Mikoloji

596 soru

Soru 301Soru

Tropikal iklimde yaşayan 4848 yaşında bir erkek hasta, sağ bacağında yaklaşık 22 yıldır yavaş büyüme gösteren, ağrısız, karnabahar benzeri verrüköz (siğilsi) lezyonlar nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Lezyonlardan alınan biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde granülomatöz inflamasyon odağında; koyu renkli, kalın duvarlı, ortadan septa ile bölünmüş 'bakır parası' görünümünde (Medlar cisimcikleri) yapılar saptanıyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kromoblastomikoz

Cevap

Kromoblastomikoz
Verrüköz (siğilsi) lezyonlar ve histopatolojide saptanan bakır parası görünümlü, septalı sklerotik yapılar (Medlar cisimcikleri) kromoblastomikozun tipik özelliğidir. Bu hastalık genellikle toprakla temas eden çiftçilerde, travma sonrası deri altı dokuya yerleşen dematiyöz (pigmentli) mantarlar (örn. Fonsecaea pedrosoi) tarafından oluşturulur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik görünümü analiz et
Karnabahar benzeri verrüköz lezyonlar saptandı.
Subkutan mikozlar içinde kromoblastomikoz tipik olarak siğilsi/verrüköz büyüme yapar.
2
Patolojik bulguyu değerlendir
Medlar cisimcikleri (sklerotik cisimcikler) belirlendi.
Bu yapılar, etken mantarların dokudaki patognomonik formudur.

Anahtar Kavram

Kromoblastomikozun tanısında en karakteristik bulgu, dokuda görülen pigmentli, kalın duvarlı ve septalı sklerotik cisimciklerdir (Medlar cisimcikleri).

Daha Fazla Pratik

Medlar cisimciklerinin görüldüğü diğer dematiyöz mantar cinslerini (Phialophora, Cladophialophora) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 302Soru

İmmün yetmezliği olan bir hastanın bronkoalveoler lavaj örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMS) boyamasında 'ezilmiş pin-pon topu' görünümünde kistler saptanmıştır. Bu morfolojiye sahip etkenin, amfoterisin B gibi polien grubu antifungal ilaçlara doğal dirençli olmasının temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında temel sterol olarak kolesterol içermesi

Cevap

Pneumocystis jirovecii'nin amfoterisin B'ye dirençli olmasının nedeni, hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunmasıdır.
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak mantarlar aleminde yer almasına rağmen, hücre membranında diğer çoğu mantarın aksine ergosterol yerine kolesterol bulundurur. Amfoterisin B ve nistatin gibi polien grubu antifungaller, etkilerini membrandaki ergosterole bağlanarak gösterdiklerinden, hedef molekülü içermeyen P. jirovecii bu ilaçlara karşı doğal (intrinsik) olarak dirençlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlayıcı morfolojiyi analiz et
GMS boyasında 'ezilmiş pin-pon topu' görünümü Pneumocystis jirovecii kistleri için karakteristiktir.
Tanısal hallmarkların belirlenmesi etkenin teşhisini sağlar.
2
Etkenin biyokimyasal ve yapısal özelliklerini hatırla
P. jirovecii bir mantar olmasına rağmen hücre membranında ergosterol bulundurmaz; bunun yerine memeli hücrelerine benzer şekilde kolesterol içerir.
Antifungal ilaçların etki mekanizmaları hedef moleküllerin varlığına bağlıdır.
3
İlaç mekanizması ile yapısal özelliği ilişkilendir
Amfoterisin B (polienler), mantar membranındaki ergosterole bağlanarak gözenekler oluşturur. P. jirovecii kolesterol içerdiği için bu bağlanma gerçekleşmez ve ilaç etkisiz kalır.
Yapısal farklar doğal direnç mekanizmalarını açıklar.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin membran sterol içeriği ve polien direnci
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 303Soru

Mantar hücrelerinin biyokimyasal yapıtaşları, morfolojik değişim dinamikleri ve laboratuvar tanı yöntemlerinin moleküler temelleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Calcofluor white boyası, mantar hücre duvarındaki kitin ve selüloz gibi polisakkaritlerin β\beta-1,3 ve β\beta-1,4 glikozidik bağlarına özgül olarak bağlanarak floresan mikroskobunda tanısal önemi olan parlak bir ışıma sağlar.

Cevap

Mantar hücre duvarındaki yapısal polisakkaritlerin β\beta-bağlarına bağlanan Calcofluor white, floresan mikroskobunda parlak mavi-beyaz ışıma oluşturur.
Calcofluor white, özellikle kitin ve selülozda bulunan β\beta-1,3 ve β\beta-1,4 glikozidik bağlarına bağlanan non-spesifik bir floresan boyadır. Klinik örneklerde mantar elemanlarının (hif, maya, psödohif) hızlı ve duyarlı bir şekilde saptanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Mantar hücre duvarı bileşenlerini hatırla.
Hücre duvarında kitin (β\beta-1,4 glikan), β\beta-1,3 ve β\beta-1,6 glukanlar ile mannoproteinler bulunur.
Boyaların hangi moleküler hedeflere bağlandığını anlamak için yapısal bileşenler bilinmelidir.
2
Calcofluor white boyasının etki mekanizmasını analiz et.
Bu boya, β\beta-1,3 ve β\beta-1,4 glikozidik bağlarına (kitin ve selüloz) afinite gösterir.
Tanısal yöntemin biyokimyasal temelini doğrulamak gerekir.
3
Diğer yapısal ve tanısal özellikleri (dimorfizm, kapsül boyama) değerlendir.
Termal dimorfizmin sıcaklık-form ilişkisi, kitin-peptidoglikan farkı ve negatif boyama prensipleri gözden geçirilir.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu kesinleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Mantar Hücre Duvarı Biyokimyası ve Floresan Boyama Prensipleri

Daha Fazla Pratik

Mantar hücre duvarı bileşenlerinin sentez aşamalarını ve bu aşamalarda etkili olan antifungal ilaç sınıflarını (örneğin nikkomisin Z'nin kitin sentezi üzerindeki etkisi) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 304Soru

Kemoterapötik ilaç kullanımı nedeniyle derin nötropenisi gelişen bir hastada, invaziv akciğer aspergillozu gelişme riskinin belirgin şekilde artmasının temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku invazyonu yapan hif formlarını doğrudan yok eden nötrofillerin sayıca azalması

Cevap

İnvaziv aspergilloz riskinin artmasının temel mekanizması, Aspergillus hiflerini doğrudan yok eden nötrofillerin sayıca azalmasıdır.
İnvaziv pulmoner aspergillozun (İPA) gelişiminde nötrofiller kritik bir bariyer görevi görür. Alveollere ulaşan conidia'lar alveolar makrofajlar tarafından temizlenemezse çimlenerek hif formuna geçer. Bu doku invazyonu yapan hifleri doğrudan öldürebilen temel hücreler nötrofillerdir. Dolayısıyla nötropenik hastalarda bu savunma hattı kırıldığı için invaziv hastalık riski dramatik şekilde artar.

Adım Adım Çözüm

1
Aspergillus enfeksiyonuna karşı konak savunma hücrelerini belirle.
Alveolar makrofajlar inhale edilen conidia'ları (sporları) temizlerken, nötrofiller doku invazyonu yapan hif formlarını yok eder.
Mantarın farklı morfolojik evreleri farklı immün sistem bileşenleri tarafından kontrol altında tutulur.
2
Nötropeni durumundaki hücresel eksikliği tespit et.
Nötrofil sayısının kritik düzeyin altına düşmesi.
Kemoterapi gibi nedenler kemik iliği baskılanmasına ve nötropeniye yol açar.
3
Hücre eksikliği ile invaziv hastalık arasındaki ilişkiyi kur.
Hifleri öldürecek nötrofil kalmadığında mantar damar invazyonu (anjiyoinvazyon) yaparak dokularda yayılır.
Nötrofillerin hyphae-killing (hif öldürme) yeteneği invaziv pulmoner aspergilloz gelişimini engelleyen en önemli faktördür.

Anahtar Kavram

Nötropeni, invaziv aspergilloz için en önemli risk faktörüdür; çünkü nötrofiller Aspergillus hiflerini oksidatif patlama ve NET'ler aracılığıyla öldüren temel hücre grubudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 305Soru

Yenidoğan bir bebeğin ağız mukozasında saptanan, kazımakla kolayca kanayan beyaz plaklardan (pamukçuk) hazırlanan direkt preparatta tomurcuklanan maya hücreleri görülmüştür. Bu izolattan yapılan ekim sonrası elde edilen kolonilerin serum içerisinde 3737°C'de 22 saatlik inkübasyonu sonucunda ana maya hücresinden daralma yapmadan köken alan 'germ tüp' yapılarının oluştuğu saptanmıştır. Bu klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına en sık neden olan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida albicans

Cevap

Oral kandidiyazis (pamukçuk) tablosuna en sık neden olan ve serumda germ tüp oluşturma özelliğiyle tanınan mikroorganizma Candida albicans'tır.
Doğru seçenek olan Candida albicans, ağız mukozasında pamukçuk (oral kandidiyazis) tablosuna en sık yol açan etkendir. Laboratuvar tanısında kullanılan en hızlı ve karakteristik yöntem 'germ tüp' testidir. Serum içinde 3737°C'de yapılan inkübasyonda ana hücre ile hif benzeri uzantı arasında herhangi bir daralma (constriction) olmaması, bu tür için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Yenidoğanda oral mukozada beyaz plaklar (pamukçuk) görülmesi, kandidiyazis enfeksiyonunu düşündürür.
Candida albicans yenidoğanlarda doğum kanalından geçiş sırasında veya sonrasında ağız florasına yerleşerek fırsatçı enfeksiyonlara yol açabilir.
2
Laboratuvar bulgusunun (Germ tüp testi) değerlendirilmesi
Serumda 3737°C'de 22 saatte ana hücreden daralma yapmadan çıkan uzantıların görülmesi 'germ tüp pozitifliği' olarak tanımlanır.
Germ tüp testi, Candida albicans'ı diğer Kandida türlerinden hızlıca ayırt etmek için kullanılan en spesifik ve klasik tanı yöntemidir.
3
Etiyolojik etkenin kesinleştirilmesi
Hem klinik (pamukçuk) hem de laboratuvar (germ tüp pozitifliği) bulguları Candida albicans tanısını doğrular.
Candida albicans (ve nadiren C. dubliniensis) dışında diğer Kandida türleri germ tüp oluşturmaz.

Anahtar Kavram

Candida albicans'ın germ tüp testi ile hızlı tanısı ve klinik prezentasyonu (Pamukçuk).
Tahmini Süre:45s
Soru 306Soru

Hematolojik malignite nedeniyle kemoterapi alan bir hastada, profilaktik flukonazol kullanımına rağmen gelişen oral kandidiyazis tablosundan izole edilen maya mantarı; CHROMAgarCHROMAgar besiyerinde pembe renkli, geniş, mat ve pürüzlü koloniler oluşturmuştur. Mikroskobik incelemede tipik 'uzamış maya hücreleri' (elongatedelongated yeastyeast cellscells) gözlenen bu mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CandidaCandida kruseikrusei

Cevap

CandidaCandida kruseikrusei, flukonazole intrinsik dirençli olması ve tipik laboratuvar bulguları (pembe-mat-pürüzlü koloni, uzamış maya hücreleri) nedeniyle doğru cevaptır.
Doğru seçenek olan mikroorganizma, flukonazole karşı intrinsik (doğal) direnç göstermesiyle bilinir. Laboratuvar tanısında CHROMAgarCHROMAgar besiyerinde büyük, yaygın ve mat pembe koloniler oluşturması ve mikroskobik incelemede gözlenen tipik 'uzamış maya hücreleri' morfolojisi ayırt edici özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını ve profilaksi durumunu analiz et.
Flukonazol profilaksisi altında gelişen kandidiyazis, flukonazole dirençli bir suşu (C.C. kruseikrusei veya C.C. glabrataglabrata) akla getirir.
Profilaksiye rağmen üreme olması antifungal direnç varlığını gösterir.
2
Kültür bulgularını (besiyeri özellikleri) değerlendir.
CHROMAgarCHROMAgar besiyerinde pembe renkli, geniş, mat ve pürüzlü koloniler CandidaCandida kruseikrusei için karakteristiktir.
Farklı CandidaCandida türleri bu besiyerinde farklı kromojenik reaksiyonlar verir.
3
Mikroskobik morfolojiyi incele.
Uzamış maya hücreleri morfolojisi tanıyı CandidaCandida kruseikrusei yönünde kesinleştirir.
C.C. kruseikrusei mikroskobide 'kibrit çöpü' veya 'pirinç tanesi' şeklinde uzamış maya hücreleri ile ayırt edilir.

Anahtar Kavram

CandidaCandida kruseikrusei'nin flukonazol direnci ve morfolojik tanımlama kriterleri.
Soru 307Soru

Böbrek nakli sonrası immünsüpresif tedavi alan 52 yaşında bir erkek hasta; son bir haftadır giderek artan şiddetli baş ağrısı, bulantı ve ateş şikayetiyle başvurmuştur. Fizik muayenesinde ense sertliği saptanmıştır. Yapılan lomber ponksiyonda beyin omurilik sıvısı (BOS) açılış basıncı 310 mmH2O310\text{ mmH}_2\text{O} ölçülmüş; biyokimyasal analizde glukoz 28 mg/dL28\text{ mg/dL}, protein 115 mg/dL115\text{ mg/dL} ve mikroskopide 95/mm395/\text{mm}^3 (%85 lenfosit) hücre saptanmıştır. Bu hastada en olası etkene yönelik aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BOS örneğinde lateks aglutinasyon yöntemiyle kapsüler antijen saptanması, tanıda duyarlılığı en yüksek yöntemlerden biridir.

Cevap

BOS örneğinde lateks aglutinasyon yöntemiyle kapsüler antijen saptanması, tanıda duyarlılığı en yüksek yöntemlerden biridir.
Böbrek nakli gibi hücresel bağışıklığın baskılandığı durumlarda gelişen menenjit tablolarında Cryptococcus neoformans öncelikle düşünülmelidir. Bu etkenin en önemli virülans faktörü polisakkarit yapısındaki kapsülüdür. BOS'ta bu kapsül antijeninin lateks aglutinasyon testi ile saptanması, mikroskobik incelemelere (Çini mürekkebi) göre çok daha yüksek duyarlılığa sahiptir ve tanıda ilk tercihlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve BOS bulgularını değerlendir.
İmmünsüpresif hastada yüksek BOS basıncı, lenfositik pleositoz ve düşük glukoz varlığı Kriptokokal menenjiti düşündürür.
Cryptococcus neoformans, özellikle hücresel bağışıklığı baskılanmış hastalarda menenjitin en sık fungal nedenidir.
2
Olası etkenin (Cryptococcus) temel mikrobiyolojik özelliklerini hatırla.
Kapsüllü, üreaz pozitif, fenol oksidaz pozitif (Niger seed agarda melanin üretimi) ve monomorfik bir mayadır.
Bu özellikler etkeni Candida ve Aspergillus gibi diğer fırsatçı mantarlardan ayırır.
3
Tanı yöntemlerinin etkinliğini karşılaştır.
Lateks aglutinasyon testi, Çini mürekkebi boyamasına göre çok daha duyarlıdır.
Antijen testi eser miktardaki kapsül polisakkaritini saptayabilirken, boyama yöntemi organizma yüküne bağımlıdır.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans menenjitinde en duyarlı hızlı tanı yöntemi BOS'ta kapsüler polisakkarit antijeni aranmasıdır.

İpuçları

1
Hastanın bağışıklık durumu ve BOS'taki lenfositik pleositoz ile yüksek basınç tipik bir fungal etkeni işaret eder.
2
Etkenin en önemli yapısı kapsülüdür; bu kapsülü saptayan laboratuvar testlerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Cryptococcus gattii ile C. neoformans arasındaki farkları, özellikle konak tercihi (sağlıklı vs immünsüpresif) açısından gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 308Soru

Mantar şüpheli klinik örneklerin laboratuvar kültürü için en yaygın kullanılan; asidik pH (5,65,6) değeri ve yüksek glukoz konsantrasyonu sayesinde bakterilerin çoğalmasını baskılayıp mantarların seçici olarak üremesini sağlayan temel besiyeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sabouraud Dekstroz Agar

Cevap

Mantar kültürü için kullanılan, asidik pH ve yüksek glukoz içeriği ile seçicilik sağlayan besiyeri Sabouraud Dekstroz Agar'dır.
Sabouraud Dekstroz Agar, mantar mikolojisinde kullanılan en temel besiyeridir. İçerdiği 4040 g/L gibi yüksek glukoz konsantrasyonu enerji kaynağı sağlar, 5,65,6 civarındaki pH değeri ise çoğu bakterinin üremesini zorlaştırırken mantarlar için uygun bir ortam sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekten mantar izolasyonu için gereken ortam özelliklerini belirlemek.
Bakterilerin baskılandığı ve mantarların tercih ettiği (asidik pH ve şekerli) bir ortam gereklidir.
Klinik örneklerdeki normal bakteri florası mantarlardan daha hızlı üreyerek kültürü maskeleyebilir.
2
Tanımlanan özelliklere sahip standart besiyerini eşleştirmek.
Sabouraud Dekstroz Agar (SDA) bu kriterleri karşılayan birincil besiyeridir.
SDA, 5,65,6 gibi düşük bir pH değerine sahiptir ve mantar morfolojisinin tipik olarak görülmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Mantar laboratuvar tanısında seçici besiyeri kullanımı

Daha Fazla Pratik

Mantar izolasyonunda bakteriyel kontaminasyonu daha güçlü engellemek için SDA'ya eklenebilen antibiyotikleri (örn. kloramfenikol) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 309Soru

Batı Afrika seyahati sonrası 4242 yaşında erkek hasta; burun, üst dudak ve yanak bölgesinde yaklaşık 88 aydır devam eden, ağrısız, sert ve giderek genişleyen subkutan bir şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede gode bırakmayan ödem ve belirgin fasiyal deformite saptanıyor; ancak bölgesel lenfadenopati saptanmıyor. Alınan doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; eozinofillerden zengin granülomatöz iltihap zemininde, geniş çaplı ve ince duvarlı hiflerin çevresinde eozinofilik ışınsal çıkıntılar (Splendore-Hoeppli fenomeni) izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Conidiobolus coronatus

Cevap

Rinofasiyal bölgede ağrısız sert şişlik ve histopatolojide Splendore-Hoeppli fenomeni ile karakterize olan tablo Conidiobolus coronatus enfeksiyonudur.
Doğru seçenek olan patojen, entomofitoromikozun bir formu olan rinofasiyal enfeksiyona neden olur. Tipik olarak tropikal bölgelerdeki erişkin erkeklerde görülür ve burun, yanak, üst dudak gibi bölgelerde ağrısız, subkutan, sert ödematöz şişliklerle karakterizedir. Histopatolojik incelemede geniş, ince duvarlı hiflerin etrafında biriken eozinofilik materyal (Splendore-Hoeppli fenomeni) bu grup için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastanın erişkin olması, tropikal bölge öyküsü ve özellikle yüzün orta hattında (burun ve üst dudak) gelişen gode bırakmayan sert ödem, rinofasiyal entomofitoromikozu düşündürür.
Klinik yerleşim ve hasta profili etken ayrımında kritiktir.
2
Histopatolojik verilerin yorumlanması
Geniş hifler ve etrafındaki Splendore-Hoeppli fenomeni, Zygomycota şubesi içindeki Entomophthorales takımına ait mantarları (Conidiobolus ve Basidiobolus) işaret eder.
Splendore-Hoeppli fenomeni bu grup için ayırt edici bir patolojik bulgudur.
3
Etken düzeyinde ayırıcı tanı yapılması
Rinofasiyal tutulum ve erişkin yaş grubu Conidiobolus coronatus için karakteristiktir; Basidiobolus ranarum ise daha çok çocuklarda ve ekstremite/gövde yerleşimli kitleler yapar.
Anatomik lokalizasyon iki ana entomofitoromikoz etkenini birbirinden ayırır.

Anahtar Kavram

Subkutan Entomofitoromikoz Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Diğer subkutan mikoz etkenlerinden olan Kromoblastomikoz ve Miçetoma arasındaki histopatolojik farkları (sklerotik cisimcikler vs. granüller) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 310Soru

4545 yaşında, hematolojik malignite nedeniyle kemoterapi alan bir hastada şiddetli baş ağrısı ve ateş gelişmesi üzerine yapılan lomber ponksiyonda beyin omurilik sıvısı (BOS) basıncı 320 mmH2O320\ mmH_2O (yüksek) ölçülmüştür. BOS örneğinin çini mürekkebi ile hazırlanan preparatında geniş bir kapsül yapısı sergileyen maya hücreleri izlenmiştir. Ayrıca etkenin kuş yemi (Niger seed) agarda fenol oksidaz enzim aktivitesi sayesinde melanin sentezleyerek siyah koloniler oluşturduğu görülmüştür.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları aşağıdaki mikroorganizmalardan hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cryptococcus neoformans

Cevap

Cryptococcus neoformans
Cryptococcus neoformans, geniş bir polisakkarit kapsüle sahip olan tek patojen maya mantarıdır. BOS örneklerinde çini mürekkebi ile bu kapsülün negatif boyanması tanı için hızlı ve kritiktir. Ayrıca fenol oksidaz enzim aktivitesi sayesinde kuş yemi (Niger seed) agarda melanin sentezleyerek kahverengi-siyah koloniler oluşturması, tür düzeyinde tanımlama için kullanılan en tipik laboratuvar özelliklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve risk faktörünün belirlenmesi
İmmünsupresif (kemoterapi alan) bir hastada yüksek BOS basıncı ile seyreden menenjit tablosu saptanmıştır.
Cryptococcus neoformans, özellikle hücresel immünitesi baskılanmış kişilerde menenjitin en sık mantar nedenidir.
2
Mikroskobik bulguların yorumlanması
Çini mürekkebi boyamasında izlenen geniş kapsül yapısı doğrulanmıştır.
Polisakkarit kapsül, Cryptococcus cinsine özgü en önemli morfolojik belirteçtir ve çini mürekkebi ile negatif boyanarak görünür hale gelir.
3
Biyokimyasal kültür özelliklerinin değerlendirilmesi
Kuş yemi (Niger seed) agarda melanin sentezi ve siyah koloni oluşumu gözlenmiştir.
Etkenin sahip olduğu fenol oksidaz enzimi, substratları melantine dönüştürerek tanımlayıcı bir özellik sağlar.
4
Ayırıcı tanının tamamlanması
Tüm veriler ışığında etkenin Cryptococcus neoformans olduğu sonucuna varılmıştır.
Kapsül varlığı ve melanin üretimi bu tür için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın kapsüllü yapısı ve melanin sentezleme yeteneği
Tahmini Süre:45s
Soru 311Soru

88 yaşında bir çocuk, yeni sahiplenilen bir kedi yavrusuyla temas sonrası kolunda kaşıntılı ve halkasal yapıda eritematöz lezyonlar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede lezyonların Wood lambası ile incelenmesinde parlak yeşil floresans verdiği görülüyor. Laboratuvarda yapılan mikroskobik incelemede ise iğ (mekik) şeklinde, kalın ve pürtüklü çeperli, içerisinde 66-1212 adet hücre bulunan makrokonidyumlar saptanıyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Microsporum canis

Cevap

Kedi teması sonrası gelişen, Wood lambasında floresans veren ve mikroskobik incelemede çok hücreli, kalın duvarlı mekik şeklinde makrokonidyumları olan etken Microsporum canis'tir.
Microsporum canis, zoonotik (özellikle kedi ve köpek kaynaklı) bir dermatofit olup hem deri (tinea corporis) hem de saçlı deri (tinea capitis) enfeksiyonlarına neden olur. Wood lambası incelemesinde saç tellerinde ektotriks yerleşim ve parlak yeşil floresans görülmesi karakteristiktir. Mikroskobik tanısında, pürtüklü ve kalın duvarlı, ucu hafif kıvrık, mekik şeklindeki çok hücreli makrokonidyumlar tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Çocuk hasta, kedi teması ve halkasal lezyon (tinea corporis) dermatofit enfeksiyonunu düşündürür.
Zoonotik dermatofitler evcil hayvanlarla temas sonrası sık görülür.
2
Wood lambası muayenesini yorumla.
Parlak yeşil floresans, Microsporum cinsine (özellikle M. canis ve M. audouinii) işaret eder.
T. mentagrophytes ve T. rubrum gibi yaygın etkenler Wood lambasında floresans vermez.
3
Mikroskobik morfolojiyi analiz et.
İğ (mekik) şeklinde, kalın çeperli ve çok hücreli (66-1212 hücre) makrokonidyumlar saptandı.
Bu morfolojik özellikler Microsporum canis'in ayırıcı tanısında altın standarttır.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin ayrımında Wood lambası bulguları ve makrokonidyum morfolojisi (iğ şekilli kalın duvarlı yapı) temel belirleyicilerdir.

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin saç tutulum tipleri (ektotriks vs endotriks) ve floresans veren türlerin listesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 312Soru

Sistemik lupus eritematozus (SLESLE) nedeniyle 1515 gündür 11 mg/kg/gün dozunda metilprednizolon tedavisi alan 3838 yaşındaki kadın hastada; yeni gelişen ateş, plöritik yan ağrısı ve öksürük şikayetleri gelişiyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) akciğer parankiminde 'halo bulgusu' veren multipl nodüler infiltratlar saptanıyor. Hastadan seri olarak gönderilen iki ayrı serum galaktomannan (GMGM) testi negatif sonuçlanırken, yapılan bronkoalveoler lavaj (BALBAL) sıvısında GMGM indeksi 1.81.8 (pozitif) olarak raporlanıyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve laboratuvar bulguları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nötropenik olmayan hastalarda vasküler invazyonun daha kısıtlı olması ve antijenlerin dolaşımdan daha hızlı temizlenmesi nedeniyle serum GMGM duyarlılığı düşüktür.

Cevap

Nötropenik olmayan hastalarda (örneğin yüksek doz steroid kullananlarda), nötrositlerin varlığı vasküler invazyonu sınırladığı ve dolaşımdaki antijenleri temizlediği için serum galaktomannan testinin duyarlılığı oldukça düşüktür; bu hastalarda BAL galaktomannan testi tanıda daha değerlidir.
İnvaziv pulmoner aspergillozda (I˙PAİPA) serum galaktomannan duyarlılığı konağın immün durumuna göre büyük değişkenlik gösterir. Nötropenik hastalarda mantar hifleri damar duvarını yoğun şekilde invaze eder (angioinvazyon) ve dolaşıma bol miktarda antijen salınır. Ancak nötropenik olmayan hastalarda (örneğin yüksek doz steroid alanlarda), dolaşımdaki nötrositler hiflerin damar içine yayılımını sınırlar ve salınan antijenleri fagositozla temizlerler. Bu durum serum GMGM testinin duyarlılığını düşürürken, enfeksiyonun doğrudan odağı olan akciğerden alınan BALBAL sıvısında GMGM pozitifliği saptanmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörü ve radyolojik bulgularının değerlendirilmesi
Yüksek doz steroid kullanımı (SLESLE nedeniyle) ve radyolojik 'halo bulgusu', hastayı nötropenik olmayan invaziv pulmoner aspergilloz (I˙PAİPA) kategorisine sokar.
İPA tanısı konak faktörü (steroid), radyoloji (halo) ve mikrobiyolojik verilerin birleşimiyle konur.
2
Galaktomannan (GMGM) test sonuçlarının konak tipine göre yorumlanması
Serum GMGM testi negatifken BALBAL GMGM testinin pozitif çıkması, nötropenik olmayan konaklarda beklenen bir tanısal ikilemdir.
Nötropenik hastalarda serum GMGM duyarlılığı >%80>\%80 iken, nötropenik olmayanlarda (steroid/SOT) bu oran %2050\%20-50 arasına düşer.
3
İmmünolojik ve patolojik mekanizmanın analizi
Dolaşımda bulunan nötrositler (fonksiyonları baskılanmış olsa da), hiflerin damar içine girişini sınırlar ve antijenlerin klerensini sağlar.
Bu durum, enfeksiyonun sistemik markerlara yansımasını zorlaştırarak serum testlerinde yalancı negatifliğe yol açar.

Anahtar Kavram

İnvaziv aspergilloz tanısında konak immün durumunun biyobelirteç duyarlılığına etkisi
Soru 313Soru

Akut miyeloid lösemi tanısıyla indüksiyon kemoterapisi alan ve 1414 gündür ağır nötropenisi (<100/mm3< 100/mm^3) olan 4242 yaşındaki erkek hastada, geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine rağmen devam eden ateş nedeniyle tedaviye lipozomal amfoterisin B eklenmiştir. Tedavinin 77. gününde alınan kan kültürlerinde maya mantarı üremiştir. İzole edilen suşun germ tüp testi negatif saptanmış; mısır unlu agarda yalancı hif (pseudohyphae) ve blastokonidiler izlenmiştir. Yapılan antifungal duyarlılık testinde amfoterisin B için yüksek minimum inhibitör konsantrasyonu (MI˙KMİK) değerleri saptanmıştır.

Bu hastada enfeksiyona neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida lusitaniae

Cevap

Enfeksiyona neden olan en olası etken Candida lusitaniae türüdür.
Doğru seçenek olan maya mantarı, nötropenik hastalarda amfoterisin B tedavisi sırasında ortaya çıkabilen ve bu ilaca karşı hem yapısal hem de tedavi sırasında hızla gelişebilen dirençle karakterize olan Candida lusitaniae'dır. Laboratuvar tanısında germ tüp testi negatif sonuç verir ve mısır unlu agarda karakteristik olarak yalancı hif (pseudohyphae) ve blastokonidiler görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Nötropenik bir hastada amfoterisin B tedavisi altında gelişen 'breakthrough' (tedaviye rağmen çıkan) fungemi belirlendi.
Amfoterisin B tedavisine yanıt vermeyen suşların tespiti için direnç paternleri kritiktir.
2
Morfolojik özellikleri değerlendirme
Germ tüp negatif, yalancı hif pozitif bulgusu saptandı.
Bu bulgular C. albicans'ı (germ tüp pozitif) ve C. glabrata'yı (yalancı hif negatif) dışlar.
3
Antifungal direnç profilini eşleştirme
Amfoterisin B'ye yüksek MİK değeri saptanan tür seçildi.
Candida türleri arasında amfoterisin B direnci en karakteristik olarak C. lusitaniae'da görülür.

Anahtar Kavram

Candida lusitaniae'nın amfoterisin B direnci ve morfolojik ayırıcı tanısı.
Soru 314Soru

İnvaziv kandidiyazis tanısıyla kaspofungin tedavisi başlanan nötropenik bir hastanın kan kültüründen izole edilen etkenin laboratuvar incelemesinde; mısır unlu (Cornmeal) agarda seyrek psödohifler ve bu yapıların septa bölgelerinde karakteristik küçük blastokonidyum kümeleri saptanmıştır. Bu izolatın ekinokandin grubu antifungallere karşı diğer Kandida türlerine göre daha yüksek MI˙KMİK değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida guilliermondii

Cevap

Mısır unlu agarda küçük blastokonidyum kümeleri oluşturması ve ekinokandin direnci ile karakterize olan tür Candida guilliermondii'dir.
Doğru seçenek olan tür, mısır unlu agarda oldukça seyrek psödohifler ve bu yapıların septa kısımlarında küçük blastokonidyum kümeleri (clusters) oluşturmasıyla tanınır. Klinik olarak ekinokandinlere karşı doğal olarak artmış MI˙KMİK değerlerine sahip olması, kaspofungun tedavisi altındaki hastalarda etken olarak karşımıza çıkma olasılığını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik direnç profilini değerlendir.
Ekinokandin (kaspofungin) tedavisine yanıtın düşük olması ve yüksek MI˙KMİK değerleri, akla özellikle Candida parapsilosis ve Candida guilliermondii türlerini getirir.
Bu iki tür, Fks1 proteinindeki genetik polimorfizmler nedeniyle ekinokandinlere karşı doğal olarak daha yüksek MI˙KMİK değerlerine sahiptir.
2
Morfolojik bulguları analiz et.
Mısır unlu agarda 'seyrek psödohifler ve septa çevresinde küçük blastokonidyum kümeleri' görülmüştür.
Bu morfolojik tanım Candida guilliermondii için spesifiktir. Candida parapsilosis ise 'püren dalı' görünümü ile ayrılır.
3
Ayırıcı tanıyı tamamla.
Diğer seçeneklerdeki türlerin (glabrata, krusei, kefyr) ne morfolojileri ne de spesifik direnç profilleri soru metniyle uyumludur.
Candida glabrata'nın psödohif yapmaması, Candida krusei'nin flukonazol direnci ve kibrit çöpü morfolojisi en önemli ayrım noktalarıdır.

Anahtar Kavram

Candida türlerinin tür düzeyinde ayırımı için Cornmeal agar morfolojisi ve antifungal direnç profillerinin (özellikle ekinokandin ve azol direnci) entegrasyonu esastır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 315Soru

3232 yaşında bir jeolog, Arizona’nın Sonoran çölünde yaptığı saha çalışmasından döndükten iki hafta sonra ateş, öksürük ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki bacağının ön yüzünde ağrılı, eritematöz nodüller (eritema nodozum) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde, etkenin 25C25^{\circ}C sıcaklıkta hiflerin eklemlenmesiyle oluşan varil şeklinde artrokonidiyumlar meydana getirdiği belirleniyor. Bu mikroorganizmanın doku örneklerinde veya 37C37^{\circ}C inkübasyonda oluşturduğu karakteristik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalın duvarlı, içerisinde çok sayıda endospor barındıran sferüller

Cevap

İnsan dokusunda veya 37C37^{\circ}C sıcaklıkta içerisinde çok sayıda endospor barındıran kalın duvarlı sferüllerin görülmesi Coccidioides enfeksiyonu (Vadi Ateşi) için karakteristiktir.
Arizona gibi kurak bölgelerdeki toz maruziyeti ve laboratuvarın 25C25^{\circ}C kültüründe artrokonidiyum görülmesi Coccidioides türlerini işaret eder. Bu mantarların en tipik özelliği, dokuda (37C37^{\circ}C) sferül adı verilen, içi endospor dolu büyük yapılar oluşturmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka verilerini analiz et
Arizona/Sonoran çölü maruziyeti ve eritema nodozum bulguları Coccidioidomycosis tanısını düşündürür.
Coccidioides türleri endemik olarak Güneybatı ABD'deki çöl bölgelerinde bulunur.
2
Çevresel morfolojiyi tanımla
Doğada ve 25C25^{\circ}C laboratuvar kültüründe etken varil şeklinde artrokonidiyumlar oluşturur.
Bu yapılar rüzgarla kolayca taşınabilir ve inhalasyon yoluyla enfeksiyona neden olur.
3
Doku (konak) fazındaki morfolojiyi belirle
İnhale edilen artrokonidiyumlar akciğerlerde sferüllere dönüşür.
Coccidioides türleri, diğer sistemik mikozların aksine dokuda tomurcuklanan maya değil, endospor içeren sferüller oluşturur.

Anahtar Kavram

Coccidioides türleri termal dimorfizm gösterir; ancak doku fazında tomurcuklanan maya hücresi yerine sferül (içinde endospor olan yapı) oluşturmaları onları diğer endemik mikozlardan ayırır.
Soru 316Soru

Allojenik kemik iliği nakli sonrası nötropenik dönemde izlenen ve profilaktik flukonazol tedavisi alan bir hastanın kan kültüründen maya mantarı izole edilmiştir. Bu suşun Sabouraud Dextrose Agar (SDASDA) besiyerinde mat, pürtüklü ve yayılıcı koloniler oluşturduğu; mısır unlu Tween 80 agarda yapılan mikroskobik incelemede ise 'çapraz değnek' (kibrit çöpü benzeri) dizilimi gösteren psödohifler meydana getirdiği saptanmıştır.

Bu mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida krusei

Cevap

Doğru yanıt, mat/pürtüklü koloni morfolojisi, karakteristik 'çapraz değnek' psödohif dizilimi ve flukonazol direnci ile tanımlanan Candida krusei seçeneğidir.
Doğru seçenek olan mikroorganizma, flukonazole karşı doğal (intrinsik) dirençli olmasıyla klinik olarak önem taşır. Sabouraud Dextrose Agar besiyerinde diğer türlerin çoğunun aksine parlak değil, mat, pürtüklü ve buzlu camı andıran yayılıcı koloniler oluşturur. Mısır unlu agarda gösterdiği 'çapraz değnek' veya 'kibrit çöpü' benzeri psödohif dizilimi tür tayini için belirleyicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı değerlendir.
Hastanın nötropenik olması ve flukonazol profilaksisi altında fungemi geliştirmesi, flukonazole dirençli bir suşu (C. krusei veya C. glabrata gibi) düşündürür.
Direnç profili etken ayrımında önemli bir ipucudur.
2
Kültür ve mikroskobik morfolojiyi analiz et.
SDA'daki mat, pürtüklü, yayılıcı koloniler ve mısır unlu agardaki 'çapraz değnek' (kibrit çöpü) dizilimi saptanmıştır.
Bu morfolojik özellikler Candida krusei için patognomoniktir.
3
Diğer türlerle ayırıcı tanı yap.
Psödohif varlığı C. glabrata'yı, dizilim şekli ise C. albicans ve diğerlerini dışlar.
Kandida türleri mikroskobik dizilim farklarına göre ayırt edilebilir.

Anahtar Kavram

Candida krusei'nin intrinsik flukonazol direnci ve karakteristik 'çapraz değnek' (match-stick) morfolojisi.

Alternatif Yöntem

CHROMAgar besiyerinde bu etken tipik olarak büyük, mat, soluk pembe ve pürüzlü koloniler oluşturarak diğer türlerden ayırt edilebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 317Soru

6262 yaşında, kronik lenfositik lösemi (KLLKLL) tanısı olan ve kemoterapi alan bir erkek hasta; ateş, kuru öksürük ve giderek artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde oda havasındaki O2O_2 satürasyonu %86\%86 ölçülen hastanın akciğer tomografisinde bilateral yaygın "buzlu cam" opasiteleri saptanıyor. Bronkoalveolar lavaj (BALBAL) örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMSGMS) boyamasında "ezilmiş ping-pong topu" görünümünde kist yapıları izleniyor. Bu enfeksiyona neden olan etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında temel sterol olarak kolesterol bulunur.

Cevap

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranında diğer mantarlardan farklı olarak temel sterol olarak kolesterol bulunur.
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak mantarlar aleminde yer alsa da hücre membranı yapısı bakımından diğer mantarlardan ayrılır. Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurur. Bu özelliği nedeniyle, ergosterol sentezini veya membrandaki ergosterolü hedef alan amfoterisin B ve azol grubu antifungal ilaçlar bu etkene karşı etkisizdir. Tedavide ve proflakside ilk seçenek trimetoprim-sulfametoksazol (TMP-SMX) kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
İmmün sistemi baskılanmış (KLL + kemoterapi) bir hastada ateş, kuru öksürük, hipoksi ve radyolojide buzlu cam manzarası tipik olarak Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) düşündürür.
Bu bulgular fırsatçı bir akciğer enfeksiyonuna işaret eder.
2
Tanısal yöntemi analiz et.
GMS (Gümüşleme) boyamasında görülen kist yapıları Pneumocystis jirovecii tanısını kesinleştirir.
GMS boyası bu mikroorganizmanın kist duvarını boyayarak karakteristik görünümü ortaya çıkarır.
3
Mikroorganizmanın biyolojik özelliklerini hatırla.
P. jirovecii, mantar olarak sınıflandırılsa da membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurmasıyla benzersizdir.
Bu biyolojik fark, tedavide neden antifungal yerine TMP-SMX kullanıldığını açıklar.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin biyolojik yapısı ve antifungal direnç mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Pneumocystis jirovecii tedavisinde neden trimetoprim-sulfametoksazolün (TMP-SMX) ilk tercih olduğunu ve alternatif ilaçları (pentamidin, primakin-klindamisin vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 yıldır devam eden ve giderek yayılan saçlı deri şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede, saçlı deride kükürt sarısı renginde, ortası çökük, kadeh benzeri krutlar (skutulum) ve bu bölgede kalıcı (skar bırakan) alopesi odakları saptanmıştır. Lezyonlardan tipik bir 'fare ölüsü kokusu' (mousy odor) yayıldığı fark edilmiştir. Saç telleri grimsi, mat bir görünümde olup dökülmeye eğilimlidir. Bu klinik tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hif uçlarında 'favik şamdan' (geyik boynuzu) benzeri dallanmalar görülmesi

Cevap

Hiflerin uç kısımlarında 'favik şamdan' (geyik boynuzu) benzeri dallanmalar görülmesi (Trichophyton schoenleinii)
Vakada tanımlanan skutulum (cup-shaped crusts), fare ölüsü kokusu ve kalıcı alopesi bulguları Trichophyton schoenleinii'nin neden olduğu Favus hastalığına özgüdür. Bu mantarın kültüründe hif uçlarında geyik boynuzuna benzeyen 'favik şamdan' yapıları görülmesi en tipik tanısal laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Skutulum (kadeh benzeri krutlar), fare ölüsü kokusu ve skar bırakan alopesi varlığı 'Favus' tablosunu işaret eder.
Favus, dermatofitozlar arasında en ağır seyreden ve kalıcı saç kaybına yol açabilen spesifik bir klinik formdur.
2
Etkeni belirle
Favus'un temel etkeni Trichophyton schoenleinii'dir.
Karakteristik klinik bulgular bu etkene özgüdür.
3
Etkenin laboratuvar özelliklerini hatırla
Mikroskopide 'favik şamdan' (favic chandeliers) veya 'geyik boynuzu' görünümü, saç içinde (endotriks) hava kabarcıkları görülmesi ve Wood lambasında soluk yeşil floresans.
T. schoenleinii kültürü yavaş ürer ve tipik mikroskobik morfolojiye sahiptir.

Anahtar Kavram

Trichophyton schoenleinii tarafından oluşturulan Favus tablosunun klinik (skutulum, fare ölüsü kokusu) ve laboratuvar (favik şamdan, endotriks yerleşim) özellikleri.

İpuçları

1
Klinik tablodaki 'skutulum' ve 'fare ölüsü kokusu' anahtar kelimelerdir.

Daha Fazla Pratik

Diğer dermatofitlerin (Microsporum ve Epidermophyton) makrokonidyum yapılarını ve saç invazyon tiplerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 319Soru

45 yaşında erkek hasta, sağ kulakta şiddetli kaşıntı, ağrı ve dış kulak yolunda dolgunluk hissi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan otoskopik muayenede dış kulak yolunda siyah renkli, kömür tozuna benzer debris birikimi saptanıyor. Bu materyalden hazırlanan potasyum hidroksit (KOHKOH) preparatında septalı, 4545^\circ açıyla dallanan hifler ve geniş bir vezikülden köken alan siyah renkli konidiler içeren yapılar gözleniyor. Sabouraud Dekstroz Agar (SDA) besiyerinde yapılan kültürde, yüzeyi siyah renkli, granüler görünümlü koloniler ürüyor. Bu hastadaki klinik tabloya en sık yol açan etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus niger

Cevap

Dış kulak yolunda siyah debris oluşumu ve mikroskobik olarak vezikülü tamamen saran siyah konidilerle karakterize olan Aspergillus niger, otomikozun en sık etkenidir.
Doğru yanıt olan mantar türü, dış kulak yolunun fungal enfeksiyonu olan otomikozun en sık nedenidir. Makroskobik olarak kolonileri 'kömür siyahı' rengindedir. Mikroskobik incelemede, küresel vezikülün (başçık) tüm yüzeyini kaplayan sterigmalar (fiyalitler) ve bunların ucunda yer alan siyah, yuvarlak konidiler görülür. Soruda tanımlanan siyah debris ve mikroskobik görünüm bu tür için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Dış kulak yolunda kaşıntı ve siyah renkli debris (otomikoz) saptandı.
Siyah renkli debris, spesifik olarak bazı mantar türlerini (özellikle Aspergillus niger) düşündürür.
2
Mikroskobik ve kültürel özellikleri değerlendir.
Septalı hif, 4545^\circ dallanma, siyah konidili vezikül ve kültürde siyah koloni saptandı.
Aspergillus cinsi mantarlar septalı ve dar açılı dallanma yapar. Siyah renkli konidiler ve koloniler bu türün Aspergillus niger olduğunu doğrular.

Anahtar Kavram

Aspergillus niger, dış kulak yolunun fungal enfeksiyonu olan otomikozun en yaygın etkenidir ve siyah pigmentli konidileri ile ayırt edilir.
Soru 320Soru

3232 yaşında erkek hasta, trafik kazası sonrası sağ bacağında toprakla kontamine, geniş yumuşak doku defekti ile acil servise başvuruyor. Cerrahi debridman ve profilaktik geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine rağmen, postoperatif 33. günde yara kenarlarında hızla yayılan, ağrılı ve siyah renkli nekrotik odaklar gözleniyor. Lezyondan alınan doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; damar invazyonu gösteren, geniş çaplı, bölmesiz (pauciseptate), kurdele benzeri hif yapıları ve 9090^{\circ} açılı dallanmalar tespit ediliyor. Örnekten Sabouraud Dextrose Agar (SDA) besiyerine yapılan ekimde, 30C30^{\circ}C'de 4848 saat içinde tüm petriyi kaplayan, beyaz-gri renkte, pamuksu koloniler ürüyor. Ancak bu kolonilerden hazırlanan laktofenol pamuk mavisi preparatlarında sadece steril hifler izleniyor, herhangi bir sporlanma yapısına (sporangiyum, konidiyum vb.) rastlanmıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, etkenin kesin tanısı için yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besinden fakir bir ortamda (su agar yöntemi gibi) sporülasyonun indüklenmesi

Cevap

Besinden fakir bir ortamda (su agar yöntemi gibi) sporülasyonun indüklenmesi
Vakadaki histopatolojik bulgular (geniş, bölmesiz hifler) Mukormikoz ile tam uyumludur. Ancak SDA besiyerinde hızlı üreme olmasına rağmen mikroskobik incelemede sporlanma görülmemesi, özellikle travma öyküsü olan hastalarda Apophysomyces elegans'ı akla getirmelidir. Bu mikroorganizma 'zorunlu sporülasyon indüksiyonu' gerektiren bir mantardır ve su agar tekniği ile karakteristik sporangiyumlarını oluşturması sağlanarak tanıya gidilir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik analizi değerlendir
Geniş, pauciseptate (bölmesiz) ve dik açılı dallanan hifler saptandı.
Bu bulgular Mukormikoz (Mukorales ailesi) tanısını kesinleştirir.
2
Kültür ve klinik bağlamı ilişkilendir
Travma öyküsü + steril pamuksu koloniler.
Genellikle sağlıklı bireylerde travma sonrası enfeksiyon yapan Apophysomyces elegans, standart besiyerlerinde sporlanma göstermez.
3
Tanısal ileri tetkiki belirle
Su agar (distile su ve agar) ortamına pasaj yapıldı.
A. elegans ve Saksenaea vasiformis gibi türlerin karakteristik sporangiyumlarını oluşturabilmesi için besinden fakir ortamda indüksiyon gereklidir.

Anahtar Kavram

Apophysomyces elegans ve benzeri bazı Mukorales üyeleri standart besiyerlerinde (SDA) spor oluşturmazlar; tanı için besinden fakir ortamlarda sporülasyon indüksiyonu şarttır.
ÖncekiSayfa 16 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin