Doku Biyokimyası

179 soru

Soru 161Soru

Glikozaminoglikanlar (GAGGAG), tekrarlayan disakkarit birimlerinden oluşan lineer polisakkaritlerdir. Bu molekül ailesinin bir üyesi olan hiyalüronik asit; sentez yeri, sülfasyon durumu ve proteoglikan yapısındaki konumu açısından diğer GAGGAG'lardan belirgin farklar gösterir. Buna göre, hiyalüronik asidin biyokimyasal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir protein çekirdeğine (core protein) kovalent olarak bağlanmaz, ancak bağ proteinleri aracılığıyla proteoglikan agregatlarının merkezini oluşturur.

Cevap

Hiyalüronik asit, protein çekirdeğine kovalent olarak bağlanmayan tek GAGGAG türüdür ve proteoglikan agregatlarının merkezi omurgasını oluşturur.
Doğru ifade hiyalüronik asidin bir protein çekirdeğine kovalent olarak bağlanmadığını belirtmektedir. Hiyalüronik asit, proteoglikan agregatları denilen yapılarda (örneğin kıkırdaktaki agrekan kompleksleri) merkezi bir omurga oluşturur. Bu yapıya proteoglikan monomerleri, 'link protein' (bağ proteini) adı verilen proteinler aracılığıyla non-kovalent olarak bağlanır. Ayrıca hiyalüronik asit sülfat içermez.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyalüronik asidin sülfasyon durumunu belirle.
Hiyalüronik asit sülfat grubu içermez.
Diğer tüm klasik GAGGAG'lar (kondroitin sülfat, dermatan sülfat vb.) sülfatlanmış yapıdadır.
2
Proteoglikan oluşum mekanizmasını analiz et.
Kovalent bağ kurmaz.
Hiyalüronik asit, bir çekirdek proteine kovalent bağlanarak proteoglikan ünitesi oluşturmak yerine, oluşmuş proteoglikan ünitelerini non-kovalent olarak bağlayarak dev agregatlar oluşturur.
3
Hücresel sentez bölgesini kontrol et.
Plazma membranında sentezlenir.
Diğer GAGGAG'lar Golgi aygıtında sentezlenip modifiye edilirken, hiyalüronik asit plazma membranındaki hiyalüronan sentaz (HASHAS) enzimiyle üretilir.

Anahtar Kavram

Hiyalüronik asidin (Hiyalüronan) diğer glikozaminoglikanlardan ayrılan tipik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Hiyalüronik asidin sentezindeki bu farklılığın, onun çok büyük moleküler ağırlıklara (milyonlarca Dalton) ulaşabilmesiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 162Soru

İskelet kası liflerinde çapraz köprü döngüsü (cross-bridge cycle) sırasında, miyozin başının aktine düşük afiniteli (zayıf) bağlanma durumundan yüksek afiniteli (güçlü) bağlanma durumuna geçmesini sağlayan ve eş zamanlı olarak "güç vurumu" (power stroke) aşamasını doğrudan tetikleyen moleküler olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyozin-ADP-PiP_i kompleksinden inorganik fosfatın (PiP_i) ayrılması

Cevap

Miyozin-ADP-PiP_i kompleksinden inorganik fosfatın (PiP_i) ayrılması
Çapraz köprü döngüsünde mekanik işin yapıldığı aşama olan güç vurumu, miyozin başından inorganik fosfatın (PiP_i) ayrılmasıyla eş zamanlı gerçekleşir. Bu ayrılma, miyozinin aktine olan afinitesini artırarak 'güçlü bağlanma' durumuna geçişi sağlar ve miyozin boyun bölgesinin bükülmesini tetikleyerek aktin filamanını yaklaşık 1010 nm kadar kaydırır.

Adım Adım Çözüm

1
ATP hidroliz basamağını analiz etme
Miyozin başındaki ATPaz aktivitesiyle ATP \rightarrow ADP+PiADP + P_i dönüşümü gerçekleşir. Bu enerji miyozin başını aktine dik konuma (kurulu hal) getirir.
Kasılma için gerekli potansiyel enerjinin depolanması gerekir.
2
Kalsiyum ve düzenleyici protein etkileşimini değerlendirme
Ca2+Ca^{2+}, Troponin C'ye bağlanır. Bu, Troponin I'nın aktin üzerindeki inhibitör etkisini kaldırır ve tropomiyozini kaydırarak bağlanma bölgelerini açar.
Miyozin başının aktine temas edebilmesi için sterik engelin kalkması şarttır.
3
Güç vurumunun tetikleyicisini belirleme
Miyozin başı aktine zayıfça bağlandıktan sonra inorganik fosfat (PiP_i) yapıdan ayrılır.
Fosfatın ayrılması miyozin başının konformasyonunu değiştirerek aktini sarkomer merkezine çeken mekanik işi (güç vurumu) başlatır.

Anahtar Kavram

Güç vurumu (power stroke), miyozin başından inorganik fosfatın (PiP_i) salınmasıyla tetiklenen ve aktinin M-hattına doğru çekilmesini sağlayan mekanik aşamadır.

İpuçları

1
Miyozin başı bir yay gibi kurulduktan sonra tetiği çeken molekülün ayrılmasını düşünün.
2
ATP hidroliz ürünlerinden hangisi ilk olarak ayrılırsa afinite aniden yükselir?
3
Güç vurumu, inorganik fosfatın salınmasıyla eş zamanlı gerçekleşen konformasyonel bir değişimdir.

Daha Fazla Pratik

Troponin kompleksinin (T, I, C) alt birimlerinin klinik biyokimyadaki (özellikle miyokard enfarktüsü) önemini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 163Soru

Klinik muayenesinde gelişimsel gecikme, supravalvüler aort stenozu ve karakteristik 'elfin' yüz görünümü saptanan bir çocukta, elastin genini (ELN) de kapsayan 7. kromozomdaki (7q11.23) bir mikrodelesyon saptanmıştır. Bu bulgularla karakterize olan bağ dokusu hastalığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Williams sendromu

Cevap

Williams sendromu
Doğru cevap olan Williams sendromu, 7q11.23 bölgesindeki elastin (ELN) genini içeren mikrodelesyonlar sonucu ortaya çıkar. Hastalarda karakteristik yüz hatları (elfin yüz), zihinsel gerilik ve özellikle büyük damarlarda (başta supravalvüler aort stenozu olmak üzere) darlıklar görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Supravalvüler aort stenozu ve elfin yüz görünümü elastin eksikliği ile ilişkilidir.
Elastin, arter duvarlarının esnekliğini sağlayan temel proteindir.
2
Genetik veriyi değerlendir
7. kromozomdaki (7q11.23) elastin (ELN) geni delesyonu Williams sendromunu işaret eder.
Bu bölgedeki delesyonlar Williams sendromunun patognomonik genetik temelidir.

Anahtar Kavram

Williams sendromu, elastin geni (ELN) delesyonu sonucu gelişen multisistemik bir hastalıktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 164Soru

3 yaşında bir erkek çocuk; kaba yüz görünümü, büyüme geriliği, hepatosplenomegali ve eklem hareketlerinde kısıtlılık şikayetleri ile getirilmiştir. Yapılan oftalmolojik muayenede kornea bulanıklığı (corneal clouding) saptanmamıştır. Aile öyküsünde benzer klinik bulguların hastanın dayısında da olduğu ifade edildiğine göre, en olası tanı ve bu tabloda eksik olan enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hunter Sendromu - İduronat sülfataz

Cevap

Hunter Sendromu ve İduronat sülfataz enzim eksikliği
Verilen klinik vakada kornea bulanıklığının olmaması ve dayıdaki hastalık öyküsüyle işaret edilen X-bağımlı kalıtım, Hunter sendromu (MPS II) için tipiktir. Bu hastalıkta eksik olan enzim iduronat sülfatazdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kaba yüz görünümü ve hepatosplenomegali Mukopolisakkaridoz (MPS) grubunu düşündürür.
Glikozaminoglikanların lizozomal yıkım bozuklukları doku birikimine yol açar.
2
Ayırıcı tanı kriterlerini uygula (Kornea muayenesi)
Kornea bulanıklığının olmaması, tanıyı Hunter sendromuna yönlendirir.
MPS tipleri içinde kornea bulanıklığı görülmeyen temel tipler Hunter ve Sanfilippo'dur.
3
Kalıtım paternini değerlendir
Dayıda da benzer hastalık olması X-bağımlı çekinik kalıtımı (maternal geçiş) destekler.
Hunter sendromu (MPS II), mukopolisakkaridozlar arasında X'e bağlı kalıtılan tek tiptir.

Anahtar Kavram

Hunter sendromu (MPS II), X-bağımlı çekinik kalıtılması ve kornea bulanıklığı içermemesi ile Hurler sendromundan ayrılan, iduronat sülfataz eksikliği ile karakterize bir hastalıktır.
Soru 165Soru

Böbrek yetmezliği, sensorinöral işitme kaybı ve gözde lentikonus bulgularıyla karakterize olan Alport sendromunda; bazal membranların temel yapısal bileşeni olan ve fibril oluşturmak yerine ağ (networknetwork) benzeri bir yapı kuran hangi tip kollajenin sentezinde genetik bir kusur söz konusudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IV kollajen

Cevap

Alport sendromunda patolojiden sorumlu olan molekül, bazal membranlarda ağ yapısı oluşturan Tip IV kollajendir.
Alport sendromu, bazal membranların temel yapıtaşı olan Tip IV kollajenin sarmal yapısındaki genetik kusurlar nedeniyle gelişir. Tip IV kollajen, NN-terminal ve CC-terminal propeptidlerinin hücre dışında (ekstrasellüler) koparılmaması sayesinde birbirine tutunarak üç boyutlu bir ağ yapısı kurabilme özelliğine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hematüri/nefrit (böbrek), işitme kaybı (koklea) ve lentikonus (göz) bulguları bazal membran bütünlüğünün bozulduğunu gösterir.
Alport sendromu klasik triadıyla tanınır ve bazal membran kollajenini etkiler.
2
Bazal membranın temel kollajen tipini belirle
Bazal membranların (özellikle glomerül, koklea ve lens kapsülü) ana yapısal proteini Tip IV kollajendir.
Fibril oluşturan kollajenlerin aksine Tip IV kollajen ağ (networknetwork) yapısı kurar.
3
Kollajen tipi ile hastalığı eşleştir
Alport sendromu, Tip IV kollajenin α3\alpha3, α4\alpha4 veya α5\alpha5 zincirlerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu oluşur.
Mutasyonlar bazal membranın süzme işlevini ve mekanik direncini bozar.

Anahtar Kavram

Tip IV kollajen, bazal membranlarda ağ yapısı oluşturan ve propeptidleri (N- ve C- uçları) hücre dışında kesilmeyen özel bir kollajen tipidir.

Daha Fazla Pratik

Kollajen sentezinin hücre içi ve hücre dışı aşamalarını (hidroksilasyon, glikozilasyon, peptidaz aktivitesi ve çapraz bağ oluşumu) içeren bir tabloyu tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 166Soru

İskelet kasında çapraz köprü döngüsü (cross-bridge cycle) sırasında gerçekleşen moleküler olaylar, enerjetik değişimler ve düzenleyici proteinlerin (troponin-tropomiyozin kompleksi, titin, nebulin) fonksiyonları düşünüldüğünde, kasılma mekanizmasına dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç vurumu (power stroke), miyozin başından inorganik fosfatın (PiP_i) salınmasıyla tetiklenir ve bu basamak miyozinin aktine olan bağlanma afinitesini (ilgisini) zayıf etkileşimden kuvvetli etkileşime dönüştürür.

Cevap

Kasılma döngüsü sırasında güç vurumunun (power stroke) ana tetikleyicisi inorganik fosfatın (PiP_i) miyozin başından ayrılmasıdır ve bu olay bağlanma afinitesini artırır.
Çapraz köprü döngüsünde, miyozin-ADP-PiP_i kompleksi aktine bağlandığında gerçekleşen inorganik fosfat (PiP_i) salınımı, güç vurumunu tetikleyen en kritik olaydır. Bu ayrılma, miyozin başının konformasyonunu değiştirerek aktin filamanını kaydırır ve aynı zamanda miyozinin aktine olan bağlanma kuvvetini (afinite) artırır.

Adım Adım Çözüm

1
ATP'nin miyozin başına bağlanması ve hidrolizi
Miyozin başı aktinden ayrılır ve ATP hidrolizi (ADP+PiADP + P_i) ile yüksek enerjili 'hazır' (cocked) konuma gelir.
Çapraz köprü döngüsünün başlayabilmesi için miyozin başının enerjetik olarak yüklenmesi gerekir.
2
Aktine bağlanma ve PiP_i salınımı
Kalsiyum varlığında miyozin başı aktine zayıfça bağlanır; ardından inorganik fosfat (PiP_i) kompleksten ayrılır.
İnorganik fosfatın salınımı, miyozin başındaki yapısal değişikliği (güç vurumu) tetikleyen termodinamik olaydır.
3
Güç vurumu (Power Stroke)
Miyozin başı yaklaşık 45 derecelik bir açıyla bükülerek aktin filamanını sarkomerin merkezine (M-hattı) doğru çeker.
Kasal kasılmanın fiziksel temelini oluşturan basamaktır.
4
ADP salınımı ve yeni ATP bağlanması
ADP salınır, ardından yeni bir ATP molekülü bağlanarak miyozinin aktinden ayrılmasını sağlar (rigor durumunun çözülmesi).
Döngünün tamamlanması ve kasın tekrar gevşeyebilmesi veya yeni bir kasılma yapabilmesi için ATP bağlanması şarttır.

Anahtar Kavram

Kasılma döngüsünde güç vurumunun enerjetik tetikleyicisi ATP hidrolizi değil, hidroliz ürünlerinden inorganik fosfatın (PiP_i) salınmasıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 167Soru

Kollajen sentezi sürecinde prolin ve lizin amino asit kalıntılarının hidroksilasyonu, polipeptid zincirleri arasında hidrojen bağlarının kurulması ve üçlü sarmal yapının termal stabilitesi için kritik öneme sahiptir. Bu post-translasyonel modifikasyonda görev alan hidroksilaz enzimlerinin aktivitesi için indirgeyici ajan olarak gerekli olan askorbik asit (CC vitamini) eksikliğinde gelişen klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skorbüt

Cevap

Skorbüt
Kollajen sentezinde prolil ve lizil hidroksilaz enzimleri, prolin ve lizin amino asitlerine hidroksil grupları eklemek için CC vitaminine ihtiyaç duyar. CC vitamini (askorbat), reaksiyon sırasında oksitlenen demiri (Fe3+Fe^{3+}) tekrar aktif olan indirgenmiş forma (Fe2+Fe^{2+}) dönüştürür. Bu vitaminin eksikliğinde kollajen sarmalı kararsız kalır ve Skorbüt hastalığı gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Kollajen sentezindeki post-translasyonel modifikasyonların belirlenmesi
Prolin ve lizin kalıntılarının hidroksilasyonu, hücre içinde (ER) gerçekleşen ve üçlü sarmal stabilizasyonu için gereken bir basamaktır.
Hidroksilasyon işlemi, zincirler arası hidrojen bağlarının kurulmasını sağlar.
2
İlgili enzimin kofaktör gereksiniminin analizi
Prolil ve lizil hidroksilaz enzimleri; moleküler oksijen (O2O_2), α\alpha-ketoglutarat, demir (Fe2+Fe^{2+}) ve askorbik asit (CC vitamini) kullanır.
CC vitamini, enzimin aktif bölgesindeki demiri indirgenmiş formda tutmak için gereklidir.
3
Vitamin eksikliği ile klinik tablo eşleştirmesi
Askorbik asit eksikliği kollajen liflerinin kararlılığını bozar ve kanamalar, yara iyileşmesinde gecikme ile karakterize Skorbüt hastalığına neden olur.
Yetersiz hidroksilasyon sonucu kollajen lifleri normalden düşük sıcaklıklarda denatüre olur.

Anahtar Kavram

Kollajen sentezinde C vitaminine bağımlı hidroksilasyon basamağı ve skorbüt ilişkisi.

İpuçları

1
Kollajen sentezindeki bu basamak ER lümeninde gerçekleşen bir post-translasyonel modifikasyondur.
2
Bu basamakta görev alan enzimler kofaktör olarak demir ve indirgeyici bir vitamin kullanır.
3
Eksikliği diş eti kanamaları ve zayıf yara iyileşmesi ile bilinen denizci hastalığına yol açan vitamini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kollajen sentezinin hücre içi ve hücre dışı basamaklarını bir tablo halinde özetleyerek kofaktör gereksinimlerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 168Soru

Deri frajilitesi, eklem hipermobilitesi ve konjenital kalça çıkığı saptanan bir çocuk hastanın biyokimyasal analizlerinde; Tip I kollajen moleküllerinin amino-terminal (NN-terminal) uzantılarını hala taşıdığı ve bu propeptitlerin ekstrasellüler matriste uzaklaştırılamadığı saptanmıştır. Bu durum tropokollajen birimlerinin düzgün bir şekilde birleşmesini ve normal lif dizilimini engellemektedir. Buna göre, söz konusu klinik tabloya neden olan temel biyokimyasal defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prokollajen NN-peptidaz enzim aktivitesinin yetersizliği

Cevap

Prokollajen N-peptidaz enzim aktivitesinin yetersizliği
Kollajen biyosentezinde pro-alfa zincirleri birleşerek üçlü sarmal yapıyı (prokollajen) oluşturur ve hücre dışına salınır. Hücre dışı matriste prokollajen NN-peptidaz ve CC-peptidaz enzimleri, terminal propeptitleri keserek tropokollajeni oluşturur. Bu propeptitlerin ayrılamaması tropokollajenlerin fibril yapısı kurmasını engeller ve Ehlers-Danlos Sendromu Tip VII (Artrokalazi tipi) gibi ağır bağ dokusu bozukluklarına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Kollajen sentez basamaklarının yerini belirle
Propeptitlerin amino ve karboksil uçlarından kesilmesi hücre dışı (ekstrasellüler) bir aşamadır.
Hücre içinde sentezlenen prokollajen, ekzositozla dışarı atıldıktan sonra tropokollajene dönüşmek zorundadır.
2
Spesifik enzim eksikliğini analiz et
N-terminal uzantıların ayrılamaması, bu işten sorumlu olan prokollajen N-peptidaz enziminin çalışmadığını gösterir.
Bu durum tropokollajen birimlerinin yan yana dizilerek fibril oluşturma yeteneğini bozar.
3
Klinik tabloyu doğrula
Bu defekt Ehlers-Danlos Sendromu Tip VII (Artrokalazi veya Dermatosparaksis) olarak bilinir.
Bu tabloda deri frajilitesi ve eklem hipermobilitesi gibi bağ dokusu zayıflıkları karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Kollajen Sentezinde Ekstrasellüler Modifikasyonlar
Soru 169Soru

Glikozaminoglikanların (GAGGAG) büyük bir kısmı karakteristik olarak tekrarlayan disakkarit birimlerinde asidik bir şeker (glukuronik veya iduronik asit) ve bir amino şeker (NN-asetilglukozamin veya NN-asetilgalaktozamin) içerir. Ancak, bir GAGGAG türü bu yapısal genellemeye uymayarak üronik asit yerine galaktoz içerir ve proteindeki bağlanma şekliyle diğerlerinden ayrılır.

Korneada yerleşen, yapısında üronik asit bulunmayan ve çekirdek proteine bir asparajin kalıntısı üzerinden NN-glikozidik bağ ile bağlanan glikozaminoglikan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Keratan sülfat I

Cevap

Korneada bulunan ve asparajin kalıntısına N-glikozidik bağ ile bağlanan glikozaminoglikan Keratan sülfat I'dir.
Keratan sülfat, disakkarit birimlerinde üronik asit (glukuronik/iduronik asit) yerine galaktoz bulunduran tek glikozaminoglikandır. Keratan sülfat I alt tipi özellikle korneada yerleşir ve diğer GAGGAG'lardan farklı olarak çekirdek proteine bir asparajin (AsnAsn) yan zinciri üzerinden NN-glikozidik bağ ile kovalent olarak bağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Glikozaminoglikanların (GAGGAG) yapısal bileşenleri analiz edilir.
Çoğu GAGGAG üronik asit ve amino şeker içerirken, Keratan sülfatın üronik asit yerine galaktoz içerdiği saptanır.
Keratan sülfat, GAGGAG ailesi içinde üronik asit içermeyen tek üyedir.
2
Keratan sülfat alt tiplerinin (Tip I ve Tip II) doku dağılımı karşılaştırılır.
Tip I'in korneada, Tip II'nin ise kıkırdak gibi iskelet dokularında bulunduğu belirlenir.
Klinik ve biyokimyasal özellikler doku spesifiktir.
3
Proteine bağlanma bölgeleri ve bağ türleri incelenir.
Keratan sülfat I'in asparajine (NN-bağlı), Keratan sülfat II'nin ise serin/treonine (OO-bağlı) bağlandığı teyit edilir.
Bu ayrım, glikoproteinlerin sentez mekanizmalarıyla (N- vs O-glikozilasyon) paralellik gösterir.

Anahtar Kavram

Keratan sülfat, üronik asit içermeyen tek GAG'dır; Tip I formu korneada bulunur ve asparajine N-glikozidik bağla bağlanır.

İpuçları

1
Hangi GAGGAG türünün yapısında üronik asit yerine galaktoz bulunduğunu hatırlayın.
2
Keratan sülfatın iki tipi vardır; korneada bulunan tip ile kıkırdakta bulunan tipin proteine bağlanma şekilleri farklıdır.
3
Asparajine bağlanan (NN-bağlı) tip korneadadır, serine bağlanan (OO-bağlı) tip ise iskelet sistemindedir.

Daha Fazla Pratik

Keratan sülfat sülfasyonunun hangi şeker birimleri üzerinde gerçekleştiğini (C6 pozisyonu) ve bunun eksikliğinde görülen sendromları (örn. Maküler Korneal Distrofi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 170Soru

Yedi (77) yaşında bir erkek çocuk; yüksek dereceli miyopi, sensorinöral işitme kaybı ve eklem ağrıları şikayetleri ile polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde orta yüz hipoplazisi, düzleşmiş burun kökü ve damak yarığı operasyon skarı izlenen hastada, erken yaşta osteoartrit bulguları saptanmıştır. Bu hastada patolojinin aşağıdaki kollajen tiplerinden hangisinde olması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IITip \ II kollajen

Cevap

Tip IITip \ II kollajen
Doğru yanıt olan Tip IITip \ II kollajen, hyalin kıkırdak, intervertebral disklerin nükleus pulpozusu ve gözün vitreus mizahının temel yapısal proteinidir. Stickler sendromu (COL2A1COL2A1 gen mutasyonu), bu tip kollajenin bozukluğu sonucu gelişir ve soruda tanımlanan miyopi, retinal dekolman riski, sensorinöral işitme kaybı, damak yarığı ve erken osteoartrit bulguları ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Göz (miyopi), kulak (işitme kaybı) ve eklem (osteoartrit/hipermobilite) bulgularının tespiti.
Belirtilerin hangi dokuları etkilediğini anlamak için klinik özellikler gruplandırılmalıdır.
2
Kraniofasiyal anomalilerin analizi
Orta yüz hipoplazisi ve damak yarığı varlığı Stickler sendromuna işaret eder.
Bu spesifik morfolojik özellikler, bağ dokusu hastalıklarını birbirinden ayırt etmede kritiktir.
3
Moleküler eşleştirme
Vitreus ve hyalin kıkırdağın ortak bileşeni olan Tip IITip \ II kollajen (COL2A1COL2A1) defekti.
Semptomların anatomik dağılımı (göz ve kıkırdak), bu dokuların ana yapısal proteini ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Stickler sendromu ve Tip IITip \ II kollajen ilişkisi

İpuçları

1
Gözdeki vitreus mizahı ve hyalin kıkırdak aynı ana kollajen tipini paylaşır.
2
Bu sendrom, çocukluk çağındaki kalıtsal retinal dekolmanların en yaygın nedenidir.
3
Orta yüz hipoplazisi ve damak yarığı ile karakterize Pierre Robin sekansının eşlik edebildiği bağ dokusu hastalığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kollajen tiplerinin (I-IV) doku dağılımlarını ve tipik hastalık eşleşmelerini (OI, Alport, EDS, Stickler) bir tablo üzerinden tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 171Soru

Kemik dokusundaki osteositler tarafından sentezlenen FGF23FGF-23 (Fibroblast Growth Factor23Fibroblast\ Growth\ Factor-23), böbrek proksimal tübüllerinden fosfat geri emilimini inhibe eden ve 1αhidroksilaz1\alpha-hidroksilaz aktivitesini baskılayan önemli bir fosfatonindir. FGF23FGF-23 seviyelerinin ve aktivitesinin regülasyonunda çeşitli proteinler görev almaktadır.

Buna göre, kemik dokusunda eksprese edilen, mutasyonu sonucunda FGF23FGF-23 düzeylerinin kontrolsüz artışına bağlı gelişen "X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm" (XLHXLH) tablosundan sorumlu olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PHEXPHEX (Phosphateregulating endopeptidasePhosphate-regulating\ endopeptidase)

Cevap

X'e bağlı hipofosfatemik raşitizmden sorumlu olan ve FGF-23 regülasyonunda görev alan yapı PHEX'tir.
Doğru yanıt olan seçenek, osteositler tarafından sentezlenen ve fosfat dengesini düzenleyen FGF23FGF-23 proteininin inaktivasyonunda veya sentezinin baskılanmasında rol oynayan PHEXPHEX endopeptidazını belirtmektedir. PHEXPHEX geni mutasyonları, FGF23FGF-23 düzeylerinin patolojik olarak yükselmesine neden olur. Bu durum böbreklerden aşırı fosfat kaybına, hipofosfatemiye ve sonuç olarak X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm (XLHXLH) tablosuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
FGF-23'ün fizyolojik etkisini hatırla.
FGF-23, böbreklerden fosfat atılımını (fosfatüri) artıran bir hormondur.
Hastalık tablosundaki hipofosfateminin nedenini anlamak için.
2
Hipofosfatemik raşitizm tiplerini ve genetik geçişlerini karşılaştır.
En sık görülen form X'e bağlı olandır (XLH).
Soruda sorulan spesifik klinik tabloyu tanımlamak için.
3
FGF-23'ü regüle eden kemik dokusu proteinlerini analiz et.
PHEX geni mutasyonları XLH'ye, DMP1 mutasyonları ARHR'ye neden olur.
X'e bağlı geçiş gösteren spesifik genetik defekti belirlemek için.

Anahtar Kavram

FGF-23 Regülasyonu ve PHEX Endopeptidazı

İpuçları

1
Bu hastalık tablosu, böbreklerden fosfat geri emilimini sağlayan sodyum-fosfat kotransportörlerinin (NaPi2aNaPi-2a ve 2c2c) FGF23FGF-23 etkisiyle azalmasından kaynaklanır.
2
Söz konusu protein bir endopeptidazdır ve geninin adı, fosfat regülasyonu ve X kromozomu ile ilişkisini vurgular.
3
Hastalığın adı olan 'XLH' baş harflerinden 'X-Linked Hypophosphatemia'yı temsil eder ve bu tabloya en sık neden olan gen PHEXPHEX genidir.

Daha Fazla Pratik

FGF-23'ün vitamin D metabolizması üzerindeki baskılayıcı etkisini ve bunun serum kalsiyum/fosfat dengesine yansımasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 172Soru

Bazal membranın (lamina bazalis) moleküler organizasyonu ve bu yapıda görev alan bileşenlerin biyokimyasal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laminin, hücre yüzeyindeki integrin reseptörlerine bağlanarak bazal membranın organizasyonunu ve bileşenlerin bir araya gelmesini başlatan temel glikoproteindir.

Cevap

Laminin, hücre yüzeyindeki integrin reseptörlerine bağlanarak bazal membranın organizasyonunu ve bileşenlerin bir araya gelmesini başlatan temel glikoproteindir.
Laminin, bazal membranın biyogenezinde kilit rol oynar. α\alpha, β\beta ve γ\gamma zincirlerinden oluşan bu heterotrimerik protein, hücre yüzeyindeki integrinler ve distroglijanlar gibi reseptörlere bağlanarak bir polimer ağı oluşturur. Bu ağ, daha sonra tip IVIV kollajen, nidogen ve perlekan gibi diğer bileşenlerin tutunması için temel iskelet görevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal membranın temel bileşenlerinin (Laminin, Tip IVIV Kollajen, Nidogen, Perlekan) yapısal sınıflarını analiz et.
Laminin, nidogen ve fibronektin glikoprotein; tip IVIV kollajen ağsı kollajen; perlekan ise proteoglikandır.
Bileşenlerin fonksiyonlarını anlamak için önce kimyasal yapılarını (protein/karbonhidrat içeriği) doğru tanımlamak gerekir.
2
Bileşenlerin bazal membran montajındaki (assembly) hiyerarşisini değerlendir.
Laminin, integrinler aracılığıyla hücre yüzeyine tutunarak organizasyonu başlatan ilk moleküldür.
Bazal membranın oluşumu rastgele değil, laminin iskeleti üzerine diğer proteinlerin eklenmesiyle gerçekleşen organize bir süreçtir.
3
Tip IVIV kollajenin spesifik organizasyon mekanizmalarını (NC1 ve 7S domenleri) incele.
CC-terminal (NC1) dimerleşmeyi, NN-terminal (7S) tetramerleşmeyi sağlar.
Kollajen ağının nasıl örüldüğünü anlamak için bu spesifik domenlerin fonksiyonel farkını bilmek kritiktir.

Anahtar Kavram

Laminin, bazal membranın (lamina bazalis) moleküler organizasyonunu başlatan ve hücre yüzeyi ile matriks arasındaki bağlantıyı kuran ana heterotrimerik glikoproteindir.

Daha Fazla Pratik

Tip IVIV kollajenin NC1 domenine karşı oluşan antikorların yol açtığı Goodpasture sendromu ve tip IVIV kollajen zincir mutasyonları ile seyreden Alport sendromu arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 173Soru

Bir hastada kollajen polipeptid zincirindeki (α\alpha-zinciri) her üç amino asitte bir tekrarlayan glisin kalıntılarından birinin, daha geniş yan zincire sahip olan bir amino asit ile yer değiştirdiği belirlenmiştir. Bu durumun pro-kollajen moleküllerinin sarmal yapısını bozarak hücre içinde yıkılmalarına (pro-kollajen intiharı) yol açtığı gözlenmiştir. Bu moleküler mekanizmaya sahip olan hastalık ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteogenesis Imperfecta Tip II olarak adlandırılan bu tablo, mutasyonun baskın negatif (dominant negative) etkisi nedeniyle en ağır (perinatal letal) formdur.

Cevap

Osteogenesis Imperfecta Tip II olarak adlandırılan bu tablo, mutasyonun baskın negatif etkisi nedeniyle en ağır (perinatal letal) formdur.
Kollajen α\alpha-zincirlerindeki glisin kalıntılarının yerine başka bir amino asidin girmesi, üçlü sarmal yapısını bozar. Bu durum 'pro-kollajen intiharı' (procollagen suicide) olarak bilinir. Mutant zincirlerin sağlam zincirlerle birleşerek tüm molekülü işlevsiz kılmasına 'baskın negatif etki' denir. Bu mekanizma Osteogenesis Imperfecta Tip II'nin temelidir ve perinatal dönemde ölüme yol açan en ağır formdur.

Adım Adım Çözüm

1
Glisin amino asidinin kollajen yapısındaki rolünü analiz etme
Glisin, en küçük yan zincire sahip amino asit olduğu için kollajen üçlü sarmalının (triple helix) merkezinde yer alarak zincirlerin sıkıca paketlenmesini sağlar (GlyXYGly-X-Y dizisi).
Kollajen sarmalının stabilitesi için her üç pozisyonda bir glisin bulunması zorunludur.
2
Mutasyonun moleküler sonucunu değerlendirme
Glisin yerine başka bir amino asit gelmesi (örn. sistein), sarmal yapıyı bozar. Bu durum, hatalı zincirin dahil olduğu tüm pro-kollajen moleküllerinin hücre içinde degrade edilmesine (pro-kollajen intiharı) yol açar.
Hatalı proteinler kalite kontrol mekanizmalarıyla endoplazmik retikulumda yıkılır.
3
Hastalık ve klinik şiddet eşleştirmesi yapma
Yapısal mutasyonlar (Tip II, III, IV), miktar azlığına yol açan 'null' mutasyonlardan (Tip I) çok daha ağırdır. Tip II, bu mekanizmayla oluşan en şiddetli, perinatal letal formdur.
Baskın negatif etki (dominant negative effect), mutant proteinin sağlam proteinlerin de işlevini bozması nedeniyle daha ağır seyredilir.

Anahtar Kavram

Pro-kollajen İntiharı (Procollagen Suicide) ve Osteogenesis Imperfecta Moleküler Patolojisi
Soru 174Soru

Deri ve mukoza yüzeylerinde mekanik travmalara yanıt olarak bül oluşumu, milia gelişimi ve skar dokusu ile karakterize olan distrofik epidermolizis bülloza (DEB) patogenezinde; dermo-epidermal bileşkedeki "çapa" (anchoring) fibrillerin temel bileşeni olan kollajen tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip VII kollajen

Cevap

Distrofik epidermolizis bülloza patogenezinde etkilenen ve çapa fibrillerini oluşturan protein Tip VII kollajendir.
Doğru yanıt olan seçenek, Tip VII kollajenin bazal membranı (lamina densa) alttaki papiller dermise bağlayan 'çapa' (anchoring) fibrillerinin temel bileşeni olduğunu belirtmektedir. Distrofik epidermolizis bülloza (DEB) hastalığında, COL7A1 genindeki mutasyonlar nedeniyle bu fibriller ya hiç oluşmaz ya da işlevsizdir, bu da cildin en küçük travmalarda bile dermis seviyesinden ayrılmasına ve skar (nedbe) dokusuyla iyileşen büllere yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın klinik ve histopatolojik tanımını analiz et.
Belirtilen bül oluşumu ve skar gelişimi, dermo-epidermal bileşkedeki bir ayrışmaya işaret eder.
Skar oluşumu (distrofik tip), ayrışmanın bazal membranın altında, dermis seviyesinde olduğunu gösterir.
2
Dermo-epidermal bileşkedeki yapısal proteinleri hatırla.
Bazal membranı dermise bağlayan özel yapılara "çapa (anchoring) fibrilleri" denir.
Bu fibrillerin genetik eksikliği veya mutasyonu, dermis ile epidermis arasındaki bağın kopmasına neden olur.
3
Çapa fibrillerinin biyokimyasal içeriğini belirle.
Bu fibriller temel olarak Tip VII kollajenden oluşur.
Tip VII kollajen, her iki ucuyla dermisteki Tip I kollajen fibrillerine ve üstte lamina densaya tutunarak mekanik stabilite sağlar.

Anahtar Kavram

Tip VII kollajen, dermo-epidermal bileşkede çapa (anchoring) fibrillerini oluşturarak cildin bütünlüğünü sağlar; eksikliği distrofik epidermolizis büllozaya yol açar.

İpuçları

1
Bu hastalıkta ayrışma bazal membranın hemen altında, dermis seviyesinde gerçekleşir.
2
Sorulan kollajen tipi, dermo-epidermal bileşkede 'sabitleyici' bir kanca gibi görev yapar.
3
Ciltteki anchoring (çapa) fibrillerinin ana proteini olan ve mutasyonunda distrofik büller görülen kollajeni düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kollajen tiplerinin ağ yapısı (Tip IV), fibril yapısı (Tip I, II, III) ve bağlantı yapısı (Tip VII) olarak sınıflandırılmasını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:50s
Soru 175Soru

Glikozaminoglikanlar (GAGGAG), tekrarlayan disakkarit birimlerinden oluşan ve taşıdıkları sülfat ile karboksil grupları sayesinde yüksek negatif yüke sahip olan moleküllerdir. Bu gruptaki üyelerden hangisi, sülfasyon derecesinin en yüksek olması nedeniyle vücuttaki en yüksek negatif yük yoğunluğuna sahip biyolojik molekül olarak bilinir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heparin

Cevap

Vücuttaki en yüksek negatif yük yoğunluğuna sahip glikozaminoglikan heparindir.
Doğru seçenek olan molekül (Heparin), disakkarit birimi başına düşen çok sayıda sülfat grubu sayesinde bilinen en yüksek negatif yük yoğunluğuna sahip biyolojik bileşiktir. Bu özelliği onun mast hücrelerinde histamin ile kompleks yapmasını ve antikoagülan etkisini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Glikozaminoglikanların (GAGGAG) negatif yük kaynaklarını belirle.
Negatif yükler temel olarak üronik asitlerdeki karboksil (COO-COO^-) ve amino şekerlerdeki sülfat (SO42-SO_4^{2-}) gruplarından gelir.
Yük yoğunluğunu belirleyen temel faktör sülfasyon derecesidir.
2
GAG üyelerinin sülfasyon derecelerini karşılaştır.
Hiyalüronik asit sülfat içermez. Kondroitin ve dermatan sülfatlar orta derecede sülfatlıdır. Heparin ise disakkarit başına 3-4 sülfat grubu içerebilir.
Sülfasyon miktarı arttıkça molekülün negatif yük yoğunluğu artar.
3
En yüksek yük yoğunluğuna sahip molekülü seç.
En yüksek sülfat içeriği nedeniyle heparin vücuttaki en negatif yüklü biyolojik moleküldür.
Fizyolojik pH'da bu gruplar tamamen iyonize haldedir.

Anahtar Kavram

Heparin, biyolojik sistemlerdeki en yüksek negatif yük yoğunluğuna sahip moleküldür.

Daha Fazla Pratik

Diğer GAG'lardan farklı olarak hiyalüronik asidin neden sülfat içermediğini ve neden bir çekirdek proteine bağlanmadığını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 176Soru

Kemik rezorpsiyonu sırasında osteoklastların kemik yüzeyine tutunarak oluşturduğu asidik mikroçevrede (HowshipHowship lakünası) aktif olan, Tip ITip\ I kollajen liflerini hem telopeptid hem de helikal bölgelerinden parçalayarak organik matrisin yıkımını sağlayan temel sistein proteaz aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katepsin K

Cevap

Katepsin K, kemik rezorpsiyonu sırasında asidik ortamda çalışan ve organik matrisin ana bileşeni olan kollajeni parçalayan temel enzimdir.
Katepsin K, osteoklastların fırçamsı kenarlarından salgılanan bir sistein proteazdır. Kemik rezorpsiyon lakünasındaki asidik ortamda stabil kalabilen ve Tip ITip\ I kollajeni helikal yapısından parçalayabilen en güçlü enzim olduğu için doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Kemik yıkım bölgesindeki hücresel koşulların belirlenmesi.
Osteoklastlar kemik yüzeyinde asidik (pH4.5pH \approx 4.5) bir mikroçevre (HowshipHowship lakünası) oluşturur.
Kemik yıkımı için önce mineral fazın (hidroksiapatit) asit ile çözülmesi, ardından organik fazın (kollajen) enzimlerle yıkılması gerekir.
2
Asidik ortamda çalışan proteolitik enzim sınıfının tanımlanması.
Sistein proteaz ailesinden olan Katepsin K'nın bu düşük pH değerinde en yüksek aktiviteyi gösterdiği saptanır.
Çoğu metalloproteinaz nötral pH'da aktifken, Katepsin K asidik ortamda kollajenin hem telopeptid hem de dirençli helikal bölgelerini parçalayabilen yegane enzimdir.
3
Belirteçler ile fonksiyonel enzimlerin ayırt edilmesi.
Doğru yanıtın Katepsin K olduğu onaylanır.
Tartrata dirençli asit fosfataz (TRAP5bTRAP-5b) yıkım sürecinin bir göstergesi (marker) olmasına rağmen, kollajeni sindiren primer makas Katepsin K'dır.

Anahtar Kavram

Kemik rezorpsiyonunda organik matris yıkımından sorumlu temel enzim Katepsin K'dır.

Alternatif Yöntem

Kemik belirteçlerini 'Yapım' (ALP, Osteokalsin, P1NP) ve 'Yıkım' (CTX, NTX, TRAP, Katepsin K) olarak gruplandırmak sorunun çözümünü kolaylaştırır. Kollajen parçalanma ürünleri olan CTX ve NTX'in oluşumu doğrudan Katepsin K aktivitesine bağlıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 177Soru

Dört yaşında bir erkek çocuk; büyüme geriliği, belirgin dolgun dudaklar, basık burun kökü ("elfin" yüz görünümü) ve zihinsel gelişim basamaklarında gerilik şikayetleri ile getiriliyor. Yapılan fizik muayene ve ekokardiyografide supravalvüler aort darlığı saptanıyor. Bu hastada klinik tablodan sorumlu olan temel proteinin biyokimyasal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dört lizin kalıntısının kovalent etkileşimiyle oluşan desmosin çapraz bağlarını içerir.

Cevap

Elastin proteini, dört lizin kalıntısının birleşmesiyle oluşan desmosin ve izodesmosin adı verilen özgün çapraz bağları içerir.
Williams sendromunda (elfin yüz, supravalvüler aort darlığı) patolojiden sorumlu olan protein elastindir. Elastin liflerinin en belirgin biyokimyasal özelliği, lizil oksidaz enzimi (bakır bağımlı) tarafından üç lizin kalıntısının deamine edilerek aldehitlere (alizin) dönüştürülmesi ve bunların bir dördüncü lizin ile birleşerek desmosin çapraz bağlarını oluşturmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Elfin yüz görünümü ve supravalvüler aort darlığı, Williams sendromuna (7q11.23 delesyonu) işaret eder.
Williams sendromu, elastin (ELN) genini de içeren bir mikrodelesyon hastalığıdır.
2
Etkilenen proteinin belirlenmesi
Williams sendromunda temel defekt elastin proteininin eksikliği veya yetersizliğidir.
Vasküler ve bağ dokusu semptomları elastin kaybından kaynaklanır.
3
Biyokimyasal özelliklerin karşılaştırılması
Elastin; kollajenden farklı olarak hidroksilizin içermez, glikozillenmez ve desmosin bağları kullanır.
Elastin lifleri, kauçuk benzeri esneklik özelliklerini bu özgün çapraz bağlara ve amorf yapısına borçludur.

Anahtar Kavram

Elastin ile kollajen arasındaki yapısal farklar ve Williams sendromu ilişkisi.
Soru 178Soru

Mukopolisakkaridozlar (MPS), glikozaminoglikanların yıkımında görev alan lizozomal enzimlerin eksikliği sonucu gelişen depo hastalıklarıdır. Bu gruptaki hastalıkların (MPS I, III, IV, VI, VII) neredeyse tamamı otozomal resesif kalıtım gösterirken, bir tip istisnai olarak XX'e bağlı resesif kalıtılmaktadır. **Aşağıdakilerden hangisi XX'e bağlı resesif kalıtılan mukopolisakkaridoz tipidir?**

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hunter sendromu

Cevap

Mukopolisakkaridozlar arasında XX'e bağlı resesif kalıtılan tek tip Hunter sendromudur (MPS II).
Hunter sendromu (MPS II), iduronat sülfataz enzim eksikliğine bağlı olarak dermatan sülfat ve heparan sülfat birikimi ile seyreder. Diğer mukopolisakkaridoz tiplerinden en önemli farkı, XX'e bağlı resesif kalıtılması ve klinik olarak kornea bulanıklığı (corneal clouding) görülmemesidir. Bu nedenle hastalık genellikle sadece erkek çocuklarda ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Mukopolisakkaridozların genel kalıtım paternlerini gözden geçiriniz.
MPS grubundaki hastalıkların (Hurler, Sanfilippo, Morquio vb.) büyük çoğunluğunun otozomal resesif olduğu belirlendi.
Bu enzim eksikliklerine yol açan genler genellikle somatik kromozomlar üzerindedir.
2
Grup içindeki istisnai kalıtım gösteren hastalığı ayırt ediniz.
Hunter sendromunun (MPS II) iduronat sülfataz eksikliği ile seyrettiği ve XX kromozomu üzerinden kalıtıldığı saptandı.
Iduronat sülfataz enzimini kodlayan gen XX kromozomu üzerinde lokalizedir.

Anahtar Kavram

Mukopolisakkaridozların kalıtım özellikleri ve Hunter sendromunun genetik farkı.
Soru 179Soru

Kemik dokusu döngüsünün biyokimyasal değerlendirmesinde kullanılan belirteçler; osteoblastik aktiviteyi (yapım) ve osteoklastik aktiviteyi (yıkım) yansıtmak üzere sınıflandırılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan osteoblastlar tarafından sentezlenen, kemik matriksinin en bol bulunan non-kollajen proteini olan ve kemik yapım hızı hakkında bilgi veren bir belirteçtir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteokalsin

Cevap

Kemik matriksinde kollajenden sonra en bol bulunan non-kollajen protein olan ve osteoblastlarca sentezlenen yapım belirteci Osteokalsin'dir.
Doğru seçenek olan belirteç, osteoblastlar tarafından K vitaminine bağımlı olarak sentezlenen ve kemik matriksinde kollajenden sonra en bol bulunan proteindir. Kemik mineralizasyonunu ve osteoblastik aktiviteyi (yapım) doğrudan yansıtan non-kollajen bir belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Belirtecin kaynağını ve sürecini belirle.
Soruda osteoblastlar tarafından sentezlenen (yapım belirteci) bir protein istenmektedir.
Kemik döngüsünde yapım ve yıkım süreçleri farklı hücreler ve moleküllerle takip edilir.
2
Kollajen türevli olup olmadığını kontrol et.
Osteokalsin non-kollajen bir proteinken; PINP, CTx ve DPD kollajen yapısıyla ilişkilidir.
Belirteçlerin biyokimyasal kökeni (matriks proteini, enzim veya yıkım ürünü) ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Doğru belirteci seç.
Osteokalsin hem osteoblastik kökenli hem de non-kollajen yapıda bir yapım belirtecidir.
Osteokalsin kemik mineralizasyonunda rol oynayan ve K vitaminine bağımlı olarak sentezlenen spesifik bir belirteçtir.

Anahtar Kavram

Kemik yapım belirteçleri arasında kollajen türevli olanlar (PINP, PICP) ile non-kollajen olanlar (Osteokalsin, bALP) arasındaki farkın bilinmesi.
ÖncekiSayfa 9 / 9
Doku Biyokimyası — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin