İnşacılık (Konstrüktivizm)
332 soru
Nicholas Onuf, uluslararası ilişkiler teorisine kazandırdığı inşacı yaklaşımda "kuralların dünyası" kavramını merkezi bir yere koyar. Onuf'a göre toplumsal gerçeklik, dil ve kurallar aracılığıyla sürekli bir inşa süreci içerisindedir.
Bu yaklaşıma göre, kurallar ve bireyler (aktörler) arasındaki ilişkiyi ifade eden temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorisinde rasyonalist yaklaşımlar (Realizm ve Neoliberalizm) devlet çıkarlarını "verili" (exogenous) kabul ederek, analizlerini bu çıkarların maddi kısıtlar altında nasıl maksimize edileceği üzerine kurarlar. Buna karşın İnşacı (Konstrüktivist) kuram, çıkarların ancak kimlikler üzerinden tanımlanabileceğini ve sosyal etkileşimden bağımsız bir çıkar tanımının yapılamayacağını ileri sürer.
İnşacı kuramın bu ontolojik önceliği çerçevesinde, kimlik ve çıkar arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorisinde Alexander Wendt tarafından geliştirilen 'geleneksel inşacılık', rasyonalist teoriler (neorealizm ve neoliberalizm) ile post-pozitivist yaklaşımlar arasında bir 'orta yol' (via media) inşa etmeyi hedefler. Ancak eleştirel inşacılar, Wendt'in bu girişimine karşı çıkarak geleneksel inşacılığı çeşitli noktalarda eleştirmektedirler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi eleştirel inşacıların geleneksel inşacılığa yönelttiği temel eleştirilerden biridir?
Uluslararası ilişkiler teorilerindeki 'Üçüncü Tartışma' (Rasyonalizm-Yansımacılık) sürecinde, Nicholas Onuf ve Alexander Wendt gibi düşünürlerin katkılarıyla şekillenen İnşacılık (Konstrüktivizm), ana akım teorilerin salt maddi güç odaklı analizlerini yetersiz bulur. İnşacılara göre anarşi, devletlerin davranışlarını mekanik olarak belirleyen donuk bir yapı değil, aktörlerin pratikleriyle şekillenen sosyal bir olgudur. Buna göre, İnşacı yaklaşımın uluslararası siyaseti açıklarken dayandığı temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Alexander Wendt tarafından literatüre kazandırılan 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) temel önermesi, Sosyal İnşacı (Konstrüktivist) kuramın kimlik ve çıkar inşasına yönelik bakış açısını özetlemektedir.
Buna göre, Sosyal İnşacı yaklaşıma göre 'kimlik' ve 'çıkar' arasındaki ilişkiyi en doğru şekilde yansıtan yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemdeki anarşinin, devletlerin birbirlerine yönelik algı ve uygulamalarından bağımsız, verili (maddi) bir yapı olmadığını savunan Alexander Wendt; fail (devlet) ve yapı (sistem) arasındaki ilişkiyi "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) temelinde açıklar.
Bu perspektife göre, aşağıdakilerden hangisi fail-yapı etkileşiminin özünü en doğru şekilde yansıtmaktadır?
Uzun yıllar boyunca birbirini 'varoluşsal tehdit' (düşman) olarak algılayan iki devlet, yürüttükleri diplomatik temaslar ve geliştirdikleri ortak normlar çerçevesinde birbirlerini artık 'meşru rakip' olarak tanımlamaya başlamışlardır. Alexander Wendt'in 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' önermesiyle paralellik gösteren bu süreçte, devletlerin ulusal çıkarlarının bu yönde değişmesi sosyal inşacı (konstrüktivist) yaklaşıma göre aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde devletler (failler/ajanlar) ile uluslararası sistem (yapı) arasındaki ontolojik öncelik ilişkisi temel tartışma konularından biridir. Kenneth Waltz'un neorealizmi gibi yapısalcı teoriler anarşik yapının devlet davranışlarını belirlediğini savunarak yapıyı öncelerken, geleneksel rasyonalist teoriler devletlerin çıkarlarını veri kabul ederek faili merkeze alır.
Buna göre, Alexander Wendt'in öncülüğünü yaptığı inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın ajan-yapı (fail-yapı) sorunsalına getirdiği ve "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) olarak adlandırılan açıklama aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemde X ve Y devletleri arasında uzun yıllardır devam eden yapısal bir rekabet söz konusudur. İki devlet zaman zaman vekalet savaşları üzerinden karşı karşıya gelmekte ve uyuşmazlıkların çözümünde şiddet kullanımını tamamen dışlamamaktadır. Ancak her iki aktör de birbirinin egemenlik hakkını ve uluslararası toplumdaki varlığını tanımakta, birbirlerini haritadan silmeye yönelik topyekûn bir savaştan özenle kaçınmaktadır. Liderler, bu sınırlı çatışma ve statüko durumunu normatif bir inançla meşru gördükleri için değil, mevcut güç dağılımı altında tamamen maliyet-fayda analizleri sonucunda kendi rasyonel çıkarlarına uygun buldukları için sürdürmektedirler.
Alexander Wendt'in anarşinin sosyal inşası yaklaşımına göre, bu iki devlet arasındaki ilişkinin yansıttığı anarşi kültürü ve bu kültürün içselleştirme derecesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Neorealizm, anarşik uluslararası sistemi devletlerin davranışlarını dikte eden dışsal, maddi ve değişmez bir veri olarak kabul eder. İnşacılık (Konstrüktivizm) ise bu tek yönlü yapısal baskı fikrine karşı çıkarak, devletlerin eylemleri ile uluslararası sistemin doğası arasında sürekli ve iki yönlü bir etkileşim olduğunu savunur.
İnşacılığa göre, hem sistemin devletlerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirmesi hem de devletlerin günlük pratikleriyle bu sistemi var edip dönüştürmesi durumunu ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorilerinden İnşacılık (Konstrüktivizm), kimlik ve çıkar oluşumunun sosyal doğasına vurgu yapsa da epistemolojik ve metodolojik tercihler bağlamında 'geleneksel' (conventional) ve 'eleştirel' (critical) olmak üzere iki ana kola ayrılmaktadır. Bu iki yaklaşımın uluslararası siyasette kavramları ele alış ve operasyonelleştirme biçimleri arasında derin bir ayrım bulunmaktadır.
Buna göre, geleneksel ve eleştirel inşacılığın kimlik kavramına yaklaşımları arasındaki temel farkı en doğru ifade eden yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde belirli bir entegrasyon modeline dâhil olan devletler incelendiğinde, bu devletlerin kendi aralarındaki uyuşmazlıklarda askeri güç kullanma ihtimalini dış politika seçeneklerinden tamamen çıkardıkları görülmektedir. Bu devletler, içlerinden birine yönelik dış kaynaklı bir güvenlik tehdidini doğrudan kendilerine yapılmış sayarak kolektif bir savunma refleksi göstermektedir. Sistemin işleyişine bakıldığında, devletlerin bu şiddetsizlik ve dayanışma pratiğini bir hegemonun dayatmasıyla veya sadece savaşın ekonomik maliyetlerinden kaçınma amacıyla değil; bu barışçıl ve ortaklaşa düzenin meşru, adil ve normatif olarak doğru olduğuna dair derin bir inançla sürdürdükleri anlaşılmaktadır.
Buna göre, Alexander Wendt'in konstrüktivist yaklaşımı çerçevesinde, söz konusu devletlerin oluşturduğu anarşi yapısı ve normu benimseme biçimi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
Uluslararası ilişkiler teorilerindeki 'fail-yapı (ajan-yapı) sorunu', sistem düzeyindeki kısıtlamalar ile devletlerin özerk eylem kapasiteleri arasındaki ontolojik öncelik tartışmasıdır. Neorealizm gibi sistemik teoriler yapının faili belirlediğini ileri sürerken, Dış Politika Analizi gibi yaklaşımlar genellikle failin tercihlerine odaklanır. İnşacılık (Konstrüktivizm) ise bu ontolojik ikilemi Anthony Giddens'ın 'yapılaşma' (structuration) teorisinden ilham alarak 'karşılıklı kuruluş' (co-constitution) argümanıyla aşmaya çalışır.
Buna göre, İnşacılığın fail-yapı sorununa getirdiği 'karşılıklı kuruluş' kavramsallaştırmasının uluslararası politikanın işleyişine dair temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
Alexander Wendt, 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) teziyle, anarşinin kendiliğinden ve zorunlu olarak bir güvenlik ikilemi (self-help) yaratmadığını ileri sürer. Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı sadece maddi kapasitelerden değil, aynı zamanda paylaşılan düşünsel (ideational) yapılardan oluşur ve bu etkileşim süreci Hobbesçu (düşmanlık), Lockeçu (rekabet) veya Kantçı (dostluk) anarşi kültürlerini ortaya çıkarır.
Buna göre, Wendt'in inşacı (konstrüktivist) anarşi yaklaşımını ve üçlü kültür modelini en kapsamlı ve doğru yansıtan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Alexander Wendt'in ünlü "Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır." argümanı, Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) teorisinin temel dayanaklarından biridir. Bu yaklaşıma göre anarşi, devletleri doğrudan ve zorunlu bir güç mücadelesine iten verili, değişmez bir maddi yapı değildir; aksine anarşinin anlamı devletlerin sosyal pratikleriyle şekillenir.
Buna göre Sosyal İnşacılık, devletlerin kimliklerinin ve dış politika çıkarlarının nasıl meydana geldiğini savunur?
Uluslararası İlişkiler disiplininde 'inşacılık' (konstrüktivizm) kavramını ilk kez 1989 yılında yayımlanan 'Kuralların Dünyası' (World of Our Making) adlı eserinde kullanarak literatüre kazandıran ve toplumsal gerçekliğin 'söz edimleri' (speech acts) ile kurallar aracılığıyla inşa edildiğini savunan teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorilerindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışma; aktörlerin doğası, uluslararası sistemin yapısı ve eylemlerin ardındaki itici güçler üzerine odaklanır.
Buna göre, rasyonalizm-inşacılık tartışması bağlamında aşağıdakilerden hangisi inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın temel tezlerini yansıtan doğru bir ifadedir?
Bir devletin nükleer silah kapasitesini artırmasının, diğer devletler tarafından otomatik olarak bir tehdit algısı yaratmaması, uluslararası sistemdeki ilişkilerin salt maddi kapasitelerle açıklanamayacağını gösterir. Örneğin, bir devlet için uzun süredir müttefik olduğu başka bir devletin nükleer cephaneliği bir tehlike arz etmezken, rekabet içinde olduğu bir devletin çok daha sınırlı nükleer kapasitesi varoluşsal bir ulusal güvenlik sorunu olarak görülebilmektedir. Bu durum, anarşinin önceden belirlenmiş ve aktörlere dayatılan çatışmacı bir mantığı olmadığını, sistemin doğasının aktörlerin kendi pratikleriyle şekillendiğini iddia eden tezle açıklanır.
Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) teorisinin bu perspektifi dikkate alındığında, devletlerin uluslararası alandaki 'çıkarlarının' (ulusal menfaatlerinin) oluşumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorisinde Alexander Wendt, anarşinin verili bir maddi yapı olmadığını ve aktörlerin etkileşimleri sonucunda farklı kültürler şeklinde sosyal olarak inşa edildiğini öne sürer. Ayrıca aktörlerin bu kültürlerin kurallarına uyma motivasyonlarını üç farklı 'içselleştirme derecesi' ile açıklar.
Uluslararası sistemdeki aktörlerin birbirlerini varoluşsal bir tehdit olarak gördüğü, dış politikalarının temelini 'ötekini tamamen yok etme' veya 'mutlak boyun eğdirme' amacının oluşturduğu bir tarihsel kesiti inceleyen bir araştırmacı şu tespitte bulunmuştur:
'Devletlerin bu yıkıcı ve sınırsız rekabeti sürdürmelerinin nedeni; sistemdeki baskın bir gücün onları buna zorlaması veya geçici bir jeopolitik fayda-maliyet hesabı yapmaları değildir. Aksine, her bir aktör bu amansız çatışma ortamını uluslararası politikanın yegâne, doğal ve meşru doğası olarak kanıksamış; çatışmacı rolü kendi varlıklarının ve kimliklerinin ayrılmaz, normatif bir parçası olarak tamamen özümsemiştir.'
Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımına göre, bu araştırmacının betimlediği anarşi kültürü ve aktörlerin normlara uyum motivasyonunu sağlayan içselleştirme derecesi aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından kavramsallaştırılan "Norm Yaşam Döngüsü" modeline göre; uluslararası alanda kabul gören bir davranış kuralının artık tartışma konusu olmaktan çıktığı, aktörler tarafından doğal (verili) kabul edildiği ve alternatif bir eylem biçimi düşünülmeksizin "uygunluk mantığı" (logic of appropriateness) çerçevesinde otomatik olarak uygulandığı aşama aşağıdakilerden hangisidir?