İdarenin Sorumluluğu

152 soru

Soru 61Soru

Bir askeri birlikte görevli mühimmat uzmanı astsubay (A), kullanım ömrünü doldurmuş patlayıcı maddelerin planlı imhası görevi sırasında, patlayıcıların kimyasal doğasından kaynaklanan ve önceden öngörülemeyen ani bir reaksiyon sonucu meydana gelen erken patlamada yaralanmıştır. Aynı patlamanın şiddetiyle, askeri birliğin hemen dışındaki karayolundan aracıyla geçmekte olan sivil vatandaş (V) de savrulan şarapnel parçaları nedeniyle yaralanmıştır. Yapılan adli ve idari tahkikatta, imha işleminin tüm güvenlik prosedürlerine uygun yapıldığı ve idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı kesin olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, olaydaki idari sorumluluk rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi idare hukuku ilkelerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin olayda kusuru bulunmasa dahi, mühimmat uzmanı (A)'nın zararı "mesleki risk", sivil vatandaş (V)'nin zararı ise idarenin yürüttüğü faaliyetin olağanüstü niteliği gereği "tehlike (risk)" ilkesi kapsamında kusursuz sorumluluk kurallarına göre tazmin edilmelidir.

Cevap

İdarenin kusuru olmasa dahi memurun zararının 'mesleki risk', vatandaşın zararının ise 'tehlike' ilkesi gereğince karşılanması gerektiğini belirten seçenektir.
İdare hukukunda idarenin sorumluluğu kural olarak 'hizmet kusuru'na dayanır. Ancak bu kuralın istisnası olan kusursuz sorumluluk halleri mevcuttur. İdarenin yürüttüğü hizmetin doğası gereği yüksek risk barındırdığı faaliyetlerde (patlayıcı madde kullanımı, silah kullanımı, yüksek gerilim hatları vb.) ortaya çıkan zararlar, idarenin hiçbir kusuru olmasa dahi 'Tehlike (Risk) İlkesi' uyarınca tazmin edilir. Bu, olaydaki vatandaşın zararının dayanağıdır. Öte yandan, idarenin ajanlarının (kamu görevlilerinin) bizzat kendi ifa ettikleri kamu hizmetinin olağan riskleri sonucunda, görevleri başında uğradıkları zararlar ise idarece 'Mesleki Risk' ilkesi kapsamında karşılanır. Bu da olaydaki mühimmat uzmanı astsubayın zararının dayanağıdır. Zararı doğuran reaksiyonun patlayıcının içsel bir sorunu olması, mücbir sebep sayılamayacağından illiyet bağı mevcudiyetini korur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyeti ve niteliğini tespit et.
İdare (askeriye), kullanım ömrünü doldurmuş patlayıcı maddeleri imha etmektedir. Patlayıcı maddeler, cephane ve mühimmat, niteliği gereği yüksek risk barındıran 'tehlikeli araç/madde' kategorisindedir.
Uygulanacak sorumluluk rejiminin kural (kusur) mu yoksa istisna (kusursuz) mı olduğunu belirlemek için faaliyetin niteliği şarttır.
2
Zarar gören kişilerin idare ile olan hukuki bağını ve zarar görme nedenlerini analiz et.
1. Kişi (Astsubay): İdarenin personeli olup zarara bizzat yürüttüğü kamu hizmetinin barındırdığı olağan risklerin gerçekleşmesiyle uğramıştır. 2. Kişi (Sivil Vatandaş): İdareyle hiçbir bağı olmayıp, idarenin tehlikeli faaliyeti sonucu tesadüfen zarara uğramıştır.
Kusursuz sorumluluk hallerinin alt türleri, zarar görenin statüsüne göre değişkenlik gösterir.
3
Tespit edilen durumlara uygun kusursuz sorumluluk ilkelerini eşleştir.
Astsubayın durumu, kamu görevlilerinin ifa ettikleri görevin tehlikelerinden zarar görmesini kapsayan 'Mesleki Risk' ilkesine girer. Vatandaşın durumu ise idarenin tehlikeli araç (patlayıcı) kullanmasından doğan zararları kapsayan 'Tehlike (Risk)' ilkesine girer.
Olayda hizmet kusuru bulunmadığından idarenin sorumluluğu ancak bu kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılabilir.
4
İlliyet bağını kesecek bir durum (mücbir sebep vb.) olup olmadığını kontrol et.
Patlamanın maddenin kendi kimyasal doğasından/reaksiyonundan kaynaklanması, mücbir sebebin 'dışsallık' unsurunu taşımaz. Bu durum tehlikenin bizzat kendisidir, dolayısıyla illiyet bağı kesilmemiştir.
Eğer illiyet bağı kesilmiş olsaydı idare kusursuz sorumlu da tutulamazdı.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğunda Tehlike ve Mesleki Risk İlkeleri ile İlliyet Bağı
Soru 62Soru

Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda bulunan bir devlet yolunda yürütülen genişletme ve asfalt yenileme çalışmaları sırasında, çalışma bölgesinin girişine mevzuatın öngördüğü uyarı levhalarının konulmaması ve gece görünürlüğü sağlayacak reflektörlü işaretleme önlemlerinin alınmaması nedeniyle bir sürücünün kaza yaparak bedensel zarara uğraması durumunda; idarenin tazminat sorumluluğunun kaynağı olan hizmet kusuru görünümü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

İdarenin yürüttüğü hizmetin güvenlik standartlarına aykırı şekilde sunulması nedeniyle 'hizmetin kötü işlemesi' durumu söz konusudur.
Hizmetin kötü işlemesi, idarenin bir kamu hizmetini yürütürken gerekli olan özeni göstermemesi, teknik kurallara uymaması veya hizmetin gereklerine aykırı hareket etmesidir. Karayolu yapımında trafik güvenliğini sağlayacak levha ve işaretlerin bulunmaması, sunulan bakım/yapım hizmetinin sakat olduğunu gösterir ve Danıştay içtihatlarında tipik bir 'hizmetin kötü işlemesi' örneği olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyeti ve hukuka aykırılığı tespit et.
Karayolları Genel Müdürlüğü yol çalışması yapmaktadır ancak mevzuatın gerektirdiği güvenlik levhalarını koymamıştır.
Sorumluluk türünü belirlemek için eylemin niteliği anlaşılmalıdır.
2
Kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk ayrımı yap.
İdarenin alması gereken önlemleri almaması (ihmali) bir 'kusur' teşkil eder.
Hizmet kusuru, idarenin sübjektif değil, objektif kusur sorumluluğu ilkesine dayanır.
3
Hizmet kusurunun görünüm biçimlerini (hiç işlememe, geç işleme, kötü işleme) olayla eşleştir.
Hizmet sunulmaktadır (yol çalışması var) ancak standartlara aykırı ve eksik sunulduğu için bu durum 'kötü işleme' kapsamına girer.
Hizmetin sunuluşundaki teknik yetersizlik ve özensizlik kötü işleme olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusurunun Üç Görünüm Biçimi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran mücbir sebep ve beklenmeyen hal (kaza) kavramları ile hizmet kusuru arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 63Soru

Bir kamu kurumuna ait hizmet aracının, tüm periyodik bakımları zamanında yapılmış olmasına rağmen, görev sırasında rotunun aniden çıkması sonucu meydana gelen kazada bir vatandaş ağır yaralanmıştır. İdari yargı yerleri, aracın teknik aksamındaki bu arızayı 'beklenmeyen hal' (kaza) olarak nitelendirmiştir.

Bu vaka kapsamında idarenin sorumluluğu ve illiyet bağı unsuru açısından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rot çıkması olayı idari faaliyetin içinden kaynaklandığı için 'dışsallık' şartı gerçekleşmemiştir; bu nedenle illiyet bağı tam olarak kesilmez ve idare 'risk ilkesi' gereği kusuru olmasa da zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

Aracın rotunun çıkması gibi beklenmeyen haller idari faaliyetin içinden kaynaklandığı için illiyet bağını tam olarak kesmez ve idarenin kusursuz sorumluluğu (risk ilkesi) kapsamında tazminat yükümlülüğü devam eder.
İdarenin sorumluluğu için idari eylem ile zarar arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. Mücbir sebep (deprem, fırtına vb.) dışsal olduğu için bu bağı tamamen keserken; beklenmeyen haller (araç arızası, lastik patlaması vb.) idarenin yürüttüğü faaliyetin bir parçasıdır. Bu nedenle beklenmeyen haller sadece 'hizmet kusuru' bulunmadığını kanıtlar, ancak 'kusursuz sorumluluk' (risk ilkesi) gereği idarenin tazminat ödemesini engellemez.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın hukuki niteliğini belirle.
Aracın teknik arızası 'beklenmeyen hal' (kaza) olarak tanımlanır.
Beklenmeyen haller; öngörülemez ve önlenemezdir ancak mücbir sebepten farklı olarak idari faaliyetin 'içinde' (içsel) gerçekleşir.
2
İlliyet bağı üzerindeki etkisini analiz et.
Beklenmeyen haller illiyet bağını 'hizmet kusuru' için keser ancak 'kusursuz sorumluluk' için kesmez.
Dışsallık (idarenin dışından gelme) şartı olmadığı için risk teorisi uyarınca idarenin sorumluluğu devam eder.
3
Zararın özelliklerini kontrol et.
Vatandaşın yaralanması meşru, kesin, şahsi ve özel bir zarardır.
Tazminat için zararın bu dört özelliği taşıması şarttır.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağını Kesen Nedenlerde Dışsallık Kriteri

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını kesen nedenlerden 'üçüncü kişinin kusuru' durumunda idarenin sorumluluğunun nasıl etkilendiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 64Soru

Bir büyükşehir belediyesinin yürüttüğü yol genişletme çalışmaları sırasında, sahada gerekli güvenlik şeritlerinin çekilmemesi ve uyarı levhalarının konulmaması nedeniyle aracıyla çukura düşen bir vatandaş maddi zarara uğramıştır. Vatandaş, bu zararın tazmini için hukuki yollara başvurmak istemektedir.

Anayasamızın 125. maddesinde güvence altına alınan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü ve idarenin mali sorumluluğunun genel özellikleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin kamu hukuku kurallarına tabi olan mali sorumluluğunun doğabilmesi için, meydana gelen zarar ile yürütülen idari eylem arasında uygun bir illiyet bağının bulunması şarttır.

Cevap

İdarenin kamu hukuku kurallarına tabi olan mali sorumluluğunun doğabilmesi için, meydana gelen zarar ile yürütülen idari eylem arasında uygun bir illiyet bağının bulunması şarttır.
İdarenin mali sorumluluğu, özel hukuk sorumluluğundan farklı olarak doğrudan kamu hukuku kural ve ilkelerine tabidir. İdare hukukunda ister kusura dayanan sorumluluk (hizmet kusuru) ister kusursuz sorumluluk halleri işletilsin, idarenin zararı tazminle yükümlü tutulabilmesi için idari eylem veya işlem ile meydana gelen maddi veya manevi zarar arasında mutlaka hukuken uygun bir nedensellik (illiyet) bağı bulunmalıdır. Bu bağın kurulamadığı durumlarda idare sorumlu tutulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki durumu ve idarenin sorumluluğunun dayanağını analiz et.
Zarar, idarenin yol çalışması sırasındaki bir ihmalinden (idari eylem) kaynaklanmıştır. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince bu zararı tazminle yükümlüdür.
Uygulanacak hukuki ilke ve sorumluluk rejimini belirlemek.
2
İdarenin sorumluluğunun genel özelliklerini ve şartlarını değerlendir.
İdarenin sorumluluğu özel hukuktan bağımsız olup kamu hukuku kurallarına tabidir ve her halükarda zarar ile eylem/işlem arasında illiyet bağının (nedensellik) varlığı aranır.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu idare hukukunun temel prensipleriyle kıyaslamak.
3
Yanlış yargıları eleyerek doğru ifadeyi tespit et.
Davaların memura değil idareye açılması gerektiği, eyleme karşı iptal değil tam yargı davası açılacağı, mücbir sebebin illiyet bağını keseceği ve sosyal riskin bu olayda uygulanamayacağı görülerek illiyet bağını vurgulayan seçenek doğru bulunmuştur.
Doğru cevabı mantıksal bir eleme yöntemiyle kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunun Genel Özellikleri ve İlliyet Bağı
Soru 65Soru

İdarenin sunduğu kamu hizmetlerinde kullandığı bazı araç ve tesisler, nitelikleri gereği çevresi için yüksek risk teşkil etmektedir. Bu tür faaliyetlerde idare, gerekli tüm önlemleri alsa ve hiçbir kusuru bulunmasa dahi, söz konusu riskin gerçekleşmesi sonucu doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Örneğin; bir kamu kurumuna ait yüksek gerilim hattının bakımlarının zamanında yapılmasına rağmen, fırtınasız bir günde teknik bir arıza nedeniyle koparak bir vatandaşın aracının üzerine düşmesi ve maddi hasara yol açması durumunda idarenin sorumluluğu söz konusu olacaktır.

Bu örnek olayda idarenin tazmin yükümlülüğünün dayandığı temel sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tehlike (Risk) İlkesi

Cevap

İdarenin tehlikeli bir tesis olan yüksek gerilim hattının işletilmesi sırasında kusuru olmaksızın meydana gelen zarardan sorumlu olması Tehlike (Risk) İlkesi uyarıncadır.
Tehlike (Risk) ilkesi uyarınca idare, bünyesinde olağanüstü tehlike barındıran araçları kullanırken veya tesisleri işletirken, bu tehlikenin gerçekleşmesi sonucu üçüncü kişilere verilen zararları, kendi kusuru olmasa bile tazmin etmek zorundadır. Yüksek gerilim hatları, patlayıcı madde depoları ve barajlar bu ilkenin uygulandığı tipik alanlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluğun kusurlu mu yoksa kusursuz mu olduğunu belirleme
İdarenin tüm bakımları yapmasına ve bir ihmalinin bulunmamasına rağmen zarar oluşması, burada kusursuz sorumluluk ilkelerinin geçerli olduğunu gösterir.
Hizmetin işleyişinde idareye yüklenebilecek bir hata (kusur) bulunmamaktadır.
2
Zarara yol açan kaynağın niteliğini analiz etme
Zarar, doğası gereği yüksek risk ve tehlike barındıran bir tesis olan 'yüksek gerilim hattından' kaynaklanmaktadır.
Tehlike ilkesi; silah, patlayıcı madde ve enerji hatları gibi tehlikeli araç ve tesislerin bünyesindeki risklerin gerçekleşmesi durumunda uygulanır.

Anahtar Kavram

İdarenin bünyesinde risk barındıran faaliyetlerinden dolayı, hiçbir kusuru olmasa bile tazminatla yükümlü tutulması 'Tehlike İlkesi' ile açıklanır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 66Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunun doğabilmesi için gerekli olan kurucu unsurlardan 'zarar' ve 'illiyet bağı' kavramları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 'Beklenmeyen hal' (kaza), idarenin faaliyetinin bünyesinde ortaya çıkan ve dışsallık özelliği taşımayan bir durumdur; bu nedenle illiyet bağını kestiği kabul edilerek idarenin kusursuz sorumluluk hallerinde de tazminat ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırır.

Cevap

Beklenmeyen halin (kaza) hem kusur hem de kusursuz sorumluluk hallerinde idareyi sorumluluktan tamamen kurtardığını iddia eden ifade yanlıştır; çünkü bu hal, dışsal olmadığı için kusursuz sorumlulukta illiyet bağını kesmez.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır; çünkü 'beklenmeyen hal' (kaza), idarenin yürüttüğü hizmetin iç işleyişinden kaynaklanan bir aksaklıktır. İdare hukukunda 'illiyet bağı'nın kesilmesi için olayın 'dışsal' (idarenin faaliyeti dışından gelen) olması gerekir. Beklenmeyen hal dışsal bir olay olmadığı için, idarenin tehlike veya risk ilkesine dayanan 'kusursuz sorumluluğunu' ortadan kaldırmaz. Bu durumda idare, kusuru olmasa dahi zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın niteliklerini analiz et.
Zarar; meşru, kesin, şahsi ve özel olmalıdır. Ruhsatsız faaliyet meşru değildir; genel külfetler özel değildir.
Tazmin edilebilir bir zararın sınırlarını çizmek için bu özelliklerin kümülatif olarak varlığı aranır.
2
İlliyet bağını kesen nedenleri ve 'dışsallık' kriterini değerlendir.
Mücbir sebep dışsaldır, beklenmeyen hal ise idarenin faaliyetinin içinden kaynaklanır.
Bir olayın idarenin sorumluluğunu kaldırıp kaldırmayacağı, o olayın idarenin risk alanında olup olmadığına (dışsallık) göre belirlenir.
3
Beklenmeyen halin kusursuz sorumluluk üzerindeki etkisini saptan.
Kusursuz sorumluluk teorilerinde (risk/tehlike), risk idarenin bünyesindedir. Beklenmeyen hal de bünyesel olduğu için bağı kesmez.
İdare, faaliyetinin yarattığı iç risklerden (beklenmeyen hallerden) sorumludur; ancak dıştan gelen mutlak güçlerden (mücbir sebep) sorumlu değildir.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağını Kesen Nedenlerde Dışsallık Kriteri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

X ilinde idareye ait bir mühimmat deposunda, tüm güvenlik ve bakım standartlarına harfiyen uyulmasına rağmen, depolanan maddelerin doğasından kaynaklanan ve bilimsel olarak önceden tespit edilmesi imkânsız olan ani bir kimyasal tepkime sonucu patlama meydana gelmiş ve çevredeki evler hasar görmüştür.

Y ilinde ise idarece işletilen bir teleferik tesisi, bölgenin meteorolojik geçmişinde daha önce hiç görülmemiş ve tahmin edilemeyen şiddetteki bir kasırganın aniden kopması sonucu taşıyıcı direklerin yıkılmasıyla kaza yapmış ve yolcular yaralanmıştır.

İdare hukukunda illiyet bağını kesen nedenler ve idarenin mali sorumluluğu dikkate alındığında, bu iki olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mühimmat deposundaki patlama idari faaliyetin bünyesinden kaynaklandığı için "beklenmeyen hâl" niteliğindedir ve idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; teleferik kazasındaki kasırga ise "dışsallık" unsuru taşıyan bir "mücbir sebep" olduğundan idarenin sorumluluğunu bütünüyle ortadan kaldırır.

Cevap

Mühimmat deposundaki patlama idari faaliyetin bünyesinden kaynaklandığı için "beklenmeyen hâl" niteliğindedir ve idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; teleferik kazasındaki kasırga ise "dışsallık" unsuru taşıyan bir "mücbir sebep" olduğundan idarenin sorumluluğunu bütünüyle ortadan kaldırır.
İdare hukukunda 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen hâl' arasındaki temel fark 'dışsallık' unsurudur. Mücbir sebep, idarenin yürüttüğü faaliyetin tamamen dışında (örneğin eşine rastlanmamış bir kasırga, şiddetli deprem) gerçekleşen, öngörülemez ve önlenemez nitelikteki olaylardır. Bu yönüyle illiyet bağını kesin olarak keserek idarenin kusursuz sorumluluğunu dahi ortadan kaldırır. Beklenmeyen hâl ise, idarenin yürüttüğü faaliyetin kendi içinden veya kullanılan araç-gereçten (örneğin kimyasal tepkime, öngörülemeyen teknik arıza) kaynaklanan olaylardır. Beklenmeyen hâl hizmet kusurunu ortadan kaldırsa da, olayda olduğu gibi tehlikeli bir faaliyet (mühimmat deposu vb.) söz konusu olduğunda 'kusursuz sorumluluk' ilkesi gereği illiyet bağını kesmez ve idarenin tazmin yükümlülüğü devam eder. Doğru ifade, bu ince ayrımı eksiksiz bir şekilde yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaylardaki zararı doğuran etkenlerin idari faaliyetin içinde mi (içsellik) yoksa tamamen dışında mı (dışsallık) gerçekleştiğini tespit etmek.
Mühimmat deposundaki kimyasal tepkime faaliyetin kendi içinden (depolanan maddeden) kaynaklanır; kasırga ise faaliyetin (teleferik işletmesinin) tamamen dışında gelişen bir doğa olayıdır.
Mücbir sebep ile beklenmeyen hâli birbirinden ayıran yegâne ve en temel kriter olan 'dışsallık' unsurunu belirlemek.
2
Tespit edilen özelliklere göre olguları idare hukuku kavramlarıyla nitelendirmek.
Kimyasal tepkime 'beklenmeyen hâl' (kaza); eşine daha önce hiç rastlanmamış olan kasırga ise 'mücbir sebep' olarak tanımlanır.
Olayları doğru hukuki kurumlara oturtarak illiyet bağı analizine ve sorumluluk rejimine zemin hazırlamak.
3
Bulunan hukuki durumların idarenin kusursuz sorumluluğu üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Beklenmeyen hâl, tehlike ilkesine dayanan kusursuz sorumluluğu (mühimmat deposu işletmek) ortadan kaldırmaz; idare zararı tazmin eder. Mücbir sebep ise illiyet bağını kesin olarak kestiği için kusursuz sorumluluğu dahi bütünüyle ortadan kaldırır; idare tazminat ödemez.
İlliyet bağını kesen nedenlerin kusurlu ve kusursuz sorumluluk rejimlerinde doğurduğu farklı hukuki sonuçları olaya doğru bir biçimde uygulamak.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağını Kesen Nedenlerde Dışsallık Unsuru ve Kusursuz Sorumlulukla İlişkisi
Soru 68Soru

Bir vergi dairesinde görevli memur, aralarında geçmişe dayalı husumet bulunan bir mükellefin gizli tutulması gereken ticari verilerini, mükellefin ticari rakiplerine kasten sızdırarak mükellefin ağır maddi zarara uğramasına neden olmuştur.

Bu durumda, meydana gelen zararın tazmini ve tarafların hukuki sorumluluğuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mağdur mükellef, tazminat davasını Anayasa uyarınca idare aleyhine idari yargıda açmalıdır; idare ise ödediği tazminatı memurun kişisel kusuruna dayanarak rücu yoluyla memurdan talep eder.

Cevap

Zarara uğrayan kişinin davayı idare aleyhine idari yargıda açması, idarenin ise ödediği bu tazminatı kasten zarar veren memura rücu etmesi gerekir.
Vergi memurunun ticari sırları sızdırması kasti bir 'kişisel kusur'dur; ancak bu eylem hizmet yürütüldüğü sırada ve hizmetin imkanları kullanılarak gerçekleşmiştir. Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. İdare, mahkeme kararıyla tazminat ödedikten sonra, zararın oluşmasında kasten hareket eden memura bu tutarı rücu eder. Bu sistem hem mağdurun tazminat almasını garanti altına alır hem de kamu görevlisini doğrudan husumetlerden korur.

Adım Adım Çözüm

1
Dava açılacak tarafın belirlenmesi
Dava idare aleyhine açılır.
Anayasa m. 129/5 uyarınca, kamu görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir (Rücu ilkesi güvencesi).
2
Yargı kolunun belirlenmesi
İdari yargı (Tam yargı davası).
İdarenin hizmet kusuru veya hizmetle ilişkili kişisel kusurlarından doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girer.
3
İç ilişkinin (Rücu) değerlendirilmesi
İdare memura rücu eder.
Zarar, memurun kasti bir eyleminden (kişisel kusurundan) kaynaklandığı için idare, mağdura ödediği tutarı ilgili memurdan tazmin eder.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunda Kişisel Kusur ve Rücu İlişkisi
Soru 69Soru

İdare hukukunda, kamu görevlilerinin eylemlerinden doğan sorumluluk rejimi ile hizmet kusuru ve kişisel kusur ayrımı dikkate alındığında; kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken gerçekleştirdiği ve 'kişisel kusur' (kasıt veya ağır kusur) teşkil eden fiilleri sonucunda ortaya çıkan zararların tazmini ve rücu süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukukidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca, kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken işlediği kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir; idarenin ödediği tazminatı ilgili görevliye rücu etmesi ise takdire bağlı olmayan anayasal bir zorunluluktur.

Cevap

Kamu görevlilerinin görevlerini yaparken işledikleri kusurlardan dolayı tazminat davasının doğrudan idareye açılması ve idarenin ödediği bedel için memura rücu etmesinin zorunlu olduğunu belirten ifade doğrudur.
Anayasa’nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. Bu hüküm, kamu görevlileri için anayasal bir güvence oluştururken, idareye de ödediği tazminatı kusurlu memura rücu etme ödevi yükler. Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında, bu rücu işleminin idarenin takdirinde olmadığı, kamu kaynağının korunması adına bir zorunluluk olduğu vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasal Çerçeveyi Analiz Etme
Anayasa m. 129/5: 'Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları... ancak idare aleyhine açılabilir.'
Kamu görevlilerinin görevleri sırasındaki eylemlerinde 'dolaylı sorumluluk' ilkesi esastır.
2
Rücu Mekanizmasını Değerlendirme
İdare, mahkeme kararıyla ödediği tazminatı, kusuru bulunan kamu görevlisinden tahsil etmek (rücu) zorundadır.
Anayasa'daki 'kendilerine rücu edilmek kaydıyla' ibaresi idareye bir takdir yetkisi vermez, emredici niteliktedir.
3
Kişisel Kusur - Hizmet Kusuru Ayrımını Uygulama
Kusur ağır olsa bile, eğer 'yetki kullanımı' sırasında gerçekleşmişse dava adli yargıda memura değil, idari yargıda idareye açılır.
Mağdurun tazminat alma hakkını güvence altına almak ve memurun görevini baskı altında kalmadan yapmasını sağlamak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Memurların Dolaylı Sorumluluğu ve Rücu Zorunluluğu

Daha Fazla Pratik

İdarenin rücu davasını hangi yargı kolunda (adli mi, idari mi) açması gerektiği konusundaki güncel Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru

Hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olarak kabul edilen 'idarenin mali sorumluluğu' kurumunun genel özellikleri ve anayasal çerçevesi düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu sorumluluk rejimini doğru tanımlayan bir ifadedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin mali sorumluluğu kural olarak kamu hukuku esaslarına dayanır.

Cevap

İdarenin mali sorumluluğu kural olarak kamu hukuku esaslarına dayanır.
Hukuk devleti ilkesi uyarınca idarenin faaliyetleri sırasında kişilere verdiği zararları tazmin etmesi gerekir. Bu sorumluluk rejimi, özel hukuktan bağımsız olarak gelişmiş ve kamu yararı ile idari rejim ilkeleri çerçevesinde şekillenmiş bir kamu hukuku rejimidir. Dolayısıyla idarenin sorumluluğu kural olarak kamu hukuku esaslarına dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin sorumluluğunun anayasal temelini hatırla.
Anayasa madde 125, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirtir.
Sorumluluğun kaynağını belirlemek için anayasal dayanağa bakılmalıdır.
2
Sorumluluğun tabi olduğu hukuk rejimini analiz et.
İdarenin faaliyetleri kamu hizmeti odaklı olduğu için özel hukuk (Borçlar Hukuku) değil, kamu hukuku rejimine tabidir.
İdare hukukunun bağımsızlık özelliği bu ayrımı zorunlu kılar.
3
Seçeneklerdeki genel özellikleri karşılaştır.
Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk gibi kavramların kamu hukuku karakterli olduğu sonucuna varılır.
Doğru tanımı bulmak için idari rejimin temel özelliklerini ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İdarenin Mali Sorumluluğunun Kamu Hukuku Karakteri

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğunun kaynağı Anayasa'nın 125. maddesidir.
2
Türkiye'de 'idari rejim' benimsendiği için idare ile ilgili uyuşmazlıklarda genel hukuktan ziyade idareye özgü kurallar uygulanır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin rücu hakkı ile ilgili Anayasa'nın 40. ve 129. maddeleri arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru

Bir mülki idare amiri, geçmişe dayanan şahsi bir anlaşmazlık nedeniyle, emri altındaki bir memurun görev yerini hizmetin gereklerine aykırı olarak ve sırf onu mağdur etmek amacıyla kısa aralıklarla defalarca değiştirmiştir. Bu kasıtlı idari işlemler silsilesi sonucunda ağır bir psikolojik yıpranma (mobbing) yaşayan memur, uğradığı manevi zararın tazmin edilmesini talep etmektedir.

Hizmet kusuru ile kişisel kusur ayrımı ve idarenin rücu hakkı kuralları dikkate alındığında, bu olayla ilgili açılacak dava ve hukuki süreç hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa gereği tazminat davası idareye karşı idari yargıda açılmalıdır; idare tazminatı ödedikten sonra, eylemin kişisel kusur teşkil etmesi nedeniyle adli yargıda açacağı bir dava ile mülki idare amirine rücu etmelidir.

Cevap

Davanın Anayasa'nın 129/5. maddesi gereğince idareye karşı idari yargıda açılması ve idarenin ödediği tazminatı adli yargıda açacağı dava ile memura rücu etmesi gerektiğini belirten seçenektir.
Doğru seçenek, Anayasa'nın amir hükmüne uygun olarak davanın idareye karşı idari yargıda açılmasını ve ardından kişisel kusuru nedeniyle memura adli yargıda rücu edilmesini tam ve eksiksiz olarak ifade etmektedir. Kamu görevlisi yetkisini kötüye kullanarak kişisel kusur işlemiş olsa dahi, bu eylem görev sırasında ve kamu gücü (atama yetkisi) kullanılarak gerçekleştiği için üçüncü kişilerin doğrudan memura dava açma hakkı yoktur. Rücu davası ise idari bir işlemden değil, özel hukuk (haksız fiil) ilişkisinden doğduğundan adli yargının görev alanına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki kusurun niteliğini ve kamu gücü ile bağlantısını analiz etmek.
Mülki idare amirinin yetkisini kin ve garez saikiyle kullanması (mobbing) bir 'kişisel kusur'dur; ancak bu eylem kamu görevi ve yetkisi (atama/yer değiştirme) kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Kasıt, husumet ve yetki saptırması halleri idarenin anonim işleyişinden kaynaklanmaz, doğrudan görevlinin şahsi sorumluluğunu doğurur.
2
Davalı tarafı ve yetkili yargı yolunu tespit etmek.
Anayasa m. 129/5 gereğince, memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan davalar yalnızca idare aleyhine (idari yargıda) açılabilir.
Vatandaşın mağduriyetini önlemek ve muhatap olarak devleti karşısında bulmasını sağlamak Anayasal bir güvencedir.
3
İdarenin rücu sürecini ve görevli yargı kolunu belirlemek.
İdare, kusurlu memura rücu etmek zorundadır ve idare ile memur arasındaki bu rücu davası adli yargıda görülür.
İdare ile personeli arasındaki rücu ilişkisi, iç ilişki niteliğinde olup haksız fiil hükümlerine göre özel hukuk kuralları çerçevesinde çözümlenir.

Anahtar Kavram

Görev Sırasında Kişisel Kusur ve İdarenin Rücu Hakkı
Soru 72Soru

İdarenin doğrudan bir eylemi veya işlemi bulunmasa dahi, toplumsal olaylar ve terör faaliyetleri nedeniyle bireylerin uğradığı zararların, sosyal dayanışma esasına göre tüm toplum tarafından paylaşılması gerektiğini savunan kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal risk ilkesi

Cevap

Sosyal risk ilkesi, idarenin doğrudan eylemi olmasa da terör gibi toplumsal olaylardan doğan zararların sosyal dayanışma gereği tazmin edilmesini öngören kusursuz sorumluluk ilkesidir.
Sosyal risk ilkesi, modern idare hukukunda illiyet bağının en çok gevşediği alandır. Terör ve toplumsal olaylar sonucunda ortaya çıkan zararların, idarenin bir hatası (kusuru) olmasa bile sosyal devlet ve dayanışma ilkeleri gereği tüm toplumca karşılanması bu ilkenin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın kaynağını belirleyin.
Zarar terör ve toplumsal olaylardan kaynaklanmaktadır.
Sorumluluk türünü belirlemek için olayın mahiyetini anlamak gerekir.
2
İdare ile zarar arasındaki bağı analiz edin.
İdarenin doğrudan bir işlemi yoktur ve illiyet bağı zayıftır.
Sosyal risk ilkesinde, klasik sorumluluk hukukundaki sıkı illiyet bağı aranmaz.
3
Dayanak ilkeyi tespit edin.
Sosyal dayanışma ve kolektif güvenlik esas alınır.
Kusursuz sorumluluk halleri arasında bu özelliklere sahip olan tek ilke sosyal risktir.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi

İpuçları

1
Soruda bahsedilen zarar idarenin bir faaliyetinden değil, dışarıdaki terör ve toplumsal olaylardan kaynaklanmaktadır.

Daha Fazla Pratik

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un kapsamını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 73Soru

İdare hukukunda; terör eylemleri, toplumsal olaylar veya anarşi gibi kolektif hareketler sonucunda ortaya çıkan zararların, idarenin herhangi bir işlemi veya eylemi ile zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı (nedensellik bağı) kurulmasına gerek duyulmaksızın, sosyal dayanışma esasına göre tazmin edilmesini öngören kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Risk İlkesi

Cevap

Sosyal risk ilkesi, toplumsal kargaşa ve terör gibi olaylardan kaynaklanan zararların tazmininde illiyet bağı şartını yumuşatan bir kusursuz sorumluluk türüdür.
Sosyal risk ilkesi, idare hukukuna özgü bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu ilke uyarınca; terör, anarşi ve toplumsal olaylar nedeniyle oluşan zararlar, idarenin bir kusuru olup olmadığına bakılmaksızın ve hatta idarenin eylemi ile zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı (illiyet bağı) kurulmasına gerek kalmadan, 'sosyal dayanışma' ilkesi gereği devletçe karşılanır. Bu ilkenin yasal dayanağı özellikle 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'dur.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın niteliğini belirlemek.
Zararın terör veya toplumsal olaylar gibi anonim ve kolektif bir eylemden kaynaklandığı görülmektedir.
Sosyal risk ilkesinin uygulanabilmesi için zararın bireysel bir işlemden değil, toplumsal bir riskten doğması gerekir.
2
Sorumluluk rejimini tespit etmek.
Zarar ile idare arasında illiyet bağı aranmaması durumu sosyal risk ilkesini işaret eder.
Genel sorumluluk hukukunun aksine, sosyal risk ilkesinde idarenin eylemi ile zarar arasındaki doğrudan bağın kopuk olması tazminata engel değildir.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşemesi

İpuçları

1
Soruda bahsedilen ilke, özellikle terör olaylarından doğan zararların karşılanmasında kullanılır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunda illiyet bağını kesen mücbir sebep ve beklenmeyen hal farklarına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 74Soru

İdare hukukunda; kamu hizmetinin yürütülmesinde kullanılan bazı araçların veya hizmetin niteliği gereği bünyesinde barındırdığı olağanüstü tehlikelerin, öncelikle bu hizmeti bizzat yerine getiren kamu görevlileri üzerinde yoğunlaşması ve bu personelin hizmeti ifa ederken zarara uğraması durumunda; idarenin herhangi bir kusuru bulunmasa dahi ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olması aşağıdaki ilkelerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesleki risk ilkesi

Cevap

İdarenin yürüttüğü hizmetin riskli doğasından kaynaklanan ve bu hizmeti yürüten personelin zarar görmesine neden olan kusursuz sorumluluk hali mesleki risk ilkesidir.
Mesleki risk ilkesi, kamu hizmetinin doğası gereği tehlikeli olduğu durumlarda (itfaiyecilik, röntgen teknisyenliği, mühimmat uzmanlığı vb.), bu hizmeti yürüten kamu görevlilerinin uğradığı zararların idarece kusur şartı aranmaksızın tazmin edilmesini sağlar. Burada zarar, hizmetin normal riskinin bir parçası olarak kabul edilir ve personel üzerinde yoğunlaşan bu riskin toplumca (idarece) paylaşılması esastır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluk türünü belirleme
Soruda 'idarenin hiçbir kusuru olmasa dahi' ifadesi geçtiği için bunun bir kusursuz sorumluluk hali olduğu tespit edilir.
Seçenekler arasında kusurlu sorumluluğa dayanan kavramlar elenmelidir.
2
Zarar görenin niteliğini ve riskin kaynağını analiz etme
Zararın, hizmeti bizzat yürüten 'kamu görevlisi' üzerinde yoğunlaştığı ve 'hizmetin niteliği' gereği oluştuğu görülür.
Kusursuz sorumluluk hallerinden tehlike, mesleki risk ve sosyal risk arasındaki farklar bu ayrım noktalarına dayanır.

Anahtar Kavram

Mesleki Risk İlkesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 75Soru

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) bünyesinde yüksek gerilim hattı teknisyeni olarak görev yapan bir personel, bir arıza ihbarı üzerine gittiği trafo merkezinde tüm teknik emniyet kurallarına riayet ederek çalışmaya başlamıştır. Çalışma esnasında, trafo içindeki izolatörlerde imalat hatasından kaynaklanan ve mevcut rutin testlerle saptanması mümkün olmayan yapısal bir mikro çatlağın aniden büyümesi (beklenmeyen hal) nedeniyle şiddetli bir patlama meydana gelmiş ve teknisyen ağır şekilde yaralanmıştır. Yapılan teknik incelemede, idarenin hizmetin organizasyonunda, cihazların periyodik bakımında veya denetiminde herhangi bir kusurunun bulunmadığı bilirkişi raporuyla kesinleşmiştir.

Bu olayda idarenin tazminat sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi idare hukuku ilkeleri uyarınca doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, yürütülen faaliyetin bünyesinde barındırdığı olağanüstü riskler nedeniyle tehlike ilkesi uyarınca kusursuz olarak sorumludur; zira teknik arıza gibi beklenmeyen haller illiyet bağını kesen bir dışsal neden sayılmaz.

Cevap

İdarenin, tehlikeli bir araç olan yüksek gerilim trafosunun işletilmesinden kaynaklanan zarardan, illiyet bağını kesmeyen bir 'beklenmeyen hal' söz konusu olduğu için tehlike ilkesi uyarınca kusursuz sorumlu olduğu seçenektir.
İdare hukukunda tehlike (risk) ilkesi, idarenin yürüttüğü faaliyetin veya kullandığı araçların niteliği gereği çevreye ve personeline verdiği zararları, idarenin kusuru olmasa dahi tazmin etmesini öngörür. Bu tür bir kusursuz sorumlulukta illiyet bağını sadece mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru kesebilir. Olayda belirtilen 'mikro çatlak ve teknik arıza' gibi durumlar 'beklenmeyen hal' (kaza) olarak kabul edilir. Beklenmeyen haller hizmetin içinden kaynaklandığı için tehlike sorumluluğunda illiyet bağını kesmez ve idarenin tazminat yükümlülüğü devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin niteliğini belirleme
Yüksek gerilim hatları ve trafo merkezleri, bünyesinde yüksek risk barındıran 'tehlikeli araç/faaliyet' kategorisindedir.
Tehlike ilkesinin uygulanabilmesi için faaliyetin olağanüstü bir risk taşıması gerekir.
2
Kusur durumunu analiz etme
Olayda idarenin herhangi bir hizmet kusuru (bakım eksikliği, ihmal vb.) bulunmadığı tespit edilmiştir.
Kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanabilmesi için idarenin kusurlu olması şart değildir; ancak kusur olmaması durumunda kusursuz sorumluluk hallerine bakılır.
3
İlliyet bağını kesen nedenleri değerlendirme
Zarara yol açan olay (mikro çatlak/patlama), hizmetin iç işleyişinden kaynaklanan bir 'beklenmeyen hal' (kaza) niteliğindedir.
Mücbir sebep dışsal bir etkendir; beklenmeyen hal ise hizmetin içine aittir ve tehlike sorumluluğunda illiyet bağını kesmez.
4
Hukuki ilkeyi karara bağlama
Beklenmeyen hal illiyet bağını kesmediği için idare 'Tehlike' ve personel özelinde 'Mesleki Risk' ilkeleri uyarınca kusursuz olarak sorumludur.
İdarenin faaliyetinden doğan risklerin bedeli, o faaliyeti yürüten idare tarafından karşılanmalıdır.

Anahtar Kavram

Beklenmeyen hallerin (kaza) tehlike ilkesine dayalı kusursuz sorumlulukta illiyet bağını kesmemesi.
Soru 76Soru

1982 Anayasası’nın 125. maddesinde yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüyle güvence altına alınan idarenin mali sorumluluğunun genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin sorumluluğu kamu hukuku karakterli olup, kural olarak kamu görevlisinin şahsından bağımsız, nesnel (objektif) bir nitelik arz eder.

Cevap

İdarenin sorumluluğu kamu hukuku karakterli olup, kural olarak kamu görevlisinin şahsından bağımsız, nesnel (objektif) bir nitelik arz eder.
İdarenin mali sorumluluğu, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak Anayasa'nın 125. maddesinde düzenlenmiştir. Bu sorumluluk, bireyler arasındaki özel hukuk ilişkilerinden farklı olarak kamu hukuku kurallarına tabidir. Sorumluluğun 'nesnel' (objektif) olması, zararın kamu görevlisinin kişisel niyetinden bağımsız olarak, idari hizmetin işleyişiyle ilgili bir sonuç olması anlamına gelir. Bu nedenle dava doğrudan kamu tüzel kişiliğine (idareye) yöneltilir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 125. maddesinin analiz edilmesi.
İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu genel bir ilke olarak belirlenmiştir.
Sorumluluğun anayasal temelini ve kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Sorumluluğun hukuki niteliğinin değerlendirilmesi.
Sorumluluk, kamu görevlisinin kişisel borcu değil, idarenin bir kamu tüzel kişiliği olarak nesnel yükümlülüğüdür.
İdari sorumluluğu özel hukuk sorumluluğundan ayıran temel farkları saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdarenin Mali Sorumluluğunun Nesnelliği ve Kamu Hukuku Karakteri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 77Soru

Bir devlet hastanesinde gerçekleştirilen cerrahi müdahale sırasında, ameliyathanedeki tıbbi cihazların yeterince sterilize edilmemesi nedeniyle hastanın enfeksiyon kapması ve sağlığının bozulması durumunda; idarenin tazminat sorumluluğuna yol açan hizmet kusuru görünüm biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

Hizmetin kötü işlemesi durumudur çünkü idare tıbbi müdahaleyi gerçekleştirmiş ancak sterilizasyon kurallarına uymayarak hizmeti kusurlu sunmuştur.
İdare, yürütmekle yükümlü olduğu sağlık hizmetini başlatmış ve sunmuştur. Ancak bu hizmetin sunumu sırasında tıbbi gerekliliklere ve hijyen standartlarına uyulmamış olması, hizmetin nesnel kurallara uygun işlemediğini gösterir. Bu durum literatürde ve yargı kararlarında 'hizmetin kötü işlemesi' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemin niteliğini belirle.
İdare bir cerrahi müdahale (kamu hizmeti) gerçekleştirmiştir.
Sorumluluk türünü belirlemek için hizmetin sunulup sunulmadığına bakılır.
2
Hizmetin sunumundaki eksikliği analiz et.
Hizmet sunulmuş ancak 'sterilizasyon kurallarına aykırılık' nedeniyle hatalı sunulmuştur.
Hizmetin hiç sunulmaması ile kötü sunulması arasındaki farkı ayırmak gerekir.
3
Hizmet kusuru kategorileri ile eşleştir.
Hizmetin sunulması fakat standartlara aykırı (enfeksiyona yol açacak şekilde) olması 'hizmetin kötü işlemesi' kategorisine girer.
Danıştay içtihatlarına göre tıbbi hatalar ve hijyen eksiklikleri kötü işleme kapsamında değerlendirilir.

Anahtar Kavram

Hizmet kusuru, idarenin hizmeti hiç sunmaması, geç sunması veya kötü (hatalı) sunması şeklinde ortaya çıkan objektif bir sorumluluk halidir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin bu kusuru nedeniyle ödediği tazminatı, ilgili sağlık personeline hangi şartlarda rücu edebileceğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 78Soru

İdare hukukunda; deprem, sel ve şiddetli fırtına gibi idarenin faaliyet alanı dışında gerçekleşen, önceden öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olaylar sebebiyle idarenin mali sorumluluğunun ortadan kalkması, illiyet bağını kesen aşağıdaki nedenlerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep

Cevap

İdarenin faaliyet alanı dışında gerçekleşen, öngörülemez ve önlenemez olaylar 'mücbir sebep' olarak adlandırılır.
Mücbir sebep; idarenin faaliyet alanı tamamen dışında kalan, önceden öngörülmesi ve gerçekleştiğinde karşı konulması imkansız olan olaylardır. Deprem ve sel gibi doğal afetler, dışsallık özelliği nedeniyle mücbir sebep kapsamında değerlendirilir ve idarenin illiyet bağını kestiği için sorumluluğunu ortadan kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirle
Deprem, sel gibi doğa olayları idarenin kontrolü ve faaliyet alanı dışındadır (Dışsallık).
İlliyet bağını kesen nedenleri birbirinden ayırmak için olayın kaynağına bakılmalıdır.
2
Öngörülebilirlik ve önlenemezlik kriterlerini uygula
Olay hem önceden bilinemez (öngörülemez) hem de durdurulamaz (kaçınılmaz) niteliktedir.
Mücbir sebep ve beklenmeyen hal arasındaki ortak özellikleri ve farkları netleştirmek gerekir.
3
Hukuki kavramla eşleştir
Dışsallık + Öngörülemezlik + Önlenemezlik = Mücbir Sebep.
Hukuk doktrininde ve yargı kararlarında deprem gibi doğa olayları bu kavram altında toplanır.

Anahtar Kavram

Mücbir Sebep (Dışsallık Kriteri)
Tahmini Süre:45s
Soru 79Soru

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bir baraj inşaatı projesinde, kayalıkları parçalamak amacıyla düzenli olarak patlayıcı (dinamit) kullanılmaktadır. İdare, patlatma faaliyeti öncesinde çevre güvenliğini tam olarak sağlamış, yasal mevzuattaki tüm tedbirleri almış ve operasyon sürecinde hiçbir ihmal göstermemiştir. Buna rağmen, patlatma esnasında zemin yapısından kaynaklanan umulmayan bir fiziksel reaksiyon sonucu sıçrayan devasa kaya parçaları; o sırada şantiyede görevi başında bulunan DSİ mühendisi (K)'nin ağır yaralanmasına ve güvenli bölge sınırlarının oldukça ötesindeki karayolundan geçmekte olan sivil vatandaş (L)'nin aracının kullanılmaz hâle gelmesine neden olmuştur.

İdare hukukundaki sorumluluk rejimleri dikkate alındığında, idarenin söz konusu mağdurlara karşı tazminat yükümlülüğüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare; mühendis (K)'ye karşı "mesleki risk", vatandaş (L)'ye karşı ise "tehlike" ilkesi kapsamında kusursuz sorumludur ve idarenin kusuru bulunmasa dahi, faaliyet ile zarar arasında illiyet bağının bulunması tazminatın doğması için zorunludur.

Cevap

Doğru seçenek; idarenin kendi görevlisine karşı mesleki risk, üçüncü kişiye karşı tehlike ilkesine göre kusursuz sorumlu olduğunu ve kusursuz sorumluluk hallerinde dahi zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağının zorunlu olduğunu ifade eden seçenektir.
Verilen olayda idarenin hiçbir hukuki kusuru veya ihmali (hizmet kusuru) bulunmamaktadır. Ancak idare, baraj inşaatında patlayıcı madde (dinamit) gibi olağanüstü tehlike arz eden araçlar ve yöntemler kullanmaktadır. Bu tehlikeli faaliyetten doğan zararlar, idarenin kusuru olmasa dahi idare hukukunda benimsenen 'Tehlike İlkesi' uyarınca kusursuz sorumluluk kapsamında tazmin edilir. Bu ilke sivil vatandaş (L) için geçerlidir. Öte yandan, idarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyetlerde bizzat görev alan kamu görevlilerinin (mühendis K) maruz kaldığı fiziki zararlar ise özel bir kusursuz sorumluluk türü olan 'Mesleki Risk' ilkesiyle karşılanır. Unutulmamalıdır ki idarenin kusursuz sorumlu tutulduğu tüm hallerde dahi, yürütülen idari faaliyet ile ortaya çıkan zarar arasında makul bir sebep-sonuç ilişkisinin, yani 'illiyet bağının' fiilen bulunması tazminat kararının verilmesi için mutlak surette zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemin niteliğini ve idarenin kusur durumunu analiz et.
İdare yasal tüm tedbirleri almış ve hiçbir ihmal göstermemiştir. Ortada bir 'hizmet kusuru' yoktur. Dolayısıyla kusur sorumluluğu rejiminden çıkılarak idarenin 'kusursuz sorumluluk' hallerine bakılmalıdır.
Sorumluluk rejiminin doğru tespit edilebilmesi için öncelikle kusur unsurunun varlığı veya yokluğu değerlendirilmelidir.
2
Zarar gören mühendis (K) için uygulanacak kusursuz sorumluluk ilkesini belirle.
Mühendis (K) bir kamu görevlisidir ve mesleği gereği üstlendiği tehlikeli bir idari faaliyet sırasında (baraj patlatma) zarar görmüştür. İdarenin kusuru olmasa da kamu görevlisinin zararı 'Mesleki Risk İlkesi' uyarınca karşılanır.
Kamu görevlilerinin idarenin emriyle ve kamu yararı amacıyla yerine getirdikleri tehlikeli görevler nedeniyle uğradıkları zararlar mesleki risk statüsündedir.
3
Zarar gören vatandaş (L) için uygulanacak kusursuz sorumluluk ilkesini belirle.
Vatandaş (L), idare ile herhangi bir hukuki veya mesleki bağı olmayan sivil üçüncü kişidir. İdare, dinamit gibi 'olağanüstü tehlike arz eden araçlar' kullandığı için sivil vatandaşa verilen zarar 'Tehlike (Risk) İlkesi' uyarınca karşılanır.
Tehlikeli araç (patlayıcı, mühimmat, yüksek gerilim hattı vb.) kullanan idare, faaliyetin doğasından kaynaklanan riskleri üstlenmelidir.
4
Olaydaki 'umulmayan reaksiyonun' (beklenmeyen hâl) illiyet bağına etkisini değerlendir.
Kusursuz sorumluluk hallerinde tazminat yükümlülüğünün doğması için idarenin faaliyeti ile zarar arasında sebep-sonuç ilişkisinin (illiyet bağının) kurulması zorunludur. Beklenmeyen hâl, kusur sorumluluğunu ortadan kaldırsa da tehlike ilkesinde illiyet bağını kesmez (Sadece mücbir sebep keser).
Öğrencilerin sıklıkla karıştırdığı 'kusursuzluk = illiyetsizlik' veya 'beklenmeyen hâl = mücbir sebep' yanılgılarını eleyebilmek için.

Anahtar Kavram

Kusursuz Sorumlulukta Tehlike, Mesleki Risk İlkeleri ve İlliyet Bağı
Soru 80Soru

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları çerçevesinde; idarenin ağır hizmet kusuru teşkil eden bir eylemi sonucunda, imar mevzuatına aykırı olarak ruhsatsız inşa edilmiş bir binanın yıkılması durumunda idarenin mali sorumluluğunun kurucu unsurları bakımından aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin kusurlu eylemi ile fiziksel yıkım arasında uygun illiyet bağı bulunmasına rağmen, tazmin edilebilir bir zararın varlığı için gereken "meşruiyet" şartı gerçekleşmediğinden, idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaz.

Cevap

İdarenin kusurlu eylemi ile fiziksel bir sonuç arasında nedensellik bağı kurulabilse de, hukuken tazmin edilebilir bir zararın varlığı için zararın 'meşru' olması şartı aranır; bu nedenle ruhsatsız yapının yıkılması durumunda idarenin tazminat sorumluluğu doğmaz.
İdarenin mali sorumluluğunun doğması için zararın hukuken tazmin edilebilir nitelikte olması, yani meşru bir menfaate dayanması gerekir. Ruhsatsız bir yapı inşa etmek mevzuata aykırı bir fiil olduğundan, bu yapının yıkılmasıyla ortaya çıkan ekonomik kayıp 'meşru bir zarar' olarak kabul edilmez. Bu nedenle, idarenin ağır hizmet kusuru bulunsa dahi, kurucu unsurlardan olan meşru zarar eksikliği sebebiyle tazminat sorumluluğu oluşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyetin niteliğini belirle.
İdarenin önlem almaması 'hizmet kusuru' teşkil eden bir idari eylemdir.
Sorumluluğun ilk unsuru olan idari işlem veya eylemin varlığını saptamak gerekir.
2
Ortaya çıkan zararın hukuki vasıflarını incele.
Yıkılan bina ruhsatsız olduğu için uğranılan zarar 'meşru' bir hakka veya menfaate dayanmamaktadır.
Tazminat için zararın kesin, şahsi, özel ve meşru olması kümülatif şartlardır.
3
İlliyet bağı ve zarar arasındaki ilişkiyi analiz et.
Fiziki bir bağ (nedensellik) olsa da, hukuken korunan bir menfaat yoksa idari sorumluluk mekanizması tetiklenmez.
Kurucu unsurlardan birinin (meşru zarar) eksikliği sorumluluğu engeller.
4
Danıştay içtihatları ve doktrin ışığında sonuca ulaş.
İdare, ruhsatsız yapı için yapı bedeli üzerinden tazminat ödemekle yükümlü tutulamaz.
Hukuka aykırı bir durumdan hak devşirilemeyeceği ilkesi idare hukukunda da geçerlidir.

Anahtar Kavram

Zararın Meşruiyeti İlkesi

Alternatif Yöntem

Olayı 'Hukuk aykırılıktan hak doğmaz' genel hukuk ilkesi üzerinden analiz ederek, kurucu unsurlar arasındaki hiyerarşiyi (önce meşruiyet, sonra kusur ve illiyet) değerlendirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 8Sonraki
İdarenin Sorumluluğu Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 4 | Examkin