Genel Patoloji

328 soru

Soru 241Soru

2222 yaşında, günde yaklaşık 66 saat ağır antrenman yapan profesyonel bir yüzücüye yapılan rutin kontrolde, ekokardiyografi ile sol ventrikül duvar kalınlığının arttığı saptanmıştır. Bu sporcuda gözlenen fizyolojik hipertrofi süreci, kronik basınç yükü (hipertansiyon) sonucu gelişen patolojik hipertrofiden moleküler düzeyde temel bir farklılık gösterir.

Bu sporcunun kardiyomiyositlerinde, hipertansif bir hastadakinden farklı olarak, aşağıdaki sinyal iletim yollarından hangisinin daha baskın olarak aktive olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosfoinositid 33-kinaz (PI3KPI3K) / Akt yolağı

Cevap

Fosfoinositid 33-kinaz (PI3KPI3K) / Akt yolağı
Kardiyak hipertrofi, mekanik gerilme veya trofik faktörlerin (büyüme faktörleri, vazoaktif aminler) etkisiyle gerçekleşir. Egzersize bağlı fizyolojik hipertrofide, temel uyarıcı İnsülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) olup, bu faktör Fosfoinositid 33-kinaz (PI3KPI3K) / Akt yolağını aktive ederek sağlıklı hücre büyümesini sağlar. Bu yol, patolojik hipertrofideki disfonksiyonel değişikliklerin aksine, miyosit fonksiyonunun korunmasıyla ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Adaptasyon tipini ve uyaranı tanımlama
Sporcuda egzersize bağlı fizyolojik sol ventrikül hipertrofisi mevcuttur.
Artan iş yüküne yanıt olarak hücre boyutunun artması hipertrofidir; egzersiz fizyolojik bir uyarandır.
2
Fizyolojik ve patolojik hipertrofi arasındaki moleküler farkı ayırt etme
Fizyolojik hipertrofi IGF-1/PI3K/Akt yolunu kullanırken, patolojik hipertrofi GPCR/Gq/Kalsinörin yolunu kullanır.
Modern patoloji (Robbins) bu iki sürecin sinyal iletim düzeyinde farklılaştığını belirtir.
3
Doğru sinyal yolağını seçme
Fosfoinositid 33-kinaz (PI3KPI3K) / Akt yolağı doğru yanıttır.
Soruda yüzücüdeki (fizyolojik) baskın yol sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Hipertrofi Sinyal İletim Yolları
Soru 242Soru

Doğumda ve yenidoğan döneminde tamamen sağlıklı olan 7 aylık bir kız bebek, desteksiz oturamama, başını tutamama ve çevreye ilginin azalması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede derin tendon reflekslerinde azalma, hipotoni ve belirgin hepatosplenomegali saptanıyor. Oftalmolojik bakıda her iki makulada 'kiraz kırmızısı leke' (cherry-red spot) izleniyor. Kemik iliği aspirasyonunda sitoplazması lipid vakuolleriyle dolu, genişlemiş 'köpümsü' histiyositler görülüyor.

Bu hastalığın patogenezinde, etkilenen hücrelerin lizozomlarında biriken birincil madde aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sfingomiyelin

Cevap

Sfingomiyelin maddesinin birikimi ile karakterize Niemann-Pick hastalığıdır.
Soruda tarif edilen vaka Niemann-Pick hastalığı (özellikle Tip A) ile uyumludur. Sfingomiyelinaz enzim eksikliği sonucu lizozomlarda sfingomiyelin birikir. Hastalığın klasik triadı: 1) Erken çocuklukta nörodejenerasyon, 2) Makulada kiraz kırmızısı leke, 3) Hepatosplenomegali'dir. Kemik iliğindeki 'köpümsü makrofajlar' (lipid yüklü hücreler) tanısaldır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Nörolojik gerileme + Makulada kiraz kırmızısı leke + Hepatosplenomegali.
Bu üçlü kombinasyon ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Ayırıcı tanı yap (Tay-Sachs vs Niemann-Pick)
Tay-Sachs hastalığında organomegali (hepatosplenomegali) GÖRÜLMEZ. Bu bulgu hastayı Tay-Sachs'tan ayırır ve Niemann-Pick'e yönlendirir.
Her iki hastalıkta da kiraz kırmızısı leke görülür, ancak organ tutulumu ayrımı sağlar.
3
Histolojik bulguyu değerlendir
Köpümsü histiyositler (foam cells) Niemann-Pick için karakteristiktir. (Gaucher'de buruşuk kağıt manzarası görülür).
Mikroskobik bulgu tanıyı doğrular.
4
Moleküler kusuru belirle
Niemann-Pick Hastalığı (Tip A), Sfingomiyelinaz enzim eksikliği sonucu Sfingomiyelin birikimi ile oluşur.
Hastalığın biyokimyasal temeli sfingomiyelin birikimidir.

Anahtar Kavram

Niemann-Pick Hastalığı ile Tay-Sachs Hastalığı arasındaki en önemli klinik fark, Niemann-Pick'te hepatosplenomegali görülmesi, Tay-Sachs'ta ise görülmemesidir.
Soru 243Soru

4545 yaşında kadın hasta, ani başlayan şiddetli epigastrik ağrı, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet ve defans saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum amilaz ve lipaz düzeyleri normalin 55 katı üzerinde bulunuyor. Hastanın operasyonunda peritonda ve omentumda "tebeşir beyazı" (chalky white) renkte, granüler görünümlü odaklar izleniyor. Bu morfolojik görünümün oluşumunda rol oynayan temel patolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktive pankreatik lipazların adipositleri parçalaması sonucu açığa çıkan yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşması

Cevap

Aktive pankreatik lipazların adipositleri parçalaması sonucu açığa çıkan yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşması (Yağ Nekrozu/Saponifikasyon)
Vakadaki klinik tablo akut pankreatittir. Akut pankreatit sırasında aktive olan pankreatik lipazlar peritona sızarak adipositleri parçalar. Açığa çıkan yağ asitleri dokudaki kalsiyum iyonları ile birleşerek çözünmeyen kalsiyum sabunlarını oluşturur. Bu süreç "saponifikasyon" olarak adlandırılır ve makroskobik olarak tebeşir beyazı, granüler odaklar şeklinde izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Epigastrik ağrı ve yüksek amilaz/lipaz düzeyleri akut pankreatit tablosunu gösterir.
Hastalığın tanısını koymak patolojik süreci anlamak için gereklidir.
2
Morfolojik bulguyu yorumla
Omentumdaki "tebeşir beyazı" odaklar, yağ nekrozunun patognomonik makroskobik bulgusudur.
Spesifik morfolojik terimler belirli nekroz tiplerini işaret eder.
3
Biyokimyasal mekanizmayı belirle
Salınan pankreatik enzimler (özellikle lipaz) yağ hücrelerini parçalar; açığa çıkan yağ asitleri kalsiyum ile birleşerek kalsiyum sabunlarını oluşturur (saponifikasyon).
Yağ nekrozunun tebeşir beyazı görünümü bu kalsiyum birikiminden kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Yağ nekrozu (Saponifikasyon)

Daha Fazla Pratik

Nekroz tiplerinin görüldüğü organ ve hastalık eşleştirmelerini (örneğin Beyin-Likefaksiyon, Kalp-Koagülasyon) tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 244Soru

3232 yaşında bir G3P2 gebe, aktif doğum eyleminin son evresinde aniden gelişen şiddetli nefes darlığı, siyanoz ve hipotansiyonu takiben jeneralize tonik-klonik nöbet geçiriyor. Acil müdahalelere rağmen kaybedilen hastanın damar yolu giriş yerlerinden ve vajinadan durdurulamayan sızıntı şeklinde kanamaları olduğu not ediliyor. Bu hastanın otopsisinde, pulmoner mikrosirkülasyonda aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması tanıyı kesinleştirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fetal deri kaynaklı keratinize skuamöz hücreler ve müsin birikimi

Cevap

Pulmoner mikrosirkülasyonda fetal deri kaynaklı keratinize skuamöz hücreler ve müsin birikiminin saptanması
Amniyon sıvı embolisi, doğum sırasında amniyon sıvısının maternal dolaşıma girmesiyle oluşan nadir fakat ölümcül bir hemodinamik bozukluktur. Kesin tanısal bulgu, pulmoner arteriyollerin mikroskobik incelenmesinde fetal deri kaynaklı keratinize skuamöz hücrelerin (skuamların), verniks kazeozanın, lanugo tüylerinin veya müsinin gösterilmesidir. Bu sıvıdaki tromboplastik maddeler aynı zamanda yaygın damar içi pıhtılaşmayı (DIC) tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Doğumun son evrelerinde aniden gelişen dispne, siyanoz, nöbet ve ardından gelişen yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC) tablosu 'Amniyon Sıvı Embolisi'ne (AFE) işaret eder.
AFE, amniyon sıvısındaki fetal materyallerin anne dolaşımına geçmesiyle tetiklenen, yüksek mortaliteye sahip bir obstetrik komplikasyondur.
2
Patofizyolojik ve morfolojik korelasyonun kurulması
Tanı, akciğer damarlarında fetal kaynaklı materyallerin (skuamöz hücreler, müsin, lanugo tüyleri, verniks kazeoza) mikroskobik olarak gösterilmesiyle kesinleşir.
Bu materyaller hem mekanik tıkanıklığa hem de pıhtılaşma sisteminin (DIC) ve doğal immün yanıtın şiddetli aktivasyonuna neden olur.
3
Ayırıcı tanı ve yanlış seçeneklerin elenmesi
Zahn çizgileri (tromboemboli), kazeifikasyon nekrozu (tüberküloz) ve erken MI bulguları (kronoloji hatası) dışlanır.
TUS sınavında AFE sıklıkla pulmoner tromboemboli veya septik şok ile karıştırılır; ancak histopatolojik 'fetal skuamlar' ayrımı belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Amniyon Sıvı Embolisi (AFE) Patolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 245Soru

Cerrahi bir operasyon sonrası iyileşme sürecinde olan bir hastada, insizyon bölgesindeki dikişler 11. haftanın sonunda alınmıştır. Bu aşamada yara bölgesinin gerilme direncinin (tensile strength) orijinal dokunun yaklaşık %10\%10'u düzeyinde olduğu saptanmıştır. Yaralanmadan 33 ay sonra ise bu direncin %7080\%70-80 seviyesine kadar yükseldiği gözlenmektedir.

İyileşme sürecinin ilerleyen dönemlerinde gözlenen bu belirgin direnç artışının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IIIIII kollajenin yıkılarak yerine tip II kollajen liflerinin geçmesi

Cevap

Doku iyileşmesinin geç evresinde (yeniden şekillenme/remodeling), geçici olan tip IIIIII kollajenin yerini daha dayanıklı olan tip II kollajene bırakması gerilme direncindeki artışın temel nedenidir.
Yara iyileşmesinin ilk evrelerinde (granülasyon dokusu), hızla sentezlenen ve daha zayıf lifler oluşturan tip IIIIII kollajen baskındır. Yaklaşık 22. haftadan itibaren başlayan ve aylar süren yeniden şekillenme (remodeling) fazında, matris metalloproteinazlar (MMP) aracılığıyla tip IIIIII kollajen yıkılır ve yerine daha kalın, dayanıklı ve çapraz bağlarla güçlendirilmiş tip II kollajen lifleri yerleştirilir. Bu süreç, yara direncinin %10\%10'dan %7080\%70-80 seviyelerine çıkmasını sağlayan temel biyomekanik olaydır.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşmesinin kronolojik evrelerini değerlendir.
İlk hafta granülasyon dokusu hakimdir; 33. ayda ise skar dokusu (remodeling) baskındır.
Gerilme direnci değişimi zamanla ilişkilidir.
2
Doku direncinin %10\%10'dan %80\%80'e çıkmasını sağlayan yapısal bileşeni belirle.
Kollajen liflerinin miktarındaki artıştan ziyade yapısındaki değişim kritiktir.
Tip IIIIII kollajen ince ve zayıf lifler oluştururken, tip II kollajen kalın ve dayanıklı demetler oluşturur.
3
Bu değişimin mekanizmasını açıkla.
Matris metalloproteinazlar (MMP) tip IIIIII kollajeni yıkar, fibroblastlar tip II sentezler.
Bu süreç 'kollajen tipi değişimi' (collagen switch) olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Yara iyileşmesinde kollajen tipi değişimi (tip IIIIIII \rightarrow I) ve remodeling.

Daha Fazla Pratik

Kollajen sentezi ve çapraz bağlanma süreçlerinde kofaktör olarak görev yapan Vitamin C (hidroksilasyon) ve Bakır (lizil oksidaz) eksikliklerinin yara iyileşmesi üzerindeki etkilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 246Soru

Doku onarımı sürecinde, yaralanmayı takip eden haftalarda granülasyon dokusunun yerini skar dokusuna bıraktığı ve dokunun mekanik direncinin arttığı yeniden yapılanma (remodeling) fazı izlenir. Bu fazda ekstraselüler matriks (ECMECM) sentezi ile yıkımı arasındaki dengeyi yöneten moleküler mekanizmalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TGFβTGF-\beta, hem interstisyel kollajen sentezini uyararak hem de matriks metalloproteinaz (MMPMMP) aktivitesini baskılayan doku inhibitörlerini (TIMPTIMP) artırarak matriks birikimini teşvik eder.

Cevap

Transforming büyüme faktörü-beta (TGFβTGF-\beta), onarım sürecinde kollajen sentezini uyarırken aynı zamanda doku metalloproteinaz inhibitörlerini (TIMPTIMP) artırarak matriksin yıkılmasını engeller ve doku birikimini sağlar.
Doku onarımının 'remodelling' (yeniden yapılanma) fazında, TGFβTGF-\beta temel orkestra şefidir. Bu faktör fibroblastları uyararak Tip II kollajen sentezini artırır. Aynı zamanda, ekstraselüler matriksi yıkan MMPMMP'lerin sentezini baskılarken, bu enzimleri durduran TIMPTIMP'lerin üretimini artırır. Bu ikili mekanizma, dokunun gerilme direncinin zamanla artmasını sağlayan stabil bir fibröz skar oluşumuyla sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Onarım fazlarının kronolojik sırasını belirleme.
İnflamasyon, granülasyon dokusu oluşumu ve remodelling (yeniden yapılanma) fazları ayırt edilir.
Soruda hedeflenen 'remodelling' fazı, yaralanmadan 2-3 hafta sonra başlar ve aylarca sürer.
2
ECMECM dengesini yöneten faktörleri analiz etme.
MMPMMP'lerin (yıkım) ve TIMPTIMP'lerin (yıkımı durdurma) dengesi tanımlanır.
Doku direncinin artması için sentezin yıkımdan fazla olması veya yıkımın kontrollü yapılması gerekir.
3
TGFβTGF-\beta'nın spesifik rollerini değerlendirme.
TGFβTGF-\beta'nın fibrozis üzerindeki ikili etkisi (sentezi artırma + yıkımı azaltma) saptanır.
TGFβTGF-\beta, hem fibroblast proliferasyonunu hem de TIMPTIMP ekspresyonunu artırarak skarın olgunlaşmasını sağlar.

Anahtar Kavram

ECM Remodelling ve TGF-beta Etkisi

Daha Fazla Pratik

Keloid ve hipertrofik skar arasındaki farkları, özellikle kollajen organizasyonu ve TGFβTGF-\beta seviyeleri açısından inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 247Soru

45 yaşında erkek hasta, boyun bölgesinde saptanan kitle ve eşlik eden ishal şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın yapılan incelemelerinde plazma kalsitonin düzeyinin belirgin olarak arttığı ve özgeçmişinde hipertansiyon ile sürrenal kitle nedeniyle operasyon öyküsü olduğu saptanıyor. Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisinde; kalsitonin pozitifliği gösteren neoplastik hücreler arasında eozinofilik, amorf materyal birikimi izleniyor. Bu materyalin Kongorot ile boyandığı ve polarize ışıkta elma yeşili çift kırınım (birefringence) verdiği doğrulanıyor. Bu hastadaki stromal amiloid birikimlerinden sorumlu olan prekürsör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prokalsitonin

Cevap

Prokalsitonin
Doğru seçenek olan prokalsitonin, medüller tiroid karsinomunda (MTK) stromal amiloid depozitlerinin (ACal tipi) temel yapı taşıdır. Bu tümörde neoplastik hücreler kalsitonin üretir ve bu proteinin yanlış katlanarak ekstraselüler alanda birikmesi amiloid oluşumuna yol açar. Hastadaki feokromositoma öyküsü ve kalsitonin yüksekliği tanıdaki MTK odağını ve dolayısıyla amiloidin prokalsitonin kökenli olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendirme
Tiroid kitlesi, kalsitonin yüksekliği ve adrenal kitle (feokromositoma) öyküsü hastada MEN 2A veya 2B sendromuna bağlı medüller tiroid karsinomu olduğunu gösterir.
MEN sendromları ve medüller karsinomun karakteristik birlikteliği tanısal anahtardır.
2
Histopatolojik bulguyu yorumlama
Tümör hücreleri arasındaki stromal amiloid birikimi, medüller tiroid karsinomu için patognomonik bir bulgudur.
Kongorot pozitifliği ve elma yeşili refle amiloid varlığını kesinleştirir.
3
Amiloid tipini ve prekürsörü eşleştirme
Medüller tiroid karsinomunda görülen lokalize amiloid 'ACal' olarak adlandırılır ve prekürsör proteini prokalsitonindir.
Lokalize endokrin amiloidler, o organdan salgılanan hormonların veya öncüllerinin yanlış katlanmasıyla oluşur.

Anahtar Kavram

Lokalize Endokrin Amiloidoz
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 248Soru

33 aylık bir erkek bebekte hipokalsemik tetani, trunkus arteriozus ve tekrarlayan fungal enfeksiyonlar saptanmıştır. Bu hastanın lenf nodu biyopsisinde aşağıdaki bölgelerden hangisinin hiposellüler olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parakortikal bölge

Cevap

Parakortikal bölge, lenf nodunda T hücrelerinin yoğunlaştığı alandır ve DiGeorge sendromu gibi T hücresi eksikliklerinde hiposellüler izlenir.
Vakada tanımlanan klinik tablo (hipokalsemi, kardiyak malformasyon, hücresel immün yetmezlik) DiGeorge sendromu ile uyumludur. Bu sendromda 3.3. ve 4.4. faringeal ceplerin gelişememesi sonucu timus oluşamaz. Timus aplazisi nedeniyle periferik lenfoid dokulardaki T hücresine bağımlı bölgeler (lenf nodunda parakortikal bölge, dalakta periarteriyoler lenfoid kılıf - PALS) hiposellüler kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hipokalsemik tetani (paratiroid eksikliği), trunkus arteriozus (kardiyak defekt) ve tekrarlayan fungal enfeksiyonlar (T hücresi defekti) kombinasyonu DiGeorge sendromunu işaret eder.
DiGeorge sendromu 3.3. ve 4.4. faringeal ceplerin gelişimsel kusuru sonucu oluşur.
2
İmmünolojik kusuru belirle
Timus aplazisi/hipoplazisi nedeniyle şiddetli T hücresi eksikliği mevcuttur.
Timus, T hücrelerinin maturasyon merkezidir.
3
Lenf nodu histolojisini hatırla
Lenf nodunda parakortikal bölge T hücresine bağımlı bölge iken, germinal merkezler ve foliküller B hücresine bağımlıdır.
Spesifik immün yetmezliklerde, lenfoid organların o hücre tipine ayrılmış bölgeleri hiposellüler kalır.

Anahtar Kavram

DiGeorge Sendromu ve T-Hücresi Bağımlı Lenfoid Bölgeler
Soru 249Soru

88 yaşında bir erkek çocuk; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve gövdesinde hızla yayılan mor lekeler (peteşi ve purpura) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 65/35 mmHg65/35 \text{ mmHg}, nabız 140/dakika140/\text{dakika} ölçülüyor ve ense sertliği saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde lökositoz, trombositopeni ve uzamış pıhtılaşma zamanları saptanıyor. Hasta müdahalelere rağmen kaybediliyor. Otopsi incelemesinde her iki sürrenal bezin tamamen hemorajik ve nekrotik olduğu izleniyor. Bu klinik tablo (Waterhouse-Friderichsen sendromu) ve altında yatan hemodinamik süreçlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürrenal bezlerde izlenen bu morfolojik değişiklik, tipik olarak santral sinir sistemi abselerinde görülen 'likefaksiyon nekrozu' ile aynı mekanizmaya sahiptir.

Cevap

Sürrenal bezlerdeki morfolojik değişikliğin likefaksiyon nekrozu ile aynı mekanizmaya sahip olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Waterhouse-Friderichsen sendromunda sürrenal bezlerde izlenen tablo, yaygın hemoraji ile karakterize bir koagülasyon nekrozudur. Likefaksiyon nekrozu ise lizozomal enzimlerin dokuyu sindirmesiyle oluşur ve tipik olarak beyin dokusunda veya bakteriyel abselerde görülür. Sürrenal bez gibi solid organlarda iskemik veya hemorajik hasar sonucu likefaksiyon değil, koagülasyon nekrozu izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (ateş, peteşi, şok, adrenal hemoraji) sentezlenmesi.
Hastada Waterhouse-Friderichsen sendromu (WFS) ve septik şok tanısı doğrulanır.
Meningokoksemi zemininde gelişen sürrenal yetmezlik ve DIC, bu sendromun klasik tanımıdır.
2
Hemodinamik ve koagülasyon mekanizmalarının analizi.
Şokun septik kökenli olduğu ve DIC (yaygın damar içi pıhtılaşma) geliştiği belirlenir.
LPS ve sitokinler endotel hasarı yaparak DIC ve vazodilatasyona yol açar.
3
Nekroz tipinin organ spesifik özelliklerine göre değerlendirilmesi.
Sürrenal bezdeki hemorajik nekrozun koagülasyon nekrozu paterni olduğu anlaşılır.
Likefaksiyon nekrozu enzim salınımı ile karakterize olup sadece SSS enfarktları ve süpüratif inflamasyonlarda görülür.

Anahtar Kavram

Waterhouse-Friderichsen Sendromu ve Şok Patogenezi
Soru 250Soru

3030 yaşında bir erkek hasta, derin bir deniz dalışının ardından hızla yüzeye çıktıktan yaklaşık 11 saat sonra başlayan şiddetli diz ve omuz ağrısı, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede kaslarda fokal iskemik alanlar saptanan bu hastada gelişen klinik tabloya (Caisson hastalığı) neden olan temel patofizyolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı dekompresyon sonucu kanda çözünmüş azotun gaz kabarcıkları oluşturması

Cevap

Hızlı dekompresyon sonucu kanda çözünmüş olan azotun gaz haline geçerek hava embolisi (kabarcıklar) oluşturması
Dekompresyon hastalığında (Caisson hastalığı), derin dalış sırasında yüksek atmosferik basınç nedeniyle kanda ve dokularda bol miktarda azot çözünür. Kişi yüzeye çok hızlı çıktığında, basınç düşüşü nedeniyle azot kanda çözünmüş halde kalamaz ve hızla gaz kabarcıkları oluşturur. Bu kabarcıklar eklemlerde (the bends) ve akciğerlerde (chokes) vasküler tıkanıklığa ve doku hasarına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsündeki derin dalış ve hızlı yüzeye çıkış (dekompresyon) verisini analiz et.
Yüksek basınç altında kanda daha fazla azot çözündüğünü, basınç aniden düştüğünde ise bu azotun çözünürlüğünün azaldığını saptanmıştır.
Henry Yasası gereği, gazların sıvıdaki çözünürlüğü basınçla doğru orantılıdır.
2
Klinik semptomlar olan 'eklem ağrısı' (the bends) ve 'nefes darlığını' patolojiyle ilişkilendir.
Hızla gaz haline geçen azotun mikro-damarlarda gaz kabarcıkları (hava embolisi) oluşturduğu ve doku iskemisine yol açtığı anlaşılmıştır.
Gaz kabarcıkları damar lümenini tıkayarak mekanik obstrüksiyon ve lokal inflamatuar yanıta neden olur.

Anahtar Kavram

Hava (Gaz) Embolisi ve Dekompresyon Hastalığı

Daha Fazla Pratik

Gaz embolisinin bir diğer formu olan 'iatrojenik hava embolisi' risklerini (örneğin santral venöz kateterizasyon) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 251Soru

68 yaşında erkek hasta, sağ tarafında ani gelişen güçsüzlük ve konuşma bozukluğu şikayetiyle acil servise getiriliyor. Yapılan nörolojik muayene ve radyolojik görüntülemeler sonucunda sol serebral hemisferde geniş bir iskemik enfarktüs alanı tespit ediliyor. Bu hastada etkilenen beyin dokusunda gelişmesi beklenen nekroz tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likefaksiyon nekrozu

Cevap

Beyin dokusundaki iskemik hasar sonrası gelişen nekroz tipi likefaksiyon nekrozudur.
Likefaksiyon nekrozu, merkezi sinir sistemindeki iskemik hücre ölümleri için karakteristiktir. Beyin dokusu, protein denatürasyonundan ziyade enzimatik sindirime (proteoliz) daha yatkındır, bu da doku bütünlüğünün kaybolup kistik bir sıvı boşluğuna dönüşmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Organın tanımlanması
Hasar gören organ beyindir (Merkezi Sinir Sistemi).
Vakadaki semptomlar ve tanı serebral enfarktüsü işaret etmektedir.
2
Hasar mekanizmasının belirlenmesi
Hipoksiye bağlı iskemik hücre ölümü (enfarktüs) mevcuttur.
Arter tıkanıklığı dokunun oksijensiz kalmasına neden olmuştur.
3
Nekroz tipinin eşleştirilmesi
Likefaksiyon nekrozu
Beyin dokusu, destekleyici stromasının az olması ve yüksek miktarda hidrolitik enzim içermesi nedeniyle iskemik hasara sıvılaşarak (likefaksiyon) yanıt verir.

Anahtar Kavram

Merkezi sinir sistemi (beyin) iskemisinde görülen nekroz tipi likefaksiyon nekrozudur; oysa diğer katı organlardaki iskemi koagülasyon nekrozuna yol açar.

İpuçları

1
Beyin dokusu, iskemi karşısında diğer katı organlardan farklı bir nekroz tipi sergiler.
2
Bu nekroz tipinde doku mimarisi korunmaz, hidrolitik enzimler dokuyu eriterek sıvılaştırır.

Daha Fazla Pratik

Koagülasyon nekrozu ile likefaksiyon nekrozu arasındaki morfolojik farkları ve istisnai organları tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 252Soru

Akut inflamasyon yanıtı sırasında lökositlerin vasküler yataktan dokuya göçü belirli bir kronolojik sıra izler. Hasarı takip eden ilk 6246-24 saatlik süreçte nötrofillerin dokuda baskın hücre tipi olarak gözlenmesinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nötrofillerin kanda monositlerden daha bol bulunması ve endoteldeki adezyon moleküllerine daha hızlı bağlanması

Cevap

Nötrofillerin kanda daha bol bulunması ve endoteldeki adezyon moleküllerine (selektinler ve integrinler) monositlerden daha hızlı bağlanıp dokuya göç etmesi, erken evredeki nötrofil hakimiyetinin temel nedenidir.
Nötrofillerin kanda monositlerden çok daha yüksek konsantrasyonda bulunması ve vasküler endoteldeki adezyon moleküllerine daha hızlı bağlanma yeteneği, hasar sonrası ilk saatlerde dokuya hakim olmalarını sağlar. Bu bir kinetik avantajdır.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonun hücresel evrelerini kronolojik olarak değerlendirin.
İlk 6246-24 saatte nötrofillerin, 244824-48 saatten itibaren ise monositlerin baskın olduğu görülür.
Hücrelerin kanda bulunma oranları ve adezyon hızı bu sıralamayı belirler.
2
Hücrelerin yaşam sürelerini ve dokudaki akıbetlerini karşılaştırın.
Nötrofiller kısa ömürlüdür ve hızlıca apoptoza giderken, monositler makrofaja dönüşerek uzun süre kalır.
Bu durum inflamasyonun akut fazdan kronik faza veya iyileşmeye geçişini açıklar.

Anahtar Kavram

Lökosit Ekstravazasyonu ve Kinetiği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 253Soru

Hücre biyolojisi laboratuvarında yapılan bir deneyde, büyüme faktörlerinden yoksun bırakılan hücrelerde kaspaz aktivasyonu üzerinden programlı hücre ölümü (apoptoz) gözleniyor. Bu süreçte mitokondriden sitoplazmaya sızan sitokrom c'nin, belirli bir adaptör protein ile birleşerek tekerlek benzeri bir yapı olan "apoptozom" kompleksini oluşturduğu ve bu kompleksin kaspaz-9'u aktif hale getirdiği belirleniyor. Bahsedilen bu süreçte sitokrom c ile etkileşime girerek apoptozomun iskeletini oluşturan adaptör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: APAF-1

Cevap

İçsel (mitokondriyal) apoptoz yolunda sitokrom c ile birleşerek apoptozomu oluşturan adaptör protein APAF-1'dir.
APAF-1 (Apoptotik Proteaz Aktive Edici Faktör-1), sitozolde sitokrom c ve dATP ile birleşerek tekerlek benzeri bir heptamerik yapı olan apoptozomu oluşturur. Bu yapı, kaspaz-9'un katalitik aktivitesini başlatmak için gerekli olan platformu sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre içi stres veya büyüme faktörü çekilmesi durumunda mitokondriyal membranın geçirgenleştiğini belirle.
Sitokrom c sitozole salınır.
Bax ve Bak gibi proteinler mitokondri dış membranında kanallar oluşturur.
2
Sitozole geçen sitokrom c'nin hangi molekülle etkileşime girdiğini saptanması.
Sitokrom c, APAF-1 (Apoptotic Protease-Activating Factor 1) proteinine bağlanır.
APAF-1, apoptozomun oluşumu için gerekli olan özgün adaptör moleküldür.
3
Oluşan kompleksin (apoptozom) işlevini analiz et.
Apoptozom, kaspaz-9'u bağlar ve aktive eder.
Kaspaz-9, içsel yolun başlatıcı kaspazıdır ve yürütücü kaspazları aktif hale getirir.

Anahtar Kavram

İçsel (Mitokondriyal) Apoptoz Yolağı ve Apoptozom Oluşumu
Soru 254Soru

5454 yaşında kadın hasta, ileri evre meme karsinomu ve yaygın kemik metastazları nedeniyle takip edilmektedir. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 13.213.2 mg/dL (Normal: 8.510.58.5-10.5 mg/dL) olarak saptanmıştır. Hastanın mide mukozası, böbrek tübülleri ve akciğer alveol septalarından alınan biyopsi örneklerinde, normal doku mimarisi içinde bazofilik amorf mineral çökmeleri izlenmiştir.

Buna göre, bu hastada izlenen patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metastatik kalsifikasyon

Cevap

Metastatik kalsifikasyon
Metastatik kalsifikasyon, hiperkalsemiye yol açan durumlar (hiperparatiroidizm, kemik metastazları, D vitamini intoksikasyonu gibi) varlığında, normal dokularda kalsiyum tuzlarının birikmesi sürecidir. Özellikle asit atılımının olduğu ve doku pH'ının alkaliye kaydığı mide (asit salgısı), akciğer (CO2 atılımı) ve böbrekler (asit atılımı) en sık tutulan bölgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hastada hiperkalsemi (13.213.2 mg/dL) ve kemik yıkımına yol açan metastazlar mevcuttur.
Patolojik kalsifikasyonun tipini belirlemek için öncelikle serum kalsiyum düzeyine bakılmalıdır.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Mide, böbrek ve akciğer gibi normal dokularda bazofilik mineral birikimleri saptanmıştır.
Birikimin hasarlı dokuda mı yoksa sağlam dokuda mı olduğu kalsifikasyon tipini ayırt eder.
3
Tanının konulması
Hiperkalsemi + Sağlam doku birikimi = Metastatik kalsifikasyon.
Metastatik kalsifikasyon, hiperkalsemiye ikincil olarak vücudun çeşitli yerlerindeki normal dokularda gelişir.

Anahtar Kavram

Metastatik kalsifikasyon, hiperkalsemi durumunda normal (hasarsız) dokularda kalsiyum tuzlarının çökmesidir; distrofik kalsifikasyonda ise serum kalsiyumu normaldir ve birikim hasarlı dokudadır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 255Soru

Doku onarımı üzerine yapılan deneysel bir çalışmada, deri insizyonu oluşturulan farelere iyileşme sürecinin başlangıcında 'Molekül X'i inhibe eden monoklonal antikorlar uygulanmıştır. İyileşmenin 7. gününde alınan biyopsi örneklerinde, kontrol grubuna kıyasla fibroblast proliferasyonunun ve kollajen birikiminin belirgin şekilde azaldığı, ancak dokudaki akut inflamatuar yanıtın baskılanamadığı ve yoğun nötrofil infiltrasyonunun devam ettiği saptanmıştır. Bulgulara göre, antikorla inhibe edilen bu molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme Edici Büyüme Faktörü-beta (TGF-β)

Cevap

Transforme Edici Büyüme Faktörü-beta (TGF-β)
Doğru cevap Transforme Edici Büyüme Faktörü-beta (TGF-β)'dır. TGF-β, yara iyileşmesinde en kritik 'çift yönlü' moleküldür. Bir yandan fibroblast göçünü, proliferasyonunu ve ECM (kollajen, fibronektin) sentezini güçlü bir şekilde uyararak doku onarımını ve skar oluşumunu sağlar. Diğer yandan, güçlü bir anti-inflamatuar etkiye sahiptir; lenfosit proliferasyonunu ve lökosit aktivitesini baskılayarak akut inflamasyon cevabını sonlandırır. Bu molekül inhibe edildiğinde, fibroblast aktivitesi düştüğü için kollajen azalır, ancak anti-inflamatuar fren mekanizması ortadan kalktığı için akut inflamasyon (nötrofil varlığı) patolojik olarak uzar.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki iki temel bulguyu analiz et
1) Kollajen üretiminde azalma (fibrojenik etki kaybı). 2) Akut inflamasyonun devam etmesi/baskılanamaması (anti-inflamatuar etki kaybı).
Molekülün hem fibrozisi uyaran hem de inflamasyonu sonlandıran bir ajan olması gerekmektedir.
2
Seçeneklerdeki büyüme faktörlerinin etkilerini değerlendir
TGF-β, fibroblastları uyararak kollajen sentezini artırır (fibrojenik) VE aynı zamanda lökosit fonksiyonlarını baskılayarak inflamasyonu sınırlar (anti-inflamatuar).
Diğer faktörler (VEGF, PDGF) iyileşmeyi uyarır ancak inflamasyonu sonlandırıcı (anti-inflamatuar) etkileri TGF-β kadar karakteristik ve güçlü değildir.
3
Zıt etkiyi ekarte et
TNF-α pro-inflamatuardır; inhibe edilseydi inflamasyon azalırdı, artmazdı.
Soruda inflamasyonun 'baskılanamadığı' (artarak devam ettiği) belirtilmiştir.

Anahtar Kavram

TGF-β'nın Pleiotropik Etkisi: Fibrojenik + Anti-inflamatuar
Soru 256Soru

5252 yaşında erkek hastada, travma sonrası oluşan derin bir deri kesisinin iyileşme süreci izlenmektedir. Yaralanmadan sonraki 1014.10-14. günlerde, yara yerindeki granülasyon dokusunun yerini skar (nedbe) dokusuna bırakması sürecinde; matriks metalloproteinazların (MMPMMP) aktivitesini baskılayan ve kollajen sentezini artırarak ekstrasellüler matriks birikimini sağlayan temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü beta (TGFβTGF-\beta)

Cevap

Transforme edici büyüme faktörü beta (TGFβTGF-\beta)
Transforme edici büyüme faktörü beta (TGFβTGF-\beta), doku onarımının 'remodeling' evresinde fibroblastları uyararak kollajen ve fibronektin sentezini artırır. Aynı zamanda doku inhibitör metalloproteinazlarını (TIMPTIMP) aktive ederek MMP'leri inhibe eder ve böylece ekstrasellüler matriks yıkımını azaltarak skar dokusunun kalıcılığını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşme evresini belirle
Yaralanmanın 1014.10-14. günleri granülasyon dokusunun skar dokusuna dönüştüğü (remodeling) evredir.
Skar dokusu oluşumu için kollajen sentezinin artması ve yıkımın azalması gerekir.
2
Hücre dışı matrisi düzenleyen faktörü tanımla
Matriks metalloproteinazların (MMPMMP) inhibisyonu ve kollajen birikimi TGF-beta tarafından kontrol edilir.
TGF-beta, doku onarımının ve fibrozisin en güçlü pro-fibrotik uyaranıdır.

Anahtar Kavram

Skar dokusu oluşumunda TGF-beta'nın ikili etkisi: kollajen sentezini artırma ve MMP inhibisyonu yoluyla yıkımı azaltma.

Daha Fazla Pratik

MMP'lerin kofaktörü olan Çinko (ZnZn) eksikliğinin yara iyileşmesi üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 257Soru

Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle 1212 yıldır hemodiyaliz programında olan 5656 yaşında bir kadın hastada, her iki el bileğinde ağrı, uyuşma ve omuz eklemlerinde hareket kısıtlılığı gelişmiştir. Yapılan sinoviyal biyopside Kongo kırmızısı ile boyanan ve polarize ışıkta elma yeşili çift kırınım veren amorf madde birikimi saptanmıştır. Bu klinik tabloya neden olan amiloid tipi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biriken proteinin öncülü olan molekül, MHC sınıf I yapısında yer alır.

Cevap

Biriken proteinin öncülü olan molekül, MHC sınıf I yapısında yer alır.
Hemodiyaliz ilişkili amiloidozda biriken amiloid fibrilleri, normal serumda bulunan β2\beta_2-mikroglobülin proteininden köken alır. Bu protein, moleküler olarak tüm çekirdekli hücrelerin yüzeyinde bulunan MHC sınıf I antijenlerinin invaryant hafif zinciridir. Böbrek yetmezliğinde ve uzun süreli diyalizde bu protein standart diyaliz membranlarından süzülemediği için dokularda (özellikle karpal ligamentler ve eklem sinovyasında) birikerek patolojiye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Uzun süreli (>10>10 yıl) hemodiyaliz öyküsü olan bir hastada karpal tünel sendromu ve omuz periartriti saptanması.
Bu tablo hemodiyaliz ilişkili amiloidoz için tipiktir.
2
Biyopsi bulgularının yorumlanması
Kongo kırmızısı (+) ve elma yeşili çift kırınım (+).
Bu bulgular dokuda amiloid birikimini kesinleştirir.
3
Amiloid tipinin ve öncül proteinin belirlenmesi
Diyaliz hastalarında biriken protein β2\beta_2-mikroglobülindir (Aβ2MA\beta_2M).
β2\beta_2-mikroglobülin standart diyaliz membranlarından geçemediği için serumda birikir.
4
Proteinin moleküler yapısının eşleştirilmesi
β2\beta_2-mikroglobülin, MHC sınıf I molekülünün değişmez (invariant) hafif zinciridir.
Seçeneklerdeki doğru moleküler tanımı bulmak için bu biyokimyasal bilgi gereklidir.

Anahtar Kavram

Hemodiyaliz ilişkili amiloidoz (Aβ2MA\beta_2M)

Alternatif Yöntem

Eğer öncül proteinin MHC I bileşeni olduğu hatırlanamazsa, diğer amiloid tiplerinin (AL, AA, ATTR) klinik bağlamları (plazma hücre diskrazisi, kronik inflamasyon, yaşlılık/mutasyon) elenerek doğru cevaba ulaşılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 258Soru

3535 yaşında erkek hasta, bacaklarda uyuşma, ilerleyici kas güçsüzlüğü ve ortostatik hipotansiyon şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın aile öyküsünde benzer nörolojik şikayetleri olan ve erken yaşta kardiyak sorunlar nedeniyle kaybedilen bireylerin olduğu öğreniliyor. Yapılan sural sinir biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; interstisyel alanda eozinofilik, amorf materyal birikimi saptanıyor. Bu birikim Kongo kırmızısı boyası ile boyanıp polarize ışıkta incelendiğinde elma yeşili refle veriyor. Bu hastada saptanan herediter sistemik amiloidoz tablosunda, birikime neden olan mutasyona uğramış prekürsör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transtiretin

Cevap

Transtiretin (ATTR), herediter sistemik amiloidozlarda (Ailesel Amiloidotik Polinöropati gibi) biriken temel prekürsör proteindir.
Vakada tanımlanan genç yaşta başlayan ilerleyici polinöropati, otonomik bulgular ve aile öyküsü kombinasyonu, 'Ailesel Amiloidotik Polinöropati' (FAP) için tipiktir. Bu hastalıkta karaciğerde sentezlenen transtiretin (TTR) proteini genetik mutasyon nedeniyle yanlış katlanır ve periferik sinirler ile kalpte amiloid (ATTR) olarak birikir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Genç yaş, polinöropati (uyuşma, güçsüzlük), otonomik disfonksiyon (hipotansiyon) ve pozitif aile öyküsü herediter bir süreci işaret eder.
Amiloidozun tipini belirlemek için klinik sunum (sistemik vs. lokalize, herediter vs. edinsel) kritiktir.
2
Patolojik bulguyu tanımla.
Kongo kırmızısı ile elma yeşili refle veren amorf birikim, amiloidoz tanısı koydurur.
Tüm amiloid tipleri aynı boyanma özelliğini ve β\beta-kırmalı tabaka yapısını paylaşır.
3
Herediter formlar ile prekürsör proteinleri eşleştir.
Ailesel amiloidotik polinöropatilerde en sık görülen neden mutant Transtiretin (ATTR) birikimidir.
Transtiretin normalde tiroksin ve retinol taşıyan bir proteindir, ancak mutasyon durumunda yanlış katlanarak amiloid oluşturur.

Anahtar Kavram

Herediter sistemik amiloidozların en yaygın formu, mutant transtiretin (ATTR) birikimi sonucu oluşan ailesel amiloidotik polinöropatilerdir.

Daha Fazla Pratik

Yaşlı hastalarda mutasyon olmaksızın (wild-type) gelişen ve sadece kalbi tutan 'Senil Sistemik Amiloidoz' tablosunda da transtiretinin biriktiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 259Soru

28 yaşında erkek hasta, halsizlik ve göz aklarında sararma şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum aminotransferaz düzeyleri belirgin yüksek saptanıyor. Karaciğer biyopsisinde, hepatositler arasında büzülmüş, sitoplazması ileri derecede eozinofilik boyanan, nükleusu parçalanmış ve etrafında belirgin bir inflamatuar hücre infiltrasyonu izlenmeyen yuvarlak yapılar (Councilman cisimcikleri) saptanıyor. Bu morfolojik değişikliğin temelinde yatan hücre ölümü mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaspaz aktivasyonu ile karakterize apoptoz

Cevap

Councilman cisimcikleri, apoptozun morfolojik bir yansımasıdır ve bu süreç kaspaz aktivasyonu ile kontrol edilir.
Vakada tarif edilen büzülmüş, yoğun eozinofilik sitoplazmalı ve inflamasyonun eşlik etmediği hücreler (Councilman cisimcikleri), apoptozun karaciğerdeki klasik örneğidir. Apoptoz süreci, hem intrinsik hem de ekstrinsik yolakların ortak noktası olan kaspaz enzimlerinin aktivasyonu ile yürütülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguları analiz et.
Hepatit tablosuyla uyumlu bir hastada, karaciğerde tekil, büzülmüş, eozinofilik ve inflamasyonsuz yapılar izlenmektedir.
Hücrenin morfolojik özelliklerini belirlemek, nekroz ve apoptoz ayrımı için kritiktir.
2
Tanımlanan yapıyı isimlendir.
Bu yapılar 'Councilman cisimcikleri' veya 'asidofilik cisimcikler' olarak bilinir.
Spesifik patolojik terimler genellikle doğrudan bir mekanizmaya işaret eder.
3
Mekanizmayı belirle.
Councilman cisimcikleri apoptotik cisimciklerdir ve apoptozun temel yürütücüleri kaspazlardır.
Hücrenin büzülmesi ve inflamasyonun olmaması apoptozun tipik özellikleridir.

Anahtar Kavram

Councilman cisimcikleri apoptozun bir formudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 260Soru

2222 günlük bir erkek bebek, göbek bağının henüz düşmemesi ve göbek çevresinde kızarıklık şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenede omfalit (göbek iltihabı) ile uyumlu klinik görünüm olmasına rağmen, enfeksiyon odağında püy (irin) oluşumu izlenmemektedir. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 52.000/mm352.000/mm^3 (nötrofil hakimiyeti) olarak saptanmıştır. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntegrin ailesinden β2\beta_2 zinciri (CD18) eksikliği nedeniyle lökositlerin endotel yüzeyine sıkı yapışamaması

Cevap

İntegrin ailesinden β2\beta_2 zinciri (CD18) eksikliği nedeniyle lökositlerin endotel yüzeyine sıkı yapışamaması
Vakada tanımlanan geç düşen göbek kordonu (>2>2 hafta), enfeksiyon bölgesinde püy (irin) oluşumunun izlenmemesi (iltihapsız yara) ve belirgin lökositoz (>40.000/mm3>40.000/mm^3) üçlüsü, Lökosit Adezyon Eksikliği Tip 1 (LAD-1) için karakteristiktir. Bu hastalıkta integrin ailesinden olan CD18 (β2\beta_2 zinciri) sentezlenemez. İntegrinler, lökositlerin endotel yüzeyine sıkıca yapışmasını ve diyapedez (damar dışına çıkış) yapmasını sağlar. Bu proteinin eksikliğinde nötrofiller damar lümeninde hapsolur, bu da periferik kanda aşırı birikime ve dokularda inflamatuar yanıtın eksikliğine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (geç düşen göbek kordonu, irinsiz enfeksiyon, aşırı nötrofili) analiz edilmesi.
Vakanın Lökosit Adezyon Eksikliği (LAD) Tip 1 olduğu saptanır.
Bu triad LAD-1 için patognomonik bir klinik tablodur.
2
LAD-1'in moleküler patogenezinin sorgulanması.
CD18 (integrin β2\beta_2 zinciri) eksikliği tanımlanır.
Lökositlerin endoteldeki ICAM-1'e sıkı yapışabilmesi için fonksiyonel integrinlere ihtiyacı vardır.
3
Klinik-patolojik korelasyon kurulması.
Nötrofiller damardan dokuya çıkamadığı için kanda birikir (lökositoz) ve enfeksiyon bölgesinde püy oluşamaz.
İltihabın temel bileşeni olan nötrofiller damar dışına göç edememektedir.

Anahtar Kavram

Lökosit Adezyon Eksikliği Tip 1 (LAD-1) ve CD18 Eksikliği

Alternatif Yöntem

Tanı, akım sitometrisi (flow cytometry) ile lökosit yüzeyinde CD11/CD18 (LFA-1/Mac-1) ekspresyonunun gösterilememesi ile kesinleştirilir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 13 / 17Sonraki
Genel Patoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin