İdarenin Malları

187 soru

Soru 141Soru

İdare hukukunda; kamu yararına tahsis edilmiş olan veya doğrudan kamunun kullanımına sunulmuş bulunan "kamu mallarının" (hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar) sahip olduğu hukuki koruma ve rejim ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malları; kamu yararına tahsis edilmiş olmaları sebebiyle kural olarak devredilemez, haczedilemez ve zamanaşımı ile kazanılamazlar.

Cevap

Kamu malları; kamu yararına tahsis edilmiş olmaları sebebiyle kural olarak devredilemez, haczedilemez ve zamanaşımı ile kazanılamazlar.
Kamu malları, idarenin özel mallarından farklı olarak doğrudan kamu yararına (kamu hizmetine veya kamunun kullanımına) tahsis edilmişlerdir. Bu tahsis, beraberinde üç temel koruma kalkanı getirir: İdare bu malları başkasına devredemez (devredilemezlik), idarenin borcu için bu mallara el konulamaz (haczedilemezlik) ve bu mallar ne kadar süre kullanılırsa kullanılsın özel kişilerce zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez (zamanaşımı yasağı). Bu özelliklerin tamamını içeren ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu mallarının tanımını ve kapsamını hatırla.
Kamu malları; hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallardan oluşur ve kamu yararına tahsis edilmişlerdir.
Bu mallar idarenin özel mallarından farklı bir hukuki rejime tabidir.
2
Kamu mallarına uygulanan temel koruma ilkelerini analiz et.
Bu ilkeler: 1. Devredilemezlik (satılamaz), 2. Haczedilemezlik (borç için el konulamaz), 3. Zamanaşımı ile kazanılamama (kullanım süresiyle mülkiyet geçmez).
Kamu yararının sürekliliğini sağlamak için bu mallar özel mülkiyet hukukunun dışına çıkarılmıştır.
3
Seçenekleri bu üç temel ilke ışığında değerlendir.
Üç ilkeyi de doğru ve eksiksiz barındıran ifadenin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Diğer seçenekler bu ilkelerin istisnası olduğunu veya özel hukuk rejimine tabi olduğunu iddia ederek hatalı bilgi sunmaktadır.

Anahtar Kavram

Kamu mallarının (hizmet, orta ve sahipsiz mallar) kamu yararı tahsisi nedeniyle sahip olduğu özel hukuki statü ve koruma ayrıcalıkları.

Daha Fazla Pratik

Kamu mallarının 'tahsis' ve 'tahsisin kaldırılması' usullerini inceleyerek statü değişiminin şartlarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 142Soru

Mera, yaylak, kışlak ve harman yeri gibi; mülkiyeti devlete veya bir kamu tüzel kişisine ait olup da yararlanması kadimden beri belirli bir köy ya da belediye halkı gibi belirli bir yerel topluluğa özgülenmiş olan taşınmazlar idare hukukunda 'orta malı' olarak adlandırılır. Bu taşınmazların tabi olduğu hukuki rejimle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malı statüsünde olduklarından haczedilemezler, satılamazlar ve zamanaşımı ile kazanılamazlar.

Cevap

Orta malları, kamu malı statüsünde oldukları için haczedilemezler, satılamazlar ve zamanaşımı ile kazanılamazlar.
Orta malları (meralar, yaylaklar, meydanlar vb.), idarenin kamu malları kategorisinde yer alır. Kamu malları, kamu yararı tahsisleri sürdüğü müddetçe özel mülkiyete konu olamazlar (satılamazlar), zamanaşımı yoluyla kazanılamazlar ve idarenin borçları için haczedilemezler. Bu özellikler, bu malların tahsis amacının sürekliliğini korumak için getirilen emredici kurallardır.

Adım Adım Çözüm

1
Orta mallarının (mera, yaylak vb.) idare hukukundaki yerini tespit etmek.
Bu malların 'Kamu Malları' kategorisinde yer aldığı belirlendi.
Soruda verilen örnekler (mera, yaylak) idarenin kamu malları içindeki orta malları sınıfına girer.
2
Kamu mallarına uygulanan hukuki rejimin temel ilkelerini hatırlamak.
Kamu mallarının devredilemezlik, haczedilemezlik ve zamanaşımı ile kazanılamama özelliklerine sahip olduğu tespiti yapıldı.
Kamu malları kamu yararına tahsis edildikleri için özel hukuk işlemlerinden korunurlar.
3
Verilen seçenekleri bu ilkeler ışığında değerlendirmek.
Haczedilemezlik ve devredilemezlik vurgusu yapan seçeneğin doğru olduğu belirlendi.
Diğer seçenekler orta mallarını özel mal veya sahipsiz mal gibi göstererek hatalı nitelendirme yapmaktadır.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarının Hukuki Rejimi ve Orta Malları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 143Soru

Bir büyükşehir belediyesinin mülkiyetinde bulunan ve imar planında "kent meydanı" olarak ayrılan, fiilen de halkın kullanımına sunulmuş olan bir taşınmazın hukuki rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu taşınmaz, kamu malı niteliği (tahsis) devam ettiği sürece, üçüncü kişiler tarafından kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.

Cevap

Kamu malları, kamu yararına tahsis edildikleri sürece özel mülkiyete konu olamazlar ve bu nedenle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla üçüncü kişilerce iktisap edilmeleri mümkün değildir.
Kent meydanı gibi kamu malları (orta malları), kamu yararına tahsis edilmiş oldukları sürece özel mülkiyet konusu yapılamazlar. Türk hukuk sisteminde kamu mallarının korunması amacıyla bu malların kazandırıcı zamanaşımı (zilyetlik süresi) ile mülkiyetinin kazanılamayacağı açıkça kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın niteliğini belirlemek
Kent meydanı bir 'orta malı' olup kamu malı statüsündedir.
Vatandaşların doğrudan kullanımına açık olan meydan, park ve yol gibi yerler orta malıdır.
2
Kamu mallarının tabi olduğu hukuki korumaları değerlendirmek
Bu mallar haczedilemez, devredilemez ve zamanaşımı ile kazanılamaz.
Kamu mallarının kamu yararı amacına hizmet etmesi, onları özel mülkiyet rejiminden ayırarak daha güçlü koruma mekanizmalarına tabi kılar.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarının Hukuki Rejimi ve Korunması

Daha Fazla Pratik

İdarenin özel malları ile kamu malları arasındaki farkları (haciz, vergi, zamanaşımı) karşılaştıran bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

Türk İdare Hukuku doktrini ve mevzuatı çerçevesinde, bir taşınmazın "kamu malı" statüsünü kazanması ve bu statünün belirlenmesindeki temel kriterler ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sahipsiz mallar (kıyılar, ormanlar, genel sular vb.), nitelikleri gereği herhangi bir idari tahsis işlemine gerek kalmaksızın doğrudan doğruya kamu malı sayılırlar.

Cevap

Sahipsiz malların (kıyılar, ormanlar vb.) nitelikleri gereği herhangi bir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu malı sayılması doğrudur.
Türk İdare Hukuku'nda mallar; mülkiyet (aidiyet) ve tahsis kriterlerine göre tasnif edilir. Sahipsiz mallar (kıyılar, genel sular, dağlar, tepeler, kayalar vb.), kimsenin mülkiyetinde olmayan veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mallar olup, bunlar herhangi bir idari tahsis işlemine gerek olmaksızın doğaları gereği doğrudan doğruya kamu malı statüsündedirler. Bu duruma doktrinde 'doğrudan tahsis' denilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu malı kavramının unsurlarını belirle.
Bir malın kamu malı olması için mülkiyetinin bir kamu tüzel kişisine ait olması (aidiyet) ve o malın bir kamu yararına özgülenmiş olması (tahsis) gerekir.
İdarenin her malı kamu malı değildir; özel mallardan ayrılması için bu kriterler şarttır.
2
Tahsis kriterinin türlerini analiz et.
Tahsis; idari bir işlemle (örneğin valilik kararı), kanunla veya malın niteliği gereği kendiliğinden (doğrudan tahsis) gerçekleşebilir.
Sahipsiz mallar gibi bazı mallar, doğaları gereği kamusal nitelik taşıdıkları için özel bir işleme ihtiyaç duymazlar.
3
Seçenekleri bu hukuki veriler ışığında değerlendir.
Sahipsiz malların doğrudan kamu malı olduğu ifadesi tam olarak doktrine ve mevzuata uygundur.
Doğrudan tahsis kuralı gereği kıyılar ve dağlar gibi alanlar kendiliğinden bu statüdedir.

Anahtar Kavram

İdarenin Malları ve Tahsis Kriteri

Daha Fazla Pratik

Kamu mallarının haczedilemezliği ve zamanaşımı ile kazanılamaması gibi hukuki koruma yöntemlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 145Soru

İdare hukukunda kamu malları (hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar), idarenin özel mallarından farklı olarak kamu hukukuna tabi özel bir koruma rejiminden yararlanmaktadır. Buna göre, kamu mallarının hukuki özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malları, üzerindeki kamu yararına tahsis usulüne uygun olarak kaldırılmadığı sürece kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.

Cevap

Kamu mallarının en belirgin hukuki özelliklerinden biri, bu malların üzerindeki kamu yararına tahsis usulüne uygun olarak kaldırılmadığı sürece kazandırıcı zamanaşımı ile edinilememesidir.
Kamu malları, kamu yararına tahsis edilmiş olmaları nedeniyle özel mülkiyet hukukunun dışına çıkarılmıştır. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kazandırıcı zamanaşımı (belirli bir süre kullanım sonucu mülkiyet kazanma) hükümleri, üzerindeki tahsis usulüne uygun olarak kaldırılmamış kamu malları için uygulanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Malın niteliğini belirleme
Soruda bahsedilen malların (hizmet, orta, sahipsiz) kamu malı statüsünde olduğu tespit edilir.
Kamu malları, idarenin özel mallarından farklı olarak kamu hukuku rejimine tabidir.
2
Koruma ilkelerini uygulama
Kamu malları için geçerli olan 'haczedilemezlik', 'devredilemezlik' ve 'zamanaşımı ile kazanılamama' ilkeleri hatırlanır.
Bu ilkeler, malın kamu yararına tahsisini korumayı amaçlar.
3
Tahsis ve zamanaşımı ilişkisini kurma
Bir malın zamanaşımı ile kazanılabilmesi için özel mülkiyete konu olabilmesi gerekir; ancak kamu malları tahsisleri kaldırılmadıkça bu kapsama girmez.
Tahsis (allocation), malın kamu malı olma niteliğinin hukuki dayanağıdır.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarının Korunması ve Hukuki Rejimi

İpuçları

1
Kamu malları ile idarenin özel malları arasındaki temel farkı hatırlayın; kamu malları kamu hukukuna tabidir.
2
Zamanaşımı ile mülkiyet kazanma kuralı sadece özel mülkiyete elverişli taşınmazlar için geçerlidir.
3
Bir kamu malının özel hukuk hükümlerine tabi olabilmesi için mutlaka 'tahsisinin kaldırılması' (terkin) gerekir.

Daha Fazla Pratik

Kamu malı statüsünün nasıl kazanıldığını ve 'tahsis' (allocation) işleminin türlerini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 146Soru

Büyükşehir sınırları içinde katı atık bertaraf hizmetini bir imtiyaz sözleşmesiyle üstlenen özel sermayeli bir anonim şirket, münhasıran bu hizmetin yürütülmesi amacıyla kendi öz kaynaklarıyla bir tesis inşa etmiş ve tapuda kendi adına tescil ettirmiştir. Söz konusu yapı, fiilen ve kesintisiz biçimde sadece belirtilen idari faaliyetin sunumu için kullanılmaktadır.

Mevzuat hükümleri ve idare hukuku kuralları bağlamında, bu tesisin hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tesisin mülkiyeti bir kamu tüzel kişisine ait olmadığından, sunulan hizmetin niteliğine bakılmaksızın bu taşınmaz kamu malı statüsünde değerlendirilemez.

Cevap

Mülkiyetin bir kamu tüzel kişisine ait olmaması sebebiyle tesisin, fiilen bir idari faaliyete özgülenmiş olsa dahi kamu malı olarak değerlendirilemeyeceğini belirten ifadedir.
Türk idare hukukunda bir malın kamu malı sayılabilmesi için kümülatif olarak iki temel şartın bir arada bulunması gerekir: Organik unsur (aidiyet kriteri) ve maddi unsur (tahsis kriteri). Organik unsur, malın mülkiyetinin Devlete veya ayrı bir kamu tüzel kişisine ait olmasını ifade eder. Somut olayda tesis, her ne kadar fiilen bir kamu hizmetine özgülenmiş (maddi unsur gerçekleşmiş) olsa da mülkiyeti özel hukuk tüzel kişisi statüsündeki bir anonim şirkete aittir. Aidiyet unsuru hiçbir şekilde bulunmadığından, bu taşınmazın kamu malı statüsü kazanması hukuken mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki taşınmazın mülkiyet durumunu (organik kriteri) analiz etme
Tesisin mülkiyetinin özel sermayeli bir anonim şirkete, yani bir özel hukuk tüzel kişisine ait olduğu tespit edilir.
Kamu malı statüsü kazanabilmenin ilk ve en temel şartı aidiyet (mülkiyet) unsurudur.
2
Tahsis (maddi) unsurunun tek başına statüyü değiştirip değiştirmeyeceğini değerlendirme
Taşınmaz fiilen ve kesintisiz bir kamu hizmetine özgülenmiş olsa bile, aidiyet unsuru eksik olduğu için kamu malı niteliği kazanamaz.
Doktrine göre maddi unsur ne kadar güçlü olursa olsun, organik unsurun (mülkiyetin devlete veya kamu tüzel kişisine ait olması) bulunmadığı hallerde kamu malı rejiminden söz edilemez.

Anahtar Kavram

Kamu Malı Olmanın Kriterleri (Aidiyet ve Tahsis Şartlarının Kümülatifliği)
Soru 147Soru

Maliki olduğu arazide sondaj faaliyeti yürütürken değerli bir maden rezervi tespit eden bir kişi, arazinin mülkiyetine sahip olmasından yola çıkarak madenin mülkiyetinin de kendisine ait olduğunu ileri sürmüş ve bu kaynağı süresiz olarak tek başına işletmek amacıyla yetkili idareye başvurmuştur.

İdare hukuku ilkeleri ve tabii servetlerin tabi olduğu özel anayasal rejim dikkate alındığında, bu talebin hukuki akıbeti hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabii servetler devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğundan ve arazi mülkiyetine tabi olmadığından kişinin mülkiyet iddiası reddedilmelidir; ancak işletme hakkı kanuni şartlarla ve belirli bir süre için kendisine devredilebilir.

Cevap

Tabii servetlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olması, arazi mülkiyetinden bağımsız kabul edilmesi ve işletme hakkının yalnızca belirli bir süre için devredilebilmesini öngören seçenektir.
Doğru seçenek; Anayasa'nın 168. maddesindeki 'Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzel kişilere devredebilir' hükmünü tam olarak yansıtmaktadır. Arazi mülkiyeti madeni kapsamaz ve devir işleminin 'süreli' olması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Talebin mülkiyet iddiası kısmının anayasal dayanağını değerlendir.
Anayasa'nın 168. maddesi uyarınca tabii servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve arazi mülkiyetine tabi değildir.
Madenlerin mülkiyeti arazi malikine ait olamaz; bu nedenle kişinin mülkiyet iddiası hukuken geçersizdir.
2
Talebin 'süresiz olarak bizzat işletme' kısmını değerlendir.
Doğal kaynakların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir; ancak devlet bu hakkını kanunda belirtilen şartlara uymak kaydıyla, gerçek ve tüzel kişilere sadece 'belli bir süre' için devredebilir.
Süresiz devir yasağı bulunduğu için kişinin süresiz işletme talebi anayasaya aykırıdır, ancak idare şartları varsa süreli olarak devir yapabilir.

Anahtar Kavram

Tabii Servetlerin ve Kaynakların Anayasal Rejimi
Soru 148Soru

1982 Anayasası'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinde düzenlenen devlet ormanlarının hukuki rejimi dikkate alındığında, bu alanların mülkiyeti ve kullanım hakları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz ve bu alanlar kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemez.

Cevap

Devlet ormanlarının mülkiyetinin devredilemeyeceği ve zamanaşımı ile kazanılamayacağı ifadesi doğrudur.
Doğru olan ifade, Anayasa'nın 169. maddesindeki temel ilkeleri yansıtmaktadır. Devlet ormanları üzerinde özel mülkiyet kurulamaz, bu alanlar başkasına devredilemez ve uzun süreli kullanım (zilyetlik) yoluyla mülkiyet hakkı kazanılamaz. Ayrıca bu alanlarda sadece kamu yararı olması durumunda sınırlı bir ayni hak olan irtifak hakkı tesis edilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın ilgili maddesini tespit etme
1982 Anayasası'nın 169. maddesi, devlet ormanlarının korunması ve hukuki rejimi ile ilgili temel kuralları belirler.
Soruda sorulan mülkiyet ve kullanım rejimi bu maddede açıkça düzenlenmiştir.
2
Mülkiyet ve tasarruf kısıtlamalarını analiz etme
Madde hükmüne göre devlet ormanları; devletçe yönetilir, mülkiyeti devredilemez, zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Anayasa koyucu, ormanların korunması için bu alanları özel bir koruma zırhına almıştır.
3
Seçenekleri anayasal verilerle karşılaştırma
Mülkiyetin devredilemeyeceği ve zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceği bilgisini içeren seçenek anayasal metne tam uyum sağlamaktadır.
Diğer seçeneklerdeki mülkiyet devri, af imkanı veya mutlak irtifak yasağı gibi ifadeler madde metniyle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Anayasal Orman Rejimi ve Mülkiyet Yasağı

Daha Fazla Pratik

Özel ormanların mülkiyeti ve idaresinin devlet ormanlarından farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 149Soru

İdare hukukunda, mülkiyeti idareye ait olan bir taşınmazın "kamu malı" statüsünü kazanması (tahsis) veya bu statüsünü kaybetmesi (terkin) süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir malın yetkili makamca verilmiş resmî bir tahsis kararı olmasa dahi, fiilen bir kamu hizmetine veya kamunun kullanımına sunulmuş olması o malın kamu malı sayılması için yeterlidir.

Cevap

Bir malın yetkili makamca verilmiş resmî bir tahsis kararı olmasa dahi, fiilen bir kamu hizmetine veya kamunun kullanımına sunulmuş olması o malın kamu malı sayılması için yeterli olduğu yönündeki ifade doğrudur.
İdare hukukunda bir malın kamu malı statüsü kazanması için yetkili makamın iradi bir işlemi (tahsis kararı) kural olsa da, Danıştay içtihatları ve doktrin uyarınca, bir malın fiilen ve kesintisiz olarak kamu hizmetine özgülenmesi (örneğin bir yol veya park olarak kullanılması) 'fiili tahsis' yoluyla o malın kamu malı sayılmasına neden olur. Bu durum, kamu yararının şekil şartından üstün tutulmasının bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tahsis yöntemlerini belirle
Tahsis; kanunla, idari işlemle (açık tahsis) veya fiilen (zımni/fiili tahsis) gerçekleşebilir.
Kamu malı statüsünün nasıl kazanıldığını anlamak için hukuki dayanakları tasnif etmek gerekir.
2
Fiili tahsis kavramını analiz et
İdarenin bir malı resmî karar almadan uzun süre kamu yararına kullanması, o malı 'kamu malı' rejimine sokar.
Kamu hizmetinin sürekliliği ve kamu yararının korunması ilkesi, resmî şekil şartının eksikliğini ikame eder.
3
Diğer seçeneklerdeki hukuki engelleri ele
Zamanaşımı yasağı, tapu kaydının açıklayıcı olması ve maddi yok olmanın statüyü kendiliğinden bitirmesi gibi temel kuralları doğrula.
Kamu mallarının özel hukuk rejiminden ayrıldığı temel noktaları tespit ederek yanlış seçenekleri ayıkla.

Anahtar Kavram

Fiili Tahsis ve Tahsisin Hukuki Niteliği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 150Soru

Türk İdare Hukuku'nda "sahipsiz mallar" (Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler) kategorisinde yer alan taşınmazların tescil durumu ve hukuki statü dönüşümüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sahipsiz mallar kural olarak tapu siciline tescil edilmezler; ancak bir kamu hizmetine tahsis edilmeleri durumunda tescil edilerek "hizmet malı" niteliği kazanırlar.

Cevap

Sahipsiz mallar kural olarak tapu siciline tescil edilmezler; ancak bir kamu hizmetine tahsis edilmeleri durumunda tescil edilerek hizmet malı niteliği kazanırlar.
Türk İdare Hukuku'nda sahipsiz mallar (dağlar, kayalıklar, buzullar gibi), kimsenin mülkiyetinde bulunmayan ve nitelikleri gereği bir kamu hizmetine özgülenmemiş yerlerdir. Bu malların en belirgin özelliği, kural olarak tapu siciline tescil edilmemeleridir. Ancak bu yerler üzerinde bir kamu hizmeti yürütülmesine karar verilirse (tahsis edilirse), bu mallar 'hizmet malı' statüsüne geçer ve bu aşamadan itibaren tapuya tescil edilmeleri zorunlu hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Sahipsiz mal kavramını tanımla.
Sahipsiz mallar (dağlar, tepeler, buzullar vb.), nitelikleri gereği kimsenin mülkiyetinde olmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdir.
Sorunun temel kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Tescil ve zamanaşımı kurallarını değerlendir.
Bu mallar kamu malı sayıldığından zamanaşımı ile kazanılamazlar ve kural olarak tapuda tescilli değildirler.
Kamu mallarının temel hukuki özelliklerini hatırlamak doğru cevaba ulaştırır.
3
Tahsis (tahsis) işleminin sonucunu analiz et.
Bir sahipsiz mal, idare tarafından bir kamu hizmetine (örneğin okul veya hastane yapımı için) ayrıldığında statüsü değişir.
Malın sahipsiz mal statüsünden hizmet malı statüsüne geçiş sürecini anlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Sahipsiz malların tescil ve statü dönüşüm rejimi
Soru 151Soru

İdare hukukunda, bir taşınmazın 'kamu malı' statüsünün sona ermesi ve bu malın idarenin özel malı rejimine tabi hale gelmesi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malı statüsü, ya yetkili idari makamın bu yöndeki açık iradesini yansıtan bir işlemle (terkin) ya da malın kamu yararına tahsisini imkansız kılan maddi bir yok olma haliyle sona erer.

Cevap

Kamu malı statüsünün sona ermesi, yetkili makamın iradi bir işlemi (terkin) veya malın maddi olarak yok olması ile gerçekleşir.
Kamu malı statüsü, idarenin bu malı bir kamu yararına (hizmet veya orta malı olarak) özgülemesiyle başlar. Bu statünün sona ermesi için ya bu özgülemenin yetkili makam tarafından 'terkin' adı verilen bir idari işlemle kaldırılması gerekir ya da malın (örneğin bir köprünün yıkılması veya bir kıyı şeridinin sular altında kalması gibi) fiziksel olarak yok olmasıyla tahsis amacının imkansız hale gelmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu malı statüsünün nasıl kazanıldığını belirle.
Tahsis (tahsis işlemi veya fiili tahsis) yoluyla kazanılır.
Statünün nasıl başladığını bilmek, nasıl bittiğini anlamak için temeldir.
2
Statünün sona erme hallerini analiz et.
İki hal vardır: Hukuki yol (terkin işlemi) ve fiili yol (maddi yok olma).
İdare hukukunda usulde paralellik ilkesi gereği, bir işlemi yapan makam onu geri alma yetkisine de sahiptir.
3
Özel hukuk hükümlerinin etkisini değerlendir.
Zamanaşımı veya haciz gibi özel hukuk yolları kamu malları için geçerli değildir.
Kamu malları kamu yararına özgülendiği için özel hukuk korumasının dışındadır.

Anahtar Kavram

Tahsis ve Terkin (Kamu Malı Statüsünün Kazanılması ve Kaybedilmesi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 152Soru

İdare hukukunda idarenin taşınmazları; kamu malları (hizmet malları, orta malları, sahipsiz mallar) ve idarenin özel malları olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Kamu mallarının korunması ve tahsis amacının sürekliliği için bu mallar üzerinde 'kamu hukuku rejimi' uygulanmaktadır.

Buna göre, kamu mallarının hukuki özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malları, idarenin özel malları ile aynı hukuki rejime tabi olup mülkiyeti her türlü özel hukuk sözleşmesine konu edilebilir.

Cevap

Kamu malları ile idarenin özel mallarının aynı hukuki rejime tabi olduğunu ve özel hukuk sözleşmelerine konu edilebileceğini belirten ifade yanlıştır.
İdarenin malları ikiye ayrılır: Özel mallar ve kamu malları. Özel mallar (örneğin idarenin gelir getiren bir binası) kural olarak özel hukuk rejimine ve Medeni Kanun hükümlerine tabidir; satılabilir veya (bazı durumlarda) haczedilebilir. Ancak kamu malları (hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar) kamu yararına tahsis edildikleri için özel bir koruma rejimine sahiptir. Bu rejim gereği kamu malları devredilemez, haczedilemez, zamanaşımı ile kazanılamaz ve vergi bağışıklığına sahiptir. Dolayısıyla, bu iki mal grubunun aynı rejime tabi olduğunu savunan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu mallarının tabi olduğu temel rejimi belirle.
Kamu malları kamu hukuku rejimine tabidir.
Bu mallar kamu yararına tahsis edildiği için özel mülkiyet hukukundan farklı kurallarla korunurlar.
2
Kamu mallarının temel özelliklerini (devredilemezlik, haczedilemezlik, zamanaşımı) seçeneklerle karşılaştır.
Devredilemezlik, haczedilemezlik ve zamanaşımı ile kazanılamama gibi özellikler kamu malları için mutlaktır.
Seçeneklerdeki ilk üç ifade bu koruma mekanizmalarını doğru yansıtmaktadır.
3
İdarenin özel malları ile kamu malları arasındaki rejim farkını analiz et.
İdarenin özel malları özel hukuk (Medeni Hukuk) rejimine tabi iken, kamu malları kamu hukuku rejimine tabidir.
Bu iki mal kategorisinin aynı rejime tabi olduğunu söylemek hukuken hatalıdır.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarının Hukuki Rejimi ve Korunması
Soru 153Soru

Bir köy tüzel kişiliği mülkiyetinde bulunan ve kadimden beri köy halkı tarafından defin işlemleri için kullanılan köy mezarlığının bir bölümünün, muhtarlık tarafından ek gelir sağlamak amacıyla özel bir mermer işletmesine depo olarak kiralanması planlanmaktadır. İdare hukuku ilkeleri uyarınca, söz konusu taşınmazın hukuki statüsü ve planlanan işlem hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezarlıklar 'orta malı' statüsündedir; kamu yararına tahsisli oldukları sürece devredilemezler, haczedilemezler ve özel hukuk sözleşmelerine konu edilemezler.

Cevap

Mezarlıklar kamu malı türlerinden 'orta malı' statüsünde yer aldığından, kamu yararına tahsisleri devam ettiği sürece özel hukuk işlemlerine konu edilemezler, devredilemezler ve haczedilemezler.
İdare hukukunda mezarlıklar, meydanlar, pazar yerleri, mera ve yaylaklar gibi 'orta malları' statüsündedir. Bu mallar, kamu yararına tahsis edildikleri sürece kamu hukuku rejimine tabidirler. Bu rejimin en temel sonuçları; malın devredilememesi, haczedilememesi ve özel hukuk hükümlerine göre üzerinde tasarruf edilememesidir. Dolayısıyla köy muhtarlığının bu alanı ticari amaçla kiralaması hukuka aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın idare hukukundaki türünü belirleme.
Mezarlıklar, belirli bir yerel topluluğun (köy halkı) doğrudan yararlanmasına sunulduğu için 'orta malı' kategorisindedir.
Kamu malları; hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar olarak üçlü bir ayrıma tabidir.
2
Orta mallarının tabi olduğu hukuki rejimin uygulanması.
Bu mallar kamu malı olduğu için haczedilemez, kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamaz, devredilemez ve tahsis amacı dışında özel hukuk işlemlerine (kiralama vb.) konu edilemez.
Kamu malı rejiminin temel amacı, malın tahsis edildiği kamu yararının kesintisiz korunmasıdır.

Anahtar Kavram

Orta Malları ve Hukuki Rejimi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 154Soru

İdare hukukunda kamu malları; tahsis edildikleri amaç ve kullanım şekillerine göre hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar şeklinde bir tasnife tabi tutulmaktadır. Bir kamu tüzel kişisinin mülkiyetinde olan ve doğrudan bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine özgülenmiş bulunan (hükümet konakları, askeri kışlalar veya bölge hıfzıssıhha laboratuvarları gibi) "hizmet malları"nın tabi olduğu hukuki rejim ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet malları, nitelikleri gereği tıpkı yollar, meydanlar ve parklar gibi halkın doğrudan doğruya ve genel yararlanmasına sunulmuş olan mallardır.

Cevap

Hizmet mallarının halkın doğrudan ve genel kullanımına sunulduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü bu özellik orta mallarına aittir.
Hizmet malları, belirli bir kamu hizmetinin yürütülmesine tahsis edilmiş olup (örneğin bir okul binası veya karakol), halkın doğrudan ve serbest kullanımına açık değildir. Halkın doğrudan ve genel kullanımına sunulmuş olan yollar, meydanlar ve parklar ise 'orta malları' kategorisinde yer alır. Bu nedenle, hizmet mallarının orta malları ile aynı nitelikte olduğunu savunan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet malının tanımını analiz etmek
Hizmet malları, bir kamu hizmetinin yürütülmesi için kullanılan (okul, hastane, adliye binası gibi) mallardır.
Malın hangi kategoriye girdiğini belirlemek için kullanım amacına bakılmalıdır.
2
Yararlanma biçimini değerlendirmek
Hizmet mallarından halk ancak o hizmetten yararlandığı ölçüde faydalanır; halkın doğrudan kullanımına açık olanlar ise orta mallarıdır.
Hizmet malları ile orta malları arasındaki temel fark yararlanma biçimidir.
3
Hukuki rejim özelliklerini kontrol etmek
Hizmet malları haczedilemez, devredilemez, zamanaşımı ile kazanılamaz ve tapuya tescil edilebilir.
Seçeneklerdeki hukuki koruma kalkanlarının doğruluğunu teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hizmet Malları ve Orta Malları Ayrımı
Soru 155Soru

Bir belediye, mülkiyetinde bulunan ve imar planında 'meydan' olarak ayrılmış olan bir taşınmazın bir bölümünü, belirli bir süreyle 'açık hava sergisi ve kafeterya' olarak işletilmek üzere özel bir teşebbüse tahsis etmiştir. Bu taşınmazın kadimden beri yöre halkının ortak kullanımında olduğu bilinmektedir. Bu durumla ilgili idare hukuku prensipleri çerçevesinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu kullanım 'özel yararlanma' niteliğindedir; idarenin iznine tabidir ve idare kamu yararı gereği bu izni her zaman tek taraflı olarak sonlandırabilir.

Cevap

Meydanlar orta malı statüsündedir; bu alanların belirli bir kişiye özel olarak kullandırılması 'özel yararlanma' niteliğindedir, idarenin iznine tabidir ve idare bu izni her zaman kamu yararı gereği geri alabilir.
Doğru cevapta belirtildiği üzere, meydanlar orta malı niteliğindedir. Bu tür mallardan herkesin serbestçe yararlanması genel yararlanma prensibidir. Ancak bu alanın bir kısmının bir işletmeciye (kafeterya vb.) tahsis edilmesi 'özel yararlanma' (olağanüstü yararlanma) olarak adlandırılır. Özel yararlanma idarenin iznine bağlıdır, genellikle bir bedel karşılığında yapılır ve idare, kamu yararının gerektirdiği durumlarda bu izni tek taraflı olarak geri alma yetkisine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın hukuki niteliğini saptama
Meydan, pazar yeri, mera gibi halkın ortak kullanımına ayrılmış yerler 'orta malı'dır.
Soruda belirtilen taşınmazın kadimden beri ortak kullanımda olması ve imar planındaki statüsü bunu kanıtlar.
2
Yararlanma biçimini analiz etme
Bir alanın bir kısmının kafeterya gibi ticari ve münhasır amaçla kullanımı 'özel (olağanüstü) yararlanma'dır.
Genel yararlanma herkes için eşit ve serbest iken, özel yararlanma başkalarının kullanımını kısıtlayan bir ayrıcalıktır.
3
Hukuki rejimi uygulama
Özel yararlanma idarenin iznine (ruhsat veya tahsis) tabidir ve idarece her zaman sona erdirilebilir.
Kamu malları üzerindeki özel kullanımlar, kamu yararı önceliği nedeniyle idareye geniş takdir ve geri alma yetkisi tanır.

Anahtar Kavram

Kamu mallarından yararlanma usulleri: Genel ve Özel Yararlanma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 156Soru

İdare hukukunda, mülkiyeti bir kamu tüzel kişisine ait olan bir taşınmazın "kamu malı" statüsünü kazanması (tahsis) ve bu statünün sona ermesi süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kamu malının deprem, sel veya benzeri bir doğal afet sonucu maddi olarak tamamen yok olması durumunda, kamu malı statüsü herhangi bir idari terkin işlemine gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.

Cevap

Kamu malı niteliğindeki bir yapının maddi varlığının tamamen ortadan kalkması durumunda, kamu malı statüsü idari bir karar beklenmeksizin kendiliğinden sona erer.
İdare hukukunda tahsis, bir malın kamu hizmetine özgülenmesidir. Eğer mal sel, deprem gibi bir sebeple tamamen yok olursa, tahsisin konusu ortadan kalktığı için kamu malı statüsü kendiliğinden sona erer. Bu durum 'maddi yok olma' olarak adlandırılır ve idari bir karara gerek duymaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu malı statüsünün temel dayanağını belirle.
Statü, taşınmazın bir kamu hizmetine veya kamunun kullanımına tahsis edilmesine dayanır.
Tahsis edilen bir nesne (mal) yoksa, o nesneye bağlı hukuki rejim de varlığını sürdüremez.
2
Statünün sona erme biçimlerini (hukuki ve fiili) karşılaştır.
Hukuki sona erme idari işlemle (terkin) olurken, fiili sona erme malın yok olmasıyla gerçekleşir.
Maddi yok olma durumunda, idari işlem sadece var olan bir durumu tespit etmiş olur; statü malın yok olduğu an biter.

Anahtar Kavram

Kamu Malı Statüsünün Sona Ermesi (Maddi Yok Olma vs. Hukuki Terkin)

Daha Fazla Pratik

İdarenin özel malları ile kamu malları arasındaki haczedilebilirlik ve vergilendirme farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 157Soru

1982 Anayasası’nın “Kıyılardan yararlanma” başlıklı 43. maddesinde yer alan düzenlemeler ışığında; deniz, göl ve akarsu kıyıları ile bu kıyıları çevreleyen sahil şeritlerinin hukuki rejimi hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sahil şeritlerinin kullanılış amaçlarına göre derinliği, her kıyı bölgesi için Anayasa metninde rakamsal olarak belirtilmiştir.

Cevap

Sahil şeritlerinin derinliğinin Anayasa metninde rakamsal olarak belirlendiğini ifade eden seçenek yanlıştır; zira Anayasa bu teknik detayı kanuna bırakmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü 1982 Anayasası'nın 43. maddesi, sahil şeritlerinin derinliğini rakamsal olarak (metre cinsinden) belirlememiş; bu konudaki düzenleme yetkisini kanuna bırakmıştır. Uygulamadaki 100 metrelik sınır Anayasa'da değil, Kıyı Kanunu'nda yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 43. maddesindeki kıyı ve sahil şeridi tanımını inceleyin.
Kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ve yararlanmada kamu yararı önceliği bulunduğu tespit edilir.
Anayasal genel kuralın kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Sahil şeridinin derinliği ve kullanım şartlarının nasıl belirlendiğine dair hükmü kontrol edin.
Bu hususların 'kanunla düzenleneceği' ifadesine ulaşılır; Anayasa'da sabit bir mesafe (metre) yer almaz.
Anayasa'nın teknik detayları kanun koyucuya bırakıp bırakmadığını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sahil Şeridi ve Kıyıların Kanunilik İlkesi

İpuçları

1
Anayasa genellikle genel ilkeleri koyar; mesafe ve süre gibi teknik detayları kanunlara bırakır.
2
Kıyı Kanunu'ndaki '100 metre' kuralı ile Anayasa'daki 'kanunla düzenlenir' ibaresi arasındaki farkı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kıyı Kanunu'na göre kıyı kenar çizgisinin hangi idari birimler tarafından belirlendiğini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 10s
Soru 158Soru

19821982 Anayasası’nın “Ormanların korunması ve geliştirilmesi” başlıklı 169169. maddesi kapsamında düzenlenen devlet ormanlarının mülkiyet rejimi ve orman suçlarına yönelik anayasal yasaklar dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu anayasal çerçeve ile bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla kabul edeceği bir kanunla, ormanı yakmak veya yok etmek amacıyla işlenen suçları genel af kapsamına alabilir.

Cevap

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin nitelikli çoğunlukla bile olsa ormanları yakma veya yok etme suçlarını kapsayan bir genel af çıkarabileceği yönündeki ifade yanlıştır; çünkü Anayasa bu konuda mutlak bir yasak öngörmüştür.
Anayasa'nın 169169. maddesi uyarınca ormanları yakmak, yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar için genel veya özel af çıkarılması mutlak olarak yasaklanmıştır. Bu hüküm, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Anayasa'nın 8787. maddesinden doğan genel ve özel af çıkarma yetkisinin anayasal bir sınırını oluşturur. Dolayısıyla beşte üç çoğunluk sağlansa dahi bu tür suçlar af kapsamına dahil edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 169169. maddesinin incelenmesi.
Maddenin üçüncü fıkrasında; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamayacağı, özellikle ormanları yakmak, yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçların hiçbir şekilde af kapsamına alınamayacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasal yasakların kapsamını belirlemek için.
2
Genel af yetkisi (8787. madde) ile özel yasak (169169. madde) arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi.
Genel af çıkarma yetkisi TBMM'ye ait olsa da, orman suçları bu yetkinin mutlak istisnasını oluşturur. Nitelikli çoğunluk (beşte üç) genel affın usuli şartıdır, ancak orman suçları maddi anlamda af yasağına tabidir.
Anayasal hükümlerin hiyerarşisini ve istisnaların önceliğini anlamak için.

Anahtar Kavram

Orman Suçlarında Af Yasağının Mutlaklığı

İpuçları

1
Anayasa'nın orman suçlarına yönelik af yasağının bir istisnası olup olmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 170170. maddesindeki 'orman köylüsünün korunması' ve 2/B2/B arazileri ile 169169. madde arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 159Soru

Bir köy tüzel kişiliği adına tapuda "orta malı" (mera) olarak tescilli bir taşınmazın, köy sakinlerinden biri tarafından 25 yıl boyunca kesintisiz ve nizasız olarak tarım arazisi şeklinde kullanılması durumunda; bu şahsın taşınmazın mülkiyetini kazanmasıyla ilgili hukuki durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malı niteliğindeki orta malları kamu hukukuna tabi olup zamanaşımı ile kazanılamayacağından, kullanım süresi ne kadar olursa olsun mülkiyetin kazanılması mümkün değildir.

Cevap

Kamu malı niteliğindeki orta malları kamu hukukuna tabi olup zamanaşımı ile kazanılamayacağından, kullanım süresi ne kadar olursa olsun mülkiyetin kazanılması mümkün değildir.
İdare hukukunda orta malları; meralar, yaylaklar, kışlaklar ve meydanlar gibi kamunun veya bir yerel topluluğun ortak kullanımına tahsis edilmiş mallardır. Bu mallar kamu malı statüsünde oldukları için kamu hukuku rejimine tabidirler. Kamu mallarının en temel özelliklerinden biri, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilememeleridir. Dolayısıyla bir meralık alanın 25 yıl veya daha uzun süre kesintisiz kullanılması, o kişinin mülkiyet hakkı kazanmasını sağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın niteliğini belirle.
Taşınmaz bir "mera" dır ve idare hukuku açısından "orta malı" (kamu malı) kategorisindedir.
Meralar, harman yerleri, yaylak ve kışlaklar kanunen orta malı sayılır.
2
Kamu mallarının hukuki rejimini hatırla.
Kamu malları devredilemez, haczedilemez ve zamanaşımı ile kazanılamaz.
Kamu malları, kamu yararına tahsis edildikleri için özel mülkiyet rejiminden bağışık tutulmuşlardır.
3
Zamanaşımı kuralını olaya uygula.
25 yıllık kullanım süresi, taşınmazın kamu malı (orta malı) vasfı nedeniyle mülkiyet hakkı doğurmaz.
Zamanaşımı ile mülkiyet kazanımı sadece özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazlar için geçerlidir.

Anahtar Kavram

Kamu mallarının (özellikle orta mallarının) zamanaşımı ile kazanılamaması (Imprescriptibility).

Daha Fazla Pratik

Kamu mallarının haczedilemezliği ve devredilemezliği ilkelerini orta malları örneği üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 160Soru

Türk İdare Hukuku doktrinine göre, bir taşınmazın "kamu malı" statüsünde kabul edilerek kamu hukuku rejimine tabi olması için mülkiyetin bir kamu tüzel kişisine ait olması (aidiyet) tek başına yeterli değildir; bu malın aynı zamanda kamu yararına tahsis edilmiş olması gerekir. Tahsis kriteri ise malın doğrudan kamunun kullanımına sunulmasını veya bir kamu hizmetinin yürütülmesine özgülenmiş olmasını ifade eder.

Buna göre, mülkiyeti bir kamu tüzel kişisine ait olan aşağıdaki taşınmazlardan hangisi, doğrudan bir kamu yararına tahsis edilmediği ve sadece gelir elde etme (fiskal) amacı güttüğü için "idarenin özel malı" rejimine tabidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülkiyeti Hazineye ait olan ve tarımsal üretim yapılarak gelir sağlanması amacıyla bir çiftçiye kiralanan boş arazi

Cevap

Mülkiyeti Hazineye ait olan ve tarımsal üretim yapılarak gelir sağlanması amacıyla bir çiftçiye kiralanan boş arazi
Mülkiyeti Hazineye ait olan ve bir çiftçiye kiralanan arazi örneğinde, taşınmazın bir kamu hizmetine veya kamunun doğrudan kullanımına tahsis edilmediği görülmektedir. Burada idare, tıpkı bir özel hukuk kişisi gibi hareket ederek taşınmazından gelir (kira) elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu tür 'fiskal' amaçlı mallar, tahsis kriterini karşılamadıkları için kamu hukuku rejimine değil, özel hukuk rejimine tabi olan 'idarenin özel malları' kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Aidiyet kriterini kontrol et
Tüm seçeneklerdeki mallar (Köy, Bakanlık, Hazine, Belediye) kamu tüzel kişilerine aittir.
Bir malın idari bir mal olması için öncelikle bir kamu tüzel kişisine ait olması gerekir.
2
Tahsis kriterini (kamu yararına özgülenme) değerlendir
Hazine arazisi hariç tüm mallar ya kamu hizmetine ya da doğrudan halkın kullanımına ayrılmıştır.
Kamu malı sayılmak için mülkiyetin yanı sıra malın kamu yararına bir işlevi olması şarttır.
3
Kullanım amacını (fiskal vs. idari) belirle
Hazine arazisinin bir çiftçiye kiralanması, idarenin özel hukuk sözleşmesiyle gelir elde etme (fiskal) amacını gösterir.
İdareye sadece mal varlığı değeri olarak hizmet eden ve özel hukuk rejimine tabi olan mallar idarenin özel mallarıdır.

Anahtar Kavram

İdarenin Mallarının Tasnifi: Kamu Malları ve Özel Mallar Ayrımı

İpuçları

1
Bir malın mülkiyetinin devlette olması onu her zaman kamu malı yapmaz; kullanım amacına bakmalısınız.
2
Eğer idare bir malı birine kiralayarak sadece para kazanmayı hedefliyorsa, bu mal genellikle özel hukuk rejimine tabidir.

Daha Fazla Pratik

Kamu mallarının haczedilemezliği ve zamanaşımı ile kazanılamaması gibi temel özelliklerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 8 / 10Sonraki