Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 321Soru

6565 yaşında erkek hasta, 44 gündür devam eden ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. CURB65CURB-65 skoru 22 olarak hesaplanan hastaya toplumdan edinilmiş pnömoni tanısıyla servise yatırılarak seftriakson ve klaritromisin tedavisi başlanıyor. Tedavinin 44. gününde ateşinin düşmemesi (38.8C38.8^{\circ}C) ve lökositozunun (16.200/mm316.200/mm^3) devam etmesi üzerine çekilen kontrol akciğer grafisinde lober konsolidasyon alanının değişmediği, ancak yeni bir plevral efüzyonun eklendiği saptanıyor. Bu aşamada, hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Torasentez yapılarak plevral sıvı analizi

Cevap

Torasentez yapılarak plevral sıvı analizi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Toplumdan edinilmiş pnömoni tanısıyla izlenen bir hastada, uygun antibiyotik tedavisine rağmen klinik iyileşme sağlanamaması ve yeni bir plevral efüzyon gelişmesi, 'komplike parapnömonik efüzyon' veya 'ampiyem' gelişimini düşündürür. Bu durumda sıvının karakterini (pH, glukoz, LDH düzeyi ve gram boyama/kültür) belirlemek ve drenaj (tüp torakostomi) gerekip gerekmediğine karar vermek için torasentez yapılması en öncelikli basamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu değerlendir.
Tedavinin 729672-96. saatinde ateşin devam etmesi ve lökositoz 'yanıtsız pnömoni' olarak değerlendirilir.
Toplumdan edinilmiş pnömonide uygun tedavi ile klinik düzelme genellikle ilk 487248-72 saatte başlar.
2
Radyolojik değişikliği analiz et.
Yeni gelişen plevral efüzyon saptandı.
Pnömoniye eşlik eden plevral sıvılar 'parapnömonik efüzyon' olarak adlandırılır ve tedavi yönetimini değiştirir.
3
Tanısal işlemi belirle.
Torasentez endikasyonu konulur.
Sıvının biyokimyasal (pH, glukoz, LDH) ve mikrobiyolojik analizi; ampiyem veya komplike efüzyon ayrımı yaparak göğüs tüpü gerekliliğini belirlemek için zorunludur.

Anahtar Kavram

Yanıtsız Pnömoni ve Parapnömonik Efüzyon Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 322Soru

62 yaşında, 50 paket/yıl50\text{ paket/yıl} sigara öyküsü olan erkek hasta; son bir aydır belirginleşen halsizlik, merdiven çıkmada zorlanma ve ağız kuruluğu şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede proksimal kas gücü 3/53/5 olarak saptanıyor ancak tekrarlayan nörolojik muayene testleriyle kas gücünün kısmen düzeldiği gözleniyor. Toraks BT'de sol hiler bölgede 4.5 cm4.5\text{ cm}'lik kitle ve aynı taraf mediastinal lenfadenopatiler izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve evreleme/yönetim yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası histopatolojik tanı küçük hücreli karsinomdur; tümörün tek bir hemitoraksta sınırlı olması ve güvenle tek bir radyoterapi portuna sığabilmesi "sınırlı evre" olarak tanımlanır.

Cevap

En olası tanı küçük hücreli akciğer karsinomudur ve hastalığın tek bir radyoterapi alanına sığabilmesi 'sınırlı evre' olarak tanımlanır.
Doğru seçenek, hastanın klinik bulgularının (proksimal güçsüzlüğün egzersizle düzelmesi ve hiler kitle) KHAK-LEMS ilişkisini yansıttığını ve KHAK'ın özgün sınırlı evre tanımını (tek radyoterapi portuna sığma) doğru şekilde ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analiz edilmesi.
Lambert-Eaton Myastenik Sendromu (LEMS) tanısı koyulur.
Tekrarlayan hareketle düzelen proksimal güçsüzlük ve otonomik bulgular (ağız kuruluğu) LEMS için karakteristiktir.
2
Paraneoplastik sendrom ile akciğer kanseri tipi eşleştirilmesi.
En olası tip Küçük Hücreli Akciğer Karsinomudur (KHAK).
LEMS olgularının yaklaşık %5060\%50-60'ında altta yatan bir malignite (en sık KHAK) saptanır.
3
KHAK evreleme kriterlerinin uygulanması.
Hastalık tek bir radyoterapi portuna sığabiliyorsa 'Sınırlı Evre'dir.
Veterans Administration Lung Cancer Study Group (VALG) sınıflamasına göre sınırlı evre; tümörün tek hemitoraksta olması ve tek bir radyoterapi alanına dahil edilebilmesidir.

Anahtar Kavram

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK) evrelemesi (Sınırlı vs Yaygın) ve Lambert-Eaton paraneoplastik ilişkisi.
Soru 323Soru

5858 yaşında kadın hasta, son 22 aydır giderek artan karın şişliği ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Batın muayenesinde asit ve pelvik bölgede yaklaşık 88 cm boyutunda sert, fikse kitle palpe ediliyor. Yapılan torasentez işleminde plevral sıvı görünümü berrak ve sarı renktedir. Sıvı analizi sonuçları aşağıdadır:

ParametrePlevral SıvıSerum
Protein2.12.1 g/dL6.86.8 g/dL
LDH9292 U/L285285 U/L
Glikoz9595 m/dL100100 mg/dL

(Serum LDH üst sınırı: 240240 U/L)

Bu hastada plevral efüzyonun etiyolojisi için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meigs sendromu

Cevap

Meigs sendromu
Doğru yanıt olan Meigs sendromu, benign bir over fibromu ile birlikte asit ve sağ taraflı transüda niteliğinde plevral efüzyonun görüldüğü klinik tablodur. Hastadaki biyokimyasal değerler (Protein oranı 0.310.31, LDH oranı 0.320.32) Light kriterlerine göre sıvının net bir şekilde transüda olduğunu kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Light kriterlerini kullanarak plevral sıvının karakterini belirle.
Sıvı/Serum Protein oranı: 2.1/6.80.312.1 / 6.8 \approx 0.31 (<0.5<0.5); Sıvı/Serum LDH oranı: 92/2850.3292 / 285 \approx 0.32 (<0.6<0.6); Sıvı LDH değeri (9292), serum üst sınırının 2/32/3'ünden (160160) küçüktür.
Bu sonuçlar sıvının 'transüda' karakterinde olduğunu kesinleştirir.
2
Klinik bulguları (pelvik kitle, asit, sağ plevral efüzyon) transüda niteliğindeki sıvı ile birleştir.
Hastada benign bir over tümörüne eşlik eden asit ve transüda efüzyonu mevcuttur.
Bu klinik triad Meigs sendromu için klasiktir.

Anahtar Kavram

Light Kriterleri ve Transüda Nedenleri

Daha Fazla Pratik

Efüzyon transüda ise ve KKY şüphesi varsa ancak diüretik kullanımı nedeniyle protein değerleri yalancı eksüda veriyorsa 'Serum-Plevra Albümin Gradiyenti' bakılmalıdır (>1.2>1.2 g/dL ise transüda lehinedir).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 324Soru

6262 yaşında diyabetik erkek hasta, sağ alt lob pnömonisi tanısıyla hastaneye yatırılarak seftriakson ve klaritromisin tedavisi başlanmıştır. Yatışının 3.3. gününde antibiyotik tedavisine rağmen ateşi düşmeyen hastada yeni gelişen plöritik yan ağrısı ve nefes darlığı saptanmıştır. Fizik muayenede sağ bazalde solunum sesleri azalmış ve matite alınmıştır. Yapılan torasentezde püy saptanmamış; plevral sıvı analizinde pH:7,08pH: 7,08, glikoz: 3232 mg/dLmg/dL ve LDH:1450LDH: 1450 U/LU/L (serum üst sınırının 33 katından fazla) bulunmuştur. Toraks ultrasonografisinde (USG) plevral boşlukta çok sayıda fibrin bandı ve lokülasyon izlenmiştir. Hastaya 24F24F göğüs tüpü takılmış ancak drenajın çok kısıtlı olduğu ve akciğerin ekspandesi olmadığı gözlenmiştir. Bu hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntrapleural doku plazminojen aktivatörü (tPA) ve deoksiribonükleaz (DNase) kombinasyonunun başlanması

Cevap

Drenajın yetersiz olduğu loküle komplike parapnömonik efüzyonlarda intrapleural tPA ve DNase kombinasyonunun uygulanması en uygun adımdır.
Hastada saptanan pH<7,20pH < 7,20, glikoz <40< 40 mg/dLmg/dL ve yüksek LDH değerleri, plevral sıvının 'komplike parapnömonik efüzyon' olduğunu kesinleştirir. Bu tablo mutlaka drenaj gerektirir. Ancak ultrasonografide izlenen lokülasyonlar (septasyonlar) sıvının tek bir tüp ile boşaltılmasını engeller. Güncel kılavuzlar ve klinik çalışmalar (MIST-2), bu tip durumlarda intrapleural tPA (fibrin bantlarını eritmek için) ve DNase (sıvının viskozitesini azaltmak için) kombinasyonunun, tek başlarına kullanımlarından daha etkili olduğunu ve cerrahiye gidişi azalttığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvı biyokimyasal parametrelerinin değerlendirilmesi
Sıvının pH değerinin 7,207,20'nin altında (7,087,08), glikozun 4040 mg/dLmg/dL'nin altında (3232 mg/dLmg/dL) ve LDH'nın yüksek olması sıvıyı 'komplike parapnömonik efüzyon' olarak sınıflandırır.
Komplike parapnömonik efüzyonlar, antibiyotik tedavisine ek olarak mutlaka drenaj (tüp torakostomi) gerektirir.
2
Görüntüleme bulgularının analizi
Ultrasonografide saptanan fibrin bantları ve lokülasyonlar, sıvının serbestçe drene olmasını engelleyen yapısal bariyerler olduğunu gösterir.
Bu bulgular, standart göğüs tüpünün neden başarısız olduğunu açıklar.
3
Drenaj başarısızlığı durumunda ileri tedavi seçimi
MIST-2 çalışması verilerine göre, loküle plevral enfeksiyonlarda intrapleural tPA ve DNase kombinasyonu; cerrahi ihtiyacını azaltır ve radyolojik iyileşmeyi hızlandırır.
Sadece tPA veya sadece DNase kullanımı tek başına genellikle yeterli değildir; kombinasyon sinerjik etki gösterir.

Anahtar Kavram

Komplike parapnömonik efüzyonlarda tüp drenajı başarısız olduğunda (özellikle lokülasyon varlığında) intrapleural fibrinolitik ve DNase kombinasyonu cerrahi öncesi endikedir.

Daha Fazla Pratik

Light kriterlerinin kalp yetmezliği olan hastalarda diüretik tedavisi altındaki kısıtlılıklarını ve 'albumin gradiyenti' kullanımını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 325Soru

3232 yaşında kadın hasta, son 33 aydır özellikle geceleri ve sabaha karşı artan öksürük, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu doğal saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT); FEV1FEV_1: %8888 (beklenen), FVCFVC: %9292 (beklenen) ve FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %8282 olarak ölçülüyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronş provokasyon testi (Metakolin testi)

Cevap

Klinik olarak astım şüphesi olan ancak bazal SFT bulguları normal sınırlarda olan hastalarda, tanıyı desteklemek için metakolin gibi ajanlarla yapılan bronş provokasyon testi tercih edilmelidir.
Hastanın klinik tablosu (gece gelen öksürük ve hırıltı) astımı güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Bazal solunum fonksiyon testleri normal (FEV1/FVCFEV_1/FVC > %7070 ve beklenen değerlerin içinde) olduğunda, tanıyı doğrulamak için 'bronşiyal hiperreaktivite' gösterilmelidir. Metakolin provokasyon testi, bu amaçla kullanılan en yaygın ve duyarlı yöntemdir; FEV1FEV_1 değerinde %2020 düşüş olması pozitif kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Gece artan öksürük ve göğüs sıkışması, astım için tipik semptomlardır.
Astım semptomları değişkendir ve muayene anında hasta semptomsuz olabilir.
2
Bazal SFT sonuçlarının yorumlanması
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %7070 üzerinde olması, o an için belirgin bir obstrüksiyon olmadığını gösterir.
Normal SFT bulguları astım tanısını dışlamaz; havayolu obstrüksiyonunun değişkenliğini kanıtlamak gerekir.
3
Tanısal algoritmanın uygulanması
Bronş aşırı duyarlılığını (hiperreaktivitesini) test etmek için provokasyon testi planlanır.
Semptomatik ancak normal SFT'li hastada en duyarlı tanısal adım provokasyondur.

Anahtar Kavram

Astım tanısında bazal SFT normal olduğunda havayolu aşırı duyarlılığının gösterilmesi.

Daha Fazla Pratik

Reversibilite testi pozitifliği kriterlerini (FEV1FEV_1 artışı > 200200 ml ve > %1212) gözden geçirmeniz konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 326Soru

2222 yaşında erkek hasta, 1010 gün önce geçirilmiş şiddetli boğaz ağrısı ve yüksek ateş öyküsü sonrası; son 22 gündür devam eden 39.2C39.2^{\circ}C ateş, titreme ve sol boyun bölgesinde ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol sternokleidomastoid kası trasesi boyunca hassasiyet ve endürasyon saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğerde, periferik yerleşimli, bazılarında kavitasyon izlenen multipl nodüler infiltratlar saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lemierre sendromu

Cevap

Lemierre sendromu (post-anjinal sepsis)
Lemierre sendromu, tipik olarak genç erişkinlerde orofaringeal enfeksiyonu (farenjit, peritonsiller apse) takiben gelişen, Vena Jugularis Interna'nın (VJI) septik tromboflebiti ve buradan köken alan septik embolilerin başta akciğer olmak üzere uzak organlarda (multipl periferik kavitasyonlu apseler) enfeksiyon oluşturmasıyla karakterize klinik bir tablodur. Hastada tanımlanan sternokleidomastoid trasesindeki endürasyon VJI tromboflebitini, akciğer grafisi ise septik embolileri simgelemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncül enfeksiyonu değerlendir
Hastanın 1010 gün önceki şiddetli boğaz ağrısı orofaringeal bir enfeksiyonu (farenjit/tonsillit) düşündürür.
Lemierre sendromu tipik olarak orofaringeal enfeksiyon sonrası başlar.
2
Boyun muayenesi bulgularını yorumla
Sternokleidomastoid kası üzerindeki endürasyon ve hassasiyet, Vena Jugularis Interna'da septik tromboflebit geliştiğini gösterir.
Enfeksiyonun parafaringeal boşluğa yayılması venöz tromboza yol açar.
3
Akciğer grafisindeki nodülleri analiz et
Multipl, periferik kavitasyonlu nodüller, venöz sistemden kopan septik embolilerin akciğerde oluşturduğu apse odaklarıdır.
Septik tromboflebitin en sık komplikasyonu septik pulmoner embolidir.
4
Klinik sentezi yap
Farenjit + Jervüler ven tromboflebiti + Septik pulmoner emboli triadı Lemierre sendromu tanısını koydurur.
Bu tablo genellikle Fusobacterium necrophorum tarafından oluşturulan nadir fakat ciddi bir komplikasyondur.

Anahtar Kavram

Lemierre sendromu, orofaringeal enfeksiyon sonrası gelişen Vena Jugularis Interna septik tromboflebiti ve buna sekonder multipl akciğer apseleri (septik emboli) ile karakterize bir tablodur.
Soru 327Soru

5858 yaşında erkek hasta, son 33 yıldır eforla giderek artan nefes darlığı ve kronik öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın 4040 paket-yıl sigara öyküsü mevcut olup, fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapının arttığı (fıçı göğüs) ve solunum seslerinin derinden geldiği saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT) şu veriler elde ediliyor:

ParametreÖlçülen Değer / Beklenen Oranı
FEV1/FVCFEV_1 / FVC%58\%58
TLCTLC (Toplam Akciğer Kapasitesi)%125\%125
DLCODLCO (Karbonmonoksit Difüzyon Kapasitesi)%55\%55

Bu verilere göre, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amfizem

Cevap

Fizik muayene ve SFT bulguları (obstrüksiyon, hiperenflasyon ve düşük difüzyon kapasitesi) bir arada değerlendirildiğinde en olası tanı amfizemdir.
Hastadaki FEV1/FVCFEV_1 / FVC düşüklüğü obstrüktif bir tabloyu, TLCTLC yüksekliği hiperenflasyonu ve hava hapsini göstermektedir. Bu bulgularla birlikte difüzyon kapasitesinin (DLCODLCO) düşük saptanması, parankimal harabiyetin (alveoler duvar yıkımı) olduğunu kanıtlar ve tabloyu astımdan ayırarak amfizem tanısına yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVC oranını değerlendir
Değerin %58 olması ( <%70) obstrüktif bir solunum bozukluğu olduğunu gösterir.
Obstrüktif hastalıklarda havayolu direnci arttığı için hava çıkışı zorlaşır ve oran düşer.
2
Toplam Akciğer Kapasitesini (TLC) analiz et
TLC'nin %125 olması hiperenflasyonu ve hava hapsini işaret eder.
Amfizemde elastik geri çağırım kaybı nedeniyle akciğerler daha fazla genişler.
3
DLCO değerini yorumla
DLCO'nun düşük olması (%55) alveolo-kapiller ünitede yapısal harabiyet olduğunu kanıtlar.
Astımda bu ünite korunduğu için DLCO normal/yüksek iken, amfizemde septal yıkım nedeniyle DLCO düşer.

Anahtar Kavram

SFT'de obstrüktif patern ile birlikte düşük DLCO ve artmış TLC varlığı amfizem tanısı için temel ayırıcı bulgudur.

İpuçları

1
FEV1/FVC oranının %70 altında olması havayolu obstrüksiyonunu gösterir.
2
Obstrüktif bir hastada TLC artışı akciğerlerin aşırı havalandığını (hiperenflasyon) kanıtlar.
3
Amfizemi diğer obstrüktif nedenlerden ayıran en önemli SFT parametresi düşük DLCO değeridir.

Daha Fazla Pratik

İzole DLCO düşüklüğü görülen diğer durumları (Pulmoner emboli, Pulmoner HT) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 328Soru

2828 yaşında kadın hasta, bir haftadır devam eden sol bacakta şişlik ve ağrı şikayeti varken; aniden gelişen nefes darlığı, sağ tarafta nefes almakla şiddetlenen batıcı tarzda göğüs ağrısı ve balgamda kan görme (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 110/dakika110/dakika, kan basıncı 120/80mmHg120/80 mmHg ve solunum sayısı 24/dakika24/dakika olarak saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde oral kontraseptif kullanımı dışında bir özellik bulunmuyor. Bu klinik tabloya göre, hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla öncelikle yapılması gereken tetkik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgisayarlı tomografik pulmoner anjiyografi (BTPA)

Cevap

Klinik olasılığı yüksek olan stabil hastalarda tanıyı kesinleştirmek için bilgisayarlı tomografik pulmoner anjiyografi (BTPA) yapılmalıdır.
Doğru seçenek olan pulmoner anjiyografi, vasküler yatağı doğrudan görüntüleyerek trombüsü saptar. Wells skoru 44'ün üzerinde olan (bu hastada bacak şişliği, taşikardi ve hemoptizi ile yüksek skorlanmaktadır) hemodinamik olarak stabil hastalarda ilk seçilmesi gereken kesin tanı yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik olasılığı Wells skoru ile değerlendiriniz.
Hastada DVT bulguları (33 puan), taşikardi (1.51.5 puan) ve hemoptizi (11 puan) mevcuttur; Wells skoru >4>4 olduğu için 'Yüksek Olasılık' grubundadır.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı klinik olasılık tayinidir.
2
Olasılık düzeyine göre uygun tanısal testi seçiniz.
Yüksek olasılıklı hastalarda D-dimer testi atlanarak doğrudan görüntüleme yöntemine geçilir.
Yüksek olasılıklı grupta D-dimer'in negatif prediktif değeri düşüktür.
3
Görüntüleme yöntemleri arasında altın standardı belirleyiniz.
BT Pulmoner Anjiyografi seçilir.
BTPA, pulmoner arterlerdeki trombüsü doğrudan gösteren hızlı ve yüksek doğruluklu bir yöntemdir.

Anahtar Kavram

Stabil pulmoner emboli şüphesinde, Wells skoru yüksek (>4>4) olan hastalarda tanısal süreç D-dimer ile vakit kaybetmeden doğrudan BTPA ile başlatılmalıdır.

İpuçları

1
Hastanın Wells skorunu hesaplayarak işe başlayın.

Daha Fazla Pratik

Eğer bu hasta hemodinamik olarak instabil (şokta) olsaydı ve BTPA'ya gidemeyecek durumda olsaydı, yatak başı hangi tetkik öncelikle tercih edilirdi?
Tahmini Süre:45s
Soru 329Soru

4545 yaşında kadın hasta; son 1010 yıldır devam eden, kış aylarında şiddetlenen, günlük yaklaşık yarım çay bardağı kadar pürülan, kötü kokulu balgam çıkarma ve nefes darlığı şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın çocukluk döneminde boğmaca ve ardından komplike pnömoni geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede bilateral akciğer bazallerinde inspiratuar kaba raller ve her iki el parmaklarında çomaklaşma (clubbing) saptanıyor.

Solunum Fonksiyon Testi (SFTSFT) bulguları şöyledir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen (%\%)
FEV1FEV_11.851.85 L5858
FVCFVC2.952.95 L8484
FEV1/FVCFEV_1/FVC0.620.62-

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronşektazi

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları doğrultusunda en olası tanı bronşektazidir.
Bronşektazi; bronşların kalıcı, patolojik dilatasyonu ile karakterizedir. Hastadaki kronik pürülan ve kötü kokulu balgam çıkarma öyküsü, çocukluk çağındaki komplike enfeksiyonlar (boğmaca sonrası pnömoni), fizik muayenedeki kaba raller ve çomak parmak bulguları bu tanıyı güçlü şekilde destekler. SFT'deki düşük FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı (0.620.62) da eşlik eden havayolu obstrüksiyonunu doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Çocukluk çağında geçirilmiş ağır akciğer enfeksiyonu (boğmaca/pnömoni) bronşektazi için önemli bir risk faktörüdür.
Enfeksiyonlar bronş duvarındaki elastik ve muskuler yapıların yıkımına yol açarak kalıcı dilatasyona neden olur.
2
Semptom ve fizik muayene bulgularının analizi
Günlük bol miktarda pürülan/kötü kokulu balgam ve çomak parmak varlığı.
Bronşektazide genişlemiş bronşlarda sekresyon birikimi ve kronik hipoksiye bağlı çomak parmak gelişimi sıktır.
3
SFT bulgularının yorumlanması
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %70\%70’in altında (0.620.62) olması obstrüktif bir bozukluğu gösterir.
Hava yollarındaki inflamasyon ve sekresyon birikimi hava akımı kısıtlanmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Bronşektazi Tanı Kriterleri ve Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 330Soru

26 yaşında erkek hasta, son 1 yıldır artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünde 3 yıl boyunca merdiven altı bir atölyede kot taşlama (kumlama) işinde çalıştığı, ancak son 2 yıldır bu işte çalışmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki akciğer üst zonlarında inspiratuar raller duyuluyor. Akciğer grafisinde her iki üst zonda yaygın milimetrik nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında periferik kalsifikasyonlar (yumurta kabuğu görünümü) saptanıyor. Tüberküloz için yapılan tetkikler negatif sonuçlanıyor.

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silikozis

Cevap

Silikozis tanısı, hastanın kot taşlama işçiliği öyküsü ve tipik radyolojik bulguları (üst zon nodülleri, yumurta kabuğu kalsifikasyonları) ile konulur.
Soruda verilen vaka, Türkiye'de 'kot taşlama' işçilerinde sıkça görülen akut/hızlanmış silikozis tablosudur. Silikozis, serbest kristal silika tozunun inhalasyonu sonucu gelişir. Radyolojik olarak üst zonlarda nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonları tipiktir. Tüberküloz, silikozisli hastalarda sık görülen bir komplikasyon olduğu için ekarte edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mesleki maruziyetini analiz et.
Kot taşlama (kumlama) işi, yoğun kristal silika maruziyetine neden olur.
Pnömokonyozların ayırıcı tanısında maruziyet öyküsü en kritik basamaktır.
2
Radyolojik bulguların dağılımını ve karakterini değerlendir.
Üst zonlarda nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu saptanmıştır.
Silikozis tipik olarak üst zonları tutar ve eggshell kalsifikasyon, silikozis için oldukça spesifik bir bulgudur.
3
Diğer olasılıkları dışla.
Asbestozis alt zonları tutar; berilyozis ve kömür işçisi pnömokonyozu farklı maruziyetler gerektirir.
Klinik ve radyolojik uyum en çok silikozisi işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Pnömokonyozlarda Maruziyet-Radyoloji İlişkisi

İpuçları

1
Hastanın mesleği (kot kumlama), 'silika' tozu maruziyeti anlamına gelir.
2
Akciğer grafisindeki 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu bu hastalık için çok tipik bir ipucudur.
3
Silika maruziyeti ve üst zon tutulumu olan hastalık Silikozis'tir.

Daha Fazla Pratik

Silikozisli hastalarda tüberküloz riskinin neden arttığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 331Soru

4545 yaşında kadın hasta; 1212 saat süren bir otobüs yolculuğu sonrası ani başlayan nefes darlığı, batıcı karakterde göğüs ağrısı ve bir kez olan hemoptizi şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde oral kontraseptif kullanımı mevcut olan hastanın fizik muayenesinde; nabız 102/dak102/\text{dak}, kan basıncı 115/70 mmHg115/70\text{ mmHg}, solunum sayısı 22/dak22/\text{dak} ve vücut ısısı 37.2C37.2^\circ\text{C} saptanıyor. Bilateral akciğer sesleri doğal olup bacaklarda asimetrik şişlik veya hassasiyet saptanmıyor. Wells skorlamasına göre "pulmoner emboli olası değil" (unlikely, skor 4\leq 4) kategorisinde değerlendirilen bu hastada, tanısal algoritmada bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D-dimer ölçümü

Cevap

Wells skoruna göre düşük olasılıklı hastalarda tanısal algoritmada bir sonraki adım D-dimer ölçümüdür.
Wells kriterlerine göre hastanın skoru (Taşikardi 1.51.5 + İmmobilizasyon 1.51.5 + Hemoptizi 1=4.01 = 4.0) "olası değil" sınırındadır. Güncel algoritmalara göre bu gruptaki hastalarda pulmoner emboliyi dışlamak için ilk ve en uygun adım D-dimer ölçümüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik olasılığın hesaplanması (Wells Skoru)
Nabız >100/dak> 100/\text{dak} (+1.5+1.5), immobilsasyon/yolculuk (+1.5+1.5) ve hemoptizi (+1+1) ile toplam skor 4.04.0 saptanır.
Hastanın hangi tanısal yola (olası/olası değil) gireceğini belirlemek için standart skorlama kullanılır.
2
Tanısal kategoriye göre test seçimi
Skor 4\leq 4 olduğu için "olası değil" (unlikely) kategorisine girer ve bu grupta ilk test D-dimerdir.
D-dimer testinin negatif prediktif değeri çok yüksektir ve düşük olasılıklı grupta emboliyi güvenle dışlayabilir.
3
Sonucun yorumlanması
D-dimer negatif gelirse tetkik sonlandırılır, pozitif gelirse görüntülemeye geçilir.
Gereksiz radyasyon ve kontrast maruziyetini önlemek için kademeli yaklaşım uygulanır.

Anahtar Kavram

Pulmoner emboli tanısal algoritmasında Wells skoru düşük (4)(\leq 4) olan hastalarda D-dimer testi, yüksek (>4)(> 4) olan hastalarda ise BT anjiyografi önceliklidir.

İpuçları

1
Hastanın Wells skorunu hesaplayarak işe başlayın.
2
Nabız >100> 100, immobilizasyon ve hemoptizi kriterlerini puanlayın.
3
Skor tam olarak 4.04.0 çıkmaktadır. İki basamaklı Wells sisteminde 44 ve altı 'olası değil' kabul edilir.

Daha Fazla Pratik

Eğer hastanın kan basıncı 80/50 mmHg80/50\text{ mmHg} olsaydı, algoritma nasıl değişirdi? (Yüksek riskli PE ve ekokardiyografi/BT gerekliliği)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

6565 yaşında erkek hasta, son bir yıl içerisinde üç kez akut alevlenme (ikisi hastaneye yatışla sonuçlanan) nedeniyle başvurmuştur. 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan ve sigarayı 22 yıl önce bıraktığı öğrenilen hastanın tıbbi özgeçmişinde ağır depresyon tanısı mevcut olup, son altı ayda istem dışı 66 kg kaybettiği belirtilmiştir. Halihazırda düzenli olarak yüksek doz Tiotropium (LAMALAMA) ve Salmeterol (LABALABA) kullanmaktadır.

Hastanın yapılan tetkik sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuç
FEV1FEV_1 (Beklenen \%)\%38
FEV1/FVCFEV_1/FVC0.520.52
Post-bronkodilatör FEV1FEV_1 artışı9090 mL (\%4)
Kan Eozinofil düzeyi6565 hücre/μL\mu L
Balgam karakteriPürülan, kronik prodüktif

Bu hasta için GOLD (20242024) rehberine göre bir sonraki en uygun tedavi adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye haftada üç gün 250250 mg Azitromisin eklenmesi

Cevap

Haftada üç gün 250250 mg Azitromisin eklenmesi en uygun adımdır.
Doğru seçenek olan Azitromisin profilaksisi, GOLD 20242024 rehberine göre LABA+LAMALABA+LAMA tedavisi altında alevlenmesi süren ve kan eozinofili 100100 hücre/μL\mu L altında olan hastalarda endikedir. Özellikle eski sigara içicilerinde etkinliği daha belirgindir. Hastada Roflumilast için engel teşkil eden ağır depresyon ve kilo kaybı bulunması, Azitromisin seçimini kesinleştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın GOLD grubunu belirle
Grup E (Son bir yılda 2\geq 2 orta veya 1\geq 1 hastaneye yatış gerektiren alevlenme)
Hastanın 3 alevlenmesi ve 2 hastaneye yatışı mevcut.
2
Mevcut tedaviyi ve eozinofil düzeyini değerlendir
LABA+LAMALABA+LAMA altında düşük eozinofil (65<10065 < 100)
Eozinofil <100< 100 ise İKS (üçlü tedavi) ilk tercih değildir.
3
Fenotip ve komorbiditeye göre ek tedavi seç
Kronik bronşit + FEV1<%50FEV_1 < \%50 + Depresyon/Kilo kaybı
Kronik bronşit fenotipinde Roflumilast ve Azitromisin seçenekleri vardır. Ancak ağır depresyon ve kilo kaybı varlığında Roflumilast kontrendike/riskli kabul edilir; Azitromisin tercih edilir.

Anahtar Kavram

KOAH'ta alevlenme riski yüksek (Grup E) hastalarda LABA+LAMALABA+LAMA tedavisine rağmen alevlenmeler sürüyorsa; kan eozinofili <100< 100 ise İKS yerine fenotipe göre Azitromisin veya Roflumilast eklenir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 333Soru

3232 yaşında erkek hasta, tekrarlayan burun tıkanıklığı ve koku alamama şikayetleriyle yapılan fizik muayenesinde bilateral "nazal polipozis" saptanmıştır. Bu olaydan kısa bir süre sonra hastada eforla ve gece gelen öksürük, hışıltılı solunum şikayetleri başlamıştır. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT) FEV1/FVC oranı %68\%68 saptanmış; bronkodilatör sonrası FEV1 değerinde %14\%14 ve 250250 ml artış izlenmiştir. Hasta, bel ağrısı nedeniyle kullandığı non-steroid anti-inflamatuar bir ilaç sonrası şiddetli bronkospazm atağı geçirdiğini belirtmektedir.

Bu hastanın klinik tablosundan sorumlu olan temel biyokimyasal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklooksijenaz-1 (COX-1) enziminin inhibisyonu sonucunda araşidonik asit metabolizmasının lipooksijenaz yoluna kayması ve sisteinil lökotrienlerin aşırı sentezi

Cevap

Siklooksijenaz-1 (COX-1) enziminin inhibisyonu sonucunda araşidonik asit metabolizmasının lipooksijenaz yoluna kayması ve sisteinil lökotrienlerin aşırı sentezi
Doğru seçenek, Samter Triadı (AERD) olarak bilinen tablonun temel biyokimyasal mekanizmasını açıklar. Bu hastalarda araşidonik asit metabolizması bozulmuştur. NSAİİ kullanımı ile COX-1 enziminin inhibe edilmesi, anti-inflamatuar özellikli prostaglandinlerin (özellikle PGE2) azalmasına ve metabolizmanın lipooksijenaz (5-LOX) yoluna kaymasına neden olur. Bu durum, bronşlarda şiddetli konstriksiyon ve inflamasyona yol açan sisteinil lökotrienlerin aşırı miktarda üretilmesiyle sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Astım + Nazal Polip + NSAİİ duyarlılığı = Samter Triadı (AERD)
Hastanın hem obstrüktif bulguları hem de nazal polipleri ve ilaç reaksiyonu bu spesifik sendromu tanımlar.
2
Patofizyolojik süreci belirle
COX-1 inhibisyonu ve lökotrien artışı
AERD'de aspirin ve benzeri ilaçlar COX-1'i bloke ederek araşidonik asidi 5-LOX yoluna yönlendirir.
3
Sonuçları değerlendir
Güçlü bronkokonstriktör olan sisteinil lökotrienlerin birikimi
LTC4, LTD4 ve LTE4 gibi lökotrienler astım atağını ve rinosinüziti tetikler.

Anahtar Kavram

Aspirin ile Tetiklenen Solunum Yolu Hastalığı (AERD/Samter Triadı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 334Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan nefes darlığı ve göğsünün sol tarafında belirgin olan ıslık sesi şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 3030 paket/yıl sigara öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde sol hemitoraks orta-alt alanda ekspiratuar monofonik vizing saptanıyor. Akciğer grafisinde belirgin patoloji izlenmeyen hastaya yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT); FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %68\%68, FVCFVC değeri ise beklenenin %82\%82'si olarak ölçülüyor. Akım-volüm halkası incelendiğinde, ekspiratuar kolun başlangıcında dik bir eğimle başlayan akımın, ekspiryumun ortasında aniden kırılma göstererek çok daha düşük eğimli ikinci bir faza geçtiği (bifazik görünüm) gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol ana bronşta endobronşiyal tümör

Cevap

Sol ana bronşta endobronşiyal tümör
Doğru seçenek olan sol ana bronştaki tümör, hastanın sigara öyküsü ve lokalize monofonik vizing bulgusuyla klinik olarak uyumludur. SFT'deki 'bifazik' (çift fazlı) görünüm, sağlıklı olan akciğerin (örneğin sağ akciğer) normal hızda boşalması bittikten sonra, tıkalı olan bronşun gerisindeki akciğer alanının (sol akciğer) çok daha yavaş bir hızla boşalmaya devam etmesinden kaynaklanır. Bu durum akım-volüm halkasında karakteristik bir 'kırılma' noktası oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Fizik muayene bulgusunu değerlendir
Lokalize monofonik vizing saptandı.
Yaygın vizing (astım/KOAH) aksine tek bir noktadan gelen ıslık sesi, o bölgedeki bir hava yolu daralmasına (tümör, yabancı cisim vb.) işaret eder.
2
SFT parametrelerini yorumla
FEV1/FVC<%70FEV_1/FVC < \%70 olması obstrüksiyonu doğrular.
Hava akımı kısıtlanması mevcuttur.
3
Akım-volüm halkasının morfolojisini analiz et
Bifazik (çift fazlı) ekspiratuar eğri saptandı.
Bifazik halka, akciğerin bir yarısının normal (hızlı boşalma), diğer yarısının ise daralmış bir bronş nedeniyle yavaş boşaldığını gösterir. Bu 'iki kompartmanlı' boşalma paterni ana bronş seviyesindeki tıkanıklıklar için tipiktir.
4
Klinik bağlamla tanıya git
Sigara öyküsü olan yaşlı bir hastada lokalize obstrüksiyon en öncelikle endobronşiyal bir maligniteyi düşündürmelidir.
Tanısal algoritmada bir sonraki adım bronkoskopidir.

Anahtar Kavram

Bifazik Akım-Volüm Halkası ve Lokalize Obstrüksiyon
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 335Soru

6565 yaşında, 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, uzun süredir devam eden ve giderek artan efor dispnesi ile kronik prodüktif olmayan öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapının arttığı (fıçı göğüs) ve ekspiryumun uzadığı saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) ve difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç (Beklenenin %'si)
FEV1/FVCFEV_1/FVC%55\%55
FEV1FEV_1%45\%45
TLCTLC (Total Akciğer Kapasitesi)%125\%125
DLCODLCO%42\%42

Bu klinik tablo ve test sonuçlarına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amfizem

Cevap

Sunulan klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı amfizemdir.
Hastada saptanan FEV1/FVCFEV_1/FVC düşüklüğü obstrüksiyonu, TLCTLC artışı hiperenflasyonu, DLCODLCO düşüklüğü ise alveolar destrüksiyonu (diffüzyon yüzeyi kaybını) temsil eder. Bu bulgu kombinasyonu, kronik sigara öyküsü ve fıçı göğüs gibi fizik muayene bulgularıyla birleştiğinde amfizem tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVC oranını değerlendir.
FEV1/FVC<%70FEV_1/FVC < \%70 olması obstrüktif bir akciğer hastalığı olduğunu gösterir.
Hava yolu obstrüksiyonunun temel göstergesi bu oranın düşmesidir.
2
TLC (Total Akciğer Kapasitesi) değerini analiz et.
TLC>%120TLC > \%120 olması hiperenflasyon ve hava hapsini işaret eder.
Obstrüktif hastalıklarda rezidüel hacim artışına bağlı olarak toplam akciğer kapasitesi artabilir.
3
DLCO (Difüzyon Kapasitesi) sonucunu yorumla.
DLCODLCO'nun belirgin düşük olması (%42\%42), alveolar-kapiller membranda bir kayıp veya hasar olduğunu gösterir.
Obstrüktif paternle birlikte DLCO düşüklüğü, alveolar duvar yıkımı ile karakterize olan amfizem için tipiktir.

Anahtar Kavram

Obstrüktif akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında SFT ve DLCO parametrelerinin kullanımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 336Soru

3232 yaşında erkek hasta, acil servise araç dışı trafik kazası sonrası multipl vücut travması ve kot fraktürleri ile getiriliyor. Yatışının 48.48. saatinde ani gelişen nefes darlığı, taşipne ve yardımcı solunum kaslarının kullanımı nedeniyle yoğun bakım ünitesine alınıyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral yaygın buzlu cam dansiteleri ve infiltrasyonlar izleniyor. Hastanın ekokardiyografisinde sol ventrikül fonksiyonları normal (EF:%60EF: \%60) bulunuyor. İnvaziv mekanik ventilasyon altında, FiO2:%50FiO_2: \%50 ve PEEP:10PEEP: 10 cm H2OH_2O düzeyindeyken alınan arter kan gazında PaO2:65PaO_2: 65 mmHg, PaCO2:32PaCO_2: 32 mmHg ve pH:7.42pH: 7.42 saptanıyor. Berlin kriterlerine göre bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta derece ARDS

Cevap

Berlin kriterleri ve hesaplanan P/FP/F oranına göre hastanın tanısı orta derece ARDS'dir.
Berlin kriterlerine göre ARDS tanısı için; semptomların bir hafta içinde başlaması, bilateral radyolojik infiltrasyonların varlığı ve ödemin kalp yetmezliğiyle açıklanamaması gerekir. Şiddet sınıflaması PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 (en az 55 cm H2OH_2O PEEPPEEP altında) oranına göre yapılır: 200300200-300 hafif, 100200100-200 orta, 100\leq 100 ağır ARDS'dir. Bu hastada P/FP/F oranı 130130 mmHg olduğu için tanı orta derece ARDS'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Zamanlama ve radyolojik bulguları değerlendir.
Klinik olaydan (travma) sonraki bir hafta içinde (48 saat) gelişen akut tablo ve bilateral infiltrasyonlar ARDS ile uyumludur.
Berlin kriterlerinin ilk iki basamağını doğrulamak için.
2
Hidrostatik ödem nedenlerini (kalp yetmezliği) dışla.
Ekokardiyografide normal EFEF (%60\%60) saptanması, ödemin kardiyojenik olmadığını gösterir.
ARDS tanısı için non-kardiyojenik kaynaklı pulmoner ödem kanıtı gereklidir.
3
P/FP/F oranını hesapla.
PaO2/FiO2=65/0.5=130PaO_2 / FiO_2 = 65 / 0.5 = 130 mmHg.
Oksijenasyon bozukluğunun derecesini belirlemek için.
4
Hesaplanan değeri Berlin sınıflamasına uygula.
100<130200100 < 130 \leq 200 olduğu için tablo 'Orta' derece olarak sınıflandırılır.
Uluslararası kılavuzlara göre kesin tanı ve evreleme yapmak için.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Tanı Kriterleri ve Oksijenasyon Sınıflaması

Daha Fazla Pratik

ARDS yönetiminde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış olan düşük tidal volüm (66 mL/kg) ventilasyonu ve koruyucu ventilasyon stratejilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 337Soru

66 yaşında, 50 paket/yıl50\text{ paket/yıl} sigara öyküsü olan erkek hasta, sağ yan ağrısı ve eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen toraks BT'de sağ alt lobda diyaframa invaze 3.5 cm3.5\text{ cm} çapında kitle saptanıyor. PET-BT incelemesinde hiler veya mediastinal patolojik tutulum izlenmiyor. Yapılan mediastinoskopide örneklenen istasyonların tamamı benign olarak raporlanıyor. Uzak metastaz saptanmayan bu hastada IASLC 8. evreleme sistemine göre en uygun evre ve tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T3N0M0T3N0M0 (Evre IIB) - Cerrahi rezeksiyon

Cevap

T3N0M0T3N0M0 (Evre IIB) evrelemesi ile cerrahi rezeksiyon kararı en uygun yaklaşımdır.
IASLC 8. evreleme sisteminde, akciğer kanserinin diyaframa invaze olması, tümörün boyutundan bağımsız olarak T3 evresine girmesini sağlar. Mediastinoskopi ile lenf nodu tutulumu dışlandığı için hasta N0'dır. T3N0M0 kombinasyonu Evre IIB'ye karşılık gelir ve bu aşamadaki hastalar için standart tedavi cerrahi rezeksiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
T evresini belirle
T3
Kitlenin boyutu 3.5 cm3.5\text{ cm} olsa da (normalde T2a), diyafram invazyonu IASLC 8. evreleme sistemine göre T3 kriteridir.
2
N evresini belirle
N0
PET-BT'de mediastinal tutulumun olmaması ve altın standart olan mediastinoskopinin benign gelmesi lenf nodu tutulumu olmadığını (N0) kesinleştirir.
3
Klinik evreyi birleştir
Evre IIB
T3 ve N0 kombinasyonu, uzak metastazın (M0) yokluğunda Evre IIB'ye karşılık gelir.
4
Tedavi yaklaşımını seç
Cerrahi rezeksiyon
Evre IIB küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) hastaları, cerrahi rezeksiyon için uygun (operabl ve rezektabl) gruptadır.

Anahtar Kavram

IASLC 8. Evreleme Sistemi'nde diyafram invazyonu T3 kriteridir.
Soru 338Soru

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanısıyla izlenen 6464 yaşındaki erkek hasta, yaklaşık 4848 saattir devam eden ateş, pürülan balgam ve yan ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilinci açık ve koopere; solunum sayısı 26/dk26/dk, kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 94/dk94/dk ve ateş 38.6C38.6^\circ C ölçülüyor. Akciğer oskültasyonunda sağ alt alanda raller saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde BUN değeri 2424 mg/dL (N:720N: 7-20) bulunuyor. Balgamın Gram boyamasında bol polimorfonükleer lökositler ile birlikte Gram negatif pleomorfik kokobasiller izleniyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda yamalı infiltrasyonlar saptanıyor.

Bu klinik tabloya göre en olası etken ve Türk Toraks Derneği rehberine göre önerilen takip planı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Haemophilus influenzae – Ayaktan tedavi

Cevap

En olası etken Haemophilus influenzae olup, hastanın CURB-65 skoru 1 olduğu için ayaktan tedavi edilmesi uygundur.
Hastanın klinik tablosunda Gram negatif pleomorfik kokobasillerin görülmesi ve KOAH öyküsü Haemophilus influenzae tanısını destekler. CURB-65 skorlamasında sadece BUN yüksekliği (24 mg/dL > 19 mg/dL) nedeniyle 1 puan alması, hastanın düşük risk grubunda olduğunu ve ayaktan tedavi edilebileceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik etkeni belirlemek için Gram boyama bulgularını analiz et.
Balgamda izlenen Gram negatif pleomorfik kokobasiller, KOAH'lı hastalarda en sık görülen etkenlerden biri olan Haemophilus influenzae'yı işaret eder.
Morfolojik özellikler (kokobasil) ve zemin hastalık (KOAH) patojen ayrımında kritiktir.
2
CURB-65 skorlama sistemini kullanarak hastanın ağırlığını ve yatış gerekliliğini hesapla.
C (Konfüzyon): Yok (0 puan), U (BUN > 19 mg/dL): Var (1 puan), R (Solunum sayısı >= 30/dk): Yok (0 puan), B (Kan basıncı < 90/60 mmHg): Yok (0 puan), 65 (Yaş >= 65): Yok (0 puan). Toplam Skor = 1.
Yatış kararı bilimsel objektif skorlama sistemlerine göre verilir.
3
Skora göre yönetim planını belirle.
CURB-65 skoru 0 veya 1 olan hastalar düşük riskli kabul edilir ve ayaktan (evde) tedavi edilebilir.
Skor 1 olan hastalarda mortalite riski düşüktür ve hastaneye yatış maliyet/enfeksiyon riski açısından önerilmez.

Anahtar Kavram

CURB-65 skorlaması ve KOAH zemininde gelişen pnömoni etkenleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 339Soru

2828 yaşında erkek hasta, son 22 gündür devam eden nefes darlığı ve öksürükle karışık kan tükürme (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde ince raller duyuluyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen Değerin %'si
FEV1/FVCFEV_1/FVC%84\%84-
FVCFVC2,52,5 L%62\%62
TLCTLC4,24,2 L%65\%65
DLCODLCO4242 mL/dk/mmHg%148\%148

Bu klinik tablo ve SFT bulguları dikkate alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Goodpasture sendromu

Cevap

Goodpasture sendromuna bağlı difüz alveolar kanama, restriktif SFT bulguları ile birlikte DLCO yüksekliğinin görüldüğü karakteristik bir tablodur.
Verilen laboratuvar verilerinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı normal, ancak FVCFVC ve TLCTLC değerleri düşüktür; bu durum restriktif akciğer hastalığını gösterir. Restriktif paternle beraber DLCODLCO (difüzyon kapasitesi) değerinin beklenenin çok üzerinde (%148\%148) çıkması, alveol boşluğu içinde gaz değişimine katılan 'ekstra' hemoglobin varlığına, yani difüz alveolar kanamaya (DAK) işaret eder. Goodpasture sendromu, hemoptizi ve akciğer tutulumu ile giden önemli bir DAK nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir
Oranın %84\%84 olması obstrüktif bir bozukluğun olmadığını gösterir.
Obstrüksiyon tanısı için bu oranın genellikle %70\%70'in altında olması gerekir.
2
FVCFVC ve TLCTLC değerlerini analiz et
Her iki değerin de beklenenin %80\%80'inin altında olması restriktif paterni doğrular.
Restriksiyon, akciğer hacimlerinin azalmasıyla karakterizedir.
3
DLCODLCO değerindeki artışı yorumla
Beklenenin %148\%148'i gibi çok yüksek bir değer, alveol içinde karbonmonoksiti (CO) bağlayacak ekstra hemoglobin varlığını gösterir.
Difüz alveolar kanama durumunda alveol boşluğuna dolan eritrositlerdeki hemoglobin, test sırasında verilen CO'yu hızla bağlayarak difüzyon kapasitesinin 'yalancı' bir şekilde yüksek çıkmasına neden olur.
4
Klinik bulgularla birleştir
Hemoptizi ve restriksiyon + yüksek DLCODLCO kombinasyonu Goodpasture sendromu veya diğer alveolar kanama sendromları için tanısaldır.
Klinik-laboratuvar uyumu doğru tanıyı sağlar.

Anahtar Kavram

Alveolar kanama durumunda (örneğin Goodpasture sendromu), alveoller içindeki serbest hemoglobin CO'yu bağladığı için DLCO (difüzyon kapasitesi) karakteristik olarak artar.

Daha Fazla Pratik

DLCO artışı görülen diğer durumları (Polisitemi, obezite, sol-sağ şantlı kalp hastalıkları, egzersiz) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 340Soru

5050 yaşında erkek hasta, 22 aydır süren öksürük, halsizlik ve gece terlemesi şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyon saptanıyor ve balgam yaymasında asidorezistan basiller (ARBARB) izleniyor. Hastaya İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol'den oluşan dörtlü anti-tüberküloz tedavi başlanıyor. Tedavinin birinci ayında hasta; sağ ayak birinci metatarsofalangeal ekleminde ani gelişen şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum ürik asit düzeyi 10.510.5 mg/dLmg/dL (N:3.57.2N: 3.5 - 7.2 mg/dLmg/dL) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olma olasılığı en yüksek olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pirazinamid

Cevap

Pirazinamid
Doğru cevap olan ilaç, böbrek tübüllerinde ürik asit sekresyonunu inhibe ederek serum ürik asit seviyelerinde artışa (hiperürisemi) yol açar. Bu durum, özellikle gut öyküsü olan veya yatkınlığı bulunan hastalarda akut gut artriti ataklarını tetikleyebilir. Standart dörtlü tüberküloz rejiminde bu yan etki en karakteristik olarak bu ilaçta izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada anti-tüberküloz tedavi başlangıcı sonrası akut monoartrit (podagra) ve hiperürisemi geliştiği saptandı.
Tedavi altındaki hastada yeni gelişen semptomların ilaç yan etki profilleri ile eşleştirilmesi tanısal bir yaklaşımdır.
2
İlaç yan etkilerini değerlendirme
Kullanılan ilaçlar arasından Pirazinamid'in renal ürik asit klerensini azalttığı belirlendi.
Pirazinamid, tüberküloz tedavisinde hiperürisemi ve gut atağına en sık neden olan ajandır.

Anahtar Kavram

Anti-tüberküloz İlaç Yan Etkileri: Pirazinamid ve Hiperürisemi
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 17 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin