XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 soru

Soru 501Soru →

I. Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin Asya ve Avrupa'daki topraklarını taksim etmek amacıyla çeşitli ikili ve çok taraflı gizli antlaşmalar akdetmişlerdir. Bu antlaşmalar; müttefiklerin savaştaki devamlılığını sağlama, yeni güçleri kendi saflarına çekme ve stratejik coğrafyalardaki nüfuz alanlarını netleştirme hedefleri doğrultusunda şekillenmiştir.

Buna göre, Osmanlı topraklarının paylaşımını öngören gizli antlaşmalar ve bu antlaşmaların kapsamları ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mac-Mahon Antlaşması'nda İngiltere ile Şerif Hüseyin arasında varılan mutabakat neticesinde; Mersin, İskenderun ve Suriye kıyıları da dahil olmak üzere tüm Orta Doğu'da bağımsız bir Arap devleti kurulması Fransa tarafından da resmen onaylanmıştır.

Cevap

Mac-Mahon Antlaşması'nda Mersin, İskenderun ve Suriye kıyıları dahil tüm Orta Doğu'da kayıtsız şartsız bağımsız bir Arap devleti kurulmasının Fransa tarafından da onaylandığını öne süren yargı yanlıştır.
Mac-Mahon Antlaşması (mektuplaşmaları), İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri Sir Henry McMahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında gizlice yürütülmüştür. Bu görüşmelerde McMahon, müttefiki Fransa'nın menfaatlerini gözeterek Mersin, İskenderun ve Şam-Hama-Humus-Halep hattının batısında kalan Suriye kıyılarını (Lübnan) kurulacak Arap devletinin sınırları dışında tutmuştur. Ayrıca Fransa bu mutabakatın bir tarafı olmadığı gibi, bölgedeki hâkimiyetini Sykes-Picot Antlaşması ile doğrudan kendi kontrolü ve mandası altına almayı hedeflemiştir. Bu nedenle Fransa'nın bu bölgeleri kapsayan kayıtsız şartsız bir bağımsızlığı onayladığı bilgisi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gizli antlaşmaların taraflarını ve temel amaçlarını ayrıştır.
İstanbul (1915: İngiltere, Fransa, Rusya), Londra (1915: İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya), Sykes-Picot (1916: İngiltere, Fransa), Petrograd (1916: İngiltere, Fransa, Rusya), St. Jean de Maurienne (1917: İngiltere, Fransa, İtalya) ve Mac-Mahon (1915-1916: İngiltere, Şerif Hüseyin) antlaşmalarının diplomasi ağındaki yeri belirlendi.
Her bir antlaşmanın imza tarafları ve bölgesel hedefleri farklı dinamiklere dayanmaktadır.
2
Mac-Mahon mektuplaşmalarının içeriğini ve sınır istisnalarını incele.
İngiltere temsilcisi McMahon, Fransa'nın çıkarlarını korumak için Mersin, İskenderun ve Suriye kıyılarını (Lübnan) Arap devleti sınırları dışında tutmuştur.
İngiltere, Fransa ile yapacağı Sykes-Picot planını tehlikeye atmamak için Araplara verilen sözlerde coğrafi sınırlamalar yapmıştır.
3
Seçeneklerdeki diğer antlaşma hükümlerinin doğruluğunu teyit et.
Boğazlar'ın Rusya'ya bırakılması (İstanbul), İtalya'nın saf değiştirmesi (Londra), Petrograd Protokolü ile Doğu Anadolu'nun Rusya'ya verilmesi ve St. Jean de Maurienne'deki Rus onay şartı tamamen doğrudur.
İtilaf diplomasisinin iç dengeleri ve Bolşevik İhtilali'nin yarattığı onay boşluğu tarihsel gerçeklerle örtüşmektedir.
4
Hatalı yargıyı belirleyerek çözüme ulaş.
Fransa'nın tüm Orta Doğu'da bağımsız Arap egemenliğini tanıdığı iddiası tarihsel ve diplomatik gerçeklerle çelişmektedir.
Fransa kendi manda ve sömürge alanlarını Sykes-Picot ile güvenceye almış, Arapların bu bölgelerdeki bağımsızlık taleplerini reddetmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve İtilaf Diplomasisindeki Çelişkiler

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Orta Doğu'daki vaatlerinde İngiltere ile Fransa'nın menfaat uyuşmazlıklarına ve Şerif Hüseyin'e verilen taahhütlerin sınırlarına odaklanınız.
2
İngiltere'nin Araplara vaatte bulunurken Suriye kıyıları ve Lübnan bölgesini Fransa'nın çıkarları sebebiyle kapsam dışı bıraktığını hatırlayınız.
3
Fransa'nın doğrudan taraf olmadığı Mac-Mahon görüşmelerinde, Mersin ve İskenderun gibi bölgeleri Araplara terk etmeyi kabul etmediğini ve Sykes-Picot ile buraları kendi nüfuzuna aldığını göz önünde bulundurunuz.

Daha Fazla Pratik

Gizli antlaşmaların Bolşevik Rusya tarafından dünya kamuoyuna açıklanmasının (Sarı Kitap) uluslararası diplomasiye ve Wilson İlkeleri'ne etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmaları imzalayan taraflar üzerinden eleme yöntemi: İstanbul, Londra, Petrograd ve St. Jean de Maurienne antlaşmaları büyük devletler arasında resmî protokollerle akdedilmişken; Mac-Mahon bir devletlerarası antlaşma değil, İngiliz komiseri ile yerel bir lider arasındaki şartlı mektuplaşmadır ve Fransa bu sınırları hiçbir zaman onaylamamıştır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 502Soru →

I. Dünya Harbi'nde Osmanlı Harbiye Nezareti; sınırları dâhilindeki toprak bütünlüğünü, stratejik enerji koridorlarını ve mukaddes beldeleri korumak amacıyla savunma cepheleri açarken, müttefiklerinin Doğu Avrupa ve Balkanlar'daki askeri yükünü hafifletmek gayesiyle sınır ötesine kolordular sevk ederek yardım cephelerinde harekât icra etmiştir.

Buna göre, Osmanlı ordusunun bahsi geçen savunma ve yardım cephelerinde yürüttüğü askerî faaliyetlerin nitelikleri ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak Cephesi'nde Kut'ül Amâre Kuşatması sonucunda İngiliz tümeni esir alınarak önemli bir savunma zaferi elde edilmiş; sınır dışı yardım cephelerinden Galiçya'daki askerî varlık ise Rusya'nın savaştan çekilmesiyle sona ermiştir.

Cevap

Irak Cephesi'nde Kut'ül Amâre Kuşatması sonucunda İngiliz tümeninin esir alınması ve yardım cephesi olan Galiçya'daki askerî mevcudiyetin Rusya'nın savaştan çekilmesiyle son bulması tarihsel olarak doğru bir değerlendirmedir.
Irak Cephesi'nde Osmanlı 6. Ordusu (Halil Kut Paşa komutasında) Kut'ül Amâre mevkiinde İngiliz kuvvetlerini kuşatarak General Townshend ile birlikte yaklaşık 13.000 kişilik birliği esir almış ve Çanakkale'den sonraki en önemli savunma zaferine imza atmıştır. Diğer taraftan yardım cephelerinden olan Galiçya'da Avusturya-Macaristan'a destek veren 15. Kolordu, 1917'de Rusya'da patlak veren Bolşevik İhtilali ve ardından gelen Brest-Litovsk barış süreciyle Rusya savaştan çekilince görevini tamamlayarak geri dönmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma ve yardım cephelerinin niteliklerini sınıflandırmak
Savunma cephelerinin (Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin, Çanakkale) Osmanlı mülkünü koruma; yardım cephelerinin (Galiçya, Makedonya, Romanya) ise İttifak ortaklarına destek olma gayesiyle sınır dışında açıldığı belirlenir.
Soruda savunma ve yardım cephelerinin askerî amaç ve coğrafi ayrımına dayalı doğru bilginin tespit edilmesi gerekmektedir.
2
Irak ve Galiçya cephelerinde gerçekleşen askerî ve siyasi süreçleri analiz etmek
Irak Cephesi'nde Kut'ül Amâre'de Halil (Kut) Paşa komutasında 13 bini aşkın İngiliz askerinin (General Townshend dâhil) esir alındığı, Galiçya'da ise Rus ordusuna karşı müttefik Avusturya-Macaristan'a yardım eden 15. Kolordu'nun Rusya'nın savaştan çekilmesi üzerine geri çağrıldığı doğrulanır.
Her iki bilgi de savunma ve yardım cephelerinin temel askerî ve siyasi neticelerini eksiksiz yansıtmaktadır.
3
Çeldirici seçeneklerde yer alan fikir akımı, ittifak bloku ve antlaşma karmaşalarını ayıklamak
Hicaz'daki Şerif Hüseyin isyanının İslamcılığı çökerttiği, yardım cephelerinin İtilaf değil İttifak ortaklarına yönelik olduğu, Suriye-Filistin Cephesi'nin Mondros ile kapandığı ve Küçük Kaynarca'nın 1774 yılına ait olduğu ortaya konularak yanlış önermeler elenir.
KPSS Tarih testlerinde sıkça sorgulanan kavramsal, kronolojik ve terminolojik yanılgılar netleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma (Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve Yardım (Galiçya, Makedonya, Romanya) Cephelerinin Askerî-Siyasi Nitelikleri ve Kut'ül Amâre Zaferi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin sınırları içindeki cepheler (savunma) ile sınırları dışındaki müttefik topraklarında açılan cephelerin (yardım) amaç ve kapanış dinamiklerini düşününüz.
2
Halil (Kut) Paşa komutasında kazanılan Kut'ül Amâre Zaferi'nin hangi cephede cereyan ettiğini ve Galiçya'daki Rus cephesinin nasıl kapandığını göz önünde bulundurunuz.
3
Şerif Hüseyin'in isyanı İslamcılığı zayıflatırken, Galiçya'daki Rus tehdidi Bolşevik İhtilali ile son bulmuş; Irak'ta ise Townshend esir alınarak büyük bir savunma başarısı elde edilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Kut'ül Amâre zaferinin komutanı Halil Paşa ile Medine Müdafaası kahramanı Fahreddin Paşa'nın askerî faaliyetlerini ve unvanlarını karşılaştıran sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki sınıflandırmaya göre seçenekleri 'Cephe Türü - Cereyan Ettiği Bölge - İttifak/Fikir/Antlaşma Uyumu' matrisi oluşturarak eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 503Soru →

I. Dünya Savaşı'nın çıkışında etkili olan özel nedenler incelendiğinde; Çarlık Rusyası'nın Balkanlardaki Slav topluluklarını kendi etki alanına çekme gayesi (Panslavizm) ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun aynı coğrafyada egemenlik kurma ve güneye doğru genişleme politikası doğrudan çatışmıştır.

Bu çıkar çatışmasının I. Dünya Savaşı'nın bloklaşma sürecine ve tarafların saflaşmasına etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkanlardaki bu rekabet, Avusturya-Macaristan'ın Almanya ile olan ittifakını pekiştirirken Çarlık Rusyası'nın İngiltere ve Fransa ile Üçlü İtilaf bloku içinde bir araya gelmesini hızlandırmıştır.

Cevap

Balkanlardaki bu rekabet, Avusturya-Macaristan'ın Almanya ile olan ittifakını pekiştirirken Çarlık Rusyası'nın İngiltere ve Fransa ile Üçlü İtilaf bloku içinde bir araya gelmesini hızlandırmıştır.
I. Dünya Savaşı öncesinde Rusya'nın Balkanlardaki Panslavizm politikası, sınırları içerisinde çok sayıda Slav topluluğu barındıran Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu doğrudan tehdit etmiştir. Bu durum Avusturya-Macaristan'ın en güçlü müttefiki olan Almanya'ya daha sıkı bağlanmasına, Rusya'nın ise Almanya ve Avusturya tehdidine karşı İngiltere ve Fransa ile 1907 Reval Görüşmeleri ve Üçlü İtilaf ittifakı çerçevesinde birleşmesine zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel arka plan ve özel neden (Panslavizm ve Avusturya-Macaristan rekabeti) analiz edilir.
Balkan coğrafyasında Avusturya-Macaristan (Cermen nüfuzu) ile Çarlık Rusyası (Slav nüfuzu) arasındaki çatışmanın bloklaşmalara etkisi belirlenir.
I. Dünya Savaşı öncesinde devletlerin ikili ve üçlü ittifaklar kurmasının altında yatan temel özel sebepleri tespit etmek gerekir.
2
Avusturya-Macaristan ve Rusya'nın dış politika hamleleri ile ait oldukları bloklar değerlendirilir.
Avusturya-Macaristan, Rusya tehdidine karşı Almanya ile Üçlü İttifak bağını pekiştirmiş; Rusya ise Almanya ve Avusturya-Macaristan'ı dengelemek için İngiltere ve Fransa ile 1907'de Üçlü İtilaf'ı tamamlamıştır.
Blokların oluşumundaki sebep-sonuç ilişkisini doğru kurmak için ittifak sistemlerinin mantığını kavramak esastır.
3
Seçenekler incelenerek tarihsel kronolojiye ve bloklaşma dinamiklerine uygun doğru çıkarım belirlenir.
Doğru yanıtın yer aldığı ifadede Avusturya-Macaristan'ın Almanya ile yakınlaşması ve Rusya'nın İngiltere-Fransa cephesine katılması eksiksiz biçimde açıklanmıştır.
Çeldiricilerdeki dönem karışıklıkları ve yanlış blok eşleştirmeleri elenerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Bloklaşmalar ve Balkanlardaki Rusya - Avusturya-Macaristan Çıkar Çatışması

İpuçları

1
Balkanlardaki nüfuz mücadelesinin hangi iki büyük gücü karşı karşıya getirdiğini ve bunların arkasındaki büyük müttefikleri düşününüz.
2
Avusturya-Macaristan'ın Cermen kökenli güçlü komşusuyla olan bağını ve Rusya'nın Batı Avrupa'daki ortaklarını göz önünde bulundurunuz.
3
Üçlü İtilaf ve Üçlü İttifak bloklarının oluşumunda Almanya-Avusturya ortaklığı ile İngiltere-Fransa-Rusya yakınlaşmasını yansıtan ifadeyi arayınız.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile imzaladığı gizli ittifak antlaşmasının gerekçeleri ve tarafların karşılıklı beklentilerini içeren sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya bloklar üzerinden yaklaşarak Üçlü İttifak (Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya) ve Üçlü İtilaf (İngiltere, Fransa, Rusya) üyelerinin çıkarlarını eşleştirip çelişkili seçenekleri doğrudan eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 504Soru →

Amerika Birleşik Devletleri'nin I. Dünya Savaşı'na girerken ilan ettiği ilkeler arasında; devletlerarası antlaşmaların kamuoyuna açık biçimde yapılması ve kapalı kapılar ardında yürütülen gizli diplomasiye son verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu düzenlemeyle doğrudan aşağıdakilerden hangisinin önüne geçilmek istendiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin kendi aralarında gizli ittifaklar ve paylaşım antlaşmaları yapmasının

Cevap

Devletlerin kendi aralarında gizli ittifaklar ve paylaşım antlaşmaları yapmasının
I. Dünya Savaşı'nın çıkışında ve savaş sürecinde Osmanlı topraklarının paylaşılmasında gizli antlaşmalar belirleyici bir rol oynamıştır. Wilson İlkeleri'nde yer alan 'Barış antlaşmaları açık olmalı, gizli diplomasiye son verilmelidir.' maddesi ile doğrudan devletlerin kendi aralarında gizli ittifaklar kurmasının ve gizli paylaşım planları yapmasının önüne geçilmek istenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki kavramı analiz etme
Vurgulanan ilkenin 'açık diplomasi' ve 'gizli diplomasinin yasaklanması' olduğu belirlenir.
I. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti topraklarını paylaşmak üzere imzaladığı gizli antlaşmalar gibi faaliyetler savaşın en temel nedenlerinden biri olmuştur.
2
Wilson İlkeleri'ndeki açık diplomasi maddesinin amacını seçeneklerle karşılaştırma
Açık diplomasi kuralının, devletlerin gizli ittifak ve paylaşım antlaşmaları yapmasını engellemeye yönelik olduğu sonucuna ulaşılır.
Uluslararası antlaşmaların kamuoyuna açık yapılması zorunluluğu, gizli bloklaşmaları ve arkadan iş çevirmeyi ortadan kaldırmayı amaçlar.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nde Açık Diplomasi ve Gizli Antlaşmaların Yasaklanması

İpuçları

1
Soru kökündeki 'gizli diplomasiye son verilmesi' ve 'antlaşmaların kamuoyuna açık yapılması' ifadelerine odaklanınız.
2
I. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını kendi aralarında gizlice paylaştıkları antlaşmaları hatırlayınız.
3
Diplomasinin şeffaf olması, devletlerin arkadan iş çevirerek gizli ittifak ve paylaşım planları yapmasını engeller.

Daha Fazla Pratik

Wilson İlkeleri'nin 'galip devletlerin mağlup devletlerden toprak ve tazminat almaması' maddesini aşmak için İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'nda ortaya koyduğu 'manda ve himaye' ile 'tamirat borcu' kavramlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Wilson İlkeleri'nin temel maddelerini kategorize ediniz: 1) Gizli antlaşmaların yasaklanması -> Gizli ittifakları önleme, 2) Self-determinasyon -> Sınır ve nüfus hakları, 3) Tazminat ve toprak almama -> Sömürgeciliği sınırlandırma, 4) Milletler Cemiyeti -> Barışı koruma.
Tahmini Süre:45s
Soru 505Soru →

I. Dünya Savaşı sırasında müttefik devletlerin Osmanlı topraklarını taksim etmek üzere imzaladıkları gizli antlaşmalar, 1917 yılında yaşanan siyasi dönüşüm neticesinde "Sarı Kitap" adıyla dünya kamuoyuna duyurulmuştur.

Söz konusu gizli paylaşım tasarılarını ifşa ederek bu antlaşmalardan çekildiğini bildiren devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyet Rusya

Cevap

Sovyet Rusya
I. Dünya Savaşı sırasında Çarlık Rusyası'nda gerçekleşen 1917 Bolşevik (Ekim) İhtilali sonucunda rejim değişmiştir. Yeni kurulan Sovyet Rusya yönetimi, Çarlık rejiminin emperyalist politikalarını kınayarak İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti ve Orta Doğu'yu taksim ettiği gizli antlaşmaları 'Sarı Kitap' adıyla dünya kamuoyuna açıklamış ve savaştan çekilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Gizli antlaşmaların taraflarını ve diplomatik bağlamını belirlemek
I. Dünya Savaşı sürerken İngiltere, Fransa, İtalya ve Çarlık Rusyası Osmanlı topraklarını taksim eden gizli antlaşmalar akdetmiştir.
Soru kökünde bahsedilen gizli paylaşım sürecinin taraflarını ortaya koymak.
2
1917 yılındaki siyasi değişimi ve gizli antlaşmaların akıbetini analiz etmek
1917 Ekim Devrimi ile Çarlık Rusyası yıkılmış; yönetimi ele geçiren Bolşevikler (Sovyet Rusya), emperyalist paylaşım planlarını 'Sarı Kitap' adlı eserle yayımlayarak gizli antlaşmaları ifşa etmiştir.
Antlaşmaları dünya kamuoyuna açıklayarak savaştan çekilen aktörü tespit etmek.

Anahtar Kavram

Gizli Paylaşım Antlaşmalarının İfşası (Sarı Kitap ve Sovyet Rusya)

İpuçları

1
1917 yılında savaştan çekilerek Çarlık yönetimine son veren devleti düşününüz.
2
Ekim İhtilali sonrasında Bolşeviklerin emperyalist paylaşım planlarını reddettiğini hatırlayınız.
3
'Sarı Kitap' belgeleri Sovyet yönetimi tarafından ifşa edilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Sovyet Rusya'nın gizli antlaşmaları ifşa ettikten sonra İttifak Devletleri ile imzalayarak savaştan resmen çekildiği Brest-Litovsk Antlaşması'nın sonuçları incelenebilir.

Alternatif Yöntem

Çarlık rejiminin yıkılmasıyla ortaya çıkan yeni yönetimin (Bolşevikler) emperyalist savaşı reddetmesi ve gizli diplomasiyi çökertmesi ilişkisinden sonuca ulaşılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 506Soru →

Sevr Barış Antlaşması'nda yer alan;

• Boğazlar bölgesinin, içinde Türk temsilcinin yer almadığı, ayrı bir bayrağı ve bütçesi bulunan uluslararası bir komisyonca yönetilmesi,
• İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcilerinden oluşan Maliye Komisyonunun onayı olmaksızın Osmanlı Hükûmetinin iç ve dış borçlanmaya gidememesi, bütçe hazırlayamaması ve vergi sisteminde düzenleme yapamaması,
• Kapitülasyonların İtilaf Devletleri lehine genişletilerek savaştan önce bundan yararlanmayan müttefik devletlerin de kapsama dahil edilmesi

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı Devleti'nin siyasi ve hukuki durumu hakkında ulaşılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin hükümranlık hakları ile mali bağımsızlığı fiilen ve hukuken yok sayılarak ülke uluslararası bir vesayet sistemine tabi tutulmuştur.

Cevap

Devletin hükümranlık hakları ile mali bağımsızlığı fiilen ve hukuken yok sayılarak ülke uluslararası bir vesayet sistemine tabi tutulmuştur.
Sevr Antlaşması ile kurulan Maliye Komisyonu devletin bütçesini, vergi oranlarını ve borçlanmasını doğrudan denetleme yetkisine sahip kılınmış; Boğazlar ise Türk üyenin yer almadığı, ayrı bir bayrağı ve bütçesi olan uluslararası bir idareye devredilmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin kendi egemenlik haklarını ve bağımsız devlet vasfını tamamen yitirerek uluslararası bir vesayet altına girdiğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülde verilen maddelerin kapsamını analiz etme
Boğazlar Komisyonu idari ve siyasi egemenliği, Maliye Komisyonu mali ve ekonomik egemenliği, kapitülasyonların genişletilmesi ise adli ve ticari bağımsızlığı doğrudan sınırlandırmaktadır.
Bir devletin egemenliği; kendi sınırları içinde vergi koyabilme, bütçe yapabilme ve stratejik su yollarını yönetebilme yetkisini kapsar.
2
Komisyonların yetkilerini uluslararası hukuk ve bağımsızlık kavramı ile eşleştirme
İçinde Türk üye bulunmayan bir Boğazlar Komisyonu ile yabancı temsilcilerden oluşan Maliye Komisyonu, Osmanlı Devleti'nin egemenlik yetkilerini elinden alarak devleti tam bir sömürge/vesayet yönetimine dönüştürmüştür.
Kendi gelir ve giderini yönetemeyen, toprak bütünlüğünü sağlayamayan bir yönetim uluslararası vesayet altındadır.
3
Çeldiricileri eleyerek en kapsamlı yargıya ulaşma
Sevr Antlaşması'nın getirdiği bu sistemin Osmanlı Devleti'nin bağımsızlığını ve hükümranlık haklarını yok saydığı sonucuna varılır.
Diğer seçenekler ya yanlış bilgi (meclis onayı, Gümrü'nün Sevr'i onaylaması) ya da dar kapsamlı yorumlar içermektedir.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması'nın Mali, İdari ve Hukuki Hükümlerinin Osmanlı Egemenlik Hakları Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Bir devletin bütçe yapamaması ve kendi sınırları içindeki boğazları yönetememesi bağımsızlık kavramı açısından ne anlama gelir?
2
Maliye ve Boğazlar komisyonlarının yapısını inceleyiniz; bu komisyonlarda Osmanlı idaresinin yetkisi tamamen yabancı temsilcilere devredilmiştir.
3
Egemenlik haklarının yabancı organlara devri devleti bağımsız bir aktör olmaktan çıkarıp vesayet altına sokar.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın hukuki geçersizliği ile Lozan Barış Antlaşması'ndaki Boğazlar ve Kapitülasyon kararlarını karşılaştıran sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Öncüldeki maddelerin etkilediği egemenlik unsurlarını (idari yetki, mali serbesti, adli imtiyaz) tek tek gruplandırarak devlet bağımsızlığı kavramıyla karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 507Soru →

Osmanlı Devleti'nin işgale uğraması ve merkezi otoritenin çökmesi durumunda yerel bir cumhuriyet yönetimi kurmayı programına dahil eden, Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini toplayarak bölgesindeki Türk varlığını korumaya çalışan milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Cevap

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan hemen sonra Edirne'de kurulmuştur. Cemiyet; bölgenin Yunanistan'a bağlanmasını engellemek için Lüleburgaz ve Edirne kongrelerini düzenlemiş, Osmanlı Devleti'nin tamamen dağılması ihtimaline karşı gerekirse bağımsız bir cumhuriyet kurma fikrini tüzüğüne ekleyerek diğer cemiyetlerden ayrılan özgün bir tavır sergilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel faaliyet alanını ve özellikleri belirleme
Trakya bölgesinin savunulması, Edirne ve Lüleburgaz kongrelerinin düzenlenmesi ve Osmanlı'nın çöküşü durumunda geçici cumhuriyet kurma maddesi tespit edildi.
Milli cemiyetlerin her biri farklı coğrafyalarda özgün kararlar ve kongreler ile faaliyet göstermiştir.
2
Cemiyetlerin faaliyet bölgelerini ve kararlarını eşleştirme
Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mondros sonrası ilk kurulan cemiyetlerden biri olup Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini toplamış, olası bir dağılma durumunda Trakya Cumhuriyeti'ni ilan etmeyi tüzüğüne koymuştur.
Soruda aranan özellikler sadece Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne aittir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Döneminde Yararlı Cemiyetler ve Bölgesel Faaliyetleri

İpuçları

1
Cemiyetin faaliyet gösterdiği coğrafi bölge Edirne ve Lüleburgaz kentlerini kapsamaktadır.
2
Mondros Mütarekesi sonrası kurulan ilk cemiyetlerden biri olup Batı ve Doğu Trakya'nın savunmasını üstlenmiştir.
3
Gerektiğinde 'Trakya Cumhuriyeti' adıyla bağımsız bir yönetim kurmayı öngören Trakya merkezli yararlı cemiyettir.

Daha Fazla Pratik

Milli Mücadele döneminde toplanan yerel kongrelerin (Balıkesir, Alaşehir, Lüleburgaz, Edirne, Pozantı) amaçları ve toplandıkları bölgeleri karşılaştıran sorular çözülmelidir.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'Edirne ve Lüleburgaz kongreleri' anahtar ifadelerinden yola çıkarak doğrudan Trakya coğrafyasıyla ilgili olan cemiyet seçeneğine ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 508Soru →

I. Dünya Savaşı'nın başlangıcında Akdeniz'de İngiliz donanmasının takibinden kaçarak Osmanlı Devleti'ne sığınan Goben (Goeben) ve Breslav (Breslau) adlı Alman savaş gemileri, Osmanlı Devleti tarafından satın alındığı açıklanarak "Yavuz" ve "Midilli" isimlerini almıştır.

Alman Amiral Souchon komutasındaki bu gemilerin Karadeniz'e açılarak Sivastopol ve Odessa gibi limanlarını bombalaması sonucu Osmanlı Devleti'nin fiilen savaşa girmesine neden olduğu devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çarlık Rusyası

Cevap

Çarlık Rusyası
Yavuz ve Midilli adını alan gemiler, Osmanlı bayrağı çekerek Karadeniz'e açılmış ve 29 Ekim 1914'te Çarlık Rusyası'na ait Sivastopol, Odessa, Kefe ve Novorossiysk limanlarını bombalamıştır. Bunun üzerine Çarlık Rusyası 1 Kasım 1914'te Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmiş, böylece Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'na fiilen katılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın taraflarını ve coğrafi alanını belirleme
Alman zırhlıları Yavuz ve Midilli'nin Karadeniz'e açılarak liman bombaladığı tespit edilir.
Osmanlı Devleti'nin fiilen savaşa girmesine yol açan Karadeniz Olayı'nın hedefi Karadeniz'deki İtilaf üsleridir.
2
Bombalanan limanların ait olduğu devleti eşleştirme
Sivastopol, Odessa ve Novorossiysk limanları Çarlık Rusyası'na aittir.
29-30 Ekim 1914 tarihlerinde Amiral Souchon komutasındaki filonun Rus limanlarını topa tutması, Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesine ve Osmanlı'nın resmen savaşa dahil olmasına sebep olmuştur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci ve Karadeniz Olayı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin fiilen savaşa girmesine yol açan bu olay Karadeniz'deki donanma üslerine yöneliktir.
2
Hedef alınan Sivastopol ve Odessa limanları, dönemin en güçlü Slav ve İtilaf imparatorluğuna aittir.
3
Karadeniz donanması vurulduktan sonra Kafkas Cephesi'ni açarak Osmanlı topraklarına ilk taarruzu başlatan devlet Çarlık Rusyası'dır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinin ardından açılan ilk taarruz cephesi olan Kafkas Cephesi'nin sebeplerini ve sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 509Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne 'güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkması hâlinde herhangi bir stratejik noktayı işgal etme' yetkisi vererek tüm Osmanlı ülkesini fiilen işgale açık hâle getirmiştir. Buna karşılık antlaşmanın 24. maddesinde; 'Vilâyât-ı Sitte'de (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) bir karışıklık çıkması durumunda İtilaf Devletleri'nin bu vilayetlerin herhangi bir kısmını işgal edebileceği ayrıca ve özel olarak hükme bağlanmıştır.

İtilaf Devletleri'nin 7. maddenin sağladığı genel işgal yetkisine rağmen mütareke metnine 24. maddeyi özel bir hüküm olarak ekletmelerinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına dayalı self-determinasyon prensibini aşarak Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasına uluslararası hukuki zemin hazırlamak

Cevap

Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına dayalı self-determinasyon prensibini aşarak Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasına uluslararası hukuki zemin hazırlamak
Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesi İtilaf güçlerine herhangi bir stratejik noktayı işgal yetkisi vermesine rağmen, 24. madde özel olarak 'Vilâyât-ı Sitte' (Altı Doğu İli) için konulmuştur. Mütarekenin yabancı dildeki orijinal metinlerinde bu vilayetlerin 'Ermeni Vilayetleri' olarak isimlendirilmesi, İtilaf Devletleri'nin Wilson İlkeleri'ndeki çoğunluk kuralını (self-determinasyon) aşarak bölgede kargaşa çıkarmak ve bu kargaşayı bahane ederek işgal edip bağımsız bir Ermenistan Devleti kurmak istediklerini açıkça ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddeleri arasındaki kapsam ve nitelik farkını belirleme
7. madde Osmanlı Devleti'nin tüm coğrafyası için genel ve stratejik bir işgal kılıfı sağlarken, 24. madde doğrudan Doğu Anadolu'daki 6 ili (Erzurum, Van, Harput/Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) hedef almaktadır.
Genel yetki varken bölgesel özel bir maddenin eklenmesi, o bölgeye yönelik özel bir siyasi/diplomatik projenin varlığını gösterir.
2
24. maddenin uluslararası diplomatik metinlerdeki terminolojisini inceleme
Antlaşmanın İtilaf Devletleri tarafından hazırlanan İngilizce ve Fransızca nüshalarında 'Vilâyât-ı Sitte' ifadesi açıkça 'Altı Ermeni Vilayeti (Six Armenian Provinces)' şeklinde geçmektedir.
Bu terminoloji, bölgede Wilson Prensipleri'nin 'Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde kesin egemenlik hakkı tanınır' kuralını baypas etmek için kargaşa çıkarıp işgal gerekçesi üretmeyi amaçlamaktadır.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru sonuca ulaşma
24. maddenin özel olarak konuluş gerekçesi Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin kurulması için diplomatik ve fiili zemin yaratmaktır.
İtilaf Devletleri Paris Barış Konferansı ve Sevr Antlaşması sürecinde kurmayı planladıkları Büyük Ermenistan tasarısına bu maddeyle önceden mütareke hukuku kılıfı hazırlamışlardır.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. Maddesi ve Doğu Anadolu'da Ermeni Devleti Tasarısı

İpuçları

1
Antlaşmanın 7. maddesi genel bir işgal yetkisi verirken, 24. maddenin neden özellikle Doğu Anadolu'daki altı vilayeti hedef aldığını düşününüz.
2
Mondros'un yabancı metinlerinde Vilâyât-ı Sitte bölgesinin 'Altı Ermeni İli' (Six Armenian Provinces) olarak tanımlandığını göz önünde bulundurunuz.
3
İtilaf Devletleri, Wilson İlkeleri'nin nüfus çoğunluğuna dayalı kuralını aşarak bölgede yapay bir azınlık devleti kurabilmek için karışıklık çıkarıp işgale zemin hazırlamayı amaçlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından sonra Vilâyât-ı Sitte'nin Ermenilere verilmesini engellemek amacıyla kurulan milli cemiyetin (Vilâyât-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti) faaliyetlerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Madde-amaç eşleştirmesi yöntemini kullanarak; 7. maddeyi 'tüm yurdu kapsayan genel işgal kılıfı', 24. maddeyi ise doğrudan 'Doğu Anadolu'da Ermeni devleti kurma projesinin hukuki kılıfı' olarak ayrıştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 510Soru →

I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri tarafından hazırlanan ve Osmanlı Hükûmeti'nce imzalanan Sevr Antlaşması'nda, Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakmayı amaçlayan ağır askerî kısıtlamalara yer verilmiştir.

Buna göre, Sevr Antlaşması'nda yer alan askerî hükümlerden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mecburi askerliğin kaldırılması ve ordunun yalnızca iç asayişi temin edecek 50.700 kişilik kuvvetle sınırlandırılması

Cevap

Mecburi askerliğin kaldırılması ve ordunun yalnızca iç asayişi temin edecek 50.700 kişilik kuvvetle sınırlandırılması
Sevr Antlaşması'nın askerî hükümlerine göre Osmanlı Devleti'nde mecburi askerlik hizmeti tamamen kaldırılmış, askerlik paralı ve gönüllülük esasına dayandırılmıştır. Ayrıca ordunun mevcudu yalnızca iç asayişi sağlayacak 50.700 kişilik hafif silahlı kuvvetle sınırlandırılmış, ağır silah, tank, savaş uçağı ve denizaltı edinmesi yasaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Antlaşması'nın temel askerî kısıtlamalarını hatırlama
İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin olası bir direniş göstermesini engellemek amacıyla savunma gücünü yok etmeyi hedeflemiştir.
Osmanlı Devleti'nin paylaşım planlarına karşı koymasını engellemek.
2
Antlaşmadaki ordu ve silah sınırlandırması maddelerini değerlendirme
Mecburi askerliğin kaldırılması, askeri kuvvetin 50.700 jandarma ve saray muhafızı ile sınırlandırılması, ağır silah, uçak ve denizaltı bulundurmanın yasaklanması hükme bağlanmıştır.
Doğru askerî kısıtlama hükmünü seçenekler arasından tespit etmek.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması'nın Askerî Hükümleri ve Savunmasız Bırakma Politikası

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordusunu hem sayısal hem de donanımsal olarak etkisiz hale getirme amacını düşününüz.
2
Zorunlu askerliğin durumu ve belirlenen azami asker sayısı kısıtlamasına odaklanınız.
3
Ordunun mevcudunun 50.700 kişiyle sınırlandırılması ve mecburi askerliğin kaldırılması doğrudan Sevr hükmüdür.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nda yer alan Boğazlar Komisyonu ve Kapitülasyonlar ile ilgili maddeleri gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Sevr Antlaşması'nın bağımsızlığı ve savunma hakkını bütünüyle ortadan kaldıran niteliğini hatırlayarak, Osmanlı Devleti'ne askerî yetki ya da güç kazandıran tüm seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 511Soru →

Sevr Antlaşması'nın maddeleri arasında yer alan aşağıdaki düzenlemelerden hangisi, Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarını kısıtlayan doğrudan "ekonomik ve mali" bir hüküm niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapitülasyonların tüm İtilaf Devletleri vatandaşlarını kapsayacak ve en geniş hakları tanıyacak şekilde yeniden yürürlüğe konması

Cevap

Kapitülasyonların tüm İtilaf Devletleri vatandaşlarını kapsayacak ve en geniş hakları tanıyacak şekilde yeniden yürürlüğe konması
Sevr Antlaşması'nda yer alan kapitülasyonların genişletilerek tekrar yürürlüğe konması ve Osmanlı maliyesinin İtilaf Devletleri temsilcilerinden oluşan bir Maliye Komisyonu denetimine bırakılması, Osmanlı Devleti'nin doğrudan ekonomik ve mali egemenlik haklarını yok sayan temel hükümlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hedef kavramı belirleme
Sevr Antlaşması'nın maddeleri arasından doğrudan "ekonomik ve mali" alana giren yaptırımın tespit edilmesi istenmektedir.
Sevr Antlaşması askeri, siyasi, idari, sınır ve ekonomik alanlarda çok sayıda madde içermektedir; doğru cevaba ulaşmak için maddelerin alanlarına göre doğru tasnif edilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki hükümleri alanlarına göre sınıflandırma
Ordu mevcudunun kısıtlanması askeri, Boğazlar komisyonu siyasi, toprak kayıpları sınır/toprak, kapitülasyonların genişletilerek uygulanması ise doğrudan ekonomik/mali hükümdür.
Kapitülasyonlar gümrük vergileri, ticaret serbestisi ve mali ayrıcalıkları kapsayarak devletin hazinesini ve ekonomik egemenliğini doğrudan bağlar.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Ekonomik ve Mali Hükümleri

İpuçları

1
Soruda askeri veya sınır paylaşımları değil, doğrudan devletin bütçesini, ticaretini ve hazinesini ilgilendiren madde sorulmaktadır.
2
Yabancı devletlere tanınan ticari, adli ve mali ayrıcalıkların genel adını hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın diğer mali hükmü olan Maliye Komisyonu'nun yetkilerini ve Lozan Antlaşması'nda kapitülasyonların tamamen kaldırılması kararını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Sevr Antlaşması maddelerini 'Askeri', 'Siyasi/Sınır' ve 'Ekonomik' olarak üç temel kategoriye ayırıp şıkları eleyerek doğrudan mali terim olan kapitülasyona ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 512Soru →

I. Dünya Savaşı'nda 16. Kolordu Komutanı olarak görevlendirildiği Kafkas Cephesi'nde, 1916 yılında Rus işgali altında bulunan Muş ve Bitlis'i geri alarak 'Altın Kılıç Madalyası' kazanan Osmanlı komutanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mustafa Kemal Paşa

Cevap

Mustafa Kemal Paşa
Çanakkale Savaşları'ndaki üstün başarılarının ardından Tuğgeneral (Paşa) rütbesine yükseltilen Mustafa Kemal, 1916'da 16. Kolordu Komutanı olarak Kafkas Cephesi'ne atanmış; emrindeki birliklerle karşı taarruz düzenleyerek 8 Ağustos 1916'da Muş'u ve Bitlis'i Rus işgalinden kurtarmıştır. Bu başarısından ötürü kendisine 'Altın Kılıç Madalyası' tevcih edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki cephe, tarih ve kurtarılan şehirleri analiz etme
Hedeflenen olay: 1916 Kafkas Cephesi, Muş ve Bitlis'in Ruslardan geri alınması.
Kafkas Cephesi'ndeki komutanlar ve kazanılan bölgesel başarıların tespiti için gereklidir.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cepheleri ve buralardaki görevlerini hatırlama
Mustafa Kemal Paşa; sırasıyla Çanakkale (19. Tümen / Anafartalar Grubu), Kafkas (16. Kolordu / 2. Ordu) ve Suriye-Filistin (7. Ordu / Yıldırım Orduları) cephelerinde görev yapmıştır.
Mustafa Kemal'in 16. Kolordu Komutanı iken Kafkas Cephesi'nde Muş ve Bitlis'i geri aldığı bilgisine ulaşılır.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'ndeki Faaliyetleri

İpuçları

1
Bu komutan, I. Dünya Savaşı'nda sırasıyla Çanakkale, Kafkas ve Suriye-Filistin cephelerinde görev yapmıştır.
2
Çanakkale'deki Anafartalar Zaferi sonrasında 'Paşa' unvanı alarak Doğu'daki kolordunun başına geçmiştir.
3
Muş ve Bitlis'i Ruslardan geri alan komutan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı sonlarında Suriye-Filistin Cephesi'nde oluşturduğu Katma Savunma Hattı ve Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı görevini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cepheler kronolojik olarak 'Ç-K-S' (Çanakkale - Kafkas - Suriye) kodlamasıyla kolayca hatırlanabilir. Kafkas Cephesi'ndeki temel icraatı Muş ve Bitlis'in geri alınmasıdır.
Tahmini Süre:40s
Soru 513Soru →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı askerî idaresi, bir yandan kendi sınırları içerisindeki stratejik sahaları korumak için savunma cephelerinde (Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) muharebe yürütürken diğer yandan İttifak ortaklarının askerî yükünü hafifletmek adına sınırları dışındaki yardım cephelerine (Galiçya, Romanya, Makedonya) kolordu düzeyinde birlikler sevk etmiştir.

Bu cephelerde cereyan eden askerî harekâtlar, kuvvet kaydırmaları ve ortaya çıkan stratejik-siyasi sonuçlar hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müttefiklere destek amacıyla Galiçya ve Romanya'ya gönderilen Osmanlı kolorduları, 1917 Rus İhtilali ve ardından gelen süreçte görevlerini tamamladıktan sonra, İngiliz taarruzları karşısında ağır baskı yaşayan Suriye-Filistin ve Kafkas cephelerinin takviye edilmesinde kullanılmıştır.

Cevap

Müttefiklere destek amacıyla Galiçya ve Romanya'ya gönderilen Osmanlı kolorduları, 1917 Rus İhtilali ve ardından gelen süreçte görevlerini tamamladıktan sonra, İngiliz taarruzları karşısında ağır baskı yaşayan Suriye-Filistin ve Kafkas cephelerinin takviye edilmesinde kullanılmıştır.
Doğu Avrupa'daki yardım cephelerinde (Galiçya ve Romanya) 1917 Rus İhtilali sonrası çatışmaların durulmasıyla görevini tamamlayan eğitimli ve deneyimli Osmanlı kolorduları (özellikle 15. Kolordu ve 6. Kolordu unsurları), Harbiye Nezareti tarafından geri çağrılarak İngiliz ilerleyişi karşısında kritik durumda bulunan Suriye-Filistin ve Kafkas cephelerinin takviyesine yönlendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savunma ve yardım cephelerinin açılış gayelerinin ve stratejik niteliklerinin ayırt edilmesi
Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin cephelerinin Osmanlı toprak bütünlüğünü korumaya dönük savunma cepheleri; Galiçya, Romanya ve Makedonya'nın ise sınır dışındaki İttifak müttefiklerine destek amaçlı yardım cepheleri olduğu tespit edilir.
Osmanlı Devleti'nin yardım cephelerinde toprak kazanma gayesi gütmediğini bilmek, yanlış seçenekleri doğrudan elemeyi sağlar.
2
Doğu Avrupa'daki gelişmeler ile yardım cephelerindeki birliklerin akıbetinin analiz edilmesi
1917 Bolşevik İhtilali ile Rusya'nın doğu cephelerinden çekilmesi sonucu Galiçya ve Romanya'daki Osmanlı kolordularının (15. ve 6. Kolordular) görevi sona ermiştir.
Bu birliklerin cepheler arası intikali, Osmanlı Harbiye Nezareti'nin stratejik kuvvet kaydırma politikasının en kritik halkasıdır.
3
Boşa çıkan deneyimli birliklerin savunma cephelerine kaydırılmasının değerlendirilmesi
Galiçya ve Romanya'dan tahliye edilen muharip tümenler, İngiliz taarruzu altında buhran yaşayan Suriye-Filistin Cephesi'ne ve Doğu harekât sahasına sevk edilerek savunma hatları güçlendirilmiştir.
Bu durum, yardım cephelerinde kazanılan tecrübe ve serbest kalan kuvvetlerin doğrudan savunma cephelerinin ikmalinde kullanıldığını doğrular.
4
Diğer çeldirici seçeneklerdeki tarihsel yanılgıların elenmesi
Kut'ül Amare'nin savaşı sonlandırmadığı, yardım cephelerinde toprak ilhakı hedefi bulunmadığı, Şerif Hüseyin isyanının İslamcılık fikrini zedelediği ve Katma savunma hattının İngilizleri durdurduğu netleştirilir.
Tüm çeldiriciler elenerek doğru yargıya kesin olarak ulaşılır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma ve Yardım Cepheleri Arasındaki Stratejik Kuvvet Kaydırmaları ve Cephelerin Askerî-Siyasi Sonuçları

İpuçları

1
Yardım cephelerinin açılış amacının toprak kazanmak değil, müttefiklere destek vermek olduğunu ve 1917 Rus İhtilali'nin bu cephelerdeki dengeleri nasıl değiştirdiğini düşününüz.
2
Galiçya ve Romanya'da görevini tamamlayan Osmanlı kuvvetlerinin savaşın son yılına doğru en çok ihtiyaç duyulan hangi cephelere intikal ettirildiğini hatırlayınız.
3
Doğu Avrupa'daki çatışmaların sona ermesiyle boşa çıkan 15. ve 6. Kolordu birlikleri, çökme tehlikesi yaşayan Suriye-Filistin ve Doğu cephelerine kaydırılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Kut'ül Amare Muharebesi'nin komuta kademesi ve Halil (Kut) Paşa'nın askerî hamleleri ile Kafkas İslam Ordusu'nun kuruluşu arasındaki bağlantıyı inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Cepheleri niteliklerine göre (Kendi topraklarımızdaki Savunma Cepheleri vs. Sınır dışı Yardım Cepheleri) tasnif edip, Rusya'nın savaştan çekilmesinin Doğu Avrupa ve Orta Doğu dengelerine yaptığı kuvvet kaydırma etkisini adım adım takip ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 514Soru →

I. Dünya Savaşı sürecinde İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını kendi aralarında paylaşmak ve savaşı lehlerine sonuçlandırmak amacıyla bir dizi gizli antlaşma yapmışlardır. Bu kapsamda İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında gizli mektuplaşmalar yürütülmüş; Osmanlı yönetimine karşı isyan başlatılması karşılığında bağımsız bir Arap devletinin kurulması vadedilmiştir.

Osmanlı Devleti'nde İslamcılık (Ümmetçilik) fikrinin geçerliliğini yitirmesinde ve Hicaz-Yemen Cephesi'ndeki mücadelelerde belirleyici rol oynayan bu gizli antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mac-Mahon Antlaşması

Cevap

Mac-Mahon Antlaşması
İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri Henry McMahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında 1915-1916 yıllarında yapılan gizli mektuplaşmalar sonucunda Mac-Mahon Antlaşması oluşturulmuştur. Bu antlaşmayla Şerif Hüseyin'e bağımsız bir Arap devleti/krallığı kurulacağı taahhüt edilmiş, karşılığında Arapların Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanması sağlanmıştır. Bu durum Osmanlı halifesinin ilan ettiği cihat çağrısının karşılık bulmadığını ve İslamcılık fikrinin etkisini yitirdiğini göstermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen aktörleri ve coğrafi/siyasi bağlamı tespit etme
İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri Henry McMahon ve Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasındaki görüşmeler ele alınmaktadır.
Gizli antlaşmaların tarafları ve vadettikleri topraklar antlaşmayı doğru teşhis etmenin temel yoludur.
2
Antlaşmanın içeriğini ve Osmanlı siyasi düşüncesine etkisini değerlendirme
Araplara bağımsız devlet vadedilmiş, buna karşılık Osmanlı Devleti'ne karşı isyan çıkması sağlanmıştır. Bu durum İslamcılık (Ümmetçilik) fikrinin fiilen iflas ettiğini göstermiştir.
Osmanlı'nın Halife çağrısına rağmen bazı Arap unsurlarının İngilizlerle iş birliği yapması Mac-Mahon mutabakatının sonucudur.
3
Bu nitelikleri taşıyan gizli antlaşmayı belirleme
Bahsedilen antlaşma 1915-1916 yıllarındaki mektuplaşmalarla şekillenen Mac-Mahon Antlaşması'dır.
Diğer antlaşmalar (Sykes-Picot, St. Jean de Maurienne, Londra, Petrograd) İtilaf blokunun kendi aralarındaki emperyalist paylaşımı düzenlerken, Mac-Mahon yerel bir liderle yapılan isyan protokolüdür.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Gizli Antlaşmaları ve Mac-Mahon Mutabakatı

İpuçları

1
Soruda İtilaf devletlerinin kendi aralarında yaptıkları klasik paylaşımdan ziyade, Osmanlı tebaası olan yerel bir Arap liderle yapılan gizli mutabakat sorulmaktadır.
2
Antlaşma adını, müzakereleri yürüten dönemin İngiliz Mısır Yüksek Komiseri'nin soyadından almaktadır.
3
Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile İngiliz diplomat Henry McMahon arasındaki mektuplaşmalara dayanan antlaşmadır.

Daha Fazla Pratik

İtilaf Devletleri'nin gizli antlaşmalarla belirlediği paylaşım planlarını dünya kamuoyuna duyuran gelişmeyi (1917 Bolşevik İhtilali sonrası Sarı Kitap yayını) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmalar taraflarına göre gruplandırılabilir: İtalya'nın dahil olduğu antlaşmalar (Londra, St. Jean de Maurienne), Rusya'nın dahil olduğu antlaşmalar (İstanbul/Boğazlar, Petrograd), Orta Doğu'yu İngiltere-Fransa arasında bölen antlaşma (Sykes-Picot) ve Arap isyanını örgütleyen antlaşma (Mac-Mahon). Soru kökünde doğrudan Şerif Hüseyin ve Arap bağımsızlığı geçtiğinden doğrudan Mac-Mahon'a ulaşılır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 515Soru →

Paris Barış Konferansı sürecinde Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos; sunduğu sahte nüfus istatistikleri ve asılsız katliam iddialarıyla Batı Anadolu'da Rum nüfusun çoğunlukta olduğunu savunarak bölgenin Yunanistan'a bırakılmasını talep etmiştir.

Yunan heyetinin konferansta yürüttüğü bu faaliyetler, öncelikle Wilson İlkeleri'nde yer alan aşağıdaki prensiplerden hangisine hukuki ve meşru bir dayanak kazandırma amacına yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus çoğunluğuna sahip uluslara kendi kaderini tayin etme hakkının tanınması

Cevap

Nüfus çoğunluğuna sahip uluslara kendi kaderini tayin etme hakkının tanınması
Doğru yanıt, nüfus çoğunluğuna sahip uluslara kendi kaderini tayin etme hakkının tanınmasıdır. ABD Başkanı Wilson tarafından ilan edilen ilkelerde, Osmanlı hâkimiyetindeki Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde Türklere, gayrimüslim unsurların çoğunlukta olduğu yerlerde ise ilgili azınlıklara kendi kendini yönetme (self-determinasyon) hakkı verileceği belirtilmiştir. Yunanistan Başbakanı Venizelos, Paris Barış Konferansı'nda Batı Anadolu ve Doğu Trakya'da Rum nüfusunun Türklerden fazla olduğunu iddia eden sahte istatistikler sunarak bu ilkeyi kendi lehine kullanmayı ve işgallere uluslararası meşruiyet kazandırmayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yunanistan'ın Paris Barış Konferansı'ndaki temel iddiasını ve yöntemini belirleme
Yunanistan, Batı Anadolu'da Rum nüfusun Türklerden fazla olduğu iddiasıyla sahte demografik raporlar sunmuştur.
Etnik çoğunluk iddiasının hangi uluslararası kritere dayandırıldığını tespit etmek için öncelikle kullanılan yöntem anlaşılmalıdır.
2
Wilson İlkeleri'nde yer alan maddelerin amaç ve kapsamını değerlendirme
Wilson İlkeleri'nde nüfus çoğunluğuna sahip etnik unsurlara kendi kaderini tayin etme (self-determinasyon) hakkı öngörülmüştür.
Sahte nüfus istatistikleriyle etnik üstünlük yaratma çabası, doğrudan self-determinasyon prensibini lehe çevirme arayışından kaynaklanmaktadır.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nde yer alan self-determinasyon prensibi ve bu prensibin Paris Barış Konferansı'nda azınlık iddiaları ile işgallere dayanak yapılma süreci.

İpuçları

1
Yunan heyetinin sunduğu belgelerin nüfus verilerine ve etnik oranlara dayandığına dikkat ediniz.
2
Wilson İlkeleri'nde etnik çoğunluklara kendi yönetimlerini belirleme hakkı tanıyan kavrama odaklanınız.
3
Ulusların kendi geleceğini belirleme hakkı anlamına gelen self-determinasyon ilkesi, çoğunluk iddialarının temel dayanağıdır.

Daha Fazla Pratik

Wilson İlkeleri'ndeki self-determinasyon maddesinin milli cemiyetlerin savunma yöntemlerine (nüfus sayımları ve tarihi vesikalar sunma) etkisini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kavram analizi yöntemiyle; seçeneklerdeki diplomatik, ticari ve kurumsal ilkeler elendiğinde etnik nüfus iddialarıyla örtüşen tek ilkenin self-determinasyon olduğu görülebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 516Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında kurulan ve 'milli varlığa zararlı cemiyetler' başlığı altında incelenen Türk ve Müslüman kökenli bazı yapılar, işgaller karşısında kurtuluş için farklı siyasi stratejiler ve ideolojik reçeteler benimsemişlerdir. Bu kapsamda bazı cemiyetler büyük bir yabancı devletin vesayet ve himayesini (mandaterliğini) tek çıkar yol kabul ederken, bazıları ise kurtuluşun ancak saltanat ve hilafet makamına mutlak itaatle, ümmet birliği ve dini esaslara sımsıkı bağlılıkla mümkün olabileceğini savunmuştur.

Buna göre, kurtuluşu 'yabancı bir devletin manda ve himayesinde değil; doğrudan doğruya padişah ve halifenin otoritesine koşulsuz bağlılıkta ve İslam birliğinde' arayan cemiyetler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teâli-i İslam Cemiyeti - Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası

Cevap

Teâli-i İslam Cemiyeti - Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası
Mondros Ateşkesi sonrası kurulan 'milli varlığa zararlı cemiyetler' homojen bir yapıya sahip değildir. Teâli-i İslam Cemiyeti (eski adıyla Cemiyet-i Müderrisin), medrese hocaları ve ulema tarafından kurulmuş olup kurtuluşu İslam birliğinde, şeriat ahkâmında ve halifelik makamına koşulsuz bağlılıkta görmüştür. Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası ise memleketin felaha ermesini Meşrutiyet idaresinin korunması ve padişahın buyruklarına koşulsuz itaat edilmesinde aramıştır. Bu iki cemiyet yabancı bir devletin mandasına girmek yerine Osmanlı merkezi saltanat ve hilafet makamına bağlılığı savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Milli varlığa zararlı Türk ve Müslüman cemiyetlerin ideolojik ayrımını analiz etmek
Milli varlığa zararlı cemiyetlerin 'mandacı cemiyetler' (İngiliz Muhipleri, Wilson Prensipleri), 'hilafetçi/saltanatçı cemiyetler' (Teâli-i İslam, Sulh ve Selamet-i Osmaniye) ve 'ayrılıkçı cemiyetler' (Kürt Teali) olarak ayrıldığı tespit edildi.
Soru kökünde yabancı devlet mandaterliğini dışlayan, sadece saltanat ve hilafet makamına bağlılığı ve dini esasları kurtuluş vasıtası gören cemiyetler sorgulanmaktadır.
2
Teâli-i İslam ve Sulh ve Selamet-i Osmaniye cemiyetlerinin temel programlarını karşılaştırmak
Cemiyet-i Müderrisin'in devamı olan Teâli-i İslam Cemiyeti kurtuluşu halifelik makamının güçlendirilmesinde ve ümmet birliğinde görürken; Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası ise vatanın kurtuluşunun ancak padişahın emirlerine tam ve mutlak itaatle gerçekleşeceğini savunmuştur.
Her iki yapı da manda ve himaye yerine halife-padişah eksenli teokratik-monarşik sadakati savunmuştur.
3
Çeldirici seçeneklerde yer alan mandacı ve ayrılıkçı unsurları elemek
İngiliz Muhipleri Cemiyeti (İngiltere mandası), Wilson Prensipleri Cemiyeti (ABD mandası) ve Kürt Teali Cemiyeti (ayrılıkçı etnik hareket) elenerek yalnızca halife ve saltanat eksenli teşekküllerin yer aldığı ikili grup belirlendi.
Bu sayede doğru seçenek olan Teâli-i İslam Cemiyeti ve Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası eşleşmesine ulaşılır.

Anahtar Kavram

Milli varlığa düşman cemiyetlerin amaç, yöntem ve ideolojik farklılıkları

İpuçları

1
Milli varlığa zararlı cemiyetleri; 'mandacılığı savunanlar', 'saltanat ve hilafete bağlılığı savunanlar' ve 'ayrılıkçı devlet kurmak isteyenler' olarak kategorize etmeyi deneyiniz.
2
İngiliz Muhipleri ve Wilson Prensipleri cemiyetlerinin yabancı bir süper gücün himayesini aradığını göz önünde bulundurunuz.
3
Medrese kökenli ulemanın kurduğu İslamiyet temelli cemiyet ile Meşrutiyet ve padişah eksenli siyasi partiyi birlikte değerlendiriniz.

Daha Fazla Pratik

Milli cemiyetler ile milli varlığa zararlı cemiyetlerin kuruluş gerekçeleri ve bölgesel/ulusal faaliyet sahalarını karşılaştıran bir analiz sorusu çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Zararlı cemiyetleri hedeflerine göre sınıflandırma tablosu oluşturarak (Manda Yanlısı / Saltanat-Hilafet Yanlısı / Etnik Ayrılıkçı) seçeneklerdeki mandacı unsurları (Wilson Prensipleri, İngiliz Muhipleri) doğrudan eleme yöntemi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 517Soru →

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda İtilaf kuvvetlerine karşı büyük bir direniş gösterdiği Çanakkale Cephesi; gerek boğaz savunması gerekse Gelibolu Yarımadası'ndaki kara muharebeleriyle harbin seyrini değiştiren stratejik bir mücadeleye sahne olmuştur.

Bu cephenin açılma gerekçeleri, muharebe süreci ve ortaya çıkardığı sonuçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çanakkale'deki Türk zaferinin ardından Bulgaristan'ın İtilaf Devletleri safında savaşa girmesiyle Osmanlı Devleti ile Avrupalı müttefikleri arasındaki kara bağlantısının tamamen kopması

Cevap

Çanakkale Zaferi'nin ardından Bulgaristan'ın İttifak Devletleri safında savaşa girerek Osmanlı Devleti ile müttefikleri arasında doğrudan kara bağlantısı sağlamış olması gerçeğinin aksine, Bulgaristan'ın İtilaf safına geçtiğini ve kara bağlantısının koptuğunu ileri süren ifade yanlıştır.
Çanakkale Kara Savaşları'nda Türk ordusunun elde ettiği kesin zafer, Balkanlar'daki güç dengesini doğrudan etkilemiştir. Bu zafer üzerine Bulgaristan Krallığı, İtilaf Devletleri safında değil, Osmanlı Devleti'nin de yer aldığı İttifak Devletleri safında savaşa girmiştir. Böylece Almanya ve Avusturya-Macaristan ile Osmanlı Devleti arasında doğrudan kara ve demir yolu bağlantısı kurulmuş, Almanya'dan Osmanlı'ya silah ve mühimmat sevkiyatı kolaylaşmıştır. Bu sebeple Bulgaristan'ın İtilaf safına katıldığını ve kara bağlantısının koptuğunu öne süren seçenek yanlıştır ve doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin açılma nedenleri ve askerî aşamaları analiz edilir.
İngiltere ve Fransa'nın Rusya'ya yardım ulaştırma ve Osmanlı'yı savaş dışı bırakma planları ile 18 Mart Deniz Zaferi ve Gelibolu Kara Muharebeleri'ndeki Mustafa Kemal'in başarıları doğrulanır.
Soruda verilen öncüllerin tarihsel gerçekliğini teyit etmek için cephenin nedenleri ve gelişim süreci incelenir.
2
Çanakkale Cephesi'nin uluslararası siyasi sonuçları incelenir.
Zaferin etkisiyle tarafsızlığını koruyan Bulgaristan, İttifak Devletleri safında savaşa girmiş ve Osmanlı Devleti ile Almanya/Avusturya-Macaristan arasında kesintisiz kara yolu bağlantısı sağlanmıştır.
Balkan devletlerinin savaştaki tutumunu ve bloklaşma dengelerini değerlendirmek.
3
Seçeneklerdeki ifadeler doğrulanarak hatalı bilgi tespit edilir.
Bulgaristan'ın İtilaf Devletleri safına geçtiğini ve müttefiklerle kara bağlantısının kesildiğini belirten seçenek açık bir tarihsel yanılgı içermektedir.
KPSS formatında sıklıkla test edilen İttifak/İtilaf bloklaşması ve Çanakkale'nin jeopolitik sonuçları üzerindeki kavram yanılgısını belirlemek.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin askerî safhaları, Mustafa Kemal'in rolü, bloklar dengesi ve Bulgaristan'ın İttifak safına katılması gibi ulusal/uluslararası sonuçları

İpuçları

1
Çanakkale Zaferi'nin Balkan diplomasisine ve I. Dünya Savaşı'ndaki ittifak dengelerine nasıl etki ettiğini hatırlayınız.
2
Zafer sonrasında savaşa dahil olan komşu Balkan devletinin hangi tarafta yer aldığını ve bunun müttefikler arası sevkiyata etkisini düşününüz.
3
Bulgaristan İtilaf grubuna değil, Osmanlı'nın da içinde bulunduğu İttifak grubuna katılarak Almanya ile Osmanlı arasında kara köprüsü oluşturmuştur.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Cephesi sonrasında Mustafa Kemal'in atandığı Kafkas Cephesi'ndeki faaliyetleri (Muş ve Bitlis'in geri alınması) ve 16. Kolordu Komutanlığı rolü pekiştirilmelidir.

Alternatif Yöntem

Çanakkale Cephesi'nin sonuçlarını 'Ulusal Sonuçlar' (Mustafa Kemal'in tanınması, aydın nüfus kaybı, Millî Mücadele ruhu) ve 'Uluslararası Sonuçlar' (Savaşın 2 yıl uzaması, Rusya'da Çarlık'ın yıkılması, Bulgaristan'ın İttifak'a katılarak Almanya ile kara bağlantısı kurması) şeklinde gruplandırarak yanlış seçeneği hızla eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 518Soru →

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nda yer alan;

• Hükûmet haberleşmesi dışındaki bütün telsiz, telgraf ve kabloların denetiminin İtilaf Devletleri'ne bırakılması,
• Toros tünelleri ve bütün demiryollarının İtilaf güçlerince kontrol altına alınması

hükümleri doğrultusunda İtilaf Devletleri'nin doğrudan ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşgallere karşı halkın örgütlenmesini, ortak bir direniş oluşturmasını ve lojistik dayanışmayı engellemek

Cevap

İşgallere karşı halkın örgütlenmesini, ortak bir direniş oluşturmasını ve lojistik dayanışmayı engellemek
İtilaf Devletleri; telsiz, telgraf, Toros tünelleri ve demiryollarını denetimleri altına alarak Osmanlı vilayetleri arasındaki haberleşmeyi ve lojistik bağlantıyı koparmayı hedeflemiştir. Böylece Türk halkının yapılacak işgallerden zamanında haberdar olması, bir araya gelerek örgütlü bir milli mukavemet oluşturması ve birbirine destek göndermesi engellenmek istenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'ndaki haberleşme ve ulaşım maddelerinin kapsamını incelemek
Telgraf, telsiz hatları ile Toros tünelleri ve demiryollarının denetiminin İtilaf Devletleri'ne verildiği tespit edilir.
Antlaşma hükümlerinin stratejik niteliğini kavramak gerekir.
2
Ulaşım ve haberleşme denetiminin askeri/siyasi sonuçlarını analiz etmek
İletişimin kesilmesi ve ulaşımın denetlenmesi, bölgeler arası bilgi akışını ve askeri güç kaydırmayı engeller.
İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu savunmasız bırakma ve işgalleri kolaylaştırma amacını belirlemek için.
3
Temel amacı belirlemek
Halkın işgallerden haberdar olmasını, milli bir direniş çatısı altında örgütlenmesini ve dayanışma kurmasını önleme hedefi doğrulanır.
Sorunun doğrudan kökünde yer alan temel amacı saptamak için.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nda ulaşım ve haberleşme maddelerinin stratejik amacı

İpuçları

1
Maddelerde kısıtlanan alanların (telgraf, demiryolu, tüneller) ortak işlevine dikkat ediniz.
2
Bir ülkede haberleşme ve ulaşımın yabancı güçlerin eline geçmesi, halkın işgallere karşı birlikte hareket etmesini nasıl etkiler düşününüz.
3
İtilaf Devletleri bu maddelerle işgallere karşı bölgesel direnişlerin birleşip ulusal bir güce dönüşmesini engellemeyi amaçlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin amaçları ve aralarındaki farklar üzerine bir soru çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Mondros'un askeri maddelerinin ortak amacının Anadolu'yu savunmasız bırakmak ve tepkileri engellemek olduğunu hatırlayarak doğrudan seçenek elemesi yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 519Soru →

Kafkas Cephesi'nde Rus birlikleriyle yaşanan muharebeler sırasında, ordu birliklerinin lojistik ikmal hatlarını korumak, isyan hareketlerini engellemek ve cephe gerisindeki asayişi temin etmek amacıyla Osmanlı Hükûmeti tarafından Mayıs 1915'te yürürlüğe konulan yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sevk ve İskân Kanunu

Cevap

Kafkas Cephesi gerisinde güvenliği sağlamak ve ordu ikmal yollarını emniyete almak amacıyla Mayıs 1915'te çıkarılan düzenleme Sevk ve İskân Kanunu'dur (Tehcir Kanunu).
Kafkas Cephesi'nde Rus kuvvetlerinin taarruzu esnasında, ordu birliklerinin ikmal hatlarını emniyete almak, isyan hareketlerini önlemek ve cephe gerisindeki kamu güvenliğini temin etmek amacıyla Osmanlı Hükûmeti 27 Mayıs 1915 tarihinde Sevk ve İskân Kanunu'nu (Tehcir Kanunu) yürürlüğe koymuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki cephe, tarih ve hedefi tespit etme
Kafkas Cephesi muharebeleri (1915), cephe gerisi asayişi ve ordu lojistiğinin emniyete alınması.
Soru kökünde verilen tarih ve askerî gerekçelere uygun mevzuatın doğru belirlenmesi gerekir.
2
Dönemsel yasal düzenlemeyi analiz etme
27 Mayıs 1915 tarihinde Osmanlı Hükûmeti tarafından çıkarılan düzenlemenin Sevk ve İskân Kanunu (Tehcir Kanunu) olduğu belirlenir.
Bu kanunla Rus işgal ordusuyla iş birliği yapan çetelerin ve çatışma bölgesindeki güvenliği tehdit eden unsurların Suriye ve Lübnan gibi güvenli Osmanlı vilayetlerine geçici olarak nakledilmesi hedeflenmiştir.
3
Diğer seçeneklerdeki düzenlemeleri kronoloji ve amaç bakımından ayrıştırma
Hıyanet-i Vataniye ve Firariler kanunları 1920'de TBMM tarafından, Tekâlif-i Millîye Emirleri 1921'de Millî Mücadele'de, Takrir-i Sükûn Kanunu ise 1925'te Cumhuriyet döneminde çıkarılmıştır.
Bu düzenlemeler I. Dünya Savaşı taarruz cepheleri sürecinde değil, sonraki tarihsel aşamalarda yürürlüğe girmiştir.

Anahtar Kavram

Kafkas Cephesi ve Sevk-İskân (Tehcir) Kanunu

İpuçları

1
Soruda 1915 yılında Osmanlı Devleti'nin Kafkas Cephesi'ndeki lojistik emniyet ve asayiş amacıyla çıkardığı kanun sorulmaktadır.
2
TBMM veya Cumhuriyet dönemine ait asayiş ve lojistik kanunlarını eleyiniz; I. Dünya Savaşı sırasında uygulanan geçici göç ve iskân mevzuatına odaklanınız.
3
Doğu Anadolu'daki çatışma alanlarında bulunan ayrılıkçı çetelerin ve ordu ikmalini tehdit eden unsurların güvenli vilayetlere nakledilmesini sağlayan 1915 tarihli Tehcir düzenlemesidir.

Daha Fazla Pratik

Kafkas Cephesi'nin kapanış sürecini belirleyen 1917 Erzincan Mütarekesi ve 1918 Brest-Litovsk Barış Antlaşması ile Osmanlı'ya iade edilen Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum) konusunu tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi uygulanabilir: Seçeneklerde yer alan Hıyanet-i Vataniye (1920), Firariler (1920), Tekâlif-i Millîye (1921) ve Takrir-i Sükûn (1925) düzenlemeleri I. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemlere aittir. 1915 yılında I. Dünya Savaşı devam ederken yürürlüğe giren yegâne seçenek Sevk ve İskân Kanunu'dur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 520Soru →

I. Dünya Savaşı Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in, 57. Alay askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum." emrini vererek düşman taarruzunu püskürttüğü ve savaşın seyrini değiştirdiği mevki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Conkbayırı

Cevap

Mustafa Kemal'in 'Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.' tarihi emrini vererek düşman taarruzunu durdurduğu mevki Conkbayırı'dır.
Mustafa Kemal, 25 Nisan 1915'te başlayan Çanakkale Kara Savaşları'nda 19. Tümen Komutanı olarak Arıburnu ve Conkbayırı bölgelerinde kritik müdahalelerde bulunmuştur. Conkbayırı'nda cephanesi biten askerlere süngü taktırarak ve 57. Alay'a 'Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum...' emrini vererek İtilaf kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmuş, cephenin kaderini belirlemiştir. Bu nedenle doğru cevap Conkbayırı'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihi olayı ve komutanın rolünü tespit etme
19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'in 57. Alay'a verdiği meşhur taarruz emri ve Gelibolu'daki direniş noktası incelenmiştir.
Çanakkale Cephesi'ndeki savunma mevkilerini diğer savaş mevkilerinden ayırmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki tepelerin ait olduğu muharebeleri ayrıştırma
Metristepe, Kocatepe, Duatepe ve Çal Dağı Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi muharebelerine aittir; Conkbayırı ise Çanakkale Cephesi'nin en önemli savunma hattıdır.
Askerî tarihteki kritik tepelerin ve komutan emirlerinin doğru eşleştirilmesi tek doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Kara Savaşları ve Mustafa Kemal'in Rolü

İpuçları

1
Sorulan mevki, Gelibolu Yarımadası'nda Anzak birliklerinin taarruzunu durduran en kritik tepedir.
2
Seçeneklerdeki diğer tepeler (Metristepe, Kocatepe, Duatepe, Çal Dağı) Kurtuluş Savaşı muharebelerine aittir.
3
Mustafa Kemal'in 57. Alay'a taarruz emrini verdiği yer Conkbayırı'dır.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in Çanakkale Cephesi'nde görev yaptığı Arıburnu ve Anafartalar bölgelerindeki askerî başarılarını da tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Kurtuluş Savaşı mevkileri (Metristepe, Kocatepe, Duatepe, Çal Dağı) elendiğinde doğrudan Çanakkale Cephesi'ne ait olan mevki bulunmaktadır.
Tahmini Süre:40s
ÖncekiSayfa 26 / 41Sonraki