Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

269 soru

Soru 1Soru

Osmanlı Devleti'nin 1919. yüzyılda karşı karşıya kaldığı Mısır Meselesi sürecinde, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın ordularının ilerleyişini durdurmak amacıyla Rusya ile imzaladığı, sekiz yıl sürecek olan ve Boğazlar üzerinde tek başına egemenlik hakkını kullandığı son antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hünkar İskelesi Antlaşması

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakkını son kez tek başına kullandığı antlaşma Hünkar İskelesi Antlaşması'dır.
Hünkar İskelesi Antlaşması, 18331833 yılında Rusya ve Osmanlı arasında imzalanmış bir savunma ve ittifak antlaşmasıdır. Antlaşmanın gizli maddesine göre Osmanlı Devleti, Rusya saldırıya uğrarsa Boğazları kapatmayı taahhüt etmiştir. Bu antlaşma, Osmanlı'nın Boğazlar üzerinde tek başına karar verdiği son uluslararası belgedir ve bu tarihten sonra mesele 'Boğazlar Sorunu' olarak uluslararası bir boyut kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin tespiti
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın isyanı ve ordularının Kütahya'ya kadar ilerlemesi.
Osmanlı Devleti'nin kendi iç meselesini çözemeyerek dış desteğe ihtiyaç duyması sürecini anlamak için.
2
Diplomatik çözüm arayışı
II. Mahmut'un 'Denize düşen yılana sarılır' diyerek Rusya'dan yardım istemesi.
Mısır isyanına karşı denge politikası gereği Rusya ile yakınlaşmanın nedenini belirlemek için.
3
Antlaşmanın belirlenmesi
18331833 Hünkar İskelesi Antlaşması'nın imzalanması.
Bu antlaşmanın Rusya'ya sağladığı ayrıcalıklar ve Osmanlı'nın Boğazlar üzerindeki son müstakil tasarrufu olduğunu saptamak için.

Anahtar Kavram

Hünkar İskelesi Antlaşması ve Boğazlar Meselesi'nin Başlangıcı

İpuçları

1
Bu antlaşma Rusya ile imzalanmış bir ittifak antlaşmasıdır.
2
Antlaşmanın ardından İngiltere ve Fransa tepki göstermiş ve mesele uluslararası bir sorun haline gelmiştir.
3
18331833 yılında imzalanan ve Boğazlar sorununu başlatan antlaşmayı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Boğazlar sorununun aşamalarını (Hünkar İskelesi -> Londra Sözleşmesi -> Montrö) kronolojik olarak incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 2Soru

1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşları tüm hızıyla devam ederken, 1789 yılında patlak veren Fransız İhtilali Avrupa’nın siyasi dengelerini kökten sarsmıştır. Bu gelişme üzerine Avusturya, işgal ettiği toprakları Osmanlı Devleti’ne geri vererek 1791 yılında Ziştovi Antlaşması ile savaştan çekilmek zorunda kalmıştır.

Avusturya’nın savaşta avantajlı bir konumdayken bu tutum değişikliğini sergilemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhtilalin yaydığı milliyetçilik akımının kendi çok uluslu yapısı için tehdit oluşturması

Cevap

Avusturya'nın savaştan çekilme nedeni, ihtilal fikirlerinin (milliyetçilik) kendi çok uluslu (imparatorluk) yapısını bozmasından çekinmesidir.
Avusturya, Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik akımının kendi sınırları içindeki farklı halkları (Macar, Sırp vb.) harekete geçirmesinden ve devletin parçalanmasından endişe etmiştir. Bu hayati tehdit, Osmanlı topraklarındaki genişleme arzusunun önüne geçmiş ve devletin mevcut yapısını korumak için barış istemesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi olaylarını analiz etme
1787-1792 yılları arasında Osmanlı'nın iki büyük güçle (Rusya-Avusturya) savaştığı tespit edilir.
Savaşın seyrini değiştiren dış etkeni bulmak için başlangıç noktasıdır.
2
Fransız İhtilali'nin etkisini değerlendirme
1789'da çıkan ihtilalin milliyetçilik, hürriyet ve eşitlik gibi fikirleri dünyaya yaydığı belirlenir.
Bu fikirlerin çok uluslu yapılar üzerindeki yıkıcı etkisi bilinmelidir.
3
Avusturya'nın devlet yapısını inceleme
Avusturya'nın Macarlar, Sırplar ve diğer azınlıklardan oluşan heterojen bir imparatorluk olduğu hatırlanır.
İhtilal fikirlerinin neden özellikle Avusturya'yı korkuttuğunu anlamak için gereklidir.
4
Ziştovi Antlaşması'na bağlama
Avusturya, dışarıda toprak kazanmak yerine içerideki bütünlüğünü korumak adına savaşı sonlandırmış ve Ziştovi'yi imzalamıştır.
Temel neden-sonuç ilişkisi kurularak doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali'nin Milliyetçilik Etkisi ve Çok Uluslu İmparatorluklar

İpuçları

1
1789 yılı dünya tarihinde hangi büyük değişimin başlangıcıdır?
2
Fransız İhtilali'nin yaydığı hangi fikir imparatorluklar için en büyük tehlikedir?
3
Avusturya'nın içinde yaşayan halkların çeşitliliğini ve bu halkların milliyetçilikten nasıl etkilenebileceğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Ziştovi Antlaşması'ndan bir yıl sonra imzalanan ve Osmanlı-Rus savaşını bitiren Yaş Antlaşması'nın sonuçlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Osmanlı Devleti'nin 12991299-14531453 yılları arasını kapsayan Kuruluş Dönemi'nde meydana gelen siyasi, askeri veya idari gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vaka-i Hayriye (Hayırlı Olay) ile Yeniçeri Ocağı'nın tamamen kaldırılması

Cevap

Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (18261826) Kuruluş Dönemi (12991299-14531453) gelişmesi değil, Dağılma Dönemi gelişmesidir.
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (Vaka-i Hayriye), 18261826 yılında II. Mahmud döneminde gerçekleşmiştir. Bu olay Kuruluş Dönemi değil, Osmanlı Devleti'nin Dağılma Dönemi içindeki en önemli askeri reformlardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
Osmanlı Kuruluş Dönemi'nin 12991299 yılında kurulup 14531453 İstanbul'un Fethi ile sona erdiği belirlenir.
Olayların kronolojik olarak bu tarih aralığında olup olmadığını denetlemek gerekir.
2
Seçenekleri değerlendirme
Yaya ve Müsellem ordusu (Orhan Bey), Rumeli Beylerbeyliği (I. Murad), Fetret Devri (Yıldırım Bayezid sonrası) ve Sultan unvanı (Orhan Bey) Kuruluş Dönemi kapsamındadır.
Bu gelişmelerin tamamı 14531453 öncesine aittir.
3
Yanlış olanı saptama
Vaka-i Hayriye olarak bilinen Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması olayının 1919. yüzyılda (18261826) gerçekleştiği tespit edilir.
Bu olay Kuruluş Dönemi'nden yaklaşık 400400 yıl sonra yaşanmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti Dönemlendirmesi ve Kuruluş Dönemi Kronolojisi

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'Kuruluş Dönemi' ifadesi ile seçeneklerdeki olayların ait olduğu padişahları eşleştirerek kronolojik bir eleme yapılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 4Soru

Osmanlı Devleti, 17741774 yılında Rusya ile imzaladığı Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım'ın bağımsızlığını tanımış; ancak Kırım halkının dini açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalmasını kabul ettirmiştir.

Osmanlı Devleti'nin antlaşmaya bu maddeyi ekletmekle ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırım halkı ile olan kültürel ve tarihi bağların sürdürülmesini sağlamak

Cevap

Osmanlı Devleti, Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım halkının dini açıdan halifeye bağlı kalmasını sağlayarak bölge halkı ile kültürel ve tarihi bağlarını korumayı hedeflemiştir.
Osmanlı Devleti, Kırım gibi Müslüman bir coğrafyayı siyasi olarak kaybetmesine rağmen, halkın halifeye bağlı kalması şartıyla bölge ile olan kültürel, dini ve tarihi bağlarını canlı tutmayı, ileride oluşabilecek fırsatlarda bölge halkının desteğini korumayı amaçlamıştır. Bu durum, Osmanlı tarihinde halifelik makamının uluslararası bir antlaşmada siyasi bir araç olarak kullanıldığı ilk örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesinin analiz edilmesi
Kırım siyasi olarak bağımsız, dini olarak Osmanlı halifesine bağlıdır.
Osmanlı Devleti'nin ilk kez halifeliğin siyasi/diplomatik gücünü sınır dışındaki bir toprak parçası için kullandığını tespit etmek gerekir.
2
Dini bağlılığın amacının belirlenmesi
Müslüman halk ile manevi bağın korunması.
Toprak kaybedilse dahi halkın kimliğini ve Osmanlı ile olan irtibatını korumak stratejik bir kültürel politikadır.

Anahtar Kavram

Halifeliğin Siyasi Gücünün Kullanılması

İpuçları

1
Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin halifelik makamını siyasi bir koz olarak kullandığı ilk antlaşmadır.
2
Bir bölgenin bağımsız olması siyasi bağları koparır, ancak dini bağlılık kültürel bağları korur.

Daha Fazla Pratik

Küçük Kaynarca Antlaşması'nın diğer maddelerini ve Rusya'nın elde ettiği kapitülasyon haklarını inceleyerek dönemin güç dengesini değerlendirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 5Soru

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nın Avrupalı devletlerce geçersiz sayılması üzerine Berlin Kongresi toplanmıştır. Bu kongre sonucunda imzalanan 1878 Berlin Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar ve Doğu Anadolu'daki toprak bütünlüğüne ağır bir darbe indirmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1878 Berlin Antlaşması ile gerçekleşen değişimlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırım'ın bağımsız bir hanlık haline gelerek Osmanlı Devleti ile siyasi bağının kopması

Cevap

Kırım'ın bağımsız bir hanlık haline gelmesi, 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile gerçekleşmiş bir olaydır ve 18. yüzyıl (Gerileme Dönemi) siyasi tarihine aittir.
Kırım'ın bağımsız bir hanlık haline gelmesi 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'nın sonucudur. 1878 Berlin Antlaşması imzalandığında Kırım zaten yaklaşık bir asırdır Osmanlı egemenliğinden çıkmış, hatta Yaş Antlaşması (1792) ile Rusya'ya bağlanmıştı.

Adım Adım Çözüm

1
Berlin Antlaşması'nın (1878) kapsamını ve maddelerini gözden geçir.
Antlaşma ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olmuş; Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya verilmiş; Bosna yönetimi Avusturya'ya devredilmiş ve Bulgaristan toprakları bölünmüştür.
Seçeneklerdeki olayların Berlin Antlaşması ile tarihsel uyumunu kontrol etmek için.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojisini karşılaştır.
Kırım'ın bağımsızlığına dair süreç (1774 Küçük Kaynarca), Berlin Antlaşması'ndan (1878) yaklaşık 100 yıl önce tamamlanmıştır.
Hangi olayın Dağılma Dönemi ve Berlin Antlaşması dışında kaldığını tespit etmek için.
3
Yanlış olan bilgiyi teyit et.
Kırım'ın kaybı 18. yüzyıl, Berlin Antlaşması ise 19. yüzyıl sonu gelişmesidir.
Kronolojik tutarsızlığın doğruluğunu kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

1878 Berlin Antlaşması ve Siyasi Sonuçları

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. Seçeneklerdeki olayların hangi yüzyıllara ait olduğunu düşünerek (18. yy vs 19. yy) Küçük Kaynarca maddesi kolayca ayırt edilebilir.
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 6Soru

Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyıldaki son kazançlı antlaşması kabul edilen 17391739 Belgrad Antlaşması'nın imzalanmasında ara buluculuk yapan Fransa'ya, bu hizmeti karşılığında 17401740 yılında I.I. Mahmud tarafından sağlanan ayrıcalık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapitülasyonların süresiz (daimi) hale getirilmesi

Cevap

Kapitülasyonların süresiz (daimi) hale getirilmesi
Osmanlı Devleti, 173617391736-1739 savaşlarında kazandığı askeri başarıyı masada korumak için Fransa'nın ara buluculuğuna başvurmuştur. Bu desteğin bir sonucu olarak 17401740 yılında I.I. Mahmud, Fransızlara verilen kapitülasyonları süresiz hale getirmiştir. Bu durum başlangıçta bir başarı gibi görünse de, ilerleyen yıllarda Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlı hale gelmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Diplomatik bağlamın analiz edilmesi
Belgrad Antlaşması (17391739), Osmanlı'nın hem Avusturya hem de Rusya'ya karşı üstünlük kurduğu son büyük antlaşmadır.
Sürecin hangi padişah ve hangi devletin desteğiyle yürütüldüğünü belirlemek için gereklidir.
2
Ara bulucu devletin belirlenmesi
Fransa, antlaşma sürecinde etkin rol oynayarak Osmanlı lehine maddeler eklenmesini sağlamıştır.
Verilen ödülün hangi devlete yönelik olduğunu netleştirmek gerekir.
3
Sonucun saptanması
17401740 yılında imzalanan yeni kapitülasyon antlaşmasıyla, Fransızlara verilen ticari imtiyazlar padişahların ömrüyle sınırlı olmaktan çıkarılıp daimi kılınmıştır.
Belgrad Antlaşması'nın en önemli uzun vadeli sonucunu belirlemek için bu adım kritiktir.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Fransız İlişkileri ve 17401740 Kapitülasyonları

Daha Fazla Pratik

Kapitülasyonların kaldırılması sürecini öğrenmek için Lozan Barış Antlaşması maddelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 7Soru

Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyılda Rusya ile imzaladığı diplomatik metinlerde yer alan; Rusya'nın Osmanlı topraklarındaki Ortodoks tebaanın koruyuculuğunu (hamiliğini) üstlenmesi ve Balkanlar'ın stratejik noktalarında konsolosluklar açabilmesi hükümleri, devletin egemenlik haklarının doğrudan kısıtlandığının göstergesidir.

Rusya'nın bu hakları elde ederek ulaşmak istediği öncelikli hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkanlar'daki Hristiyan halkı Osmanlı yönetimine karşı kışkırtarak bölgedeki siyasi etkisini artırmak ve iç işlerine müdahale etmek

Cevap

Doğru cevap, Balkanlar'daki Hristiyan halkı Osmanlı yönetimine karşı kışkırtarak bölgedeki siyasi etkisini artırmayı ve iç işlerine müdahale etmeyi hedefleyen seçenektir.
XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin imzaladığı Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya, Osmanlı içindeki Ortodoksları koruma bahanesiyle devletin iç işlerine müdahale etme yetkisi almıştır. Balkanlar'da açılan konsolosluklar ise bu müdahaleyi yerinde organize etmek ve halkı kışkırtmak için kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddelerinin analiz edilmesi
Ortodoks hamiliği ve konsolosluk açma hakkının Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) ile elde edildiği belirlenir.
Maddelerin hangi döneme ve hangi stratejik kazanıma ait olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Kronolojik ve ideolojik ayrımın yapılması
XVIII. yüzyılda Rusya'nın politikasının 'Pan-Slavizm' değil, 'Ortodoks Koruyuculuğu' olduğu saptanır.
Pan-Slavizm gibi XIX. yüzyıl kavramlarının elenmesi için kronoloji kritiktir.
3
Stratejik hedefin belirlenmesi
Konsoloslukların bilgi toplama ve yerel halkla temas kurma noktaları olduğu, hamiliğin ise hukuki müdahale kılıfı olduğu sonucuna varılır.
Rusya'nın bu hakları neden özellikle Balkanlar gibi hassas bir bölgede istediğini açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Küçük Kaynarca Antlaşması'nın (1774) Egemenlik Hakları Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Bu maddelerin Küçük Kaynarca Antlaşması'na (1774) ait olduğunu hatırlayın.
2
Rusya'nın Balkanlardaki emellerini gerçekleştirmek için halk arasındaki hangi bağı (din mi, dil mi) kullandığını düşünün.
3
Pan-Slavizm'in hangi yüzyılda ortaya çıktığına dikkat edin; bu soru XVIII. yüzyıla aittir.

Daha Fazla Pratik

XVIII. yüzyıl sonu ve XIX. yüzyıl başındaki Rus politikalarının değişimini görmek için Yaş ve Bükreş Antlaşmalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde (1299-1453) Anadolu'da siyasi birliği sağlama çalışmaları doğrultusyla farklı beyliklerle farklı ilişkiler kurulmuş ve toprak kazanımları çeşitli yöntemlerle gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen beylik ve topraklarının Osmanlı'ya katılım yöntemi eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karamanoğulları - Anadolu Türk siyasi birliğini koruma düşüncesiyle gönüllü bir şekilde Osmanlı egemenliğinin tanınması

Cevap

Karamanoğulları'nın Anadolu Türk siyasi birliğini koruma düşüncesiyle gönüllü olarak Osmanlı'ya katıldığı ifadesi yanlıştır; çünkü bu beylik Osmanlı'nın en büyük rakibi olmuştur.
Karamanoğulları seçeneği yanlıştır çünkü bu beylik kendisini Anadolu Selçuklu Devleti'nin tek meşru varisi olarak görmüş ve Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki en çetin rakibi haline gelmiştir. Osmanlı'ya karşı sık sık Haçlılar ve Bizans ile bile iş birliği yapmışlar, hiçbir zaman gönüllü bir şekilde birliğe katılmamışlardır. Tam olarak ancak II. Bayezid döneminde kontrol altına alınabilmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin Anadolu Türk Siyasi Birliğini (ATSB) sağlama yöntemlerini hatırla.
Osmanlı; ilhak (savaş/güç), satın alma, çeyiz (vasiyet/evlilik) gibi yöntemler kullanmıştır.
Her beyliğin Osmanlı'ya katılma süreci farklı siyasi ve askeri şartlara dayanır.
2
Seçeneklerdeki beylik-yöntem eşleşmelerini tarihsel gerçeklerle karşılaştır.
Karesi (İlhak), Germiyan (Çeyiz), Hamit (Satın alma) ve Aydın (Savaş) eşleşmeleri doğrudur.
Bu yöntemler Kuruluş Dönemi padişahlarının (Orhan Bey, I. Murad, Yıldırım Bayezid) izlediği politikalardır.
3
Karamanoğulları'nın Osmanlı ile olan ilişkisini analiz et.
Karamanoğulları kendilerini Anadolu Selçuklu Devleti'nin mirasçısı gördükleri için Osmanlı'ya sürekli direnmişlerdir.
İki beylik arasındaki mücadeleler Kuruluş'tan Yükselme Dönemi'ne (II. Bayezid zamanına) kadar sürmüştür.

Anahtar Kavram

Anadolu Türk Siyasi Birliğini Sağlama Yöntemleri
Soru 9Soru

XVII.XVII. yüzyılın ortalarında Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü siyasi ve mali bunalım sürecinde, Köprülü Mehmet Paşa’nın kendisine sunulan sadrazamlık teklifini; saray işlerine müdahale edilmemesi, atama ve azillerde tam yetki verilmesi gibi bazı şartlarla kabul etmesi, Osmanlı devlet geleneği açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

Bu durumun yaşanması, Osmanlı merkez teşkilatındaki değişim süreci açısından aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanat makamının mutlak otoritesinden ödün vererek bürokrasiye alan açmak zorunda kaldığının

Cevap

Saltanat makamının mutlak otoritesinden ödün vererek bürokrasiye alan açmak zorunda kaldığının
Osmanlı devlet geleneğinde sadrazamlar, padişahın mutlak vekili olarak 'kayıtsız şartsız' atanırlar. Ancak XVII.XVII. yüzyılda merkezi otoritenin zayıflamasıyla IV. Mehmed, Köprülü Mehmet Paşa'nın sunduğu şartları kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, padişahın artık tek karar verici olarak mutlak gücünü koruyamadığını ve yönetimi kurtarmak adına yetkilerini bürokratik bir figürle paylaşmak zorunda kaldığını, yani mutlak otoritesinden ödün verdiğini doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Durum Analizi
Köprülü Mehmet Paşa'nın şartlı sadrazamlığı bir ilktir.
Klasik dönemde sadrazam padişahın mutlak vekilidir ve padişah her an azletme/müdahale etme yetkisine sahiptir.
2
Siyasi Çıkarım
Padişah (IV. Mehmed) otoritesinden taviz vermiştir.
Devletin bekası için padişahın kendi yetkilerini bir devlet adamıyla (bürokrasi) pazarlık konusu yapması, mutlakiyet anlayışının sarsıldığını gösterir.
3
Dönemsel Karşılaştırma
Merkezi otoritenin zayıflığı kanıtlanmıştır.
Güçlü bir padişahın olduğu dönemde bir sadrazamın şart ileri sürmesi mümkün olamazdı.

Anahtar Kavram

Köprülüler Dönemi ve Şartlı Sadrazamlık

İpuçları

1
Klasik dönemde (Fatih veya Kanuni dönemi) bir sadrazamın padişaha şart koşması mümkün müydü?
2
Bir yöneticinin yetkilerini sınırlayan şartlar kabul ediliyorsa, o yöneticinin gücü hakkında ne söylenebilir?
3
Şartlı sadrazamlık, padişahın mutlak vekillik kurumunu bir pazarlık zeminine çektiğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Köprülüler Dönemi'nin duraklama içinde 'yükselme' dönemi olarak adlandırılmasının nedenlerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

Osmanlı Devleti, Kuruluş Dönemi (1299-1453) boyunca hem Anadolu Türk siyasi birliğini sağlama yolunda adımlar atmış hem de Balkanlar'da kalıcı bir Türk hakimiyeti kurmaya çalışmıştır. Bu süreçte askeri başarıların yanı sıra siyasi ve idari pek çok değişim yaşanmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde gerçekleşen gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırım’ın fethi ile Karadeniz’in bir 'Türk Gölü' haline gelmesi

Cevap

Kırım'ın fethi ile Karadeniz'in bir Türk Gölü haline gelmesi
Kırım'ın fethi ve bu sayede Karadeniz'in bir 'Türk Gölü' haline gelmesi, 1475 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde gerçekleşmiştir. 1453 İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi'ni tamamlayarak Yükselme Dönemi'ne girdiği için, 1475 yılındaki bu gelişme Kuruluş Dönemi kapsamında değerlendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki olayların kronolojik tarihlerini ve hangi padişah dönemine ait olduklarını belirleyin.
Karesioğulları (Orhan Bey), Sırpsındığı (I. Murad), Fetret Devri (Yıldırım Bayezid/Çelebi Mehmed), II. Kosova (II. Murad) olarak belirlenir.
Soruda istenen 1299-1453 (Kuruluş Dönemi) aralığını kontrol etmek için zaman çizelgesi gereklidir.
2
Kırım'ın fethinin tarihini ve dönemsel konumunu analiz edin.
Kırım'ın fethi 1475 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde gerçekleşmiştir.
1453 İstanbul'un Fethi ile Kuruluş Dönemi bitip Yükselme Dönemi başladığı için 1475 tarihi Kuruluş Dönemi dışındadır.
3
Elde edilen verileri sorudaki 'değildir' olumsuz köküne göre değerlendirerek doğru seçeneği işaretleyin.
Kırım'ın fethinin Yükselme Dönemi olayı olduğu kesinleşir.
Diğer tüm seçenekler 1453 öncesi Kuruluş Dönemi'ne aittir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi (1299-1453) Siyasi Gelişmeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

185318561853-1856 Kırım Savaşı'nın ardından imzalanan Paris Antlaşması'nın 'Karadeniz tarafsız hale getirilecek; bütün devletlerin ticaret gemilerine açık, ancak savaş gemilerine kapalı olacak ve kıyılarında hiçbir tersane bulunmayacaktır.' maddesi dikkate alındığında, Osmanlı Devleti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın galibi olmasına rağmen, kendi karasularında tersane kurma hakkını kaybederek yenik devlet muamelesi görmüştür.

Cevap

Osmanlı Devleti, Kırım Savaşı'nın galibi olmasına rağmen, Paris Antlaşması'nda yer alan Karadeniz'in tarafsızlığı ve tersane yasağı maddesiyle kendi sularında egemenlik hakları kısıtlanmış ve diplomatik olarak yenik bir devlet muamelesine maruz kalmıştır.
Paris Antlaşması'nda Karadeniz'in tarafsızlaştırılması ve hem Osmanlı hem de Rusya'nın kıyılarda tersane kurmasının, Karadeniz'de savaş gemisi bulundurmasının yasaklanması; Osmanlı Devleti'nin savaşı kazanmış olmasına rağmen kendi egemenlik haklarından feragat ettiğini gösterir. Bu durum, tarihçiler tarafından 'galip devletin yenik muamelesi görmesi' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesinin içeriğini analiz etme
Karadeniz'in tarafsızlığı, ticaret gemilerine açıklığı, savaş gemilerine kapalılığı ve kıyılarda tersane kurulmasının yasaklanması.
Maddenin getirdiği askeri kısıtlamaları anlamak gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin savaştaki konumunu değerlendirme
Osmanlı Devleti, Kırım Savaşı'ndan galip çıkmış bir devlettir.
Savaşın askeri sonucu ile diplomatik sonucu arasındaki çelişkiyi tespit etmek için bu bilgi gereklidir.
3
Çıkarım yapma
Kazanan bir devletin kendi karasularında tersane kurmasının yasaklanması, egemenlik haklarına aykırıdır ve yenik devletlere uygulanan bir yaptırımdır.
Antlaşmanın Osmanlı Devleti'nin prestiji ve hakları üzerindeki etkisini yorumlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paris Antlaşması (18561856) ve Karadeniz'in Statüsü

Alternatif Yöntem

Soruya 'egemenlik' kavramı üzerinden yaklaşarak, bir devletin kendi toprağında askeri tesis kurmasının yasaklanmasının o devletin bağımsızlığına ve galibiyetine aykırı olup olmadığını sorgulayarak sonuca ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

Osmanlı Devleti'nin Dağılma Dönemi'nde (1792-1922) görülen milliyetçilik isyanları ve bu isyanlar sonucunda imzalanan antlaşmalar, imparatorluğun toprak kaybını hızlandırarak parçalanma sürecini derinleştirmiştir. Özellikle 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan bir antlaşma, Osmanlı tarihinde bir azınlık topluluğunun bağımsızlığını kazandığı ilk resmi belge olma özelliğini taşır.

Buna göre, Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak tanındığı antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1829 Edirne Antlaşması

Cevap

Yunanistan'ın bağımsızlığını kazandığı antlaşma 1829 Edirne Antlaşması'dır.
1829 Edirne Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Rusya karşısında aldığı yenilgi sonrası imzalanmış ve Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak kurulmasını resmen tescil etmiştir. Bu olay, Osmanlı Devleti'nden bağımsızlık kazanarak ayrılan ilk azınlık topluluğunun Yunanlılar olması bakımından tarihi bir dönüm noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kriteri belirle.
Osmanlı'dan bağımsızlık kazanan 'ilk' azınlık topluluğu ve ilgili antlaşma aranmaktadır.
Sorunun odak noktasını netleştirmek doğru bilgiye ulaşmayı sağlar.
2
Dağılma dönemi isyanlarını ve sonuçlarını hatırla.
Sırp İsyanı (1804) ilk isyandır ancak Yunan İsyanı (1821) ilk bağımsızlıkla sonuçlanan isyandır.
İsyanların kronolojisi ve hukuki sonuçları arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
3
İlgili savaşı ve antlaşmayı eşleştir.
1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Rusya galip gelmiş ve Edirne Antlaşması imzalanmıştır.
Antlaşmaların hangi askeri gelişmeler sonucunda imzalandığını bilmek kronolojik bütünlük sağlar.
4
Antlaşma hükümlerini analiz et.
Edirne Antlaşması'nın 10. maddesiyle Yunanistan'ın bağımsızlığı Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmiştir.
Belge içeriği ile sonucun doğrulanması gerekir.

Anahtar Kavram

Dağılma Dönemi Azınlık İsyanları ve İlk Bağımsızlık

İpuçları

1
İsyan eden ilk topluluk ile bağımsızlık kazanan ilk topluluğun farklı olduğunu unutmayın.
2
Aradığınız antlaşma, II. Mahmut döneminde Rusya ile yapılan 1828-1829 savaşının sonucudur.
3
Bu antlaşma ile Mora Yarımadası merkezli yeni bir devlet kurulmuş ve Osmanlı'nın Balkanlar'daki hakimiyeti ilk kez büyük bir yara almıştır.

Daha Fazla Pratik

Sırpların imtiyaz, özerklik ve bağımsızlık aşamalarını (Bükreş - Edirne - Berlin) bir tablo halinde çalışmak bu tür soruları çözmenizi kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

Osmanlı Devleti'nin XV.XV. ve XVI.XVI. yüzyılları kapsayan Yükselme Dönemi'nde, devlet teşkilatının imparatorluk karakterine uygun hale getirilmesi ve merkezi otoritenin mutlak surette korunması esas alınmıştır. Bu doğrultuda padişahlar; idari, hukuki ve askeri alanda çeşitli düzenlemeler yapmışlardır.

Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı Devleti'nde Yükselme Dönemi'nde merkeziyetçi yapıyı pekiştirmek amacıyla gerçekleştirilen uygulamalardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekber ve erşed sisteminin kabul edilerek hanedanın en yaşlı ve olgun üyesinin tahta geçmesinin kurala bağlanması

Cevap

Ekber ve erşed sisteminin kabul edilerek veraset usulünün kesin kurala bağlanması, Yükselme Dönemi'nde değil, XVII.XVII. yüzyıl Duraklama Dönemi'nde (I. Ahmed dönemi) gerçekleştirilmiştir.
Doğru cevap olan ifade, Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarını önlemek amacıyla hanedanın en yaşlı üyesinin tahta geçmesini öngören bir düzenlemedir. Bu düzenleme XVII.XVII. yüzyılda I. Ahmed tarafından getirilmiş olup Duraklama Dönemi'ne aittir. Yükselme Dönemi merkeziyetçilik hamleleri ise daha çok padişahın otoritesini mutlaklaştıran ve rakip unsurları (yerli aileler, kardeşler) kontrol altına alan Fatih Sultan Mehmet reformlarıyla özdeşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselme Dönemi zaman dilimini (145315791453-1579) ve bu dönemdeki merkeziyetçi reformları hatırla.
Bu dönemde Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahlar otoriteyi güçlendirmiştir.
Soruda sorulan dönemin sınırlarını belirlemek yanlış dönem olaylarını elemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların hangi padişah veya dönemle ilişkili olduğunu analiz et.
Müsadere, kul sistemi, veraset değişikliği (padişahındır) ve Divan başkanlığının devri Fatih dönemi gelişmeleridir. Ekber ve erşed ise I. Ahmed dönemi gelişmesidir.
Kronolojik doğruluk, KPSS Tarih sorularında en temel çözüm yöntemidir.
3
Ekber ve erşed sisteminin amacını ve dönemini değerlendir.
Sistem, taht kavgalarını önlemek için XVII.XVII. yüzyılda getirilmiş olup Yükselme Dönemi merkeziyetçilik hamlelerinden kronolojik olarak ayrılır.
Yükselme Dönemi'ndeki merkeziyetçilik çalışmaları daha çok padişahın mutlak gücünü artırmaya ve rakipleri tasfiye etmeye yöneliktir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Merkezi Otoritesinin Güçlendirilmesi (Yükselme Dönemi)

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde veraset sistemindeki değişimlerin (Osman Bey -> I. Murad -> Fatih -> I. Ahmed) merkezi otorite ile ilişkisini bir tablo üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru

1533 yılında imzalanan İstanbul (İbrahim Paşa) Antlaşması'na göre Avusturya Arşidükü, protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılmış; bu durum Osmanlı Devleti'nin Avrupa karşısında büyük bir diplomatik üstünlük elde etmesini sağlamıştır. Ancak 17. yüzyılın başlarında yaşanan iç ve dış gelişmeler, Osmanlı Devleti'nin bu üstünlüğünü korumasını zorlaştırmıştır. 1606 yılına gelindiğinde imzalanan yeni bir antlaşma ile Avusturya Arşidükü'nün protokolde Osmanlı padişahına denk sayılması ve kendisine "Sezar" unvanıyla hitap edilmesi kabul edilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda, Osmanlı Devleti'nin Avusturya üzerindeki diplomatik ve siyasi üstünlüğünün sona erdiğini, devletler arası eşitlik (mütekabiliyet) esasına dönüldüğünü gösteren bu antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zitvatorok Antlaşması

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Avusturya üzerindeki diplomatik üstünlüğünü kaybettiği ve hükümdarların eşit sayıldığı antlaşma Zitvatorok Antlaşması'dır.
Zitvatorok Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin dış politikada artık 'tek taraflı üstünlük' kuramadığını ve Avusturya ile eşit hukuki statüye geçtiğini belgeler. 1533'teki sadrazam-kral eşitliği maddesinin yerini padişah-imparator eşitliğine bırakması, Osmanlı'nın bölgedeki psikolojik üstünlüğünü yitirdiğinin kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
1533 İstanbul Antlaşması'nın içeriğini hatırla.
Avusturya kralı Osmanlı sadrazamına denk kabul edilerek mutlak üstünlük kurulmuştur.
Başlangıç noktasını ve kaybedilen üstünlüğün mahiyetini anlamak için gereklidir.
2
1606 tarihindeki diplomatik değişikliği analiz et.
Avusturya hükümdarı (Arşidük), Osmanlı padişahına denk sayılarak 'Sezar' unvanını kullanmaya başlamıştır.
Soru kökünde belirtilen 'mütekabiliyet' (karşılıklılık/eşitlik) durumunu saptamak için gereklidir.
3
Verilen tarih ve özellikleri taşıyan antlaşmayı belirle.
I. Ahmed döneminde imzalanan 1606 Zitvatorok Antlaşması bu hükümleri içermektedir.
Doğru kronolojik ve içerik eşleştirmesini yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Avusturya İlişkilerinde Mütekabiliyet Esası

İpuçları

1
Bu antlaşma 17. yüzyılın başlarında, Celali İsyanları ve İran savaşlarının baskısı altında imzalanmıştır.
2
1533 İstanbul Antlaşması ile elde edilen 'sadrazam-kral' eşitliğini bozan antlaşmayı arayın.
3
Osmanlı padişahının Avusturya hükümdarına 'Sezar' dediği 1606 tarihli antlaşmadır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde kazandığı son kale ve aldığı son savaş tazminatı olan antlaşmayı (Vasvar) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 15Soru

Osmanlı Devleti’nin XVI.XVI. yüzyılın son çeyreğinde stratejik bir hamle olarak gündeme getirdiği Don-Volga Kanal Projesi ile ulaşılmak istenen jeopolitik hedefler değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisinin bu projenin amaçları arasında yer aldığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki faaliyetlerini engellemek amacıyla Akdeniz ve Kızıldeniz'i birleştirerek Baharat Yolu'nu canlandırmak

Cevap

Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki faaliyetlerini engellemek ve Baharat Yolu'nu canlandırmak amacıyla Akdeniz ile Kızıldeniz'in birleştirilmesi hedefi, Don-Volga Projesi'ne değil Süveyş Kanalı Projesi'ne aittir.
Don-Volga Kanal Projesi, Karadeniz ile Hazar Denizi'ni birleştirerek Rusya'nın güneye inmesini engellemek, Safevileri kuzeyden baskı altına almak ve İpek Yolu'nu canlandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki hegemonyasına son vermek ve Baharat Yolu'nu canlandırmak ise güneyde tasarlanan Süveyş Kanalı Projesi'nin hedefidir.

Adım Adım Çözüm

1
Projenin coğrafi konumunu ve dönemini belirlemek.
Don-Volga Projesi, Karadeniz ve Hazar Denizi arasını (Kuzey hattı) kapsamaktadır.
Hangi devletlerin ve ticaret yollarının bu bölgede etkili olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Projenin muhatabı olan devletleri ve jeopolitik sorunları analiz etmek.
Muhataplar Rusya, Safeviler ve Orta Asya hanlıklarıdır; temel sorun Rus yayılmacılığı ve Safevi savaşlarıdır.
Seçeneklerdeki askeri ve siyasi hedeflerin doğruluğunu test etmek için gereklidir.
3
Ekonomik etkileri ticaret yolları üzerinden değerlendirmek.
Kuzey hattı İpek Yolu ile, güney hattı (Kızıldeniz) ise Baharat Yolu ile ilişkilidir.
İpek Yolu ve Baharat Yolu ayrımını yaparak kavramsal hatayı önlemek için gereklidir.
4
Seçenekler arasında coğrafi ve stratejik uyumsuzluğu saptamak.
Portekiz ve Hint Okyanusu odaklı hedefin Süveyş Kanalı Projesi ile ilgili olduğu tespit edilir.
Doğru cevaba ulaşmak için iki farklı kanal projesinin amaçlarını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Jeopolitik Stratejileri ve Kanal Projeleri

İpuçları

1
Projenin gerçekleşeceği bölgenin hangi devletlerle komşu olduğunu (Rusya, Safeviler) düşünün.

Daha Fazla Pratik

Sokollu Mehmet Paşa'nın Süveyş Kanalı Projesi ile Portekiz'e karşı düzenlenen Hint Deniz Seferleri arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'Kuzey Siyaseti' ve 'Güney Siyaseti' ayrımı yapın; Don-Volga kuzey, Süveyş güney odaklıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

Osmanlı Devleti'nin erken dönemlerinde askeri gücün sürekliliğini sağlamak için geliştirilen kurumsal yapılar, zamanla stratejik ihtiyaçlara ve siyasi krizlere göre dönüşüm geçirmiştir. I.MuradI. Murad döneminde hayata geçirilen ve "savaşta elde edilen esirlerin beşte birinin orduya alınması" esasına dayanan Pençik Sistemi, Ankara Savaşı sonrasında yaşanan siyasi otorite boşluğu sürecinde işlevselliğini yitirmiştir. Bu tıkanıklığı aşmak amacıyla temelleri Çelebi Mehmed döneminde atılan ve II.MuradII. Murad döneminde kanunlaştırılan Devşirme Sistemi devreye girmiştir.

Bu iki sistem arasındaki yapısal farklar ve tarihsel dönüşüm süreci dikkate alındığında, Devşirme Sistemi’ne geçişin nedenleri veya sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devşirme Sistemi ile orduda ve bürokraside Türk kökenli yönetici sınıfın ağırlığının artırılarak yerel hanedanların etkisinin kırılmak istenmesi

Cevap

Devşirme Sistemi ile orduda ve bürokraside Türk kökenli yönetici sınıfın ağırlığının artırılması ifadesi yanlıştır; çünkü bu sistemin amacı Türk aristokrasisini dengelemek için gayrimüslim kökenli bir kul sınıfı oluşturmaktır.
Devşirme Sistemi, Osmanlı merkezi otoritesini güçlendirmek amacıyla gayrimüslim tebaadan seçilen çocukların Müslüman-Türk kültürüyle yetiştirilip padişahın 'kulu' haline getirilmesidir. Bu sistemin en temel siyasi amacı, devlet yönetiminde ve orduda güç kazanabilecek Türk kökenli aristokrat ailelerin (Çandarlı ailesi gibi) nüfuzunu dengelemek ve sadece padişaha sadık bir bürokrasi/ordu sınıfı oluşturmaktır. Dolayısıyla, bu sistemin Türk kökenli yönetici sınıfın ağırlığını artırmak gibi bir hedefi yoktur; aksine bu ağırlığı dengelemek için kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Pençik ve Devşirme sistemlerinin insan kaynağını karşılaştırın.
Pençik sisteminin savaş esirlerine (dış kaynak), Devşirme sisteminin ise devletin kendi gayrimüslim tebaasına (iç kaynak) dayandığı tespit edilir.
Sistemlerin temel yapısal farkını anlamak için kaynaklarını belirlemek gerekir.
2
Ankara Savaşı ve Fetret Devri'nin askeri sisteme etkisini analiz edin.
Fetihlerin durmasıyla Pençik kaynağının kesildiği ve yeni bir yöntem olarak Devşirme'nin zorunlu hale geldiği görülür.
Tarihsel dönüşümün arkasındaki siyasi ve askeri gerekçeyi belirlemek için.
3
Sistemin merkezi otorite ve toplumsal sınıflar üzerindeki amacını değerlendirin.
Devşirme sisteminin, Türk kökenli ailelerin (aristokrasi) gücünü sınırlamak ve padişaha doğrudan bağlı bir sınıf yaratmak için kullanıldığı anlaşılır.
Doğru olmayan seçeneği (Türk kökenli ağırlığının artması) elemek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde askeri ve idari kurumsallaşma süreci: Pençik'ten Devşirme'ye geçişin stratejik nedenleri.

Alternatif Yöntem

Sistemin ismine odaklanın: 'Devşirme' kelimesi 'toplamak' anlamına gelir ve mevcut tebaadan toplanan çocukları ifade eder. Seçeneklerde 'Türk kökenli ağırlığının artması' ifadesi sistemin 'kul' mantığıyla temelden çelişir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

XVII.XVII. yüzyılda Lehistan'ın Osmanlı korumasındaki Ukrayna Kazaklarına müdahale etmesi üzerine sefere çıkan IV. Mehmed döneminde imzalanan; Podolya'nın Osmanlı idaresine geçmesiyle Batı'da en geniş sınırlara ulaşılan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bucaş Antlaşması

Cevap

Batı'da en geniş sınırlara ulaşılan antlaşma Bucaş Antlaşması'dır.
Bucaş Antlaşması (16721672), Lehistan ile imzalanmış olup Podolya'nın Osmanlı Devleti'ne bırakılmasıyla devletin Batı'da ulaştığı en geniş toprak sınırlarını temsil eder. Aynı zamanda Osmanlı'nın toprak kazandığı son önemli antlaşmalardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi rakibi ve dönemi belirle.
XVII.XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) ve Lehistan (Polonya) ile olan ilişkiler incelenmelidir.
Soruda belirtilen Podolya ve Ukrayna Kazakları meselesi Lehistan cephesi ile ilgilidir.
2
Antlaşmanın niteliğini analiz et.
Podolya'nın Osmanlı'ya geçmesiyle imparatorluk Batı'daki en uç sınırlarına erişmiştir.
Bu durum 16721672 tarihli Bucaş Antlaşması'nın karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Bucaş Antlaşması (16721672): Osmanlı Devleti'nin Batı'da en geniş sınırlara ulaştığı hukuki belgedir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'nın Doğu'da toprak kaybettiği ilk antlaşma olan Nasuh Paşa Antlaşması ile Bucaş arasındaki kronolojik ve stratejik farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyılda Rusya ile yaşadığı Kırım meselesi, tek bir diplomatik metinle sonuçlanmamış; bölgenin kademeli olarak Osmanlı hakimiyetinden çıkışıyla sonuçlanan bir süreç izlemiştir. 17741774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım'a bağımsızlık verilmiş, ancak bölge üzerindeki Rus nüfuzu artarak devam etmiştir.

Buna göre, Rusya'nın Kırım'da kendi desteklediği Şahin Giray'ı han olarak kabul ettirmesi ve Osmanlı Devleti'nin de bu durumu resmen tanımak zorunda kalması aşağıdaki diplomatik belgelerden hangisi ile gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aynalıkavak Tenkihnamesi

Cevap

Şahin Giray'ın hanlığının tanınması Aynalıkavak Tenkihnamesi ile gerçekleşmiştir.
Kırım'ın Osmanlı hakimiyetinden çıkışı üç ana aşamada gerçekleşmiştir: 17741774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile bağımsızlık kazanılmış, 17791779 Aynalıkavak Tenkihnamesi ile Rus yanlısı Şahin Giray'ın hanlığı tanınmış ve son olarak 17921792 Yaş Antlaşması ile Kırım'ın Rusya'ya ait olduğu resmen kabul edilmiştir. Soru kökünde belirtilen Şahin Giray'ın hanlığının tanınması durumu doğrudan Aynalıkavak Tenkihnamesi ile ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kırım'ın elden çıkış sürecindeki kronolojik aşamaları belirlemek.
Süreç: Bağımsızlık (17741774), Rus yanlısı hanın tanınması (17791779), Rusya tarafından işgal/ilhak (17831783) ve ilhakın Osmanlıca onayı (17921792).
Soruda istenen 'Şahin Giray'ın tanınması' olayının hangi aşamaya denk geldiğini saptamak gerekir.
2
17791779 yılındaki diplomatik düzenlemeyi teşhis etmek.
Aynalıkavak Tenkihnamesi (17791779), Şahin Giray'ın hanlığının Osmanlı tarafından kabul edildiği belgedir.
Küçük Kaynarca sonrası yaşanan iç karışıklıklar ve Rus müdahalesi bu düzenleme ile geçici olarak durdurulmuştur.

Anahtar Kavram

Kırım'ın Kaybedilme Aşamaları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyılda (Gerileme Dönemi) askerî üstünlüğünü kaybetmesi ve Avrupa ile yürüttüğü dış ilişkilerde diplomasinin ön plana çıkması, Divan-ı Hümayun'da görev yapan bir bürokratın yetkilerinin artmasına ve zamanla dışişlerinden sorumlu bir makama dönüşmesine zemin hazırlamıştır. Bu dönemde yetkileri artarak günümüzün dışişleri bakanı konumuna gelen devlet görevlisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reisülküttab

Cevap

Osmanlı Devleti'nde Gerileme Dönemi ile birlikte diplomasinin önem kazanması sonucunda dışişlerinden sorumlu hale gelen görevli Reisülküttab'dır.
Osmanlı Devleti'nde 18.18. yüzyılda askerî gücün zayıflamasıyla diplomasiye daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Bu durum, Divan'da daha önce ikincil bir katip olan Reisülküttab'ın yetkilerinin artmasına ve zamanla 'Hariciye Nazırlığı' (Dışişleri Bakanlığı) görevini üstlenmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel özelliğini belirle.
18.18. yüzyıl (Gerileme Dönemi), Osmanlı'nın artık savaş meydanlarından çok masada (diplomasi) hak aradığı bir dönemdir.
Askerî başarısızlıklar Osmanlı'yı Avrupa ile dengeli ilişkiler kurmaya ve diplomasiyi kullanmaya zorlamıştır.
2
Bürokratik görevlilerin yetki değişimini analiz et.
Daha önce Nişancı'ya bağlı olan ve dış yazışmaları yürüten Reisülküttablık makamı, dış işlerinin hayati önem kazanmasıyla bağımsız bir yapıya dönüşmüştür.
Uluslararası antlaşmaların ve yazışmaların artması, bu konuda uzmanlaşmış bir makama olan ihtiyacı doğurmuştur.

Anahtar Kavram

Gerileme Dönemi'nde Diplomasi ve Bürokrasi

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'nın Batı tarzı ilk kalıcı elçiliklerinin hangi padişah döneminde açıldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

17181718 yılında Avusturya ve Venedik ile imzalanan Pasarofça Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Karlofça Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri alma ümidini sona erdirmiş ve dış politikada yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Bu antlaşmadan sonra Osmanlı yönetimi, Avrupa'daki üstünlüğünü kaybettiğini kabul ederek daha barışçıl ve savunma odaklı bir strateji izlemeye başlamıştır.

Buna göre, Pasarofça Antlaşması'ndan sonraki süreçte Osmanlı Devleti'nde görülen gelişmeler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı toprak bütünlüğünü korumak için İngiltere ile kalıcı ve sistematik bir denge politikası ittifakı kurulması

Cevap

İngiltere ile kalıcı ve sistematik bir denge politikası ittifakı kurulması 18. yüzyılın ilk yarısının değil, daha sonraki dönemlerin (özellikle 19. yüzyılın) temel siyasi karakteridir.
Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü korumak amacıyla İngiltere gibi büyük devletlerle sistematik ittifaklara dayalı bir denge politikası yürütmesi 18. yüzyılın başında değil, bu yüzyılın sonunda ve asıl olarak 19. yüzyılın (Dağılma Dönemi) siyasi karakteridir. 1718 Pasarofça sonrası süreçte Osmanlı daha çok kendi iç ıslahatlarına ve Avrupa'yı tanımaya odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Pasarofça Antlaşması'nın (17181718) getirdiği zihniyet değişimini analiz etmek.
Bu antlaşma ile Osmanlı'nın Batı'nın üstünlüğünü kabul ettiği ve savunma dönemine girdiği saptanır.
Sorunun zaman dilimi olan 18. yüzyılın ilk yarısının (Lale Devri) karakteristiklerini belirlemek için gereklidir.
2
Dönemin siyasi, sosyal ve diplomatik gelişmelerini seçeneklerle karşılaştırmak.
Batılılaşma, elçilikler ve savunma politikasının bu döneme uygun olduğu, ancak sistematik denge politikası ittifaklarının henüz bu tarihte başlamadığı görülür.
Hangi gelişmenin 18. yüzyılın ilk yarısına (1718 sonrası) ait olmadığını bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Pasarofça Antlaşması ve Lale Devri Diplomasisi

İpuçları

1
Pasarofça Antlaşması ile başlayan Lale Devri'nin temel özelliklerini düşünün.
2
İngiltere ve Fransa gibi devletlerin desteğini alarak 'Denge Politikası' izlenmesi daha çok hangi yüzyıla aittir?

Daha Fazla Pratik

Pasarofça Antlaşması'nın imzalanmasında arabuluculuk yapan devletlerin (İngiltere ve Hollanda) etkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 14Sonraki
Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin