Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 301Soru

60 yaşında erkek hasta, son iki aydır artan inatçı öksürük ve nefes darlığı şikayeti ile başvuruyor. Çekilen toraks BT'de sağ ana bronşu tıkayan ve tüm sağ akciğerde atelektaziye neden olan 3.5 cm3.5\text{ cm} çapında kitle saptanıyor. Bronkoskopik incelemede kitlenin ana karinaya uzaklığı 1.5 cm1.5\text{ cm} olarak ölçülüyor ve karina tutulumu gözlenmiyor. Yapılan EBUS-TBNA ve PET-BT incelemelerinde mediastinal lenf nodu tutulumu (N0) ve uzak metastaz (M0) saptanmayan hastanın biyopsi sonucu 'yassı hücreli karsinom' olarak raporlanıyor. IASLC 8. TNM evreleme sistemine göre bu hastanın klinik evresi hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IB

Cevap

IASLC 8. TNM evreleme sistemine göre hastanın klinik evresi IB olarak belirlenir.
IASLC 8. TNM evreleme sisteminde yapılan önemli güncellemelerden biri, atelektazi ve ana bronş tutulumu kriterleridir. Önceki baskılarda tüm akciğeri kapsayan atelektazi T3 iken, güncel sistemde T2'ye indirilmiştir. Benzer şekilde, ana bronş tutulumunun karinaya olan mesafesi (karina bizzat tutulmadığı sürece) T evresini T3'ten T2'ye çekmiştir. Hastadaki 3.5 cm3.5\text{ cm} kitle boyutu T2a sınıfına girer. N0 ve M0 durumunda T2a, Evre IB olarak karşımıza çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
T evresini belirle
T2a
Kitle boyutunun 3.5 cm3.5\text{ cm} olması (>3>3 ile 4 cm4\text{ cm} arası) T2a kriteridir. Ayrıca 8. TNM sisteminde tüm akciğeri kapsayan atelektazi ve karina tutulmadığı sürece ana bronş mesafesi T2 olarak kabul edilir.
2
N ve M evresini doğrula
N0 ve M0
EBUS ve PET-BT ile mediastinal lenf nodu ve uzak metastazın dışlandığı belirtilmiştir.
3
TNM bileşenlerini evre tablosuyla eşleştir
Evre IB
8. TNM tablosunda T2a N0 M0 dizilimi Evre IB'ye karşılık gelmektedir.

Anahtar Kavram

Akciğer Kanseri 8. TNM Evreleme Değişiklikleri

Daha Fazla Pratik

Akciğer kanserinde operabiliteyi etkileyen T4 ve N3 kriterlerini tekrar gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 302Soru

Anatomik olarak rezektabl (Evre I) akciğer kanseri tanısı alan 70 yaşındaki erkek hastanın cerrahi öncesi fizyolojik değerlendirmesi yapılmaktadır. Solunum fonksiyon testlerinde FEV1 değeri 1.2 litre (%45) ve difüzyon kapasitesi (DLCO) %40 olarak saptanmıştır. Hastanın tahmini postoperatif (ppo) değerlerinin risk sınırında (%30-40 aralığında) hesaplanması üzerine, cerrahi rezeksiyon riskini belirlemek ve operabilite kararını kesinleştirmek için uygulanması gereken en güvenilir (altın standart) fizyolojik test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET) ile VO2max ölçümü

Cevap

Doğru cevap, kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET) ile VO2max ölçümüdür.
Akciğer kanseri cerrahisi planlanan hastalarda FEV1 veya DLCO değerleri beklenenden düşükse (%80 altı), tahmini postoperatif (ppo) değerler hesaplanır. Eğer ppoFEV1 veya ppoDLCO değerleri %40'ın altındaysa (veya bazı kılavuzlara göre %30-60 arası gri bölgedeyse), hastanın egzersiz kapasitesi objektif olarak ölçülmelidir. Bu amaçla kullanılan en güvenilir (altın standart) test Kardiyopulmoner Egzersiz Testi (KPET)'dir. Bu testte ölçülen VO2max değeri 10 ml/kg/dk'nın altındaysa cerrahi risk kabul edilemez düzeyde yüksektir (inoperabel).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut durumunu analiz et
Hasta anatomik olarak ameliyat edilebilir (Evre I) ancak fizyolojik rezervleri düşüktür (FEV1 %45, DLCO %40).
Akciğer kanseri cerrahisinde hem anatomik evre (TNM) hem de fizyolojik uygunluk değerlendirilmelidir.
2
Fizyolojik değerlendirme algoritmasını uygula
İlk basamak testler (SFT ve DLCO) düşük çıktığı için tahmini postoperatif (ppo) değerler hesaplanmıştır. Bu değerler riskli sınırda (%30-40) olduğu için ileri teste ihtiyaç vardır.
ppo değerleri >%40 ise düşük risk, <%30 ise yüksek risktir. Aradaki gri bölge için ileri test gerekir.
3
Altın standart testi belirle
Yüksek riskli hastalarda operabilite kararını veren en güvenilir test, maksimum oksijen tüketimini (VO2max) ölçen KPET'tir.
VO2max < 10 ml/kg/dk ise cerrahi mortalite çok yüksektir ve operasyon kontrendikedir.

Anahtar Kavram

Akciğer Kanseri Fizyolojik Operabilite Değerlendirmesi

İpuçları

1
Hastanın rutin testleri sınırda olduğu için efor kapasitesini doğrudan ölçen bir teste ihtiyaç vardır.
2
Bu test, hastanın egzersiz sırasındaki oksijen tüketimini (VO2) ölçer.

Daha Fazla Pratik

Postoperatif tahmin edilen (ppo) değerlerin nasıl hesaplandığını (segment sayma yöntemi vs.) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Eğer KPET imkanı yoksa, 'Merdiven Çıkma Testi' pratik bir tarama yöntemi olarak kullanılabilir ancak KPET kadar kesin sonuç vermez.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

6262 yaşında erkek hasta; ani başlayan şiddetli nefes darlığı, sağ tarafta nefes almakla artan plöritik yan ağrısı ve az miktarda hemoptizi şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 125/80125/80 mmHgmmHg, nabız 115/dk115/dk, solunum sayısı 26/dk26/dk ve sağ bacakta tek taraflı ödem saptanıyor. Özgeçmişinde aktif akciğer kanseri öyküsü mevcuttur. Yapılan değerlendirmede Wells skoru 7.07.0 (yüksek olasılık) saptanan hastanın bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografisinde (BTPA) bilateral ana pulmoner arter dallarını tıkayan "eyer emboli" (saddle emboli) izleniyor. Transtorasik ekokardiyografide (TTE) sağ ventrikül dilate ve hipokinetik bulunurken, serum troponin I düzeyi yüksek saptanıyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde, en uygun başlangıç yönetimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) başlanarak yakın monitorizasyon

Cevap

Düşük molekül ağırlıklı heparin başlanarak hastanın hemodinamik açıdan yakın monitorize edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastada sistolik kan basıncı 9090 mmHgmmHg’nin üzerinde olduğu için hemodinamik olarak stabildir (Yüksek riskli değildir). Ancak hem sağ ventrikül disfonksiyonu bulguları (EKO'da dilatasyon ve hipokinezi) hem de miyokardiyal hasar belirteçleri (Troponin I yüksekliği) pozitif olduğu için 'orta-yüksek risk' grubundadır. Güncel kılavuzlara göre bu gruptaki hastalarda ilk basamak tedavi düşük molekül ağırlıklı heparin (özellikle kanser hastalarında tercih edilir) ile antikoagülasyon ve olası bir hemodinamik bozulma açısından yakın takiptir. Sistemik tromboliz bu hastalarda rutin olarak önerilmez, yalnızca takipte hipotansiyon gelişirse (kurtarma trombolizi) uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik stabilitenin değerlendirilmesi
Sistolik kan basıncı 125125 mmHgmmHg (>90>90 mmHgmmHg) olduğu için hasta 'yüksek riskli' (masif) kategorisinde değildir.
Tedavi algoritması hastanın şokta olup olmamasına göre değişir.
2
Sağ ventrikül (RV) ve biyobelirteç analizi
Ekokardiyografide RV dilatasyonu/hipokinezisi ve troponin yüksekliği mevcuttur.
Bu bulgular hastayı 'orta-yüksek risk' (intermediate-high risk) grubuna sokar.
3
Tedavi modalitesinin seçimi
Orta-yüksek riskli hastalarda primer tedavi antikoagülasyondur; tromboliz sadece klinik kötüleşme (hipotansiyon gelişimi) durumunda 'kurtarma' amacıyla kullanılır.
Stabil hastalarda tromboliz, mortaliteyi anlamlı azaltmadan kanama riskini artırır.

Anahtar Kavram

Pulmoner Tromboembolide Risk Sınıflandırması ve Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Pulmoner hipertansiyon sınıflamasında bu durum 'Grup 4' (Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon) gelişimi için risk faktörüdür. Tedavinin 3. ayında kontrol EKO ile kalıcı PH varlığı araştırılmalıdır.

Alternatif Yöntem

Kanser hastalarında uzun süreli tedavide geleneksel olarak DMAH tercih edilse de, güncel veriler oral direkt antikoagülanların (Edoksaban, Rivaroksaban) da güvenle kullanılabileceğini göstermektedir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 304Soru

Kronik öksürük ve eforla gelen nefes darlığı nedeniyle izlenen 5252 yaşındaki erkek hastanın son bir yıl içinde biri hastaneye yatışla sonuçlanan toplam üç kez akut alevlenme geçirdiği öğreniliyor. Özgeçmişinde 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan hastanın yapılan fizik muayenesinde ekspiryum süresinin uzadığı ve her iki akciğerde yaygın ronküsler olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde periferik kan eozinofili 350350 hücre/μ\mu L olarak ölçülüyor.

Hastanın solunum fonksiyon testi (SFT) bulguları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreDeğerBeklenen (%)
FEV1/FVCFEV_1/FVC0.580.58-
FEV1FEV_11.451.45 L%4545
FVCFVC2.502.50 L%7575
Reversibilite110110 mL%66

Bu klinik tablo ve tetkik sonuçlarına göre, güncel GOLD (20242024) rehberi doğrultusunda en uygun başlangıç farmakolojik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: LABALABA + LAMALAMA + İnhale kortikosteroid

Cevap

Uzun etkili beta-agonist (LABALABA), uzun etkili muskarinik antagonist (LAMALAMA) ve inhale kortikosteroid (I˙KSİKS) içeren üçlü kombinasyon tedavisidir.
Hastanın bir yıl içinde biri hastaneye yatışla sonuçlanan üç alevlenme geçirmesi onu GOLD rehberine göre 'Grup E' kategorisine sokar. Grup E hastalarında başlangıç tedavisi genellikle dual bronkodilasyon (LABA+LAMALABA+LAMA) olsa da, periferik kanda eozinofil sayısının 300300 hücre/μ\mu L ve üzerinde olması durumunda üçlü tedavinin (LABA+LAMA+I˙KSLABA+LAMA+İKS) başlangıç aşamasında düşünülmesi önerilmektedir. Hastanın 350350 hücre/μ\mu L olan eozinofil değeri bu endikasyonu karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
SFT sonuçlarını yorumla
FEV1/FVC<0.70FEV_1/FVC < 0.70 olması obstrüktif paternle uyumludur. FEV1FEV_1 değerinin %4545 olması GOLD 33 (ağır) obstrüksiyonu gösterir.
Hastalığın şiddetini ve tipini belirlemek için gereklidir.
2
Alevlenme öyküsüne göre GOLD grubunu belirle
Yılda 2\geq 2 orta dereceli veya 1\geq 1 hastaneye yatış gerektiren alevlenme hastayı Grup E kategorisine sokar.
Tedavi algoritması hastanın risk grubuna göre şekillenir.
3
Eozinofil düzeyini değerlendir
Eozinofil sayısının 350350 hücre/μ\mu L (300\geq 300) olması İKS eklenmesi için güçlü bir endikasyondur.
İKS'nin hangi hastada alevlenme riskini daha iyi azaltacağını öngörür.
4
Uygun tedaviyi seç
Grup E ve yüksek eozinofil varlığında üçlü tedavi (LABA+LAMA+I˙KSLABA+LAMA+İKS) en uygun seçenektir.
GOLD 2024 güncel önerisidir.

Anahtar Kavram

GOLD 2024 sınıflamasına göre Grup E hastalarında tedavi seçimi ve periferik kan eozinofil sayısının İKS kullanımındaki rolü.
Soru 305Soru

6464 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Emekli öğretmen olan hastanın 1010 paket-yıl sigara öyküsü mevcuttur ve 2020 yıl önce sigarayı bırakmıştır. Özgeçmişinde dirençli ventriküler aritmi nedeniyle 88 aydır bir antiaritmik ilaç kullanımı olduğu öğreniliyor.

Yapılan tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikBulgular
Fizik MuayeneBilateral bazallerde velcro raller
Toraks HRCTBilateral yamalı buzlu cam dansiteleri ve karaciğer dansitesine benzer yüksek yoğunluklu konsolidasyonlar
SFT (FEV1/FVCFEV_1/FVC)%84\%84 (Normal: >%75>\%75)
SFT (TLCTLC)Beklenenin %62\%62'si
DLCODL_{CO}Beklenenin %50\%50'si

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amiodaron akciğer toksisitesi

Cevap

En olası tanı Amiodaron akciğer toksisitesidir.
Amiodaron kullanımı olan bir hastada gelişen ilerleyici dispne, velcro raller ve restriktif tipte solunum fonksiyon bozukluğu ilaç toksisitesini güçlü şekilde düşündürür. Özellikle HRCT'de saptanan ve amiodaronun yapısındaki iyot atomlarından kaynaklanan 'yüksek dansiteli' konsolidasyon alanları bu tanı için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testi (SFT) parametrelerini değerlendir.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının korunmuş olması ve Total Akciğer Kapasitesinin (TLCTLC) azalmış olması restriktif bir paternin varlığını kanıtlar.
Hastanın semptomlarının obstrüktif mi yoksa restriktif bir hastalıktan mı kaynaklandığını belirlemek için ilk adımdır.
2
Difüzyon kapasitesini (DLCODL_{CO}) analiz et.
DLCODL_{CO} değerindeki belirgin azalma (%50\%50), alveolokapiller membranda bir bozulma olduğunu ve interstisyel tutulumu gösterir.
Parankimal tutulumun ciddiyetini ve gaz değişimindeki bozulmayı anlamak için gereklidir.
3
Klinik öykü ve radyolojik bulguları birleştir.
Antiaritmik (Amiodaron) kullanımı ile HRCT'deki 'karaciğer dansitesine benzer' yüksek yoğunluklu alanlar, ilacın iyot içeriğine bağlı birikimi gösteren patognomonik bir bulgudur.
Spesifik etiyolojiyi belirlemek ve ayırıcı tanıya ulaşmak için anahtar ipucudur.

Anahtar Kavram

Amiodaron toksisitesi, iyot içeriği nedeniyle HRCT'de yüksek dansiteli parankimal infiltratlara yol açan bir interstisyel akciğer hastalığı nedenidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 306Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 2424 saattir devam eden yüksek ateş, titreme ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz ve idrar analizinde piyüri izlenen hastaya ürosepsis ön tanısıyla yatış veriliyor. Tedavisinin 4848. saatinde hastada ani gelişen nefes darlığı ve taşipne gözleniyor. Arteryel kan gazı analizinde; pH:7.42pH: 7.42, PaCO2:32mmHgPaCO_2: 32 mmHg, PaO2:78mmHgPaO_2: 78 mmHg (maske ile FiO2:%30FiO_2: \%30 oksijen desteği altında) ölçülüyor. Akciğer grafisinde her iki akciğerde yaygın alveolar infiltratlar saptanıyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %60\%60 (normal) olarak değerlendiriliyor.

Berlin kriterlerine göre bu hastadaki klinik tablo için aşağıdakilerden hangisi en uygun tanımlamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hafif (mild) ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 260mmHg260 mmHg olan ve diğer ARDS kriterlerini karşılayan bu hastanın tablosu hafif (mild) ARDS olarak tanımlanır.
Hastanın arteryel kan gazında PaO2:78mmHgPaO_2: 78 mmHg ve aldığı oksijen yüzdesi %30\%30 (FiO2:0.30FiO_2: 0.30) olarak verilmiştir. Bu durumda PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 78/0.30=260mmHg78 / 0.30 = 260 mmHg olarak hesaplanır. Berlin kriterlerine göre; akut başlangıç, bilateral radyolojik infiltratlar ve sol kalp yetmezliği ile açıklanamayan ödem tablosu varlığında, PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranının 200300mmHg200-300 mmHg arasında olması 'Hafif (mild) ARDS' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 (P/F) oranını hesapla.
78/0.30=260mmHg78 / 0.30 = 260 mmHg.
ARDS sınıflandırması oksijenasyon bozukluğunun derecesine göre yapılır.
2
Berlin ARDS kriterlerini kontrol et.
Akut başlangıç (48 saat), bilateral infiltratlar, kardiyojenik olmayan neden (normal EF) ve PEEP5cmH2OPEEP \geq 5 cmH_2O varsayımı ile kriterler karşılanıyor.
Tanının ARDS olup olmadığını doğrulamak gerekir.
3
Hesaplanan P/F oranına göre sınıfla.
200<260300200 < 260 \leq 300 olduğu için hafif (mild) ARDS.
Uluslararası kılavuzlardaki sınır değerlere göre kategori belirlenir.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Kriterleri ve Oksijenasyon Sınıflandırması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 307Soru

4242 yaşında erkek hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası femur fraktürü ve splenik rüptür nedeniyle opere ediliyor. Ameliyat sırasında ve sonrasında toplam 66 ünite eritrosit süspansiyonu replasmanı yapılıyor. Son transfüzyondan 44 saat sonra hastada ani gelişen nefes darlığı, taşipne ve hipoksemi saptanıyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazallerinde yaygın raller duyuluyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın alveoler infiltratlar izleniyor. Yapılan tetkiklerde sol ventrikül fonksiyonları normal (EF:%60EF: \%60) ve pulmoner arter uç basıncı (PCWPPCWP) 1414 mmHgmmHg ölçülüyor. Arteriyel kan gazında FiO2:%50FiO_2: \%50 iken PaO2:75PaO_2: 75 mmHgmmHg (PEEP:8PEEP: 8 cmH2OcmH_2O) saptanıyor.

Bu hasta için Berlin kriterlerine göre en olası tanı ve şiddet sınıflandırması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta (moderate) ARDS

Cevap

Hesaplanan PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 150150 mmHgmmHg olan ve kardiyak nedenlerin dışlandığı bu klinik tablo Orta (moderate) ARDS olarak sınıflandırılır.
Hastanın klinik tablosu, transfüzyon sonrası gelişen akut akciğer hasarı (TRALI) ile uyumludur. Berlin kriterlerine göre; semptomların 1 hafta içinde başlaması, radyolojik olarak bilateral infiltratların varlığı, ödemin kardiyak nedenlerle açıklanamaması (normal EF ve düşük PCWP) ARDS tanısını koydurur. Oksijenasyon oranı (PaO2/FiO2PaO_2 / FiO_2) 150150 mmHgmmHg (75/0,575 / 0,5) olarak hesaplandığı için tablo Orta (moderate) ARDS olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenasyon oranını hesapla
PaO2/FiO2=75/0,50=150PaO_2 / FiO_2 = 75 / 0,50 = 150 mmHgmmHg
Berlin kriterlerinde şiddet sınıflandırması bu oran üzerinden yapılır.
2
Kardiyojenik ödem olasılığını değerlendir
EF:%60EF: \%60 ve PCWP:14PCWP: 14 mmHgmmHg (Normal)
ARDS tanısı için akciğer ödeminin kalp yetmezliği veya sıvı yüklenmesi ile tam açıklanamıyor olması gerekir.
3
Zamanlama ve radyolojik bulguları kontrol et
Transfüzyon sonrası 4. saat (Akut) ve bilateral infiltratlar (Tipik)
Kriterlere göre başlangıcın 1 hafta içinde olması ve görüntülemede bilateral opasiteler görülmesi şarttır.
4
Şiddet sınıflandırmasını belirle
100<150200100 < 150 \leq 200 olduğu için Orta derece
Berlin sınıflamasında 100-200 arası orta, 100 altı ağır, 200-300 arası hafif kabul edilir.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Tanı Kriterleri ve Şiddet Sınıflandırması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 308Soru

42 yaşında kadın hasta, kronik karaciğer hastalığı (Child-Pugh B siroz) nedeniyle takip edilmektedir. Son 3 aydır giderek artan nefes darlığı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede dinlemekle akciğer sesleri doğal saptanıyor. Hastanın oda havasındaki parsiyel oksijen satürasyonu (SpO2SpO_2) sırtüstü yatar pozisyonda %96\%96 iken, 5 dakika ayakta durduktan sonra %89\%89'a gerilediği gözleniyor. Bu hastada beklenen solunum fonksiyon testi (SFT) ve karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) bulguları ile altta yatan temel patofizyolojik mekanizma eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normal akciğer volümleri, azalmış DLCO; prekapiller vasküler dilatasyonlar

Cevap

Normal akciğer volümleri ve azalmış DLCO ile birlikte prekapiller vasküler dilatasyonların görülmesi
Hepatopulmoner sendrom (HPS), ileri evre karaciğer hastalığı olanlarda görülen, intrapulmoner vasküler dilatasyonlar ve buna bağlı gelişen arteriyel oksijenizasyon bozukluğudur. En karakteristik semptomu platipne (oturunca artan dispne) ve en karakteristik bulgusu ortodeoksidir (ayakta durunca oksijen satürasyonunun %5\%5 veya 4mmHg4 mmHg üzerinde düşmesi). Bu hastalarda akciğer grafisi ve spirometri genellikle normaldir; ancak vasküler dilatasyonlar nedeniyle 'difüzyon-perfüzyon bozukluğu' gelişir ve DLCO belirgin şekilde azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada ortodeoksi (ayakta dururken SpO2SpO_2 düşüşü) ve siroz öyküsü saptanmıştır.
Sirozlu bir hastada gelişen nefes darlığı ve ortodeoksi/platipne birlikteliği Hepatopulmoner Sendrom (HPS) için patognomoniktir.
2
HPS mekanizmasının değerlendirilmesi
Prekapiller ve kapiller seviyede patolojik vasküler dilatasyonlar.
Bu dilatasyonlar nedeniyle kan akımı hızlanır ve alveolden gelen oksijenin eritrositlerin merkezine ulaşması için gereken mesafe artar (difüzyon-perfüzyon bozukluğu).
3
SFT ve DLCO bulgularının belirlenmesi
Normal spirometri ve akciğer volümleri, belirgin azalmış DLCO.
Akciğer parankimi normal olduğundan volümler etkilenmez ancak vasküler dilatasyon difüzyon kapasitesini düşürür.

Anahtar Kavram

Hepatopulmoner sendromda ortodeoksi varlığı ve DLCO düşüklüğünün mekanizması.

Alternatif Yöntem

HPS tanısında kesinleştirici test kontrastlı ekokardiyografidir (mikrokabarcık testi). Normalde sağ kalbe verilen kabarcıklar akciğerde tutulur, ancak HPS'de dilatasyonlar nedeniyle 3-6 vuruş sonra sol kalbe geçerler.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 309Soru

32 yaşında erkek hasta; bir aydır devam eden ateş, gece terlemesi, halsizlik ve sol yan ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sol akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Torasentez ile alınan plevral sıvı analizinde; sıvının eksüda niteliğinde olduğu ve hücre sayımında %80 oranında lenfosit hakimiyeti bulunduğu görülüyor. Bu hastada tüberküloz plörezi tanısını en güçlü şekilde destekleyen plevral sıvı bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenozin deaminaz (ADA) düzeyinin 40 U/L üzerinde olması

Cevap

Adenozin deaminaz (ADA) düzeyinin 40 U/L üzerinde olması
Tüberküloz plörezi, plevranın Mycobacterium tuberculosis'e karşı gelişen gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Bu süreçte aktive olan T-lenfositlerden salınan adenozin deaminaz (ADA) enziminin plevral sıvıda 40 U/L'nin üzerinde bulunması, tüberküloz plörezi tanısı için yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Genç hasta, subakut başlangıçlı ateş, gece terlemesi ve plöritik ağrı tüberküloz plöreziyi düşündürür.
Semptomlar tüberkülozun sistemik ve lokal tutulum bulgularıyla uyumludur.
2
Plevral sıvı analizini yorumla.
Eksüda niteliğinde ve lenfosit hakimiyetinde sıvı saptanmıştır.
Bu tablo tüberküloz, lenfoma veya metastatik kanserlerde görülür; ancak genç hastada tüberküloz ilk sıradadır.
3
Tanısal biyokimyasal parametreyi belirle.
ADA düzeyi tüberküloz tanısı için anahtar bir belirteçtir.
ADA, T-lenfositlerin aktivasyonu sırasında salgılanır ve tüberküloz plörezide plevral sıvıda yüksek değerlere ulaşır.

Anahtar Kavram

Tüberküloz plörezide plevral sıvı ADA yüksekliği ve düşük mezotel hücre sayısı tanısal öneme sahiptir.

İpuçları

1
Eksüda ve lenfosit hakimiyeti olan sıvılarda tüberkülozu destekleyen spesifik bir enzim vardır.
2
Bu enzim T-hücre aktivasyonuyla ilişkilidir ve plevral sıvıda 40-45 U/L üzerindeki değerleri tüberküloz lehinedir.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz plörezide kesin tanı için plevra biyopsisi ve mikrobiyolojik kültürün önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 310Soru

3838 yaşında kadın hasta, bir hafta önce geçirdiği sezaryen operasyonu sonrası ani gelişen sağ yan ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ hemitoraks bazalinde vibrasyon torasik azalmış ve perküsyonla matite saptanıyor. Hastadan alınan plevral sıvının analiz sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Plevra/Serum Protein Oranı0.70.7
Plevra/Serum LDH Oranı0.80.8
Plevra LDH350350 U/LU/L (Serum normal üst sınırı: 240240 U/LU/L)
Sıvı GörünümüSerosanjinöz

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner tromboemboli

Cevap

Pulmoner tromboemboli
Doğru yanıt olan pulmoner tromboemboli seçeneği, hastanın plevral sıvı analizindeki eksüda bulguları (0.70.7 protein oranı, 0.80.8 LDH oranı) ve serosanjinöz görünüm ile tam uyumludur. Ayrıca hastanın post-operatif dönemde olması ve semptomların ani başlaması bu tanıyı en olası kılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvının niteliğini Light kriterlerine göre değerlendir.
Plevra/Serum protein oranı >0.5> 0.5 (0.70.7) ve LDH oranı >0.6> 0.6 (0.80.8) olduğu için sıvı eksüda karakterindedir.
Eksüda ve transüda ayrımı ayırıcı tanıda ilk adımdır.
2
Klinik risk faktörlerini ve semptomların başlangıç hızını analiz et.
Sezaryen sonrası (post-op) ve ani başlangıçlı yan ağrısı pulmoner emboli için yüksek risk ve uyumlu semptomlardır.
Tanısal olasılıkları klinik bağlam ile daraltmak gerekir.
3
Sıvı görünümünü klinik tablo ile birleştir.
Serosanjinöz (kanlımtırak) eksüda, pulmoner infarktüs eşliğinde gelişen embolilerde sık görülür.
Spesifik sıvı özellikleri tanıyı doğrulamaya yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Light kriterlerine göre eksüda karakterindeki bir plevral efüzyonun, post-operatif klinik risk faktörleri eşliğinde pulmoner tromboemboli açısından değerlendirilmesi.

İpuçları

1
Plevral sıvının eksüda mı yoksa transüda mı olduğunu belirlemek için Light kriterlerini (protein ve LDH oranları) kullanın.
2
Hastanın bir hafta önce ameliyat geçirmiş olması venöz tromboemboli riskini ciddi şekilde artırır.
3
Eksüda niteliğindeki kanlı (serosanjinöz) plevral sıvıların en sık nedenleri arasında malignite ve pulmoner emboli yer alır; ancak ani başlangıç emboliyi işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Eksüda-transüda ayrımı yapılamayan durumlarda serum-plevra albümin gradyentinin (1.21.2 g/dLg/dL eşiği) kullanımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

65 yaşında erkek hasta, son bir haftadır ilerleyen nefes darlığı ve her iki bacakta şişlik şikayeti ile başvuruyor. Bilinen dekompanse kalp yetersizliği öyküsü olan hastaya 33 gün önce yoğun diüretik tedavisi başlandığı öğreniliyor. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk, bilateral pretibial +2+2 ödem ve akciğer bazallerinde solunum seslerinde azalma saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral plevral efüzyon izleniyor. Yapılan torasentez analizinde; plevral sıvı protein değeri 3.23.2 g/dL, serum protein değeri 6.06.0 g/dL, plevral sıvı LDH değeri 180180 U/L ve serum LDH değeri 400400 U/L olarak ölçülüyor. Bu hastada plevral sıvının Light kriterlerine göre eksüda sınırında olması ancak klinik olarak transüda düşünülmesi durumunda, plevral sıvının gerçek karakterini belirlemek için yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum - plevral sıvı protein farkının (gradiyent) hesaplanması

Cevap

Serum - plevral sıvı protein farkının (gradiyent) hesaplanması
Kalp yetersizliği olan hastalarda diüretik tedavisi plevral boşluktaki sıvıyı azaltırken proteinleri konsantre eder. Bu durum, Light kriterlerine göre protein oranının 0.50.5 üzerine çıkmasına (yalancı eksüda) neden olur. Bu klinik karmaşayı çözmek için 'Serum - Plevral Sıvı Protein Gradiyenti' kullanılır. Eğer bu fark >3.1> 3.1 g/dL ise sıvı gerçekte bir transüdadır. Sorudaki hastada gradiyent 6.03.2=2.86.0 - 3.2 = 2.8 g/dL gibi görünse de (bu değer eşik değere yakındır), sorunun sorduğu 'en uygun yaklaşım' bu gradiyent yönteminin uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen laboratuvar değerlerine göre Light kriterlerini hesaplayın.
Plevral/Serum Protein oranı: 3.2/6.0=0.533.2 / 6.0 = 0.53 (> 0.5 olduğu için eksüda); Plevral/Serum LDH oranı: 180/400=0.45180 / 400 = 0.45 (< 0.6 olduğu için transüda).
Light kriterlerinden birinin bile sağlanması sıvıyı eksüda olarak sınıflandırır ancak bu vakada çelişkili bir durum (discrepancy) mevcuttur.
2
Hastanın klinik durumunu ve tedavi öyküsünü değerlendirin.
Hasta kalp yetersizliği tanılıdır ve yoğun diüretik almaktadır.
Diüretikler plevral sıvının geri emilimini hızlandırırken proteinlerin sıvıda kalmasına neden olarak protein konsantrasyonunu yapay olarak yükseltir.
3
Çelişkili durumlarda başvurulacak ek kriteri belirleyin.
Serum - plevral sıvı protein (veya albümin) gradiyenti hesaplanmalıdır.
Eğer fark > 3.1 g/dL (veya albümin için > 1.2 g/dL) ise, Light kriterleri eksüda dese bile sıvı transüda kabul edilir.

Anahtar Kavram

Diüretik tedavisi alan kalp yetersizliği hastalarında Light Kriterleri yanıltıcı olabilir; bu durumda protein gradiyenti kullanılmalıdır.
Soru 312Soru

4242 yaşında bilinen bronşektazi tanısı olan kadın hasta; 33 gündür devam eden yüksek ateş, pürülan yeşil balgam ve nefes darlığı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 88/5488/54 mmHg, nabız 115/dak115/dak, solunum sayısı 32/dak32/dak ve ateş 39.2C39.2^\circ C saptanıyor. Oskültasyonda sol akciğer bazalinde raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde BUN 2828 mg/dL, lökosit 19.000/μL19.000/\mu L, albumin 2.62.6 g/dL saptanıyor. Akciğer grafisinde sol alt lobda ve sağ orta lobda konsolidasyon izleniyor. Arteriyel kan gazında PaO2FiO2\frac{PaO_2}{FiO_2} oranı 220220 mmHg olarak hesaplanıyor. Bu hasta için en uygun ampirik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Piperasilin-tazobaktam + Siprofloksasin

Cevap

Bronşektazi zemininde gelişen, Pseudomonas risk faktörü taşıyan ağır toplumda gelişen pnömoni tablosunda, antipseudomonal beta-laktam ve antipseudomonal florokinolon kombinasyonu olan Piperasilin-tazobaktam + Siprofloksasin en uygun seçenektir.
Hastanın klinik tablosu (hipotansiyon, takipne, üremi, düşük PaO2FiO2\frac{PaO_2}{FiO_2} oranı) ağır toplumda gelişen pnömoni (SCAP) kriterlerini karşılamaktadır. Bronşektazi tanısı, Pseudomonas aeruginosa için en güçlü risk faktörlerinden biridir. Uluslararası (ATS/IDSA) ve ulusal rehberler, Pseudomonas riski taşıyan ağır pnömoni vakalarında ikili antipseudomonal kapsama (bir antipseudomonal beta-laktam ve bir florokinolon veya aminoglikozid) önerir. Piperasilin-tazobaktam ve siprofloksasin kombinasyonu bu gerekliliği tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Ağırlık skorlamasını değerlendir
CURB-65 skoru 33 (BUN >20>20, Solunum >30>30, Kan basıncı <90/60<90/60). Ayrıca ATS/IDSA minör kriterlerinden 55 tanesi mevcut (Takipne, PaO2FiO2\frac{PaO_2}{FiO_2} oranı 250\leq 250, Multilober tutulum, Üremi, Hipotansiyon).
Hastanın yatış yerini ve tedavi agresifliğini belirlemek için gereklidir.
2
Spesifik risk faktörlerini tanımla
Hastada yapısal akciğer hastalığı (bronşektazi) mevcut ve pürülan yeşil balgam (Pseudomonas için klinik ipucu) çıkarıyor.
Ampirik tedavinin spektrumunu daraltmak veya genişletmek için odaklanılması gereken patojenleri belirler.
3
Rehberlere göre tedavi seç
Ağır pnömoni + Pseudomonas riski = Antipseudomonal beta-laktam (Piperasilin-tazobaktam, Sefepim, İmipenem veya Meropenem) + Antipseudomonal florokinolon (Siprofloksasin veya Levofloksasin).
Hem en olası etken olan S. pneumoniae hem de yüksek riskli patojen olan Pseudomonas aeruginosa kapsamalıdır.

Anahtar Kavram

Ağır Toplumda Gelişen Pnömoni (TGP) ve Pseudomonas Risk Faktörleri Yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

4242 yaşında erkek hasta, acil servise bilinç bulanıklığı ve kusma sonrası gelişen ani nefes darlığı ile başvuruyor. Yapılan incelemelerde gastrik içerik aspirasyonuna ikincil gelişen solunum yetmezliği nedeniyle entübe edilerek yoğun bakıma alınıyor. Hastanın çekilen akciğer grafisinde bilateral yaygın buzlu cam dansiteleri ve alveolar infiltratlar izleniyor.

Mekanik ventilasyon ayarları ve ölçümleri aşağıdadır:
- Tidal volüm: 420420 mL (İdeal vücut ağırlığına göre 66 mL/kg)
- PEEP: 1212 cmH2O
- FiO2FiO_2: 0,70,7
- Plato basıncı (PplatP_{plat}): 3232 cmH2O
- Arteryel Kan Gazı: PaO2PaO_2 6363 mmHg, PaCO2PaCO_2 4848 mmHg, pH 7,317,31

Ekokardiyografide sol ventrikül fonksiyonları normal (%60\% 60) olup, kapak hastalığı veya pulmoner ödemi açıklayacak başka bir kardiyak odak saptanmıyor. Berlin kriterlerine göre bu hastanın klinik tablosu ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Berlin kriterlerine göre 'Ağır ARDS' tablosundadır; mortalite ile en güçlü ilişkili mekanik parametre sürücü basınçtır (driving pressure).

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2 oranı 100'ün altında olan hastalar 'Ağır ARDS' olarak sınıflandırılır ve bu tablolarda mortalite ile en ilişkili parametre sürücü basınçtır (driving pressure).
Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2 oranının 100 ve altında olması, PEEP ≥ 5 cmH2O ile birlikte 'Ağır ARDS' tanısını koydurur. Bu hastanın oranı 90'dır. Ayrıca, koruyucu ventilasyon uygulanan ARDS hastalarında mortalite ile en güçlü ve bağımsız korelasyon gösteren parametrenin plato basıncı ile PEEP arasındaki fark olan 'sürücü basınç' olduğu kanıtlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenasyon oranını hesapla
PaO2/FiO2=63/0,7=90PaO_2 / FiO_2 = 63 / 0,7 = 90
Berlin kriterlerine göre şiddet sınıflandırması yapmak için bu oran kullanılır.
2
Berlin kriterlerine göre sınıflandırma yap
Ağır ARDS (P/F100P/F \leq 100)
90 değeri 100'ün altında olduğu için hastanın tablosu ağır ARDS'dir.
3
Mekanik parametreleri analiz et
Sürücü Basınç (DPDP) = PplatPEEP=3212=20P_{plat} - PEEP = 32 - 12 = 20 cmH2O
Sürücü basınç, akciğerin kompliyansına göre tidal volümün oluşturduğu stresin bir göstergesidir.
4
Mortalite riskini değerlendir
DP>15DP > 15 cmH2O olduğu için mortalite riski yüksektir.
Amato ve ark. çalışmasına göre sürücü basınç, ARDS'de mortaliteyi öngören en güçlü değişkendir.

Anahtar Kavram

ARDS'de Berlin Kriterleri ve Sürücü Basınç (Driving Pressure)

Daha Fazla Pratik

ARDS yönetiminde prone pozisyonunun endikasyonlarını ve mortalite üzerindeki etkisini inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 314Soru

52 yaşında kadın hasta, son 33 aydır giderek artan kuru öksürük ve efor dispnesi şikayetleriyle başvuruyor. Öğretmen olan ve hiç sigara içmemiş olan hastanın öyküsünden, son iki ayda iki kez "toplumda gelişen pnömoni" tanısıyla farklı antibiyotik tedavileri (amoksisilin-klavulanat ve klaritromisin) aldığı ancak klinik ve radyolojik düzelme sağlanamadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde inspiratuar ince raller (velcro değil) duyuluyor. Solunum fonksiyon testinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %85\%85, FVCFVC değeri ise beklenenin %62\%62'si olarak saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) her iki akciğerde yamalı tarzda, subplevral ve peribronkovasküler yerleşimli konsolidasyon alanları ile buzlu cam dansiteleri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriptojenik organize pnömoni

Cevap

Kriptojenik organize pnömoni
Hastanın subakut seyirli öyküsü, uygun antibiyotik tedavisine rağmen düzelmemesi ve HRCT'de saptanan yamalı subplevral/peribronkovasküler konsolidasyon alanları Kriptojenik Organize Pnömoni (COP) tanısı için klasiktir. Ayrıca sigara içmeyen bir kadın hastada görülmesi de literatürle uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve tedavi yanıtını analiz etmek.
Antibiyotik tedavisine (makrolid ve beta-laktam) yanıt vermeyen, subakut seyirli ve 'pnömoni' tanısını taklit eden bir tablo saptandı.
Kriptojenik organize pnömoni (COP) tipik olarak 'düzelmeyen pnömoni' (non-resolving pneumonia) şeklinde karşımıza çıkar.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) paternini değerlendirmek.
Normal/yüksek FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ve düşük FVCFVC değeri ile restriktif tipte solunum fonksiyon bozukluğu saptandı.
İnterstisyel akciğer hastalıkları tipik olarak restriktif patern gösterir.
3
HRCT bulgularını yorumlamak.
Yamalı, subplevral ve peribronkovasküler konsolidasyon alanları ile buzlu cam dansiteleri belirlendi.
Bu radyolojik görünüm, organize pnömoni için oldukça karakteristiktir ve ayırıcı tanıda COP'u ilk sıraya taşır.

Anahtar Kavram

Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen subakut dispne ve radyolojide yamalı peribronkovasküler konsolidasyon varlığında öncelikle Kriptojenik Organize Pnömoni (COP) düşünülmelidir.
Soru 315Soru

32 yaşında kadın hasta; bir aydır süren öksürük, halsizlik ve gece terlemesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda aktif akciğer tüberkülozu tanısı konulan hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol içeren standart tedavi rejimi başlanıyor. Tedavi sırasında hastanın ellerinde ve ayaklarında uyuşma ve karıncalanma şikayetleri ortaya çıkıyor. Bu hastada gelişen nörolojik yan etkiyi önlemek amacıyla tedaviye eklenmesi gereken ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Piridoksin

Cevap

İzoniazid kullanımına bağlı gelişen periferik nöropatiyi önlemek için Piridoksin (B6 vitamini) verilmelidir.
İzoniazid (INH), piridoksin (B6 vitamini) ile yapısal benzerlik gösterir ve onun metabolizmasını bozarak eksikliğine yol açar. Bu durum distal parestezi ve uyuşma ile karakterize periferik nöropatiye neden olur. Tedaviye piridoksin eklenmesi bu yan etkiyi etkili bir şekilde önler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut semptomlarını ve kullandığı ilaçları analiz et.
Hasta tüberküloz tedavisi (özellikle izoniazid) almaktadır ve ellerde-ayaklarda uyuşma (periferik nöropati) tariflemektedir.
İzoniazid, B6 vitamini metabolizmasını bozarak nörotoksisiteye yol açar.
2
Gelişen tablonun önlenmesi için gereken spesifik desteği belirle.
Piridoksin (B6 vitamini) takviyesi bu tabloyu engeller.
Piridoksin, izoniazidin nöronlar üzerindeki toksik etkisini antagonize eder.

Anahtar Kavram

İzoniazid yan etkisi olan periferik nöropati ve Piridoksin (B6) ile önlenmesi.

İpuçları

1
İzoniazidin yapısı bir B vitamini türüne çok benzer.
2
Gelişen uyuşma, ilacın vücuttaki vitamin metabolizmasını rekabetçi olarak bozmasından kaynaklanır.

Daha Fazla Pratik

İzoniazidin diğer önemli yan etkileri olan hepatotoksisite ve lupus benzeri tabloyu gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 316Soru

65 yaşında erkek hasta; sağ omuz ağrısı ve sağ el küçük kaslarında belirgin güçsüzlük şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde sağda ptozis, miyozis ve anhidrozis saptanıyor. Çekilen toraks MR incelemesinde sağ akciğer apeksinde yerleşimli kitlenin T2T2 vertebra korpusuna ve brakiyal pleksusun alt trunkusuna invaze olduğu, ancak mediastinal lenfadenopati veya uzak metastaz bulunmadığı saptanıyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitlenin vertebra korpusuna invazyon göstermesi nedeniyle T4 olarak evrelenir.

Cevap

Vertebra korpusu invazyonu olan süperior sulkus tümörü T4 olarak evrelenir.
Akciğer kanserinde TNM 8. edisyonu uyarınca, tümörün vertebra korpusuna invazyon göstermesi, kitle boyutundan bağımsız olarak T4 evresini belirler. Süperior sulkus (Pancoast) tümörlerinde bu ayrım cerrahi karar açısından kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Pancoast (Süperior Sulkus) Sendromu
Omuz ağrısı, ulnar sinir dağılımında nörolojik bulgular ve Horner sendromu (ptozis, miyozis, anhidrozis) bu sendromun tipik triadıdır.
2
TNM 8. Edisyon evreleme kriterlerini uygula
T4 evresi
Brakiyal pleksus, göğüs duvarı ve kaburga tutulumu T3 iken; vertebra korpusu, özofagus, trakea, büyük damarlar ve diyafram invazyonu T4 kriteridir.
3
Lenf nodu ve metastaz durumunu değerlendir
N0 M0 (Evre IIIA)
Mediastinal lenf nodu veya uzak metastaz saptanmadığı için evre T4N0M0 yani Evre IIIA olarak belirlenir.

Anahtar Kavram

Akciğer Kanseri TNM 8. Edisyon T3 ve T4 Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 317Soru

3434 yaşında kadın hasta, aniden başlayan nefes darlığı, batıcı tipte yan ağrısı ve az miktarda kan tükürme (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHgmmHg, nabız 85/dakika85/dakika ve oksijen satürasyonu %96\%96 saptanıyor. Akciğer oskültasyonu doğal olan hastada yapılan klinik değerlendirme sonucunda Wells skoru düşük (pulmoner emboli olasılığı düşük) olarak hesaplanıyor. Bu aşamada, pulmoner tromboemboliyi dışlamak amacıyla yapılması gereken ilk tetkik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D-dimer testi

Cevap

D-dimer testi
D-dimer testi, pulmoner tromboemboli (PTE) şüphesi olan ancak klinik olasılığı düşük (Wells skoru <2< 2) veya orta olan hastalarda, hastalığı dışlamak için kullanılan son derece hassas bir testtir. Negatif bir D-dimer sonucu, bu hasta grubunda PTE tanısını güvenle dışlar ve ileri görüntüleme ihtiyacını ortadan kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik olasılığını değerlendir.
Wells skoru düşük olarak belirlendi.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı klinik olasılık skorlamasıdır.
2
Düşük klinik olasılıklı hastada uygun dışlama testini seç.
D-dimer testi istenmelidir.
D-dimer'in negatif prediktif değeri düşük riskli grupta %99\%99 üzerindedir.
3
Test sonucuna göre ileri tetkik kararını ver.
D-dimer negatif gelirse emboli dışlanır; pozitif gelirse BT anjiyografi istenir.
Gereksiz radyasyon ve maliyetten kaçınmak için algoritma takip edilmelidir.

Anahtar Kavram

Düşük klinik olasılıklı pulmoner tromboemboli şüphesinde D-dimer testinin dışlayıcı rolü.
Tahmini Süre:45s
Soru 318Soru

5050 yaşında erkek hasta, perfore divertikülit nedeniyle opere edildikten 4848 saat sonra ani başlayan nefes darlığı ve hipoksemi nedeniyle yoğun bakım ünitesine alınıyor. Hastanın mekanik ventilatörde FiO2:%60FiO_2: \%60 (0.60.6) ve PEEP:10PEEP: 10 cmH2OcmH_2O destek altındayken arteriyel kan gazı değerleri; pH:7.32pH: 7.32, PaO2:48PaO_2: 48 mmHg, PaCO2:35PaCO_2: 35 mmHg olarak saptanıyor. Akciğer grafisinde kalp boyutları normal olup bilateral yaygın yamalı alveoler infiltratlar izleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül fonksiyonları normal (EF:%60EF: \%60) ve pulmoner arter uç basıncı (PAUB) 1414 mmHg olarak ölçülüyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve Berlin kriterleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut verilere göre PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 8080 olup, hasta 'Ağır' (Severe) ARDS kategorisinde sınıflandırılır.

Cevap

Mevcut verilere göre hastanın PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 8080 hesaplanmaktadır (48/0.6=8048 / 0.6 = 80). Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2100PaO_2/FiO_2 \leq 100 mmHg (ve PEEP5PEEP \geq 5 cmH2OcmH_2O) olan durumlar 'Ağır' (Severe) ARDS olarak tanımlanır.
Hastanın arteriyel oksijen parsiyel basıncının (PaO2PaO_2) solunan oksijen fraksiyonuna (FiO2FiO_2) oranı 8080 olarak hesaplanmıştır (48/0.6=8048 / 0.6 = 80). Berlin kriterlerine göre, bilateral radyolojik opasitelerin olduğu ve kalp yetmezliğinin dışlandığı bir tabloda P/F oranının 100100 mmHg ve altında olması, durumun 'Ağır' (Severe) ARDS olarak sınıflandırılmasını sağlar. Ayrıca hastanın PEEPPEEP değeri 1010 cmH2OcmH_2O olup, sınıflandırma için gereken minimum 55 cmH2OcmH_2O kriterini karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenasyon oranını (PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2) hesapla.
48/0.6=8048 / 0.6 = 80 mmHg.
ARDS şiddetini belirlemek için en temel parametre P/F oranıdır.
2
Berlin kriterlerine göre zamanlama ve radyolojik bulguları değerlendir.
Tetikleyici olaydan (cerrahi/sepsis) 4848 saat sonra başlamış ve bilateral infiltratlar mevcut.
ARDS tanısı için akut başlangıç (11 hafta içinde) ve bilateral opasiteler şarttır.
3
Kardiyojenik/hidrostatik ödem varlığını dışla.
EF:%60EF: \%60 ve PAUB:14PAUB: 14 mmHg (normal sınırlar).
ARDS, kalp yetmezliği veya sıvı yüklenmesi ile tam olarak açıklanamayan non-kardiyojenik bir ödemdir.
4
Sınıflandırmayı onayla.
P/F100P/F \leq 100 olduğu için 'Ağır' (Severe) ARDS.
Berlin sınıflaması Hafif (200300200-300), Orta (100200100-200) ve Ağır (100\leq 100) olarak ayrılır.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Tanı ve Şiddet Kriterleri

Daha Fazla Pratik

ARDS'de pron pozisyonu endikasyonlarını ve PEEP titrasyonu yöntemlerini gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 319Soru

68 yaşında kadın hasta; son 2 aydır devam eden iştahsızlık, halsizlik, 8 kg kilo kaybı ve özellikle akşamları belirginleşen ateş şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde hepatosplenomegali ve hafif servikal lenfadenopati saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında yaygın, yaklaşık 121-2 mm çapında, homojen dağılım gösteren mikronodüler opasiteler izleniyor. Bu klinik tabloda tanıyı destekleyecek en özgün (patognomonik) bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fundus muayenesinde koroid tüberküllerinin görülmesi

Cevap

Fundus muayenesinde koroid tüberküllerinin saptanması, miliyer tüberküloz tanısında en özgün bulgudur.
Koroid tüberkülleri, miliyer tüberkülozlu hastaların yaklaşık %10-30'unda görülen, fundus muayenesinde sarı-beyaz renkli, sınırları belirsiz lezyonlar şeklinde izlenen ve hematojen yayılımı kanıtlayan patognomonik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Hastada konstitüsyonel semptomlar (kilo kaybı, ateş) ve akciğer grafisinde tipik 'miliyer' (mikronodüler) patern mevcuttur.
Bu bulgular Mycobacterium tuberculosis'in hematojen yolla yayılımını gösteren miliyer tüberkülozu işaret eder.
2
Miliyer tüberkülozun tanısal özelliklerini değerlendir.
Miliyer tüberkülozda balgam yayması genellikle negatiftir ve PPD anerji nedeniyle yanıltıcı olabilir.
Hastalık intersitisyel yerleşimli olduğu için bronşiyal sekresyonlara basil çıkışı kısıtlıdır.
3
Patognomonik bulguyu belirle.
Göz dibi muayenesinde koroid tüberkülleri saptanması.
Koroid tüberkülleri hematojen yayılımın direkt kanıtıdır ve saptandığında tanı için son derece değerlidir.

Anahtar Kavram

Miliyer tüberkülozda hematojen yayılım ve koroid tüberkülleri.
Soru 320Soru

24 yaşında erkek hasta; 3 haftadır devam eden öksürük, iştahsızlık, yaklaşık 44 kg kilo kaybı ve özellikle geceleri belirginleşen terleme şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde balgam yaymasında aside dirençli basiller (ARBARB) pozitif saptanan hastaya; İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol'den oluşan standart dörtlü antitüberküloz tedavi başlanıyor. Tedavinin 2. gününde idrarının ve terinin turuncu-kırmızı bir renk aldığını fark ederek endişelenen hastada, bu duruma neden olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rifampisin

Cevap

Rifampisin, vücut sıvılarında (idrar, ter, gözyaşı) turuncu-kırmızı renk değişikliğine neden olan spesifik antitüberküloz ilaçtır.
Doğru yanıt olan seçenek, tüberküloz tedavisinde kullanılan Rifampisin'in iyi bilinen ve zararsız bir yan etkisini belirtmektedir. Rifampisin ve metabolitleri turuncu-kırmızı renkte olduğu için idrar, ter, gözyaşı, dışkı ve tükürük gibi tüm vücut sıvılarında bu renkte bir boyanmaya yol açar. Bu durum hastalar için endişe verici olsa da klinik olarak zararsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve tanısal bulguları değerlendir.
Konstitüsyonel semptomlar (kilo kaybı, gece terlemesi) ve balgamda ARB pozitifliği, aktif akciğer tüberkülozu tanısını doğrular.
Sorunun tüberküloz tedavisi ve ilaç yan etkileri ile ilgili olduğunu kesinleştirmek için.
2
Hastanın tarif ettiği yan etkiyi tanımla.
İdrar ve terde turuncu-kırmızı renk değişikliği saptanmıştır.
Tüberküloz ilaçları arasından bu spesifik tabloya yol açan ilacı ayırt etmek için.
3
Dörtlü tedavideki ilaçların karakteristik yan etkilerini karşılaştır.
Rifampisin bu tip bir boyanma yaparken, diğer ilaçların (İzoniazid, Etambutol, Pirazinamid) böyle bir etkisi yoktur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Rifampisin yan etkisi: Vücut sıvılarında turuncu boyanma.

Daha Fazla Pratik

Rifampisinin karaciğer enzim indüksiyonu yaparak diğer ilaçların (örneğin varfarin, oral kontraseptifler) metabolizmasını hızlandırdığı bilgisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 16 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin