All practice questions
6755 questions
Yazarken tek bir kaygım vardır: Okurumun, kurduğum cümlelerin labirentlerinde yönünü kaybetmemesi. Kelimeleri seçerken onların birden fazla kapıyı aralayacak, zihinde farklı çağrışımlar uyandırıp yönü belirsiz yollara sapacak nitelikte olmamasına dikkat ederim. Benim için bir metin, okuyucu kitlesinin tamamında aynı düşünsel yankıyı uyandırabiliyorsa ve her okur, kelimelerden aynı tek anlamı çıkarabiliyorsa hedefine ulaşmış demektir.
Bu parçada yazarın önemini vurguladığı anlatım ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Kültürel miras denildiğinde akla ilk olarak mimari yapılar, yazılı belgeler veya görsel sanat eserleri gelse de son yıllarda "koku mirası" kavramı da bu sınırların içerisine dâhil edilmeye başlanmıştır. Kokular, geçmiş toplulukların günlük yaşam pratiklerini, üretim teknolojilerini ve mekânsal deneyimlerini anlamada somut olmayan kültürel mirasın en etkili taşıyıcılarındandır. Ancak kokunun uçucu ve ölçülemez doğası, onun bir miras ögesi olarak korunmasını ve arşivlenmesini son derece güç kılmaktadır. Kimyasal analiz yöntemleri ve kromatografi gibi modern teknolojiler sayesinde tarihi mekânlardan ve nesnelerden yayılan koku molekülleri tespit edilip yeniden üretilse de bu durum yeni bir tartışmayı beraberinde getirmektedir: Yeniden üretilen koku, geçmişin otantik bir parçası mıdır yoksa bugünün teknolojisiyle kurgulanmış bir taklit midir? Bu tartışma, kültürel miras koruma disiplininin sınırlarını genişletirken aynı zamanda kokunun korunmasında yeni etik ve metodolojik yaklaşımların geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
En az iki farklı asal çarpanı olan bir pozitif tam sayının asal çarpanlarına ayrılmış biçiminde, asal çarpanlardan yalnızca birinin üssü , diğer tüm asal çarpanların üssü ise ise bu sayıya asal-katlı sayı denir.
Buna göre, üç basamaklı en küçük asal-katlı sayı ile iki basamaklı en büyük asal-katlı sayının toplamı kaçtır?
(I) Göbeklitepe, Şanlıurfa yakınlarında yer alan ve insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak kompleksini barındıran arkeolojik bir alandır. (II) Yaklaşık 12 bin yıl önce inşa edilen bu devasa yapı, yerleşik hayata geçiş ve dinlerin ortaya çıkışı hakkındaki yerleşik kuramları kökten değiştirmiştir. (III) Bölgedeki kazılarda ortaya çıkarılan T biçimli dikilitaşlar, o dönemin insanlarının taş işçiliği ve organizasyon yeteneğini gözler önüne sermektedir. (IV) Tapınaktaki arkeolojik kazı çalışmalarını 1995 yılından itibaren yürüten Alman arkeolog Klaus Schmidt, bu keşfiyle prehistorik arkeoloji dünyasında yeni bir çığır açmıştır. (V) Onun ömrünün büyük kısmını adadığı bu alanda yaptığı çalışmalar, avcı-toplayıcı toplulukların inanç dünyasına dair benzersiz veriler elde edilmesini sağlamıştır. (VI) Schmidt'in titizlikle yürüttüğü yüzey araştırmaları ve kazı stratejisi, bugün bile bölgede sürdürülen bilimsel araştırmaların temel metodolojisini oluşturmaktadır.
Bu paragraf iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Kaan, elindeki kartları her gün bir önceki günden 1 kart fazla olacak şekilde belirli sayıda gün boyunca gruplandırmıştır. Kaan 1. gün tane, 2. gün tane ve bu şekilde devam ederek son gün tane kart gruplandırmış ve toplamda 180 kart elde etmiştir. Eğer Kaan her gün bir önceki günden 2 kart fazla olacak şekilde kartları gruplandırsaydı (yani 1. gün tane, 2. gün tane, ..., son gün tane), yine aynı sürede (yani günde) toplamda 216 kart elde edecekti. Buna göre, Kaan kartları toplam kaç gün boyunca gruplandırm��ştır?
Bir yazıda gereksiz kelimelerin bulunması, okurun zihnini yorar ve anlatılmak istenenin gücünü azaltır. Ben eserlerimde her cümleden, çıkarıldığında anlamda hiçbir daralma veya bozulma yaratmayan kelimeleri titizlikle ayıklarım. Benim yazılarımda her sözcük, üstlendiği görev bakımından vazgeçilmezdir.
Bu sözleri söyleyen bir yazarın anlatımında aşağıdaki ilkelerden hangisine en çok dikkat ettiği söylenebilir?
A��ağıda verilen paragrafları, bu paragraflarda ağır basan anlatım biçiminin temel özelliğiyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki paragrafta bir keman yapımcısının (luthier) meslek hayatına dair bazı içsel sorgulamaları ve çalışma biçimi numaralanmış cümlelerle verilmiştir.
(I) Aylarca engebeli dağ yollarında yürüyüp orman orman gezerek doğru ağacı aradığım, sonunda tek bir kusursuz ladin gövdesi bile bulamadan döndüğüm zamanlar oldu; yine de içimdeki o gizemli tınıyı bulma arzusundan bir an olsun vazgeçmedim, aramayı hep sürdürdüm. (II) Fakat ne zaman tezgâhın üzerindeki yarım kalmış gövdeye baksam, geçen kış o yaşlı ağaç blokunu aceleyle keserken liflerin yönünü yanlış hesaplayıp heba ettiğim o kıymetli malzeme için içimde derin bir sızı hisseder, kendime kızarım. (III) Şimdi ise yeni bir kemanın gövdesini yontarken en ince zımparayı parmak uçlarımla yönlendiriyor, her lifin pürüzsüzleştiğinden emin olmak için saatlerce milim milim ilerliyorum; çünkü benim için bu iş, hata kabul etmeyen bir sabır ayinidir. (IV) Eskiden atölyeden çıkan her enstrümanla birlikte ruhumun bir parçasının da gittiğini düşünür, günlerce yas tutardım; şimdilerde ise giden her kemanın kendi m��ziğini bulmak üzere çıktığı bu kaçınılmaz yolculuğu olgunlukla ve sükunetle karşılıyorum.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümlelerde öne çıkan durum/davranışları, yansıttıkları baskın duygu durumu veya karakter özelliğiyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Koku duyusu, insan zihninin en kuytu köşelerine doğrudan ulaşabilen yegâne duyusal köprüdür. Bir fırından yükselen taze ekmek kokusu ya da yağmur sonrası toprağın yaydığı o toprak kokusu (petrikor), bizi anında çocukluğumuzun unutulmuş bir yaz gününe götürebilir. Bilimsel olarak bu durum, koku soğanının (olfaktör bulbus) beynin bellek ve duygu merkezleri olan hipokampus ve amigdala ile doğrudan bağlantılı olmasından kaynaklanır. Diğer duyular önce talamus süzgecinden geçerken, koku bu uğrağa uğramadan doğrudan işlenir. Dolayısıyla kokular, diğer duyusal uyaranlara kıyasla çok daha hızlı ve güçlü duygusal anıları tetikler.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Bir su deposunun içinde başlangıçta belirli bir miktar su bulunmaktadır. Bu depoyla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
* Bu depoya litre su eklenirse depodaki suyun hacmi, deponun boş kısmının hacminin katı olmaktadır.
* Eğer depodan litre su boşaltılırsa deponun boş kısmının hacmi, depodaki suyun hacminin katı olmaktadır.
Başlangıçta depodaki su miktarının litre cinsinden bir pozitif tam sayı olduğu bilindiğine göre, bu miktar kaç litredir?
İlk romanında okuru adeta kelimelerin labirentinde gezdiren yazar, ikinci kitabında bu yorucu tutumundan vazgeçmişe benziyor. Artık aynı anlama gelen sözcükleri ardı ardına sıralayarak cümleyi şişirmiyor; anlatmak istediğini gereksiz yüklerden arındırarak doğrudan önümüze koyuyor. Ancak bu arınma çabası, onu bu kez de anlatımın pürüzsüz ve engelsiz akışına ket vuran, telaffuzu güç yabancı terimlerin ve yerleşmemiş cümle yapılarının kucağına itmiş.
Bu parçaya göre sözü edilen yazarın ikinci kitabındaki üslup değişimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Bir pozitif tam sayısının farklı asal çarpanlarının çarpımı ile gösterilmektedir.
Örneğin; ve ’tir.
eşitliğini sağlayan tüm pozitif tam sayılarının toplamı kaçtır?
Anlamlı ve kurallı bir paragraf oluşturabilmek için aşağıdaki cümleleri hangi sırayla dizmelisiniz?
Drag items to arrange them in the correct order
Mimari eserler, sadece taş ve harcın fiziksel birleşimiyle oluşan barınma alanları değil; inşa edildikleri dönemin toplumsal ruhunu, estetik anlayışını ve yaşama biçimini geleceğe taşıyan somut hafıza mekânlarıdır. Bir kentin sokaklarında dolaşırken karşılaştığımız tarihî bir yapı, bize geçmiş kuşakların gündelik kaygılarından inançlarına kadar geniş bir kültürel mirasın hikâyesini fısıldar. Ancak günümüzde şehirlerin hızla tek tipleşmesi ve modern yapıların yükselmesi, bu tarihsel bağın kopmasına ve bireylerin yaşadıkları mekânla kurdukları aidiyet duygusunun zayıflamasına yol açmaktadır. Geçmişin kültürel ve tarihsel izlerini taşımayan, ruhsuz ve standartlaşmış yeni yapılar, insanı kendi tarihine yabancılaştırarak yalnızlaştırmaktadır. Dolayısıyla mimariyi yalnızca estetik kaygılardan ya da gündelik işlevlerden ibaret bir tasarım alanı olarak görmek son derece eksik bir yaklaşımdır. Mimari, esasen toplumsal belleğin korunması ve nesiller arasında güçlü bir tarih köprüsü kurulması noktasında hayati öneme sahip kültürel bir taşıyıcı rolü üstlenmektedir.
Bu parçanın ana düşüncesi, mimari yapıların sadece estetik ya da işlevsel tasarımlar olmayıp toplumsal hafızayı geleceğe aktaran ve koruyan birer kültürel taşıyıcı olduğudur.
Aşağıdaki sözcükleri, ünsüz yumuşaması kuralına uygunluk ve aykırılık durumlarına göre sağdaki açıklamalarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Gazeteci:
(I) ----
Yapay Zekâ Uzmanı:
Yapay zekâ, binlerce yıllık sanat tarihini tarayıp kusursuz simetriler, ideal armoniler üretebilir; ancak insanı derinden sarsan sanat eserleri genellikle o kusursuzluğun içindeki küçük sapmalarla, yani yaratıcının teknik bir hatasıyla ya da duygusal taşkınlığıyla var olur. Algoritmanın henüz taklit edemediği şey, bu "bilin��li veya bilinçsiz kusur"un estetik değeridir. Dolayısıyla yapay zekânın ürettiği eserler birer kusursuz taklitten öteye geçemiyor.
Gazeteci:
(II) ----
Yapay Zekâ Uzmanı:
Mesele sadece teknik bir sınır değil, temelde alıcının psikolojisiyle ilgilidir. İnsan zihni, kendi kırılganlığını, acılarını ve geçiciliğini yansıtan eserlerle empati kurar. Karşımızda mükemmel çalışan bir kod dizisi olduğunu bildiğimizde, o eserin arkasında yatan "yaşanmışlık" duygusu kayboluyor. Yani yapay zekânın insani duyguları taklit etmesi yetmez; bizim o duygunun arkasında bir bilincin var olduğuna inanmamız gerekir.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. İleride yapay zekânın tamamen bağımsız bir estetik dil geliştirmesi ve kendi sanat akımını yaratması mümkün müdür?
II. İnsan zihninin kusursuzluk arayışı ile yapay zekânın hatasız üretim yapma yetisi arasında nasıl bir paralellik kurulabilir?
II. Yapay zekâ ürünlerinin insan zihninde aynı estetik hazzı uyandırmamasının temel kaynağı nedir?
II. Yapay zekânın insan duygularını modelleme becerisi geliştikçe, sanat eğitiminin gelecekte alacağı şekil nasıl olacaktır?
II. İnsan dışı bir bilincin tasarladığı eserlerin, gelecekte insanın sanat algısını kökten değiştireceğini söylemek iddialı bir yorum mu olur?
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcüklerin köklerini, karşılarında verilen kök türleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Türkçede iki ünlü yan yana gelmediği için ünlüyle biten bir kelimeye ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde araya "y, ş, s, n" kaynaştırma harflerinden biri girer. Bazı durumlarda ise kaynaştırma harfleri ünlü ile ünsüz arasında da görev yapabilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde kaynaştırma ünsüzü kullanılmamıştır?
(I) Biyolüminesans, bazı canlı organizmaların kimyasal reaksiyonlar yoluyla kendi ışıklarını üretebilme yeteneğidir. (II) Bu benzersiz yetenek; derin denizlerin karanlık sularında yaşayan canlılardan ateş böceklerine, bazı mantar türlerinden mikroskobik dinoflagellatlara kadar oldukça geniş bir canlı grubunda gözlemlenir. (III) Derin deniz ekosistemindeki canlıların neredeyse yüzde doksanı, zifiri karanlıkta hayatta kalabilmek için biyolüminesansı aktif olarak kullanır. (IV) Okyanus derinliklerindeki bu ışık üretimi; avlanma, avcılardan korunma, eş bulma veya tür içi iletişim gibi hayati işlevleri yerine getirmeye hizmet eder. (V) İnsanlık ise doğadaki bu büyüleyici ışık üretim mekanizmasını taklit ederek biyoteknolojik araştırmalarda ve tıp alanında yeni yöntemler geliştirmektedir. (VI) Özellikle kanserli hücrelerin görüntülenmesinde ve genetik işaretleme çalışmalarında biyolüminesans proteinlerinden yaygın bir şekilde yararlanılmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Ad aktarması (mecazımürsel); bir sözcüğün benzetme amac�� güdülmeden, aralarındaki yer-insan, iç-dış, sanatçı-eser, parça-bütün gibi çeşitli ilgiler dolayısıyla başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?