Genel Patoloji

328 soru

Soru 301Soru

Amiloidoz, proteinlerin yanlış katlanması ve dokularda çözünmeyen fibriller şeklinde birikmesi ile karakterize bir patolojidir. Sekonder (reaktif) sistemik amiloidozda (AA tipi) biriken fibrillerin öncül molekülü olan serum amiloid-asosiye (SAA) proteini ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnflamatuar sitokinlerin (özellikle IL1IL-1 ve IL6IL-6) uyarısı ile karaciğerde sentezlenen bir akut faz reaktanıdır.

Cevap

İnflamatuar sitokinlerin uyarısı ile karaciğerde sentezlenen bir akut faz reaktanı olan seçenek doğrudur.
AA (sekonder) amiloidoz, kronik inflamatuar süreçlerde ortaya çıkan IL1IL-1 ve IL6IL-6 gibi sitokinlerin karaciğeri uyarması sonucu üretilen SAA (Serum Amyloid Associated) proteininden köken alır. Bu protein bir akut faz reaktanıdır ve proteoliz sonrası dokularda AA fibrilleri olarak birikir.

Adım Adım Çözüm

1
Amiloidoz tipini ve klinik ilişkiyi belirle.
Soru AA tipi (sekonder) amiloidozu ve SAA proteinini sormaktadır.
AA amiloidoz, kronik inflamatuar hastalıklar (Romatoid artrit, FMF, Bronşektazi vb.) seyrinde görülür.
2
SAA proteininin biyokimyasal kökenini hatırla.
SAA (Serum Amyloid Associated), karaciğerde üretilen bir proteindir.
SAA sentezi, inflamasyon sırasında makrofajlardan salınan interlökin-1 (IL1IL-1) ve interlökin-6 (IL6IL-6) gibi sitokinler tarafından uyarılır.
3
SAA'nın amiloid fibriline dönüşümünü analiz et.
SAA proteini, sınırlı proteoliz yoluyla AA amiloid fibrillerine dönüşür.
SAA bir akut faz reaktanıdır ve plazma düzeyleri inflamasyon sırasında 10001000 katına kadar çıkabilir.

Anahtar Kavram

SAA (Serum Amyloid Associated) proteini, AA tipi amiloidozun öncülüdür ve karaciğer kökenli bir akut faz reaktanıdır.
Soru 302Soru

12 yaşında bir erkek çocuk; belirgin zeka geriliği, uzun yüz yapısı, öne çıkık çene ve büyük kulak kepçeleri nedeniyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral makroorşidizm saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *FMR1* geninde CGGCGG üçlü tekrar artışı

Cevap

*FMR1* geninde CGGCGG üçlü tekrar artışı
Zeka geriliği, uzun yüz, büyük kulaklar ve özellikle makroorşidizm bulguları Frajil X sendromu tanısını koydurur. Bu hastalığın moleküler temeli *FMR1* geninde meydana gelen CGGCGG üçlü tekrar artışıdır. Tekrar sayısı 200200 eşiğini geçtiğinde (tam mutasyon), gen metillenir ve transkripsiyonu durur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularının (zeka geriliği, makroorşidizm ve dismorfik yüz hatları) değerlendirilmesi.
Bulgular, erkek çocuklarda kalıtsal zeka geriliğinin en yaygın nedeni olan Frajil X sendromu ile tam uyumludur.
Zeka geriliği ile birlikte görülen makroorşidizm (büyük testisler), bu sendrom için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.
2
Frajil X sendromunun moleküler temelinin tanımlanması.
X kromozomu (Xq27.3Xq27.3) üzerindeki *FMR1* geninin 55' translasyona uğramayan bölgesinde CGGCGG trinükleotid tekrarlarının 200200'ün üzerine çıkması (tam mutasyon).
Tekrar artışı genin hipermetilasyonuna ve susturulmasına yol açarak FMRP proteininin sentezlenememesine neden olur.

Anahtar Kavram

Frajil X Sendromu ve Trinükleotid Tekrar Artış Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

3232 yaşında bir erkek hastanın batın bölgesindeki cerrahi yarasının iyileşme süreci takip edilmektedir. Yaralanmadan sonraki 4.4. günde yapılan histopatolojik incelemede, yara yatağında bol miktarda yeni oluşmuş kapiller damarlar ve fibroblast artışı (granülasyon dokusu) izlenmektedir. Bu hastada gözlenen yeni damar oluşumu (anjiyogenez) sürecini endotel hücreleri üzerinden en güçlü şekilde tetikleyen büyüme faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF)

Cevap

Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), anjiyogenez sürecinde endotel hücre proliferasyonu ve migrasyonunu tetikleyen en kritik büyüme faktörüdür.
Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), doku onarımı ve granülasyon dokusu oluşumu sırasında endotel hücrelerinin mitozunu ve göçünü (kemotaksis) uyararak yeni damar tomurcuklanmasını başlatan en önemli büyüme faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki histopatolojik bulguyu tanımlayın.
Yaralanmadan sonraki 4.4. günde görülen damar ve fibroblast artışı 'granülasyon dokusu' oluşumunu gösterir.
Doku onarımının proliferatif fazında granülasyon dokusu gelişimi standart bir basamaktır.
2
Tanımlanan süreçteki temel biyokimyasal ihtiyacı belirleyin.
Yeni dokunun beslenmesi için anjiyogenez (yeni damar oluşumu) gereklidir.
Mevcut damarlardan tomurcuklanma yoluyla yeni kapillerlerin gelişmesi anjiyogenez olarak adlandırılır.
3
Anjiyogenezi tetikleyen ana büyüme faktörünü seçin.
VEGF (Vascular Endothelial Growth Factor).
VEGF, endotel hücreleri üzerindeki reseptörlerine bağlanarak onların çoğalmasını ve göçünü en güçlü şekilde uyaran faktördür.

Anahtar Kavram

Doku onarımı sürecinde anjiyogenezin (granülasyon dokusu bileşeni) birincil mediyatörü VEGF'dir.
Tahmini Süre:45s
Soru 304Soru

4242 yaşında kadın hasta, soğuk havada parmaklarında morarma ve ağrı, yutma güçlüğü ve ellerinde deri gerginliği şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede parmak uçlarında iyileşmiş küçük ülser skarları ve yüzde mimik hareketlerinde azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde antiScl70anti-Scl-70 (anti-topoizomeraz II) antikorları pozitif bulunan hastada, mevcut doku fibrozisinden sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD4+CD4+ T hücre aktivasyonu sonucu sitokin salınımı ve fibroblast uyarımı

Cevap

Doku fibrozisinden sorumlu temel mekanizma, CD4+CD4+ T hücrelerinin aktivasyonu sonucunda salınan sitokinlerin fibroblastları uyarmasıdır.
Sistemik sklerozun (skleroderma) patogenezi vasküler hasar, hümoral ve hücresel immünite bozuklukları ile karakterizedir. Doku fibrozisinden sorumlu olan temel mekanizma, antijene duyarlı CD4+CD4+ T hücrelerinin dokularda birikerek TGFβTGF-\beta, IL4IL-4 ve IL13IL-13 gibi sitokinler salgılamasıdır. Bu sitokinler fibroblastları uyararak tip II ve IIIIII kollajen sentezini ve hücre dışı matris üretimini kontrolsüz şekilde artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Raynaud fenomeni, yutma güçlüğü (disfaji), deri sertliği (sklerodaktili) ve antiScl70anti-Scl-70 pozitifliği bizi 'Sistemik Skleroz' (Skleroderma) tanısına götürür.
Bu bulgular hastalığın klasik klinik ve serolojik prezentasyonudur.
2
Sistemik sklerozun patogenezindeki temel aşamaları hatırla.
Hastalıkta vasküler hasar, immün sistem aktivasyonu (hümoral ve hücresel) ve sonuç olarak kontrolsüz fibrozis izlenir.
Fibrozis, hastalığın en belirgin ve hasar verici son aşamasıdır.
3
Fibrozisi tetikleyen immün aracıyı belirle.
Antijene duyarlı CD4+CD4+ T hücreleri (Th 22 yanıtı) dokuda birikir; salgıladıkları TGFβTGF-\beta, IL4IL-4 ve IL13IL-13 gibi sitokinler fibroblastları aktive ederek aşırı kollajen sentezini başlatır.
Hücresel immün yanıtın sitokin aracılı etkisi, doku fibrozisinin primer motorudur.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozda fibrozis, sitokinler (özellikle TGFβTGF-\beta) aracılığıyla fibroblastların aşırı aktivasyonu sonucu oluşur.
Soru 305Soru

Hücre ölümü yolaklarının moleküler kontrolü üzerine yapılan bir çalışmada; TNFTNF reseptör-1 (TNFR1TNFR1) uyarımı sonrası kaspaz-8 enziminin viral proteinler veya farmakolojik ajanlarla inhibe edildiği hücrelerde, RIPK1RIPK1 ve RIPK3RIPK3 proteinlerinin 'nekrozom' adı verilen bir kompleks oluşturarak hücre ölümünü başlattığı gözlenmiştir. Bu hücre ölümü mekanizması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaspaz aktivasyonuna gereksinim duymaz ve plazma membranı hasarı nedeniyle inflamatuar yanıtı tetikler.

Cevap

Nekroptozis kaspaz aktivasyonuna gereksinim duymaz ve plazma membranı hasarı nedeniyle inflamatuar yanıtı tetikler.
Soruda tanımlanan mekanizma nekroptozistir. Nekroptozis, TNFRTNFR sinyali ile tetiklenebilen ancak kaspaz-8'in çalışmadığı durumlarda RIPK1RIPK1 ve RIPK3RIPK3 proteinlerinin fosforilasyonu ile ilerleyen bir süreçtir. Bu süreç kaspaz enzimlerinden bağımsızdır ve sonunda plazma membranı parçalandığı için hücre içi içerik dışarı sızarak inflamasyona neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Uyaran ve koşulları analiz et.
TNFR1TNFR1 uyarımı var ancak kaspaz-8 inhibe edilmiş.
Bu durum hücreyi apoptozdan nekroptozis yoluna saptırır.
2
Aracı proteinleri tanımla.
RIPK1RIPK1, RIPK3RIPK3 ve nekrozom kompleksi devrededir.
Nekroptozisin temel moleküler imzasını bu proteinler oluşturur.
3
Ölümün karakterini belirle.
Kaspaz-bağımsız programlı hücre ölümü (Nekroptozis).
Morfolojik olarak nekroza benzer (membran kaybı, inflamasyon) ancak genetik kontrollüdür.

Anahtar Kavram

Nekroptozis: Kaspaz-bağımsız, RIPK1/RIPK3 aracılı programlı nekroz.

Daha Fazla Pratik

Nekroptozisin fizyolojik örneklerini (kemik epifiz plağı oluşumu) ve patolojik örneklerini (iskemi-reperfüzyon, pankreatit) inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 306Soru

Hücre zedelenmesi sürecinde geri dönüşsüz (irreversible) hasarın gelişiminde intrasellüler serbest kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) iyonlarının sitozolde birikmesi kritik bir aşamadır. Sitozolik kalsiyum artışıyla aktive olan ve doğrudan plazma membranındaki fosfolipidlerin yıkımına yol açarak membran bütünlüğünü bozan enzim grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosfolipazlar

Cevap

Sitozolik kalsiyum artışı ile aktive olan fosfolipazlar, membran fosfolipidlerini yıkarak geri dönüşsüz hücre hasarının en önemli bulgusu olan membran bütünlüğünün kaybına yol açar.
Hücre zedelenmesinde kalsiyum homeostazının bozulması geri dönüşsüz hasara (irreversible injury) geçişte anahtar rol oynar. Sitozolde biriken kalsiyum; ATPaz (enerji kaybı), Proteaz (iskelet yıkımı), Endonükleaz (nükleer hasar) ve Fosfolipazları aktive eder. Bunlar arasında fosfolipazlar, doğrudan hücre zarını oluşturan fosfolipid tabakasını parçalayarak membran bütünlüğünün bozulmasına neden olur. Membran hasarı, nekrozun ve geri dönüşsüzlüğün en spesifik işaretidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zedelenme sonucu kalsiyum dengesinin bozulmasını analiz et.
İskemi gibi durumlarda ATP azalır, mitokondri ve endoplazmik retikulumdaki kalsiyum depoları sitozole boşalır ve dışarıdan kalsiyum girişi artar.
Normalde sitozolik kalsiyum konsantrasyonu hücre dışına göre 10.00010.000 kat daha düşüktür; bu dengenin bozulması hasarı ilerletir.
2
Sitozolik kalsiyum artışının aktive ettiği enzim gruplarını belirle.
Yüksek kalsiyum; ATPazları, fosfolipazları, proteazları ve endonükleazları aktive eder.
Kalsiyum birçok katabolik enzim için kofaktör görevi görür.
3
Membran hasarından sorumlu spesifik enzimi seç.
Fosfolipazlar aktifleşerek plazma ve organel membranlarındaki fosfolipidleri yıkar.
Membran bütünlüğünün kaybı, hücrenin içeriğinin sızmasına ve geri dönüşsüz hasar (nekroz) evresine geçişine neden olur.

Anahtar Kavram

İrreversible hücre hasarının temel mekanizması membran bütünlüğünün kaybıdır ve bu süreçte kalsiyumla aktive olan fosfolipazlar başroldedir.

Alternatif Yöntem

Süreci 'Kalsiyumun dört atlısı' olarak kodlayabilirsiniz: ATPaz (enerji), Fosfolipaz (membran), Proteaz (iskelet) ve Endonükleaz (DNA).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 307Soru

Akut inflamasyon yanıtı sırasında mediyatörler hem vasküler hem de hücresel olayları koordine ederler. Bir bakteriyel enfeksiyon odağında hem mast hücrelerinden histamin salınımını tetikleyerek vasküler geçirgenliği artıran hem de nötrofiller için güçlü bir kemotaktik faktör olarak görev yapan kompleman bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: C5aC5a

Cevap

Doğru yanıt, hem anafilatoksik hem de kemotaktik özelliklere sahip olan C5aC5a bileşenidir.
Söz konusu bileşen, kompleman sisteminin en aktif inflamatuar ürünü olan C5aC5a'dır. Bu molekül, mast hücrelerinden histamin salınımını uyararak damar geçirgenliğini artırırken (anafilatoksik etki), aynı zamanda lipoksijenaz yolunu aktive ederek lökositlerin kemotaksisini, adezyonunu ve aktivasyonunu sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kompleman sisteminin inflamatuar etkilerini tanımla.
C3aC3a ve C5aC5a (ve daha az oranda C4aC4a) anafilatoksin olarak adlandırılır.
Bu moleküller mast hücrelerinden histamin salınımını tetikleyerek vazodilatasyon ve vasküler permeabilite artışına neden olurlar.
2
Kemotaktik faktörleri ayırt et.
C5aC5a, lökositler (özellikle nötrofiller) için en güçlü kemotaktik faktörlerden biridir.
Hücresel göçü (kemotaksis) uyarmak için spesifik reseptörler aracılığıyla sinyal gönderir; bu özellik C3aC3a ve C4aC4a'da bulunmaz.
3
Soru kökündeki ikili şartı kontrol et.
Hem vasküler (anafilatoksin) hem hücresel (kemotaksis) etki gösteren tek bileşen C5aC5a'dır.
Robbins Patoloji kriterlerine göre C5aC5a inflamasyonun her iki ana fazında da kritik rol oynar.

Anahtar Kavram

Kompleman Sisteminin İnflamatuar Mediyatörleri
Tahmini Süre:50s
Soru 308Soru

Eklemde ani gelişen şiddetli ağrı ve şişlik şikayetiyle başvuran 5252 yaşındaki erkek hastanın eklem sıvısı aspirasyonunda, nötrofiller tarafından fagosite edilmiş iğne benzeri monosodyum ürat kristalleri saptanmıştır. Bu kristallerin lökosit sitozolünde bulunan NLRP3NLRP3 reseptörünü uyararak inflamozom kompleksini aktive ettiği bilinmektedir.

Bu süreçte, aktive olan reseptör ile pro-kaspaz-11 arasında köprü kurarak kompleksin birleşmesini sağlayan adaptör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ASC (ApoptosisassociatedspecklikeproteinApoptosis-associated\,speck-like\,protein)

Cevap

İnflamozom kompleksinde sensör ile efektör arasında köprü kuran adaptör protein ASC'dir (ApoptosisassociatedspecklikeproteinApoptosis-associated\,speck-like\,protein).
Gut artritinde ürat kristalleri, lökositlerin sitozolündeki NLRP3NLRP3 reseptörünü (sensör) aktive eder. Bu aktivasyon sonucunda, ASC (ApoptosisassociatedspecklikeproteinApoptosis-associated\,speck-like\,protein) adı verilen adaptör protein, NLRP3NLRP3 ile inaktif pro-kaspaz-11 (efektör) arasında bir köprü oluşturarak inflamozom kompleksinin toplanmasını sağlar. Kompleks aktive olduğunda pro-kaspaz-11 aktif kaspaz-11'e dönüşür ve pro-IL1βIL-1\beta'yı aktif formu olan IL1βIL-1\beta'ya proteolitik olarak parçalar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve tetikleyiciyi analiz et.
Gut artriti (ürat kristalleri) NLRP3NLRP3 inflamozomunu aktive eden klasik bir 'tehlike sinyali'dir (DAMPDAMP).
İnflamozomun hangi spesifik reseptör üzerinden aktive olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
NLRP3NLRP3 inflamozomunun bileşenlerini hatırla.
Kompleks; bir sensör (NLRP3NLRP3), bir adaptör (ASCASC) ve bir efektörden (pro-kaspaz-11) oluşur.
Moleküler düzeydeki protein etkileşimlerini ayırt etmek için gereklidir.
3
Adaptör proteinin fonksiyonunu belirle.
ASC proteininin PYDPYD ve CARDCARD domainleri, reseptör ile pro-kaspaz-11 arasında fiziksel bir bağ (köprü) kurar.
Soru kökünde sorulan 'köprü kurma' işlevini karşılayan spesifik molekülü bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnflamozom Aktivasyonu ve IL1IL-1 Üretimi

Daha Fazla Pratik

İnflamozom aktivasyonu sonucu gelişen hücre ölümü tipi olan 'piroptozis' (pyroptosispyroptosis) mekanizmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 309Soru

65 yaşında bir erkek hasta, ani gelişen şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda akut miyokard enfarktüsü (MIMI) tanısı alan hastanın, semptomların başlamasından yaklaşık 18 saat sonra hayatını kaybettiği varsayılıyor. Otopsi sırasında miyokard dokusundan alınan örneklerin histopatolojik incelemesinde yoğun nötrofil infiltrasyonu saptanıyor.

Buna göre, hasarlı dokuda gelişen bu akut inflamatuar yanıt ve lökosit infiltrasyon süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nötrofillerin endotel hücrelerine sıkı tutunması (firmfirm adhesionadhesion), lökosit yüzeyindeki LselektinL-selektin molekülünün endoteldeki ICAM1ICAM-1 ile yüksek afiniteli bağlanması sonucu oluşur.

Cevap

Lökositlerin endotel hücrelerine sıkı tutunması (firmfirm adhesionadhesion), lökosit yüzeyindeki LselektinL-selektin molekülünün endoteldeki ICAM1ICAM-1 ile yüksek afiniteli bağlanması sonucu oluşur.
Lökositlerin endotel yüzeyine sıkı tutunması (firmfirm adhesionadhesion) aşamasında, lökositlerin yüzeyindeki integrinlerin (LFA1LFA-1, Mac1Mac-1, VLA4VLA-4) sitokinler/kemokinler tarafından aktive edilerek yüksek afinite kazanması ve endoteldeki ICAM1ICAM-1 ve VCAM1VCAM-1 gibi ligandlara bağlanması gerekir. LselektinL-selektin ise lökositler üzerinde bulunur ancak sıkı tutunma için değil, yuvarlanma (rollingrolling) aşaması için gereklidir ve aktivasyon sırasında lökosit yüzeyinden dökülür (sheddingshedding).

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonun zamanlamasını değerlendir
18. saat akut evredir ve nötrofiller baskın hücre tipidir.
Genel patoloji prensiplerine göre nötrofiller ilk 6-24 saatte dokuya göç eden ilk hücrelerdir.
2
Mediyatörlerin rollerini analiz et
IL8IL-8, C5aC5a ve LTB4LTB_4 nötrofiller için ana kemotaktik faktörlerdir.
Bu moleküller lökositlerin hasarlı dokuya doğru yönlenmesini sağlar.
3
Lökosit adezyon kaskadını incele
Yuvarlanma (rollingrolling) selektinlerle; sıkı tutunma (firmfirm adhesionadhesion) integrinlerle gerçekleşir.
Selektinler düşük afiniteli, integrinler ise kemokin aktivasyonu sonrası yüksek afiniteli bağlar kurar.
4
Yanlış eşleştirmeyi tespit et
LselektinL-selektin sıkı tutunma değil, yuvarlanma aşamasında görevlidir.
Sıkı tutunmada görevli moleküller LFA1LFA-1 (CD11a/CD18CD11a/CD18) ve Mac1Mac-1 (CD11b/CD18CD11b/CD18) gibi integrinlerdir.

Anahtar Kavram

Lökosit Ekstravazasyon Kaskadı ve Mediyatörler

Daha Fazla Pratik

Lökosit adezyon defektlerini (LAD Tip-1 ve Tip-2) ve hangi aşamanın bozulduğunu inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 310Soru

Hücre zedelenmesi sonrası gelişen nekroz tipleri, zedelenmenin nedenine ve dokunun özelliğine göre farklı morfolojik görünümler sergiler. İskemiye bağlı gelişen hücre ölümünde (beyin hariç), protein denatürasyonunun enzimatik sindirime baskın gelmesi sonucunda hücre hatlarının ve temel doku çatısının birkaç gün boyunca korunabildiği nekroz tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülasyon nekrozu

Cevap

İskemik hasar sonrası doku çatısının korunduğu nekroz tipi koagülasyon nekrozudur.
Koagülasyon nekrozu, iskemik hasar sonrası (merkezi sinir sistemi dışındaki tüm organlarda) görülen en yaygın nekroz tipidir. Bu süreçte hem yapısal proteinler hem de enzimatik proteinler denatüre olur. Enzimler inaktive olduğu için hücrelerin enzimatik sindirimi (otoliz) gecikir, bu da doku mimarisinin ve çekirdeksiz hücre gölgelerinin (asidofilik hayalet hücreler) birkaç gün boyunca korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Zedelenme mekanizmasını analiz et
Protein denatürasyonunun lizozomal sindirime baskın geldiği belirlendi.
Hücre içi asidoz ve proteinlerin yapısının bozulması, proteolitik enzimleri de inaktive ederek dokunun hemen çözünmesini engeller.
2
Doku mimarisini kontrol et
Hücre dışı çerçevenin ve doku hatlarının korunduğu, 'hayalet hücre' görünümünün oluştuğu görüldü.
Bu morfoloji koagülasyon nekrozuna özgüdür ve genellikle katı organ iskemilerinde (kalp, böbrek, dalak) izlenir.

Anahtar Kavram

Koagülasyon nekrozu, protein denatürasyonu yoluyla doku mimarisinin geçici olarak korunduğu temel nekroz tipidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 311Soru

6565 yaşında bir erkek hasta, 1212 gün önce geçirdiği transmural anterior miyokard enfarktüsü sonrası hastanede izlenirken ani gelişen sol bacak ağrısı, soğukluk ve nabız kaybı şikayetiyle değerlendiriliyor. Yapılan Doppler ultrasonografide sol popliteal arterde tam tıkanıklık saptanıyor. Bu hastada gelişen akut arteriyel tıkanıklığın en olası kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol ventrikül mural trombüsü

Cevap

Sol ventrikül mural trombüsü, transmural miyokard enfarktüsü sonrası gelişen endokardiyal hasar ve staz nedeniyle oluşan en yaygın sistemik emboli kaynağıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, transmural miyokard enfarktüsü (MI) geçiren hastalarda gelişen komplikasyonları en iyi açıklar. MI sonrası hasar gören endokard yüzeyinde trombosit ve fibrin birikimiyle 'mural trombüs' oluşur. Bu trombüsten kopan parçalar sol ventrikül aracılığıyla aortaya ve oradan sistemik arterlere (bu vakada popliteal artere) ulaşarak tıkanıklığa neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme.
Hastada ani gelişen ağrı, soğukluk ve nabızsızlık akut periferik arteriyel tıkanıklığı işaret eder.
Periferik bir arterin emboli ile tıkanması, doku perfüzyonunu aniden keserek iskemik semptomlara yol açar.
2
Hastanın öyküsü ile patogenetik bağlantı kurma.
Geniş anterior MI sonrası sol ventrikül duvarında mural trombüs oluşumu saptanır.
Miyokardın transmural hasarı endokardda inflamasyona (endokardit) ve staza (diskinezi) neden olarak Virchow triadını aktive eder.
3
Embolizasyon yolunu değerlendirme.
Sol kalpten kopan trombüs parçaları sistemik dolaşıma yayılır.
Sol ventrikül mural trombüsleri sıklıkla alt ekstremite arterlerine, beyne veya iç organlara (dalak, böbrek) embolize olur.

Anahtar Kavram

Virchow triadı bileşenlerinden olan endokardiyal hasar ve stazın (MI sonrası) mural trombüs oluşumuna ve ardından sistemik arteriyel embolizasyona yol açması.

İpuçları

1
Hastanın 1212 gün önce geçirdiği miyokard enfarktüsünün kalp duvarında nasıl bir değişikliğe yol açmış olabileceğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Sistemik arteriyel embolilerin en sık hangi organlarda (beyin, böbrek, dalak) infarkta yol açtığını ve bu infarktların morfolojik özelliklerini (beyaz/soluk infarkt) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 312Soru

Cerrahi bir insizyonun onarım sürecinde, yara direncinin (tensile strength) yaklaşık 1.1. haftada %10\%10 seviyesindeyken, 3.3. ay civarında %7080\%70-80 seviyesine ulaştığı bilinmektedir. Yara iyileşmesinin bu 'yeniden yapılanma' (remodelling) evresinde gerçekleşen en kritik yapısal değişim ve bu süreci matriks metalloproteinazlarını (MMP) baskılayıp kolajen sentezini uyararak yöneten temel sitokin aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip III kolajenin tip I kolajen ile yer değiştirmesi — TGF-beta

Cevap

Tip III kolajenin tip I kolajen ile yer değiştirmesi ve bu süreci yöneten temel sitokin olan TGF-beta (Transforme edici büyüme faktörü-beta) eşleşmesi doğrudur.
Yara iyileşmesinin geç evresi olan 'yeniden yapılanma' (remodelling) sürecinde, ilk hafta sentezlenen dayanıksız tip III kolajen, matriks metalloproteinazlar aracılığıyla yıkılır ve yerini daha dayanıklı olan tip I kolajene bırakır. Bu süreçte TGF-beta, hem kolajen sentezini indükleyerek hem de yıkım enzimlerini (MMP) inhibe ederek matris birikimini ve yara direncinin %\% 70-80 seviyelerine çıkmasını sağlayan en kritik büyüme faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşmesi evrelerinin kronolojisini analiz etme.
İyileşme; inflamasyon, proliferasyon (granülasyon dokusu) ve yeniden yapılanma (remodelling) olarak üç ana evreye ayrılır.
Yara direncinin %70-80'e ulaşması remodelling evresine özgü bir bulgudur.
2
Doku direncinin moleküler temelini belirleme.
Erken dönemde sentezlenen Tip III kolajen incedir; geç dönemde yerini alan Tip I kolajen ise kalın ve dayanıklıdır.
Tensile strength artışı, kolajen liflerinin hem tip değişimine hem de yapısal organizasyonuna (çapraz bağlar) bağlıdır.
3
Süreci yöneten sitokin mekanizmasını saptama.
TGF-beta; fibroblastlardan kolajen sentezini artırır, MMP (matriks metalloproteinaz) sentezini azaltır ve TIMP (MMP inhibitörü) sentezini artırır.
Bu net etki, dokuda fibrozis ve matris birikimini sağlayarak iyileşmeyi sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Yara iyileşmesinde remodelling (yeniden yapılanma) fazı, Tip III/I kolajen değişimi ve TGF-beta'nın fibrotik rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

Sol alt ekstremite kırığı nedeniyle 66 hafta süreyle bacağı alçıya alınan 2424 yaşındaki bir hastada, alçı çıkarıldığında sol bacak kaslarının karşı tarafa göre belirgin şekilde incelmiş olduğu saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tabloyu açıklayan en olası hücre adaptasyon mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atrofi

Cevap

Atrofi
İmmobilizasyon (hareketsizlik) veya iş yükünün azalması durumunda hücreler küçülerek hayatta kalmaya çalışır. Bu sürece atrofi denir. İskelet kaslarında protein sentezinin azalması ve ubikuitin-proteazom yoluyla protein yıkımının artması temel mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik veriyi analiz etme
Hastada bir ekstremitenin uzun süre hareketsiz (immobil) kaldığı saptandı.
Adaptasyon tipini belirlemek için tetikleyici faktörün tanımlanması gerekir.
2
Morfolojik değişikliği değerlendirme
Kas kitlesinde belirgin bir azalma (incelme) gözlendi.
Doku kitlesindeki azalma, hücre boyutunun veya sayısının azaldığını gösterir.
3
Adaptasyon mekanizmasını eşleştirme
Azalmış iş yüküne bağlı gelişen bu tablo 'kullanmama atrofisi' (disuse atrophy) olarak tanımlanır.
Atrofi, bir organın veya dokunun boyutundaki küçülmeyi ifade eden temel adaptasyon yanıtıdır.

Anahtar Kavram

Atrofi, bir doku veya organın hücre boyutunda ve sayısında azalmaya bağlı olarak küçülmesidir.

Alternatif Yöntem

Klinik senaryolarda doku küçülmesi veya işlev kaybına bağlı hacim azalması görüldüğünde öncelikle atrofi mekanizması düşünülmelidir.
Tahmini Süre:40s
Soru 314Soru

5 yaşında bir erkek çocuk, konuşma gecikmesi, hiperaktivite ve göz teması kuramama şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede çocuğun yaşıtlarına göre daha uzun bir yüz yapısına ve belirgin, büyük kulak kepçelerine sahip olduğu gözleniyor. Aile öyküsünde, annesinin 35 yaşında menopoz tanısı aldığı, anne tarafından dedesinin ise 60'lı yaşlarında başlayan el titremesi (tremor) ve denge kaybı (ataksi) nedeniyle takip edildiği öğreniliyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FMR1 geninin 5' çevrilmeyen bölgesindeki (UTR) CGG tekrarlarının 200'ün üzerine çıkması ve promotörün hipermetilasyonu

Cevap

FMR1 geninin 5' çevrilmeyen bölgesindeki (UTR) CGG tekrarlarının 200'ün üzerine çıkması ve promotörün hipermetilasyonu
Hastanın kliniği (uzun yüz, büyük kulaklar, zihinsel gerilik) ve aile öyküsü (annede erken menopoz, dedede ataksi) Frajil X Sendromu tanısını koydurur. Bu hastalıkta, *FMR1* geninin 5' UTR bölgesindeki CGG üçlü tekrar sayısı 200'ün üzerine çıkar (Tam Mutasyon). Bu durum, bölgenin ve komşu CpG adacıklarının hipermetilasyonuna neden olarak genin transkripsiyonunu durdurur (gen susturulması) ve FMRP proteini üretilemez. FMRP yokluğu, sinaptik plastisiteyi bozarak zihinsel geriliğe yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
5 yaş erkek çocuk, zihinsel gelişim geriliği (konuşma gecikmesi), otistik bulgular (göz teması yokluğu), dismorfik yüz (uzun yüz, büyük kulaklar) → Frajil X Sendromu şüphesi.
Bu fenotip erkek çocuklarda en sık görülen kalıtsal zihinsel engel nedeni olan Frajil X sendromu için tipiktir.
2
Aile öyküsünü değerlendir (Antisipasyon ve Taşıyıcılık)
Dede: Tremor/Ataksi (FXTAS - Premutasyon bulgusu). Anne: Erken menopoz/POY (FXPOI - Premutasyon bulgusu).
FMR1 genindeki tekrar sayısı nesiller boyu artış gösterir (Sherman paradoksu). Dede ve annede premutasyon (55-200 tekrar) klinik bulguları (toksisite) varken, çocukta tam mutasyon (>200 tekrar) bulguları vardır.
3
Moleküler mekanizmayı belirle
Çocukta 'Tam Mutasyon' mevcuttur. Bu durum CGG tekrarlarının >200 olması ve genin hipermetile edilerek susturulması (FMRP protein yokluğu) ile sonuçlanır.
Premutasyonda mekanizma 'mRNA toksisitesi' iken, tam mutasyonda mekanizma 'transkripsiyonel susturulma'dır.

Anahtar Kavram

Frajil X Sendromu Moleküler Patogenezi
Soru 315Soru

Yenidoğan döneminde hipokalsemik tetani, trunkus arteriozus ve timik hipoplaziye bağlı tekrarlayan enfeksiyonlar saptanan bir bebekte, aşağıdaki genetik bozukluklardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 22q1122q11 delesyonu

Cevap

22q1122q11 delesyonu, DiGeorge sendromunun temel genetik nedenidir.
Hipokalsemi (paratiroid gelişememesi), trunkus arteriozus (konotrunkal kalp defekti) ve timik hipoplazi (3. ve 4. faringeal ceplerin gelişim defekti) bulguları, 22q1122q11 mikrodelesyonu ile seyreden DiGeorge sendromunun klasik prezentasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (hipokalsemi, konotrunkal kalp defekti, timik hipoplazi) analiz edilmesi.
Bulguların DiGeorge sendromu/Velokardiyofasiyal sendrom spektrumu ile uyumlu olduğunun saptanması.
Spesifik klinik triyadın (CATCH-22) tanınması tanıya giden temel adımdır.
2
Bu sendroma neden olan genetik mekanizmanın belirlenmesi.
22q11.222q11.2 bölgesindeki mikrodelesyonun doğrulanması.
DiGeorge sendromu, 22. kromozomun uzun kolunda meydana gelen mikrodelesyon sonucu gelişen bir sitogenetik bozukluktur.

Anahtar Kavram

DiGeorge sendromu ve 22q1122q11 mikrodelesyonu
Tahmini Süre:45s
Soru 316Soru

6262 yaşında bir erkek hasta, son aylarda giderek artan halsizlik, dilde büyüme ve nefes darlığı şikayetleriyle başvurmuştur. Fizik muayenede periorbital purpura (pinch purpura) ve makroglosi saptanmıştır. Laboratuvar incelemelerinde serumda monoklonal bir protein (M-spike) artışı izlenmiştir. Bu hastada gelişen amiloidoz tipinde biriken proteinin prekürsörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünglobulin hafif zinciri

Cevap

İmmünglobulin hafif zinciri
Hastadaki makroglosi, periorbital purpura ve monoklonal protein artışı (M-spike), plazma hücrelerinden köken alan AL tipi (primer) amiloidozu göstermektedir. Bu tip amiloidozda biriken protein, immünglobulin hafif zincirleridir (genellikle λ\lambda).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Makroglosi (dil büyümesi), periorbital purpura (göz çevresi kanamalar) ve M-spike (monoklonal gamopati) saptandı.
Bu kombinasyon tipik olarak AL (Primer) amiloidozu ve eşlik eden plazma hücre diskrazilerini (örneğin Multipl Miyelom) düşündürür.
2
Amiloid tipini belirle
AL (Amyloid Light-chain) tipi amiloidoz.
Plazma hücrelerinden salınan monoklonal hafif zincirlerin yanlış katlanması sonucu AL amiloid oluşur.
3
Prekürsör proteini tanımla
İmmünglobulin hafif zinciri.
AL amiloidozun biyokimyasal kökeni immünglobulinlerin κ\kappa veya λ\lambda hafif zincirleridir.

Anahtar Kavram

AL amiloidoz, plazma hücre diskrazileri ile ilişkilidir ve prekürsör proteini immünglobulin hafif zinciridir; makroglosi ve kalp tutulumu sıktır.

Daha Fazla Pratik

FMF hastalarında gelişen amiloidoz tipini ve bu tipin kolşisin tedavisiyle ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 317Soru

Akut inflamasyon sürecinde vasküler geçirgenlik artışına katkıda bulunan mekanizmalardan biri; endotel hücreleri içinde birbiriyle bağlantılı vezikül ve vaküollerin oluşturduğu "vezikülovaküoler organel" aracılığıyla sıvı ve proteinlerin hücre içinden taşınmasıdır. Özellikle Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü (VEGFVEGF) gibi mediyatörlerin etkisiyle tetiklenen bu süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transsitoz

Cevap

Vasküler geçirgenlik artışında VEGFVEGF etkisiyle vezikülovaküoler organeller aracılığıyla gerçekleşen transselüler taşıma süreci transsitozdur.
Transsitoz, endotel hücreleri içinde yer alan vezikülovaküoler organeller aracılığıyla protein ve sıvıların hücrenin bir yüzünden diğerine (transselüler) taşınması sürecidir. Bu süreç özellikle Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü (VEGFVEGF) tarafından stimüle edilir ve vasküler geçirgenliği artırır.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonda vasküler sızıntı mekanizmalarını analiz et.
Genellikle paraselüler (hücreler arası) boşlukların açılması veya doğrudan hasar ile gerçekleşir.
Sıvı ve proteinlerin damar dışına çıkışı için bir yol oluşmalıdır.
2
VEGFVEGF ve vezikülovaküoler organel ilişkisini değerlendir.
Bazı faktörlerin endotel hücresi içinde özel bir kanal sistemi (vezikülovaküoler organel) oluşturduğunu belirle.
Bu yapı hücrenin lümen yüzeyinden bazal yüzeyine madde taşınmasını sağlar.
3
Tanımlanan süreci tıbbi terminoloji ile eşleştir.
Süreç transsitoz olarak adlandırılır.
Hücre gövdesi içinden geçişi ifade eden en uygun terim budur.

Anahtar Kavram

Vasküler Geçirgenlik Artış Mekanizmaları ve Transsitoz
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

3030 yaşındaki bir erkek hastada, karaciğerdeki bir kitle nedeniyle sağ lobun bir kısmı cerrahi olarak çıkarılmıştır (parsiyel hepatektomi). Operasyondan birkaç hafta sonra yapılan radyolojik kontrollerde, karaciğerin neredeyse eski hacmine ulaştığı saptanmıştır. Karaciğerin bu şekilde kendini yenilemesini sağlayan temel adaptasyon mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperplazi

Cevap

Hiperplazi
Karaciğer rejenerasyonu, 'kompansatuar hiperplazi'nin en tipik örneğidir. Karaciğer dokusu çıkarıldığında, kalan hepatositler büyüme faktörlerinin etkisiyle hücre döngüsüne girer ve bölünerek (mitoz) kaybedilen kütleyi geri kazandırır. Bu süreçte hücre sayısı arttığı için doğru yanıt hiperplazidir.

Adım Adım Çözüm

1
Organın rejenerasyon kapasitesini değerlendirin.
Karaciğer hücreleri (hepatositler) stabil hücrelerdir ve uyarıldıklarında hızlıca bölünme (mitoz) yeteneğine sahiptirler.
Adaptasyon tipini belirlemek için hücrenin bölünme yeteneği kritiktir.
2
Hacim artışının niteliğini tanımlayın.
Doku kaybı sonrası organın eski boyutuna dönmesi için yeni hücrelerin üretilmesi gerekir.
Sadece hücre büyümesi (hipertrofi) büyük bir doku kaybını tek başına telafi etmekte yetersiz kalır.
3
Uygun adaptasyon terimini seçin.
Hücre sayısının artışı 'Hiperplazi' olarak tanımlanır.
Kompansatuar hiperplazi, karaciğer rejenerasyonunun klasik örneğidir.

Anahtar Kavram

Kompansatuar Hiperplazi
Tahmini Süre:45s
Soru 319Soru

6868 yaşında erkek hasta, romatoid artrit tanısıyla 22 yıldır sistemik glukokortikoid tedavisi almaktadır. Akut kolesistit nedeniyle kolesistektomi uygulanan hastanın, postoperatif 10.10. gününde cerrahi insizyon hattında doku bütünlüğünün bozulduğu ve dikişlerin açıldığı (yara dehisensi) gözlenmiştir. Bu hastada yara iyileşmesinin yetersiz kalmasından sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-β\beta (TGFβTGF-\beta) üretiminin baskılanması ve kollajen sentezinin azalması

Cevap

Transforme edici büyüme faktörü-β\beta (TGFβTGF-\beta) üretiminin baskılanması ve kollajen sentezinin azalması, glukokortikoidlerin yara iyileşmesini bozma mekanizmasıdır.
Doğru yanıt olan mekanizma, glukokortikoidlerin (steroidlerin) yara iyileşmesi üzerindeki klasik etkisini açıklar. Steroidler inflamatuar yanıtı baskılamanın yanı sıra, yara iyileşmesinin en kritik büyüme faktörü olan TGFβTGF-\beta üretimini de inhibe ederler. Bu durum fibroblast kemotaksisini, proliferasyonunu ve en önemlisi Tip II ve IIIIII kollajen sentezini azaltarak yaranın gerilme direncinin (tensilestrengthtensile strength) düşük kalmasına ve cerrahi sütürlerin açılmasına (dehisens) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve kullandığı ilaçları analiz etme
Uzun süreli sistemik glukokortikoid kullanımı saptandı.
Glukokortikoidler (steroidler), doku onarımı ve inflamasyon süreçlerini moleküler düzeyde baskılayan ajanlardır.
2
Glukokortikoidlerin tamir mekanizmaları üzerindeki etkilerini hatırlama
Steroidler TGFβTGF-\beta sentezini baskılar ve fibroblast aktivitesini azaltır.
Yara iyileşmesinin proliferasyon fazında en kritik sitokin olan TGFβTGF-\beta, kollajen sentezini tetikleyerek skar dokusunun gücünü sağlar.
3
Klinik bulgu (dehisens) ile moleküler mekanizmayı eşleştirme
Yetersiz kollajen birikimi yaranın mekanik direncini düşürerek dehisense yol açmıştır.
Yara dehisensi, tamir sürecindeki sentez ve yıkım dengesinin sentez aleyhine bozulmasıyla (özellikle kollajen eksikliği) ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Glukokortikoidlerin doku onarımı üzerindeki inhibitör etkisi, TGFβTGF-\beta baskılanması ve azalan kollajen sentezi üzerinden gerçekleşir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 320Soru

7272 yaşında erkek hasta, ani gelişen sağ taraflı güçsüzlük ve konuşma bozukluğu şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan görüntülemelerde sol serebral hemisferde geniş bir enfarkt alanı saptanıyor. Hastanın takibi sırasında eksitus olması üzerine yapılan otopside, beyindeki bu iskemik alanın yumuşak ve sıvılaşmış bir kıvamda olduğu (likefaksiyon nekrozu) gözleniyor.

Bu morfolojik görünümün beyin dokusundaki iskemik hasar sonrası baskın olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre içi lizozomal enzimlerin dokuyu sindirmesi ve destekleyici bağ dokusu iskeletinin azlığı

Cevap

Beyin dokusunda iskemik hasar sonrası likefaksiyon nekrozunun görülme nedeni, hidrolitik enzimlerin yoğunluğu ve doku iskeletinin zayıflığıdır.
Beyin dokusunda görülen likefaksiyon nekrozunun temel nedeni, dokunun lizozomal enzimler (hidrolazlar) bakımından çok zengin olması ve doku bütünlüğünü koruyacak güçlü bir protein/bağ dokusu iskeletine sahip olmamasıdır. Bu durum, iskemik hasar sonrası hücrelerin hızla erimesine ve sıvılaşmış bir görünüm almasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Serebral enfarkt (beyin iskemisi) saptandı.
Organa özgü nekroz tipini belirlemek için klinik bağlam gereklidir.
2
Morfolojik bulguyu değerlendir
Likefaksiyon (sıvılaşma) nekrozu gözlendi.
Beyin, hipoksiye koagülasyon nekrozu ile değil, likefaksiyon nekrozu ile yanıt veren tek organdır.
3
Patofizyolojik mekanizmayı sorgula
Enzimatik sindirimin protein denatürasyonuna üstün gelmesi.
Likefaksiyon nekrozunun temelinde, ölü hücrelerin enzimlerle tamamen sindirilerek amorf, visköz bir kütleye dönüşmesi yatar.

Anahtar Kavram

Likefaksiyon Nekrozu Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 16 / 17Sonraki