XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 soru

Soru 461Soru →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı sınırları içerisinde icra edilen askerî harekâtların arka planında dönemin siyasi ve ideolojik yaklaşımları da belirleyici olmuştur. Bu doğrultuda açılan taarruz cephelerinden Kafkas Cephesi'nde Orta Asya Türkleri ile birleşme ideali, Kanal Cephesi'nde ise Mısır ve Kuzey Afrika'daki Müslüman unsurları harekete geçirme gayesi güdülmüştür.

Buna göre, Kafkas ve Kanal cephelerinin açılmasında etkili olan temel fikir akımları sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkçülük - İslamcılık

Cevap

Türkçülük - İslamcılık
Kafkas Cephesi'nin açılmasında Rusya hâkimiyetindeki Orta Asya Türkleri ile birleşme (Pantürkizm/Turan) ideali yani Türkçülük akımı etkili olmuştur. Kanal Cephesi'nin açılmasında ise Mısır'daki Müslüman halkın desteğini alarak İngiliz egemenliğine son verme ve kutsal cihat çağrısından yararlanma yani İslamcılık (Ümmetçilik) akımı esas alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'nin ideolojik arka planını belirleme
Kafkas Cephesi; Bakü petrollerini ele geçirmek ve Orta Asya Türk dünyası ile birleşmek (Turancılık/Pantürkizm) gayesiyle açılmıştır. Bu da doğrudan Türkçülük fikir akımına dayanır.
İttihat ve Terakki yönetiminin Doğu politikasındaki ana hedefi Turan birliğini kurmaktır.
2
Kanal Cephesi'nin ideolojik arka planını belirleme
Kanal Cephesi; İngiltere'nin sömürge yollarını kesmek ve Mısır'daki Müslümanları halifenin cihat çağrısıyla İngilizlere karşı ayaklandırmak amacıyla açılmıştır. Bu hedef İslamcılık (Ümmetçilik) akımıyla örtüşür.
Kanal Harekâtı'nda Mısır ve çevre coğrafyadaki Müslüman unsurların desteği hedeflenmiştir.
3
Cephelerin sırasına uygun doğru eşleştirmeyi yapma
Kafkas için Türkçülük, Kanal için İslamcılık sıralaması elde edilir.
Soruda Kafkas ve Kanal cephelerinin sıralaması istenmektedir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin İdeolojik Amaçları

İpuçları

1
Kafkas bölgesindeki hedef Orta Asya'daki soydaşlara ulaşmak, Mısır bölgesindeki hedef ise hilafet makamının gücüyle oradaki dindaşları ayaklandırmaktır.
2
Turan ideali Türkçülük, cihat çağrısıyla Müslümanları birleştirme ideali ise İslamcılık (Ümmetçilik) düşüncesine dayanır.

Daha Fazla Pratik

Kafkas Cephesi'ni sonlandıran antlaşmaları ve Kanal Cephesi'nin başarısızlığı sonrası çekilinen savunma cephesini (Suriye-Filistin) tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Osmanlı'nın açtığı iki taarruz cephesinin temel hedeflerini anahtar kelimelerle kodlayabilirsiniz: Kafkas Cephesi = Turan/Türk Dünyası (Türkçülük), Kanal Cephesi = Mısır/Hilafet/Cihat (İslamcılık).
Tahmini Süre:45s
Soru 462Soru →

I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Osmanlı Devleti'nde yönetimde bulunan İttihat ve Terakki erkânı, 2 Ağustos 1914'te Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamış ve takip eden süreçte fiilen savaşa dahil olmuştur.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin Almanya'nın yanında savaşa girme kararında ve bu doğrultudaki beklentilerinde aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reval Görüşmeleri kararları gereğince Boğazlar üzerinde oluşturulacak uluslararası Rus denetiminin kabul edilmesi

Cevap

Reval Görüşmeleri kararları gereğince Boğazlar üzerinde oluşturulacak uluslararası Rus denetiminin kabul edilmesi ifadesi Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş nedenleri ve amaçları arasında yer almaz.
Reval Görüşmeleri (1908), İngiltere ile Rusya arasında Osmanlı topraklarının ve Boğazlar nüfuzunun paylaşılmasına zemin hazırlayan diplomatik bir gelişmedir. Osmanlı Devleti'nin temel kaygısı, Boğazlar ve İstanbul üzerindeki tarihi Rus emellerini engellemek ve toprak bütünlüğünü korumaktır. Dolayısıyla Boğazlar üzerinde yabancı/Rus denetimini kabul etmek gibi bir amaç ya da beklenti söz konusu olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na giriş nedenlerini siyasi, askeri, ekonomik ve ideolojik açılardan analiz etmek
Osmanlı Devleti; Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nda kaybedilen toprakları geri almak, kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye prangasından kurtulmak, uluslararası yalnızlığa son vermek, Alman askeri zaferinden yararlanmak ve Turan idealini gerçekleştirmek amacıyla İttifak bloku yanında savaşa girmiştir.
Savaşa giriş kararını şekillendiren temel faktörlerin doğruluğunu tespit etmek gereklidir.
2
Reval Görüşmeleri'nin niteliğini ve Osmanlı'nın Boğazlar politikası ile ilişkisini değerlendirmek
1908 Reval Görüşmeleri'nde İngiltere ve Rusya, Osmanlı topraklarının (özellikle Makedonya ve Boğazlar) paylaşımı konusunda mutabakata varmıştır. Osmanlı Devleti bu paylaşım planına karşı bağımsızlığını ve Boğazlar hakimiyetini korumak için çabalamış, Rus denetimini asla bir amaç veya kabul olarak benimsememiştir.
Soru kökündeki olumsuz yargıyı doğrulayan tarihsel çelişkiyi ortaya koymak için Reval Görüşmeleri'nin mahiyetini bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci, Sebepleri ve Hedefleri

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin savaşa girişinde toprak kayıplarını telafi etme, ekonomik bağımsızlık ve Rus tehdidine karşı korunma gibi faktörler belirleyici olmuştur.
2
Osmanlı diplomasisi, Boğazlar ve İstanbul üzerindeki geleneksel Rus hakimiyeti politikalarını ulusal varlığına doğrudan tehdit olarak görmüştür.
3
1908 Reval Görüşmeleri İngiltere ve Rusya arasında Osmanlı aleyhine gerçekleşen bir zirvedir; Osmanlı Devleti bu kararları tanımayı değil, bertaraf etmeyi amaçlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen girişinde rol oynayan Goben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) olayının uluslararası hukuk ve Boğazlar statüsü boyutu pekiştirilebilir.

Alternatif Yöntem

Savaşa giriş nedenlerini 'Osmanlı'nın Kendi Hedefleri' (toprak, ekonomi, Turan) ve 'Karşı Karşıya Olduğu Tehditler' (İngiltere-Rusya ittifakı, yalnızlık) şeklinde tasnif ederek tehdit oluşturan bir durumu hedef gibi sunan seçeneği kolayca eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 463Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra başlayan işgallere karşı Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde teşkilatlanmalar ortaya çıkmıştır. Bu süreçte Mustafa Kemal Paşa'nın teşvikiyle Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım öncülüğünde kurulan; İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükûmeti'ne protesto telgrafları çeken, mitingler düzenleyerek orduya yardım toplayan millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti

Cevap

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti
Sivas Kongresi sürecinde Mustafa Kemal Paşa'nın tavsiye ve desteğiyle Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları tarafından 'Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti' kurulmuştur. Cemiyet, İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükûmeti'ne karşı protestolar düzenlemiş, yardım kampanyalarıyla Milli Mücadele'ye maddi ve manevi önemli katkılar sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarihsel ipuçları (Sivas'ta kurulması, Melek Reşit Hanım öncülüğü, protesto ve yardım faaliyetleri) belirlenir.
Aranan teşkilatın kadınların sivil örgütlenmesiyle ortaya çıkan bir yararlı cemiyet olduğu tespit edilir.
Milli cemiyetlerin her biri farklı kurucu kadrolara, kuruluş merkezlerine ve mücadele yöntemlerine sahiptir.
2
Seçeneklerde yer alan cemiyetlerin kuruluş amaçları ve öne çıkan temsilcileri karşılaştırılır.
Diğer seçeneklerin basın-yayın yoluyla mücadele eden cemiyetler, bölgesel silahlı direniş birlikleri veya milli varlığa düşman cemiyetler olduğu görülür.
Kavram ve cemiyet karmaşasını önlemek için faaliyet alanları ayrıştırılmalıdır.
3
Mustafa Kemal Paşa'nın teşvikiyle Sivas merkezli olarak teşkilatlanan ve yardım faaliyetleri yürüten cemiyet tespit edilir.
Doğru cevabın Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti olduğu sonucuna ulaşılır.
Sivas Kongresi günlerinde kurulan bu cemiyet, Türk kadınının Milli Mücadele'deki örgütlü sivil direnişinin simgesidir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde kurulan milli cemiyetlerin nitelikleri, kurucuları ve faaliyet yöntemleri

İpuçları

1
Milli Mücadele Dönemi'nde işgallere karşı kadınların örgütlenerek miting ve yardım faaliyetleri yürüttüğü teşkilatı göz önüne alınız.
2
Sivas Kongresi sırasında Sivas Valisi'nin eşi Melek Reşit Hanım öncülüğünde kurulan teşkilatı düşününüz.
3
Cemiyetin isminde 'Kadınları' ifadesi yer almakta olup doğrudan orduya lojistik destek ve protesto mitingleri düzenlemiştir.

Daha Fazla Pratik

Milli cemiyetlerin faaliyet yöntemlerine göre (silahlı direniş yürütenler, basın-yayın kullananlar, sivil yardım toplayanlar) sınıflandırıldığı sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'Melek Reşit Hanım' ve 'orduya yardım toplama / kadınların teşkilatlanması' vurgularından hareketle doğrudan kadın öncülüğünde kurulan cemiyete odaklanılabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 464Soru →

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda doğrudan taarruz stratejisiyle açtığı Kafkas ve Kanal cephelerinin askerî harekât hedefleri, sevk-idare süreçleri ve stratejik sonuçları hakkında araştırma yapan bir tarihçinin ulaştığı aşağıdaki yargılardan hangisi tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanal Harekâtı'nın temel askerî gayesi; Basra Körfezi üzerinden Abadan petrollerine ulaşarak İngiliz donanmasının yakıt ikmalini felce uğratmak ve Basra-Bağdat demiryolu hattının kontrolünü ele geçirmektir.

Cevap

Kanal Harekâtı'nın temel askerî gayesinin Basra Körfezi üzerinden Abadan petrollerine ulaşmak ve Basra-Bağdat demiryolu hattını denetim altına almak olduğunu öne süren yargı tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz.
Kanal Harekâtı'nın hedefi olarak Basra Körfezi, Abadan petrolleri ve Basra-Bağdat demiryolu hattını gösteren ifade tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz. Bu hedefler, İngiltere'nin taarruzuyla açılan bir savunma cephesi niteliğindeki Irak Cephesi'nin konusudur. Kanal Cephesi ise Osmanlı Devleti'nin Mısır'ı İngiltere'den geri almak ve Süveyş Kanalı'nı kapatıp İngiltere'nin Hindistan sömürge irtibatını kesmek amacıyla açtığı bir taarruz cephesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas ve Kanal cephelerinin taarruz hedeflerini ve coğrafi alanlarını analiz etme
Kafkas Cephesi Doğu Anadolu, Kafkasya ve Bakü bölgesini; Kanal Cephesi ise Sina Yarımadası, Süveyş Kanalı ve Mısır bölgesini kapsamaktadır.
Osmanlı Devleti'nin kendi inisiyatifiyle taarruz ettiği iki cephe Kafkas ve Kanal cepheleridir.
2
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı cephelerinin stratejik amaçlarını karşılaştırma
Basra Körfezi, Abadan rafinerileri ve Mezopotamya hattı taarruz cephesi olan Kanal'ın değil, savunma cephesi olan Irak Cephesi'nin operasyon alanıdır.
İngiltere, petrol kaynaklarını emniyete almak ve Rusya'ya karadan ulaşmak için Irak Cephesi'ni açmıştır.
3
Doğru seçeneği ve yanlış önermeyi belirleme
Kanal Harekâtı'nın hedefi olarak Basra ve Abadan petrollerini gösteren ifade tarihsel bir yanılgı barındırmaktadır.
Kanal Harekâtı tamamen Süveyş Kanalı üzerinden İngiltere'nin Mısır ve Hindistan bağlantısını kesmeyi hedeflemiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin (Kafkas ve Kanal) Stratejik Hedefleri ve Savunma Cephelerinden Ayrımı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri olan Kafkas ve Kanal cephelerinin coğrafi hedefleri ile İngiltere'nin açtığı savunma cephelerinin (Irak, Suriye-Filistin vb.) hedeflerini birbirinden ayırınız.
2
Basra Körfezi, Abadan petrol rafinerileri ve Şattülarap bölgesi Mısır istikametindeki Kanal Cephesi ile değil, Mezopotamya bölgesindeki başka bir cephe ile doğrudan ilişkilidir.
3
Kanal Harekâtı Sina Çölü aşılarak Süveyş Kanalı ve Mısır üzerine yapılmıştır; Abadan petrolleri ve Basra-Bağdat hattı ise Irak Cephesi'nin mücadele alanıdır.

Daha Fazla Pratik

Kafkas Cephesi'nde Mustafa Kemal'in 16. Kolordu Komutanı olarak geri aldığı Muş ve Bitlis muharebeleri ile Brest-Litovsk Antlaşması'nın getirdiği sınır değişikliklerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Cepheleri hedeflerine göre kodlama: Kafkas = Bakü petrolleri + Turancılık; Kanal = Süveyş Kanalı + Mısır; Irak = Abadan/Basra petrolleri + Bağdat.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 465Soru →

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasını takiben İtilaf Devletleri’nin Anadolu topraklarını yer yer işgale başlaması karşısında, Osmanlı merkez yönetiminin pasif ve uzlaşmacı bir tutum sergilemesi üzerine Türk halkı kendi bölgesel savunma reflekslerini devreye sokmuştur.

Bu doğrultuda, mütareke sonrası başlayan işgaller karşısında Türk halkının ortaya koyduğu ilk tepkiler ve geliştirdiği mücadele yöntemleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşgallerin ilk anından itibaren tek merkezden sevk ve idare edilen düzenli ordu birlikleri kurarak merkeziyetçi bir taarruz stratejisi benimsemeleri

Cevap

İşgallerin ilk anından itibaren tek merkezden sevk ve idare edilen düzenli ordu birlikleri kurarak merkeziyetçi bir taarruz stratejisi benimsemeleri ifadesi yanlıştır.
Mondros Mütarekesi sonrasında Osmanlı ordusu terhis edildiği ve merkezî otorite teslimiyetçi bir politika izlediği için halk, ilk anda tek merkezden idare edilen düzenli bir ordu kuramamıştır. Direniş ilk evrede tamamen bölgesel cemiyetler, mahalli mitingler, yerel kongreler ve gerilla taktiği uygulayan milis kuvvetler (Kuva-yı Milliye) şeklinde ortaya çıkmıştır. Düzenli ordunun kurulması ise TBMM döneminde gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Mütarekesi sonrası genel askeri ve idari durumu değerlendirme
Mondros'un askeri hükümleri gereğince Osmanlı ordusu terhis edilmiş, silah ve cephanelerine el konulmuş ve İstanbul Hükûmeti işgaller karşısında sessiz kalarak halka itidal tavsiye etmiştir.
Türk halkının geliştirdiği tepkilerin neden bölgesel ve kendiliğinden doğduğunu anlamak için mevcut şartların bilinmesi gerekir.
2
Türk halkının ilk tepkilerini ve örgütlenme basamaklarını analiz etme
Halk ilk etapta haksız işgallere karşı basın-yayın yoluyla hukuki savunmaya geçmiş, mitingler düzenlemiş, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri kurmuş ve silahlı savunma ihtiyacı doğduğunda bölgesel Kuva-yı Milliye birliklerini teşkil etmiştir.
İlk tepkilerin niteliği ulusal/merkeziyetçi değil, tamamen yerel/bölgesel ve savunma amaçlıdır.
3
Düzenli ordunun kurulması sürecinin kronolojik ve örgütsel konumunu belirleme
Tek merkezden yönetilen düzenli ordunun kurulması ve taarruz gücüne ulaşılması, mütarekenin hemen ardından değil; TBMM'nin açılması ve Batı Cephesi Komutanlığı'nın teşkilatlanması (1920 sonları) sonrasında gerçekleşmiştir.
Mütareke sonrası ilk tepkiler ile Milli Mücadele Muharebeler Dönemi arasındaki örgütsel farkın ortaya konması gerekir.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması Sonrası İşgallere Karşı Halkın Tepkisi ve Direnişin Niteliği

İpuçları

1
Mondros Ateşkesi imzalandığında Osmanlı ordusunun hukuki ve fiili durumunu, ayrıca İstanbul Hükûmeti'nin tutumunu göz önüne getiriniz.
2
Halkın kurduğu ilk savunma unsurlarının (Kuva-yı Milliye ve cemiyetler) 'bölgesel' mi yoksa 'merkezi ve ulusal' mı olduğunu düşününüz.
3
Düzenli ordunun kurulması ve tek bir komuta merkezine bağlanması sürecinin hangi siyasi ve kurumsal gelişmeden (TBMM) sonra gerçekleştiğini hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Kuva-yı Milliye'nin olumlu özellikleri ile düzenli orduya geçişi zorunlu kılan yetersizliklerini karşılaştıran sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi: Mondros sonrası ilk aşama (1918 sonu - 1919 başı) 'Bölgesel ve Dağınık Direniş' aşamasıdır. 'Düzenli Ordu ve Topyekûn Taarruz' ise 1920 sonu ve sonrasına ait ileri bir aşamadır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 466Soru →

Çarlık Rusyası, müttefikleri İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu topraklarını kendi aralarında paylaştıkları gizli tasarıya itiraz etmiş; bunun üzerine İtilaf ortakları, Rusya'nın savaştaki desteğini korumak amacıyla Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu illerini (Erzurum, Van, Bitlis) Rus nüfuz alanına dahil eden yeni bir gizli mutabakata varmışlardır.

Osmanlı Devleti'nin Doğu Anadolu ve Karadeniz topraklarının paylaşılmasını konu edinen bu gizli diplomatik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Petrograd Protokolü

Cevap

Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz topraklarının Çarlık Rusyası'na vadedildiği gizli mutabakat Petrograd Protokolü'dür.
I. Dünya Savaşı sürerken İngiltere ve Fransa arasında imzalanan Sykes-Picot Antlaşması'na Çarlık Rusyası itiraz etmiştir. Müttefiklerinin tepkisini dindirmek ve Rusya'nın ittifaktaki yerini korumak isteyen İngiltere ve Fransa, 1916 yılında imzalanan Petrograd Protokolü ile Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis vilayetlerini Rus nüfuz sahasına bırakmıştır. Bu nedenle doğru yanıt Petrograd Protokolü seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını paylaşma tasarılarını incelemek
Sykes-Picot Antlaşması'nın İngiltere ve Fransa arasında Orta Doğu coğrafyasının paylaşılmasını hedeflediği belirlenmiştir.
Çarlık Rusyası bu ikili paylaşıma kendi çıkarlarını zedelediği gerekçesiyle karşı çıkmıştır.
2
Rusya'nın itirazını gidermek için yapılan diplomatik hamleyi tespit etmek
İngiltere ve Fransa, Rusya'nın savaştan çekilmesini önlemek amacıyla 1916'da Rusya ile yeni bir gizli protokol imzalamıştır.
Doğu Cephesi'nde Rus desteğinin sürmesi İtilaf Devletleri için hayati önem taşımaktadır.
3
Paylaşılan coğrafya ile antlaşmayı eşleştirmek
Trabzon'a kadar olan Doğu Karadeniz kıyıları ile Erzurum, Van ve Bitlis illerinin Rusya'ya bırakıldığı belgenin Petrograd Protokolü olduğu tespit edilmiştir.
İstanbul Antlaşması yalnızca Boğazlar bölgesini kapsarken, Doğu Anadolu payı Petrograd Protokolü ile resmileşmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Sırasında İmzalanan Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Kapsamları

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Rusya'ya pay verdiği iki gizli antlaşma vardır; biri Boğazları, diğeri Doğu Anadolu'yu konu alır.
2
Sykes-Picot paylaşımına itiraz eden Çarlık yönetimi, 1916 yılında kendi başkentinin adını taşıyan bu mutabakatla Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu payını elde etmiştir.
3
Antlaşmanın adı, dönemin Çarlık Rusyası başkentinden (St. Petersburg / Petrograd) gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

Bolşevik İhtilali sonrası Sovyet Rusya'nın gizli antlaşmaları ifşa ettiği 'Sarı Kitap' olayını ve Rusya'nın bu topraklardan çekildiği Brest-Litowsk Antlaşması'nı tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmaları devlet ve vadedilen coğrafya temelinde gruplandırınız: İtalya (Londra: Antalya/12 Ada; St. Jean de Maurienne: İzmir/Batı Anadolu), Şerif Hüseyin (Mac-Mahon: Arap Yarımadası), İngiltere-Fransa (Sykes-Picot: Orta Doğu), Rusya (İstanbul Antlaşması: Boğazlar; Petrograd Protokolü: Doğu Anadolu ve Karadeniz).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 467Soru →

İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Hükûmetine dayatılan Sevr Antlaşması'nın azınlıklarla ilgili maddesinde; gayrimüslim tebaaya geniş ayrıcalıklar tanınması, bu hakların gözetiminin galip devletlerce yürütülmesi ve Osmanlı yönetiminin söz konusu taahhütlere riayet etmemesi durumunda İstanbul üzerindeki Türk egemenliğine son verilebileceği belirtilmiştir.

Antlaşmada yer alan bu yaptırım ve denetim mekanizmasıyla İtilaf Devletleri'nin öncelikli olarak aşağıdakilerden hangisini hedeflediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale edebilmek için sürekli bir baskı ve denetim gerekçesi oluşturmayı

Cevap

Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale edebilmek için sürekli bir baskı ve denetim gerekçesi oluşturmayı
Sevr Antlaşması'nda azınlık haklarının denetiminin yabancı devletlere bırakılması ve en ufak bir aksaklıkta İstanbul'un Osmanlı'dan alınacağının belirtilmesi; İtilaf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin iç işlerine diledikleri zaman müdahale etme ve başkenti işgal etme konusunda sürekli bir hukuki gerekçe ve baskı unsuru sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen antlaşma maddesini ve yaptırım koşulunu analiz etme
Gayrimüslim azınlıklara verilen hakların gözetiminin İtilaf Devletleri'ne bırakıldığı ve kurala uyulmaması durumunda başkent İstanbul'un işgal edileceği şartı görülmektedir.
Uluslararası antlaşmalarda egemen bir devletin başkenti üzerinden tehdit edilmesi ve azınlık haklarının denetiminin yabancı güçlere verilmesi, bağımsızlık ilkesine aykırıdır.
2
Maddenin getirdiği siyasi ve hukuki sonuçları değerlendirme
İtilaf Devletleri, azınlık haklarını öne sürerek istedikleri her an Osmanlı iç işlerine müdahale edebilecekleri ve başkenti tamamen işgal edebilecekleri hukuki bir kılıf hazırlamışlardır.
Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları kısıtlanarak sürekli bir baskı ve vesayet rejimi hedeflenmiştir.
3
Seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıya ulaşma
Maddenin temel amacı 'Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale edebilmek için sürekli bir baskı ve denetim gerekçesi oluşturmak'tır.
Diğer seçeneklerde yer alan demokratikleşme, azınlıkları devlete bağlama veya TBMM ile uzlaşma gibi gayeler Sevr'in ruhu ve dönemin tarihi gerçekliği ile bağdaşmaz.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın azınlıklar ve egemenlik haklarına dair hükümleri ile İtilaf Devletleri'nin Osmanlı iç işlerine müdahale mekanizması

İpuçları

1
Bir devletin başkentinin başka devletlerin tehdidi altında tutulmasının egemenlik ve iç işleri üzerindeki etkisini düşününüz.
2
Azınlık haklarının korunması bahanesinin Osmanlı tarihi boyunca Avrupalı devletler tarafından hangi amaçla kullanıldığını hatırlayınız.
3
İtilaf Devletleri, azınlık haklarına uyulmadığı iddiasını öne sürerek İstanbul'u ve Osmanlı idaresini sürekli kontrol altında tutabilecekleri bir zemin hazırlamışlardır.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın Boğazlar Komisyonu ve kapitülasyonlara ilişkin hükümlerinin Osmanlı egemenlik hakları üzerindeki kısıtlayıcı etkilerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Tanzimat ve Islahat fermanlarından itibaren dış güçlerin 'azınlık hakları' gerekçesini kullanarak Osmanlı iç işlerine karışma politikasını Sevr'in İstanbul yaptırımıyla eşleştirerek sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 468Soru →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin taarruz inisiyatifiyle açtığı Kafkas ve Kanal cephelerindeki askerî harekâtların seyri, stratejik dönüşümleri ve ortaya çıkardığı sonuçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanal Harekâtı’nda icra edilen taarruzların sonuçsuz kalması Osmanlı ordusunun Sina Yarımadası’ndan çekilerek savunmaya geçmesine yol açarken, Kafkas Cephesi’nde yaşanan ağır askerî kayıplara rağmen Rusya’daki Bolşevik İhtilali sonucu imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlı Devleti daha önce kaybettiği toprakları geri alma imkânı bulmuştur.

Cevap

Kanal Harekâtı'nın başarısızlığıyla savunma aşamasına geçilmesi ve Kafkas Cephesi'nde askerî hezimete rağmen Brest-Litovsk Antlaşması ile diplomatik kazanım elde edilmesi yargısı doğrudur.
Doğru ifadede belirtildiği üzere; Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla açtığı Kanal Cephesi'nde 1915 ve 1916 yıllarında icra edilen Süveyş harekâtları başarısızlıkla sonuçlanmış, taarruz gücünü kaybeden ordu Sina Çölü'nü tahliye ederek Suriye-Filistin hattında savunmaya geçmiştir. Kafkas Cephesi'nde ise Sarıkamış felaketi ve ardından yaşanan işgallere rağmen, Çarlık Rusyası'nda patlak veren 1917 Bolşevik İhtilali neticesinde imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması sayesinde Osmanlı Devleti 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) kaybettiği Kars, Ardahan ve Batum'u (Elviye-i Selâse) masada geri almayı başarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanal Cephesi'nin askerî hedeflerini ve sonuçlarını analiz etmek
Almanya'nın isteğiyle İngiltere'nin Süveyş Kanalı ve Mısır üzerinden Hindistan sömürge bağlantısını kesmek amacıyla I. ve II. Kanal (Romani) taarruzları yapılmış, başarısız olunması üzerine Sina Yarımadası boşaltılarak savunma savaşına (Suriye-Filistin Cephesi) dönülmüştür.
Kanal Harekâtı'nın taarruz inisiyatifinin kaybedilmesine ve çekilmeye yol açtığını belirlemek gerekir.
2
Kafkas Cephesi'nin askerî safhasını ve siyasi neticesini değerlendirmek
Sarıkamış Harekâtı ağır bir hezimetle sonuçlanmış, Ruslar Doğu Anadolu'da Erzurum, Erzincan, Trabzon, Van, Muş ve Bitlis'i işgal etmiştir. Ancak 1917 Bolşevik İhtilali sonrası Rusya savaştan çekilmiş ve imzalanan 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlı Devleti, 1878'de kaybettiği Kars, Ardahan ve Batum'u (Elviye-i Selâse) geri almıştır.
Kafkas Cephesi'nin askerî bakımdan kaybedilmesine karşın konjonktürel siyasi gelişmeler sayesinde diplomatik kazanımla sonuçlanan tek cephe olduğunu tespit etmek şarttır.
3
Her iki cephenin stratejik dönüşümünü sentezleyerek doğru seçeneği belirlemek
Kanal Cephesi taarruzdan savunmaya evrilirken, Kafkas Cephesi askerî hezimete rağmen lehte diplomatik antlaşmayla sonuçlanmıştır.
Tarihsel kronoloji ve neden-sonuç bağı tam olarak doğrulanmış olur.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin Stratejik Nitelikleri ve Sonuçları

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin taarruz cephelerinde sahada yaşanan askerî durum ile masada ortaya çıkan siyasi/diplomatik neticeleri ayrı ayrı düşününüz.
2
Kanal Harekâtı'nın başarısızlığının cephenin savunmaya dönüşmesine etkisini ve Rusya'da yaşanan 1917 Bolşevik İhtilali'nin Kafkas Cephesi'ne yansımasını hatırlayınız.
3
Kafkas Cephesi, Osmanlı Devleti'nin askerî olarak yenik durumda olmasına rağmen masada toprak kazandığı (Brest-Litovsk Antlaşması) yegâne cephedir.

Daha Fazla Pratik

Brest-Litovsk Antlaşması sonrasında Kafkasya'da kurulan Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü harekâtı ve Almanya ile Osmanlı arasındaki Kafkasya rekabetini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Cepheleri hedeflerine ve sonuçlarına göre iki sütunlu bir karşılaştırma tablosu şeklinde zihinde sınıflandırarak eleme yöntemi uygulamak: Kanal (Hedef: Mısır/Süveyş, Netice: Çekilme ve savunma); Kafkas (Hedef: Turan/Bakü/Elviye-i Selâse, Netice: Askerî hezimet fakat Bolşevik İhtilali sonrası Brest-Litovsk ile diplomatik kazanım).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 469Soru →

Mütareke Dönemi İstanbul'unda işgal güçlerinin sıkı denetim ve baskılarına rağmen gizli faaliyet yürüten bazı cemiyet ve gruplar; İtilaf Devletleri'nin kontrolündeki cephaneliklerden silah ve mühimmat kaçırmış, Anadolu'daki Millî Mücadele hareketine subay, hekim ve aydın sevkiyatını organize etmiş ve Ankara Hükûmeti için hayati istihbarat raporları hazırlamıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Millî Mücadele lehine gizli istihbarat, lojistik ve sevkiyat faaliyetleri yürüten bu teşkilatlanmalar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askerî Nigehban Cemiyeti

Cevap

Askerî Nigehban Cemiyeti, Millî Mücadele lehine çalışan bir istihbarat/sevkiyat örgütü olmayıp milli varlığa zararlı cemiyetler arasında yer alır.
Askerî Nigehban Cemiyeti (Nigehban Cemiyet-i Askeriyesi), Mondros Mütarekesi sonrasında emekli Osmanlı subayları tarafından İstanbul'da kurulmuştur. Padişah ve halifeye mutlak bağlılığı savunan cemiyet, Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlayan Millî Mücadele'yi yasa dışı bir isyan olarak görmüş ve Kuva-yı Milliye hareketine karşı cephe almıştır. Bu nedenle Millî Mücadele'ye destek veren gizli istihbarat ve lojistik örgütlerinden biri değil, milli varlığa zararlı cemiyetlerdendir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki istihbarat, silah kaçırma ve sevkiyat faaliyetlerini analiz etmek
İstanbul'dan Anadolu'ya insan ve mühimmat aktaran gizli direniş hücrelerinin niteliği ve amaçları hatırlandı.
Mütareke Dönemi'nde işgal kuvvetlerine karşı gizli faaliyet yürüten teşkilatlar ile iş birliği yapan zararlı yapıları ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki cemiyet ve grupların faaliyet alanlarını değerlendirmek
Karakol Cemiyeti, Mim Mim Grubu, Zabitan Grubu ve Hamza Grubu'nun Millî Mücadele yanlısı gizli lojistik ve istihbarat örgütleri olduğu belirlendi.
Bu gruplar Maçka Silahhanesi gibi depolardan silah kaçırarak İnebolu üzerinden Ankara'ya sevkiyat yapmışlardır.
3
Askerî Nigehban Cemiyeti'nin kuruluş amacını ve niteliğini tespit etmek
Askerî Nigehban Cemiyeti'nin İttihat ve Terakki karşıtı emekli subaylarca kurulan, saltanat/hilafet yanlısı ve Millî Mücadele aleyhtarı zararlı bir cemiyet olduğu saptandı.
İsminde 'askerî' ifadesi bulunmasına rağmen bağımsızlık yanlısı direnişi değil, saray ve işbirlikçi hükümet politikalarını desteklemiştir.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Dönemi Gizli İstihbarat ve Sevkiyat Teşkilatları ile Zararlı Cemiyetlerin Ayrımı

İpuçları

1
Cemiyetlerin isimlerindeki 'askerî' veya 'millî' gibi kelimeler her zaman onların bağımsızlık mücadelesini desteklediği anlamına gelmeyebilir.
2
Seçeneklerdeki dört teşkilat işgal depolarından İstiklal Yolu'na mühimmat kaçıran gizli gruplardır; bir tanesi ise saray ve hilafet yanlısı olup Kuva-yı Milliye'ye muhaliftir.
3
Nigehban 'bekçi/muhafız' anlamına gelir; bu cemiyet padişahın otoritesini korumayı amaçlayan emekli subaylarca kurulmuş milli varlığa zararlı bir örgüttür.

Daha Fazla Pratik

Mütareke İstanbul'unda kurulan İmalat-ı Harbiye Grubu ve Felah Grubu'nun Kurtuluş Savaşı'ndaki lojistik katkılarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Cemiyetleri 'Millî Mücadele'yi Destekleyen Gizli Örgütler (Karakol, M.M., Hamza, Zabitan, Felah)' ve 'Kendi İçimizden Çıkan Zararlı Cemiyetler (Sulh ve Selamet, Teali-i İslam, Askerî Nigehban, İngiliz Muhipleri)' şeklinde iki ana kategoriye ayırarak eleme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 470Soru →

I. Dünya Savaşı sürecinde Çanakkale Cephesi'nde yürütülen askerî harekâtlar ve Osmanlı ordusunun komuta teşkilatlanması ile ilgili olarak;

I. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'in, Boğaz tahkimatını deniz saldırılarına karşı güçlendirerek 18 Mart Deniz Zaferi'ni sevk ve idare eden 'Müstahkem Mevki Komutanı' sıfatıyla görev yapması,
II. Gelibolu Yarımadası'nın güney kesimindeki Seddülbahir, Kirte ve Zığındere muharebelerinin Mirliva Vehip Paşa komutasındaki Güney Grubu tarafından sevk ve idare edilmesi,
III. İtilaf Devletleri'nin Suvla Koyu'na yeni çıkarma yaparak cepheyi genişletme girişimi üzerine oluşturulan Anafartalar Grubu Komutanlığına Mustafa Kemal'in atanması

bilgilerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

II ve III numaralı öncüller doğrudur.
Doğru yanıt, ikinci ve üçüncü öncülleri birlikte içeren seçenektir. Seddülbahir ve Kirte muharebeleri Güney Grubu Komutanı Mirliva Vehip Paşa tarafından sevk ve idare edilmiş; Ağustos 1915'teki Suvla çıkarması sonrasında ise kurulan Anafartalar Grubu Komutanlığı'nın başına Mustafa Kemal atanmıştır. 18 Mart Deniz Zaferi'ni sevk ve idare eden Müstahkem Mevki Komutanı ise Cevat Paşa'dır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Öncülün Analizi (18 Mart Deniz Zaferi ve Komuta Yapısı)
I. öncül yanlıştır.
18 Mart 1915 Çanakkale Boğazı Deniz Zaferi sırasında Boğaz tahkimatını yöneten ve tarihe '18 Mart Kahramanı' olarak geçen komutan, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Mirliva Cevat Paşa'dır (Çobanlı). Mustafa Kemal ise Tekirdağ'da teşkil edilen 19. Tümen Komutanlığı görevindedir ve Maydos (Eceabat) bölgesinde kara savunması hazırlıklarını yürütmektedir.
2
II. Öncülün Analizi (Güney Grubu ve Seddülbahir Savunması)
II. öncül doğrudur.
Gelibolu Yarımadası'nın güney ucuna yapılan çıkarmaları karşılamak üzere 5. Ordu bünyesinde teşkil edilen Güney Grubu Komutanlığı, Mirliva Vehip Paşa (Mehmet Vehip Kaçı) tarafından sevk ve idare edilmiştir. Seddülbahir, Kirte ve Zığındere muharebeleri bu grubun sorumluluk sahasında cereyan etmiştir.
3
III. Öncülün Analizi (Suvla Çıkarması ve Anafartalar Grubu)
III. öncül doğrudur.
İtilaf kuvvetlerinin 6-7 Ağustos 1915'te Suvla Koyu'na 9. İngiliz Kolordusu ile yeni bir çıkarma yaparak cepheyi kuzeye doğru genişletme girişimi üzerine, Osmanlı 5. Ordu Komutanlığı 8 Ağustos 1915'te Anafartalar Grubu Komutanlığı'nı teşkil etmiş ve bu göreve Kurmay Albay Mustafa Kemal'i atamıştır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nde görev yapan komuta kademesi (Cevat Paşa, Mustafa Kemal, Vehip Paşa) ve cephe sektörleri (Müstahkem Mevki, Güney Grubu, Anafartalar Grubu) arasındaki görev taksimatı.

İpuçları

1
18 Mart Deniz Zaferi ile 25 Nisan'da başlayan Kara Muharebeleri'nin komuta kademelerini ve unvanlarını ayrı ayrı düşününüz.
2
'18 Mart Kahramanı' unvanıyla anılan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı'nın kim olduğunu hatırlayarak birinci öncülü değerlendiriniz.
3
18 Mart Deniz Muharebesi'ni yöneten komutan Cevat Paşa'dır (Çobanlı). Mustafa Kemal ise 19. Tümen ve Anafartalar Grubu Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in Çanakkale Cephesi sonrasında I. Dünya Savaşı'nda görev aldığı Kafkas Cephesi (16. Kolordu - Muş ve Bitlis) ile Suriye-Filistin Cephesi'ndeki (Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı) faaliyetlerini karşılaştırınız.

Alternatif Yöntem

Eleme Yöntemi: '18 Mart Kahramanı' unvanına sahip Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı'nın Cevat Paşa (Çobanlı) olduğu ve Mustafa Kemal'in deniz savunmasını değil kara savunmasını yönettiği bilgisiyle I numaralı öncül elendiğinde doğrudan doğru yanıta ulaşılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 471Soru →

I. Dünya Savaşı'nın mağlupları arasında yer alan Osmanlı Devleti ile imzalanan Sevr Antlaşması, diğer İttifak devletlerinin imzaladığı barış antlaşmalarının aksine hiçbir zaman uygulanamamış ve 'ölü doğmuş' bir antlaşma olarak tarihe geçmiştir.

Sevr Antlaşması'nın kâğıt üzerinde kalarak fiilen yürürlüğe girmesini engelleyen ve bu paylaşım planını tamamen geçersiz kılan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi zaferle sonuçlanması

Cevap

Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi zaferle sonuçlanması
Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920), Türk milletinin bağımsızlık azmi ve Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yürüttüğü Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi başarısı sayesinde uygulanamamıştır. Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanınca Sevr tamamen tarihe karışmış ve yerini bağımsız Türk devletini tescilleyen Lozan Barış Antlaşması almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Antlaşması'nın niteliğini ve uygulanma sürecini analiz etmek
Sevr Antlaşması, 10 Ağustos 1920'de imzalanmış fakat Mebusan Meclisi onayından geçmediği için hukuken geçersiz, Türk milletinin direnişi nedeniyle de fiilen uygulanamaz kalmıştır.
Bir antlaşmanın yürürlüğe girememesinin sahadaki ve hukuki nedenlerini tespit etmek gerekir.
2
Sevr Antlaşması'nı ortadan kaldıran temel gücü belirlemek
Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde örgütlenen Milli Mücadele'nin Doğu, Güney ve Batı cephelerinde kazandığı askeri zaferler, Sevr'i geçersiz kılarak yerine Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasını sağlamıştır.
İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu paylaşım planı ancak Türk ordusunun askeri başarısıyla boşa çıkarılmıştır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Türk milletinin Milli Mücadele zaferi ile geçersiz kılınması ve yerine Lozan Antlaşması'nın imzalanması

İpuçları

1
Bir barış antlaşmasının zorla uygulanmasını engellemek için sahada askeri bir direniş ve başarı gerekir.
2
Anadolu'da TBMM öncülüğünde verilen bağımsızlık savaşı, işgalcileri yenilgiye uğratarak Sevr'i geçersiz kılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nı hukuken geçersiz kılan anayasal neden (Kanun-ı Esasi gereği Mebusan Meclisi onayının bulunmaması) ile fiilen geçersiz kılan Milli Mücadele zaferi arasındaki farkı pekiştiren sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemi: Osmanlı yönetiminin (İstanbul Hükûmeti ve Padişah) Sevr'e imza attığı, İtilaf Devletleri'nin ise Sevr'i dayattığı hatırlanırsa, antlaşmayı geçersiz kılan tek gücün Ankara merkezli Milli Mücadele olduğu doğrudan bulunur.
Tahmini Süre:45s
Soru 472Soru →

Osmanlı Devleti ile İtilaf temsilcileri arasında karara bağlanan mütareke metninde; 'Vilâyât-ı Sitte' olarak ifade edilen doğu vilayetlerinde herhangi bir kargaşa çıkması durumunda, müttefiklerin buraları işgal edebilmesine imkân tanıyan özel bir hükme yer verilmiştir.

Bu kapsamda zikredilen 'Vilâyât-ı Sitte' (Altı Vilayet) sınırları içerisinde aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trabzon

Cevap

Trabzon şehri, mütareke metninde geçen Vilâyât-ı Sitte (Altı Doğu Vilayeti) arasında yer almaz.
Mondros Mütarekesi'nin 24. maddesinde geçen 'Vilâyât-ı Sitte' (Altı Doğu İli); Bitlis, Erzurum, Sivas, Van, Mamûretü'l-Azîz (Elazığ) ve Diyarbekir vilayetleridir. Bu madde, bölgede kurulması tasarlanan bağımsız bir Ermeni devletine zemin hazırlamak amacıyla metne eklenmiştir. Trabzon ise Doğu Karadeniz vilayeti olup bu altı ilin arasında bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinde geçen 'Vilâyât-ı Sitte' kavramının kapsamını belirleme
Vilâyât-ı Sitte (Altı Doğu İli); Bitlis, Erzurum, Sivas, Van, Elazığ (Mamûretü'l-Azîz) ve Diyarbakır illeridir.
İtilaf Devletleri bu altı vilayette karışıklık çıkması halinde işgal hakkı elde ederek bölgede bir Ermeni devleti kurmayı amaçlamıştır.
2
Seçeneklerde verilen şehirleri Vilâyât-ı Sitte listesiyle karşılaştırma
Erzurum, Bitlis, Diyarbakır ve Mamûretü'l-Azîz (Elazığ) listede yer alırken Trabzon bu kapsama dâhil değildir.
Trabzon bir Doğu Karadeniz liman kenti olup Pontus faaliyetlerine karşı mücadele alanı olmuştur; mütarekedeki altı doğu vilayeti arasında sayılmamıştır.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. Maddesi ve Vilâyât-ı Sitte İlleri

İpuçları

1
Mütarekedeki bu madde, Doğu Anadolu'da kurulması planlanan Ermeni devletine yönelik stratejik illeri kapsamaktadır.
2
Vilâyât-ı Sitte illerini 'BESVED' veya 'DEV-SEB' şeklinde akrostiş yöntemiyle hatırlayabilirsiniz.
3
Karadeniz kıyısında yer alan ve Pontus iddialarına konu olan şehir bu altı vilayet arasında yer almaz.

Daha Fazla Pratik

Mondros'un 7. maddesi ile 24. maddesi arasındaki amaç ve kapsam farkını karşılaştıran sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Vilâyât-ı Sitte illerini akılda tutmak için BESVED (Bitlis, Erzurum, Sivas, Van, Elazığ, Diyarbakır) kodlaması kullanılır. Kodlamadaki harflerin dışında kalan iller elenir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 473Soru →

İtilaf Devletleri; Orta Doğu'daki zengin petrol bölgelerini kontrol altına almak, Basra Körfezi üzerinden kuzeye ilerleyerek müttefikleri Rusya ile karadan irtibat sağlamak ve Uzak Doğu sömürge yollarının güvenliğini pekiştirmek maksadıyla Osmanlı topraklarına asker çıkarmıştır.

Osmanlı ordusunun Selman-ı Pak Muharebesi'nde üstün bir direnç göstererek düşman kuvvetlerini geri çekilmeye zorladığı ve ardından Kut'ül Amare Kuşatması ile önemli bir zafer kazandığı bu savunma cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak

Cevap

Irak Cephesi
Irak Cephesi; İngilizlerin Basra Körfezi'ne çıkarma yaparak Orta Doğu petrol sahalarını denetim altına alma ve kuzeye ilerleyip Rusya ile karadan bağlantı kurma girişimleri üzerine açılmış bir savunma cephesidir. Osmanlı birlikleri bu cephede Selman-ı Pak Muharebesi ve ardından Kut'ül Amare Zaferi ile büyük bir askerî başarı elde etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cephenin açılma amaçlarını ve coğrafi hedeflerini analiz etme
Basra Körfezi, Abadan-Musul petrol sahaları ve Rusya'ya karadan ulaşma amacı Irak coğrafyasını işaret etmektedir.
İngiltere, Basra üzerinden kuzeye çıkarak hem petrol alanlarını güvenceye almak hem de Rusya ile kara bağlantısı kurmak istemiştir.
2
Soru metninde geçen muharebeleri ve cephe niteliğini eşleştirme
Selman-ı Pak Muharebesi ve Kut'ül Amare Kuşatması, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Irak Cephesi mücadeleleridir.
Selman-ı Pak'ta kazanılan başarı, İngiliz tümeninin Kut'ül Amare'de kuşatılarak teslim alınması sürecinin zeminini oluşturmuştur.
3
Yardım ve savunma cephesi ayrımını yaparak sonuca ulaşma
Irak bir savunma cephesidir; Galiçya, Romanya ve Makedonya ise sınır dışındaki yardım cepheleridir.
Toprak bütünlüğünü korumak maksadıyla kendi topraklarımızda yürütülen bu harekât Irak Cephesi'ne aittir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Savunma Cepheleri ve Irak Cephesi'nin Stratejik Önemi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cephelerini 'Taarruz', 'Savunma' ve sınır dışındaki 'Yardım' cepheleri olarak sınıflandırınız.
2
Orta Doğu'daki petrol havzaları (Basra, Abadan) ve Kafkaslar'daki Rusya ile bağlantı kurma hedefi hangi bölgeyi işaret etmektedir?
3
Halil (Kut) Paşa ve Nurettin Paşa'nın görev yaptığı, Kut'ül Amare ve Selman-ı Pak başarılarının kazanıldığı cepheyi düşününüz.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin sınırları dışındaki yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) ve bu cephelerin açılma amaçları üzerine pekiştirme soruları çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki anahtar kavramlar elenerek çözülebilir: 'Basra Körfezi', 'Petrol havzaları' ve 'Selman-ı Pak' kavramları doğrudan Irak bölgesine işaret ederken, yardım cepheleri (sonu -ya ile bitenler: Galiçya, Romanya, Makedonya) doğrudan elenir.
Tahmini Süre:50s
Soru 474Soru →

İtilaf Bloku'nun Osmanlı topraklarını kendi aralarında taksim etmek amacıyla masa başında kurguladığı paylaşım tasarıları; savaşın seyri, uluslararası dengeler ve müttefikler arası çıkar çatışmaları neticesinde başlangıçtaki haliyle uygulanamamış ve önemli revizyonlara uğramıştır.

Bu paylaşım planlarının hayata geçirilememesinde ve içeriğinin değişmesinde;
I. Bolşevik İhtilali'nin ardından yeni Rus yönetiminin gizli diplomasi belgelerini "Sarı Kitap" ile dünya kamuoyuna açıklaması,
II. Wilson İlkeleri'nde açık diplomasi kuralının benimsenmesi ve gizli mutabakatların geçersiz sayılması,
III. Paris Barış Konferansı'nda Doğu Akdeniz dengeleri gözetilerek Batı Anadolu'nun İtalya yerine Yunanistan'a verilmesi

gelişmelerinden hangileri doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III öncüllerinde verilen gelişmelerin tamamı gizli antlaşmaların hayata geçirilememesinde ve paylaşım tasarılarının değişmesinde doğrudan etkili olmuştur.
İtilaf Devletleri'nin savaş sırasında imzaladığı gizli antlaşmalar (İstanbul, Londra, Sykes-Picot, Petrograd, St. Jean de Maurienne) üç temel gelişmeyle uygulanamamış ve değişmiştir: Birincisi, 1917 Bolşevik İhtilali ile Rusya savaştan çekilmiş, gizli belgeleri dünya kamuoyuna duyurarak Rusya'ya ayrılan payların paylaşımını kriz haline getirmiştir. İkincisi, 1918 Wilson İlkeleri açık diplomasiyi savunarak gizli antlaşmaları geçersiz kılmış, devletleri manda modeline yönlendirmiştir. Üçüncüsü, 1919 Paris Barış Konferansı'nda İngiltere'nin baskısıyla İzmir ve Batı Anadolu'nun İtalya yerine Yunanistan'a devredilmesi gizli mutabakatları fiilen bozmuştur. Dolayısıyla her üç öncül de doğrudan etkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncülün gizli antlaşmalar üzerindeki etkisini değerlendirme
1917 Bolşevik İhtilali sonrası Çarlık Rusyası savaştan çekilmiş ve imzalanan gizli antlaşmaları 'Sarı Kitap' adlı eserle ifşa etmiştir. Rusya'ya vadedilen Boğazlar ve Doğu Anadolu paylaşılamamış, İtalya ile yapılan St. Jean de Maurienne Antlaşması Rus onayı olmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmıştır.
Çarlık Rusyası'nın çekilmesi İtilaf Bloku'nun orijinal paylaşım dengesini doğrudan bozmuştur.
2
II. öncülün uluslararası diplomasiye etkisini analiz etme
Wilson İlkeleri'nde yer alan 'Gizli diplomasiye son verilecek, açık barış antlaşmaları yapılacak' ve 'Milletler kendi kaderini tayin edecek' kararları, gizli antlaşmaların uluslararası meşruiyetini yok etmiştir. İtilaf Devletleri açık ilhak yerine manda ve himaye sistemine yönelmek zorunda kalmıştır.
ABD'nin ortaya koyduğu prensipler İtilaf Devletleri'nin gizli tasarılarını revize etmelerini zorunlu kılmıştır.
3
III. öncülün sahadaki paylaşım krizine etkisini inceleme
Gizli St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve çevresi İtalya'ya bırakılmışken; Paris Barış Konferansı'nda (1919) İngiltere Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kukla bir Yunanistan görmeyi tercih etmiş ve bu bölgeyi Yunanistan'a vermiştir. Bu durum İtilaf Devletleri arasındaki ilk büyük görüş ayrılığına ve gizli antlaşma hükmünün çiğnenmesine yol açmıştır.
İtilaf Devletleri arasındaki çıkar çatışması gizli antlaşma maddelerinin doğrudan değiştirilmesine neden olmuştur.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Gizli Paylaşım Antlaşmalarının Geçersizleşme ve Değişme Süreci

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin savaş sırasında yaptığı planların savaştan sonra Sevr Antlaşması'na kadar geçen süreçte neden birebir uygulanamadığını düşününüz.
2
Rusya'nın savaştan çekilip antlaşmaları ifşa etmesi, ABD'nin gizli diplomasiye karşı çıkması ve İngiltere'nin Batı Anadolu'da İtalya'yı dışlayıp Yunanistan'ı öne sürmesi faktörlerini inceleyiniz.
3
Öncüllerde verilen gelişmelerin tamamı gizli antlaşmaların orijinal metinlerinin bozulmasına ve uygulanamamasına zemin hazırlamıştır.

Daha Fazla Pratik

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Paris Barış Konferansı'nda geçersiz sayılma gerekçesi ve İtalya'nın bu duruma gösterdiği tepkiler üzerine pratik yapabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmaların aktörleri (Rusya, İtalya, İngiltere, Fransa) ve savaş sonu masası (Paris Barış Konferansı, Wilson İlkeleri) karşılaştırıldığında; Rusya'nın saf dışı kalması, İtalya'nın aldatılması ve ABD'nin açık diplomasi baskısı üçlü sacayağını oluşturur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 475Soru →

I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından İstanbul'da kurulan ve Osmanlı Devleti'nin parçalanıp yok olmasını engellemenin tek yolunun Amerika Birleşik Devletleri'nin manda ve himayesine girmek olduğunu savunan millî varlığa zararlı cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilson Prensipleri Cemiyeti

Cevap

Wilson Prensipleri Cemiyeti
Wilson Prensipleri Cemiyeti; Halide Edip, Ahmet Emin, Refik Halit gibi dönemin bazı aydın ve gazetecileri tarafından İstanbul'da kurulmuş olup Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını önlemenin tek yolunun Amerika Birleşik Devletleri'nin manda ve himayesine girmek olduğunu savunmuştur. Bu nedenle doğru cevap Wilson Prensipleri Cemiyeti'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel amacı ve savunulan fikri belirleme
Mütareke döneminde Osmanlı aydınlarının bir kısmı tarafından savunulan fikir 'Amerikan mandası ve himayesi'dir.
Milli varlığa zararlı cemiyetlerin her biri farklı bir kurtuluş veya ayrılıkçı hedef doğrultusunda faaliyet göstermiştir.
2
Seçeneklerde yer alan cemiyetleri amaçları doğrultusunda ayrıştırma
Wilson Prensipleri Cemiyeti doğrudan ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın ilkelerinden esinlenerek ABD himayesini savunmuştur.
İngiliz Muhipleri İngiliz himayesini; Teali-i İslam ve Sulh ve Selamet-i Osmaniye halifeye bağlılığı savunurken, Wilson Prensipleri Cemiyeti Amerikan mandasını savunmuştur.

Anahtar Kavram

Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler ve Manda/Himaye Arayışları

İpuçları

1
Cemiyetin adı, I. Dünya Savaşı sonunda ilkeler yayımlayan dönemin ABD Başkanı'ndan gelmektedir.
2
Halide Edip ve Ahmet Emin gibi bazı aydınların kuruluşunda yer aldığı bu yapı doğrudan Amerikan mandasını savunmuştur.

Daha Fazla Pratik

Milli Mücadele Dönemi'nde İngiliz mandasını savunan cemiyetin önde gelen kurucularını ve Sait Molla'nın faaliyetlerini tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:35s
Soru 476Soru →

I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri; Rusya'ya askerî ve iktisadi ikmal sağlamak, Osmanlı Devleti'nin başkentini ele geçirerek imparatorluğu saf dışı bırakmak ve kararsız Balkan devletlerini kendi lehlerine savaşa çekmek amacıyla Çanakkale Boğazı'na yönelik müşterek deniz ve kara harekâtı icra etmiştir.

Osmanlı ordusunun Gelibolu Yarımadası ve Boğaz tahkimatındaki çok yönlü savunması sonucunda kazanılan Çanakkale Zaferi'nin askerî, diplomatik ve uluslararası yansımaları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çanakkale Zaferi ile Boğazlar yolu kapatılan Çarlık Rusyası'nda iktisadi ve siyasi buhran derinleşerek Bolşevik İhtilali'ne zemin hazırlanmış; Balkanlar'da ise Bulgaristan'ın İttifak Devletleri safında savaşa girmesiyle Osmanlı Devleti ile müttefikleri arasında kesintisiz kara ve demir yolu bağlantısı sağlanmıştır.

Cevap

Çarlık Rusyası'nda iç karışıklıkların derinleşerek Bolşevik İhtilali'ne zemin hazırlanması ve Bulgaristan'ın İttifak bloku safında savaşa katılmasıyla Almanya-Osmanlı doğrudan kara bağlantısının kurulması
Çanakkale Cephesi'nde kazanılan Türk zaferi, hem İtilaf Devletleri'nin Çarlık Rusyası'na yardım ulaştırmasını engelleyerek bu ülkede Bolşevik İhtilali'nin patlak vermesini hızlandırmış hem de Bulgaristan'ın İttifak safına katılmasıyla Almanya-Osmanlı hattında doğrudan demir yolu ve lojistik bağlantısının kurulmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Harekâtı hedeflerini analiz etme
İtilaf Devletleri'nin temel gayesi Boğazları aşarak Rusya'ya ikmal sağlamak, İstanbul'u alarak Osmanlı'yı saf dışı bırakmak ve Balkan devletlerini yanına çekmekti.
Zaferin sonuçlarını tespit etmek için operasyonun stratejik amaçlarının nasıl akamete uğradığını kavramak gerekir.
2
Rusya üzerindeki jeopolitik etkileri değerlendirme
Boğazların kapalı kalması neticesinde Çarlık Rusyası müttefiklerinden ihtiyaç duyduğu askerî ve ekonomik desteği alamadı; ülkede baş gösteren kıtlık ve huzursuzluk 1917 Bolşevik İhtilali'ne zemin hazırladı.
Çanakkale savunmasının küresel çaptaki en belirleyici neticesi Doğu Cephesi dengelerinin sarsılmasıdır.
3
Balkanlar ve İttifak bloku lojistiği üzerindeki diplomatik etkileri inceleme
Osmanlı savunmasının kesin zaferi üzerine Bulgaristan, İttifak Devletleri yanında savaşa girdi; böylece Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti arasında kesintisiz kara ve demir yolu (Berlin-İstanbul) irtibatı kuruldu.
Bulgaristan'ın savaşa girişi, İttifak devletleri arasındaki lojistik ve silah sevkiyatı darboğazını çözmüştür.
4
Seçeneklerdeki kronolojik ve kavramsal yanılgıları eleme
İtalya'nın tutumu, savaşın süresinin uzaması, Mondros ve Gümrü antlaşmalarının dönemleri ve gizli antlaşmaların seyri bağlamındaki tarihsel hatalar tespit edilerek doğru sonuca ulaşılır.
Savaşın süresi uzamış, İtilaf paylaşım tasarılarını hızlandırmış ve müttefikler arası stratejik dengeler yeniden şekillenmiştir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin Ulusal ve Uluslararası Askerî-Diplomatik Sonuçları

İpuçları

1
Çanakkale Zaferi'nin hem müttefik ikmal hatları (Rusya) hem de İttifak devletlerinin coğrafi bütünlüğü (Bulgaristan) üzerindeki etkilerini düşününüz.
2
Boğazların kapanması Çarlık Rusyası'ndaki rejim değişikliğini nasıl tetikledi ve hangi Balkan devleti Osmanlı'nın yanına geçti?
3
Zaferin uluslararası iki ana sonucu; Rusya'da 1917 Bolşevik İhtilali'nin önünün açılması ve Bulgaristan'ın katılımıyla Berlin-İstanbul demir yolu hattının bağlanmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Cephesi sonrasında Bulgaristan'ın savaşa girmesinin Kafkas ve Kanal cephelerindeki ikmal süreçlerine etkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Çanakkale Cephesi'nin sonuçlarını 'Ulusal Sonuçlar' (Mustafa Kemal'in tanınması, Millî Mücadele ruhu, albaylık terfisi) ve 'Uluslararası Sonuçlar' (Rusya'da Bolşevik İhtilali, Bulgaristan'ın İttifak'a katılması, savaşın süresinin uzaması, Churchill'in istifası) şeklinde iki ana başlık altında gruplandırarak analiz etmek.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 477Soru →

Osmanlı Devleti'nin imzaladığı son antlaşma olan Sevr Antlaşması; hazırlanış usulü, onay mekanizmaları, yürürlüğe girme şartları ve uluslararası hukuk bağlamındaki sonuçları bakımından kendine özgü nitelikler barındırmaktadır.

Bu antlaşmanın imzalanma süreci, hukuki geçerliliği ve uygulanabilirliği ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma, Osmanlı parlamentosunun onayından geçmemiş olsa dahi İtilaf Devletleri parlamentolarının tamamında onaylanarak uluslararası alanda yürürlüğe sokulmuştur.

Cevap

Antlaşmanın İtilaf Devletleri parlamentolarının tamamında onaylanarak uluslararası alanda yürürlüğe sokulduğu ifadesi yanlıştır; zira antlaşma İtilaf Devletleri parlamentolarınca da onaylanmamış ve hiçbir zaman hukuken yürürlüğe girmemiştir.
Sevr Antlaşması yalnızca Osmanlı Devleti Mebusan Meclisi onayından geçmediği için değil, aynı zamanda Türk milletinin Millî Mücadele cephelerinde kazandığı zaferler ve İtilaf Devletleri arasındaki derin diplomatik görüş ayrılıkları sebebiyle İtilaf Devletleri parlamentolarının hiçbirinde de onaylanmamıştır. Bu sebeple antlaşma uluslararası hukuk bakımından hiçbir zaman yürürlük kazanamamış, ölü doğmuş bir antlaşma olarak kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Antlaşması'nın Osmanlı anayasal hukuku açısından statüsünü analiz etmek
Kanun-i Esasi'nin 7. maddesi gereğince barış antlaşmalarının yürürlüğe girmesi Mebusan Meclisinin tasdikine bağlıdır. 11 Nisan 1920'de meclis kapatılmış olduğundan antlaşma bu onaydan geçememiş ve hukuken 'kadük' (ölü doğmuş / yok hükmünde) kalmıştır.
Anayasal prosedürün yerine getirilmemesi antlaşmanın iç hukuktaki meşruiyetini tamamen ortadan kaldırmıştır.
2
Saltanat Şûrası ve murahhas heyeti sürecini değerlendirmek
Damat Ferit Hükûmeti, meclis onayının yokluğunu telafi etmek için Padişah başkanlığında Saltanat Şûrası'nı toplamıştır. Bu şûrada Topçu Feriki Rıza Paşa haricindekiler antlaşmayı onaylamış, ardından Hadi Paşa, Rıza Tevfik Bey ve Reşat Halis Bey'den oluşan heyet Sevr'i imzalamıştır.
Osmanlı idaresi antlaşmaya idari bir meşruiyet zemini kazandırmaya çalışmıştır.
3
TBMM'nin Sevr Antlaşması'na karşı hukuki ve siyasi tepkisini belirlemek
TBMM, 19 Ağustos 1920 tarihli birleşiminde Sevr'i kesin bir dille reddetmiş; antlaşmayı imzalayanları ve onaylayan Saltanat Şûrası üyelerini Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca vatan haini ilan edip vatandaşlıktan çıkarmıştır.
Milli iradeyi temsil eden TBMM, bağımsızlığı yok sayan her türlü girişimi cezalandırma kararlılığı göstermiştir.
4
Antlaşmanın uluslararası onay sürecini ve akıbetini sorgulamak
Bir uluslararası antlaşmanın yürürlüğe girmesi için tarafların yetkili organlarınca onay belgelerinin (ratifikasyon) teati edilmesi şarttır. Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen Milli Mücadele'nin askeri başarıları ve İtilaf Devletleri arasındaki çıkar çatışmaları nedeniyle antlaşma hiçbir İtilaf Devleti parlamentosu tarafından da onaylanmamıştır.
Antlaşmanın uluslararası alanda hukuken yürürlüğe girdiğini iddia eden önerme tarihi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Hukuki Geçersizliği, Onay Mekanizmaları ve TBMM'nin Yaptırımları

İpuçları

1
Bir antlaşmanın uluslararası hukukta resmen yürürlüğe girmesi için antlaşmaya taraf olan tüm devletlerin yetkili meclislerince onaylanması (ratifikasyon) gerekliliğini göz önüne alınız.
2
Anadolu'daki Millî Mücadele'nin askeri ve siyasi başarılarının İtilaf Devletleri'nin Sevr'i kendi iç hukuklarında yürürlüğe koyma kararlılığını nasıl etkilediğini düşününüz.
3
Sevr Antlaşması'nın 'ölü doğmuş' bir antlaşma olarak adlandırılmasının ardında hem Osmanlı hem de karşı blok parlamentolarının onay süreçlerindeki akametin bulunduğunu hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kesinleştiren ve Türk Devleti'nin kurucu belgesi niteliği taşıyan Lozan Barış Antlaşması'nın diplomatik kazanımlarını karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Hukuki geçerlilik ile fiili uygulama ayrımını kullanarak eleme yapabilirsiniz: Sevr hiçbir zaman ratifiye edilmediği için hem iç hukukta hem de devletlerarası hukukta hukuken yürürlüğe girmemiştir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 478Soru →

İttifak Bloku saflarında I. Dünya Savaşı'na katılan Osmanlı idaresi, savaş boyunca farklı askerî gayelere hizmet eden alanlarda mücadele yürütmüştür. Bu cepheler harekât amaçlarına göre taarruz, savunma ve müttefiklere destek olmak üzere üçe ayrılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı kuvvetlerinin kendi ülke sınırları haricinde müttefiklerine yardım etmek maksadıyla asker sevk ettiği yardım cephelerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romanya

Cevap

Romanya Cephesi
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine destek olmak amacıyla kendi sınırları dışında savaştığı yardım cepheleri Galiçya, Romanya ve Makedonya'dır. Bu nedenle 'Romanya' ifadesi doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı cephelerinin açılış amaçlarına göre sınıflandırılması hatırlanır.
Cepheler üçe ayrılır: Taarruz Cepheleri (Kafkas, Kanal), Savunma Cepheleri (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve Yardım Cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya).
Soruda müttefiklere destek amacıyla Osmanlı sınırları dışında mücadele edilen yardım cephesi sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki cephelerin nitelikleri incelenir.
Irak savunma, Kanal ve Kafkasya taarruz cephesidir. Trablusgarp ise 1911-1912 yılına ait farklı bir savaştır. Romanya ise sınır ötesine asker sevk edilen yardım cephesidir.
Yardım cepheleri müttefiklere katkı sağlamak gayesiyle açılmıştır ve sonu '-ya' ile biten cepheler (Galiçya, Romanya, Makedonya) bu gruptadır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerin türlerine göre (taarruz, savunma, yardım) tasnifi.

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri, kendi egemenlik sınırları dışında olup müttefiklerine destek ulaştırmak için açılmıştır.
2
Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'ndaki yardım cephelerinin isimleri genellikle '-ya' eki ile bitmektedir (Galiçya, Makedonya, Romanya).
3
Seçenekler arasında yer alan ve Balkanlar/Doğu Avrupa coğrafyasında Avusturya-Macaristan ile Bulgaristan'a destek amacıyla birlik gönderilen alan Romanya'dır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savunma cephelerinden biri olan Irak Cephesi'nde kazanılan Kut'ül Amare zaferinin detaylarını ve komutanı Halil Paşa'nın rolünü pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Cepheleri açılış hedeflerine göre kodlama yöntemiyle hatırlayabilirsiniz: Taarruz Cepheleri '2K' (Kafkas, Kanal), Yardım Cepheleri sonu '-ya' ile bitenler (Galiçya, Romanya, Makedonya), geri kalanlar ise Savunma Cepheleridir (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin).
Tahmini Süre:40s
Soru 479Soru →

I. Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını kendi aralarında taksim etmek amacıyla çeşitli gizli antlaşmalar yapmış ve savaşın gidişatına göre bu tasarılar üzerinde revizyonlara gitmişlerdir.

Bu antlaşmaların içeriği, tarafları ve ortaya çıkış süreçleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Londra Antlaşması ile On İki Ada ve Antalya çevresi vadedilen İtalya'ya; Sykes-Picot'tan haberdar olup itiraz etmesi üzerine St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu da vadedilmiştir.

Cevap

Londra Antlaşması ile On İki Ada ve Antalya çevresi vadedilen İtalya'ya; Sykes-Picot'tan haberdar olup itiraz etmesi üzerine St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu da vadedilmiştir.
İtilaf Devletleri, 1915 Londra Antlaşması ile İtalya'ya On İki Ada ve Antalya çevresini vadederek savaşa kendi saflarında girmesini sağlamıştır. 1916'da İngiltere ve Fransa'nın Sykes-Picot ile Osmanlı Orta Doğusu'nu gizlice paylaştığını öğrenen İtalya bu duruma sert tepki göstermiş; müttefikler İtalya'nın gönlünü almak amacıyla 1917 St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu'yu da İtalya'ya bırakmayı kabul etmişlerdir. Dolayısıyla bu diplomatik süreci özetleyen ifade tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Gizli antlaşmaların kronolojik sırasını ve tarafların taleplerini analiz etme
1915 Londra Antlaşması ile İtalya İtilaf Devletleri safına çekilmiş, On İki Ada ve Antalya çevresi İtalya'ya vadedilmiştir.
İtalya'nın savaşa dahil edilmesi sürecinde verilen ilk vaatleri tespit etmek gerekir.
2
Sykes-Picot Antlaşması ve İtalya'nın tepkisini değerlendirme
1916 yılında İngiltere ve Fransa, Orta Doğu topraklarını Sykes-Picot ile paylaşmış; İtalya bu durumdan haberdar olunca tepki göstermiştir.
Müttefikler arasındaki paylaşım dengesinin İtalya aleyhine bozulması yeni bir antlaşma ihtiyacı doğurmuştur.
3
St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın amacını ve kapsamını belirleme
İtalya'nın itirazlarını gidermek amacıyla 1917'de St. Jean de Maurienne Antlaşması imzalanmış; Antalya'ya ek olarak İzmir, Aydın ve Konya çevresi İtalya'ya vadedilmiştir.
Doğru seçenekte belirtilen diplomatik zincir tam ve eksiksiz bir tarihsel nedenselliğe dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve İtilaf Devletleri Arasındaki Diplomatik Denge

İpuçları

1
İtalya'nın savaşa giriş koşulları ile daha sonra Batı Anadolu ve İzmir üzerinde hak iddia etmesini sağlayan antlaşmaları hatırlayınız.
2
Sykes-Picot Antlaşması'na itiraz eden İtalya'yı teskin etmek için 1917'de imzalanan antlaşmanın içeriğini düşününüz.
3
Londra Antlaşması ile Antalya çevresini alan İtalya, St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu'yu elde etmiştir.

Daha Fazla Pratik

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Bolşevik İhtilali sebebiyle Rusya tarafından onaylanamamasının Paris Barış Konferansı'ndaki İzmir kararına etkisini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmaları devlet-bölge tablosu şeklinde gruplandırarak eleme yapınız: Boğazlar ve Doğu Anadolu (İstanbul Antlaşması ve Petrograd Protokolü - Rusya), Orta Doğu ve Çukurova (Sykes-Picot - İngiltere/Fransa), Hicaz (Mac-Mahon - Şerif Hüseyin), Antalya ve İzmir (Londra ve St. Jean de Maurienne - İtalya).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 480Soru →

I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan mütareke hükümleri uyarınca Çanakkale ve İstanbul Boğazları'ndaki istihkâmların İtilaf güçlerince denetim altına alınması ve Boğazların geçişe açılması karara bağlanmıştır.

Bu kararın fiilen hayata geçirilmesiyle ortaya çıkan en kritik stratejik sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı başkentinin doğrudan tehdide açık kalması ve Anadolu ile Trakya arasındaki irtibatın kesilmesi

Cevap

Osmanlı başkentinin doğrudan tehdide açık kalması ve Anadolu ile Trakya arasındaki irtibatın kesilmesi
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Boğazlara ilişkin hükmü, İtilaf donanmasının hiçbir direnişle karşılaşmadan İstanbul önlerine demirlemesine zemin hazırlamış, Osmanlı başkentini fiilen savunmasız bırakmış ve imparatorluğun Rumeli/Trakya toprakları ile Anadolu arasındaki fiziki, idari ve askeri bağlantısını tamamen kesmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mütareke maddesinin kapsamını analiz etme
Mondros'un 1. maddesi uyarınca Çanakkale ve İstanbul Boğazları İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş ve Karadeniz'e geçiş açılmıştır.
Maddenin hangi coğrafi ve siyasi alanları doğrudan etkilediğini belirlemek gerekir.
2
Boğazların askeri ve idari konumunu değerlendirme
Boğazların denetimden çıkması, Osmanlı başkenti İstanbul'u her türlü denizden saldırıya ve baskıya açık hale getirmiştir.
İstanbul'un Boğaz kıyısında yer alması, merkezi otoritenin fiili abluka altına girmesine yol açmıştır.
3
Toprak ve ulaşım bütünlüğü açısından sonucu saptama
Boğaz hattının işgaliyle Osmanlı Devleti'nin Anadolu ile Trakya (Rumeli) arasındaki kara ve deniz ulaşımı engellenmiş, lojistik bağ kopmuştur.
İki yaka arasındaki askeri sevkiyat ve haberleşme İtilaf kontrolüne geçmiştir.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması Boğazlar Maddesi ve Stratejik Sonuçları

İpuçları

1
Boğazlar bölgesi Osmanlı Devleti'nin hem başkentinin bulunduğu hem de iki ana kıtadaki topraklarını birbirine bağlayan merkezdir.
2
İtilaf donanmasının Boğazları ve tahkimatları ele geçirmesi, doğrudan İstanbul'un güvenliğini ve Trakya-Anadolu geçiş hattını nasıl etkiler düşününüz.
3
Boğazların işgali padişah ve hükûmet merkezini rehin durumuna düşürmüş, ayrıca Anadolu ile Trakya arasındaki fiziki bağlantıyı koparmıştır.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkesi'nin 7. ve 24. maddeleri arasındaki hukuki ve bölgesel farkları pekiştiren bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Jeopolitik harita üzerinden düşünme: Çanakkale ve İstanbul Boğazları kapandığında Osmanlı'nın Avrupa kıtasındaki Trakya toprakları ile Asya kıtasındaki Anadolu toprakları arasında deniz ve kara köprüsü kesintiye uğrar.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 24 / 41Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 24 | Examkin