Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 281Soru

5757 yaşında erkek hasta, retrosternal baskı tarzı ağrı şikayetiyle acil servise başvurmuş ve transmural miyokard enfarktüsü tanısıyla koroner yoğun bakım ünitesine yatırılmıştır. Hasta, yatışının 4848. saatinde gelişen ani bir ritim bozukluğu nedeniyle kaybedilmiştir. Otopsi incelemesinde sol ventrikül anterior duvarındaki enfarkt alanının merkezinin sarı-kiremit renginde ve yumuşamış olduğu saptanmıştır. Bu morfolojik görünüme eşlik eden temel mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülasyon nekrozu ve yoğun nötrofil infiltrasyonu

Cevap

Koagülasyon nekrozu ve yoğun nötrofil infiltrasyonu
Miyokard enfarktüsünün 131-3. günleri (247224-72. saatler) arasında makroskopik olarak 'sarı-kiremit' (yellow-tan) renkli bir merkez oluşur. Mikroskobik olarak bu evre, miyositlerde koagülasyon nekrozunun (nükleus kaybı ve eozinofili artışı) tam yerleştiği ve intertisyel alana yoğun nötrofil göçünün olduğu dönemdir. Soruda belirtilen 4848 saatlik süre tam olarak bu aralığa denk gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptom başlangıcından sonraki zaman dilimini belirleyin.
Hasta miyokard enfarktüsü tanısı aldıktan 4848 saat sonra kaybedilmiştir.
Miyokard enfarktüsünde morfolojik değişiklikler zamana bağlı olarak spesifik bir sıra izler.
2
247224-72 saat (131-3 gün) arasındaki makroskopik özellikleri analiz edin.
Sarı-kiremit renginde (yellow-tan) merkez ve yumuşama görülür.
Nötrofil infiltrasyonunun başlaması ve hücre içi enzimlerin kaybı doku yumuşamasına yol açar.
3
Aynı zaman dilimine ait karakteristik mikroskobik bulguyu eşleştirin.
Koagülasyon nekrozu (çekirdek kaybı) ve yoğun nötrofil infiltrasyonu.
Nötrofillerin bölgeye en yoğun göç ettiği ve nekrotik dokuyu kuşattığı dönem enfarkt sonrası 131-3. günlerdir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsünün morfolojik evriminde 131-3. günlerin özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 282Soru

Altmış beş yaşında, hipertansiyon ve konjestif kalp yetmezliği nedeniyle çeşitli ilaçlar (diüretikler, antibiyotikler) kullanan bir hastada ani gelişen dispne ve döküntü sonrası eksitus gerçekleşiyor. Otopside kalbin mikroskobik incelemesinde; interstisyel alanda lenfosit, makrofaj ve çok sayıda eozinofilden oluşan inflamatuar infiltrasyon saptanıyor. Miyosit nekrozunun eşlik etmediği gözlenen bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipersensitivite miyokarditi

Cevap

Hipersensitivite miyokarditi
Doğru seçenek, hastanın ilaç kullanım öyküsü ve otopside saptanan eozinofilden zengin, nekroz içermeyen interstisyel infiltrasyon ile tam uyumludur. Hipersensitivite miyokarditi tipik olarak ilaçlara (metildopa, sülfonamidler, diüretikler vb.) karşı gelişen tip 4 aşırı duyarlılık reaksiyonu sonucunda oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü analizi
Hastanın çoklu ilaç kullanımı (diüretikler, antibiyotikler) ve döküntü eşliğinde ani ölümü, bir aşırı duyarlılık reaksiyonunu düşündürür.
İlaçlara bağlı miyokarditler sıklıkla hipersensitivite mekanizmasıyla gelişir.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
İnterstisyel alanda baskın eozinofillerin varlığı saptandı.
Eozinofiller, hipersensitivite reaksiyonlarının ve parazitik enfeksiyonların karakteristik hücresel yanıtıdır.
3
Ayırıcı tanı (Nekroz varlığı)
Miyosit nekrozunun olmaması, diğer miyokardit tiplerinden ayrımı sağlar.
Hipersensitivite miyokarditinde lenfositik veya dev hücreli miyokarditin aksine belirgin doku yıkımı (nekroz) genellikle gözlenmez.

Anahtar Kavram

İlaç kullanımına bağlı gelişen hipersensitivite miyokarditi, interstisyel eozinofilik infiltrasyonla karakterizedir ve genellikle miyosit nekrozu içermez.

İpuçları

1
Hastanın kullandığı ilaçlar ve döküntü öyküsü patogenez hakkında ipucu verir.
2
Mikroskobide 'eozinofil' görülmesi, inflamasyonun etiyolojisini daraltan çok spesifik bir bulgudur.
3
Miyosit nekrozunun olmaması, bu durumu daha yıkıcı olan viral veya dev hücreli miyokarditlerden ayırır.

Daha Fazla Pratik

Diğer eozinofilik kalp hastalıklarından biri olan Löffler endomiyokarditini (restriktif kardiyomiyopati nedeni) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 283Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın anamnezinde uzun yıllar gemi inşa sanayisinde çalıştığı ve asbest maruziyeti olduğu öğreniliyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT), sağ akciğeri çevreleyen diffüz, nodüler plevral kalınlaşma ve plevral efüzyon saptanıyor. Yapılan plevral biyopsinin histopatolojik incelemesinde atipik mezotelyal hücre infiltrasyonu izleniyor. Bu hastada kesin tanıya ulaşmak amacıyla yapılan immünohistokimyasal incelemede, neoplastik hücrelerde aşağıdaki belirteçlerden hangisinin pozitif saptanması tanıyı en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Calretinin

Cevap

Malin mezotelyoma tanısını desteklemek için en uygun belirteç Calretinin'dir.
Vakada tanımlanan asbest maruziyeti ve diffüz plevral kalınlaşma tipik bir malin mezotelyoma tablosudur. Malin mezotelyomada Calretinin, WT1, Sitokeratin 5/6 ve Podoplanin gibi belirteçlerin immünohistokimyasal olarak pozitif saptanması tanıyı doğrular. Calretinin, mezotelyal hücreler için hem nükleer hem de sitoplazmik boyanma gösteren oldukça spesifik bir belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz etme
Asbest maruziyeti ve diffüz nodüler plevral kalınlaşma, öncelikle malin mezotelyomayı düşündürür.
Mezotelyomanın en önemli risk faktörü asbesttir ve radyolojik olarak akciğeri 'zırh' gibi saran plevral kalınlaşma karakteristiktir.
2
Ayırıcı tanı için immünohistokimyasal (İHK) profil belirleme
Mezotelyoma ile akciğer adenokarsinomu ayrımı yapılmalıdır.
Bu iki tümörün histolojik görünümleri birbirine çok benzeyebilir, bu nedenle İHK panelleri kritiktir.
3
Pozitif belirteçleri seçme
Calretinin, WT1, CK5/6 ve Podoplanin (D2-40) mezotelyomada pozitif saptanır.
Bu belirteçler mezotelyal orijini doğrular.

Anahtar Kavram

Malin mezotelyoma ile adenokarsinom ayrımında kullanılan immünohistokimyasal belirteçler.

Daha Fazla Pratik

Plevranın soliter fibröz tümörü ve CD34 pozitifliği ile mezotelyoma ayrımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

Atriyal septal defektler (ASDASD), erişkinlerde en sık semptomatik hale gelen konjenital kalp hastalıkları arasındadır. Bu defektlerin gelişimsel ve morfolojik özellikleri dikkate alındığında; fossa ovalis bölgesinde yer alan, gerçek bir doku eksikliği sonucu oluşan ve klinik olarak en sık saptanan ASDASD tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ostium secundum tipi ASDASD

Cevap

Fossa ovalis bölgesinde gerçek bir doku eksikliği ile karakterize olan ve en sık görülen tip Ostium secundum tipi atriyal septal defekttir.
Ostium secundum tipi defektler, fossa ovalis bölgesindeki doku kaybından kaynaklanır ve tüm atriyal septal defektlerin yaklaşık %90'ını oluşturarak en sık görülen tip olarak karşımıza çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Defektin anatomik yerleşimini belirle.
Defekt fossa ovalis bölgesindedir.
Secundum tipi defektler tipik olarak septumun orta kısmında, fossa ovalis hizasında yer alır.
2
Morfolojik yapıyı analiz et.
Gerçek bir doku eksikliği mevcuttur.
Ostium secundum tipi ASDASD, foramen ovale'yi örten septum secundum veya septum primum'un yetersiz gelişimi sonucu oluşan gerçek bir deliktir.
3
Klinik sıklığı değerlendir.
En sık görülen konjenital atriyal defekttir.
Tüm ASDASD vakalarının %90'ı secundum tipidir.

Anahtar Kavram

Ostium secundum ASD, en sık görülen ASD tipidir ve fossa ovalis yerleşimli gerçek bir doku eksikliğidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 285Soru

Üç günlük bir erkek bebekte vücudun alt yarısında belirgin siyanoz ve femoral nabızlarda zayıflık saptanıyor. Fizik muayenede üst ekstremite kan basıncı yüksek bulunurken, alt ekstremite kan basıncı ölçülemiyor. Ekokardiyografik incelemede aort arkusunda, patent duktus arteriozus (PDAPDA)'un proksimal kesiminde bir daralma olduğu izleniyor. Bu klinik ve morfolojik tabloya sahip bir hastada aşağıdaki durumlardan hangisinin eşlik etmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Turner sendromu (45,X45,X) fenotipi

Cevap

Turner sendromu (45,X45,X) fenotipi
Vakada tanımlanan proksimal (preduktal) yerleşimli daralma ve alt ekstremite siyanozu, klasik 'İnfantil Tip' aort koarktasyonudur. Bu tip, morfolojik ve genetik olarak en sık Turner sendromu (45,X45,X) ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Alt ekstremite siyanozu ve femoral nabız zayıflığı, kanın inen aortaya geçişinde bir engel olduğunu (koarktasyon) gösterir.
Vücudun alt yarısının perfüzyon bozukluğu aort koarktasyonunun temel klinik sunumudur.
2
Anatomik yerleşimi ve tipi belirle
Daralmanın PDAPDA proksimalinde (preduktal) olması, bu vakanın 'İnfantil Tip' aort koarktasyonu olduğunu kanıtlar.
Preduktal yerleşim ve yenidoğan döneminde semptom vermesi infantil tipi karakterize eder.
3
Şant mekanizmasını değerlendir
İnfantil tipte sağ ventrikül, kirli kanı PDAPDA üzerinden inen aortaya pompalar (sağ-sol şant), bu da alt vücutta siyanoza yol açar.
Daralma PDAPDA öncesinde olduğu için inen aortanın kan kaynağı pulmoner arterdir.
4
İlişkili genetik/sendromik anomalileri hatırla
Preduktal koarktasyon tipik olarak Turner sendromu (45,X45,X) ile birliktelik gösterir.
Patoloji ve pediatri literatüründe preduktal tip için Turner sendromu en spesifik ilişkili durumdur.

Anahtar Kavram

İnfantil (Preduktal) vs Erişkin (Postduktal) Aort Koarktasyonu Ayrımı
Soru 286Soru

5252 yaşında, 5050 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son aylarda gelişen ilerleyici halsizlik, proksimal kas güçsüzlüğü ve ciltte yeni fark edilen koyulaşma (hiperpigmentasyon) şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde belirgin hipokalemi (2.72.7 mEq/LmEq/L) ve yüksek plazma ACTHACTH düzeyi saptanıyor. Toraks BTBT'de sağ hiler (santral) yerleşimli, bronşu daraltan invaziv kitle izleniyor. Biyopsi materyalinde; dar sitoplazmalı, nükleer kalıplaşma (molding) gösteren, kromatini ince granüler (tuz-biber) yapıda, mitotik aktivitesi çok yüksek ve yaygın nekroz içeren hücrelerden oluşan bir tümör saptanıyor. Bu hastadaki tümör ve klinik tabloyla ilişkili aşağıdaki özelliklerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damar duvarlarında nekrotik hücre DNA'sının çökmesi (Azzopardi etkisi) ve nöroendokrin belirteç pozitifliği

Cevap

Küçük hücreli akciğer karsinomu tanılı bu hastada, damar duvarlarında nekrotik hücre DNA'sının çökmesi (Azzopardi etkisi) izlenmesi ve nöroendokrin belirteçlerin pozitifliği en olası bulgudur.
Hastada saptanan ektopik ACTH sendromu bulguları (hiperpigmentasyon, hipokalemi) ve hiler yerleşimli, dar sitoplazmalı, nükleer kalıplaşma gösteren kitle küçük hücreli akciğer karsinomunu (KHAK) gösterir. KHAK'ta tümör hücrelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan DNA'nın bazofilik bir boyanma ile damar duvarlarına çökmesi 'Azzopardi etkisi' olarak adlandırılır ve tanı koydurucudur. Ayrıca tümör nöroendokrin kökenli olduğu için CD56, kromogranin ve sinaptofizin gibi belirteçlerle boyanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
Hipokalemi, hiperpigmentasyon ve yüksek ACTH düzeyi, ektopik ACTH sendromuna (Cushing sendromu) işaret eder.
Ektopik ACTH üretimi en sık küçük hücreli akciğer karsinomu ile ilişkilidir.
2
Radyolojik ve morfolojik bulguları değerlendir.
Hiler (santral) kitle, dar sitoplazma, nükleer kalıplaşma ve tuz-biber kromatin yapısı.
Bu bulgular küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) için patognomoniktir.
3
Tanısal karakteristikleri belirle.
KHAK bir nöroendokrin tümördür (CD56, sinaptofizin pozitif) ve nekrotik dokularda DNA'nın damar duvarlarına yapışması olan Azzopardi etkisi izlenir.
Bu özellikler tümörü diğer akciğer karsinomlarından ayırt eder.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli akciğer karsinomu, ektopik hormon üretimi (ACTH, ADH) ve nöroendokrin diferansiyasyon gösteren, santral yerleşimli, oldukça agresif bir tümördür.

Daha Fazla Pratik

Akciğerin diğer nöroendokrin tümörleri olan karsinoid tümörlerin histolojik ve klinik farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 287Soru

Konjenital kalp hastalıklarında görülen soldan sağa şantlar, pulmoner vasküler yatakta zamanla geri dönüşümsüz obstrüktif değişikliklere yol açarak şantın sağdan sola dönmesiyle karakterize Eisenmenger sendromuna neden olabilir. Bu klinik tablonun gelişme riskinin en düşük olduğu veya klinik olarak en geç dönemde ortaya çıkması beklenen anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekundum tip atriyal septal defekt

Cevap

Sekundum tip atriyal septal defekt, düşük basınç gradiyenti nedeniyle Eisenmenger sendromu riski en düşük olan soldan sağa şantlı konjenital kalp hastalığıdır.
Sekundum tip atriyal septal defektte (ASD), sol ve sağ atriyumlar arasındaki basınç farkı oldukça azdır. Bu durum, pulmoner dolaşıma giden kanın basıncının düşük kalmasını sağlar. Sonuç olarak pulmoner vasküler obstrüktif hastalık ve buna bağlı gelişen Eisenmenger sendromu diğer soldan sağa şantlara göre çok daha geç (genellikle erişkin dönemde) ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Defektlerin basınç özelliklerini karşılaştırın.
VSD, PDA ve AV kanal defektleri ventriküler veya arteriyel seviyede oldukları için yüksek basınçlıdır; ASD ise düşük basınçlı atriyal seviyededir.
Şantın hacmi ve basıncı, akciğer damarlarındaki hasarın hızını belirler.
2
Pulmoner vasküler direnç üzerindeki etkileri değerlendirin.
ASD'de pulmoner kan akımı artsa da pulmoner arter basıncı uzun süre normal veya hafif yüksek kalır.
Düşük basınçlı akım, obstrüktif vasküler hastalığın gelişmesini geciktirir.

Anahtar Kavram

Eisenmenger sendromu, soldan sağa şantın pulmoner hipertansiyon nedeniyle sağdan sola dönmesidir; ASD'de bu süreç en yavaştır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 288Soru

Akut romatizmal ateş (ARAARA) tanısı alan ve gelişen ağır pankardit tablosu nedeniyle hayatını kaybeden 1212 yaşındaki bir çocuğun otopside miyokardiyal incelemesinde saptanan Aschoff cisimcikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aschoff cisimcikleri, miyokardiyumun perivasküler interstisyumunda yerleşen, fibrinoid nekroz odağı içeren granülomatöz yapılar olup ARAARA için patognomoniktir.

Cevap

Aschoff cisimcikleri, miyokardiyumun perivasküler interstisyumunda yerleşen, fibrinoid nekroz odağı içeren granülomatöz yapılar olup akut romatizmal ateş için patognomoniktir.
Aschoff cisimcikleri, akut romatizmal ateşin miyokardiyal tutulumunda görülen patognomonik lezyonlardır. Histolojik olarak, bir fibrinoid nekroz odağı etrafında toplanan lenfositler, plazma hücreleri ve karakteristik Anitschkow hücrelerinden (tırtıl hücreleri) oluşurlar. Tipik yerleşim yerleri miyokardiyumun perivasküler interstisyel alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve otopsi bulgularını değerlendir.
Çocuk hasta, akut romatizmal ateş öyküsü ve pankardit varlığı Aschoff cisimciklerinin incelenmesini gerektirir.
Aschoff cisimcikleri romatizmal karditin patognomonik lezyonudur.
2
Aschoff cisimciklerinin histolojik yapısını analiz et.
Lezyonun merkezinde fibrinoid nekroz, çevresinde ise lenfosit, plazma hücreleri ve Anitschkow hücreleri bulunur.
Bu granülom benzeri yapı, lezyonun tanısal özelliğidir.
3
Anitschkow hücrelerinin kökenini doğrula.
Bu hücreler bol sitoplazmalı ve nükleuslarında kromatinin uzunlamasına dizilmesiyle tırtıl görünümü veren aktive makrofajlardır.
Hücre tipinin yanlış bilinmesi (lenfosit sanılması) en sık yapılan hatadır.
4
Lezyonun lokalizasyonunu ve evrimini belirle.
Genellikle miyokardın perivasküler alanında bulunurlar ve zamanla fibröz skar dokusuna dönüşürler.
Lokalizasyon ve kronik evre özellikleri tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

Aschoff Cisimcikleri ve Anitschkow Hücreleri
Soru 289Soru

1111 yaşında bir çocuk hasta; diz ve dirsek eklemlerinde gezici karakterde ağrı, ateş ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede yeni gelişen bir pansistolik üfürüm, derialtı nodülleri ve gövdede halka şeklinde döküntüler (eritema marjinatum) saptanıyor. Bu hastada kardiyak tutulumun patognomonik mikroskobik bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyel yerleşimli, merkezi fibrinoid nekroz içeren, çevresinde lenfositler ve nükleer kromatini "tırtıl" (caterpillar) şeklinde dizilmiş makrofajların bulunduğu granülom benzeri yapılar

Cevap

İnterstisyel yerleşimli, merkezi fibrinoid nekroz içeren, çevresinde lenfositler ve nükleer kromatini "tırtıl" (caterpillar) şeklinde dizilmiş makrofajların bulunduğu granülom benzeri yapılar (Aschoff cisimcikleri)
Doğru seçenek, Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanılı hastaların kalbinde görülen patognomonik Aschoff cisimciğini tanımlamaktadır. Bu yapılar interstisyel yerleşimli olup, merkezi fibrinoid nekroz ve karakteristik 'tırtıl' (caterpillar) nükleer kromatin yapısına sahip Anitschkow makrofajlarını içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Gezici poliartrit, eritema marjinatum, derialtı nodülleri ve pansistolik üfürüm (kardit) bulguları, Jones kriterlerine göre Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanısını koydurur.
ARA tanısı için klinik tabloyu doğru tanımlamak, beklenen patolojik bulguyu belirlemek için ilk adımdır.
2
ARA'nın patognomonik lezyonunu belirle
ARA'nın kardiyak tutulumunda (miyokardit, endokardit, perikardit) patognomonik bulgu Aschoff cisimciğidir.
Aschoff cisimcikleri sadece ARA'da görülen tanı koydurucu mikroskobik yapılardır.
3
Aschoff cisimciğinin mikroskobik yapısını incele
Aschoff cisimciği; merkezde fibrinoid nekroz, çevresinde T-lenfositler, plazma hücreleri ve 'tırtıl' nükleer kromatini olan aktif makrofajlardan (Anitschkow hücreleri) oluşur.
Anitschkow hücreleri (caterpillar cells), bu yapıya özgü en spesifik hücresel bileşendir.

Anahtar Kavram

Akut Romatizmal Kardit ve Aschoff Cisimcikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 290Soru

6060 yaşında, multipl karaciğer metastazı olan bir ileal karsinoid tümör hastasında son zamanlarda ilerleyici dispne ve sağ kalp yetmezliği bulguları gelişmiştir. Ekokardiyografide triküspit ve pulmoner kapaklarda kalınlaşma saptanmıştır.

Bu hastada gelişen endokardiyal lezyonların patogenezi ve morfolojik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endokardiyal plaklar; düz kas hücreleri ve kollajen liflerinden zengin olup, alttaki sağlam dokudan net bir sınırla ayrılan asit mukopolisakkarit yapısında bir matriks içerir.

Cevap

Endokardiyal plakların düz kas hücreleri, kollajen lifleri ve asit mukopolisakkaritten zengin bir matriks içermesi ve alttaki sağlam endokarddan net bir sınırla ayrılması karsinoid kalp hastalığının karakteristik özelliğidir.
Karsinoid kalp hastalığında izlenen plaklar; endotel altında biriken, düz kas hücreleri ve yoğun kollajen liflerinden oluşan, asit mukopolisakkaritten zengin bir matriks yapısına sahiptir. Bu plakların en önemli ayırt edici özelliği, alttaki sağlam endokard dokusundan keskin bir sınırla ayrılmaları ve normal endokardın aksine elastik lif içermemeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve mediyatör kaynağını analiz et.
İleal karsinoid ve karaciğer metastazı varlığı, vazoaktif aminlerin (serotonin vb.) karaciğerde yıkılmadan doğrudan sağ kalbe ulaştığını gösterir.
Gastrointestinal sistem kaynaklı mediyatörler normalde portal dolaşım ile karaciğere gider ve orada inaktive edilir; ancak metastaz varlığında sistemik dolaşıma karışabilirler.
2
Lezyonların neden sağ kalpte (triküspit ve pulmoner) sınırlı kaldığını değerlendir.
Akciğerlerdeki monoamin oksidaz (MAO) enzimi serotonini yıkar, bu da sol kalp kapaklarını korur.
Vazoaktif mediyatörlerin düzeyi akciğerlerden geçiş sırasında dramatik olarak düşer.
3
Karsinoid plakların histopatolojik bileşenlerini incele.
Plaklar düz kas hücreleri ve kollajenden zengindir, asit mukopolisakkarit matriks içerir ve elastik lif barındırmaz.
Bu spesifik morfolojik yapı, alttaki sağlam endokard dokusu ile karsinoid plağı ayırt eden en önemli histolojik özelliktir.

Anahtar Kavram

Karsinoid kalp hastalığında sağ kalp tutulumu, karaciğerde inaktive edilemeyen mediyatörlerin (serotonin vb.) endokardiyal yüzeylerde elastik lif içermeyen, düz kas ve kollajenden zengin plaklar oluşturmasıyla karakterizedir.

Alternatif Yöntem

Endokardit tiplerini ve plak/vejetasyon yerleşimlerini bir tablo üzerinden karşılaştırmak, karsinoid hastalığının 'sağ kalp ve elastik lif yokluğu' gibi spesifik farklarını görmeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 291Soru

4242 yaşında kadın hastanın rutin akciğer grafisinde plevradan köken alan, 55 cm çapında, düzgün sınırlı soliter bir kitle saptanıyor. Torakotomi ile çıkarılan kitlenin mikroskobik incelemesinde; iğsi hücrelerin gelişigüzel dizildiği "patternless pattern" (belirli bir dizilimi olmayan patern) izleniyor ve yoğun kollajen birikimi dikkati çekiyor. İmmünhistokimyasal incelemede CD34 pozitif, kalretinin ise negatif saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soliter fibröz tümör

Cevap

Plevradan köken alan, CD34 pozitif, kalretinin negatif ve 'patternless pattern' gösteren soliter kitle 'Soliter Fibröz Tümör'dür.
Vakadaki kitle plevrada lokalize (soliter) yerleşimli, histolojik olarak 'patternless pattern' ve yoğun kollajen içeren iğsi hücreli bir yapıdadır. Bu morfolojik özelliklerle birlikte immünhistokimyasal olarak CD34 pozitifliği, Soliter Fibröz Tümör için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kitlenin makroskobik ve radyolojik yerleşimi değerlendirilir.
Plevradan köken alan, düzgün sınırlı ve soliter (tekil) bir kitle saptanmıştır.
Malign mezotelyoma gibi diffüz yayılan plevra tümörlerinden ayrımı için bu adım kritiktir.
2
Histopatolojik patern analizi yapılır.
İğsi hücrelerin kollajen doku içinde rastgele dizildiği 'patternless pattern' saptanmıştır.
Bu patern soliter fibröz tümör için klasik bir histolojik bulgudur.
3
İmmünhistokimyasal (İHK) profil incelenir.
CD34 (+) ve Kalretinin (-) bulguları elde edilmiştir.
CD34 soliter fibröz tümörün en karakteristik belirtecidir; kalretinin negatifliği ise mezotelyomayı dışlar.

Anahtar Kavram

Plevranın soliter fibröz tümörü (eski adıyla benign mezotelyoma), mezotelyal değil mezenşimal (fibroblastik) kökenli, CD34 (+) bir neoplazidir.

İpuçları

1
Kitlenin yaygın değil, soliter (tek bir odak) olması mezotelyomadan uzaklaştırır.
2
İğsi hücreli tümörlerde CD34 pozitifliği, damarsal tümörler veya bu spesifik plevral tümör için değerlidir.

Daha Fazla Pratik

Plevranın malign mezotelyoması için kullanılan immünhistokimyasal belirteçleri (Kalretinin, WT1, CK5/6) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 292Soru

Sistemik vaskülitlerin patogenezinde sıklıkla rol oynayan; antijen-antikor komplekslerinin damar duvarında birikmesi, kompleman aktivasyonu ve nötrofil kemotaksisi ile karakterize hipersensitivite reaksiyon tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip III (İmmün kompleks aracılı) hipersensitivite

Cevap

Sistemik vaskülitlerin patogenezinde en sık görülen mekanizma olan immün kompleks aracılı yanıt, Tip III hipersensitivite reaksiyonudur.
Sistemik vaskülitlerde (Poliarteritis Nodosa, Mikroskobik Polianjitis gibi) antijen ve antikorlar dolaşımda birleşerek immün kompleksler oluşturur. Bu kompleksler damar endoteli altına çöker, kompleman sistemini aktive eder ve sonuçta damar duvarında fibrinoid nekroz ile karakterize ağır bir inflamasyona yol açar. Bu süreç Tip III (İmmün kompleks aracılı) hipersensitivite reaksiyonunun klasik tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vaskülitlerin genel patogenezini düşünün.
Damar duvarında hasara yol açan ana faktörün immün sistem yanıtı olduğu saptanır.
Vaskülitlerin çoğunun immünolojik kökenli olduğunu anlamak.
2
Tanımda belirtilen 'immün kompleks birikimi' ve 'kompleman aktivasyonu' anahtar kelimelerini değerlendirin.
Bu bulguların Tip III hipersensitivite reaksiyonuna (Arthus reaksiyonu veya serum hastalığı benzeri) özgü olduğu belirlenir.
Mekanizma ile hipersensitivite sınıflandırmasını eşleştirmek.
3
Seçenekler arasından Tip III yanıtını seçin.
İmmün kompleks aracılı hipersensitivite seçeneği doğrulanır.
Sınıflandırmadaki doğru terminolojiyi bulmak.

Anahtar Kavram

Sistemik vaskülitlerin çoğunda damar hasarı, dolaşan antijen-antikor (immün) komplekslerinin damar duvarına çökmesi ve kompleman sistemini aktive ederek nötrofilleri bölgeye çekmesi (Tip III Hipersensitivite) sonucu oluşur.
Tahmini Süre:45s
Soru 293Soru

Ellibeş (5555) yaşında erkek hasta; ilerleyici nefes darlığı, halsizlik ve eklem ağrıları şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ciltte belirgin hiperpigmentasyon (bronz deri) saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde kan glukoz düzeyi 210210 mg/dLmg/dL olarak ölçülüyor. Hastaya yapılan ekokardiyografide tüm kalp boşluklarında genişleme ve sistolik fonksiyonlarda azalma izleniyor. Endomiyokardiyal biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde miyositlerin içinde altın sarısı-kahverengi granüler pigment birikimi saptanıyor ve bu pigmentin Prusya mavisi boyasıyla boyandığı görülüyor.

Buna göre, hastada gelişen bu kardiyak tablonun patogenezinde aşağıdakilerden hangisinin rolü en belirgindir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyositler içinde aşırı demir birikimine bağlı gelişen serbest radikal hasarı

Cevap

Miyositler içinde aşırı demir birikimine bağlı gelişen serbest radikal hasarı
Doğru seçenek, miyositler içinde biriken demirin yol açtığı hasarı açıklamaktadır. Hemokromatozis, vücutta aşırı demir depolanmasıyla karakterizedir ve kalpte biriken demir (hemosiderin), Prusya mavisi ile pozitif boyanır. Bu birikim, serbest oksijen radikalleri üzerinden miyositlerde hasar ve fibrozise yol açarak kardiyomiyopati tablosu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bronz deri, diyabet (bronz diyabet) ve kalp yetmezliği birlikteliği saptandı.
Bu semptom kombinasyonu sistemik hemokromatozis hastalığını güçlü bir şekilde düşündürür.
2
Patolojik bulguyu yorumla
Miyositlerde Prusya mavisi ile boyanan altın sarısı pigment saptandı.
Prusya mavisi boyası, hemosiderin (demir) birikimini spesifik olarak gösterir.
3
Patogenezi belirle
Demir birikimi serbest radikal üretimine (Fenton reaksiyonu) neden olur.
Aşırı demir, lipid peroksidasyonuna ve hücre hasarına yol açarak dilate veya restriktif kardiyomiyopatiye neden olur.

Anahtar Kavram

Hemokromatozise bağlı kardiyomiyopati ve hemosiderin birikimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 294Soru

Akciğer biyopsisinde kazeifiye olmayan (non-kazeifiye) granülomlar saptanan bir hastada, çok çekirdekli dev hücrelerin içerisinde yıldızsı görünümlü inklüzyonlar (asteroid cisimcikleri) ve kalsifiye lamine yapılar (Schaumann cisimcikleri) izlenmesi aşağıdaki hastalıklardan hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarkoidoz

Cevap

Sarkoidoz
Sarkoidoz, bilinmeyen bir etiyolojiye dayanan ve kazeifiye olmayan granülomlarla karakterize sistemik bir hastalıktır. Çok çekirdekli dev hücrelerin sitoplazmasında izlenen yıldız şekilli 'asteroid cisimcikleri' ve kalsifiye, lamine (soğan zarı benzeri) yapılar olan 'Schaumann cisimcikleri' bu hastalık için tanısal değeri yüksek, karakteristik morfolojik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Biyopsi örneğinde kazeifiye olmayan granülomlar ve dev hücre içi inklüzyonlar saptandı.
Tanıya gitmek için spesifik morfolojik işaretçileri tanımlamak gerekir.
2
İnklüzyon cisimciklerinin hastalıkla eşleştirilmesi
Asteroid ve Schaumann cisimcikleri Sarkoidoz için tipik bulgulardır.
Bu yapılar granülomatöz hastalıklar arasında Sarkoidoz'un ayırıcı tanısında kilit rol oynar.
3
Hastalık kategorisinin kontrol edilmesi
Sarkoidoz bir restriktif akciğer hastalığıdır; obstrüktif hastalık seçenekleri elenir.
SFT'de restriktif patern (düşük FVCFVC, normal/yüksek FEV1/FVCFEV1/FVC) bu tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

Sarkoidozun karakteristik histopatolojik bulguları (non-kazeifiye granülom, asteroid ve Schaumann cisimcikleri).
Tahmini Süre:45s
Soru 295Soru

Yirmi iki (2222) yaşında bir basketbolcu, antrenman sırasında aniden yere yığılarak hayatını kaybediyor. Yapılan otopside sol ventrikül duvarının, özellikle de ventriküler septumun belirgin şekilde kalınlaştığı ve sol ventrikül boşluğunun daraldığı saptanıyor. Bu hastanın miyokard dokusundan alınan örneklerin mikroskobik incelemesinde saptanması beklenen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyofibrillerde dizilim bozukluğu ve dallanma gösteren hipertrofik miyositler

Cevap

Miyofibrillerde dizilim bozukluğu ve dallanma gösteren hipertrofik miyositler
Hipertrofik kardiyomiyopatide (HKM), sarkomer proteinlerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu miyositler anormal şekilde hipertrofiye olur ve birbirlerine paralel dizilmeleri gereken miyofibriller karmaşık, dallanma gösteren ve düzensiz bir hal alır (miyofibriller dizilim bozukluğu). Bu durum ventriküler aritmilere ve ani ölüme zemin hazırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç bir sporcuda egzersiz sırasında ani ölüm ve septumun asimetrik kalınlaşması belirlendi.
Bu bulgular tipik olarak Hipertrofik Kardiyomiyopatiyi (HKM) işaret eder.
2
Olası tanının patolojik özelliklerini belirle
HKM'nin makroskobik olarak asimetrik septal hipertrofi, mikroskobik olarak ise miyofibriller dizilim bozukluğu ile karakterize olduğu anlaşıldı.
Tanıyı doğrulamak için en spesifik morfolojik bulguyu belirlemek gerekir.
3
Doğru histolojik bulguyu seç
Miyofibrillerde dizilim bozukluğu (myofiber disarray) seçeneği en uygun bulgudur.
Bu bulgu, miyositlerin kaotik dizilimi ve aralarındaki interstisyel fibrozis ile HKM'ye özgüdür.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Kardiyomiyopati Histopatolojisi
Soru 296Soru

6262 yaşında erkek hasta, üç gün önce başlayan ve yaklaşık 66 saat süren şiddetli retrosternal baskı tarzında ağrı öyküsü veriyor. Hasta o dönemde hastaneye başvurmamış; ancak bugün nefes alırken ve öne eğilince artan farklı karakterde bir göğüs ağrısı ile acil servise geliyor. Fizik muayenede prekordiyal bölgede frotman (sürtünme sesi) saptanıyor. Bu hastanın altta yatan miyokard dokusunda izlenmesi en muhtemel histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam kat koagülasyon nekrozu ve interstisyel alanda yoğun nötrofil infiltrasyonu

Cevap

Tam kat koagülasyon nekrozu ve interstisyel alanda yoğun nötrofil infiltrasyonu
Vakadaki hastada ağrıdan 3 gün sonra ortaya çıkan frotman, transmural miyokard enfarktüsünün perikardı irrite etmesiyle oluşan 'pericarditis epistenocardica' durumudur. Bu klinik tablo tam kat (transmural) koagülasyon nekrozu ve bu nekroza eşlik eden yoğun nötrofil infiltrasyonunun olduğu 2-3. günlere denk gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsündeki zamanlamayı analiz edin.
İlk ağrı 33 gün önce gerçekleşmiştir, bu da enfarktüsün 7272 saatlik bir süreçte olduğunu gösterir.
Miyokard enfarktüsü morfolojisi zamanla değişen dinamik bir süreçtir.
2
Klinik muayene bulgusunu (frotman) yorumlayın.
Frotman (sürtünme sesi), transmural miyokard enfarktüsüne sekonder gelişen fibröz perikarditi işaret eder.
Enfarktüs sonrası perikardit tipik olarak 2-3. günlerde ortaya çıkar.
3
Belirlenen zaman dilimine (2-3. gün) uygun histopatolojik bulguyu seçin.
2-3. günlerde nekroz tamdır ve inflamatuar yanıtın nötrofilik fazı zirve yapmıştır.
Nötrofiller ilk 24 saatte başlar, 3. günde maksimuma ulaşır ve yerini makrofajlara bırakmaya başlar.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsünün histopatolojik evrelemesi ve komplikasyon zamanlaması.

Daha Fazla Pratik

Miyokard enfarktüsü sonrası miyokard rüptürü riskinin hangi günlerde en yüksek olduğunu ve nedenini (yumuşama fazı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 297Soru

25 yaşında bir kadın hasta, eforla artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede üst ekstremitelerde (el parmaklarında) siyanoz ve çomaklaşma izlenmezken, her iki ayak parmaklarında belirgin siyanoz ve çomaklaşma saptanıyor. Kalp oskültasyonunda pulmoner odakta S2S2 sertliği ve mezosistolik klik duyuluyor. Bu hastada "diferansiyel siyanoz" olarak adlandırılan bu klinik tabloya neden olan altta yatan konjenital kalp hastalığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patent duktus arteriozus (PDAPDA)

Cevap

Diferansiyel siyanoz tablosuna neden olan konjenital kusur Patent duktus arteriozus (PDAPDA)'dur.
Patent duktus arteriozus (PDAPDA), pulmoner arter ile inen aort (aortaaorta descendensdescendens) arasındaki bağlantıdır ve bu bağlantı tipik olarak sol subklavyen arterin aorttan ayrıldığı noktanın distalindedir. Başlangıçta soldan sağa olan şant, zamanla gelişen pulmoner hipertansiyon ve vasküler obstrüktif değişiklikler (pleksiform lezyonlar) sonucu sağdan sola döner (Eisenmenger sendromu). Bu durumda, pulmoner arterden gelen deoksijenize kan aortun distal kısmına akar. Sonuç olarak, baş ve üst ekstremitelere giden damarlar (trunkus brakiyosefalikus, sol karotis komünis, sol subklavyen) duktusun öncesinden ayrıldığı için buralar temiz kan alır; ancak alt ekstremitelere giden kan deoksijenize olduğu için ayaklarda siyanoz ve çomaklaşma görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (alt ekstremitede siyanoz, üstte normal) analiz edilmesi.
Diferansiyel siyanoz varlığı saptandı.
Bu tablo, deoksijenize kanın aortaya sadece belirli bir noktadan sonra karıştığını gösterir.
2
Konjenital defektlerin anatomik yerleşiminin değerlendirilmesi.
PDA'nın aortadaki yerleşiminin sol subklavyen arterden sonra olduğu belirlendi.
Sol subklavyen arterden önceki kan temiz (oksijenli) kalırken, sonrasındaki kan (alt ekstremiteye giden) kirli kanla karışır.
3
Eisenmenger sendromu sürecinin entegrasyonu.
Pulmoner hipertansiyona bağlı sağ-sol şantın geliştiği anlaşıldı.
Başlangıçtaki sol-sağ şant, pulmoner vasküler direnç artışıyla sağ-sol yönüne dönmüştür.

Anahtar Kavram

Diferansiyel siyanoz ve PDA-Eisenmenger ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 298Soru

6060 yaşında, 4545 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son bir aydır artan öksürük ve iştahsızlık şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde oryantasyon bozukluğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyum düzeyi 122 mEq/L122 \text{ mEq/L} (Normal: 135145 mEq/L135-145 \text{ mEq/L}) ve idrar osmolalitesi serum osmolalitesine göre yüksek bulunuyor. Akciğer tomografisinde sol hiler bölgede bronşu çevreleyen invaziv karakterde kitle izleniyor. Bu hastada en olası tanıyı koyduran biyopsi örneğinde aşağıdaki histopatolojik özelliklerden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dar sitoplazmalı, hiperkromatik nükleuslu hücrelerde nükleer "molding" (kalıplaşma)

Cevap

Dar sitoplazmalı ve hiperkromatik nükleuslu hücrelerde nükleer molding (kalıplaşma) görülmesi bu klinik tablo için en olası bulgudur.
Hastadaki ağır sigara öyküsü, hiler yerleşimli kitle ve SIADH bulguları (hiponatremi) Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu'nu işaret etmektedir. Bu tümörün en karakteristik histopatolojik bulgusu, sitoplazmanın çok az olması nedeniyle nükleusların birbirine bası yaparak şekil değiştirmesi, yani nükleer 'molding' (kalıplaşma) göstermesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hiponatremi (122 mEq/L122 \text{ mEq/L}) ve uygunsuz idrar osmolalitesi, Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) varlığını gösterir.
Hastadaki oryantasyon bozukluğunun nedeni hiponatremidir.
2
Paraneoplastik sendrom ile tümör tipini eşleştir
SIADH, akciğer kanserleri arasında en sık Küçük Hücreli Karsinom (SCLC) ile ilişkilidir.
SCLC, ektopik hormon üretimine (ADH, ACTH) en yatkın akciğer tümörüdür.
3
Yerleşim ve etiyolojiyi doğrula
Hiler (santral) yerleşim ve ağır sigara öyküsü SCLC tanısını destekler.
SCLC ve Skuamöz hücreli karsinom tipik olarak santral yerleşimli ve sigara ile güçlü ilişkilidir.
4
Histopatolojik karşılığı saptan
SCLC'de dar sitoplazmalı hücreler ve birbirine bası yapan nükleuslar (molding) görülür.
Bu morfoloji, tümörün nöroendokrin kökenli küçük hücreli yapısını yansıtır.

Anahtar Kavram

Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu ve SIADH İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Akciğer tümörlerinde p40 ve TTF-1 belirteçlerinin ayırıcı tanıda kullanımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 299Soru

4545 yaşında erkek hasta, son 11 aydır giderek artan sağ yan ağrısı, nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan görüntüleme tetkiklerinde sağ atriyumu dolduran, çevre perikard dokusuna invaze olmuş ve geniş nekroz alanları içeren, düzensiz sınırlı büyük bir kitle saptanıyor. Perikardiyosentez ile hemorajik karakterde sıvı aspire ediliyor. Alınan biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde; belirgin pleomorfizm gösteren, atipik endotelyal hücrelerin döşediği anastomozlaşan vasküler kanallar ve yoğun mitotik aktivite izleniyor. Saptanan bu tümörle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erişkinlerde kalbin en sık görülen primer malign neoplazmıdır.

Cevap

Kalbin en sık görülen primer malign neoplazmıdır.
Vakada tanımlanan sağ atriyum yerleşimi, hemorajik efüzyon ve atipik vasküler kanallar primer kardiyak anjiyosarkom tanısını koydurur. Bu tümör, erişkinlerde kalbin en sık karşılaşılan primer malign neoplazmıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Sağ atriyum yerleşimi, invaziv kitle ve hemorajik perikardiyal efüzyon saptandı.
Primer kardiyak anjiyosarkomlar tipik olarak sağ kalp yerleşimli ve malign davranışlıdır.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Atipik endotelyal hücreler, anastomozlaşan vasküler yapılar ve nekroz izlendi.
Bu bulgular vasküler kökenli malign bir tümör olan anjiyosarkom için karakteristiktir.
3
Epidemiyolojik bilginin doğrulanması
Anjiyosarkomun erişkinlerde kalbin en sık primer malign tümörü olduğu bilgisi ile eşleştirildi.
Miksoma en sık primer (benign) tümör iken, anjiyosarkom en sık primer malign tümördür.

Anahtar Kavram

Primer kardiyak anjiyosarkomun klinik, yerleşim ve histopatolojik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Kalbe en sık metastaz yapan tümörlerin (akciğer, meme, melanom, lenfoma) tutulum paternlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 300Soru

Lober pnömoni gelişim sürecinde izlenen morfolojik evrelerden; makroskobik olarak akciğer lobunun kırmızı, sert ve hava içermez (karaciğer kıvamında) olduğu, mikroskobik incelemede ise alveol boşluklarının bol miktarda eritrosit, nötrofil ve fibrin ile dolu olduğu saptanan evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırmızı hepatizasyon evresi

Cevap

Kırmızı hepatizasyon evresi
Kırmızı hepatizasyon evresinde akciğer dokusu karaciğer kıvamında sertleşir (hepatizasyon) ve alveol boşluklarını dolduran yoğun eritrositler nedeniyle kırmızı renkte görünür. Mikroskobik olarak nötrofiller ve fibrin de bu eksudaya eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Pnömoninin morfolojik evrelerini kronolojik olarak sırala.
Evreler: Konjesyon \rightarrow Kırmızı Hepatizasyon \rightarrow Gri Hepatizasyon \rightarrow Rezolüsyon.
Lober pnömoni karakteristik bir gelişim süreci izler.
2
Soruda verilen 'kırmızı renk' ve 'karaciğer kıvamı' (hepatizasyon) bulgularını değerlendir.
Bu bulgular akciğerin hava yerine kan ve hücrelerle dolduğunu gösterir.
İsimlendirme (kırmızı hepatizasyon) doğrudan bu makroskobik görünümden gelir.
3
Mikroskobik olarak eritrositlerin varlığını teyit et.
Yoğun eritrosit ve nötrofil birikimi kırmızı hepatizasyonu, eritrositlerin yıkılması ise gri hepatizasyonu işaret eder.
Gri hepatizasyonda eritrositler lizise uğradığı için renk değişir.

Anahtar Kavram

Lober pnömoninin dört evresi (konjesyon, kırmızı hepatizasyon, gri hepatizasyon, rezolüsyon) ve bu evrelerin ayırıcı morfolojik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Gri hepatizasyon evresinde baskın olan mikroskobik bulguyu ve bu evrede hastanın klinik tablosundaki değişikliği inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 15 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin