XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 soru

Soru 441Soru →

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sykes-Picot Antlaşması'nda; kutsal mekanları barındırması nedeniyle özel bir konuma sahip olan Kudüs ve çevresinde (Filistin bölgesi) nasıl bir statü uygulanması kararlaştırılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası bir idarenin kurulması

Cevap

Sykes-Picot Antlaşması'nda kutsal yerlerin bulunduğu Kudüs ve çevresinde uluslararası bir idarenin kurulması kararlaştırılmıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ile Fransa arasında imzalanan (daha sonra Rusya'nın da onayladığı) 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması'nda Orta Doğu paylaşılırken; üç semavi din için kutsal sayılan Kudüs ve çevresinde dinî hassasiyetler gözetilerek doğrudan tek bir devletin egemenliği yerine 'uluslararası bir idarenin' kurulması kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sykes-Picot Antlaşması'nın taraflarını ve genel amacını tespit etmek
İngiltere ve Fransa arasında 1916 yılında Orta Doğu'daki Osmanlı topraklarını paylaşmak üzere imzalanan gizli bir antlaşmadır.
Antlaşmanın kapsamını ve paylaşım bölgelerini doğru ayrıştırmak için gereklidir.
2
Antlaşmada yer alan bölgesel paylaşımları ve Filistin'in durumunu analiz etmek
İngiltere'ye Irak (Bağdat, Basra), Fransa'ya Suriye, Lübnan ve Kilikya verilirken; kutsal dinler açısından önem taşıyan Kudüs/Filistin bölgesinde uluslararası bir konsorsiyum/yönetim kurulması karara bağlanmıştır.
Soruda hedeflenen özel bölgenin antlaşma metnindeki yasal statüsünü belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sykes-Picot Antlaşması ve Filistin Bölgesi'nin Statüsü

İpuçları

1
Kudüs'ün üç semavi din için taşıdığı kutsal değeri ve büyük devletlerin bu konudaki hassasiyetini düşününüz.
2
İtilaf Devletleri bu bölgeyi tek bir devletin kontrolüne bırakmak yerine ortak bir çözüm aramışlardır.
3
Sykes-Picot Antlaşması haritasında kahverengi bölge olarak adlandırılan Filistin için çok uluslu / uluslararası bir statü öngörülmüştür.

Daha Fazla Pratik

Petrograd Protokolü ve St. Jean de Maurienne Antlaşması ile Rusya ve İtalya'ya verilen bölgeleri inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmalar tablosunda Sykes-Picot paylaşım maddelerini eşleştirerek eleme yöntemiyle doğru yanıta ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 442Soru →

İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında akdedilen Mondros Mütarekesi'nin ardından, stratejik konumu ve zengin yer altı kaynakları sebebiyle İngiltere tarafından işgal edilen ilk Osmanlı toprağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul

Cevap

Mondros Mütarekesi sonrasında İtilaf Devletleri tarafından işgal edilen ilk Osmanlı toprağı Musul'dur.
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının ardından güvenlik gerekçesini ileri süren İngiltere, 3 Kasım 1918 tarihinde zengin petrol kaynaklarına sahip Musul'u işgal etmiştir. Bu gelişmeyle Musul, mütareke sonrasında işgale uğrayan ilk Osmanlı toprağı olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mütareke sonrası İtilaf Devletleri'nin gerçekleştirdiği ilk işgal hareketini tespit etmek
İngiltere'nin 3 Kasım 1918 tarihinde Musul'u işgal ettiği belirlenir.
Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesi bahane edilerek ateşkes sonrasındaki fiili ilk işgal Musul bölgesinde gerçekleşmiştir.
2
Diğer seçeneklerdeki şehirlerin işgal tarihlerini ve işgalci güçlerini karşılaştırmak
İzmir (15 Mayıs 1919 - Yunanistan), Adana (Aralık 1918 - Fransa) gibi merkezlerin Musul'dan sonra işgal edildiği görülür.
Kronolojik ve coğrafi öncelik Musul Vilayeti'ne aittir.

Anahtar Kavram

Mondros Mütarekesi sonrasında başlayan fiili işgaller ve ilk işgal edilen Osmanlı toprakları

İpuçları

1
İşgal edilen bu yer, petrol zenginliği sebebiyle İngiltere'nin Orta Doğu politikalarının merkezinde yer alan bir vilayettir.
2
Ateşkesin imzalanmasından yalnızca birkaç gün sonra, 3 Kasım 1918 tarihinde İngiliz birliklerince ele geçirilmiştir.
3
Cumhuriyet döneminde Türkiye ile İngiltere arasında sınır uyuşmazlığına (1926 Ankara Antlaşması) konu olan güney vilayetimizdir.

Daha Fazla Pratik

Mondros Mütarekesi sonrası Anadolu'da ilk işgal edilen yer (Dörtyol/Hatay) ve ilk direniş olayları ile ilgili pekiştirici bir soru çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Mondros sonrası işgallerde devlet-bölge eşleştirmesi yapılırken, İngiltere'nin ilk hedefinin Orta Doğu petrol sahaları (Irak Cephesi uzantısı) olduğu bilgisi üzerinden doğrudan sonuca ulaşılabilir.
Tahmini Süre:40s
Soru 443Soru →

10 Ağustos 1920 tarihinde İtilaf Devletleri ile Osmanlı Hükûmeti arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nı onaylamak üzere toplanan Saltanat Şûrası üyeleri ve antlaşmayı imzalayan heyet hakkında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) hukuki ve siyasi kararlar almıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, TBMM'nin Sevr Antlaşması ve bu antlaşmayı kabul edenlere karşı aldığı doğrudan kararlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmayı imzalayan ve onaylayan kişileri vatan haini ilan ederek vatandaşlıktan çıkarma kararı alması

Cevap

Antlaşmayı imzalayan ve onaylayan kişileri vatan haini ilan ederek vatandaşlıktan çıkarma kararı alması
Sevr Antlaşması'nın 10 Ağustos 1920'de imzalanmasının ardından Ankara'da toplanan I. TBMM, 19 Ağustos 1920 tarihli birleşiminde antlaşmayı imzalayan Hadi Paşa, Rıza Tevfik ve Reşat Halis ile bu metni onaylayan Saltanat Şûrası üyelerini Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında 'vatan haini' ilan etmiş, Türk vatandaşlığından çıkarmış ve bu antlaşmayı asla tanımayacağını ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Antlaşması'nın imzalanma ve onay sürecini analiz etmek
Antlaşma, Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin görevlendirdiği Hadi Paşa, Rıza Tevfik ve Reşat Halis tarafından imzalanmış; Mebusan Meclisi kapalı olduğu için Padişah başkanlığındaki Saltanat Şûrası'nda kabul edilmiştir.
Antlaşmanın hukuki statüsünü ve taraflarını belirlemek için gereklidir.
2
TBMM'nin Sevr Antlaşması'na karşı geliştirdiği hukuki ve siyasi tepkiyi değerlendirmek
I. TBMM, 19 Ağustos 1920 tarihinde aldığı kararla Sevr Antlaşması'nı kesinlikle tanımadığını, antlaşmayı imzalayanları ve onaylayan Saltanat Şûrası üyelerini 'vatan haini' ilan ettiğini ve bu kişilerin Türk vatandaşlığından çıkarıldığını duyurmuştur.
TBMM'nin Sevr karşısındaki resmi ve kurumsal tavrını saptamak için gereklidir.
3
Seçenekleri TBMM'nin tarihsel kararları doğrultusunda karşılaştırmak
İmzalayanların ve onaylayanların vatan haini sayılarak vatandaşlıktan çıkarılması kararı tarihsel gerçeklikle birebir örtüşmektedir.
Doğru seçeneği temellendirmek ve çeldiricileri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması'nın Hukuki Geçersizliği ve TBMM'nin Kararları

İpuçları

1
TBMM'nin teslimiyetçi ve bağımsızlığı zedeleyen girişimlere karşı aldığı sert hukuki ve yaptırım odaklı kararları düşününüz.
2
Hıyanet-i Vataniye Kanunu çerçevesinde antlaşmayı imzalayan Osmanlı heyeti ve Saltanat Şûrası üyelerine yönelik uygulanan siyasi statü değişikliğini hatırlayınız.
3
TBMM, 19 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması'nı imzalayanları 'vatan haini' sayarak vatandaşlıktan çıkarma kararı almıştır.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın Kanun-i Esasi'ye göre Meclis-i Mebusan onayından geçmediği için hukuken geçersiz (ölü doğmuş) sayılmasının nedenlerini pekiştiriniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 444Soru →

1917 yılında İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanan St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu kıyıları İtalya’ya vadedilmiş; ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesi Çarlık Rusyası’nın onay şartına bağlanmıştır. Aynı yıl Rusya’da gerçekleşen Bolşevik İhtilali sonrası yeni Sovyet yönetiminin gizli antlaşmaları geçersiz sayarak savaştan çekilmesi, bu onayın hiçbir zaman verilememesine yol açmıştır.

Bu diplomatik gelişmenin doğurduğu meşruiyet boşluğu, savaş sonrasında aşağıdakilerden hangisine doğrudan zemin hazırlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve çevresinin İngiltere'nin teşvikiyle Yunanistan'a devredilmesine

Cevap

Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve çevresinin İngiltere'nin teşvikiyle Yunanistan'a devredilmesine
St. Jean de Maurienne Antlaşması'nda yer alan 'Rusya'nın onayı şartı', 1917 Bolşevik İhtilali sebebiyle yerine getirilememiştir. İngiltere bu hukuki eksikliği fırsat bilerek Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya görmektense maşa olarak kullanabileceği Yunanistan'ı desteklemiş ve 1919 Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve çevresinin Yunanistan'a verilmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın hukuki şartını analiz etme
St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu İtalya'ya bırakılmış ancak yürürlük için Çarlık Rusyası'nın onayı zorunlu tutulmuştur.
Gizli antlaşmalarda tarafların tümünün ortak mutabakatı ve onay mekanizması aranmaktadır.
2
1917 Bolşevik İhtilali'nin antlaşma üzerindeki etkisini değerlendirme
Çarlık rejiminin devrilmesi ve Sovyet Rusya'nın gizli antlaşmaları reddederek savaştan çekilmesi, St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Rusya tarafından onaylanmasını imkânsız kılmıştır.
Yeni rejim emperyalist paylaşımları kabul etmeyerek Çarlık taahhütlerini feshetmiştir.
3
İngiltere'nin bu hukuki boşluğu diplomatik olarak nasıl kullandığını saptama
İngiltere, Rus onayının bulunmamasını gerekçe göstererek antlaşmanın geçersiz olduğunu ileri sürmüş ve 1919 Paris Barış Konferansı'nda Doğu Akdeniz çıkarları gereği İzmir'i İtalya yerine Yunanistan'a bırakmıştır.
İngiltere, güçlü bir donanmaya sahip İtalya'nın Batı Anadolu'da hâkimiyet kurmasını stratejik çıkarlarına aykırı bulmuştur.

Anahtar Kavram

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Rus onayı şartına bağlanması ve Rusya'nın çekilmesiyle doğan hukuki boşluğun Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a verilmesine yol açması

İpuçları

1
İngiltere'nin Doğu Akdeniz'de güçlü bir deniz gücü olan İtalya yerine daha zayıf ve kontrol edilebilir bir devleti destekleme politikasını düşününüz.
2
1919 Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri arasında ilk ciddi görüş ayrılığına neden olan ve Batı Anadolu'yu ilgilendiren kararı hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri arasındaki ilk derin çatlağın İtalya'nın konferansı terk etmesiyle nasıl derinleştiğini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmalar kronolojisini Paris Barış Konferansı kararlarıyla karşılaştırarak İzmir meselesinin St. Jean de Maurienne ve Rusya'nın çekilişi ile olan doğrudan illiyet bağını kurabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 445Soru →

30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın aşağıdaki hükümlerinden hangisi, uluslararası diplomaside ve devletler arası hukukta temel bir prensip olan "karşılıklılık (mütekabiliyet)" ilkesine doğrudan aykırılık teşkil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin elindeki İtilaf ve Ermeni esirlerin derhal serbest bırakılmasına karşın Türk savaş esirlerinin İtilaf Devletleri elinde tutulması

Cevap

Osmanlı Devleti'nin elindeki İtilaf ve Ermeni esirlerin derhal serbest bırakılmasına karşın Türk savaş esirlerinin İtilaf Devletleri elinde tutulması
Mütekabiliyet, uluslararası hukukta karşılıklı işlem ve hak eşitliği anlamına gelir. Mondros Ateşkes Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin elindeki esirlerin derhal iadesi istenirken İtilaf Devletleri'nin elindeki Türk esirlerin tutulmaya devam edilmesi, iki taraf arasında eşitlik ve karşılıklılık ilkesine taban tabana zıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Mütekabiliyet (karşılıklılık), uluslararası antlaşmalarda devletlerin birbirine uyguladığı hak ve yükümlülüklerin eşit ve denk olması esasıdır.
Sorunun kökünde yer alan diplomatik ilkenin doğru tanımlanması gerekir.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ilgili maddesinin incelenmesi
Antlaşmanın esirlerle ilgili hükmünde Osmanlı Devleti'nin elindeki tüm İtilaf ve Ermeni esirleri derhal ve koşulsuz serbest bırakması şart koşulurken, İtilaf Devletleri'nin elindeki Türk esirlerinin iade edilmeyeceği belirtilmiştir.
Antlaşmadaki tek taraflı ve eşitsiz hükmü tespit etmek gerekir.
3
Uyuşmazlığın ve ilke ihlalinin belirlenmesi
Tek taraflı uygulanan bu esir takası kuralı, devletlerin eşitliği ve karşılıklılık ilkesini doğrudan çiğnemektedir.
Doğru seçeneğe mantıksal olarak ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması Hükümleri ve Diplomatik Mütekabiliyet İlkesi

İpuçları

1
Mütekabiliyet kavramı, diplomaside 'karşılıklılık' ve iki devletin birbirine eşit muamele yapması demektir.
2
Antlaşmada taraflardan yalnızca birinin yerine getirmek zorunda olduğu, diğer tarafın ise muaf tutulduğu tek taraflı bir uygulamayı aramalısınız.
3
Savaş esirlerinin durumu hakkında Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri'ne farklı kuralların getirilmiş olması karşılıklılık ilkesine aykırıdır.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinin (Vilâyât-ı Sitte) hangi devletin kurulmasına zemin hazırlamak amacıyla metne eklendiğini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Seçeneklerdeki maddelerin hangi amaçlara hizmet ettiğini sınıflandırarak (askeri zayıflatma, işgale zemin hazırlama, iletişimi kesme, diplomatik eşitsizlik) doğrudan diplomatik kavramla eşleşeni tespit edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 446Soru →

1914 yılında Avrupa'da büyük çatışmanın başlaması üzerine genel seferberlik ilan eden Bâb-ı Âli, tarafsız kalacağını duyurmasına rağmen uluslararası dengeleri sarsan kararlar almıştır. Akdeniz'de İngiliz donanmasının takibinden kaçan Goeben ve Breslau adlı Alman savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı'ndan geçişine izin verilmesi bu sürecin en kritik aşamasını oluşturmuştur.

Bu kriz karşısında Osmanlı Hükûmetinin sergilediği aşağıdaki diplomatik ve askerî tutumlardan hangisi, uluslararası tarafsızlık hukukunun çiğnenmesine ve devletin I. Dünya Savaşı'na fiilen çekilmesine doğrudan zemin hazırlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası hukukun gerektirdiği gibi gemileri silahsızlandırmak yerine satın aldığını açıklayıp donanmaya katması ve personeliyle Karadeniz'e sevk etmesi

Cevap

Uluslararası hukukun gerektirdiği gibi gemileri silahsızlandırmak yerine satın aldığını açıklayıp donanmaya katması ve personeliyle Karadeniz'e sevk etmesi
Uluslararası savaş hukukuna göre tarafsız bir devlet, sığındığı limandaki yabancı savaş gemilerini ya 24 saat içinde liman dışına çıkarmak ya da gemileri silahsızlandırıp personeli enterne etmekle yükümlüdür. Osmanlı Devleti bu kuralı uygulamayarak Goeben ve Breslau zırhlılarını satın aldığını ilan etmiş, Yavuz ve Midilli isimlerini vererek donanmaya katmıştır. Alman Amiral Souchon komutasındaki bu gemilerin Karadeniz'e açılarak Rus limanlarını bombalaması, Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen girmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası savaş hukuku ve tarafsızlık kurallarını analiz etme
Tarafsız bir devletin karasularına sığınan muharip savaş gemilerini 24 saat içinde ya limandan çıkarması ya da silahlarından arındırarak (silahsızlandırarak) mürettebatını savaş sonuna kadar enterne etmesi zorunludur.
Tarafsızlık statüsünün korunması için uluslararası teamül ve kuralların işletilmesi gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin Goeben ve Breslau krizindeki tutumunu değerlendirme
Osmanlı Hükûmeti gemileri enterne etmek yerine İngiltere'nin parası ödendiği halde teslim etmediği 'Sultan Osman' ve 'Reşadiye' gemilerine karşılık Almanya'dan satın aldığını açıklamış; gemilere Türk bayrağı çekerek adlarını 'Yavuz' ve 'Midilli' olarak değiştirmiştir.
Alman mürettebat Osmanlı üniforması giydirilerek görevde tutulmuş ve Enver Paşa'nın gizli emriyle Karadeniz'e açılmıştır.
3
Fiilî savaşa geçiş sürecini tespit etme
Yavuz ve Midilli'nin 29 Ekim 1914'te Rusya'nın Sivastopol, Odessa ve Novorossiysk limanlarını topa tutmasıyla Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'na fiilen katılmıştır.
Bu hamle tarafsızlığın ihlal edilerek çatışmaya doğrudan dahil olunduğu kırılma anıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci ve Yavuz-Midilli Olayı

İpuçları

1
Tarafsız bir ülkenin sığınan yabancı savaş gemilerine karşı uluslararası hukukta uyması gereken zorunlu yükümlülükleri (silahsızlandırma/enterne etme) hatırlayınız.
2
Alman zırhlıları Goeben ve Breslau'nun Osmanlı donanmasına katılma bahanesini ve ardından Karadeniz'de yaşanan gelişmeleri göz önüne alınız.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesiyle birlikte açılan taarruz ve savunma cephelerinin stratejik amaçlarını pekiştiren sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'tarafsızlık hukukuna aykırılık' ve 'fiilen savaşa girme' ifadeleri doğrudan Yavuz ve Midilli olayı ile Karadeniz'deki Rus limanlarının bombalanması sürecini işaret etmektedir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 447Soru →

Kafkas Cephesi'nde 1917 Bolşevik İhtilali'nin ardından savaştan çekilme kararı alan Sovyet Rusya ile İttifak Devletleri arasında imzalanan ve Osmanlı Devleti'nin 1878 Berlin Antlaşması'yla kaybettiği Kars, Ardahan ve Batum'u (Elviye-i Selâse) savaşsız geri almasını sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Brest-Litovsk Antlaşması

Cevap

Brest-Litovsk Antlaşması
I. Dünya Savaşı taarruz cephelerinden olan Kafkas Cephesi'nde, 1917'de yaşanan Bolşevik İhtilali sonrası Rusya savaştan çekilmiştir. 3 Mart 1918'de İttifak Devletleri ile Sovyet Rusya arasında imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlı Devleti, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında kaybettiği Elviye-i Selâse'yi (Kars, Ardahan, Batum) geri almıştır. Bu doğrultuda doğru cevap Brest-Litovsk Antlaşması'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'ndeki askerî ve siyasi gelişmelerin tespit edilmesi
1917 yılında Çarlık Rusyası'nda gerçekleşen Bolşevik İhtilali neticesinde yeni Rus yönetimi savaşa devam etmeme kararı almıştır.
Kafkas Cephesi'nin kapanmasına yol açan uluslararası siyasi gelişmeyi belirlemek gereklidir.
2
Rusya'nın savaştan çekilirken imzaladığı antlaşmanın ve kazanımların belirlenmesi
3 Mart 1918'de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile Kafkas Cephesi resmen kapanmış ve 1878'de kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum (Elviye-i Selâse) Osmanlı Devleti'ne bırakılmıştır.
Osmanlı Devleti'nin mağlup durumda olduğu I. Dünya Savaşı'nda toprak kazandığı tek diplomatik gelişme bu antlaşmadır.

Anahtar Kavram

Kafkas Cephesi'nin Brest-Litovsk Antlaşması ile Kapanması ve Toprak Kazanımı

İpuçları

1
1917 Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan çekildiği diplomatik süreci hatırlayınız.
2
İttifak Devletleri ile Sovyet Rusya arasında 1918 yılında imzalanan barış antlaşmasına odaklanınız.
3
Kafkas Cephesi'ni kapatan ve Elviye-i Selâse'nin Osmanlı'ya iadesini sağlayan antlaşma Brest-Litovsk Antlaşması'dır.

Daha Fazla Pratik

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin mağlup olmasına rağmen toprak kazandığı tek cephe olma özelliğini Kafkas Cephesi ve Brest-Litovsk Antlaşması bağlamında tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Kafkas Cephesi'nin kronolojik sonlanışını Sovyet Rusya'nın kuruluşu ve İttifak blokundan çekilme antlaşması (Mart 1918) üzerinden eşleştirerek doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 448Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından Doğu Karadeniz bölgesinde bağımsız bir Rum devleti kurma girişimlerine ve ayrılıkçı çetelerin faaliyetlerine karşı bölge halkının haklarını savunmak amacıyla kurulan, aynı zamanda Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti ile birlikte Erzurum Kongresi'nin toplanmasında doğrudan etkili olan milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

Cevap

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti
Mondros Ateşkesi'nden sonra Doğu Karadeniz'de kurulması planlanan Pontus Rum Devleti'ne engel olmak amacıyla bölge halkı tarafından Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birlikte Erzurum Kongresi'nin toplanmasını sağlamış ve bölgenin Türklüğünü savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen coğrafi bölge ve tehdit unsuru analiz edilir.
Doğu Karadeniz bölgesinde Rum ayrılıkçı faaliyetlerine ve Pontus hareketine karşı bir direniş teşkilatı aranmaktadır.
Milli cemiyetler genellikle kuruldukları bölgenin karşı karşıya olduğu etnik veya işgalci tehdide göre şekillenmiştir.
2
Cemiyetin Milli Mücadele teşkilatlanmasındaki rolü değerlendirilir.
Bu cemiyet, Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile iş birliği yaparak Erzurum Kongresi'ni organize eden ana unsurlardan biridir.
Erzurum Kongresi hem Doğu Anadolu'daki Ermeni tehlikesine hem de Doğu Karadeniz'deki Pontus tehlikesine karşı bölgesel güçlerin birleşmesiyle toplanmıştır.
3
Seçenekler arasında Doğu Karadeniz'i savunan yararlı cemiyet belirlenir.
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti doğru cevaptır.
Diğer seçeneklerdeki Rum cemiyetleri zararlı azınlık örgütleridir, siyasi fırka ise Milli Mücadele karşıtıdır.

Anahtar Kavram

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler ve Faaliyet Alanları

İpuçları

1
Hedef bölge Doğu Karadeniz olup, Erzurum Kongresi'ne delege gönderen bir savunma teşkilatını düşününüz.
2
Cemiyet, Pontus Rum iddialarını çürütmek ve Karadeniz bölgesini savunmak amacıyla kurulmuş yararlı bir teşkilattır.
3
Şark Vilayetleri Cemiyeti ile birlikte kongre çağrısı yapan merkez Trabzon'dur.

Daha Fazla Pratik

Erzurum Kongresi'nin toplanmasında etkili olan cemiyetler ile Sivas Kongresi'nde tüm cemiyetlerin tek çatı altında (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) birleştirilmesini karşılaştıran sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Erzurum Kongresi'ni toplayan iki cemiyet hatırlanmalıdır: Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti. Bu bilgi doğrudan doğru cevaba ulaştırır.
Tahmini Süre:50s
Soru 449Soru →

San Remo Konferansı'nda hazırlanan barış taslağını inceleyen Osmanlı delegasyonu başkanı Ahmet Tevfik Paşa, metindeki şartların bağımsız bir devlet anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek taslağı imzalamayı reddetmiştir.

Bu gelişme üzerine İtilaf Devletleri, hazırlanan ağır barış şartlarını Osmanlı yönetimine zorla kabul ettirmek ve direnişi kırmak amacıyla aşağıdaki adımlardan hangisini atmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yunan ordusuna Milne Hattı'nı aşarak Bursa, Balıkesir ve Edirne yönünde genel taarruz başlatma talimatı vermiştir.

Cevap

Yunan ordusuna Milne Hattı'nı aşarak Bursa, Balıkesir ve Edirne yönünde genel taarruz başlatma talimatı vermiştir.
İtilaf Devletleri, San Remo'da hazırladıkları antlaşma taslağını bağımsızlığa aykırı bularak imzalamayan Tevfik Paşa'nın tutumu ve Türk milletinin direnişi karşısında, Osmanlı Hükûmetini barışa zorlamak amacıyla İngiltere'nin desteğiyle Yunan ordusunu harekete geçirmiştir. 22 Haziran 1920'de Milne Hattı'nı aşan Yunan kuvvetleri Balıkesir, Uşak, Bursa ve Doğu Trakya'yı işgal etmiştir. Bu baskı neticesinde Damat Ferit Paşa Hükûmeti Sevr'i imzalamak üzere Saltanat Şûrasını toplamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihsel sürecini ve neden-sonuç ilişkisini belirleme
Nisan 1920'de toplanan San Remo Konferansı'nda hazırlanan taslak, Osmanlı delegesi Ahmet Tevfik Paşa tarafından bağımsızlığa aykırı bulunarak reddedilmiştir.
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Hükûmetine antlaşmayı kabul ettirmek için diplomatik baskı yerine askeri zorlama yöntemine başvurduğu bağlamı kavramak gerekir.
2
İtilaf Devletleri'nin zorlayıcı askeri hamlesini tespit etme
İtilaf Devletleri, Haziran 1920'de Yunan ordusuna Milne Hattı'nı aşma izni vermiş; Yunan kuvvetleri Balıkesir, Uşak, Bursa ve Trakya'da Edirne'yi işgal etmiştir.
Bu askeri baskı ve işgaller sonucunda İstanbul Hükûmeti panikleyerek Saltanat Şûrasını toplamış ve Sevr Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır.
3
Diğer çeldirici seçeneklerin kronolojik ve tematik durumunu eleme
İstanbul'un işgali Mart 1920'de gerçekleşmiş, Gümrü Antlaşması ise Aralık 1920'de yapılmıştır.
Kronolojik sıralama ve olaylar arası sebep-sonuç ilişkisi doğru cevabın Yunan genel taarruzu olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Kabul Ettirilme Süreci ve Yunan Taarruzu (Milne Hattı'nın Aşılması)

İpuçları

1
İtilaf Devletleri antlaşmayı zorla imzalatabilmek için masa başı diplomasisi yerine sahada askeri bir maşa kullanmıştır.
2
Bu askeri baskı Batı Anadolu'da Türk ordusu ile işgalciler arasında çizilmiş olan sınır çizgisinin ihlal edilmesiyle başlamıştır.
3
Yunan kuvvetleri Milne Hattı'nı aşarak Bursa ve Edirne gibi önemli merkezleri ele geçirmiş, TBMM kürsüsüne bu işgaller üzerine siyah örtü (Puşide-i Siyah) örtülmüştür.

Daha Fazla Pratik

Bursa'nın işgali üzerine TBMM'de yaşanan gelişmeler ve Sevr'i onaylayan Saltanat Şûrası kararlarına karşı TBMM'nin aldığı Hıyanet-i Vataniye kararlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 450Soru →

I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi Kara Muharebeleri (1915) sırasında Gelibolu Yarımadası'ndaki harekât sahaları, komuta kademesinin uyguladığı savunma stratejileri ve muharebelerin gelişimiyle ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders, İtilaf donanmasının yoğun kıyı bombardımanını bertaraf etmek amacıyla tüm kuvvetlerini doğrudan kıyı şeridinde toplamış ve düşmanın karaya ayak basmasını ilk anda engellemeyi hedefleyen 'kıyıda sabit hat savunması' doktrinini tavizsiz uygulamıştır.

Cevap

Osmanlı 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'in kıyıda sabit hat savunması uyguladığını öne süren ifade tarihsel olarak yanlıştır. Zira Sanders, kıyıları zayıf bırakıp ana birlikleri geride seyyar ihtiyat olarak bekletme doktrinini benimsemiştir.
Çanakkale Kara Muharebeleri'nde 5. Ordu Komutanı Mareşal Otto Liman von Sanders'in 'tüm kuvvetleri kıyı şeridinde toplayarak sabit hat savunması uyguladığı' ifadesi yanlıştır. Liman von Sanders, İtilaf donanmasının menzil ve ateş üstünlüğü sebebiyle kıyı hattında yalnızca zayıf gözetleme birlikleri bırakmış, asıl vurucu kuvvetleri iç kesimlerde seyyar ihtiyat olarak konuşlandırmıştır. Çıkarmanın asıl hedefini gördükten sonra bu ihtiyatlarla düşmanı denize dökme planı yapmıştır. Buna karşılık Yarbay Mustafa Kemal ve diğer Türk subayları, düşmanın karaya çıkıp mevzilenmesine ve donanma ateşi himayesine girmesine izin verilmeden doğrudan sahilde imha edilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Kara Muharebeleri'ndeki savunma planı ve komuta doktrinini analiz etme
5. Ordu Komutanı Liman von Sanders'in stratejisi, düşmanın karaya çıkmasına mani olmak değil, çıkarma noktası kesinleştikten sonra gerideki seyyar ihtiyat birlikleriyle taarruz ederek düşmanı denize dökmek üzerine kuruluydu.
Türk komutanlar (özellikle Mustafa Kemal) düşmanın donanma desteğiyle karaya ayak basmasına izin verilmemesi gerektiğini savunurken, Alman komutan Sanders kıyıyı zayıf tutma stratejisinde ısrar etmiştir.
2
Seddülbahir (Güney Grubu) ve Kumkale harekâtlarını değerlendirme
Güneyde Seddülbahir'de Alçıtepe ve Kilitbahir'i korumak için Kirte, Zığındere ve Kerevizdere muharebeleri verilmiş; Anadolu yakasında Kumkale'ye Fransızlar tarafından taktiksel şaşırtma çıkarması yapılmıştır.
Her iki bilgi de Çanakkale Kara Savaşları'nın güney ve Anadolu kanadı için tamamiyle doğrudur.
3
Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar (Kuzey Grubu) muharebelerini değerlendirme
Mustafa Kemal'in 25 Nisan'da 19. Tümen ile Conkbayırı'na inisiyatif alarak intikali ve Ağustos ayında Anafartalar Grup Komutanı olarak I-II. Anafartalar ve Kireçtepe zaferleri tarihsel gerçeklerle örtüşmektedir.
Mustafa Kemal'in Çanakkale'deki rolü ve cephedeki askerî başarıları eksiksiz aktarılmıştır.
4
Yanlış olan önermeyi tespit etme
Liman von Sanders'in 'kıyıda sabit hat savunması' uyguladığı iddiası tarihsel olgularla çelişir.
Sanders'in doktrini kıyıda değil, içeride konuşlanan hareketli ihtiyat savunmasıdır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Kara Muharebeleri'nde Liman von Sanders'in hareketli ihtiyat doktrini ile Türk komutanların kıyı savunması yaklaşımı arasındaki fark ve cephedeki muharebe sahaları (Seddülbahir, Arıburnu, Anafartalar, Kumkale).

İpuçları

1
Çanakkale Kara Muharebeleri'nde 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders ile Türk subayları arasındaki temel askerî doktrin anlaşmazlığını hatırlayınız.
2
Liman von Sanders, İtilaf donanmasının ateş gücünden çekindiği için ana kuvvetleri kıyıda mı yoksa iç kesimlerde ihtiyat olarak mı konuşlandırmıştır?
3
Liman von Sanders kıyıda yalnızca zayıf gözetleme müfrezeleri bırakmış; düşmanın çıkarma yapmasına imkân tanıyan hareketli iç savunma stratejisi izlemiştir. Kıyıda güçlü hat savunmasını savunan taraf ise Türk komutanlardır.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Kara Savaşları'ndaki Kuzey Grubu (Esat Paşa) ve Güney Grubu (Vehip Paşa) teşkilatlanmasını ve komuta kademesini pekiştirecek sorular çözünüz.

Alternatif Yöntem

Muharebe sahalarını ve komutan rollerini eşleştirerek eleme yapınız: Seddülbahir (Kirte-Zığındere-Kerevizdere), Kumkale (Fransız şaşırtma çıkarması), Arıburnu/Conkbayırı (Mustafa Kemal - 19. Tümen), Suvla/Anafartalar (Mustafa Kemal - Anafartalar Grubu). Bu dört seçenek tarihsel olarak kesin doğrulardır; geriye doktrin hatasını içeren Liman von Sanders seçeneği kalır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 451Soru →

I. Dünya Savaşı sırasında Çarlık Rusyası'nın savaşa devam etmesini sağlamak ve İtilaf Devletleri arasındaki bağı güçlendirmek amacıyla 1915 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan; Boğazlar çevresi, Marmara Denizi kıyıları ve İstanbul'un Rusya'ya verilmesini öngören gizli paylaşım antlaşması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul (Boğazlar) Antlaşması

Cevap

İstanbul (Boğazlar) Antlaşması
I. Dünya Savaşı sürerken Çarlık Rusyası'nın İttifak Devletleri ile ayrı bir barış yapmasını engellemek ve müttefikler arasındaki dayanışmayı sürdürmek amacıyla 1915 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında İstanbul (Boğazlar) Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile İstanbul, Boğazlar bölgesi ve Marmara kıyıları Çarlık Rusyası'na bırakılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen antlaşmanın taraflarını ve hedeflenen coğrafi bölgeyi tespit etmek
Antlaşma 1915 yılında İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası arasında yapılmış olup İstanbul ve Boğazlar bölgesini kapsamaktadır.
Gizli antlaşmalar coğrafi paylaşım alanlarına ve imzalayan devletlere göre ayrışır.
2
İtilaf Devletleri'nin kendi aralarında imzaladığı paylaşım antlaşmalarını eşleştirmek
İstanbul ve Boğazlar bölgesinin Rusya'ya bırakılmasını kararlaştıran antlaşma İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'dır.
Çarlık Rusyası'nın Boğazlar üzerindeki tarihsel emellerini karşılayarak savaştan çekilmesini önlemek amacıyla bu antlaşma imzalanmıştır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını paylaşmak üzere imzaladığı gizli antlaşmalar ve paylaşılan bölgeler

İpuçları

1
Soruda vadedilen devlet Çarlık Rusyası, paylaşılan bölge ise Boğazlar ve Osmanlı başkentidir.
2
Antlaşmanın adı doğrudan vadedilen stratejik merkez ve su yolunun adıyla anılmaktadır.
3
1915 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan bu antlaşma 'İstanbul Antlaşması' veya 'Boğazlar Antlaşması' olarak bilinir.

Daha Fazla Pratik

Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'nın bu gizli antlaşmaları hangi belgeyle dünya kamuoyuna duyurduğunu (Sarı Kitap) pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmaları taraf devletler ve bölgeler üzerinden kodlama yöntemiyle eşleştirebilirsiniz: Rusya = Boğazlar ve Doğu Anadolu (İstanbul ve Petrograd Antlaşmaları), İtalya = Akdeniz ve Batı Anadolu (Londra ve St. Jean de Maurienne), İngiltere-Fransa = Orta Doğu (Sykes-Picot), İngiltere-Araplar = Hicaz (Mac-Mahon).
Tahmini Süre:45s
Soru 452Soru →

Mütareke Dönemi'nde Osmanlı ordusunun sınır güvenliği ve iç asayişi sağlayacak asgari jandarma kuvveti haricindeki tüm birliklerinin terhis edilmesi, orduya ait cephanelerin teslim alınması ve stratejik ulaşım ağlarının denetim altına alınması kararlaştırılmıştır.

İtilaf Devletlerinin bu uygulamalarla ulaşmak istediği öncelikli hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu topraklarında gerçekleştirilecek işgallere karşı ortaya çıkabilecek fiilî direniş imkânını peşinen yok etmek

Cevap

Anadolu topraklarında gerçekleştirilecek işgallere karşı ortaya çıkabilecek fiilî direniş imkânını peşinen yok etmek
Mondros Ateşkes Antlaşması'nda ordunun terhis edilmesi, silah ve cephanenin İtilaf Devletlerine teslim edilmesi, demir yolları ve haberleşme ağlarının kontrol altına alınması gibi hükümler doğrudan Osmanlı Devleti'nin savunma refleksini kırmaya yöneliktir. İtilaf Devletleri, 7. maddeye dayanarak yapacakları haksız işgallere karşı Türk milletinin örgütlü bir silahlı direniş başlatmasını önceden engellemek amacıyla ülkeyi savunmasız bırakmayı hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Mütarekesi'nin askeri ve stratejik maddelerini analiz etmek
Mütareke ile sınır ve iç güvenlik dışındaki birliklerin terhis edilmesi, cephane ve taşıtların teslimi, stratejik tünel ve demir yollarının denetime açılması şart koşulmuştur.
Bir devletin ordusunun terhis edilmesi ve lojistik hatlarının kontrol altına alınması doğrudan savunma kapasitesini hedef alır.
2
İtilaf Devletlerinin bu hükümlerle güttüğü stratejik amacı belirlemek
İtilaf Devletleri 7. madde başta olmak üzere Anadolu'yu yer yer işgal etmeyi planlamıştır. Bu işgallere karşı Türk milletinin ve ordusunun silahlı bir karşılık vermesini engellemek için Osmanlı Devleti savunmasız bırakılmıştır.
Askeri güçten ve organizasyondan yoksun bırakılan bir devletin işgallere karşı direnç göstermesi oldukça güçleşir.
3
Seçenekler arasından doğru çıkarımı eşleştirmek
Askeri tasfiyenin temel amacı, işgallere karşı oluşabilecek fiilî ve organize direnişi baştan engellemektir.
Kuvayımilliye ve düzenli ordunun daha sonra ortaya çıkması, İtilaf Devletlerinin bu yöndeki niyetinin bir kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Askerî Hükümleri ve Anadolu'yu Savunmasız Bırakma Politikası

İpuçları

1
Bir ülkenin ordusunun dağıtılması ve cephanelerine el konulması o ülkenin en çok hangi yeteneğini zayıflatır?
2
İtilaf Devletlerinin mütarekeden hemen sonra Anadolu topraklarında girişeceği işgalleri düşününüz.
3
İtilaf güçleri işgalleri gerçekleştirirken halkın ve ordunun askeri bir tepki vermesini engellemek istemiştir.

Daha Fazla Pratik

Mondros sonrası Mustafa Kemal Paşa'nın Harbiye Nezaretine çektiği telgrafların içeriği ve işgallere karşı kurulan ilk milli cemiyetlerin nitelikleri üzerine soru çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Neden-sonuç ilişkisi kurarak: Ordunun terhis edilmesi ve silahların alınması = Savunmasız bırakma -> Hedef: Yapılacak işgallere karşı direnci engellemek.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 453Soru →

I. Dünya Savaşı'nın başlarında İtilaf Devletleri Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalmasını isterken, İttifak Devletleri'nin öncüsü olan Almanya ise Osmanlı Devleti'nin kendi yanında bir an önce savaşa girmesi için yoğun çaba harcamıştır.

Buna göre, Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni kendi yanında savaşa çekmek istemesindeki en temel askeri amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu ve Orta Doğu'da yeni cephelerin açılmasını sağlayarak Avrupa'daki savaş yükünü ve askeri baskıyı hafifletmek

Cevap

Doğu ve Orta Doğu'da yeni cephelerin açılmasını sağlayarak Avrupa'daki savaş yükünü ve askeri baskıyı hafifletmek
I. Dünya Savaşı'nda Almanya hem Batı Cephesi'nde (Fransa ve İngiltere'ye karşı) hem de Doğu Cephesi'nde (Rusya'ya karşı) savaşmak zorunda kalmıştır. Bu iki cepheli savaş yükünü tek başına taşımakta zorlanan Almanya, Osmanlı Devleti'nin jeopolitik konumundan faydalanarak Orta Doğu, Kafkaslar ve Akdeniz havzasında yeni cephelerin açılmasını sağlamak ve böylece İtilaf Devletleri'nin kuvvetlerini bölerek kendi üzerindeki askeri baskıyı azaltmak istemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndaki askeri konumunu ve karşılaştığı temel güçlüğü tespit etmek.
Almanya'nın Batı'da Fransa-İngiltere, Doğu'da ise Rusya arasında iki cepheli bir savaşta sıkıştığı belirlenir.
Almanya'nın stratejik önceliği, düşmanlarının askeri gücünü tek bir noktadan dağıtarak kendi cephelerindeki baskıyı azaltmaktır.
2
Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinin cephelere ve İtilaf güçlerine yapacağı etkiyi değerlendirmek.
Osmanlı Devleti savaşa girdiğinde Kafkasya, Kanal, Irak ve Çanakkale gibi yeni cepheler açılmış, İtilaf Devletleri kuvvetlerini bu alanlara kaydırmak zorunda kalmıştır.
Yeni cephelerin açılması İtilaf kuvvetlerini bölmüş ve Almanya'nın Avrupa cephelerindeki askeri yükünü hafifletmiştir.

Anahtar Kavram

Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni savaşa çekme nedenleri ve Osmanlı'nın jeopolitik konumu

İpuçları

1
Almanya'nın Avrupa haritasındaki konumunu ve aynı anda birden fazla büyük güçle çatışma halinde olduğunu düşününüz.
2
Osmanlı Devleti savaşa girdiğinde savaşın etki alanı genişlemiş ve İtilaf Devletleri askerlerini sadece Avrupa'da tutamamıştır.
3
Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesiyle Kafkasya ve Kanal gibi yeni cepheler açılarak Almanya'nın üzerindeki düşman baskısı dağıtılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinde etkili olan kendi iç dinamiklerini (kaybedilen toprakları geri alma, kapitülasyonları kaldırma isteği) pekiştiren bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Almanya'nın Osmanlı Devleti'nden beklentilerini 'Askeri (Yeni cepheler açıp yükü hafifletmek)', 'Dini (Halifeliğin cihat gücünden yararlanmak)' ve 'Jeopolitik (Boğazlar ve Süveyş Kanalı ile İngiltere'nin sömürge yollarını kesmek)' başlıkları altında gruplayarak doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 454Soru →

Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in İngilizlerle iş birliği yaparak başlattığı isyana karşı Medine müdafaasını yürüten; kısıtlı lojistik imkânlara, açlığa ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasına rağmen teslim olmayarak direnişini 1919 yılı başlarına kadar sürdüren, 'Çöl Kaplanı' unvanıyla tanınan ve Medine'deki mukaddes emanetlerin güvenle İstanbul'a nakledilmesini sağlayan Osmanlı komutanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fahreddin Paşa

Cevap

Metinde özellikleri, unvanı ve tarihsel icraatları aktarılan komutan Fahreddin Paşa'dır.
Hicaz-Yemen Cephesi'nde İngiliz kışkırtmasıyla isyan eden Şerif Hüseyin güçlerine karşı Medine şehrini yokluk ve açlık şartlarına rağmen başarıyla savunan, halk arasında ve tarihte 'Çöl Kaplanı' ile 'Medine Müdafii' olarak anılan, mukaddes emanetleri koruyarak İstanbul'a naklettiren şahsiyet Fahreddin Paşa'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel ipuçlarını ve tarihsel bağlamı belirleme
Medine müdafaası, 'Çöl Kaplanı' unvanı, mukaddes emanetlerin İstanbul'a nakli ve Mondros Mütarekesi sonrasına kadar sürdürülen direniş bilgileri tespit edilmiştir.
Bu tarihsel olgular I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cephelerinden Hicaz-Yemen Cephesi'ne işaret etmektedir.
2
İlgili savunma cephesindeki komutanı seçeneklerle karşılaştırma
Hicaz-Yemen Cephesi'nde Medine Müdafii ve Çöl Kaplanı olarak bilinen kumandanın Fahreddin (Türkkan) Paşa olduğu belirlenmiştir.
Halil Kut Paşa Irak Cephesi, Cemal Paşa Kanal ve Suriye bölgesi, Enver Paşa Kafkas Harekâtı ve Kazım Karabekir Paşa ise Doğu Harekâtı ile öne çıkmıştır.
3
Doğru komutan bilgisini kesinleştirme
Fahreddin Paşa seçeneği doğrulanmıştır.
Kutsal emanetleri Topkapı Sarayı'na emniyetle sevk eden ve Şerif Hüseyin kuvvetlerine karşı Medine'yi savunan efsanevi komutan Fahreddin Paşa'dır.

Anahtar Kavram

Hicaz-Yemen Cephesi, Medine Müdafaası, Fahreddin Paşa ve Mukaddes Emanetlerin Korunması

İpuçları

1
Sözü edilen komutan, I. Dünya Savaşı'nın savunma cephelerinden birinde kutsal beldeleri korumak için çöl koşullarında olağanüstü bir direniş sergilemiştir.
2
Kendisine 'Medine Müdafii' ve 'Çöl Kaplanı' unvanları verilmiş, emrindeki birliklerle mütarekeden sonra da teslim olmayı reddetmiştir.
3
Medine'deki mukaddes emanetlerin tahrip olmasını önleyerek Topkapı Sarayı'na gönderilmesini sağlayan komutan Fahreddin (Türkkan) Paşa'dır.

Daha Fazla Pratik

Irak Cephesi'ndeki Kut'ül Amare zaferi ve Halil Kut Paşa'nın rolünü konu alan bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'Medine müdafaası', 'mukaddes emanetlerin nakli' ve 'Çöl Kaplanı' anahtar kavramlarını doğrudan Hicaz-Yemen Cephesi komutanı ile eşleştirerek sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 455Soru →

Kurtuluş Savaşı hazırlık döneminde Adana ve çevresinde başlayan Fransız işgalleri ile Ermeni çetelerinin saldırılarına karşı bölge halkının haklarını savunmak amacıyla kurulan milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kilikyalılar Cemiyeti

Cevap

Kilikyalılar Cemiyeti
Kilikyalılar Cemiyeti, Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Adana ve çevresini (Çukurova/Kilikya bölgesi) işgal eden Fransızlara ve onlarla iş birliği yapan Ermeni intikam alaylarına karşı bölge halkının haklarını savunmak amacıyla İstanbul'da kurulmuş milli (yararlı) bir cemiyettir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki bölge ve işgal gücü eşleştirmesini belirleme
Soru Çukurova (Adana ve çevresi) bölgesindeki Fransız ve Ermeni işgallerine karşı kurulan direniş örgütünü sormaktadır.
Milli Mücadele dönemindeki yararlı cemiyetler bölgesel olarak teşkilatlanmıştır.
2
Seçeneklerdeki cemiyetlerin kuruluş amaçlarını ve niteliklerini analiz etme
Kilikya bölgesi Adana ve çevresinin antik dönemdeki adıdır. Kilikyalılar Cemiyeti, Ali Fuat Paşa'nın da girişimleriyle İstanbul'da kurulmuş ve Çukurova bölgesinin savunulmasını üstlenmiş yararlı bir cemiyettir.
İsmi yabancı kökenli bir kelime (Kilikya) olduğu için sıklıkla zararlı cemiyetlerle karıştırılan bu örgüt, milli varlığa dost (yararlı) bir cemiyettir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde kurulan milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetlerin faaliyet alanları ve amaçları

İpuçları

1
Cemiyetin adı, antik çağlardan bu yana Çukurova bölgesine verilen tarihi coğrafi isimden gelmektedir.
2
Bu cemiyet, isminin kulağa yabancı gelmesi nedeniyle sık sık zararlı cemiyet sanılsa da aslında Türklerin kurduğu bölgesel bir müdafaa cemiyetidir.
3
Adana ve Mersin çevresinin kurtuluşu için çalışan bu cemiyet Kilikyalılar Cemiyeti'dir.

Daha Fazla Pratik

İsmi nedeniyle zararlı sanılan diğer cemiyetler ile milli varlığa düşman Türk cemiyetlerinin (Sulh ve Selamet-i Osmaniye, Teali-i İslam vb.) ayrımını pekiştiren sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Bölge eşleştirmesi yöntemi kullanılabilir: Taşnak-Hınçak (Ermeni devleti), Mavri Mira (Ege/Trakya - Rum), Pontus (Karadeniz - Rum), Wilson Prensipleri (Manda savunucusu), Kilikyalılar (Çukurova - Yararlı).
Tahmini Süre:40s
Soru 456Soru →

ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından yayımlanan 14 İlke’nin 12. maddesinde; "Osmanlı İmparatorluğu'nda Türklerin çoğunlukta bulunduğu bölgelere kesin bir egemenlik hakkı tanınmalı, Türk olmayan milletlere de kendi kendilerini yönetme hakkı verilmeli ve Boğazlar bütün milletlerin ticaret gemilerine sürekli açık tutulmalıdır." hükmü yer almıştır.

Bu maddenin içerdiği hükümler ve dönemin şartları dikkate alındığında, Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti açısından ortaya çıkardığı sonuçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin müttefikleriyle kara bağlantısını güçlendirerek I. Dünya Savaşı'ndaki askeri taarruzlarını sürdürmesini sağlamıştır.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin müttefikleriyle kara bağlantısını güçlendirerek I. Dünya Savaşı'ndaki askeri taarruzlarını sürdürmesini sağlamıştır yargısı söylenemez.
Osmanlı Devleti'nin müttefikleriyle kara bağlantısını güçlendirerek askeri taarruzlarını sürdürmesini sağladığı yönündeki bilgi yanlıştır. Wilson İlkeleri Osmanlı Devleti'nde savaşa devam etme isteği değil, bir an önce barış yapma arzusu doğurmuş ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasını hızlandırmıştır. Ayrıca Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Almanya ile kara bağlantısı zaten kesilmiş ve yeni bir askeri taarruz imkânı kalmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesinin kapsamını incelemek
Maddenin Türk çoğunluğuna egemenlik hakkı, azınlıklara özerklik ve Boğazlara uluslararası serbest geçiş hakkı tanıdığı tespit edilir.
Sorunun kökünde verilen metnin doğrudan Osmanlı Devleti'nin siyasi ve hukuki statüsüne etkilerini anlamak gerekir.
2
İlkelerin Osmanlı Devleti'nin savaştaki durumuna etkisini değerlendirmek
Wilson İlkeleri savaşı uzatmamış; aksine Osmanlı Devleti'nin savaştan çekilmesini ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalamasını hızlandırmıştır.
Osmanlı Devleti askeri gücünü tüketmiş durumdaydı ve ilkelerin barışçıl maddelerine güvenerek savaşı sonlandırmıştır.
3
Müttefiklerle kara bağlantısı ve taarruz gücü ilişkisini doğrulamak
Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Almanya ile Osmanlı arasındaki kara bağlantısı kopmuş, Osmanlı taarruz değil savunma dahi yapamayacak duruma gelmiştir.
Tarihsel kronoloji ve dönemin askeri şartları, Osmanlı'nın savaşa devam etmesini imkânsız kılmaktadır.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin 12. Maddesi ve Osmanlı Devleti'ne Etkileri

İpuçları

1
Wilson İlkeleri'nin savaşı uzatıcı mı yoksa barış sürecini hızlandırıcı mı bir rol oynadığını düşününüz.
2
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan çekildiği dönemdeki askeri ve siyasi durumunu (özellikle Bulgaristan'ın teslim olması sonrası müttefiklerle bağlantısını) hatırlayınız.
3
Wilson İlkeleri Osmanlı Devleti için yeni taarruzların değil, ateşkes arayışlarının gerekçesi olmuştur.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri'nin Wilson İlkeleri'ni aşmak için geliştirdikleri 'manda ve himaye' ile 'tamirat borcu' kavramlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Wilson İlkeleri'nin 12. maddesini maddeler halinde bölerek (Türk çoğunluğu, azınlık hakları, Boğazlar statüsü) seçeneklerle bire bir eşleştirme yöntemiyle eleme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 457Soru →

I. Dünya Savaşı'nın başlarında tarafsızlığını ilan eden İtalya'nın; On İki Ada ve Antalya çevresinin kendisine bırakılması vaadiyle İtilaf Devletleri safında savaşa girmesini sağlayan gizli antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Londra Antlaşması

Cevap

Londra Antlaşması
Londra Antlaşması (1915), İtilaf Devletleri ile İtalya arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile İtalya'ya Trablusgarp üzerindeki haklarının tanınması, On İki Ada ve Antalya çevresinin verilmesi karşılığında İtilaf Devletleri safında savaşa girmesi sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hedef devleti ve vadedilen bölgeleri belirleme
İtalya'nın saf değiştirmesi ve Antalya ile On İki Ada'nın vadedilmesi süreci analiz edildi.
İtalya başlangıçta Üçlü İttifak bloğunda yer alırken savaş başladığında tarafsız kalmış, İtilaf Devletleri ile yaptığı gizli görüşmeler sonucu taraf seçmiştir.
2
Gizli antlaşmaların içeriklerini karşılaştırarak doğru antlaşmayı tespit etme
1915 tarihli Londra Antlaşması ile İtalya'ya On İki Ada ve Güneybatı Anadolu verilmiş, İtalya İtilaf Devletleri yanında savaşa dahil olmuştur.
İtalya'nın savaşa girmesini sağlayan ilk gizli mutabakat Londra Antlaşması'dır.

Anahtar Kavram

Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Londra Antlaşması (1915)

İpuçları

1
İtalya'nın İttifak bloğundan ayrılarak İtilaf Devletleri safına geçmesini sağlayan 1915 tarihli antlaşmayı düşününüz.
2
İtalya'ya İzmir'in verildiği St. Jean de Maurienne Antlaşması'ndan önce, savaşa ilk adımını atmasını sağlayan İngiltere'nin başkentinde imzalanmış antlaşmadır.

Daha Fazla Pratik

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Paris Barış Konferansı'nda geçersiz sayılarak İzmir'in Yunanistan'a verilmesi sürecini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

İtalya ile ilgili iki temel gizli antlaşma vardır: İlki savaşa girmesini sağlayan Londra Antlaşması (1915), ikincisi ise Rusya'nın onayına bırakılan ve İzmir'in vadedildiği St. Jean de Maurienne Antlaşması'dır (1917).
Tahmini Süre:40s
Soru 458Soru →

İngiltere ve Fransa'nın Boğazları geçerek Osmanlı başkentini ele geçirme ve savaşı kısa sürede sonlandırma planları Türk ordusunun Çanakkale'deki direnişi karşısında başarısızlığa uğramıştır.

Bu savunma zaferinin I. Dünya Savaşı'nın genel seyrine olan etkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dünya genelinde cereyan eden savaşın süresinin en az iki yıl uzaması

Cevap

Dünya genelinde cereyan eden savaşın süresinin en az iki yıl uzaması
Çanakkale Cephesi'nde kazanılan zafer, İtilaf Devletleri'nin Boğazlar üzerinden Rusya'ya yardım ulaştırmasını ve Osmanlı Devleti'ni erkenden saf dışı bırakarak savaşı kısa sürede bitirmesini engellemiştir. Bu durum, I. Dünya Savaşı'nın süresinin yaklaşık iki yıl uzamasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin temel amacını ve savaş planını analiz etme
İtilaf Devletleri, Boğazları geçip İstanbul'u işgal ederek Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmayı ve I. Dünya Savaşı'nı kısa sürede sonlandırmayı hedeflemiştir.
Savaşın askeri ve jeopolitik stratejisini belirlemek için gereklidir.
2
Kazanılan zaferin uluslararası askeri etkilerini değerlendirme
Türk ordusunun kazandığı zaferle İtilaf planları çökmüş, Rusya'ya yardım ulaştırılamamış ve I. Dünya Savaşı'nın süresi en az iki yıl uzamıştır.
Çanakkale Zaferi'nin küresel çaptaki en belirgin askeri sonucunu tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin uluslararası askeri sonuçları ve savaşın süresine etkisi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Çanakkale harekâtındaki temel hedeflerinden biri savaşı çok hızlı bir şekilde sonlandırmaktı.
2
Osmanlı ordusunun kazandığı bu zafer, karşı tarafın hızlı sonuç alma stratejisini tamamen etkisiz hale getirmiştir.
3
İtilaf donanması ve ordusunun püskürtülmesi, I. Dünya Savaşı'nın genel süresini doğrudan uzatmıştır.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Cephesi'nin diğer uluslararası sonuçları olan Çarlık Rusyası'nda Bolşevik İhtilali'nin çıkması ve Bulgaristan'ın İttifak Devletleri yanında savaşa girmesi gibi gelişmeleri tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Çanakkale Cephesi'nin I. Dünya Savaşı dönemi (1914-1918) içinde gerçekleştiğini hatırlayarak, seçeneklerde verilen Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi gelişmelerini eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 459Soru →

Sevr Antlaşması'nın mali ve ekonomik hükümlerine göre; Osmanlı Devleti'nin tüm gelir kaynakları, yıllık bütçesi, vergi tarifeleri ve borç ödemeleri İngiliz, Fransız ve İtalyan delegelerden oluşan bir "Maliye Komisyonu"nun onayına bağlanmış; ayrıca kapitülasyonların savaşa katılmamış devletlerin vatandaşlarını da kapsayacak biçimde genişletilerek yeniden yürürlüğe konması kararlaştırılmıştır.

Bu hükümler doğrultusunda Osmanlı Devleti'nin durumuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin ekonomik ve mali egemenlik hakları bütünüyle İtilaf Devletleri'nin vesayeti altına girmiştir.

Cevap

Devletin ekonomik ve mali egemenlik hakları bütünüyle İtilaf Devletleri'nin vesayeti altına girmiştir.
Sevr Antlaşması'nda yer alan Maliye Komisyonu; bütçenin hazırlanması, onaylanması, vergi oranlarının tespiti ve gelirlerin harcanması konularında tek yetkili kılınmıştır. Aynı zamanda kapitülasyonların tüm yabancı devletlere teşmil edilmesi, Osmanlı Devleti'nin hem mali bağımsızlığını hem de ekonomik egemenliğini bütünüyle yitirerek İtilaf Devletleri'nin tam bir vesayeti altına girdiğini kesin olarak kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen antlaşma maddelerini egemenlik kavramı açısından analiz etme
Bütçe onayının, gelirlerin ve vergi sisteminin İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerden oluşan Maliye Komisyonuna bırakıldığı ve kapitülasyonların genişletildiği görülür.
Bir devletin bütçe yapma ve para politikalarını bağımsızca belirleyememesi egemenlik haklarının doğrudan devredildiğini gösterir.
2
Hükümlerin Osmanlı Devleti'nin siyasi ve hukuki statüsüne etkisini değerlendirme
Osmanlı Devleti mali bakımdan kendi kararlarını alamayan, bütünüyle dış güçlerin denetimine ve vesayetine tabi bir yapıya dönüştürülmüştür.
Mali bağımsızlığını kaybeden bir devletin siyasi bağımsızlığını sürdürmesi imkânsızdır.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması'nın Mali Hükümleri ve Egemenlik Haklarına Etkisi

İpuçları

1
Bir devletin bütçesini, vergilerini ve gelirlerini yabancı temsilcilerin belirlemesi o devletin bağımsızlığı açısından ne anlama gelir?
2
Kapitülasyonların kaldırılmayıp aksine müttefik olmayan devletlere de genişletilmesi ve bütçenin İtilaf Komisyonu onayına tabi tutulması mali bağımsızlığı ortadan kaldırır.
3
Ekonomik ve mali kararları bütünüyle yabancı güçlerin denetimine geçen bir devlet doğrudan vesayet altına girmiş olur.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın mali hükümleri ile Lozan Barış Antlaşması'nda kapitülasyonların ve Düyun-ı Umumiye'nin kaldırılması hükümlerini egemenlik ilkeleri açısından karşılaştırınız.

Alternatif Yöntem

Egemenlik kavramının unsurları (yasama, yürütme, yargı ve mali bağımsızlık) üzerinden eleme yöntemi uygulanabilir. Bütçe hakkının devredilmesi doğrudan 'mali egemenliğin kaybı ve vesayet' sonucuna ulaştırır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 460Soru →

I. Dünya Savaşı öncesinde kurulan bloklaşma sürecinde Almanya ve Avusturya-Macaristan ile birlikte Üçlü İttifak (Bağlaşma) grubu içerisinde yer almasına rağmen, savaşın başlamasıyla önce tarafsızlığını ilan eden ve ardından İtilaf Devletleri safına geçen devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya

Cevap

İttifak Bloku'ndan ayrılarak İtilaf Devletleri safına geçen devlet İtalya'dır.
İtalya, 1882 yılında kurulan Üçlü İttifak'ın üç kurucu üyesinden biri olmasına karşın, Akdeniz ve Adriyatik'teki emelleri doğrultusunda Avusturya-Macaristan ile çıkar çatışması yaşamıştır. Savaş patlak verdiğinde önce tarafsız kalmış, ardından İtilaf Devletleri ile imzaladığı 1915 Londra Gizli Antlaşması'yla vadedilen topraklar karşılığında İtilaf safında savaşa katılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı öncesinde kurulan Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf bloklarının kurucu üyelerini belirleme
Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya 1882'de Üçlü İttifak'ı kurmuştur. İngiltere, Fransa ve Rusya ise 1907'de Üçlü İtilaf'ı oluşturmuştur.
Savaş öncesi güç dengelerini ve diplomatik bloklaşmayı analiz etmek için ilk adım blok kurucularını bilmektir.
2
Savaş sürecinde yaşanan blok değişikliklerini ve diplomatik vaatleri değerlendirme
İtalya, Avusturya-Macaristan ile yaşadığı sınır/çıkar çatışmaları ve İtilaf Devletleri'nin gizli antlaşmalarla (1915 Londra Antlaşması) sunduğu toprak vaatleri sebebiyle saf değiştirmiştir.
Savaş sırasında taraf değiştiren yegane kurucu blok üyesini tespit etmek gerekmektedir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Öncesi Bloklaşmalar ve Taraf Değişiklikleri

İpuçları

1
Bu devlet, Akdeniz havzasında yayılma politikası izleyen ve gizli antlaşmalarla Batı Anadolu kendisine vadedilen bir Akdeniz ülkesidir.
2
1882'de Almanya ve Avusturya-Macaristan ile ittifak kurmuş ancak savaşın başında tarafsızlığını ilan etmiştir.
3
1915 Londra Antlaşması ile İttifak safından ayrılarak İtilaf Devletleri tarafına resmen geçen devlet İtalya'dır.

Daha Fazla Pratik

İtalya'ya gizli antlaşmalarla vadedilen İzmir ve çevresinin Paris Barış Konferansı'nda Yunanistan'a verilmesinin İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığına nasıl yol açtığını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Savaş öncesi Üçlü İttifak'ın Almanya-Avusturya-İtalya üçlüsünden oluştuğunu ve savaşın başında saf değiştiren tek Akdenizli müttefikin İtalya olduğunu doğrudan hatırlamak.
Tahmini Süre:40s
ÖncekiSayfa 23 / 41Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 23 | Examkin