Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 341Soru

6464 yaşında erkek hasta, sağ diz artroplastisi sonrası 5.5. günde ani başlayan şiddetli nefes darlığı, sağ tarafta batıcı karakterde göğüs ağrısı, az miktarda hemoptizi ve konfüzyon ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 124124/dakika, solunum sayısı 2828/dakika ve oksijen saturasyonu (oda havasında) %86\%86 olarak ölçülüyor. Juguler venöz dolgunluk saptanıyor. Ekokardiyografide sağ ventrikül genişlemiş ve hipokinetik, sol ventrikül ise hiperdinamik ve küçük saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik trombolitik tedavi (Alteplaz)

Cevap

Sistemik trombolitik tedavi (Alteplaz) uygulanması bu hasta için en uygun yaklaşımdır.
Hastada görülen hipotansiyon (<90< 90 mmHg), sağ ventrikül yüklenme bulguları (eko'da RV hipokinezisi) ve juguler venöz dolgunluk, yüksek riskli (masif) pulmoner emboli kliniğidir. Güncel kılavuzlara göre yüksek riskli PE hastalarında, tromboliz için mutlak bir kontrendikasyon (aktif kanama, yakın zamanda geçirilmiş intrakraniyal hemoraji vb.) yoksa sistemik trombolitik tedavi (Alteplaz gibi) ilk seçenek reperfüzyon tedavisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini değerlendir.
Kan basıncının 85/5585/55 mmHg (sistolik < 9090 mmHg) olması hastanın şokta olduğunu gösterir.
Tedavi kararını belirleyen en önemli faktör hastanın risk grubudur (Düşük/Orta/Yüksek).
2
Risk sınıflandırmasını yap.
Hipotansiyon + Sağ ventrikül disfonksiyonu (Eko bulguları) varlığı 'Yüksek Riskli (Masif) Pulmoner Emboli' tanısını koydurur.
Yüksek riskli hastalarda mortalite yüksektir ve hızlı reperfüzyon gereklidir.
3
Reperfüzyon stratejisini belirle.
Mutlak kontrendikasyon yoksa sistemik trombolitik tedaviye başlanır.
Tromboliz, pıhtı yükünü hızla azaltarak sağ ventrikül üzerindeki yükü kaldırır ve sağkalımı artırır.

Anahtar Kavram

Yüksek riskli (masif) pulmoner embolide ilk basamak tedavi yaklaşımı hemodinamik instabilite varlığına göre belirlenir.
Soru 342Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır eforla artan nefes darlığı ve hırıltılı solunum şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden çocukluk çağında atopik astım tanısı aldığı, ancak 2020’li yaşlarından itibaren şikayetlerinin gerilediği öğreniliyor. Hasta 3030 paket-yıl sigara içme öyküsüne sahiptir. Fizik muayenesinde ekspiryum süresinin uzadığı ve bilateral yaygın ronküsler duyuluyor. Yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) bulguları aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

ParametreBeklenen Değer (%)Reversibilite ÖncesiReversibilite Sonrası
FEV1FEV_1%100\%100%65\%65%82\%82 (+420+420 mL)
FVCFVC%100\%100%85\%85%88\%88
FEV1/FVCFEV_1/FVC>%70>\%70%62\%62%74\%74

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hastanın mevcut tablosu için en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnhale kortikosteroid (İKS) + Uzun etkili beta-2 agonist (LABA)

Cevap

İnhale kortikosteroid (İKS) ve uzun etkili beta-2 agonist (LABA) kombinasyonu bu hasta için en uygun başlangıç tedavisidir.
Doğru yanıt olan İKS + LABA kombinasyonu, hastadaki hem astım (inflamatuar bileşen) hem de KOAH (kalıcı hava yolu kısıtlılığı) özelliklerini hedef alır. Belirgin reversibilite (>200>200 mL ve >%12>\%12) ve çocukluk çağı öyküsü, tedavide mutlaka inhale kortikosteroid bulunması gerektiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
SFT verilerini analiz et.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %62\%62 olması obstrüktif bir bozukluğu doğrular. Bronkodilatör sonrası FEV1FEV_1'de meydana gelen 420420 mL ve %17\%17’lik artış (reversibilite pozitif), astım bileşenini güçlü bir şekilde destekler.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı hava yolu kısıtlılığının tipini belirlemektir.
2
Klinik öykü ile SFT bulgularını birleştir.
Hastanın hem sigara öyküsü (KOAH riski) hem de çocukluk çağı astım öyküsü ve belirgin reversibilitesi (Astım riski) vardır.
Tedavi seçimi, baskın olan fenotipe veya her iki hastalığın özelliklerinin bir arada bulunmasına (Overlap) göre yapılır.
3
Güncel GINA ve GOLD rehberlerine göre tedavi stratejisi belirle.
Astım özellikleri taşıyan veya astım-KOAH birlikteliği düşünülen hastalarda inhale kortikosteroid (İKS) tedavinin temel taşıdır. İKS olmadan sadece LABA veya LAMA kullanımı risklidir.
İnframasyonu baskılamak ve alevlenmeleri önlemek için İKS gereklidir.

Anahtar Kavram

Astım-KOAH birlikteliği (Overlap) gösteren hastalarda tedavi yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın kan eosinofil düzeyi yüksek saptansaydı (örn. >300>300 hücre/µL), üçlü tedavinin (İKS+LABA+LAMA) yeri ve endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 343Soru

Evcil hayvan dükkanında çalışan 4242 yaşında bir kadın hasta; bir haftadır devam eden ateş, titreme, kuru öksürük ve şiddetli baş ağrısı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede vücut sıcaklığı 39.2C39.2^\circ C, nabız 82/dak82/dak saptanıyor. Batın muayenesinde splenomegali saptanan hastanın akciğer grafisinde bilateral yama tarzında interstisyel infiltrasyonlar izleniyor. Hastanın öyküsünde yakın zamanda dükkana gelen egzotik kuşlarla yakın teması olduğu öğreniliyor.

Bu klinik tabloya göre, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Chlamydia psittaci

Cevap

En olası etken Chlamydia psittaci'dir.
Chlamydia psittaci (Psittakoz) enfeksiyonu, özellikle kuş besleyenlerde veya evcil hayvan dükkanı çalışanlarında görülen bir zoonozdur. Klinik tabloda şiddetli baş ağrısı, fotofobi, relatif bradikardi ve karakteristik olarak splenomegali görülür. Akciğer grafisinde yama tarzında interstisyel infiltrasyonlar izlenmesi atipik pnömoni lehinedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta bir kuş dükkanında çalışıyor, şiddetli baş ağrısı ve splenomegalisi var.
Zoonotik atipik pnömonilerde maruziyet öyküsü tanı için kritiktir.
2
Fizik muayene bulgularını analiz et.
Ateş (39.2C39.2^\circ C) ile uyumsuz düşük nabız (82/dak82/dak) saptandı (Faget belirtisi/relatif bradikardi).
Relatif bradikardi; Psittakoz, Lejyonella ve Tifo gibi sınırlı sayıda hastalıkta görülür.
3
Ayırıcı tanı yap.
Kuş teması + Splenomegali + Relatif Bradikardi = Psittakoz.
Splenomegali, psittakozu diğer atipik pnömoni etkenlerinden ayıran en önemli fizik muayene bulgularından biridir.

Anahtar Kavram

Psittakoz (Chlamydia psittaci) Tanı Kriterleri

Alternatif Yöntem

Psittakozda görülebilen cilt bulgusu olan 'Horder spot' (pembe maküler döküntü) ve şiddetli baş ağrısının atipik pnömoni ile birlikteliği tanıya yardımcıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 344Soru

2828 yaşında kadın yüzücü, son 11 yıldır antrenmanların en yoğun döneminde gelişen nefes darlığı ve boğazda sıkışma hissi ile başvuruyor. Şikayetleri dinlenince hızla düzelen hastaya daha önce 'egzersizle tetiklenen astım' tanısı konularak kısa etkili beta-2 agonist (SABASABA) reçete edilmiş, ancak hasta bu tedaviden fayda görmediğini belirtmiştir. Fizik muayenesinde istirahatte akciğer sesleri doğal olan hastanın, semptomatik olduğu sırada boyun bölgesinde daha belirgin olan inspiratuar bir ses (stridor) duyulmaktadır. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFTSFT) FEV1FEV_1 ve FVCFVC değerleri beklenen sınırlardadır. Bu hastada akış-volüm halkası değerlendirmesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FEF50/FIF50>1FEF_{50} / FIF_{50} > 1 olması

Cevap

Akış-volüm halkasında inspiratuar fazda düzleşme izlenen değişken ekstratorasik obstrüksiyon durumlarında FEF50/FIF50FEF_{50} / FIF_{50} oranının 11'den büyük olması beklenir.
Hastanın klinik tablosu (genç atlet, inspiratuar stridor, SABA'ya yanıtsızlık) vokal kord disfonksiyonu (VCD) ile uyumludur. VCD, değişken ekstratorasik obstrüksiyon paternine yol açar. Bu paternin tipik SFT bulgusu, akış-volüm halkasının inspiratuar kolunda düzleşme görülmesi ve buna bağlı olarak 50%50\% vital kapasitedeki ekspiratuar akışın inspiratuar akışa oranının (FEF50/FIF50FEF_{50} / FIF_{50}) 11'den büyük (genellikle >1.5> 1.5) olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını sentezle.
Genç sporcuda egzersizle tetiklenen, astım ilaçlarına yanıtsız nefes darlığı ve fizik muayenede duyulan inspiratuar stridor, öncelikle 'Vokal Kord Disfonksiyonu' (VCD) tablosunu düşündürür.
VCD, egzersiz sırasında vokal kordların paradoksal olarak kapanmasıyla karakterize, sıklıkla astımla karışan bir üst hava yolu sorunudur.
2
Patofizyolojik paterni belirle.
VCD, 'Değişken Ekstratorasik Obstrüksiyon' tipinde bir hava yolu darlığına yol açar.
Vokal kordlar toraks dışında (ekstratorasik) yer alır ve değişken (sadece belirli bir solunum fazında belirginleşen) bir tıkanıklık oluşturur.
3
SFT bulgularını yorumla.
Değişken ekstratorasik obstrüksiyonda, negatif transmural basınç nedeniyle inspiratuar fazda hava yolu çökerken, ekspiratuar fazda pozitif basınç hava yolunu açık tutar. Bu durum akış-volüm halkasında inspiratuar kolda düzleşmeye (trunkasyon) neden olur.
İnspiratuar akışın (FIF50FIF_{50}) azalması ve ekspiratuar akışın (FEF50FEF_{50}) korunması sonucunda FEF50/FIF50FEF_{50} / FIF_{50} oranı >1> 1 (sıklıkla >1.5> 1.5) olarak saptanır.

Anahtar Kavram

Değişken ekstratorasik obstrüksiyon (Vokal Kord Disfonksiyonu) SFT bulguları

Daha Fazla Pratik

Sabit (fixed) üst hava yolu obstrüksiyonlarında (örneğin ileri evre trakeal tümörler) akış-volüm halkasının hem inspiratuar hem de ekspiratuar kolunda düzleşme görüleceğini unutmayın.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 345Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 66 aydır ilerleyici nefes darlığı ve sırt ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ileri derecede kifoskolyoz saptanıyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFTSFT) ve tek nefes karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) ölçüm sonuçları aşağıdadır:

ParametreÖlçülen Değer (Beklenene Oran)
FEV1/FVCFEV_1/FVC%86\%86
FVCFVC%55\%55
TLCTLC%60\%60
DLCODLCO%72\%72
VAVA (Alveoler Hacim)%52\%52
KCOKCO (DLCO/VADLCO/VA)%138\%138

Bu hastadaki pulmoner fonksiyonel bozukluk ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğer parankimi normal olup; azalmış akciğer hacmine karşın kapiller yatağın korunmuş olması ve alveoler hacmin (VAVA) daha belirgin azalması sonucu KCOKCO değeri beklenenden yüksek saptanmıştır.

Cevap

Ekstrapulmoner restriksiyonda akciğer parankimi sağlam olduğu için, azalmış akciğer hacmine rağmen kapiller kan hacminin göreceli korunmasıyla KCOKCO (DLCO/VADLCO/VA) değeri yüksek saptanır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki kifoskolyoz tablosunun akciğer parankimine zarar vermediğini, ancak göğüs kafesi kısıtlılığı nedeniyle akciğerlerin tam genişleyemediğini açıklar. Bu durumda alveoler hacim (VAVA) azaldığı halde, kapiller yatak sağlam kaldığı ve akciğer dokusu daha az hacme 'sıkıştığı' için birim hacim başına düşen difüzyon kapasitesi (KCOKCO) artar. Bu durum, interstisyel akciğer hastalıklarındaki (düşük KCOKCO) tablodan en önemli farktır.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
Oran %86\%86 (>%70>\%70), obstrüksiyon dışlandı.
Obstrüktif paternleri restriktif paternlerden ayırmak için ilk adımdır.
2
FVCFVC ve TLCTLC değerlerini kontrol et.
FVCFVC %55\%55 ve TLCTLC %60\%60, restriktif patern doğrulandı.
Düşük akciğer hacimleri restriksiyonun temel göstergesidir.
3
DLCODLCO ve KCOKCO (DLCO/VADLCO/VA) değerlerini analiz et.
DLCODLCO düşük (%72\%72), ancak KCOKCO belirgin yüksek (%138\%138).
Mutlak DLCODLCO hacme bağımlıdır, ancak KCOKCO hacim başına düşen difüzyon kapasitesini göstererek parankim sağlığını değerlendirmeyi sağlar.
4
Klinik tablo (kifoskolyoz) ile fonksiyonel bulguları birleştir.
Kifoskolyoz + Restriksiyon + Yüksek KCOKCO = Ekstrapulmoner restriksiyon.
Göğüs duvarı deformiteleri akciğeri komprese eder ancak parankim sağlam olduğu için kapiller densite relatif olarak artar, bu da KCOKCO artışına neden olur.

Anahtar Kavram

Ekstrapulmoner restriksiyonda KCOKCO (Krogh Katsayısı) artışı
Soru 346Soru

6565 yaşında erkek hasta, üriner sistem enfeksiyonuna bağlı gelişen sepsis tanısıyla iç hastalıkları servisinde izlenmektedir. Takibinin 24.24. saatinde ani gelişen nefes darlığı ve taşipne nedeniyle yoğun bakım ünitesine transfer ediliyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde raller duyuluyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın yamalı infiltratlar saptanıyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %60\%60 (normal) ve kapak yapıları normal olarak değerlendiriliyor. %60\%60 FiO2FiO_2 ve 5cmH2O5 cmH_2O PEEPPEEP desteği altında alınan arter kan gazı sonuçları: pH:7.36pH: 7.36, PaO2:66mmHgPaO_2: 66 mmHg, PaCO2:34mmHgPaCO_2: 34 mmHg, HCO3:20mEq/LHCO_3: 20 mEq/L olarak ölçülüyor. Buna göre, Berlin kriterleri dikkate alındığında hastadaki klinik tablo aşağıdakilerden hangisi ile en doğru şekilde tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta derece ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 100100 ile 200200 arasında olan ve kalp yetmezliği dışlanan bu tablo orta derece ARDS olarak tanımlanır.
Berlin kriterlerine göre ARDS tanısı için; akut başlangıç (1 hafta içinde), radyolojik olarak bilateral opasiteler, kalp yetmezliğinin dışlanması ve PEEP5cmH2OPEEP \geq 5 cmH_2O iken P/FP/F oranının <300<300 olması gerekir. Hastanın P/FP/F oranı 110110 (66/0.666/0.6) olduğu için 'Orta Derece ARDS' (100200100-200 arası) tanısı konulur.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenasyon oranını (P/FP/F) hesapla
PaO2/FiO2=66/0.60=110PaO_2 / FiO_2 = 66 / 0.60 = 110
ARDS şiddetini belirlemek için en temel parametre arteriyel oksijen basıncının solunan oksijen fraksiyonuna oranıdır.
2
Kardiyojenik nedenleri dışla
Ekokardiyografi normal (EF %60\%60)
ARDS tanısı için bilateral infiltratların kalp yetmezliği veya sıvı yüklenmesi ile tam olarak açıklanamaması gerekir.
3
Berlin kriterlerine göre sınıflandır
Orta derece (100<P/F200100 < P/F \leq 200)
110110 değeri orta derece aralığındadır ve PEEP5cmH2OPEEP \geq 5 cmH_2O kriteri sağlanmaktadır.

Anahtar Kavram

ARDS Tanı ve Sınıflandırmasında Berlin Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 347Soru

6464 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son 33 yıldır eforla artan nefes darlığı ve kronik öksürük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapında artış, ekspiryumda uzama ve yaygın ronküsler saptanıyor. Hastanın yapılan post-bronkodilatör solunum fonksiyon testi (SFT\text{SFT}) sonuçları şöyledir:

ParametreSonuç
FEV1/FVC\text{FEV}_1/\text{FVC}0.620.62
FEV1\text{FEV}_1Beklenenin %55\%55'i
FVC\text{FVC}Beklenenin %88\%88'i

Son bir yıl içerisinde hastaneye yatış gerektirmeyen bir kez akut alevlenme öyküsü olan ve mMRC skalası 22 olarak değerlendirilen bu hasta için GOLD 2024\text{GOLD } 2024 rehberine göre en uygun başlangıç farmakolojik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzun etkili muskarinik antagonist (LAMA) + Uzun etkili beta-2 agonist (LABA)

Cevap

En uygun başlangıç tedavisi, uzun etkili muskarinik antagonist (LAMA) ve uzun etkili beta-2 agonist (LABA) kombinasyonudur.
Hastanın solunum fonksiyon testi sonuçları obstrüktif bir paterni (FEV1/FVC<0.70FEV_1/FVC < 0.70) göstermektedir. Klinik veriler incelendiğinde; hastaneye yatış gerektirmeyen bir kez alevlenme öyküsü hastayı alevlenme riski açısından düşük gruba, mMRC skorunun 22 olması ise semptom yükü açısından yüksek gruba yerleştirir. GOLD 2024\text{GOLD } 2024 rehberine göre bu profil (düşük alevlenme riski + yüksek semptom) 'Grup B' olarak tanımlanır ve bu grup için başlangıçta LABA ve LAMA kombinasyonu tedavisi önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanısal değerlendirme
KOAH tanısı doğrulandı.
Post-bronkodilatör FEV1/FVC<0.70\text{FEV}_1/\text{FVC} < 0.70 olması obstrüktif hava yolu hastalığını ve klinik verilerle birlikte KOAH tanısını kesinleştirir.
2
Klinik evreleme (Hava yolu kısıtlılığına göre)
GOLD 2 (Orta derece).
FEV1\text{FEV}_1 değerinin beklenenin %50\%50 ile %80\%80 arasında olması (55%55\%) orta derece kısıtlılığı ifade eder.
3
GOLD ABCD(E) Gruplandırması
Grup B.
Son bir yılda hastaneye yatış gerektirmeyen 11 alevlenme (düşük risk) ve mMRC skorunun 22 olması (yüksek semptom yükü) hastayı Grup B kategorisine dahil eder.
4
Rehber önerisinin uygulanması
LAMA + LABA kombinasyonu.
GOLD 2024\text{GOLD } 2024 rehberi, Grup B hastalarında başlangıç tedavisi olarak ikili uzun etkili bronkodilatör tedavisini önermektedir.

Anahtar Kavram

KOAH'ta GOLD 2024 sınıflamasına göre başlangıç tedavisi seçimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 348Soru

48 yaşında kadın hasta, son 6 aydır merdiven çıkarken giderek artan nefes darlığı şikayeti ile takip edilmektedir. Son 24 saattir sağ tarafta nefes almakla şiddetlenen batıcı karakterde göğüs ağrısı ve balgamında kan görme (hemoptizi) şikayetleri eklenen hastanın fizik muayenesinde; kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 108108/dakika, solunum sayısı 2222/dakika olarak saptanıyor. Dinlemekle S2S2 sert ve pulmoner odakta belirgin, sağ alt bacakta ise şişlik ve hassasiyet mevcuttur. Yapılan Bilgisayarlı Tomografi Pulmoner Anjiyografi (BTPA) tetkikinde bilateral segmental arterlerde dolum defektleri izleniyor. Hastaya yapılan Sağ Kalp Kateterizasyonunda (SKK); ortalama pulmoner arter basıncı (mPAB) 5252 mmHg, pulmoner arter uç basıncı (PAUB) 99 mmHg ve pulmoner vasküler direnç (PVD) 88 Wood ünitesi olarak ölçülüyor. Bu klinik tablo ve hemodinamik bulgular ışığında, hasta için en olası tanısal süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Grup 4 Pulmoner Hipertansiyon; V/Q sintigrafisi ile kronik sürecin yaygınlığı değerlendirilmelidir.

Cevap

Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (Grup 4) şüphesiyle ventilasyon/perfüzyon (V/Q) sintigrafisi planlanmalıdır.
Hastada saptanan 5252 mmHg ortalama pulmoner arter basıncı (mPAB), akut bir sağ ventrikül yetmezliği sınırını (yaklaşık 4040 mmHg) çoktan aşmıştır. Bu durum, hastada daha önceden var olan ve sağ ventrikülün hipertrofiye uğramasına izin veren kronik bir tromboembolik süreci (WHO Grup 4 - KTEPH) kanıtlar. KTEPH taramasında V/Q sintigrafisi, BTPA'ya göre daha yüksek duyarlılığa sahiptir ve tanısal algoritmanın bir sonraki adımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve Wells skorunu değerlendirmek.
Hastada nefes darlığı, plöritik ağrı, hemoptizi ve DVT bulguları (Wells skoru yüksek) mevcuttur.
Tanısal algoritmada pulmoner emboli olasılığını belirlemek ilk adımdır.
2
BTPA ve hemodinamik verileri analiz etmek.
BTPA'da segmental emboli izlenmiş ancak SKK'da mPAB 5252 mmHg bulunmuştur.
Görüntüleme ile akut olay doğrulanırken, hemodinamik veriler olayın ciddiyetini ve süresini belirler.
3
Akut ve kronik pulmoner hipertansiyon ayrımını yapmak.
Akut bir pulmoner embolide sağ ventrikül mPAB'ı 4040 mmHg'nin üzerine çıkaramaz.
Sağ ventrikülün akut basınç artışına toleransı düşüktür; >40>40 mmHg değerleri RV hipertrofisine, yani kronikliğe (KTEPH) işaret eder.
4
Tanısal süreci belirlemek.
KTEPH (Grup 4) tanısı için BTPA'dan daha duyarlı olan V/Q sintigrafisi istenmelidir.
V/Q sintigrafisi, KTEPH taramasında ve cerrahi operabilite değerlendirmesinde temel tetkiktir.

Anahtar Kavram

Akut pulmoner embolide mPAB genellikle 4040 mmHg'yi aşmaz; bu değerin üzerindeki basınçlar altta yatan kronik pulmoner vasküler hastalığı (özellikle KTEPH) düşündürmelidir.

Daha Fazla Pratik

KTEPH tanısı kesinleşen hastalarda küratif tedavi seçeneği olan Pulmoner Endarterektomi (PEA) ve medikal tedavi seçeneği olan Riociguat (çözünür guanilat siklaz stimülatörü) konularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 349Soru

5252 yaşında kadın hasta, çocukluk yaşlarından beri var olan nefes darlığı, hırıltı ve öksürük şikayetleri ile başvuruyor. Hiç sigara içmeyen hastanın şikayetlerinin son yıllarda süreklilik kazandığı ve mevsimsel değişkenliğinin azaldığı öğreniliyor. Hasta şu an yüksek doz inhaler kortikosteroid (I˙KSİKS), uzun etkili beta-22 agonist (LABALABA) ve uzun etkili muskarinik antagonist (LAMALAMA) kombinasyonunu düzenli kullanmaktadır. Buna rağmen son bir yılda üç kez alevlenme nedeniyle oral steroid kullanmak zorunda kalmıştır.

Yapılan laboratuvar tetkiklerinde kan eozinofil sayısı 480480 hücre/μL\mu L ve eksize nitrik oksit (FeNOFeNO) düzeyi 5252 ppb saptanmıştır. Hastanın bronkodilatör sonrası solunum fonksiyon testi (SFTSFT) verileri aşağıdaki gibidir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen %
FEV1/FVCFEV1/FVC%62\%62-
FEV1FEV11.621.62 L%54\%54
DLCODLCO-%98\%98

Bu verilere ve klinik tabloya göre, hasta için en uygun bir sonraki yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye Mepolizumab (Anti-IL5) eklenmesi

Cevap

En uygun yönetim adımı tedaviye Mepolizumab (Anti-IL5) eklenmesidir.
Doğru cevap, tedaviye Mepolizumab (Anti-IL5) eklenmesidir. Hasta, güncel GINA rehberlerine göre 'Basamak 5' ağır astım kriterlerini karşılamaktadır. Yüksek doz İKS+LABA+LAMA kullanımına rağmen sık alevlenme geçirmesi, yüksek kan eozinofili (>300> 300) ve yüksek FeNO (>20> 20) düzeyleri Tip-2 yüksek ağır astımı işaret eder. Bu tabloya sahip hastalarda sistemik steroid yan etkilerinden korunmak için anti-interlökin-5 tedavileri (Mepolizumab, Benralizumab gibi) en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
SFT Verilerinin Değerlendirilmesi
FEV1/FVC <%70< \%70 olması obstrüksiyonu; normal DLCO (%98\%98) ise parankimal yıkımın (amfizem) olmadığını gösterir.
Obstrüktif hastalıkların (Astım, KOAH, Bronşektazi) ayırıcı tanısını yapmak.
2
İnflamasyon Fenotipinin Belirlenmesi
Kan eozinofili >300> 300 hücre/μL\mu L ve FeNO>20FeNO > 20 ppb olması, hastada baskın bir Tip-2 (eozinofilik) inflamasyon olduğunu kanıtlar.
Hedefe yönelik tedavi (biyolojik ajan) seçimini sağlamak.
3
Klinik Tanı ve Tedavi Basamağının Belirlenmesi
Hiç sigara içmeyen, çocukluktan beri astımı olan ve yüksek doz İKS+LABA+LAMA'ya rağmen alevlenme geçiren hasta 'Ağır Eozinofilik Astım' (GINA Basamak 55) olarak sınıflandırılır.
Uygun rehber basamağına göre tedavi planlamak.
4
Tedavi Seçimi
Ağır Tip-2 astımda, oral steroidlerin sistemik yan etkilerinden kaçınmak için biyolojik ajanlar (Anti-IL5, Anti-IL4/13, Anti-IgE) öncelikle tercih edilmelidir.
Mortalite ve morbiditeyi en düşük riskle azaltmak.

Anahtar Kavram

Ağır Tip-2 astımda (fiks hava yolu obstrüksiyonu olsa dahi) yönetim stratejisi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 350Soru

26 yaşında kadın hasta, bir hafta önce başlayan ve giderek artan nefes darlığı, nefes almakla artan batıcı yan ağrısı ve dün olan bir kez hemoptizi nedeniyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda bilgisayarlı tomografik pulmoner anjiyografi (BTPA) ile segmenter pulmoner emboli tanısı konuluyor. Hastanın kan basıncı 125/80mmHg125/80 mmHg, nabzı 88/dk88/dk ve oda havasında oksijen satürasyonu %96\%96 olarak ölçülüyor. Bilinen ek hastalığı olmayan ve hemodinamik olarak stabil seyreden bu hastada başlanması gereken en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH)

Cevap

Hemodinamik olarak stabil seyreden bu hastada başlanması gereken en uygun tedavi düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) ile antikoagülasyondur.
Doğru yanıt olan seçenek, hemodinamik olarak stabil seyreden pulmoner emboli vakalarında standart başlangıç tedavisi olan antikoagülasyonu (DMAH) önermektedir. Hasta normotansif olduğu için daha agresif tedavilere (trombolitik gibi) gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik stabiliteyi değerlendir
Hastanın kan basıncı (125/80mmHg125/80 mmHg) ve nabzı (88/dk88/dk) normal sınırlar içerisindedir, hasta hemodinamik olarak stabildir.
Tedavi stratejisi (trombolitik vs antikoagülasyon) hastanın hemodinamik stabilitesine göre belirlenir.
2
Tanıyı ve risk düzeyini belirle
BTPA ile segmenter emboli doğrulanmış ve düşük riskli/stabil bir tablo saptanmıştır.
Tanı kesinleştikten sonra risk sınıflandırması yapılır.
3
Uygun tedaviyi başlat
Stabil hasta için antikoagülasyon (DMAH veya yeni kuşak oral antikoagülanlar) başlanır.
Masif olmayan embolilerde standart yaklaşım antikoagülasyondur.

Anahtar Kavram

Pulmoner embolide tedavi seçimi hastanın hemodinamik stabilitesine dayanır. Stabil (normotansif) hastalarda antikoagülasyon (DMAH vb.), anstabil (hipotansif/şokta) hastalarda ise trombolitik tedavi önceliklidir. Ayrıca pulmoner hipertansiyon WHO sınıflamasında Grup 1 (PAH) hastalarında vazoreaktivite pozitifse ilk tercih kalsiyum kanal blokerleridir.
Tahmini Süre:45s
Soru 351Soru

Piyelonefrit tanısıyla serviste izlenen 68 yaşındaki kadın hastada, antibiyotik tedavisinin 48. saatinde ani gelişen solunum sıkıntısı ve bilinç bulanıklığı gözleniyor. Hastanın kan basıncı 90/60 mmHg, nabzı 110/dk, solunum sayısı 32/dk olarak ölçülüyor. Rezervuarlı maske ile %100 oksijen desteği verilmesine rağmen arteriyel kan gazında PaO 2_2 52 mmHg, PaCO 2_2 38 mmHg saptanıyor. Akciğer tomografisinde (BT) bilateral yaygın infiltrasyonlar ve yer yer hava bronkogramları izleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül fonksiyonları normal bulunuyor.

Bu hastadaki hipokseminin gelişiminde rol oynayan primer fizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntrapulmoner şant

Cevap

İntrapulmoner şant
Hastada sepsise ikincil gelişen ARDS tablosu mevcuttur. ARDS'nin patofizyolojisindeki temel sorun, alveollerin ödem sıvısı ve inflamatuar hücrelerle dolması veya atelektaziye uğramasıdır. Bu durum, alveollerin perfüze edilmeye devam etmesine rağmen ventile edilememesine (Ventilasyon/Perfüzyon oranının sıfır olması) yol açar. Buna intrapulmoner şant adı verilir. Şantın en önemli klinik özelliği, sağdan sola geçen kanın oksijenle hiç temas etmemesi nedeniyle, dışarıdan verilen oksijen konsantrasyonu (%100 FiO 2_2) ne kadar artırılırsa artırılsın hipokseminin düzelmemesidir (refrakter hipoksemi).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Sepsis zemininde gelişen akut solunum yetmezliği, bilateral infiltrasyonlar ve normal kalp fonksiyonları ARDS tanısını desteklemektedir.
Tanının doğru konulması, fizyolojik mekanizmanın anlaşılması için ön koşuldur.
2
Hipokseminin karakterini analiz et
Hastaya %100 oksijen (FiO 2_2 1.0) verilmesine rağmen PaO 2_2'nin 52 mmHg'de kalması 'dirençli (refrakter) hipoksemi' olduğunu gösterir.
Oksijen tedavisine yanıt, hipoksemi mekanizmalarını ayırt etmede kullanılan en kritik parametredir.
3
Fizyolojik mekanizmaları karşılaştır
V/Q dengesizliği ve difüzyon bozukluğu oksijen ile düzelirken, intrapulmoner şant (V/Q = 0) oksijen tedavisine dirençlidir.
Şant durumunda kan, ventile olmayan alveollerden geçtiği için verilen oksijenle temas etmeden sol kalbe döner.

Anahtar Kavram

ARDS'de görülen hipoksemi, atelektazi ve alveolar dolum (ödem/yangı) nedeniyle gelişen intrapulmoner şant kaynaklıdır ve yüksek konsantrasyonlu oksijen tedavisine dirençlidir.

İpuçları

1
Hastaya %100 oksijen verilmesine rağmen kan oksijen düzeyinin (PaO 2_2) yükselmediğine dikkat ediniz.
2
Oksijen tedavisine yanıt vermeyen (dirençli) hipoksemi, kanın akciğerde hiç havalanmayan bölgelerden geçtiğini gösterir.
3
Alveollerin tamamen sıvı ile dolduğu veya kapandığı durumlarda Ventilasyon/Perfüzyon oranı sıfırdır; bu duruma 'şant' denir.

Daha Fazla Pratik

ARDS hastalarında şant fraksiyonunu azaltmak için kullanılan 'Pron Pozisyonu'nun fizyolojik etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 352Soru

3535 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 aydır devam eden sağ taraflı batıcı göğüs ağrısı, kuru öksürük, halsizlik ve akşamları yükselen ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer bazalinde perküsyonda matite ve oskültasyonda solunum seslerinde belirgin azalma saptanıyor. Yapılan torasentezde elde edilen plevral sıvının laboratuvar incelemesinde; protein 4.5 g/dL\text{4.5 g/dL} (serum protein 6.8 g/dL\text{6.8 g/dL}), LDH 480 U/L\text{480 U/L} (serum LDH üst sınırı 200 U/L\text{200 U/L}), glukoz 40 mg/dL\text{40 mg/dL} ve hücre sayımında %80\%80 lenfosit hakimiyeti saptanıyor. Sıvının Adenozin deaminaz (ADA) düzeyi 65 U/L\text{65 U/L} (Normal: <40<40) ölçülüyor. Plevra biyopsisinde ise kazeifiye granülomatöz inflamasyon izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküloz plörezi

Cevap

Plevral sıvıda lenfosit hakimiyeti, yüksek ADA düzeyi ve kazeifiye granülom varlığı ile karakterize olan Tüberküloz plörezi.
Tüberküloz plörezi tipik olarak subakut bir başlangıç sergiler; plevral sıvı eksüda niteliğindedir ve belirgin lenfosit hakimiyeti gösterir. Adenozin deaminaz (ADA) düzeyinin 40 U/L\text{40 U/L} üzerinde olması (özellikle genç hastalarda) tüberküloz için oldukça spesifiktir. En kesin bulgu ise plevra biyopsisinde kazeifiye granülomların gösterilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvının niteliğini (Light kriterleri) değerlendir.
Sıvı protein/serum protein >0.5> 0.5 ve LDH yüksek olduğu için sıvı 'eksüda' vasfındadır.
Tanısal algoritmada transüda-eksüda ayrımı ilk adımdır.
2
Hücre tipini ve biyokimyasal belirteçleri incele.
Lenfosit hakimiyeti (%80\%80) ve yüksek ADA (65 U/L\text{65 U/L}) saptandı.
Lenfositik eksüdalarda tüberküloz, malignite ve sarkoidoz ön planda düşünülür; ADA tüberküloz için yüksek özgüllüğe sahiptir.
3
Patolojik bulguyu yorumla.
Kazeifiye granülom varlığı tüberkülozu doğrular.
Kazeifikasyon nekrozu Mycobacterium tuberculosis enfeksiyonuna patognomonik kabul edilir.

Anahtar Kavram

Tüberküloz plörezisinde plevral sıvı analizi ve biyopsi bulguları
Soru 353Soru

45 yaşında erkek hasta, nefes alırken batan yan ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayene ve görüntüleme tetkikleri sonucunda plevral efüzyon saptanan hastaya tanısal torasentez yapılıyor. Elde edilen plevral sıvının biyokimyasal analizinde, aşağıdakilerden hangisinin saptanması sıvının eksuda niteliğinde olduğunu kesin olarak destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral sıvı / serum protein oranının 0.650.65 olması

Cevap

Plevral sıvı / serum protein oranının 0.50.5’in üzerinde (örneğin 0.650.65) saptanması, Light kriterlerine göre sıvının eksuda olduğunu gösterir.
Plevral sıvı analizinde Light kriterleri altın standarttır. Plevral sıvı / serum protein oranının 0.50.5’ten büyük olması (0.650.65 bu kapsama girer), sıvının damar dışına protein sızıntısı ile oluştuğunu (eksuda) gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını ve plevral efüzyon varlığını değerlendir.
Plöritik göğüs ağrısı ve dispne ile başvuran hastada plevral efüzyon saptanmış ve ayırıcı tanı için torasentez yapılmıştır.
Sıvının etiyolojisini belirlemek için ilk adım eksuda-transuda ayrımı yapmaktır.
2
Light kriterlerini hatırla.
1. Plevral sıvı/Serum Protein > 0.50.5, 2. Plevral sıvı/Serum LDH > 0.60.6, 3. Plevral sıvı LDH > Serum normal üst sınırının 2/32/3’ü.
Bu kriterlerden herhangi birinin varlığı sıvının eksuda olduğunu kanıtlar.
3
Seçeneklerdeki değerleri Light kriterleri ile karşılaştır.
Plevral sıvı / serum protein oranının 0.650.65 olması (>0.5> 0.5) kriteri karşılar.
Diğer seçeneklerde verilen değerler ya transuda sınırları içindedir ya da tanısal özgüllüğü yoktur.

Anahtar Kavram

Plevral efüzyonların ayrımında Light kriterlerinin uygulanması.

Daha Fazla Pratik

Plevral sıvıda düşük glikoz ve düşük pH görülen spesifik eksuda nedenlerini (tüberküloz, malignite, romatoid artrit) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 354Soru

5353 yaşında erkek hasta, 1010 gün önce geçirdiği total kalça protezi cerrahisi sonrası evde istirahat ederken aniden gelişen nefes darlığı, sağ tarafta nefes almakla artan batıcı karakterde göğüs ağrısı ve balgamda kan görme şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede nabız 108108/dakika, kan basıncı 115/75115/75 mmHg, solunum sayısı 2424/dakika ve oksijen satürasyonu %90\%90 (oda havasında) saptanıyor. Sağ baldırda sol tarafa göre 44 cm çap artışı ve palpasyonla belirgin hassasiyet mevcuttur. Bu hasta için bir sonraki basamakta yapılması en uygun olan tetkik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi (BTPA)

Cevap

Yüksek klinik olasılıklı pulmoner emboli şüphesi olan bu hastada doğrudan bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi (BTPA) yapılmalıdır.
Hastanın klinik tablosu (ani dispne, plevritik ağrı, hemoptizi) ve risk faktörleri (major cerrahi, klinik DVT bulgusu) Wells skorunun 6.06.0 olmasına yol açar. Güncel kılavuzlara göre Wells skoru >4> 4 (emboli muhtemel) olan hastalarda D-dimer testi yapılmadan doğrudan BTPA ile tanıya gidilmesi önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik olasılık skorlaması (Wells Skoru) hesaplanır.
Nabız >100> 100 (+1.5+1.5), son 44 haftada cerrahi (+1.5+1.5), klinik DVT bulgusu (+3+3) olmak üzere toplam Wells skoru 6.06.0 olarak saptanır.
Tanısal algoritmanın hangi basamaktan başlayacağını belirlemek için skorlama gereklidir.
2
Hesaplanan skor eşik değerle karşılaştırılır.
Wells skoru >4> 4 olduğu için hasta 'pulmoner emboli muhtemel' (yüksek olasılık) grubuna girer.
Yüksek olasılıklı grupta D-dimer testinin negatif prediktif değeri düşüktür.
3
Uygun tanısal tetkik seçilir.
Doğrudan BTPA veya BTPA kontrendike ise V/Q sintigrafisi istenir.
Tanıyı doğrulamak veya dışlamak için kesin görüntüleme gereklidir.

Anahtar Kavram

Wells skoru >4> 4 (veya üçlü sınıflamada yüksek olasılık) olan hastalarda D-dimer testi ile zaman kaybedilmemeli, doğrudan BTPA ile radyolojik doğrulama yapılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 355Soru

28 yaşında erkek hasta, trafik kazası sonrası gelişen çoklu kot fraktürleri ve uzun kemik kırıkları nedeniyle opere edildikten 3636 saat sonra ani gelişen solunum sıkıntısı ile değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral yaygın raller mevcut olup periferik ödem veya juguler venöz dolgunluk saptanmıyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın konsolidasyon ve buzlu cam alanları izleniyor. Hastanın arteryel kan gazında FiO2FiO_2 %5050 iken PaO2PaO_2 değeri 8585 mmHgmmHg, PaCO2PaCO_2 değeri 3232 mmHgmmHg olarak saptanıyor. Berlin tanımlaması ve solunum yetmezliği fizyopatolojisi dikkate alındığında, bu tablo için en uygun tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta ARDS - Tip 1 solunum yetmezliği

Cevap

Orta ARDS - Tip 1 solunum yetmezliği
Hastanın P/F oranı 170170 mmHgmmHg olarak hesaplanmıştır. Berlin kriterlerine göre 100<P/F200100 < P/F \leq 200 aralığı 'Orta (Moderate) ARDS' olarak tanımlanır. Ayrıca hastada hipoksemiye düşük PaCO2PaCO_2 değerinin eşlik etmesi, tablonun hipoksemik (Tip 1) solunum yetmezliği olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenasyon durumunu değerlendirmek için PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 (P/F) oranını hesaplayınız.
85/0.50=17085 / 0.50 = 170 mmHgmmHg
Berlin kriterlerine göre ARDS şiddeti P/F oranına göre sınıflandırılır.
2
Hesaplanan P/F oranını Berlin sınıflamasına göre kategorize ediniz.
Orta (Moderate) ARDS
P/F oranının 100200100-200 mmHgmmHg arasında olması orta şiddette ARDS'yi tanımlar.
3
Arteryel kan gazındaki PaCO2PaCO_2 değerini inceleyerek solunum yetmezliği tipini belirleyiniz.
Tip 1 (Hipoksemik) solunum yetmezliği
Düşük veya normal PaCO2PaCO_2 değerine eşlik eden hipoksemi Tip 1 solunum yetmezliğinin göstergesidir.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Tanımlaması ve Oksijenasyon Sınıflaması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 356Soru

6262 yaşında erkek hastanın toraks BT incelemesinde sağ üst lobda 2.5 cm2.5\text{ cm} ve aynı lobda 1.2 cm1.2\text{ cm} çapında iki ayrı kitle saptanıyor. Mediastinoskopi ve PET-BT incelemesinde lenf nodu tutulumu veya uzak metastaz saptanmıyor. Bu hasta için TNM 8. edisyona göre evreleme ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIB - Lobektomi

Cevap

Evre IIB - Lobektomi
TNM 8. edisyon akciğer kanseri evreleme sistemine göre, primer tümör ile aynı akciğer lobu içinde yer alan ek tümör nodülleri T3T3 olarak tanımlanır. Hastada lenf nodu tutulumu (N0N0) ve uzak metastaz (M0M0) bulunmadığından, T3N0M0T3N0M0 profili Evre IIBIIB grubuna girer. Evre IIBIIB hastaları, cerrahi rezeksiyon için uygun (operabel) adaylardır ve her iki odak aynı lobda olduğu için lobektomi en uygun cerrahi yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
T faktörünü belirle
T3T3
TNM 8. edisyona göre, aynı lobda ayrı bir tümör nodülü varlığı T3T3 kriteridir.
2
N ve M faktörlerini ekleyerek evre grubunu belirle
Evre IIBIIB
T3N0M0T3N0M0 kombinasyonu Evre IIBIIB olarak sınıflandırılır.
3
Evreye uygun tedavi yöntemini seç
Cerrahi (Lobektomi)
Evre IIBIIB akciğer kanserinde, mediastinal tutulum (N2) veya uzak metastaz yoksa ilk seçenek cerrahidir. Nodüller aynı lobda olduğu için lobektomi yeterlidir.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserinde uydu nodüllerin (satellite nodules) TNM evrelemesindeki yeri.

Daha Fazla Pratik

Nodüllerin farklı loblarda veya karşı akciğerde olması durumunda evrenin nasıl değişeceğini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 357Soru

34 yaşında erkek hasta, araç içi trafik kazası sonrası femur ve pelvis kırıkları nedeniyle opere ediliyor. Postoperatif 2. günde hastada ani gelişen nefes darlığı ve hipoksemi tablosu ortaya çıkıyor.

Fizik muayenede solunum sayısı 32/dk, kan basıncı 115/70 mmHg olarak ölçülüyor. Akciğer grafisinde her iki akciğerde diffüz yamalı infiltrasyonlar izleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %60 ve sol atriyum çapı normal saptanıyor.

Hastanın mekanik ventilatör desteği altında, %50 FiO 2_2 ve 8 cmH 2_2 O PEEP (Pozitif Ekspirasyon Sonu Basınç) ayarlarıyla alınan arter kan gazı sonucu şöyledir:

* pH: 7.48
* **PaO 2_2:** 80 mmHg
* **PaCO 2_2:** 34 mmHg
* **HCO 3_3:** 24 mEq/L

Bu hasta için Berlin kriterlerine göre en olası tanı ve şiddet derecelendirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre Orta ARDS (PaO2/FiO2 oranı 100-200 mmHg arası)
Hastada akut başlangıçlı solunum yetmezliği, bilateral infiltrasyonlar mevcut olup, ekokardiyografi ile kardiyojenik köken dışlanmıştır (Normal EF ve sol atriyum). Bu tablo ARDS ile uyumludur. Şiddet belirlemesi için PaO 2_2/FiO 2_2 oranı hesaplanır: 80 / 0.50 = 160 mmHg bulunur. Berlin kriterlerine göre bu değer (100 < P/F ≤ 200), 'Orta ARDS' olarak sınıflandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
ARDS tanı kriterlerini (Berlin) kontrol et.
1. Akut başlangıç (1 hafta içinde). 2. Bilateral opasiteler. 3. Kardiyak yetmezlik/aşırı sıvı yükü ile açıklanamayan ödem (Echo normal).
Hastanın kliniği ARDS tanısı için gerekli ön koşulları sağlamaktadır.
2
Oksijenizasyon indeksini (PaO 2_2 / FiO 2_2 oranı) hesapla.
PaO 2_2 = 80 mmHg, FiO 2_2 = 0.50 (veya %50). Oran = 80 / 0.50 = 160 mmHg.
ARDS şiddetini belirlemek için P/F oranı hesaplanmalıdır.
3
Hesaplanan oranı Berlin sınıflamasına göre değerlendir.
160 mmHg değeri, 100 mmHg ile 200 mmHg aralığındadır.
200-300 arası Hafif, 100-200 arası Orta, <100 Ağır ARDS olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

ARDS Berlin Tanı Kriterleri ve Şiddet Sınıflaması

İpuçları

1
Önce hastanın ARDS tanısı alıp almadığını doğrulamak için kardiyak nedenleri dışlayın (Eko bulgularına dikkat).
2
ARDS şiddetini belirlemek için PaO 2_2 ve FiO 2_2 değerlerini kullanarak bir oran hesaplamanız gerekir.
3
PaO 2_2 / FiO 2_2 oranı 160 mmHg'dir. Berlin kriterlerinde 100-200 arası hangi kategoriye girer?

Daha Fazla Pratik

ARDS hastalarında mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış mekanik ventilasyon stratejileri (düşük tidal volüm vb.) ile ilgili sorulara çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 358Soru

4545 yaşında kadın hasta; son 66 aydır giderek artan nefes darlığı, eforla gelen göğüste batma hissi ve son bir haftadır eşlik eden ayak bileklerinde şişlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde juguler venöz dolgunluk saptanıyor ve mezokardiyak odakta inspiryumla şiddeti artan pansistolik üfürüm duyuluyor. Akciğer oskültasyonunda solunum sesleri her iki hemitoraksta doğal olarak değerlendiriliyor.

Hastanın tetkik sonuçları aşağıda özetlenmiştir:

TetkikBulgular
EKGSağ aks deviasyonu, V1V3V1-V3 derivasyonlarında TT dalga inversiyonu
SFTFEV1/FVC:%82FEV_1/FVC: \%82, FVC:%85FVC: \%85 (beklenen değerin)
Sağ Kalp KateterizasyonuOrtalama pulmoner arter basıncı (mPAB): 3535 mmHg, Pulmoner kapiller uç basıncı (PKUB): 1212 mmHg

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada düşünülmesi gereken en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arteriyel hipertansiyon (Grup 1)

Cevap

En olası tanı Pulmoner arteriyel hipertansiyon (Grup 1) seçeneğidir.
Hastada ölçülen ortalama pulmoner arter basıncının (mPAB) 3535 mmHg olması (eşik >20> 20 mmHg) pulmoner hipertansiyon tanısını koydurur. Pulmoner kapiller uç basıncının (PKUB) 1212 mmHg olması (eşik 15\leq 15 mmHg), bu durumun sol kalp hastalığına bağlı olmadığını (pre-kapiller) gösterir. Normal solunum fonksiyon testleri (SFT) akciğer parankim veya havayolu hastalıklarını (Grup 3) dışlarken; fizik muayenedeki juguler venöz dolgunluk ve triküspit yetersizliği üfürümü ile EKG'deki sağ kalp yüklenme bulguları tabloyu Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (Grup 1) ile uyumlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Pulmoner hipertansiyon varlığının teyit edilmesi
mPAB 3535 mmHg (eşik değer >20> 20 mmHg)
Sağ kalp kateterizasyonu PH tanısı için altın standarttır.
2
Pre-kapiller ve post-kapiller ayrımının yapılması
PKUB 1212 mmHg (eşik değer 15\leq 15 mmHg)
Düşük PKUB, PH'nin sol kalp hastalıklarından bağımsız (pre-kapiller) olduğunu gösterir.
3
Eşlik eden akciğer hastalığının değerlendirilmesi
SFT parametreleri normal
Normal SFT değerleri, PH'nin Grup 3 (akciğer hastalıklarına bağlı) olmadığını kanıtlar.
4
Fizik muayene ve EKG bulgularının sentezlenmesi
Sağ kalp yüklenme bulguları (TR üfürümü ve EKG değişiklikleri)
Bu bulgular primer vasküler etkilenmeyi destekler ve Grup 1 (PAH) tanısına yönlendirir.

Anahtar Kavram

Pre-kapiller Pulmoner Hipertansiyon Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Vazoreaktivite testi pozitif çıkan Grup 1 PAH hastalarında ilk seçenek tedavi ajanlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 359Soru

Acil servise letarji, inatçı kabızlık ve poliüri şikayetleriyle getirilen 58 yaşındaki erkek hastanın öyküsünden 40 paket-yılı sigara kullandığı öğreniliyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 14.2 mg/dL, fosfor düzeyi 2.1 mg/dL saptanıyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) sağ hiler bölgede, santral yerleşimli ve kavitasyon içeren 5 cm çapında bir kitle izleniyor. Bu hastadaki klinik ve radyolojik bulgulara en sık neden olan akciğer malignitesi histolojik tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli (Skuamöz) karsinom

Cevap

Yassı hücreli (Skuamöz) karsinom
Sorudaki vaka, akciğer kanserinin paraneoplastik ve radyolojik özelliklerini test etmektedir. Yassı hücreli (Skuamöz) karsinom, karakteristik olarak santral hava yollarından köken alır (santral kitle), tümör nekrozu nedeniyle sık kavitasyon gösterir ve parathormon benzeri peptid (PTHrP) salgılayarak malignite hiperkalsemisine neden olur. Bu üç bulgunun (Santral + Kaviter + Hiperkalsemi) bir arada olması yassı hücreli karsinom için çok güçlü bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta hiperkalsemi semptomları (letarji, kabızlık, poliüri) ve radyolojik olarak santral, kaviter bir kitle ile başvurmuştur.
Semptom ve radyoloji korelasyonu histolojik tip tahmininde en önemli basamaktır.
2
Paraneoplastik sendromu tanımla
Maligniteye bağlı hiperkalsemi (PTH-benzeri peptid / PTHrP salgılanması).
Akciğer kanserlerinde görülen paraneoplastik sendromlar hücre tipine özgüdür.
3
Histolojik tiple eşleştir
Yassı hücreli karsinom: Santral yerleşim, kavitasyon eğilimi ve PTHrP ilişkili hiperkalsemi triadı.
Diğer tipler (Küçük hücreli -> SIADH/ACTH; Adeno -> Periferik/HPOA) bu tabloya uymaz.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Hiperkalsemi ve Akciğer Kanseri İlişkisi

İpuçları

1
Hastanın semptomları (kabızlık, çok su içme) ve laboratuvarı belirgin bir elektrolit bozukluğuna (Kalsiyum yüksekliği) işaret ediyor.
2
Akciğer kanserlerinden bir alt tip, PTH benzeri bir peptid (PTHrP) salgılayarak bu tabloya neden olmasıyla meşhurdur.
3
Santral yerleşim ve kavitasyon (oyuklaşma) kelimeleri sizi doğrudan 'Yassı' hücreli tipe yönlendirmelidir.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli akciğer kanserinde görülen paraneoplastik sendromlar (SIADH, Cushing) ile ilgili bir soru çözerek farkı pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 360Soru

60 yaşında, 40 paket/yıl40\text{ paket/yıl} sigara öyküsü olan erkek hasta; öksürük ve balgamda kan görülmesi şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda yerleşimli, kalın duvarlı ve içerisinde hava-sıvı seviyesi (kavitasyon) izlenen bir kitle saptanıyor. Bu hasta için en olası histopatolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz (yassı) hücreli karsinom

Cevap

En olası tanı, kavitasyon yapma eğilimi ve sigara ile güçlü ilişkisi nedeniyle Skuamöz (yassı) hücreli karsinomdur.
Doğru yanıt olan Skuamöz (yassı) hücreli karsinom, akciğer kanserleri içinde kavitasyon bulgusunun en sık izlendiği tiptir. Özellikle santral yerleşimli olması ve ağır sigara içiciliği ile ilişkisi bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta yaşlı, ağır sigara içicisi ve radyolojisinde üst lobda kavitasyon saptanmış.
Sigara kullanımı ve kavitasyon, belirli akciğer kanseri türlerine yönlendiren anahtarlardır.
2
Histopatolojik tiplerle radyolojik bulguları eşleştir.
Kavitasyon en sık Skuamöz hücreli karsinomda görülür.
Skuamöz hücreli karsinomda merkezi nekroz gelişimi sıktır ve bu da radyolojik olarak kavitasyon şeklinde izlenir.

Anahtar Kavram

Skuamöz hücreli karsinom, akciğer maligniteleri arasında en sık kavitasyon (hava-sıvı seviyesi) yapan histopatolojik tiptir.

İpuçları

1
Akciğer kanserleri arasında hangisi daha çok 'boşluklu' veya 'kovuklu' (kavitasyon) kitle yapar?

Daha Fazla Pratik

Skuamöz hücreli karsinomun en sık hangi elektrolit bozukluğu (paraneoplastik olarak) ile ilişkili olduğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 18 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 18 | Examkin