Kardiyoloji

309 soru

Soru 281Soru

66 yaşında bir çocuk, rutin çocuk sağlığı izlemi sırasında kalbinde üfürüm duyulması üzerine çocuk kardiyoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Anamnezinde herhangi bir şikayeti olmayan ve büyüme-gelişmesi normal olan çocuğun fizik muayenesinde; her iki infraklaviküler ve supraklaviküler bölgede (sağda daha belirgin) duyulan, hem sistol hem de diyastol boyunca devam eden, "uğultu" karakterinde sürekli bir üfürüm saptanıyor. Bu üfürümün; çocuk yatar pozisyona getirildiğinde şiddetinin azaldığı, başını karşı tarafa çevirdiğinde veya aynı taraf boyun venlerine hafifçe bası uygulandığında ise tamamen kaybolduğu gözleniyor. Bu klinik bulgular ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venöz hum (venöz uğultu)

Cevap

Klinik bulgular, çocuklarda en sık görülen masum sürekli üfürüm olan venöz hum (venöz uğultu) ile tam uyumludur.
Vakada tanımlanan üfürüm; lokasyonu (supra/infraklaviküler), zamanlaması (sürekli) ve en önemlisi dinamik manevralara verdiği yanıt (yatar pozisyonda azalma, boyun venlerine basıyla kaybolma) nedeniyle venöz hum tanısı için klasiktir. Venöz hum, juguler venlerdeki kan akışının türbülansından kaynaklanan masum bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Üfürümün zamanlamasını belirle
Hem sistol hem de diyastol boyunca devam eden 'sürekli' (continuous) bir üfürüm mevcuttur.
Sürekli üfürümler ayırıcı tanıda PDA, venöz hum ve aortopulmoner pencere gibi sınırlı sayıda durumu düşündürür.
2
Üfürümün lokasyonunu ve karakterini analiz et
Üfürüm infraklaviküler/supraklaviküler bölgededir ve 'uğultu' karakterindedir.
Venöz hum tipik olarak boyun venlerindeki akıma bağlıdır ve bu bölgelerde en iyi duyulur.
3
Fiziksel manevraların etkisini değerlendir
Çocuk yattığında şiddeti azalıyor, boyun venlerine bası veya başın çevrilmesiyle tamamen kayboluyor.
Bu dinamik değişiklikler venöz hum için patognomoniktir; çünkü manevralar juguler venöz dönüşü engelleyerek üfürümü sonlandırır.
4
Ayırıcı tanı yap
Patent duktus arteriozus (PDA) sol infraklaviküler bölgede 'makine dişlisi' sesi yapar ancak pozisyonla veya venöz basıyla kaybolmaz.
Manevralara yanıt, masum bir bulgu olan venöz humu patolojik durumlardan ayırır.

Anahtar Kavram

Venöz hum, çocuklarda görülen en yaygın masum sürekli üfürümdür ve boyun manevralarıyla (bası, baş çevirme) veya yatar pozisyona geçmekle kaybolması en tipik özelliğidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

1515 yaşında bir kız çocuk, beden eğitimi derslerinde bacaklarında ağrı ve yaşıtlarına göre daha çabuk yorulma şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu 33. persentilin altında, ensesinde yele görünümü (pterigium kolli) ve meme başları arasında açıklık artışı saptanıyor. Kan basıncı ölçümlerinde sağ kolda 155/95155/95 mmHg, sağ bacakta 105/70105/70 mmHg bulunuyor. Femoral nabızların palpasyonunda her iki tarafta da belirgin zayıflama ve gecikme dikkati çekiyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aort koarktasyonu

Cevap

Turner sendromu fenotipi (boy kısalığı, yele boyun) ile birlikte üst ve alt ekstremiteler arasında anlamlı kan basıncı farkı saptanan hastada en olası tanı aort koarktasyonudur.
Hastada saptanan boy kısalığı ve yele boyun bulguları Turner sendromuna işaret etmektedir. Turner sendromlu hastaların yaklaşık %1015\%10-15'inde aort koarktasyonu görülür. Fizik muayenede üst ekstremite hipertansiyonu ile alt ekstremitede düşük kan basıncı saptanması ve femoral nabızların zayıf olması aort koarktasyonu için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fiziksel özelliklerini değerlendir
Boy kısalığı ve yele boyun (Turner Sendromu fenotipi)
Turner sendromu, kardiyak anomalilerle (özellikle aort koarktasyonu ve biküspit aort kapağı) sık birliktelik gösterir.
2
Hemodinamik verileri analiz et
Sağ kolda hipertansiyon (155/95155/95 mmHg), bacaklarda düşük kan basıncı (105/70105/70 mmHg)
Aortun arkus sonrası daralması (koarktasyon), daralma öncesi (kollar) basıncı artırırken sonrası (bacaklar) basıncı düşürür.
3
Nabız muayenesini yorumla
Zayıf ve gecikmiş femoral nabızlar
Koarktasyon seviyesinin distalindeki kan akımı azaldığı için femoral nabızlarda karakteristik zayıflama ve brakiyal-femoral gecikme görülür.

Anahtar Kavram

Turner sendromlu hastalarda aort koarktasyonu sıklığı artmıştır ve klasik bulgu brakiyal-femoral nabız farkıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

Gebeliği sırasında döküntülü bir hastalık geçirdiği bilinen bir anneden miadında doğan bir bebekte; mikrosefali, bilateral katarakt ve sensorinöral işitme kaybı şüphesi saptanıyor. Bebeğin kardiyak değerlendirmesinde sol üst sternal sınırda 2/62/6 şiddetinde sistolik bir üfürüm duyuluyor ve bu üfürümün her iki aksillada ve sırtta da belirgin şekilde işitildiği fark ediliyor. Bu bebekte saptanan kardiyak bulguların en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik pulmoner arter darlığı

Cevap

Periferik pulmoner arter darlığı
Bebekte saptanan mikrosefali, katarakt ve işitme kaybı bulguları Konjenital Rubella Sendromu'nu (KRS) düşündürmektedir. KRS'de en sık görülen kardiyak anomaliler patent duktus arteriozus (PDA) ve periferik pulmoner arter darlığıdır. Soruda tarif edilen üfürümün sol üst sternal sınırda duyulup her iki aksillaya ve sırta yayılması, periferik pulmoner arter darlığı için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Mikrosefali, katarakt ve sensorinöral işitme kaybı bulguları Konjenital Rubella Sendromu'nu (KRS) işaret eder.
KRS'de görülen klasik Gregg triadı (göz, kulak, kalp anomalileri) tanı için kritiktir.
2
Kardiyak bulguların analizi
Üfürümün sol üst sternal sınırda başlayıp aksillaya ve sırta yayılması tespit edildi.
Bu spesifik yayılım paterni periferik pulmoner arter darlığı (PPS) için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
En olası tanı PPS olarak belirlendi.
PDA da KRS'de sık görülse de devamlı üfürüm karakteri ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Konjenital Rubella Sendromu ve Periferik Pulmoner Stenoz İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

44 yaşında geniş ventriküler septal defekt (VSDVSD) tanısı ile izlenen bir çocukta, son zamanlarda taşipne, beslenme güçlüğü ve hepatomegali gibi kalp yetersizliği bulguları gelişmiştir. Bu hastada soldan sağa şant miktarını azaltmak ve sistemik perfüzyonu iyileştirmek amacıyla sistemik vasküler direnci düşüren (art yük azaltıcı) hangi ilaç grubunun kullanılması en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri

Cevap

Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri
ADE inhibitörleri, anjiyotensin II oluşumunu engelleyerek sistemik arteriyollerde dilatasyon sağlar. Bu durum sistemik vasküler direnci (art yük) düşürür. Geniş VSD gibi soldan sağa şantlı lezyonlarda, sistemik direncin azalması kanın aortaya geçişini kolaylaştırırken defekt yoluyla akciğerlere kaçan kan miktarını azaltır, böylece hem sistemik perfüzyon artar hem de pulmoner konjesyon azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve altta yatan patolojiyi değerlendir.
Geniş VSDVSD nedeniyle soldan sağa şant gelişen hastada kalp yetersizliği bulguları mevcut.
Tedavi stratejisini belirlemek için hemodinamik dengesizliğin kaynağını anlamak gerekir.
2
Şant miktarını etkileyen faktörleri belirle.
Soldan sağa şant miktarı, sistemik vasküler direnç (SVRSVR) ile pulmoner vasküler direnç (PVRPVR) arasındaki farka bağlıdır.
Şantı azaltmak için SVRSVR düşürülmeli veya PVRPVR artırılmalıdır.
3
Art yükü (afterload) azaltacak uygun farmakolojik ajanı seç.
ADEADE inhibitörleri (Örn: Enalapril, Kaptopril) SVRSVR'yi düşürerek sistemik debiyi artırır ve şantı azaltır.
Art yükün azalması, sol ventrikülün kanı aortaya pompalamasını, VSDVSD üzerinden sağ ventriküle göndermesine göre daha avantajlı hale getirir.

Anahtar Kavram

Şantlı konjenital kalp hastalıklarında ADE inhibitörlerinin kullanımı
Soru 285Soru

Altı yaşındaki bir kız hasta, son aylarda oyun oynarken yaşıtlarına göre daha çabuk yorulma şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede sol üst sternal kenarda (pulmoner odak) 4/64/6 şiddetinde kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor ve aynı odakta tril saptanıyor. Oskültasyonda ikinci kalp sesinin (S2S_2) belirgin derecede çiftleştiği fark ediliyor. Bu hastada pulmoner darlığın ağır (ciddi) düzeyde olduğunu aşağıdakilerden hangisi en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: P2P_2 bileşeninin belirgin şekilde gecikmesi ve şiddetinin azalması

Cevap

P2P_2 bileşeninin belirgin şekilde gecikmesi ve şiddetinin azalması, pulmoner darlığın ciddiyetini gösteren en önemli oskültasyon bulgularından biridir.
Pulmoner darlığın (PS) ağırlığı arttıkça, sağ ventrikülün kanı dar olan delikten boşaltması daha uzun zaman alır. Bu durum pulmoner kapağın kapanmasını (P2P_2) geciktirerek S2S_2 çiftleşmesini artırır. Ayrıca darlık arttıkça kapağın mobilitesi azaldığı için P2P_2 bileşeni giderek daha yumuşak duyulur; hatta çok ağır olgularda duyulmayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları lokalize et.
Sol üst sternal kenarda tril ve 4/64/6 şiddetinde sistolik üfürüm, pulmoner kapak seviyesinde bir obstrüksiyona (Pulmoner Darlık) işaret eder.
Üfürümün yeri ve tipi (ejeksiyon üfürümü) anatomik lokasyonu belirlemek için kullanılır.
2
İkinci kalp sesinin (S2S_2) bileşenlerini analiz et.
Darlık ağırlaştıkça sağ ventrikülün kanı akciğerlere pompalaması daha uzun sürer, bu da P2P_2'yi geciktirir (S2S_2 çiftleşmesi artar).
Sağ ventrikül ejeksiyon süresi, obstrüksiyonun derecesi ile doğrudan ilişkilidir.
3
Kapak hareketliliğini değerlendir.
Ağır darlıkta kapak sertleştiği için P2P_2 sesi yumuşar ve üfürümün zirve noktası sistolün sonuna doğru kayar.
P2P_2'nin şiddeti kapağın kapanma anındaki hareketliliğini yansıtır.

Anahtar Kavram

Pulmoner darlıkta şiddet kriterleri: P2P_2 gecikmesi, P2P_2 yumuşaması ve üfürümün süresinin uzayarak geç sistolde pik yapması.

İpuçları

1
Kalp seslerinin zamanlaması, kapakların kapanma hızı ve süresiyle ilişkilidir.
2
Sağ ventrikülün kanı akciğerlere göndermesi darlık nedeniyle zorlaştıkça ejeksiyon süresi nasıl değişir?
3
Şiddetli pulmoner darlıkta üfürümün zirve yaptığı nokta mezosistolden geç sistole kayar ve P2P_2 çok geç ve yumuşak duyulur.

Daha Fazla Pratik

Aort darlığında S2S_2 çiftleşmesinin nasıl değiştiğini (paradoksal çiftleşme) ve pulmoner darlıktan farkını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 286Soru

1010 yaşındaki siyanotik doğumsal kalp hastalığı (Fallot tetralojisi) olan bir erkek çocuk; 33 haftadır devam eden ateş, gece terlemesi ve halsizlik şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde solukluk, splenomegali ve sternum sol kenarında sistolik üfürüm saptanıyor. Hastada infektif endokardit şüphesiyle ileri tetkik planlanıyor.

Modifiye Duke kriterlerine göre, bu hastanın değerlendirmesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması infektif endokardit tanısı için bir majör kriter olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan kültüründe *Coxiella burnetii* için faz I IgG titresinin >1:800> 1:800 olarak ölçülmesi

Cevap

İnfektif endokardit tanısında *Coxiella burnetii* için faz I IgG titresinin >1:800> 1:800 saptanması majör kriter olarak kabul edilmektedir.
Modifiye Duke kriterlerine göre, *Coxiella burnetii* kültürde üretilmesi zor bir mikroorganizma olduğu için, tek bir kan kültürünün pozitif olması veya faz I IgG antikor titresinin >1:800> 1:800 saptanması doğrudan majör mikrobiyolojik kriter olarak kabul edilir. Bu, en az iki ayrı kan kültüründe üreme şartı aranan diğer tipik etkenlerden önemli bir farklılıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve risk faktörlerini değerlendirmek
Siyanotik doğumsal kalp hastalığı zemininde uzamış ateş ve yeni klinik bulgular infektif endokarditi düşündürür.
Riskli gruptaki hastalarda Modifiye Duke kriterlerinin doğru uygulanması kesin tanı için esastır.
2
Seçeneklerdeki bulguların Modifiye Duke Kriterlerindeki yerini sınıflandırmak
Coxiella serolojisinin yüksek titrede pozitifliği majör; Osler nodülü ve glomerülonefrit minör kriterdir. Üfürüm şiddetinin artması ve siyanotik kriz ise tanı kriteri değildir.
Majör ve minör kriter ayrımını net yapmak ve özellikle üfürüm şiddetindeki artışın bir kriter olmadığını hatırlamak sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

Modifiye Duke Kriterleri ve İnfektif Endokardit Tanısı
Soru 287Soru

Doğumdan hemen sonra plasental dolaşımın kesilmesi ve akciğerlerin ekspansiyonu (havalanması) ile fetal dolaşımdan erişkin tipi dolaşıma geçiş süreci başlar. Bu süreçte ductus arteriosus'un fonksiyonel olarak kapanmasını tetikleyen en temel fizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik arteriyel oksijen parsiyel basıncındaki (PaO2PaO_2) belirgin artış

Cevap

Sistemik arteriyel oksijen parsiyel basınçındaki (PaO2PaO_2) artış
Ductus arteriosus'un doğumdan sonraki ilk 101510-15 saat içinde fonksiyonel olarak kapanmasındaki en kritik faktör, sistemik dolaşımdaki oksijen parsiyel basıncının (PaO2PaO_2) yükselmesidir. Yükselen oksijen düzeyi, duktus duvarındaki düz kas hücrelerinde kalsiyum kanallarını etkileyerek kasılmaya neden olur. Buna ek olarak, plasental kaynaktan gelen vazodilatör prostaglandinlerin (PGE2PGE_2 ve PGI2PGI_2) azalması bu süreci tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Doğum sonrası kan gazı değişimlerini değerlendir.
Doğumla birlikte akciğerler havalanır ve fetal hayatta yaklaşık 253025-30 mmHgmmHg olan PaO2PaO_2 düzeyi 100100 mmHgmmHg civarına çıkar.
Oksijen, ductus arteriosus duvarındaki düz kaslar üzerinde doğrudan vazokonstriktör etkiye sahiptir.
2
Prostaglandin düzeylerini analiz et.
Plasentanın ayrılmasıyla birlikte güçlü bir vazodilatör olan Prostaglandin E2E_2 (PGE2PGE_2) düzeyi hızla düşer.
Oksijen artışı ve PGE2PGE_2 düşüşü sinerjik olarak duktusun fonksiyonel kapanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Ductus arteriosus'un postnatal kapanması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 288Soru

Beslenirken çabuk yorulma, taşipne ve aşırı terleme şikayetleri ile getirilen 22 aylık bir bebeğin fizik muayenesinde karaciğer kosta kenarını 4 cm4 \text{ cm} geçmektedir. Akciğer grafisinde kardiyomegali ve belirgin pulmoner venöz göllenme saptanan bu hastada, konjesyon bulgularını azaltmak amacıyla ilk basamakta kullanılması en uygun olan diüretik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Furosemid

Cevap

Kalp yetersizliğinde konjesyon bulgularını azaltmak için ilk basamakta tercih edilen ilaç, güçlü bir loop diüretiği olan Furosemid'dir.
Furosemid, Henle kulpunun çıkan kalın kolunda sodyum-potasyum-2 klorür (Na-K-2Cl) taşıyıcısını inhibe ederek güçlü bir diüretik etki sağlar. Bu etkisiyle preloadu azaltarak kalp yetersizliğindeki pulmoner ödem ve hepatomegali gibi konjesyon bulgularını hızla rahatlattığı için ilk basamakta tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Bebekteki taşipne, beslenme güçlüğü, hepatomegali ve akciğer grafisindeki venöz göllenme bulguları konjestif kalp yetersizliğini gösterir.
Pediatrik hastalarda hepatomegali ve taşipne, kalp yetersizliğinin en tipik konjesyon bulgularıdır.
2
Tedavi hedefini belirle
Öncelikli hedef, preloadu (ön yükü) azaltarak pulmoner ve sistemik konjesyonu (sıvı yükünü) hızla gidermektir.
Sıvı yükünün azaltılması hastanın solunum sıkıntısını ve organ konjesyonunu en hızlı şekilde rahatlatır.
3
Uygun farmakolojik ajanı seç
Henle kulpunun çıkan kalın kolunda Na-K-2Cl pompasını inhibe ederek güçlü diürez sağlayan Furosemid tercih edilir.
Loop diüretikleri, acil dekonjesyon gereken durumlarda en etkili ve hızlı sonuç veren ilaç grubudur.

Anahtar Kavram

Pediatrik kalp yetersizliğinde konjesyon yönetimi ve diüretik kullanımı
Tahmini Süre:45s
Soru 289Soru

3 yaşında bir kız çocuk; dolgun dudaklar, basık burun kökü ve 'peri yüzü' (elfin facies) görünümü ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden bebeklik döneminde açıklanamayan hiperkalsemi atakları geçirdiği ve oldukça sosyal, dışa dönük bir kişiliğe sahip olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede sağ kolda kan basıncı 115/75115/75 mmHg, sol kolda ise 95/6595/65 mmHg olarak ölçülüyor. Oskültasyonda sağ üst sternal sınırda sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Bu hastada saptanan kollar arası kan basıncı farkının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Supravalvüler aort darlığı

Cevap

Supravalvüler aort darlığı (Coanda etkisi nedeniyle sağ kol kan basıncı daha yüksektir)
Williams sendromunda görülen supravalvüler aort darlığında, darlık bölgesinden geçen yüksek hızlı kan akımı 'Coanda etkisi' olarak bilinen fiziksel fenomen ile damar duvarı boyunca ilerleyerek tercihli olarak innominat artere (brakiyosefalik arter) yönlenir. Bu durum, sağ kolda sol kola kıyasla daha yüksek kan basıncı ölçülmesine neden olan tipik bir klinik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını birleştir
Williams Sendromu tanısı
Elfin facies (peri yüzü), hiperkalsemi öyküsü ve sosyal kişilik özellikleri Williams sendromu için karakteristiktir.
2
Sendroma özgü kardiyak tutulumu hatırla
Supravalvüler Aort Darlığı
Williams sendromunda en sık görülen sistemik arteriyel lezyon aort kapağının hemen üzerindeki darlıktır.
3
Hemodinamik mekanizmayı analiz et
Coanda Etkisi
Yüksek hızlı kan jetinin damar duvarına yapışarak innominat artere yönlenmesi sağ kolda daha yüksek basınç ölçülmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Williams sendromundaki supravalvüler aort darlığında 'Coanda etkisi' ile sağ kolda kan basıncı sol kola göre daha yüksektir.

Alternatif Yöntem

Hastanın tipik fenotipine (peri yüzü) odaklanarak doğrudan Williams sendromuna eşlik eden en spesifik patolojiyi (supravalvüler aort darlığı) seçmek.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 290Soru

77 aylık bir bebek, son bir aydır özellikle ağlama ve beslenme sonrası ortaya çıkan morarma ve derin soluma atakları şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde sol sternal kenar üst-orta bölgede 3/63/6 şiddetinde sert ejeksiyon sistolik üfürüm saptanmıştır. Hasta poliklinikte değerlendirilirken siyanotik bir kriz (spell) geliştiği ve bu esnada daha önce duyulan üfürümün şiddetinin belirgin derecede azalarak neredeyse kaybolduğu gözlenmiştir. Bu durumun fizyopatolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üfürüm pulmoner darlıktan kaynaklanmaktadır; krizde pulmoner akımın azalması üfürümün şiddetini azaltmıştır.

Cevap

Üfürümün pulmoner darlıktan kaynaklandığını ve kriz sırasında bu akımın azalması nedeniyle şiddetinin azaldığını belirten ifade doğrudur.
Fallot Tetralojisi olan hastalarda duyulan sert ejeksiyon sistolik üfürümün kaynağı pulmoner darlıktır. Siyanotik kriz (spell) sırasında infundibuler bölgedeki dinamik obstrüksiyon artar ve sağdan sola şant şiddetlenir. Sonuç olarak pulmoner artere ve dolayısıyla akciğerlere giden kan akımı dramatik şekilde azalır. Üfürümün şiddeti darlık üzerinden geçen kan akımıyla orantılı olduğundan, akımın azalması üfürümün yumuşamasına veya tamamen kaybolmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla.
Bebekteki siyanotik ataklar ve fizik muayene bulguları Fallot Tetralojisi (TOF) ile uyumludur.
7 aylık bebekte ağlama ile tetiklenen morarma ve sert sistolik üfürüm TOF için tipiktir.
2
TOF'taki üfürümün kaynağını belirle.
Duyulan ejeksiyon sistolik üfürümün kaynağı pulmoner darlıktır (sağ ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonu).
TOF'taki VSD geniş ve restriktif olmadığı (basınç farkı olmadığı) için üfürüm oluşturmaz.
3
Siyanotik kriz (spell) mekanizmasını analiz et.
Kriz sırasında infundibuler spazm artar ve sağdan sola şant belirginleşerek akciğerlere giden kan akımı azalır.
Dinamik obstrüksiyonun artması sistemik direncin düşmesiyle birleşerek siyanotik tabloyu ağırlaştırır.
4
Üfürüm değişikliğini yorumla.
Akciğerlere giden kan akımı (pulmoner akım) azaldığı için üfürüm şiddeti azalır veya kaybolur.
Üfürüm şiddeti, darlık üzerinden geçen kan volümü ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Fallot Tetralojisi'nde duyulan ana üfürüm pulmoner stenoz kaynaklıdır ve siyanotik kriz sırasında pulmoner akım azaldığı için üfürüm şiddeti azalır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 291Soru

İnfektif endokardit tanısında kullanılan Modifiye Duke kriterleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bir majör kriter olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekokardiyografide intrakardiyak vejetasyon saptanması

Cevap

Ekokardiyografide intrakardiyak vejetasyon saptanması
Ekokardiyografide vejetasyon görülmesi, endokardiyal tutulumun doğrudan bir kanıtıdır ve Modifiye Duke kriterlerine göre en önemli iki majör kriterden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Modifiye Duke kriterlerini hatırla.
Tanı için majör ve minör kriterler kullanılır.
Majör kriterler tipik kan kültürü pozitifliği ve endokardiyal tutulum kanıtıdır (EKO bulguları).
2
Ekokardiyografi bulgularını değerlendir.
Vejetasyon, apse veya yeni kapak yetmezliği saptanması majör bulgudur.
Bu bulgular doğrudan kalbin iç yüzeyindeki enfeksiyonu kanıtlar.
3
Diğer seçenekleri minör kriterlerle karşılaştır.
Ateş, Janeway lezyonları ve predispozan faktörler minör kriter grubundadır.
Bu bulgular destekleyicidir ancak tanı için tek başlarına yeterince güçlü değillerdir.

Anahtar Kavram

İnfektif endokardit tanısında Duke majör kriterleri, mikrobiyolojik kanıt (tipik ajanlar) ve endokardiyal tutulum (EKO bulguları) üzerine kuruludur.
Tahmini Süre:45s
Soru 292Soru

İki aylık bir bebeğin rutin fizik muayenesinde, sol klavikula altında devamlı (makine benzeri) üfürüm duyuluyor. Eş zamanlı hemodinamik değerlendirmede hastanın periferik nabızlarının dolgun ve sıçrayıcı vasıfta olduğu saptanıyor. Yapılan ekokardiyografide aort ile pulmoner arter arasında devam eden patolojik bir şant akımı doğrulanıyor.

Bu hastadaki üfürümün kaynağı olan anatomik yapının embriyolojik kökeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol altıncı aort yayı

Cevap

Sol altıncı aort yayı
Hastada tarif edilen sol klavikula altı devamlı makine benzeri üfürüm ve sıçrayıcı nabız (geniş nabız basıncı), Patent Duktus Arteriozus (PDA) tablosunun klasik bulgularıdır. Fetal dolaşımın en önemli şantlarından biri olan duktus arteriozus, embriyolojik hayatta 'sol altıncı aort yayı' tarafından oluşturulur. Doğum sonrası bu damarın anatomik olarak kapanmaması PDA kliniğine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz ederek altta yatan kardiyak anomalinin tanımlanması
Tanı: Patent Duktus Arteriozus (PDA)
Sol klavikula altındaki devamlı makine üfürümü ve diyastolik kanın pulmoner yatağa kaçışına bağlı gelişen geniş nabız basıncı (sıçrayıcı nabız) PDA'nın tipik hemodinamik bulgularıdır.
2
Duktus arteriozusun embriyolojik gelişim sürecindeki kökeninin belirlenmesi
Sol 6. aort yayı
Duktus arteriozus ve sol pulmoner arterin proksimal kısmı, embriyolojik gelişimde sol 6. aort yayından (brankiyal ark) farklılaşarak gelişir.

Anahtar Kavram

Patent Duktus Arteriozus (PDA) kliniği ve embriyolojik kökeni

İpuçları

1
Sol klavikula altındaki devamlı makine üfürümü ve sıçrayıcı nabız, inen aorta ile sol pulmoner arter arasındaki fetal damarın açık kaldığını gösterir.
2
Bu bağlantıyı sağlayan duktus arteriozus, fetal hayatta sağ ventrikül kanını sistemik dolaşıma yönlendirir ve embriyolojik olarak en son aort yayından gelişir.

Daha Fazla Pratik

Vezikoüreteral reflü veya diğer fetal şantların (duktus venozus, foramen ovale) embriyolojik kökenlerini ve kapanma mekanizmalarını da gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Aort yaylarının türevlerini hatırlamak için pratik bir akılda tutma yöntemi: 3. yay karotisleri (C harfi, 3. harf), 4. yay aort kavsini (sistemik dolaşım), 6. yay ise pulmoner sistemi ve duktus arteriozusu oluşturur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 293Soru

Fallot Tetralojisi tanısıyla izlenen 8 aylık bir süt çocuğu, sabah uyanınca başlayan huzursuzluk ve uzun süren ağlama nöbetini takiben morarmada artış şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede siyanozun derinleştiği, takipneik olduğu ve daha önceki kontrollerde duyulan haşin sistolik üfürümün şiddetinin belirgin olarak azaldığı saptanıyor. Hekim, hastaya hızla diz-göğüs (knee-chest) pozisyonu veriyor. Bu manevranın hastanın klinik tablosunu düzeltmesindeki temel hemodinamik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Femoral arterleri bükerek sistemik vasküler direnci artırması ve sağdan sola şantı azaltması

Cevap

Diz-göğüs pozisyonu, femoral arterleri bükerek sistemik vasküler direnci artırır ve böylece sağdan sola şantı azaltır.
Diz-göğüs pozisyonu (veya çömelme), femoral arterlerin mekanik olarak bükülmesi (kinking) yoluyla sistemik vasküler direnci (SVR) artırır. Artan SVR, sol ventrikül ve aort basıncını yükselterek ventriküler seviyedeki sağdan sola şantı azaltır ve kanı pulmoner artere (akciğerlere) yönlendirir. Bu, siyanotik krizde yapılan en hızlı ve etkili ilk müdahaledir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanı
Fallot Tetralojisi (TOF) hastasında ağlama sonrası gelişen derin siyanoz ve üfürümün kaybolması 'Hipoksik Nöbet' (Siyanotik Kriz / Tet Spell) tablosudur.
Üfürümün azalması, sağ ventrikül çıkış yolundaki spazmın tam tıkanıklığa yaklaştığını ve akciğere kan gitmediğini gösterir.
2
Müdahalenin amacını belirle
Kriz sırasında temel sorun, artan infundibüler spazm ve/veya düşen sistemik direnç nedeniyle kanın akciğer yerine VSD'den aorta (sağdan sola) kaçmasıdır.
Tedavinin amacı pulmoner akımı artırmak veya şantı azaltmaktır.
3
Diz-göğüs pozisyonunun mekanizmasını analiz et
Bacakların karına çekilmesi femoral arterleri sıkıştırır (kink yapar). Bu durum sistemik vasküler direnci (art yükü) ani ve mekanik olarak artırır.
Sistemik direnç artınca, sol ventrikül ve aort basıncı yükselir. Bu basınç artışı, VSD seviyesindeki sağdan sola şantı dirençle karşılaştırarak azaltır ve kanı pulmoner artere yönlendirir.

Anahtar Kavram

Siyanotik Kriz (Tet Spell) Yönetimi ve Hemodinami
Soru 294Soru

88 yaşında bir kız çocuk, beden eğitimi derslerinde yaşıtlarına göre daha çabuk yorulma yakınması ile pediatrik kardiyoloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 105/70105/70 mmHgmmHg, kalp hızı 92/dakika92/dakika ve solunum sayısı 20/dakika20/dakika olarak ölçülüyor. Kalp dinlemesinde ikinci kalp sesinde (S2S_2) sabit çiftleşme ve sol üst sternal sınırda 2/62/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Elektrokardiyografisinde (EKG) sağ dal bloğu (V1V_1 derivasyonunda rsRrsR') ve PP dalgası aksının 45-45^\circ (II, III ve aVF derivasyonlarında negatif PP dalgaları) olduğu saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada saptanan konjenital kalp hastalığı ile en sık birliktelik gösteren anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parsiyel pulmoner venöz dönüş anomalisi

Cevap

Hastadaki bulgular sinüs venozus tipi ASD'yi işaret etmektedir ve bu durum en sık parsiyel pulmoner venöz dönüş anomalisi ile birliktelik gösterir.
Hastada saptanan S2S_2 sabit çiftleşmesi ve sistolik ejeksiyon üfürümü ASD'yi düşündürür. EKG'deki PP dalgası aksının 45-45^\circ olması (inferiyor derivasyonlarda negatif P), sinüs düğümünün defekt nedeniyle yer değiştirdiğini ve odağın aşağıda olduğunu gösterir ki bu durum sinüs venozus ASD için patognomoniktir. Sinüs venozus ASD'ler ise anatomik komşulukları nedeniyle en sık parsiyel pulmoner venöz dönüş anomalisi (genellikle sağ üst pulmoner venin SVC'ye açılması) ile birliktelik gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
ASD tanısı
S2S_2'de sabit çiftleşme ve sol üst sternal sınırda sistolik ejeksiyon üfürümü, sağ ventrikül volüm yükü ve artmış pulmoner akımı (atriyal septal defekt) gösterir.
2
EKG bulgularının yorumlanması
Sinüs venozus tipi ASD
EKG'de PP aksının superiora yönelmesi (negatif PII,III,aVFP_{II, III, aVF}), sinüs düğümünün hasarlanması veya yer değiştirmesi sonucu oluşan ektopik atriyal ritmi gösterir ve bu durum sinüs venozus tipi ASD için karakteristiktir. Ostium primumda ise QRSQRS aksı superiora (sol aks) sapar.
3
Anatomik birlikteliklerin hatırlanması
Parsiyel pulmoner venöz dönüş anomalisi (PAPVDA)
Sinüs venozus tipi ASD'lerin (özellikle SVC tipi) %8090\%80-90 oranında sağ üst pulmoner venin anormal drenajı (PAPVDA) ile birlikte olduğu bilinmektedir.

Anahtar Kavram

Sinüs venozus ASD'de karakteristik EKG bulgusu superior PP aksıdır ve en sık PAPVDA ile birliktelik gösterir.

Daha Fazla Pratik

ASD tiplerinin (Primum, Secundum, Sinüs Venozus) EKG aks özelliklerini karşılaştırmalı olarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 295Soru

Kardiyovasküler sistemin embriyolojik gelişimi sürecinde, bulbus cordis'in orta bölümü olan conus cordis yapısından köken alan anatomik oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem sağ hem de sol ventriküllerin düz duvarlı çıkış yolları

Cevap

Hem sağ hem de sol ventriküllerin düz duvarlı çıkış yolları (sağda infundibulum, solda vestibulum aortae) embriyolojik olarak conus cordis'ten gelişir.
Embriyolojik gelişimde bulbus cordis'in orta segmenti olan conus cordis, her iki ventrikülün de düz duvarlı çıkış yollarını (sağda infundibulum, solda vestibulum aortae) oluşturur. Bu yapı, ventriküllerin pürtüklü ana gövdeleri ile büyük damarlar arasındaki geçiş bölgesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Embriyolojik kalp tüpü bölümlerini hatırla.
Kalp tüpü; sinus venosus, primitif atriyum, primitif ventrikül, bulbus cordis ve truncus arteriosus bölümlerinden oluşur.
Her bölümün erişkin kalbinde farklı bir türevi vardır.
2
Bulbus cordis'in alt bölümlerini analiz et.
Bulbus cordis üç parçaya ayrılır: Proksimal parça (sağ ventrikül trabeküllü kısmı), orta parça (conus cordis) ve distal parça (truncus arteriosus ile birleşir).
Orta parça olan conus cordis'in spesifik görevi çıkış yollarını oluşturmaktır.
3
Conus cordis türevlerini belirle.
Conus cordis, sağ ventrikülün düz çıkış yolu olan infundibulumu ve sol ventrikülün düz çıkış yolu olan vestibulum aortae'yi oluşturur.
Ventriküllerin düz duvarlı çıkış yolları, trabeküllü ana gövdelerden farklı embriyolojik kökene sahiptir.

Anahtar Kavram

Bulbus cordis'in orta parçası (conus cordis), ventriküler çıkış yollarının (infundibulum ve vestibulum aortae) gelişiminden sorumludur.

Daha Fazla Pratik

Truncus arteriosus'un aortikopulmoner septum ile bölünme sürecini ve bu süreçteki hataların yol açtığı konotrunkal anomalileri (örn. Fallot Tetralojisi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 296Soru

1212 yaşında, dilate kardiyomiyopati tanısıyla izlenen bir çocuk hasta; enalapril, spironolakton ve hedef dozda karvedilol tedavisi almaktadır. Hastanın son kontrolünde Ross Sınıf III (veya NYHA Sınıf III) bulgularının devam ettiği görülmüş, yapılan ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EFEF) %30\%30 olarak ölçülmüştür. Hastanın fizik muayenesinde nabız 95/dakika95/dakika ve ritim sinüs ritmi olarak saptanmıştır. Bu aşamada hastanın tedavi rejimine eklenmesi en uygun olan farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İvabradin

Cevap

Kronik kalp yetersizliği olan ve hedef dozda standart tedaviye rağmen semptomatik seyreden, sinüs ritmindeki hastalarda kalp hızını düşürmek için ivabradin eklenmelidir.
Hastada hedef dozda beta-bloker, ADE inhibitörü ve spironolakton kullanılmasına rağmen Ross Sınıf III semptomların ve düşük ejeksiyon fraksiyonunun (%30\%30) devam etmesi, ayrıca kalp hızının 70/dakika70/dakika üzerinde olması ve ritmin sinüs olması nedeniyle ivabradin eklenmesi en güncel ve uygun yaklaşımdır. İvabradin, sinüs düğümündeki IfI_f akımını seçici olarak inhibe ederek negatif inotropik etki yapmaksızın kalp hızını düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut tedavi rejimini değerlendir
Hasta ADE inhibitörü, mineralokortikoid reseptör antagonisti ve hedef dozda beta-blokerden oluşan 'üçlü tedavi' altındadır.
Kalp yetersizliği yönetiminde ilk basamak standart tedavinin optimize edilmesidir.
2
Klinik ve ekokardiyografik bulguları analiz et
Ross III semptomları devam ediyor, EF%35EF \leq \%35 (hasta için %30\%30) ve nabız >70/dakika> 70/dakika (95/dakika95/dakika).
Bu bulgular hastanın standart tedaviye rağmen 'refrakter' olduğunu ve ek müdahale gerektiğini gösterir.
3
Hastanın ritmini ve kalp hızını kontrol et
Ritim sinüs ritmidir.
İvabradin yalnızca sinüs düğümündeki IfI_f kanalları üzerinden etki ettiği için sinüs ritmi bir zorunluluktur.
4
En uygun farmakolojik ajanı seç
İvabradin seçilmelidir.
İvabradin, kontraktiliteyi veya kan basıncını etkilemeden kalp hızını düşürerek diyastolik doluş süresini artırır ve prognozu iyileştirir.

Anahtar Kavram

İvabradin Endikasyonları (Pediatrik Kalp Yetersizliği)

Daha Fazla Pratik

İvabradin kullanımının kontrendike olduğu durumları (örneğin; atriyal fibrilasyon, hasta sinüs sendromu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 297Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, oyun oynarken çabuk yorulma ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde sol üst sternal sınırda (pulmoner odak) 4/64/6 şiddetinde, kreşendo-dekreşendo karakterde sistolik ejeksiyon üfürümü ve üfürümün olduğu bölgede tril palpe ediliyor. S2S_2 geniş çiftleşmiş olup pulmoner bileşenin (P2P_2) şiddeti azalmış olarak saptanıyor. Akciğer grafisinde pulmoner vaskülarite normal sınırlarda iken, ana pulmoner arter segmentinde post-stenotik dilatasyonla uyumlu belirginleşme izleniyor.

Bu hasta için çekilen elektrokardiyografide (EKG) aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V1V_1 derivasyonunda uzun RR dalgası ve sağ aks deviasyonu

Cevap

Valvüler pulmoner stenoz vakasında sağ ventrikül basınç yükü artışı nedeniyle EKG'de V1V_1 derivasyonunda uzun RR dalgası ve sağ aks deviasyonu görülür.
Hastadaki fizik muayene bulguları (sol üst sternal sınırda tril, üfürüm ve yumuşak P2P_2) ile radyolojik bulgu (post-stenotik dilatasyon) klasik bir valvüler pulmoner stenoz tablosunu tanımlamaktadır. Bu patolojide sağ ventrikülün sistemik basınca yakın veya daha yüksek basınçlara karşı çalışması gerekir, bu da sağ ventrikül hipertrofisine yol açar. EKG'de bu durum sağ aks deviasyonu ve V1V_1 derivasyonunda baskın, yüksek voltajlı RR dalgası ile kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Sol üst sternal sınırda sistolik ejeksiyon üfürümü, tril ve azalmış P2P_2 şiddeti pulmoner kapak seviyesinde darlığa işaret eder.
Üfürümün lokasyonu ve karakteri anatomik yerleşimi belirlemek için kritiktir.
2
Radyolojik bulguyu yorumlama
Ana pulmoner arterdeki post-stenotik dilatasyon, darlığın valvüler (kapak seviyesinde) olduğunu doğrular.
Darlık sonrası kan akımının türbülansı arter duvarında genişlemeye yol açar.
3
Hemodinamik etkiyi belirleme
Pulmoner darlık sağ ventrikülün çıkış yolunda direnç oluşturarak sağ ventrikül basınç yüklenmesine ve hipertrofisine yol açar.
Obstrüktif lezyonlar proksimalindeki boşlukta hipertrofiye neden olur.
4
EKG korelasyonu kurma
Sağ ventrikül hipertrofisi EKG'de sağ aks ve V1V_1'de hakim RR dalgası (R/S>1R/S > 1) ile karakterizedir.
Ventrikül kas kitlesindeki artış elektriksel vektörü o yöne kaydırır.

Anahtar Kavram

Valvüler Pulmoner Stenozun Klinik ve Tanısal Özellikleri

Daha Fazla Pratik

Pulmoner stenozun şiddeti ile murmur süresi ve P2 bileşeninin şiddeti arasındaki ilişkiyi gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 298Soru

99 yaşında, bilinen ventriküler septal defekti (VSDVSD) olan bir çocuk hasta; iki haftadır devam eden yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık şikayetleriyle pediatri polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38,8C38,8^\circ C, nabız 110/dakika110/dakika, splenomegali ve sol alt sternal sınırda 3/63/6 şiddetinde pansistolik üfürüm saptanıyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde sedimentasyon ve CRPCRP yüksekliği ile romatoid faktör (RFRF) pozitifliği izleniyor. Bu hastada Modifiye Duke Kriterleri'ne göre aşağıdakilerden hangisi "majör kriter" olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekokardiyografide triküspit kapak üzerinde saptanan hareketli ekojen kitle (vejetasyon) varlığı

Cevap

Ekokardiyografide saptanan vejetasyon (hareketli kitle) görüntüsü, Modifiye Duke Kriterleri'ne göre majör bir kriterdir.
Modifiye Duke Kriterleri'ne göre endokardiyal tutulumun kanıtı olan ekokardiyografik bulgular (vejetasyon, abse, protez kapağın yeni parsiyel açılması) majör kriterdir. Triküspit kapak üzerinde saptanan hareketli kitle (vejetasyon) bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki mevcut bulguları listele.
VSD (Predispozan durum), Ateş (38,8C38,8^\circ C), Splenomegali (Minör kriter değil ama IE bulgusu), RF pozitifliği (İmmünolojik fenomen).
Duke kriterlerini uygulamak için hastadaki verilerin sınıflandırılması gerekir.
2
Seçenekleri Modifiye Duke Majör ve Minör kriterlerine göre karşılaştır.
Sadece ekokardiyografik bulgular (vejetasyon, abse, yeni kapak yetersizliği) ve tipik mikroorganizmalarla oluşan pozitif kan kültürleri majör kriterdir.
Kesin tanı için 2 majör, 1 majör + 3 minör veya 5 minör kriter gereklidir.

Anahtar Kavram

Modifiye Duke Kriterleri: Majör kriterler endokardiyal tutulum (EKO bulguları) ve spesifik kan kültürü pozitifliğidir.
Soru 299Soru

66 yaşında, dilate kardiyomiyopatiye sekonder kronik kalp yetersizliği tanısıyla izlenen bir çocuk; nefes darlığı ve halsizlik şikayetlerinin artması üzerine hastaneye yatırılıyor. İntravenöz diüretik ve inotropik (milrinonmilrinon) desteği ile klinik stabilitesi sağlanan hastanın 7272 saattir inotrop ihtiyacı olmamıştır. Fizik muayenede; kalp hızı 105/dk105\text{/dk}, solunum sayısı 28/dk28\text{/dk}, karaciğer kosta kenarında 1 cm1\text{ cm} ele geliyor ve akciğer bazallerinde raller saptanmıyor. Ross Sınıflaması evre III olarak değerlendirilen ve oral enalapril ile furosemid tedavisi devam eden hastada tedaviye karvedilol eklenmesi planlanıyor. Bu hastada karvedilol tedavisine başlanmasını ertelemesi gereken en önemli klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Son 2424 saat içinde vücut ağırlığında 500 gram500\text{ gram} artış saptanması

Cevap

Son 2424 saat içinde vücut ağırlığında 500 gram500\text{ gram} artış saptanması, hastanın övolemik olmadığını ve konjesyon riski taşıdığını gösterdiği için beta-bloker tedavisine başlanmasını ertelemesi gereken en önemli bulgudur.
Çocuklarda kronik kalp yetersizliğinde karvedilol gibi beta-blokerlerin başlanabilmesi için hastanın klinik olarak stabil ve övolemik (kuru) olması gerekir. Son 2424 saatte saptanan 500 gram500\text{ gram} gibi belirgin bir kilo artışı, hastanın sıvı tuttuğunu ve konjesyonun devam ettiğini gösterir. Bu durumda negatif inotropik etkili bir ilaç başlanması dekompansasyon riskini artıracağı için tedavi ertelenmeli ve diüretik tedavisi optimize edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın inotropik destekten çıkma süresini değerlendir.
7272 saattir inotrop almadığı için stabilite kriterlerinden biri sağlanmıştır.
Beta-blokerler negatif inotrop etkili olduklarından, hastanın inotrop bağımlılığının bitmiş olması gerekir.
2
Konjesyon ve sıvı yükü durumunu kontrol et.
Vücut ağırlığında 500 gram500\text{ gram} artış saptandı.
Vücut ağırlığındaki ani artış, övoleminin sağlanamadığını ve hastanın halen 'ıslak' olduğunu gösterir.
3
Karvedilol başlama kriterleri ile bulguları karşılaştır.
Sıvı retansiyonu nedeniyle tedavi ertelenmelidir.
Konjestif durumdayken beta-bloker başlanması, akut dekompansasyona ve kalp yetersizliğinin kötüleşmesine yol açabilir.

Anahtar Kavram

Pediatrik kalp yetersizliğinde beta-bloker (karvedilol) başlama kriterleri: Stabilite, övolemi ('kuru' hasta) ve en az 48-72 saat inotropsız izlem.

Daha Fazla Pratik

Karvedilol başlanan bir hastada doz artırımı sırasında gelişebilecek yan etkileri (bradikardi, hipotansiyon, sıvı retansiyonu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 300Soru

1414 yaşında bir kız çocuk, rutin fizik muayenesinde duyulan üfürüm nedeniyle çocuk kardiyoloji polikliniğine sevk edilmiştir. Yapılan ekokardiyografisinde mitral kapak prolapsusu (MVP) ve buna bağlı gelişen hafif-orta dereceli mitral yetersizliği saptanmıştır. Hastaya çürük nedeniyle diş çekimi planlandığına göre, i̇nfektif endokardit profilaksisi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antibiyotik profilaksisi yapılmasına gerek yoktur.

Cevap

Mitral kapak prolapsusu ve mitral yetersizliği olan hastalarda i̇nfektif endokardit profilaksisi yapılmasına gerek yoktur.
Güncel AHA ve ESC kılavuzlarına göre, i̇nfektif endokardit profilaksisi yalnızca en yüksek riskli hasta grubuna (protez kalp kapakları veya protez materyal kullanılan kapak tamirleri, daha önce geçirilmiş i̇nfektif endokardit öyküsü, bazı siyanotik konjenital kalp hastalıkları) uygulanmaktadır. Mitral kapak prolapsusu (mitral yetersizliği eşlik etse dahi) bu yüksek risk grubunda yer almadığı için diş çekimi gibi işlemler öncesinde antibiyotik profilaksisi önerilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut kalp hastalığına göre risk kategorisini belirle.
Mitral kapak prolapsusu ve mitral yetersizliği, yüksek risk grubunda yer almaz.
Güncel AHA ve ESC kılavuzları bu lezyonları artık orta/düşük risk grubuna dahil etmektedir.
2
Yapılacak işlemin profilaksi gerektirip gerektirmediğini kontrol et.
Diş çekimi, sadece yüksek riskli hastalarda profilaksi gerektiren bir işlemdir.
Gingival doku manipülasyonu içeren işlemler bakteriyemi riski taşır.
3
Hasta riski ve işlem riskini birleştirerek karara var.
Yüksek riskli olmayan bir hastada profilaksi önerilmez.
Bakteriyemi riski olsa da, profilaksinin bu hasta grubundaki faydası kanıtlanmamıştır.

Anahtar Kavram

İnfektif endokardit profilaksisi sadece yüksek riskli hastalarda (protez kapak, geçirilmiş endokardit, bazı siyanotik KKH) diş işlemlerinden önce önerilir.
ÖncekiSayfa 15 / 16Sonraki
Kardiyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin