemiyi tanımlamaktadır. Bu durumda bağırsak duvarında gelişen en tipik histopatolojik değişiklik, doku bütünlüğünün bozulduğu ve yoğun kanamanın eşlik ettiği hemorajik nekrozdur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
İleri yaş, atriyal fibrilasyon (emboli kaynağı) ve 'ağrının şiddetiyle uyumsuz fizik muayene' bulguları Akut Mezenterik İskemi'yi işaret eder.
Vasküler risk faktörleri ve ani başlayan tablo iskemik süreci öncelikle düşündürür.
2
İskeminin bağırsaktaki patolojik sonucunu belirle.
Bağırsak enfarktları, mezenterik arterlerin çift kanlanma desteği veya venöz drenaj özellikleri nedeniyle genellikle hemorajik karakterdedir.
Bağırsak dokusunda iskemi sonrası reperfüzyon veya venöz konjesyon hemorajik nekroza yol açar.
3
İnflamatuar bağırsak hastalıkları (İBH) ve enfeksiyonları dışla.
Transmural granülomlar (Crohn) ve mukozal kript abseleri (Ülseratif Kolit) kronik süreçlerdir; akut embolik tabloyla uyumlu değildir.
Diferansiyel tanıda klinik başlangıç hızı ve etiyolojik faktörler belirleyicidir.

Key Concept

Akut Mezenterik İskemi ve Bağırsak Enfarktı Morfolojisi

Hints

1
Hastanın atriyal fibrilasyonu olması kalpten bir emboli atılmış olabileceğini düşündürmelidir.
2
Karın ağrısının şiddeti ile fizik muayene bulguları arasındaki uyumsuzluk, bağırsak iskemisi için klasik bir işarettir.
3
Bağırsaklar çift kanlanma gösterdiği için iskemik hasar genellikle kanlı (hemorajik) nekroz şeklinde görülür.

Practice More

Kronik iskemik kolit ile Crohn hastalığı arasındaki fibrozis ve atrofi farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 106Question

3434 yaşında bir erkek hasta, yaklaşık 22 yıldır devam eden kramplı karın ağrısı, kilo kaybı ve dönem dönem gelişen parsiyel barsak obstrüksiyonu semptomları nedeniyle tetkik ediliyor. Yapılan kolonoskopik incelemede; çekum ve terminal ileumda normal mukoza alanları ile birbirinden ayrılan, lineer seyirli derin ülserasyonlar saptanıyor. Rezeksiyon materyalinin mikroskobik incelemesinde; barsak duvarının tüm katmanlarını tutan kronik inflamatuar hücre infiltrasyonu, derin fissürler ve transmural lenfoid agregatlar izleniyor.

Bu hastadaki klinik ve morfolojik bulgular değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu tablo için karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Muskularis propria tabakasındaki sinir pleksuslarında belirgin hiperplazi (nöral hipertrofi)

Answer

Muskularis propria tabakasındaki sinir pleksuslarında belirgin hiperplazi (nöral hipertrofi)
Vakada tanımlanan segmental tutulum, lineer ülserler ve transmural (duvarın tüm katlarını tutan) inflamasyon Crohn hastalığı tanısını koydurur. Crohn hastalığının barsak duvarındaki kronik hasar ve transmural doğasının bir sonucu olarak, muskularis propria tabakasındaki sinir pleksuslarında belirgin hiperplazi ve sayıca artış (nöral hipertrofi) saptanır. Bu bulgu, inflamasyonun mukoza ile sınırlı kaldığı Ülseratif Kolit'te görülmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et
Segmental (atlamalı) tutulum, lineer ülserler ve barsak obstrüksiyonu semptomları Crohn hastalığını işaret eder.
Crohn hastalığı GI sistemin herhangi bir yerini segmental tutabilen ve fibrozis ile obstrüksiyona yol açabilen bir hastalıktır.
2
Mikroskobik bulguları değerlendir
Barsak duvarının tüm katlarının tutulması (transmural inflamasyon), fissürler ve lenfoid agregatlar Crohn hastalığının morfolojik kanıtlarıdır.
Transmural tutulum, inflamasyonun barsak duvarının en dış katmanlarına kadar uzandığını gösterir.
3
Derin doku değişikliklerini sorgula
Transmural hasar sonucunda muskularis propria düzeyindeki miyenterik pleksuslarda kompanze edici veya reaktif bir büyüme (nöral hipertrofi) gelişir.
Nöral hipertrofi, Crohn hastalığının derin duvar katmanlarında görülen, Ülseratif Kolit'ten ayırıcı tanıda önemli bir mikroskobik bulgudur.

Key Concept

Crohn hastalığının transmural doğası ve buna eşlik eden nöral hipertrofi, pilorik bez metaplazisi ve lenfoid agregatlar gibi spesifik morfolojik bulgular.

Practice More

Crohn hastalığının diğer spesifik bulguları olan pilorik bez metaplazisi ve non-kazeifiye granülomların görülme sıklığını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 107Question

5555 yaşında, kronik Hepatit B enfeksiyonu ve siroz tanısı olan erkek hastanın rutin takibinde karaciğer sağ lobunda 44 cmcm çapında kitle saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) düzeyinin 800800 IU/mLIU/mL (Normal <10< 10 IU/mLIU/mL) olduğu belirlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hepatosellüler karsinom

Answer

Siroz ve yüksek AFP varlığı, bu kitle için en olası tanının hepatosellüler karsinom olduğunu gösterir.
Sirozlu bir hastada tespit edilen karaciğer kitlesi, aksi kanıtlanana kadar hepatosellüler karsinom (HCC) olarak kabul edilir. Özellikle kronik Hepatit B veya C enfeksiyonu öyküsü ve belirgin serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) yüksekliği bu tanıyı destekleyen en güçlü kriterlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zemini değerlendir
Hasta kronik Hepatit B ve siroz tanısına sahiptir; bu durum primer karaciğer kanseri için en önemli risk faktörüdür.
Zemin hastalıkları olası tümör tipini daraltır.
2
Tümör belirtecini analiz et
Serum AFP düzeyinin normalin çok üzerinde (800800 IU/mLIU/mL) olduğu görülmektedir.
AFP, hepatosellüler karsinom tanısında kullanılan en spesifik serum markerıdır.
3
Tanıyı netleştir
Sirozlu bir hastada yeni gelişen kitle ve belirgin AFP yüksekliği kombinasyonu hepatosellüler karsinom tanısını koydurur.
Bu bulgular klasik bir klinik sunumdur.

Key Concept

Hepatosellüler karsinomun siroz ve AFP yüksekliği ile olan tipik ilişkisi.
Estimated Time:45s
Question 108Question

Böbrek nakli sonrası immünsüpresif tedavi alan 4848 yaşındaki erkek hastada, rutin kontrollerde karaciğer enzimlerinde hafif yükseklik saptanıyor. Yapılan karaciğer iğne biyopsisinin ışık mikroskobik incelemesinde; bazı hepatositlerin sitoplazmasında belirgin eozinofilik, homojen, "buzlu cam" (ground-glass) görünümü izleniyor. Bunun yanı sıra, çok sayıda hepatosit nükleusunun genişlediği ve nükleoplazmanın soluk, ince granüler bir materyalle dolarak "zımparalanmış" (sanded) bir hal aldığı dikkat çekiyor. Aşağıdakilerden hangisi, bu hastada görülen "zımparalanmış nükleus" (sanded nuclei) görünümünden sorumlu olan temel yapıdır?

Show answer & explanation

Answer: HBcAg (Hepatit B core antijeni)

Answer

Hepatit B enfeksiyonunda görülen zımparalanmış nükleus (sanded nuclei) görünümünden sorumlu olan temel yapı nükleustaki HBcAg (core antijeni) birikimidir.
Doğru yanıt olan seçenek, zımparalanmış nükleus görünümünün temel nedeni olan HBcAg (core antijeni) birikimini ifade etmektedir. HBVHBV replikasyonunun çok yüksek olduğu durumlarda, hepatosit nükleusları yoğun miktarda core partikülü ile dolar ve bu durum ışık mikroskobunda nükleusun ince granüler, zımparalanmış gibi görünmesine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik ipuçlarını değerlendir.
Hastada saptanan "buzlu cam" sitoplazma, kronik bir Hepatit B (HBVHBV) enfeksiyonuna işaret etmektedir.
Buzlu cam görünümü, HBsAg'nin endoplazmik retikulumda birikmesiyle oluşan patognomonik bir bulgudur.
2
Nükleer değişikliği analiz et.
Genişlemiş ve ince granüler materyalle dolmuş nükleuslar "zımparalanmış nükleus" (sanded nuclei) olarak tanımlanır.
Bu görünüm, özellikle immünsüpresif hastalarda yüksek viral replikasyonun bir göstergesidir.
3
Hücresel lokalizasyon ve antijen eşleşmesini yap.
Nükleusta biriken ana HBVHBV proteini HBcAg iken, sitoplazmada (ER) biriken ana protein HBsAg'dir.
Zımparalanmış nükleus görünümünün nükleoplazmayı dolduran yoğun core partiküllerinden (HBcAg) kaynaklandığı bilinmelidir.

Key Concept

Hepatit B virüs (HBV) enfeksiyonunda morfolojik belirteçlerin hücresel lokalizasyonu: HBsAg sitoplazmada (buzlu cam), HBcAg ise nükleusta (zımparalanmış nükleus) birikir.

Practice More

Karaciğerde buzlu cam görünümü yapan diğer durumları (örneğin ilaç indüklü ER hipertrofisi) gözden geçirmek ayırıcı tanı için faydalı olabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 109Question

Kronik gastroözofageal reflü hastalığı (GO¨RHGÖRH) öyküsü olan bir hastadan alınan distal özofagus biyopsisinde; normalde izlenen çok katlı yassı epitelin yerini, goblet hücreleri içeren tek katlı silindirik (intestinal tipte) epitelin aldığı gözlenmiştir. Bu histopatolojik bulgu ile karakterize olan ve özofagus adenokarsinomu için en önemli risk faktörü kabul edilen tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Barrett özofagus

Answer

Goblet hücreleri içeren intestinal metaplazi ile karakterize tablo Barrett özofagustur.
Doğru cevap olan ifade, kronik asit irritasyonuna bağlı olarak distal özofagustaki yassı epitelin intestinal tipte kolumnar epitele dönüşmesini (metaplazi) tam olarak tanımlamaktadır. Bu durum patolojide Barrett özofagus olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
Hastada kronik reflü (GO¨RHGÖRH) öyküsü mevcut.
Kronik asit maruziyeti özofagus epitelinde adaptif değişiklikleri tetikler.
2
Morfolojik değişikliği tanımla
Çok katlı yassı epitelin yerini goblet hücreli kolumnar epitel almış (metaplazi).
Özofagusun asit hasarına karşı daha dayanıklı bir epitele (intestinal tip) dönüşmesidir.
3
Tanıyı netleştir
Bu tablo Barrett özofagustur.
Tanım gereği özofagusta goblet hücreli intestinal metaplazi varlığı Barrett özofagus tanısını koydurur.

Key Concept

Barrett özofagus, kronik gastroözofageal reflü sonucunda gelişen intestinal metaplazidir (yassı epitelin yerini goblet hücreli kolumnar epitelin alması).

Hints

1
Özofagusta bir epitelin başka bir epitelle yer değiştirmesi olayına metaplazi denir.

Practice More

Barrett özofagusun makroskobik görünümü olan 'somon pembesi' mukoza adacıklarını ve bu tablonun adenokarsinom riskini kaç kat artırdığını gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 110Question

Şiddetli karın ağrısı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuran 4646 yaşında erkek hastada serum lipaz düzeyi 21002100 U/L, kalsiyum düzeyi ise 7.27.2 mg/dL (normal: 8.510.58.5-10.5 mg/dL) saptanıyor. Yapılan incelemelerde omentum ve peritonda 'tebeşir beyazı' renkli, opak plaklar izleniyor. Bu hastada saptanan hipokalseminin temel patofizyolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lipaz etkisiyle açığa çıkan serbest yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşması

Answer

Hipokalseminin nedeni, lipaz etkisiyle açığa çıkan serbest yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşması (saponifikasyon) sürecidir.
Akut pankreatit sırasında salınan lipaz enzimi, adipositlerdeki trigliseridleri hidroliz ederek serbest yağ asitlerini açığa çıkarır. Bu yağ asitleri, ortamdaki kalsiyum iyonları ile birleşerek kimyasal olarak sabun (saponifikasyon) oluşturur. Bu süreçte kalsiyumun dokuda hapsolması, serum kalsiyum seviyelerinin düşmesine neden olur. Makroskobik olarak izlenen 'tebeşir beyazı' plaklar, bu kalsiyum sabunlarının birikimidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Yüksek lipaz ve sırta vuran ağrı akut pankreatit; düşük kalsiyum ve tebeşir beyazı plaklar yağ nekrozuna işaret eder.
Tanısal ipuçlarını birleştirerek altta yatan süreci (enzimatik yağ nekrozu) tanımlamak gerekir.
2
Yağ nekrozu ve hipokalsemi ilişkisini kur
Aktifleşen lipazlar yağları gliserol ve serbest yağ asitlerine parçalar.
Nekrozun biyokimyasal tetikleyicisini belirlemek adımıdır.
3
Saponifikasyon mekanizmasını açıkla
Serbest yağ asitleri serumdaki kalsiyum iyonlarını bağlayarak çözünmeyen kalsiyum sabunları oluşturur.
Kalsiyumun serumdan dokuya geçiş ve çökme mekanizmasını açıklayarak hipokalsemiyi temellendirir.

Key Concept

Saponifikasyon (Sabunlaşma)
Estimated Time:1m 30s
Question 111Question

24 yaşındaki erkek hasta, dudak çevresinde ve ağız mukozasında çocukluktan beri var olan koyu renkli lekeler (pigmentasyon) ve tekrarlayan karın ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan incelemeler sonucu ileo-ileal invajinasyon saptanarak cerrahi operasyona alınıyor. İnce bağırsaktan eksize edilen saplı polibin histopatolojik incelemesinde; muskularis mukozadan köken alan düz kas demetlerinin ağaç dalları gibi yayılarak (arboresan patern) intestinal bezleri çevrelediği gözleniyor. Bu olgu ve saptanan lezyonla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: STK11STK11 (LKB1LKB1) geninde germ-line mutasyonu mevcuttur ve bu hastalarda pankreas, meme ve akciğer gibi organlarda kanser riski anlamlı derecede artmıştır.

Answer

Peutz-Jeghers sendromu, mukokutanöz pigmentasyon ve intestinal hamartomatöz poliplerle karakterize, otozomal dominant geçişli bir sendromdur. Temel kusur STK11STK11 (LKB1LKB1) gen mutasyonudur ve pankreas, meme, akciğer gibi birçok organda kanser riski artmıştır.
Doğru olan seçenek, sendromun genetik temelini (STK11STK11 mutasyonu) ve klinik önemini (ekstracolonik kanser riski) doğru şekilde tanımlamaktadır. Peutz-Jeghers sendromunda özellikle pankreas adenokarsinomu riski toplum geneline göre yaklaşık 100 kat artmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Dudak/mukoza pigmentasyonu ve invajinasyon varlığı Peutz-Jeghers sendromuna (PJS) işaret eder.
PJS'nin klasik klinik triadının bir parçasıdır.
2
Histopatolojik tanımı değerlendir
Muskularis mukozadan köken alan 'arboresan' düz kas dallanması PJS polibi için patognomoniktir.
Diğer hamartomatöz polipleri (juvenil polip gibi) dışlamak için gereklidir.
3
Moleküler ve klinik ilişkileri belirle
STK11STK11 mutasyonu ve ekstracolonik karsinom riski.
Sendromun genetik temeli ve en önemli klinik komplikasyonu budur.

Key Concept

Peutz-Jeghers Sendromu (PJS); STK11STK11 mutasyonu, karakteristik arboresan (noel ağacı) düz kas dallanması gösteren hamartomatöz polipler ve yüksek malignite riski ile tanımlanır.

Practice More

Diğer hamartomatöz polipozis sendromlarını (Juvenil Polipozis, Cowden Sendromu) ve bunların ilişkili olduğu genleri (SMAD4SMAD4, BMPR1ABMPR1A, PTENPTEN) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 112Question

7272 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden osteoartrit nedeniyle yüksek dozda non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAI˙I˙NSAİİ) kullanımı öyküsüne sahiptir. Son zamanlarda gelişen epigastrik yanma ve ağrı şikayetleri ile başvurmuştur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde antrumda hiperemik ve erozyone alanlar saptanmıştır. Antrumdan alınan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; foveolar hiperplazi, bezlerde kıvrımlaşma (tirbuşon görünümü), lamina propriada ödem, konjesyon ve muskularis mukozadan yukarı doğru uzanan düz kas liflerinde artış izlenmiştir. Ancak belirgin bir nötrofil veya plazma hücresi infiltrasyonu saptanmamıştır.

Bu hasta için en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Reaktif (kimyasal) gastropati

Answer

Reaktif (kimyasal) gastropati
Reaktif (kimyasal) gastropati, tipik olarak NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı veya safra reflüsü gibi kimyasal iritanlara bağlı olarak gelişen mukozal hasarı ifade eder. Mikroskobik olarak enflamasyonun minimal olması veya hiç olmaması, buna karşın foveolar hiperplazi (tirbuşon görünümü), lamina propriada ödem, konjesyon ve karakteristik olarak muskularis mukozadan yukarı doğru uzanan düz kas liflerinde artış (fibrozis/hiperplazi) izlenmesi tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü ve ilaç kullanımının değerlendirilmesi
Yüksek doz NSAI˙I˙NSAİİ kullanımına bağlı gastroduodenal hasar riski saptandı.
NSAI˙I˙NSAİİ'ler prostaglandin sentezini inhibe ederek mide mukozasının koruyucu bariyerini zayıflatır.
2
Histopatolojik bulguların analizi
Foveolar hiperplazi, tirbuşon görünümü ve lamina propriada düz kas proliferasyonu saptandı.
Bu bulgular, reaktif veya kimyasal bir hasara (örneğin ilaç veya safra) karşı mukozanın verdiği karakteristik 'gastropati' yanıtıdır.
3
Enflamasyon varlığının kontrolü
Belirgin nötrofil veya lenfoplazmasitik hücre infiltrasyonu saptanmadı.
Enflamatuar hücrelerin yokluğu, süreci aktif enfeksiyöz gastritlerden (H. pilori gibi) ayırır.

Key Concept

Reaktif (Kimyasal) Gastropati Histolojisi

Practice More

NSAİİ kullanımına bağlı gelişen peptik ülserlerin komplikasyonlarını ve lokasyonlarını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 113Question

5252 yaşında erkek hasta, tekrarlayan üst gastrointestinal sistem kanaması şikayetiyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede mide büyük kurvatur yerleşimli, üzeri ülsere, yaklaşık 4 cm4\text{ cm} çapında, lümene doğru protrüzyon gösteren submukozal yerleşimli bir kitle saptanıyor. Kitleden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde iğsi hücreli (spindle cell) tümöral proliferasyon izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücrelerinin CD117CD117 (c-KITc\text{-KIT}) ve DOG1DOG1 ile kuvvetli pozitif boyandığı görülüyor.

Bu hastada tanısı konulan neoplazinin köken aldığı hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cajal'ın interstisyel hücreleri

Answer

Cajal'ın interstisyel hücreleri
Vakada tanımlanan submukozal yerleşim, iğsi hücre morfolojisi ve en önemlisi CD117CD117 (c-KITc\text{-KIT}) pozitifliği, tipik bir Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) tablosudur. GİST'ler, midenin en sık görülen mezenşimal tümörüdür ve GİS duvarındaki pacemaker hücreleri olan Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alırlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et
Submukozal yerleşimli, lümene uzanan iğsi hücreli kitle saptandı.
Midenin iğsi hücreli submukozal kitleleri arasında en sık GİST, leiomyom ve schwannom yer alır.
2
İmmünohistokimyasal belirteçleri değerlendir
CD117CD117 (c-KITc\text{-KIT}) ve DOG1DOG1 pozitifliği bulundu.
Bu belirteçler Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) için karakteristiktir.
3
Tümörün hücresel kökenini belirle
GİST'ler Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alır.
Cajal hücreleri GİS motilitesini düzenleyen pacemaker hücrelerdir ve GİST ile benzer fenotipik özellikler taşırlar.

Key Concept

Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) ve Cajal Hücreleri İlişkisi
Question 114Question

Uzun süreli gastroözofageal reflü öyküsü olan bir hastadan alınan distal özofagus biyopsisinde, normal çok katlı yassı epitelin yerini intestinal tipte goblet hücreleri içeren kolumnar epitelin aldığı izlenmiştir. Bu mikroskobik değişim aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Show answer & explanation

Answer: Barrett özofagus

Answer

Barrett özofagus
Doğru seçenek olan Barrett özofagus, kronik gastroözofageal reflü hastalığının en önemli komplikasyonudur. Bu süreçte özofagusun normal çok katlı yassı epiteli, asit ortamına daha dayanıklı olan ve içinde goblet hücreleri barındıran kolumnar epitele dönüşür (metaplazi).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et.
Hastada kronik gastroözofageal reflü (asit maruziyeti) mevcut.
Zemindeki etiyolojik faktörü belirlemek tanıyı kolaylaştırır.
2
Histopatolojik değişikliği tanımla.
Çok katlı yassı epitelin (skuamöz), yerini kolumnar epitele (metaplazi) bıraktığı görülüyor.
Epitel tipinin değişmesi vücudun bir adaptasyon yanıtıdır.
3
Spesifik tanıyı koy.
Özofagusta görülen bu intestinal metaplazi tablosu Barrett özofagustur.
Goblet hücrelerinin varlığı 'intestinal metaplazi' tanısı için patognomoniktir.

Key Concept

Barrett özofagus tanımı ve intestinal metaplazi
Estimated Time:45s
Question 115Question

1919 yaşında erkek hasta, sağ üst kadranda künt ağrı ve dolgunluk hissiyle başvuruyor. Yapılan görüntülemede karaciğer sağ lobunda 1212 cmcm çapında, iyi sınırlı, sirozun eşlik etmediği soliter bir kitle saptanıyor. Biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde; bol mitokondri içeren geniş eozinofilik (onkositik) sitoplazmalı poligonel hücrelerin, birbirine paralel seyreden yoğun kollajen bantlar (lameller) ile gruplara ayrıldığı görülüyor. Hastanın serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal sınırlardadır. Bu klinik ve morfolojik bulgular ışığında, söz konusu tümör için aşağıdakilerden hangisi en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: DNAJB1PRKACADNAJB1-PRKACA gen füzyonunun varlığı

Answer

Fibrolameller hepatosellüler karsinomun en karakteristik moleküler özelliği DNAJB1PRKACADNAJB1-PRKACA gen füzyonudur.
Vakadaki genç yaş, normal AFPAFP düzeyi, siroz olmaması ve onkositik hücreler ile lameller kollajen bantlarının varlığı Fibrolameller Hepatosellüler Karsinomu tanımlar. Bu tümörün en karakteristik moleküler özelliği, kromozom 1919 üzerindeki bir delesyon sonucu oluşan DNAJB1PRKACADNAJB1-PRKACA gen füzyonudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik ve klinik verilerini analiz et.
Genç hasta (1919 yaş), siroz öyküsü yok ve serum AFPAFP düzeyi normal.
Konvansiyonel HCC'den (yaşlı, sirotik, yüksek AFP) uzaklaşmak için bu veriler kritiktir.
2
Morfolojik bulguları değerlendir.
Onkositik (eosinofilik) hücreler ve lameller kollajen bantları saptandı.
Bu bulgular 'Fibrolameller Hepatosellüler Karsinom' (FL-HCC) tanısını koydurur.
3
FL-HCC'ye özgü moleküler belirteci tanımla.
DNAJB1PRKACADNAJB1-PRKACA füzyon geni saptanması.
Bu füzyon geni FL-HCC için yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.

Key Concept

Fibrolameller hepatosellüler karsinom, genç erişkinlerde sirozsuz karaciğerde görülen, normal AFP düzeyi ve karakteristik lameller fibrozis/onkositik morfoloji ile seyreden, DNAJB1PRKACADNAJB1-PRKACA füzyonunun eşlik ettiği bir HCC varyantıdır.

Practice More

Karaciğerin diğer benign ve malign tümörlerinin (HCA alt tipleri, FNH, anjiyosarkom) ayırt edici morfolojik ve moleküler özelliklerini karşılaştıran bir tablo hazırlamak faydalı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 116Question

Pankreas başı yerleşimli bir kitle nedeniyle opere edilen 6565 yaşındaki hastanın histopatolojik incelemesinde, invaziv duktal adenokarsinom odağı ve bu odağa komşu duktuslarda yüksek dereceli displazi (PanIN-33) saptanmıştır. Pankreas karsinogenezindeki moleküler progresyon modeli (PanIN-karsinom dizisi) dikkate alındığında; PanIN-33 evresinden invaziv karsinom fazına geçişte en sık inaktive olan, sinyal iletimindeki fonksiyonu nedeniyle "DPC4" (DeletedDeleted inin PancreaticPancreatic CancerCancer 44) olarak da adlandırılan ve TGFβTGF-\beta yolağında görev alan tümör supresör gen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SMAD4

Answer

Pankreas duktal adenokarsinomu gelişiminin geç evrelerinde (PanIN-3) inaktive olan ve DPC4 olarak bilinen gen SMAD4'tür.
SMAD4 geni, pankreas karsinomlarının yaklaşık yarısında inaktive olur. TGF-beta sinyal yolağında görev alarak hücre büyümesini inhibe eden bu genin kaybı, PanIN-3 evresinden invaziv adenokarsinoma geçişte kilit rol oynar ve literatürde 'DPC4' olarak adlandırılması doğrudan bu tümöre özgüllüğünü vurgular.

Step-by-Step Solution

1
Pankreas karsinogenezi progresyon modelini (PanIN dizisi) analiz et.
Progresyon PanIN-1, PanIN-2, PanIN-3 ve invaziv karsinom şeklinde ilerler.
Hangi genetik değişikliğin hangi evrede olduğunu saptamak için bu kronoloji gereklidir.
2
PanIN-3 evresine özgü moleküler değişiklikleri belirle.
PanIN-3'te TP53, SMAD4 (DPC4) ve BRCA2 genlerinde inaktivasyon izlenir.
Soru kökündeki 'en geç aşama' ve 'PanIN-3' vurgusu bu gen grubuna yönlendirir.
3
Soru kökündeki spesifik tanımlayıcıları (DPC4 ve TGF-beta yolağı) eşleştir.
DPC4 (Deleted in Pancreatic Cancer 4) geni, SMAD4 proteinini kodlar ve TGF-beta sinyal iletiminde kritik rol oynar.
SMAD4, pankreas karsinomlarının %50-55'inde inaktive olan spesifik bir belirteçtir.

Key Concept

Pankreas duktal adenokarsinomu progresyonunda SMAD4 (DPC4) inaktivasyonu, invaziv karsinoma geçişteki en geç ve en spesifik genetik olaylardan biridir.

Practice More

Pankreasın kistik tümörlerinin (Seröz kistadenom vs Müsinöz kistik neoplazi) genetik ve morfolojik farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 117Question

4545 yaşında erkek hasta, tekrarlayan epigastrik ağrı ve kronik ishal şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda belirgin mukoza kalınlaşması ile birlikte midede ve duodenumun ikinci kıtasında multipl peptik ülserler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde açlık serum gastrin düzeyi 1200 pg/mL1200\text{ pg/mL} (normal: <100 pg/mL<100\text{ pg/mL}) olarak ölçülüyor. Bu hastanın mide biyopsisinde görülmesi beklenen temel histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Paryetal hücrelerde hiperplazi ve oksintik mukoza kalınlığında artış

Answer

Paryetal hücrelerde hiperplazi ve oksintik mukoza kalınlığında artış
Doğru seçenek olan paryetal hücre hiperplazisi, Zollinger-Ellison sendromunun (ZE) karakteristik özelliğidir. ZE sendromunda, genellikle pankreas veya duodenum yerleşimli bir gastrinoma tarafından aşırı miktarda salgılanan gastrin, midenin asit salgılayan (oksintik) mukozasını sürekli uyarır. Bu trofik etki sonucunda paryetal hücrelerin sayısı artar (hiperplazi), bu da endoskopik olarak mide kıvrımlarının (rugaların) kalınlaşması ve biyopsi örneklerinde mukoza kalınlığının artışı olarak gözlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada multipl peptik ülserler (özellikle duodenumun distalinde) ve belirgin hipergastrinemi (1200 pg/mL1200\text{ pg/mL}) mevcuttur.
Bu kombinasyon klasik olarak gastrin salgılayan bir tümör olan gastrinomayı (Zollinger-Ellison Sendromu) işaret eder.
2
Gastrinin fizyolojik etkisini hatırla
Gastrin, mide korpusundaki paryetal hücrelerden asit salgısını uyarmanın yanı sıra bu hücreler üzerinde trofik (büyütücü) etkiye sahiptir.
Hormonal uyarı altındaki hücrelerde görülen sayısal artış hiperplazi olarak tanımlanır.
3
Patolojik bulguyu belirle
Gastrinomada sürekli gastrin uyarısı nedeniyle paryetal hücre sayısı ve buna bağlı olarak oksintik mukoza kalınlığı artar.
Bu durum, otoimmün gastritteki atrofi ve hipergastrinemi tablosundan (burada gastrin artışı paryetal hücre kaybına sekonderdir) ayrımı sağlar.

Key Concept

Zollinger-Ellison Sendromu (Gastrinoma) Patofizyolojisi

Practice More

Mide rugalarında kalınlaşma yapan diğer bir patoloji olan Ménétrier hastalığını (TGF-alfa artışı, protein kaybı) ve ZE ile farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 118Question

5858 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden sağ üst kadran ağrısı ve kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Radyolojik incelemelerde safra kesesi duvarında belirgin kalınlaşma ve intramural nodüler yapılar izleniyor. Malignite ön tanısıyla yapılan kolesistektomi materyalinin mikroskobik incelemesinde; safra kesesi duvarında transmural olarak yayılmış, ceroid pigmenti içeren köpüksü histiyositler ve multinükleer dev hücrelerden oluşan yoğun inflamatuar bir süreç saptanıyor. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ksantogranülomatöz kolesistit

Answer

Radyolojik olarak maligniteyi taklit eden, histopatolojik olarak ise safra kesesi duvarında transmural ceroid yüklü köpüksü histiyositlerin görüldüğü Ksantogranülomatöz kolesistit
Doğru yanıt olan ksantogranülomatöz kolesistit, safra kesesinin kronik inflamatuar bir hastalığıdır. Bu tabloda, rüptüre olan Rokitansky-Aschoff sinüslerinden safra kesesi duvarına sızan safranın tetiklediği yoğun bir granülomatöz yanıt izlenir. Mikroskobide görülen ceroid pigmentli köpüksü histiyositlerin (ksantom hücreleri) transmural tutulumu ve multinükleer dev hücreler karakteristik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
Hastada duvar kalınlaşması ve nodüler yapılar gibi safra kesesi kanserini taklit eden bulgular mevcuttur.
Ksantogranülomatöz kolesistit klinik olarak sıklıkla malignite şüphesiyle cerrahiye giden bir antitedir.
2
Mikroskobik bulguların değerlendirilmesi
Transmural yerleşimli köpüksü histiyositler ve dev hücreler saptanmıştır.
Bu bulgular kolesterolozis (lamina propria ile sınırlı) ve adenokarsinom (epitelyal malignite) arasındaki temel farkı oluşturur.
3
Tanı konulması
Bulgular ksantogranülomatöz kolesistit tanısını doğrular.
Ceroid yüklü histiyositlerin transmural infiltrasyonu bu hastalığın patognomonik özelliğidir.

Key Concept

Ksantogranülomatöz kolesistit, radyolojik olarak malignite şüphesi uyandıran, ancak histopatolojik olarak ceroid pigmenti içeren köpüksü makrofajların (ksantom hücreleri) duvarı transmural olarak tuttuğu benign fakat yıkıcı bir inflamatuar süreçtir.

Hints

1
Safra kesesi duvarında ceroid pigmenti içeren makrofajların varlığına odaklanın.

Practice More

Kolesterolozis ile ksantogranülomatöz kolesistit arasındaki makrofaj yerleşim farklarını karşılaştırın.
Estimated Time:1m 15s
Question 119Question

6868 yaşında kadın hasta, son aylarda belirginleşen yorgunluk ve çarpıntı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede konjonktivalarda solukluk saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8,58,5 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 7272 fL saptanıyor. Kolonoskopide çekumda 4,54,5 cm çapında, yüzeyi ülsere, frajil ve vejetan bir kitle izleniyor. Tümör dokusunun moleküler analizinde BRAF\textit{BRAF} mutasyonu ve MLH1\textit{MLH1} promoter hipermetilasyonu (mikrosatellit instabilitesi - MSI-H) tespit ediliyor. Bu tümörün gelişmiş olabileceği en olası prekürsör lezyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sesil serrat lezyon

Answer

Sesil serrat lezyon, sağ kolon yerleşimli ve mikrosatellit instabilitesi (MSI-H) gösteren karsinomların en olası öncül lezyonudur.
Vakada tanımlanan sağ kolon (çekum) yerleşimi, BRAF\textit{BRAF} mutasyonu ve MLH1\textit{MLH1} hipermetilasyonu (MSI-H) ile seyreden tablo, kolorektal karsinom gelişimindeki 'serrat yolak' için klasiktir. Bu yolağın en önemli prekürsör lezyonu 'sesil serrat lezyon' (SSL) olarak tanımlanır. SSL'ler histolojik olarak kript tabanlarında genişleme, muskülaris mukoza boyunca yatay büyüme ve dallanma (L veya bot şeklinde kriptler) ile karakterizedir. Bu lezyonlar genellikle sağ kolonda yerleşir ve klasik adenomlardan farklı olarak sıklıkla sesildir (sapsızdır).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
İleri yaş (6868 yaş), sağ kolon yerleşimi (çekum) ve demir eksikliği anemisi (8,58,5 g/dL, MCV 7272 fL) sağ kolon kanserini düşündürür.
Sağ kolon kanserleri sıklıkla obstrüksiyon yerine gizli kanama ve anemi ile prezante olur.
2
Moleküler profili değerlendir
BRAF\textit{BRAF} mutasyonu ve MLH1\textit{MLH1} hipermetilasyonu (MSI-H), 'serrat karsinogenez yolağını' işaret eder.
Bu moleküler kombinasyon, klasik APC\textit{APC} yolağından farklı bir mekanizmayı temsil eder.
3
Prekürsör lezyonu belirle
Serrat yolakta sağ kolon yerleşimli ve MSI-H tümörlerin öncülü sesil serrat lezyondur.
Sesil serrat lezyonlar, histolojik olarak kript tabanlarında genişleme ve dallanma (L veya bot şekli) ile karakterize neoplastik poliplerdir.

Key Concept

Serrat karsinogenez yolağı ve prekürsör lezyonlar

Alternative Method

Sağ kolon + Anemi + MSI-H üçlüsünü gördüğünüzde prekürsör olarak doğrudan Sesil Serrat Lezyonu işaretleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 120Question

6060 yaşında bir kadın hastaya, halsizlik ve dışkıda gizli kan pozitifliği nedeniyle yapılan kolonoskopide sağ kolonda 1,51,5 cm çapında, üzeri mukusla kaplı, sesil bir lezyon saptanıyor. Alınan biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde; kriptlerin tüm uzunluğu boyunca 'testere dişi' (serrated) görünüm, kript tabanlarında belirgin genişleme ve muskularis mukozaya paralel yatay büyüme (LL veya TT şeklinde kriptler) izleniyor. Bu lezyonun moleküler özellikleri ve klinik seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: BRAFBRAF mutasyonu ve 'mikrosatellit instabilitesi' (MSIMSI) yolağı ile ilişkilidir.

Answer

Sesil serrated lezyonlar (SSL), BRAFBRAF mutasyonu ve mikrosatellit instabilitesi (MSIMSI) yolağı ile karakterizedir.
Vakada tarif edilen kript tabanlarındaki genişleme, dallanma ve yatay büyüme (LL veya TT şekli), sesil serrated lezyonun (SSL) en karakteristik histolojik özelliğidir. Bu lezyonlar sağ kolonda daha sık görülür ve moleküler düzeyde sıklıkla BRAFBRAF mutasyonu ve MLH1MLH1 geninin susturulmasına bağlı mikrosatellit instabilitesi (MSIMSI) ile ilişkilidirler.

Step-by-Step Solution

1
Vakadaki histopatolojik bulguları değerlendir.
Kript tabanlarında genişleme ve muskularis mukozaya paralel (LL veya TT şeklinde) büyüme, sesil serrated lezyon (SSL) için tanı koydurucudur.
Hiperplastik poliplerde serrasyon üst 1/3'te sınırlıyken, SSL'de tabana yayılır ve mimari bozukluk izlenir.
2
Lezyonun yerleşimi ve klinik önemini belirle.
SSL'ler çoğunlukla sağ kolonda yerleşir ve prekanseröz lezyonlardır.
Sağ kolondaki sessiz serrated lezyonlar, proksimal yerleşimli serrated karsinomların öncülüdür.
3
Moleküler mekanizmayı eşleştir.
BRAFBRAF mutasyonu, CpGCpG ada metilasyonu (CIMP) ve MSIMSI yolağı saptanır.
Serrated yolak, klasik APCAPC mutasyonu içeren yoldan farklı bir genetik profille ilerler.

Key Concept

Sesil Serrated Lezyon (SSL) ayırıcı tanısı ve serrated karsinom yolağı.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 6 / 17Next
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 6 | Examkin