İdare Hukuku

613 soru

Soru 201Soru

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, görevi başında kalmasında sakınca görülen Devlet memurları hakkında uygulanan "görevden uzaklaştırma" müessesesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Görevden uzaklaştırma kararını veren amir, bu kararı takip eden en geç 15 gün içerisinde memur hakkında soruşturmaya başlamalıdır.

Cevap

Görevden uzaklaştırma kararını veren amirin soruşturmaya başlama süresinin 15 gün olduğunu belirten ifade yanlıştır; kanuna göre bu süre 10 iş günüdür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 139. maddesi uyarınca, görevden uzaklaştıran amir, bu işlemi takip eden 10 iş günü içerisinde soruşturmaya başlamak zorundadır. Seçenekte belirtilen 15 günlük süre yasal gerçeği yansıtmamaktadır. Ayrıca sürenin sadece 'gün' değil 'iş günü' olarak hesaplanması önemli bir ayrıntıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Görevden uzaklaştırmanın hukuki niteliği analiz edilir.
Bu işlemin bir ceza değil, 'tedbir' olduğu saptanır.
657 sayılı Kanun'un 137. maddesi bu durumu tanımlar.
2
Yetkili makamlar kontrol edilir.
Atamaya yetkili amir, müfettiş, vali ve kaymakamın yetkili olduğu doğrulanır.
Yetki aşımını önlemek ve hiyerarşik denetimi sağlamak için makamlar 138. maddede belirlenmiştir.
3
Sürelere ilişkin yasal sınırlar incelenir.
Soruşturmaya başlama süresinin 10 iş günü olduğu belirlenir.
Keyfi uygulamaları önlemek ve memurun mağduriyetini azaltmak amacıyla amire kısa bir süre tanınmıştır (Madde 139).

Anahtar Kavram

Görevden Uzaklaştırma Tedbiri ve Usulleri

İpuçları

1
Görevden uzaklaştırma bir ceza değil, soruşturma boyunca uygulanan bir 'tedbir'dir.
2
Bu tedbirin uygulanması durumunda amirin soruşturma açması için tanınan süre oldukça kısadır ve 'iş günü' üzerinden hesaplanır.
3
Kanun, bu süreyi 10 iş günü olarak belirlemiştir; 15 gün gibi süreler başka idari işlemlerle (itiraz süreleri gibi) karıştırılmamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasını zorunlu kılan halleri (memuriyetten çıkarma dışında bir ceza verilmesi, beraat veya takipsizlik kararı) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 202Soru

İdarenin herhangi bir hizmet kusuru ya da doğrudan bir eylemi bulunmasa dahi; terör olayları, toplumsal kargaşa veya anarşik eylemler sonucu ortaya çıkan zararların, 'zararın topluma paylaştırılması' ve 'sosyal devlet' ilkesi gereği idarece tazmin edilmesi esasına dayanan kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Risk İlkesi

Cevap

Sosyal Risk İlkesi, terör ve toplumsal olaylar sonucunda ortaya çıkan zararların devlet tarafından kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin edilmesini sağlayan hukuk ilkesidir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin faaliyetlerinden kaynaklanmasa bile, toplumsal bir riskin gerçekleşmesi (terör, ayaklanma vb.) sonucu oluşan zararların, sosyal devlet anlayışıyla kolektif olarak karşılanmasını öngörür. Bu ilke, kusursuz sorumluluk hallerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zararın kaynağının terör veya toplumsal kargaşa olduğu belirlendi.
İdarenin sorumluluğunu belirlemek için zararı doğuran olayın türü kritiktir.
2
Kusur durumunu değerlendirme
İdarenin doğrudan bir eylemi veya ihmali (hizmet kusuru) bulunmadığı görüldü.
Sorumluluğun 'kusurlu' mu yoksa 'kusursuz' mu olduğu bu aşamada ayrıştırılır.
3
Kolektif sorumluluk ilkesini uygulama
Sosyal Risk İlkesi tespit edildi.
Toplumun genelini hedef alan saldırıların faturasının sadece mağdura bırakılmaması, riskin topluma yayılması esastır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu ve Sosyal Risk

İpuçları

1
Zarar, idarenin bir hatasından değil, toplumsal bir olaydan kaynaklanmaktadır.
2
Devletin bu zararı ödeme nedeni, 'sosyal devlet' ve 'riskin topluma yayılması' fikridir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran halleri (mücbir sebep, beklenmeyen hal, zarar görenin kusuru) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 203Soru

İdari işlemlerin unsurlarındaki sakatlıkların derecesi, işlemin hukuk alemindeki akıbetini ve geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. İdari bir makamın, anayasal olarak yasama veya yargı organının görev alanına giren bir konuda, kendisini yetkili görerek işlem tesis etmesi durumunda ortaya çıkan hukuki sakatlık türü ve bu işlemin yaptırımı aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fonksiyon gaspı - Yokluk

Cevap

İdari makamın yasama veya yargı alanına müdahalesi 'Fonksiyon Gaspı' olarak adlandırılır ve yaptırımı 'Yokluk'tur.
İdarenin, devletin diğer temel fonksiyonları olan yasama (kanun yapma) veya yargı (hüküm verme) alanına giren bir konuda işlem yapması 'fonksiyon gaspı' teşkil eder. Bu durum, işlemin kurucu unsurlarından olan 'idari makamın yetkisi' sınırlarını aşarak devletin temel yapısına aykırılık oluşturduğu için, bu tür işlemler hukuk aleminde hiç oluşmamış sayılır ve yaptırımı 'yokluk'tur.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemi yapan makam ile işlemin konusunu analiz etme.
İşlem idari bir makam tarafından yapılmış ancak konu yargı veya yasama organına aittir.
Sakatlığın türünü belirlemek için yetki paylaşımının hangi düzeyde ihlal edildiğini anlamak gerekir.
2
Fonksiyon gaspı ile yetki gaspı arasındaki farkı ayırt etme.
Erkler arası (yasama-yürütme-yargı) yetki aşımı fonksiyon gaspıdır.
Yetki gaspı, idari sıfatı olmayanların işlem yapmasıyken; fonksiyon gaspı, idarenin diğer ana devlet fonksiyonlarına müdahalesidir.
3
Sakatlığın hukuki yaptırımını belirleme.
Fonksiyon gaspı, işlemin kurucu unsurlarını sakatladığı için yaptırımı yokluktur.
Hukuk düzeni, kuvvetler ayrılığına bu derece aykırı bir işlemin varlığını en başından reddeder.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerde Yetki Unsuru ve Fonksiyon Gaspı

İpuçları

1
İşlemin hangi devlet organının (Yasama, Yürütme, Yargı) alanına müdahale ettiğine dikkat edin.
2
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlali, idare hukukunda en ağır yetki sakatlığına yol açar.
3
Bir belediyenin boşanma kararı vermesi veya bir bakanlığın kanun maddesini yürürlükten kaldırması fonksiyon gaspıdır.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemlerin diğer unsurları olan 'şekil, sebep, konu ve amaç' üzerindeki sakatlık türlerini ve iptal davası sürelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 204Soru

Bir kamu kurumu tarafından yürütülen baraj inşaatı sırasında, inşaat sahasına komşu olan özel mülkiyetteki bir taşınmazın; kum, taş gibi inşaat malzemelerinin depolanması ve şantiye alanı olarak kullanılması amacıyla geçici bir süreliğine idare tarafından kullanılması gerekmektedir.

Bu durumda, idarenin kamu yararı amacıyla başvurması gereken mal edinme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçici İşgal

Cevap

İdarenin baraj inşaatı gibi bir bayındırlık hizmeti için özel mülkiyetteki bir araziyi geçici olarak kullanması 'Geçici İşgal' yöntemidir.
Geçici işgal, bir bayındırlık hizmetinin (yol, baraj, köprü yapımı gibi) görülmesi sırasında idarenin, bu hizmetin ifası için gerekli olan özel mülkiyetteki bir taşınmazı geçici bir süreliğine kullanmasıdır. Sorudaki baraj inşaatı ve şantiye alanı ihtiyacı bu yöntemin klasik uygulama alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Durumun niteliğini analiz etme
İdare, bir inşaat (bayındırlık) faaliyeti yürütmektedir ve komşu araziye geçici olarak ihtiyaç duymaktadır.
Hukuki yöntemin belirlenmesi için ihtiyacın süresi (geçici/kalıcı) ve konusu (taşınır/taşınmaz) ayırt edilmelidir.
2
Hukuki kavramları karşılaştırma
Taşınmazların geçici kullanımı 'Geçici İşgal' iken, kalıcı mülkiyet devri 'Kamulaştırma', taşınırların olağanüstü kullanımı ise 'İstimval'dir.
İdarenin mal edinme yöntemleri arasındaki teknik farklar doğru seçeneği belirler.

Anahtar Kavram

İdarenin Mal Edinme Yöntemleri ve Geçici İşgal

İpuçları

1
İhtiyacın geçici bir inşaat faaliyetiyle ilgili olduğunu unutmayın.
2
Taşınmaz malların mülkiyetini almadan, sadece belli bir süre kullanmaya yarayan kavramı düşünün.
3
İdari hukukta bayındırlık işleri için komşu taşınmazın geçici kullanımını ifade eden terimi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Geçici işgal kararına karşı hangi yargı yoluna başvurulabileceğini ve tazminat şartlarını incelemeniz konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 205Soru

İdare tarafından işletilen bir yüksek gerilim iletim hattında, tüm periyodik denetim ve teknik bakımların mevzuata uygun şekilde, eksiksiz yapılmasına rağmen; sistemin kendi teknik doğasından kaynaklanan ve dış bir müdahale olmaksızın gerçekleşen öngörülemeyen bir teknik arıza (beklenmeyen hal) nedeniyle meydana gelen patlama, çevredeki bir konuta ağır hasar vermiştir.

Bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, bir hizmet kusuru bulunmasa dahi, yürüttüğü tehlikeli faaliyetten kaynaklanan zararı 'tehlike ilkesi' uyarınca kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdare, bir hizmet kusuru bulunmasa dahi, yürüttüğü tehlikeli faaliyetten kaynaklanan zararı 'tehlike ilkesi' uyarınca kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin etmekle yükümlüdür.
Doğru cevap, idarenin tehlikeli faaliyetlerinden doğan zararların, idarenin kusuru olmasa dahi 'tehlike ilkesi' çerçevesinde tazmin edilmesi gerektiğini belirten ifadedir. İdare hukukunda 'beklenmeyen hal', idarenin faaliyetinin iç işleyişinden kaynaklanan öngörülemeyen teknik aksaklıkları ifade eder. Bu durum idarenin kusura dayalı sorumluluğunu (hizmet kusuru) kaldırsa da, 'tehlike ilkesi' kapsamındaki kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kusursuz sorumluluğu ancak dışsal bir etken olan 'mücbir sebep' sona erdirebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
İdarenin yürüttüğü yüksek gerilim hattı faaliyeti, bünyesinde yüksek risk barındıran 'tehlikeli faaliyet' kategorisindedir.
Sorumluluk rejimini belirlemek için öncelikle faaliyetin türü tespit edilmelidir.
2
Kusur durumunu ve arıza türünü değerlendirme
İdarenin tüm bakımları yaptığı (kusursuz olduğu) ve arızanın sistemin içinden kaynaklanan öngörülemez bir 'beklenmeyen hal' olduğu belirlenmiştir.
Hizmet kusuru olup olmadığını ve sorumluluğu kaldıran hallerin varlığını anlamak gerekir.
3
Beklenmeyen halin sorumluluğa etkisini saptama
Beklenmeyen haller (casus fortuitus), idarenin kusur sorumluluğunu kaldırsa da, 'tehlike ilkesi' gibi kusursuz sorumluluk hallerini ortadan kaldırmaz.
Kusursuz sorumluluğu yalnızca mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi 'dışsal' faktörler kesebilir.
4
Sonuçlandırma
İdare, kusuru olmasa da tehlike ilkesi gereği zararı tazmin etmelidir.
Kusursuz sorumluluğun temel mantığı, riskli faaliyeti yürütenin bu faaliyetten doğan zarara katlanmasıdır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Tehlike İlkesi) ve Beklenmeyen Hal Ayrımı
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 206Soru

Türkiye'de uygulanan idari rejim gereği idare hukuku, özel hukuktan bağımsız ve kendine özgü kuralları olan bir kamu hukuku dalıdır. İdare hukukunun doğuşu, kaynakları ve genel yapısı göz önüne alındığında, bu hukuk dalının özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukuku kuralları tek bir temel metinde toplanmamış (tedvin edilmemiş) bir hukuk dalı olup temel ilkeleri büyük ölçüde içtihatlarla belirlenmiştir.

Cevap

İdare hukukunun kuralları tek bir metinde toplanmamıştır (dağınıktır) ve bu dal büyük ölçüde Danıştay içtihatları ile şekillenmiş bir içtihat hukukudur.
İdare hukuku, diğer ana hukuk dallarının aksine tüm kurallarının tek bir kanun metninde toplanmadığı 'tedvin edilmemiş' (dağınık) bir hukuk dalıdır. Bu eksiklik, idari yargı organlarının (özellikle Danıştay) verdiği kararların (içtihatların) hukuk dalının temel ilkelerini belirlemesine yol açmıştır; bu yüzden idare hukuku bir 'içtihat hukukudur'.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kodifikasyon durumunun belirlenmesi
İdare hukukunun Medeni Kanun veya Ceza Kanunu gibi tüm kuralları kapsayan tek bir temel kanunu (kod kanunu) yoktur.
İdare hukuku kuralları farklı kanunlarda (Belediye Kanunu, Memurlar Kanunu vb.) dağınık halde bulunur.
2
Hukuk dalının kaynağının analiz edilmesi
İdare hukukunun temel ilkeleri, mahkemelerin (özellikle Danıştay) benzer olaylarda verdiği kararların süreklilik kazanmasıyla yani içtihatlarla oluşmuştur.
Kodifiye edilmemiş olması, içtihatların bu hukuk dalında kurucu rol oynamasına neden olmuştur.
3
Gençlik ve dinamizm özelliklerinin değerlendirilmesi
İdare hukuku 19. yüzyılda doğmuş genç bir hukuk dalıdır ve idari faaliyetlerin genişlemesiyle sürekli güncellenir.
Toplumun sürekli değişen kamu hizmeti ihtiyaçları hukukun da dinamik olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri (İçtihat Hukuku ve Tedvin Edilmemiş Olma)

İpuçları

1
İdare hukukunun kurallarının tek bir kitapta toplanıp toplanmadığını ve mahkeme kararlarının önemini düşünün.
2
İdare hukukunun bir 'içtihat hukuku' olduğu ve kodifikasyon (tek bir kanun yapma) sürecinden geçmediği bilgisini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdari rejimin özellikleri ile adli rejim (Anglo-Sakson) arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 207Soru

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri uyarınca, merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer alan "il genel idaresi"nin yardımcı organı olan "İl İdare Kurulu"nun üyeleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl Genel Meclisi Başkanı

Cevap

İl Genel Meclisi Başkanı, merkezi yönetimin taşra teşkilatı olan İl Genel İdaresi'ne değil, kamu tüzel kişiliği bulunan İl Özel İdaresi'ne (mahalli idare) ait bir organdır.
İl Genel Meclisi, 1982 Anayasası ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu uyarınca, bir yerinden yönetim kuruluşu olan İl Özel İdaresi'nin karar organıdır. Merkezi yönetimin taşra teşkilatı (İl Genel İdaresi) bünyesinde yer alan İl İdare Kurulu ise atanmış bürokratlardan oluşur ve İl Genel Meclisi ile hiçbir organik bağı yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin taşra teşkilatı birimlerini belirle.
Merkezi yönetimin taşra teşkilatı; il genel idaresi, ilçe idaresi ve bölge kuruluşlarından oluşur.
Soruda istenen organın hangi idari yapı içinde olduğunu anlamak için temel ayrım yapılmalıdır.
2
İl genel idaresinin organlarını hatırla.
İl genel idaresinin organları; vali, il idare şube başkanları ve il idare kuruludur.
İl İdare Kurulu'nun bir 'yardımcı organ' olarak bu yapının parçası olduğu teyit edilmelidir.
3
5442 sayılı Kanun uyarınca İl İdare Kurulu üyelerini listele.
Vali başkanlığında; Hukuk İşleri Müdürü, Defterdar, Milli Eğitim, Çevre ve Şehircilik (Bayındırlık), Tarım ve Sağlık müdürleri.
Kanuni dayanağa göre kurulun kimlerden oluştuğu netleştirilmelidir.
4
Seçenekleri merkezi/mahalli idare ayrımına göre analiz et.
İl Genel Meclisi Başkanı, yerinden yönetim kuruluşu olan İl Özel İdaresi'nin seçilmiş bir organıdır; merkezi hiyerarşiye değil, idari vesayete tabidir.
Yanlış olan seçeneğin farklı bir tüzel kişilik bünyesinde yer aldığı sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

İl Genel İdaresi (Merkezi/Taşra) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) arasındaki organ farkı.

İpuçları

1
İl İdare Kurulu üyeleri, ildeki bakanlık temsilcileri olan atanmış 'müdürlerden' oluşur.
2
İl Özel İdaresi ve İl Genel İdaresi farklı yapılardır. Birinde 'seçilmiş' meclis varken, diğerinde merkeze bağlı 'atanmış' kurul vardır.
3
Meclisler genellikle yerel yönetimlerin karar organıdır. İl Genel Meclisi de İl Özel İdaresi'nin bir organıdır.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi'nin organları ile İl Genel İdaresi'nin organlarını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak bu ayrımı pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Şube başkanlarının 'devlet memuru' statüsünde olduğunu, meclis üyelerinin ise 'seçimle' geldiğini düşünerek merkezi yönetim ile mahalli idare ayrımı üzerinden sonuca gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 208Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilat yapısında, merkezden yönetim ilkesinin bir uzantısı olarak başkent dışındaki birimlerde görev yapan "taşra teşkilatı" yer almaktadır. Taşra teşkilatı, merkezin hiyerarşisi altında çalışır ve merkezin emirlerini yerine getirir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer alan organ veya birimlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl idare kurulu

Cevap

İl idare kurulu, merkezi yönetimin taşra teşkilatındaki İl Genel İdaresi yapısında yer alan bir yardımcı organdır.
İl idare kurulu, Vali'nin başkanlığında hukuk işleri müdürü, defterdar, milli eğitim, bayındırlık, tarım ve sağlık müdürlerinden oluşan merkezi yönetimin (taşra) bir danışma ve karar organıdır. Devlet tüzel kişiliği içinde yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi Yönetim ve Taşra Teşkilatı ayrımını yapın.
Merkezi yönetim; Başkent Teşkilatı ve Taşra Teşkilatı (İl, İlçe, Bölge İdareleri) olarak ikiye ayrılır.
İdarenin bütünlüğü ilkesi gereği hiyerarşik bağın kurulabilmesi için bu ayrımın bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki kurumların hukuki statülerini inceleyin.
İl genel meclisi, Belediye encümeni ve Köy muhtarı; Kamu Tüzel Kişiliği olan 'Yerinden Yönetim' (Mahalli İdareler) birimleridir.
Adayın mahalli idareler ile taşra teşkilatını karıştırmasını engellemek için bu ayrım kritiktir.
3
İl Genel İdaresi organlarını listeleyin.
Vali, İl İdare Şube Başkanları ve İl İdare Kurulu.
İl idare kurulunun taşra teşkilatının bir parçası olduğu bu şekilde kesinleşir.

Anahtar Kavram

Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı vs. Mahalli İdareler Ayrımı

İpuçları

1
Taşra teşkilatı devlet tüzel kişiliği içindedir ve ayrı bir bütçesi yoktur.
2
İl genel meclisi ile İl idare kurulu arasındaki farkı hatırlayın; biri yerel yönetim, diğeri merkezi yönetim organıdır.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ve İl Genel İdaresi arasındaki organ farklarını tablo yaparak karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 209Soru

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında "idarenin bütünlüğü" ilkesini sağlamak amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet denetim yetkilerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşi denetimi ancak anayasa veya kanunla açıkça yetki verilmesi durumunda kullanılabilen istisnai bir yetki iken; idari vesayet denetimi idari teşkilatlanmanın doğal bir sonucu olarak her zaman mevcuttur.

Cevap

Hiyerarşinin istisnai, idari vesayetin ise genel bir yetki olduğunu savunan seçenek yanlıştır.
Hiyerarşi denetimi, idari makamların kurulduğu andan itibaren herhangi bir kanuni düzenlemeye gerek duymaksızın sahip oldukları tabii ve genel bir yetkidir. Oysa idari vesayet, yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğini korumak adına ancak kanunla açıkça belirtilen sınırlı hallerde kullanılabilen istisnai bir yetkidir. Yanlış olan seçenekte bu iki kavramın nitelikleri tam tersi şekilde sunulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Denetim türlerinin hukuki niteliğini analiz etme.
Hiyerarşi, idari teşkilatlanmanın (ast-üst ilişkisi) doğal bir sonucudur ve kanunla ayrıca belirtilmesine gerek yoktur (genel yetki). İdari vesayet ise idari özerkliğe bir müdahale olduğu için ancak kanunla öngörüldüğünde kullanılabilir (istisnai yetki).
İdarenin bütünlüğü ilkesinin nasıl sağlandığını ayırt etmek için yetkinin kaynağına bakılmalıdır.
2
Tüzel kişilik ayrımını kontrol etme.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde (Devlet tüzel kişiliği veya tek bir belediye tüzel kişiliği gibi) işler. İdari vesayet ise merkezi idare (Devlet) ile yerinden yönetim kuruluşları (Belediyeler, Köyler, Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları) gibi farklı tüzel kişiler arasındadır.
Denetimin hiyerarşi mi yoksa vesayet mi olduğunu belirleyen en somut ölçüt tüzel kişilik farkıdır.
3
Denetimin kapsamını (Yerindelik ve Hukukilik) değerlendirme.
Hiyerarşi amiri işlemi hem hukuka uygunluk hem de yerindelik (hizmetin gereği) açısından denetleyip değiştirebilir. Vesayet makamı ise kural olarak sadece hukukilik denetimi yapar ve kararı değiştiremez.
Vesayet makamının yerindelik denetimi yapması yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğine aykırı bir durumdur.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilat İlkeleri (Hiyerarşi vs. İdari Vesayet)

İpuçları

1
Denetimin 'genel yetki' mi yoksa 'istisnai yetki' mi olduğunu düşünün.
2
Hiyerarşi bir kurumun kendi içindeki emir-komuta zinciridir, bu yüzden kanunla ayrıca 'izin' verilmesine gerek yoktur.
3
İdari vesayet özerk bir birimin kararlarına dışarıdan müdahale olduğu için mutlaka kanuni bir dayanak (yasal izin) gerektirir.

Daha Fazla Pratik

İl Genel İdaresi (Taşra) ile İl Özel İdaresi (Yerinden Yönetim) arasındaki denetim türü farklarını çalışarak bu konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 210Soru

İdare hukukunda denetim yetkisi; hiyerarşi ve idari vesayet olmak üzere iki temel başlıkta toplanır. Hiyerarşik amir, astın işlemlerini hem 'hukuka uygunluk' (mevzuata uyum) hem de 'yerindelik' (kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk) açısından denetleme yetkisine sahipken; idari vesayet makamları, kural olarak yerinden yönetim kuruluşlarının işlemlerini sadece 'hukuka uygunluk' açısından denetleyebilirler.

Buna göre, idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde aşağıda verilen denetim ilişkilerinden hangisinde, denetleyen makamın denetlenen birimin işlemlerini 'yerindelik' açısından denetleme yetkisi bulunmamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyükşehir belediye başkanının, bir ilçe belediye meclisi tarafından alınan kararı denetlemesi

Cevap

Büyükşehir belediye başkanının, ilçe belediye meclisi tarafından alınan kararı denetlemesi seçeneğindeki ilişki idari vesayet niteliği taşıdığından yerindelik denetimi yapılamaz.
Doğru seçenekte belirtilen Büyükşehir Belediye Başkanı ve İlçe Belediye Meclisi arasındaki ilişki bir idari vesayet ilişkisidir. Türk İdare Hukuku'na göre idari vesayet makamları, yerinden yönetim kuruluşlarının kararları üzerinde ancak kanunla belirlenmiş sınırlı bir denetim yetkisine sahiptir ve bu denetim kural olarak sadece 'hukuka uygunluk' denetimiyle sınırlıdır. Yerinden yönetim biriminin özerkliği gereği, merkezi idare veya üst bir yerinden yönetim birimi (Büyükşehir gibi) alt birimin kararını 'bu karar kamu yararına pek uygun olmamış' diyerek (yerindelik denetimi) iptal edemez.

Adım Adım Çözüm

1
Tüzel kişilik ayrımını yap
Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyesi anayasal olarak ayrı mahalli idare birimleri olup her birinin kendi 'Kamu Tüzel Kişiliği' bulunmaktadır.
İdari vesayet sadece farklı kamu tüzel kişilikleri arasında söz konusu olur.
2
Denetim türünü belirle
Seçeneklerdeki diğer tüm ilişkiler (Bakan-Genel Müdür, Rektör-Dekan, Vali-Kaymakam, Belediye Başkanı-Yardımcısı) aynı tüzel kişilik içindeki 'Hiyerarşi' ilişkisidir.
Hiyerarşi için aynı çatıda (aynı tüzel kişilikte) bulunmak gerekir.
3
Denetimin kapsamını analiz et
Hiyerarşide hem hukuka uygunluk hem yerindelik denetimi varken; idari vesayette kural olarak sadece hukuka uygunluk denetimi vardır.
Yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğini korumak amacıyla idari vesayet yetkisi yerindelik denetimini kapsamaz.

Anahtar Kavram

Hiyerarşi ve İdari Vesayet Arasındaki Farklar

İpuçları

1
Denetleyen ve denetlenen makamların farklı kamu tüzel kişilikleri olup olmadığına bakın.
2
Hiyerarşide yerindelik denetimi yapılabilirken, idari vesayette denetim yetkisi sadece kanunda belirtilen hallerle sınırlıdır ve genelde sadece hukuka uygunluk denetimidir.

Daha Fazla Pratik

Kamu tüzel kişiliği bulunan ve bulunmayan kurumların listesini (üniversite, belediye, fakülte, bakanlık, il özel idaresi) tekrar gözden geçirerek tüzel kişilik kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 211Soru

İdari kolluk faaliyetleri; kamu düzenini korumak, bozulduğunda ise eski haline getirmek amacıyla yürütülen önleyici faaliyetlerdir. Bu faaliyetlerin yürütülmesinde görev alan makam ve personelin yetki sınırları ile teşkilat yapısı, idare hukukunun en temel ve teknik konularından biridir. Buna göre, idari kolluk teşkilatı ve yetkileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaymakam, mülki idare amiri sıfatıyla ilçe sınırları içerisindeki polis ve jandarma üzerinde olduğu gibi, belediye zabıtası üzerinde de hiyerarşi yetkisine sahiptir.

Cevap

Kaymakamın belediye zabıtası üzerindeki yetkisi hiyerarşi değil, idari vesayettir.
İdare hukukunda hiyerarşi yetkisi, yalnızca aynı kamu tüzel kişiliği içerisindeki üstlerin astlar üzerindeki yetkisini ifade eder. Kaymakam devlet tüzel kişiliği içerisinde yer alırken, belediye zabıtası belediye tüzel kişiliğine bağlıdır. Bu nedenle kaymakamın belediye zabıtası üzerindeki denetim yetkisi hiyerarşi değil, anayasal bir denetim türü olan idari vesayettir. Kaymakam, polis ve jandarma üzerinde (aynı tüzel kişilikte oldukları için) hiyerarşi yetkisine sahipken zabıta üzerinde bu yetkiye sahip değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarının teşkilat yapısını analiz etme
Kaymakam, merkezi idarenin taşra teşkilatında yer alan bir genel idari kolluk makamıdır; belediye zabıtası ise mahalli idarenin bir parçasıdır.
Yetki türünü belirlemek için makamın hangi tüzel kişilik içinde olduğu tespit edilmelidir.
2
Hiyerarşi ve idari vesayet ayrımını uygulama
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler (merkez ile yerinden yönetim) arasında gerçekleşir.
Kaymakam devlet tüzel kişiliğini, zabıta ise belediye tüzel kişiliğini temsil ettiğinden aralarındaki ilişki vesayettir.
3
Diğer teknik detayları doğrulama
Valilerin yönetmelik çıkaramaması (tüzel kişilik eksikliği) ve genel idari kolluk öğeleri doğru bilgilerdir.
Çok zor düzeydeki bu soruda çeldiricilerin doğruluğu teyit edilerek yanlış seçenek kesinleştirilir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Teşkilatı ve Denetim Türleri

İpuçları

1
Kolluk makamları arasındaki yetki ilişkisini belirlerken 'aynı tüzel kişilik' mi yoksa 'farklı tüzel kişilik' mi olduklarına dikkat edin.
2
Hiyerarşi ve idari vesayet kavramlarını hatırlayın. Yerel yönetimler (belediyeler) merkezden ayrı tüzel kişiliklere sahiptir.
3
Kaymakam merkezi idareyi temsil ederken, zabıta belediyeye bağlıdır. Aralarında hiyerarşi olması hukuken mümkün müdür?

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet ile hiyerarşi farklarını tablo halinde çalışmak, hem teşkilat hem de kolluk sorularında yüksek başarı sağlar.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 212Soru

İdarenin kamu hizmetlerini yürütmek amacıyla başvurduğu mal edinme yöntemlerinden olan "Kamulaştırma" (İstimlak) ile "İstimval" (Olağanüstü yükümlülükler) arasındaki temel farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstimval yöntemi, kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyetteki taşınmazların mülkiyetinin bedelsiz olarak ve olağan dönemlerde idareye geçmesini sağlar.

Cevap

İstimval yönteminin taşınmaz mülkiyetini bedelsiz ve olağan dönemlerde idareye geçirdiğini belirten ifade yanlıştır.
İstimval, ancak savaş, seferberlik veya olağanüstü hal gibi durumlarda başvurulabilen istisnai bir yöntemdir. Taşınmazlar söz konusu olduğunda idareye mülkiyeti değil, sadece kullanım hakkını (zilyetliği) verir. Ayrıca Anayasa gereği hiçbir mal edinme yöntemi bedelsiz gerçekleştirilemez; istimvalde de hak sahibine bedel ödenmesi zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma ve istimval kavramlarının hukuki niteliğini analiz etme
Kamulaştırma mülkiyeti, istimval ise (taşınmazlarda) kullanımı konu alır.
İdarenin mal edinme yöntemlerinin sınırlarını belirlemek için temel ayrım gereklidir.
2
Yöntemlerin uygulama zamanlarını karşılaştırma
Kamulaştırma olağan, istimval olağanüstü (savaş, OHAL vb.) dönemlere özgüdür.
Anayasal mülkiyet hakkına müdahalenin koşulları dönemsel farklılık gösterir.
3
Bedel ve mülkiyet devri şartlarını inceleme
Her iki yöntemde de mülkiyet hakkı korunur ve bedel (tazminat) ödenmesi zorunludur.
Anayasa'nın 4646. ve 4747. maddeleri uyarınca idari el atmalar bedelsiz olamaz.

Anahtar Kavram

Kamulaştırma ve İstimval Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Acele kamulaştırma ve geçici işgal kavramları arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 213Soru

İdare hukukunda idari işlemlerin unsurlarındaki sakatlıklar, işlemin hukuk alemindeki geçerliliğini ve varlığını farklı derecelerde etkiler. Bir idari işlemin, idareye tamamen yabancı bir kişi (resmi bir sıfatı bulunmayan) tarafından tesis edilmesi veya idari bir makamın yasama ya da yargı organının görev alanına giren bir konuda işlem yapması durumunda ortaya çıkan hukuki yaptırım türü ve bu yaptırımın temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yokluk - İşlem hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır ve her zaman ileri sürülebilir.

Cevap

İdari işlemin kurucu unsurlarının yokluğu durumunda ortaya çıkan yaptırım 'Yokluk'tur; bu işlem hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır ve her zaman ileri sürülebilir.
İdari işlemin unsurlarındaki sakatlık eğer işlemin kurucu unsurlarından birini (yetki, konu, irade açıklaması) etkiliyorsa, bu işlem hukuk aleminde hiç doğmamış kabul edilir. Resmi sıfatı bulunmayan bir kişinin işlem yapması (Yetki Gaspı) veya idarenin başka bir erkin alanına müdahale etmesi (Fonksiyon Gaspı), işlemin kurucu unsurlarındaki en ağır sakatlıklardır. Bu durumda ortaya çıkan 'Yokluk' yaptırımı gereği, işlem baştan itibaren geçersizdir ve herhangi bir dava açma süresiyle sınırlı olmaksızın her zaman geçersizliği ileri sürülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemi tesis eden kişinin statüsünü analiz etme.
İşlemi yapanın resmi bir sıfatının olmaması 'Yetki Gaspı' olarak nitelendirilir.
Yetki unsuru, idari işlemin en temel kurucu unsurudur.
2
İşlemin kapsamını inceleme.
İdarenin yasama veya yargı yerine geçerek işlem yapması 'Fonksiyon Gaspı'dır.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği idare, diğer erklerin alanına müdahale edemez.
3
Sakatlığın derecesini belirleme.
Yetki gaspı ve fonksiyon gaspı durumları idari işlemin 'kurucu unsurlarında' bir eksiklik olduğunu gösterir.
Kurucu unsur eksikliği, işlemin 'iptal' değil 'yokluk' ile malul olmasına yol açar.
4
Yokluk yaptırımının sonuçlarını tespit etme.
Yok hükmündeki işlemler zamanaşımına tabi değildir, her zaman ileri sürülebilir ve idari yargı mercii tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır.
Hukuken hiç var olmamış bir işlemin sonuç doğurması mümkün değildir.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerde Sakatlık Türleri ve Yokluk Yaptırımı

İpuçları

1
İşlemi yapan kişinin devlet memuru veya yetkili bir görevli olup olmadığına dikkat edin.
2
İdarenin, yasama organının (TBMM) veya yargı organının (mahkemeler) yerine geçerek karar alması durumunu düşünün.
3
Kurucu unsurlardaki (en temel şartlar) bir eksikliğin, işlemin hukuk aleminde hiç var olamamasına yol açacağını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemin 'yetki tecavüzü' (yetki aşımı) durumundaki hukuki sonucunu, yetki gaspı ile karşılaştırarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 214Soru

İdare hukuku; idarenin teşkilatı, faaliyetleri ve bireylerle olan ilişkilerini düzenleyen, kamu yararı amacını güden bağımsız bir kamu hukuku dalıdır.

Buna göre, idare hukukunun genel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roma hukukuna dayanan köklü bir geçmişi olup kodifikasyon (tedvin) sürecini en erken tamamlayan hukuk dalıdır.

Cevap

İdare hukukunun Roma hukukuna dayandığını ve kodifikasyon sürecini ilk tamamlayan dal olduğunu belirten ifade yanlıştır.
İdare hukuku, Roma hukukuna dayanmaz; aksine tarihsel süreçte en geç gelişmiş (genç) hukuk dallarından biridir. Ayrıca Medeni Kanun veya Türk Ceza Kanunu gibi kuralları tek bir ana metinde toplayan bir 'İdare Kanunu' bulunmamaktadır (tedvin edilmemiş olma özelliği). Bu nedenle, bu hukuk dalının Roma hukukuna dayandığı ve kodifikasyon sürecini erken tamamladığı yönündeki bilgi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun tarihsel kökenini analiz etme
İdare hukukunun Roma hukukuna dayanmadığı, aksine Fransız Devrimi sonrası süreçte (yaklaşık 19. yüzyıl) gelişen genç bir hukuk dalı olduğu belirlenir.
Genç bir dal olması, onun Medeni Hukuk gibi antik kökenlere sahip olmadığını açıklar.
2
Hukuk dalının yazılı kaynak yapısını inceleme
İdare hukukunun tedvin (kodifiye) edilmediği, yani tüm kural ve ilkeleri içeren tek bir ana kanunu olmadığı tespit edilir.
Tedvin edilmeme, idare hukukunun dinamik ve esnek yapısının bir gereğidir.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu idare hukuku ilkeleriyle karşılaştırma
Roma hukukuna dayanma ve erken kodifikasyon gibi özelliklerin özel hukuk dallarına (Medeni Hukuk) ait olduğu, idare hukuku için ise tam tersinin geçerli olduğu görülür.
Yanlış yargıyı içeren seçeneğin tespit edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Genel Özellikleri
Tahmini Süre:50s
Soru 215Soru

29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca, idare tarafından gerçekleştirilen bir kamulaştırma işleminde malikin mülkiyet hakkını korumak amacıyla başvurabileceği yargı yolları ve bu davalardaki görevli mahkemeler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamulaştırma işleminin (idari işlemin) iptali talebiyle idari yargıda dava açılabilirken; kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili uyuşmazlıkları adli yargı kolundaki asliye hukuk mahkemelerinde çözümlenir.

Cevap

Kamulaştırma sürecinde idari işlemin iptali için idari yargıya, bedel uyuşmazlıkları için ise adli yargıya (asliye hukuk mahkemesi) başvurulması gerekir.
Türk hukuk sisteminde kamulaştırma süreci 'karma' bir yapıya sahiptir. İdarenin aldığı kamu yararı kararı ve kamulaştırma işleminin kendisi bir idari işlem olduğundan, bu işlemin iptali için idari yargıda (İdare Mahkemesinde) dava açılmalıdır. Ancak 20012001 yılında yapılan düzenleme ile kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili görevi adli yargı kolundaki asliye hukuk mahkemelerine verilmiştir. Bu nedenle bedel uyuşmazlıkları ile işlemin iptali davaları farklı yargı kollarında çözümlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma işleminin hukuki niteliğini analiz etme
Kamulaştırma, idarenin kamu yararı amacıyla bir taşınmazın mülkiyetini rızası dışında devralmasıdır.
Bu işlem hem bir idari tasarruf hem de bir mülkiyet devri içerir.
2
Yargısal denetim yollarını belirleme
İşlemin iptali için idari yargıda (İdare Mahkemesi) dava açılır; bedel tespiti için adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) dava görülür.
20012001 Anayasa değişikliği ve Kamulaştırma Kanunu'ndaki güncellemelerle bedel takdir komisyonu yerine mahkeme yolu zorunlu kılınmıştır.
3
Görevli mahkemeleri teyit etme
Bedel tespiti davasını idare açar ve bu dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Taşınmazın mülkiyetine ve bedeline ilişkin uyuşmazlıklar Türkiye'de adli yargı koluna bırakılmıştır.

Anahtar Kavram

Kamulaştırmada İkili Yargı Yolu

İpuçları

1
Kamulaştırmada işlemin 'hukuka uygunluğu' ile 'paranın miktarı' farklı mahkemelerde tartışılır.
2
Unutmayın; mülkiyet hakkı ve tazminat gibi konular genellikle adli yargının (hukuk mahkemeleri) alanına girer.
3
Kamulaştırma Kanunu'na göre bedel tespiti davasını idare açar ve bu dava taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Daha Fazla Pratik

Kamulaştırma bedelinin ödenme şekli (peşin ödeme kuralı ve taksitlendirme istisnaları) ile acele kamulaştırma usulünü tekrar etmeniz faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 216Soru

İdare hukukunda idari işlemlerin yetki unsuru bakımından sakatlığı söz konusu olduğunda; idarenin, yasama veya yargı organının görev alanına giren bir konuda işlem tesis etmesi durumu ile bu işlemin karşılaşacağı hukuki yaptırım aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fonksiyon gaspı - Yokluk

Cevap

İdarenin yasama veya yargı organının yerine geçerek işlem yapması 'fonksiyon gaspı' olarak adlandırılır ve bu işlem 'yokluk' yaptırımına tabidir.
Doğru seçenekte belirtilen 'Fonksiyon gaspı - Yokluk' eşleşmesi, idarenin anayasal bir organın (örneğin TBMM veya Mahkeme) yerine geçerek işlem yapmasının tam karşılığıdır. Bu tür bir işlem, kurucu unsurlardan olan 'yetki' bakımından o kadar ağır bir sakatlık taşır ki, hukuk düzeni bu işlemi baştan itibaren ölü doğmuş kabul ederek 'yokluk' yaptırımı ile karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin yetki unsuru açısından sakatlık türleri belirlenir.
İşlemin başka bir devlet erkinin alanına girip girmediği kontrol edilir.
Yetki sakatlıkları; fonksiyon gaspı, yetki gaspı ve yetki tecavüzü olarak farklı sonuçlar doğurur.
2
Yasama veya yargı organının görevine giren bir konuda idarenin işlem yapması tanımlanır.
Bu durumun 'fonksiyon gaspı' olduğu tespit edilir.
Fonksiyon (erkler) arası bir müdahale söz konusudur.
3
Fonksiyon gaspının hukuk alemindeki karşılığı olan müeyyide belirlenir.
İşlemin 'yokluk' yaptırımı ile sakat olduğu sonucuna varılır.
Bu derece ağır yetki sakatlıkları hukuk sisteminde işlemin hiç doğmamış sayılmasına (yokluk) yol açar.

Anahtar Kavram

Yetki Unsuru Sakatlıkları: Fonksiyon Gaspı ve Yokluk

İpuçları

1
İdarenin yasama veya yargı gibi farklı 'güçlerin' yerine geçmesi durumuna odaklanın.
2
Bu durum 'erkler ayrılığı' ilkesinin ihlali olup, idare hukuku literatüründe 'fonksiyon' kelimesiyle ifade edilir.
3
Bu kadar ağır bir yetki aşımı, işlemin hukuk dünyasında hiç var olmaması sonucunu doğurur; bu yaptırımın adı nedir?

Daha Fazla Pratik

İdari işlemlerin diğer unsurları olan 'sebep' ve 'maksat' unsurlarındaki sakatlıkların hangi yargısal denetimle iptal edilebildiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 217Soru

1982 Anayasası'nın 127. maddesinde düzenlenen mahalli idarelere ilişkin esaslar uyarınca, seçilmiş bir mahalli idare organının veya bu organın bir üyesinin "organlık sıfatını kaybetmesi" ve "görevden uzaklaştırılması" süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçilmiş organların organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetim ancak yargı yolu ile olur; ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan organları veya üyelerini İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırabilir.

Cevap

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmeleri sadece yargı yolu ile mümkündür; ancak görevle ilgili bir suç nedeniyle soruşturma/kovuşturma açılması durumunda İçişleri Bakanı geçici olarak görevden uzaklaştırma yetkisine sahiptir.
Doğru ifade, 1982 Anayasası'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasındaki metinle tam olarak örtüşmektedir. Bu hükme göre, seçilmiş organların sıfatlarını kaybetmeleri ancak yargı kararıyla (belediye başkanları ve meclisleri için Danıştay yoluyla) gerçekleşebilir. Fakat kamu hizmetinin aksamaması ve delillerin korunması amacıyla, görevleriyle ilgili bir suçtan ötürü hakkında soruşturma açılan kişileri İçişleri Bakanı geçici olarak görevden uzaklaştırabilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 127. maddesinin analiz edilmesi
Mahalli idarelerin özerk yapısı gereği seçilmiş organların korunması için özel bir denetim usulü öngörülmüştür.
Anayasa, yerinden yönetim kuruluşlarının seçilmiş organlarının siyasi baskıdan korunmasını hedefler.
2
Organlık sıfatının kaybı ile görevden uzaklaştırma arasındaki farkın saptanması
Sıfatın kaybı nihai ve kalıcı bir işlemdir; uzaklaştırma ise geçici bir tedbirdir.
Kalıcı kararlar yargı bağımsızlığına, geçici tedbirler ise kamu hizmetinin selameti için idari yetkiye bırakılmıştır.
3
Yetkili mercilerin belirlenebilmesi
Nihai kararda yargı (Danıştay), geçici tedbirde ise İçişleri Bakanı yetkilidir.
İdari vesayet makamı olan İçişleri Bakanlığı, anayasal bir istisna olarak görevle ilgili suçlarda uzaklaştırma yapabilir.

Anahtar Kavram

Mahalli İdareler Üzerindeki İdari Vesayet ve Yargısal Denetim

İpuçları

1
Mahalli idareler özerk kuruluşlardır, bu yüzden merkezi idarenin onlar üzerindeki yetkisi sınırlıdır.
2
Seçilmiş organların görevine son verilmesi (nihai işlem) ile görevden uzaklaştırılması (geçici işlem) arasındaki yetki farkına odaklanın.
3
Anayasa'nın 127. maddesine göre, geçici uzaklaştırma yetkisi İçişleri Bakanı'na, sıfatın kaybı kararı ise yargıya aittir.

Daha Fazla Pratik

Belediyelerin ve köylerin kuruluş usullerini (kanun vs. idari işlem) tekrar ederek bu konuyla bütünleştirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 218Soru

Türk idare hukukunda idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla öngörülen hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri arasındaki hukuki rejim farkları dikkate alındığında, idari vesayet denetimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vesayet makamı, hukuka aykırı bulduğu bir yerinden yönetim işlemini iptal edebileceği gibi, idarenin bütünlüğünü sağlamak adına bu işlemin yerine geçecek yeni bir işlemi doğrudan tesis edebilir.

Cevap

İdari vesayet makamının, denetlenen işlemin yerine geçmek üzere doğrudan yeni bir işlem tesis etme (irade ikamesi) yetkisinin bulunmadığını belirten seçenek yanlıştır.
İdari vesayet denetimi, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğine müdahale etmeden idarenin bütünlüğünü sağlama aracıdır. Bu denetimde vesayet makamı, denetlenen kuruluşun yerine geçerek karar alma (irade ikamesi) yetkisine sahip değildir. Vesayet makamı hukuka aykırı gördüğü bir işlemi iptal edebilir, ancak onun yerine yeni bir işlem yapamaz. Yeni işlemi tesis etme, değiştirme veya düzeltme yetkisi sadece aynı tüzel kişilik içindeki hiyerarşik amirlere aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet kavramlarının hukuki niteliğini belirle.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasındadır.
Denetimin kapsamını belirleyen temel unsur tüzel kişilik ayrımıdır.
2
Hiyerarşik amirin yetkileri ile vesayet makamının yetkilerini karşılaştır.
Hiyerarşik amir işlemi değiştirebilir (ikame edebilir), vesayet makamı ise kural olarak sadece iptal edebilir veya onaylayabilir.
Vesayet makamına irade ikamesi yetkisi verilmesi, yerinden yönetim kuruluşunun özerkliğini ortadan kaldırır.
3
Seçeneklerdeki hukuki ifadeleri 1982 Anayasası ve İdare Hukuku ilkeleriyle test et.
İdari vesayet makamının yeni bir işlem tesis edebileceği yönündeki ifade, hiyerarşiye özgü bir yetkidir.
Vesayet makamının irade ikamesi yasağı, idari vesayetin en temel sınırlarından biridir.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve İrade İkamesi Yasağı
Soru 219Soru

29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 2727. maddesinde düzenlenen "acele kamulaştırma" usulü ve bu sürecin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıda yer alan ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkeme, acele kamulaştırma talebini aldıktan sonra en geç 77 gün içinde taşınmazın değerini bilirkişiler aracılığıyla tespit etmek ve el koyma kararını vermek zorundadır.

Cevap

Acele kamulaştırmada mahkeme, taşınmazın değerini bilirkişiler marifetiyle 77 gün içinde tespit eder.
Doğru ifade, mahkemenin değer tespitini 77 gün içinde yapması gerektiğidir. 29422942 sayılı Kanun'un 2727. maddesine göre, mahkeme kıymet takdirini bilirkişiler aracılığıyla bu süre içinde sonuçlandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Acelelik şartlarının kontrolü
Cumhurbaşkanı kararı veya milli müdafaa gibi bir durumun varlığı tespit edilir.
Her kamulaştırma acele usulle yapılamaz, kanundaki özel şartlar gerekir.
2
Mahkemeye başvuru
İdare, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurur.
Bedel tespiti ve el koyma kararı adli yargı makamınca verilir.
3
Değer tespiti süresi
Mahkeme 77 gün içinde bilirkişi raporunu hazırlar.
Sürecin 'acele' niteliği gereği kanun koyucu mahkemeye çok kısa bir süre tanımıştır.
4
Bedelin depo edilmesi ve el koyma
Tespit edilen bedel bankaya yatırılır ve idare taşınmaza el koyar.
Mülkiyet henüz geçmese de idare taşınmazı kullanmaya başlayabilir.

Anahtar Kavram

Acele Kamulaştırma (2727. Madde) Usulü
Soru 220Soru

İdari teşkilatın yapılanmasında merkezi idare ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki bütünlüğü sağlayan "idari vesayet" ve aynı tüzel kişilik içindeki "hiyerarşi" denetimleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir üniversite rektörünün, kendisine bağlı bir fakültenin dekanının işlemleri üzerindeki denetim yetkisi, iki farklı kamu tüzel kişiliği arasındaki ilişkiyi temsil ettiği için idari vesayet kapsamındadır.

Cevap

Üniversite rektörünün dekan üzerindeki denetim yetkisinin hiyerarşi kapsamında olduğunu belirten seçenek yanlıştır; çünkü fakültelerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Doğru cevap olan seçenekteki hata, üniversite rektörü ile fakülte dekanı arasındaki ilişkinin 'idari vesayet' olarak tanımlanmasıdır. Türk idare hukukunda idari vesayetin oluşabilmesi için denetleyen ve denetlenen makamların farklı kamu tüzel kişiliklerine sahip olması gerekir. Üniversite bir kamu tüzel kişisidir, ancak fakülteler bu tüzel kişiliğin birer parçasıdır ve kendilerine ait bağımsız bir tüzel kişilikleri yoktur. Bu nedenle, aynı tüzel kişilik içindeki bu denetim bir 'hiyerarşi' ilişkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve İdari Vesayet kavramlarını tanımla.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasındadır.
Denetimin türünü belirleyen en temel kriter tarafların tüzel kişilik durumudur.
2
Üniversite ve fakülte arasındaki hukuki ilişkiyi analiz et.
Üniversitelerin kamu tüzel kişiliği vardır ancak fakülteler bu tüzel kişiliğin birer birimidir; ayrı tüzel kişilikleri yoktur.
Anayasa ve kanunlara göre fakülteler, üniversite tüzel kişiliği çatısı altında yer alan idari birimlerdir.
3
Rektör-Dekan arasındaki denetimin niteliğini belirle.
Taraflar aynı tüzel kişilik içinde olduğu için bu ilişki bir hiyerarşi ilişkisidir.
Aynı tüzel kişilik içindeki ast-üst ilişkisi her zaman hiyerarşidir.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi vs İdari Vesayet

İpuçları

1
İdari vesayet ve hiyerarşiyi ayıran en temel fark, denetleyen ve denetlenen makamların aynı mı yoksa farklı mı kamu tüzel kişilikleri içinde olduğudur.
2
Fakülteler, üniversite tüzel kişiliği altında örgütlenmiş birimlerdir; tıpkı bir bakanlığın içindeki genel müdürlükler gibidirler.
3
Üniversite ve dekan örneğinde tarafların ayrı tüzel kişilikleri olmadığına göre, bu ilişkinin vesayet olması mümkün değildir.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ve Belediye gibi mahalli idarelerin kendi kamu tüzel kişilikleri olduğunu hatırlayarak, Vali'nin bu kurumlar üzerindeki yetkisini tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 11 / 31Sonraki
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 11 | Examkin