Demokrasi Teorileri

163 soru

Soru 41Soru

Bir ülkede nükleer santral kurulmasına ilişkin yasa tasarısı, parlamentoda salt çoğunluğun oyuyla kabul edilmesine rağmen toplumda meşruiyet tartışmalarına ve geniş çaplı protestolara neden olmuştur. Bu durumu analiz eden bir siyaset bilimci şu değerlendirmeyi yapmıştır:

'Buradaki temel sorun, kararın yasal prosedürlere uygun alınıp alınmaması değildir. Asıl sorun, vatandaşların önceden belirlenmiş ve bencil kabul edilen siyasal tercihlerinin sadece bir oylama mekanizması aracıyla matematiksel olarak bir araya getirilmesindedir. Oysa çağdaş bir demokratik sistemde gerçek meşruiyet; karardan etkilenecek tüm kesimlerin kamusal alanda eşit şartlarda bir araya gelmesi, rasyonel argümanlar eşliğinde tartışması ve bu süreç sonunda başlangıçtaki çıkarlarını dönüştürerek ortak bir akla (iletişimsel eyleme) dayalı uzlaşıya varmasıyla sağlanabilir.'

Bu siyaset bilimcinin eleştirdiği demokrasi anlayışı ile alternatif olarak savunduğu demokrasi modeli, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplamacı (Aggregative) Demokrasi - Müzakereci (Deliberatif) Demokrasi

Cevap

Eleştirilen anlayışın Toplamacı (Aggregative) Demokrasi, savunulan alternatifin ise Müzakereci (Deliberatif) Demokrasi olduğunu belirten seçenektir.
Doğru yanıt, parçadaki eleştirinin hedefi olan 'tercihleri matematiksel olarak bir araya getirme' işlemini ifade eden Toplamacı (Aggregative) model ile meşruiyeti rasyonel tartışmaya (iletişimsel eyleme) dayandıran Müzakereci (Deliberatif) demokrasi modelini sırasıyla içeren seçenektir. Jürgen Habermas'ın görüşleri temelinde gelişen müzakereci model, demokrasinin sadece sandıktaki sayısal çoğunluktan değil, kamusal alandaki nitelikli tartışmadan doğduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde eleştirilen demokrasi modelinin temel özelliğini analiz etmek.
Siyaset bilimci, 'vatandaşların tercihlerinin sadece oylama mekanizmasıyla matematiksel olarak bir araya getirilmesini' eleştirmektedir. Bu kavramsal çerçeve, demokrasiyi salt bir tercih birleştirme işlemi olarak gören 'Toplamacı (Aggregative) Demokrasi' modeline aittir.
İlk boşluğa gelecek kavramı bulmak için eleştirinin hedef aldığı ana mekanizmanın (agregasyon/toplama) doğru tanımlanması gerekir.
2
Metinde savunulan alternatif demokrasi modelinin temelhtar kelimelerini belirlemek.
Alternatif modelde 'kamusal alan', 'rasyonel argümanlar eşliğinde tartışma', 'iletişimsel eylem' ve bu süreçle sağlanan meşruiyet kavramları öne çıkmaktadır.
İkinci boşluğa gelecek demokrasi kuramını tespit etmek için, Jürgen Habermas tarafından geliştirilen bu kavram setinin hangi teoriye ait olduğunu bilmek gereklidir.
3
Elde edilen kavramları seçeneklerdeki sıralamaya uygun olarak eşleştirmek.
Eleştirilen anlayış: Toplamacı (Aggregative) Demokrasi. Savunulan model: Müzakereci (Deliberatif) Demokrasi.
Sorunun 'sırasıyla verilmiştir' yönergesine uygun olarak doğru ikiliyi belirlemek zorunludur.

Anahtar Kavram

Müzakereci (Deliberatif) Demokrasinin Meşruiyet Anlayışı ve İletişimsel Eylem Kuramı
Soru 42Soru

Katılımcı demokrasi kuramında, demokrasinin sadece devlet düzeyinde değil, bireyin gündelik yaşamını sürdürdüğü tüm alanlarda uygulanması gerektiği savunulur. Bu kurama göre, bireyin demokratik alışkanlıklar kazandığı ve karar alma süreçlerine doğrudan katıldığı "demokrasinin öğrenildiği bir okul" olarak nitelendirilmesi gereken temel alan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş yeri ve yerel organizasyonlar

Cevap

İş yeri ve yerel organizasyonlar
Katılımcı demokrasi kuramı, özellikle Carole Pateman gibi düşünürlerin vurguladığı üzere, demokrasinin gerçek anlamda işlemesi için toplumsal hayatın tüm hücrelerine yayılması gerektiğini savunur. Bu bağlamda iş yeri ve yerel birimler, bireyin karar alma süreçlerine dahil olduğu, sorumluluk aldığı ve demokratik bilincini geliştirdiği bir 'okul' işlevi görür. Bu durum, demokrasinin sadece siyasal iktidarın seçimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Katılımcı demokrasinin kapsamını belirle.
Katılımcı demokrasi, siyasal olanın ötesindeki alanları (sosyo-ekonomik alanlar) da kapsar.
Bu teoriye göre demokrasi sadece bir yönetim biçimi değil, bir yaşam tarzıdır.
2
Katılımın 'eğitsel işlevini' (educative function) analiz et.
Birey, katılımı en iyi şekilde kendi hayatını doğrudan etkileyen küçük ölçekli yapılarda öğrenir.
Carole Pateman, bireyin siyasal yetkinlik kazanması için iş yeri gibi alanlarda karar almaya dahil olmasını şart koşar.

Anahtar Kavram

Katılımcı demokrasinin toplumsal ve ekonomik alanlara (özellikle iş yerine) yayılması.

İpuçları

1
Katılımcı demokrasi, siyasetin sadece 'devlet' ile sınırlı olmadığını savunur.
2
Carole Pateman'a göre birey, demokratik kültürü en iyi kendi çalıştığı veya yaşadığı çevrede öğrenir.

Daha Fazla Pratik

Carole Pateman'ın 'Katılım ve Demokrasi Teorisi' eserindeki eğitsel işlev kavramını tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 43Soru

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından geliştirilen radikal demokrasi kuramına göre; toplumsal olanın tam olarak 'dikişlenemez' (sutured) yapısı gereği antagonizma kaçınılmazdır. Bu bağlamda, demokratik siyasetin rasyonel bir evrensel uzlaşı (consensus) yerine, 'düşman' (enemy) ilişkisini 'rakip' (adversary) ilişkisine dönüştüren agonistik bir zemine taşınması ve farklı tikel toplumsal taleplerin kendi özgüllüklerini koruyarak ortak bir siyasal proje etrafında bir araya gelmesi süreci aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tikel taleplerin eşdeğerlik zinciri aracılığıyla hegemonik bir eklemlenme içerisine girmesi

Cevap

Tikel taleplerin eşdeğerlik zinciri aracılığıyla hegemonik bir eklemlenme içerisine girmesi
Radikal demokrasi kuramı, Laclau ve Mouffe'un 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' eserinde belirttiği üzere, toplumsal taleplerin ortak bir zeminde (eşdeğerlik zinciri) bir araya gelmesini ve bu sürecin 'eklemlenme' (articulation) yoluyla yeni bir siyasal kimlik (hegemonya) oluşturmasını savunur. Bu, antagonizmanın tamamen yok edildiği bir uzlaşıyı değil, düşmanlığın rakipliğe dönüştüğü agonistik bir süreci ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Radikal demokrasinin liberal ve müzakereci modellere eleştirisini analiz etme
Laclau ve Mouffe, rasyonel bir 'evrensel uzlaşı'nın imkansız olduğunu, siyasetin her zaman dışlayıcı ve çatışmacı bir özü (antagonizma) olduğunu saptar.
Kuramın temel çıkış noktası, toplumsalın tam bir birliğe asla ulaşamayacağı (dikişlenemezlik) fikridir.
2
Antagonizmadan agonizmaya geçiş sürecini değerlendirme
Siyasetin amacı çatışmayı yok etmek değil, 'düşman'ı meşru bir 'rakip' olarak tanımaktır (agonistik çoğulculuk).
Demokratik istikrar, farklılıkların tamamen ortadan kalkmasıyla değil, çatışmanın demokratik kanallar içinde yürütülmesiyle mümkündür.
3
Eklemlenme ve eşdeğerlik zinciri kavramlarını uygulama
Farklı demokratik mücadeleler (ekoloji, azınlık hakları vb.) ortak bir karşı-hegemonya oluşturmak için 'eşdeğerlik zinciri' kurar ve 'eklemlenir' (articulation).
Bu süreç, tikel taleplerin kendi özgüllüklerini korurken aynı zamanda ortak bir düşmana/statükoya karşı birleşmelerini sağlayan mantıktır.

Anahtar Kavram

Hegemonik Eklemlenme ve Eşdeğerlik Zinciri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

Siyaset biliminde Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramına göre, bir demokrasinin kalıcı hale gelmesi için toplumun büyük bir kesiminin demokrasiyi "tek seçenek" (only game in town) olarak kabul etmesi ve rejimine tam bir inançla bağlı olması gerekmektedir.

Halkın demokratik değerleri bu şekilde içselleştirmesini ve meşru görmesini ifade eden bu durum, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutumsal boyut

Cevap

Tutumsal boyut, halkın demokrasiyi zihinsel olarak meşru görmesini ve başka bir alternatif aramaması durumunu ifade eder.
Tutumsal boyut, demokrasinin toplumun ezici çoğunluğu tarafından meşru bir düzen olarak kabul edilmesini ve siyasal kriz anlarında dahi alternatif bir rejim arayışına girilmemesini ifade eder. Linz ve Stepan'ın "tek seçenek" (only game in town) tabiri, özellikle bu zihinsel ve tutumsal yerleşikliği vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) için sunduğu üç temel boyutu hatırla.
Bu boyutlar davranışsal, tutumsal ve anayasal boyutlardır.
Soruda sorulan 'tek seçenek' ifadesi bu kuramın temel taşıdır.
2
Soruda vurgulanan 'inanç', 'meşruiyet' ve 'içselleştirme' kavramlarının hangi boyuta karşılık geldiğini belirle.
Bu kavramlar bireylerin ve toplumun tutumlarıyla ilgili olduğu için tutumsal boyuta işaret eder.
Davranışsal boyut eyleme, anayasal boyut ise kurallara odaklanır.

Anahtar Kavram

Demokratik Pekişme (Konsolidasyon)
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru

Katılımcı demokrasi kuramcıları, Schumpeter ve Berelson gibi "gerçekçi" kuramcıların seçmen ilgisizliğini (siyasal apati) sistemin istikrarı için bir "emniyet supabı" olarak görmelerine karşı çıkarlar. Carole Pateman ve C.B. Macpherson'a göre bu ilgisizlik, bireyin doğuştan gelen bir yetersizliği değil, aksine mevcut kurumsal yapıların katılımı kısıtlamasının bir sonucudur.

Buna göre, katılımcı demokrasi kuramının "katılımın kendi kendini besleyen ve geliştiren (self-sustaining) yapısı"na dair temel tezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katılımın, bireyde 'siyasal etkinlik' (political efficacy) duygusunu ve demokratik becerileri geliştirmesi sayesinde, katıldıkça daha yetkin ve daha katılımcı bir yurttaş tipi inşa etmesi.

Cevap

Katılımın, bireyde 'siyasal etkinlik' (political efficacy) duygusunu ve demokratik becerileri geliştirmesi sayesinde, katıldıkça daha yetkin ve daha katılımcı bir yurttaş tipi inşa etmesi.
Katılımcı demokrasi kuramının (özellikle Carole Pateman'ın) temel tezi, katılımın birey üzerinde psikolojik ve eğitsel bir etkisi olduğudur. Birey karar alma süreçlerine dahil oldukça, hem kendi çıkarlarını daha iyi savunmayı öğrenir hem de sisteme etki edebileceğine dair 'siyasal etkinlik' (political efficacy) duygusu kazanır. Bu duygu, bireyin apatiyi (ilgisizliği) kırmasını ve daha yetkin bir demokratik özne olarak kendini sürekli yeniden inşa etmesini sağlar. Dolayısıyla katılım, bir kez başladığında kendi kendini besleyen ve büyüten pozitif bir döngü yaratır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramsal Karşılaştırma
Schumpeterci elitist modelin 'apati'yi istikrar unsuru görmesine karşın katılımcı modelin bunu bir sistem hatası olarak gördüğü tespit edilir.
Sorunun kökünde yatan ontolojik farkı anlamak için elitist ve katılımcı modeller arasındaki çatışma noktası belirlenmelidir.
2
Eğitsel İşlev Analizi
Carole Pateman'ın 'eğitsel işlev' kavramı üzerinden katılımın sadece bir karar alma yöntemi değil, bireyin karakterini dönüştüren bir süreç olduğu anlaşılır.
Katılımcı demokrasinin en ayırt edici özelliği olan yurttaşın gelişim sürecini kuramsal temele oturtmak gerekir.
3
Psikolojik Geri Besleme (Siyasal Etkinlik) Kavramsallaştırması
Katılımın 'kendi kendini beslemesi', bireyin karar alma süreçlerinde söz sahibi olduğunu görmesiyle kazandığı 'siyasal etkinlik' (political efficacy) hissinin onu daha fazla katılıma itmesi sonucuna ulaşılır.
Teorinin 'self-sustaining' (kendi kendini besleyen) yapısının mekanizması, siyaset bilimindeki psikolojik çıktılarla (etkinlik duygusu) açıklanmalıdır.

Anahtar Kavram

Carole Pateman'ın 'Eğitsel İşlev' ve 'Siyasal Etkinlik' (Political Efficacy) İlişkisi
Soru 46Soru

Jürgen Habermas'ın "iletişimsel eylem" kuramı ile ilişkilendirilen müzakereci (deliberatif) demokrasi modeline göre, siyasal kararların demokratik meşruiyet kazanmasının temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kararların, etkilenen tüm tarafların katılımıyla gerçekleşen özgür ve rasyonel bir tartışma süreci sonunda oluşan bir oydaşmaya (konsensüs) dayanması

Cevap

Kararların, etkilenen tüm tarafların katılımıyla gerçekleşen özgür ve rasyonel bir tartışma süreci sonunda oluşan bir oydaşmaya (konsensüs) dayanması
Müzakereci (deliberatif) demokrasi modelinde, bir kararın meşru sayılabilmesi için o karardan etkilenecek olanların özgür ve eşit koşullarda, rasyonel argümanlar kullanarak birbirlerini ikna etmeye çalıştıkları bir süreçten geçilmesi gerekir. Bu sürecin sonunda ulaşılan ortak anlayış veya uzlaşma (konsensüs), kararın demokratik meşruiyetinin temel dayanağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Müzakereci demokrasi, kararların oylama öncesindeki tartışma süreciyle meşrulaştığını savunur.
Modelin temel farkı, tercihlerini oylamaya sunmadan önce bireylerin fikirlerini rasyonel argümanlarla değiştirebileceği bir ortam yaratmaktır.
2
Meşruiyet Kaynağını Belirleme
Meşruiyet, salt çoğunluk sayısından değil, tartışmanın kalitesinden ve kapsayıcılığından gelir.
Habermas'ın iletişimsel eylem kuramı, tahakkümsüz bir iletişim ortamında varılan uzlaşmanın meşruiyetin temeli olduğunu belirtir.
3
Seçenek Eleme
Tartışma, rasyonalite ve oydaşma (konsensüs) vurgusu yapan seçenek doğru kabul edilir.
Diğer seçenekler oylama, yasallık, pazarlık veya elit yönetimi gibi farklı demokrasi modellerine aittir.

Anahtar Kavram

Müzakereci Meşruiyet (Deliberative Legitimacy)

İpuçları

1
Müzakereci demokrasi 'oy saymaktan' çok 'fikir tartışmaya' önem verir.
1
Cevapta 'rasyonel tartışma' ve 'uzlaşma' kavramlarını arayınız.
2
Jürgen Habermas'a göre meşruiyet, herkesin katılabildiği rasyonel bir tartışma ortamında (kamusal alan) sağlanır.

Daha Fazla Pratik

Müzakereci demokrasi ile toplamacı demokrasi arasındaki farkları tablo halinde çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru

Erken dönem kapitalist piyasa toplumunun dinamikleri bağlamında şekillenen bu demokrasi modelinde birey, temelde kendi çıkarını maksimize etmeye çalışan rasyonel bir aktör olarak tasavvur edilir. Siyasal katılımın özünde ahlaki veya pedagojik bir değeri yoktur; katılım, sadece işlevsel bir amaca hizmet eder. Evrensel oy hakkı, gizli oy ve periyodik seçimler gibi kurumsal mekanizmaların temel amacı, yöneticilerin yetki aşımını engellemek ve vatandaşların kazanımlarını devletin keyfiliğine karşı güvence altına almaktır.

Yukarıda temel özellikleri ve ontolojik varsayımları açıklanan normatif demokrasi yaklaşımı ile bu yaklaşımın önde gelen temsilcileri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koruyucu Demokrasi – Jeremy Bentham ve James Mill

Cevap

Doğru eşleştirme, bireysel kazanımları ve hakları devlete karşı korumayı merkeze alan ve Jeremy Bentham ile James Mill tarafından kavramsallaştırılan 'Koruyucu Demokrasi' seçeneğidir.
Koruyucu demokrasi modeli, klasik liberalizmin devlet-birey ilişkisi anlayışına dayanır. Faydacı (utilitarian) ekolün önde gelen isimleri Jeremy Bentham ve James Mill, yöneticilerin de bencil doğaları gereği iktidarı kötüye kullanacaklarını savunmuştur. Bu nedenle demokrasi; seçimler, gizli oy ve kuvvetler ayrılığı gibi mekanizmalar aracılığıyla vatandaşların kazanımlarını ve özgürlüklerini koruyan araçsal bir sistem olarak kurgulanmıştır. Metinde tasvir edilen özellikler doğrudan bu yaklaşıma aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki kavramsal ipuçlarını analiz etme
Modelin bireyi kendi çıkarını düşünen rasyonel aktör olarak gördüğü, katılımı sadece araçsal saydığı ve temel amacın vatandaşları devlete karşı korumak olduğu tespit edilmiştir.
Demokrasi teorilerini birbirinden ayıran temel ontolojik kabulleri ve işlevleri belirlemek.
2
Tespit edilen özellikleri ilgili normatif modellerle karşılaştırma
Ahlaki/pedagojik değeri reddedip araçsallığa vurgu yapan ve devleti sınırlandırmaya odaklanan modelin Koruyucu (Protective) Demokrasi olduğu anlaşılmıştır.
Geliştirici model katılımın ahlaki değerini savunurken, koruyucu model bunu reddeder.
3
Modelin kuramsal temsilcilerini teyit etme
Erken dönem faydacı düşünürler Jeremy Bentham ve James Mill'in bu modelin kurucuları olduğu doğrulanmıştır.
Soruda hem yaklaşımın adının hem de temsilcilerinin bir arada doğru verilmesi istenmektedir.

Anahtar Kavram

Koruyucu Demokrasi (Protective Democracy)
Tahmini Süre:1m 10s
Soru 48Soru

Robert Dahl’ın modern temsili demokrasileri tanımlamak için kullandığı 'Poliarşi' (Polyarchy) kavramsallaştırması ve bu yaklaşımın temelini oluşturan çoğulcu (pluralist) demokrasi teorisi dikkate alındığında; siyasal sistemin kurumsal gereklilikleri ve iktidar paylaşım mantığına dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarşi modeli, demokratik meşruiyetin tesisi için 'Westminster' modeline uygun olarak yasama ve yürütmenin tek bir çoğunluk iradesinde birleşmesini ve merkeziyetçi karar alma süreçlerini savunur.

Cevap

Poliarşi modelinin Westminster modeline uygun merkeziyetçi ve çoğunlukçu bir yapıyı savunması ifadesi yanlıştır.
Poliarşi ve çoğulcu demokrasi teorisi, siyasal iktidarın tek bir merkezde veya bir parlamento çoğunluğunun mutlak iradesinde toplanmasına (Westminster/Majoriter model) karşı çıkar. Aksine, iktidarın toplumun farklı kesimlerini temsil eden baskı grupları, dernekler ve kurumlar arasında yatay olarak paylaşılmasını, böylece hiçbir grubun sistem üzerinde kalıcı bir tahakküm kurmamasını savunur. Bu nedenle sistemin merkeziyetçi ve mutlak çoğunlukçu olduğunu iddia eden seçenek teorik olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Poliarşi ve Çoğulculuk Tanımı
Robert Dahl tarafından geliştirilen poliarşi, iktidarın toplumdaki çok sayıda grup (azınlıklar) arasında dağıldığı bir sistemdir.
Sistemin temel felsefesini anlamak için iktidarın parçalı yapısını tanımlamak gerekir.
2
Kurumsal Gerekliliklerin Analizi
Dahl; seçilmiş yetkililer, serbest seçimler, ifade özgürlüğü, alternatif bilgi kaynakları ve örgütlenme özerkliği gibi kriterleri poliarşinin şartı olarak belirler.
Teorinin kurumsal sınırlarını netleştirmek için Dahl'ın ölçütlerini kontrol etmek gerekir.
3
Çoğulcu ve Çoğunlukçu Model Karşılaştırması
Çoğulcu model (Poliarşi) gücün parçalanmasını ve denge-denetleme mekanizmalarını savunurken; Westminster (Çoğunlukçu) model gücün tek bir merkezde (parlamento çoğunluğu) toplanmasını savunur.
Soru kökündeki temel yanlışlığı (kontrastı) tespit etmek için bu iki model arasındaki ayrım kritiktir.
4
Hatalı İfadenin Tespiti
Sistemin merkeziyetçi ve mutlak çoğunlukçu olduğunu iddia eden yargı, çoğulcu teorinin 'ara gruplar' ve 'güç paylaşımı' mantığına aykırıdır.
Poliarşi, çoğunluğun tiranlığını önlemek için azınlıkların (grupların) sisteme katılımını esas alır.

Anahtar Kavram

Poliarşi ve Güç Parçalanmışlığı
Soru 49Soru

Samuel Huntington’ın "İkinci Ters Dalga" olarak adlandırdığı dönemde ortaya çıkan ve devletin teknokratik-askeri aygıtının sivil yönetimi ikame ettiği rejimler; Juan Linz ve Alfred Stepan’ın "demokratik pekişme" (konsolidasyon) için şart koştuğu beş temel arena perspektifinden analiz edilmektedir. Bu bağlamda, ordunun ve bürokratik elitlerin siyasi süreçleri tamamen kontrol altına alarak "devletin cebri kapasitesini" demokratik denetimin dışına çıkarması, aşağıdaki pekişme kriterlerinden hangisinin kurumsallaşamamasıyla en doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet bürokrasisinin (State bureaucracy) demokratik yönetim tarafından kullanılabilir bir aygıt olma vasfını yitirmesi

Cevap

Devlet bürokrasisinin (State bureaucracy) demokratik yönetim tarafından kullanılabilir bir aygıt olma vasfını yitirmesi
Doğru cevap, devlet bürokrasisinin demokratik kontrol dışına çıkması ve kullanılabilirliğini yitirmesidir. Juan Linz ve Alfred Stepan’ın teorisinde, demokratik bir sistemin pekişmesi için sadece seçimlerin yapılması (siyasi toplum) veya yasaların olması (hukuk devleti) yetmez; devletin cebri gücünü elinde tutan ordunun ve bürokrasinin, seçilmiş sivil hükümetin emirlerini yerine getirecek 'kullanılabilir' bir yapıya dönüşmesi şarttır. İkinci Ters Dalga sürecindeki askeri müdahaleler, bu arenanın kurumsallaşamadığını ve devlet aygıtının demokratik otoriteye yabancılaştığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington’ın İkinci Ters Dalga dönemindeki rejimlerin niteliğini belirle.
Bu dönemde askeri darbelerle kurulan ve 'bürokratik-otoriter' (O'Donnell) olarak tanımlanan, ordunun kurumsal olarak yönetime el koyduğu yapılar hakimdir.
Soruda bahsedilen cebri gücün denetimden çıkması olgusunun tarihsel bağlamını oturtmak gerekir.
2
Linz ve Stepan’ın demokratik pekişme için gerekli gördüğü 'Beş Arena' modelini analiz et.
Sivil Toplum, Siyasi Toplum, Hukuk Devleti, Devlet Bürokrasisi ve Ekonomik Toplum arenaları arasında hiyerarşik olmayan bir bağımlılık vardır.
Konsolidasyonun hangi ayağının devletin icra aygıtıyla (ordu, polis, memurlar) ilgili olduğunu saptamak gerekir.
3
Devlet Bürokrasisi arenasının konsolidasyon için önemini sorgula.
Linz ve Stepan, 'kullanılabilir bir devlet bürokrasisi' (usable state bureaucracy) olmadan demokrasinin pekişemeyeceğini savunur.
Eğer ordu veya bürokrasi sivil otoriteye itaat etmezse, devlet aygıtı demokratik liderler için işlevsiz hale gelir.
4
Sorudaki 'cebri kapasitenin denetimden kopması' ifadesini arenalarla eşleştir.
Ordunun özerkleşerek sivil yönetimi devirmesi, devlet bürokrasisinin demokratik yönetilebilirliğini yitirdiğini gösterir.
Bu durum doğrudan 'Devlet Bürokrasisi' arenasındaki kurumsal başarısızlığın göstergesidir.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın 'Beş Arena' Modeli ve Devlet Bürokrasisinin 'Kullanılabilirliği'

Daha Fazla Pratik

Linz ve Stepan'ın 'anayasal boyut' ile 'davranışsal boyut' arasındaki ayrımını incelemek için kriz anlarında sivil-asker ilişkilerini sorgulayan sorulara bakabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru

Robert Dahl’ın poliarşi (polyarchy) kavramsallaştırması, modern liberal demokrasileri ampirik bir düzlemde analiz ederken iktidarın toplumsal dağılımına ve kurumsal güvencelere özel bir önem atfeder. Çoğulcu (pluralist) kuramla paralellik arz eden bu yaklaşıma göre, poliarşiyi 'kapalı hegemonyalar' veya 'yarışmacı oligarşiler'den ayıran temel özellik, sadece genel oy hakkının varlığı değil, aynı zamanda toplumdaki çatışan çıkarların karar alma süreçlerine eklemlenme biçimidir.

Buna göre, Robert Dahl’ın poliarşi modelinde iktidarın işleyişi ve sivil toplumdaki özerk grupların konumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal iktidarın çok merkezli (polisentrik) bir yapı arz etmesi sayesinde, karar alma süreçlerinin farklı çıkar grupları arasındaki karşılıklı ödün, pazarlık ve dinamik bir denge arayışı içinde şekillenmesi

Cevap

Siyasal iktidarın çok merkezli bir yapı arz etmesi ve kararların özerk grupların pazarlığına dayanması
Robert Dahl’ın poliarşi modelinde iktidar, toplumdaki çok sayıda özerk çıkar grubu (dernekler, sendikalar, lobiler vb.) arasında dağılmıştır. Bu 'polisentrik' yapı içinde hiçbir grup diğerleri üzerinde kalıcı ve mutlak bir hegemonya kuramaz. Karar alma süreçleri, bu grupların birbirlerini dengelemesi ve karar vericiler üzerinde baskı kurması neticesinde bir pazarlık ve uzlaşı süreci olarak işler. Bu durum, çoğulcu demokrasinin 'iktidarın sınırlandırılması' ve 'çatışan çıkarların dengelenmesi' ilkesinin bir yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dahl'ın poliarşi tanımındaki 'kamusal rekabet' ve 'katılım' eksenlerini analiz et.
Poliarşinin sadece seçimlerden ibaret olmadığı, aynı zamanda yüksek düzeyde liberalleşme (rekabet) gerektirdiği görülür.
Siyasi rekabetin varlığı, iktidarın tek bir merkezde toplanmasını engeller.
2
Çoğulcu kuramın 'iktidarın parçalanmışlığı' ilkesini hatırla.
İktidarın tek bir elit grup veya merkezi otorite yerine, toplumdaki çok sayıda baskı grubu ve çıkar odağı arasında dağıldığı saptanır.
Çoğulculuk, 'polisentrik' (çok merkezli) bir güç yapısını öngörür.
3
Karar alma süreçlerinin bu yapıdaki işleyişini belirle.
Kararların 'tek taraflı dayatma' yerine 'gruplar arası pazarlık ve koalisyon' ile alındığı sonucuna ulaşılır.
Hiçbir grubun mutlak hakim olamadığı bir sistemde, uzlaşı ve denge mekanizmaları devreye girer.

Anahtar Kavram

Poliarşinin Çok Merkezli (Polisentrik) İktidar Yapısı
Soru 51Soru

Siyaset biliminde elitist demokrasi teorisi, iktidarın toplumdaki dağılımı ve demokrasinin işleyişi konusunda klasik yaklaşımlardan farklı bir bakış açısı sunar. Bu teorinin temel varsayımları ve temsilcilerinin görüşleri dikkate alındığında, demokrasinin işleyiş mantığına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Joseph Schumpeter'e göre demokrasi, siyasal liderliği üstlenmek isteyen adayların halkın desteğini (oyunu) kazanmak için rekabet ettikleri yöntemsel bir süreçtir.

Cevap

Joseph Schumpeter'in demokrasiyi liderlik yarışı ve yöntemsel bir süreç olarak tanımlayan yaklaşımı doğrudur.
Doğru ifade olan Schumpeter'in yaklaşımı, elitist demokrasi teorisinin modern yorumudur. Schumpeter, klasik demokrasideki 'ortak iyi' ve 'halk iradesi' gibi kavramların gerçekçi olmadığını savunarak; demokrasiyi, siyasal liderlerin halkın oyunu almak için rekabet ettiği bir pazarlık süreci ve yöntem olarak tanımlamıştır. Bu, yönetimin elitlerin elinde olduğu gerçeği ile demokratik prosedürleri (seçim gibi) birleştiren bir modeldir.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Elitist teori, iktidarın her zaman küçük bir azınlığın elinde olduğunu savunur.
Sorunun odaklandığı elitist perspektifi diğer kuramlardan ayırmak gerekir.
2
Temsilcileri ve kavramları eşleştir
Schumpeter 'yöntemsel demokrasi', Michels 'oligarşi', Pareto 'dolaşım' ve Mosca 'siyasal sınıf' ile ilişkilidir.
Öncüllerdeki veya şıklardaki isim-kavram uyumunu denetlemek hatayı önler.
3
Doğru tanımı seç
Schumpeter'in liderlik rekabetine dayalı tanımı, modern elitist demokrasi anlayışının en net ifadesidir.
Klasik elitizmden demokratik elitizme geçişin anahtarı Schumpeter'in rekabet vurgusudur.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm (Yöntemsel Demokrasi)
Soru 52Soru

Robert Dahl tarafından geliştirilen "poliarşi" (çoklar yönetimi) kavramı, modern temsili demokrasilerin işleyişini tanımlarken iktidarın tek bir merkezde toplanmadığını vurgular. Çoğulcu demokrasi kuramının temelini oluşturan bu yaklaşıma göre, demokratik bir sistemde siyasal gücün temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal iktidarın çeşitli çıkar grupları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları arasında dağılmış olması

Cevap

Siyasal iktidarın çeşitli çıkar grupları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları arasında dağılmış olması
Robert Dahl'ın poliarşi kavramı, demokrasinin pratik düzeyde işleyişini tanımlar. Bu modelin temel özelliği, siyasal gücün tek bir elde toplanmaması (desantralizasyon) ve toplumdaki çeşitli çıkar grupları ile sivil toplum örgütleri arasında dağılmış olmasıdır. Bu gruplar arasındaki rekabet ve pazarlık süreçleri, demokratik dengenin korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Poliarşi kavramının kökenini analiz etme
"Poly" (çok) ve "archy" (yönetim) kelimelerinden türeyen kavramın "çoklar yönetimi" anlamına geldiği belirlenir.
Kavramın etimolojik yapısı iktidarın tek bir merkezde değil, çok sayıda merkezde olduğunu gösterir.
2
Çoğulcu demokrasi kuramı ile ilişkilendirme
Çoğulculuğun, toplumun farklı çıkarlarını temsil eden grupların (baskı grupları, STK'lar) rekabetine dayandığı saptanır.
Poliarşi, ideal demokrasinin ampirik düzeyde bu grup rekabeti ile sağlandığını savunur.
3
Siyasal güç dağılımını yorumlama
Gücün parçalanmış (fragmented) ve dağılmış (dispersed) yapıda olması temel özellik olarak seçilir.
Çoğulculuğun en ayırıcı özelliği, iktidarın tek bir elit grubun veya sadece sayısal çoğunluğun elinde toplanmasına karşı çıkmasıdır.

Anahtar Kavram

Poliarşi ve İktidarın Dağılımı

İpuçları

1
"Poliarşi" kelimesinin etimolojik anlamına (çoklar yönetimi) odaklanın.
2
Çoğulcu kuramda sivil toplum kuruluşları ve baskı gruplarının iktidarı dengelemedeki rolünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Robert Dahl'ın poliarşi için öngördüğü yedi kurumsal şartı (seçilmiş yetkililer, özgür seçimler, ifade özgürlüğü vb.) gözden geçirmek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

Marksist demokrasi teorisinde; devletin toplumsal sınıflardan bağımsız veya tarafsız bir hakem olmadığı, aksine üretim araçlarını elinde bulunduran azınlığın çıkarlarını koruyan bir baskı aygıtı olduğu vurgulanır. Buna göre, Marksist yaklaşımda devletin bu niteliğini ve asıl işlevini açıklayan temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıf egemenliği

Cevap

Marksist yaklaşımda devletin sınıfsal karakterini ve egemen sınıfın çıkarlarına hizmet ettiğini belirten kavram sınıf egemenliğidir.
Sınıf egemenliği kavramı, Marksist kuramda devletin özünü açıklar. Bu yaklaşıma göre devlet, tarafsız bir kurum değil, ekonomik olarak üstün olan sınıfın siyasal alandaki baskı aracıdır. Bu nedenle liberal demokrasilerde devletin tarafsız olduğu iddiası Marksistler tarafından 'burjuva demokrasisi' olarak nitelendirilerek reddedilir.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist devlet kuramının temel varsayımını hatırla.
Devlet, toplumdaki ekonomik güç dengelerinin (altyapının) bir yansımasıdır.
Marksizmde devlet, sınıflar üstü bir yapı değil, sınıfsal çatışmanın bir ürünüdür.
2
Devletin işlevini analiz et.
Devlet, üretim araçlarına sahip olan sınıfın, işçi sınıfı üzerindeki iktidarını korur.
Ekonomik gücü elinde bulunduran sınıf, siyasal gücü de (devleti) kontrol eder.
3
Bu niteliği tanımlayan teknik kavramı belirle.
Sınıf egemenliği kavramına ulaşılır.
Bu kavram, Marksist demokrasi anlayışının 'biçimsel demokrasi' eleştirisinin de temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Sınıf Egemenliği ve Devletin Araçsal Niteliği

Daha Fazla Pratik

Proletarya diktatörlüğü ve burjuva demokrasisi kavramları arasındaki temel farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 54Soru

Marksist demokrasi kuramı, liberal-demokratik sistemleri üretim araçlarının özel mülkiyetine dayalı eşitsizlikleri maskeleyen "biçimsel demokrasi" (formal demokrasi) olarak nitelerken; Sosyal Demokrasi, mevcut demokratik kurumları kapitalizmin olumsuz etkilerini törpülemek ve sosyal adaleti sağlamak için bir kaldıraç olarak kullanmayı hedefler.

Buna göre, Marksist ve Sosyal Demokrat yaklaşımların "devletin doğası" ve "toplumsal dönüşümün niteliği" konusundaki temel ayrışması aşağıdakilerin hangisinde en net şekilde ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marksizm, devleti bir sınıfın diğeri üzerindeki sömürüsünü sağlayan bir sınıf egemenliği aygıtı olarak görüp nihayetinde sönümlenmesini hedeflerken; Sosyal Demokrasi, devleti sınıflar arası uzlaşmayı sağlayan ve parlamenter yolla reforme edilebilen özerk bir mekanizma olarak değerlendirir.

Cevap

Marksizm'in devleti bir sınıf egemenliği aygıtı olarak görüp sönümlenmesini hedeflemesi ile Sosyal Demokrasi'nin devleti parlamenter yolla reforme edilebilir özerk bir mekanizma olarak görmesi arasındaki farkı belirten seçenek doğrudur.
Doğru yanıt, Marksist ve Sosyal Demokrat geleneklerin devletin doğasına bakış açısındaki temel farklılığı vurgular. Marksizm için devlet, üretim araçlarını elinde bulunduranların diğer sınıflar üzerinde kurduğu bir 'sınıf egemenliği' aracıdır ve bu sömürü bittiğinde devlet de 'sönümlenmelidir'. Sosyal demokrasi ise devleti, sınıflar arası çatışmaları yöneten, tarafsızlaştırılabilen ve parlamenter reformlar aracılığıyla toplumsal refahı artırmak için kullanılabilen 'özerk' bir kurum olarak görür.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist devlet kuramını analiz etme
Marksizm'e göre devlet tarafsız değildir; ekonomik gücü elinde bulunduran sınıfın siyasal baskı aygıtıdır (sınıf egemenliği). Proletarya diktatörlüğü bir geçiş aşamasıdır ve sınıfsız topluma ulaşıldığında devletin işlevini yitirerek "sönümlenmesi" (withering away) gerekir.
Teorik temeli belirlemek.
2
Sosyal demokrat devlet anlayışını analiz etme
Sosyal demokrasiye göre devlet, devrimle yıkılması gereken bir düşman değil, demokratik süreçlerle ele geçirilip sosyal adaleti sağlamak için kullanılabilecek bir araçtır. Devletin görevi kapitalizmi ehlileştirmek ve sınıflar arası çıkar çatışmalarını dengelemektir.
Karşılaştırmalı perspektif kurmak.
3
Yöntem ve nihai hedef farkını belirleme
Marksizm devrimci bir kopuşu ve devlet aygıtının niteliğinin kökten değişimini savunurken; Sosyal Demokrasi evrimci (reformist) bir yolu ve devletin özerk gücünü kullanarak sistemi içeriden dönüştürmeyi seçer.
En net ayrışma noktasını saptamak.

Anahtar Kavram

Devletin Ontolojik Niteliği: Sınıf Aygıtı vs. Reform Aracı
Soru 55Soru

Temsili hükümet kurumlarının işlevlerine yönelik farklı ontolojik kabuller, demokrasi teorilerinin sınıflandırılmasında belirleyici bir role sahiptir. Bir yaklaşıma göre, demokratik mekanizmalar yalnızca yöneticilerin tiranlaşmasını engellemek veya bireylerin haklarını devletin müdahalesinden sakınmak için kullanılan araçsal bir kalkan olarak görülemez. Aksine, temsili sistem içinde vatandaşların oy verme, yerel yönetimlere katılma ve jüri üyeliği gibi yollarla siyasal süreçlere bizzat dâhil olması; onların dar ve bencil çıkarlarından sıyrılarak kamusal meseleler üzerinde düşünmelerini sağlayan ahlaki bir öz-gelişim sürecidir. Böylece devlet yönetimi ve siyasal katılım, vatandaşların entelektüel kapasitelerini yükselten pedagojik bir işlev üstlenir. Buna göre, paragrafta temel argümanları özetlenen normatif demokrasi modeli ve bu modeli savunan başlıca düşünür, aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geliştirici Demokrasi – John Stuart Mill

Cevap

Paragrafta bahsedilen ahlaki öz-gelişim ve pedagojik işlev vurgusu, John Stuart Mill tarafından savunulan Geliştirici Demokrasi modeline aittir.
Doğru cevap olan Geliştirici Demokrasi modeli, özellikle John Stuart Mill'in 'Temsili Hükümet Üzerine Düşünceler' eserinde şekillenmiştir. Mill'e göre demokrasi, basitçe bir yönetim biçimi değil, vatandaşların yerel yönetimler ve jüriler aracılığıyla kamusal meseleleri tartışarak bencillikten kurtuldukları, zihinsel ve ahlaki kapasitelerini geliştirdikleri pedagojik bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki 'katılımın yalnızca araçsal bir kalkan olmaması' eleştirisini analiz et.
Bu eleştirinin, katılımı sadece koruyucu bir mekanizma gören Bentham'ın Koruyucu Demokrasi modeline yöneltildiği tespit edilir.
Hangi modelin eleştirildiğini bulmak, doğru seçeneği sınırlandırmak için gereklidir.
2
Metindeki 'ahlaki öz-gelişim' ve 'pedagojik işlev' anahtar kavramlarını siyaset düşünürleriyle eşleştir.
Bu kavramların klasik demokrasi tartışmalarında John Stuart Mill'in yaklaşımının merkezinde olduğu görülür.
Siyasal katılımı entelektüel ve ahlaki bir eğitim okulu olarak gören temel figür J.S. Mill'dir.
3
Seçeneklerdeki demokrasi modelleri ile temsil-katılım ilişkisini değerlendir.
Rousseau doğrudan demokrasiyi savunurken, paragrafta açıkça 'temsili sistem içinde' kavramının vurgulandığı görülerek doğru cevabın Geliştirici Demokrasi - J.S. Mill olduğu doğrulanır.
Düşünürlerin sistem tasarımlarındaki kurumsal farkları (temsili vs. doğrudan) ayırt etmek zorunludur.

Anahtar Kavram

Geliştirici (Developmental) Demokrasi ve John Stuart Mill'in Temsili Hükümet Anlayışı
Soru 56Soru

Arend Lijphart tarafından tanımlanan "Çoğunlukçu (Westminster)" demokrasi modelinde, yürütme gücünün kabinedeki dağılımı ve yapısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yürütme gücü, parlamentoda çoğunluğu sağlayan tek bir partinin elinde ve o partinin kabinesinde toplanır.

Cevap

Çoğunlukçu (Westminster) modelde yürütme gücü, parlamentoda çoğunluğu sağlayan tek bir partinin oluşturduğu kabinede toplanır.
Arend Lijphart'ın Çoğunlukçu (Westminster) modelinde temel amaç, yürütme gücünün parlamentoda çoğunluğu sağlayan tek bir partinin elinde toplanmasıdır. Bu modelde kabine, genellikle tek bir partiden oluşur ve iktidarın paylaşılması yerine etkili bir şekilde tek elden kullanılması hedeflenir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen demokrasi modelini belirle.
Lijphart'ın "Çoğunlukçu (Westminster)" modeli.
Modelin temel özelliklerini hatırlamak için odağı belirlemek gerekir.
2
Modelin yürütme-partiler (executives-parties) boyutundaki ana özelliğini analiz et.
Bu modelde iktidar paylaşımı yerine "iktidarın yoğunlaşması" (concentration of power) esastır.
Çoğunlukçu modelin mantığı, parlamentoda çoğunluğu kazananın yönetme hakkına sahip olmasıdır.
3
Seçenekleri iktidarın yoğunlaşması kriterine göre değerlendir.
Tek parti kabinesi ve çoğunluk iktidarı bu modelin en belirgin özelliğidir.
Geniş koalisyonlar veya güç paylaşımı bu modelin rekabetçi doğasına aykırıdır.

Anahtar Kavram

İktidarın Yoğunlaşması (Concentration of Power)
Tahmini Süre:45s
Soru 57Soru

Katılımcı demokrasi kuramında, özellikle Carole Pateman tarafından geliştirilen argümana göre, demokrasinin sürdürülebilirliği bireylerin sadece sandık başında oy kullanmasına değil; iş yeri ve yerel yönetimler gibi mikro düzeydeki karar alma mekanizmalarına dâhil olmasına bağlıdır. Bu kuramsal çerçevede, katılımın bireye demokratik değerleri aşılaması ve onu öz yönetim kapasitesine sahip bir 'siyasal özne' haline getirmesi süreci aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katılımın eğitsel işlevi

Cevap

Katılımcı demokrasi kuramında katılımın bireyi demokratik değerler konusunda yetkinleştirmesi 'katılımın eğitsel işlevi' olarak adlandırılır.
Katılımcı demokrasi teorisinin temel savunucularından olan Carole Pateman ve C.B. Macpherson'a göre, katılımın sadece siyasal kararları belirleme gücü yoktur; aynı zamanda katılan birey üzerinde pedagojik bir etkisi vardır. Birey, karar alma süreçlerine dahil olarak ortak iyiyi gözetmeyi, müzakere etmeyi ve toplumsal sorumluluk almayı öğrenir. Bu süreç literatürde 'katılımın eğitsel işlevi' olarak tanımlanır ve özellikle iş yeri gibi otoriter yapıların demokratikleştirilmesinin, genel siyasal sistemdeki demokratik kültürü besleyeceği savunulur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen kuramsal çerçeveyi ve temel düşünürleri analiz edin.
Sorunun Carole Pateman ve katılımcı demokrasi kuramı üzerine odaklandığı saptanmıştır.
Kuramın temel varsayımlarını (mikro düzeyde katılımın önemi) belirlemek çözüm için ilk adımdır.
2
Katılımın birey üzerindeki psikolojik ve pedagojik etkisine verilen adı bulun.
Katılımın bireyi daha bilinçli ve sorumlu bir vatandaşa dönüştürmesi 'eğitsel işlev' (educative function) kavramıyla ifade edilir.
Pateman'a göre katılım, kendi kendini besleyen bir süreçtir; birey katıldıkça katılım becerisi artar.

Anahtar Kavram

Eğitsel İşlev
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 58Soru

Post-Marksist siyaset kuramında toplumsal kimliklerin önceden belirlenmiş bir altyapıya göre değil, söylemsel bir 'eklemlenme' (articulation) süreciyle kurulduğu savunulur. Bu yaklaşıma göre farklı toplumsal hareketlerin (feminizm, ekoloji, azınlık hakları vb.) tikel kimliklerini kaybetmeden ortak bir siyasal projeye (hegemonya) dahil olabilmeleri, ancak bu talepler arasındaki farkların bir 'ortak düşman' karşısında ikincilleşmesiyle mümkündür. Radikal demokrasi kuramında, farklı demokratik talepleri bu şekilde bir araya getirerek yeni bir siyasal kolektivite oluşturan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tikel talepler arasında bir 'eşdeğerlik zinciri' kurarak ortak bir hegemonik alan inşa etmek

Cevap

Tikel talepler arasında bir 'eşdeğerlik zinciri' kurarak ortak bir hegemonik alan inşa etmek
Radikal demokrasi kuramında (özellikle Laclau ve Mouffe), toplumsal kimliklerin 'eklemlenme' yoluyla kurulduğu savunulur. Bu süreçte farklı demokratik taleplerin, kendi tikelliklerini koruyarak ortak bir hegemonik proje etrafında birleşmesini sağlayan mekanizma 'eşdeğerlik zinciri'dir. Bu zincir, farklılıkları yok etmez; sadece onları ortak bir karşıtlık (antagonizma) temelinde siyasal bir bütünlük haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Eklemlenme (articulation) kavramını analiz et
Kimliklerin sabit olmadığını, siyasal süreçlerle kurulduğunu anla.
Radikal demokrasinin temelinde toplumsalın 'kuruluş' aşamasındaki siyasal niteliği yatar.
2
Tikel taleplerin (farklılıkların) birleşme biçimini sorgula
Taleplerin birbirine benzemesi değil, ortak bir 'karşıtlık' (antagonizma) üzerinden yan yana gelmesi gerektiği sonucuna var.
Farklı demokratik mücadelelerin (kadın, çevre, emek) tek bir potada erimeden ittifak kurabilmesi gerekir.
3
Eşdeğerlik zinciri (chain of equivalence) kavramını uygula
Taleplerin birbirine 'eşdeğer' hale getirilerek hegemonik bir irade oluşturulduğunu tespit et.
Laclau ve Mouffe'a göre bu zincir, radikal demokrasinin kurucu siyasal stratejisidir.

Anahtar Kavram

Eşdeğerlik Zinciri (Chain of Equivalence)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 59Soru

Demokratik sistemlerde meşruiyetin kaynağını yalnızca dönemsel seçimlere ve oy pusulalarına indirgeyen anlayışlar, çağdaş siyaset felsefesinde önemli eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu eleştirilerden hareketle geliştirilen bir demokrasi kuramı; vatandaşların kamusal meseleleri eşit koşullar altında, baskıdan uzak ve akılcı argümanlar çerçevesinde tartışmasını merkeze alır. Bu yaklaşıma göre demokratik meşruiyet, bireylerin kendi dar çıkarlarını salt oy çokluğuyla dayatmasından ziyade, 'ortak iyinin' ne olduğu konusunda karşılıklı ikna süreçleriyle rasyonel bir uzlaşıya varılmasına dayanır.

Buna göre, siyasal kararların meşruiyetini oy çokluğundan ziyade 'kamusal akıl yürütme ve karşılıklı etkileşim' sürecinde arayan bu demokrasi modeli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müzakereci Demokrasi

Cevap

Siyasal kararların meşruiyetini kamusal akıl yürütme, rasyonel tartışma ve ortak iyi etrafında karşılıklı ikna süreçlerine dayandıran model Müzakereci (Deliberatif) Demokrasi'dir.
Soruda tanımlanan yaklaşım, meşruiyeti salt prosedürel oy sayımından çıkarıp kalitatif (niteliksel) bir tartışma zeminine taşıyan Müzakereci Demokrasi'dir. Bu modelde aslolan, önceden belirlenmiş bencil tercihlerin yarışması değil, 'kamusal akıl' kullanımı yoluyla ortak iyinin keşfedilmesi ve vatandaşların karşılıklı olarak birbirini ikna etmeye çalışmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel vurguları tespit et.
Meşruiyetin kaynağı olarak 'seçim ve oy pusulalarının reddedilmesi', yerine 'eşit koşullarda akılcı tartışma', 'karşılıklı ikna' ve 'ortak iyi için uzlaşı' kavramlarının merkeze alındığı görülmektedir.
Demokrasi modelleri, meşruiyeti dayandırdıkları temel mekanizmalara (oy, katılım, elit rekabeti, rasyonel tartışma vb.) göre birbirinden ayrılır.
2
Tespit edilen kavramları demokrasi teorileriyle eşleştir.
Sayısal çokluğu öne çıkaran model çoğunlukçu; çıkar grubu rekabetini öne çıkaran çoğulcu; lider seçimini öne çıkaran elitist; doğrudan müdahaleyi öne çıkaran katılımcı; rasyonel söylem ve argümantasyonu öne çıkaran ise müzakereci demokrasidir.
Kamusal akıl yürütme (public reasoning) kavramı doğrudan deliberatif (müzakereci) demokrasinin ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Müzakereci (Deliberatif) Demokrasi ve Kamusal Meşruiyet
Soru 60Soru

Siyaset biliminde Joseph Schumpeter tarafından geliştirilen ve "demokratik elitizm" olarak da adlandırılan yaklaşım; demokrasiyi ahlaki bir halk egemenliği idealinden ziyade, siyasal kararları verecek olan liderlerin (elitlerin) halkın oyunu almak için rekabet ettiği bir yöntem olarak tanımlar. Buna göre, elitist demokrasi teorisinin işleyişinde halkın (seçmenlerin) üstlendiği temel rol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendisini yönetecek olan siyasal elitleri (liderleri) seçmekle sınırlı bir fonksiyon icra etmek

Cevap

Elitist demokrasi teorisine göre halkın temel işlevi, kendisini yönetecek olan elitleri seçmekle sınırlı bir rol oynamaktır.
Elitist demokrasi kuramı, Gaetano Mosca'nın 'siyasal sınıf', Vilfredo Pareto'nun 'seçkinlerin dolaşımı' ve Robert Michels'in 'oligarşinin tunç yasası' kavramlarından beslenir. Joseph Schumpeter bu temeli demokratik bir usule dönüştürmüştür. Bu yaklaşıma göre halk, politika üretmez veya yönetime doğrudan katılmaz; sadece periyodik seçimlerle hangi elit grubun kendisini yöneteceğine karar verir. Dolayısıyla halkın rolü seçmekle sınırlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Elitist demokrasi teorisinin (özellikle Schumpeter'in rekabetçi liderlik modeli) temel varsayımlarını analiz etme.
Demokrasi halkın yönetimi değil, halkın yönetenleri seçtiği bir usul veya yöntemdir.
Teorik çerçeveyi belirlemek için ilk adımdır.
2
Halkın (seçmenlerin) bu sistemdeki işlevsel sınırlarını belirleme.
Seçmenlerin rolü, elitler arası rekabetin sonucunu belirlemek ve liderlik yetkisini bir gruba devretmektir.
Halkın sistemdeki edilgen-etkin dengesini anlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm (Rekabetçi Liderlik Modeli)

Alternatif Yöntem

Teorideki 'rekabet' (competition) ve 'yöntem' (method) anahtar kelimelerine odaklanarak, halkın katılımının sadece bu yöntemin bir parçası olduğunu ayırt edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 9Sonraki
Demokrasi Teorileri Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 3 | Examkin