Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 441Soru

Ani gelişen nefes darlığı ve sağ taraflı göğüs ağrısı ile acil servise getirilen 2828 yaşındaki bir hastada yapılan fizik muayenede; ajitasyon, siyanoz, sağ hemitoraksta solunum seslerinde kayıp ve perküsyonda hipersonorite saptanıyor. Trakeanın sola deviye olduğu gözlenen hastanın kan basıncı 85/55mmHg85/55 mmHg, kalp hızı 128/dk128/dk ve oda havasındaki SpO2SpO_2 değeri 88%88\% olarak ölçülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemen sağ 2. interkostal aralık midklaviküler hattan iğne dekompresyonu uygulanmasıdır

Cevap

Hemodinamik instabilite bulguları (hipotansiyon, taşikardi) ve trakeal deviasyonu olan bu hastada tansiyonel pnömotoraks düşünülerek hemen iğne dekompresyonu uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan ani başlangıçlı semptomlar, sağda solunum seslerinin kaybı, perküsyonda hipersonorite ve en önemlisi mediastinal şifti (trakeal deviasyon) ile hemodinamik instabilite (hipotansiyon, taşikardi) bulguları tansiyonel pnömotoraks tanısını koydurur. Bu durumda yapılacak ilk ve hayat kurtarıcı işlem, plevral boşluktaki basıncı düşürmek amacıyla yapılan acil iğne dekompresyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Ani nefes darlığı, hipersonorite, solunum seslerinde azalma ve trakeal deviasyon tansiyonel pnömotoraksı işaret eder.
Tansiyonel pnömotoraks, plevral boşlukta tek yönlü kapak mekanizmasıyla hava birikmesi sonucu oluşur.
2
Hemodinamik durumun kontrolü
Hipotansiyon (85/55mmHg85/55 mmHg) ve taşikardi (128/dk128/dk) şok tablosunun geliştiğini gösterir.
Biriken hava mediasteni karşıya iterek venöz dönüşü engeller ve kardiyak debiyi düşürür.
3
Acil müdahale kararı
Radyolojik doğrulama beklenmeden iğne dekompresyonu uygulanır.
Tansiyonel pnömotoraks klinik bir acildir ve tedavi gecikmesi mortalite ile sonuçlanabilir.

Anahtar Kavram

Tansiyonel pnömotoraks tanısı klinik muayene ile konur ve hemodinamik bozukluk varlığında acil dekompresyon gerektirir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 442Soru

38 yaşında erkek hasta; yaklaşık 1 aydır devam eden halsizlik, gece terlemesi ve idrar yaparken yanma (disüri) şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi ve rutin biyokimyasal tetkikleri normal sınırlardadır. Tam idrar tetkikinde; pH:5.1pH: 5.1, dansite: 10181018, lökosit: 30/HPF30/HPF, eritrosit: 5/HPF5/HPF saptanıyor. Ancak yapılan rutin idrar kültürlerinde 48 saat sonunda üreme saptanmıyor. Bu hastada "steril piyüri" varlığında, ayırıcı tanıda öncelikle tüberküloz düşünülürse tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üç ayrı sabah idrarında Mikobakteri kültürü

Cevap

Üç ayrı sabah idrarında Mikobakteri kültürü yapılması renal tüberküloz tanısını kesinleştirmek için en uygun adımdır.
Steril piyüri varlığında genitoüriner tüberküloz ayırıcı tanıda üst sıralarda yer alır. Tanıyı kesinleştirmek için altın standart yöntem, ardışık alınan sabah idrar örneklerinde Mikobakteri kültürü yapılmasıdır. Bu vakalarda idrar pH'ının asidik olması tanısal değeri artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (disüri, halsizlik, gece terlemesi) değerlendir.
Genitoüriner sistem odaklı kronik bir enfeksiyon şüphesi oluşur.
Konstitüsyonel semptomların varlığı tüberkülozu destekler.
2
Laboratuvar bulgularını (steril piyüri, asidik idrar) analiz et.
İdrar kültüründe üreme olmaması ve pH'ın düşük olması tüberküloz için tipik bir bulgudur.
Mikobakteriler rutin kültür ortamlarında üremezler ve idrar asiditesini korurlar.
3
Tanıyı kesinleştirmek için en duyarlı mikrobiyolojik yöntemi seç.
Üç ayrı sabah idrarında kültür istenmesi.
Basillerin aralıklı atılımı nedeniyle tek örnek yeterli olmayabilir.

Anahtar Kavram

Steril piyüri (idrar kültürü negatifken lökositürinin olması) ve asidik idrar, genitoüriner tüberküloz için en karakteristik ipucudur.

İpuçları

1
Steril piyüri kavramına odaklanın: İdrarda hücre var ama standart kültürde üreme yok.
2
Tüberküloz basillerinin idrarla atılımı aralıklı olduğu için tek bir örnek yeterli olmayabilir.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz tedavisi başlanan bir hastada izoniazid kullanımına bağlı gelişebilecek yan etkileri ve pridoksin desteğinin önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 443Soru

2424 yaşında erkek hasta, nefes darlığı ve kanlı balgam çıkarma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın yamalı infiltrasyonlar saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 9.2 g/dL9.2\text{ g/dL}, kreatinin değeri 1.8 mg/dL1.8\text{ mg/dL} bulunuyor ve idrar tetkikinde eritrosit silendirleri gözleniyor. Bu hastada akciğer grafisindeki infiltrasyonların kaynağının alveoler hemoraji olduğunu destekleyen en tipik solunum fonksiyon testi bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karbonmonoksit difüzyon kapasitesinin (DLCODL_{CO}) artmış olması

Cevap

Doğru yanıt karbonmonoksit difüzyon kapasitesinin (DLCODL_{CO}) artmış olmasıdır.
Doğru cevap olan karbonmonoksit difüzyon kapasitesinin (DLCODL_{CO}) artmış olması seçeneği, alveoler hemorajiye özgü bir bulgudur. Alveol boşluğu içinde bulunan eritrositlerin içindeki hemoglobin, test gazı olan karbonmonoksiti bağlayarak difüzyon kapasitesinin ölçülen değerini patolojik olarak yükseltir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunun değerlendirilmesi.
Hemoptizi, yaygın radyolojik infiltratlar ve hematüri (glomerülonefrit bulgusu) varlığı, hastada Goodpasture sendromu gibi bir tabloya bağlı alveoler hemoraji olasılığını güçlendirir.
Klinik ipuçları tanıya giden ilk adımdır.
2
DLCODL_{CO} testinin mekanizmasının hatırlanması.
Test sırasında hastaya solutulan karbonmonoksit (COCO), alveol-kapiler membranı geçerek eritrositlerdeki hemoglobine bağlanır.
DLCODL_{CO} ölçümü gaz değişim yüzeyini ve hemoglobin miktarını temel alır.
3
Alveoler hemorajinin test üzerindeki etkisinin analizi.
Alveol boşluğunda patolojik olarak bulunan eritrositlerdeki hemoglobin, solutulan COCO'yu hızla bağlar ve gazın kandan geri alınma hızı artmış gibi görünür.
Bu durum DLCODL_{CO} değerinde karakteristik bir artışa (genellikle beklenenin >%120>\%120- 140140 üzerine çıkmasına) yol açar.

Anahtar Kavram

Alveoler hemorajide serbest hemoglobinin karbonmonoksit bağlama kapasitesi nedeniyle DLCO değeri artar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 444Soru

4242 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıl boyunca kot kumlama işçisi olarak çalıştığı ve 55 paket-yıl sigara öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde bilateral üst zonlarda ince raller saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testlerinde (SFT); FVC: %65\%65, FEV1: %58\%58, FEV1/FVC: %84\%84 ölçülüyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT); her iki akciğer üst loblarında yaygın, 22-44 mm çaplı peribronkovasküler nodüller ve hiler lenf nodlarında yumurta kabuğu (eggshell) kalsifikasyonlar izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silikozis

Cevap

En olası tanı, kot kumlama işçiliği öyküsü ve radyolojik olarak üst lob nodülleri ile yumurta kabuğu kalsifikasyonu bulunan hastada silikozistir.
Kot kumlama işçiliği gibi kristal silika maruziyeti olan bireylerde, üst lob yerleşimli nodüller ve hiler lenf nodlarında izlenen 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu silikozis için karakteristiktir. SFT'de izlenen restriktif patern interstisyel tutulumu desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mesleki maruziyet ve semptom süresini değerlendir.
Kot kumlama (silika maruziyeti) ve 22 yıllık kronik seyir saptandı.
İnterstisyel akciğer hastalıklarında meslek öyküsü tanı için kritiktir.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumla.
FEV1/FVC oranı korunmuş (%84\%84) ancak FVC düşük (%65\%65) bulundu; bu restriktif bir paterndir.
İnterstisyel akciğer hastalıkları tipik olarak restriktif solunum bozukluğu yapar.
3
Radyolojik bulguları analiz et.
Üst lob baskın nodüller ve 'yumurta kabuğu' kalsifikasyonu izlendi.
Yumurta kabuğu kalsifikasyonu silikozis için oldukça spesifik bir radyolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

Silikozis tanısında mesleki maruziyet (kumlama, madencilik) ve radyolojik olarak üst lob nodülleri ile hiler lenf nodlarında yumurta kabuğu (eggshell) kalsifikasyonu anahtar bulgulardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 445Soru

5252 yaşında erkek hasta, 1010 gün önce geçirdiği intrakraniyal kitle cerrahisi sonrası ani başlayan nefes darlığı, batıcı yan ağrısı ve az miktarda hemoptizi şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 128/dak128/dak, solunum sayısı 30/dak30/dak, O2O_2 satürasyonu %86\%86 (oda havasında) olarak saptanıyor. Juguler venöz dolgunluk mevcut olan hastanın ekokardiyografisinde sağ ventrikül dilatasyonu ve hipokinezisi izleniyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil cerrahi pulmoner embolektomi

Cevap

Trombolitik tedavinin mutlak kontrendike olduğu yüksek riskli (masif) pulmoner emboli olgusunda acil cerrahi pulmoner embolektomi uygulanmalıdır.
Hastada sistolik kan basıncının 9090 mmHg'nin altında olması ve sağ ventrikül disfonksiyonu bulguları, 'yüksek riskli (masif) pulmoner emboli' tablosuna işaret eder. Bu durumdaki hastalarda ilk seçenek sistemik trombolitik tedavidir. Ancak, hastanın 1010 gün önce intrakraniyal cerrahi geçirmiş olması trombolitik tedavi için mutlak bir kontrendikasyondur. Bu gibi durumlarda (trombolizin kontrendike olduğu veya başarısız olduğu olgularda) acil cerrahi embolektomi veya uygun merkezlerde kateter aracılı tedaviler uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumun değerlendirilmesi
Sistolik kan basıncı < 90 mmHg olduğu için 'Yüksek Riskli (Masif) PE' tanısı konur.
Yüksek riskli PE, sağ ventrikül yetmezliğine bağlı gelişen hipotansiyon ve şok ile karakterizedir.
2
Ekokardiyografik ve klinik bulguların doğrulanması
Sağ ventrikül dilatasyonu ve hipokinezisi, pulmoner vasküler yüklenmeyi doğrular.
Masif PE'de sağ ventrikülün akut olarak genişlemesi ve fonksiyon kaybı tipik bir bulgudur.
3
Kontrendikasyon kontrolü
10 gün önce geçirilmiş intrakraniyal cerrahi saptanır.
Son 2 ay içinde geçirilmiş MSS cerrahisi, travması veya neoplazmı trombolitik tedavi için mutlak kontrendikedir.
4
Tedavi yönteminin seçilmesi
Cerrahi pulmoner embolektomi kararı verilir.
Tromboliz yapılamayan instabil hastalarda reperfüzyon cerrahi veya kateter yardımlı yöntemlerle sağlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Yüksek riskli pulmoner emboli yönetiminde tromboliz kontrendikasyonları ve alternatif tedavi yöntemleri.
Soru 446Soru

5252 yaşında, 1515 yıldır Romatoid Artrit (RARA) tanısı ile takip edilen kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan nefes darlığı şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol hemitoraks orta ve alt zonlarda matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sol plevral efüzyon izleniyor. Yapılan torasentezde "süt görünümünde" plevral sıvı aspire ediliyor.

Sıvı analizinde şu bulgular saptanıyor:
- Plevral sıvı / Serum protein oranı: 0.650.65
- Plevral sıvı LDHLDH: 420420 U/L (Serum LDHLDH normal üst sınırı: 240240 U/L)
- Trigliserid: 3535 mg/dL
- Kolesterol: 260260 mg/dL

Bu bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödoşilotoraks (Kolesterol plörizisi)

Cevap

Psödoşilotoraks (Kolesterol plörizisi)
Plevral sıvının 'süt görünümünde' olması, plevral boşlukta lipid birikimini gösterir. Light kriterlerine göre eksüda niteliğinde olan bu sıvıda trigliserid düzeyinin 5050 mg/dL'nin altında, kolesterol düzeyinin ise 200200 mg/dL'nin üzerinde olması psödoşilotoraks (kolesterol plörizisi) için tanısaldır. Romatoid artrit, plevrada kronik enflamasyona ve kolesterol kristallerinin birikimine yol açarak bu tabloya neden olan en tipik hastalıklardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Light kriterlerini uygula
Plevral sıvı/Serum protein oranı 0.650.65 (>0.5>0.5) ve plevral sıvı LDHLDH düzeyi 420420 U/L (normal üst sınırın 2/32/3'ü olan 160160'dan büyük) olduğu için sıvı eksüdadır.
Sıvının karakterini belirlemek ayırıcı tanıda ilk adımdır.
2
Görünüm ve lipid profilini değerlendir
Süt görünümündeki sıvıda trigliserid <50<50 mg/dL ve kolesterol >200>200 mg/dL saptanmıştır.
Süt görünümü şilotoraks veya psödoşilotoraksı düşündürür; ayırım lipid analizi ile yapılır.
3
Klinik bağlamla birleştir
Romatoid Artrit gibi kronik enflamatuar durumlar psödoşilotoraks için tipik risk faktörleridir.
Tanının klinik uyumluluğu doğrulanır.

Anahtar Kavram

Psödoşilotoraks (kolesterol plörizisi), kronik plevral enflamasyon (RA, TB) sonucu gelişen, süt görünümünde olmasına rağmen düşük trigliserid ve yüksek kolesterol ile karakterize eksüdatif bir efüzyondur.

Daha Fazla Pratik

Şilotoraks ve psödoşilotoraks ayırımında şilomikron varlığını ve kolesterol kristallerinin mikroskobik görünümünü inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 447Soru

34 yaşında erkek hasta, son 3 gündür bacaklarından başlayıp gövdesine ve kollarına yayılan ilerleyici kas güçsüzlüğü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede kuadriparazi saptanıyor ve derin tendon refleksleri alınamıyor. İzlemde solunum sıkıntısı gelişen hastanın oda havasında alınan arter kan gazı incelemesinde; pH: 7.26, PaCO 2_2: 62 mmHg, PaO 2_2: 56 mmHg ve HCO 3_3: 27 mEq/L olarak bulunuyor. Akciğer grafisi normal izlenen hastanın alveolo-arteryel oksijen gradyeni [P(Aa)O2P(A-a)O_2] normal sınırlarda hesaplanıyor.

Buna göre, bu hastada gelişen solunum yetmezliğinin en olası fizyopatolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveolar hipoventilasyon

Cevap

Alveolar hipoventilasyon
Hastada tanımlanan tablo (asendan paralizi, arefleksi) Guillain-Barré Sendromu ile uyumludur. Bu hastalıkta solunum kası tutulumuna bağlı 'pompa yetmezliği' gelişir. Bu durum akciğer parankiminin sağlam olduğu ancak ventilasyonun yetersiz kaldığı 'Alveolar Hipoventilasyon' tablosudur. Alveolar hipoventilasyonun en önemli ayırt edici özelliği, hipoksemi ve hiperkapniye rağmen Alveolo-arteryel oksijen gradyeninin [P(Aa)O2P(A-a)O_2] normal olmasıdır. Diğer tüm mekanizmalarda (V/Q bozukluğu, şant, difüzyon bozukluğu) A-a gradyeni artar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Guillain-Barré Sendromu (GBS)
Asendan kas güçsüzlüğü ve arefleksi tablosu GBS ile uyumludur.
2
Solunum yetmezliği tipini belirle
Tip 2 (Hiperkapnik) Solunum Yetmezliği
PaCO 2_2 > 45 mmHg (62 mmHg) olması hiperkapniyi gösterir.
3
Hipoksemi mekanizmasını analiz et
Alveolar Hipoventilasyon
Normal akciğer grafisi ve normal A-a gradyeni varlığında gelişen hiperkapni ve hipoksemi, parankim hastalığını dışlar ve pompa yetmezliğine (alveolar hipoventilasyon) işaret eder.

Anahtar Kavram

Solunum yetmezliği mekanizmaları arasında 'Alveolar Hipoventilasyon', normal A-a gradyeni ile karakterize olan ve genellikle ekstrapulmoner nedenlerle (nöromusküler hastalıklar, sedatif zehirlenmesi) gelişen tek mekanizmadır.

İpuçları

1
Hastanın akciğer grafisinin normal olması, sorunun akciğer parankiminde (doku) olmadığını düşündürmelidir.
2
Alveolo-arteryel oksijen gradyeninin [P(Aa)O2P(A-a)O_2] normal olması, gaz alışverişinin yapıldığı membranın sağlam olduğunu gösterir.
3
Nöromusküler hastalıklarda temel sorun akciğerin kendisi değil, solunum kaslarının akciğeri yeterince havalandıramamasıdır (pompa yetmezliği).

Daha Fazla Pratik

Solunum yetmezliğinde A-a gradyeni hesaplaması ve ayırıcı tanıdaki yeri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 448Soru

42 yaşında kadın hasta, yaklaşık 8 aydır eforla ortaya çıkan ve giderek ilerleyen nefes darlığı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde sigara öyküsü bulunmamaktadır. Fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu normal, kalp sesleri S1 ve S2 doğal, ek ses veya üfürüm saptanmıyor. Arka-ön akciğer grafisi normal olarak değerlendirilen hastanın solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen / Beklenen Değer (%)
FEV1/FVCFEV_1/FVC%84
FEV1FEV_1%90
FVCFVC%92
TLCTLC (Toplam Akciğer Kapasitesi)%95
DLCODLCO (Karbonmonoksit Difüzyon Kapasitesi)%42

Bu klinik ve laboratuvar bulguları eşliğinde, hastada düşünülmesi gereken en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arteryel hipertansiyon

Cevap

Sunulan vakada normal fizik muayene ve normal radyoloji eşliğinde saptanan izole difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) düşüklüğü Pulmoner arteryel hipertansiyonu işaret etmektedir.
Solunum fonksiyon testlerinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ve TLCTLC değerinin normal sınırlarda olması, hastada obstrüktif veya restriktif bir mekanik bozukluk olmadığını gösterir. Bu tabloya eşlik eden belirgin DLCODLCO düşüklüğü (%42), 'izole difüzyon bozukluğu' olarak tanımlanır. Pulmoner arteryel hipertansiyon (PAH), pulmoner emboli ve anemi, izole DLCODLCO düşüklüğünün en önemli nedenleridir. Hastanın fizik muayenesi ve akciğer grafisinin normal olması, parankimal bir hastalığı dışlayarak PAH tanısını ön plana çıkarır.

Adım Adım Çözüm

1
Spirometri verilerini analiz et.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %84 (>%70) ve FEV1FEV_1 değerinin %90 (>%80) olması obstrüktif bir bozukluğu dışlar.
Obstrüksiyon tanısı için oranın %70'in altında olması şarttır.
2
Akciğer hacimlerini (TLCTLC) değerlendir.
TLCTLC değerinin %95 (>%80) olması restriktif bir bozukluğu dışlar.
Restriksiyon tanısı için toplam akciğer kapasitesinin azaldığının gösterilmesi gerekir.
3
Gaz değişim parametresini (DLCODLCO) değerlendir.
DLCODLCO değerinin %42 (beklenenin <%80'i) olması belirgin bir difüzyon bozukluğunu gösterir.
Spirometri ve hacimler normalken DLCO'nun düşük olması pulmoner vasküler hastalıkların veya çok erken evre parankimal hastalıkların işaretidir.
4
Klinik ve radyolojik verilerle sentez yap.
Normal akciğer grafisi ve fizik muayene varlığında 'izole DLCODLCO düşüklüğü', pulmoner vasküler yatağın kaybına neden olan pulmoner arteryel hipertansiyon için en tipik bulgudur.
İnterstisyel hastalıklarda grafik ve muayene bulgusu olması beklenirdi; amfizemde ise obstrüksiyon görülürdü.

Anahtar Kavram

İzole DLCO düşüklüğü ayırıcı tanısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 449Soru

3434 yaşında erkek hasta; ani başlayan nefes darlığı, sağ yan tarafta nefes almakla artan batıcı göğüs ağrısı ve az miktarda hemoptizi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan klinik değerlendirmede Wells skoru 55 (orta olasılık) olarak hesaplanan hastanın, bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi tetkikiyle akut pulmoner tromboemboli tanısı kesinleşiyor. Kan basıncı 125/80125/80 mmHgmmHg, nabız 94/dak94/dak ve oksijen saturasyonu %94\%94 olan ve hemodinamik olarak stabil seyreden bu hastada, tedavide ilk basamakta tercih edilmesi gereken ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük molekül ağırlıklı heparin

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan akut pulmoner tromboemboli hastalarında başlangıç tedavisi düşük molekül ağırlıklı heparin (veya fraksiyone olmayan heparin) ile antikoagülasyondur.
Hemodinamik olarak stabil (normotansif) seyreden akut pulmoner tromboemboli hastalarında ilk seçenek tedavi, düşük molekül ağırlıklı heparin, fraksiyone olmayan heparin veya fondaparinuks gibi ajanlarla sağlanan antikoagülasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir
Kan basıncı 125/80125/80 mmHgmmHg (Normal/Stabil)
Tedavi stratejisi (trombolitik vs antikoagülan) hastanın stabilitesine göre belirlenir.
2
Tanı konulan hastada kontrendikasyon sorgula ve tedavi seç
Stabil hastada antikoagülasyon kararı
Hipotansiyon veya şok bulgusu olmayan hastalarda reperfüzyon (tromboliz) yerine antikoagülasyon yeterlidir.

Anahtar Kavram

Akut pulmoner tromboemboli yönetiminde hemodinamik stabilite, tedavi seçimindeki en kritik parametredir.
Tahmini Süre:45s
Soru 450Soru

34 yaşında, hiç sigara içmemiş, öğretmen olarak çalışan kadın hasta; yaklaşık 3 haftadır devam eden kuru öksürük, halsizlik ve bacaklarının ön yüzünde ağrılı, kızarık, hassas nodüler lezyonlar (eritema nodosum) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu normaldir. Akciğer grafisinde bilateral hiler bölgede belirgin lenfadenopati saptanıyor. Toraks HRCT incelemesinde hiler ve mediastinal lenfadenopatilere ek olarak, peribronkovasküler dağılım gösteren mikronodüller izleniyor. Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarkoidoz

Cevap

Sarkoidoz
Sarkoidoz tanısı, hastadaki eritema nodosum (bacak ön yüzünde ağrılı nodüller) ve akciğer grafisindeki bilateral hiler lenfadenopati (BHL) birlikteliği (Löfgren sendromu komponentleri) ile peribronkovasküler dağılımlı mikronodüllerin varlığına dayanmaktadır. Bu sunum, genç ve sigara içmeyen hastalarda en olası tanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Eritema nodosum, bilateral hiler lenfadenopati ve akciğer tutulumu bulguları belirlendi.
Bu kombinasyon Sarkoidoz tanısı için yüksek klinik özgüllüğe sahiptir.
2
Radyolojik bulguların analizi
HRCT'de saptanan peribronkovasküler mikronodüllerin varlığı doğrulandı.
Sarkoidozda granülomlar tipik olarak lenfatik yollar boyunca ve peribronkovasküler alanda dizilim gösterir.
3
Ayırıcı tanı ve kesinleşme
Hastanın yaşı, cinsiyeti ve sigara içmemesi gibi demografik verilerle birlikte diğer interstisyel hastalıklar dışlanarak sarkoidoz tanısına ulaşıldı.
Semptomların süresi ve sistemik bulgular diğer ILD'lerden ayrımı sağlar.

Anahtar Kavram

Sarkoidoz, multisistemik, non-kazeifiye granülomatöz bir hastalık olup, tipik olarak bilateral hiler lenfadenopati ve akciğer parankiminde lenfatik/peribronkovasküler dağılımlı nodüllerle seyreder.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 451Soru

Geceleri tekrarlayan öksürük ve göğüste sıkışma hissi şikayetleriyle polikliniğe gelen 2424 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu doğal saptanmıştır. Hastaya uygulanan solunum fonksiyon testi (SFTSFT) ve bronkodilatör yanıtı sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreÖlçülenBeklenen %Bronkodilatör Sonrası
FEV1FEV_1 (LL)2,102,10%65\%652,452,45
FVCFVC (LL)3,103,10%82\%823,203,20
FEV1/FVCFEV_1/FVC%67\%67-%76\%76

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astım

Cevap

Epizodik semptomları olan genç hastada, SFTSFT'de obstrüksiyonun bronkodilatör sonrası düzelmesi astım tanısını doğrular.
Hastanın bazal FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %70\%70'in altındadır ve bu durum havayolu obstrüksiyonunu gösterir. Bronkodilatör (salbutamol) sonrası FEV1FEV_1 değerinde meydana gelen 350350 mLmL ve %16,6\%16,6'lık artış, GINA kılavuzlarında belirtilen anlamlı reversibilite kriterlerini (>200>200 mLmL ve >%12>\%12) karşılamaktadır. Genç yaş ve gece semptomları ile birleştiğinde bu tablo en olası tanı olarak astımı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal SFTSFT sonuçlarının değerlendirilmesi
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %67\%67 (yani <%70<\%70) olması obstrüktif bir patern olduğunu gösterir.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı obstrüksiyonun varlığını saptamaktır.
2
Bronkodilatör yanıtının (reversibilite) hesaplanması
FEV1FEV_1 değerindeki artış 2,452,10=0,352,45 - 2,10 = 0,35 LL (350350 mLmL) ve oran olarak (0,35/2,10)×100%16,6(0,35 / 2,10) \times 100 \approx \%16,6'dır.
Reversibilite kriteri, bazal değere göre FEV1FEV_1’de >%12>\%12 ve >200>200 mLmL artış olmasıdır.
3
Klinik korelasyonun yapılması
Genç yaş, gece gelen öksürük/nefes darlığı ve pozitif reversibilite testi astımı işaret eder.
Klinik bulgular laboratuvar verileriyle birleştirilerek nihai tanıya ulaşılır.

Anahtar Kavram

Astımda Bronkodilatör Reversibilite Kriterleri
Tahmini Süre:50s
Soru 452Soru

62 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan bir erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan nefes darlığı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT) aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen Değerin Yüzdesi (%\%)
FEV11,61,6 L%55\%55
FVC3,23,2 L%88\%88
FEV1/FVC%50\%50-

Bu SFT bulgularına göre, hastada saptanan solunum fonksiyon bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obstrüktif tip bozukluk

Cevap

Obstrüktif tip bozukluk
Solunum fonksiyon testlerinde hava akımı kısıtlanması (obstrüksiyon), FEV1/FVC oranının (Tiffeneau indeksi) %70\%70'in (0,700,70) altında olmasıyla tanımlanır. Bu hastada oran %50\%50 olarak ölçülmüştür ve FVC değerinin normal olması (%88\%88) saf bir obstrüktif tabloyu işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVC oranını değerlendir.
FEV1/FVC = %50\%50 (<%70< \%70).
Solunum fonksiyon testlerinde obstrüksiyonu (hava yolu kısıtlanmasını) tanımlayan ilk ve en önemli kriter bu oranın %70\%70'in altında olmasıdır.
2
FVC değerini kontrol et.
FVC = Beklenen değerin %88\%88'i (>%80> \%80).
FVC değerinin normal sınırlarda olması, eşlik eden anlamlı bir restriktif (akciğer hacminde azalma) bozukluk olmadığını gösterir.
3
Sonucu sentezle.
Saf obstrüktif patern.
Düşük oran ve normal FVC, hastadaki primer sorunun obstrüksiyon olduğunu doğrular.

Anahtar Kavram

SFT'de obstrüktif patern tanımı: FEV1/FVC < %70.
Tahmini Süre:45s
Soru 453Soru

4545 yaşında kadın hasta, sinsi başlangıçlı nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde çocukluk döneminden beri var olan ileri derecede torasik kifoskolyoz öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede akciğer oskültasyonu normal saptanmıştır. Solunum fonksiyon testinde (SFT) şu bulgular elde ediliyor:

- FEV1/FVC:%85FEV_1/FVC: \%85
- FVC:%55FVC: \%55 (beklenenin)
- TLC:%58TLC: \%58 (beklenenin)
- RV:%75RV: \%75 (beklenenin)

Bu hastanın karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) ve alveolar ventilasyona oranlanmış difüzyon kapasitesi (DLCO/VADLCO/VA veya KCOKCO) ölçümlerinde en olası beklenti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DLCODLCO düşük, DLCO/VADLCO/VA normal veya yüksek

Cevap

DLCODLCO düşük, DLCO/VADLCO/VA normal veya yüksek
Kifoskolyoz, göğüs duvarının mekanik kısıtlanmasına bağlı 'ekstrapulmoner restriksiyon' nedenidir. Bu durumda akciğer hacimleri (TLC,FVCTLC, FVC) azalır. DLCODLCO (karbonmonoksit difüzyon kapasitesi) toplam akciğer hacmiyle doğrudan ilişkili olduğu için hacim azaldığında düşük saptanır. Ancak akciğer parankimi ve alveolokapiller membran yapısı sağlam olduğu için, mevcut olan akciğer dokusunun difüzyon etkinliğini gösteren DLCO/VADLCO/VA (KCOKCO) değeri normal kalır. Hatta bazen sağlam parankimin daha iyi perfüze olması nedeniyle KCOKCO hafif yüksek de ölçülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testi (SFT) parametrelerini analiz et.
Düşük FVCFVC, normal FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ve düşük TLCTLC değeri 'restriktif' bir patern olduğunu gösterir.
Restriksiyon tanısı için TLCTLC değerinin beklenenin %80\%80'inin altında olması esastır.
2
Klinik verilerle restriksiyonun tipini (intra vs. ekstrapulmoner) belirle.
Hastadaki kifoskolyoz ve normal akciğer oskültasyonu, restriksiyonun akciğer dışı (ekstrapulmoner/göğüs duvarı) kaynaklı olduğunu gösterir.
Parankimal hastalıklarda genellikle rallere rastlanır ve difüzyon katsayısı bozulur.
3
Difüzyon parametrelerini (DLCODLCO ve KCOKCO) bu etiyolojiye göre yorumla.
DLCODLCO düşük, KCOKCO ise normal veya yüksek bulunur.
Ekstrapulmoner restriksiyonda akciğer parankimi sağlamdır; ancak akciğerler tam genişleyemediği için toplam difüzyon alanı (DLCODLCO) düşer. Birim hacim başına düşen difüzyon (DLCO/VADLCO/VA) ise değişmez.

Anahtar Kavram

Ekstrapulmoner restriktif hastalıklarda difüzyon kapasitesi ve difüzyon katsayısı ayrımı.
ÖncekiSayfa 23 / 23
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 23 | Examkin