Mikoloji

596 soru

Soru 321Soru

Mantar hücrelerinde mannoproteinler, hücre duvarının en dış katmanını oluşturarak konak hücrelerine adhezyon ve immün sistemden kaçış süreçlerinde kritik rol oynarlar. Bu proteinlerin hücre membranından hücre duvarına taşınması ve stabilize edilmesi için 'glycosylphosphatidylinositol' (GPI) yapısı (çıpası) gereklidir. Yeni bir antifungal sınıfının öncüsü olan fosmanogepix, bu biyosentez yolunda inositol halkasının açillenmesini (acylation) katalize ederek mannoproteinlerin duvara transferini engelleyen spesifik bir proteini hedeflemektedir. Bu bilgilere göre, fosmanogepix ve benzeri ajanların inhibe ettiği, mantar hücresine özgü hedef molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gwt1Gwt1 proteini (İnositol açiltransferaz)

Cevap

Gwt1Gwt1 proteini (İnositol açiltransferaz), fosmanogepix'in hedef aldığı ve mannoproteinlerin GPI çıpasına bağlanması için zorunlu olan enzimdir.
Fosmanogepix, mantar hücresinde GPI (glycosylphosphatidylinositol) çıpası sentezinde görevli olan Gwt1Gwt1 proteinini (inositol açiltransferaz) inhibe eder. Bu inhibisyon sonucunda, mannoproteinler hücre membranına ve oradan hücre duvarına doğru düzgün bir şekilde taşınamaz. Mannoprotein katmanının kaybı, fungal hücre duvarının bütünlüğünü bozarak hücre ölümüne ve immün sistem tarafından daha kolay tanınmaya yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre duvarı katmanlarını analiz et
Mannoproteinler en dışta yer alır ve duvara GPI çıpalarıyla tutunurlar.
Soruda bahsedilen protein transport mekanizmasının hangi yapısal bileşenle ilgili olduğunu anlamak için.
2
GPI biyosentez yolunu incele
İnositol halkasının açillenmesi, GPI yapısının oluşumu için ilk ve zorunlu basamaklardan biridir.
İlacın etki mekanizmasının (açilasyon inhibisyonu) biyokimyasal karşılığını bulmak için.
3
İlaç-hedef eşleşmesini yap
Fosmanogepix, bu spesifik açilasyon basamağını yürüten Gwt1Gwt1 proteinini inhibe eder.
Farmakolojik bilginin spesifik enzimle ilişkilendirilmesi.

Anahtar Kavram

Fosmanogepix'in etki mekanizması: Gwt1Gwt1 enzim inhibisyonu yoluyla GPI çıpası ve mannoprotein biyogenezinin bozulması.

Daha Fazla Pratik

Diğer yeni ajanlardan Olorofim (DHODH inhibitörü) ve İbreksafungerp'in (triterpenoid glukan sentaz inhibitörü) etki mekanizmalarını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 322Soru

Mantarların biyolojik özellikleri, hücre duvarı bileşenleri ve laboratuvar tanı yöntemleri, klinik mikrobiyolojide bakterilerden ayrımında ve enfeksiyonların tanımlanmasında temel teşkil eder.

Buna göre, mantarların genel özellikleri ve tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Termal dimorfizm gösteren patojen mantarlar, çevre sıcaklığında (25C25^{\circ}C) maya formunda, konak dokusunda (37C37^{\circ}C) ise küf formunda bulunurlar.

Cevap

Termal dimorfizm gösteren mantarların 25C25^{\circ}C'de maya, 37C37^{\circ}C'de küf formunda bulunduğunu belirten ifade yanlıştır; doğrusu 25C25^{\circ}C'de küf, 37C37^{\circ}C'de maya formudur.
Termal dimorfizm gösteren mantarlar (örneğin *Histoplasma capsulatum*, *Blastomyces dermatitidis*), doğada veya laboratuvarda 25C25^{\circ}C oda sıcaklığında hif yapısında (küf formu) ürerlerken, insan vücudunda veya 37C37^{\circ}C inkübatörde tek hücreli maya formuna dönüşürler. Bu durum seçenekte ters olarak verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantarların hücre duvarı yapısını değerlendir.
Hücre duvarında kitin (N-asetilglukozamin polimeri) ve glukanlar bulunur. Bu bilgi doğrudur.
Mantar hücre duvarı bileşenlerini bakteriyel bileşenlerden ayırmak temel bir bilgidir.
2
Tanı yöntemlerini (SDA ve KOH) kontrol et.
SDA asidiktir (pH5.6pH \approx 5.6) ve mantar üretir; KOH keratin eriterek mikroskobik tanıyı kolaylaştırır. Bu bilgiler doğrudur.
Laboratuvar tanı prensiplerinin doğruluğunu teyit etmek gerekir.
3
Termal dimorfizm kuralını uygula.
25C25^{\circ}C (oda/çevre) = Küf (Mold); 37C37^{\circ}C (vücut) = Maya (Yeast). Seçenekte bu durumun tam tersi verilmiştir.
"Mold in the Cold, Yeast in the Beast" kuralı termal dimorfizmin temelidir.

Anahtar Kavram

Termal dimorfizm gösteren mantarların sıcaklığa bağlı morfolojik değişimi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 323Soru

5858 yaşında akut miyeloid lösemi tanısıyla kemoterapi alan ve nötropenik fazda olan bir hastaya, invaziv aspergilloz profilaksisi amacıyla vorikonazol tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 1212. gününde hastada ani gelişen yüksek ateş, öksürük ve hemoptizi saptanıyor. Akciğer biyopsi örneğinin gümüşleme (GMS) boyamasında vasküler invazyon gösteren, geniş çaplı, septasız ve gövdeye dik açıyla (9090^{\circ}) dallanan hif yapıları izleniyor. Bu hastada vorikonazol profilaksisine rağmen gelişen tablodan sorumlu en olası etken hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizopus oryzae

Cevap

Geniş çaplı, septasız ve dik açılı dallanan hif yapıları ile karakterize olan Rhizopus oryzae, vorikonazol profilaksisi altında gelişen fırsatçı enfeksiyonlarda en olası etkendir.
Morfolojik olarak tanımlanan geniş, septasız ve hif gövdesine dik açıyla dallanan yapılar Mucorales ailesine özgüdür. Klinik senaryoda belirtilen vorikonazol profilaksisi altında gelişen enfeksiyon (breakthrough infection), bu ilacın Mucorales üyelerine karşı etkinliğinin olmaması nedeniyle tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini analiz et
Nötropenik hasta ve vorikonazol profilaksisi mevcut.
Vorikonazolün antifungal spektrumunu ve hangi mantarlara etki etmediğini belirlemek gerekir.
2
Morfolojik verileri değerlendir
Geniş çaplı, septasız (aseptat) ve 9090^{\circ} dallanma saptandı.
Bu morfoloji patognomonik olarak Mucorales takımını (Rhizopus, Mucor, Lichtheimia) işaret eder.
3
İlaç direnci ve etken eşleştirmesi yap
Mucorales üyeleri vorikonazole doğal dirençlidir.
Aspergillus gibi duyarlı mantarlar elenir ve 'breakthrough' enfeksiyon tanısı doğrulanır.

Anahtar Kavram

Mucorales üyeleri (Rhizopus vb.) vorikonazole doğal dirençlidir ve mikroskobik incelemede geniş, septasız, dik açılı dallanan hiflerle karakterizedir.
Soru 324Soru

İnvaziv fungal enfeksiyon şüphesiyle takip edilen nötropenik bir hastadan alınan biyopsi örneğinde; mikroskobik incelemede geniş açılı (9090^{\circ}'ye yakın) dallanma gösteren, kalın ve bölmesiz (aseptat) hif yapıları saptanmıştır. Bu hastada tanısal amaçla çalışılan serum (1,3)βDglukan(1,3)-\beta-D-glukan (G-testi) düzeyinin negatif sonuçlanması, etkenin aşağıdaki yapısal özelliklerinden hangisi ile en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarında (1,3)βDglukan(1,3)-\beta-D-glukan miktarının çok düşük olup, bunun yerine kitin ve kitozan bileşenlerinin baskın olması

Cevap

Mucorales grubu mantarların hücre duvarında (1,3)-β-D-glukanın eser miktarda bulunması ve baskın yapısal bileşenin kitozan/kitin olması, G-testinin negatif sonuçlanmasının temel nedenidir.
Biyopsi örneğinde tarif edilen 'geniş açılı ve bölmesiz hif' morfolojisi, tipik olarak Rhizopus ve Mucor gibi Mucorales (eski adıyla Zygomycetes) takımı mantarları tanımlar. Bu mantar grubunun hücre duvarı yapısı, Aspergillus veya Candida gibi septalı mantarlardan farklıdır. Mucorales üyelerinin hücre duvarında pan-fungal test olan G-testinin hedeflediği (1,3)-β-D-glukan molekülü ya hiç bulunmaz ya da saptanamayacak kadar az miktardadır. Bu mantarların yapısal iskeletini ağırlıklı olarak kitin ve bunun deasetillenmiş formu olan kitozan oluşturur. Bu nedenle klinik tablo ağır olsa bile serum glukan testi negatif sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik verilerin analizi
Geniş açılı, bölmesiz (aseptat) hifler Mucorales (Zygomycetes) grubunu işaret eder.
Aspergillus gibi diğer yaygın küfler dar açılı ve bölmeli hif yapısına sahiptir.
2
Tanısal testin (G-testi) kapsamının değerlendirilmesi
G-testi, çoğu mantarın hücre duvarında ortak bulunan (1,3)-β-D-glukanı saptar ancak bazı gruplarda duyarlılığı çok düşüktür.
Test, hedef molekülün (glukan) hücre duvarındaki varlığına ve miktarına bağımlıdır.
3
Hücre duvarı biyokimyası ile test sonucu arasındaki ilişkinin kurulması
Mucorales grubu mantarların hücre duvarı kitozan/kitin ağırlıklıdır ve glukan içermez veya çok az içerir.
Bu biyokimyasal fark, G-testinin neden negatif sonuçlandığını açıklar.

Anahtar Kavram

Pan-fungal bir belirteç olan (1,3)-β-D-glukan testi, hücre duvarında bu bileşeni bulundurmayan Mucorales ve Cryptococcus türlerini saptayamaz.

Daha Fazla Pratik

Termal dimorfik mantarların doku ve kültür formlarındaki hücre duvarı değişimlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 325Soru

Kemoterapi sonrası derin nötropenisi gelişen bir hastada invaziv akciğer enfeksiyonu şüphesiyle alınan doku örneğinde *Aspergillus* türleri saptanmıştır. Bu mantarın mikroskobik incelemesinde saptanan en tipik morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dar açılı dallanma gösteren septalı (bölmeli) hifler

Cevap

Aspergillus türlerinin dokudaki tipik morfolojisi dar açılı dallanma gösteren septalı hiflerdir.
Doğru cevap olan seçenek Aspergillus türlerinin histopatolojik tanısındaki altın standart morfolojik bulguyu tanımlamaktadır. Bu mantarlar dokuda 35μm3-5 \mu m çapında, düzenli aralıklarla septalar (bölmeler) içeren ve yaklaşık 4545^{\circ}'lik açılarla dallanan hifler şeklinde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Etkenin morfolojik sınıfını belirle.
Aspergillus bir küf mantarıdır ve dokuda hif yapıları oluşturur.
Tanıda hiflerin septalı olup olmaması ve dallanma açısı belirleyicidir.
2
Hif özelliklerini analiz et.
Aspergillus hifleri ince, düzenli septalı ve dikotom (ikiye ayrılarak) dar açıyla (4545^{\circ}) dallanır.
Bu özellik onu diğer fırsatçı küf mantarlarından (örn. Mucorales) ayırır.

Anahtar Kavram

Aspergillus morfolojisinin en tipik özelliği dar açılı (4545^{\circ}) dallanma gösteren septalı hiflerdir.
Tahmini Süre:45s
Soru 326Soru

Akciğer nakli yapılan ve üç aydır immünsüpresif tedavi (takrolimus, mikofenolat mofetil ve düşük doz steroid) alan 4848 yaşındaki erkek hastada; ateş, öksürük ve nefes darlığı gelişmiştir. Çekilen toraks BT’de nodüler infiltratlar ve çevresinde "halo belirtisi" saptanmıştır. Bu hastada şüphelenilen fungal enfeksiyonun tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hasta grubunda bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvısında galaktomannan testi duyarlılığı, serum galaktomannan testine göre daha yüksektir.

Cevap

Akciğer nakli gibi solid organ nakli alıcılarında, bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvısında galaktomannan saptanması, serumda saptanmasına göre daha yüksek bir tanısal duyarlılığa sahiptir.
İnvaziv pulmoner aspergillozis tanısında kullanılan galaktomannan (GM) testi, nötropenik hastalarda serumda yüksek duyarlılığa sahiptir. Ancak akciğer nakli gibi solid organ nakli alıcılarında fungal yükün dolaşıma geçişi (anjiyoinvazyon) nötropenik hastalara kıyasla daha sınırlı olabildiğinden serum GM testinin duyarlılığı belirgin şekilde düşer. Bu nedenle, enfeksiyonun doğrudan odağından alınan bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvısında GM saptanması, bu spesifik hasta grubunda çok daha yüksek tanısal duyarlılık sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini ve radyolojik bulguları değerlendir.
Akciğer nakli sonrası immünsüpresyon ve tomografideki "halo belirtisi" İnvaziv Pulmoner Aspergillozis (İPA) ön tanısını güçlü bir şekilde destekler.
Halo belirtisi, aspergillus hiflerinin damar istilası sonucu oluşan kanamayı temsil eden erken ve tipik bir bulgudur.
2
Tanısal biyobelirteçlerin (Galaktomannan) performansını hasta grubuna göre karşılaştır.
Nötropenik hastalarda serum galaktomannan testi oldukça duyarlıyken, akciğer nakli gibi solid organ nakli alıcılarında duyarlılık düşer.
Nötropenik olmayan hastalarda mantar yükü kana daha az geçer, bu nedenle doğrudan enfeksiyon odağından alınan BAL örneği daha yüksek tanısal değere sahiptir.

Anahtar Kavram

İnvaziv aspergillozis tanısında galaktomannan testinin duyarlılığı, hastanın nötropenik olup olmamasına ve örneğin alındığı bölgeye (serum vs. BAL) göre değişkenlik gösterir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 327Soru

4242 yaşında bir erkek çiftçi, sağ ayağında yaklaşık 22 yıldır devam eden, yavaş ilerleyen şişlik ve üzerinden iltihaplı akıntı gelen çok sayıda delik (fistül) şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede lezyonlardan drene olan akıntıda beyaz-sarı renkli granüller dikkati çekiyor. Bu granüllerin potasyum hidroksit (KOHKOH) ile hazırlanan preparatında geniş, septalı hif yapıları ve bu hiflerin uçlarında klamidokonidyumlar gözleniyor. Sabouraud dekstroz agarda (SDASDA) 25C25^\circ C’de yapılan ekimde gri-beyaz renkli, kadifemsi koloniler ürüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Scedosporium apiospermum

Cevap

Scedosporium apiospermum
Vakada tanımlanan klinik tablo, fistüllerden drene olan granüllerle karakterize bir miçetoma tablosudur. Granüllerin mikroskobik incelemesinde 'geniş, septalı hiflerin' görülmesi, etkenin bir mantar olduğunu (eumiçetoma) kanıtlar. Beyaz-sarı renkli granüller ve kültürde gri-beyaz koloniler Scedosporium apiospermum tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve lezyon karakterini değerlendirin.
Ayakta kronik şişlik, fistülizasyon ve granül varlığı miçetoma (Madura ayağı) sendromunu işaret eder.
Miçetoma üçlüsü: Lokal şişlik, fistül oluşumu ve granül drenajıdır.
2
Granül rengi ve mikroskobik yapıyı analiz edin.
Beyaz-sarı granüller ve geniş septalı hifler, tablonun bir mantar enfeksiyonu (eumiçetoma) olduğunu gösterir.
Aktinomiçetoma (bakteriyel) etkenleri çok ince filamanlar oluştururken, eumiçetoma (fungal) etkenleri gerçek hif yapıları oluşturur.
3
Kültür özelliklerini etkenle eşleştirin.
25C25^\circ C'de gri-beyaz kadifemsi koloniler Scedosporium apiospermum için tipiktir.
Scedosporium apiospermum beyaz granüllü eumiçetomanın en yaygın nedenidir.

Anahtar Kavram

Eumiçetoma ve Aktinomiçetoma Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 328Soru

Tip 2 diyabet tanılı, ketoasidoz tablosundaki bir hastanın paranazal sinüs biyopsisinde; vasküler invazyon gösteren, geniş çaplı (1020μm10-20 \mu m), bölmesiz (aseptat) ve hif gövdesinden dik açıyla ayrılan dallanmalar saptanmıştır. Bu etken mantar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sikloheksimid (actidione) içeren besiyerlerinde üremesi inhibe olur.

Cevap

Sikloheksimid (actidione) içeren besiyerlerinde üremenin inhibe olması, Mucorales grubu mantarların ayırıcı bir laboratuvar özelliğidir.
Morfolojik olarak geniş çaplı, aseptat (bölmesiz) ve dik açılı dallanma gösteren hifler Mucorales (Zygomycetes) takımı mantarların tipik özelliğidir. Bu mantarların laboratuvarda sikloheksimid (actidione) içeren selektif besiyerlerinde üremeleri inhibe olur. Bu özellik, onların diğer birçok küf mantarından laboratuvar ortamında ayrılmasına yardımcı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve morfolojik verilerin analizi
Diyabetik ketoasidoz, rinoserebral tutulum ve geniş, aseptat, dik açılı hifler Mucormycosis (Mucorales) etkenlerini işaret eder.
Bu bulgular Aspergillus (septat, dar açılı dallanan) enfeksiyonlarından temel ayrım noktasıdır.
2
Mikroorganizmanın laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi
Mucorales üyeleri sikloheksimide duyarlıdır ve bu maddeyi içeren besiyerlerinde üremezken, Aspergillus türleri genellikle dirençlidir.
Laboratuvar izolasyon protokollerinde besiyeri seçimi için bu bilgi kritiktir.

Anahtar Kavram

Mucorales Takımı Mantarların Laboratuvar ve Klinik Ayrımı
Soru 329Soru

Akut miyeloid lösemi tanısıyla izlenen ve kemoterapi sonrası 1414 gündür derin nötropenisi (ANS<100/μLANS < 100/\mu L) olan bir hastada; ateş, plöritik göğüs ağrısı ve hemoptizi gelişmiştir. Toraks BT'de nodüler lezyonlar ve çevresinde 'halo belirtisi' saptanmıştır. Bu tabloya neden olan etken ve patogeneziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enfeksiyonun yayıldığı parankim dokusu derinliklerinde hiflerin yanı sıra karakteristik vezikül ve fialid içeren konidiyofor yapılarının görülmesi beklenir.

Cevap

Aspergillus türlerinin karakteristik konidiyofor (vezikül, fialid ve konidiyalar) yapıları doku parankimi içinde değil, sadece havayla temas eden kavitelerde veya kültürde oluşur.
Aspergillus türleri invaziv enfeksiyonlarda doku içinde sadece septalı hifler şeklinde görülür. Vezikül, fialid (sterigmata) ve konidiyaların oluşturduğu karakteristik 'konidiyofor' yapıları aseksüel üreme yapılarıdır ve yalnızca atmosferik oksijenle temasın olduğu ortamlarda (laboratuvar kültürleri veya akciğer/sinüs kaviteleri gibi hava içeren boşluklar) sentezlenir. Doku parankimi derinliklerindeki düşük oksijenli ortamda bu yapılar oluşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
İnvaziv Pulmoner Aspergilloz (İPA)
Derin nötropeni, ateş, hemoptizi ve toraks BT'de 'halo belirtisi' (nodül çevresinde buzlu cam opasitesi) varlığı İPA için tipik bir klinik tablodur.
2
Etkenin morfolojik özelliklerinin analizi
Doku derinliğinde sadece hif formu mevcuttur.
Aspergillus doku invazyonu sırasında dar açıyla dallanan septalı hifler oluşturur. Aseksüel üreme organları olan konidiyoforlar ise oksijenden zengin (hava içeren) alanlara ihtiyaç duyar.
3
Yanlış olan önermenin belirlenmesi
Konidiyoforların doku derinliğinde görülmesi yanlıştır.
Doku parankimi içindeki invaziv odaklarda konidiyofor yapıları görülmez; bu yapılar aspergilloma gibi kavitelerdeki saprofitik yerleşimlerde veya besiyerlerinde saptanır.

Anahtar Kavram

Aspergillus hifleri anjiyoinvazivdir; doku derinliğinde sadece septalı hif formunda bulunur, konidiyofor yapıları (vezikül/fialid) parankim içinde görülmez.
Soru 330Soru

Bir klinik örnekten yapılan direkt mikroskobik incelemede tomurcuklanan maya hücreleri görülmüş; aynı örnek Sabouraud Dextrose Agar (SDASDA) besiyerinde 25C25^\circ C'de inkübe edildiğinde ise küf kolonileri saptanmıştır. Bu mikroorganizma ve mantarların genel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu mikroorganizma termal dimorfizm özelliği göstermektedir.

Cevap

Mikroorganizmanın sıcaklığa bağlı form değiştirmesi 'termal dimorfizm' olarak tanımlanır.
Soruda tanımlanan durum (direkt bakıda maya, düşük sıcaklıktaki kültürde küf) klasik bir termal dimorfizm örneğidir. Birçok sistemik mikoz etkeni (örn. Histoplasma, Blastomyces) bu özelliği gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekteki bulguları analiz et.
37C37^\circ C'ye karşılık gelen direkt bakıda maya, 25C25^\circ C'ye karşılık gelen kültürde küf formu saptanmıştır.
Mikroorganizmanın çevresel koşullara göre morfoloji değiştirdiğini doğrulamak için.
2
Mantarların biyokimyasal ve tanısal özelliklerini değerlendir.
Hücre duvarında kitin/glukan bulunur (sterol membrandadır) ve kapsül için çini mürekkebi gereklidir.
Çeldiricileri elemek ve yapısal doğruları belirlemek için.

Anahtar Kavram

Termal dimorfizm: Mantarların 25C25^\circ C'de küf, 37C37^\circ C'de maya formunda bulunma özelliğidir.
Soru 331Soru

5555 yaşında, bilinen ek hastalığı olmayan bir hasta, ağır seyreden Influenza enfeksiyonu nedeniyle yatırıldığı yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilasyon desteği ve oseltamivir tedavisi almaktadır. Yatışının 7.7. gününde hastada yeni gelişen ateş ve pürülan sekresyon artışı saptanmıştır. Toraks BT incelemesinde her iki akciğerde nodüler infiltratlar ve kavitasyon şüphesi uyandıran lezyonlar izlenmiştir. Bronkoalveolar lavaj (BALBAL) örneğinin mikroskobik incelemesinde dar açılı (4545^\circ) dallanma gösteren septalı hif yapıları saptanmıştır. Bu klinik tablo ve tanısal süreçle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BALBAL sıvısında galaktomannan antijeni bakılması, tanısal duyarlılık açısından serum örneğine göre üstündür.

Cevap

BAL sıvısında galaktomannan antijeni bakılmasının tanısal duyarlılığı, bu tür hastalarda serum örneğine göre daha yüksektir.
Influenza ile ilişkili invaziv pulmoner aspergillozis (IAPA) vakalarında, mantarın akciğer parankimine sınırlı kalma eğilimi nedeniyle galaktomannan antijeni kana düşük konsantrasyonlarda geçer. Bu durum serum testinin duyarlılığını %50'lerin altına düşürürken, enfeksiyonun odağı olan BAL sıvısında duyarlılık %90'lara ulaşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Influenza sonrası gelişen akut solunum kötüleşmesi ve BT'deki kavitasyonlu nodüller, İnvaziv Pulmoner Aspergillozis (IPA) düşündürür.
Ağır influenza, nötropenik olmayan hastalarda IPA gelişimi için önemli bir risk faktörüdür (IAPA - Influenza-associated pulmonary aspergillosis).
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Dar açılı (4545^\circ) dallanma ve septalı hifler Aspergillus morfolojisidir.
Bu morfoloji Aspergillus türlerini, geniş açılı ve septasız olan Mukorales üyelerinden ayırır.
3
Tanısal testlerin duyarlılığının karşılaştırılması
Nötropenik olmayan hastalarda serum galaktomannan (GM) testi sıklıkla yalancı negatif sonuç verir.
Mantarın vasküler invazyonu bu hastalarda nötropeniklere göre daha sınırlı olduğundan antijen kana yeterince geçmez; bu nedenle BAL sıvısında GM bakılması altın standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

İnvaziv Pulmoner Aspergillozis'te (IPA) tanısal belirteçlerin duyarlılığı hastanın immün durumuna göre değişir; nötropenik olmayanlarda (Influenza, KOAH) BAL-GM testi, serum-GM testinden çok daha duyarlıdır.

Daha Fazla Pratik

Aspergillus terreus'un amfoterisin B'ye intrensek dirençli olduğunu ve dokuda 'aleurioconidia' adı verilen yapıları oluşturabildiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

4242 yaşında bir erkek hasta, her iki kasık bölgesinde kaşıntılı eritematöz lezyonlar ve el tırnaklarında kalınlaşma şikayetiyle dermatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede saçlı deri ve vücut kıllarının tamamen korunmuş olduğu, herhangi bir dökülme veya lezyon saptanmadığı gözleniyor. Lezyonlardan alınan deri kazıntısının mikroskobik incelemesinde; saç infeksiyonu yapmadığı bilinen, küme oluşturmuş, düz yüzeyli ve "tokmak" (çomak) benzeri makrokonidiler saptanıyor. Bu klinik ve mikroskobik bulgulara göre, enfeksiyondan sorumlu olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epidermophyton floccosum

Cevap

Epidermophyton floccosum
Epidermophyton floccosum, dermatofitler arasında saçları enfekte etmeyen tek cinstir. Sadece deri ve tırnaklarda enfeksiyon yapar. Mikroskobik incelemesinde 2-4 hücreli, düz yüzeyli ve tokmak (çomak) şeklinde makrokonidilerin kümeler halinde görülmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tropizm analizi
Hastada deri (kasık) ve tırnak tutulumu varken, saçların korunmuş olması dermatofitler arasında ayırıcı bir tanıdır.
Dermatofitlerden Microsporum cinsi saç ve deriyi, Trichophyton cinsi her üç dokuyu (saç, deri, tırnak), Epidermophyton cinsi ise sadece deri ve tırnakları tutar.
2
Mikroskobik morfoloji değerlendirmesi
Düz yüzeyli, ince duvarlı ve tokmak (çomak) benzeri makrokonidiler belirlenmiştir.
Bu morfolojik özellik, Epidermophyton floccosum için karakteristiktir. Microsporum mekik (spindle), Trichophyton ise kalem (pencil) şeklinde makrokonidilere sahiptir.
3
Sentez ve Tanı
Epidermophyton floccosum tanısı konur.
Hem doku tropizmi (saç tutulumu yok) hem de karakteristik makrokonidi yapısı bu etkeni doğrular.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin (Microsporum, Trichophyton, Epidermophyton) doku tropizmi ve makrokonidi morfolojilerine göre ayrımı.

İpuçları

1
Hangi dermatofit cinsinin saçları asla enfekte etmediğini hatırlayın.
2
Tokmak (çomak) benzeri makrokonidi yapısı bu cinse özgüdür.

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin Wood lambası bulgularını ve KOH preparatındaki genel hif yapılarını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 333Soru

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanısıyla izlenen ve son 33 aydır yüksek doz sistemik kortikosteroid tedavisi alan 6868 yaşındaki erkek hastada; tedaviye dirençli ateş, öksürük ve plevritik yan ağrısı gelişmiştir. Toraks BT'de nodüler infiltratlar saptanması üzerine yapılan bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin mikroskobik incelemesinde küf mantarı hifleri görülmüştür. Bu hastada öncelikle düşünülen etkenin doku örneklerindeki en karakteristik morfolojik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düzenli, septalı (bölmeli) hiflerin 4545 derecelik dar açıyla dikotom dallanması

Cevap

Düzenli, septalı (bölmeli) hiflerin 4545 derecelik dar açıyla dikotom dallanması
Aspergillus türleri dokuda ve klinik örneklerde (BAL, biyopsi) düzenli, ince, septalı (bölmeli) hifler oluşturur. Bu hifler karakteristik olarak yaklaşık 4545 derecelik dar bir açıyla ve 'V' harfini andıracak şekilde dikotom dallanma gösterirler. Bu özellik, invaziv aspergillozun tanısında en önemli mikroskobik kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı ve risk faktörlerini analiz ediniz.
KOAH ve uzun süreli kortikosteroid kullanımı, invaziv pulmoner aspergilloz (İPA) için önemli bir risk faktörüdür.
Kortikosteroidler makrofaj ve nötrofil fonksiyonlarını bozarak küf mantarı invazyonuna zemin hazırlar.
2
Mikroskobik bulguları fırsatçı küf mantarları arasında ayırt ediniz.
Septalı hif ve dar açılı (4545^\circ) dallanma Aspergillus'u, bölmesiz hif ve geniş açılı dallanma gösteren Mucorales'ten ayırır.
Morfolojik ayrım, antifungal tedavi seçiminde (örneğin vorikonazol vs. amfoterisin B) kritiktir.

Anahtar Kavram

Aspergillus türlerinin dokudaki septalı hif yapısı ve dikotom (45 derece) dallanma özelliği.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 334Soru

Akciğer grafisinde bilateral buzlu cam (groundground-glassglass) manzarası izlenen bağışıklığı baskılanmış bir hastada; amfoterisin B tedavisine doğal olarak dirençli olan ve hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurduğu saptanan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pneumocystis jirovecii

Cevap

Pneumocystis jirovecii
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak mantarlar aleminde yer alsa da hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurmasıyla diğer mantarlardan ayrılır. Amfoterisin B ve azol grubu antifungaller ergosterol sentezini veya ergosterolün kendisini hedef aldığı için, bu mikroorganizma söz konusu ilaçlara doğal olarak dirençlidir. Bilateral buzlu cam infiltrasyonu ise tipik radyolojik bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik verilerini analiz et.
Bağışıklığı baskılanmış hastada bilateral buzlu cam infiltrasyonu, fırsatçı bir akciğer enfeksiyonuna (PJP) işaret eder.
Bu tablo Pneumocystis jirovecii pnömonisi (PJP) için karakteristiktir.
2
Mikroorganizmanın biyolojik özelliklerini değerlendir.
Pneumocystis jirovecii, diğer mantarların aksine hücre membranında kolesterol bulundurur.
Bu özellik, amfoterisin B gibi ergosterole bağlanan antifungal ilaçlara doğal direnç sağlar.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii biyolojisi ve ilaç direnci
Tahmini Süre:45s
Soru 335Soru

Kistik fibrozis (KF) tanısı ile izlenen bir hastada; solunum fonksiyonlarında ani bozulma, balgamda kahverengi tıkaçlar, total IgE düzeyinde belirgin artış (>1000> 1000 IU/mL) ve serumda *Aspergillus* spesifik IgG ve IgE antikorlarının pozitifliği saptanmıştır. Alerjik bronkopulmoner aspergillozis (ABPA) tanısı konulan bu hastada, akciğer hasarına neden olan temel immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar antijenlerine karşı gelişen Tip I ve Tip III hipersensitivite reaksiyonları

Cevap

Alerjik bronkopulmoner aspergillozis (ABPA) tablosunda akciğer hasarı, mantar antijenlerine karşı gelişen Tip I ve Tip III hipersensitivite reaksiyonlarının birleşimi sonucunda oluşur.
ABPA'da temel olay, bronş lümenindeki Aspergillus antijenlerine karşı konağın verdiği aşırı immün yanıttır. Bu yanıt, IgE aracılı anafilaktik (Tip I) ve IgG-immün kompleks aracılı Arthus tipi (Tip III) reaksiyonları içerir. Bu kombinasyon bronş duvarında kronik inflamasyona ve santral bronşektaziye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini değerlendirmek.
Kistik fibrozis zemini, yüksek IgE (>1000> 1000 IU/mL), spesifik antikor pozitifliği ve kahverengi tıkaçlar ABPA tanısını desteklemektedir.
Tanıyı netleştirmek, altta yatan patofizyolojik mekanizmayı anlamak için ilk adımdır.
2
ABPA'nın immünopatolojisini analiz etmek.
Mantarın bronş lümeninde kolonizasyonu, IgE artışına (Tip I) ve IgG presipitan antikorlarının oluşumuna (Tip III) yol açar.
Doku hasarının tipini belirlemek için aşırı duyarlılık mekanizmalarını bilmek gerekir.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer mekanizmaları dışlamak.
ABPA'da doku invazyonu (İPA'daki gibi) veya doğrudan toksin etkisi görülmez.
Fırsatçı aspergilloz formları arasındaki temel farkları ortaya koymak doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

ABPA, astım veya kistik fibrozisli hastalarda gelişen, mantar invazyonu olmaksızın ortaya çıkan Tip I ve Tip III hipersensitivite yanıtıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 336Soru

Kontrolsüz diyabeti olan 6868 yaşındaki bir hastada gelişen ve flukonazol tedavisine yanıt vermeyen idrar yolu enfeksiyonu etkenini tanımlamak amacıyla laboratuvar incelemeleri yapılmıştır. İdrar kültüründen izole edilen maya mantarının mısır unlu Tween 8080 agardaki mikroskobik incelemesinde sadece küçük (252-5 μm\mu m), tomurcuklanan maya hücreleri (blastokonidyum) görülmüş; psödohif, hif veya klamidospor saptanmamıştır. Germ tüp testi negatif olan izolatın hızlı trehaloz testinin pozitif olduğu belirlenmiştir. Bu izolatın özellikleri ve tedavi yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Flukonazole karşı duyarlılığı azalmış (doza bağımlı duyarlı) olup, tedavi sırasında hızlı direnç geliştirme potansiyeline sahiptir.

Cevap

İzolatın flukonazole karşı duyarlılığı azalmış (doza bağımlı duyarlı) olup, tedavi sırasında hızlı direnç geliştirme potansiyeline sahip olduğu ifadesi doğrudur.
Soruda tanımlanan etken, mısır unlu agarda psödohif oluşturmaması ve trehaloz testinin pozitif olmasıyla karakterize olan Candida glabrata'dır. Bu tür, klinik olarak flukonazole karşı düşük duyarlılık göstermesi ve direncin hızlı gelişmesiyle bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik analizin değerlendirilmesi
Mısır unlu agarda psödohif oluşturmaması, izolatın Candida glabrata olduğunu düşündürür.
Patojen Kandida türleri arasında yaygın olarak psödohif oluşturmayan tek tür C. glabrata'dır.
2
Biyokimyasal testin yorumlanması
Hızlı trehaloz testinin pozitifliği tanıyı doğrular.
Trehaloz fermente edebilme yeteneği C. glabrata'nın en önemli biyokimyasal ayırt edici özelliğidir.
3
Antifungal direnç profilinin belirlenmesi
C. glabrata flukonazole duyarlılığı azalmış bir türdür.
Bu tür, flukonazole karşı 'doza bağımlı duyarlılık' (SDD) gösterir ve tedavi altında hızla çoklu ilaç direnci geliştirebilir.

Anahtar Kavram

Candida glabrata'nın psödohif oluşturmaması, trehaloz pozitifliği ve flukonazol direnç potansiyeli ile tanımlanması.

Daha Fazla Pratik

Candida auris'in Candida haemulonii ile karışması ve çoklu ilaç direnci özelliklerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 337Soru

Mantar hücresine sitozin permeaz aracılığıyla giren, hücre içerisinde sitozin deaminaz enzimi ile 55-florourasil'e (55-FU) dönüştürülen ve temel olarak timidilat sentetaz enzimini inhibe ederek DNADNA sentezini bozan antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Flusitozin

Cevap

Flusitozin, mantar hücresinde sitozin deaminaz tarafından 55-FU'ya dönüştürülüp timidilat sentetazı inhibe ederek etki gösterir.
Doğru seçenek olan ilaç, bir pirimidin analoğudur. Mantar hücresine sitozin permeaz ile girer ve seçici olarak sitozin deaminaz tarafından 55-florourasil'e dönüştürülür. Bu metabolit, timidilat sentetazı inhibe ederek pirimidin sentezini ve dolayısıyla DNADNA replikasyonunu engeller.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın hedef hücreye giriş yolunu belirle.
İlaç mantar hücresine sitozin permeaz transport sistemiyle girer.
Antifungal ajanın intrasellüler hedefe ulaşması için bu taşıyıcı gereklidir.
2
Hücre içindeki biyokimyasal dönüşümü analiz et.
Sitozin deaminaz enzimi 55-FC'yi aktif metabolit olan 55-FU'ya çevirir.
İlacın seçici toksisitesi, bu enzimin insan hücrelerinde bulunmamasından kaynaklanır.
3
Antifungal etkinin son basamağını tanımla.
Oluşan metabolitler timidilat sentetazı inhibe ederek DNADNA sentezini durdurur.
55-florodeoksiüridylik asit (55-FdUMP) timidilat sentetazın güçlü bir inhibitörüdür.

Anahtar Kavram

Flusitozin, seçici toksisiteye sahip bir nükleik asit sentezi inhibitörüdür.
Soru 338Soru

Mantar hücresinin ozmotik dengesinin korunmasında ve yapısal bütünlüğünde kritik rol oynayan β\beta-(1,3)-D-glukan polimerlerinin sentezini, glukan sentaz enzimini non-kompetitif olarak inhibe ederek bozan antifungal ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekinokandinler

Cevap

Ekinokandinler, mantar hücre duvarı bileşeni olan glukan sentezini inhibe ederek etki gösterirler.
Doğru seçenek olan grup, mantar hücre duvarında bulunan β\beta-(1,3)-D-glukan polimerlerinin sentezinden sorumlu olan glukan sentaz enzim kompleksini inhibe eder. Bu grup içerisinde kaspofungin, mikafungin ve anidulafungin gibi ilaçlar yer alır. Hücre duvarı sentezinin bozulması mantarın ozmotik basınca dayanamayıp patlamasına (lizis) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hedef molekülü belirle
Soru kökünde belirtilen hedef β\beta-(1,3)-D-glukan polimeridir.
Bu polimer mantar hücre duvarının temel iskeletini oluşturur.
2
İlaç-hedef eşleştirmesi yap
Glukan sentaz enzimini non-kompetitif olarak inhibe eden ilaç grubu ekinokandinlerdir.
Ekinokandinler 'mantar hücresinin penisilinleri' olarak adlandırılan hücre duvarı sentez inhibitörleridir.

Anahtar Kavram

Ekinokandinlerin etki mekanizması mantar hücre duvarındaki glukan sentezinin inhibisyonudur.

İpuçları

1
Mantar hücresinde 'hücre duvarı' ve 'hücre membranı' farklı hedeflerdir; soru hücre duvarını sormaktadır.
2
Bu ilaç grubu 'mantar penisilini' olarak da anılır çünkü bakterilerdeki beta-laktamlar gibi hücre duvarını hedef alırlar.
3
Kaspofungin bu grubun en bilinen örneğidir ve β\beta-glukan sentezini durdurur.

Daha Fazla Pratik

Ekinokandinlerin özellikle hangi mantar türlerine karşı (örn. Candida, Aspergillus) fungisidal veya fungistatik etki gösterdiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 339Soru

İmmünsupresif tedavi alan ve akciğer grafisinde bilateral interstisyel infiltrasyonlar saptanan bir hastada etken olarak Pneumocystis jiroveciiPneumocystis\ jirovecii düşünülmektedir. Bu mikroorganizmanın diğer tipik mantarlardan farklı olarak hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesi, klinik ve laboratuvar açısından aşağıdakilerden hangisini doğrudan açıklar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membran sterollerini hedef alan veya sterol sentezini engelleyen antifungallere karşı doğal dirençli olması

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, bu mikroorganizmanın poliyen ve azol grubu antifungallere karşı doğal dirençli olmasını açıklar.
Pneumocystis jirovecii mantar olarak sınıflandırılmasına rağmen biyokimyasal olarak benzersizdir. Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesi, ergosterole bağlanan (poliyenler) veya ergosterol sentezini bozan (azoller) ilaçlara karşı doğal direnç oluşturur. Bu nedenle tedavide antifungaller yerine TMP-SMX tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Etkenin hücre membran yapısını analiz et.
P. jirovecii'nin membranında diğer mantarların aksine ergosterol değil, kolesterol bulunur.
Bu biyokimyasal fark, mikroorganizmayı klasik antifungal hedeflerinden yoksun bırakır.
2
Antifungal ilaç mekanizmalarını değerlendir.
Amfoterisin B ergosterole bağlanarak, azoller ise ergosterol sentezini inhibe ederek etki eder.
Hedef molekülün (ergosterol) yokluğu, bu ilaç gruplarına karşı doğal direnç geliştirir.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranında kolesterol bulunması, onu standart antifungal tedavilere (amfoterisin B, azoller) karşı doğal dirençli kılar ve trimetoprim-sulfametoksazol (TMP-SMX) kullanımını zorunlu kılar.

İpuçları

1
Bu mikroorganizmanın hücre membranındaki temel sterolün ne olduğunu hatırlayın.
2
Ergosterol içermeyen bir mikroorganizmada amfoterisin B gibi ilaçlar işe yarar mı?
3
P. jirovecii tedavisinde neden klasik antifungaller yerine antibiyotikler (TMP-SMX) kullanılır?

Daha Fazla Pratik

Pneumocystis jirovecii'nin hücre duvarındaki beta-glukan varlığının ekinokandin duyarlılığı ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 340Soru

Mantar hücre duvarının yapısal bileşenlerinden biri olan kitinin sentezini, kitin sentaz enzimini kompetitif olarak inhibe ederek engelleyen antifungal ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nikkomisin ZZ

Cevap

Nikkomisin ZZ, kitin sentaz enzimini kompetitif olarak inhibe ederek mantar hücre duvarı sentezini engelleyen bir ajandır.
Nikkomisin ZZ, nükleozid peptid yapısında bir antifungaldir. UDPNUDP-N-asetilglukozaminin yapısal analoğu gibi davranarak kitin sentaz enzimine bağlanır ve bu enzimi kompetitif (yarışmalı) olarak inhibe eder. Bu durum mantar hücre duvarının dirençli olmasını sağlayan kitin tabakasının oluşumunu engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Hedef yapı olan kitinin sentez mekanizmasını belirle.
Kitin, kitin sentaz enzimi aracılığıyla UDPNUDP-N-asetilglukozamin birimlerinden sentezlenir.
İlacın etki mekanizmasını anlamak için öncelikle hedef biyokimyasal yolak tanımlanmalıdır.
2
Verilen seçeneklerdeki ilaçların etki hedeflerini karşılaştır.
Nikkomisin ZZ kitin sentazı, Mikafungin glukan sentazı, Naftifin skualen epoksidazı, Tavaborol protein sentezini, Amfoterisin BB ise membran bütünlüğünü hedefler.
Doğru ajanı bulmak için diğer ilaçların etki mekanizmaları elenmelidir.

Anahtar Kavram

Antifungal ilaçların etki mekanizmaları ve hücresel hedefleri.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 17 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin