Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 soru

Soru 201Soru

3333 yaşında erkek hasta, yaklaşık 22 aydır fark ettiği, sol testiste ağrısız büyüme ve sertlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerde serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal bulunurken, human koriyonik gonadotropin (hCGhCG) düzeyi hafif yüksek (4242 mIU/mLmIU/mL) olarak ölçülüyor. Orşiektomi materyalinin makroskobik incelemesinde; testisi dolduran, 55 cmcm çapında, homojen kesit yüzeyli, lobüllü ve krem-beyaz renkli bir kitle izleniyor. Mikroskobik incelemede ise berrak sitoplazmalı, iri nükleollü poligonal hücrelerin oluşturduğu lobüller ve bu lobülleri ayıran, yoğun lenfositik infiltrasyon içeren ince fibröz septalar saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seminom

Cevap

Seminom (klinik ve mikroskobik bulgular seminom ile tam uyumludur)
Vakada tanımlanan homojen, lobüllü kesit yüzeyi ile mikroskobide izlenen berrak hücreler ve lenfositik infiltrasyon içeren fibröz septalar seminomun patognomonik bulgularıdır. Ayrıca serum AFPAFP düzeyinin normal olması saf seminom tanısını desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
3030'lu yaşlarda erkek, ağrısız kitle, normal AFPAFP ve hafif yüksek hCGhCG.
Seminomlar 2020-4040 yaş arası en sık görülen saf germ hücreli tümörlerdir; AFPAFP daima normaldir, ancak kitle içinde sinsityotrofoblast bulunursa hCGhCG hafif yükselebilir.
2
Makroskobik ve mikroskobik özellikleri analiz et.
Homojen, beyaz kitle; berrak hücre lobülleri ve lenfositik septalar.
Seminomun klasik mikroskobik triadı; berrak sitoplazmalı hücreler, fibröz septalar ve lenfositik infiltrasyondur.
3
Ayırıcı tanı yap.
Lenfositik stroma ve marker özellikleri ile diğer germ hücreli tümörleri dışla.
AFPAFP yüksekliği yolk sac tümörünü, yaygın nekroz/hemoraji embriyonel karsinomu işaret ederdi.

Anahtar Kavram

Seminomun tipik özellikleri: 2020-4040 yaş, ağrısız kitle, normal AFPAFP, lobüler yapı ve lenfositik septalar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 202Soru

65 yaşında kadın hasta, osteoartrit nedeniyle yaklaşık iki haftadır düzenli non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanımı sonrası halsizlik, hafif ateş ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede gövdede yaygın makülopapüler döküntü saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 3.53.5 mg/dL (bazal: 0.90.9 mg/dL) ölçülüyor, idrar tetkikinde ise hafif proteinüri ve Hansel boyaması ile eozinofilüri saptanıyor. Bu hastada gelişen akut böbrek hasarının altında yatan temel patolojik süreçte izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyel ödem ile birlikte lenfosit ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon

Cevap

İnterstisyel ödem ile birlikte lenfosit ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon
Verilen klinik tabloda (ilaç kullanımı sonrası ateş, döküntü, eozinofilüri) en olası tanı ilaçla indüklenen Akut İnterstisyel Nefrit'tir. Bu hastalığın patognomonik histolojik özelliği interstisyumda ödem ve yoğun lenfosit/eozinofil infiltrasyonudur. Tübüller arasına sızan bu hücreler 'tübülit' tablosuna yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
NSAİİ kullanımı, ateş, döküntü ve eozinofilüri varlığı saptandı.
Bu bulgular tipik bir ilaç ilişkili hipersensitivite reaksiyonuna (Akut İnterstisyel Nefrit) işaret eder.
2
Ayırıcı tanı yap
Akut Tübüler Nekroz (ATN) ve Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) arasında ayrım yapıldı.
ATN'de tübüler epitel hasarı baskınken, AİN'de interstisyel inflamasyon (özellikle eozinofiller) baskındır.
3
Histopatolojik karşılığı belirle
İnterstisyumda ödem ve eozinofilik infiltrasyon saptandı.
İlaca bağlı AİN, tip I veya tip IV hipersensitivite reaksiyonu mekanizmasıyla interstisyumu hedef alır.

Anahtar Kavram

İlaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), tübüler nekrozdan ziyade interstisyel inflamasyon ve eozinofil varlığı ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 203Soru

7272 yaşında erkek hasta, sağ testiste son bir yıldır yavaş büyüme gösteren, ağrısız bir kitle nedeniyle başvuruyor. Radikal orşiektomi materyalinin makroskobik incelemesinde 66 cm çapında, sınırlı, grimsi-beyaz renkli ve mukoid alanlar içeren kitle izleniyor. Mikroskobik incelemede; belirgin pleomorfizm gösteren üç farklı hücre tipi (küçük lenfosit benzeri hücreler, orta büyüklükte yuvarlak hücreler ve multinükleer dev hücreler) saptanıyor. Bu tümör ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germ hücreli neoplazi in situ (GCNISGCNIS) prekürsör lezyonu ile ilişkili değildir.

Cevap

Spermatositik tümörler germ hücreli neoplazi in situ (GCNISGCNIS) lezyonu ile ilişkili değildir ve ondan köken almaz.
Spermatositik tümörler, diğer yetişkin tipi germ hücreli tümörlerin aksine Germ Hücreli Neoplazi İn Situ (GCNISGCNIS) prekürsöründen gelişmezler. Ayrıca i(12p)i(12p) kromozom anomalisi içermezler ve neredeyse hiç metastaz yapmazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve yaşın değerlendirilmesi.
Hastanın ileri yaşta (7272 yaş) olması ve ağrısız, yavaş büyüyen kitle varlığı.
Klasik germ hücreli tümörler genellikle 1515-4040 yaş arasında görülürken, spermatositik tümörler tipik olarak 6565 yaş üstünde izlenir.
2
Mikroskobik bulguların analizi.
Üç farklı hücre tipinin (küçük, orta ve dev hücreler) varlığı spermatositik tümör için tanı koydurucudur.
Bu polimorfik hücre popülasyonu, monomorfik berrak hücrelerden oluşan klasik seminomdan en önemli farktır.
3
Biyolojik davranış ve prekürsör ilişkisinin belirlenmesi.
Bu tümörün GCNIS ile ilişkili olmadığı ve metastaz potansiyelinin düşük olduğu sonucuna varılır.
Spermatositik tümörler, diğer germ hücreli tümörlerden farklı bir patogeneze (GCNIS dışı) ve mükemmel prognoza sahiptir.

Anahtar Kavram

Spermatositik tümör, yaşlı erkeklerde görülen, GCNIS ile ilişkili olmayan ve metastaz yapmayan özgün bir testis neoplazisidir.
Soru 204Soru

4242 yaşında erkek hasta, son bir haftadır bacaklarında gelişen şişlik ve karın bölgesinde dolgunluk hissi ile başvuruyor. Fizik muayenede gode bırakan pretibial ödem ve asit saptanıyor. Laboratuvar bulgularında 2424 saatlik idrarda 99 g proteinüri, serum albumin düzeyinde 2.22.2 g/dL (normal: 3.53.5-5.05.0) değerleri izleniyor. Böbrek biyopsisinin ışık mikroskobik incelemesinde glomerüller normal yapıda görülüyor; immünofloresan incelemede ise herhangi bir immün kompleks veya kompleman birikimi saptanmıyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için yapılacak elektron mikroskobu incelemesinde izlenmesi beklenen karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Podositlerin ayak çıkıntılarında yaygın silinme ve düzleşme

Cevap

Elektron mikroskobunda podositlerin ayak çıkıntılarında yaygın silinme ve düzleşme görülmesi beklenir.
Hastada saptanan masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün) ve ödem tablosu nefrotik sendromu tanımlar. Işık mikroskobunda glomerüllerin tamamen normal izlenmesi ve immünofloresan incelemede herhangi bir birikim (immün kompleks veya kompleman) saptanmaması, tipik olarak 'Minimal Değişiklik Hastalığı' (Minimal Change Disease - MCD) tanısını koydurur. Bu hastalığın patognomonik olmayan ancak tanısal değeri olan tek morfolojik bulgusu, elektron mikroskobunda podositlerin visseral epitelyal ayak çıkıntılarının (foot processes) yaygın olarak silinmesi, birbirine karışması ve düzleşmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Ağır proteinüri (99 g/gün), hipoalbüminemi ve ödem bulguları hastada nefrotik sendrom olduğunu kanıtlar.
Nefrotik sendromun temel bileşenlerini belirleyerek ayırıcı tanıya başlamak gerekir.
2
Işık mikroskobu (LM) ve immünofloresan (IF) bulgularını değerlendir
LM'nin normal (minimal değişiklik) ve IF'nin negatif olması, immün kompleks aracılı olmayan bir podosit hasarını gösterir.
LM ve IF'nin negatif olması, erişkinlerde de görülebilen 'Minimal Değişiklik Hastalığı' (MCD) tanısını doğrudan akla getirir.
3
Elektron mikroskobu (EM) karşılığını belirle
MCD'nin tek morfolojik kanıtı EM'de görülen podosit ayak çıkıntılarındaki silinmedir.
Işık mikroskobunda görünmeyen bu ultrastrüktürel değişiklik, filtrasyon bariyerindeki anyonik yük kaybının ve proteinürinin nedenidir.

Anahtar Kavram

Minimal Değişiklik Hastalığı'nda (MCD) ışık mikroskobu ve immünofloresan inceleme normal/negatif iken, elektron mikroskobunda podosit ayak çıkıntılarında silinme saptanır.

Daha Fazla Pratik

Erişkinlerde Minimal Değişiklik Hastalığı'nın Hodgkin Lenfoma veya NSAİİ kullanımı ile ilişkili olabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 205Soru

4545 yaşında bir kadın hasta, tekrarlayan böbrek taşları ve ilerleyici görme alanı kaybı şikayetleriyle başvurmuştur. Yapılan incelemelerde primer hiperparatiroidizm (paratiroid adenomu) ve hipofiz ön lobunda kitle (adenom) saptanmıştır. Hastanın aile öyküsünde benzer endokrin neoplazilerin varlığı dikkat çekmektedir. Ancak yapılan moleküler taramalarda 11q1311q13 lokusundaki MEN1MEN1 geninde herhangi bir mutasyon saptanmamıştır. Bu hastada görülen klinik tabloyu açıklayan ve "MEN-1 benzeri" fenotipe yol açan temel genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDKN1BCDKN1B geninde germline mutasyon sonucu p27Kip1p27^{Kip1} fonksiyon kaybı

Cevap

Hücre döngüsü inhibitörü olan p27Kip1p27^{Kip1} proteinini kodlayan CDKN1BCDKN1B genindeki germline mutasyon (MEN 4 Sendromu).
Klinik olarak hipofiz adenomu ve paratiroid hiperplazisi/adenomu görülen ancak MEN1MEN1 gen mutasyonu saptanmayan olgularda MEN 4 sendromu düşünülmelidir. Bu sendrom, hücre döngüsünde G1G1 fazından SS fazına geçişi inhibe eden bir tümör baskılayıcı olan p27p27 proteinini kodlayan CDKN1BCDKN1B genindeki germline mutasyonlar nedeniyle gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Primer hiperparatiroidizm ve hipofiz adenomu varlığı MEN 1 fenotipini işaret eder.
Vakada paratiroid ve hipofiz tutulumu (3P'den ikisi) mevcuttur.
2
Genetik veriyi değerlendir
MEN1MEN1 geni (menin) mutasyonu saptanmamıştır.
Klasik MEN 1 dışlanmış, ancak fenotip korunmuştur.
3
Alternatif sendromu belirle
MEN 1 fenotipini taklit eden MEN 4 sendromu düşünülmelidir.
MEN 4, CDKN1BCDKN1B genindeki mutasyonlarla karakterize nadir bir sendromdur.

Anahtar Kavram

MEN 4 sendromu, MEN 1 benzeri bir klinik tablo oluşturmasına rağmen CDKN1BCDKN1B (p27Kip1p27^{Kip1}) gen mutasyonları ile ortaya çıkar.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 206Soru

68 yaşında erkek hasta, koroner arter bypass cerrahisi sonrası 12. günde gelişen ilerleyici renal disfonksiyon nedeniyle değerlendiriliyor. Hastanın cerrahi sonrası sefalosporin, proton pompa inhibitörü ve NSAİİ tedavileri aldığı; ameliyat sırasında ise kısa süreli hipotansiyon ve kontrast madde maruziyeti öyküsü olduğu belirleniyor. Fizik muayenede yaygın makülopapüler döküntü ve ateş (38.2C38.2^{\circ}C) saptanıyor.

Laboratuvar verileri:
- Serum Kreatinin: 1.13.8mg/dL1.1 \rightarrow 3.8 mg/dL
- Tam Kan Sayımı: Eozinofili (900/mm3900/mm^3)
- Tam İdrar Tetkiki: Lökosit silindirleri, hafif proteinüri ve Hansel boyaması ile pozitif eozinofilüri

Böbrek biyopsisinde; glomerüllerin ve damar yapılarının normal olduğu, ancak tübül epitel hücreleri arasına lenfositlerin sızdığı (tübülit), interstisyumun ödemli olduğu ve yoğun eozinofil infiltrasyonu içerdiği gözleniyor.

Bu klinik ve patolojik tablo için en olası patogenez aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlaçların hapten olarak davranmasıyla tetiklenen T-hücre aracılı hipersensitivite reaksiyonu

Cevap

İlaçların hapten olarak davranmasıyla tetiklenen T-hücre aracılı hipersensitivite reaksiyonu
İlaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), tipik olarak ilaca maruziyetten günler veya haftalar sonra ortaya çıkan, ateş, döküntü ve eozinofili ile karakterize bir immün yanıttır. Patogenezde ilaç molekülleri tübüler hücrelerin yapılarına bağlanarak hapten görevi görür ve T-lenfosit aracılı (Tip 4) bir gecikmiş hipersensitivite yanıtını başlatır. Biyopside görülen tübülit (lenfositlerin epitel içine sızması) ve interstisyel eozinofiller bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
İlaç kullanımı (sefalosporin, PPI), ateş, döküntü, eozinofili ve eozinofilüri saptandı.
Bu bulgular klasik bir ilaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tablosuna işaret eder.
2
Morfolojik bulguları yorumla
Biyopsi; tübülit, interstisyel ödem ve eozinofilik infiltrasyon göstermektedir.
Tübülit ve eozinofillerden zengin interstisyel inflamasyon AİN'in karakteristik morfolojik kanıtıdır.
3
Ayırıcı tanı yap
Hipotansiyon öyküsü ATH'yi, vasküler girişim ateroyemboliyi düşündürse de, interstisyel eozinofili AİN'i doğrular.
ATH'de epitel dökülmesi ön plandadır, inflamasyon eozinofilik değildir.
4
Patogenezi belirle
İlaçlar hapten gibi davranarak immün sistemi aktive eder.
AİN, doza bağımlı olmayan bir hipersensitivite (immün) yanıtıdır.

Anahtar Kavram

Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) Patogenezi ve Ayırıcı Tanısı
Soru 207Soru

3434 yaşında erkek hasta, yeni başlayan jeneralize tonik-klonik nöbetler nedeniyle fenitoin tedavisine başlanmıştır. Tedavinin 22. haftasında hastada yaygın makülopapüler döküntü, hafif ateş ve halsizlik gelişmiştir. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 0.90.9 mg/dL'den 2.82.8 mg/dL'ye yükselmiş, idrar tetkikinde ise hafif proteinüri ve sedimentte lökosit silindirleri ile eozinofiller saptanmıştır. Bu hastanın böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyumda ödem ile birlikte yoğun lenfosit ve eozinofil infiltrasyonu

Cevap

İnterstisyumda ödem ile birlikte yoğun lenfosit ve eozinofil infiltrasyonu
Doğru seçenek olan interstisyel ödem ve eozinofilik infiltrasyon, ilaç hipersensitivitesine bağlı gelişen akut tübülointerstisyel nefritin patognomonik olmayan ancak en karakteristik morfolojik bulgusudur. Fenitoin gibi ilaçlar bu tabloyu tetikleyebilir ve klinik olarak sistemik aşırı duyarlılık bulguları (ateş, döküntü) ile böbrek hasarı bir arada bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
İlaç kullanımı (Fenitoin) + Ateş + Döküntü + Akut Böbrek Hasarı + Eozinofilüri
Bu tablo klasik bir ilaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) sunumudur.
2
AİN morfolojisini hatırla
İnterstisyel ödem, lenfosit, makrofaj ve eozinofil infiltrasyonu
Tip 4 ve Tip 1 hipersensitivite reaksiyonları sonucu interstisyumda bu hücreler birikir.
3
Ayırıcı tanı yap
Akut Tübüler Hasar'da (ATI) interstisyel inflamasyon azdır, nekroz ön plandadır.
Hipersensitivite bulguları (döküntü/eozinofili) ATI'de görülmez.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), böbrek fonksiyonlarında ani düşüş, idrar sedimentinde eozinofiller ve morfolojik olarak interstisyel inflamatuar infiltrat ile karakterizedir.

Alternatif Yöntem

Klinik olarak ateş + döküntü + eozinofilüri üçlemesi (triad) görüldüğünde, patolojide her zaman 'interstisyel inflamasyon' aranmalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 208Soru

28 yaşında bir kadın hasta, çarpıntı ve dirençli hipertansiyon atakları ile boyunda ele gelen kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan incelemelerde bilateral feokromositoma ve tiroid bezinde medüller karsinom saptanıyor. Hastanın ailesinde de benzer hastalık öyküsü olduğu biliniyor. Bu klinik tabloya göre, hastada aşağıdaki ek bulgulardan hangisinin saptanması MEN 2A (Sipple sendromu) tanısını doğrular?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paratiroid hiperplazisi

Cevap

Paratiroid hiperplazisi saptanması, hastanın tablosunun MEN 2A sendromu ile uyumlu olduğunu gösterir.
Paratiroid hiperplazisi, MEN 2A sendromunun (Sipple sendromu) üçüncü ana bileşenidir. Medüller tiroid karsinomu ve feokromositoma saptanan bir hastada paratiroid patolojisinin eşlik etmesi tanıyı MEN 2A olarak netleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada bilateral feokromositoma (hipertansiyon atakları) ve medüller tiroid karsinomu saptanmıştır.
Bu iki bulgunun birlikteliği bizi doğrudan MEN 2 (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2) spektrumuna yönlendirir.
2
MEN 2A ve MEN 2B ayırıcı tanısını yap.
MEN 2A'da ek olarak paratiroid hiperplazisi görülürken; MEN 2B'de paratiroid tutulumu olmaz, onun yerine mukozal nöromlar ve marfanoid habitus eşlik eder.
Soruda MEN 2A tanısını doğrulayacak ek bulgu istendiği için paratiroid patolojisi aranmalıdır.

Anahtar Kavram

MEN 2A (Sipple Sendromu), RET proto-onkogen mutasyonu sonucu gelişen; Medüller Tiroid Karsinomu (%100), Feokromositoma (%50) ve Paratiroid Hiperplazisi (%20-30) birlikteliğidir.

Daha Fazla Pratik

MEN sendromlarındaki genetik geçişin RET ve MEN1 genleri üzerinden nasıl farklılaştığını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 209Soru

5252 yaşında erkek hasta; gövdede belirginleşen mor renkli geniş strialar, proksimal kas güçsüzlüğü ve tedaviye dirençli hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde serum sodyum (Na+Na^+) düzeyi 145145 mEq/L, potasyum (K+K^+) düzeyi 3.33.3 mEq/L, plazma ACTHACTH düzeyi 55 pg/mL (Düşük) ve 2424 saatlik idrar serbest kortizol düzeyi ise referans aralığının çok üzerinde saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları eşliğinde, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adrenal kaynaklı Cushing sendromu

Cevap

Adrenal kaynaklı Cushing sendromu
Vakada sunulan klinik tablo (strialar, kas güçsüzlüğü, hipertansiyon) Cushing sendromu ile tam uyumludur. Laboratuvarda saptanan düşük ACTH düzeyi (55 pg/mL), kortizol üretiminin hipofiz kontrolünden bağımsız olduğunu ve adrenal bezdeki bir patolojinin (adenom gibi) negatif geri bildirimle hipofizi baskıladığını kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Geniş mor strialar, gövdesel obezite ve kas güçsüzlüğü Cushing sendromunu düşündürür.
Bu bulgular hiperkortizolizmin karakteristik fiziksel özellikleridir.
2
Hormonal profilin (Kortizol ve ACTH) analizi
Kortizol yüksekliği ile birlikte ACTH'ın düşük (baskılanmış) olması tespit edilir.
ACTH'ın düşük olması, patolojinin hipofizden bağımsız, primer olarak adrenal bezden kaynaklandığını gösterir.
3
Elektrolit dengesinin kontrolü
Hafif sodyum yüksekliği ve potasyum düşüklüğü saptanır.
Yüksek kortizol düzeyleri, mineralokortikoid reseptörlerini de uyararak potasyum atılımına ve sodyum tutulumuna neden olur.

Anahtar Kavram

Primer (Adrenal) Cushing Sendromu'nda yüksek kortizol seviyeleri, negatif geri bildirim yoluyla plazma ACTH düzeyini baskılar.

Daha Fazla Pratik

Adrenal bezin korteks ve medulla tümörleri arasındaki ayırıcı tanıyı hormonal ve biyokimyasal belirteçler üzerinden tekrar etmeniz önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 210Soru

4545 yaşında kadın hasta, rutin kontrollerinde saptanan kalsiyum yüksekliği (11,211,2 mg/dL) ve düşük fosfor (2,12,1 mg/dL) nedeniyle değerlendiriliyor. Paratiroid sintigrafisinde sağ alt paratiroid lojunda aktivite tutulumu izleniyor. Cerrahi eksplorasyonda sağ alt paratiroid bezi 1,81,8 cm çapında ve makroskobik olarak büyüktür. Cerrah, tanıyı doğrulamak ve cerrahi stratejiyi belirlemek için sol üst paratiroid bezinden de biyopsi örneği gönderiyor.

Biyopsi alınan sol üst paratiroid bezinin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması, eksize edilen sağ alt bezin "adenom" olma olasılığını en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Stromal yağ dokusunun normal miktarda izlenmesi

Cevap

Stromal yağ dokusunun normal miktarda izlenmesi
Paratiroid adenomu tanısında, cerrahi sırasında alınan diğer bez biyopsilerinde stromal yağ dokusunun korunmuş olması ve parankimin hiperplastik olmaması, büyümenin tek bir beze sınırlı olduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Primer hiperparatiroidizm kliniği saptandı (CaCa yüksek, PP düşük).
Primer hiperparatiroidizmin en sık nedeni tek bir paratiroid adenomudur (%85-95).
2
Adenom ve hiperplazi ayırıcı tanısının yapılması
Büyük bezin çevresindeki veya diğer bezlerdeki normal dokunun durumu belirlenmelidir.
Adenomda genellikle tek bir bez büyürken diğerleri baskılanmıştır; hiperplazide ise tüm bezler (asimetrik olsa da) etkilenmiştir.
3
Morfolojik kriterlerin uygulanması
Normal bezde stromal yağ dokusunun korunmuş olması tanı koydurucudur.
Aktif hiperplazide veya adenomun kendisinde stromal yağ dokusu kaybolurken, non-neoplastik/normal bezlerde stromal yağ miktarı yaşa uygun seviyelerdedir.

Anahtar Kavram

Paratiroid adenomu ile hiperplazisi arasındaki en önemli patolojik fark, adenomda diğer paratiroid bezlerinin atrofik veya normal (yağ içeriği korunmuş) olmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Paratiroid adenomlarında tümör çevresindeki 'normal paratiroid dokusu sınırı' (rim of normal tissue) kavramını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 211Soru

4545 yaşında erkek hasta, yeni başlayan gut atağı nedeniyle allopurinol tedavisi almaya başlamıştır. Tedavinin 1515. gününde ateş, gövdede makülopapüler döküntü ve halsizlik şikayetleriyle başvurmuştur. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.43.4 mg/dL (bazal: 0.90.9 mg/dL) saptanmıştır. İdrar tetkikinde lökosit silendirleri ve eozinofili izlenmiş olup, proteinüri +(1)+(1) düzeyindedir. Bu hastadan alınan böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyel ödem ve eozinofillerden zengin mononükleer inflamatuar infiltrasyon

Cevap

İnterstisyel ödem ve eozinofillerden zengin mononükleer inflamatuar infiltrasyon
Doğru yanıt olan seçenek, ilaca bağlı gelişen akut interstisyel nefritin temel patolojik özelliklerini yansıtmaktadır. Allopurinol gibi ilaçlar Tip I veya Tip IV hipersensitivite reaksiyonu tetikleyerek interstisyumda yaygın ödem ve özellikle eozinofillerin belirgin olduğu mononükleer hücre infiltrasyonuna yol açar. Bu inflamatuar hücrelerin tübül epitelini invaze etmesi (tübülit) de sürece eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
İlaç kullanımı (allopurinol), ateş, döküntü ve eozinofili varlığı
İlaca bağlı aşırı duyarlılık reaksiyonunu (Akut İnterstisyel Nefrit) tanımlamak için.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
Kreatinin artışı ve idrarda eozinofili/lökosit silendirleri
Akut böbrek hasarının interstisyel bir inflamasyona bağlı olduğunu doğrulamak için.
3
Morfolojik karşılığı belirle
İnterstisyumda ödem ve inflamatuar hücreler (eozinofil dahil)
AIN'in karakteristik histopatolojik görünümünü seçmek için.

Anahtar Kavram

İlaçla tetiklenen akut interstisyel nefrit (AIN), tipik olarak ilaç alımından 2-15 gün sonra ateş, döküntü ve eozinofili ile seyreder; morfolojisinde interstisyel ödem ve eozinofillerin eşlik ettiği mononükleer infiltrasyon ile tübülit izlenir.

Daha Fazla Pratik

İlaçla tetiklenen AIN'e en sık neden olan diğer ilaç gruplarını (NSAİİ'ler, sentetik penisilinler, diüretikler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 212Soru

Otuz iki yaşında HIVHIV pozitif bir erkek hasta, son iki haftadır hızla artan genel vücut ödemi ve idrar miktarında azalma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral pretibial 4+4+ ödem ve asit saptanıyor. Kan basıncı 155/95155/95 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde 2424 saatlik idrarda 99 g proteinüri ve serum kreatinin düzeyinde belirgin artış (2.82.8 mg/dL) tespit ediliyor. Yapılan böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda bazı glomerüllerde kapiller yumakların global kollapsı ve bu alanları örten podositlerde belirgin hipertrofi, hiperplazi ve sitoplazmik vakuolizasyon izleniyor. Podositlerin bu görünümü Bowman mesafesini tamamen doldurarak hilal benzeri bir yapı oluşturuyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kollaps varyant fokal segmental glomerüloskleroz

Cevap

Kollaps varyant fokal segmental glomerüloskleroz
Vakada tanımlanan kapiller yumakların kollapsı ve buna eşlik eden podosit hiperplazisi, fokal segmental glomerülosklerozun (FSGS) 'kollaps varyantı' için patognomoniktir. Bu varyant özellikle HIVHIV enfeksiyonu olan hastalarda (HIVAN) ve bazı ilaç kullanımlarında (örn. pamidronat) sık görülür. Podositlerin Bowman mesafesini dolduracak kadar çoğalması 'yalancı hilal' (pseudo-crescent) görünümüne neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı değerlendir
HIV pozitif hastada hızlı seyirli nefrotik sendrom ve böbrek yetmezliği saptandı.
HIV enfeksiyonu, spesifik bir glomerüler hastalık olan HIVAN (HIV ile ilişkili nefropati) için güçlü bir risk faktörüdür.
2
Morfolojik bulguları analiz et
Kapiller kollaps ve podosit hiperplazisi izlenmektedir.
Bu bulgular FSGS'nin en ağır ve kötü prognozlu alt tipi olan kollaps varyantını tanımlar.
3
Ayırıcı tanı yap
Podosit hiperplazisi gerçek hilallerle karıştırılmamalıdır.
Kollaps varyantında görülen 'psödohilaller' podosit kaynaklıdır, oysa RPGN'deki gerçek hilaller pariyetal hücre kaynaklıdır.

Anahtar Kavram

HIV ile ilişkili nefropati (HIVAN) ve Kollaps Varyant FSGS morfolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 213Soru

6565 yaşında erkek hasta, sağ testiste yaklaşık bir yıldır devam eden, yavaş büyüyen ağrısız bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan orşiektomi materyalinin mikroskobik incelemesinde; farklı boyutlarda (küçük lenfosit benzeri, orta boy ve dev hücreler) üç tip hücre popülasyonu izleniyor. Tümör stromasında lenfositik infiltrasyon ve granülom yapısı saptanmıyor. Komşu testis dokusunda 'germ hücreli neoplazi in situ' (GCNISGCNIS) bulgusuna rastlanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spermatositik tümör

Cevap

Yaşlı erkek hastada izlenen, üç farklı hücre tipi içeren ve GCNIS ile ilişkili olmayan testis tümörü spermatositik tümördür.
Doğru seçenek olan spermatositik tümör, tipik olarak 6565 yaş üstü erkeklerde görülür. Mikroskobik olarak küçük, orta ve büyük (dev) olmak üzere üç tip hücre popülasyonu içermesi en belirgin özelliğidir. Klasik seminomun aksine stroma lenfositik infiltrasyon içermez ve komşu dokuda GCNIS (germ hücreli neoplazi in situ) saptanmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını değerlendir
6565 yaş, germ hücreli tümörlerin çoğu için ileri bir yaştır ancak spermatositik tümör ve lenfoma için uygundur.
Testis tümörlerinde yaş, ayırıcı tanıda en kritik parametrelerden biridir.
2
Mikroskobik hücre morfolojisini analiz et
Küçük, orta ve dev hücrelerden oluşan üçlü popülasyon saptanmıştır.
Bu polimorfik görünüm spermatositik tümörün patognomonik bulgusudur; klasik seminom monomorfiktir.
3
Stroma ve çevre doku bulgularını kontrol et
Lenfositik infiltrasyon ve GCNIS bulunmamaktadır.
Spermatositik tümör, klasik seminomdan farklı olarak lenfositik stroma içermez ve GCNIS zemininde gelişmez.

Anahtar Kavram

Spermatositik tümör (eski adıyla spermatositik seminom), klasik seminomdan klinik ve morfolojik olarak tamamen farklı, benign seyirli bir germ hücreli tümördür.

Daha Fazla Pratik

Spermatositik tümörlerin sarkomatoid transformasyon gösterebileceğini ve bu durumun prognozu kötüleştirdiğini unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 214Soru

6262 yaşında erkek hastada yapılan rutin kontrolde serum PSAPSA düzeyi 5.8 ng/mL5.8\ ng/mL (N: 04 ng/mL0-4\ ng/mL) saptanıyor. Rektal tuşesi normal olan hastadan alınan iğne biyopsisinde; bazı prostatik asinüslerin iri, hiperkromatik çekirdekli ve belirgin nükleollü hücrelerle döşeli olduğu, ancak bu bezlerin çevresinde kesintili de olsa bazal hücre tabakasının korunduğu izleniyor. Bu morfolojik bulgular ışığında, lezyonun "yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi" (HGPINHGPIN) olarak tanımlanmasını sağlayan ve invaziv karsinomdan ayrımında kullanılan en güvenilir temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p63p63 pozitif bazal hücre tabakasının varlığı

Cevap

Bazal hücre tabakasının (p63 pozitif) varlığı
Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPINHGPIN), sitolojik olarak adenokarsinom hücrelerine benzeyen (iri nükleollü) hücrelerin varlığıyla karakterize olsa da, bu hücrelerin altında sağlam bir bazal hücre tabakasının bulunmasıyla adenokarsinomdan ayrılır. Bu tabaka rutin kesitlerde bazen zor görülse de, p63p63 veya 34βE1234\beta E12 gibi immünohistokimyasal boyalarla bazal hücrelerin gösterilmesi tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
6262 yaş ve 5.8 ng/mL5.8\ ng/mL PSAPSA düzeyi, prostatik bir patoloji (BPH, prostatit veya kanser) için biyopsi endikasyonu oluşturur.
Tanıya gitmek için ilk adım klinik şüphenin biyopsi ile doğrulanmasıdır.
2
Mikroskobik bulguları analiz et.
Belirgin nükleollü hücreler maligniteyi düşündürürken, bazal hücre tabakasının korunması lezyonun henüz invaziv olmadığını gösterir.
Bazal tabakanın varlığı, karsinomun epitel içerisinde sınırlı kaldığını (HGPIN) kanıtlar.
3
İmmünohistokimyasal belirteçleri doğrula.
p63p63 ve 34βE1234\beta E12 bazal hücreleri boyar; pozitiflik HGPIN lehinedir. AMACRAMACR ise malign hücreleri boyar.
Adenokarsinomda bazal tabaka tamamen kaybolduğu için bu boyalarla negatif sonuç alınır.

Anahtar Kavram

Prostat kanseri ve prekürsör lezyonlarının (PIN) ayırıcı tanısında bazal hücre tabakasının varlığı en kritik morfolojik kriterdir.
Soru 215Soru

6666 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında serum PSAPSA düzeyinin 5.8 ng/mL5.8\ ng/mL saptanması üzerine üroloji kliniğine başvuruyor. Yapılan rektal tuşe muayenesinde prostatın sağ lobunda fokal sertlik saptanıyor. Hastaya uygulanan transrektal iğne biyopsisinde, bir odakta genişlemiş asiner yapılar içerisinde pleomorfik nükleuslu ve belirgin nükleollü hücrelerin oluşturduğu "tufting" (tepeleşme) paterni izleniyor. Bu olguda en olası tanı ve bu tanıyı invaziv adenokarsinomdan ayırt etmede kullanılan en güvenilir immünohistokimyasal bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPINHGPIN) – Bazal hücre tabakasında p63p63 ve 34βE1234\beta E12 ile kesintili (fragmante) boyanma saptanması

Cevap

En olası tanı Yüksek Dereceli Prostatik İntraepitelyal Neoplazi (HGPINHGPIN) olup, invaziv kanserden ayrımında bazal tabakanın (p63/34βE12p63/34\beta E12 pozitifliği ile) korunmuş olması en kritik bulgudur.
Vakada tarif edilen 'genişlemiş asiner yapılar' ve 'tufting' (tepeleşme) paterni ile belirgin nükleol varlığı, HGPINHGPIN için klasik mikroskobik bulgulardır. Bu lezyonun invaziv adenokarsinomdan kesin ayrımı, asinüs çevresindeki bazal hücre tabakasının gösterilmesi ile yapılır. p63p63 ve yüksek moleküler ağırlıklı keratin (34βE1234\beta E12) bu bazal hücreleri boyar. HGPINHGPIN'de bu tabaka yer yer kesintiye uğramış (fragmante) olabilir ancak tamamen kaybolmamış olması tanıyı invaziv kanserden uzaklaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
6666 yaş, 5.8 ng/mL5.8\ ng/mL PSAPSA ve fokal sertlik invaziv kanser veya HGPINHGPIN için klinik şüphe uyandırır.
Yaş ve PSAPSA düzeyi prostat neoplazilerinin değerlendirilmesinde ilk basamaktır.
2
Mikroskobik morfolojiyi değerlendir
Genişlemiş asinüsler, belirgin nükleol ve 'tufting' (tepeleşme) paterni saptanması.
Bu morfoloji, küçük asinüslerin proliferasyonuyla giden adenokarsinomdan ziyade tipik olarak HGPINHGPIN'i işaret eder.
3
İmmünohistokimyasal (İHK) ayırıcı tanı yap
Bazal hücre belirteçleri (p63,34βE12p63, 34\beta E12) ile gland çevresinde boyanma izlenmesi.
HGPINHGPIN'de bazal tabaka fragmante olsa da mevcuttur; invaziv kanserde ise bu tabaka tamamen kaybolmuştur.

Anahtar Kavram

HGPIN'in invaziv adenokarsinomdan en temel histopatolojik ve İHK farkı bazal hücre tabakasının varlığıdır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 216Soru

2424 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır aralıklarla tekrarlayan makroskopik hematüri şikayetiyle başvuruyor. Bu atakların sıklıkla bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takip eden 244824-48 saat içerisinde geliştiği ve birkaç gün sürdüğü belirtiliyor. Fizik muayenede kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg olup ödem saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum C3C3 ve C4C4 düzeylerinin normal olduğu görülüyor. Yapılan böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda mezanjiyal hipersellülarite ve matriks artışı izleniyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada tanısal doğruluğu en yüksek olan immünopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünofloresan incelemede mezanjiyal bölgede granüler IgAIgA ve C3C3 birikimi

Cevap

Tanısal doğruluğu en yüksek bulgu, immünofloresan incelemede mezanjiyal bölgede granüler IgAIgA ve C3C3 birikimidir.
Verilen vaka tipik bir IgA nefropatisi (Berger Hastalığı) sunumudur. Genç erişkinlerde üst solunum yolu enfeksiyonu veya gastrointestinal enfeksiyon sonrası ilk 244824-48 saat içinde gelişen makroskopik hematüri atakları (senfarenjitik hematüri) karakteristiktir. Bu hastalıkta kompleman düzeyleri (C3C3, C4C4) normaldir. Kesin tanı için immünofloresan incelemede mezanjiyal bölgede IgA (genellikle C3C3 ile birlikte) birikimi gösterilmelidir. Işık mikroskobunda ise mezanjiyal hücre artışı ve matriks genişlemesi izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını analiz etme
Enfeksiyondan hemen sonra (121-2 gün) gelişen hematüri (senfarenjitik hematüri) ve normal kompleman düzeyleri saptandı.
Bu kombinasyon IgA nefropatisini (Berger Hastalığı) diğer nefritik tablolardan ayırır.
2
Ayırıcı tanı yapma
Post-streptokokal glomerülonefrit (PSGN) elendi.
PSGN'de latent dönem uzundur ve C3C3 düşüktür.
3
Patolojik bulguyu belirleme
IgA nefropatisinin kesin tanısı immünofloresan (IF) inceleme ile konur.
Mezanjiyumda IgA baskın immün kompleks birikimi hastalığın temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

IgA Nefropatisi (Berger Hastalığı) ayırıcı tanısında senfarenjitik hematüri ve normal kompleman düzeyleri anahtar bulgulardır.

Daha Fazla Pratik

IgA nefropatisinin sistemik formu olan Henoch-Schönlein Purpurası'nın (HSP) klinik bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 217Soru

5252 yaşında, parapleji nedeniyle 1515 yıldır kalıcı idrar sondası kullanan erkek hastada, son zamanlarda gelişen hematüri şikayeti üzerine yapılan sistoskopide mesane lümeninde geniş tabanlı, vejetan bir kitle saptanmıştır. Bu hastada gelişen malignitenin en olası histolojik tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli karsinom

Cevap

Uzun süreli kronik irritasyon (sonda kullanımı) zemininde gelişen en olası malignite yassı hücreli karsinomdur.
Mesanede uzun süreli kalıcı kateter kullanımı, kronik enfeksiyonlar veya mesane taşları gibi faktörler kronik irritasyona yol açar. Bu süreç normal ürotelyal epitelde yassı epitel metaplazisini tetikler ve bu zeminde displazi üzerinden yassı hücreli karsinom gelişir. Mısır gibi bölgelerde Schistosoma haematobium enfeksiyonu da benzer bir mekanizmayla bu tümör tipine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsündeki risk faktörü değerlendirilir.
1515 yıllık kalıcı sonda kullanımı mesane mukozasında kronik irritasyona neden olur.
Kronik irritasyon, mesanenin normal ürotelyal döşemesinin yassı epitel metaplazisine uğramasına zemin hazırlar.
2
Metaplazi-displazi-karsinom sekansı analiz edilir.
Gelişen yassı epitel metaplazisi üzerinden zamanla yassı hücreli karsinom gelişme riski artar.
Yassı hücreli karsinom, mesane taşları ve Schistosoma haematobium gibi kronik irritan süreçlerle spesifik olarak ilişkilidir.
3
Diğer histolojik tipler ve benign lezyonlar elenir.
Mevcut klinik tablo (vejetan kitle ve risk faktörü) en çok malign bir süreci desteklemektedir.
Ürotelyal karsinom genel olarak daha sık olsa da, bu spesifik risk faktörü odağında yassı hücreli karsinom önceliklidir.

Anahtar Kavram

Mesanede kronik irritasyona (sonda, taş, parazit) bağlı gelişen malignite tipi yassı hücreli karsinomdur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 218Soru

45 yaşında bir erkek hasta, açlık sırasında ortaya çıkan konfüzyon ve terleme atakları ile birlikte tekrarlayan böbrek taşı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum ve paratiroid hormon (PTHPTH) düzeyleri yüksek, kan glukozu ise düşük saptanıyor. Bu hastada Multiple Endokrin Neoplazi (MEN) tip 1 sendromu düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisinin bu tabloya eşlik etme olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofiz adenomu

Cevap

Doğru yanıt, MEN 1 sendromunun 3P bileşeninden biri olan hipofiz adenomudur.
Hastada saptanan primer hiperparatiroidizm (hiperkalsemi/taş) ve insülinoma (açlık hipoglisemisi) bulguları MEN 1 sendromuna özgüdür. Bu sendromun üçüncü ana bileşeni hipofiz adenomudur (en sık prolaktinoma). Bu tablo '3P' kuralı ile akılda tutulabilir: Paratiroid, Pankreas ve Pituitary (Hipofiz).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (konfüzyon/hipoglisemi ve böbrek taşı/hiperkalsemi) değerlendir.
İnsülinoma (pankreatik nöroendokrin tümör) ve primer hiperparatiroidizm şüphesi oluşur.
Açlık hipoglisemisi insülinomayı, kalsiyum ve PTH yüksekliği ise paratiroid adenomu veya hiperplazisini gösterir.
2
Saptanan bulguların ilişkili olduğu herediter sendromu tanımla.
MEN 1 (Wermer Sendromu) ön tanısı konur.
Paratiroid ve pankreas nöroendokrin tümörlerinin birlikteliği, MEN1 genindeki mutasyonlarla ilişkili olan bu sendromun karakteristiğidir.
3
MEN 1 sendromunun eksik olan üçüncü ana bileşenini hatırla.
Hipofiz adenomu (genellikle prolaktinoma).
MEN 1 sendromu klasik olarak '3P' (Paratiroid, Pankreas, Pituitary/Hipofiz) organ tutulumu ile karakterize bir tablo sergiler.

Anahtar Kavram

MEN 1 (Wermer Sendromu), paratiroid bezleri, pankreas adacık hücreleri ve hipofiz ön lobunda gelişen tümörlerin birlikteliği ile karakterize, otozomal dominant geçişli bir sendromdur. Bu tabloya 11. kromozomdaki MEN1 (menin proteinini kodlayan) tümör supresör genindeki kayıp (loss of function) mutasyonları neden olur.

İpuçları

1
Hastada iki farklı endokrin sistem organında (paratiroid ve pankreas) tümör varlığı söz konusu.
2
MEN 1 sendromu '3P' kuralı ile bilinir. Paratiroid ve pankreas (P) zaten mevcutsa, üçüncüsü hangisi olabilir?
3
Bu hastada en sık görülen üçüncü bileşen, beynin tabanında yer alan bir salgı bezinin adenomudur.

Daha Fazla Pratik

MEN 2A ve MEN 2B arasındaki temel farkın paratiroid tutulumu ve fiziksel özellikler (nörom/marfanoid yapı) olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 219Soru

Akciğer tüberkülozu nedeniyle rifampisin, izoniazid ve pirazinamid tedavisi başlanan 45 yaşındaki bir erkek hasta, tedavinin 1818. gününde ani gelişen ateş, gövdede yaygın makülopapüler döküntü ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.43.4 mg/dLmg/dL (bazal: 1.01.0 mg/dLmg/dL) olarak saptanıyor. Tam kan sayımında periferik eozinofili, idrar tetkikinde ise steril piyüri ve eozinofilüri izleniyor. Bu hastada gelişen renal patolojinin en olası morfolojik bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon

Cevap

İnterstisyumda yaygın ödem ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon
Doğru yanıt olan seçenek, akut interstisyel nefritin (AIN) klasik histopatolojik bulgularını tanımlar. Rifampisin, penisilin türevleri ve NSAİİ'ler gibi ilaçlar Tip I veya Tip IV hipersensitivite reaksiyonuna yol açarak interstisyumda ödem ve eozinofillerin baskın olduğu mononükleer hücre birikimine neden olurlar. Hastadaki sistemik bulgular bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Rifampisin kullanımı, ateş, döküntü ve akut böbrek yetmezliği saptandı.
İlaç kullanımı sonrası gelişen bu triad (ateş, döküntü, eozinofili) tanıya yaklaştırır.
2
İdrar ve kan tetkiklerini yorumla
Periferik eozinofili ve eozinofilüri varlığı tipik bir hipersensitivite reaksiyonuna işaret eder.
Eozinofilüri, akut ilaç ilişkili tübülointerstisyel nefrit (AIN) için oldukça spesifik bir bulgudur.
3
Morfolojik karşılığı belirle
Hipersensitivite yanıtı böbrekte interstisyel ödem ve inflamasyon (özellikle eozinofillerle) olarak yansır.
AIN morfolojisi glomerul veya damarlardan ziyade interstisyel dokuyu hedef alır.

Anahtar Kavram

Akut İlaç İlişkili Tübülointerstisyel Nefrit (AIN)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 220Soru

Kronik üriner sistem enfeksiyonu öyküsü olan 5252 yaşında kadın hastada hematüri ve dizüri şikayetleri üzerine sistoskopi yapılıyor. Mesane mukozasında sarı renkli, yumuşak ve hafif kabarık plaklar izleniyor. Alınan biyopside geniş, eozinofilik granüler sitoplazmalı makrofajlar (von Hansemann hücreleri) ile karakterize kronik inflamatuar süreç saptanıyor. Bu makrofajların sitoplazmasında bulunan konsantrik lamelöz yapıda, demir ve kalsiyum içeren karakteristik inklüzyonlar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Michaelis-Gutmann cisimcikleri

Cevap

Malakoplaki tablosunda von Hansemann hücreleri içinde görülen inklüzyonlar Michaelis-Gutmann cisimcikleridir.
Doğru yanıt olan seçenek, Malakoplaki tanısında makrofajların (von Hansemann hücreleri) sitoplazmasında izlenen, kalsiyum ve demir içeren lamelöz inklüzyonları tanımlar. Bu yapılar fagositoz sonrası bakterilerin tam parçalanamamasına bağlı olarak gelişen kalsifiye fagozomlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve sistoskopik bulguları analiz et.
Kronik E.coliE. coli enfeksiyonu ve sarı plaklar Malakoplaki tanısını düşündürür.
Malakoplaki, bakterilerin makrofajlar tarafından tam olarak sindirilememesi sonucu oluşan özel bir kronik inflamasyondur.
2
Histopatolojik hücre tipini ve inklüzyonları belirle.
Geniş sitoplazmalı makrofajlar (von Hansemann hücreleri) ve içindeki kalsifiye yapılar saptanmıştır.
Sindirilmemiş bakteri artıklarının kalsiyum ve demir ile tuzlanması lamelöz inklüzyonları oluşturur.
3
İnklüzyonun özel ismini eşleştir.
Michaelis-Gutmann cisimcikleri.
Bu yapılar Malakoplaki için tanı koydurucu (patognomonik) morfolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

Malakoplaki ve Michaelis-Gutmann cisimcikleri
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 11 / 20Sonraki
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin