XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 soru

Soru 541Soru →

I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'nin Rusya'ya askerî ve ekonomik lojistik destek ulaştırmak, Osmanlı Devleti'ni saf dışı bırakarak savaşı kısa sürede sonlandırmak ve tarafsız Balkan devletlerini kendi yanlarına çekmek amacıyla açtığı Çanakkale Cephesi, Osmanlı ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.

Çanakkale Cephesi'nde yaşanan askerî gelişmeler ve bu mücadelenin doğurduğu sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelibolu Yarımadası'ndaki kanlı kara muharebelerinde Darülfünun, Mekteb-i Tıbbiye ve muallim mekteplerinden çok sayıda gencin şehit düşmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ciddi bir yetişmiş aydın insan açığının yaşanmasına neden olmuştur.

Cevap

Gelibolu Yarımadası'ndaki kanlı kara muharebelerinde Darülfünun, Mekteb-i Tıbbiye ve muallim mekteplerinden çok sayıda gencin şehit düşmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ciddi bir yetişmiş aydın insan açığının yaşanmasına neden olmuştur.
Çanakkale Savaşları, Osmanlı Devleti'nin son döneminde yetişmekte olan okumuş, eğitimli ve aydın genç neslinin (Darülfünun, Tıbbiye, Hukuk, Mülkiye öğrencileri ile çeşitli sultanilerin son sınıf talebeleri) büyük ölçüde cephede şehit düşmesine sebep olmuştur. Bu durum dönemin okullarının mezun verememesine ve Cumhuriyet'in kurucu yıllarında yetişmiş aydın bürokrat, hekim, öğretmen ve mühendis kadrolarında ciddi açıklar yaşanmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin ulusal ve uluslararası sonuçlarını analiz etmek
Çanakkale Cephesi'nin I. Dünya Savaşı'nı en az iki yıl uzattığı, Çarlık Rusya'sına yardım gidemediği için Bolşevik İhtilali'ne zemin hazırladığı, Bulgaristan'ın İttifak bloğunda savaşa girerek Osmanlı-Almanya kara bağlantısını sağladığı ve Türk tarafında yüksek oranda aydın zayiatı yaşandığı tespit edilir.
Soruda Çanakkale Cephesi'nin çok boyutlu sonuçlarına dair doğru bilginin ayırt edilmesi istenmektedir.
2
Çeldiricilerdeki kavramsal ve kronolojik yanılgıları elemek
Bulgaristan'ın İtilaf safına geçtiği iddiası blok bilgisiyle, Brest-Litovsk ile Osmanlı'nın çekildiği iddiası antlaşma taraflarıyla, İslamcılığın tek hakim politika olduğu iddiası fikir akımlarının seyriyle ve Mondros'un hemen imzalandığı iddiası kronolojiyle çelişmektedir.
KPSS Tarih sorularında sıklıkla kurgulanan taraf, blok, kronoloji ve antlaşma karıştırma hataları netleştirilir.
3
Ulusal sosyo-demografik etkiyi doğrulayarak sonuca ulaşmak
Tıbbiye, Darülfünun, Mülkiye ve liseli gençlerin cephede şehit olması sebebiyle Çanakkale'nin 'Mektepliler Savaşı' olarak anıldığı ve bunun genç Türkiye Cumhuriyeti'nde yetişmiş iş gücü açığı yarattığı yargısı kesinleşir.
Çanakkale Zaferi'nin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'ne devreden toplumsal ve beşeri mirasını yansıtır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin Askerî, Siyasi ve Sosyo-Demografik Sonuçları

İpuçları

1
Çanakkale Muharebeleri'nin yalnızca askerî ve diplomatik değil; eğitim, nüfus ve aydın tabaka üzerindeki yıkıcı etkilerini düşününüz.
2
Bulgaristan'ın hangi ittifak grubuna katıldığını, Brest-Litovsk'un hangi devlet tarafından imzalandığını ve Çanakkale'nin 'Aydınlar/Mektepliler Savaşı' vasfını göz önüne getiriniz.
3
Darülfünun ve Tıbbiye gibi kurumların mezun verememesi olgusu, savaş sonrasında kurulacak Cumhuriyet Türkiyesi'nin yetişmiş insan gücünü doğrudan etkilemiştir.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in Çanakkale'de görev aldığı muharebe alanları (Anafartalar, Conkbayırı, Arıburnu, Kireçtepe) ile bu zaferin Millî Mücadele'deki liderliğine katkısını pekiştiren sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Şıklar incelendiğinde; Bulgaristan'ın İttifak safına katılması, Brest-Litovsk'un Sovyet Rusya ile yapılması, İslamcılık politikasının iflası ve Mondros'un 1918 tarihli olması gibi kesin tarihî bilgiler elenerek tek tutarlı yargıya hızla ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 542Soru →

I. Dünya Savaşı'nın ortaya çıkışında etkili olan faktörler; tüm dünyayı ya da çok sayıda devleti doğrudan etkileyen "genel nedenler" ile belirli devletler arasındaki ikili çıkar çatışmalarına dayanan "özel nedenler" olmak üzere iki ana grupta değerlendirilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi I. Dünya Savaşı'nın "özel nedenleri" arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi İnkılabı'nın etkisiyle devletler arasında hız kazanan hammadde ve pazar arayışının küresel bir sömürgecilik yarışına dönüşmesi

Cevap

Sanayi İnkılabı'nın etkisiyle devletler arasında hız kazanan hammadde ve pazar arayışının küresel bir sömürgecilik yarışına dönüşmesi
Sanayi İnkılabı sonucunda ortaya çıkan hammadde ve pazar arayışı ile Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımı, dünyadaki tüm sanayileşmiş ve çok uluslu devletleri etkilediği için I. Dünya Savaşı'nın 'genel nedenleri' arasında yer alır. Belirli devletler arasındaki ikili hesaplaşmalar ise 'özel nedenler'dir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'nın genel ve özel nedenlerinin kavramsal ayrımını yapmak
Genel nedenlerin tüm dünyayı ve çok sayıda devleti etkileyen küresel olaylar (Sanayi İnkılabı, sömürgecilik, Fransız İhtilali, milliyetçilik, bloklaşma ve silahlanma yarışı); özel nedenlerin ise iki devlet arasındaki ikili menfaat çatışmaları olduğunu belirlemek.
Soruda verilen sınıflandırma kriterine göre seçenekleri ayrıştırmak gerekmektedir.
2
Seçeneklerdeki tarihsel olguları ikili devlet ilişkileri ve küresel etkileri bakımından analiz etmek
Alsas-Loren (Fransa-Almanya), Panslavizm (Rusya-Avusturya/Osmanlı), Balkanlar nüfuz mücadelesi (Avusturya-Rusya/Sırbistan) ve Adriyatik/Akdeniz rekabeti (İtalya-Avusturya) ikili devletlere ait özel sebeplerdir. Hammadde ve pazar arayışı ise Sanayi İnkılabı kaynaklı genel bir nedendir.
Küresel boyutta tüm sanayileşmiş ülkeleri savaşa sürükleyen hammadde ve sömürgecilik ihtiyacı genel nedenler kümesine aittir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nın Genel ve Özel Nedenleri Ayrımı

İpuçları

1
Bir nedenin 'genel' sayılabilmesi için tüm dünyayı ve dönemin büyük güçlerinin tamamını etkileyen evrensel bir süreçten kaynaklanması gerekir.
2
İki devlet arasındaki sınır, bölge ya da belirli bir deniz üzerindeki nüfuz çekişmeleri 'özel neden' kabul edilir.
3
Sanayi İnkılabı ve Fransız İhtilali'nin sonuçları genel neden iken; Alsas-Loren, Panslavizm veya Adriyatik rekabeti özel nedenlerdir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş sürecindeki Goben ve Breslav olayının hukuki ve siyasi boyutunu pekiştiren bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki nedenleri 'Tekil/İkili Devlet Çıkarı (Özel)' ve 'Küresel/Sistemik Dinamik (Genel)' şeklinde iki sütunlu bir zihin haritasına ayırarak doğrudan sınıflandırma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 543Soru →

İttifak Devletleri safında savaşa giren Osmanlı Devleti, kendi sınırları içinde savunma ve taarruz harekâtları yürütürken müttefiklerine destek sağlamak amacıyla sınırları haricindeki bölgelere de kuvvet göndermiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine destek olmak amacıyla sınırları dışında mücadele ettiği yardım cephelerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makedonya

Cevap

Makedonya
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda sınırları haricinde sadece müttefiklerine yardım etmek amacıyla Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerinde mücadele etmiştir. Seçenekler arasında yer alan Makedonya, bu yardım cephelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cephelerini niteliklerine göre sınıflandırmak.
Osmanlı cepheleri Taarruz (Kafkas, Kanal), Savunma (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) olarak üçe ayrılır.
Sorunun kökünde sınır dışındaki müttefiklere destek amacıyla açılan yardım cephesi sorulmaktadır.
2
Verilen seçenekleri yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) ile karşılaştırmak.
Makedonya, Osmanlı sınırları dışında yer alan ve müttefiklere destek sağlanan yardım cephesidir.
Diğer seçeneklerde verilen cepheler taarruz veya savunma amaçlı kendi topraklarımızdaki cephelerdir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Yardım Cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya)

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri, kendi sınırları dışında müttefik ordularını desteklemek amacıyla savaştığı cephelerdir.
2
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın asker gönderdiği yardım cephelerinin tamamı '-ya' ekiyle biten isimlere sahiptir (Galiçya, Romanya, Makedonya).

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savunma cepheleri arasında yer alan Irak ve Suriye-Filistin cephelerinin amaçlarını ve komutanlarını pekiştiren bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kodlama yöntemi: Yardım cepheleri 'G-A-R-A-M' veya son harfleri '-ya' ile biten cepheler (Galiçya, Romanya, Makedonya) formülüyle doğrudan taarruz (Kafkas, Kanal - 2K) ve savunma cephelerinden kolayca ayrıştırılabilir.
Tahmini Süre:40s
Soru 544Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının hemen ardından İngiliz Komutanlığı, mütareke hükümlerine aykırı bir biçimde İskenderun Limanı'nın ve çevresinin kendilerine teslim edilmesini talep etmiştir. Yıldırım Orduları Grup Komutanı Mustafa Kemal Paşa; bu talebin kabul edilmesi hâlinde Çukurova ve Toros geçitlerinin tamamen savunmasız kalarak Anadolu'nun güneyden işgale açılacağını belirtmiş, İngiliz birliklerinin karaya çıkmaya kalkışması durumunda ateşle karşılık verilmesini emretmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu kararlı tutumuna ve itirazlarına rağmen, Sadrazam Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki İstanbul Hükûmeti'nin İngilizlerin taleplerine boyun eğerek gerçekleştirdiği aşağıdaki uygulamalardan hangisi, mütarekenin hemen ertesinde izlenen teslimiyetçi politikanın en somut göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı ile VII. Ordu Karargâhı'nı lağvederek Mustafa Kemal Paşa'yı Harbiye Nezareti emrine (İstanbul'a) çağırması

Cevap

Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı ile VII. Ordu Karargâhı'nı lağvederek Mustafa Kemal Paşa'yı Harbiye Nezareti emrine (İstanbul'a) çağırması
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından İngilizlerin İskenderun'u işgal etme talebine karşı çıkan ve 'Gerektiğinde ateş açılacaktır' emrini veren Yıldırım Orduları Grup Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın bu direniş kararlılığı, İstanbul Hükûmeti tarafından engellenmiştir. Ahmet İzzet Paşa Hükûmeti, İngilizlerin baskılarına boyun eğerek 7 Kasım 1918'de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nı tamamen lağvetmiş ve Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul'a geri çağırarak güney topraklarımızın savunmasız kalmasına ve kısa sürede işgal edilmesine zemin hazırlamıştır. Bu tutum, Osmanlı idaresinin mütareke hükümlerine karşı gösterdiği teslimiyetçi politikanın en açık kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı ve tarafların tutumunu analiz etme
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın (30 Ekim 1918) yürürlüğe girmesinin hemen ardından İngilizler, mütareke sınırları dışında kalan İskenderun Limanı'nı haksız gerekçelerle işgal etmek istemiştir.
İskenderun Limanı, Çukurova ve Halep-Toros hattının kilit savunma noktasıdır.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın tepkisini ve askeri öngörüsünü değerlendirme
Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin bu hamlesinin Anadolu'nun güneyini işgale açacağını görerek işgal girişimine silahla karşı konulacağını emretmiş ve İstanbul Hükûmeti'ni mütareke maddelerinin esnetilmemesi konusunda uyarmıştır.
Mütarekenin muğlak ifadelerinin tek taraflı işgal zeminine dönüştürülmesini engellemek hedeflenmiştir.
3
İstanbul Hükûmeti'nin bu direnç karşısında aldığı idari kararı belirleme
Sadrazam Ahmet İzzet Paşa Hükûmeti, İngilizlerle çatışmaktan çekinerek 7 Kasım 1918 tarihinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı ile VII. Ordu Karargâhı'nı lağvetmiş ve Mustafa Kemal Paşa'yı Harbiye Nezareti emrine İstanbul'a çağırmıştır.
İstanbul yönetiminin mütareke sonrası izlediği teslimiyetçi ve İngilizlerle uzlaşma yanlısı politikanın ilk ve en belirgin askeri tasfiyesidir.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası ilk işgaller, stratejik savunma hatları (İskenderun krizi) ve Osmanlı Hükûmeti'nin orduyu terhis/lağvetme politikası
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 545Soru →

Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu ve Anadolu'daki hâkimiyet sahalarını yeniden tanzim etmek amacıyla yürütülen gizli diplomasi trafiği ve bu süreçte akdedilen metinlerin akıbetine dair aşağıdaki tespitler yapılmıştır:

I. Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz kıyılarının Rusya'ya devrini öngören Petrograd Protokolü'nün hedefleri, rejim değişikliği yaşayan Sovyet yönetiminin gizli diplomasiyi ifşa ederek tek taraflı savaştan çekilmesiyle akamete uğramıştır.

II. Batı Anadolu kıyılarının İtalyan idaresine verilmesini içeren Saint-Jean de Maurienne mutabakatı, metnin meşruiyet şartı kılınan Rus onayının tamamlanamaması öne sürülerek 1919'da farklı bir güce tahsis edilmiştir.

III. Arap Yarımadası merkezli bağımsız bir emirlik kurulması yönünde Şerif Hüseyin ile teati edilen McMahon görüşmeleri, İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'yu nüfuz alanlarına bölen Sykes-Picot planıyla yapısal bir çelişki barındırmıştır.

Bu tespitlerden hangileri, gizli mutabakatların pratik uygulanabilirliğini, müttefik içi dengeleri veya diplomatik tutarlılığı sarsan dinamikler arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III numaralı öncüllerde verilen tüm değerlendirmeler doğrudur.
I numaralı öncülde belirtilen Petrograd Protokolü'nün Rusya'daki 1917 Bolşevik İhtilali sonrası hükümsüz kalması; II numaralı öncülde yer alan Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın Rus onay şartının gerçekleşmemesi gerekçe gösterilerek İzmir'in Paris Barış Konferansı'nda Yunanistan'a bırakılması; III numaralı öncülde ifade edilen McMahon görüşmelerinde vadedilen bağımsız Arap devleti ile Sykes-Picot'daki manda paylaşımı arasındaki yapısal çelişki tarihsel olarak bütünüyle doğrudur. Dolayısıyla bu üç madde, gizli antlaşmaların uygulanabilirliğini ve müttefikler arası diplomatik tutarlılığı sarsan gelişmelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Petrograd Protokolü ve Bolşevik İhtilali ilişkisini analiz etmek
1916 Petrograd Protokolü ile Çarlık Rusyası'na Doğu Karadeniz (Trabzon dahil) ve Doğu Anadolu vadedilmiş; ancak 1917 Ekim Devrimi ile iktidara gelen Bolşevik yönetim bu antlaşmaları 'Sarı Kitap' ile ifşa ederek savaştan çekilmiş ve paylaşım planını fiilen boşa çıkarmıştır. Bu durum birinci öncülü doğrular.
Gizli antlaşmaların uygulanabilirlik kabiliyetini doğrudan ortadan kaldıran temel bir rejim değişikliğidir.
2
Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın hukuki şartını ve Paris Barış Konferansı'na yansımasını incelemek
17 Nisan 1917'de imzalanan Saint-Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu İtalya'ya bırakılmış, fakat antlaşmanın yürürlüğe girmesi Çarlık Rusyası'nın onay şartına bağlanmıştır. Rusya'da ihtilal çıkıp onay verilemeyince, İngiltere ve Fransa 1919 Paris Barış Konferansı'nda bu hukuki açığı kullanarak İzmir ve çevresini Yunanistan'a bırakmış, bu da İtilaf müttefikleri arasındaki dengeyi derinden sarsmıştır. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Müttefikler arası çıkar çatışmasını ve gizli mutabakatların uygulanmasındaki diplomatik manevraları gösterir.
3
McMahon ve Sykes-Picot arasındaki diplomatik uyuşmazlığı değerlendirmek
İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri McMahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasında yapılan mektup teatilerinde Araplara bağımsız bir krallık sözü verilmiş; ancak eş zamanlı hazırlanan Sykes-Picot Antlaşması ile Suriye, Lübnan ve Kilikya Fransa'ya, Irak İngiltere'ye bırakılmış, Filistin ise uluslararası bölge ilan edilmiştir. Bu durum açık bir diplomatik çelişki ve tutarsızlık teşkil etmektedir. Bu durum üçüncü öncülü doğrular.
Aynı coğrafya üzerinde birbiriyle çatışan ikili taahhütlerin varlığını kanıtlar.
4
Öncülleri sentezleyerek doğru cevaba ulaşmak
Her üç öncül de gizli antlaşmaların uygulanmasını, ittifak dengesini ve tutarlılığını zedeleyen unsurları eksiksiz açıkladığı için tüm öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.
Çok boyutlu diplomatik analizin nihai sentezidir.

Anahtar Kavram

İtilaf Devletleri'nin Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Diplomatik Çelişkileri

İpuçları

1
Gizli antlaşmaların her birinin hangi devletlerle yapıldığını ve 1917 sonrasındaki rejim/siyaset değişikliklerinin bu metinlere nasıl yansıdığını düşününüz.
2
İtalya'ya Batı Anadolu'yu veren antlaşmanın geçerlilik koşulunu ve Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in neden İtalya yerine Yunanistan'a bırakıldığını hatırlayınız.
3
Şerif Hüseyin'e vadedilen Büyük Arap Devleti sınırları ile Sykes-Picot'da Fransa ve İngiltere'nin paylaştığı manda alanlarının çakıştığını, Petrograd Protokolü'nün ise Bolşevik İhtilali ile iptal olduğunu dikkate alınız.

Daha Fazla Pratik

Gizli antlaşmaları ilk kez dünya kamuoyuna duyuran belgenin (Sarı Kitap) ve Brest-Litovsk Antlaşması'nın Osmanlı sınırlarına etkilerinin incelenmesi tavsiye edilir.

Alternatif Yöntem

Öncüllerde adı geçen antlaşmaları taraf devletler ve bölgeler üzerinden eşleştiriniz: Petrograd (Rusya - Doğu Anadolu), Saint-Jean de Maurienne (İtalya - Batı Anadolu/Rus onay şartı), McMahon ve Sykes-Picot (Orta Doğu - Arap Krallığı vaadine karşılık İngiliz/Fransız mandaları). Her üç antlaşmada da savaş içi değişimlerin bir kriz ve tutarsızlık yarattığını doğrudan tespit edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 546Soru →

Büyük savaşın başladığı ilk günlerde Osmanlı Hükûmeti, kendi toprak bütünlüğünü korumak ve yaşanabilecek ani saldırılara karşı koyabilmek adına bir dizi idari ve askeri karar almıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen katılmadan önceki süreçte uyguladığı güvenlik ve savunma tedbirleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke genelinde seferberlik ilan edilmesi ve Boğazların geçişe kapatılması

Cevap

Ülke genelinde seferberlik ilan edilmesi ve Boğazların geçişe kapatılması
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinin hemen ardından ilk aşamada tarafsızlığını korumaya çalışmış; sınır güvenliğini ve başkentin emniyetini sağlamak amacıyla genel seferberlik ilan etmiş, Boğazları ulaşıma kapatmış ve kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırmıştır. Bu nedenle seferberlik ilanı ve Boğazların kapatılması savaş öncesi alınan doğrudan güvenlik tedbirleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nın başında ilan ettiği ilk resmi kararları hatırlama
Osmanlı Devleti savaş başladığında tarafsızlığını duyurmuş, Meclis-i Mebusan'ı tatil etmiş ve kapitülasyonları tek taraflı kaldırmıştır.
Devletin savaşa fiilen dahil olmadan önce aldığı savunma ve idari tedbirleri tespit etmek gereklidir.
2
Alınan askeri ve stratejik güvenlik önlemlerini belirleme
Olası bir dış saldırıya karşı ülke genelinde seferberlik ilan edilmiş ve stratejik geçiş noktası olan Boğazlar tüm yabancı gemilere kapatılmıştır.
Bu adımlar Osmanlı Devleti'nin savaşa resmen girmeden önceki savunma refleksleridir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nın Başlangıcındaki Tutumu ve Güvenlik Tedbirleri

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen dahil olmadan önce tarafsız kaldığı kısa dönemi ve başkentin güvenliği için atılan adımları düşününüz.
2
Olası bir dış tehdide karşı askeri hazırlık düzeyini artırmak ve deniz ulaşımını kontrol altına almak için alınan kararlara odaklanınız.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savaşın başında tek taraflı olarak kaldırdığı kapitülasyonlara müttefiki Almanya da dahil tüm devletlerin gösterdiği tepkileri inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemiyle savaşın sonundaki antlaşmaları (Mondros), savaş esnasındaki taarruz cephelerini (Kafkas, Kanal) ve Milli Mücadele dönemine ait gelişmeleri (Batı Cephesi düzenli ordusu) eleyerek ilk aşamada alınan tedbire ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 547Soru →

İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin paylaşılması hususunda kendi aralarında yaşadıkları çıkar çatışmaları ve İtalya ile yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle Osmanlı ile yapılacak barış şartlarını belirlemeyi geciktirmiştir. Nihayetinde İtilaf temsilcileri, 1920 yılının Nisan ayında İtalya'da bir araya gelerek Sevr Antlaşması'nın taslak metnini hazırlamış ve Osmanlı temsilcisi Tevfik Paşa'ya sunmuştur.

Sevr Antlaşması'nın maddelerinin ve paylaşım esaslarının kararlaştırıldığı bu diplomatik toplantı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: San Remo Konferansı

Cevap

Sevr Antlaşması'nın paylaşım esaslarının ve taslak metninin hazırlandığı diplomatik toplantı San Remo Konferansı'dır.
Sevr Barış Antlaşması'nın taslak metni ve Osmanlı topraklarının paylaşım esasları, İtilaf Devletleri tarafından 19-26 Nisan 1920 tarihleri arasında İtalya'da düzenlenen San Remo Konferansı'nda kararlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı sonrası barış konferanslarının kronolojisini ve amaçlarını değerlendirme
Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile 1919 Paris Barış Konferansı'nda antlaşma şartları belirlenirken Osmanlı Devleti'nin paylaşımı gizli antlaşmaların revizyonu nedeniyle sonraya bırakılmıştır.
İtilaf Devletleri arasındaki çıkar çatışmaları Osmanlı barışının gecikmesine yol açmıştır.
2
Sevr taslağının oluşturulduğu konferansı belirleme
19-26 Nisan 1920'de İtalya'nın San Remo kentinde toplanan konferansta Sevr Antlaşması'nın tüm maddeleri ve manda paylaşım haritaları kesinleştirilmiştir.
Osmanlı delegesi Tevfik Paşa bu şartları çok ağır bularak imzalamayı reddetmiş, ardından İtilaf baskısıyla Damat Ferit Paşa hükûmeti ve Saltanat Şurası süreci devreye sokulmuştur.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması Taslağının Hazırlanması ve San Remo Konferansı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti dışındaki İttifak devletlerinin antlaşma şartları 1919 Paris Konferansı'nda belirlenmişken Osmanlı için İtalya'da ayrı bir toplantı düzenlenmiştir.
2
Nisan 1920'de İtalya'da düzenlenen bu toplantıda hazırlanan taslak, Osmanlı murahhası Tevfik Paşa tarafından bağımsızlığa aykırı bulunarak reddedilmiştir.
3
Sevr Antlaşması'nın ön metninin hazırlandığı İtalya'daki sahil kenti San Remo'dur.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nı onaylamak için toplanan Saltanat Şurası ve bu şuraya muhalif kalan devlet adamlarını inceleyen bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemiyle 1921'deki Londra ve 1922'deki Mudanya elenir; genel barış için toplanan Paris Konferansı'nda Osmanlı'nın paylaşılamadığı hatırlanarak doğrudan İtalya'daki San Remo Konferansı'na ulaşılır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 548Soru →

I. Dünya Savaşı'nı Osmanlı Devleti açısından sonlandıran mütareke metninde; İtilaf Devletleri'ne ait esirler ile Ermeni tutukluların derhâl serbest bırakılması kararlaştırılırken, Osmanlı esirlerinin müttefiklerin denetiminde tutulmaya devam edilmesi hükme bağlanmıştır.

Diplomatik ve hukuki açıdan değerlendirildiğinde bu düzenleme, devletler arası ilişkileri düzenleyen aşağıdaki temel ilkelerden hangisine açıkça aykırılık teşkil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mütekabiliyet (Karşılıklılık)

Cevap

Mütekabiliyet (Karşılıklılık) ilkesi
Uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitliği prensibine dayanan 'mütekabiliyet' (karşılıklılık) ilkesi gereğince, bir antlaşmada tarafların birbirine yönelik uygulamalarının karşılıklı ve denk olması gerekir. Mondros Mütarekesi'nde İtilaf Devletleri esirlerinin ve Ermeni tutukluların koşulsuz serbest bırakılması istenirken Türk esirlerinin alıkonulması, Osmanlı Devleti'nin eşit bir devlet olarak tanınmadığını ve mütekabiliyet ilkesinin açıkça çiğnendiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'ndaki ilgili maddeyi ve şartları analiz etmek
Mütareke metninde İtilaf esirleri ve Ermeni tutukluların derhâl serbest bırakılması emredilmişken Osmanlı askerlerinin esaretinin sürmesi hükme bağlanmıştır.
Uluslararası antlaşmalarda tarafların hak ve sorumluluklarının dengesini tespit etmek gerekir.
2
Uluslararası hukuktaki eşitlik prensipleriyle eşleştirme yapmak
Devletler arasındaki ikili ya da çok taraflı antlaşmalarda karşılıklı eşit işlem görme prensibinin 'mütekabiliyet' (karşılıklılık) olduğu belirlenir.
Tek taraflı dayatma içeren bu madde bağımsız devletlerin eşitliği ve karşılıklılığı kuralını ihlal etmektedir.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nda Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesine Aykırılık

İpuçları

1
Uluslararası ilişkilerde bir devletin diğerine gösterdiği muamelenin aynı şekilde karşılık bulması prensibini düşününüz.
2
Antlaşmada taraflardan biri hak elde ederken diğer tarafa aynı hakkın tanınmaması 'karşılıklılık' ilkesine terstir.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın egemenlik haklarını kısıtlayan 7. ve 24. maddelerinin amaçlarını ve oluşturduğu işgal zeminini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kavramları iç hukuk (ulusal egemenlik, güçler ayrılığı) ve uluslararası diplomasi hukuku (mütekabiliyet, açık diplomasi) olarak sınıflandırıp esir değişimi konusundaki eşitsizliği inceleyerek çözüme ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 549Soru →

I. Dünya Savaşı Çanakkale Kara Muharebeleri öncesinde kurulan 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders ile bölgeyi yakından tanıyan Osmanlı subayları (başta Esat Paşa ve Yarbay Mustafa Kemal olmak üzere) arasında Gelibolu Yarımadası'nın savunulma taktiği hususunda derin bir askerî doktrin uyuşmazlığı yaşanmıştır.

Buna göre, Mareşal Liman von Sanders'in benimsediği ve uygulamaya koyduğu temel savunma stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıyılarda yalnızca zayıf gözetleme ve oyalama müfrezeleri bırakıp ana kuvvetleri geride merkezî noktalarda ihtiyat olarak tutarak, asıl çıkarma noktası netleştiğinde toplu taarruzla müdahale etmek

Cevap

Kıyılarda yalnızca zayıf gözetleme ve oyalama müfrezeleri bırakıp ana kuvvetleri geride merkezî noktalarda ihtiyat olarak tutarak, asıl çıkarma noktası netleştiğinde toplu taarruzla müdahale etmek
5. Ordu Komutanı Liman von Sanders, İtilaf donanmasının kıyıları ağır bombardımana tutacağını ve çıkarma noktasının önceden bilinemeyeceğini öne sürerek kıyılarda sadece zayıf gözetleme birlikleri bırakmış, asıl vurucu güçleri Bigalı, Bolayır ve Eceabat gibi gerideki merkezî alanlarda ihtiyat olarak konuşlandırmıştır. Çıkarma gerçekleştikten sonra bu birliklerle müdahale etmeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Kara Muharebeleri hazırlık sürecindeki komuta kademesi ve savunma planlarını analiz etme
Alman Mareşal Liman von Sanders'in 5. Ordu Komutanlığına atanmasıyla savunma planında köklü değişiklik yapılmıştır.
Osmanlı kurmayları ile von Sanders arasında harekât sahasının coğrafi yapısı ve donanma desteği nedeniyle doktrin ayrılığı oluşmuştur.
2
Türk kurmaylarının savunduğu doktrin ile Liman von Sanders'in doktrinini karşılaştırma
Yarbay Mustafa Kemal ve Esat Paşa kıyı hattında sert savunma ve düşmanın karaya çıkış anında denize dökülmesini savunurken; von Sanders esnek/derin savunmayı benimsemiştir.
Liman von Sanders, İtilaf donanmasının yoğun topçu ateşinden korunmak ve düşmanın kesin çıkarma noktasını tespit edip gerideki ihtiyatlarla ezmek istemiştir.
3
Soru kökündeki hedef tercihi belirleme
Kıyılarda zayıf gözetleme birlikleri bırakıp ana kuvvetleri geride toplayan ihtiyat odaklı savunma stratejisi von Sanders'e aittir.
Bu strateji, İtilaf güçlerinin Arıburnu ve Seddülbahir'de karaya rahatça ayak basıp tutunmalarına zemin hazırlamış, ardından Mustafa Kemal'in inisiyatifiyle kriz çözülmüştür.

Anahtar Kavram

Çanakkale Kara Savaşlarında Liman von Sanders ve Türk Komutanlarının Savunma Doktrinleri

İpuçları

1
Mareşal Liman von Sanders ile Mustafa Kemal'in savunma anlayışları birbirine zıttır; biri kıyı savunmasını diğeri geride ihtiyat tutmayı savunmuştur.
2
Alman komutan, donanma topçusundan korunmak ve çıkarma sahasını gördükten sonra karşı taarruz yapmak amacıyla birliklerini sahilden geriye çekmiştir.
3
Kıyılarda sadece küçük gözetleme postaları bırakıp asıl orduyu geride ihtiyat tutan strateji Liman von Sanders'e aittir.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Kara Savaşlarında Anafartalar Grup Komutanlığı ve Mustafa Kemal'in aldığı görevler üzerine benzer düzeyde sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Mustafa Kemal'in Conkbayırı ve Arıburnu'nda 'Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum' diyerek inisiyatif alması, Liman von Sanders'in geride beklettiği ihtiyat kuvvetlerinin (19. Tümen) zaman kaybetmeksizin kıyıya sevk edilmesi zorunluluğundan doğmuştur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 550Soru →

Osmanlı askerî bürokrasisi, 1914-1918 yılları arasında çok geniş bir coğrafyada hem kendi egemenlik sahasındaki stratejik noktaları muhafaza etmek hem de müttefiklerinin Doğu Avrupa ve Balkanlar'daki yükünü hafifletmek maksadıyla farklı nitelikteki cephelerde eş zamanlı harekâtlar yürütmüştür.

Buna göre, Osmanlı ordusunun yürüttüğü savunma ve sınır dışı yardım harekâtlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak muharebe sahasında kazanılan Kut'ül Amare Zaferi ile karşı tarafın bir tümeni tüm mevcuduyla esir alınmış ve Bağdat yönündeki düşman ilerleyişi geçici olarak durdurulmuştur.

Cevap

Irak muharebe sahasında kazanılan Kut'ül Amare Zaferi ile karşı tarafın bir tümeni tüm mevcuduyla esir alınmış ve Bağdat yönündeki düşman ilerleyişi geçici olarak durdurulmuştur.
Irak Cephesi, Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını İtilaf Devletleri'nin (İngiltere) işgaline karşı korumak için açtığı bir savunma cephesidir. Bu cephede 29 Nisan 1916'da kazanılan Kut'ül Amare Zaferi ile General Townshend dahil olmak üzere yaklaşık 13 bin kişilik İngiliz tümeni esir alınmış ve İngilizlerin Bağdat yönündeki ilerleyişi önemli ölçüde geciktirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'ndaki cepheleri niteliklerine göre (Taarruz, Savunma, Yardım) sınıflandırmak.
Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını koruduğu savunma cepheleridir; Galiçya, Romanya ve Makedonya ise müttefiklerine destek amacıyla sınır dışına asker gönderdiği yardım cepheleridir.
Soruda verilen öncüllerin ve seçeneklerin tarihsel ve kavramsal doğruluğunu denetleyebilmek için cephe ayrımlarını netleştirmek gerekir.
2
Irak Cephesi'ndeki gelişmeleri ve Kut'ül Amare Zaferi'nin niteliğini analiz etmek.
Irak Cephesi'nde 29 Nisan 1916 tarihinde kazanılan Kut'ül Amare Zaferi sonucunda General Townshend komutasındaki İngiliz tümeni tamamen esir alınmış ve Bağdat'a yönelik İngiliz taarruzu geçici süreyle durdurulmuştur.
Kut'ül Amare Zaferi, Çanakkale'den sonra Osmanlı ordusunun İtilaf Devletleri'ne karşı kazandığı en büyük savunma başarısıdır.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavram, kronoloji ve nitelik hatalarını ayıklamak.
Makedonya ve Romanya'nın savunma değil yardım cephesi olduğu; Hicaz-Yemen'in taarruz değil savunma cephesi olduğu; Doğu Avrupa yardım cephelerinin Sevr ile değil Brest-Litovsk süreciyle kapandığı saptanmıştır.
KPSS formatında çeldiriciler genellikle cephe türlerinin birbirine karıştırılması veya antlaşma kronolojisinin yanlış kurgulanması temeline dayanır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma (Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) Cepheleri ile Kut'ül Amare Zaferi'nin Stratejik Önemi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cephelerini 'Topraklarımızda Açılan Savunma Cepheleri' ve 'Sınırlarımız Dışındaki Yardım Cepheleri' ayrımına göre değerlendiriniz.
2
İsmi '-ya' ekiyle biten Galiçya, Romanya ve Makedonya cepheleri sınır dışı yardım cepheleridir; Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin ise savunma cepheleridir.
3
Kut'ül Amare Muharebesi'nin hangi cephede gerçekleştiğini ve esir alınan İngiliz tümeninin askerî sonucunu anımsayınız.

Daha Fazla Pratik

Kut'ül Amare Zaferi'nin komutan kadrosu (Halil Kut Paşa, Nureddin Paşa) ve Medine Müdafaası'nın (Fahreddin Paşa) ayırt edici özelliklerini pekiştiren sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Sınır dışı yardım cephelerini 'G-A-R-A-M' veya son hecelerindeki '-ya' kuralıyla (Galiç-ya, Roman-ya, Makedon-ya) kodlayarak savunma cephelerinden (Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) hızla ayrıştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 551Soru →

Milli Mücadele aleyhine faaliyet gösteren ve Osmanlı Devleti'nin varlığını ancak İngiltere'nin koruyuculuğu ve mandası altına girmekle sürdürebileceğini savunan cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İngiliz Muhipleri Cemiyeti

Cevap

İngiliz Muhipleri Cemiyeti
İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Sait Molla öncülüğünde kurulan ve Sadrazam Damat Ferit Paşa tarafından da desteklenen, Osmanlı Devleti'nin varlığını sürdürebilmesinin ancak İngiltere'nin himayesi ve mandası altına girmekle mümkün olacağını savunan milli varlığa zararlı bir cemiyettir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel hedefi ve manda talebini belirleme
Milli varlığa zararlı cemiyetler arasından 'İngiltere'nin koruyuculuğunu ve mandasını' savunan yapı sorgulanmaktadır.
Milli varlığa zararlı cemiyetler savundukları yabancı himayeye veya ayrılıkçı hedeflerine göre farklılık gösterir.
2
Cemiyetlerin temel kuruluş amaçlarını karşılaştırma
Wilson Prensipleri Cemiyeti ABD mandasını savunurken; İngiliz Muhipleri Cemiyeti Sait Molla ve Damat Ferit gibi isimlerin de desteğiyle İngiliz himayesini tek çare görmüştür.
İngiliz Muhipleri (İngiliz Dostları) Cemiyeti doğrudan İngiliz himayesini ve hilafet aracılığıyla bu kontrolün sürdürülmesini amaçlar.

Anahtar Kavram

Milli Varlığa Zararlı (Milli Varlığa Düşman) Cemiyetler ve Özellikleri

İpuçları

1
Cemiyetin adında yer alan 'Muhip' kelimesi 'seven, dost olan' anlamına gelmektedir.
2
Sait Molla ve Damat Ferit Paşa gibi isimlerin desteklediği bu cemiyet, İngiliz istihbaratından yardım almıştır.
3
Cemiyet, adını doğrudan İngiltere'ye duyulan sempati ve bağlılıktan almaktadır.

Daha Fazla Pratik

Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin savunduğu manda fikri ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin savunduğu himaye fikrinin Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlarla nasıl reddedildiğini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Milli varlığa zararlı cemiyetleri savundukları fikirlere göre iki ana gruba ayırabilirsiniz: Yabancı mandası isteyenler (İngiliz Muhipleri = İngiltere, Wilson Prensipleri = ABD) ve Saltanat/Hilafet yanlıları (Teali-i İslam, Sulh ve Selamet-i Osmaniye). Soru İngiltere mandasını sorduğundan doğrudan İngiliz Muhipleri Cemiyeti seçilir.
Tahmini Süre:35s
Soru 552Soru →

XX. yüzyıl başlarında Almanya'nın benimsediği küresel yayılma politikası ve "Doğu'ya Doğru İlerleme" (Drang nach Osten) stratejisi, Osmanlı coğrafyasını Alman dış politikasının odak noktalarından biri hâline getirmiştir. Savaşın başlamasıyla birlikte Almanya, Osmanlı Devleti'nin kendi yanında savaşa girmesini sağlayarak İtilaf Devletleri karşısında önemli bir jeopolitik üstünlük kurmayı amaçlamıştır.

Buna göre, Almanya'nın Osmanlı Devleti'nin coğrafi konumundan yararlanarak doğrudan gerçekleştirmek istediği stratejik hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İngiltere'nin Hindistan ve Uzak Doğu sömürgelerine uzanan stratejik deniz ve kara ikmal yollarını baskı altına almak

Cevap

İngiltere'nin Hindistan ve Uzak Doğu sömürgelerine uzanan stratejik deniz ve kara ikmal yollarını baskı altına almak
Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni savaşa sokmak istemesinin en kritik jeopolitik gerekçelerinden biri, Osmanlı coğrafyasının İngiltere'nin sömürge bağlantı yolları (özellikle Mısır, Süveyş Kanalı, Basra Körfezi ve Orta Doğu) üzerinde yer almasıdır. Osmanlı Devleti savaşa girdiğinde bu yollar tehdit altına girmiş, İngiltere sömürgelerinden insan ve ham madde taşımakta zorlanmış ve savaşı geniş bir alana yayarak Avrupa cephelerindeki Alman ordularının yükü hafifletilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde verilen tarihsel ve jeopolitik bağlamı analiz etmek
Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni kendi safında savaşa çekmek istemesindeki temel jeopolitik ve stratejik hesapları değerlendirmek gerekir.
Almanya, çok cepheli bir savaşta İngiltere ve Fransa üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflemiştir.
2
Osmanlı Devleti'nin jeopolitik konumunun İtilaf Devletleri (özellikle İngiltere) üzerindeki etkisini belirlemek
Osmanlı toprakları (Orta Doğu, Mısır/Süveyş Kanalı ve Boğazlar), İngiltere'nin en büyük sömürgesi olan Hindistan'a giden ana deniz ve kara ticaret yollarının üzerinde bulunmaktadır.
Bu yolların kesilmesi veya tehdit edilmesi, İngiltere'nin ham madde ve asker akışını durdurarak İttifak Bloku'nun savaş yükünü hafifletecektir.
3
Seçenekleri bu stratejik hedef doğrultusunda karşılaştırmak
İngiltere'nin sömürge yollarının hedef alınması ifadesi doğru stratejik hedefi tam olarak yansıtmaktadır.
Diğer seçenekler coğrafi ya da diplomatik açıdan İttifak Bloku'nun hedefleriyle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni I. Dünya Savaşı'na Dahil Etme Nedenleri ve Jeopolitik Hedefleri

İpuçları

1
Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndaki en güçlü rakibi olan İngiltere'nin en büyük gücü ekonomik sömürgeleridir.
2
Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu ve Kızıldeniz/Süveyş bölgesindeki hâkimiyeti İngiltere'nin hangi bağlantısını doğrudan kesebilir?
3
Almanya, Osmanlı'nın coğrafi konumu sayesinde İngiltere'nin Hindistan ile olan ikmal ve deniz ulaşım hatlarını felce uğratmayı planlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesiyle açılan taarruz cephelerinden Kanal Cephesi'nin İngiltere'nin sömürge yollarını kesme amacıyla ilişkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Almanya'nın Osmanlı'dan beklentilerini dört ana grupta sınıflandırarak çözebilirsiniz: 1) Jeopolitik (Sömürge yollarını ve Boğazları kesmek), 2) Askerî (Yeni cepheler açıp kendi yükünü azaltmak), 3) Dinî (Halifenin cihat gücünden yararlanmak), 4) Demografik (Osmanlı asker sayısından faydalanmak).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 553Soru →

İttifak Devletleri grubunda yer almasına rağmen savaşın başında tarafsızlığını ilan eden İtalya'nın, kendisine Anadolu ve Doğu Akdeniz havzasında vadedilen topraklar (Antalya ve çevresi ile On İki Ada) karşılığında İtilaf safına katılarak savaşa girmesini sağlayan gizli antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Londra Antlaşması (1915)

Cevap

İtalya'nın İttifak bloğunu terk edip İtilaf safında savaşa girmesini sağlayan ve kendisine Antalya çevresi ile On İki Ada'nın vadedildiği gizli belge 1915 Londra Antlaşması'dır.
I. Dünya Savaşı öncesinde Üçlü İttifak bloğunda yer alan İtalya, savaş başlayınca tarafsızlığını ilan etmiştir. İngiltere, Fransa ve Rusya, İtalya'yı kendi saflarına çekebilmek için 26 Nisan 1915'te Londra Antlaşması'nı imzalamış; bu antlaşmayla İtalya'ya On İki Ada, Trablusgarp ve Anadolu'da Antalya ve Konya çevresi vadedilmiştir. İtalya da bu kazanımlar karşılığında İtilaf Devletleri yanında savaşa girmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel unsurları (İtalya'nın saf değiştirmesi, Antalya ve On İki Ada vaadi) tespit etme
Hedeflenen antlaşmanın İtalya'nın savaşa giriş koşullarını belirleyen ilk diplomatik uzlaşma olduğu anlaşılır.
İtalya 1914'te tarafsız kalmış, 1915'te İtilaf Devletleri ile anlaşarak savaşa dahil olmuştur.
2
Gizli antlaşmaların içerik ve taraflarını karşılaştırma
Sykes-Picot Orta Doğu'yu, İstanbul Antlaşması Boğazlar'ı, Mac-Mahon Hicaz bölgesini, St. Jean de Maurienne ise daha sonra İzmir ve çevresini kapsamaktadır.
İtalya'yı İttifak bloğundan koparan ve savaşa sokan ilk gizli mutabakat 1915 Londra Antlaşması'dır.

Anahtar Kavram

İtilaf Devletleri'nin İtalya'yı kendi yanlarına çekmek amacıyla imzaladıkları 1915 Londra Antlaşması

İpuçları

1
İttifak bloğundan İtilaf safına geçen Akdeniz devletinin savaşa giriş yılı 1915'tir.
2
Bu antlaşmada İtalya'ya Antalya ve On İki Ada vadedilmiş; İzmir ise daha sonraki 1917 tarihli bir antlaşmayla gündeme gelmiştir.
3
1915 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya ile İtalya arasında imzalanan başkent isimli antlaşmayı düşününüz.

Daha Fazla Pratik

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Çarlık Rusyası'nın onayına bağlanması ve Rusya'da 1917 İhtilali çıkması sonucu Paris Barış Konferansı'nda yaşanan diplomatik krizi inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Tarihsel kronolojiye ve devlet eşleştirmelerine bakıldığında: İstanbul (Boğazlar) -> Rusya, Mac-Mahon -> Araplar/Şerif Hüseyin, Sykes-Picot -> İngiltere-Fransa, St. Jean de Maurienne -> İzmir ilavesi, Londra (1915) -> İtalya'nın saf değişimi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 554Soru →

I. Dünya Savaşı öncesinde kurulan Üçlü İttifak (Bağlaşma) bloku içerisinde yer almasına rağmen, savaş başladıktan sonra tarafsızlığını ilan eden ve daha sonra gizli antlaşmalarla (Londra Antlaşması) kendisine vadedilen topraklar karşılığında İtilaf Devletleri safında savaşa katılan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya

Cevap

İtalya
İtalya; Almanya ve Avusturya-Macaristan ile birlikte 1882'de kurulan Üçlü İttifak'ın üyesi olmasına karşın, Avusturya ile yaşadığı sınır anlaşmazlıkları ve İtilaf Devletleri'nin sunduğu toprak vaatleri (özellikle 1915 Londra Antlaşması) sonucunda saf değiştirerek İtilaf Devletleri yanında savaşa dahil olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş öncesindeki bloklaşma yapısını değerlendirme
Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya 1882 yılında Üçlü İttifak blokunu oluşturmuştur.
Savaş öncesi ittifak dengelerini tespit etmek gereklidir.
2
Savaş sırasındaki taraf değişikliklerini analiz etme
İtalya, savaşın başında tarafsızlığını açıklamış; 1915 yılında imzalanan gizli Londra Antlaşması ile Batı Anadolu, On İki Ada ve Trablusgarp üzerindeki çıkarlarının tanınması karşılığında İtilaf Devletleri tarafına geçmiştir.
Soru kökünde belirtilen taraf değiştirme sürecini gerçekleştiren devleti belirlemek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Bloklaşmalar ve İtalya'nın Taraf Değiştirmesi

İpuçları

1
Akdeniz havzasında yayılma emeli taşıyan ve savaş öncesi Almanya ile müttefik olan bir devleti düşününüz.
2
1915 Londra Gizli Antlaşması ile kendisine Antalya, On İki Ada ve çevresi vadedilmiştir.
3
Üçlü İttifak'tan İtilaf blokuna geçiş yaparak taraf değiştiren tek büyük Avrupa devletidir.

Daha Fazla Pratik

İtilaf Devletleri'nin İtalya'yı kendi yanlarına çekmek için imzaladıkları gizli antlaşmaları (Londra ve St. Jean de Maurienne) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

I. Dünya Savaşı blokları tablosunda Üçlü İttifak (Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya) üyelerini hatırlayıp hangisinin İtilaf safına geçtiğini doğrudan eleme yöntemiyle bulabilirsiniz.
Tahmini Süre:40s
Soru 555Soru →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Çanakkale Cephesi'nde kazandığı zafer, savaşın seyrini doğrudan etkileyerek hem ulusal hem de küresel ölçekte önemli siyasi gelişmelere yol açmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi Çanakkale Zaferi'nin ortaya çıkardığı uluslararası sonuçlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nden yardım alamayan Çarlık Rusyası'nda rejim değişikliğine zemin hazırlanması

Cevap

İtilaf Devletleri'nden yardım alamayan Çarlık Rusyası'nda rejim değişikliğine zemin hazırlanması
İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı'nı geçememesi, ekonomik ve askerî darboğaz yaşayan Çarlık Rusyası'na yardım gitmesini engellemiştir. Bu durum Rusya'da ekonomik ve toplumsal krizin derinleşmesine, 1917 Bolşevik İhtilali'nin gerçekleşmesine ve Çarlık rejiminin yıkılmasına ortam hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin açılma amaçlarını ve askerî neticesini değerlendirmek
İtilaf Devletleri Boğazları geçerek müttefikleri olan Çarlık Rusyası'na askerî ve ekonomik lojistik destek ulaştırmayı hedeflemiş ancak Türk savunmasını aşamayarak geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Çanakkale Zaferi ile Boğazlar yolu kapalı kalmış ve Rusya'ya müttefik yardımı ulaştırılamamıştır.
2
Yardım alamayan Rusya'daki iç siyasi ve uluslararası etkileri belirlemek
İç kriz yaşayan Çarlık Rusyası ekonomik ve askerî açıdan çöküşe geçmiş, 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali ile Çarlık rejimi yıkılmıştır.
Çanakkale Zaferi'nin en önemli uluslararası siyasi sonucu Rusya'da yaşanan rejim değişikliği ve Rusya'nın savaştan çekilme sürecine girmesidir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin uluslararası siyasi sonuçları ve Çarlık Rusyası'nın çöküşü

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin bu cepheyi açmaktaki en önemli hedeflerinden biri Doğu Cephesi'nde zor durumda olan müttefiklerine yardım ulaştırmaktı.
2
Boğazların geçilememesi ve yardımın ulaşamaması, ekonomik ve siyasi buhran yaşayan Çarlık Rusyası'nı derinden etkilemiştir.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Zaferi sonrasında İttifak Devletleri safında savaşa girerek Almanya ile Osmanlı Devleti arasında kara bağlantısını sağlayan Balkan devletini (Bulgaristan) pekiştiriniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 556Soru →

İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u denetim altına aldığı süreçte, işgal makamlarının baskı ve takiplerine rağmen gizli faaliyet yürüten bazı yapılanmalar; depolardan Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçırmış, subay ve aydınların gizlice Millî Mücadele saflarına intikalini organize etmiş ve istihbarat ağı kurmuştur.

Bu doğrultuda; Kara Vasıf Bey ve Yenibahçeli Şükrü Bey gibi isimlerin öncülüğünde kurulan, 'Muhafaza-i Esliha' gibi kollarla Anadolu’ya sevkiyat yapan ancak sonradan bağımsız hareket etme ve eski İttihatçı kadroyu canlandırma eğilimleri göstermesi üzerine yerini Zabitan, M.M. (Mim Mim) ve Felah gibi gruplara bırakan gizli direniş cemiyeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karakol Cemiyeti

Cevap

Karakol Cemiyeti
Karakol Cemiyeti; Mondros Ateşkesi sonrasında İstanbul'da Kara Vasıf Bey ve Yenibahçeli Şükrü Bey gibi şahsiyetlerin öncülüğünde kurulan gizli bir millî teşkilattır. Cemiyet, işgal güçlerinin denetimindeki depolardan Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılması, subayların gizli yollarla Millî Mücadele'ye ulaştırılması ve istihbarat temini konularında önemli görevler üstlenmiştir. Ancak kendi başına hareket etmesi ve İttihatçı kadroyu canlandırma girişimleri sebebiyle Mustafa Kemal Paşa tarafından uyarılmış; sonrasında dağılarak yerini M.M. (Mim Mim) Grubu, Zabitan Grubu ve Felah Grubu gibi doğrudan Ankara'ya bağlı gizli yapılara bırakmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metninde verilen cemiyetin kurucu kadrosunu, faaliyet merkezini ve eylem türünü analiz etmek
İstanbul merkezli, Kara Vasıf Bey ve Yenibahçeli Şükrü Bey liderliğinde gizli istihbarat, mühimmat kaçırma ve subay intikali sağlayan bir yapının arandığı tespit edilir.
Mondros sonrası kurulan cemiyetlerin açık/bölgesel cemiyetler ile gizli istihbarat/lojistik cemiyetleri arasındaki farkını ayırt etmek gerekir.
2
Örgütün tarihsel gelişimini ve Mustafa Kemal Paşa / Temsil Heyeti ile olan ilişkisini değerlendirmek
Karakol Cemiyeti'nin bağımsız hareket etme eğilimleri nedeniyle kapatıldığı ve yerini M.M. (Mim Mim), Felah ve Zabitan gibi doğrudan Temsil Heyeti / Ankara merkezine bağlı gruplara devrettiği belirlenir.
Gizli cemiyetlerin dönüşüm sürecini ve Millî Mücadele'nin merkezi otoritesine bağlanma aşamalarını kavramak sorunun doğru çözümünü sağlar.
3
Seçeneklerdeki millî varlığa zararlı ve diğer yararlı cemiyetleri elemek
Askerî Nigehban ile Sulh ve Selâmet-i Osmaniye zararlı cemiyetler; Millî Kongre basın-yayın odaklı cemiyet; Trabzon Muhafaza-i Hukuk ise bölgesel bir direniş cemiyetidir.
Cemiyetlerin amaç, yöntem ve nitelik bakımından tasnifini yapmak doğru seçeneği kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde İstanbul merkezli gizli istihbarat, lojistik ve silah kaçırma faaliyetleri yürüten cemiyetler (Karakol Cemiyeti ve türevleri)

İpuçları

1
Aranan teşkilat İstanbul'da gizli faaliyet yürüten ve Anadolu'ya cephane/subay aktaran bir istihbarat ve direniş örgütüdür.
2
Bu teşkilat Kara Vasıf Bey öncülüğünde kurulmuş, daha sonra yerini M.M. Grubu ve Felah Grubu gibi oluşumlara bırakmıştır.
3
İttihatçı kadroların gizli teşkilatlanma tecrübesiyle kurulan ve 'Muhafaza-i Esliha' kollarıyla mühimmat kaçıran cemiyet Karakol Cemiyeti'dir.

Daha Fazla Pratik

M.M. (Mim Mim) Grubu, Felah Grubu ve İmalat-ı Harbiye örgütlenmelerinin Millî Mücadele lojistiğindeki rollerini karşılaştıran sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Cemiyetleri 'zararlı cemiyetler' (Askerî Nigehban, Sulh ve Selâmet), 'basın-yayın odaklı cemiyetler' (Millî Kongre) ve 'bölgesel müdafaa cemiyetleri' (Trabzon Muhafaza-i Hukuk) şeklinde sınıflandırıp eleyerek doğrudan İstanbul merkezli gizli lojistik teşkilatına ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 557Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından Anadolu ve Trakya'da İtilaf Devletleri tarafından başlatılan işgallere karşı yerel halkın ilk tepkisi; mitingler düzenlemek, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri kurmak ve yabancı devlet temsilciliklerine protesto telgrafları çekmek gibi hukuki, siyasi ve diplomatik girişimlerde bulunmak şeklinde olmuştur.

Halkın işgallerin başlangıcında doğrudan genel bir silahlı kalkışma yerine öncelikle hukuki ve diplomatik yollarla direniş göstermesinde;

I. Mütareke hükümleri uyarınca Osmanlı ordusunun büyük oranda terhis edilmiş ve cephanelerine el konulmuş olması,
II. Wilson İlkeleri'nde yer alan 'Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanınacağı' hükmüne güvenilmesi,
III. İtilaf Devletleri'nin işgalleri güvenlik gerekçesine dayandırarak halk nezdinde tepkiyi yatıştırmaya ve hukuki zemin oluşturmaya çalışması

gerekçelerinden hangileri etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III numaralı gerekçelerin tamamı etkilidir.
Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Türk halkının ilk aşamada hukuki ve diplomatik yöntemlere başvurmasında verilen üç gerekçe de belirleyici olmuştur. Mütareke gereği ordunun terhis edilmesi ve silahların teslim alınması halkın elindeki doğrudan askeri savunma imkânlarını kısıtlamıştır. Aynı dönemde Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına duyulan güven, kurulan cemiyetlerin nüfus kayıtlarını ve tarihi belgeleri öne çıkararak haklılıklarını dünyaya duyurmaya çalışmalarına yol açmıştır. Ayrıca İtilaf Devletleri'nin Mondros'un 7. maddesini öne sürerek işgalleri yalnızca geçici bir güvenlik tedbiri olarak lanse etmesi, işgallere karşı ilk tepkilerin barışçıl ve hukuki itirazlar şeklinde yoğunlaşmasında etkili olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri boyutun değerlendirilmesi
Mondros'un terhis maddesi nedeniyle düzenli askeri savunma gücünün kalmaması, halkı ilk aşamada sivil ve hukuki örgütlenmeye yöneltmiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 5. maddesi gereğince Osmanlı ordularının sınır güvenliği ve iç asayiş dışındaki birliklerinin terhis edilmesi, doğrudan genel bir askeri karşı koyuşu başlangıçta imkânsız kılmıştır.
2
Uluslararası hukuk ve meşruiyet zeminlerinin incelenmesi
Wilson İlkeleri'nin self-determinasyon esası, cemiyetlerin nüfus çoğunluğunu kanıtlama çabalarının temel dayanağı olmuştur.
Wilson İlkeleri'nde yer alan 'Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde egemenliğin tanınacağı' ilkesi, Türk halkının tarihi belgeler ve nüfus kayıtlarıyla uluslararası kamuoyuna başvurmasına zemin hazırlamıştır.
3
İtilaf Devletleri'nin işgal yöntemlerinin analiz edilmesi
İşgallerin 7. madde gereğince geçici bir asayiş tedbiri olarak lanse edilmesi diplomatik itirazları ön plana çıkarmıştır.
İtilaf Devletleri doğrudan ilhak yerine stratejik noktaların güvenliği gerekçesine sığınarak işgallere hukuki kılıf uydurmaya çalışmış; bu durum halkın ilk tepkilerini bu gerekçelerin asılsızlığını ispata dönük protesto ve telgraflara yoğunlaştırmıştır.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında askeri kısıtlamalar, İtilaf Devletleri'nin işgal stratejileri ve Türk halkının ilk hukuki/sivil direniş yöntemleri.

İpuçları

1
İşgallerin hemen sonrasında kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin dünya kamuoyuna çektikleri telgraflarda hangi uluslararası ilkelere dayandığını hatırlayınız.
2
Mondros Mütarekesi ile Osmanlı ordusunun dağıtılmasının halkı doğrudan askeri bir harekât yerine neden öncelikle sivil ve hukuki bir teşkilatlanmaya yönelttiğini düşününüz.
3
Mondros'un 7. maddesinin işgalleri bir 'asayiş ve güvenlik zorunluluğu' olarak göstermesi, halkın bu iddiaları çürütmek için resmi nüfus ve asayiş belgelerini kullanmasında etkili olmuştur.

Daha Fazla Pratik

Mondros sonrasında toplanan yerel kongrelerin bölgesel savunma kararlarından Kuva-yı Milliye'nin birleştirilmesine giden süreç incelenebilir.

Alternatif Yöntem

Öncüller analiz edilirken askeri şartlar (terhis), uluslararası hukuk dayanağı (Wilson İlkeleri) ve işgalcilerin propaganda taktiği (7. madde asayiş gerekçesi) şeklinde üç boyutlu bir sınıflandırma yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 558Soru →

18 Mart 1915'te müttefik donanmasının Çanakkale Boğazı'ndaki mayın hatları ve kıyı tabyaları karşısında ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalması, İtilaf Devletleri'nin harekât planında stratejik bir revizyona gitmesine yol açmıştır.

Deniz yoluyla Boğaz'ı geçme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine İtilaf kuvvetlerinin benimsediği yeni askerî yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelibolu Yarımadası'na amfibi kara çıkarması yaparak kıyı tabyalarını karadan etkisiz hale getirmek

Cevap

Gelibolu Yarımadası'na amfibi kara çıkarması yaparak kıyı tabyalarını karadan etkisiz hale getirmek
18 Mart 1915'te İtilaf Devletleri donanması Çanakkale Boğazı'nı sadece deniz yoluyla geçmeyi denemiş; fakat Nusret Mayın Gemisi'nin döktüğü mayınlar ve kıyı bataryalarının etkili ateşi sonucu ağır yenilgiye uğramıştır. Bu başarısızlık üzerine İtilaf komuta kademesi, donanmanın emniyetle geçebilmesi için sahil tabyalarının karadan susturulması gerektiğine karar vermiş ve 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na amfibi kara çıkarması düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
18 Mart 1915 Deniz Harekâtı'nın askerî sonucunu değerlendirmek
İtilaf Devletleri donanmasının Türk topçusu ve Nusret Mayın Gemisi'nin döşediği mayın hatları karşısında ağır kayıplar vererek geri çekildiği belirlenir.
Savaşın seyrindeki stratejik kırılma noktasını tespit etmek için deniz harekâtının akıbeti bilinmelidir.
2
İtilaf komuta kademesinin deniz yenilgisi sonrasında aldığı stratejik kararı incelemek
Boğaz'ın yalnızca donanma ile aşılamayacağının anlaşıldığı ve kıyı tabyalarını susturmak için kara harekâtına ihtiyaç duyulduğu saptanır.
Deniz savaşlarından kara savaşlarına geçişin temel askerî gerekçesini ortaya koymak gerekir.
3
Yeni stratejinin somut uygulamasını seçenekler arasından tespit etmek
General Ian Hamilton komutasındaki Akdeniz Seferi Kuvvetleri'nin 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na amfibi çıkarma yapması doğrulanır.
Çanakkale Kara Muharebeleri'nin başlama gerekçesi ile İtilaf Devletleri'nin yeni askerî planı örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Deniz Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri'nin donanma harekâtından Gelibolu amfibi kara harekâtına geçiş stratejisi

İpuçları

1
18 Mart Deniz Zaferi'nden sonra savaşın Gelibolu Yarımadası'nda hangi yöntemle devam ettiğini hatırlayınız.
2
Donanmanın geçişini engelleyen kıyı topçu bataryalarını etkisiz kılmak için askeri birliklerin karaya ayak basması gerekmiştir.
3
25 Nisan 1915'te Seddülbahir, Arıburnu ve Kumkale kıyılarına asker çıkarılarak deniz savaşından kara muharebelerine geçilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Mustafa Kemal'in 19. Tümen Komutanı ve Anafartalar Grubu Komutanı olarak görev aldığı muharebe mevkilerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Çanakkale Cephesi'nin kronolojik gelişimini (18 Mart 1915 Deniz Zaferi → 25 Nisan 1915 Kara Çıkarmaları) takip ederek deniz harekâtının ardından kara harekâtının zorunlu hale geldiğini çıkarabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 559Soru →

I. Dünya Harbi'ne giren İttihat ve Terakki idaresi, açtığı taarruz cepheleri üzerinden hem askerî-stratejik hedeflere ulaşmayı hem de devletin bekası için savunulan temel ideolojik yaklaşımları hayata geçirmeyi amaçlamıştır.

Bu doğrultuda Kafkas ve Kanal cephelerinin stratejik hedefleri ve dayandığı düşünce sistemleriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kafkas Cephesi'nde Turancılık akımının etkisiyle Orta Asya Türk dünyasına ulaşma amacı güdülürken, Kanal Cephesi'nde İslamcılık düşüncesiyle Mısır geri alınıp İngiltere'nin sömürgeleriyle olan irtibatının kesilmesi hedeflenmiştir.

Cevap

Kafkas Cephesi'nde Turancılık akımının etkisiyle Orta Asya Türk dünyasına ulaşma amacı güdülürken, Kanal Cephesi'nde İslamcılık düşüncesiyle Mısır geri alınıp İngiltere'nin sömürgeleriyle olan irtibatının kesilmesi hedeflenmiştir.
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda iki taarruz cephesi açmıştır: 1) Kafkas Cephesi: Enver Paşa öncülüğünde Turancılık (Pantürkizm) fikrinin etkisiyle Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak, Bakü petrollerini kontrol altına almak ve Orta Asya Türkleri ile birleşmek amacıyla açılmıştır. 2) Kanal Cephesi: Cemal Paşa komutasında İslamcılık (Panislamizm) anlayışının etkisiyle 1882'de kaybedilen Mısır'ı geri almak, Süveyş Kanalı'nı ele geçirip İngiltere'nin en önemli sömürgesi olan Hindistan ile deniz ve ikmal bağlantısını kesmek amacıyla açılmıştır. Bu nedenle her iki cephenin hedeflerini ve ideolojik zeminini doğru eşleştiren değerlendirme kesin olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda bizzat taarruz başlattığı iki cepheyi (Kafkas ve Kanal) tespit etmek
Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri Kafkas (Doğu) ve Kanal (Süveyş) cepheleridir.
Soru kökünde belirtilen hedefleri analiz edebilmek için taarruz cephelerinin coğrafi ve stratejik sınırlarını belirlemek gerekir.
2
Kafkas Cephesi'nin askerî ve ideolojik hedeflerini çözümlemek
Kafkas Cephesi; 1878'de kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak, Bakü petrollerini ele geçirmek ve Turancılık (Türkçülük) idealiyle Hazar Denizi üzerinden Orta Asya Türk dünyası ile birleşmek amacıyla açılmıştır.
Enver Paşa komutasındaki harekâtın temel motivasyonu Türkçülük/Turancılık fikridir.
3
Kanal Cephesi'nin askerî ve ideolojik hedeflerini çözümlemek
Kanal Cephesi; 1882'de İngiliz işgaline uğrayan Mısır'ı geri almak, Süveyş Kanalı'nı ele geçirerek İngiltere'nin Hindistan sömürge bağlantısını kesmek ve İslamcılık (Ümmetçilik/Cihad-ı Ekber) fikriyle Müslüman coğrafyayı harekete geçirmek amacıyla açılmıştır.
Almanya'nın teşviki ve Cemal Paşa'nın sevk ve idaresindeki harekâtın ideolojik zemini Panislamizm'dir.
4
Seçeneklerdeki ideolojik ve stratejik eşleştirmeleri karşılaştırarak doğru sonuca ulaşmak
Kafkas Cephesi'nin Turancılık, Kanal Cephesi'nin ise İslamcılık düşüncesiyle İngiltere'nin sömürge bağını kesme hedefi taşıdığını belirten seçenek tarihsel gerçeklerle tam olarak örtüşmektedir.
İki taarruz cephesinin jeopolitik ve ideolojik analizi yalnızca bu ifadede eksiksiz ve hatasız verilmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin (Kafkas ve Kanal) Stratejik Hedefleri ve Fikir Akımlarıyla İlişkisi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin taarruz cephelerini (2K: Kafkas ve Kanal) ve bu cephelerin açılmasında etkili olan temel Osmanlı fikir akımlarını anımsayınız.
2
Kafkas Cephesi'nde Orta Asya'ya ulaşma hedefi bulunurken, Kanal Cephesi'nde İngiltere'nin Mısır üzerinden Uzak Doğu sömürge yollarını kesme hedefi gözetilmiştir.
3
Orta Asya hedefi 'Turancılık' (Türkçülük) ideolojisiyle, Mısır ve sömürge altındaki halkları harekete geçirme hedefi ise 'İslamcılık' (Ümmetçilik) ideolojisiyle örtüşmektedir.

Daha Fazla Pratik

Kafkas Cephesi'ni fiilen kapatan 1918 Brest-Litovsk Barış Antlaşması ile Elviye-i Selâse'nin (Kars, Ardahan, Batum) Osmanlı'ya iadesi sürecini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kavram-harita eşleştirmesi: Kafkas = Doğu = Türk Dünyası (Turancılık) / Kanal = Süveyş-Mısır = İslam Dünyası ve İngiliz Sömürge Yolu (İslamcılık). Bu formül üzerinden seçenekler hızla elenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 560Soru →

I. Dünya Savaşı'nın ardından Doğu Karadeniz ve çevresinde bağımsız bir Rum devleti kurma hayaliyle faaliyet gösteren çetelere karşı bölge halkının haklarını savunmak ve Türk nüfusunun varlığını korumak amacıyla kurulan, daha sonra Erzurum Kongresi'nin toplanmasına da öncülük eden millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

Cevap

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti; Doğu Karadeniz bölgesinde tarihi Trabzon Rum İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak isteyen Pontusçu Rum çetelerine karşı Türklerin haklarını savunmak, bölgenin Türklüğünü kanıtlamak ve göçleri engellemek amacıyla kurulmuştur. Ayrıca Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birlikte Erzurum Kongresi'nin toplanmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen coğrafi bölge ve mücadele edilen tehdit tespit edilir.
Doğu Karadeniz bölgesinde Pontusçu Rum faaliyetlerine karşı kurulan bir cemiyet aranmaktadır.
Milli Mücadele Dönemi cemiyetleri çoğunlukla bölgesel nitelikte teşkilatlanmıştır.
2
Bölgede faaliyet gösteren cemiyetler yararlı ve zararlı olarak ayrıştırılır.
Pontus Rum Cemiyeti azınlıkların kurduğu zararlı cemiyet iken, Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Türklerin kurduğu yararlı cemiyettir.
Bölge halkının haklarını savunmak ve Erzurum Kongresi'ne delege göndermek milli varlığa yararlı cemiyetlerin temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacı ve faaliyet alanı

İpuçları

1
Hedef bölge Doğu Karadeniz'dir ve amaç Rum ayrılıkçı hareketlerine engel olmaktır.
2
Bu cemiyet, Erzurum Kongresi'nin toplanmasında Doğu Anadolu cemiyetiyle birlikte aktif rol almıştır.

Daha Fazla Pratik

Milli Mücadele'de basın-yayın yoluyla ulusal direnişi savunan Millî Kongre Cemiyeti'nin amaçlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Bölgesel eşleştirme yöntemiyle: Doğu Karadeniz eşittir Trabzon merkezli savunma cemiyetidir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 28 / 41Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 28 | Examkin