Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 101Soru →

Hızlı büyüme ve pubik tüylenme şikayetiyle getirilen 4.54.5 yaşındaki erkek çocuğun fizik muayenesinde; boyunun yaş grubuna göre +2.5+2.5 standart sapma (SDSD) düzeyinde olduğu, penis boyutunun yaşına göre arttığı ancak her iki testis hacminin 33 mL (prepubertal) kaldığı saptanmıştır. Hastanın kan basıncı 135/90135/90 mmHg (>95>95. persantil) olarak ölçülmüştür. Laboratuvar tetkiklerinde kemik yaşının 7.57.5 yaş ile uyumlu, serum potasyum düzeyinin 3.23.2 mEq/L ve plazma renin aktivitesinin baskılanmış olduğu görülmüştür. Bu klinik tabloya neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11β11\beta-hidroksilaz eksikliği

Cevap

Klinik bulgular (izoseksüel puberte prekoks + prepubertal testisler + hipertansiyon) 11β11\beta-hidroksilaz eksikliğini işaret etmektedir.
Doğru seçenek olan patolojide, 1111-deoksikortizolün kortizole ve 1111-deoksikortikosteronun (DOC) kortikosterona dönüşümü bozulmuştur. DOC güçlü bir mineralokortoiddir; birikimi sodyum tutulumuna, potasyum atılımına, renin baskılanmasına ve sonuçta hipertansiyona yol açar. Aynı zamanda kortizol sentezlenemediği için artan ACTH, androjen yolunu uyararak erkek çocukta izoseksüel puberte prekoks tablosu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Puberte bulgularını ve testis hacmini değerlendir.
Boy uzunluğu, penis büyümesi ve kemik yaşı ilerlemesi virilizasyonu (izoseksüel puberte prekoks) gösterir. Testislerin prepubertal kalması, androjen kaynağının testis dışı (adrenal) olduğunu kanıtlar.
Santral puberte prekoksta testisler büyürken, periferik olanda (KAH gibi) testisler küçük kalır.
2
Kan basıncı ve elektrolit tablosunu analiz et.
Hastada hipertansiyon (135/90135/90 mmHg), hipokalemi (3.23.2 mEq/L) ve baskılanmış renin aktivitesi mevcuttur.
KAH tipleri içinde mineralokortoid etkisi (hipertansiyon) yapanlar 11β11\beta ve 17α17\alpha eksiklikleridir.
3
Androjen durumuyla mineralokortoid durumunu birleştirerek ayırıcı tanı yap.
Virilizasyon + Hipertansiyon kombinasyonu sadece 11β11\beta-hidroksilaz eksikliğinde görülür.
17α17\alpha eksikliğinde hipertansiyon vardır ama androjen düşüktür; 2121-OH eksikliğinde androjen yüksektir ama tansiyon düşüktür.

Anahtar Kavram

Konjenital adrenal hiperplazi tiplerinde hipertansiyon ve virilizasyon birlikteliği 11β11\beta-hidroksilaz eksikliği için karakteristiktir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 102Soru →

22 yaşında bir erkek çocuk, karın şişliği ve büyüme geriliği nedeniyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğer kosta kenarını 88 cm geçecek şekilde (belirgin hepatomegali) palpe ediliyor; splenomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde açlık kan şekeri 4242 mg/dL saptanıyor. Serum laktat ve ürik asit düzeyleri normal sınırlarda iken; AST 12401240 U/L, ALT 11501150 U/L ve kreatin kinaz (CK) 980980 U/L (N: <200<200) olarak bulunuyor. Açlıkta yapılan glukagon stimülasyon testine glisemik yanıt alınamazken, yemekten 22 saat sonra yapılan glukagon testinde kan şekerinin 4545 mg/dL yükseldiği gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikojen depo hastalığı tip III

Cevap

Glikojen depo hastalığı tip III (Cori hastalığı)
Vakadaki çocukta hepatomegali ve açlık hipoglisemisi ile birlikte laktat ve ürik asidin normal olması, karaciğer enzimlerinin çok yüksek olması ve kreatin kinaz (CK) yüksekliği Glikojen Depo Hastalığı Tip III (Cori hastalığı) için tipik bir tablodur. Özellikle glukagon testine açlıkta yanıt alınamayıp toklukta (postprandiyal) yanıt alınması, dallanma giderici enzim (debranching enzyme) eksikliğini doğrular; çünkü fosforilaz enzimi yemekten hemen sonra glikojenin dış dallarındaki glukoz ünitelerini serbest bırakabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hepatomegali + Hipoglisemi + Normal laktat/ürik asit
Tip Ia (von Gierke) laktik asit ve ürik asit yüksekliği ile karakterize olduğundan dışlanır.
2
Kas tutulumu belirteçlerinin değerlendirilmesi
Kreatin kinaz (CK) yüksekliği
CK yüksekliği, glikojen depo hastalıkları arasında kas tutulumu olan Tip IIIa'yı, karaciğere sınırlı olan Tip VI ve IX'dan ayırır.
3
Glukagon stimülasyon testi yanıtının yorumlanması
Açlıkta yanıtsızlık, toklukta pozitif yanıt
Tip III'te debranching (dallanma giderici) enzim eksiktir. Açlıkta çekirdek glikojene ulaşılamaz (yanıt yok), ancak yemek sonrası fosforilaz dış dallardan glukoz salabildiği için yanıt alınır.

Anahtar Kavram

Glikojen Depo Hastalıkları Ayırıcı Tanısı
Soru 103Soru →

1111 yaşında bir erkek çocuk, boyunun kısa olması şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan antropometrik ölçümlerde boyu 130130 cm (<3<3. persentil) ve yıllık uzama hızı 4.54.5 cm/yıl olarak saptanıyor. Annesinin boyu 158158 cm, babasının boyu 171171 cm'dir. Fizik muayenesinde pubertal gelişimi Tanner evre 11 (prepubertal) olan ve kemik yaşı 8.58.5 yıl olarak saptanan bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapısal büyüme ve puberte gecikmesi

Cevap

Yapısal büyüme ve puberte gecikmesi
Hastanın yıllık büyüme hızının normal sınırlarda olması (4.54.5 cm/yıl), kemik yaşının takvim yaşından geri olması (1111 yerine 8.58.5 yıl) ve hesaplanan hedef boyun (171171 cm) toplum standartlarında normal olması 'Yapısal büyüme ve puberte gecikmesi' tanısını doğrular. Bu çocuklar genellikle puberteye de geç girerler ve nihai boyları hedef boylarına ulaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hedef boyun (orta ebeveyn boyu) hesaplanması
Erkek çocuk için hedef boy: (158+171+13)/2=171(158 + 171 + 13) / 2 = 171 cm
Çocuğun genetik potansiyelini belirlemek için annenin boyu (158158 cm) ve babanın boyu (171171 cm) kullanılarak hesaplama yapılır.
2
Büyüme hızının değerlendirilmesi
Büyüme hızı 4.54.5 cm/yıl (Normal)
Prepubertal dönemdeki bir çocukta 4−64-6 cm/yıl arası büyüme hızı fizyolojik kabul edilir. Büyüme hızının normal olması patolojik/organik nedenlerden uzaklaştırır.
3
Kemik yaşı ve takvim yaşı ilişkisinin analizi
Kemik yaşı (8.58.5 yıl) < Takvim yaşı (1111 yıl)
Kemik yaşının takvim yaşından belirgin geri olması, boyun kemik yaşına göre normal olması ve büyüme hızının korunması 'Yapısal Büyüme ve Puberte Gecikmesi'nin temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Büyüme hızı normal olan ancak kemik yaşı geri olan çocuklarda, hedef boy da normalse en olası tanı yapısal büyüme ve puberte gecikmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 104Soru →

On aylık bir erkek bebek; huzursuzluk, belirgin hipotoni ve motor gelişim basamaklarında gerilik nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ön fontanelin geniş olduğu (4×44 \times 4 cm), kostokondral eklemlerde belirgin şişlik (raşitik rozary) ve el bileklerinde genişleme saptanıyor. Hastanın laboratuvar incelemeleri aşağıda sunulmuştur:

İncelemeSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum7,17,1 mg/dL8,8−10,88,8 - 10,8 mg/dL
Serum Fosfor3,23,2 mg/dL4,5−5,54,5 - 5,5 mg/dL
Alkalen Fosfataz (ALP)11501150 U/L150−400150 - 400 U/L
Parathormon (PTH)480480 pg/mL10−6510 - 65 pg/mL
25-hidroksi vitamin D3838 ng/mL20−10020 - 100 ng/mL
1,25-dihidroksi vitamin D66 pg/mL20−6020 - 60 pg/mL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, çocukta düşünülmesi gereken en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1

Cevap

Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1
Hastada saptanan düşük kalsiyum, düşük fosfor ve yüksek ALP değerleri raşitizm ile uyumludur. 25-hidroksi vitamin D seviyesinin normal olması diyetsel eksikliği dışlarken, 1,25-dihidroksi vitamin D seviyesinin çok düşük olması böbrekteki 1-alfa hidroksilaz enziminin yetersizliğini, yani Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1'i (psödovitamin D eksikliği) gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum, fosfor ve ALP değerlerini analiz et.
Düşük kalsiyum (7,17,1), düşük fosfor (3,23,2) ve yüksek ALP (11501150) raşitizm tablosunu doğrular.
Raşitizmde mineralizasyon bozukluğu nedeniyle ALP artar, kalsiyum-fosfor dengesi bozulur.
2
PTH ve vitamin D öncüllerini değerlendir.
Yüksek PTH (480480) hipokalsemiye sekonder yanıttır. 25-OH D vitamininin normal (3838) olması nutrisyonel eksikliği dışlar.
Vücut kalsiyum depoları yeterli (25-OH D normal) ancak aktif forma dönüşümde bir sorun olduğunu gösterir.
3
Aktif vitamin D (1,25-OH2 D) seviyesini kontrol et.
1,25-dihidroksi vitamin D seviyesinin çok düşük (66) olması tanı koydurucudur.
Böbrekte 25-OH D'yi 1,25-OH2 D'ye çeviren 1-alfa hidroksilaz enziminin eksikliği (VDDR Tip 1) bu tabloya neden olur.

Anahtar Kavram

Vitamin D Bağımlı Raşitizm Tip 1 (1-Alfa Hidroksilaz Eksikliği) Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

Fosforu yüksek olan bir hipokalsemik vaka üzerinden paratiroid hormon direnci (Psödohipoparatiroidi) mekanizmasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru →

22 günlük bir yenidoğan, dirençli hipoglisemi atakları ve hiperinsülinizm tablosuyla izlenmektedir. Kan şekerinin 3232 mg/dL olduğu 'kritik örnekleme' anındaki laboratuvar değerleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans (Açlık)
İnsülin1515 μ\muU/mL< 22 μ\muU/mL
β\beta-hidroksibütirat0.10.1 mmol/L> 2.02.0 mmol/L
Serbest Yağ Asitleri0.30.3 mmol/L> 1.51.5 mmol/L
Amonyak140140 μ\mumol/L< 100100 μ\mumol/L
Laktat1.21.2 mmol/L0.5−2.20.5 - 2.2 mmol/L

Fizik muayenesinde makrozomi dışında özellik saptanmayan bu hastada, klinik tabloyu açıklayan en olası moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glutamat dehidrogenaz (GLUD1GLUD1) enziminin aktivite artışı gösteren mutasyonu

Cevap

Glutamat dehidrogenaz (GLUD1GLUD1) enziminin aktivite artışı gösteren mutasyonu
Laboratuvar bulguları (baskılanmış keton ve serbest yağ asitleri ile uygunsuz yüksek insülin) hiperinsülinemik hipoglisemiyi doğrulamaktadır. Bu tabloya eşlik eden hiperammonemi, Glutamat Dehidrogenaz (GDH) enzimini kodlayan GLUD1 genindeki aktivite artışı mutasyonlarına (HIHA sendromu) işaret eden spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kritik örnekleme verilerini analiz et.
Kan şekerinin 3232 mg/dL olduğu anda insülinin yüksek (1515 μ\mu U/mL), ketonun (0.10.1 mmol/L) ve yağ asitlerinin (0.30.3 mmol/L) düşük olması, hiperinsülinemik hipoglisemi tanısını koydurur.
İnsülin, hem ketogenezi hem de lipolizi güçlü bir şekilde inhibe eder; bu nedenle hiperinsülinizmde hipoglisemi anında keton ve yağ asidi düzeyleri baskılanmış (düşük) bulunur.
2
Eşlik eden biyokimyasal anomalileri belirle.
Hastada orta derecede hiperammonemi (140140 μ\mu mol/L) mevcuttur.
Hiperinsülinizm tabloları arasında hiperammonemi ile seyreden tek spesifik durum Hiperinsülinizm-Hiperammonemi (HIHA) sendromudur.
3
Moleküler mekanizmayı tanımla.
GLUD1 geninde fonksiyon kazandıran (gain-of-function) mutasyon.
GDH enzim aktivitesinin artması, glutamatın alfa-ketoglutarata dönüşümünü hızlandırır. Bu durum beta hücrelerinde ATP üretimini artırarak insülin salınımını (hipoglisemi), karaciğerde ise üre döngüsü dışındaki amonyak üretimini artırarak hiperammonemiyi açıklar.

Anahtar Kavram

Hiperinsülinizm-Hiperammonemi (HIHA) Sendromu
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 106Soru →

33 yaşında bir erkek çocuk, karın şişliği ve halsizlik yakınmasıyla polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde batında masif hepatosplenomegali saptanıyor; ancak nörolojik gelişimi ve zihinsel basamakları yaşına uygun bulunuyor. Kemik iliği aspirasyonunda sitoplazması 'buruşturulmuş kağıt' (crinkled paper) görünümünde olan büyük makrofajlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gaucher Hastalığı

Cevap

Gaucher Hastalığı
Gaucher hastalığı, lizozomal β\beta-glukoserebrosidaz enzim eksikliği sonucu gelişir. Klinik olarak en sık görülen formu olan Tip 1'de masif hepatosplenomegali görülmesine rağmen santral sinir sistemi tutulumu beklenmez. Tanı için kemik iliğinde sitoplazması 'buruşturulmuş kağıt' şeklinde tarif edilen karakteristik Gaucher hücrelerinin görülmesi belirleyicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (hepatosplenomegali) ve nörolojik durumu değerlendir.
Hastada masif hepatosplenomegali var ancak nörolojik tutulum yok.
Bu tablo genellikle Tip 1 Gaucher hastalığını düşündürür.
2
Kemik iliği aspirasyon bulgularını analiz et.
Sitoplazması 'buruşturulmuş kağıt' görünümünde olan makrofajlar (Gaucher hücreleri) saptandı.
Bu bulgu, glukoserebrosidaz enzim eksikliğine bağlı biriken glukoserebrosidlerin makrofajlarda oluşturduğu karakteristik görünümdür.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer lizozomal depo hastalıklarını ele.
Organomegali varlığı Tay-Sachs'ı, hücre tipi ise Niemann-Pick'i dışlar.
En spesifik tanısal ipucu Gaucher hücreleridir.

Anahtar Kavram

Gaucher hastalığında masif hepatosplenomegali ve patognomonik buruşturulmuş kağıt görünümlü makrofajların varlığı.
Tahmini Süre:45s
Soru 107Soru →

On bir yaşındaki erkek hasta, son üç aydır giderek artan aşırı su içme ve çok idrara çıkma şikayetleriyle getiriliyor. Annesi ayrıca son zamanlarda çocuğun sesinin kalınlaştığını ve genital bölgesinde kıllanma başladığını ifade ediyor. Fizik muayenesinde testis hacimleri bilateral 4 mL4\text{ mL} (puberte öncesi boyutta) ölçülüyor, ancak penis boyunda artış saptanıyor ve pubik kıllanması Tanner evre 33 olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemelerinde idrar dansitesi 1.0031.003 ve serum sodyum düzeyi 146 mEq/L146\text{ mEq/L} bulunuyor. Kranial manyetik rezonans görüntülemede (MRG) hipofiz sapında kalınlaşma, arka hipofiz parlaklığının kaybı ve suprasellar bölgede yer kaplayan kitle izleniyor. Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde β\beta-hCG düzeyi yüksek bulunuyor.

Buna göre, hastadaki klinik tabloya neden olan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germinoma

Cevap

Germ hücreli tümörlerden olan ve suprasellar bölgeye yerleşebilen Germinoma'dır.
Doğru yanıt olan germinoma, suprasellar bölge yerleşimli tümörler arasında karakteristik bir üçlüye neden olabilir: (1) Hipofiz sapı tutulumuna bağlı Santral Diabetes İnsipidus (poliüri, polidipsi, MRG bulguları). (2) Tümörün salgıladığı β\beta-hCG'nin yapısal olarak LH'ye benzemesi ve Leydig hücrelerini uyararak testosteron salgılatması sonucu gelişen periferal erken puberte (FSH uyarısı olmadığı için testisler büyümez ancak penis büyür ve kıllanma olur). (3) BOS'ta tümör belirteci olan β\beta-hCG'nin yüksek saptanması. Hastadaki tüm bulgular bu fizyopatoloji ile birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Poliüri, polidipsi, düşük idrar dansitesi ve hipernatremi bulgularını değerlendir.
Hastada Santral Diabetes İnsipidus (ADH eksikliği) tablosu saptanır.
Artmış idrar çıkışı ve seyreltik idrar ile birlikte hipernatremi görülmesi, böbreklerin suyu tutamadığını (ADH eksikliği veya direnci) gösterir. MRG'deki posterior hipofiz parlaklığının kaybı tanıyı santral olarak doğrular.
2
Testis hacmi puberte öncesi (4 mL4\text{ mL}) iken virilizasyon (penis büyümesi, pubik kıllanma) görülmesini analiz et.
Hastada Periferal (GnRH'dan bağımsız) Erken Puberte tablosu olduğu belirlenir.
Gerçek (santral) erken pubertede GnRH artışına bağlı FSH ve LH salgılanır, bu da testisleri büyütür. Testisler büyümeden sekonder seks karakterlerinin gelişmesi testis dışı bir uyarıcıya (örn. tümör kaynaklı hCG) veya adrenal androjenlere işaret eder.
3
BOS'ta artmış β\beta-hCG ve hipofiz sapı kalınlaşmasını klinik bulgularla birleştir.
Suprasellar bölgede yerleşmiş, ADH yolunu keserek Diabetes İnsipidus yapan ve β\beta-hCG salgılayarak periferal puberte prekoksa neden olan kitle tespit edilir.
Germinoma (germ hücreli tümör), hipofiz sapına yerleşerek Diabetes İnsipidus'a ve ürettiği β\beta-hCG'nin LH reseptörlerini uyarmasına bağlı olarak erkek çocuklarda periferal erken puberteye neden olan spesifik kranial tümördür.

Anahtar Kavram

Hipotalamo-hipofizer bölge tümörlerinde klinik sendromların (Diabetes İnsipidus, puberte prekoks) ve tümör belirteçlerinin (β\beta-hCG) entegre edilerek spesifik etiyolojinin bulunması.

İpuçları

1
Hastada testis hacimleri prepubertal (4 mL4\text{ mL}) kalmasına rağmen androjen artışı bulguları var. Bu santral mi yoksa periferal erken puberte midir?
2
Santral Diabetes İnsipidus ve periferal erken puberteyi bir arada yapan, aynı zamanda BOS'ta tümör belirteci saptanan bir intrakraniyal lezyon düşünmelisiniz.
3
Suprasellar bölgede yerleşen, β\beta-hCG salgılayarak LH reseptörlerini aktive eden ve bu sayede testisler büyümeden virilizasyona yol açan tümör germ hücreli tümörlerden biridir.

Daha Fazla Pratik

Kraniofaringiyomanın klinik ve radyolojik (kalsifikasyon, kistik yapı) özelliklerini gözden geçirerek diğer hipotalamo-hipofizer lezyonlardan ayırıcı tanısını çalışınız.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularından doğrudan tümör belirtecine (β\beta-hCG) odaklanarak, seçenekler arasında hCG sekrete etme yeteneği olan tek lezyonu bularak da doğru yanıta hızlıca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 108Soru →

1 aylık bir bebek, dış genital yapıda belirsizlik nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde; Prader evre 33 ambigius genital yapı, urogenital sinüs ve bilateral inguinal kanalda palpe edilen gonadlar saptanıyor. Pelvik ultrasonografide uterus, tubalar ve overler izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde; serum sodyum 139139 mEq/L, potasyum 4.24.2 mEq/L, 1717-hidroksiprogesteron 1.11.1 ng/mL (normal: <2<2 ng/mL) saptanıyor. hCG stimülasyon testi sonrasında testosteron (TT) düzeyi 450450 ng/dL'ye yükselirken, dihidrotestosteron (DHTDHT) düzeyi 1212 ng/dL olarak ölçülüyor (T/DHTT/DHT oranı: 37.537.5). Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 55-alfa redüktaz eksikliği

Cevap

En olası tanı 55-alfa redüktaz eksikliğidir.
Verilen klinik tabloda, 46,XY46,XY bireyde Müllerian yapıların gerilemiş olması (uterus yokluğu), testis dokusunun varlığını ve AMH salınımının yeterli olduğunu gösterir. Ancak dış genital yapının maskülinize olması için gerekli olan Dihidrotestosteron (DHT) üretimi, 55-alfa redüktaz enzim eksikliği nedeniyle yetersizdir. hCG stimülasyonu sonrası testosteronun normal artışına rağmen DHT'nin çok düşük kalması ve T/DHTT/DHT oranının 20−3020-30'un üzerinde olması bu hastalık için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Elektrolit ve 17-OHP değerlendirmesi
Sodyum, potasyum ve 17-OHP normaldir.
Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) gibi tuz kaybettiren ve 17-OHP yüksekliği yapan durumları dışlamak için.
2
İç genital yapıların (Müllerian) ultrason ile kontrolü
Uterus ve overler izlenmemiştir.
Müllerian yapılar yoksa AMH etkisi mevcuttur, bu da hastanın 46,XY46,XY kromozom yapısında olduğunu ve fonksiyonel testis dokusu barındırdığını gösterir.
3
Hormon profili ve T/DHT oranının analizi
hCG sonrası testosteron belirgin artmış, ancak DHT düşük kalmış ve T/DHT oranı >30>30 bulunmuştur.
Testosteronun DHT'ye dönüşümünü sağlayan enzimin (5-alfa redüktaz) eksik olduğunu kanıtlamak için.

Anahtar Kavram

46,XY Cinsiyet Gelişim Bozukluklarında T/DHT oranının tanısal değeri
Soru 109Soru →

Bilinen Tip 1 diyabet (DMDM) tanısı olan 14 yaşında bir kız hasta, son 24 saattir devam eden şiddetli kusma ve karın ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, mukozalar kuru ve periferik nabızlar zayıf saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Kan glukozu480 mg/dL480\ mg/dL
İdrar ketonu(++++)(++++)
Arteryel pHpH7,397,39
pCO2pCO_238 mmHg38\ mmHg
HCO3HCO_323 mEq/L23\ mEq/L
Serum NaNa132 mEq/L132\ mEq/L
Serum ClCl88 mEq/L88\ mEq/L

Bu hastanın laboratuvar bulguları ve klinik durumu birlikte değerlendirildiğinde, en olası asit-baz bozukluğu ve başlangıç yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anyon açığı artmış metabolik asidoz ve metabolik alkaloz birlikteliği; diyabetik ketoasidoz protokolüne uygun sıvı ve insülin tedavisi

Cevap

Anyon açığı artmış metabolik asidoz ve metabolik alkalozun birlikte bulunduğu karmaşık asit-baz bozukluğu tanısıyla diyabetik ketoasidoz tedavisi başlanmalıdır.
Hastada kan şekerinin yüksekliği ve idrarda yoğun keton varlığı Tip 1 DM zemininde DKA'yı düşündürür. Arteryel kan gazında pH ve bikarbonatın normal sınırlarda olması asidozu dışlamaz; zira anyon açığı (AG) 21 mEq/L21\ mEq/L olarak hesaplanmaktadır (Normal: 12±212 \pm 2). Yüksek AG, bir metabolik asidozun varlığını gösterir. Bikarbonatın beklenenden yüksek olması (24−ΔAG24 - \Delta AG formülüne göre beklenen HCO3≈15HCO_3 \approx 15 iken ölçülen 2323), kusmaya bağlı bir metabolik alkalozun tabloya eşlik ettiğini kanıtlar. Bu durumda tedavi, maskelenmiş olan DKA'ya yönelik olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığının (AG) hesaplanması
AG=Na−(Cl+HCO3)=132−(88+23)=21 mEq/LAG = Na - (Cl + HCO_3) = 132 - (88 + 23) = 21\ mEq/L
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 olup, 2121 değeri anyon açığı artmış bir metabolik asidoz (muhtemelen DKA) varlığını kanıtlar.
2
pH ve bikarbonatın yorumlanması
Normal pHpH (7,397,39) ve normal HCO3HCO_3 (2323)
AG artmış olmasına rağmen bikarbonatın normal kalması, asidozu nötralize eden ek bir metabolik alkaloz (kusmaya bağlı) olduğunu gösterir.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
DKA protokolüne göre yavaş sıvı replasmanı ve insülin infüzyonu
pH'ın normal olması ketoasidozun olmadığı anlamına gelmez; hastada DKA tablosu mevcuttur ve beyin ödemi riskini azaltmak için standart protokol uygulanmalıdır.

Anahtar Kavram

Mikst Asit-Baz Bozuklukları (Metabolik Asidoz + Metabolik Alkaloz)
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 110Soru →

Yaşamının ilk 33 gününü sağlıklı geçiren ve sadece anne sütü ile beslenen erkek bebek, 5.5. gününde beslenmeyi reddetme, tekrarlayan kusmalar ve uyandırılamama şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hipotoni, dehidratasyon bulguları ve derin solunum (Kussmaul) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; kan gazında pH:7.12pH: 7.12, HCO3:8mEq/LHCO_3: 8 mEq/L, serum sodyum: 142mEq/L142 mEq/L, klor: 102mEq/L102 mEq/L ve plazma amonyak düzeyi 410μg/dL410 \mu g/dL (normal<100normal < 100) bulunuyor. İdrar tetkikinde keton (+++)(+++) saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propionik asidemi

Cevap

Sunulan klinik tabloda artmış anyon açığına bağlı metabolik asidoz, hiperammonemi ve ketozis saptanması nedeniyle en olası tanı Propionik asidemidir.
Vakada pH:7.12pH: 7.12 ve HCO3:8mEq/LHCO_3: 8 mEq/L ile metabolik asidoz, hesaplanan 32mEq/L32 mEq/L değeri ile artmış anyon açığı, amonyak yüksekliği ve belirgin ketozis saptanmıştır. Bu laboratuvar profili (Yüksek Anyon Açığı + Asidoz + Ketozis + Hiperammonemi) tipik olarak Propionik asidemi gibi organik asidemilerde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı sonuçlarını değerlendir
pH:7.12pH: 7.12 ve HCO3:8mEq/LHCO_3: 8 mEq/L olması ağır bir metabolik asidozu gösterir.
Hastanın klinik durumunun asit-baz dengesi açısından sınıflandırılması gerekir.
2
Anyon açığını hesapla
AnyonAc\cıg˘ı=Na−(Cl+HCO3)=142−(102+8)=32mEq/LAnyon Açığı = Na - (Cl + HCO_3) = 142 - (102 + 8) = 32 mEq/L.
Artmış anyon açığı (normal<12normal < 12), vücutta patolojik asitlerin (organik asitler gibi) biriktiğini gösterir.
3
Amonyak ve keton düzeylerini yorumla
Hiperammonemi (410μg/dL410 \mu g/dL) ve ketozis (+++)(+++) saptanmıştır.
Üre döngüsü bozukluklarında amonyak çok daha yüksek olabilir ancak ketozis ve anyon açığı asidozu görülmez.
4
Ayırıcı tanı yap
Artmış anyon açığı + Metabolik Asidoz + Hiperammonemi + Ketozis = Organik Asidemi (Propionik, Metilmalonik vb.).
Bu dörtlü bulgu grubu yenidoğan döneminde organik asidemiler için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan metabolik acillerinde 'artmış anyon açığı ile giden metabolik asidoz' ve 'ketozis' varlığı Organik Asidemileri, bunların yokluğunda izlenen hiperammonemi ise Üre Döngüsü Bozukluklarını düşündürür.

Daha Fazla Pratik

Propionik asidemi ve Metilmalonik asidemi arasındaki ayırıcı tanı için idrarda metilmalonik asit düzeyine bakılması gerektiğini unutmayınız.

Alternatif Yöntem

Pratik bir yaklaşım olarak; hiperammonemik bir yenidoğanda kan gazına bakılır. pH düşükse (asidoz) Organik Asidemi, pH yüksekse (alkaloz) Üre Döngüsü Bozukluğu düşünülür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 111Soru →

1414 aylık bir erkek çocuk, belirgin karın şişliği ve motor gelişim basamaklarında duraksama şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğerin sert kıvamda, düzensiz yüzeyli ve 5 cm5\text{ cm} ele geldiği, belirgin splenomegali ve jeneralize hipotoni saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hafif açlık hipoglisemisi ile ASTAST ve ALTALT düzeylerinde orta derecede yükseklik saptanıyor. Karaciğer biyopsisinde hepatositler içerisinde PASPAS pozitif boyanan ve diyastaz sindirimine dirençli olan karakteristik inklüzyon cisimcikleri izleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikojen depo hastalığı tip IV (Andersen hastalığı)

Cevap

Glikojen depo hastalığı tip IV (Andersen hastalığı)
Glikojen depo hastalığı tip IVIV (Andersen hastalığı), glikojen dallandırıcı enzim eksikliği sonucu oluşur. Bu hastalıkta amilopektine benzeyen, az dallanmış ve uzun zincirli anormal glikojen molekülleri birikir. Bu moleküller karaciğerde immün bir yanıta yol açarak erken yaşta ilerleyici siroz, portal hipertansiyon ve hepatosplenomegaliye neden olur. Biyopsi materyalinde izlenen PAS(+)PAS(+) ve diyastaz sindirimine dirençli inklüzyon cisimcikleri bu hastalık için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hepatomegali (sert kıvam), splenomegali, hipotoni ve hafif hipoglisemi saptandı.
Karaciğerin sert ve düzensiz olması siroza gidişi, hipotoni ise kas tutulumunu veya ilerleyici sistemik hastalığı düşündürür.
2
Patolojik bulguları değerlendir
PASPAS pozitif ve diyastaza dirençli inklüzyonlar saptandı.
Normal glikojen diyastaz ile sindirilir. Diyastaza dirençli olması, biriken maddenin normalden farklı bir yapıda (amilopektin benzeri) olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş
Dallandırıcı enzim eksikliği (Andersen) tanısı konur.
Dallandırıcı enzim eksikliğinde az dallanmış, uzun zincirli glikojen birikir. Bu madde karaciğerde yabancı cisim reaksiyonuna ve erken siroza neden olur.

Anahtar Kavram

Glikojen dallandırıcı enzim (amylo-1,4→1,6-transglucosidase) eksikliği sonucu oluşan anormal yapıda glikojen birikimi ve erken evre karaciğer sirozu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 112Soru →

33 günlük bir yenidoğan, dış genital yapıda belirsizlik (ambiguousambiguous genitaliagenitalia) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede Prader evre 33 virilizasyon saptanıyor; sol inguinal kanalda bir gonad palpe edilirken sağ tarafta gonad saptanamıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyum 139139 mEq/LmEq/L, potasyum 4,14,1 mEq/LmEq/L ve 17−hidroksiprogesteron17-hidroksiprogesteron düzeyi normal olarak ölçülüyor. Pelvik ultrasonografide orta hatta uterus ve sağda fallop tüpü izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikst gonadal disgenezi

Cevap

Mikst gonadal disgenezi
Mikst gonadal disgenezi (45,X/46,XY45,X/46,XY), asimetrik iç ve dış genital yapılarla karakterizedir. Hastada bir tarafta testis dokusu (palpe edilen gonad) bulunurken diğer tarafta 'streak' gonad mevcuttur. Streak gonad tarafında yeterli AMH üretilemediği için uterus ve fallop tüpleri gelişir. Normal elektrolit ve 17−OHP17-OHP değerleri de biyokimyasal olarak diğer DSD nedenlerini dışlamaya yardımcı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada dış genital belirsizlik ve asimetrik gonad (bir tarafta var, diğerinde yok) saptandı.
Asimetrik gonad yapısı disgenetik bir testis ve karşı tarafta streak gonad varlığını düşündürür.
2
Biyokimyasal verilerin değerlendirilmesi
Normal elektrolitler ve 17−hidroksiprogesteron17-hidroksiprogesteron düzeyi saptandı.
Bu veriler, belirsiz dış genitalyanın en sık nedeni olan konjenital adrenal hiperplaziyi (özellikle 2121-OH eksikliğini) dışlar.
3
İç genital yapıların yorumlanması
Uterus ve fallop tüpü varlığı doğrulandı.
Müllerian yapıların varlığı, o tarafta Anti-Müllerian Hormon (AMH) üretiminin yetersiz olduğunu (streak veya disgenetik gonad) kanıtlar.
4
Sentez ve Tanı
Asimetrik gonad + Uterus varlığı = Mikst Gonadal Disgenezi.
Bu kombinasyon, mozaik karyotip (45,X/46,XY45,X/46,XY) ile giden mikst gonadal disgenezi için klasiktir.

Anahtar Kavram

Mikst gonadal disgenezi tanısında asimetrik gonadal gelişim ve Müllerian yapıların (uterus) varlığı en ayırt edici klinik ipuçlarıdır.

Daha Fazla Pratik

Mikst gonadal disgenezi olan hastalarda disgenetik gonadlarda gonadoblastom riskinin arttığını ve cerrahi yaklaşımın önemini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 113Soru →

Yenidoğan tarama programında TSHTSH düzeyi yüksek saptanan 1414 günlük bir bebek; uzamış sarılık ve beslenme güçlüğü şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan fizik muayenesinde arka fontanelin 1 cm1 \text{ cm}'den geniş olduğu ve göbek fıtığı (umbilikal herni) saptanmıştır. Bu bebekte primer konjenital hipotiroidi tanısını doğrulamak için beklenen laboratuvar sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek TSHTSH, düşük serbest T4T_4

Cevap

Primer konjenital hipotiroidi tanısında en tipik laboratuvar bulgusu yüksek TSHTSH ve düşük serbest T4T_4 seviyeleridir.
Primer konjenital hipotiroidide, tiroid bezinin disgenezisi veya hormon sentez bozukluğu nedeniyle serbest T4T_4 düzeyi düşük saptanır. Bu düşüklüğe ikincil olarak, negatif geri bildirim mekanizması çalışır ve hipofiz bezi daha fazla tiroid hormonu sentezletmek amacıyla TSHTSH salgılamasını artırır. Sonuç olarak laboratuvar verilerinde yüksek TSHTSH ve düşük serbest T4T_4 birlikteliği görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Uzamış sarılık, geniş arka fontanel ve umbilikal herni primer konjenital hipotiroidi için tipik bulgulardır.
Yenidoğanda tiroid hormon eksikliğinin metabolik ve fiziksel etkilerini saptamak için.
2
Hormonal aksı analiz et
Tiroid bezindeki üretim kusuru (primer) nedeniyle serbest T4T_4 azalır.
Primer hastalıkta sorun hedef organdadır.
3
Geri bildirim (feedback) mekanizmasını yorumla
Düşük serbest T4T_4 seviyesi hipofizi uyararak TSHTSH salınımını artırır.
Vücudun homeostazı sağlama çabası laboratuvarda yüksek TSHTSH olarak görülür.

Anahtar Kavram

Primer konjenital hipotiroidi laboratuvar tanısı

Daha Fazla Pratik

Konjenital hipotiroidide en sık görülen etiyolojik neden olan tiroid disgenezisi (ektopi, aplazi, hipoplazi) konusunu gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 114Soru →

1515 yaşında bir erkek çocuk, futbol oynarken bacaklarında gelişen şiddetli kramplar ve ağrı şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Bu şikayetlerin dinlenince geçtiği ancak yoğun egzersiz sonrası idrar renginin koyulaştığı (miyoglobinu¨rimiyoglobinüri) öğreniliyor. Fizik muayenesinde hepatomegali saptanmayan hastanın laboratuvar incelemesinde istirahat halindeki kan glukozu ve laktat düzeyleri normal, kreatin kinaz (CKCK) düzeyi ise belirgin yüksek bulunuyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan iskemik ön kol egzersiz testinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan laktat düzeyinde artış gözlenmemesi

Cevap

İskemik ön kol egzersiz testinde kan laktat düzeyinde artış gözlenmemesi
Vakada tanımlanan egzersizle tetiklenen kramplar, 'second wind' (ikinci rüzgar) fenomeni ve miyoglobinüri bulguları tipik bir McArdle hastalığı (GSD Tip 5) tablosudur. Bu hastalıkta kas glikojen fosforilazı eksik olduğu için kas hücresi içindeki glikojen glukoza, dolayısıyla laktata dönüştürülemez. Bu durum iskemik egzersiz testinde laktat seviyesinin sabit kalmasıyla kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Egzersizle tetiklenen kramplar, miyoglobinüri ve yüksek CK düzeyi kas tutulumu olan bir glikojen depo hastalığına işaret eder.
Hepatomegali olmaması ve semptomların egzersizle ilişkisi karaciğer dışı, kas spesifik bir bozukluğu (Tip 5 GSD) düşündürür.
2
İskemik ön kol egzersiz testi mantığını hatırla
Kas glikojeninin laktata dönüşümü (glikoliz) değerlendirilir.
McArdle hastalığında (GSD Tip 5) kas glikojen fosforilazı eksik olduğu için laktat üretilemez.
3
Test sonuçlarını karşılaştır
Laktat artışının olmaması tanıyı doğrular, amonyak artışı ise MADA eksikliğini ekarte eder.
Amonyak artışı nükleotid yıkımının devam ettiğini, ancak karbonhidrat metabolizmasında blok olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

McArdle Hastalığı (GSD Tip 5) Tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 115Soru →

44 aylık bir erkek bebek; kaba yüz hatları, belirgin diş eti hiperplazisi, eklem hareket kısıtlılığı ve hepatosplenomegali bulguları ile polikliniğe getiriliyor. Çekilen iskelet grafilerinde "disostozis multipleks" ile uyumlu bulgular saptanıyor. Hastanın biyokimyasal analizinde serumda β\beta-hekzozaminidaz, α\alpha-iduronidaz ve arilsülfataz A enzim aktiviteleri normal referans değerlerin 10−2010-20 katı yüksek saptanırken, kültür edilmiş fibroblastlarda bu enzimlerin aktivitelerinin çok düşük olduğu görülüyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki temel moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mannoz-66-fosfat kalıntılarının lizozomal enzimlere eklenmesini sağlayan fosfotransferaz eksikliği

Cevap

Mannoz-66-fosfat kalıntılarının lizozomal enzimlere eklenmesini sağlayan fosfotransferaz eksikliği
Vakada tanımlanan diş eti hiperplazisi, erken başlangıçlı kaba yüz hatları ve özellikle serumda çok sayıda lizozomal enzimin aşırı yüksek saptanması I-cell hastalığına (Mukolipidosis II) özgüdür. Bu hastalıkta N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz eksikliği nedeniyle enzimler mannoz-6-fosfat ile işaretlenemez ve lizozom yerine hücre dışına (seruma) yönlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Erken süt çocukluğu döneminde başlayan kaba yüz hatları, hepatosplenomegali ve diş eti hiperplazisi saptandı.
Bu bulgular Hurler sendromu (MPS I) ve I-cell hastalığı (Mukolipidosis II) arasında ayırıcı tanı gerektirir.
2
Biyokimyasal verileri yorumla
Serumda çok sayıda lizozomal enzimin (hekzozaminidaz, iduronidaz vb.) çok yüksek olduğu, hücre içinde (fibroblast) ise düşük olduğu görüldü.
Serumda enzim yüksekliği, enzimlerin sentezlendiğini ancak lizozomlara hedeflenemeyip hücre dışına salgılandığını gösterir.
3
Moleküler mekanizmayı belirle
Lizozomal enzimlerin lizozoma gitmesi için Golgi'de mannoz-66-fosfat (M6P) ile işaretlenmesi gerekir. Bu işaretlemeyi yapan N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz enzimi eksiktir.
M6P işareti olmayan enzimler 'varsayılan yolak' (default pathway) ile hücre dışına atılır.

Anahtar Kavram

I-cell hastalığında (Mukolipidosis II) temel kusur, lizozomal enzimlerin Golgi kompleksinde mannoz-66-fosfat ile işaretlenememesidir; bu durum enzimlerin lizozoma gidemeyip serumda birikmesine yol açar.
Soru 116Soru →

İki haftalık bir bebek, her iki kasık bölgesinde ele gelen kitleler nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde dış genital yapının tamamen kız görünümünde olduğu (Prader evre 00), hiperpigmentasyonun belirgin olduğu ve kan basıncının 108/72108/72 mmHg (95.95. persentil üzeri) olduğu saptanıyor. Pelvik ultrasonografide uterus ve overler izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde sodyum 145145 mEq/L, potasyum 2.62.6 mEq/L, glukoz 6262 mg/dL, 1717-hidroksiprogesteron 0.10.1 ng/mL (Düşük), kortizol 1.51.5 µg/dL (Düşük) ve ACTH 620620 pg/mL (Yüksek) olarak saptanıyor. Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak raporlanan bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 17α17\alpha-hidroksilaz eksikliği

Cevap

Sunulan klinik tablo (46,XY karyotipine rağmen dişi fenotip, adrenal yetmezlik ve mineralokortikoid fazlalığı bulguları) 17α17\alpha-hidroksilaz eksikliği ile tam uyumludur.
Hastada saptanan 46,XY46,XY karyotipine rağmen dişi dış genital yapı, androjen üretiminin olmadığını; uterusun olmaması ise AMH etkisinin varlığını (testislerin varlığını) gösterir. Adrenal yetmezlik bulgularına (düşük kortizol, hiperpigmentasyon) eşlik eden hipertansiyon ve hipokalemi, mineralokortikoid etkili olan 1111-dezoksikortikosteron (DOC) birikimine işaret eder. 1717-Hidroksiprogesteronun düşük olması, enzimatik bloğun 17α17\alpha-hidroksilaz aşamasında olduğunu kesinleştirir; çünkü bu enzim hem adrenal kortekste progesteronu 1717-OHP'ye, hem de gonadal yolda pregnenolonu 1717-hidroksipregnenolona çeviremez.

Adım Adım Çözüm

1
Fenotip ve Karyotip Analizi
46,XY46,XY bireyde tamamen dişi dış genital yapı ve inguinal testisler saptanmıştır.
Bu durum, fetal yaşamda androjen üretimi veya etkisinin tamamen yok olduğunu gösterir.
2
İç Genital Yapı Değerlendirmesi
Uterusun olmaması, Müllerian İnhibe Edici Madde (AMH) etkisinin varlığını kanıtlar.
Testislerin fonksiyonel olduğunu ve AMH ürettiğini, sorunun steroidogenez yolunda olduğunu gösterir.
3
Adrenal ve Elektrolit Verilerinin Analizi
Düşük kortizol/yüksek ACTH (Adrenal yetmezlik) ile birlikte hipertansiyon ve hipokalemi mevcuttur.
Kortizol yolu kapalıyken mineralokortikoid aktivitesinin (11-dezoksikortikosteron birikimi) arttığını gösterir.
4
Enzimatik Bloğun Belirlenmesi
1717-OHP düzeyinin çok düşük olması enzimatik bloğun 17.17. karbondan önce olduğunu doğrular.
17α17\alpha-hidroksilaz eksikliğinde progesterondan 1717-OHP'ye geçiş olamaz, bu da hem kortizol hem seks steroidi üretimini durdurur.

Anahtar Kavram

17α17\alpha-hidroksilaz (CYP17A1CYP17A1) eksikliği, konjenital adrenal hiperplazinin hipertansiyon ve hipokalemi ile seyreden, 46,XY46,XY bireylerde yetersiz virilizasyona (dişi fenotip) yol açan nadir bir formudur.
Soru 117Soru →

Beş günlük bir yenidoğan, doğumdan sonraki ilk üç gün normal beslenirken son 4848 saattir giderek artan emmeme, letarji ve dirençli jeneralize tonik-klonik nöbetler nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hipotoni ve dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; kan amonyak düzeyi 580μg/dL580 \mu g/dL (Normal: <100< 100), kan şekeri 48mg/dL48 mg/dL, pH 7.087.08, HCO3HCO_3 6mEq/L6 mEq/L, sodyum 140mEq/L140 mEq/L, klor 99mEq/L99 mEq/L bulunuyor. İdrar analizinde keton (+++)(+++) pozitif, tam kan sayımında ise lökopeni ve trombositopeni izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Hiperamonemi ile birlikte genişlemiş anyon açıklı metabolik asidoz, ketozis ve kemik iliği baskılanması (pansitopeni) bulgularını gösteren seçenek olan propiyonik asidemi en olası tanıdır.
Hastada saptanan belirgin hiperamonemi (580μg/dL580 \mu g/dL), pH 7.087.08 ve HCO3HCO_3 6mEq/L6 mEq/L ile karakterize ağır metabolik asidoz tablosu mevcuttur. Anyon açığı 35mEq/L35 mEq/L olarak hesaplanmış olup (normal: 8−128-12), bu durum patolojik organik asit birikimini gösterir. İdrarda keton pozitifliği ve tam kandaki lökopeni/trombositopeni bulguları birleştiğinde, tablo üre döngüsü defektlerinden uzaklaşıp klasik bir organik asidemi olan propiyonik asidemiye uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Amonyak düzeyini değerlendir.
580μg/dL580 \mu g/dL değeri belirgin hiperamonemi olduğunu gösterir.
Yenidoğanda metabolik kötüleşme ve nöbetlerin nedenini anlamak için amonyak kritik bir parametredir.
2
Anyon açığını hesapla.
AnyonAc\cıg˘ı=Na−(Cl+HCO3)=140−(99+6)=35mEq/LAnyon Açığı = Na - (Cl + HCO_3) = 140 - (99 + 6) = 35 mEq/L.
Genişlemiş anyon açığı (>12mEq/L> 12 mEq/L), vücutta ölçülemeyen asitlerin (organik asitler gibi) biriktiğini kanıtlar.
3
Asit-baz durumunu ve keton varlığını yorumla.
pH 7.087.08 (ağır asidoz) ve idrarda keton (+++)(+++) pozitifliği mevcuttur.
Organik asidemileri üre döngüsü defektlerinden (genellikle alkaloz ve ketozis yokluğu) ayıran en önemli fark asidoz ve ketozis varlığıdır.
4
Hematolojik bulguları analiz et.
Lökopeni ve trombositopeni (pansitopeni eğilimi) saptanmıştır.
Propiyonik asidemi ve metilmalonik asidemi gibi durumlarda biriken toksik metabolitler kemik iliğini baskılayabilir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan hiperamonemilerinde ayırıcı tanıda asit-baz durumu, anyon açığı ve keton varlığı kullanılır; asidoz, genişlemiş anyon açığı ve ketozis organik asidemilere (örn: Propiyonik asidemi) işaret eder.
Soru 118Soru →

Sağlıklı bir gebelik ve doğum sonrası miadında dünyaya gelen 33 günlük erkek bebek; son 1818 saattir progresifleşen beslenme güçlüğü, tekrarlayan safrasız kusmalar ve uyandırılamama şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde hipotoni, letarji ve derin (Kussmaul) solunumu dikkat çekmektedir. Laboratuvar tetkiklerinde; kan şekeri 7272 mg/dLmg/dL, arter kan gazında pH: 7.087.08, pCO2pCO_2: 2424 mmHgmmHg, HCO3HCO_3: 88 mmol/Lmmol/L, plazma amonyak düzeyi 480480 μg/dL\mu g/dL (N:10−80N: 10-80), idrarda keton ++++++ ve tam kan sayımında lökosit: 2.800/mm32.800/mm^3, trombosit: 90.000/mm390.000/mm^3 saptanmıştır. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi
Vakadaki bebekte saptanan anyon açığı artmış metabolik asidoz, ketonüri ve hiperamonemi üçlüsü klasik bir 'Organik Asidemi' tablosudur. Özellikle lökopeni (2.800/mm32.800/mm^3) ve trombositopeni (90.000/mm390.000/mm^3) gibi kemik iliği baskılanması bulguları, organik asit metabolitlerinin (propiyonil-CoA gibi) kemik iliği üzerindeki toksik etkisine bağlı olarak gelişir ve propiyonik/metilmalonik asidemi tanısını güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Arter kan gazı ve metabolik tabloyu değerlendir
pH: 7.087.08 ve HCO3HCO_3: 88 mmol/Lmmol/L olması ağır metabolik asidozu; idrarda ++++++ keton ise ketozisi gösterir.
Metabolik hastalıkların ayırıcı tanısında asidoz ve keton varlığı ilk basamaktır.
2
Hiperamonemi ve hematolojik bulguları analiz et
Amonyak düzeyi yüksek (480480 μg/dL\mu g/dL) ve tam kan sayımında lökopeni ile trombopeni (kemik iliği baskılanması) mevcuttur.
Organik asitlerin birikimi hem hiperamonemiye hem de kemik iliği toksisitesine yol açar.
3
Organik asidemi ile üre döngüsü defekti ayrımını yap
Metabolik asidoz + Ketonüri + Hiperamonemi = Organik Asidemi (Propiyonik veya Metilmalonik asidemi).
Üre döngüsü defektlerinde asidoz ve ketonüri görülmemesi en önemli ayırıcı noktadır.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda hiperamonemiye eşlik eden ağır metabolik asidoz ve ketozis varlığı üre döngüsü bozukluklarını dışlar ve öncelikle organik asidemileri düşündürür.

Daha Fazla Pratik

Metilmalonik asidemi ile propiyonik asidemi ayrımında idrarda metilmalonik asit ölçümünün değerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 119Soru →

22 yaşındaki bir erkek çocuk; kaba yüz görünümü, burun kökü basıklığı, büyük dil (makroglossia) ve eklem kısıtlılığı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede hepatosplenomegali ve umbilikal herni saptanırken, oftalmolojik değerlendirmede her iki gözde belirgin korneal bulanıklık (corneal clouding) izleniyor. Bu klinik bulgular doğrultusunda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hurler sendromu

Cevap

Kaba yüz görünümü, hepatosplenomegali ve korneal bulanıklığın bir arada bulunduğu tablo Hurler sendromudur.
Hurler sendromu (MPS Tip I), α\alpha-L-iduronidaz enzim eksikliği sonucu gelişir. Klinik olarak yaşamın ilk yıllarında başlayan kaba yüz görünümü (hurleroid yüz), hepatosplenomegali, eklem kısıtlılıkları, umbilikal/inguinal herniler ve korneal bulanıklık ile tanınır. Bu bulguların tamamı vaka takdiminde mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada kaba yüz görünümü ve hepatosplenomegali varlığı bir mukopolisakkaridoz (MPS) tablosuna işaret eder.
MPS grubu hastalıklar lizozomal glikozaminoglikan yıkım bozukluklarıdır ve somatik bulgularla karakterizedir.
2
Ayırıcı tanıda korneal bulanıklığı değerlendir
Korneal bulanıklık varlığı, MPS tip I (Hurler) ve MPS tip II (Hunter) arasındaki en temel klinik ayırıcıdır.
Hunter sendromunda (MPS II) korneal bulanıklık görülmez.
3
Tanıyı kesinleştir
Kaba yüz + Hepatosplenomegali + Korneal bulanıklık = Hurler sendromu (α\alpha-L-iduronidaz eksikliği).
Klinik triad en olası tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Hurler sendromu (MPS Tip I), kaba yüz görünümü, hepatosplenomegali ve korneal bulanıklık ile karakterize, otozomal resesif geçişli bir lizozomal depo hastalığıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 120Soru →

Sağlıklı doğan ancak yaşamının üçüncü gününde emme zayıflığı, letarji ve dirençli hıçkırık başlayan bir yenidoğanın fizik muayenesinde derin hipotoni ve apneik nöbetler saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde kan amonyak düzeyi, kan gazı ve anyon açığı normal bulunuyor. Çekilen elektroensefalografisinde (EEG) 'burst-suppression' (patlama-baskılanma) paterni görülüyor. Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nonketotik hiperglisinemi

Cevap

Doğru tanı Nonketotik hiperglisinemi hastalığıdır.
Nonketotik hiperglisinemi, glisin klevaj enzim kompleksindeki kalıtsal bir defekt sonucu beyin dokusunda ve vücut sıvılarında aşırı glisin birikimiyle giden bir amino asit metabolizması bozukluğudur. Yenidoğan döneminde letarji, hipotoni, apneik nöbetler ve özellikle dirençli hıçkırık ile prezente olur. Diğer pek çok metabolik hastalığın aksine hastaların asit-baz dengesi ve amonyak düzeyleri tipik olarak normaldir. EEG'de saptanan 'burst-suppression' paterni de bu hastalık için güçlü bir tanısal bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik ve laboratuvar bulgularını sentezle.
Yenidoğanda apne, dirençli hıçkırık, nöbet (ensefalopati) mevcut. Kan amonyak ve asit-baz profili tamamen normal. EEG'de burst-suppression izleniyor.
Yenidoğan ensefalopatilerinde ayırıcı tanının ilk basamağı asidoz ve hiperamonyemi varlığına bakmaktır.
2
Normal asit-baz ve amonyak bulgusunu değerlendir.
Organik asidemiler (asidoz ve hiperamonyemi yapar) ve üre döngüsü defektleri (hiperamonyemi ve alkaloz yapar) dışlanır.
Metabolik krizin enerji yolağı veya asit/amonyak birikimi yapan yollardan kaynaklanmadığı anlaşılır.
3
Spesifik klinik semptomları (dirençli hıçkırık) ve EEG bulgusunu değerlendir.
Bu tablo, glisin nörotransmitterinin beyinde birikmesi sonucu oluşan nonketotik hiperglisinemi kliniği ile tam olarak örtüşmektedir.
Dirençli hıçkırık ve burst-suppression paterni, glisin klevaj sistemi defektine bağlı intoksikasyonun (özellikle eksitatör NMDA reseptör aktivitesinin) klasik bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde letarji, apne ve dirençli hıçkırık ile gelen, asit-baz ve amonyak dengesinin normal olduğu, EEG'de 'burst-suppression' paterni saptanan hastalarda en olası tanı nonketotik hiperglisinemidir (glisin ensefalopatisi).

İpuçları

1
Laboratuvarda metabolik asidoz veya hiperamonyemi saptanmaması, organik asidemi ve üre döngüsü defekti seçeneklerini elemenizi sağlar.
2
Yenidoğanda görülen dirençli hıçkırık ve EEG'deki 'burst-suppression' paterni kombinasyonu, belirli bir inhibitör/eksitatör amino asidin santral sinir sisteminde birikmesi durumunda patognomoniktir.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 6 / 25Sonraki