Miras Hukuku

189 soru

Soru 161Soru

Mirasbırakan (M)(M), geride sağ kalan eşi (E)(E) ile annesi (A)(A)'yı bırakarak vefat etmiştir. (M)(M)'nin babası (B)(B), mirasbırakandan önce vefat etmiş olup (B)(B)'nin başka bir evliliğinden olan oğlu (K)(K) (mirasbırakanın yarım kan kardeşi) hayattadır. (M)(M)'nin altsoyu bulunmamaktadır.

Buna göre, mirasbırakan (M)(M)'nin terekesinin yasal paylaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ kalan eş (E)(E) mirasın 12\frac{1}{2}'sini, anne (A)(A) 14\frac{1}{4}'ünü, mirasbırakanın yarım kan kardeşi (K)(K) ise 14\frac{1}{4}'ünü alır.

Cevap

Sağ kalan eş mirasın yarısını (12\frac{1}{2}), anne dörtte birini (14\frac{1}{4}), babanın diğer evliliğinden olan oğlu (yarım kan kardeş) ise dörtte birini (14\frac{1}{4}) alır.
Türk Medeni Kanunu m. 499 uyarınca, sağ kalan eş mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı (12\frac{1}{2}) ona kalır. Mirasın diğer yarısı ana ve baba arasında eşit paylaşılır. Olayda anne sağ olduğu için kendisine düşen 14\frac{1}{4} payı alır. Baba (B)(B) ise önceden öldüğü için onun payı olan 14\frac{1}{4}, halefiyet ilkesi (TMK m. 496) gereği altsoyu olan yarım kan kardeş (K)(K)'ye geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Zümre tespiti yapılması
Mirasbırakanın altsoyu (birinci zümre) bulunmadığı için miras ikinci zümreye (ana-baba ve onların altsoyu) geçer.
Miras hukukunda zümre sistemi esastır ve üst zümrede mirasçı varsa alt zümreye geçilmez.
2
Sağ kalan eşin yasal miras payının belirlenmesi
Sağ kalan eş, ikinci zümre ile birlikte mirasçı olduğunda terekedeki payı 12\frac{1}{2}'dir.
TMK m. 499 uyarınca eşin payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre sabitlenmiştir.
3
Kalan payın ikinci zümre içinde paylaştırılması
Terekenin kalan 12\frac{1}{2}'lik kısmı ana ve baba hattına eşit olarak (14\frac{1}{4} - 14\frac{1}{4}) dağıtılır.
İkinci zümre başları olan ana ve baba eşit pay sahibidir.
4
Halefiyet ilkesinin uygulanması
Anne sağ olduğu için 14\frac{1}{4} payını alır; ölmüş olan babanın 14\frac{1}{4} payı ise onun altsoyu olan (K)(K)'ye geçer.
TMK m. 496/2 uyarınca, mirasbırakandan önce ölmüş olan ana veya babanın yerini halefiyet yoluyla kendi altsoyu alır.

Anahtar Kavram

İkinci zümre ile birlikte mirasçı olan sağ kalan eşin payı ve halefiyet ilkesi.

Daha Fazla Pratik

Eşin üçüncü zümre ile mirasçı olması durumunda kuzenlerin (büyük ana-babanın torunlarının) eşi mirasın tamamını almaktan engelleyip engelleyemeyeceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 162Soru

Mirasbırakan MM'nin yeni bir vasiyetname düzenlemesini kasten engelleyen oğlu OO, babası MM tarafından daha sonra bu davranışından dolayı sözlü olarak affedilmiştir. OO’nun çocuğu CC’nin de hayatta olduğu varsayıldığında, MM’nin vefatı üzerine OO’nun mirasçılık durumu ve CC’nin konumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mirasbırakanın affı ile mirastan yoksunluk engeli ortadan kalktığı için OO mirasçı olur; bu durumda OO hayatta olduğu sürece altsoyu olan CC mirasçı olamaz.

Cevap

Mirasbırakanın affı ile mirastan yoksunluk ortadan kalkacağı için mirasçı kendi payını alır ve bu durumda altsoyu mirasçı olamaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 578. maddesine göre, mirastan yoksunluk halleri gerçekleşmiş olsa dahi mirasbırakanın affı bu durumu tamamen ortadan kaldırır. Af herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Af gerçekleştiğinde mirasçı hiç yoksun kalmamış gibi miras payını alır; dolayısıyla hayatta olduğu için zümre sistemi gereği kendi altsoyunun mirasçı olmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin hukuki niteliğinin belirlenmesi
Vasiyetname düzenlemesini kasten engellemek Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 578 uyarınca mirastan yoksunluk sebebidir.
Yoksunluk, kanunda sayılan sınırlı hallerin varlığı halinde kendiliğinden sonuç doğuran bir engeldir.
2
Affın etkisinin değerlendirilmesi
TMK m. 578/son uyarınca mirastan yoksunluk, mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar.
Mirasbırakan kendisine karşı işlenen bu ağır kusuru bağışlayarak mirasçılık ilişkisini sürdürmek isteyebilir.
3
Altsoyun durumunun analizi
OO mirasçı sıfatını kazandığı için, zümre sistemi gereği hayatta olan bir mirasçının altsoyu (CC) mirasçı olamaz.
Yoksunluk devam etseydi CC mirasçı olacaktı (TMK m. 579), ancak af nedeniyle yoksunluk kalktığından OO bizzat mirasçı olur.

Anahtar Kavram

Mirastan yoksunlukta affın hukuki sonuçları ve altsoyun mirasçılığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 163Soru

Muris (M)(M), sağlığında bir teknoloji girişimi (startup) kurmak isteyen kızı (K)(K)’ya 4.000.0004.000.000 TL sermaye vermiş; aynı dönemde eşi (E)(E)’ye de bir hayır kurumu yararına düzenlenen müzayededen satın aldığı 2.000.0002.000.000 TL değerindeki bir tabloyu hediye etmiştir. (M)(M), vefat ettiğinde bu kazandırmaların miras payından mahsup edilip edilmeyeceğine dair herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Buna göre, Türk Medeni Kanunu’nun mirasta denkleştirmeye ilişkin hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızı (K)(K), sermaye niteliğindeki bu kazandırmayı mirasta denkleştirmekle yükümlüdür; eş (E)(E) ise (M)(M)’nin bu yönde açık bir talimatı bulunmadığı için aldığı tabloyu denkleştirmekle yükümlü değildir.

Cevap

Kızı (K)(K)'nın sermaye niteliğindeki kazandırma için denkleştirme ile yükümlü olması, eş (E)(E)'nin ise murisin açık bir arzusu olmadığı sürece yükümlü olmaması ifadesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 669. maddesinin 2. fıkrasına göre, murisin altsoyuna (çocukları, torunları vb.) sağlığında verdiği kuruluş sermayesi, borçtan kurtarma veya benzeri amaçlı kazandırmalar, muris aksini açıkça belirtmedikçe denkleştirmeye tabidir. Olayda kızı (K)(K)'ya verilen teknoloji girişimi sermayesi bu kapsama girer. Ancak aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca, altsoy dışındaki diğer yasal mirasçılar (örneğin eş) sadece murisin denkleştirme yönünde açık bir arzusu olduğu ispat edilirse bu yükümlülük altına girer. Muris (M)(M) sessiz kaldığı için kızı yükümlü, eşi ise yükümlü değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Mirasçıların sıfatı ve kazandırmanın niteliği tespit edilir.
KK murisin altsoyu (kızı), EE ise murisin eşidir. KK'ya yapılan ödeme 'iş kurma sermayesi' niteliğindedir.
Mirasta denkleştirme kuralları, mirasçının altsoy olup olmamasına göre farklılık gösterir.
2
TMK m. 669/2 (Altsoy için denkleştirme karinesi) uygulanır.
KK, altsoy olduğu ve aldığı değer sermaye niteliği taşıdığı için aksi muris tarafından belirtilmedikçe denkleştirme ile yükümlüdür.
Kanun koyucu, altsoya yapılan büyük miktarlı ve sermaye niteliğindeki kazandırmaların diğer mirasçılardan mal kaçırmak için değil, miras payına mahsuben yapıldığını varsayar.
3
TMK m. 669/1 (Genel kural) diğer mirasçı (EE) için değerlendirilir.
(E)(E), altsoy dışındaki bir yasal mirasçıdır. Muris, bu tablonun denkleştirilmesini istediğine dair bir beyanda bulunmamıştır.
Altsoy dışındaki yasal mirasçılar, sadece murisin bu yönde bir iradesi (talimatı) olduğu kanıtlanırsa denkleştirme ile yükümlü olurlar.
4
Hukuki sonuçlar sentezlenir.
KK denkleştirme yükümlüsü, EE ise yükümlü değildir.
Olayda murisin sessiz kalması, altsoy için yükümlülüğü (karine gereği) doğururken, eş için yükümlülüğü (karine eksikliği nedeniyle) engeller.

Anahtar Kavram

Altsoy lehine mirasta denkleştirme karinesi ve diğer yasal mirasçıların durumu
Soru 164Soru

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, kanunda sayılan sınırlı hallerin gerçekleşmesiyle kendiliğinden oluşan "mirastan yoksunluk" ile mirasbırakanın vasiyetname ile saklı paylı bir mirasçısını miras dışı bırakması anlamına gelen "mirasçılıktan çıkarma" (ıskat) kurumları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mirasçılıktan çıkarılan bir kimsenin altsoyu da bu işlemden doğrudan etkilenerek miras hakkını kaybederken; mirastan yoksunlukta yoksunluğun etkisi sadece yoksun olanla sınırlıdır.

Cevap

Mirasçılıktan çıkarılan kişinin altsoyunun da miras hakkını kaybettiğini belirten ifade yanlıştır; zira her iki kurumda da altsoyun mirasçılığı korunur.
Doğru cevap, mirasçılıktan çıkarılan kişinin altsoyunun da miras hakkını kaybettiğini savunan ifadedir; çünkü Türk Medeni Kanunu'nun 511. maddesi uyarınca, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi varsa çıkarılanın altsoyuna kalır. Dolayısıyla çıkarmanın etkisi altsoya sirayet etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumların hukuki niteliğini analiz et.
Mirastan yoksunluk (TMK 578) kanun gereği, mirasçılıktan çıkarma (TMK 510) ise mirasbırakanın iradesiyle oluşur.
İki kurum arasındaki temel fark oluşum şeklidir.
2
Altsoyun durumunu her iki kurum için değerlendir.
TMK 511 ve TMK 579 uyarınca, her iki durumda da altsoy mirasçı olur.
Kanun koyucu, mirasçının kusurlu davranışının altsoyunu etkilememesini (cezanın şahsiliği benzeri bir mantıkla) öngörmüştür.
3
Seçeneklerdeki hukuki doğruluğu denetle.
Mirasçılıktan çıkarılanın altsoyunun mirasçılığını kaybettiğini iddia eden seçenek yasal hükümlere aykırıdır.
Mirasçılıktan çıkarma sadece çıkarılan kişiyi bağlar, onun altsoyunun payını ortadan kaldırmaz.

Anahtar Kavram

Temsil yoluyla mirasçılık ve altsoyun korunması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 165Soru

Muris (M)(M), sağlığında yasal mirasçıları olan kızı (K)(K) ve eşi (E)(E) lehine bazı karşılıksız kazandırmalar yapmıştır. (M)(M), kızı (K)(K)’nın yurt dışındaki prestijli bir sanat akademisinde aldığı ve ailenin mali gücü ile alışılmış yaşam standartlarını önemli ölçüde aşan yüksek lisans eğitim giderleri için 3.000.0003.000.000 TL harcamıştır. Eşi (E)(E)’ye ise yatırım amaçlı bir taşınmaz bağışlamıştır. (M)(M) vefat ettiğinde mirasta denkleştirme konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızı (K)(K)’ya yapılan olağanüstü eğitim harcaması, muris tarafından aksi belirtilmedikçe denkleştirmeye tabidir; eşi (E)(E)’ye yapılan bağışta ise denkleştirme ancak murisin bu yöndeki iradesinin ispatlanmasıyla mümkündür.

Cevap

Kızı (K)’ya yapılan olağanüstü eğitim harcaması, muris tarafından aksi belirtilmedikçe denkleştirmeye tabidir; eşi (E)’ye yapılan bağışta ise denkleştirme ancak murisin bu yöndeki iradesinin ispatlanmasıyla mümkündür.
Türk Medeni Kanunu'nun 671. maddesi uyarınca, altsoyun (çocukların) eğitim giderleri kural olarak denkleştirmeye tabi değildir; ancak bu giderler ailenin mali durumuna göre 'olağan sınırları' aşıyorsa, murisin aksi yönde bir iradesi bulunmadığı sürece denkleştirmeye (iadeye) tabi olur. Öte yandan, TMK 669. maddesi altsoy lehine bir denkleştirme karinesi öngörmüştür. Eş, altsoy olmadığı için, ona yapılan kazandırmaların denkleştirilebilmesi murisin bu yöndeki iradesinin ispatlanmasına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kızın (Altsoy) eğitim harcamasını analiz et.
Olağanüstü eğitim gideri (3.000.000 TL).
TMK 671/2'ye göre, çocukların alışılmış sınırları aşan eğitim giderleri, muris aksi bir arzu açıklamadıkça denkleştirmeye tabidir.
2
Eşin (Altsoy olmayan mirasçı) bağışını analiz et.
Taşınmaz bağışı.
TMK 669/1 uyarınca yasal mirasçılar denkleştirme ile yükümlüdür ancak 669/2'deki iade karinesi sadece altsoy içindir. Eş için murisin denkleştirme iradesi gerekir.
3
Denkleştirme değerini kontrol et.
Mirasın açıldığı andaki değer esas alınır.
TMK 673 uyarınca hesaplama mirasın açıldığı anki değer üzerinden yapılır.

Anahtar Kavram

Altsoyun olağanüstü eğitim giderlerinde denkleştirme karinesi ve altsoy dışındaki mirasçıların denkleştirme statüsü.

Daha Fazla Pratik

Mirasta denkleştirme ve tenkis davalarının farklarını, özellikle iade yükümlülüğü ve hak düşürücü süreler bakımından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 166Soru

Mirasbırakan (M)(M)'nin vefatı üzerine yasal mirasçıları arasında tereke malları üzerinde elbirliği mülkiyeti kurulmuştur. Ancak mirasçıların terekenin yönetimi ve temsili konusunda ciddi fikir ayrılıkları yaşamaları üzerine, mirasçılardan birinin talebiyle sulh hukuk mahkemesi tarafından terekeye bir temsilci atanmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, terekeye temsilci atanmasının mirasçıların tereke üzerindeki yetkilerine etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terekeye temsilci atanmasıyla birlikte mirasçıların terekeyi temsil ve yönetme yetkisi sona erer ve bu aşamadan sonra mirasçılar tereke adına dava açamazlar.

Cevap

Terekeye temsilci atanması durumunda mirasçıların terekeyi temsil ve yönetme yetkisi sona erer; bu yetki artık temsilciye aittir ve mirasçılar tereke adına dava açamazlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına bir temsilci atandığında, mirasçıların terekeyi yönetme ve temsil etme yetkileri sona erer. Bu aşamadan sonra tereke ile ilgili işlemleri yürütme, terekeyi temsil etme ve tereke adına dava açma veya aleyhe açılan davaları takip etme yetkisi münhasıran temsilciye geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Miras ortaklığının temel yapısını belirle.
Mirasın açılmasıyla mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti kurulur ve kural olarak oybirliği ile hareket edilir.
Türk Medeni Kanunu Madde 640 uyarınca miras ortaklığı elbirliği mülkiyeti esasına dayanır.
2
Tereke temsilcisi atanmasının hukuki sonucunu analiz et.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine mahkemece atanan temsilci, mirasçıların yönetim ve temsil yetkisini devralır.
Miras ortaklığında uyuşmazlık çıkması durumunda terekenin korunması ve yönetilmesi için temsilci atanması öngörülmüştür.
3
Mirasçıların dava açma yetkisini değerlendir.
Temsilci atandığı andan itibaren mirasçılar tereke adına taraf sıfatını (husumet) kaybeder.
Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca, temsilci varken mirasçıların tereke haklarını korumak için tek başlarına veya birlikte dava açma yetkisi kalmaz.

Anahtar Kavram

Tereke Temsilcisi ve Yetki Devri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 167Soru

Mirasbırakan (M)(M), eşi (E)(E) aleyhine açtığı boşanma davası devam ederken vefat etmiştir. (M)(M)'nin anne ve babası kendisinden önce ölmüş olup, geride yasal mirasçı olarak sadece kardeşleri (K1)(K_1) ve (K2)(K_2) kalmıştır. (M)(M)'nin mirasçıları olan kardeşleri, Türk Medeni Kanunu uyarınca boşanma davasına devam etmişler ve yargılama sonucunda (E)(E)'nin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurlu olduğunu ispat etmişlerdir.

Buna göre, (M)(M)'nin miras taksimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ kalan eş (E)(E) yasal mirasçılık sıfatını kaybeder; mirasın tamamı mirasbırakanın kardeşleri (K1)(K_1) ve (K2)(K_2) arasında eşit olarak paylaştırılır.

Cevap

Sağ kalan eşin kusurunun mirasçılarca ispatlanması durumunda eş mirasçılık sıfatını kaybeder ve mirasın tamamı ikinci zümre mirasçıları olan kardeşlere kalır.
Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesinin 2. fıkrasına göre; boşanma davası devam ederken ölen davacının mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve davalı eşin kusurunun ispatlanması halinde, sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz. Olayda mirasçılar (kardeşler) kusuru ispat ettikleri için eş mirasçı olamaz. Mirasbırakanın altsoyu bulunmadığından ve eş devre dışı kaldığından, mirasın tamamı ikinci zümre mirasçıları olan kardeşlere geçer.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 181/2 hükmünü olaya uygula.
Boşanma davası devam ederken ölen davacının mirasçıları davaya devam etmiş ve davalının kusurunu ispatlamıştır.
Bu durum, sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını kaybetmesine yol açan özel bir kanun hükmüdür.
2
Eşin mirasçılık statüsünü belirle.
(E)(E), mirasçılık sıfatını ve buna bağlı tüm haklarını kaybeder.
Kusur ispatı, eşi miras dışı bırakır.
3
Kalan mirasçıların zümresini ve paylarını tespit et.
Anne ve baba ölü olduğu için onların yerini halefiyet yoluyla altsoyları (kardeşler) alır. Kardeşler ikinci zümrededir.
Eş mirasçı olamadığı takdirde, mirasın tamamı o zümredeki diğer mirasçılara (veya alt zümrelere) geçer.

Anahtar Kavram

Boşanma davası devam ederken ölüm ve mirasçıların kusur ispatı (TMK 181/2)

İpuçları

1
Mirasbırakan hayattayken açtığı boşanma davası devam ederken ölürse, mirasçılarının bu davada bir rolü var mıdır?
2
TMK m. 181/2 hükmünü inceleyin; sağ kalan eşin 'kusuru' mahkemece ispat edilirse mirasçılık durumu nasıl değişir?
3
Kusuru ispatlanan eş mirasçılık sıfatını tamamen kaybederse, miras ikinci zümrede kimlere kalır?

Daha Fazla Pratik

Benzer bir durumu 'butlan' davası devam ederken ölüm hali için (TMK m. 159) inceleyerek iyiniyetin etkisini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 168Soru

Muris (K)(K), 2020 Ağustos 20252025 tarihinde hayatını kaybetmiş ve geride yasal mirasçısı olan kızı (Z)(Z) ile geçerli bir vasiyetnameyle mirasçı atadığı arkadaşı (V)(V)'yi bırakmıştır. (K)(K)'nin vefat ettiği tarihte borçlarının malvarlığını aştığı ve ödemeden aczinin sabit olduğu anlaşılmıştır. (Z)(Z) babasının ölümünü 2525 Ağustos'ta, (V)(V) ise vasiyetnameyi ve mirasçı atandığını 1010 Eylül'de öğrenmiştir.

Türk Medeni Kanunu'na göre, bu olaydaki mirasın reddi (gerçek ve hükmi ret) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atanmış mirasçı (V)(V) için mirası gerçek reddetme süresi 33 aydır ve bu süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendisine resmî olarak bildirildiği tarihte işlemeye başlar.

Cevap

Doğru olan ifade, atanmış mirasçılar için gerçek ret süresinin tasarrufun resmen bildirildiği tarihte başlaması ve 33 ay olmasıdır.
Türk Medeni Kanunu'na göre mirasın gerçek reddi süresi 33 aydır. Bu süre, yasal mirasçılar için kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte başlarken; atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun (vasiyetnamenin) kendilerine resmî olarak bildirildiği tarihte işlemeye başlar. Bu nedenle atanmış mirasçı olan kişi için bildirilen durum kanuna bütünüyle uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki atanmış mirasçı için ret süresini ve başlangıç anını belirleme
Sürenin kanun gereği 33 ay olduğu ve tasarrufun resmen bildirildiği tarihte başlayacağı saptanır
Atanmış mirasçılara tasarruf resmi olarak tebliğ edilmeden mirasın reddi süresi işlemeye başlamaz.
2
Yasal mirasçıların gerçek ret usulünü, mahkemesini ve sonuçlarını değerlendirme
Sürenin 33 ay olduğu, beyanın Sulh Hukuk Mahkemesine yapılması gerektiği ve reddedenin payının altsoyuna geçeceği tespit edilir
Gerçek ret beyanı bozucu yenilik doğuran bir hak olup usul ve esasları kanunla kesin olarak (Sulh Hukuk, 33 ay, altsoya intikal) sınırlandırılmıştır.
3
Hükmi ret durumunun geçerlilik şartlarını inceleme
Hükmi reddin herhangi bir hak düşürücü süreye veya mahkeme tesciline bağlı olmaksızın kendiliğinden gerçekleştiği anlaşılır
Murisin ödemeden aczi açıkça belli ise mirasın reddedilmiş sayılması kanuni bir karinedir.

Anahtar Kavram

Mirasın Gerçek ve Hükmi Reddi Süreleri, Usulü ve Hukuki Sonuçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 169Soru

Mirasbırakan (A), malvarlığının bir kısmını yeğeni (Y)'ye bırakmak amacıyla bilgisayarda bir metin hazırlamış ve bu metnin çıktısını almıştır. (A), belgenin alt kısmına el yazısıyla gün, ay ve yıl belirterek tarih atmış ve yine el yazısıyla imzasını eklemiştir. Belgeyi saklaması için yakın bir dostuna teslim eden (A), bir süre sonra vefat etmiştir.

Bu ölüme bağlı tasarrufun şekli geçerliliği ve hukuki akıbetine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belgenin baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılması zorunlu olduğundan bu vasiyetname şekil noksanlığı ile sakattır ve menfaati bulunanlar tarafından iptal davasına konu edilebilir.

Cevap

Doğru seçenek, belgenin baştan sona el yazısıyla yazılmamasının şekil noksanlığı oluşturduğunu ve bunun menfaati bulunan mirasçılar tarafından iptal davasına konu edilebileceğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca el yazılı vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. Olayda metnin bilgisayarda yazılması ağır bir şekil noksanlığıdır. Bununla birlikte, kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılan ölüme bağlı tasarruflar kendiliğinden kesin hükümsüz olmazlar; bu durum yalnızca bir iptal sebebi oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki ölüme bağlı tasarrufun türünü ve kanuni şekil şartlarını belirlemek.
Belge, bir el yazılı vasiyetname girişimidir. TMK m. 538'e göre el yazılı vasiyetnamenin geçerli olması için yapıldığı gün, ay ve yıl gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılması ve imzalanması şarttır.
Mirasbırakanın hangi tasarruf türünü seçtiğini ve şekil kurallarına tam olarak uyup uymadığını tespit etmek için.
2
Olaydaki spesifik şekil eksikliğini tespit etmek.
Mirasbırakan, tarih ve imzayı bizzat el yazısıyla atmış olsa da asıl metni bilgisayarda yazmıştır. Bu durum, 'başından sonuna kadar el yazısı ile yazılma' asli unsurunu ihlal etmektedir.
Vasiyetnamenin hukuken geçerli bir belge olup olmadığını değerlendirmek için.
3
Şekil eksikliğinin hukuki yaptırımını (akıbetini) saptamak.
Miras hukukunda şekil eksikliğinin yaptırımı, genel nitelikli borçlar hukuku kuralı olan kesin hükümsüzlük (baştan itibaren batıl olma) değil, 'iptal edilebilirlik'tir (TMK m. 557).
Tasarrufun hangi dava yoluyla geçersiz kılınabileceğini doğru nitelendirebilmek için.

Anahtar Kavram

El yazılı vasiyetnamede şekil şartları ve ölüme bağlı tasarruflarda iptal yaptırımı
Soru 170Soru

Tüccar olan Bay (H), işlerinin kötüye gitmesi sebebiyle bunalıma girmiş ve 8 Eylül 2026 günü geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir. (H)'nin vefat ettiği an itibarıyla borçlarının malvarlığını fazlasıyla aştığı ve ödemeden aczinin açıkça belli olduğu piyasada bilinmektedir. (H)'nin geride yasal mirasçı olarak kızları (V) ve (Y) bulunmaktadır. Ayrıca (H), ölümünden kısa süre önce el yazısı ile geçerli bir ölüme bağlı tasarruf düzenleyerek yeğeni (Z)'yi mirasın üçte biri oranında kendisine halef kılmıştır. Söz konusu tasarruf, (Z)'ye 5 Ekim 2026 günü yetkili makamlarca resmen tebliğ edilmiştir.

Bu tablo ve mirasın reddine ilişkin kanuni esaslar çerçevesinde aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasal mirasçılar (V) ve (Y) için üç aylık gerçek ret süresi kural olarak babalarının ölümünü öğrendikleri tarihte başlarken; atanmış mirasçı (Z) için bu süre tasarrufun kendisine resmen tebliğ edildiği 5 Ekim 2026 tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Cevap

Yasal mirasçılar için gerçek ret süresi ölümün öğrenilmesiyle, atanmış mirasçılar için ise vasiyetnamenin resmen bildirilmesiyle işlemeye başlar ve her iki grup için de bu süre 3 aydır.
Türk Medeni Kanunu'na göre mirası gerçek ret süresi üç aydır. Bu sürenin başlangıcı yasal ve atanmış mirasçılar için kanunda farklı düzenlenmiştir. Yasal mirasçılar için ret süresi, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte başlar. Atanmış mirasçılar için ise bu hak düşürücü süre, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufunun (vasiyetnamenin) kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Olayda atanmış mirasçı olan Z'ye vasiyetname 5 Ekim 2026'da bildirildiği için üç aylık süre ancak bu tarihte başlayacaktır. Bu hususu ve 3 aylık süreyi doğru tespit eden seçenek TMK m. 606'ya tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Terekenin durumu ve ret türlerinin tespiti
Mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli olduğundan hükmi ret şartları oluşmuştur, ancak mirasçıların süresi içinde gerçek ret beyanında bulunma hakları da (Sulh Hukuk Mahkemesinde) mevcuttur.
Hükmi ret ve gerçek ret kavramlarını yasal dayanaklarıyla değerlendirmek için.
2
Mirasın reddinde süre ve başlangıç kurallarının uygulanması
Gerçek ret süresi yasa gereği 3 aydır. Yasal mirasçılar (V ve Y) için süre kural olarak ölümü öğrendikleri an, atanmış mirasçı (Z) için ise resmi tebliğ tarihi olan 5 Ekim 2026'da başlar.
TMK m. 606 hükmünü olaya uyarlayarak sürelerin başlangıcını netleştirmek için.
3
Reddin ehliyet boyutunun ve miras paylarına etkisinin değerlendirilmesi
Mirası reddetmek sınırlı ehliyetsizler için yasak işlem değildir. Ayrıca reddeden yasal mirasçının payı doğrudan yan zümreye/kardeşe değil, reddedenin kendi altsoyuna geçer.
Seçeneklerdeki hukuki senaryoların geçerliliğini denetlemek için.
4
Doğru ifadenin tespiti
Süre başlangıçlarını ve 3 aylık süre sınırını TMK m. 606'ya uygun olarak eksiksiz belirten ifade doğru kabul edilmiştir.
Hatalı mahkeme, yanlış süre, hatalı zümre aktarımı ve hatalı ehliyet kısıtlaması içeren ifadeleri elemek için.

Anahtar Kavram

Mirasın reddi süresi, sürenin başlangıç anı ve reddin hukuki sonuçları
Soru 171Soru

Ahmet, 2026 yılında vefat etmiştir. Geriye eşi Ayşe kalmıştır. Ahmet'in altsoyu (çocukları veya torunları) bulunmamaktadır. Ahmet'in annesi ve babası kendisinden yıllar önce ölmüştür. Mirasın açıldığı tarihte, Ahmet'in anne ve babası bir olan (tam kan) kardeşi Burak ile yalnızca annesi bir olan (yarım kan) kardeşi Cem hayattadır.

Buna göre, Ahmet'in mirasının yasal paylaşım oranları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eş Ayşe 1/21/2, Burak 3/83/8, Cem 1/81/8

Cevap

Ahmet'in mirasında sağ kalan eş Ayşe mirasın 1/21/2'sini alırken, tam kan kardeş Burak hem anne hem baba kökünden pay alarak 3/83/8, yarım kan kardeş Cem ise sadece anne kökünden pay alarak 1/81/8 oranında mirasçı olur.
Türk Medeni Kanunu'na göre, sağ kalan eş 2. zümre ile mirasçı olduğunda terekedeki payı 1/21/2'dir. Kalan 1/21/2'lik kısım zümre başları olan anne ve baba arasında eşit paylaştırılır (1/41/4 anneye, 1/41/4 babaya). Zümre başları ölü ise, yerlerini halefiyet ilkesi gereği kendi altsoyları alır. Babanın payı (1/41/4), onun tek altsoyu olan Burak'a geçer. Annenin payı (1/41/4) ise, onun iki çocuğu olan Burak ve Cem'e eşit paylaştırılır (her birine 1/81/8). Bu durumda Burak baba kökünden 1/41/4 ve anne kökünden 1/81/8 olmak üzere toplam 3/83/8 paya sahip olur. Cem ise yalnızca annesi bir yarım kan kardeş olduğu için sadece anne kökünden 1/81/8 pay alır. Payların toplamı tam terekeyi (1/2+3/8+1/8=11/2 + 3/8 + 1/8 = 1) oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sağ kalan eşin miras payının belirlenmesi
Ayşe mirasın 1/21/2'sini alır.
Mirasbırakanın altsoyu bulunmadığı için eş, 2. zümre (anne-baba zümresi) ile birlikte mirasçıdır. Kanun gereği bu durumda eşin payı mirasın yarısıdır.
2
İkinci zümreye düşen payın köklere dağıtılması
Anne köküne 1/41/4, baba köküne 1/41/4 pay düşer.
Eşin payından geriye kalan 1/21/2'lik kısım, zümre başları olan anne ve baba arasında eşit olarak ikiye bölünür.
3
Baba kökünün altsoyuna (halefiyet) dağıtımı
Burak, baba kökünden 1/41/4 oranında pay alır.
Baba daha önce vefat ettiği için onun payı kendi altsoyuna geçer. Ahmet'in baba bir tek kardeşi Burak olduğundan, babanın tüm payı Burak'a intikal eder.
4
Anne kökünün altsoyuna (halefiyet) dağıtımı
Burak 1/81/8, Cem 1/81/8 oranında pay alır.
Anne daha önce vefat ettiği için onun 1/41/4'lük payı kendi altsoyları olan Burak ve Cem arasında eşit olarak (1/4÷21/4 \div 2) paylaştırılır.
5
Kardeşlerin toplam paylarının hesaplanması
Burak toplam 3/83/8 (1/4+1/81/4 + 1/8), Cem ise 1/81/8 alır.
Burak tam kan kardeş olduğu için iki kökten gelen payları toplanırken, Cem yarım kan kardeş olarak sadece kendi bağlı bulunduğu anne kökünden pay almıştır.

Anahtar Kavram

İkinci Zümrede Halefiyet ve Yarım Kan Hısımların Durumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 172Soru

Zeynep, eşi Hakan'a karşı açtığı şiddetli geçimsizliğe dayalı boşanma davası derdest iken geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Zeynep'in vefatı üzerine yasal mirasçıları tarafından bu davaya devam edilmemiştir. Zeynep'in çocuğu (altsoyu) bulunmamaktadır; ayrıca ana ve babası da kendisinden önce vefat etmiştir. Zeynep'in geride akraba olarak yalnızca baba bir, anne ayrı kardeşi Burak ile anneannesi Ayşe kalmıştır.

Buna göre, Zeynep'in mirasının paylaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakan mirasın 1/2'sini, Burak ise kalan 1/2'sini alır; Ayşe'ye miras payı düşmez.

Cevap

Hakan mirasın 1/2'sini, Burak ise kalan 1/2'sini alır; Ayşe'ye miras payı düşmez.
Türk Medeni Kanunu madde 181 uyarınca, boşanma davası devam ederken mirasçılar davaya devam etmezse sağ kalan eş yasal mirasçı olmaya devam eder. Olayda Hakan mirasçıdır. Zeynep'in altsoyu olmadığı için Hakan, 2. zümre (ana-baba ve onların altsoyu) ile birlikte mirasçıdır ve kanuni miras payı 1/2'dir. Geriye kalan 1/2'lik pay 2. zümreye aittir. Zeynep'in annesi altsoy bırakmadan öldüğü için ona düşen pay, zümre içi intikal kuralı (TMK m. 496) gereği babanın payına eklenir. Babaya düşen bu birleşik pay, babanın altsoyu olan üvey kardeş Burak'a kalır. 2. zümrede mirasçı bulunduğu için 3. zümredeki anneanne Ayşe'ye hiçbir miras payı düşmez.

Adım Adım Çözüm

1
Sağ kalan eşin mirasçılık statüsünü belirle.
Hakan yasal mirasçıdır.
Mirasbırakanın açtığı boşanma davası ölümle sonuçsuz kalmış, mirasçılar davaya devam edip Hakan'ın kusurunu ispatlamamıştır. Bu nedenle Hakan'ın yasal mirasçılık sıfatı düşmemiştir.
2
Kalan mirasçıların zümrelerini ve sağ kalan eşin payını tespit et.
Hakan mirasın 1/2'sini alır.
Zeynep'in altsoyu (1. zümre) yoktur. Kardeş Burak 2. zümrede, anneanne Ayşe 3. zümrededir. Sağ kalan eş 2. zümre ile mirasçı olduğunda mirasın 1/2'sini alır.
3
Kalan 1/2'lik payın 2. zümre içindeki dağılımını hesapla.
Kalan 1/2'lik payın tamamı baba bir kardeş Burak'a geçer.
2. zümrenin 1/2 payı kural olarak anne (1/4) ve baba (1/4) arasında bölünür. Ancak ikisi de ölüdür. Annenin altsoyu yoktur, bu nedenle payı diğer tarafa (babaya) intikal eder. Babanın toplam payı (1/2), kendi altsoyu olan Burak'a geçer.
4
3. zümrenin durumunu değerlendir.
Anneanne Ayşe miras alamaz.
Miras hukukundaki mutlak kurala göre, daha önceki zümrede (2. zümre) mirasçı varken, sonraki zümreye (3. zümre) miras geçmez.

Anahtar Kavram

Sağ kalan eşin miras payı, derdest boşanma davasının mirasçılığa etkisi ve zümre içi halefiyet kuralları
Soru 173Soru

Vefat eden bir kişinin ardından yasal mirasçı sıfatını kazanan K, L ve M, terekeye dâhil olan malların yönetimi ve paylaşımı konusunda derin anlaşmazlıklara düşmüşlerdir. K, terekedeki değerli bir taşınmazın derhal satılarak elde edilen bedelin paylaştırılmasını isterken; L ve M bu taşınmazın kiraya verilerek gelir elde edilmesini talep etmektedir. Ayrıca taraflar, terekenin genel yönetimi için bir kişi görevlendirilmesi hususunda da ortak bir karara varamamışlardır.

Bu olaydaki hukuki durum ve miras ortaklığının niteliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mirasçılardan herhangi biri, kanundan veya sözleşmeden doğan aksi yönde bir yükümlülük bulunmadığı sürece, dilediği zaman mirasın paylaştırılmasını talep edebilir.

Cevap

Doğru seçenek, mirasçılardan herhangi birinin, istisnai bir yükümlülük yoksa dilediği zaman mirasın paylaştırılmasını talep edebileceğini belirten ifadedir.
Türk Medeni Kanunu Madde 642 uyarınca, mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaştırılmasını isteyebilir. Miras ortaklığı kural olarak geçici bir hukuki durumdur ve kanun koyucu bu ortaklığın sona erdirilmesini kolaylaştırmak amacıyla her bir mirasçıya tek başına paylaşma davası açma hakkı tanımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Miras ortaklığının hukuki niteliğini belirle.
Miras açıldığında, birden fazla mirasçı varsa aralarında terekedeki tüm hak ve borçları kapsayan bir ortaklık (elbirliği mülkiyeti) doğar.
Mülkiyet türünü bilmek, yönetim ve tasarruf kurallarını uygulamak için şarttır.
2
Elbirliği mülkiyetinde karar alma mekanizmasını değerlendir.
Elbirliği mülkiyetinde olağan yönetim, olağanüstü yönetim veya tasarruf işlemleri için tüm mirasçıların oybirliği gerekir. Çoğunluk kararı geçersizdir.
Olaydaki L ve M'nin çoğunluk oyuyla kiraya verme talebinin hukuken geçerli olup olmadığını anlamak için.
3
Paylaşma (taksim) isteme hakkının sınırlarını ve süresini analiz et.
Kanun, miras ortaklığının geçici bir durum olduğunu kabul eder. Bu nedenle her mirasçı, kural olarak her zaman paylaşma isteyebilir. Bu hak bir süreye tabi değildir.
Paylaştırma talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığını veya tek başına istenip istenemeyeceğini tespit etmek için.
4
Tereke temsilcisi atanması şartlarını incele.
Mirasçılar anlaşamazsa, içlerinden sadece birinin başvurusu dahi sulh hâkiminin terekeye bir temsilci ataması için yeterlidir.
Temsilci atanması için gereken yeter sayıyı (oybirliği gerekip gerekmediğini) belirlemek için.

Anahtar Kavram

Miras Ortaklığı (Elbirliği Mülkiyeti) ve Paylaşma Hakkı

Daha Fazla Pratik

Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi davasının şartları ve tereke temsilcisinin yetkilerinin sınırları konularının da tekrar edilmesi faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 174Soru

Mirasbırakan (M), 2020 yılında yakın arkadaşı (A)'ya değerli bir antika tablosunu bağışlamıştır. Daha sonra 2025 yılında düzenlediği resmî vasiyetname ile mülkiyetindeki bir dükkânı yeğeni (Y)'ye bırakmıştır. (M), 2026 yılında vefat etmiş ve geride saklı paylı yasal mirasçı olarak annesi ve babası kalmıştır. Mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılar, (M)'nin sağlığında ve ölüme bağlı olarak yaptığı bu işlemler nedeniyle kendi saklı paylarının zedelendiğini tespit etmişlerdir.

Buna göre, mirasçıların saklı paylarını korumak amacıyla başvuracakları hukuki yol ve uygulanacak esaslar hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saklı payın tamamlanması amacıyla açılacak tenkis davasında indirim işlemine, öncelikle 2025 yılında yeğen (Y)'ye yapılan ölüme bağlı tasarruftan başlanmalıdır.

Cevap

Saklı payın tamamlanması amacıyla açılacak tenkis davasında indirim işlemine, öncelikle 2025 yılında yeğen (Y)'ye yapılan ölüme bağlı tasarruftan başlanması gerektiğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu madde 570'e göre tenkis işleminde kesin bir kanuni sıra öngörülmüştür. Buna göre indirim (tenkis) işlemine öncelikle 'ölüme bağlı tasarruflardan' başlanır. Olayda 2025 yılında yeğene dükkân bırakılması bir ölüme bağlı tasarruftur. Eğer bu tasarrufun tamamı tenkis edilmesine rağmen saklı paylar hâlâ tamamlanamıyorsa, ancak o zaman sağlararası kazandırmalara geçilir (üstelik onlarda da en yeni tarihliden en eskiye doğru bir sıra izlenir). Bu nedenle doğru hukuki yol, indirim işlemine ölüme bağlı tasarruftan başlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Saklı pay ihlali durumunda başvurulacak hukuki kurumu tespit etmek
Mirasbırakanın tasarruf oranını aşarak saklı payı zedelemesi hâlinde iptal veya denkleştirme davası değil, Tenkis Davası açılır.
Türk Medeni Kanunu'na göre saklı pay kurallarını ihlal eden kazandırmalar kendiliğinden geçersiz olmaz, oransal olarak indirime (tenkise) tabi tutulur.
2
Tenkis (indirim) işleminin kanuni sırasını belirlemek
Kanuna göre tenkise öncelikle vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarruflardan başlanır.
TMK m. 570 gereğince tenkis sırasıyla; 1) Ölüme bağlı tasarruflardan, 2) Bu yetmezse en yeni tarihlisinden en eskisine doğru sağlararası kazandırmalardan yapılır.
3
Seçenekleri bu hukuki kurallar çerçevesinde değerlendirmek
Öncelikle 2025 yılındaki ölüme bağlı tasarrufun (vasiyetnamenin) tenkis edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
Olayda hem sağlararası kazandırma (2020) hem de ölüme bağlı tasarruf (2025) mevcuttur. Kanuni sıra gereği işlem vasiyetnameden başlatılmalıdır.

Anahtar Kavram

Tenkis Davasının Şartları ve Tenkiste Sıra
Soru 175Soru

Mirasbırakan Kemal Bey, vefatından bir süre önce noterde resmi bir vasiyetname düzenleyerek malvarlığının paylaşımını belirlemiştir. Kemal Bey'in vefatından sonra yasal mirasçıları, bu tasarrufun geçerliliğini tartışmaya açmış ve çeşitli iddialarla yargı yoluna başvurmaya karar vermişlerdir.

Buna göre, mirasçıların ileri sürebileceği aşağıdaki iddialardan hangisi, Türk Medeni Kanunu kapsamında ölüme bağlı tasarrufun iptali davasına dayanak oluşturacak kanuni sebeplerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vasiyetnamedeki kazandırmaların, saklı paylı mirasçıların yasal paylarını aşarak haklarını zedelediği

Cevap

Saklı paylı mirasçıların yasal paylarını aşarak haklarını zedeleyen kazandırmalar iptal davasına değil, tenkis davasına konu edilir.
Türk Medeni Kanunu'na göre bir ölüme bağlı tasarrufun iptal edilebilmesi için ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka/ahlaka aykırılık veya şekil noksanlığı bulunmalıdır. Mirasbırakanın yasal sınırları aşarak saklı paylı mirasçıların hakkını zedelemesi durumunda tasarruf geçerliliğini korur, ancak zarar gören mirasçılar saklı paylarının tamamlanması için 'tenkis (indirim)' davası açarlar. Bu nedenle saklı pay ihlali, bir iptal sebebi değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu madde 557'de sayılan ölüme bağlı tasarrufun iptali sebeplerini incele.
İptal sebepleri şunlardır: 1) Tasarruf anında ehliyetsizlik, 2) İrade sakatlığı (yanılma, aldatma, korkutma), 3) İçeriğin veya şartların hukuka/ahlaka aykırı olması, 4) Şekil noksanlığı.
Soruda hangi iddianın bir iptal sebebi olmadığı sorulmaktadır, bu nedenle kanuni sınırların net çizilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki iddiaları iptal sebepleriyle eşleştir.
Ayırt etme gücü yoksunluğu, korkutma, hukuka/ahlaka aykırılık ve tanık şartına uyulmaması doğrudan madde 557'deki kapsama girmektedir.
Geçerlilik şartlarındaki temel eksiklikler tasarrufun iptalini gerektirir.
3
Saklı pay ihlali iddiasının hukuki niteliğini belirle.
Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü (nisabını) aşarak saklı payı zedelemesi, işlemin geçerliliğini etkileyen bir iptal sebebi değil; kazandırmanın saklı paya kadar indirilmesini (tenkisini) gerektiren bir durumdur.
Kanun koyucu, saklı pay ihlallerinde işlemi tamamen geçersiz kılmak (iptal) yerine, oransal bir indirim (tenkis) sistemi benimsemiştir.

Anahtar Kavram

İptal Davası ve Tenkis Davası Ayrımı
Soru 176Soru

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, sağ kalan eşin yasal mirasçılığıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evlenmenin butlanına karar verilmesinden önce mirasbırakanın ölmesi hâlinde, evlenme sırasında iyiniyetli olduğu anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını korur.

Cevap

Evlenmenin butlanına karar verilmesinden önce mirasbırakanın ölmesi durumunda, evlenme sırasında iyiniyetli olan sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını koruyacağı yönündeki ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 159. maddesine göre, evlenmenin butlanına karar verilmeden önce eşlerden birinin ölmesi hâlinde, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında 'iyiniyetli olmadığı' anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz. Bu kuralın zıt kanıtından, evlenme anında iyiniyetli olan sağ kalan eşin, butlan davası sürerken mirasbırakanın ölmesi durumunda yasal mirasçılık sıfatını koruyacağı anlaşılmaktadır. Doğru olan ifade budur.

Adım Adım Çözüm

1
Evlenmenin butlanı ve boşanma davalarının sağ kalan eşin mirasçılığına etkisini değerlendirmek.
Boşanma davası sürerken ölüm hâlinde kusur ispatlanmadıkça, butlan davası sürerken ölüm hâlinde ise kötüniyet ispatlanmadıkça sağ kalan eşin mirasçılığı devam eder.
TMK m. 159 ve m. 181 hükümleri, evlilik birliğini sona erdiren davalar sırasında gerçekleşen ölümlerde iyiniyetli/kusursuz eşin korunmasını amaçlar.
2
Sağ kalan eşin birinci zümre (altsoy/füru) ile miras payını hatırlamak.
Eşin altsoy ile miras payı terekede 1/4'tür.
Miras payları zümrelere göre kanunda kesin olarak belirlenmiştir.
3
Sağ kalan eşin ikinci zümre (ana-baba/usul) ile miras payını hatırlamak.
Eşin ana ve baba zümresi ile miras payı terekede 1/2'dir.
Zümre derecesi uzaklaştıkça sağ kalan eşin miras payı artmaktadır.
4
Sağ kalan eşin üçüncü zümre (büyük ana-baba ve altsoyları) ile miras payını değerlendirmek.
Eş, üçüncü zümre başları ve onların çocukları ile mirasçı olduğunda 3/4 pay alır. Ancak onların da altsoyu (kuzenler) mirasçı olamaz, o durumda eş mirasın tamamını alır.
Üçüncü zümrede mirasçılık hakkı eş karşısında sadece büyük ana-babalar ve onların çocukları (amca, hala, dayı, teyze) ile sınırlandırılmıştır.

Anahtar Kavram

Sağ Kalan Eşin Yasal Miras Payları ve Evliliğe İlişkin Davaların Mirasçılığa Etkisi
Soru 177Soru

Bir trafik kazasında hayatını kaybeden (T)'nin yasal mirasçısı olarak yalnızca kızı (B) bulunmaktadır. Ayrıca (T), vefatından önce usulüne uygun olarak düzenlediği bir vasiyetname ile yakın arkadaşı (L)'yi de mirasçı atamıştır. Terekenin borca batık olup olmadığı henüz netleşmemiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun mirasın reddi ve sonuçlarına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu somut durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mirası reddetme süresi üç ay olup; bu süre yasal mirasçı (B) için kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendiği tarihten, atanmış mirasçı (L) için ise vasiyetnamenin kendisine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.

Cevap

Mirası reddetme süresinin üç ay olduğunu ve bu sürenin yasal mirasçılar ile atanmış mirasçılar için farklı anlarda (ölümü öğrenme ve resmi bildirim) işlemeye başlayacağını belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu madde 606'ya göre; miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten; atanmış mirasçılar için ise mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Doğru seçenekte kanunun bu amir hükmü eksiksiz ve doğru bir biçimde ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Gerçek ret süresini ve sürenin başlangıç anlarını tespit etme.
Mirasın reddi süresi 3 aydır. Bu süre yasal mirasçı için ölümü öğrendiği, atanmış mirasçı için tasarrufun resmen bildirildiği an başlar.
Mirası reddetmek için kanunun belirlediği hak düşürücü süreyi ve başlangıcını bilmek kuralın temelidir.
2
Görevli mahkemeyi ve başvuru şeklini değerlendirme.
Ret beyanı, mirasbırakanın yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine yapılır. Asliye Hukuk Mahkemesi veya 1 aylık süre bilgisi yanlıştır.
Usul kuralları miras hukukunda geçerlilik şartıdır.
3
Hükmi ret kavramını ve özelliklerini analiz etme.
Tereke borca batıksa miras reddedilmiş sayılır (hükmi ret). Bu durum süreye tabi bir dava şartı gerektirmez, karinedir.
Gerçek ret ile hükmi ret arasındaki hukuki nitelik farkını ayırt etmek gerekir.
4
Mirasın reddinin miras payı üzerindeki sonuçlarını belirleme.
Mirası reddeden yasal mirasçının payı, kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi kendi altsoyuna geçer.
Reddin sonuçlarının zümre sistemi içindeki akışını bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Mirasın reddi (gerçek ve hükmi ret), ret süreleri ve hukuki sonuçları
Soru 178Soru

Bir mirasbırakan, kendi el yazısıyla düzenlediği vasiyetnamesinde değerli bir antika tablosunu yakın arkadaşına vasiyet etmiştir. Vasiyetname, mirasbırakanın vefatından sonra sulh hukuk mahkemesinde usulüne uygun olarak açılıp okunmuştur. Vasiyetnamenin açılmasının ve içeriğinin yasal mirasçılar tarafından öğrenilmesinin üzerinden iki yıl geçtikten sonra, lehine vasiyet yapılan arkadaş, tablonun kendisine teslim edilmesi talebiyle yasal mirasçılara karşı ifa davası açmıştır. Yasal mirasçılar ise davaya karşı verdikleri cevap dilekçesinde, vasiyetnamenin kanunun aradığı el yazısı ile düzenleme şartlarını tam olarak taşımadığını ve üzerinde tarih bulunmadığını belirterek şekil noksanlığı sebebiyle tasarrufun geçersiz olduğunu savunmuşlardır.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, yasal mirasçıların bu savunması ve hukuki durum ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İptal davası açmak için kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa bile, yasal mirasçılar vasiyetnamenin hükümsüzlüğünü def'i yoluyla her zaman ileri sürebilirler.

Cevap

İptal davası açmak için kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa bile, yasal mirasçılar vasiyetnamenin hükümsüzlüğünü def'i yoluyla her zaman ileri sürebilirler.
Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesine göre iptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Olayda bu süre dolmuştur ve yasal mirasçılar artık bağımsız bir iptal davası açamazlar. Ancak aynı maddenin son fıkrasına göre; 'Hükümsüzlük, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.' Vasiyet alacaklısı, tablonun teslimi için ifa davası açtığında, yasal mirasçılar kendilerine karşı açılan bu davada süre kısıtlaması olmaksızın şekil noksanlığını bir savunma (def'i) olarak ileri sürebilir ve ifadan kaçınabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki problemi ve iddiayı tespit etmek.
El yazılı vasiyetnamede tarih bulunmaması bir şekil noksanlığıdır ve bu durum Türk Medeni Kanunu'na göre iptal sebebidir.
Uygulanacak hukuki kuralların sınırını belirlemek.
2
İptal davası açma sürelerini olaydaki kronoloji ile karşılaştırmak.
İptal davası, tasarrufun ve iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Olayda 2 yıl geçtiği için yasal mirasçıların aktif olarak iptal davası açma hakkı düşmüştür.
Dava açma hakkının devam edip etmediğini kontrol etmek.
3
Dava hakkı düşen hallerde savunma (def'i) hakkının akıbetini değerlendirmek.
TMK m. 559/3 hükmü gereğince, ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğü def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle açılan ifa davasında mirasçılar teslimden kaçınabilir.
Süresi geçmiş işlemlerde pasif savunma imkanlarını kanuni dayanağıyla sonuçlandırmak.

Anahtar Kavram

Ölüme bağlı tasarruflarda iptal davası süreleri ve hükümsüzlüğün def'i yoluyla ileri sürülmesi
Soru 179Soru

Mirasbırakan Cemil, 2026 yılında vefat etmiştir. Cemil'in altsoyu bulunmamakta olup anne ve babası kendisinden yıllar önce ölmüştür. Mirasın açıldığı anda geride sağ kalan eşi Derya hayattadır. Cemil'in, annesinin ilk evliliğinden olan (anne bir, baba ayrı) yarım kan kardeşi Elif ile kendisiyle aynı anne ve babadan olma tam kan kardeşi Fatih hayattadır. Cemil'in başkaca hiçbir yasal mirasçısı bulunmamaktadır.

Buna göre, Cemil'in mirasının yasal paylaşım oranları aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eş Derya 1/21/2, Tam kan kardeş Fatih 3/83/8, Yarım kan kardeş Elif 1/81/8

Cevap

Doğru yasal paylaşım oranı, eşin 1/21/2, tam kan kardeşin 3/83/8 ve yarım kan kardeşin 1/81/8 pay aldığı seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'na göre sağ kalan eş ikinci zümre ile birlikte mirasçı olduğunda mirasın 1/21/2'sini alır. Geriye kalan 1/21/2'lik kısım anne ve baba köklerine 1/41/4'er oranda eşit dağıtılır. Baba önceden vefat ettiği için onun 1/41/4'lük payı sadece kendi altsoyu olan tam kan kardeş Fatih'e intikal eder. Anne de önceden vefat ettiği için annenin 1/41/4'lük payı kendi çocukları olan Elif ve Fatih'e eşit olarak (1/81/8'er) paylaştırılır. Sonuçta; Derya 1/21/2, Fatih (1/4+1/81/4 + 1/8) toplam 3/83/8 ve Elif sadece anneden gelen 1/81/8 paya sahip olur.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif miras zümresini ve sağ kalan eşin payını tespit etme
Mirasbırakanın altsoyu olmadığı için eş ikinci zümre (anne-baba) ile mirasçıdır ve eşin yasal payı 1/21/2'dir.
Türk Medeni Kanunu'na göre, eş ikinci zümre ile birlikte mirasçı olduğunda terekenin yarısını alır.
2
İkinci zümrenin payını köklere ayırma
İkinci zümreye kalan 1/21/2'lik pay, anne ve baba kökleri arasında eşit bölünür. Baba köküne 1/41/4, anne köküne 1/41/4 pay düşer.
İkinci zümrede miras, eşit oranlarda anne ve baba koluna ayrılır.
3
Baba kökündeki halefiyeti uygulama
Baba vefat ettiği için onun 1/41/4'lük payı tek altsoyu olan Fatih'e kalır.
Halefiyet ilkesi gereği, zümre başının payı kendi altsoyuna geçer.
4
Anne kökündeki halefiyeti uygulama
Anne vefat ettiği için onun 1/41/4'lük payı, annenin altsoyları olan Elif ve Fatih arasında eşit olarak (1/81/8'er) bölünür.
Elif sadece annenin altsoyu olduğu için baba kökünden pay alamaz, ancak anne kökünün payına tam kan kardeşiyle birlikte ortaktır.
5
Kardeşlerin toplam paylarını hesaplama
Tam kan kardeş Fatih babadan 1/41/4, anneden 1/81/8 alarak toplam 3/83/8 paya ulaşır. Yarım kan kardeş Elif ise sadece anneden 1/81/8 pay alır.
Tam kan kardeşler her iki köke de dâhil olduklarından hem anneden hem babadan pay alırken, yarım kan kardeşler yalnızca ortak oldukları ebeveynin payından hak iddia edebilir.

Anahtar Kavram

İkinci Zümrede Halefiyet ve Yarım Kan Kardeşlerin Mirasçılığı
Soru 180Soru

İş insanı Tarık, eşi Ceyda aleyhine zina sebebine dayalı boşanma davası ikame etmiş, ancak yargılama derdest iken ani bir rahatsızlık sonucu vefat etmiştir. Tarık'ın ölümü üzerine yasal mirasçılarından hiçbiri söz konusu boşanma davasına devam etmemiştir. Tarık'ın geride herhangi bir altsoyu (füruu) bulunmamaktadır. Kendi anne ve babası da daha önce vefat etmiş olan Tarık'ın hayatta kalan yasal hısımları; sadece tam kan kardeşi Yavuz ile üçüncü zümre usullerinden olan babaannesi ve dedesidir.

Buna göre, sağ kalan eş Ceyda'nın mirasçılık sıfatı ve tereke üzerindeki yasal payı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boşanma davasına mirasçılarca devam edilmediğinden Ceyda mirasçılık sıfatını korur ve ikinci zümre hısmı olan Yavuz ile birlikte mirasçı olarak terekenin 1/21/2'sini alır.

Cevap

Sağ kalan eş mirasçılık sıfatını korur ve ikinci zümrede yer alan kardeş ile birlikte terekenin yarısını (1/21/2) alır.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, TMK m. 181 hükmüne göre derdest boşanma davasına mirasçılar tarafından devam edilmediği için sağ kalan eşin yasal mirasçılık hakkı korunur. Mirasbırakanın birinci zümrede mirasçısı (altsoyu) bulunmadığından, eş ikinci zümre ile (anne-baba veya onların altsoyu olan kardeşler) birlikte mirasçı konumuna gelir. Eşin ikinci zümre ile birlikte mirasçılığında yasal payı terekenin 1/21/2'sidir. Geriye kalan 1/21/2'lik pay ise zümre içi intikal kuralı gereği doğrudan kardeş Yavuz'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Sağ kalan eşin mirasçılık sıfatının devam edip etmediğini belirle.
Mirasçılar derdest boşanma davasına devam etmediği için Ceyda'nın yasal mirasçılığı aynen devam eder.
Türk Medeni Kanunu m. 181/2 uyarınca, boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçıları davaya devam ederek sağ kalan eşin kusurunu ispatlamazlarsa, sağ kalan eş mirasçı sıfatını korur.
2
Terekenin hangi zümreye intikal edeceğini tespit et.
Miras ikinci zümreye intikal eder; üçüncü zümre miras hakkı kazanamaz.
Mirasbırakanın altsoyu (1. zümre) yoktur. Anne ve babası ölmüş olsa da onların altsoyu olan kardeş Yavuz hayattadır. Zümre sistemine göre bir zümrede mirasçı varken bir sonraki zümreye (babaanne/dede) miras geçmez.
3
Sağ kalan eş ile mirasçı olan zümrenin pay oranlarını hesapla.
Sağ kalan eş Ceyda mirasın 1/21/2'sini, kardeş Yavuz ise diğer 1/21/2'sini alır.
Kanuna göre sağ kalan eş, ikinci zümre (ana ve baba zümresi) ile birlikte mirasçı olduğunda terekenin tam yarısını (1/21/2) yasal miras payı olarak alır.

Anahtar Kavram

Sağ Kalan Eşin Miras Payı ve Derdest Boşanma Davasının Mirasa Etkisi
ÖncekiSayfa 9 / 10Sonraki