Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 301Soru

48 yaşında erkek hasta, son bir yıldır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde inspiratuar 'velcro' (cırt cırt sesi) ralleri duyuluyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde FVCFVC değerinin beklenen değerin %60\%60'ı olduğu, FEV1/FVCFEV1/FVC oranının ise %86\%86 (normalin üzerinde) olduğu saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) özellikle alt loblarda ve subpleural alanlarda belirgin olan retiküler opasiteler ve 'bal peteği akciğer' görünümü izleniyor. Bu tabloya sahip bir hastada akciğer biyopsisinde görülmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklı evrelerdeki fibrozis alanları ile karakterize yamalı interstisyel tutulum ve fibroblast odakları

Cevap

Farklı evrelerdeki fibrozis alanları ile karakterize yamalı interstisyel tutulum ve fibroblast odakları
Hastanın klinik tablosu (velcro ralleri), solunum fonksiyon testi (restriktif patern) ve radyolojik bulguları (subpleural retiküler opasiteler, bal peteği görünümü) İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) ile tam uyumludur. İPF'nin histopatolojik karşılığı olan UIP (Olağan İnterstisyel Pnömoni) paterninde, akciğer parankiminde normal doku alanları ile fibrotik alanların bir arada bulunduğu 'yamalı' bir tutulum ve fibrozisin aktif olduğunu gösteren 'fibroblast odakları' görülür. Bu durum 'zamansal heterojenite' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
İlerleyici dispne, velcro ralleri ve HRCT'deki subpleural 'bal peteği' görünümü İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) tanısını düşündürür.
Bu bulgular restriktif akciğer hastalıkları grubundaki İPF'nin klasik prezentasyonudur.
2
Solunum fonksiyon testlerinin (SFT) yorumlanması
FVCFVC düşüklüğü ve FEV1/FVCFEV1/FVC oranının korunmuş veya artmış olması (%86\%86) restriktif paternle uyumludur.
Restriktif hastalıklarda akciğer volümleri azalır ancak hava yolu direnci artmadığı için oran korunur.
3
Histopatolojik korelasyonun kurulması
İPF'nin morfolojik karşılığı Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) paternidir; bu paternde zamansal heterojenite (eski fibrozis ve yeni fibroblast odaklarının bir arada bulunması) esastır.
Tanıyı kesinleştiren en önemli patolojik kriter fibroblast odaklarının varlığıdır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) ve Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) histopatolojisi

Daha Fazla Pratik

Pnömokonyozlar (Silikozis, Asbestozis) ve restriktif patern yapan diğer interstisyel hastalıkların radyolojik farklarını incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 302Soru

6868 yaşında erkek hasta, sağ alt lob lober pnömoni tanısıyla hastaneye yatırılıyor. Uygun antibiyotik tedavisine rağmen radyolojik konsolidasyonu 33 hafta boyunca gerilemeyen hastadan alınan biyopsi örneğinde; bazı alveol boşluklarının eksüda yerine fibroblastlar ve kollajen liflerinden zengin konnektif doku tıkaçları ile dolduğu izleniyor. Bu morfolojik tablo aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karnifikasyon

Cevap

Pnömoni odağındaki eksüdanın organize olup fibrozise gitmesi karnifikasyon olarak adlandırılır.
Karnifikasyon, lober pnömoninin bir komplikasyonu olup, alveol boşluklarını dolduran fibrinöz eksüdanın enzimatik olarak sindirilip temizlenemediği (rezolüsyonun başarısız olduğu) durumlarda, bu alanın fibroblastlar ve bağ dokusu tarafından istila edilerek katı, etsi (carnis) bir yapıya dönüşmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki radyolojik seyrin ve biyopsi bulgularının analizi.
Radyolojik iyileşmenin olmaması (konsolidasyonun devamı) ve alveollerin fibrotik dokuyla dolması bir komplikasyona işaret eder.
Lober pnömoninin normal seyrinde rezolüsyon beklenir, ancak burada organizasyon süreci başlamıştır.
2
Fibroblastik tıkaçların (Masson cisimcikleri) morfolojik karşılığının belirlenmesi.
Alveol içindeki fibrinöz eksüdanın fibroblast göçüyle bağ dokusuna dönüşmesi saptandı.
Robbins patoloji standartlarına göre bu sürece organizasyon veya karnifikasyon denir.
3
Ayırıcı tanıların dışlanması.
Nekroz (likefaksiyon/kazeifikasyon) veya yapısal yıkım (amfizem) bulgusu olmadığı için doğru terim seçildi.
Soruda tarif edilen yapı doku yıkımı değil, eksüdanın organize olmasıdır.

Anahtar Kavram

Lober pnömoninin komplikasyonlarından biri olan 'Karnifikasyon' (Organizasyon), alveol içindeki eksüdanın bağ dokusuna dönüşmesidir.

Daha Fazla Pratik

Lober pnömoninin evrelerini (konjesyon, kırmızı hepatizasyon, gri hepatizasyon, rezolüsyon) ve bu evrelerdeki baskın hücre tiplerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 303Soru

Otuz beş yaşındaki bir kadın hastanın rutin kontrolü sırasında yapılan oskültasyonunda mezosistolik klik ve geç sistolik üfürüm duyuluyor. Ekokardiyografik incelemede mitral kapak yaprakçıklarında belirgin kalınlaşma ve sol atriyuma doğru balonlaşma (prolapsus) saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastanın tutulan kapak dokusunda izlenmesi en olası histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spongioza tabakasında proteoglikan birikimiyle karakterize miksomatöz dejenerasyon

Cevap

Doğru yanıt, spongioza tabakasında proteoglikan birikimiyle karakterize miksomatöz dejenerasyondur.
Klinik olarak mezosistolik klik ve geç sistolik üfürüm ile başvuran, ekokardiyografisinde kapak balonlaşması saptanan hasta tipik bir Mitral Kapak Prolapsusu (MVP) vakasıdır. MVP'de histopatolojik olarak kapağın yapısal iskeletini oluşturan fibroza tabakası incelir ve normalde daha ince olan spongioza tabakası, proteoglikan birikimi nedeniyle aşırı derecede genişler. Bu sürece miksomatöz dejenerasyon adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Mezosistolik klik ve geç sistolik üfürüm ile birlikte mitral kapak prolapsusu (MVP) tanısı konur.
Genç-orta yaşlı kadın hastalarda klik ve üfürüm kombinasyonu MVP için patognomoniktir.
2
Tanının patolojik karşılığını belirle
MVP'nin temel morfolojik değişikliği miksomatöz dejenerasyondur.
MVP'de kapak yapısının bütünlüğünü sağlayan fibroza tabakası zayıflarken, spongioza tabakası mukoid materyalle genişler.

Anahtar Kavram

Mitral kapak prolapsusunun histopatolojik temeli spongioza tabakasının miksomatöz dejenerasyonudur.
Tahmini Süre:50s
Soru 304Soru

Bronşiyal astım atağı sırasında yoğun mukus tıkaçlarının hava yollarını tam olarak tıkaması sonucunda, tıkanıklığın distalindeki alveollerde bulunan havanın geri emilmesiyle karakterize atelektazi tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Resorpsiyon atelektazisi

Cevap

Resorpsiyon (emilim) atelektazisi, hava yollarının tam tıkanması sonucu distaldeki havanın emilmesiyle oluşur.
Resorpsiyon atelektazisi, bronşiyal astım, bronşektazi, yabancı cisim aspirasyonu veya tümör gibi nedenlerle hava yollarının tam tıkanması sonucu gelişir. Tıkanıklığın distalinde kalan hava kana geçer ve yeni hava girişi olmadığı için alveoller çöker. Bu tip atelektazide mediastinal yapılar lezyonun olduğu tarafa doğru çekilir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik faktörün belirlenmesi
Mukus tıkacı nedeniyle hava yolunda tam tıkanıklık saptandı.
Resorpsiyon atelektazisinin temel nedeni hava yolu obstrüksiyonudur.
2
Patofizyolojik sürecin analizi
Tıkanıklığın distalindeki alveollerde hapsolan hava kan dolaşımı tarafından geri emildi.
Yeni hava girişi olmadığı için mevcut gazlar absorbe edilir.
3
Morfolojik sonucun tespiti
Alveoller söner (kollaps) ve akciğer hacmi azalır.
Hava içeriğinin kaybı akciğer dokusunun büzülmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Resorpsiyon atelektazisi mekanizması ve nedenleri

Alternatif Yöntem

Mediastinal yer değiştirme yönüne bakılarak ayırıcı tanı yapılabilir; resorpsiyonda 'çekilme' (ipsilateral), kompresyonda 'itilme' (kontralateral) görülür.
Tahmini Süre:45s
Soru 305Soru

6262 yaşında, 5050 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son bir aydır belirginleşen yüz ve boyun ödemi, nefes darlığı ve ses kısıklığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede üst ekstremitelerde ödem ve göğüs duvarı venlerinde belirginleşme saptanıyor. Toraks BT'de sağ hiler bölgede mediasteni invaze eden santral yerleşimli kitle izleniyor. Yapılan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; dar sitoplazmalı, nükleer kalıplanma gösteren, hiperkromatik nükleuslu ve ezilme artefaktının (crushcrush artifactartifact) belirgin olduğu küçük hücreli tümör infiltrasyonu saptanıyor. Bu hastadaki mevcut klinik tablo ve morfolojik bulgular eşliğinde, tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılacak immünohistokimyasal çalışmada aşağıdakilerden hangisinin pozitif saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinaptofizin

Cevap

Vena Cava Superior sendromu tablosuyla başvuran ve morfolojik olarak nükleer kalıplanma ile ezilme artefaktı gösteren küçük hücreli karsinom tanısında en olası pozitif belirteç Sinaptofizin'dir.
Hastada görülen nükleer kalıplanma, dar sitoplazma ve hiler yerleşim, Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu (KHAK) tanısını koydurur. KHAK, nöroendokrin bir tümör olduğu için Sinaptofizin, Kromogranin ve CD56 gibi belirteçlerle pozitif boyanır. Ayrıca bu tümörün hiler yerleşimi ve hızlı invazyon kapasitesi, Vena Cava Superior sendromunun en sık nedenlerinden biri olmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Vena Cava Superior Sendromu (VCSS)
Yüz ve boyunda ödem, venöz dolgunluk ve hiler kitle varlığı mediastinal invazyonu ve VCSS'yi düşündürür.
2
Morfolojik verilerin analizi
Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu (KHAK)
Dar sitoplazma, nükleer kalıplanma ve ezilme artefaktı KHAK için tipik histopatolojik özelliklerdir.
3
İmmünohistokimyasal belirteç seçimi
Nöroendokrin marker pozitifliği
KHAK bir nöroendokrin tümördür; bu nedenle Sinaptofizin, Kromogranin veya CD56 pozitifliği beklenir.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK), santral yerleşim gösteren, nöroendokrin diferansiyasyon izlenen ve Vena Cava Superior sendromuna sık neden olan agresif bir tümördür.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli karsinomun diğer paraneoplastik sendromları olan SIADH ve Lambert-Eaton Myastenik Sendromu arasındaki farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 306Soru

11 günlük bir yenidoğanda doğumdan kısa süre sonra başlayan şiddetli siyanoz nedeniyle yapılan incelemelerde büyük damarların transpozisyonu (TGATGA) tanısı konuluyor. Bu patolojide sağ ventrikülün morfolojik olarak hipertrofiye uğramasının ve sistemik pompa görevini üstlenmesinin temel patofizyolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aortun sağ ventrikülden çıkması nedeniyle ventrikülün sistemik dirence karşı çalışması

Cevap

Büyük damarların transpozisyonunda aortun sağ ventrikülden çıkması, bu ventrikülün sistemik basınca karşı çalışarak hipertrofiye uğramasına neden olur.
Büyük damarların transpozisyonunda (TGA), embriyolojik olarak trunkus arteriozusun spiral bölünmemesi sonucu aort sağ ventrikülden, pulmoner arter ise sol ventrikülden köken alır. Bu durumda sağ ventrikül, vücudun yüksek dirençli sistemik dolaşımına kan pompalamak zorunda kalır. Artan bu basınç yükü (afterload), sağ ventrikül miyositlerinde hipertrofiyi tetikleyerek ventrikül duvarının kalınlaşmasına ve sağ ventrikülün sistemik bir pompa gibi davranmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
TGA'nın anatomik yapısını değerlendir.
TGA'da aort sağ ventrikülden, pulmoner arter ise sol ventrikülden çıkar (ventriküloarteriyel diskordans).
Patolojinin temelini anlamak için damarların hangi ventrikülden çıktığını bilmek gerekir.
2
Ventriküllerin karşılaştığı direnci analiz et.
Sağ ventrikül normalde düşük dirençli pulmoner dolaşıma pompalarken, TGA'da yüksek dirençli sistemik dolaşıma (aort) pompalamaya başlar.
Direnç artışı ventrikülde adaptif değişiklikleri tetikler.
3
Morfolojik sonucu belirle.
Sürekli yüksek basınca karşı çalışan sağ ventrikül duvarı kalınlaşır (hipertrofi) ve sol ventrikül gibi sistemik bir pompa halini alır.
Kas dokusu artan iş yüküne hipertrofi ile yanıt verir.

Anahtar Kavram

Büyük damarların transpozisyonunda (TGA) sağ ventrikül, aortun kendisinden çıkması nedeniyle sistemik ventrikül görevini üstlenir ve hipertrofiye uğrar.

İpuçları

1
TGA'da damarların normalden farklı ventriküllerden çıktığını hatırlayın.
2
Hangi ventrikülün sistemik dolaşıma (vücuda) kan pompaladığını düşünün.
3
Bir kas dokusu yüksek basınca karşı çalıştığında nasıl bir morfolojik değişim gösterir?

Daha Fazla Pratik

Fallot tetralojisi ile Büyük Damarların Transpozisyonu arasındaki sağ ventrikül hipertrofisi nedenlerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 307Soru

Güney Amerika kökenli, 4242 yaşında bir erkek hasta; son bir yıldır giderek artan efor dispnesi, çarpıntı ve yutma güçlüğü şikayetleriyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan ekokardiyografide her iki ventrikülde dilatasyon, özellikle sol ventrikül apeksinde lokalize incelme ve anevrizmatik genişleme ile birlikte duvar içi (muralmural) trombüs izleniyor. Bu hastadan alınan miyokard biyopsisinde görülmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyositler içinde amastigot formları içeren psödokistler ve yoğun lenfoplazmositik infiltrasyon

Cevap

Miyositler içinde amastigot formları içeren psödokistler ve yoğun lenfoplazmositik infiltrasyon
Chagas hastalığı (Trypanosoma cruzi), özellikle Güney Amerika'da dilate kardiyomiyopatinin en yaygın nedenlerinden biridir. Hastalıkta ventriküler dilatasyonun yanı sıra sol ventrikül apeksinde incelme ve anevrizma oluşumu (apical aneurysm) karakteristiktir. Ayrıca parazitin otonom pleksusları (Meissner ve Auerbach) tahrip etmesi sonucu megaözofagus (yutma güçlüğü) ve megakolon gelişir. Mikroskobik incelemede kalp kası hücreleri içinde parazitin amastigot formlarından oluşan psödokistler ve kronik inflamasyon izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Güney Amerika kökeni + Dilate kardiyomiyopati + Apeks anevrizması + Yutma güçlüğü (megaözofagus)
Bu kombinasyon Chagas hastalığı için patognomoniktir.
2
Etiyolojik ajanı belirle
Trypanosoma cruzi enfeksiyonu
Chagas hastalığının etkenidir.
3
Histopatolojik karşılığı seç
Miyositler içinde amastigotların oluşturduğu psödokistler
Kronik fazda inflamatuar infiltrat ile birlikte parazitin hücre içi formları tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Chagas Hastalığı Kardiyomiyopatisi
Soru 308Soru

Mediastinal kitlelerin anatomik lokalizasyonları, ayırıcı tanıda anahtar rol oynar. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ön (anterior) mediastende en sık karşılaşılan primer tümörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Timoma

Cevap

Timoma, ön mediastende en sık görülen primer tümördür.
Timoma, erişkinlerde ön mediastenin en sık görülen primer tümörüdür. Bu bölge sternum ile kalp/büyük damarlar arasında kalan alanı kapsar ve timus dokusunun neoplazileri burada en sık karşılaşılan patolojilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Mediastenin anatomik bölmelerini tanımla.
Mediasten; ön (anterior), orta (middle) ve arka (posterior) olmak üzere üç bölmeye ayrılır.
Kitlelerin ayırıcı tanısı, bulundukları bölmeye göre değişen spesifik tümör tiplerine dayanır.
2
Ön mediastende sık görülen tümörleri hatırla.
Timoma, teratoma, tiroid kitleleri ve lenfomalar (4T kuralı) bu bölgede sıktır.
Bu bölgedeki en baskın organ timus olduğu için timomalar primer tümörler arasında ilk sıradadır.
3
Seçenekleri bölmelere göre eşleştir.
Nörojenik tümörler arka, kistler ise genellikle orta mediastende yer alır.
Anatomik komşuluklar tümörün köken aldığı dokuyu belirler.

Anahtar Kavram

Mediastinal kompartmanlar ve karakteristik tümör yerleşimleri
Tahmini Süre:45s
Soru 309Soru

6060 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan bir hastada gelişen amfizem patogenezi üzerine yapılan moleküler araştırmalarda; alveoler makrofajlardan salınan bir proteazın merkezi rol oynadığı saptanmıştır. Bu enzim, hem elastik lifleri doğrudan yıkma yeteneğine sahiptir hem de nötrofillerden salınan pro-MMP-99 (jelatinaz B) gibi diğer enzimleri aktive ederek doku hasarını şiddetlendirmektedir. Ayrıca, deneysel çalışmalarda bu enzimin eksikliğinin sigara dumanına maruziyete rağmen amfizem gelişimini engellediği gösterilmiştir.

Amfizem patogenezinde diğer proteazları aktive ederek süreci potansiyelize eden bu makrofaj kaynaklı mediyatör hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Matriks metalloproteinaz-1212 (MMP-1212)

Cevap

Matriks metalloproteinaz-1212 (MMP-1212)
Matriks metalloproteinaz-1212 (MMP-1212), diğer adıyla makrofaj elastazı, alveoler makrofajlar tarafından üretilir. Bu enzim sadece elastini doğrudan yıkmakla kalmaz, aynı zamanda nötrofillerden salınan pro-MMP-99'u aktif forma dönüştürerek proteolitik hasarı artırır. Ayrıca α1\alpha_1-antitripsini de parçalayarak antiproteaz savunmasını zayıflatır. Deney hayvanlarında MMP-1212'nin yokluğunda sigara dumanına rağmen amfizem gelişmemesi, onun merkezi rolünü doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve moleküler verileri analiz etme
Hastanın sigara öyküsü ve amfizem tanısı ile birlikte makrofaj kaynaklı, proteaz aktivatörü olan bir enzim aranmaktadır.
Amfizem patogenezinde hem nötrofillerin hem de makrofajların rolü vardır; ancak hiyerarşik olarak bazı enzimler süreci başlatır.
2
Enzimlerin hücresel kökenini ve fonksiyonlarını değerlendirme
Nötrofil elastazı, katepsin G ve proteinaz-33 nötrofil kaynaklıdır. MMP-1212 ise makrofaj kaynaklıdır.
Soruda 'makrofajlardan salınan' vurgusu, nötrofil kaynaklı klasik elastazları eler.
3
Proteaz-antiproteaz dengesi ve aktivasyon mekanizmasını yorumlama
MMP-1212, elastin yıkımına ek olarak pro-MMP-99 aktivasyonu ve α1\alpha_1-antitripsin inaktivasyonu yapar.
MMP-1212 nakavt farelerde amfizem gelişmemesi, bu enzimin süreci başlatan ve diğerlerini aktive eden kritik bir mediyatör olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Amfizem patogenezinde proteaz-antiproteaz dengesi ve MMP-1212'nin (makrofaj elastazı) rolü
Soru 310Soru

Geniş bir ventriküler septal defekt (VSDVSD) nedeniyle takip edilen ve çocukluk döneminde cerrahi düzeltme yapılmayan bir hastada, adolesan dönemde egzersiz dispnesi, siyanoz ve polisitemi geliştiği gözleniyor. Yapılan ekokardiyografide başlangıçta soldan sağa olan şantın sağdan sola döndüğü (Eisenmenger sendromu) tespit ediliyor. Bu hastadaki pulmoner vasküler yatakta meydana gelen ve şantın yön değiştirmesinden sorumlu olan temel patolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arteriyollerde intimal fibrozis ve pleksiform lezyonların gelişmesi

Cevap

Eisenmenger sendromuna yol açan temel patolojik süreç, pulmoner arteriyollerdeki intimal fibrozis ve pleksiform lezyonların gelişmesidir.
Doğru seçenekte belirtilen intimal fibrozis ve pleksiform lezyonlar, pulmoner arteriyel hipertansiyonun en karakteristik ve ileri evre patolojik bulgularıdır. Bu değişiklikler vasküler direnci sistemik seviyelerin üzerine çıkararak şantın yön değiştirmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
VSD'li hastada gelişen klinik tabloyu analiz et
Soldan sağa olan şantın siyanoz ve polisitemi ile sağdan sola dönmesi Eisenmenger sendromuna işaret eder.
Şantın yön değiştirmesi için sağ kalp basıncının sistemik basıncı aşması gerekir.
2
Pulmoner direnç artışının morfolojik karşılığını tanımla
Kronik yüksek akım ve basınç, pulmoner damarlarda intimal kalınlaşma ve pleksiform lezyonlara neden olur.
Bu vasküler remodeling, pulmoner vasküler direnci geri dönüşümsüz olarak artırır.

Anahtar Kavram

Eisenmenger Sendromu ve Pleksiform Lezyonlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

Akciğerin bir veya birden fazla lobunun büyük bir kısmını veya tamamını homojen olarak tutan, alveolar duvarlarda belirgin bir harabiyet yapmaksızın alveol boşluklarını inflamatuar eksüda ile dolduran pnömoni tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lober pnömoni

Cevap

Lober pnömoni
Lober pnömoni, akciğer parankiminin (genellikle bir lobun) geniş ve sürekli alanlarının inflamatuar bir eksüda ile homojen olarak konsolide olmasıdır. Bu süreçte alveolar septalar genellikle yapısal olarak sağlam kalır, ancak alveol lümenleri nötrofiller ve fibrin ile dolar.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik tutulum paternini analiz et.
Soruda belirtilen 'bir lobun tamamını homojen tutma' ifadesi lober dağılıma işaret eder.
Lober pnömoni ve bronkopnömoni arasındaki temel fark tutulumun yaygınlığı ve odaklanma noktasıdır.
2
Alveolar duvarların (septa) durumunu değerlendir.
Alveolar duvarların korunması, sürecin yıkıcı (nekrotizan) olmadığını gösterir.
Akciğer apsesi gibi durumlarda septalar yıkılırken, tipik pnömonilerde parankim çatısı genellikle korunur.
3
Eksüdanın yerleşimini belirle.
Eksüdanın alveol boşluklarını doldurması 'tipik' pnömoni özelliğidir.
İnterstisyel pnömonilerde eksüda alveol boşluğunda değil, duvarın içindedir.

Anahtar Kavram

Pnömonilerin anatomik dağılım paternleri: Lober pnömoni vs Bronkopnömoni.
Tahmini Süre:45s
Soru 312Soru

7575 yaşında erkek hastanın, başka bir nedenle çekilen alt ekstremite radyografisinde femoral ve popliteal arterlerin trasesi boyunca lümeni daraltmayan, tübüler kalsifikasyonlar saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesinde ekstremite nabızları normal palpe edilmektedir ve klodikasyon gibi iskemik bir bulgu saptanmamıştır. Bu hastadaki radyolojik görünümden sorumlu olan en olası patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mönckeberg kalsifik medial sklerozu

Cevap

Mönckeberg kalsifik medial sklerozu
Mönckeberg kalsifik medial sklerozu, 5050 yaş üstü bireylerde, musküler arterlerin (femoral, tibial, radial vb.) media tabakasında kalsiyum birikmesiyle karakterizedir. Bu süreç lümeni daraltmadığı için hastaların periferik nabızları normaldir ve iskemik şikayetleri olmaz; ancak radyolojik olarak damarların trasesi boyunca kalsifikasyonlar net bir şekilde izlenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
7575 yaşında asemptomatik bir hastada, nabızların korunduğu ancak radyografide 'tüp şeklinde' arteriyel kalsifikasyonların olduğu saptandı.
Lümen daralmasının olmaması, kalsifikasyonun intimada (ateroskleroz) değil, media tabakasında olduğunu düşündürür.
2
Arterioskleroz tiplerinin ayırıcı tanısı
Büyük ve orta çaplı musküler arterlerin media tabakasında kalsiyum birikimi Mönckeberg medial sklerozu ile uyumludur.
Mönckeberg sklerozu lümeni daraltmadığı için klinik olarak sessiz seyreder ve nabızlar palpe edilebilir.
3
Tanının doğrulanması
Mönckeberg kalsifik medial sklerozu tanısına ulaşılır.
Radyolojik olarak 'tübüler' veya 'halkasal' kalsifikasyonlar bu hastalığın tipik bir özelliğidir.

Anahtar Kavram

Mönckeberg medial sklerozu, musküler arterlerin tunika mediasında (özellikle internal elastik lamina hizasında) kalsifikasyonla seyreden, lümen tıkanıklığına yol açmadığı için klinik önem taşımayan yaşlılık dönemi değişikliğidir.

Daha Fazla Pratik

Aterosklerozun 'komplike plak' özelliklerini ve kalsifikasyonun klinik seyre etkisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

Altı aylık bir bebekte ağlama ve beslenme sırasında belirginleşen siyanoz (morarma) atakları gözleniyor. Yapılan radyolojik incelemede akciğer vaskülaritesinde azalma ve kalbin apeksinin yukarı kalkması sonucu oluşan "tahta pabuç" (boot-shaped heart) görünümü saptanıyor. Bu klinik ve radyolojik bulgulara neden olan en olası konjenital kalp hastalığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fallot Tetralojisi

Cevap

Fallot Tetralojisi
Fallot Tetralojisi, çocukluk çağının en sık siyanotik konjenital kalp hastalığıdır. Ventriküler septal defekt, subpulmoner darlık (pulmoner stenoz), ata binen aorta (overriding aorta) ve sağ ventrikül hipertrofisi olmak üzere dört bileşenden oluşur. Sağ ventrikül hipertrofisi kalbin apeksini yukarı kaldırarak radyografide 'tahta pabuç' (coeur en sabot) görünümüne yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (eferle artan siyanoz) ve yaş grubunun (6 aylık) değerlendirilmesi.
Hastada siyanotik bir konjenital kalp hastalığı olduğu belirlenir.
Bebeklerde beslenme ve ağlama sırasındaki morarmalar genellikle 'tet nöbetleri' ile ilişkilidir.
2
Radyolojik bulgunun (tahta pabuç görünümü) analiz edilmesi.
Sağ ventrikül hipertrofisi ve pulmoner arter darlığına bağlı tipik görünüm tanımlanır.
Kalbin apeksinin yukarı kalkması sağ ventrikül büyümesinin spesifik bir bulgusudur.
3
Bulguların spesifik hastalıkla eşleştirilmesi.
Fallot Tetralojisi tanısına ulaşılır.
Fallot tetralojisi; VSD, pulmoner stenoz, overriding aorta ve sağ ventrikül hipertrofisi bileşenleriyle bu tabloyu açıklar.

Anahtar Kavram

Fallot Tetralojisi'nin klinik ve radyolojik özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 314Soru

5858 yaşında kadın hasta, geçirilmiş tüberküloza bağlı yaygın akciğer fibrozisi nedeniyle takip edilmektedir. Çekilen toraks grafisinde sol akciğer üst lobda belirgin hacim kaybı ve mediastenin sola çekildiği izleniyor. Bu hastadaki patolojik süreç ile, post-operatif dönemde bronşiyal mukus tıkacı gelişen bir hastadaki atelektazi tipi karşılaştırıldığında; her iki tablo için de ortak olan klinik veya radyolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mediastenin etkilenen akciğer tarafına doğru yer değiştirmesi

Cevap

Her iki atelektazi tipinde de (rezorpsiyon ve kontraksiyon) mediastenin etkilenen akciğer tarafına doğru yer değiştirmesi ortaktır.
Hem rezorpsiyon atelektazisinde (mukus tıkacı, yabancı cisim) hem de kontraksiyon atelektazisinde (fibrozis) akciğer dokusu hacim kaybederek büzüşür. Bu hacim kaybı, göğüs kafesi içindeki negatif basınç dengesini etkileyerek mediasteni ve kalbi etkilenen akciğer tarafına doğru çeker. Bu ortak bir radyolojik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki tüberküloz ve fibrozis zemininde gelişen atelektazi tipini belirlemek.
Bu tablo 'kontraksiyon atelektazisi' (sikatrizyel atelektazi) olarak tanımlanır.
Akciğer veya plevradaki fibrotik değişiklikler akciğerin tam genişlemesini engeller ve hacim kaybına yol açar.
2
Karşılaştırılan diğer durum olan post-operatif mukus tıkacı tablosunu belirlemek.
Bu tablo 'rezorpsiyon atelektazisi' (obstrüktif atelektazi) olarak tanımlanır.
Hava yolunun tam tıkanması sonucu distaldeki havanın emilmesi alveollerin sönmesine neden olur.
3
Her iki tipin mediastinal kayma ve reversibilite özelliklerini karşılaştırmak.
Her ikisinde de mediasten lezyon tarafına kayar; ancak sadece rezorpsiyon tipi geri dönüşümlüdür.
Hacim kaybı olan akciğer alanı mediasteni kendine doğru çeker (ipsilateral shift).

Anahtar Kavram

Atelektazi tiplerinde mediastinal yer değiştirme yönü ve geri dönüşümlülük farkları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 315Soru

Acil servise sol kola yayılan şiddetli retrosternal ağrı şikayetiyle getirilen 5656 yaşında erkek hastada, yapılan tetkikler sonucunda akut transmural miyokard enfarktüsü saptanmıştır. Hasta, semptomların başlamasından yaklaşık 1010 saat sonra gelişen dirençli ventriküler taşikardi nedeniyle kaybedilmiştir. Otopside yapılan makroskopik incelemede infarkt alanında belirgin bir renk değişikliği saptanmamıştır. Bu hastanın etkilenen miyokard bölgesinden alınan örneklerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erken koagülasyon nekrozu bulguları ile birlikte interstisyel ödem ve hemoraji

Cevap

Erken koagülasyon nekrozu bulguları ile birlikte interstisyel ödem ve hemoraji görülmesi en olasıdır.
Miyokard enfarktüsünün kronolojik gelişiminde 4124-12 saatlik dilim, makroskopik olarak 'belirgin değişiklik yok' veya 'hafif koyu renkli lekelenme' ile karakterizedir. Mikroskopide ise nekrozun en erken evreleri olan koagülasyon nekrozu başlangıcı, interstisyel ödem ve hemoraji izlenir. Sorudaki 1010 saatlik süre bu bulgularla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamanın belirlenmesi
Hasta semptomların 1010. saatinde kaybedilmiştir (4124-12 saat aralığı).
Miyokard enfarktüsü morfolojisi zamana bağlı olarak spesifik evrelerden geçer.
2
Makroskopik bulgunun değerlendirilmesi
Makroskopik olarak belirgin değişiklik olmaması 1212 saatten önceki ölümlere işaret eder.
Enfarktın ilk 1212 saatinde çıplak gözle görülebilen bir renk değişikliği genellikle oluşmaz.
3
Mikroskopik bulguların eşleştirilmesi
Bu evrede (4124-12 saat) ödem, hemoraji ve erken koagülasyon nekrozu beklenir.
Hücre ölümü (nekroz) gerçekleşmeye başlamış ancak henüz lökosit infiltrasyonu veya belirgin nükleer değişiklikler tam oturmamıştır.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası 4124-12 saatlik dönemde makroskopi genellikle normaldir; mikroskopide ise ödem, hemoraji ve erken nekroz bulguları izlenir.

Alternatif Yöntem

TTC (trifenil tetrazolyum klorür) boyama yöntemi hatırlanarak süre teyit edilebilir; TTC enfarktüsün 232-3. saatinden itibaren boyanmama (beyaz alan) gösterir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 316Soru

5050 yaşında erkek hasta, 2020 yıldır kot kumlama (sandblasting) işçisi olarak çalışmaktadır. Son 22 yıldır ilerleyici nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleri mevcuttur. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinde belirgin azalma, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranında ise artış saptanmıştır. Akciğer biyopsisinde parankimde ve hiler lenf nodlarında; merkezinde hyalinize kolajen liflerinin konsantrik (soğan zarı benzeri) dizildiği, çevresinde ise aktif makrofaj ve lenfositlerin bulunduğu nodüler yapılar izlenmektedir. Bu hastalığın patogenezinde aşağıdakilerden hangisi anahtar rol oynar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kristal yapılı partiküllerin makrofajlar tarafından fagosite edildikten sonra fago-lizozom membranlarını yırtması

Cevap

Kristal yapılı partiküllerin makrofajlar tarafından fagosite edildikten sonra fago-lizozom membranlarını yırtması anahtar mekanizmadır.
Soruda tanımlanan klinik ve histopatolojik tablo Silikozis'tir. Silikozis patogenezinde inhale edilen kristal yapılı silika partikülleri alveolar makrofajlarca fagosite edilir. Bu kristaller fago-lizozomların membran yapısını mekanik olarak bozup yırtarak lizozomal enzimlerin sitoplazmaya salınmasına ve makrofaj ölümüne neden olur. Bu süreçte salınan IL-1, TNF ve TGF-beta gibi sitokinler fibroblastları uyararak nodüler kolajen birikimine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Kot kumlama (sandblasting) işçiliği, silika partiküllerine yoğun maruziyeti düşündürür.
Mesleki öykü, pnömokonyoz tipini belirlemede en önemli ipucudur.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) yorumu
Düşük FVCFVC ve artmış FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı restriktif bir akciğer hastalığına işaret eder.
Restriktif hastalıklarda akciğer kompliyansı azalır, ancak hava yolu direnci artmadığı için oran korunur veya artar.
3
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Konsantrik (soğan zarı) dizilimli hyalinize kolajen nodülleri silikotik nodüllerdir.
Bu bulgu Silikozis için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.
4
Patogenetik mekanizmanın belirlenmesi
Silika kristallerinin makrofaj fago-lizozomlarını yırtarak inflamasyonu başlatması anahtar olaydır.
Silika toksisitesinin temelinde fiziksel partikülün membran hasarı ve ardından gelişen mediyatör salınımı yatar.

Anahtar Kavram

Silikozis Patogenezi ve Histolojisi

Daha Fazla Pratik

Silikozisli hastalarda tüberküloz riskinin (siliko-tüberküloz) neden arttığını makrofaj fonksiyon bozukluğu üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 317Soru

ANCA ilişkili vaskülitler, klinik ve laboratuvar bulguları açısından önemli benzerlikler sergileyebilirler. Hem Granülomatoz Polianjitis (GPA) hem de Mikroskopik Polianjitis (MPA); küçük damarları tutan, pansi-immün nekrotizan vaskülit ve kresentik glomerülonefrit ile karakterizedir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Granülomatoz Polianjitis'i Mikroskopik Polianjitis'ten ayıran temel patolojik bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damar duvarında ve perivasküler dokuda granülomatöz inflamasyon varlığı

Cevap

Granülomatoz polianjitisi ayıran temel bulgu, damar duvarında ve perivasküler alanda granülomatöz inflamasyon izlenmesidir.
Granülomatoz polianjitis (Wegener), morfolojik olarak nekrotizan granülomlar, nekrotizan vaskülit ve kresentik glomerülonefrit triadı ile karakterizedir. Mikroskopik polianjitis (MPA) ise klinik olarak benzerlik gösterse de, histopatolojik olarak granülomatöz inflamasyon içermemesiyle GPA'dan kesin olarak ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
ANCA ilişkili vaskülitlerin (GPA ve MPA) ortak özelliklerini değerlendir.
Her ikisi de küçük damarları tutar, fibrinoid nekroz yapar ve pansi-immün nekrotizan glomerülonefrite neden olur.
Bu hastalıkların ayrımı ortak bulgulardan ziyade spesifik morfolojik farklara dayanır.
2
Hastalıkların isimlerindeki ipuçlarını ve spesifik morfolojik bileşenleri hatırla.
Granülomatoz Polianjitis isminde geçtiği üzere granülom içerirken, Mikroskopik Polianjitis granülom içermez.
Granülom varlığı, Wegener (GPA) tanısı için triadın (üst/alt solunum yolu granülomları ve vaskülit/böbrek tutulumu) temel taşıdır.

Anahtar Kavram

Nekrotizan vaskülitlerin morfolojik ayrımı (Granülom varlığı)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 318Soru

6565 yaşında erkek hasta, 1212 gün önce geçirdiği akut transmural miyokard enfarktüsü sonrası klinik olarak stabil seyretmekteyken hastanede aniden gelişen masif pulmoner tromboemboli nedeniyle kaybedilmiştir. Yapılan otopside, enfarkt alanının makroskobik incelemesinde merkezde sarı-boz renkli ve yumuşak bir alan, bu alanın çevresinde ise belirgin kırmızı-hiperemik bir kuşak saptanmıştır.

Bu hastanın miyokard dokusundan alınan kesitlerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol kapiller yapı ve fibroblast proliferasyonu içeren granülasyon dokusu

Cevap

Bol kapiller yapı ve fibroblast proliferasyonu içeren granülasyon dokusu
Miyokard enfarktüsü sonrası 101410-14. günlerde, makroskobik olarak enfarkt alanı sarı-yumuşak bir merkez ve çevresinde oldukça belirgin, kırmızı-hiperemik bir kuşak ile karakterizedir. Mikroskobik olarak bu evrede granülasyon dokusu en gelişmiş halindedir. Granülasyon dokusu; yoğun yeni kapiller oluşumu (anjiyogenez), fibroblast proliferasyonu ve erken kollajen sentezi ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik süreyi belirle
Enfarkt sonrası 1212. gün
Miyokard enfarktüsünde histopatolojik değişiklikler zamana bağımlı ve spesifiktir.
2
Makroskobik bulguyu yorumla
Sarı merkez ve hiperemik kuşak
Hiperemik kuşak, nekrotik alanı çevreleyen yeni damarlanmanın (anjiyogenez) işaretidir.
3
Histolojik karşılığı eşleştir
Granülasyon dokusu
101410-14. günlerde granülasyon dokusu maksimal seviyededir; bol kapiller ve fibroblast içerir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik değişikliklerin kronolojik sırası

Daha Fazla Pratik

Miyokard enfarktüsünün 373-7. günleri arasında görülen en ciddi mekanik komplikasyonları (serbest duvar rüptürü gibi) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 319Soru

Kalp kapaklarında saptanan vejetasyonların yerleşimi ve morfolojisi, altta yatan hastalığın tanısında kritik öneme sahiptir. Otopsi bulgularında mitral kapak yaprakçıklarının hem atrial hem de ventriküler yüzeylerinde, korda tendinealar üzerinde ve endokardiyal yüzeyde yaygın yerleşimli, küçük, steril ve pembe renkli granüler vejetasyonlar saptanan bir hastada, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Libman-Sacks endokarditi

Cevap

Libman-Sacks endokarditi (Sistemik lupus eritematozus ile ilişkili endokardit)
Libman-Sacks endokarditi, Sistemik Lupus Eritematozus hastalarında görülen, kapak yaprakçıklarının hem atrial hem de ventriküler yüzeylerinde, korda tendinealar üzerinde ve endokardiyal yüzeylerde küçük, steril, pembe renkli ve granüler vejetasyonlarla karakterize bir tablodur. Bu 'bilateral' yerleşim paterni onu diğer endokardit tiplerinden ayıran en önemli morfolojik özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Vejetasyonların steril olup olmadığını ve büyüklüğünü değerlendir.
Vejetasyonların küçük ve steril olması, infektif olmayan bir süreci (SLE, ARA veya NBTE) düşündürür.
İnfektif endokarditte vejetasyonlar genellikle septiktir ve daha büyüktür.
2
Vejetasyonların kapak üzerindeki yerleşim yerlerini analiz et.
Vejetasyonların kapağın hem alt hem üst yüzünde (çift taraflı), kordalarda ve endokardda yaygın olması karakteristik bir bulgudur.
Bu yaygın ve çift taraflı yerleşim paterni Libman-Sacks endokarditi için patognomoniktir.
3
Klinik tabloyu patolojik tanıyla eşleştir.
Tanı Libman-Sacks endokarditidir.
Diğer steril endokarditlerde (ARA, NBTE) vejetasyonlar sadece kapanma hatları ile sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Libman-Sacks endokarditinde vejetasyonlar kapak yaprakçıklarının her iki yüzünde (bilateral) yerleşim gösterir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 320Soru

5858 yaşında, 4040 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; sağ omuzda şiddetli ağrı, sağ kolun iç kısmında uyuşma ve sağ el kaslarında güçsüzlük şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde sağda pitozis, miyozis ve yüzde anhidrozis saptanıyor. Çekilen toraks BT'de sağ akciğer apeksinde, birinci ve ikinci kostalarda destrüksiyona yol açan invaziv karakterde kitle izleniyor. Bu hastadaki klinik tabloyu açıklayan tümörün histopatolojik tanısında aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz diferansiyasyonu destekleyen p40 ve p63 nükleer pozitifliği

Cevap

Skuamöz diferansiyasyonu destekleyen p40 ve p63 nükleer pozitifliği gösteren skuamöz hücreli karsinom.
Hastada tarif edilen sağ omuz ağrısı, brakial pleksus tutulumu ve Horner sendromu (pitozis, miyozis, anhidrozis) bulguları, akciğer apeksine yerleşen Pancoast tümörünü işaret etmektedir. Sigara öyküsü olan bireylerde bu bölgeye yerleşen invaziv tümörler klasik olarak skuamöz hücreli karsinom tipindedir. Skuamöz hücreli karsinomun immünohistokimyasal tanısında p40 ve p63 nükleer pozitifliği en güvenilir bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (omuz ağrısı, kol güçsüzlüğü, pitozis, miyozis, anhidrozis) değerlendirilmesi.
Hastada Pancoast sendromu (Süperior sulkus tümörü) ve buna eşlik eden Horner sendromu mevcuttur.
Akciğer apeksindeki kitlenin sempatik zinciri ve brakial pleksusu invaze etmesi bu tabloya yol açar.
2
Radyolojik yerleşim ve hasta öyküsünün (sigara kullanımı) birleştirilmesi.
Apeks yerleşimi ve yoğun sigara öyküsü olan hastada en olası histolojik tipler Skuamöz hücreli karsinom veya Adenokarsinomdur.
TUS terminolojisinde sigara ile ilişkili ve yerel invazyon yapan apeks kitlelerinde klasik olarak Skuamöz hücreli karsinom ön plandadır.
3
Olası tümör tipine uygun immünohistokimyasal belirteçlerin belirlenmesi.
Skuamöz hücreli karsinom tanısı için p40 ve p63 belirteçleri kullanılır.
Bu belirteçler skuamöz diferansiyasyonu göstermede yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Pancoast tümörü (Süperior sulkus tümörü) ve Horner Sendromu

Daha Fazla Pratik

Akciğerin diğer periferik tümörü olan Adenokarsinomun belirteçlerini (TTF-1, Napsin A) ve sigara içmeyenlerdeki yerleşimini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin