XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 soru

Soru 701Soru →

Harbiye Nezaretinin İttifak stratejileri doğrultusunda bizzat inisiyatif alarak faaliyete geçirdiği taarruz cephelerinin askerî, idari ve operasyonel safhalarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kafkas Harekâtı sürecinde ordu ikmalini ve cephe gerisindeki asayişi temin etmek adına 1915 yılında Sevk ve İskân Kanunu çıkarılırken; Mısır'a yönelik Süveyş seferlerinin neticesiz kalması ve Romani Muharebesi'ndeki geri çekilme, İtilaf güçlerinin Sina Yarımadası'nı aşarak harekâtı Suriye-Filistin hattında bir savunma savaşına dönüştürmesine zemin hazırlamıştır.

Cevap

Kafkas Harekâtı sürecinde ordu ikmalini ve cephe gerisindeki asayişi temin etmek adına 1915 yılında Sevk ve İskân Kanunu çıkarılırken; Mısır'a yönelik Süveyş seferlerinin neticesiz kalması ve Romani Muharebesi'ndeki geri çekilme, İtilaf güçlerinin Sina Yarımadası'nı aşarak harekâtı Suriye-Filistin hattında bir savunma savaşına dönüştürmesine zemin hazırlamıştır.
Kafkas Cephesi'nde yaşanan çatışmalar ve ordu gerisindeki isyan girişimleri sonucunda Osmanlı Hükûmeti 1915 yılında 'Sevk ve İskân Kanunu'nu (Tehcir) yürürlüğe koymuştur. Kanal Cephesi'nde ise 1915 ve 1916 yıllarında icra edilen Süveyş harekâtlarının ve Romani Muharebesi'nin başarısızlıkla sonuçlanması, Osmanlı ordusunun Sina Yarımadası'ndan çekilmesine ve taarruz inisiyatifinin kaybedilerek Suriye-Filistin Savunma Cephesi'nin açılmasına yol açmıştır. Bu tespit tarihî olgularla bütünüyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas ve Kanal cephelerinin açılış amaçlarını ve temel operasyonel süreçlerini belirleme
Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri Kafkas (Turan/Bakü petrolleri hedefi) ve Kanal (İslamcılık/Süveyş Kanalı ve Mısır'ı geri alma hedefi) cepheleridir.
Her iki cephenin operasyonel evrelerini doğru analiz edebilmek için stratejik çıkış noktalarını ayırt etmek gerekir.
2
Kafkas Cephesi'nin idari ve hukuki iç gelişmelerini inceleme
Sarıkamış faciası ve Doğu Anadolu'daki Rus işgalleri sırasında ordu gerisini emniyete almak amacıyla Mayıs 1915'te Sevk ve İskân (Tehcir) Kanunu çıkarılmıştır.
Kafkas Cephesi'ndeki harekât salt askerî değil, dönemin iç güvenlik ve iskân mevzuatını doğrudan şekillendiren sonuçlar doğurmuştur.
3
Kanal Cephesi'nin askerî safhalarını ve cephe dönüşümünü analiz etme
Cemal Paşa komutasında icra edilen I. ve II. Kanal harekâtları başarısız olmuş, 1916 yılındaki Romani Muharebesi sonrasında Osmanlı kuvvetleri Sina'dan çekilerek Suriye-Filistin hattında savunmaya geçmiştir.
Taarruz cephesinin stratejik inisiyatif kaybedilerek savunma cephesine evrilmesi sürecini kavramak gereklidir.
4
Çeldirici seçeneklerde yer alan kronolojik, kavramsal ve fikir akımı hatalarını ayıklama
Kanal'ın Türkçülükle değil İslamcılıkla ilişkili olduğu, Gümrü'nün Millî Mücadele antlaşması olduğu, Taşnak-Hınçak'ın zararlı cemiyet olduğu ve Ayastefanos iddialarının geçersiz olduğu tespit edilir.
KPSS düzeyinde çok boyutlu bilgi entegrasyonu sağlayarak doğru yargıya ulaşılır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin (Kafkas ve Kanal) Askerî, Hukuki ve Stratejik Sonuçları

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla bizzat açtığı iki cephe olan Kafkas ve Kanal cephelerindeki operasyonel başarısızlıkların hem iç hukuka (asayiş mevzuatı) hem de diğer cephe hatlarına (savunmaya geçiş) olan etkilerini düşününüz.
2
1915 yılında Kafkas Cephesi gerisinde çıkarılan iskân düzenlemesi ile Süveyş'teki Romani mağlubiyeti sonrası Osmanlı ordusunun Sina'dan çekilip hangi savunma hattını kurmak zorunda kaldığını hatırlayınız.
3
Kafkasya'da iç asayiş için Sevk ve İskân Kanunu çıkarılmış; Kanal'da ise taarruzun çökmesiyle savaş Sina Yarımadası'nın kaybedilerek Suriye-Filistin savunmasına dönüşmesi sonucunu doğurmuştur.

Daha Fazla Pratik

Brest-Litovsk Antlaşması'nın Kafkas İslam Ordusu'nun kuruluşu ve Bakü'nün kurtarılması (15 Eylül 1918) sürecine etkilerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik ve kavramsal eleme yöntemi: Millî Mücadele antlaşması olan Gümrü'yü (1920), Kanal Cephesi ile çelişen Türkçülük fikrini, yürürlüğe girmeyen Ayastefanos uygulamasını ve Taşnak-Hınçak'ın azınlık komitesi olduğu bilgisini eleyerek doğrudan doğru seçeneğe ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 702Soru →

İttifak bloğundaki müttefiklerine askerî ve lojistik destek sağlamak amacıyla Osmanlı Devleti tarafından kendi sınırları dışında açılan yardım cephelerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makedonya Cephesi

Cevap

Makedonya Cephesi
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda sınırları dışında yer alan ve sonu '-ya' ekiyle biten Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerinde müttefiklerine yardım amacıyla savaşmıştır. Dolayısıyla Makedonya Cephesi doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'ndaki cepheleri niteliklerine göre sınıflandırma
Osmanlı Devleti'nin mücadele ettiği cepheler Taarruz (Kafkas, Kanal), Savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) ve Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) olmak üzere üçe ayrılır.
Soru kökünde Osmanlı Devleti'nin sınırları dışında açılan yardım cephesinin tespit edilmesi istenmektedir.
2
Seçeneklerde verilen cephelerin türlerini eşleştirme
Kafkas ve Kanal taarruz; Irak ve Hicaz-Yemen savunma; Makedonya ise yardım cephesidir.
Sınır ötesinde müttefiklere destek amacıyla açılan cephe Makedonya Cephesi'dir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerin türleri (Taarruz, Savunma, Yardım)

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri kendi sınırları dışındadır ve genellikle sonu '-ya' ile biten üç bölgeden oluşur.
2
Galiçya, Romanya ve bu gruba dahil olan üçüncü Balkan bölgesini hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin savunma cephelerinde elde ettiği en önemli yerel zafer olan Kut'ül Amare zaferinin detaylarını tekrar edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Yardım cephelerini akılda tutmak için 'G-A-R-A-M' veya sonu '-ya' ile biten cepheler (Galiçya, Romanya, Makedonya) kodlaması kullanılabilir.
Tahmini Süre:30s
Soru 703Soru →

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesine yol açan Mondros Ateşkes Antlaşması'nda; Boğazlardaki istihkâmların İtilaf Devletleri'ne teslim edilmesi, telsiz ve telgraf istasyonlarının denetim altına alınması ile sınırların korunması ve iç asayişin sağlanması dışındaki orduların terhis edilmesi gibi hükümler yer almıştır.

Bu hükümler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, İtilaf Devletleri'nin öncelikli olarak aşağıdakilerden hangisini hedeflediği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak yapılması planlanan işgallere karşı örgütlü ve merkezî bir direnişin ortaya çıkmasını engellemeyi

Cevap

Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak yapılması planlanan işgallere karşı örgütlü ve merkezî bir direnişin ortaya çıkmasını engellemeyi
Mondros Ateşkes Antlaşması'nda yer alan ordunun terhisi, silahların teslimi ve tüm haberleşme istasyonlarının İtilaf denetimine bırakılması hükümleri; Osmanlı Devleti'ni askerî açıdan tamamen savunmasız bırakmayı ve işgaller başladığında halkın birbirini haberdar ederek örgütlü bir bölgesel ya da ulusal direniş oluşturmasını engellemeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın askerî, lojistik ve haberleşme hükümlerini analiz etmek.
Ordunun terhis edilmesi ve silahların teslimi savunma gücünü ortadan kaldırmış; telsiz-telgraf ağlarının denetlenmesi ise yurt genelindeki iletişimi ve koordinasyonu felce uğratmıştır.
Bir devletin ordusunun dağıtılması ve haberleşmesinin kesilmesi, topraklarının fiilen işgale açık hâle getirilmesi anlamına gelir.
2
İtilaf Devletleri'nin bu maddelerle ulaşmak istediği ortak stratejik hedefi belirlemek.
İtilaf Devletleri, 7. ve 24. maddelere dayanarak yapacakları işgaller sırasında karşılarında düzenli bir ordu ya da organize olmuş bir halk direnişi bulmak istememiştir.
Savunmasız ve birbirinden habersiz bırakılan toplumların işgallere karşı topyekûn direnç göstermesi engellenmiş olur.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Savunmayı ve Direnişi Engellemeye Yönelik Hükümleri

İpuçları

1
Askerî terhis ile haberleşme ağlarının kontrol altına alınmasının doğrudan kime ve neye engel olacağını düşününüz.
2
Bir ülkenin ordusu dağıtıldığında ve bölgeler arası haberleşmesi kesildiğinde, başlayacak olan dış işgallere karşı devlet ve halk nasıl tepki verebilir?
3
İtilaf Devletleri, planladıkları işgalleri sorunsuz ve tepkisiz yürütebilmek için karşılarında organize olmuş bir direniş gücü ve iletişim ağı görmek istememiştir.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin işgallere hukuki gerekçe oluşturma yönünü ve antlaşma sonrası ilk işgal edilen Osmanlı topraklarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Öncülde verilen maddeleri iki gruba ayırabilirsiniz: Ordunun terhisi (askerî savunmayı yok etme) ve telsiz-telgraf denetimi (haberleşme ve örgütlenmeyi yok etme). Bu iki sonucun ortak paydası, ülkeyi planlanan işgaller karşısında tamamen savunmasız ve örgütsüz bırakmaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 704Soru →

1914-1918 yılları arasında müttefik başkentler arasında yürütülen diplomatik müzakereler sonucunda Osmanlı topraklarının taksimine yönelik akdedilen gizli mutabakatlar ve bunların uygulanma koşullarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya'ya İzmir ve Batı Anadolu'nun vadedildiği Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın geçerliliği Çarlık Rusyası'nın onayına bağlanmış, ancak Rusya'daki rejim değişikliği sebebiyle bu onay tamamlanamamıştır.

Cevap

Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın yürürlüğe girmesinin Çarlık Rusyası'nın onayına bağlandığı ve Rusya'da yaşanan ihtilal nedeniyle bu onayın tamamlanamadığı bilgisini içeren yargı doğrudur.
Saint-Jean de Maurienne Antlaşması (Nisan 1917), İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanmış ve İtalya'ya Antalya, Konya, Aydın ve İzmir bölgeleri vadedilmiştir. Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için müttefik Çarlık Rusyası'nın yazılı onayı şart koşulmuştur. Ancak 1917'de Rusya'da patlak veren Bolşevik İhtilali sonucunda Çarlık rejiminin devrilmesi ve Sovyet Rusya'nın savaştan çekilerek gizli antlaşmaları ifşa etmesi nedeniyle bu onay tamamlanamamıştır. İngiltere, 1919 Paris Barış Konferansı'nda bu onay eksikliğini hukuki bir gerekçe olarak kullanmış ve İtalya'ya vadedilen İzmir'in Yunanistan tarafından işgal edilmesine zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gizli antlaşmaların tarafları ve kapsamlarının analiz edilmesi
1915-1917 yılları arasında İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya) arasında Osmanlı Devleti'ni paylaşmak amacıyla Boğazlar (İstanbul), Londra, Sykes-Picot, Petrograd ve Saint-Jean de Maurienne antlaşmaları akdedilmiştir.
Soru kökündeki seçeneklerin doğruluğunu değerlendirmek için her bir gizli antlaşmanın taraf devletleri ve paylaşım sınırları netleştirilmelidir.
2
Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın hukuki şartlarının irdelenmesi
Sykes-Picot'ya itiraz eden İtalya'yı tatmin etmek için imzalanan Saint-Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu İtalya'ya bırakılmış; ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesi müttefik Çarlık Rusyası'nın resmi onayına bağlanmıştır.
Antlaşmanın uluslararası hukuk bakımından geçerlilik kazanma koşullarını ve diplomatik ayrıntılarını tespit etmek gereklidir.
3
1917 Bolşevik İhtilali'nin antlaşmanın akıbetine etkisinin belirlenmesi
1917 Ekim Devrimi ile Çarlık Rusyası yıkılmış ve kurulan Sovyet yönetimi savaştan çekilerek gizli antlaşmaları reddetmiştir. Bu nedenle Rus onayı hiçbir zaman gerçekleşmemiş, İngiltere ve Fransa 1919 Paris Barış Konferansı'nda bu hukuki eksikliği öne sürerek İzmir'i İtalya yerine Yunanistan'a vermiştir.
Doğru seçenekte sunulan bilginin hem antlaşma içeriği hem de savaş sonrasındaki diplomatik sonuçları bakımından eksiksiz bir doğruluk taşıdığı teyit edilir.

Anahtar Kavram

Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın Hukuki Statüsü

İpuçları

1
I. Dünya Savaşı sırasında yapılan gizli antlaşmalardan birinin geçerliliği, müttefik devletlerden birinin iç politikasında yaşanan büyük rejim değişikliği (ihtilal) sebebiyle sekteye uğramıştır.
2
İtalya'ya Batı Anadolu ve İzmir'in bırakıldığı mutabakatın yürürlüğe girmesi için Çarlık Rusyası'nın onayı şart koşulmuştu.
3
Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'na Rusya'nın onay verememesi, Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a devredilmesinin hukuki kılıfı olmuştur.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın geçersiz sayılmasının İtilaf Devletleri arasındaki ilk ciddi görüş ayrılıklarına ve İtalya'nın konferansı terk etmesine nasıl yol açtığını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmalar kronolojisini ve devlet eşleştirmelerini (Boğazlar/İstanbul-Rusya, Londra-İtalya, Sykes-Picot-İngiltere/Fransa, Petrograd-Rusya, Saint-Jean de Maurienne-İtalya) göz önüne getirerek yanlış devlet ve bölge eşleştirmesi içeren seçenekleri doğrudan eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 705Soru →

Milli Mücadele Dönemi'nde işgallere karşı diğer yararlı cemiyetlerden farklı olarak bölgesel silahlı direniş yerine basın-yayın ve propaganda yoluyla Türk milletinin haklılığını dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan ve 'Kuvayımilliye' tabirini ilk kez resmî raporlarında kullanan cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Kongre Cemiyeti

Cevap

Milli Kongre Cemiyeti
Milli Kongre Cemiyeti, İstanbul'da Dr. Esat Işık öncülüğünde kurulmuş olup bölgesel silahlı savunma yerine Türklerin haklı davasını dünyaya basın, yayın, broşür ve propaganda yoluyla duyurmayı hedeflemiştir. Ayrıca 'Kuvayımilliye' kavramını raporlarında ilk kez kullanan cemiyettir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramlar analiz edilir.
Basın-yayın yoluyla ulusal mücadele yürütme, propaganda yöntemi ve 'Kuvayımilliye' ifadesini ilk kez kullanma özellikleri belirlenmiştir.
Milli cemiyetlerin her biri farklı yöntemler ve bölgeler için mücadele etmiş olup bu nitelikler tek bir cemiyete aittir.
2
Seçeneklerdeki cemiyetlerin kuruluş amaçları ve nitelikleri karşılaştırılır.
Milli Kongre Cemiyeti dışındaki seçeneklerin milli varlığa zararlı veya azınlık cemiyeti olduğu görülür.
Milli Mücadele'de basın-yayın yoluyla tüm yurdun savunmasını üstlenen ve Dr. Esat Işık tarafından kurulan cemiyet Milli Kongre Cemiyeti'dir.

Anahtar Kavram

Milli Kongre Cemiyeti'nin Özellikleri ve Faaliyet Yöntemleri

İpuçları

1
Bu cemiyet bölgesel bir silahlı çete hareketi başlatmak yerine entelektüel ve diplomatik yöntemleri benimsemiştir.
2
Kurucuları arasında ünlü göz doktoru Dr. Esat Işık yer almaktadır.
3
Türk milletinin bağımsızlık direnişine verilen genel ad olan 'Kuvayımilliye' tabirini ilk kez yazılı belgelerinde kullanan kuruluştur.

Daha Fazla Pratik

Milli cemiyetlerin Sivas Kongresi'nde 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında birleştirilmesinin amaçları ve sonuçları incelenebilir.

Alternatif Yöntem

Seçenek eleme yöntemiyle: Seçeneklerde verilen cemiyetlerden dört tanesi azınlık veya milli varlığa düşman cemiyet iken sadece biri milli varlığa yararlı cemiyettir.
Tahmini Süre:45s
Soru 706Soru →

İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u denetim altında tuttuğu mütareke döneminde, işgal güçlerinin baskılarına rağmen gizli bir yapılanmayla faaliyet gösteren; İstanbul'daki depolardan silah ve mühimmat kaçırarak İnebolu üzerinden Ankara'ya ulaştıran, aynı zamanda aydın ve subayların Anadolu'ya güvenle geçişini organize eden cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karakol Cemiyeti

Cevap

Karakol Cemiyeti
Karakol Cemiyeti, Mondros Mütarekesi'nin ardından İstanbul'da gizli olarak kurulan ve Milli Mücadele'ye istihbarat sağlayan, depolardan silah kaçıran, Mustafa Kemal Paşa'nın talimatları doğrultusunda subay ve vatanseverleri Anadolu'ya kaçıran en önemli gizli direniş teşkilatıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki cemiyetin kuruluş yerini, yöntemini ve temel amacını analiz etme
Cemiyetin işgal altındaki İstanbul'da gizli faaliyet gösterdiği, istihbarat topladığı, Anadolu'ya cephane ve insan gücü aktardığı tespit edilir.
Mütareke döneminde İstanbul'daki İtilaf kontrolünü aşmak için gizli direniş ve lojistik örgütlenmeleri kurulmuştur.
2
Verilen cemiyetleri milli varlığa yararlı ve zararlı olmaları bakımından sınıflandırma
Seçeneklerde yer alan Teali-i İslam, Sulh ve Selamet-i Osmaniye, Askerî Nigehban ve Wilson Prensipleri cemiyetleri milli varlığa zararlı iken; Karakol Cemiyeti milli hareketi destekleyen yararlı/gizli bir teşkilattır.
Anadolu'ya silah ve subay kaçırma görevi sadece Milli Mücadele yanlısı gizli teşkilatlar tarafından yürütülmüştür.
3
Karakol Cemiyeti'nin tarihsel işlevini teyit etme
Kara Vasıf Bey ve Albay Şevket Bey öncülüğünde kurulan Karakol Cemiyeti'nin 'İstihbarat ve Sevkiyat (İnebolu-Karasu hattı)' görevini yürüttüğü doğrulanır.
Karakol Cemiyeti, mütareke yıllarında İstanbul-Anadolu lojistik ve istihbarat köprüsünü kuran temel kuruluştur.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde kurulan gizli direniş cemiyetleri ve lojistik/istihbarat faaliyetleri

İpuçları

1
Soru kökünde belirtilen faaliyetler, Milli Mücadele'yi destekleyen gizli bir istihbarat ve lojistik teşkilatına işaret etmektedir.
2
Bu teşkilat, Kara Vasıf Bey gibi isimlerin önderliğinde İstanbul'dan İnebolu yoluyla Ankara'ya cephane ve subay sevk etmiştir.

Daha Fazla Pratik

Milli Mücadele'de görev alan diğer gizli grupları (Mim Mim Grubu, Zabitan Grubu, Hamza Grubu ve Felah Grubu) inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Seçeneklerdeki cemiyetleri 'milli hareketi destekleyenler (yararlı)' ve 'milli harekete karşı olanlar (zararlı)' şeklinde gruplandırınız. Seçenekler arasında doğrudan silah ve istihbarat desteği sağlayan tek yararlı cemiyeti işaretleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 707Soru →

1907 yılında İngiltere ile Rusya arasında imzalanan Petersburg Antlaşması ve ardından gerçekleşen 1908 Reval Görüşmeleri ile iki büyük güç arasındaki sömürge rekabeti sona ermiş, böylece Fransa'nın da dahil olduğu 'Üçlü İtilaf' bloku kesinleşmiştir.

Bu bloklaşma sürecinin Osmanlı Devleti'nin iç ve dış politikası ile I. Dünya Savaşı'na giden süreç üzerindeki etkileri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya'nın Trablusgarp'ı işgal etmesinin ardından Üçlü İttifak grubundan resmen ayrılarak I. Dünya Savaşı başlamadan önce İtilaf Devletleri safına geçmesi

Cevap

İtalya'nın Trablusgarp Savaşı sonrasında Üçlü İttifak'tan ayrılarak savaş başlamadan önce İtilaf safına geçtiğini belirten ifade
İtalya, 1882'de kurulan Üçlü İttifak (Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya) içerisinde yer almaktaydı. 1911 Trablusgarp Savaşı sırasında gruptan ayrılmamış, büyük devletlerle ikili gizli pazarlıklar (örneğin 1909 Racconigi Antlaşması) yaparak işgali gerçekleştirmiştir. I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde (Ağustos 1914) önce tarafsızlığını ilan etmiş, ardından İtilaf Devletleri'nin Batı Anadolu ve On İki Ada gibi vaatlerini içeren Nisan 1915 Londra Gizli Antlaşması ile Mayıs 1915'te İttifak grubundan resmen ayrılarak İtilaf safında savaşa girmiştir. Dolayısıyla İtalya savaş başlamadan önce taraf değiştirmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1907 Petersburg Antlaşması ve 1908 Reval Görüşmeleri'nin diplomatik niteliğini analiz etme
İngiltere ve Rusya'nın uzlaşmasıyla Üçlü İtilaf bloku tamamlanmış; İngiltere, Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma politikasından vazgeçmiştir.
Büyük güçlerin bloklaşma dinamiklerini ve Osmanlı coğrafyasına bakışını doğru tespit etmek gerekir.
2
Bu diplomatik gelişmenin Osmanlı iç ve dış politikasına yansımalarını değerlendirme
Reval Görüşmeleri II. Meşrutiyet'in ilanını tetiklemiş, artan Rus baskısı Balkan Savaşları'na yol açmış ve yalnızlaşan Osmanlı Devleti Almanya ile ittifaka yönelmiştir.
I. Dünya Savaşı öncesindeki neden-sonuç zincirini kurmak sorunun doğru çözümü için şarttır.
3
İtalya'nın bloklaşma sürecindeki tutumunu ve taraf değiştirme kronolojisini inceleme
İtalya, Trablusgarp Savaşı (1911-1912) sırasında Üçlü İttifak üyesidir; savaş başladığında (1914) tarafsız kalmış ve ancak Mayıs 1915'te İtilaf safına geçmiştir.
İtalya'nın taraf değiştirme zamanı ve koşullarına ilişkin yanılgıyı saptamak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı öncesinde Üçlü İtilaf'ın oluşumu, Reval Görüşmeleri'nin Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri ve blokların oluşum süreçleri.

İpuçları

1
I. Dünya Savaşı öncesinde kurulan blokların üyelerini ve İtalya'nın savaş sırasındaki diplomatik manevralarını hatırlayınız.
2
İtalya, I. Dünya Savaşı başladığı sırada hangi bloktaydı ve savaşa fiilen ne zaman ve hangi statüyle dahil oldu?
3
İtalya savaşa 1914'te değil, 1915'te imzalanan gizli Londra Antlaşması ile İtilaf safında girmiştir; Trablusgarp Savaşı sürecinde blok değiştirmemiştir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin 2 Ağustos 1914'te Almanya ile imzaladığı gizli ittifak antlaşmasının şartları ve savaşa fiilen giriş süreci (Goeben ve Breslau olayı) konularını tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi: Reval Görüşmeleri (1908), II. Meşrutiyet (1908), Trablusgarp Savaşı (1911), Balkan Savaşları (1912-1913), I. Dünya Savaşı'nın Başlaması (1914) ve İtalya'nın Taraf Değiştirmesi (1915) sıralaması göz önüne alındığında İtalya'nın savaştan önce taraf değiştirdiği iddiası doğrudan elenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 708Soru →

İngiltere'nin Hindistan ve Uzak Doğu sömürgelerine uzanan stratejik deniz bağlantısını kesmek ve 1882 yılından beri İngiliz işgali altında bulunan Mısır'ı geri almak gayesiyle Osmanlı ordusunun taarruz harekâtı başlattığı cephe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanal Cephesi

Cevap

Kanal Cephesi
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı süresince yalnızca iki cephede (Kafkas ve Kanal) taarruz stratejisi uygulamıştır. Kanal Cephesi; Almanya'nın yönlendirmesi ve desteğiyle, İngiltere'nin Hindistan ile olan can damarını kesmek ve 1882'de elden çıkan Mısır'ı geri almak maksadıyla açılmıştır. Dolayısıyla doğru yanıt Kanal Cephesi'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki askerî ve siyasi hedefleri analiz etme
Süveyş Kanalı üzerinden İngiltere'nin Uzak Doğu sömürge yollarını kesmek ve 1882'de kaybedilen Mısır'ı geri almak hedefleri belirlenmiştir.
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı taarruz cephelerinden biri olan Kanal Cephesi'nin temel gerekçesi bu amaçlardır.
2
Seçeneklerdeki cepheleri niteliklerine göre ayrıştırma
Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin savunma; Galiçya yardım cephesidir. Belirtilen hedeflere yönelik Osmanlı taarruz cephesi Kanal Cephesi'dir.
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda yalnızca Kafkas ve Kanal cephelerinde taarruz harekâtı icra etmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı taarruz cephelerinin stratejik amaçları

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda bizzat taarruz başlattığı iki cephe Kafkas ve Kanal cepheleridir.
2
Mısır ve Süveyş bölgesini hedef alan taarruz harekâtının adını düşününüz.

Daha Fazla Pratik

Kafkas Cephesi'ndeki Sarıkamış Harekâtı'nın askerî hedefleri ile Kanal Harekâtı'nın stratejik sonuçlarını karşılaştırınız.

Alternatif Yöntem

Osmanlı cephelerini Taarruz (Kafkas, Kanal), Savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) ve Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) şeklinde gruplandırarak savunma ve yardım seçeneklerini doğrudan eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:40s
Soru 709Soru →

Gelibolu Harekâtı'nın planlanma ve icra safhasında Osmanlı Müstahkem Mevki Komutanlığı ile 5. Ordu bünyesinde görev alan subayların stratejik hamleleri, savaşın hem deniz hem de kara safhasında belirleyici olmuştur.

Bu kapsamda Çanakkale Muharebeleri'nin askerî ve taktiksel gelişimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, üst komutanlıktan emir beklemeksizin inisiyatif alıp emrindeki birlikleri sevk ederek Arıburnu'na çıkan kuvvetlerin Conkbayırı ve Kocaçimen hattını ele geçirmesini önlemiştir.

Cevap

19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, üst komutanlıktan emir beklemeksizin inisiyatif alıp emrindeki birlikleri sevk ederek Arıburnu'na çıkan kuvvetlerin Conkbayırı ve Kocaçimen hattını ele geçirmesini önlemiştir.
Çanakkale Kara Muharebeleri'nin başladığı 25 Nisan 1915 günü 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, ordu komutanlığından doğrudan bir emir gelmesini beklemeden stratejik sezgisiyle inisiyatif almış; 57. Alay ve 27. Alay birliklerini hızla Conkbayırı bölgesine sevk etmiştir. Bu hamle, Anzak birliklerinin hâkim yükseltileri ele geçirerek boğaza inmesini engellemiş ve kara savaşlarının Türk ordusu lehine kilitlenmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Kara Muharebeleri'nin başlangıç aşamasındaki taktiksel gelişmeleri ve komuta kademesinin kararlarını analiz etmek
25 Nisan 1915 amfibi çıkarması sırasında 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'in kendi inisiyatifiyle 57. Alay'ı Arıburnu/Conkbayırı hattına sürdüğü belirlenir.
Düşmanın hâkim tepeler olan Conkbayırı ve Kocaçimen platosunu tutması durumunda Gelibolu savunmasının çökeceği öngörülmüştür.
2
Komutan unvanları ve savunma doktrini ayrışmalarını değerlendirmek
'18 Mart Kahramanı' unvanının Cevat (Çobanlı) Paşa'ya ait olduğu, Liman von Sanders'in ise kıyıda değil derinlikte savunma doktrinini savunduğu tespit edilir.
KPSS tarih müfredatında cephe komutanlarının rolleri, aldıkları unvanlar ve savundukları askerî doktrinler sıklıkla ayırt edici bilgi olarak sorgulanır.
3
Çanakkale Muharebeleri'nin diplomasideki ve diğer cephelerdeki yansımalarını kontrol etmek
İtalya'nın İttifak'tan İtilaf tarafına geçtiği ve Irak Cephesi'ndeki Kut'ül Amare gelişmelerinin denizden tahliyeyle sonuçlanmadığı doğrulanır.
Çanakkale Cephesi'nin uluslararası siyasi ve askerî etkilerini doğru kronolojiyle ayrıştırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nde Mustafa Kemal'in Taktiksel Rolü ve Savunma Doktrinleri

İpuçları

1
Çanakkale Kara Muharebeleri'nin başladığı 25 Nisan 1915 tarihindeki sevk ve idare kararlarını ile Mustafa Kemal'in rütbe ve görevlerini hatırlayınız.
2
Liman von Sanders'in savunma planı ile Türk subaylarının kıyıyı tutma anlayışı arasındaki doktrin ayrılığına ve Mustafa Kemal'in 57. Alay'ı yönlendirdiği coğrafi mevkilere odaklanınız.
3
Mustafa Kemal, 19. Tümen komutanı olarak Arıburnu'na çıkarma yapan kuvvetlerin Conkbayırı ve Kocaçimen tepelerini tutmasını kendi aldığı inisiyatifle önlemiştir.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşı boyunca görev aldığı cephelerin (Çanakkale, Kafkas, Suriye-Filistin) kronolojik sırası ve bu cephelerdeki görev/unvan gelişimini pekiştiriniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemiyle unvan ve komuta eşleştirmelerini kontrol ediniz: Cevat Paşa (18 Mart Kahramanı), Mustafa Kemal (Anafartalar Kahramanı), Sanders (Derinlemesine savunma doktrini). Yanlış eşleştirmeler elendiğinde Mustafa Kemal'in inisiyatif alarak Arıburnu-Conkbayırı hattını tuttuğunu belirten seçenek doğrudan doğrulanır.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 710Soru →

I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinin ardından Osmanlı Devleti başlangıçta tarafsızlığını ilan ederek genel seferberlik başlatmış; bu süreçte tarafların stratejik tutumlarını tartmak amacıyla hem İtilaf hem de İttifak devletleriyle diplomatik temaslar yürütmüştür. İtilaf Devletleri (özellikle İngiltere ve Fransa), Osmanlı Devleti'nin İttifak safında savaşa dahil olmasını engellemek ve onu savaş boyunca tarafsız tutabilmek adına diplomatik girişimlerde bulunmuştur.

İtilaf Devletleri'nin, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kalmasını sağlamaya yönelik bu stratejilerinde aşağıdakilerden hangisi bir gerekçe veya tutum olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin tek taraflı olarak kaldırdığı kapitülasyonları ve mali imtiyazların ilgasını resmen kabul edip onaylamak

Cevap

Osmanlı Devleti'nin tek taraflı olarak kaldırdığı kapitülasyonları ve mali imtiyazların ilgasını resmen kabul edip onaylamak
I. Dünya Savaşı'nın başlangıcında İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalmasını sağlayarak Boğazları açık tutmak, Süveyş ve Mısır'ı korumak, sömürgelerindeki Müslümanların kışkırtılmasını engellemek ve savaşın genişleyip cephelerinin dağılmasını önlemek istemiştir. Ancak Osmanlı Devleti'nin 9 Eylül 1914'te kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını açıklaması üzerine, İtilaf Devletleri bu kararı asla tanımamış; ortak bir diplomatik nota ile kararı şiddetle protesto etmiştir. Dolayısıyla kapitülasyonların feshinin İtilaf Devletleri tarafından onaylanması söz konusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
İtilaf Devletleri'nin I. Dünya Savaşı başındaki Osmanlı politikasını analiz etmek
İngiltere ve Fransa; Boğazların açık kalması, Rusya'ya yardım ulaştırılabilmesi, sömürgelerindeki Müslümanların cihat çağrısıyla ayaklanmaması, Süveyş Kanalı'nın korunması ve savaşın geniş coğrafyalara yayılarak askeri güçlerinin bölünmemesi amacıyla Osmanlı'nın tarafsız kalmasını istemiştir.
Savaş bloklarının stratejik hedeflerinin doğru tespiti için İtilaf çıkarlarının incelenmesi gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin savaşa girmeden önceki egemenlik ve kapitülasyon hamlelerini değerlendirmek
Osmanlı Devleti, tarafsızlığını koruma karşılığında kapitülasyonların kaldırılması, Ege adaları ve Mısır meselesinin lehine çözülmesi gibi şartlar öne sürmüş; ardından 9 Eylül 1914'te kapitülasyonları tek taraflı kaldırdığını ilan etmiştir.
Diplomatik süreçte tarafların birbirine sunduğu taleplerin ve verilen tepkilerin kronolojik/hukuki yapısını belirlemek gerekir.
3
İtilaf Devletleri'nin kapitülasyonların kaldırılmasına verdiği tepkiyi incelemek
İngiltere, Fransa, Rusya ve hatta Osmanlı'nın müttefiki olan Almanya ve Avusturya-Macaristan, elçileri aracılığıyla ortak bir nota vererek kapitülasyonların tek taraflı feshini kesinlikle tanımadıklarını ve reddettiklerini bildirmişlerdir.
İtilaf Devletleri Osmanlı'yı tarafsız tutmak isterken dahi ekonomik ve hukuki ayrıcalıklarından taviz vermemiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nın Başında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Politikası ve Kapitülasyon Krizi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı'nın tarafsızlığından sağladığı stratejik, jeopolitik ve lojistik menfaatleri düşününüz.
2
Osmanlı Devleti'nin savaş öncesinde bağımsızlık ve mali egemenlik adına attığı tek taraflı adımlara Avrupalı büyük devletlerin (hem İtilaf hem İttifak) nasıl tepki verdiğini hatırlayınız.
3
9 Eylül 1914'te tek taraflı olarak kaldırılan adli, mali ve idari ayrıcalıkların (kapitülasyonlar) yabancı devletlerce kabul edilip edilmediğini değerlendiriniz.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmeden önce İngiltere ve Fransa'ya yaptığı ittifak tekliflerinin reddedilme gerekçeleri ve Almanya ile 2 Ağustos 1914'te imzalanan gizli ittifak antlaşmasının maddeleri incelenebilir.

Alternatif Yöntem

Soruya jeopolitik-askeri çıkarlar ile hukuki-ekonomik imtiyazlar ayrımı üzerinden yaklaşılabilir: Askeri ve jeopolitik maddeler (Boğazlar, Süveyş, Cihat, Cephe genişlemesi) İtilaf'ın lehine olan tarafsızlık sebepleri iken, kapitülasyonların kaldırılması İtilaf'ın ekonomik sömürü düzenine aykırı olduğu için reddettikleri bir durumdur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 711Soru →

I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti'nin taarruz inisiyatifiyle açtığı cephelerde askerî harekâtların yanı sıra dönemin siyasi ve ideolojik hedefleri de belirleyici olmuştur.

Buna göre;
I. Orta Asya Türk dünyasına ulaşılarak Turancılık idealinin gerçekleştirilmek istenmesi,
II. Mısır'ın hâkimiyet altına alınmasıyla İtilaf bloğunun ikmal ve ulaşım hatlarına darbe vurulması,
III. Cihat çağrısının etkisiyle bölgedeki Müslüman halkların desteğinin sağlanmasının hedeflenmesi

gelişmelerinden hangileri Osmanlı Devleti'nin taarruz cephelerini açmasında etkili olan dinamikler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III (Orta Asya Türk dünyasına ulaşma, İtilaf bloğunun ikmal hatlarına darbe vurma ve cihat çağrısıyla Müslüman halkların desteğini sağlama hedeflerinin tümü taarruz cephelerinin açılmasında etkilidir.)
Osmanlı Devleti'nin doğrudan taarruz gayesiyle açtığı iki cephe Kafkas ve Kanal cepheleridir. Kafkas Cephesi ile Turancılık ideali doğrultusunda Orta Asya'ya açılmak ve Bakü petrollerini ele geçirmek hedeflenmiştir. Kanal Cephesi ile ise İngiltere'nin Süveyş üzerinden geçen stratejik sömürge ve ikmal yollarını kesmek, Mısır'ı geri almak ve kutsal cihat çağrısıyla Mısır'daki Müslüman tebaanın İngilizlere karşı ayaklanmasını sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla verilen üç öncül de taarruz cephelerinin açılmasında etkili olan temel dinamiklerdendir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'nin açılma nedenlerini ve ideolojik arka planını analiz etmek
Kafkas Cephesi, Enver Paşa'nın öncülüğünde Rus işgalindeki toprakları (Kars, Ardahan, Batum) geri almak, Bakü petrollerini denetim altına almak ve Orta Asya Türkleri ile birleşerek Turancılık (Pantürkizm) ülküsünü gerçekleştirmek amacıyla açılmıştır. Bu doğrultuda birinci öncül doğrudur.
Osmanlı Devleti'nin doğudaki taarruz stratejisinin temelinde Türkçülük fikri ve Kafkasya coğrafyası yer almaktadır.
2
Kanal Cephesi'nin stratejik ve askerî hedeflerini değerlendirmek
Almanya'nın isteği ve Cemal Paşa'nın komutasıyla açılan Kanal Cephesi'nde temel amaç; İngiltere'nin Uzak Doğu sömürgelerine giden en kritik ikmal ve ulaşım arteri olan Süveyş Kanalı'nı kapatmak ve 1882'den beri İngiliz işgalinde bulunan Mısır'ı yeniden Osmanlı topraklarına katmaktır. Bu doğrultuda ikinci öncül doğrudur.
Kanal Harekâtı, İtilaf Devletleri'nin deniz aşırı lojistiğini çökertmeyi hedefleyen bir taarruz girişimidir.
3
Kanal Harekâtı'nda güdülen ideolojik ve sosyopolitik beklentiyi incelemek
Padişah ve Halife V. Mehmet Reşat'ın ilan ettiği Cihad-ı Ekber'in gücüyle Mısır ve Kuzey Afrika'daki Müslüman halkın İngiliz yönetimine karşı ayaklanarak Osmanlı ordusuna destek vereceği (İslamcılık/Ümmetçilik) umulmuştur. Bu doğrultuda üçüncü öncül doğrudur.
Kanal Harekâtı yalnızca askeri bir taarruz değil, aynı zamanda İslamcılık politikasının sahada test edildiği bir girişimdir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Taarruz Cepheleri olan Kafkas Cephesi'nin Turancılık ideolojisi ve Bakü/Hazar havzasıyla, Kanal Cephesi'nin ise İngiliz ikmal hatlarını kesme ve İslamcılık (Cihat) beklentisiyle açılmış olmasıdır.

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla bizzat açtığı cephelerin Kafkas ve Kanal cepheleri olduğunu hatırlayınız.
2
Kafkas Cephesi'nin Enver Paşa komutasındaki Türkçülük (Turancılık) idealiyle, Kanal Cephesi'nin ise Mısır'ı geri alma ve cihat çağrısıyla ilişkisini göz önüne alınız.
3
Her iki taarruz cephesinde de hem jeopolitik askerî hedefler (ulaşım/ikmal hatları, petrol bölgeleri) hem de ideolojik beklentiler (Turancılık ve İslamcılık) birlikte yürütülmüştür.

Daha Fazla Pratik

Taarruz cephelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından cephelerin dönüştüğü savunma hatlarını (Kafkas sonrası Doğu savunması ve Kanal sonrası Suriye-Filistin savunması) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Cephe-amaç eşleştirmesi yaparak Kafkas Cephesi = Turancılık / Orta Asya bağlantısı (I), Kanal Cephesi = İkmal hatlarını kesme ve Mısır'ı alma (II) ile Cihat ve İslamcılık beklentisi (III) şeklinde gruplayıp üçünün de taarruz cephelerine ait olduğunu doğrudan tespit edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 712Soru →

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını kendi aralarında taksim etmek amacıyla çeşitli gizli antlaşmalar yapmışlardır.

Buna göre;
• Mısır'daki İngiliz temsilcisi ile Mekke Emiri arasında bağımsız bir Arap devleti kurulması karşılığında iş birliğini öngören,
• Boğazlar ve Marmara kıyılarının Çarlık Rusyası'na bırakılmasını kararlaştıran,
• Çukurova, Lübnan ve Suriye kıyılarının Fransa'nın denetimine verilmesini içeren

gizli antlaşmalar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mac-Mahon – İstanbul – Sykes-Picot

Cevap

Mac-Mahon – İstanbul – Sykes-Picot
Verilen maddeler incelendiğinde; İngiltere adına Mısır Valisi McMahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında bağımsız Arap krallığı vaadi içeren belge Mac-Mahon Antlaşması'dır. Boğazlar ve çevresini Çarlık Rusyası'na bırakan antlaşma 1915 İstanbul Antlaşması'dır. Suriye, Lübnan ve Adana (Çukurova) bölgesini Fransa nüfuzuna bırakan antlaşma ise 1916 Sykes-Picot Antlaşması'dır. Dolayısıyla sıralama 'Mac-Mahon – İstanbul – Sykes-Picot' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk öncüldeki antlaşmayı tespit etme
Mısır Valisi Henry McMahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında imzalanan ve bağımsız Arap devleti karşılığı Osmanlı'ya isyanı öngören antlaşma Mac-Mahon Antlaşması'dır.
İngiltere'nin Orta Doğu'daki yerel unsurlarla yaptığı gizli ittifakı belirlemek için gereklidir.
2
İkinci öncüldeki antlaşmayı tespit etme
1915 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanarak İstanbul, Boğazlar ve Marmara kıyılarını Rusya'ya bırakan antlaşma İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'dır.
Çarlık Rusyası'nın savaşa devamını sağlamak amacıyla Boğazlar üzerindeki vaatleri netleştirmek için gereklidir.
3
Üçüncü öncüldeki antlaşmayı tespit etme
1916 yılında İngiltere ve Fransa arasında imzalanan, Suriye, Lübnan ve Adana çevresini Fransa'ya bırakan antlaşma Sykes-Picot Antlaşması'dır.
Osmanlı Orta Doğusu'nun İngiltere ve Fransa arasındaki paylaşım çerçevesini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Sürecinde İmzalanan Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Kapsamları

İpuçları

1
Mekke Emiri ile Mısır'daki İngiliz temsilcisinin isim benzerliğine ve Boğazların kime bırakıldığına odaklanınız.
2
Fransa'ya Orta Doğu kıyı şeridini ve Çukurova'yı bırakan iki taraflı antlaşma ile Şerif Hüseyin'e verilen vaatleri birbirinden ayırınız.
3
İlk antlaşma Mac-Mahon, Boğazları Rusya'ya bırakan İstanbul Antlaşması, Fransa ve İngiltere paylaşımı ise Sykes-Picot'tur.

Daha Fazla Pratik

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın geçersiz kalmasına yol açan Rusya'daki Bolşevik İhtilali ve gizli antlaşmaların Sarı Kitap ile ifşa edilmesi konusunu tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Öncüllerden en kesin bilinen maddeden (örneğin Boğazlar maddesinin doğrudan İstanbul Antlaşması olduğu bilgisinden) yola çıkılarak seçenekler elenebilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 713Soru →

Çarlık Rusyası'nın Boğazlar bölgesine yönelik taleplerini karşılamak ve bu devleti savaşta müttefikler safında tutabilmek amacıyla İngiltere ve Fransa ile Rusya arasında 1915 yılında akdedilen gizli paylaşım antlaşması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul (Boğazlar) Antlaşması

Cevap

İstanbul (Boğazlar) Antlaşması
1915 yılında İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası arasında yapılan İstanbul (Boğazlar) Antlaşması ile Boğazlar, Marmara Denizi kıyıları ve Doğu Trakya toprakları Çarlık Rusyası'na vaat edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel hedefi ve taraf devletleri belirleme
Çarlık Rusyası'na Boğazlar ve çevresinin verilmesi hedeflenmiştir.
İtilaf Devletleri, Rusya'nın savaştan çekilmesini önlemek amacıyla 1915 yılında Boğazlar bölgesini bu devlete vadetmiştir.
2
Gizli antlaşmaların içeriklerini karşılaştırarak doğru antlaşmayı tespit etme
İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'na ulaşılır.
1915'te İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan antlaşma İstanbul Antlaşması'dır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ni paylaşmaya yönelik gizli antlaşmalar ve İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'nın kapsamı

İpuçları

1
Soruda Çarlık Rusyası'na Boğazlar bölgesinin vadedildiği 1915 tarihli antlaşma sorulmaktadır.
2
Antlaşmanın adı, başkenti ve Boğazları doğrudan kapsayan şehrin ismiyle anılmaktadır.
3
İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Boğazların ve Marmara kıyılarının Rusya'ya verilmesini öngören belge İstanbul Antlaşması'dır.

Daha Fazla Pratik

İtilaf Devletleri'nin İtalya'ya İzmir ve çevresini vaat ettiği St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın Paris Barış Konferansı'ndaki akıbetini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmaları hedef bölgelerine göre gruplayabilirsiniz: Orta Doğu (Sykes-Picot, Mac-Mahon), İtalya payı (Londra, St. Jean de Maurienne), Boğazlar/Rusya payı (İstanbul Antlaşması).
Tahmini Süre:45s
Soru 714Soru →

I. Dünya Savaşı'nın son evresinde duyurulan Wilson Prensipleri'nde yer alan;

I. Uluslararası antlaşmaların kamuoyuna açık biçimde yapılması ve gizli diplomasinin sonlandırılması,
II. Galip devletlerin mağlup devletlerden herhangi bir toprak ilhakında bulunmaması,
III. Osmanlı hâkimiyeti altındaki bölgelerde Türklerin nüfus çoğunluğuna sahip olduğu sahalara kesin egemenlik hakkı tanınması

hükümlerinden hangileri, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı coğrafyasına yönelik paylaşım tasarıları ve uygulamalarıyla doğrudan çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III
Wilson Prensipleri'nin birinci maddesi İtilaf Devletleri'nin gizli antlaşmalarını (Sykes-Picot, St. Jean de Maurienne vb.) geçersiz kılmayı amaçladığı için; ikinci maddesi Osmanlı topraklarının sömürgeci emellerle işgal edilmesini yasakladığı için; üçüncü maddesi ise Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu Batı ve Doğu Anadolu topraklarının parçalanarak Yunanistan ve Ermenistan gibi unsurlara verilmesini engellediği için İtilaf Devletleri'nin emperyalist planlarıyla bütünüyle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Açık diplomasi ilkesinin İtilaf Devletleri'nin savaş politikalarıyla ilişkisini analiz etmek
İtilaf Devletleri savaş sürecinde Osmanlı topraklarını paylaşmak üzere Sykes-Picot ve Saint-Jean de Maurienne gibi gizli antlaşmalar akdettiği için açık diplomasi ilkesi bu tasarılarla doğrudan çelişir.
Wilson İlkeleri gizli antlaşmaları geçersiz saymayı öngörür.
2
Toprak ilhakı yasağının İtilaf Devletleri'nin işgal planlarıyla uyumunu değerlendirmek
İtilaf Devletleri Osmanlı topraklarını fiilen işgal etmiş, bu yasağı aşmak amacıyla manda ve himaye sistemini devreye sokmuştur; dolayısıyla ilkeyle çelişmektedir.
Toprak almama ilkesi emperyalist paylaşım niyetlerini kısıtlamaktadır.
3
Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerdeki egemenlik hakkını İtilaf kararlarıyla karşılaştırmak
Paris Barış Konferansı'nda Türk nüfusunun çoğunlukta bulunduğu İzmir ve çevresi Yunanistan'a bırakılmış, Doğu Anadolu'da ise Ermeni devleti kurulması hedeflenmiştir; bu durum üçüncü öncülle doğrudan çelişir.
Nüfus üstünlüğüne dayalı egemenlik hakkı İtilaf Devletleri'nin azınlıkları öne çıkarma politikasına aykırıdır.
4
Öncüllerin tamamını birleştirerek doğru seçeneği belirlemek
I, II ve III numaralı hükümlerin tamamı İtilaf Devletleri'nin Osmanlı üzerindeki planlarıyla çelişmektedir.
Tüm öncülleri eksiksiz içeren ifade doğru yanıttır.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti'nin haklarını koruyan hükümleri ile İtilaf Devletleri'nin emperyalist paylaşım politikaları arasındaki çatışma

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin I. Dünya Savaşı sürerken Osmanlı topraklarını paylaşmak için kendi aralarında gizli antlaşmalar yapıp yapmadığını hatırlayınız.
2
Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve Doğu Anadolu'ya yönelik alınan kararlar ile Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu bölgelerdeki egemenlik hakkını kıyaslayınız.
3
Her üç öncül de İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını manda, işgal veya azınlık idaresi altına sokma girişimlerini hukuken sınırlandırmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri'nin Wilson İlkeleri'ndeki toprak ve tazminat yasaklarını aşmak amacıyla geliştirdikleri 'manda-himaye' ve 'onarım bedeli' kavramlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Öncülleri tek tek İtilaf Devletleri'nin somut uygulamalarıyla eşleştiriniz: I. Öncül ↔ Gizli Antlaşmalar (Sykes-Picot); II. Öncül ↔ Manda ve İşgaller; III. Öncül ↔ İzmir'in Yunanistan'a Bırakılması. Her üçünün de çeliştiği görülür.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 715Soru →

10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Barış Antlaşması'nın 'Mali Hükümler' bölümü uyarınca oluşturulması öngörülen ve İngiltere, Fransa ile İtalya temsilcilerinden meydana gelen 'Maliye Komisyonu'nun (Commission Financière) yetki ve teşkilat yapısına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı delegesi komisyonda yalnızca danışma (müşavir) niteliğinde yer alacak, komisyon Osmanlı bütçesi ve mali mevzuatı üzerinde mutlak denetim ve onay yetkisine sahip olacaktır.

Cevap

Osmanlı delegesi komisyonda yalnızca danışma (müşavir) niteliğinde yer alacak, komisyon Osmanlı bütçesi ve mali mevzuatı üzerinde mutlak denetim ve onay yetkisine sahip olacaktır.
Sevr Antlaşması'nın Mali Hükümlerine göre ihdas edilen Maliye Komisyonu; İngiltere, Fransa ve İtalya'nın tayin edeceği birer delegeden oluşmuştur. Osmanlı Hükûmetinin görevlendireceği delege bu komisyonda yalnızca danışman (müşavir) üye olarak bulunabilmekte, oy kullanamamaktadır. Komisyon; Osmanlı Devleti'nin yıllık genel bütçesini, vergi düzenlemelerini, gümrük politikalarını ve iç borçlanma/para basma faaliyetlerini onaylama, denetleme ve değiştirme yetkisine sahip tek otorite kılınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Barış Antlaşması'nın mali hükümleri ve oluşturulan kurumsal yapı analiz edilir.
Antlaşmanın 231-260. maddeleri arasında yer alan mali hükümlerle, Osmanlı Devleti üzerinde mutlak bir İtilaf vesayeti kurulması hedeflenmiştir.
Antlaşma, Osmanlı Devleti'nin ekonomik egemenliğini sona erdirmeyi amaçlayan özel bir komisyon ihdas etmiştir.
2
Maliye Komisyonu'nun (Commission Financière) üye bileşimi ve Osmanlı temsilcisinin statüsü incelenir.
Komisyon; İngiltere, Fransa ve İtalya'nın birer temsilcisinden oluşmaktadır. Osmanlı Devleti komisyona yalnızca bir danışman (müşavir) üye gönderebilir, bu üyenin bağlayıcı oy hakkı bulunmaz.
Osmanlı Devleti karar mekanizmasından tamamen dışlanarak pasif bir dinleyici konumuna indirgenmiştir.
3
Komisyonun yetki sınırları ve bütçe hakkı üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Osmanlı bütçesi, vergi koyma/kaldırma, gümrük tarifeleri, imtiyaz verme ve para basma işlemleri Maliye Komisyonu'nun doğrudan onayına tabi tutulmuştur.
Osmanlı Parlamentosu ve Hükûmetinin elinden 'bütçe hakkı' fiilen ve hukuken alınmıştır.
4
Çeldirici seçeneklerdeki yanılgılar elenerek doğru hüküm tespit edilir.
Osmanlı delegesinin danışman statüsünde olduğu ve komisyonun mutlak bütçe ve mali denetim yetkisine sahip olduğu seçeneğin doğruluğu kesinleşir.
Kapitülasyonlar kaldırılmamış genişletilmiş, tarafsız devletlere yer verilmemiş ve Milletler Cemiyeti onay şartı getirilmemiştir.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması'nın Mali Hükümleri ve Maliye Komisyonu'nun Bütçe Vesayeti

İpuçları

1
Sevr Antlaşması'nın mali maddeleri Osmanlı Devleti'nin 'bütçe hakkı'nı tamamen yabancı denetimine bırakmıştır.
2
İtilaf Devletleri tarafından kurulan komisyonda Osmanlı delegesine karar verici değil, pasif bir konum biçilmiştir.
3
İngiltere, Fransa ve İtalya'dan oluşan Maliye Komisyonu'nda Osmanlı üyesi oy hakkı olmaksızın sadece 'müşavir' statüsünde tutulmuştur.

Daha Fazla Pratik

Sevr Barış Antlaşması'ndaki Adli Kapitülasyonlar Reform Komisyonu ile Lozan Barış Antlaşması'nda kapitülasyonların kaldırılması sürecini karşılaştırınız.

Alternatif Yöntem

Egemen devletlerin temel göstergesi olan 'bütçe hakkı' ve 'para basma (emisyon) yetkisi' kavramları üzerinden gidilerek, Sevr'in sömürge tipi tam vesayet öngören maddeleri doğrudan ayırt edilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 716Soru →

XX. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan küresel harp esnasında Harbiye Nezâreti, stratejik hedefler doğrultusunda hem savunma hem de sınır ötesi yardım harekâtları planlamıştır.

Bu doğrultuda;
• Basra üzerinden ilerleyen İngiliz kuvvetlerini durdurarak petrol sahalarını ve Hindistan yolunu kontrol altında tutma,
• Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na Doğu Avrupa muharebelerinde destek vererek Rus ordusunun ilerleyişini durdurma

amaçlarıyla mücadele edilen cepheler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak - Galiçya

Cevap

Irak - Galiçya
Irak Cephesi, İngilizlerin Basra Körfezi'nden çıkarma yaparak petrol sahalarını kontrol etmesini ve kuzeye doğru ilerleyerek Rusya ile karadan birleşmesini önlemek için açılmış bir savunma cephesidir. Galiçya Cephesi ise Osmanlı Devleti'nin kendi sınırları dışında, müttefiki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na Rus taarruzlarına karşı yardım etmek amacıyla kolordu sevk ettiği bir yardım cephesidir. Bu nedenle sırasıyla verilen amaçları tam olarak karşılayan cepheler Irak ve Galiçya'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde belirtilen stratejik hedefi analiz etme
Basra üzerinden ilerleyen İngiliz kuvvetlerini durdurma ve petrol bölgelerini koruma hedefi, Osmanlı Devleti'nin savunma cephelerinden olan Irak Cephesi'ne aittir.
İngiltere, Hint deniz ticaret yolunu güvenceye almak ve Abadan ile Musul petrol sahalarını kontrol etmek amacıyla Basra Körfezi'nden harekât başlatmıştır.
2
İkinci öncülde belirtilen stratejik hedefi analiz etme
Doğu Avrupa'da Avusturya-Macaristan ordusuna Rus kuvvetlerine karşı destek verme hedefi, Osmanlı'nın sınır dışı yardım cephelerinden olan Galiçya Cephesi'ne aittir.
Osmanlı Devleti müttefiklerine yardım amacıyla Galiçya, Romanya ve Makedonya'ya asker göndermiştir; bunlardan Avusturya-Macaristan sınırında Rus ordusunu karşılayan kolordu Galiçya'da görev yapmıştır.
3
Eşleştirmeyi doğru sıralama ile birleştirme
I. öncül Irak, II. öncül Galiçya cephesidir.
Her iki cephe de sırasıyla savunma ve müttefiklere yardım kategorisindedir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Savunma ve Yardım Cephelerinin Stratejik Amaçları

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin kendi sınırları dışındaki yardım cepheleri Galiçya, Romanya ve Makedonya'dır.
2
Basra Körfezi ve petrol sahaları denildiğinde Kut'ül Amâre Zaferi'nin de kazanıldığı cephe akla gelmelidir.
3
İlk hedef Kut ve Bağdat hattını koruyan Irak Cephesi'ni; ikinci hedef ise Avusturya-Macaristan'a kolordu gönderilen Galiçya Cephesi'ni işaret etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Kut'ül Amâre Zaferi ve Halil (Kut) Paşa'nın Irak Cephesi'ndeki rolü ile ilgili gelişmeleri tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Cepheleri türlerine göre sınıflandırma yöntemi: Taarruz cepheleri (Kafkas, Kanal), Savunma cepheleri (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen), Yardım cepheleri (Galiçya, Makedonya, Romanya). Öncüllerde sırasıyla savunma ve yardım cephesi sorulduğu için ilk seçeneğin savunma, ikinci seçeneğin sınır dışı yardım cephesi olması gerektiği belirlenerek seçenekler elenebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 717Soru →

I. Dünya Savaşı sonrasında Edirne merkezli olarak faaliyetlerine başlayan, Doğu Trakya'nın Yunanistan'a katılmasını engellemek amacıyla Lüleburgaz ve Edirne kongrelerini düzenleyen milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Cevap

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra kurulan ilk milli cemiyetlerden biridir. Merkezi Edirne olup, Doğu Trakya'nın Yunan işgaline uğramasını önlemek amacıyla kurulmuş; teşkilatlanmayı sağlamak üzere Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini toplamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki bölge, merkez ve faaliyet özellikleri belirlenir.
Edirne merkezli kurulan, Doğu Trakya'yı Yunan işgaline karşı savunan ve Edirne ile Lüleburgaz kongrelerini düzenleyen cemiyet aranmaktadır.
Milli cemiyetlerin faaliyet gösterdikleri coğrafi bölgelere göre sınıflandırılması gereklidir.
2
Seçeneklerde yer alan cemiyetlerin nitelikleri ve bölgeleri incelenir.
Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Doğu Trakya savunmasını üstlenen milli cemiyet olduğu tespit edilir.
Diğer seçeneklerde verilen cemiyetler azınlıklar tarafından kurulan ya da milli varlığa düşman olan cemiyetlerdir.

Anahtar Kavram

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler ve Faaliyet Alanları

İpuçları

1
Söz konusu cemiyet, Osmanlı Devleti'nin parçalanması durumunda bağımsız bir cumhuriyet kurma fikrini de gündemine almıştır.
2
Doğu Trakya'nın savunulması amacıyla Edirne ve Lüleburgaz kongrelerini düzenlemiştir.
3
Adında 'Trakya' geçen ve bölge halkı tarafından kurulan yararlı cemiyettir.

Daha Fazla Pratik

Trakya-Paşaeli Cemiyeti'nin yayın organı olan Yeni Edirne ve Ahali gazetelerinin faaliyetlerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Seçenekleri 'Yararlı Cemiyetler' ve 'Zararlı Cemiyetler' olarak gruplandırıp yalnızca milli varlığa yararlı olan seçeneğe odaklanabilirsiniz.
Tahmini Süre:40s
Soru 718Soru →

I. Dünya Savaşı esnasında İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası'na yönelik harekâtlarında Türk ordusu karşısında mağlup olması, yalnızca Osmanlı başkentinin işgalini önlemekle kalmamış, aynı zamanda savaşın genel seyrini ve müttefikler arası stratejik ilişkileri de derinden etkilemiştir.

Buna göre Çanakkale Cephesi'nin kazanılmasının İtilaf bloğunun doğu kanadında meydana getirdiği kriz neticesinde ortaya çıkan en önemli uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rusya'ya gerekli askeri ve ekonomik yardımın ulaştırılamaması sonucu ülkede iç karışıklıkların artarak Çarlık rejiminin devrilmesi

Cevap

Rusya'ya gerekli askeri ve ekonomik yardımın ulaştırılamaması sonucu ülkede iç karışıklıkların artarak Çarlık rejiminin devrilmesi
İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Cephesi'ni açmasındaki temel amaçlardan biri zor durumdaki müttefikleri Çarlık Rusyası'na deniz yoluyla lojistik, mali ve askeri yardım ulaştırmaktı. Osmanlı ordusunun 18 Mart Deniz Zaferi ve ardından Gelibolu Kara Savaşları'ndaki tarihi direnişi boğazların İtilaf kontrolüne geçmesini engellemiştir. Yardımdan tamamen mahrum kalan Rusya'da ekonomik buhran ve cephedeki çözülmeler hızlanmış, 1917 Bolşevik İhtilali ile Çarlık rejimi devrilerek Rusya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin açılma amaçlarını ve İtilaf Devletleri'nin stratejik hedeflerini analiz etme
İtilaf Devletleri'nin en kritik hedeflerinden biri, Boğazlar üzerinden müttefikleri olan Çarlık Rusyası'na askeri mühimmat ve ekonomik destek ulaştırmak, karşılığında Rus buğdayını Avrupa'ya taşımaktı.
Cephenin açılış gerekçesi ile askeri sonucun doğurduğu uluslararası etki arasındaki nedensellik bağını kurmak gerekir.
2
Türk savunmasının başarısının İtilaf bloğunun doğu kanadı (Rusya) üzerindeki etkisini değerlendirme
Çanakkale Boğazı'nın denizden ve karadan geçilememesi üzerine Çarlık Rusyası tecrit edilmiş, yaşadığı ciddi mühimmat ve gıda krizi toplumsal patlamaya dönüşmüştür.
Askeri mağlubiyetin doğrudan ekonomik ve siyasi krize nasıl evrildiğini belirlemek için.
3
Rusya'da yaşanan bu krizin uluslararası siyasete yansımasını saptama
1917 yılında patlak veren Bolşevik (Ekim) İhtilali ile Çarlık rejimi devrilmiş, iktidara gelen Sovyet yönetimi Brest-Litowsk Antlaşması ile savaştan çekilmiştir.
Çanakkale Zaferi'nin uluslararası düzeydeki en köklü ve doğrudan siyasi sonucuna ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Çanakkale Zaferi'nin uluslararası siyasi sonuçları ve Çarlık Rusyası'nın çöküşüne etkisi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin bu cepheyi açarken en çok desteklemek istediği doğu müttefikini düşününüz.
2
Boğazların kapalı kalması sebebiyle deniz yolu üzerinden buğday ve silah ticareti yapamayan ve 1917'de rejim değişikliği yaşayan devleti hatırlayınız.
3
Çanakkale geçilemeyince ekonomik çöküşe sürüklenen Çarlık Rusyası'nda Bolşevik İhtilali gerçekleşmiş ve Çarlık rejimi yıkılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Zaferi'nin ardından Bulgaristan'ın savaşa girmesiyle oluşan Osmanlı-Almanya kara bağlantısının stratejik sonuçlarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Neden-sonuç zinciri yöntemi: Çanakkale Boğazı Aşılamadı → Rusya'ya Yardım Gidemedi → Rusya'da Kıtlık ve İsyan Başladı → Çarlık Rejimi Yıkıldı (Bolşevik İhtilali). Bu sıralama doğrudan doğru cevaba ulaştırır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 719Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nda yer alan;

I. İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması hâlinde herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilmesi (7. Madde),
II. Vilâyât-ı Sitte adı verilen altı doğu vilayetinde karışıklık çıkması hâlinde buraların işgal edilebilmesi (24. Madde)

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, İtilaf Devletleri'nin bu maddelerle ulaşmak istediği ortak ve temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu topraklarında gerçekleştirilecek fiilî işgallere hukuki zemin ve uluslararası meşruiyet kazandırmak

Cevap

Anadolu topraklarında gerçekleştirilecek fiilî işgallere hukuki zemin ve uluslararası meşruiyet kazandırmak
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit altında gördükleri herhangi bir stratejik noktayı işgal etmelerine, 24. maddesi ise Doğu Anadolu'daki altı ilde (Vilâyât-ı Sitte) karışıklık çıkması durumunda bu bölgeleri işgal etmelerine olanak tanımıştır. Bu iki maddenin ortak ve en temel hedefi; İtilaf Devletleri'nin Anadolu topraklarında gerçekleştireceği fiilî işgallere uluslararası kamuoyunda ve diplomasi masasında hukuki bir dayanak ile meşruiyet zemini kazandırmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin içeriklerini ve hukuki niteliklerini analiz etmek
7. madde İtilaf Devletleri'ne 'güvenlik tehlikesi' bahanesiyle istedikleri stratejik noktayı işgal etme yetkisi tanırken, 24. madde Doğu Anadolu'daki altı vilayette (Vilâyât-ı Sitte) karışıklık çıkması hâlinde bu bölgelerin işgaline kapı aralamaktadır.
Maddelerin ortak niteliğini ve İtilaf Devletleri açısından sağladığı diplomasi avantajını kavramak.
2
Maddelerin İtilaf Devletleri'nin işgal stratejisindeki rolünü belirlemek
İtilaf Devletleri bu maddeler sayesinde yapacakları işgalleri keyfî bir saldırı değil, Osmanlı Hükümeti'nin resmen imzaladığı bir antlaşma hükmü olarak sunabilmiş ve uluslararası kamuoyunda meşruiyet zemini oluşturmuştur.
Mütareke metnindeki maddelerin arka planındaki siyasi ve hukuki gayeyi tespit etmek.
3
Doğru seçeneği belirlemek ve çeldiricileri elemek
Her iki maddenin ortak ve en temel amacı, Anadolu genelinde başlatılacak fiilî işgallere hukuki bir dayanak ve uluslararası meşruiyet zemini hazırlamaktır.
KPSS tarih müfredatında 7. ve 24. maddelerin en temel kazanımı işgalleri hukuki kılıfa büründürmektir.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. Maddelerinin İşgalleri Hukukileştirme Niteliği

İpuçları

1
Mütareke maddelerinde geçen 'işgal edebilme hakkı' ifadesinin uluslararası diplomasi ve hukuk açısından ne sağladığını düşününüz.
2
İtilaf Devletleri'nin gerçekleştireceği askeri müdahaleleri dünya kamuoyuna 'antlaşma hükmü gereği meşru bir hak' olarak sunma gayesini göz önünde bulundurunuz.
3
7. ve 24. maddeler, Anadolu topraklarının işgal edilmesine 'hukuki bir kılıf ve meşruiyet' kazandırmak amacıyla antlaşmaya konulmuştur.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın haberleşme araçlarının denetimi (12. Madde) ve ordunun terhisi (5. Madde) hükümlerinin Türk halkının örgütlenmesi üzerindeki etkilerini inceleyen sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Maddelerin getirdiği yetkilere bakıldığında 'güvenlik tehlikesi' ve 'karışıklık çıkması' kavramlarının son derece muğlak bırakıldığı görülür. Bu muğlaklık, İtilaf Devletleri'nin istedikleri an herhangi bir bölgeyi uluslararası hukuka ve antlaşma metnine uygun şekilde işgal edebilmeleri için bilinçli olarak tasarlanmıştır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 720Soru →

İtilaf Devletleri'nin hazırladığı barış şartlarını görüşmek ve antlaşma metnini onaylatmak üzere 22 Temmuz 1920 tarihinde Yıldız Sarayı'nda Padişah VI. Mehmed Vahdettin başkanlığında Saltanat Şûrası toplanmıştır. Şûra toplantısında antlaşmanın kabulü yönünde yapılan oylamada hazır bulunan üyelerin tamamına yakını lehte oy kullanırken, yalnızca bir üye Osmanlı Devleti'nin egemenliğini ve bağımsızlığını bütünüyle yok eden bu metne açıkça karşı çıkmış ve ayağa kalkmayarak ret oyu vermiştir.

Saltanat Şûrası'nda Sevr Barış Antlaşması'nın onaylanmasına muhalefet eden ve kabul oyu vermeyen bu asker ve devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Topçu Feriki Rıza Paşa

Cevap

Saltanat Şûrası'nda Sevr Antlaşması'nın kabulüne muhalif kalarak ayağa kalkmayan tek üye Topçu Feriki Rıza Paşa'dır.
Sevr Barış Antlaşması taslağının onaylanması amacıyla Yıldız Sarayı'nda toplanan Saltanat Şûrası'nda Padişah Vahdettin'in huzurunda yapılan ayakta oylamada, antlaşmanın kabulüne açıkça karşı çıkarak ayağa kalkmayan ve 'Ben askerim, bunu kabul edemem' diyerek ret oyu kullanan tek kişi Topçu Feriki Rıza Paşa'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanat Şûrası'nın toplanma amacını ve sürecini incelemek
İtilaf Devletleri'nin sunduğu ağır barış şartlarını meşrulaştırmak ve onaylatmak amacıyla 22 Temmuz 1920'de Yıldız Sarayı'nda Saltanat Şûrası toplanmıştır.
Mebusan Meclisi İtilaf Devletleri tarafından kapatıldığı için Osmanlı Hükûmeti antlaşmayı hukuken onaylatacak meclis bulamamış, yerine Saltanat Şûrası'nı toplamıştır.
2
Şûradaki oylama tavırlarını ve muhalif tutumu tespit etmek
Padişah Vahdettin'in 'kabul edenler ayağa kalksın' şeklindeki oylamasında hazır bulunanlar ayağa kalkmış, yalnızca Topçu Feriki Rıza Paşa yerinde oturarak muhalefet etmiştir.
Topçu Feriki Rıza Paşa asker kimliğiyle bu şartların devletin bağımsızlığını bütünüyle ortadan kaldırdığını belirtmiştir.
3
Sevr sürecinde yer alan benzer isimlerin (Ahmet Tevfik Paşa, Rıza Tevfik, Hadi Paşa) rollerini ayrıştırmak
Ahmet Tevfik Paşa Paris'teki taslağı reddeden murahhas, Hadi Paşa ve Rıza Tevfik antlaşmayı imzalayan heyet üyeleri, Topçu Feriki Rıza Paşa ise Saltanat Şûrası'ndaki tek muhaliftir.
Kavram ve kişi karışıklığını önleyerek doğrudan doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın onay süreci, Saltanat Şûrası'nın toplanması ve şûra içerisindeki hukuki/siyasi ayrışmalar.

İpuçları

1
Bu kişi antlaşmayı Fransa'da bizzat imzalayan delege heyetinde yer almamış, İstanbul'daki şûra toplantısında asker kimliğiyle muhalefet etmiştir.
2
İsim benzerliği olan Rıza Tevfik antlaşmayı imzalayanlar arasında iken, aradığımız kişi 'Topçu Feriki' rütbesine sahip bir komutandır.
3
Padişahın 'Kabul edenler ayağa kalksın' çağrısına uymayan bu devlet adamı Korgeneral rütbesindeki Topçu Feriki Rıza Paşa'dır.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nı imzalayan Osmanlı heyetinde yer alan diğer isimlerin (Reşat Halis, Hadi Paşa, Rıza Tevfik) ve TBMM'nin 19 Ağustos 1920 tarihli vatan hainliği kararının incelenmesi.

Alternatif Yöntem

Rol eşleştirmesi yöntemi: Ahmet Tevfik Paşa (Paris taslağını reddeden delege), Hadi Paşa ve Rıza Tevfik (Antlaşmayı bizzat imzalayanlar), Salih Paşa (Amasya Protokolü imzacısı), Topçu Feriki Rıza Paşa (Saltanat Şûrası'ndaki tek muhalif üye).
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 36 / 41Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 36 | Examkin