Temel Cerrahi Prensipler

398 soru

Soru 221Soru

5858 yaşında kadın hasta, ani başlayan şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg, nabız 118/dk118/dk, solunum sayısı 26/dk26/dk ve akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın ralleri saptanıyor. Hastanın ekstremiteleri soğuk ve soluktur. Yapılan hemodinamik monitörizasyonda aşağıdaki değerler elde ediliyor:

ParametreÖlçülen Değer
Santral Venöz Basınç (CVPCVP)1616 mmHgmmHg
Pulmoner Kapiller Uç Basıncı (PCWPPCWP)2424 mmHgmmHg
Kardiyak İndeks (CICI)1.71.7 L/dk/m2L/dk/m^2
Sistemik Vasküler Direnç (SVRSVR)21502150 dynes.sn/cm5dynes.sn/cm^5

Bu klinik tablo ve hemodinamik veriler ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyojenik şok

Cevap

Hastanın klinik ve hemodinamik tablosu kardiyojenik şok ile tam uyumludur.
Kardiyojenik şok, primer olarak kalp debisinin azalmasıyla (CI<2.2CI < 2.2 L/dk/m2L/dk/m^2) ve buna bağlı olarak sol ventrikül dolum basınçlarının artmasıyla (PCWP>18PCWP > 18 mmHgmmHg) karakterizedir. Vücut, ortalama arter basıncını korumak için periferik direnci (SVRSVR) artırarak yanıt verir. Hastadaki bilateral ralleri ve yüksek PCWPPCWP değeri, pulmoner konjesyonu yani sol kalp yetmezliğini kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Kardiyak İndeks (CICI) değerlendirmesi yapılır.
CI=1.7CI = 1.7 L/dk/m2L/dk/m^2 (<2.2< 2.2 L/dk/m2L/dk/m^2)
Düşük kardiyak debi, doku perfüzyonunun yetersiz olduğunu ve şok tablosunun varlığını gösterir.
2
Dolum basınçları (PCWPPCWP) ve akciğer bulguları analiz edilir.
PCWP=24PCWP = 24 mmHgmmHg (>18> 18 mmHgmmHg) ve bilateral ralleri mevcut.
Yüksek PCWPPCWP ve akciğer ödemi bulguları, şokun kaynağının sol ventrikül yetmezliği (pompa kusuru) olduğunu gösterir.
3
Sistemik Vasküler Direnç (SVRSVR) incelenir.
SVR=2150SVR = 2150 dynes.sn/cm5dynes.sn/cm^5 (>1200> 1200 dynes.sn/cm5dynes.sn/cm^5)
Vücudun düşük debiye yanıt olarak periferik vazokonstrüksiyon geliştirdiğini ve distribütif bir süreç olmadığını doğrular.

Anahtar Kavram

Kardiyojenik şokun temel hemodinamik profili: Düşük CO/CI + Yüksek PCWP/CVP + Yüksek SVR.
Soru 222Soru

Acil servise abdominal ağrı, ateş ve dirençli kusma tablosuyla getirilen 6868 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde yaygın rebound ve defans saptanıyor. Hastanın yapılan tetkiklerinde sodyum (Na+Na^+) 140140 mEq/L, klor (ClCl^-) 9898 mEq/L ve potasyum (K+K^+) 3.53.5 mEq/L olarak ölçülüyor.

Alınan arteryel kan gazı değerleri şu şekildedir:

ParametreDeğer
pHpH7.407.40
pCO2pCO_23030 mmHg
HCO3HCO_31818 mEq/L

Bu hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artmış anyon açıklı metabolik asidoz + Metabolik alkaloz + Respiratuvar alkaloz

Cevap

Hastadaki asit-baz durumu; artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve respiratuvar alkalozun bir arada bulunduğu üçlü (triple) bozukluktur.
Doğru tanı 'Artmış anyon açıklı metabolik asidoz + Metabolik alkaloz + Respiratuvar alkaloz' şeklindedir. Analizde ilk olarak anyon açığının 2424 mEq/L olduğu saptanır (140116140-116), bu da yüksek anyon açıklı bir asidozu gösterir. Ardından 'Delta-Delta' kuralı uygulandığında, anyon açığındaki artış (1212 birim) bikarbonata eklendiğinde (18+12=3018+12=30) sonucun normal üst sınır olan 2626'nın üzerinde olduğu görülür; bu metabolik alkalozu kanıtlar. Son olarak Winters formülüne göre beklenen pCO2pCO_2 değerinin (333733-37) ölçülenden (3030) yüksek olması, ek bir respiratuvar alkalozun varlığını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığı (AGAG) hesaplanır.
AG=Na+(Cl+HCO3)=140(98+18)=24AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3) = 140 - (98 + 18) = 24 mEq/L.
Artmış anyon açığı (>12> 12), yüksek anyon açıklı metabolik asidozun (HAGMA) varlığını kanıtlar.
2
Delta-Delta (Δ/Δ\Delta/\Delta) analizi yapılarak ek metabolik bozukluk aranır.
ΔAG=2412=12\Delta AG = 24 - 12 = 12. Düzeltilmiş HCO3=18+12=30HCO_3 = 18 + 12 = 30 mEq/L.
Düzeltilmiş bikarbonatın 2626 mEq/L'den büyük olması, HAGMA'ya eşlik eden gizli bir metabolik alkalozun varlığını gösterir.
3
Winters formülü ile respiratuvar kompansasyon değerlendirilir.
Beklenen pCO2=(1.5×18)+8±2=35±2pCO_2 = (1.5 \times 18) + 8 \pm 2 = 35 \pm 2 (333733-37 mmHg). Ölçülen pCO2=30pCO_2 = 30 mmHg.
Ölçülen pCO2pCO_2 değerinin beklenen değerden düşük olması, eşlik eden primer bir respiratuvar alkalozun varlığını gösterir.

Anahtar Kavram

Normal pH değerine sahip hastalarda, anyon açığı ve kompansasyon formülleri kullanılmadan mikst ve üçlü asit-baz bozuklukları tanınamaz.

Daha Fazla Pratik

Karışık asit-baz bozukluklarında delta-delta oranının (ΔAG/ΔHCO3 ΔAG / ΔHCO_3 ) yorumlanması üzerine pratik yapılması önerilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 223Soru

5555 yaşında erkek hastaya, acil cerrahi girişim sonrası derin anemisi nedeniyle eritrosit süspansiyonu transfüzyonu başlanmıştır. Transfüzyonun 1515. dakikasında hastada şiddetli bel ağrısı, göğüs sıkışması, titreme ve hipotansiyon gelişmesi üzerine transfüzyon derhal durdurulmuştur. Hastanın idrar sondasından koyu çay renginde idrar (hemoglobinüri) geldiği ve alınan kan örneğinde plazmanın pembe-kırmızı renkte olduğu gözlenmiştir.

Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu tanısı konulan bu hastada, akut böbrek hasarını önlemek ve renal perfüzyonu korumak amacıyla yapılması gereken en uygun ilk tedavi adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Agresif intravenöz kristaloid resüsitasyonu ile idrar çıkışının 100 ml/saat100 \text{ ml/saat} üzerine çıkarılması

Cevap

Agresif intravenöz kristaloid resüsitasyonu ile idrar çıkışının sağlanması
Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonlarında (AHTR) en korkulan komplikasyonlardan biri serbest hemoglobinin böbrek tübüllerinde çökmesine bağlı gelişen akut tübüler nekrozdur. Tedavide temel amaç, agresif kristaloid resüsitasyonu ile renal kan akımını korumak ve idrar miktarını artırarak hemoglobinin tübüllerden temizlenmesini sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Transfüzyonun durdurulması ve damar yolunun açık tutulması
Antijen-antikor reaksiyonunun devam etmesi engellenir.
Daha fazla uyumsuz eritrositin dolaşıma girmesi önlenmelidir.
2
Agresif sıvı resüsitasyonu
İdrar çıkışının 100 ml/saat100 \text{ ml/saat} üzerine çıkması hedeflenir.
Serbest hemoglobinin tübüllerde çökmesini (silindir oluşumunu) önlemek ve renal perfüzyonu sürdürmek temel amaçtır.
3
İdrarın alkalinizasyonu
İdrar pH değerinin artırılması.
Hemoglobin alkalen idrarda daha çözünür durumdadır ve çökme riski azalır.

Anahtar Kavram

Akut Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonu (AHTR) Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 224Soru

Alt gastrointestinal sistem cerrahisi planlanan bir hastada uygulanacak olan perioperatif antimikrobiyal profilaksi ilkeleri ve olası enfeksiyon etkenleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt gastrointestinal sistem girişimleri sonrası gelişen cerrahi alan enfeksiyonlarında saptanan en sık anaerobik mikroorganizma *Clostridium difficile*'dir.

Cevap

Alt gastrointestinal sistem cerrahisi sonrası gelişen cerrahi alan enfeksiyonlarında en sık saptanan anaerobik mikroorganizma Bacteroides fragilis'tir; Clostridium difficile değildir.
Doğru ifade, alt gastrointestinal sistem cerrahisi sonrası gelişen cerrahi alan enfeksiyonlarında en sık izole edilen anaerobik mikroorganizmanın *Bacteroides fragilis* olmasıdır. *Clostridium difficile*, kolon cerrahisi sonrası görülebilen psödomembranöz enterokolit tablosundan sorumludur ve bir cerrahi alan enfeksiyonu (yara veya organ/boşluk) etkeni olarak kabul edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Profilaksi zamanlamasını değerlendir
6060 dakikalık süre doğrudur
İnsizyon anında doku düzeyinin en yüksek olması hedeflenir.
2
Tekrar dozu (redosing) kriterlerini kontrol et
Yarı ömrün iki katı kuralı doğrudur
Uzatılmış operasyonlarda antibiyotik eliminasyonu nedeniyle koruyucu düzey altına düşülmemelidir.
3
Alt GİS mikrobiyolojik florasını analiz et
En sık anaerob patojen Bacteroides fragilis'tir
Clostridium difficile cerrahi alan enfeksiyonu etkeni değil, antibiyotiğe bağlı kolonik komplikasyon etkenidir.
4
Obezite ve doz ilişkisini kontrol et
Doz artırımı önerisi doğrudur
Farmakokinetik değişiklikler nedeniyle standart dozlar obezlerde yetersiz kalabilir.

Anahtar Kavram

Cerrahi Profilaksi ve Mikrobiyolojik Hedefler

Daha Fazla Pratik

Cerrahi alan sınıflandırmasına (temiz, temiz-kontamine, vb.) göre hangi vakalarda anaerobik spektrum eklenmesi gerektiğini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 225Soru

2525 yaşında erkek hasta, motosiklet kazası sonrası çoklu travma nedeniyle acil servise getiriliyor. Hastanın ilk 66 saatlik resüsitasyonunda toplam 88 litre %0,9\%0,9 NaClNaCl (izotonik salin) solüsyonu veriliyor. Hastanın alınan arter kan gazı ve elektrolit değerleri aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
pH7,287,28
pCO2pCO_23232 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-1515 mEq/LmEq/L
Na+Na^+144144 mEq/LmEq/L
ClCl^-119119 mEq/LmEq/L

Bu tabloyu en iyi açıklayan asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz

Cevap

Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz
Kan gazı analizinde düşük pH (7,287,28) asidemiye, düşük HCO3HCO_3^- (1515 mEq/LmEq/L) ise metabolik asidoza işaret eder. Anyon açığı (144(119+15)=10144 - (119 + 15) = 10 mEq/LmEq/L) normal aralıkta (8128-12 mEq/LmEq/L) hesaplanmıştır. Hastaya verilen yüksek miktardaki izotonik salin (%0,9\%0,9 NaClNaCl) yükü, klor miktarını artırarak bikarbonat kaybı olmaksızın hiperkloremik normal anyon açıklı metabolik asidoza neden olmuştur. Winters formülü ile hesaplanan beklenen pCO2pCO_2 değeri (30,5±230,5 \pm 2), ölçülen değerle (3232 mmHgmmHg) uyumludur; bu da ek bir solunumsal bozukluk olmadığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerini analiz et
pH 7,287,28 (<7,35< 7,35)
Hastada asidemi (asidoz) tablosu olduğunu belirlemek için.
2
HCO3HCO_3^- ve pCO2pCO_2 değerlerini karşılaştır
Düşük HCO3HCO_3^- (1515 mEq/LmEq/L) ve düşük pCO2pCO_2 (3232 mmHgmmHg)
Primer bozukluğun metabolik asidoz olduğunu (düşük bikarbonat asidozu açıklar) teyit etmek için.
3
Anyon açığını (AG) hesapla
AG=144(119+15)=10AG = 144 - (119 + 15) = 10 mEq/LmEq/L
Asidozun tipini (artmış veya normal anyon açığı) belirlemek için. Normal aralık 8128-12 mEq/LmEq/L kabul edilir.
4
Kompansasyonu kontrol et (Winters Formülü)
Beklenen pCO2=(1,5×15)+8±2=30,5±2pCO_2 = (1,5 \times 15) + 8 \pm 2 = 30,5 \pm 2 (28,532,528,5-32,5 mmHgmmHg)
Eşlik eden bir solunumsal bozukluk olup olmadığını anlamak için. Ölçülen 3232 mmHgmmHg bu aralıktadır, kompansasyon tamdır.

Anahtar Kavram

İzotonik salin (%0,9\%0,9 NaClNaCl) resüsitasyonu sonrası gelişen hiperkloremi, anyon açığını değiştirmeden bikarbonatın göreceli düşüşüne ve normal anyon açıklı metabolik asidoza yol açar.

Alternatif Yöntem

Anyon açığı yerine 'Strong Ion Difference' (SID) yaklaşımı kullanılsa da TUS sınav pratiğinde asit-baz bozuklukları klasik Henderson-Hasselbalch ve anyon açığı üzerinden değerlendirilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 226Soru

7272 yaşında erkek hastaya rektum kanseri nedeniyle elektif şartlarda Aşağı Anterior Rezeksiyon (LAR) operasyonu planlanmıştır. Preoperatif dönemde uygulanacak olan profilaktik antibiyotik rejiminin hem deri florasını hem de kalın bağırsak florasında bulunan Gram negatif enterik basilleri ve anaerobik (özellikle B.fragilisB. fragilis) bakterileri kapsaması hedeflenmektedir. Buna göre, bu hastada cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) profilaksisi için en uygun seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sefazolin + Metronidazol

Cevap

Sefazolin ve metronidazol kombinasyonu, hem deri hem de kolorektal flora için gerekli olan Gram pozitif, Gram negatif ve anaerobik kapsama hedeflerine ulaştığı için en uygun seçenektir.
Sefazolin ve metronidazol kombinasyonu, elektif kolorektal cerrahide hedeflenen çok yönlü kapsama (Gram pozitif, Gram negatif ve anaerobik) için altın standart profilaktik yaklaşımlardan biridir. Sefazolin cilt florasını (StaphylococcusStaphylococcus türleri), metronidazol ise bağırsak florasındaki dominant anaerobları (BacteroidesfragilisBacteroides fragilis gibi) hedef alır.

Adım Adım Çözüm

1
Operasyon sahasına göre olası flora belirlenir.
Kolorektal cerrahide cilt florası (S.aureusS. aureus, S.epidermidisS. epidermidis) ve bağırsak florası (Gram negatif basiller ve anaeroblar) patojendir.
Profilaktik antibiyotik seçimi operasyon bölgesindeki floraya göre yapılmalıdır.
2
Belirlenen florayı kapsayacak uygun spektrumlu antibiyotikler seçilir.
Sefazolin (Gram pozitif ve bazı Gram negatifler) ile metronidazol (anaeroblar) kombinasyonu yeterlidir.
Bağırsak lümeninin açıldığı durumlarda anaerobik kapsama (B. fragilis gibi) zorunludur.
3
Uygulama zamanlaması planlanır.
İnsizyondan önceki 6060 dakika içerisinde intravenöz uygulama yapılmalıdır.
Antibiyotiğin dokuda en yüksek konsantrasyona insizyon anında ulaşması hedeflenir.

Anahtar Kavram

Cerrahi profilakside antibiyotik seçimi, ilgili cerrahi sahanın mikrobiyal florasına (Sınıf II/Temiz-kontamine yaralar için spesifik patojenler) göre yapılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 227Soru

Abdominal cerrahi geçiren bir hastada postoperatif 10.10. günde, yara yerinde fibroblastik aktivitenin en üst düzeye ulaştığı ve ekstraselüler matriks birikiminin hızlandığı gözlenmektedir. Bu süreçte hem tip I ve tip III kolajen sentezini uyararak hem de matriks metalloproteinaz (MMPMMP) aktivitesini baskılayıp doku inhibitörlerini (TIMPTIMP) artırarak net doku birikimini sağlayan temel büyüme faktörü hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme Edici Büyüme Faktörü-beta (TGFβTGF-\beta)

Cevap

Transforme Edici Büyüme Faktörü-beta (TGFβTGF-\beta)
Transforme Edici Büyüme Faktörü-beta (TGFβTGF-\beta), yara iyileşmesinde fibroplazi ve kolajen birikimi üzerinde en güçlü etkiye sahip sitokindir. Fibroblastlardan kolajen, fibronektin ve proteoglikan sentezini artırırken; matriks metalloproteinaz (MMPMMP) ekspresyonunu baskılar ve doku inhibitörlerini (TIMPTIMP) artırır. Bu kombine etki, net bir doku birikimi ile sonuçlanır. Proliferatif fazın (özellikle 714.7-14. günler arası) ana orkestratörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşmesinin 10.10. günündeki baskın fazı belirle.
Postoperatif 10.10. gün, proliferatif fazın zirve yaptığı ve kolajen sentezinin en yüksek olduğu dönemdir.
Yara iyileşmesi evrelerini ve hücre/sitokin zamanlamasını anlamak için gereklidir.
2
Ekstraselüler matriks (ECMECM) sentezi ve yıkımı arasındaki dengeyi analiz et.
Net doku birikimi için hem sentezin uyarılması (anabolizma) hem de yıkımın (katabolizma/MMP) baskılanması gerekir.
Soruda sorulan spesifik mekanizmayı (MMP baskılanması ve kolajen sentezi) tanımlamak için gereklidir.
3
Belirlenen mekanizmaya en uygun mediyatörü seç.
TGFβTGF-\beta, hem fibroblastlardan kolajen sentezini artırır hem de MMPMMP aktivitesini azaltarak matriksin korunmasını sağlar.
Seçenekler arasında bu çift yönlü etkiye sahip en kritik faktörü belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

TGF-beta'nın 'Matriks Stabilizatörü' Rolü

Daha Fazla Pratik

Wound strength (gerim direnci) zamanlamasını ve fetal yara iyileşmesindeki sitokin profilini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 228Soru

Herhangi bir enfeksiyon veya inflamasyon bulgusu bulunmayan, elektif şartlarda gerçekleştirilen bir abdominal cerrahi sırasında, gastrointestinal sistem lümenine girilirken cerrahi sahaya belirgin ve kontrolsüz bir içerik dökülmesi (gross spillage) meydana gelmiştir. Bu operasyon, yara sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontamine

Cevap

Kontamine yara sınıflaması (Sınıf III) olarak tanımlanır.
Kontamine (Sınıf III) yaralar; taze travmatik yaraları, steril teknikteki majör bozulmaları ve gastrointestinal sistemden cerrahi sahaya olan belirgin dökülmeleri (gross spillage) kapsar. Vaka elektif bile olsa, bu düzeydeki bir dökülme yara sınıfını III. seviyeye yükseltir.

Adım Adım Çözüm

1
Operasyonun başlangıç durumunu belirle.
Elektif şartlarda, lümen girişi olan bir vaka (başlangıçta temiz-kontamine aday).
Yara sınıfı, operasyon sırasındaki olaylara göre dinamik olarak değişir.
2
Operasyon sırasındaki komplikasyonu değerlendir.
Belirgin ve kontrolsüz içerik dökülmesi (gross spillage) saptanmıştır.
Altemeier sınıflamasına göre teknik hatalar veya majör kontaminasyonlar sınıf atlatır.
3
Enfeksiyon varlığını kontrol et.
Öncesinde inflamasyon veya perforasyon yok.
Eğer perforasyon olsaydı vaka 'Kirli' sınıfına girecekti; ancak dökülme intraoperatif olduğu için 'Kontamine' olarak kalır.

Anahtar Kavram

Cerrahi yara sınıflamasında intraoperatif teknik hatalar ve içerik dökülmesinin (gross spillage) rolü.

Daha Fazla Pratik

Bu tür kontamine vakalarda profilaktik antibiyotik kullanımının tedavi edici (terapötik) düzeye kayıp kaymadığını incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 229Soru

Majör travma veya geniş yanıklar sonrası gelişen "akış" (flowflow) fazının kronik döneminde, istirahat enerji tüketimi (REEREE) bazal değerlerin iki katına kadar çıkabilir. Bu hipermetabolik süreçte, beyaz yağ dokusunun kahverengi yağ dokusu benzeri bir fenotip kazanarak (browningbrowning) termojenezi artırmasının merkezi bir rol oynadığı gösterilmiştir. Bu doku dönüşümünden (beyaz yağ dokusunun kahverengileşmesi) sorumlu olan temel mediyatörler ve mitokondriyal seviyede gerçekleşen ana mekanizma aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katekolaminler ve IL6IL-6 / Uncoupling protein-1 (UCP1UCP-1) ekspresyonunun artması

Cevap

Beyaz yağ dokusunun kahverengileşmesi sürecinden sorumlu temel mediyatörler katekolaminler ve IL6IL-6 olup, temel mekanizma mitokondriyal UCP1UCP-1 ekspresyonunun artmasıdır.
Cerrahi metabolizmada yeni tanımlanan önemli bir mekanizma, beyaz yağ dokusunun kahverengi doku benzeri bir özellik kazanmasıdır. Bu süreçte, kronik stresin etkisiyle sürekli yüksek seyreden katekolaminler ve IL6IL-6, beyaz adipositlerde mitokondriyal biyogenezi ve 'eşleşmemiş protein-1' (UCP1UCP-1) ekspresyonunu tetikler. UCP1UCP-1, mitokondride proton sızıntısına neden olarak oksidatif fosforilasyonu ATP sentezinden ayırır ve enerjinin ısı olarak salınmasına yol açar. Bu durum, travma ve yanık hastalarındaki kalıcı hipermetabolizmanın temel nedenlerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hipermetabolik yanıtın kronik fazını analiz et.
Geniş yanık ve travmalarda haftalarca süren bir hipermetabolizma ve yüksek REEREE mevcuttur.
Bu durum sadece glukoneogenez ile açıklanamaz, ek enerji tüketen süreçler mevcuttur.
2
Yağ dokusundaki fenotipik değişikliği incele.
Beyaz yağ dokusu (WATWAT), kahverengi yağ dokusuna benzer şekilde çok sayıda mitokondri ve UCP1UCP-1 içeren bir yapıya (beige/britebeige/brite doku) dönüşür.
Bu dönüşüm (browning), depolanan enerjinin ATP üretimi yerine ısıya dönüşmesini sağlar.
3
Süreci tetikleyen sinyalleri belirle.
Sürekli sempatik aktivasyon (katekolaminler) ve kronik inflamatuar sitokinler (IL6IL-6) bu dönüşümün ana sürücüleridir.
Bu mediyatörler adipositlerdeki gen ekspresyonunu değiştirerek termojenik programı başlatır.

Anahtar Kavram

Travma sonrası beyaz yağ dokusu browning'i, katekolamin ve IL6IL-6 etkisiyle UCP1UCP-1 üzerinden hipermetabolizmaya katkıda bulunur.
Soru 230Soru

6565 yaşında, tip 2 diyabet ve kronik böbrek yetmezliği olan erkek hastaya, periferik arter hastalığı nedeniyle sentetik greft kullanılarak elektif femoro-popliteal bypass operasyonu planlanıyor. Bu hastada cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) gelişimini önlemek için planlanan perioperatif yönetim ve CAE tanı kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vücudunda sentetik greft (implant) bulunduğu için, insizyon bölgesinde sadece cilt ve cilt altı dokuyu tutan enfeksiyonlar (yüzeyel insizyonel CAE) operasyon sonrası 11 yıla kadar cerrahi alan enfeksiyonu olarak kabul edilir.

Cevap

İmplant varlığında bile yüzeyel insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu tanısı için geçerli olan süre 30 gündür.
Sentetik greft (implant) varlığı cerrahi alan enfeksiyonu tanımı için süreyi uzatabilse de, bu durum sadece 'derin insizyonel' (fasya ve kas dokusunu tutan) ve 'organ/boşluk' enfeksiyonları için geçerlidir. Sadece cilt ve cilt altı dokuyu ilgilendiren 'yüzeyel insizyonel' enfeksiyonlarda süre, hastada implant bulunsa dahi her zaman operasyonu takip eden ilk 3030 gün olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cerrahi yara sınıfını ve profilaksi endikasyonunu belirle.
Operasyon 'temiz' yaradır ancak sentetik greft (implant) yerleştirildiği için profilaktik antibiyotik zorunludur.
Yabancı cisim varlığı, enfeksiyon oluşturmak için gereken bakteri sayısını (kritik inokulum) 10510^5'ten 10210^2'ye düşürür.
2
Antibiyotik dozaj ve zamanlama kurallarını değerlendir.
İnsizyondan önceki 6060 dakika içinde tam yükleme dozu verilmeli, kanama >1500 mL>1500 \text{ mL} veya süre >2>2 yarı ömür ise tekrarlanmalıdır.
Böbrek yetmezliği ilk (profilaktik) dozun miktarını değiştirmez; kanama ise antibiyotiği dilüe ederek doku düzeyini düşürür.
3
CAE sınıflama kriterlerini ve implant varlığındaki süre farklarını analiz et.
Derin insizyonel ve organ/boşluk CAE için implant varlığında süre 11 yıldır; ancak yüzeyel insizyonel CAE için süre daima 3030 gündür.
CDC ve TUS kaynaklarına göre yüzeyel enfeksiyonlar cilt/cilt altı ile sınırlı olduğundan protez varlığından bağımsız değerlendirilir.

Anahtar Kavram

Cerrahi Alan Enfeksiyonu (CAE) Tanı Kriterleri ve İmplant Etkisi
Soru 231Soru

5252 yaşında erkek hasta, majör bir abdominal operasyon sonrası postoperatif 22. gününde değerlendirilmektedir. Hastanın takip formlarında taşikardi, hafif ateş ve artmış enerji tüketimi ile karakterize bir klinik tablo olduğu görülmektedir. Yapılan değerlendirmede hastanın cerrahi travmaya sekonder gelişen "Akım (Flow) fazı" içerisinde olduğu saptanmıştır.

Bu hastada izlenen metabolik yanıtla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstirahat enerji tüketimi ve doku oksijen kullanımı artmıştır.

Cevap

İstirahat enerji tüketimi ve doku oksijen kullanımı artmıştır.
Cerrahi travma veya majör yaralanmaları takiben gelişen Akım (Flow) fazı, vücudun enerji depolarını mobilize ettiği hipermetabolik bir evredir. Bu evrede istirahat enerji tüketimi artar, dokuların oksijen kullanımı yükselir ve vücut ısısında artış gözlenir. Bu süreç, travmanın onarımı için gerekli olan substratların sağlanması amacıyla gerçekleşen katabolik bir yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın postoperatif dönemini belirle.
Postoperatif 22. gün, travmaya yanıtın Akım (Flow) fazına denk gelir.
Ebb fazı genellikle ilk 2424 saat sürer, sonrasında hipermetabolik akım fazı başlar.
2
Akım fazının metabolik özelliklerini analiz et.
Hipermetabolizma, negatif azot dengesi, artmış CO ve O2O_2 tüketimi.
Vücut, onarım için gerekli enerjiyi ve substratları sağlamak amacıyla katabolik süreçleri tetikler.
3
Seçenekleri bu özelliklere göre karşılaştır.
Doğru yanıtın metabolik hızdaki artışı belirten seçenek olduğu görülür.
Diğer seçenekler ya Ebb fazına aittir ya da fizyolojik olarak hatalıdır.

Anahtar Kavram

Cerrahi travmaya yanıtta Akım (Flow) fazı, Ebb fazının aksine hipermetabolik, hiperdinamik ve katabolik bir süreçtir.
Soru 232Soru

Gastrointestinal kanama nedeniyle eritrosit süspansiyonu transfüzyonu uygulanan 4545 yaşında erkek hastada, transfüzyonun 4040. dakikasında titreme ve vücut sıcaklığında 1.8C1.8^\circ C artış gözleniyor. Hastada hipotansiyon, taşikardi, ürtiker veya koyu renkli idrar (hemoglobinüri) saptanmıyor. Bu klinik tablonun gelişimini önlemede en etkili yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan ürünlerinin lökosit filtrelerinden geçirilerek (lökoredüksiyon) verilmesi

Cevap

Kan ürünlerinin lökosit filtrelerinden geçirilerek (lökoredüksiyon) verilmesi, febril non-hemolitik reaksiyonları önlemede en etkili yöntemdir.
Vakada tanımlanan tablo, başka bir hemoliz veya şok bulgusu olmaksızın gelişen izole ateş ve titreme ile karakterize febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonudur. Bu durumun temel sorumlusu verici kanındaki lökositler ve bunlardan salınan pirojenik sitokinlerdir. Kan ürünlerinin lökosit filtrelerinden geçirilerek bu hücrelerden arındırılması (lökoredüksiyon), reaksiyonun gelişimini önlemede en etkili ve standart yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada transfüzyon sırasında ateş ve titreme var; ancak hipotansiyon (şok), solunum sıkıntısı (TRALI/TACO) veya hemoglobinüri (akut hemolitik reaksiyon) yok.
Ayırıcı tanı yaparak reaksiyon tipini belirlemek.
2
Reaksiyon tipinin tanımlanması
Tablo 'Febril Non-Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonu' (FNHTR) ile uyumludur.
En sık görülen transfüzyon reaksiyonu olup tanısı dışlama ile konur.
3
Patofizyolojik mekanizmanın belirlenmesi
Bu reaksiyon, donör lökositlerinden depolama sırasında salınan sitokinler (IL-1, IL-6, TNF) veya alıcıdaki anti-HLA antikorları nedeniyle oluşur.
Mekanizmayı bilmek uygun önleme yöntemini seçmeyi sağlar.
4
Önleme yönteminin seçilmesi
Lökositlerin filtre edilmesi (lökoredüksiyon) bu süreci durdurur.
Sorumlu ajan olan lökositlerin uzaklaştırılması kesin çözümdür.

Anahtar Kavram

Febril Non-Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonu (FNHTR) ve Lökoredüksiyon
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 233Soru

Cerrahi travma veya majör operasyonlar sonrasında vücutta gelişen nöroendokrin yanıtın bir parçası olarak görülen hiperglisemi (stres diyabeti) tablosunun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşıt düzenleyici hormonların artışı ve gelişen periferik insülin direnci

Cevap

Karşıt düzenleyici hormonların artışı ve gelişen periferik insülin direnci
Cerrahi travmaya verilen nöroendokrin yanıt sonucunda salınan kortizol, katekolaminler ve glukagon gibi karşıt düzenleyici hormonlar, karaciğerde glukoneogenezi tetiklerken periferik dokularda (özellikle kas ve yağ dokusu) insülin direncine neden olur. Bu durum, plazma glukoz düzeylerinin yükselmesine yol açar ve bu tabloya 'travma diyabeti' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Travma sonrası hormonal değişimi belirle
Kortizol, katekolaminler ve glukagon gibi stres hormonları artar.
Vücut, yaralanmaya karşı enerji kaynaklarını mobilize etmek için katabolik bir sürece girer.
2
İnsülinin durumunu analiz et
Dokularda insüline karşı direnç gelişir.
Stres hormonları ve sitokinler, insülin reseptör sonrası sinyal iletimini bozarak glukozun hücre içine girişini engeller.
3
Kan şekeri sonucunu değerlendir
Hiperglisemi (Stres diyabeti) oluşur.
Hem karaciğerden glukoz üretimi artmış hem de dokular tarafından kullanımı azalmıştır.

Anahtar Kavram

Cerrahi travmaya bağlı hiperglisemi (travma diyabeti), artmış glukoneogenez ve periferik insülin direncinin bir sonucudur.
Soru 234Soru

4848 yaşında bir erkek hasta, geçirdiği majör abdominal cerrahiden 4848 saat sonra yoğun bakım ünitesinde hipermetabolik dönemde (flowflow fazı) takip edilmektedir. Bu hastada gözlenen metabolik değişikliklerin, 'basit açlık' (starvasyon) durumundaki fizyolojik yanıtlarla karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Basit açlıkta hem protein sentezi hem de yıkım hızları azalırken; cerrahi travma sonrası dönemde hem sentez hem de yıkım hızları artmış olup, yıkım hızındaki artışın sentezi aşması net negatif azot dengesine yol açar.

Cevap

Cerrahi travma sonrası dönemde hem protein sentezinin hem de yıkımının hızı artmıştır; ancak yıkım hızı sentezden çok daha fazla olduğu için net bir protein kaybı (negatif azot dengesi) gözlenir.
Basit açlık (starvasyon), vücudun enerji depolarını korumak için metabolik hızı ve protein döngüsünü (turnoverturnover) azalttığı adaptif bir süreçtir. Buna karşılık cerrahi travma sonrası 'flow' fazı, bazal metabolik hızın ve protein döngüsünün arttığı hipermetabolik bir süreçtir. Travmada hem protein sentezi hem de yıkımı artmış olmasına rağmen, yıkım hızı (katabolizma) sentez hızını (anabolizma) belirgin şekilde aştığı için sonuç net negatif azot dengesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Travma ve basit açlık arasındaki temel metabolik turnover farkını tanımla.
Basit açlıkta enerji korunumu için hem sentez hem yıkım azalır. Travmada ise hipermetabolizma nedeniyle her ikisi de artar.
Vücudun strese verdiği yanıt, bazal metabolik hızı ve hücresel döngüyü hızlandırmaya yöneliktir.
2
Negatif azot dengesinin mekanizmasını analiz et.
Travmada yıkım hızı (catabolismcatabolism), sentez hızından (anabolismanabolism) daha fazla artar.
Onarım için gerekli substratların sağlanması ve immün yanıt için kas dokusu feda edilir.
3
Diğer hormonal ve hücresel farkları karşılaştır.
Travmada Ghrelin baskılanır (anoreksi), glukoneogenez glukozla durdurulamaz ve protein yıkımı Ubikitin-Proteazom yoluyla (ATP bağımlı) gerçekleşir.
Bu mekanizmalar travmanın kendine özgü sitokin ve nöroendokrin profili (TNF, IL-6, Katekolaminler) tarafından yönetilir.

Anahtar Kavram

Cerrahi travmada 'Flow' fazı, basit açlığın aksine yüksek enerjili ve yüksek döngülü (turnover) bir katabolik süreçtir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 235Soru

7575 yaşında erkek hasta, sigmoid kolon divertiküliti nedeniyle elektif sigmoid rezeksiyonu planlanarak genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde stabil seyreden koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği (ejeksiyon fraksiyonu: %35\%35) ve insüline bağımlı tip 22 diyabet öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde ev içinde hareketli olduğu ancak yokuş çıkarken nefes darlığı yaşadığı (fonksiyonel kapasite <4< 4 MET) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1,81,8 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu hastanın preoperatif kardiyak risk değerlendirmesi ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi risk düzeyi, düşük fonksiyonel kapasite ve mevcut komorbiditeleri göz önüne alındığında preoperatif farmakolojik stres testi yapılması uygundur.

Cevap

Mevcut klinik veriler doğrultusunda düşük fonksiyonel kapasite ve yüksek riskli cerrahi planı nedeniyle farmakolojik stres testi yapılması en uygun adımdır.
Bu hasta, Revize Kardiyak Risk İndeksi'ne (Lee İndeksi) göre yüksek riskli bir operasyon (sigmoid rezeksiyonu/intraperitoneal) geçirecektir ve kardiyak risk faktörü puanı 4'tür (KAH, KY, İnsülin, Cerrahi tip). Fonksiyonel kapasitesi 4 MET'in altında olduğu için, ACC/AHA kılavuzlarına göre hastanın kardiyak durumunu stabilize etmek veya yönetimi değiştirmek amacıyla farmakolojik stres testi yapılması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Revize Kardiyak Risk İndeksi (RCRI / Lee İndeksi) faktörlerini hesapla.
Hasta için: 1. İntraperitoneal cerrahi (+1), 2. Koroner arter hastalığı (+1), 3. Kalp yetmezliği (+1), 4. İnsülin kullanımı (+1). Toplam = 4 puan.
Lee İndeksi, 6 temel klinik parametre üzerinden postoperatif kardiyak risk tahmini yapar.
2
Fonksiyonel kapasiteyi (MET) değerlendir.
Yokuş çıkarken dispne olması < 4 MET (zayıf fonksiyonel kapasite) olarak kabul edilir.
Fonksiyonel kapasite, hastanın cerrahi stresle başa çıkma yeteneğinin en güçlü göstergelerinden biridir.
3
ACC/AHA algoritmasına göre yönetim kararını ver.
Yüksek riskli cerrahi + < 4 MET + RCRI ≥ 1 varlığında farmakolojik stres testi (Sınıf IIa) endikedir.
İleri tetkik, cerrahi yönetimi veya preoperatif hazırlığı değiştirebileceği durumlarda planlanır.

Anahtar Kavram

Preoperatif kardiyak risk değerlendirmesinde Lee İndeksi (RCRI) parametreleri, fonksiyonel kapasite (METs) ve cerrahi risk düzeyinin entegrasyonu.

Daha Fazla Pratik

AHA/ACC preoperatif kardiyak algoritmasını akış şeması olarak tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 236Soru

Ani başlayan masif hematemez tablosuyla acil servise başvuran 6262 yaşındaki erkek hastada konfüzyon saptanmış; fizik muayenede ekstremitelerin soğuk ve soluk olduğu gözlenmiştir. Vital bulgular; kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg, nabız 122/dakika122/dakika, solunum hızı 26/dakika26/dakika olarak saptanmıştır. Hemodinamik izlemde; santral venöz basınç (CVP) 22 mmHgmmHg, pulmoner kapiller uç basıncı (PCWP) 44 mmHgmmHg, kardiyak debi 3,23,2 L/dakikaL/dakika ve sistemik vasküler direnç (SVR) 18501850 dynesn/cm5dyne\cdot sn/cm^5 ölçülmüştür.

Bu klinik ve laboratuvar verilerine dayanarak hastada gelişen en olası şok tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipovolemik şok

Cevap

Düşük dolum basınçları, düşük kardiyak debi ve artmış periferik dirençle karakterize olan hipovolemik şok
Verilen vakada masif kan kaybı (hematemez) öyküsü ile birlikte ölçülen CVP ve PCWP değerleri intravasküler volümün azaldığını (hipovolemi) net bir şekilde göstermektedir. Düşük kardiyak debiye yanıt olarak vücudun geliştirdiği kompanzatuar vazokonstrüksiyon, SVR değerinin normalin üzerine (18501850 dynesn/cm5dyne\cdot sn/cm^5) çıkmasına neden olmuştur. Bu hemodinamik profil (Düşük CVP/PCWP, Düşük CO, Yüksek SVR) klasik olarak hipovolemik şoku tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hematemez (kan kaybı), hipotansiyon (85/5585/55 mmHgmmHg), taşikardi (122/dk122/dk) ve soğuk ekstremiteler şoku düşündürmektedir.
Şokun etiyolojisini belirlemek için klinik ipuçları ilk adımdır.
2
Dolum basınçlarını (CVP ve PCWP) analiz et
CVP (22 mmHgmmHg) ve PCWP (44 mmHgmmHg) değerlerinin düşük olması, dolaşımdaki hacmin (preload) yetersiz olduğunu gösterir.
Hacim eksikliği (hipovolemi) ile kardiyak nedenli dolum bozukluklarını ayırt etmek için gereklidir.
3
Kardiyak debi ve sistemik vasküler direnci (SVR) yorumla
Kardiyak debinin düşük (3,23,2 L/dkL/dk) ve SVR'nin kompanzatuar olarak yüksek (18501850 dynesn/cm5dyne\cdot sn/cm^5) bulunması hipovolemik süreci doğrular.
Vazokonstrüksiyon yanıtı, distributif şok türlerinden (düşük SVR) ayrımı sağlar.

Anahtar Kavram

Hipovolemik şokta primer bozukluk intravasküler hacim kaybıdır; bu durum santral venöz basınç (CVP), pulmoner kapiller uç basıncı (PCWP) ve kardiyak debide düşüşe, sistemik vasküler dirençte (SVR) ise refleks artışa neden olur.

Daha Fazla Pratik

Şokun evrelerini (Evre I-IV) ve kan kaybı yüzdelerine göre hayati bulgulardaki değişimleri tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 237Soru

70 yaşında, kronik malnütrisyonu olan bir hastada gastrointestinal cerrahi sonrası postoperatif 8. günde insizyonel dehisans (yara açılması) gelişmiştir. Yapılan incelemede, kollajen sentezinin devam ettiği ancak üretilen kollajen liflerinin triple heliks yapısının stabilize edilemediği ve mekanik direncinin çok düşük olduğu saptanmıştır. Bu hastada kollajen sentezi sırasında prolin ve lizin kalıntılarının post-translasyonel modifikasyonu (hidroksilasyonu) için gerekli olan kofaktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: C vitamini

Cevap

Kollajen sentezi sırasında prolin ve lizin kalıntılarının hidroksilasyonu için gerekli olan temel kofaktör C vitamini (askorbik asit) maddesidir.
C vitamini (askorbik asit), kollajen sentezinin intrasellüler (hücre içi) evresinde görev yapan prolyl ve lysyl hydroxylase enzimleri için zorunlu bir kofaktördür. Bu enzimler prolin ve lizin aminoasitlerini hidroksilleyerek kollajen molekülünün triple heliks yapısını stabilize eder. Eksikliğinde (skorbüt tablosunda olduğu gibi) yara iyileşmesi bozulur ve yara gerilme direnci düşük kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kronik malnütrisyonu olan hastada postoperatif 8. günde (proliferatif fazda) yara direncinin düşük olması ve dehisans gelişmesi saptandı.
Yara dehisansı, genellikle kollajen sentezi veya stabilizasyonundaki bir soruna işaret eder.
2
Biyokimyasal kusuru tanımla
Triple heliks yapısının stabilize edilememesi ve hidroksilasyon basamağında aksama olduğu belirlendi.
Hidroksilasyon, kollajen molekülünün hücre içinde triple heliks yapısını kazanması için zorunludur.
3
Gerekli kofaktörü belirle
C vitamini (Askorbik asit) seçildi.
Prolyl ve lysyl hydroxylase enzimleri elektron donörü olarak C vitaminine ihtiyaç duyar.

Anahtar Kavram

Kollajen sentezinde hidroksilasyon basamağı ve C vitamini ilişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 238Soru

Acil servise delici kesici aletle sol prekordiyal bölgeden yaralanma sonucu getirilen 3535 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde; kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 125125/dakika, solunum sayısı 2222/dakika olarak saptanıyor. Hastanın boyun venlerinde belirgin dolgunluk izleniyor ve oskültasyonda akciğer sesleri bilateral doğal olarak değerlendiriliyor. Bu hastanın hemodinamik monitorizasyonunda aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral venöz basınç (CVPCVP) ve pulmoner kapiller uç basıncı (PCWPPCWP) değerlerinin yükselerek birbirine yaklaşması

Cevap

Santral venöz basınç (CVPCVP) ve pulmoner kapiller uç basıncı (PCWPPCWP) değerlerinin yükselerek birbirine yaklaşması
Kardiyak tamponadda perikardiyal kesedeki sıvı birikimi kalbin diastolik genişlemesini engeller. Bu durum intrakardiyak tüm boşluklardaki (sağ ve sol taraf) basınçların yükselmesine ve aradaki farkın kapanarak 'basınçların eşitlenmesi' (equalization of pressures) fenomenine yol açar. CVPCVP ve PCWPPCWP değerlerinin birbirine yaklaşması bu tablonun tipik hemodinamik bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hipotansiyon, taşikardi, boyun venöz dolgunluğu ve normal akciğer sesleri Beck triadını (kardiyak tamponad) işaret eder.
Sol prekordiyal yaralanma sonrası akciğer seslerinin normal olması pnömotoraksı dışlar ve tamponad olasılığını güçlendirir.
2
Şok tipini ve hemodinamik mekanizmayı belirle
Kardiyak tamponad bir obstrüktif şok nedenidir ve perikardiyal basınç artışı ile karakterizedir.
Perikardiyal sıvı kalbi her yönden sıkıştırarak intrakardiyak diastolik basınçların yükselmesine neden olur.
3
Hemodinamik parametreleri karşılaştır
Tamponadda klasik bulgu olan 'basınçların eşitlenmesi' (equalization of pressures) saptanır.
Tüm kalp odacıkları aynı dış basınç altında kaldığı için CVPCVP (SASA), RVEDPRVEDP, PCWPPCWP (LALA) ve LVEDPLVEDP değerleri yükselir ve birbirine yaklaşır.

Anahtar Kavram

Kardiyak tamponadda hemodinamik monitorizasyonun en tipik bulgusu, intrakardiyak diastolik basınçların eşitlenmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 239Soru

Cerrahi bir insizyon veya travma sonrası doku bütünlüğünün bozulmasıyla başlayan yara iyileşme süreci, birbirini takip eden ve iç içe geçen belirli fazlardan oluşur. Buna göre, normal bir yara iyileşme sürecinde evrelerin kronolojik olarak gerçekleşme sırası aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemostaz - İnflamasyon - Proliferasyon - Maturasyon

Cevap

Yara iyileşme evrelerinin doğru kronolojik sırası Hemostaz, İnflamasyon, Proliferasyon ve Maturasyon şeklindedir.
Doğru sıralama olan Hemostaz - İnflamasyon - Proliferasyon - Maturasyon, vücudun doku hasarına karşı verdiği fizyolojik yanıtın zaman çizelgesine tam olarak uyar. Süreç trombosit aktivasyonu ile başlar, lökositlerin temizliği ile devam eder, fibroblastların sentezi ile doku örülür ve aylar süren yeniden şekillenme ile sona erer.

Adım Adım Çözüm

1
Yaralanma anındaki ilk yanıtı belirle.
Vasküler yanıt ve pıhtı oluşumu (Hemostaz).
Kanamayı durdurmak ve geçici bir matris oluşturmak önceliklidir.
2
Hemostazdan sonraki hücresel yanıtı belirle.
Nötrofil ve makrofaj göçü (İnflamasyon).
Yara bölgesindeki debriman ve enfeksiyon kontrolü için gereklidir.
3
Doku onarım aşamasını belirle.
Anjiyogenez ve fibroblast aktivitesi (Proliferasyon).
Yeni granülasyon dokusunun oluşturulması amaçlanır.
4
Son şekillenme aşamasını belirle.
Kollajen tip değişimi ve doku güçlenmesi (Maturasyon/Remodelling).
Yaranın gerilme direncinin artırıldığı en uzun süren evredir.

Anahtar Kavram

Yara iyileşmesi, hemostaz ile başlayan ve maturasyon ile tamamlanan ardışık dört ana fazdan oluşur.
Tahmini Süre:30s
Soru 240Soru

6262 yaşında erkek hasta, anterior miyokard enfarktüsünün 44. gününde ani gelişen nefes darlığı, hipotansiyon ve bilinç değişikliği nedeniyle yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde prekordiyal bölgede yeni gelişen, şiddetli bir pansistolik üfürüm duyuluyor. Pulmoner arter kateterizasyonu (Swan-Ganz) ile elde edilen veriler aşağıdadır:

ParametreDeğer
Kan Basıncı82/5482/54 mmHg
Kalp Hızı118118 /dakika
Kardiyak İndeks (CI)1.71.7 L/dak/m2m^2
Santral Venöz Basınç (CVP)1515 mmHg
Pulmoner Kama Basıncı (PCWP)2222 mmHg
Sağ Atriyum O2O_2 Satürasyonu%62\%62
Sağ Ventrikül O2O_2 Satürasyonu%84\%84
Pulmoner Arter O2O_2 Satürasyonu%83\%83
Arteriyel pH7.247.24
Laktat5.85.8 mmol/L

Bu klinik tablo ve hemodinamik verilere göre, hastadaki şokun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventriküler septal rüptür

Cevap

Hastadaki şokun en olası nedeni ventriküler septal rüptürdür.
Ventriküler septal rüptür (VSR), miyokard enfarktüsü sonrası gelişen mekanik bir komplikasyondur. Sol ventriküldeki yüksek basınçlı ve oksijenlenmiş kanın septal defekt yoluyla sağ ventriküle geçmesi, sağ ventrikül ve sonrasındaki (pulmoner arter) oksijen satürasyonunda sağ atriyuma göre belirgin bir artışa (oksijen step-up) yol açar. Vakada sunulan düşük CI, yüksek PCWP ve laktik asidoz tablosu kardiyojenik şoku; sağ ventriküldeki %22\%22'lik satürasyon artışı ise VSR'yi doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik profil analizi
Düşük CI (1.71.7), yüksek PCWP (2222 mmHg) ve yüksek CVP (1515 mmHg) varlığı.
Bu değerler şokun kardiyojenik bir kökene sahip olduğunu doğrular.
2
Oksijen satürasyonlarının karşılaştırılması
Sağ atriyum (%62\%62) ile sağ ventrikül (%84\%84) arasında %22\%22'lik bir artış saptanması.
Sağ kalp boşlukları arasında %7\%7'den fazla oksijen artışı (step-up), bir sol-sağ şantın varlığını kanıtlar.
3
Klinik bağlamla birleştirme
MI sonrası 44. günde yeni gelişen pansistolik üfürüm ve oksijen step-up bulgusu.
Bu kombinasyon, ventriküler septal rüptür (VSR) tanısı için patognomoniktir.
4
Metabolik durumun değerlendirilmesi
Düşük pH (7.247.24) ve yüksek laktat (5.85.8 mmol/L).
Dokuların hipoperfüzyonu sonucu gelişen laktik asidoz, şok tablosunun ciddiyetini gösterir.

Anahtar Kavram

Sağ kalp boşluklarında saptanan oksijen step-up bulgusu intrakardiyak sol-sağ şantları (VSR gibi) gösterir.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 12 / 20Sonraki
Temel Cerrahi Prensipler — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin