İdarenin Sorumluluğu

125 soru

Soru 81Soru

Türk İdare Hukuku doktrini ve Danıştay’ın yerleşik içtihatları ışığında, idarenin mali sorumluluğunun temel dayanağını teşkil eden "hizmet kusuru" kavramının niteliği ve gerçekleşme biçimleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru; kamu hizmetinin organizasyonu veya işleyişindeki aksaklığı ifade eden; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde tezahür eden nesnel bir kusurdur.

Cevap

Hizmet kusuru; kamu hizmetinin organizasyonu veya işleyişindeki aksaklığı ifade eden; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde tezahür eden nesnel bir kusurdur.
Doğru olan ifade, hizmet kusurunun idari organizasyondaki bir aksaklık olduğunu ve nesnel bir nitelik taşıdığını belirtmektedir. Danıştay içtihatlarına göre idare, yürüttüğü hizmetin hiç işlememesi (hizmetin sunulmaması), geç işlemesi (makul sürenin aşılması) veya kötü işlemesi (hizmetin standartlara uygun sunulmaması) durumunda sorumlu tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet kusurunun niteliğini belirle.
Nesnel ve Anonimlik
İdare hukukunda hizmet kusuru, personelin şahsından bağımsız olarak idari mekanizmanın düzgün çalışmamasını esas alır.
2
Kusurun gerçekleşme biçimlerini (kriterlerini) analiz et.
Üçlü Kriter Sistemi
Doktrin ve yargı, hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü (eksik) işlemesini hizmet kusuru olarak tanımlar.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusurunun Nesnelliği ve Üçlü Kriteri

Daha Fazla Pratik

Hizmet kusuru ile kişisel kusur arasındaki farkları ve tam yargı davalarında rücu mekanizmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 82Soru

Terörle mücadele kapsamında yürütülen özel bir operasyonda, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki müdahale timi tarafından rehinelerin kurtarılması amacıyla, yüksek frekanslı şok dalgası yayan ve mevzuatta 'tehlikeli cihaz' statüsünde kabul edilen gelişmiş bir akustik araç kullanılmıştır. Operasyon sırasında personelin teknik şartnamelere ve kullanım protokollerine tam riayet ettiği, herhangi bir ihmal veya dikkatsizliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak cihazın yaydığı dalgaların etkisiyle, yan binadaki dairesinde bulunan bir vatandaşın kalıcı işitme kaybına uğradığı saptanmıştır. Bu durumda, idarenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesini sağlayan temel hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin tehlikeli bir faaliyet yürütmesi veya tehlikeli araç kullanması nedeniyle 'Risk İlkesi'

Cevap

İdarenin tehlikeli bir faaliyet yürütmesi veya tehlikeli araç kullanması nedeniyle Risk İlkesi
İdare hukukunda 'Risk İlkesi', idarenin yürüttüğü faaliyetin doğası gereği bünyesinde barındırdığı olağanüstü tehlikelerden kaynaklanan zararları, idarenin kusuru olmasa dahi tazmin etmesini öngörür. Olayda kullanılan akustik cihazın 'tehlikeli araç' olarak tanımlanması ve zararın doğrudan bu cihazın kullanımından (şok dalgaları) kaynaklanması, idareyi risk ilkesi uyarınca kusursuz sorumlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zararın kaynağı idarenin kullandığı yüksek frekanslı şok cihazıdır.
Zararın kimin eyleminden kaynaklandığını belirlemek sorumluluk türünü saptamak için ilk adımdır.
2
Kusur durumunu inceleme
Personelin tüm protokollere uyduğu ve kusursuz olduğu sabittir.
Kusur yoksa sorumluluk ancak kusursuz sorumluluk ilkelerine (Risk, Sosyal Risk, Eşitlik) dayandırılabilir.
3
Kusursuz sorumluluk türünü teşhis etme
Tehlikeli bir araç/yöntem (şok cihazı) kullanılmıştır.
İdarenin elinde bulundurduğu veya kullandığı tehlikeli nesnelerden doğan zararlar 'Risk İlkesi' (Tehlike İlkesi) kapsamında tazmin edilir.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu: Risk (Tehlike) İlkesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'mücbir sebep' ile illiyet bağını kesmeyen 'beklenmeyen hal' arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 83Soru

Bir belediye başkanlığı, imar mevzuatı uyarınca denetlemekle yükümlü olduğu ve üzerinde tehlikeli çatlaklar oluştuğu resmi makamlara ihbar edilen bir binanın teknik incelemesini, personel yetersizliğini ve iş yoğunluğunu gerekçe göstererek 8 ay boyunca ertelemiştir. Bu bekleme süresi zarfında bina kendiliğinden çökmüş ve çevredeki araçlar ile yan binada maddi hasar meydana gelmiştir. Yapılan incelemede, denetimin süresinde yapılması halinde binanın tahliye edilerek kontrollü yıkımının sağlanabileceği tespit edilmiştir.

Bu olayda idarenin sorumluluğuna yol açan hizmet kusuru türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin geç işlemesi

Cevap

İdarenin denetim yükümlülüğünü makul sürede yerine getirmemesi 'hizmetin geç işlemesi' olarak nitelendirilir.
İdare hukukunda hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde ortaya çıkar. Soruda verilen senaryoda, idarenin yasal bir denetim görevi olduğu, bu görevi yerine getirmesi için ihbar yapıldığı ancak personel yetersizliği gibi idari iç sebeplerle bu denetimin 8 ay gibi makul sayılamayacak bir süre ertelendiği görülmektedir. Hizmetin gerekli olan veya beklenen zamanda sunulmaması, 'hizmetin geç işlemesi' türünde bir hizmet kusurudur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari yükümlülüğü belirleyin.
Belediyenin tehlikeli binaları denetleme ve can/mal güvenliğini sağlama görevi vardır.
İdarenin sorumluluğunu belirlemek için öncelikle yasal bir görev ve yetki alanı tespit edilmelidir.
2
İdarenin bu yükümlülüğü nasıl yerine getirdiğini analiz edin.
Belediye, ihbara rağmen 8 ay boyunca hiçbir işlem yapmamış ve denetimi ertelemiştir.
Zaman faktörü, hizmet kusurunun türünü belirleyen temel kriterdir.
3
Hata türünü sınıflandırın.
Gerekli bir hizmetin zamanında sunulmaması nedeniyle doğan zarar 'hizmetin geç işlemesi' kusuruna girer.
Doktrin ve yargı kararlarına göre hizmetin makul süreyi aşan bir gecikmeyle yürütülmesi geç işlemedir.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusurunun Türleri: Hizmetin Geç İşlemesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğu davalarında 'beklenmeyen hal' ve 'mücbir sebep' ayrımına yönelik soruları inceleyerek sorumluluğu kaldıran durumları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 84Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu kaldıran haller başlığı altında incelenen mücbir sebep ve beklenmeyen hal kavramları, bazı ortak özelliklere sahip olsalar da 'dışsallık' kriteri bakımından birbirinden ayrılmaktadır.

Bu kriter temel alındığında, mücbir sebep ile beklenmeyen halin hukuki sonuçları arasındaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep illiyet bağını keserek idareyi her türlü sorumluluktan kurtarırken; beklenmeyen hal, idarenin risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Cevap

Mücbir sebep dışsallık özelliği nedeniyle illiyet bağını keserek idareyi sorumluluktan kurtarırken, beklenmeyen hal idarenin risk alanında kaldığı için kusursuz sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İdare hukukunda mücbir sebep (force majeure); dışsallık, öngörülemezlik ve önlenemezlik unsurlarını taşır ve illiyet bağını kestiği için idareyi her türlü (kusurlu/kusursuz) sorumluluktan kurtarır. Beklenmeyen hal ise öngörülemez ve önlenemez olmasına rağmen 'içsel'dir (idarenin faaliyetinin içinden doğar). Bu nedenle idare, kusuru olmasa bile yürüttüğü hizmetin riskinden kaynaklanan bu zararlardan (risk ilkesi uyarınca) sorumlu olmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kaynağını analiz et.
Mücbir sebep idarenin dışından (deprem, savaş vb.), beklenmeyen hal ise idarenin içinden (lastik patlaması, teknik arıza vb.) kaynaklanır.
Dışsallık kriteri, olayın idarenin faaliyet alanı ile olan bağını belirler.
2
İlliyet bağı üzerindeki etkisini değerlendir.
Mücbir sebep illiyet bağını tamamen keserken, beklenmeyen hal olayı idarenin yürüttüğü hizmetin 'riski' içinde kabul edilir.
Dışsal olmayan bir olay, idarenin o faaliyeti yürütürken üstlendiği riskin bir parçası sayılır.
3
Sorumluluk türlerine göre sonuçları eşleştir.
Mücbir sebep her türlü sorumluluğu kaldırır. Beklenmeyen hal kusur sorumluluğunu kaldırsa da risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluğu kaldırmaz.
Kusursuz sorumlulukta idare, faaliyetinin içsel risklerinden kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.

Anahtar Kavram

Dışsallık Kriteri ve İlliyet Bağı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru

Bir kamu üniversitesi hastanesinde 2020 Şubat 20212021 tarihinde ameliyat edilen Bay (A), operasyon sırasında vücudunda unutulan tıbbi malzemenin yarattığı komplikasyonları ancak 1515 Mayıs 20252025 tarihinde yapılan tetkikler sonucunda tam olarak öğrenmiştir. Bay (A), bu eylemden kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 2525 Mayıs 20252025 tarihinde ilgili üniversite rektörlüğüne yazılı başvuruda bulunmuştur. İdare, bu başvuruya herhangi bir cevap vermeyerek sessiz kalmıştır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) ve çalışmaya ara verme (adli tatil) hükümleri dikkate alındığında, Bay (A)'nın tam yargı davası açabileceği en son tarih aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 77 Eylül 20252025

Cevap

İdari eylemden kaynaklanan tam yargı davasında, zorunlu idari başvuru ve zımni ret süreçleri takip edildiğinde dava açma süresinin son günü adli tatile rastladığından, dava açma süresinin son günü 77 Eylül 20252025 tarihidir.
Olayda Bay (A), idari eylemi ve zararı öğrendiği tarihten (15.05.202515.05.2025) itibaren 11 yıllık yasal süresi içinde (25.05.202525.05.2025) idareye başvurmuştur. İdarenin bu başvuruya 3030 gün içinde cevap vermemesi üzerine 24.06.202524.06 .2025 tarihinde zımni ret gerçekleşmiştir. Bu tarihi izleyen 25.06.202525.06 .2025 gününden itibaren başlayan 6060 günlük dava açma süresinin normal bitiş tarihi 23.08.202523.08 .2025'dir. Ancak bu tarih adli tatil (2020 Temmuz - 3131 Ağustos) içerisinde kaldığından, İYUK m. 8/38/3 gereği süre adli tatilin bitimini izleyen günden itibaren 77 gün uzayarak 77 Eylül 20252025 tarihine sarkmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari başvuru süresinin kontrolü
Başvuru süresi içerisinde
İYUK m. 1313 uyarınca öğrenmeden itibaren 11 yıl (15.05.202515.05.202615.05.2025 - 15.05.2026) ve eylemden itibaren 55 yıl (20.02.202120.02.202620.02.2021 - 20.02.2026) içinde başvuru yapılmalıdır. 2525 Mayıs 20252025 tarihi her iki sürenin de içindedir.
2
Zımni ret süresinin hesaplanması
2424 Haziran 20252025
İdareye yapılan başvuruya 3030 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 2525 Mayıs'tan itibaren 3030 günlük süre 2424 Haziran mesai bitiminde dolar.
3
Dava açma süresinin hesaplanması
2323 Ağustos 20252025
Zımni ret süresinin bittiği tarihi izleyen günden (2525 Haziran) itibaren 6060 günlük dava açma süresi başlar. Haziran'dan 66 gün, Temmuz'dan 3131 gün geçtiğinde 6060 günlük sürenin dolmasına 2323 gün kalır; bu da 2323 Ağustos'a tekabül eder.
4
Adli tatil uzamasının uygulanması
77 Eylül 20252025
İYUK m. 88 uyarınca, sürenin son günü çalışmaya ara verme zamanına (2020 Temmuz - 3131 Ağustos) rastlarsa süre, ara vermenin sona erdiği günü izleyen günden itibaren 77 gün uzar. Bu durumda son gün 77 Eylül olur.

Anahtar Kavram

Tam Yargı Davası Açma Usulü ve Adli Tatil Uzaması

Daha Fazla Pratik

İdari eylemden kaynaklanan zararların süreklilik arz etmesi durumunda zamanaşımının nasıl işlediğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 86Soru

Merkezi bir sınav organizasyonunu yürüten kamu kurumu, sınav sonuçlarını ilan etmiştir. Ancak değerlendirme sürecinde kullanılan optik okuma sistemindeki bir yazılım hatası nedeniyle, adayların bir kısmının cevap kâğıtları yanlış cevap anahtarı ile eşleştirilmiş ve puanlar hatalı olarak hesaplanmıştır. Bu durum adayların mağduriyetine ve çeşitli maddi zararlara yol açmıştır.

Buna göre, idarenin söz konusu zararı tazmin etmekle yükümlü tutulmasında esas alınan hizmet kusuru türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

İdarenin sınav değerlendirme hizmetini sunarken yazılım hatası yapması, hizmetin teknik gereklere ve mevzuata aykırı yürütüldüğünü gösterdiğinden 'hizmetin kötü işlemesi' olarak nitelendirilir.
İdare, kamu hizmetini (sınav değerlendirme) başlatmış ve bir sonuç ortaya koymuştur; ancak bu sürecin teknik bir hata (yazılım/optik okuma hatası) barındırması, hizmetin 'kötü' yani gereği gibi işlemediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari faaliyetin niteliğini belirleme
İdarenin sınav değerlendirme ve sonuç ilan etme şeklinde bir kamu hizmeti yürüttüğü saptanır.
Sorumluluğun türünü ve dayanağını belirlemek için öncelikle ortada bir kamu hizmeti faaliyeti olup olmadığına bakılmalıdır.
2
Hizmetin işleyişindeki aksaklığı analiz etme
Hizmetin yerine getirildiği ancak optik sistemdeki yazılım hatası nedeniyle yanlış sonuç üretildiği tespit edilir.
Kusurun hangi aşamada ve ne şekilde ortaya çıktığı, hizmet kusurunun türünü belirlemek için kritiktir.
3
Hukuki tavsif yapma
Hizmetin bilimsel, teknik veya hukuki gereklere uygun olmayan şekilde icrası 'kötü işleme' olarak tanımlanır.
Öğrenilen teorik bilgiyi (hizmet kusuru türleri) somut olaya uygulayarak doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Hizmetin Kötü İşlemesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 87Soru

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen bir otoyolda, kış aylarında trafik güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan "Akıllı Buzlanma Erken Uyarı Sistemi", sensörlerin yoldaki donma riskini doğru tespit etmesine rağmen, kontrol yazılımındaki bir kod hatası sebebiyle dijital uyarı tabelalarına bu bilgiyi aktaramamış; aksine tabelalarda "Yol Koşulları Uygundur" ibaresi yer almaya devam etmiştir. Bu hatalı yönlendirme neticesinde, tabeladaki bilgiye güvenerek hızını düşürmeyen sürücülerin karıştığı bir zincirleme trafik kazası meydana gelmiş ve ağır maddi zararlar oluşmuştur.

Bu olayda idarenin tazminat sorumluluğuna yol açan hizmet kusuru türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

İdarenin tazminat sorumluluğuna yol açan hizmet kusuru türü 'hizmetin kötü işlemesi'dir.
İdare hukuku öğretisinde hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde üç şekilde ortaya çıkar. Somut olayda idare, otoyol güvenliğini sağlamaya yönelik bir hizmet kurmuş ve işletmektedir. Ancak bu hizmetin çıktısı olan uyarı levhaları, yazılım hatası (organizasyon kusuru) nedeniyle gerçeğe aykırı ve tehlikeli bir yönlendirme yapmıştır. Kamu hizmetinin standartlara aykırı, hatalı veya eksik sunulması durumu 'hizmetin kötü işlemesi' olarak nitelendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyetin niteliğini belirle.
İdare, otoyol güvenliği için bir teknolojik sistem (kamu hizmeti) kurmuştur.
Sorumluluğun türünü belirlemek için hizmetin kurulup kurulmadığına bakılır.
2
Hizmetin sunumundaki aksaklığı analiz et.
Sistem çalışmakta ancak yazılım hatası nedeniyle yanlış/tehlikeli bilgi vermektedir.
Hizmetin var olması fakat kusurlu (hatalı) çıktı üretmesi 'kötü işleme' kategorisine girer.
3
Kusur ve kusursuz sorumluluk ayrımı yap.
Yazılım hatası idarenin organizasyon kusurudur, bu nedenle kusursuz sorumluluk ilkelerine gidilmesine gerek yoktur.
Hizmet kusurunun olduğu yerde öncelikle kusura dayalı sorumluluk incelenir.

Anahtar Kavram

Hizmet kusurunun türlerinden 'hizmetin kötü işlemesi', kamu hizmetinin nesnel olarak beklenen standartta, doğru ve hatasız yürütülmemesini ifade eder.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 88Soru

İdare hukukunda fedakarlığın denkleştirilmesi esasına dayanan mali sorumluluk hali düşünüldüğünde, idarenin bu kapsamda tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın taşıması gereken temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar, idarenin hukuka uygun bir faaliyetinden kaynaklanmalı; toplumun genelinin yararlandığı bu faaliyet karşısında birey için özel, ağır ve olağanüstü bir nitelik taşımalıdır.

Cevap

İdarenin bu kapsamda sorumlu tutulabilmesi için zararın hukuka uygun bir faaliyetten kaynaklanması ve birey için özel, ağır ve olağanüstü bir nitelik taşıması gerekir.
İdarenin hukuka uygun faaliyetlerinden doğan sorumluluğuna 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' veya 'fedakarlığın denkleştirilmesi' denir. Bu ilkenin uygulanabilmesi için zararın; idarenin hukuka uygun bir eylem/işleminden kaynaklanması, toplumun geneline sağlanan bir kamu yararı karşısında bireyin katlandığı özel (belirli kişiye özgü) ve olağanüstü (ağır ve istisnai) bir nitelikte olması şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluğun Dayanağını Belirle
İdarenin sorumluluğu kusurlu ve kusursuz olarak ikiye ayrılır. Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi bir kusursuz sorumluluk türüdür.
Sorumluluğun türünü belirlemek, tazminat için gereken şartları (kusur aranıp aranmayacağını) anlamak için temel adımdır.
2
İdari Faaliyetin Niteliğini Analiz Et
Bu ilke kapsamında idari faaliyet tamamen hukuka uygun ve kamu yararına yöneliktir.
Hizmet kusurundan farklı olarak, burada idarenin bir hatası değil, hukuka uygun bir davranışı söz konusudur.
3
Zararın Kriterlerini Değerlendir
Tazminat ödenebilmesi için zararın 'özel' (herkesi değil sadece belirli kişi/grubu etkilemesi) ve 'olağanüstü' (normal riskleri aşan ağır kayıp) olması gerekir.
Toplumun genelinin faydalandığı bir hizmetin maliyetinin sadece bir kişiye yüklenmesi adaletsizdir; bu nedenle 'fedakarlığın denkleştirilmesi' gerekir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kusursuz Sorumluluk)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 89Soru

Bir büyükşehir belediyesi, ulaşım ana planı çerçevesinde kentin ana arterlerinden birinde trafiği rahatlatmak amacıyla yeni bir kavşak düzenlemesi yapmıştır. Bu çalışma hukuka ve teknik şartnamelere tamamen uygun olarak tamamlanmıştır. Ancak bu düzenleme sonucunda, bölgedeki diğer tüm iş yerlerinin ulaşılabilirliği normal seyrinde devam ederken, sadece bir esnafa ait dükkanın önü bariyerlerle tamamen kapanmış ve dükkana araç girişi imkansız hale gelerek ticari faaliyetleri durma noktasına gelmiştir. İdarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı bu olayda, söz konusu esnafın uğradığı 'özel ve olağanüstü' zararın tazmin edilmesi, aşağıdaki kusursuz sorumluluk ilkelerinden hangisinin bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Cevap

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (Fedakarlığın denkleştirilmesi)
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, idarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü tamamen hukuka uygun faaliyetlerin, belirli bir kişi veya grup üzerinde diğer kişilere nazaran ağır, özel ve olağanüstü bir zarar doğurması durumunda idarenin bu zararı tazmin etmesini gerektirir. Burada 'fedakarlığın denkleştirilmesi' mantığı esastır; toplumun geneli kavşak çalışmasıyla trafikten tasarruf sağlarken, faturanın tek bir esnafa kesilmesi eşitlik ilkesine aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari faaliyetin niteliğini belirle
İdarenin kavşak çalışması hukuka ve teknik şartnamelere tamamen uygundur.
Zararın kusurlu bir işlemden mi yoksa hukuka uygun bir işlemden mi kaynaklandığını anlamak sorumluluk türünü belirlemek için gereklidir.
2
Zararın niteliğini analiz et
Zarar, sadece bir esnafı etkileyen 'özel' ve ticari hayatı durduran 'olağanüstü' bir niteliktedir.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinin uygulanabilmesi için zararın genel değil, bireyselleşmiş (özel) ve belirli bir eşiği aşan (olağanüstü) olması gerekir.
3
Hukuki ilkeyi eşleştir
Hukuka uygun faaliyet + özel/olağanüstü zarar = Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi.
Toplumun genel yararı için bir kişinin katlandığı ağır yükün, vergi mükelleflerinin ortak payıyla (tazminatla) karşılanması adalet ve eşitlik gereğidir.

Anahtar Kavram

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (Fedakarlığın Denkleştirilmesi)

İpuçları

1
Zararın idarenin 'hukuka uygun' bir işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dikkat edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 90Soru

İdare hukukunda kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi) ilkesi, idarenin tamamen hukuka uygun olan bir faaliyetinden kaynaklanmaktadır. Bu ilke uyarınca idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın belirli niteliklere sahip olması ve diğer sorumluluk türlerinden ayırt edilmesi gerekir.

Buna göre, söz konusu ilke kapsamında idarenin mali sorumluluğunun doğabilmesi için aşağıdaki şartlardan hangisinin varlığı zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meydana gelen zararın, idarenin hukuka uygun faaliyetiyle illiyet bağı içinde olması ve belirli bir kişi üzerinde 'özel ve olağanüstü' bir nitelikte yoğunlaşması

Cevap

İdarenin mali sorumluluğunun doğması için zararın hukuka uygun bir faaliyetten kaynaklanması ve 'özel ve olağanüstü' nitelik taşıması zorunludur.
Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi (fedakarlığın denkleştirilmesi), idarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü ve hukuka tamamen uygun olan faaliyetlerinin, bazı vatandaşlar üzerinde diğerlerine göre daha ağır ve olağanüstü bir yük oluşturması durumunda devreye girer. Bu ilkenin uygulanabilmesi için zararın 'özel' (herkesi değil, belirli bir kişiyi etkileyen) ve 'olağanüstü' (toplum yaşamının normal risklerini aşan) olması zorunludur. Dolayısıyla, zararın idarenin hukuka uygun faaliyetiyle illiyet bağı içinde olması ve bu özel nitelikleri taşıması temel şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluğun dayanağını belirle
Hukuka uygun bir idari işlem veya eylem
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi, idarenin hukuka aykırı bir davranışı (kusuru) olmasa dahi sorumluluğuna gidilebilmesini sağlar.
2
Zararın niteliğini analiz et
Zarar, herkesin katlandığı genel külfetleri aşmalı, belirli bir kişi veya grup üzerinde yoğunlaşmalıdır.
Toplumun genelinin yararlandığı bir hizmetin bedeli, sadece bir kişiye yüklenemez; bu nedenle zararın 'özel' ve 'olağanüstü' (normal risk sınırlarını aşan) olması gerekir.
3
Diğer kusursuz sorumluluk halleriyle karşılaştır
Risk ilkesinden (tehlikeli faaliyet) ve Sosyal Risk ilkesinden (anonim olaylar) farkını ayırt et.
Doğru seçeneğe ulaşmak için zararın kaynağının 'hukuka uygunluk' ve niteliğinin 'eşitlik ilkesine aykırı yük' olduğu teyit edilmelidir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

İpuçları

1
İdarenin bu sorumluluk türünde işlemin 'hukuka aykırı' olması gerekmez.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk halleri arasındaki temel farkları (Tehlike İlkesi vs. Fedakarlığın Denkleştirilmesi) bir tablo üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 91Soru

Bir mülki idare amirliği, bölgedeki asayiş ve güvenliği optimize etmek amacıyla yasal yetkisini kullanarak belirli bir caddenin trafik akışını tek yönlü hale getirmiş ve cadde üzerindeki duraklama alanlarını iptal etmiştir. Bu düzenleme kentin genel trafik yükünü hafifletmesine rağmen, o caddede yer alan ve tek giriş-çıkışı bu yola bakan büyük bir lojistik merkezinin operasyonel kabiliyetini imkânsız hale getirmiş; merkezin faaliyetlerini başka bir noktaya taşımasına neden olacak derecede ağır bir ekonomik kayıp yaratmıştır. Yapılan idari düzenlemenin kamu yararı taşıdığı ve usulüne uygun olduğu yargı mercilerince de tespit edilmiştir.

Söz konusu lojistik merkezinin uğradığı bu zararın, idare tarafından tazmin edilmesi zorunluluğu aşağıdaki sorumluluk ilkelerinden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Cevap

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi
İdare hukukunda 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi, idarenin yürüttüğü tamamen hukuka uygun bir faaliyetin, kamu yararı sağlamasına rağmen toplumun genelinden ziyade belirli bir kişi veya grup üzerinde 'özel ve olağanüstü' bir zarar yaratması durumunda devreye girer. Olayda trafik düzenlemesi yasaldır ve kamu yararı taşımaktadır, ancak lojistik merkezinin faaliyetini imkânsız kılarak ona genel külfetin ötesinde bir fedakarlık yüklemiştir. Bu durumun tazmini bu ilkeye dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin hukukiliğini analiz et
İşlemin yasal yetkiye dayandığı ve hukuka uygun olduğu saptanmıştır.
Sorumluluğun 'kusura' mı yoksa 'kusursuzluğa' mı dayanacağını belirlemek için işlemin hukuka uygunluğu ön şarttır.
2
Zararın niteliğini değerlendir
Zarar, toplumun genelinin katlandığı külfetin ötesinde, sadece belirli bir işletme için 'özel ve olağanüstü' bir boyuttadır.
Bu ilkenin uygulanabilmesi için zararın herkesin paylaştığı genel bir rahatsızlıktan ziyade, bireyselleşmiş ve ağır bir kayıp olması gerekir.
3
Kusursuz sorumluluk türleri arasında eleme yap
Zararın kaynağı tehlikeli bir faaliyet (risk) veya terör eylemi (sosyal risk) değil, hukuka uygun bir kamu yararı tasarrufudur.
Dayanak, kamu yararı için bir kişinin katlandığı fedakarlığın toplumca paylaşılması (denkleştirilmesi) düşüncesidir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 92Soru

İdare tarafından yürütülen bir kamu hizmetinin işleyişi sırasında meydana gelen zararda, idarenin hizmet kusurunun yanı sıra zarar görenin veya üçüncü bir kişinin de kusurlu davranışının bulunduğu bir olayda, idarenin mali sorumluluğunun kapsamı ve illiyet bağına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru, idarenin faaliyeti ile ortaya çıkan zarar arasındaki illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise idarenin tazminat yükümlülüğü tamamen ortadan kalkar.

Cevap

Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kestiği durumlarda idarenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkar.
İdare hukukunda sorumluluğun doğması için idari eylem/işlem ile meydana gelen zarar arasında bir nedensellik (illiyet) bağı bulunmalıdır. Eğer zarar görenin veya üçüncü bir kişinin kusuru 'ağır' nitelikteyse, bu durum zararın idarenin faaliyetinden değil, doğrudan bu kusurlu davranıştan kaynaklandığı anlamına gelir. Bu durumda illiyet bağı kesilir ve idare tazminat ödemekten kurtulur.

Adım Adım Çözüm

1
Zarardaki kusur paylaşımlarını analiz et.
Zararın oluşumunda idarenin hizmet kusuru ile birlikte bir dış etkenin (zarar gören/üçüncü kişi) kusuru belirlendi.
Sorumluluğun sınırlarını belirlemek için illiyet bağını etkileyen unsurlar tespit edilmelidir.
2
Dış etkenin kusur derecesini (ağır/hafif) değerlendir.
Kusur eğer 'ağır' nitelikteyse illiyet bağını kesecek güçtedir; 'hafif' ise sadece indirim sebebidir.
Danıştay içtihatlarına göre kusurun yoğunluğu, illiyet bağının devam edip etmeyeceğini belirler.
3
Hukuki sonucu tespit et.
Ağır kusur illiyet bağını kopardığı için idarenin tazminat yükümlülüğü sona erer.
Zarar ile idari faaliyet arasındaki bağ koptuğunda, idarenin sorumluluğunun hukuki dayanağı kalmaz.

Anahtar Kavram

İdarenin sorumluluğunda illiyet bağını kesen haller

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran bir diğer hal olan 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen hal' arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 93Soru

Bir büyükşehir belediyesi, itfaiye teşkilatında görevli personeline yeni nesil yangın söndürme araçlarının kullanımı konusunda yeterli teknik eğitimi vermemiş ve bu araçların su basınç sistemlerinin yıllık periyodik kontrollerini yaptırmamıştır. Bölgedeki bir sanayi tesisinde çıkan yangın ihbarı üzerine itfaiye ekipleri yasal müdahale süreleri içerisinde olay yerine ulaşmış; ancak personelin sistemleri doğru çalıştıramaması ve mekanik arızalar sebebiyle yangına etkili müdahale edilememiştir. Bu teknik aksaklıklar sonucunda kontrol altına alınamayan yangın, komşu parsellerdeki depolara sıçrayarak büyük çaplı maddi zarara yol açmıştır.

Buna göre, idarenin mali sorumluluğuna temel teşkil eden hizmet kusuru türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

İdarenin kamu hizmetini sunmak üzere harekete geçmesine rağmen, organizasyonel eksiklikler (bakım ihmali ve eğitim yetersizliği) nedeniyle hizmetin kusurlu yürütülmesi 'Hizmetin kötü işlemesi' olarak nitelendirilmektedir.
Doğru yanıt olan seçenek, idarenin kamu hizmetini yürütecek araç ve gereçleri çalışır halde tutmamasını ve personelini eğitmemsini 'hizmetin kötü işlemesi' olarak nitelendirir. Olayda hizmet başlamış ancak teknik ve organizasyonel yetersizlikler nedeniyle amacına ulaşamamış, yani kusurlu bir şekilde sunulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari tutumu analiz etmek
İtfaiye ekipleri yangın ihbarına yasal sürede yanıt vererek olay yerine ulaşmıştır.
Bu durum, hizmetin 'hiç işlememesi' veya 'geç işlemesi' seçeneklerini elemek için gereklidir.
2
Hizmetin sunumundaki aksaklıkları tespit etmek
Personel eğitimi eksikliği ve araç bakımlarının ihmal edildiği saptanmıştır.
Bu unsurlar idarenin 'hizmet kusuru' işlediğini ve bu kusurun organizasyonel nitelikte olduğunu gösterir.
3
Kusur türünü sınıflandırmak
Sunulan hizmetin hatalı, eksik veya yetersiz yürütülmesi 'kötü işleme' kategorisine girer.
İdare hukukunda hizmetin nesnel kusur kriterlerinden biri olan işleyiş bozukluğu bu kavramla açıklanır.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru - Kötü İşleme
Soru 94Soru

İdare tarafından işletilen bir kamu hizmet binasındaki asansörün periyodik bakımlarının zamanında yapılmaması nedeniyle asansör kat arasında kalmıştır. Asansörde mahsur kalan kişi, asansörün düşme tehlikesi bulunmamasına ve yardım ekiplerine haber verilmiş olmasına rağmen, panikleyerek asansörün kapısını zorlamış ve boşluğa atlayarak ağır yaralanmıştır. Bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin davranışı 'ağır kusur' niteliğinde olup hizmet kusuru ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını kestiği için idarenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkar.

Cevap

Zarar görenin ağır kusuru, idarenin hizmet kusuru ile ortaya çıkan zarar arasındaki illiyet bağını kestiği için idarenin tazminat yükümlülüğü ortadan kalkar.
İdare hukukunda, idarenin yürüttüğü hizmette bir kusuru bulunsa dahi, eğer zarara yol açan asıl eylem zarar görenin kendi 'ağır kusuru' ise, bu durum hizmet ile zarar arasındaki illiyet bağını keser. Olayda asansörün bozulması bir hizmet kusuru olsa da, kişinin hayati bir tehlike yokken ve yardım yoldayken boşluğa atlaması ağır kusur teşkil eder ve idareyi tazminat yükümlülüğünden kurtarır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki kusur türlerini tespit et.
İdarenin asansör bakımını yapmaması bir 'hizmet kusuru'dur; ancak zarar görenin tehlike yokken boşluğa atlaması 'ağır kusur'dur.
Sorumluluğun tayini için tarafların davranışlarının niteliği belirlenmelidir.
2
İlliyet bağı analizini yap.
Zarar görenin ağır kusuru, idarenin ihmali (bakımsızlık) ile sonuç (yaralanma) arasındaki mantıksal ve hukuki bağı (illiyet bağı) koparmıştır.
Zararın asıl ve doğrudan sebebi idarenin ihmali değil, kişinin kendi tehlikeli davranışıdır.
3
Hukuki sonucu belirle.
İlliyet bağı kesildiği için idarenin mali sorumluluğu sona erer.
İdare hukukunda illiyet bağını kesen haller (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru) idareyi sorumluluktan kurtarır.

Anahtar Kavram

Zarar Görenin Ağır Kusuru ve İlliyet Bağının Kesilmesi

Daha Fazla Pratik

Benzer bir durumun 'üçüncü kişinin kasten verdiği zararlar' (örneğin sabotaj) açısından sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru

İdare hukukunda, bir bölgede meydana gelen ve idarenin doğrudan bir eylemi veya işlemiyle bağlantısı kurulamayan yaygın toplumsal olaylar veya terör eylemleri sonucunda kişilerin uğradığı zararların tazmininde uygulanan "sosyal risk ilkesi" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağının aranmaması veya oldukça gevşemiş olması esastır.

Cevap

Sosyal risk ilkesinde zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağının aranmaması veya gevşemiş olması, bu ilkenin en temel ayırıcı özelliğidir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin yürüttüğü herhangi bir kamu hizmetiyle doğrudan bağlantısı kurulamayan ancak toplumsal bünyenin bir parçası olmaktan kaynaklanan zararların, 'toplumsal dayanışma' esasına göre tüm topluma paylaştırılmasını sağlar. Bu nedenle, genel sorumluluk kurallarındaki 'illiyet bağı' şartı bu ilkede aranmaz veya oldukça esnek (gevşemiş) şekilde uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zararın idarenin doğrudan bir faaliyeti (yol yapımı, hastane işletimi vb.) sonucu değil, toplumsal bir çalkantı sonucu oluştuğu tespit edilir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin eylemi dışındaki kolektif olayları kapsar.
2
Sorumluluk türünü belirleme
İdarenin bir kusuru olmasa dahi toplumsal dayanışma gereği zararı üstlendiği 'kusursuz sorumluluk' hali olduğu belirlenir.
Kusursuz sorumluluk türleri arasında illiyet bağının en çok gevşediği tür sosyal risktir.
3
Kriterleri karşılaştırma
Diğer kusursuz sorumluluk halleri (Tehlike ilkesi, Kamu külfetleri karşısında eşitlik) elenerek doğru hukuki dayanak seçilir.
Sosyal riskte 'belirli bir idari faaliyet' ile 'zarar' arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulması şart değildir.

Anahtar Kavram

Sosyal risk ilkesinde 'illiyet bağı gevşemesi' ve 'toplumsal dayanışma' kavramları temeldir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru

İdare tarafından yürütülen bir bayındırlık faaliyeti sırasında, idarenin çalışma alanında gerekli emniyet şeritlerini çekmesine ve uyarı levhalarını yerleştirmesine rağmen; bir yayanın bu şeritleri bilerek aşması ve girilmesi yasaklanan tehlikeli kazı alanına girmesi sonucunda bir zarar meydana gelmiştir. Zarar gören yayanın bu davranışı, yargı mercileri tarafından "ağır kusur" olarak nitelendirilmiştir.

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları uyarınca, bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin ağır kusuru, idarenin faaliyeti ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını kestiği için idarenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkar.

Cevap

Zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kestiği ve bu nedenle idarenin sorumluluğunun ortadan kalktığı seçenek doğrudur.
İdare hukukunda idarenin sorumlu tutulabilmesi için zararın idari faaliyetten kaynaklanması (illiyet bağı) gerekir. Zarar görenin ağır kusuru, idarenin aldığı tüm önlemlere rağmen zararın meydana gelmesine asıl sebep olan unsurdur. Bu durum illiyet bağını kestiği için idarenin tazminat yükümlülüğü sona erer.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluk unsurlarının tespiti
İdari sorumluluk için fiil, zarar ve ikisi arasındaki illiyet bağının bulunması gerekir.
Sorumluluğun doğması için bu üç unsurun eş zamanlı varlığı şarttır.
2
Dışsal etkenlerin değerlendirilmesi
Zarar görenin ağır kusuru, illiyet bağını kesen hallerden biri olarak belirlenir.
Danıştay içtihatlarına göre, kişinin kendi iradesiyle ve ağır ihmaliyle sebep olduğu zarar, idarenin faaliyetiyle olan bağı koparır.
3
Hukuki sonucun belirlenmesi
İlliyet bağı kesildiği için idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü kalmaz.
Bağlantı koptuğu anda idarenin eylemi artık zararın hukuki sebebi sayılamaz.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru, illiyet bağını (causal link) keserek idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran bir nedendir.

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını kesen diğer haller olan 'mücbir sebep' ve 'beklenmeyen haller' arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 97Soru

Kamu görevlilerinin idari yetkilerini kullanırken gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı üçüncü kişilerin uğradığı zararların tazmini ve idarenin bu ödemeden sonra ilgili personele yönelmesi (rücu) süreci ile ilgili olarak Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasındaki düzenleme ve yerleşik yargı içtihatları uyarınca aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu görevlisinin fiili 'kişisel kusur' teşkil etse dahi, görevle ilgili olduğu sürece zarar gören davayı ancak idareye karşı açabilir; idare ise ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu etmekle yükümlüdür.

Cevap

Kamu görevlisinin fiili kişisel kusur teşkil etse dahi, görevle ilgili olduğu sürece davanın ancak idareye açılması ve idarenin rücu etmekle yükümlü olması seçeneği doğrudur.
Doğru seçenek, Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasındaki 'tazminat davaları ancak idare aleyhine açılır' ilkesini ve bu ödemenin görevliye rücu edilmesinin yasal bir ödev olduğunu tam olarak yansıtmaktadır. Hizmet kusuru-kişisel kusur ayrımı dava açılacak muhatabı (husumeti) değiştirmez, sadece idarenin rücu aşamasındaki iç ilişkisini etkiler.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa m. 129/5 hükmünün kapsamını belirleme
Memur ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir.
Vatandaşın kamu görevlisinin şahsıyla uğraşmasını önlemek ve devletin mali güvencesini sunmak (Memur Güvencesi).
2
Hizmet kusuru ve kişisel kusur ayrımının dava yönüne etkisini analiz etme
Kusur ne kadar ağır olursa olsun (hizmetten ayrılabilen kişisel kusur olsa bile), fiil yetki kullanımı sırasında gerçekleşmişse dava idareye açılır.
Anayasa'daki 'yetkilerini kullanırken' ifadesinin geniş yorumlanması.
3
Rücu mekanizmasının niteliğini değerlendirme
İdare ödediği tazminatı, kendi kanununa göre kusurlu görevliye rücu etmek zorundadır.
Kamu kaynağının haksız yere azalmasını önlemek (kamu zararı) ve kusuru ödüllendirmemek.

Anahtar Kavram

Memur Güvencesi ve Rücu Zorunluluğu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 98Soru

İdarenin bir hizmet kusuru teşkil eden eylemi nedeniyle mal varlığında zarar oluşan bir kişinin, 25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca tazminat talebiyle açacağı tam yargı davası öncesindeki zorunlu başvuru süreci ve zamanaşımı süreleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zararın ve eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 11 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 55 yıl içinde ilgili idareye başvurulması zorunludur.

Cevap

İdari eylemlerden kaynaklanan zararların tazmini için, eylemi ve zararı öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulması kanuni bir zorunluluktur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce, eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurmaları şarttır. Bu sürelerin dolması durumunda tazminat talep hakkı düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Dava türünün ve hukuki dayanağın tespiti.
İdari eylemden kaynaklanan bir zarar söz konusu olduğu için İYUK m. 13 (Tam Yargı Davası) hükümleri uygulanır.
İdari işlemlerden farklı olarak, idari eylemlerde dava açmadan önce idareye başvuru bir dava şartıdır.
2
Zamanaşımı sürelerinin kontrol edilmesi.
Öğrenme tarihinden itibaren 11 yıl ve eylem tarihinden itibaren 55 yıllık süreler tespit edilir.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve bu süreler geçtikten sonra yapılan başvurular reddedilir.
3
İdari karar sürecinin analizi.
İdareye yapılan başvuruya 3030 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine 6060 günlük genel dava açma süresi içinde dava açılabilir.

Anahtar Kavram

İdari eylemlerde zorunlu idari başvuru ve hak düşürücü süreler (İYUK m. 13)

İpuçları

1
İdari işlem ile idari eylem arasındaki farkı düşünün; eylemlerde doğrudan dava yolu açık mıdır?
2
İYUK m. 13'teki süreler 1 ve 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin hangisinin öğrenme, hangisinin mutlak eylem süresi olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdari başvurunun reddi halinde dava açma süresinin nasıl hesaplandığını ve zımni ret süresinin uzunluğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 99Soru

1982 Anayasası'nın 129. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." hükmü uyarınca, idarenin ödediği tazminatı ilgili kamu görevlisinden talep etmesiyle (rücu) ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, ödediği tazminatı kusuru bulunan ilgili kamu görevlisine rücu etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdare, ödediği tazminatı kusuru bulunan ilgili kamu görevlisine rücu etmekle yükümlüdür.
Doğru cevapta belirtilen ifade, Anayasa'nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddesi ile uyumludur. İdare, ödediği tazminatı kusuru bulunan memura rücu etmek 'zorundadır'. Bu durum idarenin takdirine bırakılmamış bir hukuki yükümlülüktür.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 129/5 maddesinin analiz edilmesi.
Kamu görevlilerinin yetki kullanımı sırasındaki kusurları nedeniyle tazminat davasının doğrudan memura değil, idareye açılması gerektiği belirlenir.
Bu düzenleme hem vatandaşı korumayı (idarenin mali gücü) hem de kamu görevlisinin dava tehdidi altında çalışmamasını sağlar.
2
Rücu mekanizmasının niteliğinin belirlenmesi.
İdarenin ödediği tazminatı, zarara neden olan kusurlu memurdan geri istemesinin (rücu) bir yükümlülük olduğu saptanır.
Kamu kaynaklarının korunması ve kişisel kusurun cezasız kalmaması ilkesi gereği rücu zorunludur.

Anahtar Kavram

Rücu Mekanizmasının Zorunluluğu ve Anayasal Güvence

Daha Fazla Pratik

İstisna olarak, kamu görevlisinin 'hizmetten tamamen ayrılabilen' kişisel kusurlarında (örneğin görevle ilgisi olmayan şahsi husumet) adli yargıda doğrudan memura dava açılıp açılamayacağını inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 100Soru

Bir büyükşehir belediyesi, çevre gürültüsünü azaltmak ve yerleşim alanlarını korumak amacıyla ana arter üzerinde hukuka uygun bir şekilde ses bariyerleri inşa etmiştir. Bu uygulama sonucunda bölgedeki konutların yaşam kalitesi artmış ve gürültü kirliliği önlenmiş, yani toplum genelinde bir fayda sağlanmıştır. Ancak, yol kenarında bulunan butik bir otelin önüne gelen yüksek bariyerler, otelin tüm manzarasını tamamen kapatmış ve bu durum otelin ticari değerinde diğer benzer işletmelerde görülmeyen özel ve olağanüstü bir azalmaya yol açmıştır. İdarenin bu işlemi yasal düzenlemelere ve teknik standartlara tamamen uygundur.

Buna göre, otel işletmecisinin uğradığı bu zararın idare tarafından tazmin edilmesi, aşağıdaki kusursuz sorumluluk ilkelerinden hangisinin bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Cevap

İdarenin hukuka uygun bir eyleminden doğan özel ve olağanüstü zararların tazmini, kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesine dayanır.
İdare hukukunda 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi), idarenin tamamen hukuka uygun bir faaliyeti sonucunda, toplumun genelinin yararlandığı bu hizmetten dolayı sadece belirli bir kişi veya grubun, diğer vatandaşların katlanmadığı özel ve olağanüstü bir zarara uğraması durumunda devreye girer. Olayda bariyerler hukuka uygun yapılmış ve kamuya fayda sağlamıştır, ancak otel sahibi manzarasını kaybederek diğerlerine göre ağır ve özel bir külfet altına girmiştir. Bu dengesizliğin giderilmesi için idarenin kusuru olmasa dahi tazminat ödemesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin işleminin niteliğini analiz etmek
İşlem hukuka ve mevzuata uygundur (Kusursuz sorumluluk alanına girer).
Hizmet kusurunun olup olmadığını anlamak için işlemin yasallığı kontrol edilmelidir.
2
Zararın niteliğini ve dağılımını değerlendirmek
Zarar genel bir külfet değil, sadece bir işletmeyi etkileyen 'özel ve olağanüstü' bir zarardır.
Herkesin katlandığı genel külfetler tazminat gerektirmez; ancak fedakarlığın denkleştirilmesi için zararın belirli bir kişiye yoğunlaşması gerekir.
3
Hukuki dayanağı belirlemek
Zarar, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (fedakarlığın denkleştirilmesi) uyarınca tazmin edilmelidir.
Toplumun genel faydası için bir kişinin feda edilmesi, anayasal eşitlik gereği bu kişinin zararının giderilmesini zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi)
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 7Sonraki