İş Hukukuna Giriş ve Temel Kavramlar

128 soru

Soru 1Soru

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi ve ilgili öğreti (doktrin) çerçevesinde 'işçi' kavramının tanımı, unsurları ve kapsamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımlılık unsuru açısından; işçinin geçimini sadece o işten elde ettiği gelirle sağlaması durumu olan 'ekonomik bağımlılık', bir kişinin İş Kanunu anlamında işçi sayılabilmesi için gereken mutlak ve vazgeçilmez bir kurucu unsurdur.

Cevap

İşçinin ekonomik bağımlılığı (geçimini sadece o işten sağlaması) işçi sıfatının kazanılması için mutlak bir şart değildir; asıl kurucu unsur hukuki bağımlılıktır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine göre işçi; 'bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi'dir. Doktrinde bu tanımın en ayırt edici unsuru 'bağımlılık' olarak kabul edilir. Ancak bu bağımlılık, işçinin işverenin otoritesi, denetimi ve talimat verme yetkisi altında olmasını ifade eden 'hukuki bağımlılık'tır. Ekonomik bağımlılık (işçinin geçimini sadece o işten elde edeceği ücretle sağlaması) bir sosyo-ekonomik gösterge olsa da, işçi sıfatının kazanılması için hukuken zorunlu veya kurucu bir unsur değildir. Dolayısıyla, ekonomik olarak bağımsız veya çok yüksek gelirli bir kişi de, hiyerarşik bir denetim altında iş görmeyi üstlenmişse 'işçi' sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
İşçi tanımındaki dört temel unsuru (gerçek kişi, iş sözleşmesi, iş görme, ücret/bağımlılık) analiz edin.
İşçinin bir gerçek kişi olması ve hukuki bağımlılık altında çalışması gerektiği belirlenir.
Tanımın yasal dayanağını (4857 s.K. Md. 2) doğru yorumlamak için.
2
Bağımlılık türlerini (hukuki, ekonomik, teknik) birbirinden ayırın.
Hukuki bağımlılık işverenin talimat verme yetkisini, ekonomik bağımlılık ise çalışanın gelire muhtaçlığını ifade eder.
İş sözleşmesini eser ve vekalet gibi diğer bağımsız sözleşmelerden ayıran temel kıstası saptamak için.
3
Ekonomik bağımlılığın hukuki bir kurucu şart olup olmadığını doktrin açısından değerlendirin.
Zengin bir kişinin veya birden fazla işi olan bir uzmanın da 'işçi' olabileceği gerçeğiyle, ekonomik bağımlılığın zorunlu olmadığı sonucuna varılır.
Seçenekteki 'mutlak ve vazgeçilmez' ifadesinin hukuki yanlışlığını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Hukuki Bağımlılık vs. Ekonomik Bağımlılık
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2Soru

4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesine göre; işyeri, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birimdir. Kanun, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçların da bu organizasyon kapsamında bir bütün olduğunu kabul eder.

Bir otomotiv fabrikasının ana üretim tesisinin 50 metre uzağında bulunan ve sadece bu fabrikada çalışan işçilerin kullanımına tahsis edilmiş bir yemekhane ve kreş ile fabrikanın bahçesinde yer alan ancak mülkiyeti üçüncü bir şahsa ait olup dışarıdan gelen müşterilere de hizmet veren halka açık bir kafeterya bulunmaktadır.

Bu senaryoya göre, bahsi geçen birimlerin hukuki statüsüyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yemekhane ve kreş, ana üretim faaliyetiyle teknik ve yönetimsel bir bütünlük oluşturdukları için "eklenti" sıfatıyla işyeri sayılır; halka açık kafeterya ise bu bağlardan yoksun olduğu için müstakil işletme kabul edilir.

Cevap

Yemekhane ve kreşin teknik ve yönetimsel bağ nedeniyle eklenti sayılması, halka açık kafeteryanın ise bu bağı taşımadığı için müstakil işletme olarak değerlendirilmesi gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, işçilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılayan yemekhane, kreş gibi yerler, asıl işin yürütümüyle teknik ve yönetimsel bir bağ içindeyse işyerinden sayılan 'eklenti' vasfını kazanır. Senaryodaki yemekhane ve kreş sadece fabrika işçilerine hizmet verdiği için bu tanıma uyar. Ancak halka açık kafeterya, fabrikanın iş organizasyonuna dahil olmadığı ve kendi bağımsız ticari amacına sahip olduğu için müstakil bir işletme niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesindeki işyeri ve eklenti tanımlarını incelemek.
İşyerine bağlı yerler, eklentiler (dinlenme, yemek, emzirme odaları vb.) ve araçların asıl işyeri ile bir bütün olduğu görülür.
Yasal dayanağı belirlemek için.
2
Birimlerin asıl iş organizasyonu ile olan bağını (teknik ve yönetimsel) analiz etmek.
Yemekhane ve kreş sadece fabrika işçilerine hizmet verdiği için bütünlük içindedir; kafeterya ise halka açık olduğu için bağımsızdır.
Eklenti ve bağımsız birim ayrımını yapmak için.
3
Fiziki mesafe ve mülkiyetin eklenti vasfına etkisini değerlendirmek.
Fiziki bitişiklik veya mülkiyetin işverene ait olması şart değildir; esas olan amaçsal bağlılıktır.
Yanıltıcı unsurları elemek için.

Anahtar Kavram

İşyeri Bütünlüğü İlkesi

Daha Fazla Pratik

İşyerinin devri durumunda eklentilerin hukuki akıbetini ve işçilerin haklarının nasıl etkilendiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 3Soru

4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun uygulanmayacağı işler ve iş ilişkileri 'İstisnalar' başlığı altında tahdidi olarak sayılmıştır. Bununla birlikte, bazı iş kolları genel olarak kapsam dışında tutulsa da bu iş kollarının bünyesindeki belirli faaliyetler, nitelikleri gereği açıkça İş Kanunu kapsamına dahil edilmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinde çalışanlar hakkında 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler

Cevap

Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca kanun kapsamına dahil edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin (g) bendi uyarınca, 'Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler' kanunun istisnaları dışında bırakılarak kapsam içine alınmıştır. Bu nedenle yer tesislerinde çalışan teknik veya idari personel İş Kanunu hükümlerine tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
İş Kanunu m. 4 kapsamında yer alan genel istisna kuralını değerlendir.
Deniz ve hava taşıma işleri kural olarak kanun kapsamı dışındadır.
Kanun koyucu ulaştırma sektörünün bu iki kolu için özel düzenlemeler veya farklı kanunların uygulanmasını öngörmüştür.
2
İstisnaların istisnası olan 'kapsama dahil edilen' faaliyetleri belirle.
Havacılığın yer tesisleri ile limanlardaki yükleme ve boşaltma işleri İş Kanunu kapsamındadır.
Bu işler teknik ve endüstriyel nitelikleri gereği genel iş hukuku kurallarına tabi tutulmuştur.
3
Seçenekleri bu hukuki veriler ışığında analiz et.
Havacılığın yer tesislerinde çalışan personelin İş Kanunu'na tabi olduğu sonucuna ulaşılır.
4. maddenin (g) bendi açıkça yer tesislerini kapsam içine almaktadır.

Anahtar Kavram

İş Kanunu'nun Yer Bakımından Uygulama Alanı ve İstisnalar

Daha Fazla Pratik

Limanlardaki yükleme ve boşaltma işleri ile tarım sanatları (atölye ve fabrikalar) gibi 'istisnanın istisnası' durumlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

48574857 sayılı İş Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen "işyerinin veya bir bölümünün devri" ve bu devrin hukukî sonuçları ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüzel kişiliğin birleşme, katılma veya tür değiştirmesi yoluyla sona ermesi hallerinde de devreden ve devralan işverenlerin devirden önceki borçlardan dolayı iki yıllık müteselsil sorumluluk hükmü uygulanır.

Cevap

Tüzel kişiliğin birleşme, katılma veya tür değiştirmesi hallerinde müteselsil sorumluluk hükmünün uygulanacağını belirten ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır; çünkü 48574857 sayılı İş Kanunu’nun 66. maddesinin son fıkrasına göre; tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da tür değiştirmesiyle sona erme hallerinde birlikte (müteselsil) sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Bu tür yapısal değişikliklerde borçlar külli halefiyet yoluyla devralana geçer ve devreden tarafın ayrı bir varlığı kalmadığı için 2 yıllık süre sınırı söz konusu olmaz.

Adım Adım Çözüm

1
48574857 sayılı İş Kanunu Madde 66 hükmü incelenmelidir.
İşyeri devrinde genel kural, devreden ve devralanın 22 yıl boyunca müteselsil sorumlu olmasıdır.
Devrin genel sorumluluk rejimini belirlemek için.
2
Aynı maddenin son fıkrasındaki istisnai haller kontrol edilmelidir.
Tüzel kişiliğin birleşmesi, katılması, tür değiştirmesi ve iflas nedeniyle tasfiye durumlarında bu sorumluluk hükümlerinin uygulanmayacağı görülür.
Genel kuralın dışındaki özel durumları (istisnaları) ayırt etmek için.
3
Müteselsil sorumluluk ile külli halefiyet arasındaki fark analiz edilmelidir.
Birleşme/katılma gibi durumlarda 'devreden' entity sona erdiği için 'birlikte' sorumluluk söz konusu olamaz; borçlar tamamen yeni yapıya geçer.
Hukukî mantık çerçevesinde seçeneğin neden yanlış olduğunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

İşyeri Devrinde Müteselsil Sorumluluk ve İstisnaları

Daha Fazla Pratik

İşyeri devrinin toplu iş sözleşmesi yetkisine etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Bir beyaz eşya fabrikasında üretim sürecinin merkezinde yer alan montaj hattı (asıl iş), "işletmenin ve işin gereği" ile "teknolojik uzmanlık" gerektirdiği gerekçesiyle bir alt işverene devredilmiştir. Sözleşme kapsamında, fabrikada montaj hattında çalışan 120120 işçinin tamamı iş sözleşmeleri feshedilmeden alt işverene devredilmiş, aynı tezgah ve ekipmanlarla çalışmaya devam etmişlerdir. Yapılan denetimde, alt işverenin montaj konusunda asıl işverenden farklı bir teknolojik üstünlüğe sahip olmadığı ve asıl işverenin talimatlarının doğrudan alt işveren işçilerine verildiği tespit edilmiştir.

48574857 Sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca, bu olaydaki hukuki durum ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt işverenlik ilişkisi; teknolojik uzmanlık şartı gerçekleşmediği ve asıl işveren işçilerinin alt işverene devri muvazaa karinesi sayıldığı için geçersizdir; işçiler en baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

Cevap

Alt işverenlik ilişkisi; teknolojik uzmanlık şartı gerçekleşmediği ve asıl işveren işçilerinin alt işverene devri muvazaa karinesi sayıldığı için geçersizdir; işçiler en baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.
Verilen senaryoda üç temel ihlal mevcuttur: 11) Asıl işin bir bölümü devredilmesine rağmen 'teknolojik uzmanlık' şartı sağlanmamıştır. 22) Asıl işverenin kendi işçileri alt işverene devredilmiştir ki bu 48574857 sayılı İş Kanunu'na göre doğrudan muvazaa karinesidir. 33) Talimatların doğrudan asıl işveren tarafından verilmesi, alt işverenin bağımsızlığını ortadan kaldırır. Bu durumda ilişki muvazaalıdır ve işçiler en baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
İşin niteliğini belirle
Montaj hattı, beyaz eşya fabrikasında 'asıl iş'tir.
Asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesi ancak uzmanlık gerektiren hallerde mümkündür.
2
Muvazaa kriterlerini kontrol et
Kendi işçilerinin devri ve gerçek bir teknolojik farkın olmaması muvazaa göstergesidir.
48574857 sayılı Kanun Madde 2/72/7 uyarınca eski işçilerin devri muvazaa kabul edilir.
3
Hukuki sonucu tespit et
İlişki geçersiz sayılır ve işçiler en baştan itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilir.
Muvazaanın yaptırımı, işçilerin asıl işverenle kurulan sözleşmesinin başından beri var sayılmasıdır.

Anahtar Kavram

Alt İşverenlikte Muvazaa ve Şartları
Soru 6Soru

Bir anonim şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan, işletmenin stratejik kararlarında pay sahibi olan ve işçiyi işe alma ile işten çıkarma yetkisi bulunan (A), bir işçinin fazla mesai ücretlerini ödememiş ve iş sözleşmesini geçerli bir neden sunmadan feshetmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu olaydaki tarafların hukuki konumu ve sorumlulukları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı gerçekleştirdiği işlem ve yükümlülüklerden dolayı doğrudan işveren sorumludur.

Cevap

İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı gerçekleştirdiği işlem ve yükümlülüklerden dolayı doğrudan işveren sorumludur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin 4. fıkrasına göre; 'İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.' Bu hüküm gereği, temsilcinin (A) haksız fesih veya ücret ödememe gibi eylemlerinden dolayı yasal muhatap işverendir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin statüsünü belirle.
İşletmeyi yöneten ve işe alma/çıkarma yetkisi olan kişi 'İşveren Vekili'dir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 2 uyarınca işveren adına hareket eden ve yönetime katılanlar bu sıfatı alır.
2
Sorumluluk rejimini analiz et.
Vekilin işlemlerinden işveren doğrudan sorumlu tutulur.
İş Kanunu m. 2/4 açıkça bu sıfatla yapılan işlemlerin muhatabının işveren olduğunu belirtir.
3
İşçi niteliğini kontrol et.
İşveren vekili aynı zamanda bir işçidir.
İşveren vekili sıfatı, iş sözleşmesine dayalı işçi olma vasfını ve Kanun korumasını ortadan kaldırmaz.

Anahtar Kavram

İşveren vekilinin hukuki statüsü ve temsile dayalı doğrudan sorumluluk ilkesi.

Daha Fazla Pratik

İşveren vekilinin iş güvencesi (işe iade) kapsamındaki istisnai durumunu (işletme bütünü yönetenlerin durumu) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 7Soru

Bir inşaat firmasına bağlı şantiyede 'şantiye şefi' olarak görev yapan ve işveren adına yönetim yetkilerini kullanarak işçilerin çalışma düzenini belirleyen (S), işçilerin hafta tatili haklarını kullanmalarını engellemiş ve bu konuda tek muhatabın kendisi olduğunu beyan etmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca, (S)’nin hukuki statüsü ve bu eyleminin sorumluluk rejimi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şantiye şefi (S) işveren vekili sıfatına haizdir; bu sıfatla işçilere karşı yaptığı işlemlerden doğrudan işveren sorumludur ve bu sıfat (S)'nin işverenle olan ilişkisindeki işçi haklarını ortadan kaldırmaz.

Cevap

Şantiye şefi işveren vekilidir; yaptığı işlemlerden işveren sorumludur ve kendisi de işçi haklarına sahiptir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine göre, işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. Kanun açıkça, işveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yükümlülüklerinden doğrudan işverenin sorumlu olacağını ve işveren vekilliği sıfatının, kişiye işçi olarak tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmayacağını hükme bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin yönetimdeki rolünü analiz etme
Şantiyede yönetim yetkisi kullanan (S), İş Kanunu Md. 2/4 kapsamında 'işveren vekili' olarak tanımlanır.
Vekil sıfatı için işin, işyerinin veya işletmenin yönetiminde görev almak yeterlidir.
2
Sorumluluk rejimini belirleme
Vekilin bu sıfatla işçilere karşı girdiği yükümlülüklerden doğrudan işveren sorumlu olur.
Temsil yetkisinin hukuki sonucu olarak borç asıl işverene ait olur.
3
Vekilin kendi statüsünü değerlendirme
(S), işverenle olan ilişkisinde 'işçi' sıfatını korur ve İş Kanunu haklarından yararlanır.
İşveren vekilliği, kanun uyarınca işçilere tanınan hakları ortadan kaldırmaz.

Anahtar Kavram

İşveren vekilliğinin çift taraflı hukuki karakteri (temsilci vs. işçi)

Daha Fazla Pratik

İşveren vekillerinin sendika üyeliği kısıtlamalarını ve sendika yöneticisi olup olamayacaklarını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

48574857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca gerçekleşen bir işyeri devrinde; iş sözleşmelerinin devamlılığı, tarafların devir öncesi borçlardan sorumluluğu ve devrin fesih hakkı üzerindeki etkileri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devreden işveren, devir tarihinde mevcut olan borçlardan devralan işveren ile birlikte devir tarihinden itibaren 22 yıl süreyle müteselsilen sorumludur ve devir olgusu taraflara iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme yetkisi vermez.

Cevap

Devreden işverenin devralan ile birlikte devir tarihindeki borçlardan 22 yıl müteselsilen sorumlu olması ve devrin fesih nedeni oluşturmaması
İş Kanunu'nun 66. maddesine göre, işyeri devredildiğinde mevcut iş sözleşmeleri tüm hak ve borçları ile devralana geçer. Bu süreçte devreden işveren, devir tarihindeki borçlardan devralanla birlikte 22 yıl boyunca müteselsilen sorumludur. Ayrıca kanun, devrin ne işçi ne de işveren için tek başına bir fesih nedeni (haklı neden) olmayacağını açıkça hükme bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki Dayanağın Belirlenmesi
48574857 sayılı İş Kanunu'nun 66. maddesi (İşyerinin veya bir bölümünün devri).
İşyeri devrinin sonuçları bu madde kapsamında düzenlenmiştir.
2
Sorumluluk Süresinin Analizi
Devreden işveren için 22 yıllık müteselsil sorumluluk süresi.
Kanun, devredenin sorumluluğunu devir anındaki borçlarla sınırlı olmak üzere 22 yılla kısıtlamıştır.
3
Fesih Hakkının Değerlendirilmesi
Devir olgusunun haklı fesih nedeni oluşturmadığının teyidi.
İş güvencesi ve çalışma barışını korumak amacıyla devir işlemi taraflara fesih hakkı vermez.
4
İstisnaların Kontrolü
İflas nedeniyle tasfiye durumunda müteselsil sorumluluğun kalktığının belirlenmesi.
İflas hali, kanunda özel olarak bu sorumluluktan muaf tutulmuştur.

Anahtar Kavram

İşyeri Devrinde Müteselsil Sorumluluk ve Sözleşmenin Sürekliliği

Daha Fazla Pratik

İşyeri devri kapsamında kıdem tazminatı tavanı ve hesaplanmasında devreden işverenin sorumluluğu konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Türkiye'de iş hukukunun tarihsel süreci incelendiğinde; düzenlemelerin uygulama alanı (yerellik-genellik), dayandığı felsefe (bireyselcilik-sosyal koruma) ve hukuki kaynaklarındaki değişimler büyük önem taşır. Bu tarihsel ve hukuki dönüşüm süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mecelle'nin 'kiralayan ve kiracı' eşitliği esasına dayanan bireyselci yaklaşımı, Cumhuriyet döneminde 1921 tarihli Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile yerini ilk kez 'işçinin korunması' amacına yönelik özel bir düzenlemeye bırakmış; 1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanunu ile de bu koruma felsefesi genel ve kapsamlı bir kanun statüsü kazanmıştır.

Cevap

Mecelle'nin bireyselci yaklaşımının 1921 tarihli özel koruyucu kanunla değişmeye başlaması ve 1936 tarihli İş Kanunu ile genel bir statü kazanması ifadesi doğrudur.
Türk iş hukukunun gelişimi; Mecelle'nin tarafları eşit sayan liberal yaklaşımından, 1921'deki ilk korumacı özel düzenlemeye ve nihayet 1936'daki ilk genel korumacı kanuna doğru evrilmiştir. Bu tarihsel akış, konunun özünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı dönemi düzenlemelerinin kapsamını değerlendir.
Dilaver Paşa ve Maadin Nizamnameleri yerel ve sektörel (maden) odaklıdır; genel iş kanunu değildir.
Tarihsel gelişimde 'genellik' ve 'yerellik' ayrımını yapmak sorunun temelidir.
2
Mecelle'nin hukuki karakterini analiz et.
Mecelle, hizmet akdini 'insan kirası' olarak görür ve liberal irade serbestisini esas alır; korumacı değildir.
İş hukukunun doğuşundaki 'işçinin korunması' felsefesinin eksikliğini saptamak gerekir.
3
Cumhuriyet dönemi ilk yasalarının niteliğini belirle.
1921 tarihli 151 sayılı Kanun, işçiyi koruyan ilk sosyal yasadır; 1936 tarihli 3008 sayılı Kanun ise ilk genel ve kapsamlı yasadır.
Türk iş hukukunun kronolojik kilometre taşlarını ve bu yasaların birbirinden farkını (özel-genel) ayırt etmek gerekir.
4
1936 İş Kanunu'nun toplu haklar bakımından durumunu incele.
Bu kanun grev ve lokavtı yasaklamış, bireysel ilişkilere odaklanmıştır.
Grev hakkının tarihsel sürecini bilmek, seçenekleri elemek için kritiktir.

Anahtar Kavram

İş hukukunun bireyselci borçlar hukuku mantığından (Mecelle), sosyal korumacı iş hukuku mantığına (1921 ve 1936 Kanunları) geçişi.

Daha Fazla Pratik

1936 İş Kanunu ile 2003 tarihli 4857 sayılı İş Kanunu arasındaki felsefi farkları (esneklik vs. katı koruma) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

4857 sayılı İş Kanunu ve yerleşik öğreti ilkeleri çerçevesinde, "işçi" kavramını oluşturan unsurlar ve bu unsurların hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş görme borcunun şahsiliği ilkesi mutlak ve istisnasız bir kuraldır; dolayısıyla işçinin işverenin onayıyla dahi olsa yerine bir başkasını ikame etmesi, sözleşmenin iş sözleşmesi niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırarak eser sözleşmesine dönüşmesine yol açar.

Cevap

İş görme borcunun şahsiliği ilkesinin mutlak olduğu ve işverenin onayıyla dahi olsa yardımcı kullanımının sözleşmeyi eser sözleşmesine dönüştürdüğü ifadesi yanlıştır.
İş görme borcunun şahsiliği ilkesi, işçinin işini bizzat yapmasını kural olarak getirse de bu ilke mutlak değildir; işverenin izni veya işin doğası gereği yardımcı şahısların kullanılması sözleşmenin hukuki niteliğini kendiliğinden eser sözleşmesine dönüştürmez. İş sözleşmesini belirleyen asıl unsur, işin nasıl ve ne zaman yapılacağına dair yönetim hakkının işverende kalmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İşçi kavramının temel unsurlarını belirle.
İşçi; gerçek kişi olan, bir iş sözleşmesine dayanarak, bir işverene bağımlı ve ücret karşılığı çalışan kişidir.
4857 sayılı İş Kanunu madde 2'deki tanımı analiz etmek için gereklidir.
2
Bağımlılık unsurunun niteliğini değerlendir.
Bağımlılık, işçinin işverenin yönetim ve gözetim hakkı (talimat verme yetkisi) altında bulunmasıdır (hukuki bağımlılık). Ekonomik bağımsızlık veya işin işyerinde yapılmaması bu sıfatı ortadan kaldırmaz.
İş sözleşmesini diğer sözleşme türlerinden ayıran temel farkı saptamak için önemlidir.
3
İş görme borcunun şahsiliği (kişisel edim) ilkesini incele.
İşçi kural olarak edimini bizzat yerine getirmelidir; ancak bu kural emredici ve mutlak değildir. İşverenin onayı, teamüller veya işin doğası gereği (örneğin takım sözleşmesi) yardımcı şahıslar kullanılabilir.
Şahsilik ilkesinin esnetilebilir olup olmadığını belirlemek için gereklidir.
4
Sözleşmenin türünün değişip değişmediğini kontrol et.
Yardımcı kullanımı veya ikame durumunda, eğer yönetim hakkı (bağımlılık) hala işverende kalıyorsa sözleşme 'eser sözleşmesi'ne dönüşmez; zira eser sözleşmesi edimin bizzat yapılmasından ziyade bir 'sonuç' (eser) meydana getirme borcuna odaklanır.
Sözleşmeler arasındaki hukuki ayrımı doğru yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İş Hukukunda 'Hukuki Bağımlılık' ve 'Şahsilik İlkesinin İstisnaları'

Daha Fazla Pratik

İşveren vekili ile alt işveren arasındaki farkları ve muvazaa kriterlerini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Bir tekstil firması, ana üretim fabrikasının (AA) hemen yanındaki parselde işçiler için bir kreş ve dinlenme salonu işletmektedir. Fabrikaya 10 km10\text{ km} uzaklıkta bulunan ve sadece bu fabrikaya hammadde sağlayan bir iplik üretim tesisi (BB) ile şehir merkezinde fabrikanın ürünlerini satan bir mağazası (CC) bulunmaktadır. Fabrika, iplik tesisi ve mağazanın tamamı aynı işverene ait olup, tüm birimlerin personel ve finans yönetimi fabrikadaki merkez ofis tarafından gerçekleştirilmektedir.

48574857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi ve yerleşik yargı içtihatları uyarınca, "işyeri bütünlüğü" ve "eklenti" kavramları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İplik tesisi (BB) ile mağazanın (CC) ana fabrikadan coğrafi olarak ayrı olması ve farklı fonksiyonlara sahip olması, bu birimlerin her birinin yasal olarak "müstakil bir işletme" veya "bağımsız birim" statüsünde değerlendirilmesini zorunlu kılar.

Cevap

İplik tesisi ile mağazanın coğrafi olarak ayrı olması veya farklı fonksiyonlara sahip olması, bu birimlerin her birinin yasal olarak "müstakil bir işletme" veya "bağımsız birim" statüsünde değerlendirilmesini zorunlu kılmaz; yönetimde ve amaçta birlik olduğu sürece tek bir işyeri bütünlüğü esastır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesine göre işyeri, işverene bağlı yerler, eklentiler ve araçlarla birlikte bir bütündür. Bu bütünlüğün tespitinde coğrafi yakınlık tek kriter değildir. Eğer birimler arasında "yönetimde birlik" (tek bir merkezden idare edilme) ve "amaçta birlik/teknik bağlılık" (birbirini tamamlayan faaliyetler) varsa, bu birimler müstakil bir işletme değil, ana işyerinin bir parçası kabul edilir. İplik tesisinin fabrikaya hammadde sağlaması ve tüm birimlerin merkezden yönetilmesi, bu birimlerin bağımsız birim değil, asıl işyerine bağlı yerler olduğunu kanıtlar. Bu nedenle, bunların müstakil işletme sayılmasının 'zorunlu' olduğu ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
4857 Sayılı Kanun Madde 2'nin incelenmesi
İşyeri; eklentiler, bağlı yerler ve araçlar ile bir bütündür.
Yasal tanımın kapsamını belirlemek için.
2
İşyeri bütünlüğü kriterlerinin uygulanması
Hukuki bağlılık (aynı işveren), teknik bağlılık (amaçta birlik) ve yönetimde birlik kriterleri tespit edilir.
Birimin müstakil mi yoksa bağlı mı olduğunu anlamak için.
3
Coğrafi uzaklığın etkisinin değerlendirilmesi
Uzaklık, teknik ve yönetimsel bağ devam ettiği sürece işyeri bütünlüğünü bozmaz.
Seçeneklerdeki mesafeye dayalı iddiaları çürütmek için.
4
Yanlış yargının tespiti
Farklı fonksiyon ve yerlerin mutlaka "müstakil işletme" yaratacağı iddiası hatalıdır.
Soru kökündeki yanlış ifadeyi bulmak için.

Anahtar Kavram

İşyeri Bütünlüğü (Teknik, Hukuki ve Yönetimsel Bağlılık)
Soru 12Soru

Büyük ölçekli bir kargo operasyon merkezi, işletmenin asıl işi olan "barkodlama ve tasnif" işlemlerini, yeni nesil optik okuyucuların kullanımıyla "işletmenin ve işin gereği ile teknolojik uzmanlık" gerektirdiği gerekçesiyle bir alt işverene devretmiştir. Alt işveren, bu bölümde istihdam edeceği personelin tamamını, kargo merkezinde daha önce aynı bölümde çalışan ve kısa süre önce iş sözleşmeleri feshedilmiş olan eski çalışanlar arasından seçmiştir. Yapılan yargılama sonucunda, söz konusu işlemin aslında uzmanlık gerektirmediği ve işçi haklarını kısıtlama amacı güttüğü (muvazaa) kanaatine varılmıştır.

Bu durumda, 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde ortaya çıkacak hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt işveren tarafından işe alınan işçiler, iş sözleşmelerinin yapıldığı tarihten itibaren başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılırlar.

Cevap

Alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılması
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine göre, asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin devredilmesi veya daha önce asıl işverene bağlı çalışanların alt işverende istihdam edilmesi muvazaa sayılır. Muvazaa tespit edildiğinde ise alt işverenin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak tüm haklarını asıl işveren nezdindeki emsal işçilere göre talep edebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
İlişkinin niteliğini belirle
Devredilen iş 'asıl iş' (barkodlama ve tasnif) kapsamındadır.
Asıl işin alt işverene verilebilmesi için 'işletmenin ve işin gereği' ile 'teknolojik uzmanlık' şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
2
Muvazaa kriterlerini kontrol et
Daha önce asıl işverene bağlı çalışanların alt işveren tarafından tekrar işe alınması muvazaa göstergesidir.
İş Kanunu Md. 2 uyarınca, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi muvazaa karinesidir.
3
Hukuki sonucu tespit et
İşçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.
Kanun, muvazaalı işlemlerin geçersizliğini ve işçilerin gerçek işverenle olan bağının kopmadığını bu şekilde hükme bağlar.

Anahtar Kavram

Alt İşverenlikte Muvazaa ve Hukuki Sonuçları
Soru 13Soru

İş hukukunun milli kaynakları, normlar hiyerarşisi içindeki konumları ve hukuki bağlayıcılık güçleri bakımından çeşitli özelliklere sahiptir. Bu kaynakların hiyerarşik yapısı ve yargısal süreçlerdeki etkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar, benzer nitelikteki tüm iş uyuşmazlıkları için alt mahkemeleri ve Yargıtay'ın ilgili dairelerini kesin olarak bağlayan asli bir milli hukuk kaynağıdır.

Cevap

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının bağlayıcı birer kaynak olduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü yargı kararları arasında sadece İçtihadı Birleştirme Kararları asli ve bağlayıcı kaynak niteliğindedir.
Hukuk sistemimizde yargı kararları kural olarak yardımcı kaynaktır. Ancak Yargıtay'ın farklı daireleri veya genel kurulları arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını gidermek amacıyla alınan 'İçtihadı Birleştirme Kararları' (İBK), kanun gücünde ve bağlayıcıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ise sadece o dava dosyası için bağlayıcı olup, genel bir hukuk kuralı olarak diğer mahkemeleri yasal olarak bağlamaz; emsal (yol gösterici) nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Milli kaynakların hiyerarşik tasnifini yapın.
Hiyerarşi: Anayasa > Kanun / İBK / CBK > Yönetmelik şeklindedir.
Normlar hiyerarşisi, hangi kaynağın diğerine üstün geleceğini belirler.
2
Sözleşmeye dayalı kaynakları (TİS, İş Sözleşmesi) değerlendirin.
TİS, iş sözleşmesinin üzerindedir ancak 'yararlılık ilkesi' bir istisnadır.
İş hukukunun işçiyi koruma amacı, daha avantajlı olan alt normun üst norma tercih edilmesini sağlar.
3
Yargı kararlarının hukuki niteliğini analiz edin.
Daire ve Genel Kurul kararları emsaldir; sadece İçtihadı Birleştirme Kararları (İBK) bağlayıcıdır.
Hukuk güvenliği ve birliği açısından kanun koyucu sadece belirli usulle alınan kararlara genel bağlayıcılık tanımıştır.
4
Seçeneklerdeki ifadeleri bu kriterlere göre karşılaştırın.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarını 'asli ve bağlayıcı' olarak tanımlayan ifade, yargı kararlarının niteliğiyle çelişmektedir.
Bu kararlar mahkemelere yol gösterse de, mahkemelerin bu görüşten sapma yetkisi (direnme hakkı) mevcuttur; oysa İBK'dan sapma yetkisi yoktur.

Anahtar Kavram

İçtihadı Birleştirme Kararları ve Normlar Hiyerarşisi

Daha Fazla Pratik

İş hukukunun uluslararası kaynakları ile milli kaynaklar arasındaki ilişkiyi ve Anayasa'nın 90. maddesinin iş hukukuna etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 14Soru

İş hukukunda yer alan "işçi lehine yorum ilkesi", mevzuatın uygulanması sırasında ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesinde başvurulan temel bir dayanaktır. Ancak bu ilke sınırsız bir uygulama alanına sahip değildir. Buna göre, işçi lehine yorum ilkesinin uygulanabilmesi için gerekli olan temel hukuki şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlgili yasal düzenlemede bir kapalılık, belirsizlik veya boşluk bulunması

Cevap

İlgili yasal düzenlemede bir kapalılık, belirsizlik veya boşluk bulunması
İşçi lehine yorum ilkesi, iş hukukunun temel koruyucu ilkelerinden biridir. Ancak bu ilke, kanun koyucunun iradesinin net olduğu durumlarda devreye giremez. Bir hukuk kuralının işçi lehine yorumlanabilmesi için o kuralın anlamının tartışmalı olması, kapalı olması veya hukukta o konuda bir boşluk bulunması şarttır. Eğer kanun hükmü hiçbir şüpheye yer vermeyecek kadar açıksa, sonuç işçinin aleyhine olsa dahi hakim bu hükmü olduğu gibi uygulamak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
İşçi lehine yorum ilkesinin amacını belirle.
İşçinin korunması amacıyla, mevzuattaki belirsiz durumların işçi yararına sonuçlandırılmasıdır.
İlkenin hukuki niteliğini anlamak için gereklidir.
2
İlkenin uygulama sınırlarını kontrol et.
Yorum yapılabilmesi için öncelikle yorumlanacak bir belirsizlik (kapalılık veya boşluk) olması gerekir.
Kanun metninin açık olduğu durumlarda hakimin metne bağlı kalma zorunluluğunu teyit etmek içindir.
3
Seçenekleri bu şart çerçevesinde değerlendir.
Yalnızca yasal metinde kapalılık veya boşluk olması durumunda bu ilkeye gidilebileceği sonucuna ulaşılır.
Hukuk devleti ilkesi gereği, açık kanun hükmünün yorum yoluyla değiştirilemeyeceği gerçeğiyle örtüşür.

Anahtar Kavram

İşçi lehine yorum ilkesi ancak kanun hükmünde açıklık bulunmaması durumunda uygulanabilir.

İpuçları

1
Yorum yapmak için öncelikle metinde anlaşılmayan bir yer olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Eşit davranma ilkesinin hangi durumlarda (objektif nedenler) bozulabileceğine dair örnek olayları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

1982 Anayasası'nda yapılan düzenlemelerle hukuk sistemimize giren Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin iş hukuku kaynakları arasındaki yeri ve diğer milli kaynaklarla olan hiyerarşik ilişkisi göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa gereği kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı için, İş Kanunu'nda hüküm bulunan hallerde kanun hükümleri kararnameye göre öncelik taşır.

Cevap

Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı kuralı uyarınca, İş Kanunu hükümlerinin kararnameye göre öncelikli olması doğrudur.
Anayasa'nın 104. maddesinde yapılan değişikliklerle, normlar hiyerarşisine dahil olan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin sınırları net bir şekilde çizilmiştir. Bu maddeye göre; kanunda açıkça düzenlenen bir konuda kararname çıkarılamaz, çıkarılmış olsa dahi çatışma durumunda kanun hükümleri uygulanır. İş hukukuna ilişkin temel düzenlemeler 4857 sayılı İş Kanunu'nda yer aldığı için, bu alanlarda kanun hükümleri kararnamelerden üstün ve öncelikli bir milli kaynaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin (CBK) anayasal çerçevesini analiz etmek
Anayasa m. 104 uyarınca CBK'ların; temel haklar, kişi hakları ve siyasi haklar alanında çıkarılamayacağı, ancak sosyal ve ekonomik haklar (İş Hukuku gibi) alanında çıkarılabileceği belirlenir.
Normlar hiyerarşisinde yeni bir tür olan CBK'nın sınırlarını çizmek uyuşmazlığın çözümü için esastır.
2
CBK ile Kanun arasındaki hiyerarşiyi değerlendirmek
Anayasa'ya göre: 1. Kanunda açıkça düzenlenen konularda CBK çıkarılamaz. 2. CBK ile kanun çatışırsa kanun uygulanır. 3. TBMM aynı konuda kanun çıkarırsa CBK hükümsüz kalır.
Yasama organının (TBMM) önceliği ilkesini teyit etmek gerekir.
3
İş Hukuku özelinde durumu yorumlamak
4857 sayılı İş Kanunu mevcut olduğu için, bu kanunun düzenlediği alanlarda CBK ile kanun aleyhine veya kanunu değiştirecek düzenleme yapılamayacağı, kanunun öncelikli olduğu sonucuna varılır.
Milli kaynaklar arasındaki çatışma çözüm kuralını uygulamak cevabı netleştirir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri

Daha Fazla Pratik

İş hukukunun uluslararası kaynakları (ILO sözleşmeleri) ile milli kanunların çatışması durumunda Anayasa m. 90/son hükmünün nasıl uygulanacağını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Bir gıda üretim tesisinde, üretimin ayrılmaz bir parçası niteliğindeki paketleme ve son kontrol işlemleri (asıl işin bir bölümü), maliyetlerin düşürülmesi amacıyla bir dış firmaya (alt işveren) devredilmiştir. Bu süreçte, asıl işveren bünyesinde bu bölümde çalışan 20 deneyimli işçi işten çıkarılarak, ertesi gün aynı işi yapmak üzere alt işveren tarafından işe alınmıştır. Yapılan incelemede, alt işverenin söz konusu iş için herhangi bir teknolojik uzmanlığa sahip olmadığı ve sadece iş gücü temin ettiği tespit edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'na göre, bu ilişkiyle ilgili ortaya çıkacak hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapılan işlem muvazaalı kabul edilir ve alt işverenin işçileri, işe başladıkları günden itibaren asıl işverenin işçisi sayılırlar.

Cevap

İlişki muvazaalı kabul edilir ve alt işveren işçileri, işe başladıkları günden itibaren asıl işverenin işçisi sayılırlar.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine göre, asıl işin bir bölümünde alt işverenlik ilişkisi kurulabilmesi için işin 'işletmenin ve işin gereği ile teknolojik uzmanlık' gerektirmesi zorunludur. Ayrıca, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi muvazaa (danışıklı işlem) karinesidir. Muvazaanın tespiti halinde, alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi gibi haklardan yararlanabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
İşin niteliğini belirle
Paketleme ve kontrol 'asıl işin bir parçası' olarak tanımlanmıştır.
Yardımcı işler (temizlik, yemek vb.) her zaman devredilebilirken, asıl işin devri sıkı şartlara tabidir.
2
Uzmanlık ve işletme gerekliliği şartlarını kontrol et
Teknolojik uzmanlık olmadığı ve sadece maliyet odaklı (iş gücü temini) bir devir olduğu saptanmıştır.
4857 Sayılı Kanun Md. 2/7 uyarınca, asıl işin bir bölümü ancak uzmanlık gerektiren hallerde devredilebilir.
3
İşçi profilini analiz et
Asıl işverenin eski işçilerinin alt işveren tarafından işe alındığı görülmektedir.
Eski işçilerin alt işveren nezdinde çalıştırılması kanunen muvazaa (danışıklı işlem) belirtisidir.
4
Hukuki sonucu tespit et
İşçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.
Muvazaa tespitinin yaptırımı, alt işverenlik ilişkisinin geçersizliği ve gerçek işverenin asıl işveren olduğunun kabulüdür.

Anahtar Kavram

Alt İşverenlikte Muvazaa ve Şartları

Daha Fazla Pratik

Alt işverenlikte asıl işverenin 'birlikte sorumluluk' (müteselsil sorumluluk) kapsamını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

4857 sayılı İş Kanunu’nda ve diğer özel iş kanunlarında düzenlenmemiş bir hususun varlığı halinde, uyuşmazlığın çözümü için başvurulacak milli kaynaklar ve bu kaynakların niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde, genel kanun niteliğinde olan Türk Borçlar Kanunu hükümleri tamamlayıcı kaynak olarak uygulanır.

Cevap

İş Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde, genel kanun niteliğinde olan Türk Borçlar Kanunu hükümleri tamamlayıcı kaynak olarak uygulanır.
İş hukukunda, özel kanun olan 4857 sayılı İş Kanunu'nda veya diğer özel kanunlarda (Basın İş, Deniz İş vb.) bir düzenleme bulunmadığında, genel kanun niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu'na başvurulur. Bu, milli kaynaklar arasındaki hiyerarşik ve tamamlayıcı ilişkinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın türünü ve uygulanacak mevzuat hiyerarşisini analiz etmek.
İş uyuşmazlığında öncelikle özel kanun (İş Kanunu) hükümleri incelenmelidir.
Özel kanun, genel kanundan önce uygulanır (Lex specialis derogat legi generali).
2
Özel kanunda hüküm bulunmayan (boşluk) durumu değerlendirmek.
Özel iş kanunlarında cevap bulunamayan hallerde genel özel hukuk olan Borçlar Kanunu'na gidilmesi gerektiği belirlendi.
Türk Borçlar Kanunu, iş hukukunun tamamlayıcı ve genel milli kaynağıdır.

Anahtar Kavram

Özel Kanun - Genel Kanun İlişkisi

İpuçları

1
İş uyuşmazlıklarında öncelikle özel düzenlemelere bakılır, ancak her uyuşmazlığın cevabı İş Kanunu'nda olmayabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

Türk iş hukuku öğretisi ve yerleşik yargısal uygulamalar çerçevesinde; bir gerçek kişinin, iş sözleşmesine dayalı olarak ücret karşılığında bir başkasının yönetimi altında çalışmasını ifade eden 'bağımlılık' unsuru ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımlılık ilişkisi; çalışanı, işin sonucuna odaklanan eser sözleşmesi yüklenicisi ile statü hukukuna tabi kamu görevlisinden (memur) ayıran temel 'özel hukuk' karakterli unsurdur.

Cevap

Bağımlılık ilişkisinin çalışanı eser sözleşmesi yüklenicisi ve memur statüsünden ayıran temel özel hukuk karakterli unsur olduğu ifadesi doğrudur.
Doğru olan seçenek, bağımlılık unsurunun işçiyi eser sözleşmesi yüklenicisinden (bağımsızlık ve sonuç odaklılık) ve memurlardan (idari statü) ayıran temel özel hukuk ölçütü olduğunu ifade etmektedir. İş hukukundaki bağımlılık, işçinin işverenin yönetim yetkisi altına girmesini sağlayan kişisel ve hukuki bir bağdır.

Adım Adım Çözüm

1
İşçi kavramının dört temel unsurunu (gerçek kişi, iş sözleşmesi, ücret, bağımlılık) analiz edin.
İşçinin mutlaka bir gerçek kişi olması gerektiği ve ilişkinin özel hukuk niteliği taşıyan bir iş sözleşmesine dayanması gerektiği saptanır.
İşçi tanımının yasal sınırlarını belirlemek için temel unsurların bilinmesi gerekir.
2
Bağımlılık unsurunun 'hukuki' ve 'ekonomik' boyutlarını birbirinden ayırt edin.
Hukuki bağımlılığın (yönetim ve denetim yetkisine tabi olma) işçi sıfatı için zorunlu olduğu, ekonomik bağımlılığın ise yardımcı bir kriter olduğu anlaşılır.
İşçi sıfatını serbest çalışanlardan ayıran en kritik fark hukuki bağımlılıktır.
3
İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleriyle (eser, vekâlet) ve kamu hukuku ilişkileriyle (memuriyet) kıyaslayın.
Eser sözleşmesinde 'sonuç' odaklı bağımsızlık, memuriyette ise 'statü' hukuku hakimken; iş sözleşmesinde 'kişisel/hukuki bağımlılık' hakimdir.
Bağımlılık unsurunun ayırt edici fonksiyonunu doğrulamak için diğer hukuki statülerle farkları saptanmalıdır.

Anahtar Kavram

İşçi Kavramında Hukuki Bağımlılık Unsuru
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 19Soru

Bir otomotiv fabrikasında üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ana binanın yanında işçiler için bir yemekhane, dinlenme odası ve açık bir avlu bulunmaktadır. 48574857 sayılı İş Kanunu'nun 2.2. maddesi uyarınca, bu yerlerin hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşyeri kavramına dâhil olan eklenti ve unsurlardır.

Cevap

İşyeri kavramına dâhil olan eklenti ve unsurlardır.
İşyeri kavramına dâhil olan eklenti ve unsurlar olduğunu belirten seçenek doğrudur; çünkü 48574857 sayılı İş Kanunu'nun 2.2. maddesine göre işyerine bağlı yerler (eklentiler), avlular ve araçlar işyerinden sayılmaktadır. Yemekhane ve dinlenme alanları bu eklentilerin tipik örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Tesislerin niteliğini belirleyin.
Yemekhane, dinlenme odası ve avlu gibi yerler belirlendi.
Bu yerler asıl işin yürütüldüğü yere bağlı sosyal veya yardımcı alanlardır.
2
4857 sayılı İş Kanunu Madde 2 hükmünü uygulayın.
Kanun; eklentileri, avluları ve araçları işyerinden saymaktadır.
İşyerinin hukuki ve organizasyonel bütünlüğü gereği bu alanlar işyeri kapsamındadır.

Anahtar Kavram

İşyeri Bütünlüğü İlkesi
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

İş hukukunda işçi sıfatını belirleyen unsurların başında gelen 'bağımlılık', kişiyi işverenin otoritesine bağlayan ve iş sözleşmesini bağımsız iş görme borcu doğuran sözleşmelerden ayıran en temel kıstastır.

Buna göre, işçi kavramı ve bağımlılık unsurunun mahiyeti ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuki bağımlılık; işçinin iş görme edimini yerine getirirken işverenin yönetim, denetim ve disiplin yetkisi altında bulunmasını, işin yürütümü ve işyeri düzenine ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü ifade eder.

Cevap

Hukuki bağımlılığı işverenin yönetim, denetim ve disiplin yetkisiyle ilişkilendiren ifade doğrudur.
Hukuki bağımlılık, işçinin işverenin otoritesi altına girmesini ifade eder. Bu durum işçinin sadece işin sonucundan değil, işin yapılış süreci, yeri ve zamanı konusunda işverenin yönetim hakkına ve disiplin gücüne tabi olmasını kapsar. Doktrin ve yargı uygulamalarında işçi sıfatını belirleyen temel ölçüt budur.

Adım Adım Çözüm

1
İşçi tanımının kurucu unsurlarını analiz et.
İşçi: Gerçek kişi, iş sözleşmesi, iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını taşımalıdır.
Bir kişinin işçi sayılabilmesi için bu beş unsurun kümülatif olarak bulunması gerekir.
2
Bağımlılık unsurunun niteliğini belirle.
İş hukukunda 'hukuki bağımlılık' esastır; ekonomik bağımlılık bir ön şart değildir.
Hukuki bağımlılık, işçinin işverenin yönetim hakkına (talimat, denetim, disiplin) tabi olmasını ifade eder.
3
Diğer çalışma türleri ve statülerle farkları ayırt et.
Tüzel kişiler işçi olamaz; memurlar statü hukukuna tabidir; uzman çalışanlarda teknik bağımlılık zayıf olsa da hukuki bağımlılık yeterlidir.
Bağımlılık unsuru, iş sözleşmesini bağımsız çalışanlardan (eser, vekalet) ve statü hukukundan ayıran belirleyici kıstastır.

Anahtar Kavram

Hukuki Bağımlılık (Subordination)

Daha Fazla Pratik

Bağımlılık unsurunun zayıf olduğu 'uzaktan çalışma' veya 'serbest çalışanlar' (freelancer) ile işçilik farkını inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 7Sonraki
İş Hukukuna Giriş ve Temel Kavramlar Alıştırma Soruları — KPSS Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri | Examkin