Nöroloji

293 soru

Soru 261Soru

3232 haftalık prematüre olarak doğan bir erkek bebek, şu an kronolojik olarak 88 aylıktır. Bebeğin rutin çocuk sağlığı izleminde nörolojik muayenesi ve gelişim basamakları değerlendirilmektedir. Bu bebeğin düzeltilmiş yaşına göre yapılan değerlendirmesinde, aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması normal gelişimsel sürece işaret eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Elindeki bir nesneyi bir elinden diğerine aktarabilmesi

Cevap

Düzeltilmiş yaşı 66 ay olan bir bebekte nesneleri bir elinden diğerine aktarabilmesi beklenen normal bir bulgudur.
Düzeltilmiş yaşı 66 ay olan bir bebekte, motor gelişim basamakları arasında en karakteristik bulgulardan biri nesneleri bir elinden diğerine aktarabilmesidir. Bu aşamada palmar yakalama refleksinin çoktan kaybolmuş olması gerekir ki elin istemli kullanımı mümkün olabilsin.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin düzeltilmiş yaşını hesaplayın.
Bebek 88 hafta (22 ay) erken doğmuştur. Kronolojik yaşı 88 ay olduğundan, düzeltilmiş yaş: 82=68 - 2 = 6 aydır.
Prematüre bebeklerin gelişimsel değerlendirmesi düzeltilmiş yaş üzerinden yapılmalıdır.
2
66 aylık bir bebeğin nörolojik ve motor gelişim özelliklerini gözden geçirin.
6.6. ayda; ilkel reflekslerin (Moro, ATNR, Palmar yakalama, Galant) kaybolmuş olması, nesne aktarma ve yardımla/destekle oturma basamaklarının başlaması beklenir.
Nörolojik olgunlaşma süreci belirli aylarda spesifik reflekslerin kaybolmasını ve yeni motor becerilerin kazanılmasını gerektirir.
3
Seçeneklerdeki bulguları 66 aylık hedef yaşla karşılaştırın.
Nesne aktarma 6.6. ay bulgusudur. Diğerleri ya çok erken kaybolmalıydı (Galant, Palmar) ya da daha geç ortaya çıkacaktır (Cımbız tutuşu, Posterior paraşüt).
Doğru gelişimsel değerlendirme için hem reflekslerin kaybolma hem de yeni becerilerin başlama aylarının bilinmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Prematüre bebeklerde nörolojik gelişim değerlendirilirken 'düzeltilmiş yaş' kullanılır ve 6.6. ay, ilkel reflekslerin kaybolup istemli motor becerilerin (nesne aktarma gibi) belirginleştiği kritik bir dönemeçtir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

Doğumdan itibaren mevcut olan, yüzün sağ yarısında alın ve üst göz kapağı bölgesini (Trigeminal sinirin V1V_1 dağılımı) tutan, morumsu-kırmızı renkli, deri seviyesinde ve basmakla solmayan lekesi olan 66 aylık bir bebek muayene ediliyor. Nörolojik muayenesi ve gelişim basamakları şu an için yaşıyla uyumlu olan bu bebekte, etkilenen tarafta gelişme riski en yüksek olan oküler bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glokom

Cevap

Sturge-Weber sendromunda, yüzdeki port şarabı lekesi üst göz kapağını kapsadığında aynı tarafta glokom gelişme riski oldukça yüksektir.
Sturge-Weber sendromu (SWS), yüzdeki trigeminal sinir dağılımına uygun kapiller malformasyon (nevus flammeus) ve aynı taraflı leptomeningeal anjiyomatozis ile karakterizedir. Nevus flammeus trigeminal sinirin oftalmik (V1V_1) dalını, yani alın ve üst göz kapağını tuttuğunda, etkilenen tarafta glokom gelişme riski %30 ile %70 arasındadır. Bu nedenle bu hastaların düzenli göz muayenesi ile glokom açısından takibi kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
V1 dağılımında nevus flammeus (port şarabı lekesi) saptandı.
Bu bulgu Sturge-Weber sendromu (ensefalofasiyal anjiyomatozis) için tanı koydurucudur.
2
Lezyonun lokalizasyonu ile komplikasyon riskini ilişkilendir.
Üst göz kapağı tutulumu mevcuttur.
V1 (oftalmik dal) tutulumu, hem glokom hem de leptomeningeal anjiyomatozis riskini anlamlı düzeyde artırır.
3
En olası oküler komplikasyonu belirle.
Glokom.
SWS'li hastaların yaklaşık %30-70'inde, özellikle oftalmik dal tutulumu varsa, ipsilateral glokom gelişir.

Anahtar Kavram

Sturge-Weber Sendromu'nda nevus flammeus dağılımı ve glokom ilişkisi
Soru 263Soru

1111 aylık bir erkek bebek, gelişimsel basamaklarda gerilik şüphesiyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Öyküsünden bebeğin yardımla ayağa kalkabildiği ancak resiprokal (çapraz) emekleme yapamadığı, bunun yerine her iki bacağını aynı anda öne doğru çekerek "tavşan sıçraması" (bunny hopping) tarzında ilerlediği öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde; bebek oturur pozisyondayken başı pasif olarak fleksiyona getirildiğinde kollarında fleksiyon, bacaklarında ise ekstansiyon yanıtı gözleniyor. Bu klinik durum ve muayene bulgusuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu durum, normalde 99-1212. aylarda entegre olması (kaybolması) gereken simetrik tonik boyun refleksinin (STNR) devam ettiğini gösterir.

Cevap

Saptanan bulgu, normalde 99-1212. aylarda entegre olması (kaybolması) gereken simetrik tonik boyun refleksinin (STNR) devam ettiğini göstermektedir.
Tarif edilen klinik tablo, Simetrik Tonik Boyun Refleksi'nin (STNR) varlığını göstermektedir. Bu refleks, baş fleksiyona getirildiğinde kolların bükülmesi ve bacakların gerilmesi (ekstansiyon), baş ekstansiyona getirildiğinde ise kolların gerilmesi ve bacakların bükülmesi şeklinde ortaya çıkar. STNR normalde 66-99. aylarda ortaya çıkar ve resiprokal emeklemenin başlayabilmesi için 99-1212. aylarda entegre olması (kaybolması) gerekir. Bu refleksin sönümlenememesi, bebeğin çapraz emeklemesini engelleyerek her iki bacağını aynı anda çekmesine (tavşan sıçraması) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun tanımlanması
Başın fleksiyonu ile üst ekstremitelerde fleksiyon, alt ekstremitelerde ekstansiyon yanıtı alınması.
Bu patern, Simetrik Tonik Boyun Refleksi'nin (STNR) tipik muayene bulgusudur.
2
Refleksin zamanlamasının değerlendirilmesi
STNR 66-99. aylarda belirir ve 99-1212. aylarda kaybolur.
1111-1212. aylarda halen baskın olması motor gelişimi olumsuz etkileyebilir.
3
Fonksiyonel kısıtlılığın analizi
STNR'nin devam etmesi, bebeğin elleri ve dizleri üzerinde çapraz (resiprokal) hareket yapmasını engeller.
Başın her hareketi ekstremite tonusunu simetrik olarak değiştirdiği için bebek resiprokal emekleyemez ve tavşan sıçraması (bunny hopping) yapar.

Anahtar Kavram

Simetrik Tonik Boyun Refleksi (STNR) ve motor gelişim üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 264Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 yaşından itibaren belirginleşen ilerleyici yürüme güçlüğü ve sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde trunkal ataksi, dizartri ve her iki gözde bulber konjonktivalarda belirgin vasküler genişlemeler (telenjektazi) gözleniyor. Bu hastanın klinik tablosu ve olası tanısı göz önüne alındığında, aşağıdaki özelliklerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyinde belirgin yükseklik

Cevap

Serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyinde belirgin yükseklik
Hastada görülen progresif serebellar ataksi, bulber konjonktival telenjektazi ve tekrarlayan enfeksiyonlar Ataksi-Telenjektazi tanısını koydurur. Bu hastalıkta serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyinin yüksek bulunması, özellikle 22 yaşından büyük çocuklarda tanısal değeri oldukça yüksek olan karakteristik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik üçlemenin (triad) analizi
Progresif ataksi, konjonktival telenjektazi ve sık enfeksiyon (immün yetmezlik) bulguları saptandı.
Bu bulgular Ataksi-Telenjektazi (A-T) sendromu için patognomoniktir.
2
Hastalığa özgü laboratuvar belirteçlerinin hatırlanması
AFPAFP yüksekliği, IgA/IgEIgA/IgE düşüklüğü ve kromozomal instabilite saptandı.
A-T tanısında 22 yaşından büyük çocuklarda AFPAFP yüksekliği en güvenilir laboratuvar bulgularından biridir.

Anahtar Kavram

Ataksi-Telenjektazi tanısında karakteristik klinik triad (ataksi, telenjektazi, immün yetmezlik) ve laboratuvar belirteci (AFPAFP yüksekliği).

Daha Fazla Pratik

Ataksi-Telenjektazi hastalarında artmış olan kanser riskini (özellikle lenfoma ve lösemi) ve bu riskin nedenini (DNA tamir bozukluğu) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

Doğum sonrası mikrosefali ve ağır nörolojik depresyon saptanan bir yenidoğanın kraniyal MRG incelemesinde; intrakraniyal alanın büyük oranda tek bir ventrikül yapısı (monoventrikül) ile kaplı olduğu, serebral hemisferlerin ayrılmadığı, talamusların orta hatta birleşik (füzyonda) olduğu ve falks serebri ile interhemisferik fissürün izlenmediği bildirilmiştir. Bu klinik ve radyolojik bulgular eşliğinde, bebekte saptanan malformasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alobar holoprozensefali

Cevap

Alobar holoprozensefali
Alobar holoprozensefali, prosensefalonun (ön beyin) telensefalon ve diensefalon şeklinde iki hemisfer ve yapıya bölünemediği en ağır holoprozensefali formudur. Bu durumda talamuslar orta hatta füzyondadır (birleşiktir), falks serebri ve interhemisferik fissür oluşmamıştır ve tek bir ortak monoventrikül mevcuttur. Siklopi gibi orta hat yüz defektleri de sık eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını analiz et.
Mikrosefali, monoventrikül (tek ortak ventrikül), talamik füzyon ve falks serebri agenezisi saptandı.
Geniş BOS boşluğu içeren tabloların (HPE, Hidranensefali, Ağır Hidrosefali) ayırıcı tanısını yapmak için midline yapıların varlığına bakılır.
2
Talamik füzyon ve falks serebri yokluğunun hangi malformasyon için patognomonik olduğunu belirle.
Bu bulgular prosensefalonun hemisferlere bölünemediği alobar holoprozensefaliye işaret eder.
Hidranensefali gibi benzer görünümlü durumlarda falks serebri korunmuştur.

Anahtar Kavram

Holoprozensefali türleri ve anatomik ayırıcı tanı kriterleri (özellikle falks serebri ve talamik füzyon).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 266Soru

Serebral palsi (SP) tiplerinin patofizyolojik temelleri, eşlik eden nöroanatomik hasar paternleri ve motor prognoz göstergeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miadında doğan bebeklerdeki derin ve ağır asfiktik hasar sonucu bazal ganglionlarda oluşan 'status marmoratus' tablosu, tipik olarak diskinetik serebral palsi gelişimine yol açar.

Cevap

Miadında doğan bebeklerdeki derin asfiktik hasar sonucu bazal ganglionlarda oluşan status marmoratus tablosu diskinetik serebral palsiye yol açar.
Miadında doğan bebeklerde perinatal asfiksiye bağlı olarak gelişen diskinetik serebral palsi, sıklıkla bazal ganglionlar ve talamustaki nöron kaybı ve anormal miyelinizasyon (status marmoratus) ile ilişkilidir. Bu durum, spastisiteden ziyade tonus değişkenliği ve istemsiz hareketlerle kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Gestasyonel yaşa göre beyin hasarı paternlerini analiz et.
Prematürelerde periventriküler beyaz cevher (PVL) hassasken, term bebeklerde parasagittal korteks veya ağır vakalarda bazal ganglionlar (status marmoratus) hassastır.
Vasküler havza alanları ve metabolik aktivite bölgeleri gestasyonel yaşla birlikte değişir.
2
Nöroanatomik lif dizilimini değerlendir.
Kortikospinal traktusta bacak lifleri ventriküllere en yakın (medial), yüz ve kol lifleri ise daha uzakta (lateral) yer alır.
PVL'de bacakların (dipleji) kollardan daha çok etkilenmesinin anatomik nedenini açıklar.
3
Primitif reflekslerin motor prognozdaki yerini belirle.
ATNR, Moro ve STNR gibi reflekslerin 12-18. aydan sonra sebatı yürüme açısından kötü prognozdur.
İlkel reflekslerin kaybolmaması istemli motor becerilerin gelişmesini engeller.

Anahtar Kavram

Serebral palsi tiplerinin etiyolojik, anatomik ve prognostik korelasyonu.

Daha Fazla Pratik

Farklı SP tiplerinde beklenen kraniyal MRG bulgularını (PVL, status marmoratus, kistik ensefalomalazi) tablolaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 267Soru

22 aylık kız bebek; gövde ve ekstremitelerde öne doğru ani eğilme şeklinde nöbetler (infantil spazm) ve gelişimsel basamaklarda duraksama şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. EEG incelemesinde yüksek voltajlı, kaotik yavaş dalgalar ve multifokal diken-dalga deşarjları (hipsaritmihipsaritmi) saptanıyor. Kraniyal MRG'de korpus kallozumun total agenezisi, lateral ventriküllerin birbirine paralel ve geniş yerleşimi (yarıs\cyarış arabasıarabası go¨ru¨nu¨mu¨görünümü) ile oksipital boynuzlarda belirgin genişleme (kolposefalikolposefali) saptanıyor. Dilate fundus muayenesinde ise her iki retinada multipl, sarı-beyaz renkli, atrofik koryoretinal lakünler izleniyor. Bu klinik tablo dikkate alındığında, bu hasta için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalık X'e bağlı dominant geçiş gösterir ve erkek fetüslerde genellikle prenatal dönemde letaldir.

Cevap

Hastalık X'e bağlı dominant geçiş gösterir ve erkek fetüslerde genellikle prenatal dönemde letaldir.
Aicardi sendromu; korpus kallozum agenezisi (ACC), patognomonik koryoretinal lakünler ve infantil spazm (West sendromu) kliniği ile karakterize nadir bir malformasyon kompleksidir. X'e bağlı dominant geçişli bir mutasyon sonucu oluşur ve erkek fetüslerde genellikle yaşamla bağdaşmaz (prenatal letalite). Bu nedenle klinikte neredeyse sadece kız çocuklarında görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtileri ve nöbet tipini analiz et.
İnfantil spazm ve EEG'de hipsaritmi bulguları 'West Sendromu' tablosunu gösterir.
Hastanın nörolojik prezentasyonunu tanımlamak için ilk adımdır.
2
Kraniyal MRG bulgularını (ACC ve paralel ventriküller) yorumla.
Korpus kallozum agenezisi (ACC) ve buna bağlı 'yarış arabası' görünümü saptanmıştır.
Serebral malformasyonun tipini belirlemek için gereklidir.
3
Patognomonik oftalmolojik bulguyu değerlendir.
Koryoretinal lakünler, ACC ile birleştiğinde Aicardi sendromu tanısını kesinleştirir.
Aicardi sendromu için koryoretinal lakünler en spesifik fizik muayene bulgusudur.
4
Sendromun genetik özelliklerini ve popülasyon dağılımını hatırla.
Aicardi sendromu X'e bağlı dominanttır; erkeklerde letal olduğu için sadece kızlarda (veya Klinefelter sendromlu erkeklerde) görülür.
Tanı konulan sendromun prognoz ve genetik danışmanlık özelliklerini belirler.

Anahtar Kavram

Aicardi Sendromu Triadı (İnfantil spazm + ACC + Koryoretinal lakün)

Daha Fazla Pratik

Diğer nöromigrasyon kusurlarını (lissensefali, heterotopi, şizensefali) ve bunlara eşlik eden spesifik radyolojik işaretleri tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 268Soru

1010 aylık bir kız bebek, ateşi fark edildikten yaklaşık 1515 dakika sonra, evde jeneralize tonik-klonik karakterde 55 dakika süren bir nöbet geçirmesi üzerine acil servise getirilmiştir. Hastanın acil servisteki vücut sıcaklığı 38.2C38.2^\circ C olarak ölçülmüş, fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmamış ve ağabeyinin de çocukken benzer nöbet öyküsü olduğu öğrenilmiştir. Nöbeti kendiliğinden duran ve postiktal dönemi olağan seyreden bu hasta için yapılacak bilgilendirmede aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada mevcut risk faktörleri nedeniyle gelecekteki ateşli hastalıklarda nöbet tekrar riski %70'in üzerindedir.

Cevap

Hastada mevcut risk faktörleri nedeniyle gelecekteki ateşli hastalıklarda nöbet tekrar riski %70'in üzerindedir.
Hastada febril nöbet tekrarı için tanımlanmış dört ana risk faktörünün tamamı bulunmaktadır: 12 aydan küçük yaş (1010 ay), birinci derece akrabada öykü (ağabey), nöbetin düşük ateşle (38.2C38.2^\circ C) tetiklenmesi ve ateş fark edildikten sonra çok kısa sürede (1515 dakika) nöbetin gelişmesi. Bu faktörlerden 3 veya daha fazlasının varlığı, gelecekteki ateşli hastalıklarda nöbetin tekrarlama riskini %70-80 düzeyine taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu sınıflandır
Basit febril nöbet
Nöbet jeneralize karakterde, süresi 15 dakikadan kısa (5 dakika) ve 24 saat içinde tekrarlamamıştır.
2
Tekrar risk faktörlerini belirle
4 risk faktörü mevcut
1. Yaş < 12 ay, 2. Aile öyküsü (ağabey), 3. Düşük ateş (38.2C38.2^\circ C), 4. Ateş başlangıcı ile nöbet arası sürenin kısa olması (< 1 saat).
3
Risk oranını hesapla
Risk > %70-80
Literatürde 3 veya daha fazla risk faktörü varlığında febril nöbet tekrar riskinin %70-80'in üzerine çıktığı bilinmektedir.

Anahtar Kavram

Febril nöbetlerde tekrar (rekürrens) risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve kümülatif risk oranları.

Daha Fazla Pratik

Febril nöbet sonrası epilepsi gelişimi için tanımlanmış 'komplike özellikler' ve 'nörogelişimsel anormallikler' gibi risk faktörlerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 269Soru

Ataksi, spastisite ve kognitif gerilik nedeniyle tetkik edilen 44 yaşındaki bir çocuğun kraniyal MRG incelemesinde; serebellar hemisferlerin orta hatta birbirleriyle füzyon gösterdiği, serebellar vermisin ise ayırt edilemediği izlenmiştir. Ayrıca aksiyel kesitlerde dördüncü ventrikülün daraldığı saptanmıştır. Bu klinik ve radyolojik tablo aşağıdaki konjenital santral sinir sistemi malformasyonlarından hangisiyle en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rombensefalosinapsis

Cevap

Serebellar hemisferlerin orta hatta birleşmesi ve vermis yokluğu ile karakterize olan rombensefalosinapsis.
Rombensefalosinapsis, serebellar vermisin agenezisi veya hipoplazisi ile birlikte serebellar hemisferlerin, nükleus dentatusların ve üst serebellar pedinküllerin orta hatta füzyonu ile karakterize nadir bir malformasyondur. MRG'de serebellar hemisferlerin birleşik olması ve vermisin ayırt edilememesi tanı koydurucudur. Ayrıca dördüncü ventrikülün daralması da bu tabloya eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Hastada ataksi (serebellar tutulum) ve MRG'de serebellar hemisfer füzyonu ile vermis aplazisi mevcut.
Konjenital malformasyonların ayrımında patognomonik radyolojik bulgular birincil öneme sahiptir.
2
Ayırıcı tanıda diğer serebellar anomalileri değerlendir.
Joubert'te 'molar diş', Dandy-Walker'da kistik dilatasyon ve geniş fossa posterior izlenirken, rombensefalosinapsiste hemisferik füzyon izlenir.
Vermis yokluğu ile seyreden diğer tabloların kendine özgü radyolojik 'imzaları' vardır.
3
Tanıyı doğrula.
Hemisferik füzyon bulgusu doğrudan rombensefalosinapsis tanısına yönlendirir.
Rombensefalosinapsis, serebellumun orta hat yapılarının (vermis) yokluğu ve hemisferlerin birleşmesi ile tanımlanan spesifik bir malformasyondur.

Anahtar Kavram

Rombensefalosinapsis: Serebellar vermis yokluğu + serebellar hemisferlerin orta hatta füzyonu.

Daha Fazla Pratik

Serebellar malformasyonlarda fossa posterior hacminin (geniş vs dar) ayırıcı tanıdaki önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 270Soru

Dört yaşındaki erkek hasta, yürürken dengesizlik ve sık düşme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinden, son bir yılda iki kez pnömoni nedeniyle hastaneye yatırıldığı ve sık tekrarlayan otitis media atakları geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövde ataksisi (truncal ataksi), derin tendon reflekslerinde azalma ve istemli göz hareketlerinde kısıtlılık (okulomotor apraksi) saptanıyor. Göz muayenesinde bulbar konjonktivada vasküler genişlemeler (telenjiektazi) izleniyor. Bu hastanın tanısını desteklemek amacıyla bakılan laboratuvar tetkiklerinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyinde yükseklik

Cevap

Serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyinde yükseklik
Soruda tarif edilen hasta; progresif serebellar ataksi (yürüme bozukluğu), okülokütanöz telenjiektaziler ve tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar (immün yetmezlik) üçlemesi ile Ataksi-Telenjiektazi kliniği sergilemektedir. Bu sendromda, nedeni tam bilinmemekle birlikte hastaların çok büyük bir kısmında serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyi yaşa göre belirgin yüksek saptanır. Bu bulgu, tanı koydurucu ve tarama amaçlı kullanılan en önemli laboratuvar anomalisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Progresif serebellar ataksi (dengesizlik), immün yetmezlik (tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar) ve okülokütanöz telenjiektaziler.
Bu triad (ataksi, telenjiektazi, immün yetmezlik) Ataksi-Telenjiektazi sendromunu işaret eder.
2
Sendromun karakteristik laboratuvar bulgularını değerlendir
Ataksi-Telenjiektazi hastalarının %90-95'inde serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyi belirgin şekilde yüksektir.
AFP yüksekliği, tanıyı destekleyen en güvenilir biyokimyasal belirteçlerden biridir.
3
Diğer seçenekleri ele
IgA düşüklüğü beklenir (seçenek yükseklik diyor), trombositopeni Wiskott-Aldrich bulgusudur, dev granüller Chediak-Higashi bulgusudur.
Tanının spesifik belirteci AFP yüksekliğidir.

Anahtar Kavram

Ataksi-Telenjiektazi'de ataksi erken dönemde başlarken, telenjiektaziler genellikle 3-6 yaş civarında belirginleşir. Serum AFP yüksekliği tanıda en önemli laboratuvar belirtecidir.
Soru 271Soru

İki aylık bir bebek, bacaklarını hareket ettirememe ve emme güçlüğü şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin jeneralize hipotoni, derin tendon reflekslerinin alınamaması, dilde fasikülasyonlar ve paradoksal (abdominal) solunum saptanıyor. Bebeğin yüz ifadesinin canlı olduğu ve çevreyle sosyal etkileşiminin devam ettiği gözleniyor. Anamnezinde bu motor geriliğin progresif seyrettiği ve bebeğin hiçbir zaman desteksiz oturamadığı öğreniliyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada en olası tanı ve bu hastalığın temel olarak etkilediği anatomik bölge aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spinal müsküler atrofi Tip 1 — Medulla spinalis ön boynuz hücreleri

Cevap

Spinal müsküler atrofi Tip 1 — Medulla spinalis ön boynuz hücreleri
Verilen klinik vaka (erken başlangıçlı hipotoni, arefleksi, dil fasikülasyonu ve paradoksal solunum) tipik bir SMA Tip 1 (Werdnig-Hoffmann) tablosudur. Bu hastalarda sosyal etkileşimin ve yüz ifadesinin korunması, patolojinin serebral değil omurilik seviyesinde olduğunu destekleyen önemli bir ayırıcı tanıdır. SMA'nın temel patolojik tutulum yeri medulla spinalis ön boynuz hücreleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipotoni, arefleksi, dil fasikülasyonu ve paradoksal solunumun varlığı periferik motor nöron (alt motor nöron) hastalığına işaret eder.
Bu bulgular klasik 'gevşek bebek' tablosunda nöromüsküler kavşak veya motor nöron patolojisini düşündürür.
2
Motor gelişim basamaklarını ve başlangıç zamanını değerlendir.
Belirtilerin ilk 66 ay içinde başlaması ve bebeğin hiçbir zaman desteksiz oturamaması tanıyı SMA Tip 1'e (Werdnig-Hoffmann) yönlendirir.
SMA tipleri en yüksek ulaşılan motor seviyeye göre sınıflandırılır; Tip 1'ler asla oturamaz.
3
Anatomik lokalizasyonu belirle.
SMA'nın temel patolojisi medulla spinalis ön boynuzundaki motor nöronların dejenerasyonudur.
SMN1 genindeki homozigot delesyon bu hücrelerin hayatta kalmasını engeller.

Anahtar Kavram

SMA Tip 1 (Werdnig-Hoffmann) Klinik Triadı ve Anatomik Tutulumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 272Soru

Hipotonik bir bebekte (gevşek bebek), aşağıdaki fizik muayene bulgularından hangisinin varlığı, altta yatan nedenin santral (üst motor nöron) bir patolojiden ziyade periferik (alt motor nöron) kaynaklı Spinal Müsküler Atrofi (SMASMA) gibi bir hastalığa bağlı olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Derin tendon reflekslerinin alınamaması (arefleksi)

Cevap

Hipotonik bir bebekte arefleksi (derin tendon reflekslerinin alınamaması) saptanması, tanıyı periferik nedenlere (özellikle SMA gibi motor nöron hastalıklarına) yönlendiren en kritik bulgudur.
Doğru seçenek olan arefleksi, Spinal Müsküler Atrofi (SMASMA) gibi alt motor nöron (ön boynuz) hastalıklarının en tipik fizik muayene bulgusudur. Santral nedenli hipotonilerde (serebral palsi, genetik sendromlar vb.) refleksler genellikle korunur veya üst motor nöron etkilenmesine bağlı olarak artmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki hipotoninin (gevşek bebek) karakterini değerlendir.
Hipotonik bebeklerde ilk ayrım 'Santral' (beyin) ve 'Periferik' (ön boynuz, sinir, kas) kaynaklıdır.
Tanısal yaklaşımın doğru branş ve testlere yönlendirilmesi için bu ayrım şarttır.
2
Refleksleri ve bilişsel durumu kontrol et.
SMA'da derin tendon refleksleri (DTR) kaybolurken (arefleksi), bilişsel durum ve çevreye ilgi tamamen normaldir.
SMA bir alt motor nöron hastalığıdır; duyu ve bilişsel yollar etkilenmezken refleks arkının motor bacağı çöker.
3
Eşlik eden santral bulguları (nöbet, mikrosefali) dışla.
Nöbet, mikrosefali ve sosyal etkileşim bozukluğu santral nedenleri destekler.
Bu bulgular kortikal tutulumu gösterir, oysa SMA'da patoloji medulla spinalis ön boynuzundadır.

Anahtar Kavram

Gevşek bebek (hipotoni) ayırıcı tanısında arefleksi periferik (motor nöron) tutulumu, hiperrefleksi ve bilişsel gerilik ise santral tutulumu gösterir.

Daha Fazla Pratik

SMA Tip 1 ve Tip 2 arasındaki en önemli fark olan 'oturabilme' motor becerisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 273Soru

Öyküsünde 66 aylıkken infantil spazm tanıları bulunan ve gelişimsel basamakları akranlarının gerisinde olan 44 yaşındaki bir erkek çocuk; gün içinde aniden yere düşme (atonik), dalarak cevapsız kalma (atipik absans) ve özellikle uykuda tüm vücutta sertleşme (tonik) nöbetleri nedeniyle getirilmiştir. Nöbet sonralarında kısa süreli konfüzyon gözlenen hastanın EEG incelemesinde zemin aktivitesinde yavaşlama ve 1.521.5-2 Hz frekanslı yaygın yavaş diken-dalga kompleksleri saptanmıştır. Bu klinik bulgular ve EEG verileri ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lennox-Gastaut sendromu

Cevap

Lennox-Gastaut sendromu
Lennox-Gastaut sendromu; klinik olarak atonik (düşme nöbetleri), tonik ve atipik absans nöbetlerinin bir arada görülmesi, gelişimsel gerilik ve EEG'de saptanan yaygın yavaş diken-dalga (<2.5<2.5 Hz) deşarjları ile karakterizedir. Vaka sunumunda belirtilen West sendromu geçmişi ve mevcut klinik triad bu tanıyı kesinleştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik nöbet tiplerini analiz et.
Hastada tonik, atonik ve atipik absans gibi birden fazla nöbet tipi mevcuttur.
Lennox-Gastaut sendromunun temel tanı kriterlerinden biri nöbet polimorfizmidir.
2
Gelişimsel öykü ve geçmiş tıbbi hikayeyi değerlendir.
Hastada gelişimsel gerilik mevcuttur ve öyküsünde West sendromu (infantil spazm) bulunmaktadır.
Lennox-Gastaut vakalarının yaklaşık %20-25'i West sendromundan evrilir.
3
EEG bulgularını yorumla.
EEG'de saptanan 1.521.5-2 Hz yaygın yavaş diken-dalga deşarjları patognomoniktir.
Hipsaritmi West sendromu için, yavaş diken-dalga ise Lennox-Gastaut için tipiktir.

Anahtar Kavram

Lennox-Gastaut sendromu; polimorfik nöbetler (tonik, atonik, atipik absans), zihinsel gerilik ve EEG'de yavaş diken-dalga kompleksleri triadı ile karakterize ağır bir epileptik ensefalopatidir.
Soru 274Soru

44 yaşındaki bir erkek çocuk, gece uykusundan yaklaşık 11 saat sonra şiddetli kusma, yüzde solukluk ve aşırı terleme ile uyanıyor. Takibinde gözleri sağa doğru dikili kalan ve çevreyle iletişimi kesilen hastanın bu tablosu yaklaşık 4040 dakika sürüyor. Nöbet sonrası dönemde hafif konfüzyonu olan ancak acil servise ulaşıldığında fizik ve nörolojik muayenesi tamamen normal saptanan bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Panayiotopoulos sendromu

Cevap

Okul öncesi dönemdeki çocukta uykuda gelişen kusma, solukluk ve göz sapması ile karakterize uzun süren nöbet tablosu Panayiotopoulos sendromunu işaret etmektedir.
Doğru seçenek olan Panayiotopoulos sendromu, 33-66 yaş arası çocuklarda, uykudan uyandıran kusma, yüzde solukluk, terleme ve idrar kaçırma gibi otonomik bulgularla karakterizedir. Nöbetler fokal başlangıçlıdır ve sıklıkla göz sapması eşlik eder. En belirgin özelliği nöbetlerin %50-7070 oranında 3030 dakikadan uzun (status) sürmesidir, buna rağmen nörolojik gelişim normaldir ve prognoz mükemmeldir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve nöbet zamanlamasını değerlendir
44 yaş (preschooler) ve gece uykusu (11 saat sonra), selim fokal epilepsiler için uygun bir zemin sunar.
Panayiotopoulos sendromu tipik olarak 33-66 yaş arası başlar ve nöbetlerin %75'i uykuda gelişir.
2
Nöbet semiyolojisindeki otonomik bulguları analiz et
Kusma, solukluk ve terleme baskın otonomik semptomlardır.
Bu sendromun en patognomonik özelliği 'iktal kusma'dır ve sıklıkla otonomik status epilepticus şeklinde uzun sürer.
3
Nöbet süresini ve post-iktal durumu yorumla
4040 dakika süren nöbet otonomik status kabul edilir; fizik muayenenin normal olması selim bir süreci destekler.
Panayiotopoulos sendromunda nöbetlerin yarısından fazlası 3030 dakikadan uzun sürer ancak prognoz mükemmeldir.

Anahtar Kavram

Panayiotopoulos sendromu, çocukluk çağının en sık görülen selim otonomik fokal epilepsisidir.
Soru 275Soru

14 aylık bir erkek çocuk, motor gelişiminde duraklama şikayetiyle getiriliyor. Hikayesinden hastanın desteksiz oturabildiği ancak hiçbir zaman tek başına ayağa kalkamadığı ve yürüyemediği öğreniliyor. Fizik muayenede jeneralize hipotoni, alt ekstremitelerde daha belirgin olan derin tendon reflekslerinde (DTRDTR) bilateral kayıp ve her iki elinde ince amplitüdlü titremeler (poliminimiyoklonus) saptanıyor. Bilişsel fonksiyonları normal sınırlarda olan bu hastanın genetik analizi ve klinik gidişatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SMN2SMN2 gen kopya sayısının genellikle 33 olması ve hastanın hiçbir zaman bağımsız yürüyemeyecek olması

Cevap

Bu hasta SMA Tip 2 (intermediyer form) ile uyumludur; bu formda hastalar desteksiz oturabilir ancak yürüyemezler ve genellikle 3 kopya SMN2SMN2 genine sahiptirler.
Vakadaki çocuk desteksiz oturma yetisine sahip olduğu halde yürüyememektedir, bu da onu SMA Tip 2 (intermediyer tip) sınıfına sokar. SMA Tip 2 hastalarında SMN2SMN2 gen kopya sayısı genellikle 33 adettir ve bu hastalar yardımcı cihazlar olmadan bağımsız yürümeyi hiçbir zaman başaramazlar. Ayrıca ellerdeki ince titremeler (poliminimiyoklonus) bu tip için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Motor gelişim basamaklarını analiz et.
Hasta desteksiz oturabiliyor ancak yürüyemiyor. Bu durum SMA Tip 2 (6-18 ay başlangıçlı) lehinedir.
SMA Tip 1 hiçbir zaman oturamaz, SMA Tip 3 ise yürüyebilir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir.
Hipotoni, arefleksi ve poliminimiyoklonus (el titremesi) alt motor nöron tutulumunu gösterir.
Poliminimiyoklonus, SMA Tip 2 hastalarında Tip 1'e göre daha sık görülen karakteristik bir bulgudur.
3
Genetik ve prognostik korelasyonu kur.
SMA'da SMN2SMN2 kopya sayısı klinik ağırlığı belirler. 3 kopya genellikle Tip 2 fenotipi ile ilişkilidir.
Daha fazla SMN2SMN2 kopyası, daha fazla fonksiyonel SMN proteini üretimi ve daha hafif klinik tablo demektir.

Anahtar Kavram

SMA Tiplerinin Motor Milestonelara ve SMN2 Kopya Sayısına Göre Ayırımı
Soru 276Soru

44 aylık bir erkek bebek; mikrosefali, gelişim basamaklarında gerilik ve dirençli infantil spazm benzeri nöbetler nedeniyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde bitemporal daralma, geniş burun kökü, yukarı çekik burun delikleri ve belirgin ince bir üst dudak saptanmıştır. Aksiyel kraniyal MRG kesitlerinde serebral korteksin ileri derecede kalınlaştığı, sulkus ve girusların izlenmediği, silviyen fissürlerin sığ kaldığı ve beynin beynin "88 rakamı" (kum saati) şeklinde bir görünüm sergilediği saptanmıştır. Bu klinik tablo ve radyolojik bulgularla en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lizensefali (Tip 1)

Cevap

Klinik fasyal bulgular ve kraniyal MRG'deki "88 rakamı" görünümü ile uyumlu olan Lizensefali (Tip 1) en olası tanıdır.
Lizensefali (Tip 1) seçeneği doğrudur çünkü hastada tarif edilen bitemporal daralma, geniş burun kökü ve ince üst dudak gibi yüz bulguları Miller-Dieker sendromuna özgüdür. Bu sendromda radyolojik olarak klasik lizensefali izlenir. Aksiyel MRG kesitlerinde silviyen fissürlerin gelişmemesi sonucu beynin ortadan boğumlanmış gibi görünmesiyle oluşan "88 rakamı" görünümü, agiri (sulksusların yokluğu) ile birlikte Tip 1 lizensefaliyi tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (mikrosefali, bitemporal daralma, ince üst dudak) değerlendirilmesi.
Bulgular Miller-Dieker sendromuna (17p1317p13 delesyonu) işaret etmektedir.
Miller-Dieker sendromu, karakteristik yüz görünümü ve Tip 1 lizensefali birlikteliği ile bilinir.
2
Radyolojik bulguların (agiri/pakigiri, kalın korteks, sığ silviyen fissürler) analizi.
Beynin aksiyel kesitlerde "88 rakamı" (kum saati) görünümü saptanmıştır.
Silviyen fissürlerin oluşmaması veya sığ kalması, beynin ortasında bir "bel" oluşturarak 88 rakamı görünümüne yol açar; bu durum klasik lizensefali (agiri) için patognomoniktir.
3
Diğer SSS malformasyonları ile ayırıcı tanının yapılması.
Bölünme kusuru (holoprozensefali) veya destrüktif süreçler (hidranensefali) dışlanmıştır.
MRG'deki spesifik kortikal kalınlaşma ve migrasyon kusuru paterni lizensefaliyi diğerlerinden ayırır.

Anahtar Kavram

Tip 1 (Klasik) Lizensefali ve Miller-Dieker Sendromu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 277Soru

99 yaşındaki bir erkek çocuk, gece uykudan yaklaşık 22 saat sonra ortaya çıkan, ağız kenarında ritmik kasılmalar, konuşamama ve ağızdan bol miktarda salgı gelmesi yakınmaları ile getiriliyor. Annesi nöbet sırasında çocuğun kendisini anladığını ancak cevap veremediğini belirtiyor. Nörolojik gelişimi normal olan hastanın yapılan EEGEEG incelemesinde uykuda belirginleşen, tek taraflı sentrotemporal bölge yerleşimli, yüksek amplitüdlü diken ve yavaş dalga kompleksleri saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisi (Rolandik epilepsi)

Cevap

Sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisi (Rolandik epilepsi)
Sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisi (Rolandik epilepsi), okul çağı çocuklarında en sık görülen fokal epilepsidir. Tipik nöbetleri uykuda (özellikle uykuya dalıştan kısa süre sonra veya uyanmadan önce) ortaya çıkar ve ağız kenarında çekilme, konuşamama (anartri), dilde uyuşma ve aşırı tükürük salgısı ile karakterizedir. EEG'de uykuda belirginleşen sentrotemporal diken-dalga deşarjları tanıyı koydurur. Prognozu mükemmeldir ve genellikle ergenlikte kendiliğinden düzelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki nöbet semiolojisi analiz edilir.
Uykuda ortaya çıkan orofasiyal kasılmalar, konuşamama (anartri) ve hipersalivasyon fokal bir nöbet odağını düşündürür.
Rolandik bölge tutulumunu gösteren patognomonik semptomların belirlenmesi için gereklidir.
2
EEG bulguları klinik tablo ile ilişkilendirilir.
Sentrotemporal bölgede uykuda aktive olan yüksek amplitüdlü dikenler, bu sendromun spesifik elektrofizyolojik karşılığıdır.
Tanının kesinleştirilmesi için klinik ve EEG uyumunun gösterilmesi gerekir.
3
Hastanın yaşı ve nörolojik gelişim düzeyi değerlendirilir.
99 yaşında ve gelişimi normal bir çocukta bu tablo Rolandik epilepsinin benign karakterini destekler.
Ağır epileptik ensefalopatilerden ayırıcı tanı yapmak için hastanın bazal nörolojik durumu kritiktir.

Anahtar Kavram

Sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisi (BECTS), okul çağında en sık görülen fokal epilepsi olup, uykuda orofasiyal semptomlar ve karakteristik EEG bulguları ile tanınır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 278Soru

1414 yaşında bir kız çocuk, sabahları uyandıktan kısa bir süre sonra kollarında aniden ortaya çıkan sıçramalar ve elindeki eşyaları düşürme şikayetiyle getirilmiştir. Bu ataklar esnasında şuur kaybı tanımlanmayan hastanın, sınav döneminde uykusuz kaldığı bir gecenin sabahında yaygın kasılmalarla giden bir jeneralize tonik-klonik nöbet geçirdiği öğreniliyor. Hastanın yapılan EEG incelemesinde jeneralize 464-6 Hz polispike-dalga deşarjları saptanıyor. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil miyoklonik epilepsi

Cevap

Tanı Juvenil miyoklonik epilepsidir; çünkü hastanın yaşı, uyanınca görülen miyoklonik atakları ve karakteristik EEG bulgusu bu sendromla tam uyumludur.
Doğru seçenek Juvenil miyoklonik epilepsi tanısını içeren seçenektir. Çünkü hastanın yaşı (1414 yaş), sabah uyandıktan sonra ortaya çıkan miyoklonik sıçramalar (şuur kaybı olmadan eşya düşürme), uykusuzluk sonrası gelişen jeneralize tonik-klonik nöbet ve EEG'deki jeneralize 464-6 Hz polispike-dalga paterni bu sendrom için klasik tanı kriterlerini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu analiz et.
Adolesan yaş (1414 yaş), sabah uyanınca ortaya çıkan miyoklonik sıçramalar (elindeki eşyayı düşürme) ve şuurun korunması belirlendi.
Juvenil miyoklonik epilepsinin (JME) en tipik klinik özelliğidir.
2
Tetikleyici faktörleri ve ikincil nöbet tipini değerlendir.
Uykusuzluğun jeneralize tonik-klonik nöbeti (GTKN) tetiklediği görüldü.
JME'de nöbetler sıklıkla uykusuzluk, alkol veya stresle tetiklenir.
3
EEG bulgusunu yorumla.
464-6 Hz jeneralize polispike-dalga deşarjları saptandı.
Bu bulgu JME için tanı koydurucudur (patognomoniktir).

Anahtar Kavram

Juvenil miyoklonik epilepsi (Janz Sendromu), adolesanlarda sabah miyoklonileri ve uykusuzlukla tetiklenen nöbetlerle karakterize, iyi prognozlu fakat hayat boyu tedavi gerektiren jeneralize bir epilepsi sendromudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 279Soru

66 yaşındaki bir erkek çocuk, daha önce normal olan dil gelişimi sonrasında son 44 aydır söylenenleri anlamamaya ve çevreyle iletişimi azaltmaya başlamıştır. Ailesi tarafından "kelime sağırlığı" olarak tarif edilen bu tabloda, çocuğun işitme testleri ve kraniyal görüntülemesi normal saptanmıştır. Uyku sırasında çekilen EEG incelemesinde temporal bölgelerde yoğunlaşan ve uykuda belirginleşen sürekli diken-dalga aktivitesi izlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Landau-Kleffner sendromu

Cevap

En olası tanı, kazanılmış epileptik afazi olarak da bilinen Landau-Kleffner sendromudur.
Landau-Kleffner sendromu, tipik olarak 373-7 yaş arası çocuklarda, normal bir dil gelişimi döneminden sonra ortaya çıkan işitsel agnozi (kelime sağırlığı) ve afazi ile karakterizedir. EEG'de uykuda belirginleşen temporal veya pariyetal bölgelerde sürekli diken-dalga aktivitesinin varlığı tanıyı doğrular. Kraniyal MR ve işitme testlerinin normal olması, afazinin primer olarak epileptik süreçten kaynaklandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik semptomunu belirle.
Daha önce normal konuşan bir çocukta 'kelime sağırlığı' (işitsel agnozi) ve dil kaybı mevcuttur.
Landau-Kleffner sendromunda dil merkezlerinin epileptik aktivite nedeniyle baskılanması primer bulgudur.
2
EEG bulgularını lokalizasyon ve aktivasyon açısından değerlendir.
Temporal bölgelerde yoğunlaşan ve uykuda aktive olan sürekli diken-dalga aktivitesi saptanmıştır.
Bu EEG paterni (ESES - uykuda sürekli diken dalga) sendromun tanısal kriteridir.
3
Kazanılmış afazinin diğer nedenlerini dışla.
İşitme testleri ve görüntüleme (MR) normaldir, bu da tablonun yapısal veya duyusal bir bozukluktan ziyade fonksiyonel/epileptik olduğunu gösterir.
Ayırıcı tanıda işitme kaybı veya tümör gibi yapısal nedenlerin dışlanması tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Landau-Kleffner sendromu (Kazandılmış Epileptik Afazi), dil gerilemesi ve uykuda aktive olan temporal EEG deşarjları ile karakterize spesifik bir çocukluk çağı epileptik sendromudur.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın tedavisinde kullanılan steroidlerin ve valproik asidin rolünü, karbamazepinin ise deşarjları artırabileceği bilgisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 280Soru

8 aylık bir kız çocuk, ateşinin 39.2C39.2^\circ C olduğu sırada yaklaşık 33 dakika süren, tüm vücudunda kasılma ve gözlerinde dikilme ile karakterize bir nöbet geçiriyor. Acil servise getirildiğinde genel durumu iyi olan ve fizik muayenesinde menenjit bulgusu saptanmayan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Basit febril nöbet

Cevap

Basit febril nöbet
Verilen vakada hastanın yaşı (8 ay) febril nöbetlerin en sık görüldüğü yaş grubundadır. Nöbetin ateş eşliğinde olması, 1515 dakikadan kısa sürmesi (33 dakika) ve jeneralize karakterde olması 'Basit Febril Nöbet' tanımı için tüm kriterleri karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve ateş durumunu kontrol et.
Hasta 8 aylık ve ateş 39.2C39.2^\circ C; febril nöbet yaş aralığında (6 ay - 5 yaş).
Febril nöbet tanısı için uygun yaş ve ateş kriterlerini doğrulamak gerekir.
2
Nöbetin süresini ve karakterini değerlendir.
Nöbet 33 dakika sürmüş ve jeneralize (tüm vücutta kasılma) tiptedir.
Sınıflandırma yapmak için nöbetin süresi (15 dakikadan kısa/uzun) ve tipi (fokal/jeneralize) kritiktir.
3
Eşlik eden klinik bulguları analiz et.
Fizik muayene normal, menenjit bulgusu yok.
İntrakraniyal enfeksiyon gibi sekonder nedenleri dışlamak tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Basit febril nöbet kriterleri: 6 ay - 5 yaş arası, jeneralize, <15 dakika süren ve 24 saatte tekrarlamayan nöbetler.

Daha Fazla Pratik

Febril nöbet geçiren bir çocukta LP (Lomber Ponksiyon) endikasyonlarını gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 14 / 15Sonraki