Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 questions

Question 321Question

4848 yaşında kadın hasta, evre IIII meme kanseri tanısıyla cerrahi sonrası adjuvan kemoterapi (doksorubisin içeren protokol) almaktadır. Tedavinin üçüncü ayında son 22 haftadır giderek artan nefes darlığı, bacaklarda şişlik ve çabuk yorulma şikayetleri ile kardiyoloji kliniğine başvurmuştur. Yapılan ekokardiyografide ejeksiyon fraksiyonu %35\%35 olarak ölçülen hastada dilate kardiyomiyopati tablosu saptanmıştır. Bu hastada gelişen kardiyotoksisiteden sorumlu olan ajanın miyokardda oluşturduğu en tipik histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyofibril kaybı ve sitoplazmik vakuoler dejenerasyon

Answer

Miyofibril kaybı ve sitoplazmik vakuoler dejenerasyon
Doksorubisin gibi antrasiklin grubu ilaçlar, miyositlerde serbest oksijen radikalleri üzerinden hasar oluşturur. Bu hasarın histopatolojik izdüşümü, miyofibrillerin kaybı ve sarkoplazmik retikulumun belirgin dilatasyonu sonucu oluşan 'vakuoler dejenerasyon'dur. Bu bulgular dilate kardiyomiyopati tablosu ile sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryoyu analiz et
Meme kanseri tedavisi için doksorubisin (antrasiklin) alan hastada dilate kardiyomiyopati geliştiği saptanmıştır.
Antrasiklinler, doza bağımlı ve geri dönüşsüz kardiyotoksisite yaparak dilate kardiyomiyopatiye neden olan en önemli kemoterapötiklerdir.
2
Antrasiklin toksisitesinin hücresel mekanizmasını hatırla
Serbest radikal oluşumu ve organel (özellikle sarkoplazmik retikulum) hasarı.
Antrasiklinler demir ile kompleks oluşturarak reaktif oksijen türlerini artırır, bu da miyositlerde yapısal hasara yol açar.
3
Histopatolojik karşılığı belirle
Işık mikroskobunda vakuoler dejenerasyon ve miyofibrillerde azalma izlenir.
Sarkoplazmik retikulumun dilatasyonu sitoplazmada boşluklu (vakuoler) bir görünüme neden olur ve bu durum doksorubisin toksisitesi için tipiktir.

Key Concept

Antrasiklin (Doksorubisin) Kardiyotoksisitesi
Estimated Time:2m 0s
Question 322Question

65 yaşında, gemi tersanesi ve yalıtım sektöründe uzun süreli çalışma öyküsü olan bir erkek hastada; ilerleyici nefes darlığı nedeniyle yapılan radyolojik incelemelerde plevrayı diffüz olarak kalınlaştıran ve akciğeri bir zırh gibi dıştan kuşatan kitle saptanmıştır. Bu klinik ve makroskobik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Malign mezotelyoma

Answer

Malign mezotelyoma
Doğru cevap olan karsinom tipi, özellikle asbest maruziyeti sonrası plevranın mezotel hücrelerinden köken alan ve akciğeri bir 'zırh' gibi çevreleyen malign mezotelyomadır. Bu tümörün makroskobik olarak akciğeri diffüz şekilde kuşatması en karakteristik özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mesleki öyküsü ve risk faktörleri değerlendirilir.
Gemi tersanesi ve yalıtım işçiliği asbest maruziyeti için kritik öneme sahiptir.
Asbest, malign mezotelyoma gelişiminde bilinen en önemli risk faktörüdür.
2
Radyolojik ve makroskobik bulgu olan 'zırh gibi kuşatma' (encasement) analiz edilir.
Plevranın diffüz kalınlaşarak akciğeri dıştan sarması mezotelyoma için patognomonik bir makroskobik özelliktir.
Malign mezotelyoma, visseral ve paryetal plevrayı tutarak organı bir kılıf gibi çevreler.

Key Concept

Malign mezotelyomanın asbest ilişkisi ve makroskobik görünümü (zırhlanma).
Estimated Time:45s
Question 323Question

2424 yaşında, bilinen bronşiyal astım tanısı olan bir hasta şiddetli dispne ve öksürük şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın balgam sitolojisinin mikroskobik incelemesinde; zemininde çok sayıda eozinofil ve Charcot-Leyden kristallerinin yanı sıra, belirgin nükleer hiperkromazi gösteren ancak apikal yüzeylerinde silyaların (tüysüz çıkıntıların) korunduğu izlenen, 1010-1515 hücreden oluşan sıkı kolumnar epitel kümeleri saptanmıştır. Sitolojik olarak adenokarsinom hücreleri ile karışabilen bu morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Creola cisimcikleri

Answer

Astım atağı sırasında dökülen silyalı epitel hücrelerinin oluşturduğu kümelere Creola cisimcikleri denir.
Creola cisimcikleri, astım hastalarının balgamında görülen, bronşiyal epitelin deskuamasyonu sonucu oluşan ve birbirine sıkıca tutunmuş silyalı kolumnar hücre gruplarıdır. Nükleer hiperkromazi göstermeleri nedeniyle adenokarsinom ile karışabilirler; ancak silya içermeleri ayırıcı tanıda karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
Hasta şiddetli bir astım atağı geçirmektedir.
Balgamdaki eozinofiller ve Charcot-Leyden kristalleri astım tanısını destekler.
2
Spesifik mikroskobik bulguyu değerlendir
Hiperkromatik nükleuslu ancak silyalı hücrelerden oluşan kümeler mevcuttur.
Astımda inflamasyon sonucu havayolu epiteli dökülerek (deskuamasyon) kümeler oluşturabilir.
3
Ayırıcı tanı yap
Silya varlığı, bu kümelerin malign (adenokarsinom) olmadığını kanıtlar.
Malign hücrelerde silya bulunmaz; Creola cisimcikleri ise benign karakterli silyalı hücrelerdir.

Key Concept

Creola cisimcikleri, astımda bronş epitelinin dökülmesiyle oluşan ve adenokarsinomu taklit edebilen silyalı hücre kümeleridir.

Practice More

Astımın diğer mikroskobik bulgularını (eozinofili, bazal membran kalınlaşması) Creola cisimcikleriyle birlikte çalışınız.
Estimated Time:3m 0s
Question 324Question

44 yaşında bir erkek çocuk; 55 gündür devam eden yüksek ateş, her iki gözde konjonktival konjesyon, ağız mukozasında eritem, dilde belirgin papillalarla karakterize 'çilek dili' görünümü ve ellerde ödem şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede servikal lenfadenopati ve gövdede polimorfik döküntü saptanmıştır. Bu hastada gelişebilecek en önemli vasküler komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Koroner arterlerde anevrizma oluşumu ve rüptürü

Answer

Koroner arterlerde anevrizma oluşumu ve rüptürü
Verilen klinik tablo (yüksek ateş, konjonktivit, çilek dili, lenfadenopati) Kawasaki hastalığı için karakteristiktir. Bu hastalıkta patolojik olarak orta çaplı damarlar, özellikle koroner arterler etkilenir. Damar duvarındaki inflamasyon anevrizma oluşumuna ve buna bağlı rüptür veya tromboz (miyokard enfarktüsü) riskine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
55 günden uzun süren ateş, konjonktivit, çilek dili ve ekstremite değişiklikleri Kawasaki Hastalığı'nı işaret eder.
Bu semptomlar pediatrik yaş grubunda görülen Kawasaki hastalığının tanı kriterleridir.
2
Vaskülit sınıflandırmasını belirle.
Kawasaki hastalığı bir orta çaplı damar vaskülitidir.
Tutulan damarların çapı ve yerleşimi vaskülitlerin ayrımında kritiktir.
3
Patolojik komplikasyonu tanımla.
En ciddi komplikasyon koroner arterlerin tutulmasıdır.
Kawasaki hastalığı, çocuklarda edinsel kalp hastalıklarının en sık nedenlerinden biridir ve anevrizma/MI riski taşır.

Key Concept

Kawasaki hastalığı, çocukluk çağında koroner arter anevrizmalarına yol açan, mukokutanöz lenf bezi sendromu olarak da bilinen orta çaplı damar vaskülitidir.

Practice More

Poliarteritis Nodoza (PAN) ile Kawasaki hastalığı arasındaki histolojik benzerlikleri ve klinik farkları gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 325Question

2222 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 gün önce geçirdiği ateşli ve döküntülü bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben gelişen ilerleyici nefes darlığı, çarpıntı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde S3S_3 galo ritmi saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde troponin I seviyesi 1.2 ng/mL1.2 \text{ ng/mL} (normal < 0.030.03) olarak ölçülüyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %35\%35 olarak saptanıyor. Bu hastada klinik tablodan en sık sorumlu olan patolojik sürecin tipik histopatolojik görünümü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyosit hasarının eşlik ettiği interstisyel lenfositik inflamatuar infiltrasyon

Answer

Viral miyokarditlerde en sık görülen histopatolojik bulgu, miyositlerde zedelenmenin eşlik ettiği lenfositik inflamatuar infiltrasyondur.
Verilen klinik senaryo (viral enfeksiyon sonrası akut kalp yetmezliği), viral miyokardit tanısını desteklemektedir. Viral miyokarditlerin en sık görülen histopatolojik özelliği, interstisyel alanda lenfositik karakterde bir inflamasyonun bulunması ve buna eşlik eden miyosit nekrozudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Genç hasta, viral enfeksiyon öyküsü, akut kalp yetmezliği bulguları (düşük EF, S3S_3) ve miyokard hasarı (yüksek troponin).
Hastanın klinik tablosu akut miyokardit ile uyumludur.
2
Etiyolojik değerlendirme
Miyokarditin en sık nedeni viral enfeksiyonlar, özellikle de Coxsackie B virüsleridir.
Enfeksiyon sonrası gelişen tablolarda ilk akla gelmesi gereken etkendir.
3
Patolojik bulguların eşleştirilmesi
Viral miyokarditlerde histopatolojik olarak interstisyel lenfositik infiltrasyon ve fokal miyosit nekrozu görülür.
Etkenin miyositler üzerindeki direkt sitopatik etkisi ve immün yanıt bu tabloyu oluşturur.

Key Concept

Miyokardit (İnflamatuar Miyokard Hastalığı)
Question 326Question

48 yaşında, 20 yıldır taş ocağında kumlama işçisi olarak çalışan erkek hasta, son 6 aydır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC %62 (beklenen), FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %86 olarak ölçülüyor. Akciğer grafisinde üst zonlarda yaygın nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında periferik kalsifikasyonlar (yumurta kabuğu görünümü) izleniyor. Bu hastanın akciğer biyopsisinde görülmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konsantrik hyalinize kollajen tabakalarından oluşan nodüller

Answer

Silikoziste en olası histopatolojik bulgu, konsantrik hyalinize kollajen tabakalarından oluşan silikotik nodüllerdir.
Kumlama ve taş ocağı işçiliği gibi mesleki öyküler silika maruziyetini gösterir. Silikozis, üst loblarda nodüller ve lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' kalsifikasyonu ile karakterizedir. Mikroskopide bu nodüllerin merkezinde girdap şeklinde (whorled) dizilmiş hyalinize kollajen lifleri izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve mesleki verilerin değerlendirilmesi
Taş ocağı/kumlama maruziyeti ve restriktif tipte solunum bozukluğu (FVCFVC düşük, FEV1/FVCFEV_1/FVC normal/yüksek).
Mesleki pnömokonyoz ön tanısını doğrulamak için gereklidir.
2
Radyolojik bulgunun yorumlanması
Hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu.
Bu radyolojik bulgu silikozis için oldukça patognomoniktir.
3
Histopatolojik korelasyon
Silikotik nodüller: Whorled (girdapsı) kollajen lifleri.
Hastalığın patognomonik morfolojik özelliğini belirlemek için.

Key Concept

Silikozis, inhale edilen silika partiküllerine karşı gelişen, üst lob baskınlığı gösteren ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' kalsifikasyonu ile karakterize bir restriktif akciğer hastalığıdır.

Practice More

Silikozis hastalarında tüberküloz riskinin (silikotüberküloz) neden arttığını (makrofaj fonksiyon bozukluğu) incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 327Question

Kilo kaybı, yaygın kas ağrısı ve gastrointestinal kanama şikayetleri ile başvuran bir hastanın renal anjiyografisinde 'tespih tanesi' (beading) görünümü veren multipl küçük anevrizmalar izlenmektedir. Yapılan damar biyopsisinde bazı segmentlerde transmural nötrofil infiltrasyonu ve fibrinoid nekroz izlenirken, diğer bazı segmentlerde ise yoğun fibrozis ve internal elastik lamina yıkımı saptanmıştır. Bu hastadaki patolojik süreç ve vaskülit tipi için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Lezyonların karakteristik özelliği, akut ve iyileşmiş evrelerin aynı hastada veya aynı damarda bir arada (asenkron) bulunmasıdır.

Answer

Poliarteritis nodosa (PAN) vakalarında, damar duvarındaki inflamatuar lezyonların karakteristik özelliği farklı evrelerdeki (akut fibrinoid nekroz ve kronik fibrozis) süreçlerin eş zamanlı olarak bir arada bulunmasıdır.
Vaka sunumundaki anjiyografik 'tespih tanesi' görünümü ve visseral arter tutulumu Poliarteritis Nodosa (PAN) için tipiktir. PAN'ın mikroskobik incelemesinde en karakteristik bulgu, aynı damarda veya farklı damarlarda hem akut inflamatuar süreçlerin (fibrinoid nekroz) hem de iyileşme evresindeki (fibrozis) süreçlerin bir arada görülmesidir. Bu 'asenkron' gelişim, lezyonların aynı yaşta (senkron) olduğu Mikroskopik Polianjitis'ten (MPA) ayrımında kritik öneme sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Dirençli hipertansiyon (renal arter), abdominal semptomlar ve anjiyografik anevrizmalar PAN tanısını düşündürür.
Visseral arterlerin küçük anevrizmaları ve 'tespih tanesi' görünümü orta çaplı damar vaskülitleri için tipiktir.
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Transmural fibrinoid nekroz (akut) ve fibrozis (iyileşmiş) birlikteliği saptanmıştır.
Bu bulgu, lezyonların asenkron (farklı zamanlarda gelişen) olduğunu gösterir ve PAN için ayırt edicidir.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Mikroskopik polianjitis (MPA) lezyonları genellikle senkrondur (aynı yaştadır) ve akciğer/glomerül tutulumu yapar.
PAN'ı MPA'dan ayıran en önemli özellikler; akciğer tutulumunun olmaması, glomerulonefrit yapmaması ve lezyonların farklı evrelerde olmasıdır.

Key Concept

Poliarteritis Nodosa (PAN) Morfolojisi ve Ayırıcı Tanısı

Practice More

PAN ile Mikroskopik Polianjitis (MPA) arasındaki morfolojik farkları (pulmoner tutulum, GN varlığı ve lezyon yaşı) içeren bir tabloyu incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 30s
Question 328Question

4545 yaşında bir kadın hasta, nefes darlığı ve çarpıntı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde perikardiyal frotman duyuluyor ve inspiryumda sistolik kan basıncında 1515 mmHgmmHg düşüş (pulsuspulsus paradoxusparadoxus) saptanıyor. Perikardiyosentezde hemorajik efüzyon izleniyor ve sitolojik incelemede malign hücreler görülüyor. Yapılan ileri tetkiklerde bu tablonun kalbe en sık metastaz yapan tümörlerden birine bağlı olduğu saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve kardiyak neoplazilerin genel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Erişkinlerde kalbin en sık görülen neoplazileri metastatik tümörlerdir ve primer odak sıklıkla akciğer veya meme karsinomudur.

Answer

Erişkinlerde kalbin en sık görülen neoplazileri metastatik tümörlerdir ve primer odak sıklıkla akciğer veya meme karsinomudur.
Doğru ifade, kalbin en sık görülen neoplazilerinin metastatik olduğunu ve primer odak olarak akciğer veya meme karsinomunun öne çıktığını belirtmektedir. Bu, kardiyak patolojide temel bir epidemiyolojik gerçektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Perikardiyal frotman ve pulsus paradoxus, perikardit ve buna eşlik eden kardiyak tamponadı işaret eder.
Hemorajik efüzyon ve malign hücre varlığı tablonun neoplastik/malign perikardit olduğunu doğrular.
2
Primer ve metastatik tümör sıklığının karşılaştırılması
Kalbin sekonder (metastatik) tümörleri, primer tümörlerinden yaklaşık 20-30 kat daha fazladır.
Tanısal yaklaşımda öncelikle metastatik odak araştırılmalıdır.
3
Metastaz kaynaklarının ve oranlarının analizi
En sık kaynak akciğer ve meme; en yüksek metastaz yapma oranı ise melanomdur.
TUS sınavında 'en sık kaynak' ile 'en yüksek oran' ayrımı kritik bir bilgi basamağıdır.

Key Concept

Kardiyak Metastazlar ve Primer Tümörlerin Ayırıcı Tanısı

Practice More

Primer kardiyak tümörlerin (miksoma, rabdomyom, anjiyosarkom) en sık yerleştikleri kalp odacıklarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 329Question

5252 yaşında sistemik lupus eritematozus (SLESLE) tanısıyla yüksek doz kortikosteroid tedavisi almakta olan erkek hasta; son bir haftadır devam eden ateş, öksürük ve ilerleyici baş ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38.8C38.8^\circ C ve akciğer oskültasyonunda sağ üst lobda krepitan ralleri saptanıyor. Akciğer görüntülemesinde sağ üst lobda kavitasyon gösteren nodüler bir lezyon, beyin MRMR incelemesinde ise multipl apseler izleniyor. Bronkoalveoler lavaj örneğinin mikroskobik incelemesinde "Gram pozitif, dallanma gösteren filamanöz yapıda ve modifiye Erlich-Ziehl-Neelsen (zayıf asidorezistan) boyası ile pozitif boyanan" mikroorganizmalar saptanıyor. Bu hastadaki akciğer lezyonunun histopatolojik incelemesinde görülmesi en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Likefaksiyon nekrozu gösteren süpüratif inflamasyon

Answer

Likefaksiyon nekrozu gösteren süpüratif inflamasyon
Vakada tanımlanan dallanma gösteren ve zayıf asidorezistan (ARB) boyanan mikroorganizma Nocardia'dır. Nocardia türleri, immünsüprese hastalarda nekrotizan ve süpüratif bir pnömoni tablosuna yol açar. Bu lezyonların merkezinde nötrofil infiltrasyonu ve doku erimesini temsil eden likefaksiyon nekrozu (apse formasyonu) izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
Hasta immünsüprese (SLE + steroid) ve akciğerde kavitasyon + beyinde apse bulguları mevcut (akciğer-beyin aksı).
Fırsatçı enfeksiyonların tanınması için konağın immün durumu kritiktir.
2
Mikroorganizmayı tanımla
Gram (+), dallanan filamanöz ve zayıf asidorezistan (modifiye ARB +) boyanma Nocardia asteroides'i işaret eder.
Dallanan bakteriler arasında Actinomyces (asidorezistan değil) ve Nocardia (zayıf asidorezistan) ayrımı yapılmalıdır.
3
Doku yanıtını belirle
Nocardia, Mycobacterium'un aksine granülomatöz değil, süpüratif/piyojenik bir yanıt ve apse oluşumu (likefaksiyon nekrozu) tetikler.
Patolojide boyanma benzerliği olsa bile organizmaların tetiklediği inflamasyon tipi (granülom vs apse) ayırıcıdır.

Key Concept

Nocardia enfeksiyonlarında, mikroorganizma asidorezistan (zayıf ARB) boyansa dahi doku yanıtı granülomatöz değil, akut süpüratif (apse yapıcı) karakterdedir.

Practice More

Nocardia ile Actinomyces arasındaki asidorezistan boyanma ve sülfür granülü farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 330Question

1010 günlük bir yenidoğanda belirgin siyanoz ve oskültasyonda triküspit odakta üfürüm saptanıyor. Ekokardiyografik incelemede triküspit kapağın septal ve posterior yaprakçıklarının sağ ventrikül apeksine doğru yer değiştirdiği, sağ ventrikülün bir bölümünün morfolojik olarak sağ atriyum ile bütünleştiği (atriyalizasyon) ve fonksiyonel sağ ventrikülün oldukça küçük olduğu gözleniyor. Bu bebekte tanımlanan patolojiye en sık eşlik eden ek kardiyak malformasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Atriyal septal defekt

Answer

Atriyal septal defekt
Vakada tanımlanan triküspit kapak yaprakçıklarının sağ ventrikül apeksine doğru yer değiştirmesi ve sağ ventrikülün üst kısmının sağ atriyum ile bütünleşmesi (atriyalizasyon) Ebstein anomalisi için patognomoniktir. Ebstein anomalisine sahip olguların yaklaşık %80-90’ında sağdan sola şantın eşlik edebileceği bir atriyal septal defekt (ASD) veya patent foramen ovale (PFO) bulunur.

Step-by-Step Solution

1
Vakadaki morfolojik bulguların (triküspit kapağın aşağı yerleşimi ve ventrikül atriyalizasyonu) tanımlanması
Bu bulgular tipik olarak Ebstein anomalisini işaret eder.
Ebstein anomalisi, triküspit kapağın septal ve posterior yaprakçıklarının sağ ventrikül içine doğru malpozisyonu ile karakterizedir.
2
Ebstein anomalisi ile ilişkili ek malformasyonların hatırlanması
Ebstein anomalisine en sık ASD veya PFO eşlik eder.
Sağ atriyumdaki yüksek basınç ve morfolojik bozukluklar, embriyolojik gelişim sürecinde atriyal septum defektlerinin kalıcı olmasına veya oluşmasına zemin hazırlar.

Key Concept

Ebstein anomalisi ve eşlik eden kardiyak defektler

Practice More

Ebstein anomalisinin gebelikte lityum kullanımı ile ilişkisini ve Wolff-Parkinson-White (WPW) sendromu riskini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 331Question

6464 yaşında bir erkek hasta, giderek artan nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde matite ve krepitan raller saptanıyor. Torasentez ile alınan plevral sıvının biyokimyasal analizinde; plevra sıvısı protein düzeyi 2.12.1 g/dL (eş zamanlı serum protein düzeyi 7.07.0 g/dL), plevra sıvısı LDH düzeyi 9090 U/L (eş zamanlı serum LDH düzeyi 320320 U/L) olarak ölçülüyor. Bu hastada plevral efüzyonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konjestif kalp yetmezliği

Answer

Hastadaki bulgular plevral sıvının transüda karakterinde olduğunu göstermektedir ve bu durum en sık konjestif kalp yetmezliğinde görülür.
Vakada verilen plevra sıvısı / serum protein oranı (0.30.3) ve plevra sıvısı / serum LDH oranı (0.280.28), Light kriterlerinde eksüda için belirlenen sınır değerlerin (0.50.5 ve 0.60.6) altındadır. Bu durum sıvının transüda karakterinde olduğunu kanıtlar. Konjestif kalp yetmezliği, hidrostatik basınç artışı yoluyla transüda tipi plevral sıvı birikimine neden olan en tipik örnektir.

Step-by-Step Solution

1
Plevra sıvısı/serum protein oranını hesapla
2.1/7.0=0.32.1 / 7.0 = 0.3
Light kriterlerine göre eksüda ayrımı yapmak için ilk parametredir.
2
Plevra sıvısı/serum LDH oranını hesapla
90/320=0.2890 / 320 = 0.28
Light kriterlerine göre ikinci önemli orandır.
3
Sonuçları Light kriterleri (eşik değerler: Protein oranı >0.5> 0.5, LDH oranı >0.6> 0.6) ile karşılaştır
Her iki oran da eşik değerlerin altındadır (Transüda)
Hiçbir kriterin karşılanmaması sıvının transüda olduğunu doğrular.
4
Transüda karakterine uygun klinik etiyolojiyi seç
Konjestif kalp yetmezliği
Seçenekler arasında transüda yapan en yaygın neden kalp yetmezliğidir; diğerleri eksüdaya yol açar.

Key Concept

Plevral efüzyonlarda transüda-eksüda ayrımı için kullanılan Light Kriterleri

Hints

1
Plevral sıvının karakterini belirlemek için Light kriterlerini (protein ve LDH oranları) kullanın.
2
Hesapladığınız oranlar eşik değerlerin (0.50.5 ve 0.60.6) altında kalıyorsa, sıvı transüda karakterindedir.
Estimated Time:1m 30s
Question 332Question

Mesleksel maruziyet sonucu gelişen restriktif akciğer hastalıkları arasında yer alan ve histopatolojik olarak sarkoidozdan ayırt edilemeyen non-kazeifiye granülomatöz inflamasyonla karakterize olan bir tablo mevcuttur. Özellikle nükleer enerji, havacılık ve elektronik endüstrisinde çalışanlarda gözlenen, patogenezinde HLADPB1HLA-DPB1 molekülünün 6969. pozisyonunda glutamat bulunması ile güçlü bir genetik yatkınlık gösteren hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Berilliyozis

Answer

Havacılık ve nükleer endüstri maruziyeti ile HLADPB1HLA-DPB1 genetik yatkınlığı bulunan ve non-kazeifiye granülomlarla karakterize olan hastalık Berilliyozis'tir.
Berilliyozis, berilyum tozlarının solunmasıyla gelişen ve akciğerlerde sarkoidoz ile özdeş non-kazeifiye granülomlara neden olan bir tablodur. Hastalığa duyarlılıkta HLADPB1HLA-DPB1 geninin 6969. pozisyonunda glutamik asit (glutamat) bulunması kritik bir moleküler belirteçtir. Havacılık ve nükleer endüstri çalışanları en riskli gruptur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mesleki maruziyetini ve endüstriyel sektörünü analiz edin.
Nükleer enerji ve havacılık sektörleri berilyum maruziyeti için spesifiktir.
Mesleksel akciğer hastalıklarında maruz kalınan madde, tanıda en önemli ipucudur.
2
Histopatolojik bulguları değerlendirin.
Sarkoidoz ile karışabilen non-kazeifiye granülomlar saptandı.
Berilliyozis, sarkoidozun en önemli ayırıcı tanılarından biridir; her ikisi de Th1 yanıtı ve non-kazeifiye granülomlar içerir.
3
Genetik belirteçleri kontrol edin.
HLADPB1HLA-DPB1 alleli pozisyon 6969 glutamat varlığı saptandı.
Bu genetik varyasyon, berilyuma karşı antijen sunumunu kolaylaştırarak hastalığa duyarlılığı belirleyen en spesifik moleküler faktördür.

Key Concept

Berilliyozis, sarkoidoz benzeri non-kazeifiye granülomlar yapan ve spesifik genetik yatkınlık (HLA-DPB1) gösteren bir pnömokonyozdur.

Alternative Method

Havacılık/Nükleer endüstri ipucu ile Sarkoidoz benzeri patolojiyi birleştirdiğinizde seçeneklerde Berilliyozis rakipsiz kalmaktadır.
Estimated Time:2m 0s
Question 333Question

Rutin bir tarama sırasında çekilen bilgisayarlı tomografide arka (posterior) mediastende yerleşim gösteren bir kitle saptanan erişkin bir hastada, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nörojenik tümörler

Answer

Nörojenik tümörler
Arka (posterior) mediasten, perikardın arkası ile vertebralar arasında kalan bölgedir. Bu bölge spinal sinir köklerini ve sempatik zinciri içerdiği için, burada saptanan primer kitlelerin büyük çoğunluğunu nörojenik tümörler (schwannoma, nörofibrom, ganglionörom vb.) oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Kitlenin mediastendeki anatomik lokalizasyonunu belirle.
Arka (posterior) mediasten.
Soruda kitlenin posterior yerleşimli olduğu açıkça belirtilmiştir.
2
Mediasten kompartmanlarına göre en sık görülen tümörleri hatırla.
Posterior mediasten için nörojenik tümörler.
Posterior mediasten, spinal sinirler ve sempatik zinciri barındırdığı için nörojenik tümörlerin (nörofibrom, schwannoma) en sık görüldüğü yerdir.

Key Concept

Mediastinal kitlelerin anatomik kompartmanlara göre dağılımı
Estimated Time:45s
Question 334Question

Sağ üst kadranda ağrı ve dolgunluk şikayetiyle başvuran 4848 yaşındaki bir hastada yapılan görüntülemede; karaciğer sağ lobunda yerleşen 15 cm15\text{ cm} çapındaki dev bir kistin sağ hemidiyaframı belirgin şekilde yukarı ittiği ve sağ akciğer bazalinde sönmeye neden olduğu saptanmıştır. Bu hastadaki atelektazi tipi ve beklenen mediastinal yer değişimi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kompresyon atelektazisi - Mediastenin sol tarafa (sağlıklı tarafa) itilmesi

Answer

Kompresyon atelektazisi gelişmiştir ve mediasten sağlıklı tarafa (sola) doğru itilir.
Bu vakada karaciğerdeki dev kist (kist hidatik) diyaframı yukarı iterek sağ akciğer üzerine mekanik bir baskı uygulamaktadır. Bu durum tipik bir kompresyon (baskı) atelektazisidir. Kompresyon atelektazisinde, plevral efüzyon veya diyafram elevasyonu gibi durumlarda, plevral boşluktaki basınç artışı mediasteni karşı tarafa (bu vakada sola) doğru iter.

Step-by-Step Solution

1
Etiyolojik faktörü tanımla
Karaciğerdeki dev kist nedeniyle diyaframın yukarı itilmesi akciğere dışarıdan mekanik bir baskı oluşturmaktadır.
Atelektazi sınıflamasında dışarıdan yapılan baskılar 'kompresyon' kategorisine girer.
2
Mediastinal hareketi belirle
Plevral boşluktaki basınç artışı veya diyafram elevasyonu akciğeri söndürürken mediasteni karşı tarafa iter.
Hacim kaybına rağmen dış basınç baskın olduğu için itme hareketi gerçekleşir.

Key Concept

Kompresyon (baskı) atelektazisi plevral efüzyon, pnömotoraks veya yüksek diyafram gibi nedenlerle oluşur ve mediasteni karşı tarafa iter.
Question 335Question

44 yaşında bir çocuk, fındık yerken aniden gelişen şiddetli öksürük ve hırıltı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede sağ hemitoraksta solunum seslerinin ileri derecede azaldığı ve trakeanın sağa doğru deviye olduğu saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ akciğer alt lobda hacim kaybı ve opasite artışı izleniyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan atelektazi tipi ve temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rezorpsiyon atelektazisi - Hava yollarının tam tıkanması sonucu distaldeki havanın emilmesi

Answer

Hava yollarının tam tıkanması sonucu distaldeki havanın emilmesiyle karakterize rezorpsiyon atelektazisi
Rezorpsiyon (obstrüktif) atelektazisi, bir hava yolunun (yabancı cisim, mukus tıkacı veya tümör ile) tam olarak tıkanması sonucu gelişir. Tıkanıklığın distalinde hapsolan hava zamanla kana karışarak emilir ve ilgili akciğer bölümü söner. Akciğer hacmi azaldığı için trakea ve mediastinal yapılar etkilenen (ipsilateral) tarafa doğru yer değiştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküdeki tetikleyiciyi belirle
Çocuğun fındık yemesi sonrası aniden başlayan semptomlar 'yabancı cisim aspirasyonu' ve buna bağlı hava yolu tıkanıklığını düşündürür.
Yabancı cisim aspirasyonu akut obstrüksiyonun en sık nedenlerinden biridir.
2
Mediastinal kaymanın yönünü analiz et
Trakeanın sağa (etkilenen tarafa) deviye olması, sağ akciğerde bir hacim kaybı (vakum etkisi) olduğunu gösterir.
Rezorpsiyon (obstrüktif) atelektazisinde akciğer sönerek mediasteni kendine doğru çekerken; kompresyonda hava/sıvı mediasteni karşıya iter.
3
Atelektazi tipini mekanizmayla eşleştir
Tıkanıklık + ipsilateral (aynı taraf) kayma = Rezorpsiyon atelektazisi.
Tıkanıklığın distalindeki hava kan dolaşımı tarafından emilir (rezorbe edilir), bu da alveollerin sönmesine yol açar.

Key Concept

Rezorpsiyon atelektazisinde hava yolu tıkanıklığı mevcuttur ve akciğer hacmi azaldığı için mediastinal yapılar lezyon tarafına çekilir.

Practice More

Plevral efüzyon ve tansiyonel pnömotoraks durumlarında atelektazi tipinin ve mediastinal yer değiştirme yönünün nasıl değiştiğini karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 336Question

1919 yaşında bir erkek hasta, eforla tetiklenen çarpıntı ve bayılma (senkop) şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede avuç içi ve ayak tabanlarında belirgin hiperkeratoz saptanıyor; ayrıca hastanın saçlarının oldukça kıvırcık ve "yün benzeri" (woolly hair) yapıda olduğu dikkati çekiyor. Yapılan ekokardiyografik incelemede sağ ventrikül serbest duvarında belirgin incelme, hipokinezi ve anevrizmatik genişleme izleniyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastanın miyokard dokusunda görülmesi en muhtemel histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyosit kaybı ile birlikte miyokardın yerini yoğun yağlı ve fibröz dokunun alması

Answer

Miyosit kaybı ile birlikte miyokardın yerini yoğun yağlı ve fibröz dokunun alması
Vakadaki palmar-plantar hiperkeratoz ve yün saç (Naxos sendromu) bulguları, desmosomal proteinlerden plakoglobin genindeki mutasyona bağlı gelişen Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi'ni (ARVC) tanımlar. ARVC'nin en tipik histopatolojik özelliği, sağ ventrikül serbest duvarındaki miyositlerin kaybı ve bu alanların yoğun yağlı ve fibröz doku ile dolmasıdır (replasman).

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Avuç içi/ayak tabanı hiperkeratozu ve yün benzeri saç (Naxos sendromu) ile sağ ventrikül anevrizması birlikteliği saptandı.
Bu bulgu kombinasyonu, desmosomal protein defektleriyle seyreden genetik bir hastalık olan Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi'ni (ARVC) işaret eder.
2
ARVC'nin patofizyolojisini hatırla.
Miyositler arasındaki bağlantıları sağlayan plakoglobin gibi proteinlerin mutasyonu sonucu miyosit kaybı gelişir.
Hücreler arası bağlantı zayıflığı, mekanik stres altındaki sağ ventrikülde miyosit yıkımına neden olur.
3
Histopatolojik karşılığı belirle.
Kayıp olan miyositlerin yerini progresif olarak yağ (lipomatozis) ve fibröz doku alır.
Vücudun miyositi onaramaması sonucu gelişen bu replasman, ventrikül duvarında incelmeye ve anevrizmalara yol açar.

Key Concept

Naxos sendromu, plakoglobin mutasyonu sonucu gelişen, ARVC ve deri/saç bulgularıyla karakterize bir tablodur; temel patolojisi sağ ventrikül miyokardının yağlı ve fibröz doku ile replasmanıdır.

Practice More

Desmosomal proteinlerden desmoplakin mutasyonu ile seyreden ve Carvajal sendromu olarak bilinen benzer tablonun sol ventrikülü de etkileyebileceğini unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 337Question

7070 yaşında erkek hasta, 33 ay önce geçirdiği şiddetli bir transmural miyokard enfarktüsü sonrası kronik kalp yetmezliği semptomları nedeniyle takip edilmektedir. Bu hastada, enfarktüsün meydana geldiği miyokard bölgesinde görülmesi beklenen morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Beyaz renkli, yoğun kollajen içeren aselüler fibröz skar dokusu

Answer

Enfarktüsün meydana geldiği bölgede yoğun kollajen içeren beyaz renkli aselüler fibröz skar dokusu görülmesi beklenir.
Enfarktüsün üzerinden 33 ay gibi uzun bir süre geçtiğinde, inflamatuar süreçler ve granülasyon dokusu aşaması tamamlanmıştır. Miyokard rejenerasyon yapamadığı için bu alan, makroskobik olarak beyaz-gri renkli, sert; mikroskobik olarak ise aselüler ve yoğun kollajen demetlerinden oluşan bir fibröz skar dokusu ile onarılır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın enfarktüs sonrası geçirdiği süreyi değerlendirin.
Enfarktüs üzerinden 33 ay gibi uzun bir süre geçmiştir.
Miyokard enfarktüsü sonrası doku değişiklikleri kronolojik bir sıra izler ve 33 ay kronik/son evreyi temsil eder.
2
Bu kronolojik aşamaya karşılık gelen patolojik süreci belirleyin.
Kalıcı hasar sonrası doku onarımı fibrozis (skar oluşumu) ile tamamlanmıştır.
Kardiyomiyositlerin bölünme yeteneği olmadığından, nekrotik alanlar granülasyon dokusu üzerinden skar dokusuna dönüşerek iyileşir.

Key Concept

Miyokard enfarktüsü sonrası iyileşme evreleri ve skar dokusu gelişimi.
Estimated Time:45s
Question 338Question

5252 yaşında, sigara içme öyküsü bulunmayan erkek hasta, son bir yıldır tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve zaman zaman olan hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan bronkoskopik incelemede sağ ana bronş lümenini daraltan, düzgün yüzeyli, polipoid karakterde ve "kiraz kırmızısı" görünümünde bir kitle izleniyor. Biyopsi kesitlerinde; organoid (yuvalar ve kordonlar şeklinde) büyüme paterni gösteren, uniform görünümlü, ince granüler "tuz-biber" kromatin yapısına sahip hücrelerden oluşan tümör saptanıyor. Mitoz ve nekroz izlenmeyen bu tümörün tanısını doğrulamak amacıyla kullanılabilecek en uygun immünohistokimyasal belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kromogranin

Answer

Kromogranin belirteci, nöroendokrin diferansiyasyon gösteren karsinoid tümörlerin tanısında en uygun seçenektir.
Vakada tanımlanan santral yerleşimli, sigara öyküsü olmayan hasta, bronkoskopideki kiraz kırmızısı polipoid görünüm ve histolojideki tuz-biber kromatin ile düşük mitotik aktivite özellikleri 'Tipik Karsinoid' tanısı için klasiktir. Karsinoid tümörler nöroendokrin kökenli oldukları için Kromogranin, Sinaptofizin ve CD56 gibi nöroendokrin belirteçlerle güçlü pozitiflik gösterirler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve bronkoskopik bulguları analiz etme
Sigara içmeyen bir hastada, santral yerleşimli (ana bronş), düzgün yüzeyli ve kiraz kırmızısı polipoid kitle varlığı saptanmıştır.
Bu bulgular tipik olarak karsinoid tümörleri işaret eder.
2
Histopatolojik özellikleri değerlendirme
Organoid büyüme paterni ve "tuz-biber" kromatin yapısı saptanmıştır. Mitoz ve nekrozun olmaması tanıyı kesinleştirir.
Tuz-biber kromatin nöroendokrin diferansiyasyonun, düşük mitoz ve nekroz yokluğu ise "Tipik Karsinoid" tanısının temel kriteridir.
3
Tanıyı doğrulayacak immünohistokimyasal belirteci seçme
Nöroendokrin markerlar (Kromogranin, Sinaptofizin veya CD56) arasından Kromogranin seçilmiştir.
Karsinoid tümörler nöroendokrin tümör spektrumunda yer aldığı için bu belirteçlerle pozitif boyanma gösterirler.

Key Concept

Akciğerin nöroendokrin tümörlerinden olan Tipik Karsinoid; sigara ile ilişkisinin zayıf olması, santral yerleşimi, 'kiraz kırmızısı' görünümü ve Kromogranin/Sinaptofizin pozitifliği ile karakterizedir.

Practice More

Atipik karsinoid ile tipik karsinoid arasındaki mitoz sayısı ve nekroz varlığı farklarını gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 339Question

6161 yaşında erkek hasta; sağ omuz ağrısı, sağ göz kapağında düşüklük ve sağ göz bebeğinde küçülme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sağda ptozis, miyozis ve yüzde anhidroz saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ akciğer apeksinde çevre yumuşak dokulara invaze görünümde kitle tespit ediliyor. Bu hastadaki mevcut klinik tabloya neden olan tümörün histopatolojik ve immünohistokimyasal incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanma olasılığı en düşüktür?

Show answer & explanation

Answer: Nükleer kalıplaşma ve kromogranin pozitifliği

Answer

Nükleer kalıplaşma ve kromogranin pozitifliği (Küçük hücreli karsinom)
Nükleer kalıplaşma ve kromogranin pozitifliği ile karakterize olan küçük hücreli karsinom, tipik olarak santral (hiler) yerleşimli bir tümördür. Pancoast tümörü (üst sulkus tümörü) tablosuna neden olan kitleler ise neredeyse her zaman küçük hücreli dışı akciğer kanserleridir (skuamöz hücreli karsinom veya adenokarsinom). Küçük hücreli karsinomun apikal invaziv kitle olarak sunumu klinik pratikte son derece nadirdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Omuz ağrısı ve Horner sendromu (ptozis, miyozis, anhidroz) varlığı, apikal yerleşimli bir kitleyi (Pancoast tümörü) işaret eder.
Üst sulkus tümörleri brakiyal pleksus ve sempatik zinciri invaze ederek bu klinik tabloya yol açar.
2
Tümör tiplerinin yerleşim yerlerine göre değerlendirilmesi
Pancoast tümörlerinin yaklaşık %95-98'i küçük hücreli dışı akciğer kanserleridir (NSCLC: Skuamöz hücreli karsinom ve Adenokarsinom).
NSCLC tipleri lokal invazyon yetenekleri ve periferik/apikal yerleşim eğilimleri nedeniyle bu sendroma neden olur.
3
Seçeneklerdeki morfolojik ve immünohistokimyasal belirteçlerin eşleştirilmesi
Küçük hücreli karsinom (nükleer kalıplaşma ve kromogranin+) tipik olarak santral hiler yerleşim gösterir ve Pancoast sendromunun çok nadir bir nedenidir (<<%3).
Küçük hücreli karsinomun hızlı metastaz yapma eğilimi, lokal apikal invazyon oluşturacak süreyi genellikle tanıdan önce tanımaz.

Key Concept

Pancoast tümörü (Üst sulkus tümörü) etiyolojisinde küçük hücreli karsinomun nadirliği
Question 340Question

5555 yaşında erkek hasta, 3030 yıl boyunca bir dökümhanede kum püskürtme ve metal döküm temizleme işlerinde çalıştığını belirtiyor. Son bir yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleri olan hastanın solunum fonksiyon testinde restriktif tipte bir bozukluk saptanıyor. Akciğer biyopsisinde, özellikle üst loblarda yerleşmiş, merkezinde hyalinize kollajen liflerinin konsantrik dizilim gösterdiği ve polarize ışıkta zayıf çift kırınım veren partiküller içeren nodüler yapılar izleniyor. Bu hastadaki mevcut patolojik tabloyla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kuvars partiküllerinin makrofajlar üzerindeki sitotoksik etkisi nedeniyle pulmoner tüberküloz riskini belirgin şekilde artırır.

Answer

Silikozis, kuvars partiküllerinin makrofajlar üzerindeki sitotoksik etkisi ve fago-lizozom sistemini bozması nedeniyle pulmoner tüberküloz riskini (silikotüberküloz) belirgin şekilde artırır.
Silika (kuvars), makrofajlar için oldukça toksiktir. Fagosite edilen silika partikülleri fago-lizozom zarlarını fiziksel olarak zedeleyerek sindirim enzimlerinin sitoplazmaya sızmasına ve makrofajın ölümüne neden olur. Bu durum, tüberküloz basillerine karşı en önemli savunma hattı olan makrofaj aktivitesini felç ederek tüberküloz riskini yaklaşık 3030 kat artırır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve mesleki verilerini analiz et.
Dökümhane işçiliği, kum püskürtme (silika maruziyeti), restriktif solunum bozukluğu ve üst lob tutulumu silikozisi işaret eder.
Tanının doğru konulması için mesleki anamnez kritiktir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Konsantrik hyalinize kollajen nodülleri ve polarize ışıkta çift kırınım veren partiküller silikozisin patognomonik bulgularıdır.
Silikotik nodül yapısı diğer interstisyel hastalıklardan ayrımı sağlar.
3
Hastalığın komplikasyonlarını ve klinik ilişkilerini gözden geçir.
Silika partiküllerinin makrofaj fonksiyonlarını bozarak tüberküloza duyarlılığı artırdığı sonucuna ulaşılır.
TUS sınavlarında silikozis-tüberküloz ilişkisi (silikotüberküloz) sık sorgulanan bir mekanizmadır.

Key Concept

Silikozis patogenezinde silika partiküllerinin makrofaj toksisitesi ve buna bağlı tüberküloz risk artışı.

Alternative Method

Silikozis tanısında 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu gibi radyolojik bulguların varlığı da ayırıcı tanıda hızlı bir yol sunabilir, ancak sorudaki histolojik detaylar tanıya ulaşmak için yeterlidir.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 17 / 24Next
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 17 | Examkin