yaşında, kronik lenfositik lösemi () tanısıyla kemoterapi alan bir erkek hasta; el sırtı, avuç içleri, diz ve dirseklerinde yaygın hiperkeratotik, gri-beyaz renkli kalın krutlar ve skuamlı lezyonlarla başvuruyor. Hastanın en dikkat çekici klinik özelliği, lezyonların yaygınlığına ve ciddiyetine rağmen kaşıntı yakınmasının minimal olmasıdır. Lezyonlardan alınan yüzeyel deri kazıntısının mikroskobik incelemesinde her mikroskobik sahada çok sayıda akar (), larva ve yumurta tespit ediliyor. Bu klinik tablo ve etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Lezyonlardaki ekstrem parazit yükü nedeniyle bu klinik tablo, klasik uyuz vakalarına göre çok daha yüksek bir bulaştırıcılık potansiyeline sahiptir.Cevap
- BBu tabloya neden olan etken, klasik uyuz etkeninden morfolojik olarak farklı olan ve sadece hayvanlarda hastalık yapan bir Sarcoptes alttürüdür.
- CTanı aşamasında, parazit yükünün çok düşük olması (pauci-parazitik) nedeniyle mikroskobik inceleme yerine deri biyopsisi altın standarttır.
- DKlinik belirtilerin şiddeti, parazit antijenlerine karşı konakta gelişen aşırı şiddetli Tip I hipersensitivite reaksiyonunun bir sonucudur.
- EEtkenin yaşam döngüsü insanda başlar, ancak deri dışında (toprak veya su gibi) zorunlu bir evrimsel evre geçirmesi gerekir.
Cevap
Kabuklu (Norveç) uyuzunda parazit yükünün aşırı fazla olması, bu hastaları çevreleri ve sağlık personeli için son derece bulaşıcı hale getirmektedir.
Kabuklu (Norveç) uyuzu, Sarcoptes scabiei'nin milyonlarca akarın (mite) deride bulunduğu aşırı parazit yüklü formudur. Klasik uyuzda tüm vücutta sadece - akar bulunurken, bu formda bir gram deri kazıntısında binlerce akar bulunabilir. Bu durum, hastanın temas ettiği kişiler ve sağlık personeli için çok yüksek bir bulaştırıcılık riski oluşturur. Ayrıca, bu hastalarda tipik uyuz kaşıntısı, konak bağışıklığının zayıflığı nedeniyle genellikle beklenen şiddette değildir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Kabuklu (Norveç) Uyuzu