Genel Patoloji

328 soru

Soru 261Soru

1818 aylık bir erkek çocuk; belirgin epikantal çekinti, basık burun kökü, büyük dil (makroglossi) ve avuç içinde tek transvers çizgi (Simian çizgisi) saptanması üzerine Down sendromu ön tanısıyla genetik polikliniğine yönlendiriliyor. Yapılan sitogenetik analizde toplam kromozom sayısı 4646 olarak saptanmış, ancak 2121. kromozomun fazladan bir kopyasının 1414. kromozomun uzun kolu üzerine yerleştiği gözlenmiştir. Bu hastadaki klinik tablonun oluşumuna neden olan temel genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Robertsonyan translokasyon

Cevap

Hastalığın temel mekanizması Robertsonyan translokasyondur.
Doğru seçenek olan Robertsonyan translokasyon, akrosentrik kromozomlar (13,14,15,21,2213, 14, 15, 21, 22) arasında gerçekleşen, kısa kolların kaybı ve uzun kolların sentromer düzeyinde birleşmesi ile karakterize bir anomali tipidir. Down sendromunda kromozom sayısının 4646 olduğu olgularda, fazladan gelen 2121. kromozom materyali genellikle bir başka kromozoma (en sık 1414'e) eklenmiş durumdadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastadaki bulgular (epikantus, simian çizgisi, mental retardasyon) Down sendromu ile uyumludur.
Tanının netleştirilmesi için fenotipik özelliklerin belirlenmesi gerekir.
2
Sitogenetik verilerin yorumlanması
Kromozom sayısının 4646 olması ve 2121 ile 1414 arası yapısal ilişki saptanmıştır.
Down sendromu vakalarının %9595'i mayotik ayrılmama sonucu trizomi 2121 (47,XY,+2147, XY, +21) ile oluşurken, geri kalanı sıklıkla translokasyon kaynaklıdır.
3
Spesifik translokasyon tipinin belirlenmesi
1414. ve 2121. gibi akrosentrik kromozomların uzun kollarının birleşmesi Robertsonyan translokasyondur.
Bu durumda toplam kromozom sayısı 4646 olsa da genetik materyal olarak trizomi 2121 durumu mevcuttur.

Anahtar Kavram

Down sendromu etiyolojisinde görülen kromozom sayısı ve yapısal anomali ilişkisi.

İpuçları

1
Hastanın klinik bulguları Down sendromunu işaret etse de kromozom sayısına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Kromozom sayısının 4747 olduğu standart ayrılmama tipi ile bu vaka arasındaki farkı tekrarlayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

Bir kronik inflamasyon odağından alınan doku örneğinin immünohistokimyasal analizinde, infiltre olan makrofajların CD163CD163 pozitif olduğu ve doku onarımı süreçlerini destekleyen Arginaz-1 enzimini yüksek düzeyde sentezlediği saptanmıştır. Bu hücrelerin prekürsörlerinden 'alternatif yolak' üzerinden farklılaşmasını sağlayan temel sitokinler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IL4IL-4 ve IL13IL-13

Cevap

IL4IL-4 ve IL13IL-13 sitokinleri, makrofajların alternatif yoldan (M2) aktivasyonunu sağlayarak doku onarımı ve anti-inflamatuar süreçleri başlatır.
Alternatif olarak aktive edilen (M2) makrofajlar, IL4IL-4 ve IL13IL-13 gibi sitokinlerin etkisiyle farklılaşır. Bu hücreler IL10IL-10 ve TGFβTGF-\beta salgılayarak anti-inflamatuar etki gösterir, anjiyogenezi uyarır ve fibroblast aktivasyonu ile doku onarımını (skar oluşumu) destekler. CD163CD163 ve Arginaz-1, bu hücre grubu için spesifik belirteçlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Belirteçlerin analizi
CD163CD163 pozitifliği ve Arginaz-1 aktivitesi, makrofajların M2 (alternatif aktivasyon) fenotipinde olduğunu gösterir.
Robbins Patoloji kriterlerine göre M2 makrofajlar doku onarımı ve arginaz metabolizması ile karakterizedir.
2
Aktivasyon yolağının belirlenmesi
Alternatif aktivasyon yolağı (M2), klasik yolağın (M1) aksine mikrobisidal değil, tamir odaklıdır.
İnflamasyonun kronik fazında doku bütünlüğünün sağlanması için bu farklılaşma gereklidir.
3
Tetikleyici sitokinlerin eşleştirilmesi
IL4IL-4 ve IL13IL-13, T-helper 2 (Th2) hücrelerinden salgılanarak bu farklılaşmayı uyarır.
Hücresel immün yanıtın polarizasyonu, makrofajların fonksiyonel kapasitesini belirler.

Anahtar Kavram

Makrofaj Polarizasyonu (M1 vs M2)

Daha Fazla Pratik

Granülomatöz inflamasyonda hangi makrofaj tipinin baskın olduğunu ve multinükleer dev hücrelerin hangi yolakla oluştuğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 263Soru

Uzun süredir bronşektazi nedeniyle takip edilen 4242 yaşında bir erkek hasta, yaygın ödem ve masif proteinüri şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan böbrek biyopsisinde glomerüllerde Kongo kırmızısı ile boyanan ve polarize mikroskopta elma yeşili refle veren amorf ekstraselüler birikimler saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosuna neden olan amiloid birikiminin prekürsör proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum amiloid-asosiye (SAASAA) protein

Cevap

Kronik inflamatuar süreçlere bağlı olarak gelişen AA amiloidozunun prekürsör proteini Serum amiloid-asosiye (SAASAA) proteindir.
Doğru yanıt olan Serum amiloid-asosiye (SAASAA) protein, kronik inflamatuar hastalıklar (bronşektazi, romatoid artrit, FMF, osteomiyelit vb.) sırasında karaciğerde sentezi artan bir akut faz reaktanıdır. Bu proteinin proteolizi sonucu oluşan AA proteini, organlarda (özellikle böbrek, karaciğer, dalak) birikerek sekonder amiloidoza neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı analiz etme
Hastada kronik bir inflamatuar hastalık (bronşektazi) ve renal tutulum (nefrotik sendrom/proteinüri) mevcuttur.
Kronik inflamasyon varlığı, sekonder (AA) amiloidoz gelişimi için risk faktörüdür.
2
Biyopsi bulgularını yorumlama
Kongo kırmızısı pozitifliği ve polarize mikroskopta elma yeşili refle amiloidoz tanısını doğrular.
Amiloid fibrilleri, karakteristik β\beta-tabakalı yapısı nedeniyle bu boyanma özelliğini gösterir.
3
Prekürsör proteini belirleme
AA amiloidozunda karaciğerde sentezlenen akut faz reaktanı olan SAASAA birikir.
Kronik inflamasyon sırasında salınan sitokinler (özellikle IL1IL-1 ve IL6IL-6) karaciğerden SAASAA üretimini artırır.

Anahtar Kavram

Sekonder (reaktif) sistemik amiloidoz (AA), kronik inflamatuar durumlarda artan serum amiloid-asosiye (SAASAA) proteininin birikmesiyle oluşur.

İpuçları

1
Hastanın bronşektazi gibi kronik bir inflamatuar hastalığı olduğunu unutmayın.
2
Kronik inflamasyon durumunda karaciğerden sentezlenen ve akut faz reaktanı olan bir proteinin amiloidoz yaptığı bilinmektedir.

Daha Fazla Pratik

FMF (Ailevi Akdeniz Ateşi) hastalarında böbrek yetmezliğine yol açan amiloid tipini ve bu birikimin hangi akut faz reaktanı ile ilişkili olduğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 264Soru

Akut inflamasyon sürecinde lökositlerin vasküler yataktan çıkarak hasarlı dokuya doğru yönlendirilmesi (kemotaksis), çeşitli endojen ve eksojen mediyatörler aracılığıyla gerçekleşir. Aşağıdakilerden hangisi, araşidonik asit metabolizmasının lipoksijenaz yolu üzerinden sentezlenen ve nötrofiller için en güçlü kemotaktik etkiye sahip olan mediyatördür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lökotrien B4B_4 (LTB4LTB_4)

Cevap

Lökotrien B4B_4 (LTB4LTB_4)
Lökotrien B4B_4 (LTB4LTB_4), lipoksijenaz yoluyla üretilen, nötrofillerin hasar bölgesine göçünü (kemotaksis), adezyonunu ve aktivasyonunu sağlayan en güçlü endojen mediyatörlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyon mediyatörlerinin sentez yollarını belirle.
Araşidonik asit, siklooksijenaz (COX) yoluyla prostaglandinlere, lipoksijenaz yoluyla lökotrienlere dönüşür.
Soruda lipoksijenaz yolu ürünü olan bir kemotaktik faktör sorulmaktadır.
2
Lökotrienlerin fonksiyonlarını ayırt et.
LTB4LTB_4 kemotaktik iken; LTC4LTC_4, LTD4LTD_4 ve LTE4LTE_4 vasküler geçirgenlik ve bronkospazm üzerine etkilidir.
Kemotaktik etkinin hangi spesifik lökotrien tarafından sağlandığını belirlemek gerekir.
3
Diğer güçlü kemotaktik faktörlerle karşılaştır.
LTB4LTB_4, C5aC5a, IL8IL-8 ve bakteriyel ürünler (N-formil metiyonin) başlıca kemotaktik ajanlardır.
Bilginin doğruluğunu ana patoloji kaynaklarından (Robbins) teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Araşidonik asit metabolitleri ve kemotaktik mediyatörler.

İpuçları

1
Kemotaktik faktörler lökositlerin olay yerine 'çağrılmasını' sağlar.
2
Araşidonik asidin iki ana yolu vardır: COX ve Lipoksijenaz. Lipoksijenaz yolu lökotrienleri üretir.

Daha Fazla Pratik

Kompleman sisteminden hangi faktörün (C3aC3aC5aC5a mı) benzer bir kemotaktik etkiye sahip olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 265Soru

On yılı aşkın süredir kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olan 5858 yaşındaki bir erkek hastada, her iki el bileğinde ağrı ve uyuşma şikayetleri gelişiyor. Yapılan tetkikler sonucunda bilateral karpal tünel sendromu tanısı konuyor. Hastadan alınan sinovyal doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; sinovyal dokuda Kongo kırmızısı ile boyanan ve polarize ışıkta elma yeşili refle veren amorf materyal birikimi saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan amiloid birikiminin prekürsör proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β2\beta_2-mikroglobulin

Cevap

Diyaliz ile ilişkili amiloidozda biriken prekürsör protein β2\beta_2-mikroglobulindir.
Hemodiyaliz alan hastalarda β2\beta_2-mikroglobulin proteininin diyaliz membranlarından yeterince süzülememesi sonucu serum seviyeleri yükselir. Bu protein zamanla sinovyal dokularda, eklemlerde ve tendon kılıflarında amiloid lifleri şeklinde birikir. Bilateral karpal tünel sendromu, bu durumun en tipik klinik prezentasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı analiz et
Uzun süreli hemodiyaliz tedavisi gören bir hastada bilateral karpal tünel sendromu saptanmıştır.
Hemodiyaliz, belirli proteinlerin vücuttan atılımını zorlaştırarak birikime zemin hazırlar.
2
Patolojik bulguları değerlendir
Kongo kırmızısı pozitifliği ve polarize ışıkta elma yeşili refle saptanmıştır.
Bu bulgular dokudaki birikimin 'amiloid' yapısında olduğunu kesinleştirir.
3
Amiloid tipi ile prekürsör proteini eşleştir
Diyaliz ilişkili amiloidozda β2\beta_2-mikroglobulin birikir.
β2\beta_2-mikroglobulin normalde böbreklerden süzülür; diyaliz membranlarından geçemediği için uzun dönemde sinovya gibi dokularda birikerek bası semptomlarına yol açar.

Anahtar Kavram

Hemodiyaliz ile ilişkili amiloidozun patogenezinde ana faktör β2\beta_2-mikroglobulin birikimidir.

Daha Fazla Pratik

Medüller tiroid karsinomunda amiloid birikiminin hangi proteinden köken aldığını (Prokalsitonin) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 266Soru

4545 yaşında bir kadın hastada, tiroid bezinde saptanan kitle nedeniyle yapılan incelemelerde medüller tiroid karsinomu tanısı konuluyor. Tümörün histopatolojik incelemesinde, tümör hücreleri arasında kongo kırmızısı ile boyanan ve polarize ışıkta yeşil refle veren amorf materyal birikimi saptanıyor. Bu hastada izlenen lokalize amiloid birikiminin prekürsör (öncül) proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prokalsitonin

Cevap

Medüller tiroid karsinomunda biriken lokalize amiloidin öncül proteini prokalsitonindir (veya kalsitonin).
Doğru seçenek olan prokalsitonin (veya kalsitonin), tiroidin medüller karsinomunda görülen lokalize amiloid birikimlerinin (A-Cal) ana bileşenidir. Bu tümörün histolojik tanısında amiloid varlığı çok önemli bir kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı tanımla.
Hastada medüller tiroid karsinomu ve eşlik eden amiloid birikimi saptanmıştır.
Vakadaki tiroid kitlesi ve karakteristik histopatolojik bulgular (amiloid) bu tümöre özgüdür.
2
Amiloidozun lokalize formlarını hatırla.
Bazı tümörlerin kendi hormon ürünleri lokalize amiloid birikimine neden olabilir.
Amiloidoz sadece sistemik değil, organa veya tümöre özgü lokalize formlarda da görülebilir.
3
Öncül proteini belirle.
Medüller tiroid karsinomunun köken aldığı C hücrelerinden salınan kalsitonin, A-Cal tipi amiloidin kaynağıdır.
Bu spesifik eşleşme, tiroid patolojisinde tanısal öneme sahip bir bilgidir.

Anahtar Kavram

Lokalize amiloidoz ve medüller tiroid karsinomu ilişkisi (A-Cal).

İpuçları

1
Tiroidin medüller karsinomunun köken aldığı hücre tipi C hücreleridir.
2
Bu hücreler hangi hormonu sentezlemekle görevlidir?
3
C hücrelerinin ana sentez ürünü olan kalsitonin, bu tümörde amiloid fibrillerine dönüşerek birikir.

Daha Fazla Pratik

Medüller tiroid karsinomunun çoklu endokrin neoplazi (MEN 2A ve 2B) sendromları ile ilişkisini ve kalsitoninin tümör belirteci olarak kullanımını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 267Soru

2222 yaşında bir erkek hasta, motosiklet kazası sonrası gelişen femur ve tibia kırıkları nedeniyle ortopedi servisine yatırılıyor. Yatışının 3636. saatinde hastada aniden gelişen nefes darlığı, taşikardi, konfüzyon ve huzursuzluk gözleniyor. Fizik muayenede göğüs ön duvarında ve konjonktivalarda peteşiyal döküntüler saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağ dokusundan salınan serbest yağ asitlerinin endotel hasarı ve trombosit agregasyonu yapması

Cevap

Yağ dokusundan salınan serbest yağ asitlerinin endotel hasarı ve trombosit agregasyonu yapması (Biyokimyasal teori)
Yağ embolisi sendromunda, kemik iliğinden dolaşıma katılan yağ partikülleri sadece mekanik olarak mikrovasküler yatağı tıkamakla kalmaz; aynı zamanda lipoprotein lipaz etkisiyle açığa çıkan serbest yağ asitleri endotel hücrelerinde doğrudan toksik hasara yol açar. Bu durum trombosit agregasyonuna ve vasküler geçirgenlik artışına neden olarak klinikte görülen dispne, nörolojik semptomlar ve karakteristik peteşiyal döküntü tablosunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Uzun kemik kırığı, 24-72 saatlik latans periyodu, solunum sıkıntısı, nörolojik bulgular ve peteşiyal döküntü saptandı.
Bu bulgular klasik 'Yağ Embolisi Sendromu' triadı ile uyumludur.
2
Yağ embolisi patogenezini hatırla
Mekanik tıkanıklık (mikrovasküler oklüzyon) ve biyokimyasal hasar (serbest yağ asitleri) kombinasyonu.
Peteşiyal döküntünün oluşumu, yağ asitlerinin neden olduğu doğrudan endotel hasarı ve trombosit aktivasyonu ile açıklanır.
3
Diğer emboli tiplerinden ayırt et
Pulmoner tromboembolide peteşi görülmez, hava embolisinde travma sonrası süre daha kısadır.
Kırık sonrası 36. saat ve peteşiyal döküntü yağ embolisi için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Yağ Embolisi Sendromu Patogenezi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 268Soru

3636 yaşında bir erkek hastada, uyluk bölgesinde meydana gelen derin bir yanık sonrası yaranın sekonder iyileşme (ikincil niyetle iyileşme) süreci izlenmektedir. Yaralanmadan sonraki üçüncü haftada yara alanının giderek daraldığı ve yara kenarlarının merkeze doğru çekilerek birbirine yaklaştığı (kontraksiyon) saptanmıştır.

Bu hastada izlenen yara kontraksiyonu süreci ve ilgili hücresel mekanizmalar hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGFβTGF-\beta) etkisiyle fibroblastlardan farklılaşan myofibroblastlar, kontraktil özellikleri sayesinde yara alanını küçültür.

Cevap

Yara kontraksiyonu, TGFβTGF-\beta uyarısıyla fibroblastlardan farklılaşan myofibroblastların kontraktil aktivitesiyle gerçekleşir.
Doku onarımı sürecinde sekonder iyileşme gösteren geniş yaralarda, yara alanını daraltmak için kontraksiyon (büzülme) meydana gelir. Bu süreçte yerel fibroblastlar, transforme edici büyüme faktörü-beta (TGFβTGF-\beta) etkisiyle myofibroblastlara farklılaşır. Myofibroblastlar, sitoplazmalarında alfa-düz kas aktini (αSMA\alpha-SMA) eksprese ederek kontraktil özellik kazanırlar ve yara kenarlarını merkeze doğru çekerek iyileşmeyi hızlandırırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşme tipinin analizi
Geniş doku kayıplarında yara dudakları karşılaştırılamadığı için iyileşme sekonder (ikincil) niyetle gerçekleşir.
Sekonder iyileşmede yara kontraksiyonu alanı küçültmek için kritiktir.
2
Sorumlu hücre tipinin belirlenmesi
İyileşmenin 2. ve 3. haftalarında fibroblastlar myofibroblastlara dönüşür.
Myofibroblastlar düz kas hücresi benzeri kasılma özelliği olan modifiye fibroblastlardır.
3
Moleküler mediyatörün tanımlanması
Fibroblastların myofibroblastlara farklılaşmasındaki anahtar sitokin TGFβTGF-\beta'dır.
TGFβTGF-\beta, hem kollajen sentezini uyarır hem de myofibroblast gelişimini teşvik eder.

Anahtar Kavram

Sekonder iyileşmede TGFβTGF-\beta aracılı myofibroblast aktivasyonu ve yara kontraksiyonu
Tahmini Süre:1m 10s
Soru 269Soru

3232 yaşında bir erkek hasta, iş kazası sonucu bacağında oluşan geniş ve derin bir doku kaybı (ülseratif yaralanma) nedeniyle takip edilmektedir. Yaralanmadan yaklaşık 33 hafta sonra yapılan fizik muayenede, yara kenarlarının merkeze doğru çekildiği ve yara yüzey alanının başlangıca oranla belirgin şekilde küçüldüğü saptanmıştır. Bu süreçte yara kontraksiyonunu (büzülmesini) sağlayan ve sitoplazmasında α\alpha-düz kas aktini eksprese eden temel hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyofibroblastlar

Cevap

Doku kaybının olduğu geniş yaralarda (sekonder iyileşme), yara kontraksiyonundan sorumlu olan ve α\alpha-düz kas aktini içeren temel hücre tipi miyofibroblastlardır.
Miyofibroblastlar, doku onarımı sırasında özellikle TGFβTGF-\beta etkisiyle fibroblastlardan köken alan ve sitoplazmalarında α\alpha-düz kas aktini biriktiren hücrelerdir. Bu hücreler, yaralanmadan sonraki ikinci haftadan itibaren yara kenarlarını merkeze doğru çekerek (yara kontraksiyonu) yara yüzey alanının küçülmesini sağlarlar. Bu durum özellikle sekonder iyileşme (ikincil niyetle iyileşme) gösteren geniş doku kayıplarında kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Geniş doku kaybı olan bir yaranın 33. haftada küçülmeye başladığı (kontraksiyon) saptanmıştır.
Yara kontraksiyonu, özellikle sekonder iyileşme gösteren geniş yaralarda hacmi küçültmek için gereklidir.
2
Kontraksiyon mekanizmasını belirleme
Kontraksiyon, kontraktil proteinler içeren özelleşmiş hücreler aracılığıyla gerçekleşir.
Fibroblastların miyofibroblastlara dönüşmesi bu sürecin merkezindedir.
3
Hücre tipini doğrulama
Miyofibroblastlar, sitoplazmalarında α\alpha-düz kas aktini eksprese ederler.
Bu protein, hücreye düz kas hücrelerine benzer bir kasılma yeteneği kazandırarak yara kenarlarını merkeze çeker.

Anahtar Kavram

Yara Kontraksiyonu ve Miyofibroblastlar

Alternatif Yöntem

Soruda geçen 'α\alpha-düz kas aktini' ve 'kontraksiyon' anahtar kelimeleri doğrudan miyofibroblastlara işaret eder. Diğer seçeneklerin çoğu granülomatöz inflamasyon veya anjiyogenez ile ilgilidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 270Soru

Uzun süredir alkol kullanımı olan bir hastada karaciğer büyümesi (hepatomegali) saptanıyor. Yapılan karaciğer biyopsisinin mikroskobik incelemesinde, hepatositlerin sitoplazmasında çekirdeği kenara iten büyük ve berrak vakuoller gözleniyor. Bu vakuollerin dondurma kesitlerinde Sudan boyası ile turuncu-kırmızı renk aldığı izleniyor. Bu klinik ve morfolojik tabloyu açıklayan en olası süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağlı değişim (Steatoz)

Cevap

Karaciğerdeki bu tablo, yağlı değişim (steatoz) olarak adlandırılan hücre içi trigliserid birikimidir.
Yağlı değişim (steatoz), hepatositler gibi yağ metabolizmasında aktif olan hücrelerde trigliseridlerin anormal birikimidir. Alkol, yağ asidi oksidasyonunu bozarak ve sentezi artırarak bu süreci tetikler. Mikroskobik olarak izlenen berrak vakuoller ve bunların Sudan boyası ile boyanması yağ birikimini kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik veriyi analiz et
Alkol kullanımı ve hepatomegali (karaciğer büyümesi) varlığı saptandı.
Alkol, karaciğer metabolizmasını bozarak trigliserid birikimine yol açan en yaygın toksindir.
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Çekirdeği kenara iten berrak vakuoller ve Sudan boyası pozitifliği saptandı.
Işık mikroskobunda berrak görünen vakuollerin lipid içerdiğini kanıtlamak için özel yağ boyaları (Sudan veya Oil Red O) kullanılır.
3
Doğru süreci belirle
Bu tablo hücresel bir birikim olan steatozdur.
Hücre içi trigliseridlerin anormal birikimi 'yağlı değişim' veya 'steatoz' olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Hücre içi birikimler (Steatoz)
Tahmini Süre:45s
Soru 271Soru

Akut inflamatuar süreçte doku hasarını takiben ilk 6246-24 saatte nötrofiller baskınken, bu hücrelerin kısa ömürlü olması nedeniyle 244824-48 saatten itibaren dokuda sayıca artış gösteren ve kronik inflamasyonun da ana hücresi kabul edilen lökosit tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makrofajlar

Cevap

İnflamasyonun geç evresinde ve kronik süreçte baskın olan hücre makrofajlardır.
Akut inflamatuar yanıtta hücrelerin dokuya göçü belirli bir sırayı takip eder. İlk 6246-24 saatte nötrofiller baskın hücre grubuyken, bu hücrelerin dokudaki ömrünün kısa olması nedeniyle 244824-48 saatten itibaren dokuda monositlerden köken alan makrofajlar baskın hale gelir. Makrofajlar hem geç akut yanıtın hem de kronik inflamasyonun temel efektör hücreleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Akut inflamasyonun erken hücresel yanıtını değerlendir.
Doku hasarını takip eden ilk 6246-24 saatte nötrofiller vasküler yataktan dokuya göç eden baskın hücrelerdir.
Nötrofiller kanda daha boldur ve kemokinlere daha hızlı yanıt verirler.
2
Hücrelerin dokudaki yaşam süresini analiz et.
Nötrofiller kısa ömürlüdür (244824-48 saat) ve hızlıca apoptoza uğrarlar.
Doku hasarının devam ettiği durumlarda yanıtın sürdürülebilmesi için daha uzun ömürlü hücrelere ihtiyaç vardır.
3
Nötrofillerden sonra dokuya hakim olan hücre tipini belirle.
Monositlerden köken alan makrofajlar nötrofillerin yerini alır ve kronik inflamasyonun temel hücresi olarak işlev görür.
Makrofajlar fagositoz, doku onarımı ve sitokin salınımı gibi süreçlerde merkezi rol oynarlar.

Anahtar Kavram

İnflamasyon hücrelerinin zamansal infiltrasyon sırası (Nötrofil → Makrofaj geçişi)
Tahmini Süre:45s
Soru 272Soru

62 yaşında, uzun süreli kontrolsüz diyabet ve periferik arter hastalığı öyküsü olan bir erkek hastanın pretibial bölgesinde iyileşmeyen kronik bir ülser saptanmıştır. Ülser tabanından alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; granülasyon dokusu gelişimi, fibroblastik aktivitede artış ve yoğun kollajen depolanması gözlenmektedir. Bu iyileşme sürecinde, fibroblastlardan kollajen ve fibronektin sentezini en güçlü şekilde uyarırken, matriks metalloproteinaz (MMP) aktivitesini baskılayarak ekstraselüler matris birikimine (fibrozis) yol açan temel büyüme faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β)

Cevap

Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β), fibroblastik aktiviteyi artırıp kollajen sentezini uyarırken MMP'leri baskılayarak doku onarımında fibrozisi sağlayan temel büyüme faktörüdür.
Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β), doku onarımı ve skar oluşumunda merkezi rol oynar. Fibroblastlardan Tip I ve Tip III kollajen sentezini artırır. Aynı zamanda doku yıkımını sağlayan matriks metalloproteinazları (MMP) inhibe ederek ve MMP inhibitörlerini (TIMP) uyararak ekstraselüler matrisin net birikimini sağlar. Bu özellikleri nedeniyle 'fibrojenik büyüme faktörü' olarak bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve histopatolojik bulguları analiz edin.
Diyabetik bir hastada kronik yara varlığı ve biyopside granülasyon dokusu ile yoğun kollajen izlenmesi, onarım (repair) sürecinin aktif olduğunu gösterir.
Soru, bu onarım sürecindeki spesifik bir moleküler mekanizmayı (ECM sentezi vs yıkımı dengesi) hedeflemektedir.
2
Ekstraselüler matris (ECM) birikiminden sorumlu molekülü belirleyin.
TGF-β, fibroblastlardan kollajen (Tip I ve III) ve fibronektin sentezini güçlü bir şekilde uyarır.
TGF-β, onarım aşamasında fibrozisi (skar oluşumunu) tetikleyen en kritik büyüme faktörüdür.
3
MMP ve TIMP dengesini kontrol edin.
TGF-β, matriks metalloproteinazların (MMP) üretimini azaltırken, onların doğal inhibitörleri olan TIMP'lerin (tissue inhibitors of metalloproteinases) sentezini artırır.
Bu çift taraflı etki (sentez artışı + yıkım azalışı), net bir matris birikimine yol açar.

Anahtar Kavram

TGF-β'nın doku onarımındaki dual etkisi: Anabolik (kollajen sentezi) ve Anti-katabolik (MMP inhibisyonu).

Daha Fazla Pratik

Yara iyileşmesinin ilk günlerinde baskın olan kollajen tipi (Tip III) ile matür skarda baskın olan kollajen tipi (Tip I) arasındaki dönüşümü (remodeling) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 273Soru

3434 yaşında damar içi madde bağımlılığı öyküsü olan bir erkek hasta, 33 gündür devam eden yüksek ateş, titreme ve öksürük şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38,8C38,8^\circ\text{C} ölçülüyor ve triküspit odak üzerinde pansistolik bir üfürüm duyuluyor. Yapılan ekokardiyografide triküspit kapak üzerinde 1,5 cm1,5\text{ cm} boyutunda hareketli vejetasyon saptanıyor. Hastanın takibinde ani gelişen yan ağrısı ve hemoptizi üzerine çekilen bilgisayarlı tomografide akciğer periferinde multipl, kama şeklinde lezyonlar saptanıyor. Bu hastada gelişen pulmoner lezyonlar ve patolojik süreçlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğerin gevşek doku yapısı ve bronşiyal/pulmoner arterler aracılığıyla sağlanan çift kan akımı nedeniyle bu lezyonlar karakteristik olarak kırmızı enfarkt tipindedir.

Cevap

Akciğerin gevşek doku yapısı ve bronşiyal/pulmoner arterler aracılığıyla sağlanan çift kan akımı nedeniyle bu lezyonlar kırmızı enfarkt tipindedir.
Doğru seçenek, akciğerin anatomik ve fizyolojik özelliklerine vurgu yapmaktadır. Akciğer enfarktları iki temel nedenle kırmızıdır: Birincisi, dokunun süngerimsi/gevşek yapısı kanın nekrotik alanda serbestçe toplanmasına izin verir. İkincisi, akciğerler hem pulmoner hem de bronşiyal arterlerden kan alan çift dolaşımlı bir organdır; pulmoner arter dalı tıkandığında bronşiyal dolaşım alana kan göndermeye devam ederek hemorajik görünümü pekiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Damar içi madde bağımlısı hastada ateş, üfürüm ve triküspit vejetasyon varlığı sağ kalp enfektif endokarditini (tricuspid endocarditis) gösterir.
Bu vejetasyonlar sağ kalpten koparak pulmoner dolaşıma embolize olur (pulmoner septik emboli).
2
Organ spesifik enfarkt tipini belirle
Akciğerlerde gelişen enfarktlar 'kırmızı (hemorajik) enfarkt' tipindedir.
Akciğerin gevşek yapısı kanın doku içinde birikmesine izin verir ve bronşiyal arterlerden gelen kan akımı (çift dolaşım) tıkalı alanın kanlanmaya devam etmesine neden olur.
3
Septik embolinin etkisini değerlendir
Enfarkt alanında abseleşme ve likefaksiyon nekrozu gelişebilir.
Embolinin kaynağı enfektif (vejetasyon) olduğu için mikroorganizmalar dokuda pürülan inflamasyona yol açar.

Anahtar Kavram

Akciğer gibi gevşek dokulu ve çift kan akımı olan organlarda arteriyel tıkanıklık kırmızı (hemorajik) enfarkta yol açar.

Alternatif Yöntem

Sağ kalp endokarditinin pulmoner emboliye, sol kalp endokarditinin ise sistemik (dalak, böbrek, beyin) emboliye yol açacağını hatırlayarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 274Soru

3030 yaşında bir kadın hasta, yeni kullanmaya başladığı nikel içerikli bir bileklik sonrası bileğinde gelişen kızarıklık, kaşıntı ve sulanma (vezikül) şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan muayene sonucunda hastaya "kontakt dermatit" tanısı konuluyor. Bu klinik tabloya neden olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 44 (Gecikmiş tip) hipersensitivite

Cevap

Kontakt dermatit klinik tablosuna neden olan temel immünolojik mekanizma Tip 44 (Gecikmiş tip) hipersensitivitedir.
Tip 44 (Gecikmiş tip) hipersensitivite, antikorlardan bağımsız olarak T lenfositleri tarafından yönetilen bir süreçtir. Nikel gibi metaller hapten görevi görerek deri proteinlerine bağlanır ve T hücrelerini duyarlı hale getirir. Tekrar temas durumunda, bu hücreler sitokin salgılayarak (örneğin IFN-gama) makrofajları aktive eder ve kontakt dermatite özgü doku hasarı ile inflamasyonu (kızarıklık, vezikül) başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi yapılması
Hastada nikel teması sonrası lokalize bir deri reaksiyonu (kontakt dermatit) olduğu saptanmıştır.
Tanı koymak için klinik ipuçlarının (nikel ve deri bulguları) değerlendirilmesi gerekir.
2
Hipersensitivite tipinin belirlenmesi
Kontakt dermatit, haptenlerin deri proteinleriyle birleşerek T hücrelerini aktive etmesi sonucu oluşur.
Hücresel (T lenfosit) aracılı ve antikorlardan bağımsız reaksiyonları ayırt etmek için mekanizma bilgisi kullanılır.
3
Sınıflandırmanın eşleştirilmesi
T hücresi aracılı bu gecikmiş yanıt Tip 44 hipersensitivite kategorisine girer.
Gell ve Coombs sınıflamasına göre hücresel yanıtlar Tip 44 olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Kontakt dermatit, T lenfositleri ve makrofajların rol oynadığı bir Tip 44 (Gecikmiş) hipersensitivite reaksiyonudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 275Soru

5050 yaşında, uzun süredir mide yanması ve ağza acı su gelmesi (reflü) şikayetleri olan bir hastaya yapılan endoskopide distal özofagusta mukoza düzensizliği saptanıyor. Alınan biyopsi örneğinde normalde bulunan çok katlı yassı epitelin yerini, goblet hücreleri içeren tek katlı kolumnar epitelin aldığı izleniyor. Bu morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metaplazi

Cevap

Bu hastadaki epitel değişimi metaplazi olarak tanımlanır.
Metaplazi seçeneği doğrudur; çünkü hastada görülen 'yassı epitelden kolumnar epitele geçiş' (Barrett özofagusu), bir erişkin hücre tipinin yerini başka bir sağlam erişkin hücre tipinin alması sürecidir. Bu değişim genellikle kronik iritasyona karşı bir koruma mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Epitel yapısındaki değişikliği analiz et.
Normal çok katlı yassı epitelin yerini kolumnar epitelin aldığı saptandı.
Kronik asit maruziyeti (reflü), özofagusun hassas yassı epitelini daha dayanıklı olan intestinal tip epitele dönüşmeye zorlar.
2
Bu değişimi hücre adaptasyon tipleriyle eşleştir.
Bu durum tipik bir metaplazi örneğidir.
Bir diferansiye (erişkin) hücre tipinin başka bir diferansiye hücre tipine dönüşmesi metaplazinin tanımıdır.

Anahtar Kavram

Metaplazi, stres altındaki bir hücre tipinin yerini o strese daha dayanıklı başka bir hücre tipine bırakmasıdır; en klasik örneği Barrett özofagusudur.
Soru 276Soru

4545 yaşında bir erkek hasta, gastrointestinal sistem kanaması nedeniyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkikler ve klinik değerlendirme sonucunda hastada hipovolemik şok tablosu saptanıyor. Sıvı resüsitasyonuna rağmen hastanın kan basıncı düşmeye devam ediyor, idrar çıkışı azalıyor ve mental durumu kötüleşiyor. Hastanın şok tablosunun 'progresif (ilerleyici) evre'ye geçtiği değerlendiriliyor.

Bu evrede doku hipoksisine bağlı gelişen metabolik değişikliklerin mikrosirkülasyonda kanın göllenmesine (pooling) neden olduğu bilinmektedir. Bu göllenme mekanizmasında rol oynayan temel fizyopatolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laktik asidoza bağlı olarak arteriyollerin dilate olması ve kanın kapiller yatakta birikmesi

Cevap

Laktik asidoza bağlı olarak arteriyollerin dilate olması ve kanın kapiller yatakta birikmesi
Şokun progresif evresinde doku hipoksisi sonucu hücreler anaerobik glikolize geçer. Biriken laktik asit lokal pH'ı düşürür (asidoz). Bu asidoz vazomotor yanıtı körelterek arteriyollerin dilate olmasına, kanın mikrosirkülasyonda göllenmesine (pooling) ve efektif dolaşım hacminin daha da azalmasına neden olur. Bu durum doku perfüzyonunu daha da bozarak irreversible evreye geçişi hızlandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Şokun evrelerini belirle.
Şok; non-progresif (kompanze), progresif (ilerleyici) ve irreversible (geri dönüşümsüz) olmak üzere üç evreye ayrılır.
Soruda progresif evreye özgü mekanizma sorulmaktadır.
2
Progresif evredeki metabolik değişiklikleri analiz et.
Hipoksi derinleştikçe hücreler aerobik solunumdan anaerobik glikolize geçer, bu da laktik asit birikimine yol açar.
Metabolik asidoz şokun ilerlemesinde anahtar rol oynar.
3
Lokal asidozun damar tonusu üzerindeki etkisini incele.
Asidoz, damar düz kaslarının vazokonstriktör yanıtsızlığına (arteriyoler dilatasyon) neden olur.
Lokal asidoz, sempatik sistemin damarlar üzerindeki vazokonstriktör etkisini köreltir.
4
Mikrosirkülasyondaki sonucu değerlendir.
Arteriyoller dilate olurken venüllerin nispeten direnç göstermesi, kanın kapiller yatakta 'göllenmesine' (pooling) yol açar.
Göllenme, kardiyak çıktıyı ve doku perfüzyonunu daha da azaltarak kısır döngü oluşturur.

Anahtar Kavram

Şokun progresif evresinde laktik asidoz, arteriyoler dilatasyona ve mikrosirkülasyonda kan göllenmesine neden olur.

Daha Fazla Pratik

Şokun 'irreversible' (geri dönüşümsüz) evresindeki hücresel değişiklikleri (lizozomal enzim salınımı, ATP tükenmesi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 277Soru

Kistik fibrozis nedeniyle uzun süredir takip edilen ve ekzokrin pankreas yetmezliği bulunan 28 yaşındaki kadın hasta, son aylarda belirginleşen gece körlüğü ve gözlerde kuruluk şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden, son bir yıl içinde sık tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonları geçirdiği öğreniliyor. Yapılan bronkoskopik biyopside, trakeobronşiyal ağaçtaki normal yalancı çok katlı silyalı kolumnar epitelin tamamen kaybolduğu ve yerini çok katlı yassı epitelin aldığı gözleniyor.

Buna göre, bu hastada solunum yollarında izlenen hücresel adaptasyon sürecinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku kök hücrelerinin spesifik transkripsiyon faktörlerinin etkisiyle yeniden programlanması

Cevap

Solunum yollarında izlenen yassı epitel metaplazisinin temel hücresel mekanizması, doku kök hücrelerinin (rezerv hücreler) yeniden programlanmasıdır.
Doğru yanıt, doku kök hücrelerinin yeniden programlanmasıdır. Vakada sunulan tablo, kistik fibrozise bağlı pankreas yetmezliği zemininde gelişen A vitamini eksikliğidir (gece körlüğü ve kseroftalmi bunun kanıtıdır). A vitamini, epitel hücrelerinin normal farklılaşmasında (özellikle mukus salgılayan kolumnar epitelin korunmasında) retinoik asit reseptörleri üzerinden görev yapan kritik bir vitamindir. Eksikliğinde, solunum yolu, konjonktiva ve idrar yollarında normal epitelin yerini çok katlı yassı epitel alır (skuamöz metaplazi). Metaplazinin hücresel düzeydeki temel mekanizması, ortamdaki stres faktörlerinin (veya vitamin eksikliğinin) etkisiyle dokudaki rezerv kök hücrelerinin farklılaşma yolaklarının yeniden programlanmasıdır. Asla olgun hücrelerin fenotip değiştirmesi (transdiferansiyasyon) değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve temel patolojiyi analiz et.
Kistik fibrozise bağlı pankreas yetmezliği, yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) malabsorbsiyonuna neden olmuştur. Gece körlüğü ve göz kuruluğu (kseroftalmi) A vitamini eksikliğinin spesifik bulgularıdır.
Sistemik hastalığın hücresel düzeydeki yansımasını anlamak için klinik ipuçlarının birleştirilmesi gerekir.
2
Solunum yolu biyopsisindeki histopatolojik değişimi tanımla.
Yalancı çok katlı silyalı kolumnar epitelin çok katlı yassı epitele dönüşmesi bir 'skuamöz metaplazi' örneğidir.
Hücresel adaptasyon tipinin (hiperplazi, hipertrofi, atrofi, metaplazi) doğru adlandırılması, mekanizmanın bulunması için şarttır.
3
Metaplazinin moleküler/hücresel temelini belirle.
Metaplazi, olgun hücrelerin transdiferansiyasyonu ile değil; epitelin bazal tabakasındaki kök hücrelerin ortamdaki sinyallere (A vitamini eksikliği) bağlı olarak farklı bir gen ekspresyon profiline (reprogramlama) geçmesiyle oluşur.
Adaptasyon mekanizmalarının hücresel karşılıklarını bilmek patoloji pratiğinin temelidir.

Anahtar Kavram

Hücresel Adaptasyonlar: Metaplazi Mekanizması ve A Vitamini Eksikliği
Soru 278Soru

6565 yaşında tip 22 diyabet ve kronik venöz yetmezliği bulunan bir erkek hastada, bacak distalinde 66 aydır iyileşmeyen, akıntılı ve ağrılı bir ülser izlenmektedir. Yaradan alınan biyopsi materyalinin immünohistokimyasal analizinde, dokudaki makrofajların büyük çoğunluğunun CD80+CD80^{+} ve CD86+CD86^{+} (pro-inflamatuar fenotip) olduğu; ancak CD163+CD163^{+} ve CD206+CD206^{+} (anti-inflamatuar/onarımı uyarıcı fenotip) hücrelerin ise yok denecek kadar az olduğu saptanmıştır. Bu hastada yara iyileşmesinin "proliferasyon" fazına geçemeyip kronikleşmesinin temelinde yatan hücresel ve moleküler aksaklık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: M2M2 makrofaj polarizasyonunun (alternatif aktivasyon) gerçekleşememesi sonucu doku onarımı için gerekli büyüme faktörlerinin üretilememesi

Cevap

M2M2 makrofaj polarizasyonunun (alternatif aktivasyon) gerçekleşememesi sonucu doku onarımı için gerekli büyüme faktörlerinin üretilememesi
Makrofajlar yara iyileşmesinin orkestra şefleridir. İnflamasyonun erken evrelerinde M1M1 (klasik aktive) makrofajlar doku temizliği yapar. Ancak proliferasyon evresine geçiş için makrofajların M2M2 (alternatif aktive) fenotipine dönmesi gerekir. M2M2 makrofajlar, TGFβTGF-\beta ve diğer büyüme faktörlerini salgılayarak fibroblastları uyarır ve anjiyogenezi destekler. Diyabetik yaralarda bu geçiş (CD80/86CD80/86’dan CD163/206CD163/206’ya) bozulduğu için yara iyileşmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Diyabetik hastada 66 aydır iyileşmeyen kronik ülser, iyileşme sürecinin durakladığını (kronikleştiğini) gösterir.
Yara iyileşmesi normalde inflamasyon, proliferasyon ve matürasyon fazlarından oluşur; kronik yaralarda süreç genellikle inflamasyon fazında takılır.
2
İmmünohistokimyasal belirteçleri değerlendir
CD80/86+CD80/86^{+} hücrelerin çokluğu M1M1 (klasik) aktivasyonu, CD163/206+CD163/206^{+} hücrelerin azlığı ise M2M2 (alternatif) aktivasyon eksikliğini kanıtlar.
M1M1 makrofajlar pro-inflamatuardır ve doku hasarı ile ilişkilidir; M2M2 makrofajlar ise TGFβTGF-\beta ve IL10IL-10 salgılayarak onarımı (proliferasyonu) başlatır.
3
Hücresel mekanizma ile iyileşme fazı arasındaki bağı kur
M2M2 polarizasyonu gerçekleşmediği için inflamasyon sonlanamaz ve onarım fazı için gerekli büyüme faktörleri üretilemez.
Kronik diyabetik yaralardaki temel moleküler defekt, makrofajların fagositoz ve sitokin profilindeki "switch" (geçiş) kusurudur.

Anahtar Kavram

Makrofaj Polarizasyonu ve Alternatif (M2M2) Yolak

İpuçları

1
İmmünohistokimyasal belirteçler (CD80/86CD80/86 ve CD163/206CD163/206) makrofajların farklı işlevsel gruplarını ayırmak için kullanılır.

Daha Fazla Pratik

Diyabetin yara iyileşmesini geciktiren diğer nedenlerini (mikroanjiyopati, lökosit disfonksiyonu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 279Soru

99 yaşında bir kız çocuk; ilerleyici ataksi, dizartri ve bilişsel fonksiyonlarda gerileme nedeniyle çocuk nöroloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde splenomegali ve her iki gözde vertikal supranükleer bakış kısıtlılığı (VSBKVSBK) saptanıyor. Kemik iliği aspirasyonunda sitoplazmasında mavi-yeşil granüller bulunan "deniz mavisi histiyositler" (seasea-blueblue histiocyteshistiocytes) izleniyor. Kültüre edilmiş deri fibroblastlarında yapılan filipin boyaması ile lizozomal kolesterol çıkışında defekt olduğu gösteriliyor. Bu hastada izlenen tablonun temelindeki moleküler bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NPC1NPC1 proteinini kodlayan gende mutasyon sonucu kolesterolün lizozomal transportunun bozulması

Cevap

Niemann-Pick Tip C hastalığında temel bozukluk, NPC1 veya NPC2 proteinlerindeki mutasyon sonucu kolesterolün lizozomdan sitozole taşınamamasıdır.
Vakadaki vertikal supranükleer bakış kısıtlılığı, splenomegali ve deniz mavisi histiyositler Niemann-Pick Tip C (NPC) için klasiktir. Filipin boyaması, lizozomlardan kolesterol çıkışının bozulduğunu kanıtlar. Bu durum, lizozom membranında yer alan NPC1 proteininin (%95 vaka) veya lizozom lümenindeki NPC2 proteininin mutasyonuna bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Ataksi, bilişsel yıkım ve pathognomonik olan vertikal supranükleer bakış kısıtlılığı (VSBKVSBK) saptanması.
Bu semptom kompleksi çocukluk çağında lizozomal lipid transport bozukluklarını düşündürür.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Kemik iliğinde deniz mavisi histiyositlerin görülmesi.
Deniz mavisi histiyositler Niemann-Pick Tip C ve KML için ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Tanısal testin yorumlanması
Filipin boyamasının pozitif çıkması (lizozomda kolesterol birikimi).
Filipin testi, Niemann-Pick Tip C tanısını biyokimyasal olarak kesinleştiren altın standarttır.
4
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
NPC1NPC1 veya NPC2NPC2 gen mutasyonunun tespiti.
Niemann-Pick Tip C, bir enzim eksikliği değil, bir protein transport kusurudur.

Anahtar Kavram

Niemann-Pick Tip C, kolesterolün hücre içi trafiğini düzenleyen NPC1 ve NPC2 proteinlerindeki defekt sonucu oluşan, nöroviseral tutulum gösteren bir lizozomal depo hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Niemann-Pick Tip C ile KML arasındaki ortak morfolojik bulgu olan 'deniz mavisi histiyositler' üzerinden ayırıcı tanı çalışılabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 280Soru

Kırk beş yaşında kadın hastaya safra kesesi taşları nedeniyle kolesistektomi uygulanıyor. Spesimenin makroskobik incelemesinde safra kesesi mukoza yüzeyinde yaygın, milimetrik, parlak sarı renkli beneklenmeler izleniyor (çilek kese görünümü). Mikroskobik incelemede mukoza lamina propriasında köpüksü sitoplazmalı makrofaj kümelenmeleri saptanıyor. Bu hücrelerin içinde biriken temel madde aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolesterol esterleri

Cevap

Safra kesesi lamina propriasındaki makrofajlarda biriken temel madde kolesterol esterleridir.
Safra kesesi mukozasındaki sarı beneklenmeler, safradaki kolesterolün lamina propriadaki makrofajlar tarafından fagosite edilmesi sonucu oluşur. Bu durum 'kolesterolozis' veya 'çilek kese' olarak adlandırılır ve makrofajların içinde biriken temel madde kolesterol esterleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Makroskobik bulgunun tanımlanması
Sarı benekli mukoza (çilek kese) görünümü saptandı.
Bu görünüm safra kesesinde kolesterol birikimini (kolesterolozis) temsil eder.
2
Mikroskobik yerleşimin değerlendirilmesi
Lamina propriada köpüksü makrofaj kümeleri saptandı.
Kolesteroloziste lipidler epitelyal hücrelerde değil, alt tabakadaki makrofajların içinde birikir.
3
Biriken maddenin kimyasal yapısının belirlenmesi
Biriken madde kolesterol ve onun esterleşmiş formudur.
Hücre içi lipid birikimlerinde kolesterol birikimi özellikle ksantomlarda ve kolesteroloziste karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Kolesterolozis (Cholesterolosis)
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 14 / 17Sonraki
Genel Patoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin