İdarenin Malları

187 soru

Soru 121Soru

İdare hukukunda kamu mallarının kullanımı, malın tahsis amacı ve yararlananların kapsamına göre 'genel yararlanma' ve 'özel yararlanma' olmak üzere iki temel hukuki rejime tabidir. Kamu mallarından yararlanma rejimleri ve bu kapsamdaki 'özel yararlanma' usulleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel yararlanma sağlayan idari izinler (ruhsatlar), ilgilisine kural olarak bir 'kazanılmış hak' bahşettiği için idare tarafından kamu yararı gerekçesiyle de olsa öngörülen süreden önce tek taraflı olarak geri alınamaz.

Cevap

Özel yararlanma sağlayan idari izinlerin (ruhsatlar) kazanılmış hak sağladığı ve geri alınamayacağı yönündeki ifade yanlıştır.
İdare hukukunda kamu mallarından yararlanma ruhsatları (izinleri), ilgilisine mutlak bir kazanılmış hak sağlamaz. Kamu malının tahsis amacı veya kamu yararı değiştiğinde, idare bu izni tek taraflı olarak geri alma yetkisine sahiptir. Bu kullanımlar 'iğreti' (precarious) nitelikte kabul edildiği için 'geri alınamaz' ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Genel ve özel yararlanma kavramlarını ayırt etme
Genel yararlanma herkesin ortak kullanımıdır, özel yararlanma ise idarenin izniyle belirli kişilere tanınan ayrıcalıklı kullanımdır.
Sorunun temel ayrım noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Özel yararlanma usullerinin (ruhsat ve imtiyaz) hukuki niteliğini analiz etme
Ruhsatlar tek taraflı idari işlemlerdir. İdare hukuku ilkelerine göre bu tür izinler kamu yararı amacıyla geri alınabilir niteliktedir.
Ruhsatın kazanılmış hak doğurup doğurmadığını tespit etmek için gereklidir.
3
İğreti (precarious) kullanım kavramını değerlendirme
Kamu malları üzerindeki özel kullanım izinleri kural olarak 'iğreti'dir. İdare, kamu yararı gerektirdiği hallerde tazminatlı veya tazminatsız olarak bu izne son verebilir.
Seçeneklerdeki 'kazanılmış hak' ve 'geri alınamazlık' iddiasının hukuki geçerliliğini denetlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarından Özel Yararlanmada Ruhsatın İğreti Niteliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 122Soru

Mülkiyeti bir belediyeye ait olan ve belediye meclisi kararıyla 'park' (orta malı) olarak halkın kullanımına tahsis edilen bir taşınmazın bir bölümü, meydana gelen bir doğa olayı sonucu sürekli olarak su altında kalarak bataklığa dönüşmüş ve kamu yararına hizmet edemeyecek hale gelmiştir. Taşınmazın sağlam kalan diğer bölümü ise belediye encümenince alınan bir kararla 'belediye hizmet binası' (hizmet malı) yapılmak üzere ilgili birime devredilmiştir.

Bu olayda taşınmazın 'kamu malı statüsü' ve bu statünün sona ermesi/değişmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan veya su baskını gibi nedenlerle taşınmazın tahsis amacına hizmet etmesinin fiziken imkânsız hale gelmesi statüyü kendiliğinden sona erdirirken; sağlam kalan kısmın kullanım amacının değiştirilmesi ancak tahsisi yapan asıl makamın (meclis) yetki paralelliği uyarınca alacağı yeni bir kararla mümkündür.

Cevap

Heyelan veya su baskını gibi nedenlerle taşınmazın tahsis amacına hizmet etmesinin fiziken imkânsız hale gelmesi statüyü kendiliğinden sona erdirirken; sağlam kalan kısmın kullanım amacının değiştirilmesi ancak tahsisi yapan asıl makamın yetki paralelliği uyarınca alacağı yeni bir kararla mümkündür.
İdare hukukunda kamu malları, ya iradi bir idari işlemle (tahsis) ya da fiili bir durumla (kamu yararına sunulma/terk) bu statüyü kazanır. Statünün sona ermesi ise ya idarenin bu yöndeki açık iradesiyle (terkin) ya da malın tahsis amacına hizmet etmesinin fiziken imkânsız hale gelmesiyle (malın yok olması, sular altında kalması vb.) gerçekleşir. Ayrıca, bir idari işlemin unsurlarını değiştirmeye yetkili makam, o işlemi tesis eden makamdır (yetki paralelliği). Bu nedenle belediye meclisinin park tahsisini belediye encümeni değiştiremez.

Adım Adım Çözüm

1
Tahsis ve Kamu Malı İlişkisini Analiz Etme
Taşınmazın park olarak belirlenmesi, onun bir 'orta malı' (kamu malı) statüsü kazanmasını sağlar.
Mülkiyeti idareye ait bir malın kamu yararına özgülenmesi tahsis işlemidir.
2
Statünün Sona Erme Biçimlerini Ayırt Etme
Bataklığa dönüşme durumu bir 'fiili imkânsızlık' halidir ve statü kendiliğinden sona erer.
Kamu malı statüsünün varlık sebebi olan 'kamu yararına hizmet' unsuru fiziken ortadan kalkmıştır.
3
Tahsis Değişikliğinde Yetkili Organı Belirleme
Belediye meclisinin yaptığı bir tahsisin amacının değiştirilmesi (parktan hizmet binasına) yine meclisin yetkisindedir.
İdare hukukundaki 'yetki paralelliği' ilkesi gereği, bir işlemi tesis eden makam o işlemi kaldırmaya veya değiştirmeye de yetkilidir.

Anahtar Kavram

Tahsis ve Terkin Mekanizması ile Yetki Paralelliği İlkesi
Soru 123Soru

Bir belediye, tapu kaydı bulunmayan ancak kadimden beri belde sakinlerinin kullanımına açık olan ve imar planında 'meydan' olarak belirlenmiş bir alanı, belediye meclisi kararıyla yapılan yeni bir düzenleme ile 'belediye hizmet alanı' olarak belirlemiştir. Belediye, bu alanın bir kısmına belediye kreşi inşa etmiş, geri kalan kısmını ise belediye bütçesine gelir sağlamak amacıyla ihale yoluyla bir özel şirkete satmıştır. İdare hukukunda 'orta malları'nın hukuki rejimi ve kamu mallarının korunması ilkeleri dikkate alındığında, belediyenin bu tasarrufları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malı niteliği taşıyan bir orta malının, idari bir işlemle tahsis statüsü resmen kaldırılıp özel mal haline getirilmeden satışa konu edilmesi, işlemin 'konu' unsuru bakımından sakatlanmasına ve mutlak butlanla malul olmasına yol açar.

Cevap

Kamu malı niteliği taşıyan bir taşınmazın tahsis statüsü resmen kaldırılmadan özel hukuk işlemlerine konu edilmesi, işlemin konu unsuru bakımından mutlak butlanla malul olmasına yol açar.
İdare hukukunda orta malları, kamu yararına tahsis edilmiş ticaret dışı (extra commercium) mallardır. Bu malların mülkiyetinin nakledilebilmesi için öncelikle idari bir kararla (tahsisin kaldırılması/tahsis değişikliği) kamu malı statüsünden çıkarılıp idarenin 'özel malı' haline getirilmesi gerekir. Bu süreç tamamlanmadan yapılan satış işlemleri, hukuken satışı yasak olan bir konuya dayandığı için mutlak butlanla sakatlanmış sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın kamu malı kategorisindeki yerini tespit etmek.
Meydanlar, halkın ortak kullanımına tahsis edilmiş 'orta malları'dır.
Soru kökündeki 'meydan' ifadesi, taşınmazın doğrudan orta malı olduğunu gösterir.
2
Orta mallarının tabi olduğu hukuki rejimi analiz etmek.
Bu mallar satılamaz, devredilemez, haczedilemez ve zamanaşımı ile kazanılamaz.
Kamu malları kamu hukuku rejimine tabi olup, özel hukuk işlemlerine (ticarete) kapalıdır.
3
Statü değişikliği sürecini (Tahsisin kaldırılması) değerlendirmek.
Bir kamu malının satılabilmesi için idari bir işlemle tahsisinin kaldırılması ve 'özel mal' statüsüne geçirilmesi şarttır.
İmar planı değişikliği veya belediye meclisi kararı, tahsisin kaldırılması prosedürünün (4342 Sayılı Mera Kanunu vb. özel kanunlar dahilinde) yerine geçmez.
4
Yapılan satış işleminin hukuki yaptırımını belirlemek.
Tahsisli bir kamu malının satışı 'konu' yönünden imkansız olduğundan mutlak butlanla maluldür.
Ticaret dışı olan bir malın satış sözleşmesi, emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle geçersizdir.

Anahtar Kavram

Kamu mallarının (özellikle orta mallarının) devredilemezliği ve tahsis statüsünün değiştirilmesi zorunluluğu.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 124Soru

Belediye tüzel kişiliğinin mülkiyetinde bulunan, herhangi bir kamu hizmetinin yürütülmesine tahsis edilmemiş ve halkın doğrudan kullanımına sunulmamış bir taşınmazın (idarenin özel malı) satışı veya kiralanması sürecinde ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Satış veya kiralama kararından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan ihale süreci idari işlemlerden oluştuğu için bu aşamadaki uyuşmazlıklar idari yargıda, sözleşme imzalandıktan sonraki uyuşmazlıklar ise adli yargıda görülür.

Cevap

İdarenin özel mallarının ihale süreci idari yargıya, sözleşmenin uygulanması süreci ise adli yargıya tabidir.
İdarenin özel malları üzerindeki tasarruflarda 'ayrılabilir işlem teorisi' geçerlidir. Buna göre, idarenin bir taşınmazı satma veya kiralama yönündeki iradesi ve bu doğrultuda yaptığı ihale işlemleri kamu gücü barındıran idari işlemlerdir. Bu işlemlerin iptali için idari yargıya başvurulur. Ancak taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi (satış veya kira sözleşmesi) imzalandıktan sonra, bu sözleşmeden doğan hak ve borçlara ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Malın statüsünü belirle
Taşınmaz kamu hizmetine tahsis edilmediği için 'özel mal' (fiskal mal) statüsündedir.
Bir malın kamu malı sayılması için kamu hizmetine tahsis veya kamunun kullanımına terk edilmiş olması gerekir.
2
Uygulanacak hukuk rejimini analiz et
Kural özel hukuktur ancak 'ayrılabilir işlem' istisnası mevcuttur.
İdare, özel malını satarken kamu gücü kullanarak ihale yapar (2886 s.K.), bu aşama idari rejimdedir.
3
Yargı yolunu saptat
İhale kararına kadar İdari Yargı, sözleşme sonrası Adli Yargı yetkilidir.
İdari sözleşme olmayan durumlarda ihale süreci ile özel hukuk sözleşmesi süreci birbirinden yargı yolu bakımından ayrılır.

Anahtar Kavram

Ayrılabilir İşlem Teorisi ve Özel Malların Hukuki Rejimi
Soru 125Soru

İdare hukukunda, idarenin sahip olduğu taşınır ve taşınmazlar; kamu yararına tahsis edilip edilmediklerine göre 'kamu malları' ve 'idarenin özel malları' şeklinde ikili bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu ayrım, malların tabi olduğu hukuki rejim ve sağlanan koruma mekanizmaları bakımından temel farklılıklar doğurmaktadır.

Buna göre, idarenin kamu mallarının hukuki rejimi ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malları kural olarak haczedilemez, zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez ve kamu yararına tahsisleri sürdüğü müddetçe özel mülkiyete konu olacak şekilde devredilemez.

Cevap

Kamu malları haczedilemez, zamanaşımı ile kazanılamaz ve kamu yararına tahsisleri devam ettiği sürece devredilemez özelliklere sahiptir.
Kamu malları, kamu yararının gerçekleştirilmesi ve kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla özel bir statüye sahiptir. Bu statü gereği; alacaklılar tarafından haczedilemezler (haczedilemezlik), uzun süreli kullanım veya zilyetlik yoluyla mülkiyetleri kazanılamaz (zamanaşımı ile kazanılamama) ve kamu yararına olan tahsis kararı kaldırılmadığı sürece piyasada satılamaz veya devredilemezler (devredilemezlik). Bu üç özellik, kamu mallarını idarenin özel mallarından ayıran en temel hukuki niteliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu malı ve idarenin özel malı ayrımını yapınız.
Kamu malları kamu hukukuna, özel mallar ise özel hukuka tabidir.
Hukuki koruma rejiminin kapsamını belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Kamu mallarına özgü koruma ilkelerini (dokunulmazlıkları) değerlendiriniz.
Bu mallar haczedilemez, zamanaşımıyla kazanılamaz ve devredilemez.
Kamu hizmetinin kesintisiz yürütülmesi ve kamu yararının korunması bu mutlak yasakları gerektirir.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin bu ilkelerle uyumunu kontrol ediniz.
Haczedilemezlik, devredilemezlik ve zamanaşımı ile kazanılamama özelliklerini bir arada sunan ifadenin doğruluğu teyit edildi.
Hukuki terminolojiye en uygun ve teorik olarak kusursuz olan tanım doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarının Hukuki Korunması ve Özellikleri

Daha Fazla Pratik

Kamu mallarının 'tahsis' ve 'tahsisin kaldırılması' süreçleri ile idarenin özel mallarının satış usullerini (2886 Sayılı Kanun) incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 126Soru

19821982 Anayasası'nda düzenlenen ormanların korunması ve geliştirilmesine ilişkin esaslar çerçevesinde, devlet ormanlarının mülkiyeti ve yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet ormanlarının mülkiyeti hiçbir şekilde özel kişilere devredilemez ve bu alanlar zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.

Cevap

Devlet ormanlarının mülkiyetinin özel kişilere devredilemeyeceği ve zamanaşımı ile kazanılamayacağına dair ifade doğrudur.
Devlet ormanlarının mülkiyetinin özel kişilere devredilemeyeceği ve zamanaşımı ile kazanılamayacağı kuralı 19821982 Anayasası'nın 169.169. maddesinde açıkça düzenlenmiş mutlak bir yasaktır. Bu hüküm, ormanların kamu malı niteliğini ve nesiller arası korunması gereken stratejik değerini güvence altına alır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 169.169. maddesinin incelenmesi
Devlet ormanlarının mülkiyetinin devredilemeyeceği, zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceği ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı tespit edilir.
Ormanların anayasal düzeyde mutlak korunma altında olmasının hukuki dayanağını belirlemek.
2
Yanan orman alanları ve orman sınırlarının korunması kurallarının değerlendirilmesi
Yanan alanların derhal ağaçlandırılması gerektiği ve daraltma işleminin ancak çok istisnai, kanunla belirlenmiş teknik şartlarda yapılabileceği görülür.
Diğer seçeneklerdeki istisna iddialarının hukuki geçerliliğini denetlemek.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi
Mülkiyetin devredilemezliği ve zamanaşımı yasağının anayasal bir kural olduğu sonucuna varılır.
Anayasa metni ile birebir örtüşen hukuki statüyü onaylamak.

Anahtar Kavram

Ormanların Anayasal Korunması ve Mülkiyet Rejimi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 127Soru

19821982 Anayasası’nın “Kıyılar, Ormanlar ve Tabii Servetlerin Özel Rejimi”ne ilişkin hükümleri (Md. 4343, 168168 ve 169169) dikkate alındığında, idarenin bu alanlar üzerindeki tasarruf yetkisi ve mülkiyet rejimine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi Anayasa’ya aykırıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilim ve fen bakımından orman niteliğini 19951995 yılında tam olarak kaybetmiş bir alanın, tarım arazisine dönüştürülmek üzere orman sınırları dışına çıkarılması

Cevap

Bilim ve fen bakımından orman niteliğini 1995 yılında kaybetmiş bir alanın orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin ifade Anayasa'ya aykırıdır.
Anayasa'nın 169169. maddesinin 44. fıkrasına göre, orman sınırlarında daraltma yapılamaz. Bunun tek istisnası, orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılmasıdır; ancak bu istisna yalnızca 31/12/198131/12/1981 tarihinden önce bu niteliği kaybetmiş alanlar için geçerlidir. 19951995 yılında niteliğini kaybeden bir yerin orman sınırları dışına çıkarılması bu anayasal takvime aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 169169. maddesindeki orman sınırlarının daraltılmasına ilişkin tarihsel sınırı hatırla.
31/12/198131/12/1981 tarihi tespit edildi.
Anayasa, ormanların tahribini önlemek amacıyla sınır daraltma işlemini bu tarihle kesin olarak sınırlamıştır.
2
Seçeneklerde verilen tarih ile Anayasal sınırı karşılaştır.
19951995 yılı, Anayasa'nın izin verdiği 19811981 yılı sınırından sonradır.
Tarihsel uyumsuzluk işlemin anayasal temelini ortadan kaldırır.
3
Diğer seçeneklerdeki mülkiyet ve devir hükümlerini (kıyılar ve madenler) gözden geçir.
Madenlerin süreli devrinin (Md. 168168) ve kıyıların kamu yararı önceliğinin (Md. 4343) anayasaya uygun olduğu doğrulandı.
Mevzuatın bütünselliği içinde yanlış olan tek hükmün saptanması gerekir.

Anahtar Kavram

Orman Sınırlarının Daraltılmasındaki Anayasal Sınırlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 128Soru

1982 Anayasası’nın "Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" başlıklı 168. maddesi uyarınca; yer altındaki kaynaklar ve tabii servetlerin hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabii servet ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

Cevap

Tabii servet ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Doğru yanıt olan seçenek, 1982 Anayasası'nın 168. maddesindeki tanımı aynen yansıtmaktadır. Bu maddeye göre tabii servetler ve kaynaklar, herhangi bir özel kişinin veya idarenin özel malı değil, doğrudan 'Devletin hüküm ve tasarrufu altında' olan sahipsiz mallar statüsündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 168. maddesini incelemek.
Madde metninde "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır" ifadesine ulaşılır.
Madenler, petrol ve diğer doğal kaynakların anayasal statüsünü belirlemek için temel hukuki dayanak bu maddedir.
2
Kaynağın arazi mülkiyeti ile bağını değerlendirmek.
Kaynağın bulunduğu arazinin sahibine ait olmadığı, devletin genel tasarruf yetkisinde kaldığı saptanır.
Mülkiyetin araziye bağlı olduğu yanılgısını (aksesuar asıla tabidir kuralı) bu özel anayasal rejim bertaraf eder.

Anahtar Kavram

Tabii Servetlerin Hukuki Rejimi

İpuçları

1
Anayasa'nın 168. maddesi yer altı kaynaklarını 'Devletin hüküm ve tasarrufu altında' olarak nitelendirir.

Daha Fazla Pratik

Kıyılar ile tabii servetlerin ortak olan 'Devletin hüküm ve tasarrufu altında olma' özelliğini karşılaştırarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 129Soru

İdare hukukunda kamu mallarından yararlanma biçimleri; yararlananların kapsamına ve kullanımın niteliğine göre genel ve özel yararlanma olarak ikiye ayrılmaktadır. Bir kamu parkının bir bölümünün, idarenin tek taraflı bir işlemiyle belirli bir kişiye büfe işletmek üzere geçici ve geri alınabilir nitelikte tahsis edilmesi durumunda söz konusu olan yararlanma biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruhsat usulü

Cevap

Ruhsat usulü, idarenin tek taraflı bir işlemiyle belirli bir kişiye kamu malı üzerinde özel yararlanma hakkı tanıyan bir yöntemdir.
Ruhsat usulü, kamu mallarının 'özel yararlanma' kapsamında kullanılmasına imkan tanıyan yöntemlerden biridir. İdarenin tek taraflı bir işlemiyle, malın tahsis amacına uygun ancak başkalarının yararlanmasını engelleyecek şekilde belirli bir kişiye (örneğin parkta büfe açılması) tanınan, kural olarak geçici ve idare tarafından geri alınabilir izinleri ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kullanım kapsamını belirle.
Belirli bir kişinin, başkalarının kullanımını kısıtlayacak şekilde (büfe işletmek) yararlanması 'özel yararlanma'dır.
Genel yararlanmada herkes eşit ve izin almaksızın yararlanırken, özel yararlanmada belirli kişi ve alan söz konusudur.
2
İdari işlemin niteliğini analiz et.
İdarenin tek taraflı, geçici ve geri alınabilir (iğreti) izni 'ruhsat' olarak tanımlanır.
İmtiyaz bir sözleşme gerektirirken, ruhsat idarenin tek taraflı iradesiyle tesis edilir.

Anahtar Kavram

Özel Yararlanma ve Ruhsat Usulü
Tahmini Süre:45s
Soru 130Soru

İdare hukukunda idarenin mallarının 'kamu malı' statüsünü kazanması ve bu statünün sona ermesi (tahsis ve terkin) süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülkiyeti Hazineye ait bir taşınmazın bir kamu hizmetine tahsis edilmesi veya mevcut tahsisin kaldırılması yetkisi, kural olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aittir.

Cevap

Mülkiyeti Hazineye ait bir taşınmazın bir kamu hizmetine tahsis edilmesi veya mevcut tahsisin kaldırılması yetkisi, kural olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aittir.
Hazine mülkiyetindeki taşınmazların kamu hizmetlerine özgülenmesi (tahsis) ve bu özgülemenin kaldırılması (terkin) konusundaki genel yetki, merkezi idare teşkilatı içinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına (Milli Emlak) verilmiştir. Bu bir idari işlem olup, idarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği tek yanlı bir tasarruftur.

Adım Adım Çözüm

1
Tahsis kavramını analiz etme
Tahsis, bir malın kamu yararına veya bir kamu hizmetine özgülenmesidir.
Bir malın kamu malı sayılabilmesi için mülkiyetinin kamuya ait olması ve tahsis edilmiş olması gerekir.
2
Yetkili makamı belirleme
Hazine taşınmazları için genel yetkili makam Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıdır.
Milli Emlak Genel Müdürlüğü aracılığıyla bu yetki merkezi idare adına kullanılır.
3
Tahsisin sona erme (terkin) usulünü inceleme
Terkin işlemi de tahsis yapan makamın karşıt işlemiyle gerçekleşir.
İdari işlemlerde yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği, statüyü kuran makam statüyü sona erdirmeye de yetkilidir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunda Tahsis ve Terkin Yetkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 131Soru

Bir belediye tarafından satın alınan ve bir süre herhangi bir işlem yapılmaksızın boş tutulan bir arazi, belediye encümeni kararıyla pazar yeri olarak düzenlenmiş ve mahalle sakinlerinin kullanımına açılmıştır. Bu durum çerçevesinde, söz konusu taşınmazın idare hukuku bakımından 'idarenin özel malı' niteliğini kaybederek 'kamu malı' statüsü kazanmasını sağlayan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşınmazın kamusal bir amaca (halkın doğrudan kullanımına veya kamu hizmetine) tahsis edilmiş olması

Cevap

Taşınmazın kamusal bir amaca (halkın doğrudan kullanımına veya kamu hizmetine) tahsis edilmiş olması seçeneği doğrudur.
Türk İdare Hukuku doktrininde bir malın kamu malı (domaine public) sayılabilmesi için 'mülkiyet' ve 'tahsis' kriterlerinin birlikte gerçekleşmesi gerekir. Örnekteki arazinin sadece belediye mülkiyetinde olması onu 'özel mal' kategorisinde tutarken, pazar yeri olarak halkın kullanımına sunulması (tahsis edilmesi) onu 'kamu malı' statüsüne geçirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin elindeki malın statüsünü belirlemek için mülkiyet ve kullanım amacını analiz edin.
Taşınmazın mülkiyeti belediyeye aittir, ancak başlangıçta boş tutulmaktadır (atıl durum).
İdarenin özel malları ile kamu malları arasındaki temel fark 'tahsis' unsurunda gizlidir.
2
Sonradan yapılan 'pazar yeri' düzenlemesinin hukuki niteliğini değerlendirin.
Taşınmaz, halkın doğrudan kullanımına sunularak 'orta malı' (bir kamu malı türü) niteliği kazanmıştır.
Bir malın kamu malı rejimine (haczedilemezlik, devredilemezlik vb.) tabi olması için mutlaka bir kamu yararına özgülenmesi gerekir.
3
Statü değişikliğine yol açan ana unsuru belirleyin.
Tahsis (özgüleme) işlemi gerçekleşmiştir.
Mülkiyetin kamuya ait olması statü değişikliği için yeterli değildir; tahsis, malı özel hukuk rejiminden çıkarıp kamu hukuku rejimine sokar.

Anahtar Kavram

Kamu malı sayılmanın kurucu unsuru olan 'tahsis' (özgüleme) kriteri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 132Soru

X İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il sınırları içerisinde yer alan ve bölgedeki besicilerin hayvanlarını otlatması amacıyla özgülenmiş olan bir yaylak alanının, artan konut ihtiyacını karşılamak üzere vasfının değiştirilerek toplu konut projesi kapsamında değerlendirilmesini planlamaktadır.

İdare hukuku kuralları uyarınca, söz konusu yaylak alanının hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu taşınmaz orta malı niteliği taşıdığından, yetkili idari makamlarca tahsis amacı (vasfı) usulüne uygun olarak değiştirilmedikçe özel mülkiyete konu edilemez ve devredilemez.

Cevap

Yaylak alanlarının orta malı niteliği taşıdığı ve tahsis amacı değiştirilmedikçe devredilemeyeceğini veya özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ifade eden seçenek doğrudur.
Orta malları; mera, yaylak, kışlak, harman yeri ve köy meydanı gibi halkın veya belirli bir topluluğun ortak yararlanmasına bırakılan kamu mallarıdır. Bu mallar üzerinde mülkiyet tesis edilemez, satılamaz, haczedilemez ve zilyetlikle kazanılamazlar. İdarenin bu malları toplu konut gibi başka bir projede kullanabilmesi veya devredebilmesi için, ilgili mevzuat (özellikle Mera Kanunu) çerçevesinde yetkili komisyon ve makamlarca taşınmazın tahsis amacının (vasfının) usulüne uygun biçimde değiştirilmesi gerekir. Bu idari işlem yapılmadan devir yasağı aşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın idare hukukundaki kamu malları tasnifinde hangi kategoriye girdiğini belirle.
Mera, yaylak, kışlak, harman yeri ve pazar yeri gibi belirli bir yöre halkının ortaklaşa yararlanmasına tahsis edilen mallar 'orta malı' statüsündedir.
Kamu mallarının (hizmet malı, orta malı, sahipsiz mal) tabi oldukları hukuki rejim ve devir şartları türlerine göre farklılık gösterir.
2
Orta mallarının hukuki özelliklerini ve devredilebilme şartlarını değerlendir.
Orta malları, devredilemez, haczedilemez ve zamanaşımıyla kazanılamazlar. İdarece başka bir amaca (örneğin toplu konut) tahsis edilebilmesi veya satılabilmesi için öncelikle yetkili makamlarca 'tahsis amacı değişikliği' (vasıf değişikliği) yapılması yasal bir zorunluluktur.
Vasıf değişikliği yapılmadan bir orta malının kamu malı niteliği ortadan kalkmaz ve özel hukuk işlemlerine konu olamaz.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda orta mallarının hukuki rejimi ve tahsis amacı değişikliği
Soru 133Soru

Maliye Hazinesine ait ve tapu kütüğünde Hazine adına tescilli boş bir arazinin, bulunduğu yöre halkı tarafından 60 yılı aşkın süredir "panayır, toplanma ve pazar yeri" olarak ortaklaşa kullanıldığı tespit edilmiştir. Hazine, taşınmazın idarenin özel malı statüsünde olduğunu ileri sürerek parselasyon ve satış işlemlerini başlatmak istemekte; yöre halkı ise alanın kamu malı niteliği taşıdığını iddia etmektedir.

Bu uyuşmazlığın çözümünde idare hukukunun "orta malları" rejimine ilişkin aşağıdaki kurallardan hangisi uygulanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olması, kadim kullanımdan doğan "orta malı" vasfını ortadan kaldırmaz ve alanın bu haliyle özel mülkiyete konu edilerek satılması hukuken mümkün değildir.

Cevap

Taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olması, kadim kullanımdan doğan "orta malı" vasfını ortadan kaldırmaz ve alanın bu haliyle özel mülkiyete konu edilerek satılması hukuken mümkün değildir.
Doğru seçenek, orta mallarına ilişkin idare hukuku ilkelerini tam olarak yansıtmaktadır. Bir taşınmazın belirli bir yöre halkı (belde, köy vb.) tarafından öteden beri pazar, panayır, meydan veya mera olarak ortaklaşa kullanılması, ona 'orta malı' vasfı kazandırır. İdare hukukunda buna 'kadimden beri kullanım' (tahsis-i kadim) denir ve bu durum taşınmazı kamu malı haline getirir. Kamu malları, tapuda idare (Hazine) adına tescil edilmiş olsalar bile satılamaz (ferağ edilemez) ve özel mülkiyete konu olamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın idare hukuku bakımından niteliğini tespit et
Halkın toplanma, panayır ve pazar yeri olarak ortaklaşa yararlandığı taşınmazlar "orta malı" statüsündedir.
Mera, yaylak, kışlak, harman yeri, pazar yeri ve meydanlar belirli bir topluluğun ortak ve doğrudan kullanımına sunulduğu için idarenin malları tasnifinde orta malı olarak kabul edilir.
2
Orta malı statüsünün kazanılma usulünü (tahsis yöntemini) değerlendir
Statü kazanımı yetkili organın kararıyla (tahsis işlemi) olabileceği gibi, alanın çok eski zamanlardan beri bu amaçla kullanılıyor olmasıyla (tahsis-i kadim) da gerçekleşebilir.
Somut olaydaki 60 yılı aşkın süreli geleneksel kullanım, hukuken "kadimden beri kullanım" şartını sağlar ve resmi tahsis işlemine gerek bırakmadan kamu malı vasfını kurar.
3
Tapu kaydının kamu malı statüsüne etkisini ve satış yasağını uygula
Taşınmazın tapuda Hazine adına tescilli olması onun kamu malı (orta malı) niteliğini ortadan kaldırmaz. Kamu malları satılamaz, devredilemez ve haczedilemez.
Danıştay içtihatları ve idare hukuku kuralları uyarınca, bir alanın orta malı (örneğin pazar yeri veya mera) olduğu tespit edildiğinde tapu kaydı yolsuz tescil hükmüne düşer ve alanın özel hukuk hükümlerine göre satışı yapılamaz.

Anahtar Kavram

Orta mallarının hukuki rejimi ve tahsis-i kadim (kadimden beri kullanım) ilkesi
Soru 134Soru

Bir ilçede bulunan ve kadimden beri belde sakinlerinin ortak kullanımında (toplanma, pazar kurma vb.) olan bir 'meydan' alanı, belediye meclisi tarafından alınan bir kararla 'belediye hizmet binası' yapılmak üzere tahsis amacı değiştirilerek hizmet malı statüsüne geçirilmiştir. Belde sakinlerinden bir grup, bu alanın yüzyıllardır toplumsal faaliyetler için kullanıldığını ve bu kullanım hakkının kendileri için bir 'kazanılmış hak' (müktesep hak) oluşturduğunu, dolayısıyla idarenin bu kullanımı tek taraflı olarak sonlandıramayacağını iddia ederek işlemin iptali için dava açmıştır.

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde orta mallarının hukuki rejimi dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belde sakinlerinin bu alanı uzun süredir kullanıyor olmaları, onlara bu malın statüsünün değiştirilmesine karşı koyma noktasında korunması gereken bir 'kazanılmış hak' sağlar.

Cevap

Belde sakinlerinin alanı uzun süredir kullanıyor olmalarının onlara bir 'kazanılmış hak' sağladığı iddiası yanlıştır; zira kamu mallarından yararlanma hakkı nesnel bir statüdür ve idarenin kamu yararı amacıyla yapacağı statü değişikliklerine karşı kazanılmış hak koruması sağlamaz.
İdare hukukunda, bireylerin veya toplulukların kamu mallarından (orta malları) yararlanma hakları, nesnel ve genel bir hukuki statüye dayanır. İdare, kamu yararının gerektirdiği durumlarda (örneğin hizmet binası ihtiyacı) usulüne uygun bir işlemle bu statüyü değiştirebilir. Bu durum, ilgililer lehine bir 'kazanılmış hak' (müktesep hak) oluşturmaz; çünkü kamu yararı, mevcut kullanımın devamındaki özel veya grup menfaatinden üstün tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmazın hukuki niteliğinin belirlenmesi
Meydan, kadimden beri ortak kullanıma özgülenmiş bir 'orta malı' (kamu ortak malı) niteliğindedir.
Bir yerin orta malı sayılması için ya yetkili makamca tahsis edilmesi ya da kadimden beri bu amaçla kullanılıyor olması gerekir.
2
Tahsis amacını değiştirme yetkisinin analizi
Belediye, kamu yararı gerekçesiyle bir orta malının tahsisini kaldırabilir veya başka bir kamu hizmetine (hizmet malına) özgüleyebilir.
İdare, kamu hizmetlerinin değişkenliği ve sürekliliği ilkeleri gereği kamu mallarının statüsünü değiştirme takdir yetkisine sahiptir.
3
Kazanılmış hak (müktesep hak) iddiasının değerlendirilmesi
Kullanıcıların genel ve nesnel yararlanma yetkisi, idarenin statü değiştirme yetkisini engelleyen bir kazanılmış hak oluşturmaz.
İdare hukukunda, genel düzenleyici işlemlerle veya nesnel statülerle sağlanan menfaatler, kamu yararı ağır bastığında idare tarafından tazminatsız olarak sonlandırılabilir.

Anahtar Kavram

Orta Mallarının Tahsisi ve Nesnel Statü İlkesi

Daha Fazla Pratik

Kamu mallarının tahsisinin kaldırılması durumunda ortaya çıkan 'hukuki el atma' ve 'müktesep hak' tartışmalarına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 135Soru

İdare hukukunda kamu malları; hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar olmak üzere üçlü bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Belirli bir yerel topluluğun (köy veya belde sakinleri gibi) ya da kamunun doğrudan yararlanmasına tahsis edilmiş olan taşınmazlar "orta malı" olarak kabul edilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idare hukukunda "orta malı" niteliği taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köy halkının hayvanlarını otlatması amacıyla tahsis edilmiş olan mera alanı

Cevap

Köy halkının hayvanlarını otlatması amacıyla tahsis edilmiş olan mera alanı
Orta malları, meralar, yaylaklar, kışlaklar, harman yerleri ve meydanlar gibi belirli bir topluluğun ortak kullanımına tahsis edilmiş olan taşınmazlardır. Köy halkının hayvanlarını otlatması için bırakılan meralar bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu malı türlerini tanımla
Hizmet malları kamu hizmetine, orta malları halkın ortak kullanımına, sahipsiz mallar ise herkesin kullanımına (doğası gereği) özgülenmiştir.
Soru kökünde istenen orta malı tanımını netleştirmek için.
2
Seçeneklerdeki malların kullanım amacını analiz et
Mera alanı, belirli bir topluluğun (köylülerin) ortak yararlanmasına tahsis edilmiştir.
Orta malı kriteri olan 'topluluk yararlanması' ve 'tahsis' unsurlarını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Orta malları, belirli bir belde veya köy halkının ya da kamunun doğrudan doğruya yararlanmasına tahsis edilen kamu mallarıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 136Soru

Kamu yararına tahsis edilmiş olan kamu malları (hizmet malları, orta malları ve sahipsiz mallar), mülkiyeti idareye ait olsa bile özel hukuk hükümlerine tabi olan 'idarenin özel malları'ndan farklı bir koruma sistemine sahiptir.

Bu koruma sistemi çerçevesinde, kamu mallarının tabi olduğu hukuki rejimle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu malları; kural olarak haczedilemez, zamanaşımı ile kazanılamaz ve kamu yararı amacı devam ettiği sürece devredilemez.

Cevap

Kamu mallarının kural olarak haczedilemez, zamanaşımı ile kazanılamaz ve devredilemez olduğu yönündeki ifade doğrudur.
Kamu malları, kamu yararına tahsis edilmiş olmaları nedeniyle kamu hukukuna tabi bir koruma rejimi altındadır. Bu rejim uyarınca kamu malları haczedilemez, zamanaşımı ile iktisap edilemez ve kamu yararı amacı (tahsisi) devam ettiği sürece idare tarafından özel hukuk sözleşmeleriyle devredilemez.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin mallarını tasnif etme
İdarenin malları, kamu hukuku rejimine tabi 'kamu malları' ve özel hukuk rejimine tabi 'özel mallar' olarak ikiye ayrılır.
Soruda sorulan hukuki rejimin hangi mal grubu için geçerli olduğunu netleştirmek gerekir.
2
Kamu mallarının temel koruma ilkelerini hatırlama
Kamu malları üzerinde haciz yasağı, zamanaşımı ile kazanılamama ve devredilemezlik (inalienability) kuralları geçerlidir.
Kamu yararı ve kamu hizmetinin sürekliliği, bu malların özel mülkiyet gibi serbestçe tasarruf edilmesini engeller.
3
Seçeneklerdeki hukuki iddiaları test etme
Tescil zorunluluğunun olmaması (sahipsiz mallar için), ipotek yasağı ve tahsisin kaldırılması gerekliliği gibi unsurlar üzerinden yanlış seçenekler elenir.
Özelliklerin mutlak olup olmadığını ve istisnalarını (örneğin tapu tescili istisnası) belirlemek doğru cevaba götürür.

Anahtar Kavram

Kamu Mallarının İmtiyazlı Koruma Rejimi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 137Soru

19821982 Anayasası'nın "Kıyılar, Ormanlar ve Tabii Servetlerin Özel Rejimi" başlığı altındaki 4343, 168168 ve 169169. madde düzenlemeleri dikkate alındığında, bu alanların hukuki statüsüne ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabii servetlerin ve kaynakların işletme hakkının devredilmesi durumunda, bu kaynakların mülkiyeti de işletmeyi devralan kişiye geçer.

Cevap

Tabii servetlerin ve kaynakların işletme hakkının devri mülkiyetin devri anlamına gelmez; bu kaynaklar daima Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Anayasa'nın 168168. maddesine göre tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu kaynakların aranması ve işletilmesi hakkının gerçek veya tüzel kişilere devredilmesi, bu kaynakların mülkiyetinin de devredildiği anlamına gelmez; mülkiyet her zaman Devlettedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 168168. maddesini analiz etme.
Tabii servetlerin ve kaynakların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, arama ve işletme hakkının ise Devletin denetimi altında gerçek/tüzel kişilere devredilebileceği görülür.
Mülkiyet ile işletme hakkı arasındaki farkı belirlemek için.
2
Diğer maddelerle (4343 ve 169169) karşılaştırma yapma.
Kıyılar ve ormanlar için de benzer şekilde mülkiyetin devredilemezliği ve Devletin hüküm/tasarrufu ilkelerinin geçerli olduğu teyit edilir.
Anayasal rejimin bütünlüğünü anlamak için.
3
Yanlış olan önermeyi tespit etme.
İşletme hakkının devrinin mülkiyeti de devrettiği ifadesinin Anayasa'daki 'Devletin hüküm ve tasarrufu' ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılır.
Hukuki statünün doğru tanımlanması için.

Anahtar Kavram

Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Malların Mülkiyet Rejimi

İpuçları

1
Anayasa'da 'Devletin hüküm ve tasarrufu' ifadesinin geçtiği yerlerde özel mülkiyet hakkının oluşup oluşmadığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Devlet ormanları ile özel ormanlar arasındaki hukuki rejim farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 138Soru

İdare hukukunda bir malın 'kamu malı' statüsünde kabul edilmesi; o malın haczedilememesi, zamanaşımı ile kazanılamaması, tapu sicili rejiminden ayrılması ve kamu hukuku koruma yöntemlerinden yararlanması gibi sonuçlar doğurur. Doktrin ve yargı kararları çerçevesinde bu statünün kazanılmasında mülkiyet, tahsis ve doğal nitelik gibi temel kriterler esas alınmaktadır.

Buna göre, 'kamu malı' kavramı ve bu statünün belirlenme kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (Barolar, Odalar ve Birlikler) Anayasal olarak kamu tüzel kişiliğine sahip olsalar da, bu kuruluşların mülkiyetindeki taşınmazlar kural olarak idare hukuku anlamında 'kamu malı' statüsünde kabul edilmezler.

Cevap

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (Barolar, Odalar vb.) malları, bu kurumlar kamu tüzel kişisi olmalarına rağmen idare hukuku anlamında kamu malı statüsünde değildir ve özel hukuk rejimine tabidir.
Türk idare hukuku doktrininde kamu tüzel kişiliği kavramı ile kamu malı rejimi her zaman örtüşmez. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (Barolar, TMMOB vb.) her ne kadar kamu tüzel kişisi olsalar da, özerk bütçeli ve mülkiyetleri kendilerine ait olan kurumlar olduklarından, bu kuruluşların taşınmazları idare hukukundaki 'kamu malı' (hizmet malı) statüsünde görülmez. Bu mallar kural olarak özel hukuk hükümlerine tabidir ve borçlardan dolayı haczedilebilirler (özel kanunlardaki istisnalar hariç).

Adım Adım Çözüm

1
Kamu malı kriterlerini belirle.
Bir malın kamu malı olması için mülkiyetinin kamu tüzel kişisine ait olması ve kamu yararına (hizmet veya kullanım) tahsis edilmiş olması gerekir.
Kamu malı kavramının temel unsurlarını ayırt etmek için.
2
Kamu tüzel kişisi olan kurumların mülkiyet yapılarını analiz et.
Devlet, belediye ve köylerin malları kamu malı olabilirken; KİT'lerin ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının malları özel hukuk hükümlerine tabidir.
Tüzel kişilik türü ile mal rejimi arasındaki ayrımı anlamak için.
3
Tahsis ve tescil işlemlerinin statü üzerindeki etkisini değerlendir.
Tahsis (idari veya doğal) statüyü belirler; tapu tescili ise sadece bu durumu resmileştiren açıklayıcı bir işlemdir.
Hangi işlemin kurucu hangisinin açıklayıcı olduğunu netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Kamu Malı Kriterleri (Mülkiyet ve Tahsis)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 139Soru

Türk İdare Hukuku doktrini ve Danıştay içtihatları çerçevesinde, bir taşınmazın 'kamu malı' statüsünde kabul edilerek kamu hukuku rejimine tabi olması için gereken 'aidiyet' ve 'tahsis' kriterlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir malın kamu malı sayılabilmesi için mülkiyetinin bir kamu tüzel kişisine ait olması ve kamu yararına tahsis edilmiş olması zorunlu olduğundan; kamu tüzel kişiliğine sahip olmalarına rağmen, sermayesinin tamamı devlete ait olan ve özel hukuk hükümlerine tabi faaliyet gösteren kamu iktisadi teşebbüslerinin malları kural olarak kamu malı sayılmaz.

Cevap

Bir malın kamu malı sayılabilmesi için mülkiyetinin bir kamu tüzel kişisine ait olması ve kamu yararına tahsis edilmiş olması zorunludur; ancak kamu tüzel kişiliğine sahip olmalarına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) malları kural olarak kamu malı sayılmaz.
Türk hukuk doktrininde bir malın kamu malı sayılması için kümülatif olarak mülkiyetin bir kamu tüzel kişisine ait olması (aidiyet) ve malın bir kamu yararına (hizmet veya kullanım) özgülenmiş olması (tahsis) gerekir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), her ne kadar kamu tüzel kişiliğine sahip olsalar da, iktisadi ve ticari faaliyetleri nedeniyle malları özel hukuk hükümlerine tabidir ve 'idarenin özel malı' olarak kabul edilir. Bu nedenle bu mallar kamu hukuku korumalarından (haczedilemezlik gibi) kural olarak yararlanamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Aidiyet kriterini incele
Malın mülkiyeti bir kamu tüzel kişisine (devlet, belediye vb.) ait olmalıdır.
Özel mülkiyetteki mallar tahsis edilse dahi kamu malı sayılamaz.
2
Tahsis kriterini incele
Mal, doğrudan kamunun kullanımına, bir kamu hizmetine veya doğası gereği kamuya özgülenmiş olmalıdır.
İdarenin her malı kamu malı değildir; tahsis edilmeyenler özel maldır.
3
Özel statülü kurumları değerlendir
KİT'ler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kamu tüzel kişisidir ancak malları özel hukuk rejimine tabidir.
Bu kurumların malları idarenin özel malı statüsünde kabul edilir.

Anahtar Kavram

Kamu Malı Olma Kriterleri: Aidiyet ve Tahsis

Daha Fazla Pratik

İdarenin özel malları ile kamu malları arasındaki farkları haczedilebilirlik ve vergi muafiyeti açısından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 140Soru

Bir kıyı belediyesi, ilçesindeki turizm potansiyelini değerlendirmek ve belediye bütçesine ek gelir sağlamak amacıyla, sınırları içerisinde yer alan deniz kıyısındaki geniş bir kumsal alanın etrafını bariyerlerle çevirmiş ve bu alana girişi yalnızca belirli bir ücret ödeyen ziyaretçilerin kullanımına tahsis eden bir meclis kararı almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve idare hukukunun genel ilkeleri dikkate alındığında, belediyenin tesis ettiği bu işlemle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup bu alanlardan yararlanmada eşitlik ve serbestlik ilkeleri geçerli olduğundan, alanın genel kullanıma kapatılması Anayasa'ya aykırıdır.

Cevap

Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması sebebiyle eşitlik ve serbestlik ilkelerinin geçerli olduğunu ve bu alanların genel kullanıma kapatılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Doğru cevap, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, eşitlik ile serbestlik ilkeleri gereği genel kullanıma kapatılamayacağını ifade etmektedir. 1982 Anayasası'nın 43. maddesine göre deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Sahipsiz mal niteliğindeki bu alanların etrafının çevrilmesi, belirli kişilere tahsis edilmesi veya paralı hale getirilerek halkın serbest kullanımının engellenmesi anayasal kurallara açıkça aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin konusunu ve etkisini belirleme
Belediye, deniz kıyısındaki kumsal bir alanı çitlerle çevirerek yalnızca ücret ödeyenlerin kullanımına sunmuştur.
Olaydaki fiili durumun hangi hukuki rejimle çatıştığını tespit etmek.
2
Kıyıların anayasal ve hukuki statüsünü değerlendirme
1982 Anayasası'nın 43. maddesi uyarınca kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılardan yararlanmada kamu yararı gözetilir ve bu alanlar sahipsiz mal niteliğinde olup eşit, serbest kullanıma açıktır.
İdarenin malları konusundaki yasal sınırları belirlemek.
3
Belediyenin işlemini anayasal kurallara uygulama
Alanın etrafının çevrilip özel bir gruba veya ücretli kullanıma tahsis edilmesi, kıyılardan serbestçe ve eşit yararlanma ilkesini ihlal ettiğinden işlem hukuka ve Anayasa'ya aykırıdır.
Doğru hukuki sonuca ve seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kıyıların hukuki rejimi ve sahipsiz mallardan yararlanma ilkeleri
ÖncekiSayfa 7 / 10Sonraki
İdarenin Malları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 7 | Examkin