Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 261Soru

6060 yaşında konjestif kalp yetmezliği tanısı olan bir hastanın fizik muayenesinde sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ plevral boşlukta yaygın sıvı birikimi (hidrotoraks) ve buna bağlı sağ alt lobda kollaps izleniyor. Bu klinik tablo ve radyolojik bulgularla ilgili en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral boşluktaki basınç artışına bağlı gelişen kompresyon atelektazisidir ve mediasten etkilenen taraftan uzaklaşacak şekilde (sola) kayar.

Cevap

Plevral boşluktaki basınç artışına bağlı gelişen kompresyon atelektazisidir ve mediasten sola (karşı tarafa) kayar.
Hidrotoraks, plevral efüzyon veya pnömotoraks gibi durumlarda plevral boşlukta biriken madde (sıvı veya hava) akciğer parankimine dışarıdan mekanik bir baskı uygular. Bu durum 'kompresyon atelektazisi' olarak tanımlanır. Plevral boşluktaki bu hacim ve basınç artışı, mediasteni etkilenen bölgeden uzağa, yani karşı tarafa (bu vakada sağdan sola) doğru iter.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojiyi belirle
Hidrotoraks (plevral sıvı birikimi)
Konjestif kalp yetmezliği plevral boşlukta sıvı birikmesine neden olur.
2
Atelektazi tipini sınıflandır
Kompresyon (baskı) atelektazisi
Plevral boşluktaki sıvı veya hava, akciğer parankimine dışarıdan fiziksel baskı uygulayarak havayı dışarı atar ve kollapsa neden olur.
3
Mediastinal hareketi analiz et
Karşı tarafa (sola) kayma
Kompresyon atelektazisinde plevral boşluktaki artan basınç mediasteni etkilenen taraftan uzaklaştırır.

Anahtar Kavram

Kompresyon atelektazisi mekanizması ve mediastinal şift yönü

Daha Fazla Pratik

Rezorpsiyon atelektazisi ile kompresyon atelektazisi arasındaki mediastinal şift farkını bir tablo üzerinde karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 262Soru

Mediastinal kitlelerin ayırıcı tanısında kitlenin anatomik yerleşimi en önemli ipuçlarından biridir. Buna göre, arka (posterior) mediastende en sık görülen primer tümör grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nörojenik tümörler

Cevap

Arka mediastende en sık görülen primer tümör grubu nörojenik tümörlerdir.
Arka (posterior) mediastinumda yer alan yapılar arasında sinir kökleri, otonom sinir lifleri ve gangliyonlar bulunur. Bu bölgeden gelişen primer tümörlerin ezici çoğunluğu nörojenik kökenlidir (erişkinlerde en sık schwannoma ve nörofibrom; çocuklarda ise nöroblastom ve ganglionörom).

Adım Adım Çözüm

1
Mediastinal kompartmanları ve sınırlarını belirle.
Mediastinum; ön, orta ve arka olmak üzere üç anatomik bölgeye ayrılır. Arka mediastinum, perikardın arkası ile vertebra önü arasındaki alanı kapsar.
Kitlelerin ayırıcı tanısı için önce anatomik lokalizasyon netleştirilmelidir.
2
Arka mediastendeki baskın dokuları ve bunlardan gelişen tümörleri hatırla.
Bu bölge sinir kökleri, sempatik zincir ve paravertebral alanları içerir. Dolayısıyla en sık nörojenik tümörler (schwannoma, nörofibrom vb.) görülür.
Doku kökenli neoplazi sıklığı, o bölgedeki normal doku varlığıyla doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Mediastinal kompartmanlara göre tümör yerleşimleri (Anterior: 4T - Timoma, Tiroid, Teratoma, Terrible Lenfoma; Posterior: Nörojenik tümörler).
Tahmini Süre:45s
Soru 263Soru

4545 yaşında kadın hasta, 33 ay önce böbrek nakli yapılmış ve immünsüpresif tedavi almaktadır. Ateş, kuru öksürük ve giderek artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer tomografisinde yaygın buzlu cam dansiteleri izleniyor. Yapılan transbronşiyal biyopside alveol epiteli ve endotel hücrelerinde belirgin büyüme (sitomegali) ile birlikte, etrafında halo bulunan büyük, koyu mor renkli intranükleer inklüzyonlar ("baykuş gözü" görünümü) saptanıyor. Bu tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitomegalovirüs (CMV)

Cevap

En olası etken Sitomegalovirüs (CMV) virüsüdür.
Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu, özellikle organ nakli alıcılarında en sık görülen fırsatçı viral pnömoni etkenidir. Karakteristik olarak hücreleri büyüterek sitomegaliye neden olur ve nükleusta etrafı berrak bir haloyla çevrili iri bazofilik bir inklüzyon cisimciği oluşturur. Bu görünüm klasik olarak "baykuş gözü" (owl's eye) olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik profilini değerlendir
Böbrek nakli sonrası immünsüpresif tedavi alan hasta (fırsatçı enfeksiyon riski)
İmmünsüpresif hastalarda pnömoni ayırıcı tanısında viral ve fungal etkenler ön plandadır.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Sitomegali ve intranükleer baykuş gözü inklüzyonları
Bu bulgular Sitomegalovirüs'e özgü patognomonik morfolojik değişikliklerdir.
3
Tanıyı onayla
Sitomegalovirüs (CMV) Pnömonisi
Hem klinik zemin (nakil) hem de morfoloji (baykuş gözü) CMV tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Sitomegalovirüs (CMV), enfekte ettiği hücrelerde hem nükleusta hem de sitoplazmada inklüzyonlara ve hücrede aşırı büyümeye (sitomegali) neden olur. Nükleer inklüzyon etrafındaki berrak halo "baykuş gözü" görünümü olarak adlandırılır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 264Soru

4848 yaşında kadın hasta, substernal bölgede başlayan ve sol kola yayılan şiddetli baskı tarzı göğüs ağrısı şikayetinden yaklaşık 33 saat sonra ani gelişen ventriküler fibrilasyon nedeniyle kaybedilmiştir. Yapılan otopside kalbin makroskobik incelemesinde miyokardda herhangi bir belirgin renk veya kıvam değişikliği izlenmemiştir. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla taze kalp kesitlerine Trifenil Tetrazolyum Klorür (TTCTTC) uygulanmıştır.

Bu uygulamada infarkt alanının boyanmayarak soluk izlenmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membran hasarı nedeniyle dehidrogenaz enzimlerinin dokudan uzaklaşması

Cevap

Miyokard infarktüsünün erken evresinde (<4<4 saat) makroskobik ve ışık mikroskobik bulgu saptanmaz; ancak hücre membran bütünlüğünün bozulmasıyla dokudan sızan dehidrogenaz enzimleri nedeniyle TTCTTC boyası soluk sonuç verir.
Miyokard infarktüsünün ilk 343-4 saatinde henüz ışık mikroskobu ile saptanabilen morfolojik bir değişiklik (nekroz veya inflamasyon) oluşmamıştır. Ancak biyokimyasal olarak hücre membranları hasar görmüş ve laktat dehidrogenaz gibi sitozolik enzimler interstisyel alana ve kana sızmıştır. Taze kalp kesitlerine uygulanan Trifenil Tetrazolyum Klorür (TTCTTC), dokuda bulunan dehidrogenaz enzimleri tarafından kırmızı renkli bir madde olan formazana dönüştürülür. İnfarktlı alanda bu enzimler kaybedildiği için doku boyanmaz ve soluk (beyaz-gri) görünür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ölüm zamanını (33 saat) analiz et.
Miyokard infarktüsünün "hiperakut/erken" evresinde olduğu saptandı.
Zamanlama, morfolojik değişikliklerin şiddetini belirleyen en kritik faktördür.
2
Bu zaman dilimindeki morfolojik bulguları hatırla.
Makroskopi normal, ışık mikroskobisi normal (belki hafif ödem), elektron mikroskobisi ise mitokondriyal şişme gösterir.
Işık mikroskobunda izlenebilen ilk değişiklikler genellikle 44. saatten sonra başlar.
3
TTCTTC (Trifenil Tetrazolyum Klorür) boyasının çalışma mekanizmasını değerlendir.
TTCTTC, sağlam hücrelerdeki dehidrogenaz enzimleri ile etkileşerek kırmızı renkli formazan oluşturur.
İnfarkt alanında membran hasarı nedeniyle bu enzimler dokudan uzaklaştığı için boyanma gerçekleşmez.

Anahtar Kavram

Miyokard infarktüsünün erken tanısında TTCTTC boyasının enzimatik temeli.
Soru 265Soru

5858 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden ve eforla gelen göğüs ağrısı şikayetlerinin son bir haftadır istirahatte de ortaya çıkması ve süresinin uzaması nedeniyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda hastaya "unstabil anjina pektoris" tanısı konuluyor. Bu hastadaki klinik tablonun stabil durumdan unstabil duruma geçmesine neden olan temel morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktive makrofajlardan salınan matriks metalloproteinazların (MMP) etkisiyle fibröz kapsülün zayıflaması

Cevap

Aktive makrofajlardan salınan matriks metalloproteinazların etkisiyle fibröz kapsülün zayıflaması ve incelmesi, plağın rüptüre olmasına ve klinik tablonun unstabil hale gelmesine neden olan temel mekanizmadır.
Stabil bir aterosklerotik plağın unstabil hale gelmesindeki en kritik olay fibröz kapsülün zayıflamasıdır. Aktive makrofajlar, kollajen liflerini parçalayan matriks metalloproteinazlar (MMP) salgılayarak kapsülü inceltir. Bu durum, plağın rüptüre olmasına ve alttaki trombofilik lipid çekirdeğin kanla temas ederek tromboz başlatmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Stabil anginadan unstabil anginaya geçiş, koroner arterdeki mevcut bir aterosklerotik plağın kararsız (vulnerabl) hale gelip rüptüre olduğunu veya yüzeyinin erozyona uğradığını gösterir.
Klinik semptomların ani değişimi genellikle plak bütünlüğünün bozulmasıyla ilişkilidir.
2
Vulnerabl (kararsız) plak özelliklerini belirle.
Vulnerabl plaklar; ince bir fibröz kapsüle, geniş bir lipid çekirdeğe ve omuz bölgelerinde yoğun inflamatuar hücre (makrofaj) infiltrasyonuna sahiptir.
Plak stabilitesini belirleyen en önemli yapı fibröz kapsüldür.
3
Kapsül zayıflamasının hücresel ve moleküler mekanizmasını tanımla.
İnflamatuar hücrelerden (özellikle makrofajlar) salınan matriks metalloproteinazlar (MMP), kapsülün ana yapıtaşı olan kollajeni yıkar.
Düz kas hücrelerinin azalması ve MMP aktivitesinin artması, kapsülün sentez-yıkım dengesini yıkım lehine bozar.

Anahtar Kavram

Aterosklerotik plak stabilitesi ve rüptür mekanizması
Soru 266Soru

3232 yaşında kadın hasta, nefes darlığı ve yüzünde şişme şikayetleri ile başvurmuştur. Görüntülemede ön mediastende 12 cm12 \text{ cm} boyutlarında, çevre dokulara invazyon gösteren kitle saptanmıştır. Tru-cut biyopsi kesitlerinde; geniş ve berrak sitoplazmalı büyük hücrelerin oluşturduğu diffüz infiltrasyon ve bu hücreleri küçük kümeler halinde çevreleyen ince (kompartmantalize) fibröz bantlar dikkati çekmiştir. Yapılan immünhistokimyasal boyamalarda; CD20 tümör hücrelerinde güçlü ve yaygın pozitif, CD30 zayıf ve heterojen (yama tarzı) pozitif, CD15 ve CD10 ise negatif olarak izlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer mediastinal büyük B hücreli lenfoma

Cevap

Primer mediastinal büyük B hücreli lenfoma
Verilen klinik ve patolojik bulgular Primer mediastinal büyük B hücreli lenfoma (PMBBL) ile tam uyumludur. Özellikle genç kadın hasta, SVC sendromu, biyopsideki ince kompartmantalize fibrozis ve tümör hücrelerindeki güçlü CD20 pozitifliği bu tanı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir
Genç erişkin kadın, büyük ön mediastinal kitle ve Süperior Vena Kava (SVC) sendromu.
Primer mediastinal büyük B hücreli lenfoma (PMBBL) tipik olarak 3030'lu yaşlardaki kadınlarda ön mediastende hızla büyüyen invaziv kitle ile ortaya çıkar.
2
Morfolojik bulguları incele
Geniş berrak sitoplazmalı hücreler ve hücreleri gruplayan ince (kompartmantalize) fibrozis.
PMBBL'de 'basket-weave' olarak adlandırılan ince fibröz bantlar ve berrak sitoplazmalı büyük B hücreleri karakteristiktir.
3
İmmünhistokimyasal (İHK) profili yorumla
CD20 güçlü (+), CD30 zayıf/yama tarzı (+), CD15 (-), CD10 (-).
Güçlü CD20 pozitifliği B hücreli lenfomayı doğrular. CD15 negatifliği ve zayıf CD30 pozitifliği, en önemli ayırıcı tanı olan Hodgkin lenfomadan uzaklaştırır.
4
Ayırıcı tanıyı netleştir
Tanı: Primer mediastinal büyük B hücreli lenfoma.
Morfolojik ve İHK bulgularının kombinasyonu PMBBL tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Primer mediastinal büyük B hücreli lenfoma (PMBBL), Hodgkin lenfoma (Nodüler Sklerozan) ile benzer klinik ve morfolojik özelliklere sahip olsa da, güçlü B hücre belirteç ekspresyonu ve kendine özgü fibrozis paterni ile ayrılan spesifik bir NHL alt tipidir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 267Soru

2626 yaşında kadın hasta, son birkaç haftadır artan nefes darlığı ve göğüs ön bölgesinde ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde ön mediastende yerleşimli, plevral yüzeylere temas eden 99 cm'lik kitle ve plevral efüzyon saptanıyor. Plevral sıvı analizinde; plevra/serum protein oranı 0.650.65 ve plevra/serum LDH oranı 0.80.8 olarak ölçülüyor. Mediastinal kitleden alınan biyopsi örneğinde; kalın kollajen bantlar ile çevrelenmiş nodüler bir patern ve bu nodüller içerisinde geniş, berrak sitoplazmalı, büzülmüş nükleollü "laküner hücreler" izleniyor. Bu olgu için en olası tanıda, laküner hücrelerin immünhistokimyasal incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD15CD15 ve CD30CD30 pozitifliği

Cevap

Laküner hücrelerin immünhistokimyasal incelemesinde CD15CD15 ve CD30CD30 pozitifliği saptanması beklenir.
Vakadaki genç yaş, ön mediastinal kitle, eksüdatif plevral efüzyon ve histopatolojideki fibröz bantlar ile laküner hücre varlığı Nodüler Sklerozan Hodgkin Lenfoma (NSHL) için tipiktir. NSHL hücreleri klasik Hodgkin lenfoma immünofenotipine sahiptir; yani CD15CD15 ve CD30CD30 pozitiftir, CD45CD45 ise negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Kitle yerleşimini ve demografik verileri değerlendir
Genç kadın hasta ve ön mediastinal kitle varlığı saptandı.
Ön mediastinal kitlelerin ayırıcı tanısında (timoma, teratoma, lenfoma, germ hücreli tümör) yaş ve cinsiyet önemli ipuçları sunar.
2
Plevral sıvı analizini (Light Kriterleri) yorumla
Plevra/serum protein oranı >0.5> 0.5 ve LDH oranı >0.6> 0.6 olduğu için sıvı 'eksüda' karakterindedir.
Maligniteler genellikle eksüdatif plevral efüzyona neden olur.
3
Histopatolojik bulguları analiz et
Kalın kollajen bantlar ve laküner hücrelerin varlığı Nodüler Sklerozan Hodgkin Lenfoma (NSHL) tanısını koydurur.
Laküner hücreler, NSHL tipine özgü Reed-Sternberg hücre varyantlarıdır.
4
İmmünhistokimyasal profili belirle
Klasik Hodgkin lenfoma hücreleri (ve laküner varyantlar) CD15CD15 ve CD30CD30 pozitiftir.
Bu belirteçler klasik Hodgkin lenfoma tanısını Non-Hodgkin lenfomalardan ve diğer tümörlerden ayırmada esastır.

Anahtar Kavram

Nodüler Sklerozan Hodgkin Lenfoma, genç kadınlarda ön mediastende en sık görülen lenfoma tipidir ve laküner hücreler ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Timoma alt tipleri ile Hodgkin lenfoma arasındaki yaş ve cinsiyet dağılım farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 268Soru

7070 yaşında, kronik öksürük ve hemoptizi şikayetleri olan ağır sigara içicisi bir erkek hastanın bilgisayarlı tomografisinde, sol ana bronşu tama yakın tıkayan santral yerleşimli bir kitle ve sol akciğerde belirgin hacim kaybı saptanmıştır. Fizik muayenede trakeanın sola deviye olduğu gözlenmiştir.

Bu hastadaki atelektazi mekanizması ve özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezorpsiyon atelektazisidir; mediastinum etkilenen tarafa doğru yer değiştirir.

Cevap

Hava yolunun bir kitle (tümör) tarafından tıkanması sonucu gelişen durum rezorpsiyon atelektazisidir ve bu durumda mediastinum etkilenen tarafa doğru çekilir.
Hastada saptanan santral yerleşimli kitle (skuamöz hücreli karsinom düşündürür) sol ana bronşu tıkayarak hava geçişini engellemiştir. Distalde kalan hava kana geri emildiği (rezorpsiyon) için alveoller çöker ve akciğer hacmi azalır. Bu hacim azalması sonucunda trakea ve mediastinal yapılar 'ipsilateral' yani etkilenen tarafa doğru çekilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada sol ana bronşu tıkayan bir kitle ve akciğerde hacim kaybı (atelektazi) mevcuttur.
Ana hava yolunun tıkanması, distaldeki havanın geri emilmesine (rezorpsiyon) yol açar.
2
Mediastinal yer değiştirmeyi değerlendir.
Trakea ve mediastinum sol tarafa (etkilenen tarafa) kaymıştır.
Rezorpsiyon atelektazisinde akciğer dokusu söner ve negatif basınç etkisiyle çevre dokular o tarafa çekilir.

Anahtar Kavram

Rezorpsiyon atelektazisi, hava yolu tıkanıklığı (tümör, yabancı cisim, mukus tıkacı) sonucu oluşur ve mediastinumun lezyon tarafına kayması ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 269Soru

Akut viral miyokardit tanısı alan bir hastada, miyokardın histopatolojik incelemesinde izlenmesi en olası olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfositik inflamatuar infiltrat

Cevap

Miyokardın histopatolojik incelemesinde lenfositik inflamatuar infiltrat ve buna eşlik eden miyosit nekrozu izlenmesi, akut viral miyokardit için tipik bir bulgudur.
Akut viral miyokardit olgularında miyokard dokusunda interstisyel ödem, miyositlerde nekroz ve buna eşlik eden yaygın lenfositik inflamatuar hücre infiltrasyonu izlenir. Bu durum viral ajanlara karşı gelişen tipik bir mononükleer yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik faktörü belirle.
Hasta akut viral miyokardit tanısı almıştır.
Viral etkenlere karşı vücudun verdiği temel hücresel yanıtın bilinmesi gerekir.
2
Viral enfeksiyonlara özgü inflamatuar yanıt tipini hatırla.
Viral enfeksiyonlar tipik olarak lenfositik (mononükleer) hücre infiltrasyonuna neden olur.
Diğer hücre tipleri (nötrofil, eozinofil) farklı etiyolojilere işaret eder.
3
Doğru morfolojik bulguyu seçeneklerden eşleştir.
Lenfositik infiltrat en uygun seçenektir.
Miyokardit tanısı için infiltratın yanı sıra miyosit hasarının varlığı da önemlidir.

Anahtar Kavram

Miyokarditlerin en sık nedeni viral enfeksiyonlardır (özellikle Coxsackie B) ve karakteristik histopatolojik bulgusu lenfositik infiltrasyondur.
Soru 270Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, jeneralize tonik-klonik nöbetler nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde yüzde malar bölgede küçük papüller (anjiyofibromlar) ve gövdede hipopigmente lekeler (ash-leaf spots) saptanıyor. Yapılan ekokardiyografide her iki ventrikül duvarında multiple intramural kitleler izleniyor. Bu hastadaki kardiyak kitlelerin histopatolojik incelemesinde görülmesi en muhtemel karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol glikojen içeren vakuollü sitoplazmik uzantıların çekirdeğe uzandığı "örümcek hücreleri" (Spider cells)

Cevap

Bol glikojen içeren vakuollü sitoplazmik uzantıların çekirdeğe uzandığı "örümcek hücreleri" (Spider cells)
Hastada tarif edilen nöbetler ve cilt bulguları Tüberoz Skleroz Kompleksi ile uyumludur. Bu hastalarda en sık saptanan primer kalp tümörü olan rabdomiyomun karakteristik histopatolojik bulgusu, sitoplazmik glikojen birikimi nedeniyle oluşan 'örümcek hücreleri'dir (spider cells).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Çocuk hasta, nöbetler ve spesifik cilt bulguları (anjiyofibrom, hipopigmente leke) Tüberoz Skleroz Kompleksi'ne (TSK) işaret eder.
TSK, sistemik hamartomlarla seyreden ve kalp tutulumu sık görülen genetik bir hastalıktır.
2
Kardiyak tutulumu belirle
TSK'lı çocuklarda kalpte görülen en sık tümör rabdomiyomdur.
Rabdomiyomlar sıklıkla multipl ve intramural yerleşimli benign kitlelerdir.
3
Histopatolojik karşılığı eşleştir
Rabdomiyomun karakteristik hücresi "örümcek hücresi"dir (spider cell).
Bu hücreler, glikojen vakuolleri nedeniyle sitoplazmik uzantıların çekirdekten hücre zarına ince iplikçikler şeklinde uzanmasıyla örümcek ağını andırır.

Anahtar Kavram

Rabdomiyom ve Tüberoz Skleroz ilişkisi ile karakteristik örümcek hücreleri (Spider cells) morfolojisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 271Soru

72 yaşında kadın hasta, bir haftadır devam eden şiddetli sağ taraflı baş ağrısı ve yemek yerken gelişen çene ağrısı (çene kladikasyosu) şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ temporal arterin belirginleştiği ve palpasyonla hassas olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESR) 110 mm/saat110 \text{ mm/saat} olarak ölçülüyor. Bu hastada en olası tanıyı destekleyen karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnternal elastik laminada fragmantasyon ve dev hücreli granülomatöz inflamasyon

Cevap

İnternal elastik laminada fragmantasyon ve dev hücreli granülomatöz inflamasyon
Hastanın kliniği (ileri yaş, tek taraflı şiddetli baş ağrısı, çene kladikasyosu ve yüksek sedimentasyon hızı) dev hücreli (temporal) arteriti işaret etmektedir. Bu hastalığın patolojisinde damar duvarının tüm katmanlarını tutan granülomatöz inflamasyon görülür. En ayırt edici özellik, multinükleer dev hücrelerin varlığı ve internal elastik laminanın parçalanması (fragmantasyon) olarak saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
İleri yaş (72), yeni başlangıçlı baş ağrısı, çene kladikasyosu ve çok yüksek ESR (>100 mm/sa>100 \text{ mm/sa}) 'Dev Hücreli (Temporal) Arterit' tanısına yönlendirir.
Bu semptomlar ve laboratuvar bulguları yaşlı popülasyonda en sık görülen vaskülit tipinin klasik triadıdır.
2
Tanının morfolojik özelliklerini hatırla.
Dev hücreli arterit, büyük ve orta çaplı arterleri tutan granülomatöz bir inflamasyondur.
İnflamasyonun odağında multinükleer dev hücreler bulunur ve elastik liflerin yıkımı görülür.
3
Karakteristik histopatolojik bulguyu seçeneklerden belirle.
İnternal elastik laminanın fragmantasyonu ve eşlik eden dev hücreli granülomlar tanıyı doğrular.
Bu spesifik yapısal bozulma, damar biyopsisinde temporal arterit için patognomonik kabul edilir.

Anahtar Kavram

Dev hücreli (temporal) arterit, yaşlılarda en sık görülen büyük damar vaskülitidir; morfolojik olarak granülomatöz inflamasyon ve internal elastik lamina fragmantasyonu ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Temporal arterit ve Takayasu arteriti arasındaki yaş ve tutulum bölgesi farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 272Soru

6464 yaşında, uzun yıllar gemi söküm ve yalıtım işlerinde çalışmış olan erkek hasta; ilerleyici nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan torasentez işleminde plevral sıvı analizi şu şekildedir:

- Plevral sıvı proteini: 4.24.2 g/dLg/dL (SerumSerum proteiniproteini: 6.06.0 g/dLg/dL)
- Plevral sıvı LDHLDH: 340340 U/LU/L (SerumSerum LDHLDH u¨stüst sınırısınırı: 200200 U/LU/L)

Çekilen bilgisayarlı tomografide plevrada nodüler kalınlaşma saptanması üzerine yapılan plevral biyopsinin histopatolojik incelemesinde; papiller ve tubulopapiller yapılar oluşturan, belirgin nükleer atipi ve stromal invazyon gösteren mezotelyal hücre proliferasyonu izleniyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede Calretinin ve WT1 ile yaygın pozitiflik saptanıyor.

Bu olguda, izlenen morfolojinin "reaktif mezotelyal hiperplazi"den ziyade "malign mezotelyoma" lehine yorumlanmasında en güvenilir bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünohistokimyasal olarak nükleer BAP1 (BRCA1-associated protein 1) ekspresyon kaybı

Cevap

Malign mezotelyoma ile reaktif mezotelyal hiperplazi ayrımında nükleer BAP1 ekspresyon kaybı saptanması en güvenilir malignite bulgusudur.
Malign mezotelyoma ile reaktif süreçlerin ayrımı patolojideki en zorlu alanlardan biridir. Klasik mezotelyal belirteçler (Calretinin, WT1, CK5/6, D2-40) hücrenin mezotelyal kökenli olduğunu kanıtlar ancak tabiatını (benign/malign) belirlemez. Son yıllarda nükleer BAP1 kaybının saptanması, mezotelyomada %100'e yakın spesifite ile maligniteyi doğrulamaktadır. P16 delesyonu ile birlikte en değerli tanısal araçtır.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvı analizini Light kriterlerine göre değerlendir.
Sıvı/serum protein oranı 4.2/6.0=0.74.2 / 6.0 = 0.7 (>0.5> 0.5) ve LDHLDH düzeyi 200×2/3200 \times 2/3'ten büyük olduğu için sıvı 'eksüda' karakterindedir.
Malignite ve inflamatuar süreçler eksüda tipinde sıvı birikimine yol açar.
2
Morfoloji ve İHK belirteçlerini (Calretinin, WT1) yorumla.
Hücreler mezotelyal kökenlidir.
Calretinin, WT1 ve CK5/6 mezotelyal hücrelerin en spesifik belirteçleridir ancak malign/benign ayrımı yapmazlar.
3
Maligniteyi kanıtlayacak spesifik testi belirle.
BAP1 ekspresyon kaybı saptanması.
BAP1 kaybı (İHK ile) ve p16/CDKN2A delesyonu (FISH ile) reaktif hücrelerde görülmez, sadece malign mezotelyomada saptanır.

Anahtar Kavram

Malign Mezotelyoma Ayırıcı Tanısı ve İHK Belirteçleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 273Soru

3535 yaşında HIV pozitif erkek hasta, son 33 haftadır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38.5C38.5^{\circ}C, oskültasyonda bilateral raller saptanıyor. Akciğer grafisinde perihiler bölgeden başlayarak akciğer alanlarına yayılan bilateral interstisyel gölgelenmeler ve "buzlu cam" görünümü izleniyor. Bronkoalveolar lavaj (BAL) örneğinin Gomori Methenamine Gümüşleme (GMS) boyasında alveol lümenlerini dolduran pembe, köpüksü (foamy) materyal içerisinde "fincan tabağı" veya "ezilmiş pinpon topu" görünümünde mikroorganizmalar saptanıyor. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pneumocystis jirovecii pnömonisi

Cevap

Pneumocystis jirovecii pnömonisi
Doğru seçenek olan enfeksiyon tipi, özellikle immün sistemi baskılanmış (HIV+) bireylerde interstisyel pnömoni tablosuna yol açan ve karakteristik olarak alveol içini dolduran 'pamuk şekeri' benzeri pembe köpüksü eksuda ile tanınan patolojidir. GMS (Gomori Methenamine Gümüşleme) boyasında organizmaların ezilmiş pinpon topu veya fincan tabağı görünümünde koyu renkli boyanması bu etken için tanımlayıcı bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemin ve radyolojiyi değerlendir
HIV pozitiflik, subakut başlangıç ve bilateral buzlu cam manzarası fırsatçı bir enfeksiyonu (özellikle PJP) düşündürür.
Tanısal sürecin ilk adımı risk faktörleri ve radyolojik paternin uyumluluğunu kontrol etmektir.
2
Morfolojik bulguları analiz et
Alveol lümenini dolduran köpüksü pembe eksuda ve GMS boyasında görülen 'fincan tabağı' formları belirlenir.
Pneumocystis jirovecii'nin Robbins patoloji standartlarındaki en tipik mikroskobik özelliğidir.
3
Ayırıcı tanıyı netleştir
İnklüzyon cisimciklerinin (CMV) veya maya hücrelerinin (Kriptokok) yokluğu ile tanı kesinleştirilir.
Diğer fırsatçı enfeksiyonlar benzer klinik tablo yaratsa da morfolojik olarak ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Fırsatçı Akciğer Enfeksiyonları ve Pneumocystis jirovecii Morfolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 274Soru

14 yaşındaki erkek çocuk, futbol oynarken bacaklarında hissettiği çabuk yorulma ve ağrı şikayeti ile polikliniğe başvurmuştur. Fizik muayenesinde üst ekstremitelerde kan basıncı 150/90150/90 mmHgmmHg, alt ekstremitelerde ise 90/6590/65 mmHgmmHg olarak ölçülmüş; femoral nabızların zayıf ve gecikmiş olduğu saptanmıştır. Çekilen akciğer grafisinde kaburgaların alt kenarlarında simetrik çentiklenmeler (notching) izlenmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası patolojik durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erişkin tip (postduktal) aort koarktasyonu

Cevap

Erişkin tip (postduktal) aort koarktasyonu
Erişkin tip (postduktal) aort koarktasyonunda daralma, duktus arteriozus (veya ligamentum arteriyozum) giriş yerinin distalindedir. Bu durum proksimaldeki damarlarda (kollar ve baş) hipertansiyona yol açarken, distaldeki bölgelerde (bacaklar) hipotansiyona ve nabız zayıflığına neden olur. Vücut, tıkanıklığı aşmak için arteria mammaria interna ve interkostal arterler üzerinden kollateral kanallar geliştirir. Genişleyen interkostal arterlerin kaburga alt yüzeylerine yaptığı bası, radyolojik olarak 'notching' (çentiklenme) görünümüne yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Üst ekstremitede hipertansiyon, alt ekstremitede hipotansiyon ve zayıf nabız varlığı aortta bir tıkanıklığa işaret eder.
Kan akımının aortun daralmış bölgesinden sonrasına (alt ekstremitelere) zorlukla geçmesi basınç farkı oluşturur.
2
Radyolojik bulguyu (notching) yorumla
Kaburga alt kenarlarındaki kertikleşmeler, genişlemiş interkostal arterlerin kemik üzerindeki bası erozyonunu gösterir.
Darlık bölgesini baypas etmek için arteria mammaria interna ve interkostal arterler üzerinden gelişen kollateral dolaşım damarların genişlemesine neden olur.
3
Tip ayrımı yap
Postduktal tipte kollateral dolaşım gelişecek zaman vardır ve geç çocuklukta bulgu verir; preduktal tip ise erken bebeklikte semptomatiktir.
Kollateral dolaşım ve kaburga çentiklenmesi erişkin tip (postduktal) koarktasyonun patognomonik bir özelliğidir.

Anahtar Kavram

Aort koarktasyonu tipleri ve kollateral dolaşım morfolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 275Soru

2424 yaşında erkek hasta, son 22 aydır artan göğüs ağrısı, nefes darlığı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde ön mediastende 8 cm8 \text{ cm} çapında, düzensiz sınırlı, nekrotik ve kistik alanlar içeren kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi belirgin olarak yüksek (3500 ng/mL3500 \text{ ng/mL}), insan koryonik gonadotropini (hCGhCG) düzeyi ise normal sınırlarda (<5 mIU/mL< 5 \text{ mIU/mL}) bulunuyor. Bu hastada yapılan kitle biyopsisinin immünhistokimyasal incelemesinde aşağıdaki belirteçlerden hangisinin pozitif saptanması, tanıyı doğrulamak için en spesifiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SALL4 ve Glypican-3

Cevap

Ön mediastinal yerleşimli, yüksek serum AFP düzeyi ile karakterize olan kitlede SALL4 ve Glypican-3 pozitifliği yolk sac tümörü tanısını doğrular.
Vakadaki genç erkek hasta, ön mediastinal yerleşimli kitle ve belirgin serum AFP yüksekliği (3500 ng/mL3500 \text{ ng/mL}) tipik bir yolk sac tümörü (endodermal sinüs tümörü) tablosudur. Bu tümörün immünhistokimyasal incelemesinde SALL4 (pan-germ hücreli belirteç) ve Glypican-3 (yolk sac diferansiyasyonu için spesifik) pozitifliği tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Genç erkek hasta, ön mediastinal kitle ve izole belirgin AFP yüksekliği saptandı.
Ön mediastende AFP yüksekliği ile giden primer germ hücreli tümörlerde akla ilk olarak yolk sac tümörü gelmelidir.
2
Ayırıcı tanı için immünhistokimyasal profilin belirlenmesi
Yolk sac tümöründe AFP, SALL4 ve Glypican-3 pozitifliği beklenir.
Spesifik histolojik bulgu olan Schiller-Duval cisimcikleri her zaman görülmeyebilir; bu nedenle SALL4 ve Glypican-3 gibi modern belirteçler tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Mediastinal germ hücreli tümörlerde serum belirteçleri ve immünhistokimyasal profil ayırıcı tanıda kritiktir.

Daha Fazla Pratik

Yolk sac tümörünün en karakteristik histopatolojik bulgusu olan Schiller-Duval cisimciklerinin mikroskobik görünümünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 276Soru

5050 yaşında erkek hasta, ani başlayan ve sol kola yayılan şiddetli retrosternal ağrı şikayetiyle acil servise başvurmuştur. Akut transmural miyokard enfarktüsü tanısı konulan hasta, semptomların başlamasından yaklaşık 1818 saat sonra kardiyojenik şok nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Otopside kalbin kesit yüzünde enfarkt alanında makroskopik olarak sadece hafif bir koyu renkli beneklenme (mottling) saptanmıştır. Bu alanın mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülasyon nekrozu ve nötrofil lökosit infiltrasyonunun başlaması

Cevap

Koagülasyon nekrozu ve nötrofil lökosit infiltrasyonunun başlaması
Doğru yanıt olan 'Koagülasyon nekrozu ve nötrofil lökosit infiltrasyonunun başlaması', miyokard enfarktüsü sonrası 122412-24 saatlik zaman dilimi için karakteristiktir. Bu aşamada miyositlerde nükleer piknoz, karyoliz ve sitoplazmik eozinofili ile giden koagülasyon nekrozu izlenirken, doku aralıklarına ilk nötrofil lökositler sızmaya başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ölüm zamanını belirle
1818 saat
Miyokard enfarktüsü kronolojisinde bulgular zamana bağımlıdır.
2
Bu zaman dilimine uygun makroskopik bulguyu kontrol et
Koyu renkli beneklenme (dark mottling)
122412-24 saat arasında henüz belirgin sarı-pudra renk değişikliği oluşmamıştır.
3
Bu zaman dilimine uygun mikroskobik bulguyu belirle
Koagülasyon nekrozu ve nötrofil başlangıcı
122412-24 saatler ışık mikroskobunda nekrozun ve inflamatuar yanıtın (nötrofiller) başladığı evredir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası ilk 2424 saatteki temel histopatolojik değişiklik koagülasyon nekrozu ve nötrofil infiltrasyonunun başlamasıdır.

Daha Fazla Pratik

Miyokard enfarktüsü sonrası gelişen komplikasyonların (örneğin rüptürler) zamanlamasını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 277Soru

Otuz iki yaşında, günde iki paket sigara içen erkek hasta; soğuk havalarda el ve ayaklarında morarma, yürüme ile artan ayak ağrısı ve bacaklarında yer değiştiren ağrılı yüzeysel sertlikler şikayetiyle başvuruyor. Yapılan damar biyopsisinde; damar duvarının tüm katmanlarını etkileyen akut ve kronik inflamasyon, lümeni tıkayan organize trombüs ve bu trombüs içerisinde nötrofil odaklarından oluşan mikroapseler gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tromboanjitis obliterans

Cevap

Tromboanjitis obliterans (Buerger hastalığı)
Tromboanjitis obliterans (Buerger hastalığı); genç, yoğun sigara içen erkeklerde görülen, ekstremitelerin küçük ve orta çaplı arterlerini (özellikle tibial ve radial) tutan segmental bir vaskülittir. Histopatolojik olarak lümeni tıkayan organize trombüs içerisinde görülen nötrofil odakları (trombüsün mikroapsesi) hastalık için ayırt edicidir. Klinik tabloda yer değiştiren yüzeysel sertlikler, 'phlebitis migrans' (gezici tromboflebit) olarak adlandırılır ve bu hastalık için tipik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz etme
Genç erkek hasta, ağır sigara içimi, Raynaud fenomeni (soğukta morarma), klodikasyo (yürüme ile gelen ağrı) ve gezici tromboflebit.
Hastanın demografik özellikleri ve semptomları spesifik bir vaskülit tipine işaret etmektedir.
2
Histopatolojik bulguları yorumlama
Segmental inflamasyon ve lümeni tıkayan trombüs içindeki nötrofil mikroapseleri.
Bu bulgular Buerger hastalığı için patognomoniğe yakın derecede karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı yapma
Fibrinoid nekroz olmaması PAN'ı, granülom olmaması dev hücreli arteriti dışlar.
Vaskülit tiplerini morfolojik özelliklerine göre ayırmak doğru tanıya ulaştırır.

Anahtar Kavram

Tromboanjitis obliterans (Buerger Hastalığı) klinik-patolojik korelasyonu

İpuçları

1
Hastanın yaşına ve sigara içme öyküsüne dikkat edin.
2
Yüzeysel gezici tromboflebit (phlebitis migrans) bulgusunu değerlendirin.
3
Trombüs içindeki nötrofil kümeleri (mikroapseler) hangi vaskülit için karakteristiktir?

Daha Fazla Pratik

Buerger hastalığının tedavisi için en kritik adım olan sigara bırakmanın patofizyolojik temelini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 278Soru

5252 yaşında, kronik alkolizm öyküsü olan erkek hasta; ani başlayan titreme, yüksek ateş ve öksürük şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ akciğer üst lobda konsolidasyon ile uyumlu bulgular izleniyor. Hastanın çıkardığı balgamın oldukça koyu kıvamlı, yapışkan ve "vişne jölesi" (currant jelly) görünümünde olduğu saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası etkenin akciğerde oluşturduğu morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol boşluklarını dolduran bol miktarda polisakkarit yapıda kapsüler materyal

Cevap

Klebsiella pneumoniae pnömonisinde, bakterinin kalın polisakkarit kapsülü nedeniyle alveol boşluklarında bol miktarda kapsüler materyal birikimi görülür.
Vakadaki kronik alkolizm öyküsü, sağ üst lob yerleşimi ve en önemlisi 'vişne jölesi' (currant jelly) olarak tarif edilen yapışkan balgam, Klebsiella pneumoniae'yi işaret eder. Klebsiella pnömonisinin en karakteristik histopatolojik özelliği, bakterinin aşırı ürettiği polisakkarit yapısındaki kapsüler materyalin alveol boşluklarını doldurarak dokuya müsinöz/jöle kıvamı vermesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Kronik alkolizm, sağ üst lob tutulumu ve 'vişne jölesi' balgam saptandı.
Bu kombinasyon Klebsiella pneumoniae enfeksiyonu için klasik bir prezentasyondur.
2
Etkenin morfolojik özelliklerini hatırla
Klebsiella, Friedländer basili olarak da bilinir ve çok kalın bir polisakkarit kapsüle sahiptir.
Balgamın yapışkan ve jöle kıvamında olmasının nedeni bu kapsüler materyaldir.
3
Histopatolojik karşılığı eşleştir
Alveol boşluklarını dolduran bol kapsüler materyal saptandı.
Bakterinin kapsül üretimi, dokuda ve balgamda bu spesifik görünümü oluşturur.

Anahtar Kavram

Klebsiella pneumoniae'nin morfolojik belirteci kalın polisakkarit kapsülüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 279Soru

35 yaşında kadın hasta, hızla ilerleyen konjestif kalp yetmezliği ve dirençli ventriküler aritmiler ile başvuruyor. Yapılan endomiyokardiyal biyopsinin histopatolojik incelemesinde miyokard dokusunda yaygın miyosit nekrozu ile birlikte lenfositler, eozinofiller ve multinükleer dev hücrelerden oluşan yoğun bir inflamatuar infiltrasyon izleniyor. Bu klinik ve morfolojik bulgularla karakterize olan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dev hücreli miyokardit

Cevap

Hızla ilerleyen kalp yetmezliği ve biyopside saptanan multinükleer dev hücreler ile karakterize olan tablo Dev Hücreli Miyokardit'tir.
Doğru seçenek olan patolojide, miyosit kaybı (nekroz) ile birlikte multinükleer dev hücrelerin ve polimorfik bir inflamatuar hücre grubunun (lenfosit, eozinofil) bulunması patognomoniktir. Klinik olarak fulminan bir kalp yetmezliği tablosu yaratır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin hızı ve şiddetini değerlendir.
Hızla ilerleyen kalp yetmezliği ve aritmiler agresif bir patolojiyi düşündürür.
Dev hücreli miyokardit, viral miyokardite göre çok daha ölümcül ve hızlı seyirlidir.
2
Histopatolojik bulguları analiz et.
Miyosit nekrozu ve multinükleer dev hücrelerin varlığı saptandı.
Bu bulgular miyokardın spesifik bir inflamatuar yanıtını gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap (Sarkoidoz vs. Dev Hücreli Miyokardit).
Belirgin nekrozun varlığı sarkoidozu dışlar.
Sarkoidozda nekroz içermeyen granülomlar baskındır.
4
Tanıyı kesinleştir.
Dev hücreli miyokardit tanısına ulaşılır.
Tüm klinik ve morfolojik veriler bu tanıyı desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Dev hücreli miyokardit, yaygın nekroz ve dev hücrelerle karakterize, kötü prognozlu bir miyokardit tipidir.
Soru 280Soru

2020 yaşında, uzun boylu ve zayıf yapılı bir erkek hasta, ani başlayan sağ yan ağrısı ve nefes darlığı ile acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayene ve radyolojik incelemeler sonucunda spontan pnömotoraks tanısı konuluyor. Bu hastada klinik tabloya yol açan primer patolojinin en olası amfizem tipi ve akciğer parankimindeki karakteristik yerleşimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal asiner amfizem — Plevra altı ve interlobüler septa komşuluğu

Cevap

Distal asiner (paraseptal) amfizem, akciğerin plevra altı bölgelerinde ve interlobüler septa boyunca yerleşerek spontan pnömotoraksa neden olan büller oluşturur.
Distal asiner (paraseptal) amfizem, asinin distal kısmının tutulmasıyla karakterizedir ve tipik olarak plevra altında veya interlobüler septalar boyunca yerleşir. Bu alanlarda oluşan hava dolu büllerin patlaması, genç erişkinlerde görülen spontan pnömotoraksın en yaygın nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryonun analizi
Genç, uzun boylu ve zayıf bir erkekte ani başlayan göğüs ağrısı ve pnömotoraks saptandı.
Bu demografik ve klinik özellikler primer spontan pnömotoraks için tipiktir.
2
Pnömotoraksın patolojik zemininin belirlenmesi
Spontan pnömotoraks vakalarında genellikle plevra altı büllerin patlaması söz konusudur.
Büllerin oluşumuna en sık yol açan patoloji distal asiner amfizemdir.
3
Amfizem tipinin morfolojik yerleşiminin teyit edilmesi
Distal asiner (paraseptal) amfizem asinin distalini tutar ve plevra/septa komşuluğunda görülür.
Diğer amfizem tipleri (sentriasiner, panasiner) farklı etiyoloji ve yerleşim özelliklerine sahiptir.

Anahtar Kavram

Distal asiner (paraseptal) amfizem ve spontan pnömotoraks ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin