Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 481Soru

Aşağıdaki tabloda sosyolojik bir araştırma olan 'Kent Yaşamında Komşuluk İlişkilerinin Dönüşümü' başlıklı çalışma ile sosyal felsefe alanındaki 'İdeal Toplumsal Birliktelik' başlıklı bir metinden alınan kesitler karşılaştırılmıştır:

Sosyolojik Araştırma KesitiSosyal Felsefe Metni Kesiti
'Son on yılda metropollerde komşuluk ilişkilerinin azaldığı, apartman sakinlerinin %72'sinin komşularını ismen tanımadığı ve bu durumun toplumsal yalıtılmışlığı artırdığı gözlenmiştir.''İnsan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır. Huzurlu bir toplum için bireyler komşularıyla dayanışma içinde olmalı, karşılıklı sevgi ve saygıyı en yüksek erdem olarak kabul etmelidir.'

Bu karşılaştırma dikkate alındığında, sosyoloji biliminin konusu ve özellikleri bakımından sosyal felsefeden ayrılan temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değer yargılarından kaçınarak toplumsal gerçekliği olgusal ve betimsel düzeyde ele alması

Cevap

Değer yargılarından kaçınarak toplumsal gerçekliği olgusal ve betimsel düzeyde ele alması
Doğru cevap, sosyolojinin değer yargısı üretmeden toplumsal olguları nesnel, olgusal ve betimleyici bir yaklaşımla ele aldığını gösteren ifadedir. Tablodaki ilk kesit, apartman sakinlerinin komşularını tanıma oranlarını nesnel olarak saptayıp durum tespiti yaparken; ikinci kesit olması gereken erdemli davranışları belirterek normatif bir dil kullanmaktadır. Bu durum sosyolojiyi sosyal felsefeden ayıran en temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki sosyolojik araştırma kesiti ile sosyal felsefe metni kesiti arasındaki yaklaşım farkını belirlemek.
Sosyolojik kesitin oranlar vererek mevcut durumu (%72'nin tanımadığı vb.) ahlaki bir yargı belirtmeden (betimsel olarak) sunduğu; sosyal felsefe kesitinin ise 'nasıl olması gerektiği' (dayanışma olmalı, saygı gösterilmeli vb.) yönünde normatif ve ahlaki yargılar içerdiği belirlenir.
İki farklı disiplinin toplumsal gerçekliğe yaklaşım biçimlerindeki temel farkı ortaya koymak için.
2
Sosyolojinin ayırt edici özelliklerini (olgusal olma, normatif olmama, olanı inceleme) seçeneklerle karşılaştırmak.
Sosyolojinin ahlaki yargılardan kaçındığı (normatif olmadığı) ve olguları betimlediği yargısının doğru cevap olduğu saptanır.
Sosyolojinin bilimsel özelliklerini test etmek ve doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin bilimsel özellikleri ve sosyal felsefeden farkı
Soru 482Soru

Alp, yeni taşındığı evin adresini ve posta kodunu bir arkadaşına göndermek istemiştir. Ancak mesaj yazarken yeni adresini bir türlü hatırlayamamış, zihnine sürekli olarak yıllarca oturduğu eski evinin adresi ve posta kodu gelmiştir.

Bu parçada Alp'in yeni adresini zihninden çağıramaması durumu, bellek süreçleri ve unutma nedenleri açısından sırasıyla aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geri getirme - İleriye ket vurma

Cevap

Geri getirme süreci ve ileriye ket vurma olayı
Alp'in yeni adresini hatırlamaya çalışırken zihninde kayıtlı bilgiye ulaşma çabası bellek süreçlerinden 'geri getirme' ile ilgilidir. Bu süreçte eski adres bilgisinin yeni adresi engellemesi ise 'ileriye ket vurma' durumudur. Dolayısıyla doğru eşleştirme 'Geri getirme - İleriye ket vurma' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Alp'in zihninde kayıtlı olan yeni adres bilgisini hatırlamaya (geri çağırmaya) çalışması sürecinin belirlenmesi.
Belleğe daha önce kaydedilmiş bilgilere ulaşma ve onları bilince getirme eylemi 'geri getirme' (retrieval) süreci olarak tanımlanır.
Soruda sorulan ilk aşama olan bellek sürecini tespit etmek için.
2
Eski adres bilgisinin yeni adres bilgisinin hatırlanmasını engellemesi durumunun analiz edilmesi.
Önceki öğrenilenlerin (eski adres) yeni öğrenilenleri (yeni adres) unutturması veya geri çağrılmasını zorlaştırması 'ileriye ket vurma' (proactive interference) olarak adlandırılır.
Soruda sorulan ikinci aşama olan unutma nedenini tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Bellek süreçlerinden geri getirme ve unutma nedenlerinden ket vurma ilişkisi.
Soru 483Soru

Servet-i Fünun Dönemi���nde topluluğun "sanat sanat içindir" ilkesine ve ağır diline karşı çıkarak halk için yazma geleneğini sürdüren bir yazar, natüralist bir bakış açısıyla "sokağın sesini" edebiyata taşımıştır. Eserlerinde İstanbul’un kenar mahallelerindeki yaşamı, batıl inançları ve alafrangalık özentisini töre romanı çizgisinde karikatürize ederek yansıtır. Şöhret Bey, Meftun Bey ve Anjel gibi karakterler onun bu eleştirel tutumunun somut örnekleridir.

Bu parçada söz edilen sanatçı ve onun edebî kişiliğiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşkâl-i Zaman ve Falaka adlı eserlerinde parçada sözü edilen Şöhret Bey ve Meftun Bey gibi alafranga tipleri mizahi bir dille romanlaştırmıştır.

Cevap

Eşkâl-i Zaman ve Falaka adlı eserlerin Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ait olduğu ve bunların roman türünde yazıldığı yönündeki değerlendirme yanlıştır.
Doğru cevap, Eşkâl-i Zaman ve Falaka eserlerinin Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ait romanlar olduğunu iddia eden seçenektir. Bu eserler Ahmet Rasim'e aittir; Eşkâl-i Zaman fıkra, Falaka ise anı türündedir. Ayrıca parçada sözü edilen Şöhret Bey ve Meftun Bey karakterleri Hüseyin Rahmi'nin sırasıyla Şık ve Şıpsevdi romanlarında yer alır, Ahmet Rasim'in anılan yapıtlarıyla ilişkisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarından yola çıkarak hakkında bilgi verilen yazarın kimliğini tespit etmek.
Natüralizmden etkilenen, sokağın dilini edebiyata taşıyan, Şöhret Bey (Şık), Meftun Bey (Şıpsevdi) ve Anjel (Mürebbiye) karakterlerini yaratan yazarın Hüseyin Rahmi Gürpınar olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki değerlendirmelerin doğruluğunu kontrol edebilmek için parçadaki yazarın belirlenmesi gerekir.
2
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın edebi kişiliği, üslubu ve dönemindeki konumuna ilişkin seçeneklerdeki yargıları analiz etmek.
Yazarın realizm/natüralizmden etkilendiği, popüler roman geleneğini sürdürdüğü, sokak dilini kullandığı ve Servet-i Fünunculardan bağımsız kaldığına yönelik bilgilerin tamamının edebi gerçeklerle uyuştuğu saptanır.
Yanlış olan değerlendirmeyi bulmak amacıyla diğer seçeneklerdeki doğruların elenmesi gerekir.
3
Eşkâl-i Zaman ve Falaka adlı eserlerin yazarını, türünü ve parçadaki karakterlerle ilişkisini sorgulamak.
Eşkâl-i Zaman ve Falaka adlı eserlerin Ahmet Rasim'e ait fıkra ve anı türündeki eserler olduğu, Hüseyin Rahmi'ye ait olmadığı ve roman olmadıkları tespit edilir. Ayrıca Şöhret Bey ve Meftun Bey karakterleri Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın roman karakterleridir.
Bu eserlerin yazar ve tür eşleştirmesinin hatalı olduğunu doğrulayarak yanlış seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi Bağımsız Sanatçıları (Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim) Eser, Tür ve Üslup Özellikleri
Soru 484Soru

İkinci Meşrutiyet’in ilanını takip eden yıllarda Babıali çevrelerinde gazetecilik yapan Ahmet Kerim’in gözünden; ��ttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalif Hürriyet ve İtilaf Fırkası arasındaki sert siyasi mücadeleleri, dönemin basın kavgalarını ve bireyin bu kaos ortamındaki çıkmazını konu edinen Milli Edebiyat Dönemi romanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hüküm Gecesi - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Cevap

Hüküm Gecesi - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Soruda belirtilen gazeteci Ahmet Kerim karakteri ve İkinci Meşrutiyet Dönemi'nin fırka mücadeleleri (İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf çatışması) Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Hüküm Gecesi adlı romanının merkezini oluşturur. Bu nedenle doğru cevap Hüküm Gecesi romanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ipuçlarını (Ahmet Kerim karakteri, İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası arasındaki mücadeleler, Babıali basın hayatı) analiz etmek.
Bu özelliklerin, meşrutiyet dönemi parti kavgalarını anlatan siyasi bir romana işaret ettiği belirlenir.
Eserin konusunu ve başkahramanını teşhis ederek doğru romana ulaşmak.
2
Seçeneklerdeki eserleri yazar, dönem ve tema açısından karşılaştırmak.
Mai ve Siyah'ın Ahmet Cemil karakteriyle Servet-i Fünun dönemine ait olduğu, Sodom ve Gomore'nin işgal İstanbul'unu anlattığı, Jön Türk'ün Tanzimat dönemine ait olduğu ve Sahnenin Dışındakiler'in Cumhuriyet döneminde yazılmış bir Kurtuluş Savaşı romanı olduğu belirlenir. Hüküm Gecesi'nin ise aranan eser olduğu netleşir.
Benzer karakter isimleri (Ahmet Cemil ve Ahmet Kerim) veya temalar nedeniyle oluşabilecek karıştırmaları önlemek.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarının temaları, karakterleri ve tarihi arka planları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 485Soru

Buse Hanım, bir lisede rehber öğretmen olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda okulun disiplin kurulunda da üye olan Buse Hanım, kural ihlali yapan bir öğrencisinin kurul içindeki karar aşamasında zorlanmaktadır. Bir taraftan rehber öğretmen rolünün gerektirdiği sırdaşlık ve destekleyici tutumu sergilemeye çalışırken, diğer taraftan disiplin kurulu üyesi rolünün gerektirdiği tarafsız ve cezalandırıcı kuralları uygulama zorunluluğu arasında kalarak bir iç çatışma yaşamaktadır.

Bu parçada Buse Hanım'ın yaşadığı durum ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin sahip olduğu farklı toplumsal statülerin gerektirdiği davranışsal beklentilerin çatışması, rol çatışmasına neden olmuştur.

Cevap

Bireyin sahip olduğu farklı toplumsal statülerin gerektirdiği davranışsal beklentilerin çatışması, rol çatışmasına neden olmuştur.
Bireyin sahip olduğu farklı statülere ait rol beklentilerinin birbiriyle çelişerek bireyde kararsızlık yaratması sosyolojide rol çatışması olarak adlandırılır. Parçada rehber öğretmenlik ve disiplin kurulu üyeliği statülerinin gerektirdiği davranışların çelişmesi bu duruma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel problemi ve bireyin üstlendiği konumları tespit etmek.
Buse Hanım'ın hem rehber öğretmen hem de disiplin kurulu üyesi olarak iki farklı toplumsal statüye sahip olduğu belirlenir.
Toplumsal statüler, bireyin toplum içindeki konumunu gösterir ve bu konumları doğru belirlemek rolleri analiz etmek için ilk adımdır.
2
Bireyin bu statülerden kaynaklanan beklentiler arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Rehber öğretmen rolünün getirdiği sırdaşlık ile disiplin kurulu üyesi rolünün getirdiği kuralcılık beklentilerinin birbiriyle çeliştiği görülür.
İki farklı rol beklentisi arasındaki uyuşmazlık, bireyde içsel gerilime ve kararsızlığa yol açar.
3
Bu uyuşmazlık durumunu tanımlayan sosyolojik kavramı bulmak.
İki veya daha fazla rolün gereksinimlerinin birbiriyle çelişmesi durumu 'rol çatışması' kavramıyla açıklanır.
Bu kavramsal analiz bizi doğrudan doğru seçeneğe götürür.

Anahtar Kavram

Toplumsal statülerden kaynaklanan rol beklentilerinin birbiriyle çelişmesi sonucunda ortaya çıkan rol çatışması kavramı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 486Soru

İlk Çağ'da Filistin ve Mezopotamya coğrafyasında gerçekleşen 'Babil Sürgünü', Babil Kralı II. Nebukadnezar'ın Kudüs'ü ele geçirerek Yahudileri zorunlu göç ettirmesiyle başlamıştır. Yaklaşık yetmiş yıl süren bu sürgün dönemi, Pers İmparatorluğu'nun Babil Devleti'ni yıkması ve Yahudilerin yurtlarına dönmelerine izin vermesiyle son bulmuştur.

Buna göre, Babil Sürgünü ve sonrasında yaşanan gelişmeler dikkate alındığında göç hareketleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi ve askeri gelişmeler, kitlesel nüfus hareketlerinin yaşanmasında ve bu hareketlerin yön değiştirmesinde belirleyici olmuştur.

Cevap

Siyasi ve askeri gelişmeler, kitlesel nüfus hareketlerinin yaşanmasında ve bu hareketlerin yön değiştirmesinde belirleyici olmuştur.
Metinde aktarılan Babil Sürgünü'nün askeri fetihlerle başlaması ve başka bir devletin askeri zaferiyle son bulması, devletler arası siyasi ve askeri mücadelelerin toplulukların göç yollarını ve kaderlerini doğrudan çizdiğini gösterir. Bu durum, askeri olayların nüfus hareketlerinin yönünü tayin etmedeki gücünü kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen Babil Sürgünü'nün başlama ve bitiş koşullarını analiz etme
Sürgünün Babil Kralı II. Nebukadnezar'ın Kudüs'ü ele geçirmesiyle (askeri/siyasi bir olay) başladığı; bitişinin ise Pers İmparatorluğu'nun Babil'i fethetmesiyle (başka bir askeri/siyasi olay) gerçekleştiği belirlenir.
Göçün nedenleri ve sonuçları arasındaki ilişkileri saptamak.
2
Seçeneklerdeki kavramsal hataları ve anakronizmleri ayıklama
Laiklik ve feodalizm gibi kavramların İlk Çağ için geçerli olmadığı (anakronizm) saptanır. Göç edenlerin kimliklerini her zaman kaybettiği gibi mutlak ifadelerin yanlış olduğu belirlenir.
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
3
Tarihsel verileri genel bir çıkarımla eşleştirme
Askeri fetihlerin ve devletler arası savaşların insan topluluklarının göç etmesine ve yurtlarına geri dönmesine doğrudan sebep olduğu çıkarımı doğrulanır.
Ulaşılabilecek en genel ve doğru yargıyı saptamak.

Anahtar Kavram

İlk Çağ göç hareketlerinin askeri ve siyasi neden/sonuç ilişkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 487Soru

Malazgirt Savaşı sonrasında Selçuklu komutanları tarafından Anadolu'da kurulan ilk Türk beyliklerini, kuruldukları bölgeler ve bıraktıkları önemli mimari eserlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Danişmentliler
Saltuklular
Mengücekliler
Artuklular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Danişmentliler ile Yağıbasan Medresesi, Saltuklular ile Tepsi Minare, Mengücekliler ile Divriği Ulu Camii, Artuklular ile Malabadi Köprüsü eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede her beylik kendi coğrafyası ve kültürel mirasıyla ilişkilendirilmiştir. Sivas yöresinde Danişmentliler (Yağıbasan Medresesi), Erzurum yöresinde Saltuklular (Tepsi Minare), Erzincan/Divriği yöresinde Mengücekliler (Divriği Ulu Camii) ve Mardin yöresinde Artuklular (Malabadi Köprüsü) bulunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Danişmentliler beyliğinin egemenlik alanı ve kültürel miraslarını incelemek.
Danişmentliler; Sivas, Tokat ve Amasya çevresinde kurulmuş ve Anadolu'nun ilk medreselerinden olan Yağıbasan Medresesi'ni inşa etmiştir.
Danişmentlilerin eğitim faaliyetleri ile yerleşim merkezlerini doğru ilişkilendirmek.
2
Saltuklular beyliğinin egemenlik alanı ve kültürel miraslarını incelemek.
Saltuklular; Erzurum ve çevresinde kurulmuş olup Tepsi Minare ve Üç Kümbetler gibi Anadolu'daki en eski Türk eserlerini yapmışlardır.
Saltukluların Anadolu'nun Türkleşme sürecindeki ilk mimari izlerini belirlemek.
3
Mengücekliler beyliğinin egemenlik alanı ve kültürel miraslarını incelemek.
Mengücekliler; Erzincan, Kemah ve Divriği bölgelerinde hakimiyet kurmuş ve Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası gibi dünya mirası şaheserleri inşa etmişlerdir.
Mengüceklilerin sanat ve mimari alandaki katkılarını doğru tespit etmek.
4
Artuklular beyliğinin egemenlik alanı, mimari eserleri ve yetiştirdiği bilim insanlarını incelemek.
Artuklular; Mardin, Hasankeyf ve Harput bölgelerinde egemen olmuş, Malabadi Köprüsü'nü yapmış ve bünyesinde El-Cezeri gibi önemli bir bilim insanını barındırmıştır.
Artukluların güneydoğu Anadolu'daki hâkimiyetini ve bilimsel/mimari eserlerini saptamak.

Anahtar Kavram

Malazgirt Savaşı Sonrası Anadolu'da Kurulan İlk Türk Beylikleri ve Kültürel Mirasları
Soru 488Soru

Orta Asya’nın sert karasal iklimi ve bozkır coğrafyası, burada yaşayan toplulukların yaşam tarzını şekillendirirken Avrasya’da çeşitli kültür merkezlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamı��tır. Bu kültür bölgelerinde yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen buluntular ile daha sonraki dönemlerde gerçekleşen Türk göçlerinin karakteri arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır.

Buna göre;
I. Afanasyevo ve Andronovo kültürlerinde görülen atın evcilleştirilmesi ve metal işçiliği, Türk boylarının göç ettikleri coğrafyalarda askeri ve teşkilatçı yapılar kurmalarında kolaylaştırıcı rol oynamıştır.
II. Avrasya kültür havzalarında yer alan kurganlardaki buluntular, göç eden toplulukların gittikleri bölgelere sadece askeri güç değil, gelişmiş bir maden ve sanat üslubunu da taşıdıklarını göstermektedir.
III. Orta Asya’nın en eski kültür merkezi olan Anav kültürü, Türklerin en eski kültür merkezi olup Türk göçlerinin tüm Avrasya'ya yayılmasındaki ana merkezdir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
I ve II öncülleri doğrudur. Afanasyevo ve Andronovo kültürlerinde görülen atın evcilleştirilmesi ve metalürjideki ilerlemeler, Türk boylarının göç hareketlerinde lojistik ve askeri olarak üstünlük sağlamalarına imkan tanımıştır. Kurganlarda bulunan eşyalar ise bu göçlerle birlikte sanat, madencilik ve dokumacılık gibi kültürel unsurların da yeni coğrafyalara taşındığını göstermektedir. Ancak Anav kültürü Orta Asya'nın en eski kültür bölgesi olsa da etnik olarak Türklere ait en eski kültür merkezi değildir. Dolayısıyla doğru cevap 'I ve II' yargılarını içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Afanasyevo ve Andronovo kültürlerinin özelliklerini ve Türk göçleri ile ilişkisini analiz etmek.
Afanasyevo ve Andronovo kültürleri, Türklerin atalarına ait en eski kültür izlerini barındırır. Bu kültürlerde atın evcilleştirilmesi ve tuncun işlenmesi gibi gelişmeler, göçlerin hızını, mesafesini ve askeri gücünü doğrudan etkilemiştir. Dolayısıyla birinci yargı doğrudur.
Göçlerin lojistik ve askeri altyapısının arkeolojik kökenlerini belirlemek.
2
Kurgan buluntularının ve bozkır sanatının göçlerin niteliğine etkisini değerlendirmek.
Kurgan kazılarında ortaya çıkarılan gelişmiş maden işçiliği, silahlar ve hayvan üsluplu sanat eserleri, göç eden toplulukların ulaştıkları bölgelere yüksek bir kültürel düzey taşıdıklarını kanıtlamaktadır. Dolayısıyla ikinci yargı doğrudur.
Göçlerin sadece nüfus hareketi değil, aynı zamanda bir kültür aktarımı olduğunu doğrulamak.
3
Anav kültürünün tarihi niteliğini ve etnik aidiyetini sorgulamak.
Anav kültürü Orta Asya'nın en eski kültür merkezidir (MÖ 40004000 civarı) ancak Türklerin en eski kültür merkezi değildir. Türklerin bilinen en eski kültür merkezi Afanasyevo kültürüdür (MÖ 30003000 - 17001700 civarı). Ayrıca Anav kültürü göçlerin ana çıkış merkezi konumunda değildir. Dolayısıyla üçüncü yargı yanlıştır.
Kültür merkezlerinin kronolojik ve etnik sınırlarını netleştirerek yanılgıları gidermek.

Anahtar Kavram

Avrasya bozkır kültür merkezlerinin (Anav, Afanasyevo, Andronovo vb.) arkeolojik özellikleri ve bu unsurların Türk göçlerinin yayılma hızı, askeri gücü ve kültürel etkileri üzerindeki rolü.
Soru 489Soru

Abbasi Halifesi el-Mutasım, orduda Türk unsurlarına geniş yer vermiş, hatta başkent Bağdat'taki olası etnik çatışmaları önlemek amacıyla sadece Türklere ait Samarra şehrini inşa ettirmiştir. Ancak zamanla Samarra'daki Türk komutanlar, halifelerin tahta geçmesinde veya görevden alınmasında belirleyici bir güç haline gelmiş; bununla birlikte eyaletlerdeki Türk valiler de merkezden bağımsız hareket ederek 'tavaif-i müluk' adı verilen devletler kurmuşlardır.

Bu gelişmelere dayanarak, Abbasiler Dönemi'nde Türklerin askeri ve idari yapıda edindiği rollerin sonuçlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam dünyasında hilafet makamının dini otoritesinin tamamen son bularak dini liderliğin Türk hanedanlarına geçtiği

Cevap

İslam dünyasında hilafet makamının dini otoritesinin tamamen son bularak dini liderliğin Türk hanedanlarına geçtiği
Doğru cevap olan 'İslam dünyasında hilafet makamının dini otoritesinin tamamen son bularak dini liderliğin Türk hanedanlarına geçtiği' yargısı savunulamaz. Abbasiler Dönemi'nde Türk askeri komutanları ve valileri devlet yönetiminde son derece etkili hale gelmiş, halifeleri tahttan indirecek veya tahta çıkaracak kadar güçlü vesayet ilişkileri kurmuşlardır. Ayrıca eyaletlerde tavaif-i müluk adı verilen bağımsız Türk devletleri (Tolunoğulları ve İhşidiler gibi) kurmuşlardır. Ancak tüm bu siyasi ve askeri güce rağmen dini liderlik ve hilafet makamı varlığını Abbasi hanedanına bağlı olarak sürdürmüştür; hilafet makamı bu dönemde ortadan kalkmamış veya dini otoritesi resmi olarak Türklerin eline geçmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki bilgilerin ve kavramların analiz edilmesi
Samarra ve tavaif-i müluk kavramlarının tespiti yapılmış; Türklerin Abbasilerde askeri güç kazanarak siyasi vesayet oluşturduğu ve bağımsız devletler kurduğu anlaşılmıştır.
Soru kökündeki gelişmeleri doğru yorumlamak ve seçeneklerle karşılaştırmak amacıyla.
2
Seçeneklerdeki tarihi bilgilerin doğruluk kontrolünün yapılması
Türklerin hilafet üzerinde siyasi vesayet kurduğu ve bağımsız devletler kurduğu doğrulanmıştır. Ancak hilafet makamının dini otoritesinin tamamen son bulması veya dini liderliğin Türklerin eline geçmesi bu dönemde gerçekleşmemiştir. Abbasi halifeleri dini liderliklerini sürdürmüşlerdir.
Seçeneklerin metinle ve tarihi gerçeklerle uyumunu değerlendirmek amacıyla.

Anahtar Kavram

Abbasiler Dönemi'nde askeri ve idari yapıda Türklerin rolü, Samarra şehri ve Tavaif-i Müluk devletlerinin kuruluşu.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 490Soru

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçları, etki alanları ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik durumları farklılık göstermektedir.

Aşağıda verilen uluslararası örgütleri, bu ��rgütlerin kuruluş amaçları ve Türkiye'nin üyelik statüsüyle ilgili doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Avrupa Birliği (AB)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)
Gelişen Sekiz Ülke (D-8)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Avrupa Birliği (AB) ile Avrupa ülkelerinin bütünleşmesini amaçlayan ve Türkiye'nin aday olduğu seçeneğin; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile 1969'da kurulan siyasi örgüt seçeneğinin; Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile yaşam standartlarını iyileştirmeyi hedefleyen örgüt seçeneğinin; Gelişen Sekiz Ülke (D-8) ile Türkiye öncülüğünde İstanbul'da kurulan örgüt seçeneğinin eşleşmesi gerekir.
Doğru eşleştirmede Avrupa Birliği (AB) adaylık statüsü içeren açıklamayla, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 1969'da kurulan küresel siyasi yapı açıklamasıyla, OECD küresel düzeyde yaşam standartlarını yükseltmeyi hedefleyen yapıyla ve D-8 Türkiye öncülüğünde İstanbul'da kurulan bölgesel/küresel nitelikteki ekonomik iş birliği açıklamasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Avrupa Birliği (AB) örgütünün niteliklerini belirlemek.
Avrupa Birliği bölgesel bir siyasi ve ekonomik bütünleşme örgütüdür. Türkiye tam üye değildir, aday ülkedir.
AB'nin bölgesel niteliğini ve Türkiye'nin müzakereci adaylık durumunu netleştirmek.
2
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) örgütünün niteliklerini belirlemek.
Rabat Zirvesi sonrası 1969'da kurulan küresel nitelikli siyasi bir örgüttür. Türkiye kurucu üyelerindendir.
Teşkilatın kuruluş tarihini, amacını ve Türkiye'nin kurucu statüsünü doğrulamak.
3
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) örgütünün niteliklerini belirlemek.
Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin yaşam standartlarını yükseltmeyi hedefleyen küresel bir ekonomik kuruluştur. Türkiye kurucu üyelerindendir.
Örgütün sosyal ve ekonomik kalkınma amacını ve Türkiye'nin kurucu üyeliğini eşleştirmek.
4
Gelişen Sekiz Ülke (D-8) örgütünün niteliklerini belirlemek.
Gelişmekte olan 8 İslam ülkesinin ekonomik iş birliğini sağlamak amacıyla Türkiye'nin öncülüğünde 1997'de İstanbul'da kurulmuştur.
D-8'in ekonomik niteliğini ve İstanbul Deklarasyonu ile kuruluş yerini eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçları, etki alanları ve Türkiye'nin üyelik statüleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 491Soru

Hz. Ebu Bekir Dönemi'nde dinden dönenler (Ridde) ve yalancı peygamberler meselesi çözülerek iç güvenlik sağlanmış, Hz. Ömer Dönemi'nde ise Irak, Suriye, Filistin ve Mısır gibi geniş coğrafyalar fethedilerek buralarda ordugah şehirler kurulmuş ve askeri ikta sistemi uygulanmıştır. Hz. Osman Dönemi'nde ise fetihlerin Azerbaycan ve Horasan'a kadar uzanmasıyla farklı dil ve lehçelere sahip toplulukların Müslüman olması üzerine Kur'an-ı Kerim nüshaları çoğaltılarak önemli merkezlere gönderilmiştir.

Bu bilgilere dayanarak Dört Halife Dönemi gelişmeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırların genişlemesi ve toplumsal yapının çeşitlenmesi, dini ve idari alanda yeni düzenlemeleri zorunlu kılmıştır.

Cevap

Sınırların genişlemesi ve toplumsal yapının çeşitlenmesi, dini ve idari alanda yeni düzenlemeleri zorunlu kılmıştır.
Sınırların hızla genişlemesiyle birlikte yeni coğrafyaların yönetilmesi için ordugah şehirler kurulması, askeri ikta sisteminin uygulanması ve farklı toplumların Müslüman olmasıyla Kur'an-ı Kerim nüshalarının çoğaltılması, sınırların büyümesi ve toplumsal yapının değişmesinin idari ve dini alanda reformları zorunlu kıldığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki gelişmelerin analiz edilmesi
Hz. Ebu Bekir Dönemi'nde iç güvenlik (Ridde Olayları), Hz. Ömer Dönemi'nde geniş fetihler ve kurumsallaşma adımları (ikta, ordugahlar), Hz. Osman Dönemi'nde ise coğrafi genişleme ve kültürel çeşitlilik karşısında dini önlemlerin (Kur'an'ın çoğaltılması) alındığı belirlenmiştir.
Paragrafta verilen bilgilerin genel tarihi eğilimle ve devlet yapısındaki dönüşümle ilişkisini kurmak.
2
Seçeneklerin değerlendirilmesi ve çeldiricilerin elenmesi
Mevali, saltanat ve federal yapı gibi unsurların Dört Halife Dönemi'nin özellikleri olmadığı veya bu dönemdeki uygulamaları yanlış yansıttığı tespit edilmiştir. Dış fetihlerin ise sadece savunma amaçlı olmadığı görülmüştür. Sınırların genişlemesinin idari ve dini yenilikleri (çoğaltma, ikta vb.) getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yanlış seçenekleri anakronizm, kavram kargaşası ve olgu hataları üzerinden eleyerek doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Dört Halife Dönemi'nde sınırların genişlemesinin idari, askeri ve dini kurumsallaşma üzerindeki etkileri
Soru 492Soru

İnsan davranışlarının biyolojik temellerini oluşturan sinir sistemi bölümleri ve beyin yapıları belirli işlevleri yerine getirmektedir. Sol sütunda yer alan nörobiyolojik yapıları, sağ sütunda verilen kendilerine özgü fizyolojik veya davranışsal işlevlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Parasempatik sinir sistemi
Hipotalamus
Temporal lob
Omurilik soğanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Parasempatik sinir sistemi - Sakinleşme ve enerji depolama; Hipotalamus - İç denge (homeostazis) ve temel dürtüler; Temporal lob - İşitsel süre��ler ve dil çözümlenmesi; Omurilik soğanı - Hayati otonom refleksler
Nörobiyolojik yapılar kendilerine özgü fizyolojik ve davranışsal işlevlere sahiptir: parasempatik sinir sistemi sakinleşmeyi ve enerji depolamayı; hipotalamus iç dengenin (homeostazis) korunmasını; temporal lob işitsel süreçlerin ve konuşulan dilin çözümlenmesini; omurilik soğanı ise solunum ve dolaşım gibi hayati otonom reflekslerin kontrolünü yönetir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütunda yer alan parasempatik sinir sisteminin temel biyolojik işlevini sağ sütundan belirlemek.
Parasempatik sinir sisteminin tehdit sonrası organizmayı sakinleştirme, kalp atışını yavaşlatma ve sindirimi başlatma işleviyle eşleştiği saptanır.
Sempatik sistemin aksine parasempatik sistemin organizmayı dinlenme ve enerji tasarrufu moduna soktuğunu bilmek.
2
Sol sütunda yer alan hipotalamus yapısının temel fizyolojik işlevini sağ sütundan belirlemek.
Hipotalamusun iç dengeyi (homeostazis) koruma, açlık, susuzluk ve vücut ısısını düzenleme işleviyle eşleştiği saptanır.
İç çevrenin kararlılığını sağlayan temel hormonal ve otonom kontrol merkezinin hipotalamus olduğunu bilmek.
3
Sol sütunda yer alan temporal lobun birincil zihinsel işlevini sağ sütundan belirlemek.
Temporal lobun işitsel uyarıcıların anlamlandırılması, dilin çözümlenmesi ve işitsel hafızanın koordinasyonu işleviyle eşleştiği saptanır.
Şakak bölgesinde yer alan temporal lobun işitme ve konuşma merkezlerini barındırdığını bilmek.
4
Sol sütunda yer alan omurilik soğanının hayati işlevini sağ sütundan belirlemek.
Omurilik soğanının solunum, yutkunma ve kan dolaşımı gibi temel hayati otonom refleksleri yönetme işleviyle eşleştiği saptanır.
Hayat düğümü olarak adlandırılan bu yapının istemsiz çalışan hayati sistemlerin kontrol merkezi olduğunu bilmek.

Anahtar Kavram

Davranışın Biyolojik Temelleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 493Soru

Jean-Paul Sartre'a göre insan, kendi varoluşunu kendisi inşa eden tek varlıktır. Diğer varlıkların (örneğin bir masanın ya da kalemin) özü varoluşundan önce gelirken, insanın önce var olduğunu ve daha sonra kendi kararlarıyla kendi özünü oluşturduğunu savunur. Bu durum insanı mutlak bir özgürlüğe mahkûm eder. Ancak bu özgürlük, beraberinde eylemlerinin tüm sorumluluğunu da getirir. Birey, bu ağır sorumluluktan kaçmak veya onun yarattığı bunaltıyı hafifletmek amacıyla çoğu zaman eylemlerinin nedenini kendi dışındaki faktörlere (kadere, toplumsal koşullara veya genetik özelliklere) yükleme eğilimi gösterir.

Sartre'ın varoluşçu felsefesinde, bireyin kendi özgürlüğünü inkâr ederek sorumluluktan kaçması ve kendini dış koşulların pasif bir nesnesi gibi görmesi durumu aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kötü niyet

Cevap

Kötü niyet
Kötü niyet kavramı, Sartre'ın ahlak felsefesinde bireyin kendi özgür seçimlerinin sorumluluğunu üstlenmeyip bunları dış etkenlere bağlayarak kendini aldatmasını tarif eder. Metindeki açıklama doğrudan bu duruma karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ana temayı ve felsefi akımı analiz etmek.
Metinde insanın önceden belirlenmiş bir özünün olmadığı, eylemlerini özgürce seçtiği ancak bu durumun getirdiği ahlaki sorumluluktan kaçmak için mazeretler ürettiği anlatılmaktadır. Bu yaklaşım 20. yüzyıl felsefe akımlarından varoluşçuluğa (egzistansiyalizm) aittir.
Sorunun hangi felsefi akım ve düşünür ekseninde kurulduğunu saptayarak doğru kavram alanına yönelmek gerekir.
2
Varoluşçu felsefede sorumluluktan kaçma davranışının kavramsal karşılığını belirlemek.
Sartre, bireyin kendi özgürlüğünü ve kararlarının sorumluluğunu üstlenmek yerine kendini dış koşulların (kader, toplum vb.) bir kurbanı veya nesnesi olarak göstermesini 'kötü niyet' (mauvaise foi) kavramıyla açıklar.
Metinde tarif edilen ahlaki durumun varoluşçu terminolojideki tam adını bulmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Varoluşçulukta özgürlük, sorumluluk ve kötü niyet ilişkisi
Soru 494Soru

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında "idealist öğretmen" tipi sıklıkla işlenen motiflerden biridir. Bu romanlardan birinde, geleneksel medrese eğitiminden yetiştiği hâlde bu sistemin yozlaşmışlığına isyan edip muallim mektebine geçen ve ardından Anadolu'nun Sarıova kasabasına tayin edilerek cehalet ve bağnazlıkla savaşan Şahin Bey'in mücadelesi anlatılır. Eser, din sömürüsü yapan çevrelerin ve işgal yıllarındaki iş birlikçilerin gerçek yüzünü ortaya koyması bakımından döneminin önemli bir tezli romanıdır.

Bu parçada sözü edilen eser ve yazarı aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeşil Gece - Reşat Nuri Güntekin

Cevap

Yeşil Gece - Reşat Nuri Güntekin
Parçada ayrıntıları verilen idealist öğretmen Şahin Bey karakteri, geleneksel medrese eğitiminin yozlaşmasına başkaldırarak öğretmen okuluna geçmiş ve Anadolu'nun Sarıova kasabasında gerici güçlerle mücadele etmiştir. Bu kurgu ve karakterler, Reşat Nuri Güntekin'in 'Yeşil Gece' adlı tezli romanında yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarını analiz etme
Eserdeki kahramanın 'Şahin Bey' olduğu, medreseden muallim mektebine geçtiği, 'Sarıova' kasabasında cehalet ve bağnazlığa karşı savaştığı ve eserin bir 'tezli roman' olduğu belirlendi.
Soruda tanıtılan eseri tespit etmek için metindeki anahtar kelimeleri ve olay örgüsü unsurlarını belirlemek gerekir.
2
Belirlenen özellikleri dönem eserleriyle eşleştirme
Şahin Bey karakteri ve Sarıova'daki cehaletle mücadele teması Reşat Nuri Güntekin'in 'Yeşil Gece' romanı ile eşleşmektedir.
Milli Edebiyat Dönemi'nde öğretmen figürünü ele alan diğer eserlerden (örneğin Vurun Kahpeye) farkını ortaya koyarak doğru yapıta ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında öğretmen motifi ve Yeşil Gece romanının içeriği
Soru 495Soru

Bir öğrencinin derste öğretmeninden ilk kez duyduğu 'epistemoloji' kavramını öğrenmesi, zihninde saklaması ve ertesi günkü felsefe sınavında hatırlayarak kağıda yazması sürecinde gerçekleşen zihinsel adımların kronolojik sırası aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bilginin işlenme sırası sırasıyla duyusal kayıt, kısa süreli bellek, kodlama ile uzun süreli belleğe aktarım ve son olarak geri çağırma şeklindedir.
Doğru sıralama duyusal kayıt aşamasıyla başlar, dikkat vasıtasıyla kısa süreli belleğe geçişle devam eder, ardından anlamlandırma yapılarak uzun süreli belleğe kodlanır ve en son ihtiyaç duyulduğunda uzun süreli bellekten geri çağrılarak tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış dünyadan gelen uyarının ilk olarak hangi bellek yapısına ulaştığını belirlemek.
Öğretmenin sesinin duyusal kayıtta (işitsel bellek) tutulması ilk adımdır.
Bilgi işleme modelinde çevreyle etkileşimin ilk noktası duyusal bellektir.
2
Duyusal kayıttan sonra bilginin geçtiği aktif çalışma alanını tespit etmek.
Dikkat ve algı süre��leriyle bilginin kısa süreli belleğe aktarılması ikinci adımdır.
Duyusal kayıttaki uyarıcılardan sadece dikkat edilenler kısa süreli belleğe geçebilir.
3
Bilginin kalıcı olarak depolanabilmesi için geçmesi gereken süreci belirlemek.
Bilginin anlamlandırılarak uzun süreli belleğe kodlanması üçüncü adımdır.
Bilginin kalıcı hale gelmesi ancak uzun süreli belleğe kodlanıp depolanmasıyla mümkündür.
4
Depolanmış bilginin ihtiyaç anında tekrar kullanılabilir hale gelmesini sağlayan son adımı belirlemek.
Bilginin uzun süreli bellekten geri çağrılması dördüncü adımdır.
Sınav esnasında soruyu yanıtlamak için bilginin uzun süreli bellekten geri çağrılarak bilince getirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Bilgi İşleme Modelinde Bellek Aşamaları ve Bilgi Akışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 496Soru

Türkiye'de tarımsal faaliyetlerin yürütülmesinde iklim elemanları ile su kaynaklarına erişim temel belirleyici unsurlardır. Kuraklık ve sulama yetersizliği gibi faktörler üreticileri belirli tarım yöntemlerine yönlendirirken, modern sulama projeleri tarımsal yapıda köklü değişimlere yol açmaktadır.

Hazırlanan Türkiye haritasında bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada işaretli alanlar ve bu alanlardaki tarımsal özelliklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II numaralı alanda nadas uygulamasının yaygın olması, toprağın mineral dengesini korumak amacıyla yapılan aktif bir gübreleme yöntemi olmasından kaynaklanır.

Cevap

II numaralı alanda nadas uygulamasının yaygın olmasının toprağın mineral dengesini korumak amacıyla yapılan aktif bir gübreleme yöntemi olduğunu belirten ifade yanlıştır.
II numaralı alanda nadas uygulamasının yaygın olmasının toprağın mineral dengesini korumak amacıyla yapılan aktif bir gübreleme yöntemi olmasından kaynaklandığını belirten seçenek yanlıştır. Nadas, kuraklık ve sulama yetersizliği nedeniyle toprağın nem biriktirmesini sağlamak amacıyla mecburen boş bırakılmasıdır; bir gübreleme tekniği değildir. Bu yüzden doğru cevap bu ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış alanların coğrafi konumlarını ve iklim özelliklerini belirlemek.
I numaralı yer Ergene Havzası (karasal iklim), II numaralı yer Konya Ovası (kurak karasal iklim), III numaralı yer Rize/Doğu Karadeniz kıyıları (her mevsim yağışlı Karadeniz iklimi), IV numaralı yer Şanlıurfa/Güneydoğu Anadolu (yazı aşırı kurak iklim), V numaralı yer Çukurova (Akdeniz iklimi) olarak belirlenir.
Sorudaki tarımsal özellikleri doğru analiz edebilmek için bölgelerin iklim ve konum özelliklerinin bilinmesi gerekir.
2
Nadas yönteminin coğrafi tanımını ve uygulanma gerekçesini sorgulamak.
Nadas, kurak ve yarı kurak bölgelerde sulama imkanlarının yetersizliğine bağlı olarak toprağın kaybettiği nemi ve suyu geri kazanması için bir yıl boş bırakılması sürecidir. Aktif veya bilinçli bir gübreleme yöntemi değildir.
Öğrencilerin nadası bir gübreleme yöntemi sanma yanılgısını (err_yks_ayt_cog2_tr_ekonomi_nadas_ve_sulama_hatasi) test etmek.
3
Seçenekleri karşılaştırarak olumsuz soru köküne uygun olan yanlış ifadeyi tespit etmek.
Nadasın aktif bir gübreleme yöntemi olduğunu iddia eden seçeneğin yanlış bir bilgi içerdiği, dolayısıyla doğru yanıt olduğu belirlenir.
Soru kökündeki 'doğru değildir' olumsuz ifadesine uygun seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de tarım yöntemleri, nadas uygulaması ve sulama projelerinin (GAP, KOP) tarımsal üretime etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 497Soru

Aşağıda sol sütunda yer alan sosyolojik kavramlar ile sağ sütunda yer alan günlük yaşam durumlarını doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rol Pekişmesi
Rol Çatışması
Kazanılmış Statü
Toplumsal Saygınlık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rol pekişmesi anaokulu öğretmeninin evdeki tutumuyla; rol çatışması polisin arkadaşını gözaltına almasıyla; kazanılmış statü komilikten başaşçılığa yükselmeyle; toplumsal saygınlık ise mahalle bakkalının dürüstlüğüyle sevilen bir figür olmasıyla eşleşir.
Sosyolojik kavramlar ve günlük yaşam durumları birebir eşleşmektedir. Rol pekişmesi mesleki rollerin aile rollerini kolaylaştırmasıyla, rol çatışması rollerin uyuşmamasıyla, kazanılmış statü emekle elde edilen konumla, toplumsal saygınlık ise dürüstlük ve yardımseverlik gibi erdemlerle kazanılan saygıyla doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların tanımlarını belirlemek.
Rol pekişmesi, rol çatışması, kazanılmış statü ve saygınlık kavramlarının sosyolojik tanımları netleştirilir.
Örnekleri doğru kavramlarla ilişkilendirebilmek için kuramsal bilgiye sahip olmak gerekir.
2
Durumları kavramlarla eşleştirmek.
Polisin ikilemi çatışmayla, öğretmenin evdeki eylemleri pekişmeyle, kominin aşçıbaşılığı kazanılmış statüyle, bakkalın dürüstlüğü saygınlıkla eşleşir.
Sosyal yaşamdaki pratiklerin hangi teorik kavramın kapsamına girdiğini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Toplumsal İlişki, Statü, Rol ve Saygınlık kavramlarının günlük yaşam örnekleri üzerinden analiz edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 498Soru

Aşağıda İlk Çağ'da gerçekleşen bazı büyük göç hareketleri ile bu göçlerin ortaya çıkardığı siyasi ve askeri sonuçlar verilmiştir. Bu göç hareketlerini, ilişkili oldukları tarihi sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Amurru (Babil) Göçleri
Ege Göçleri (Deniz Kavimleri)
Hurri Göçleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Amurru Göçleri, Arabistan kaynaklı olup I. Babil Devleti'nin kurulmasını sağlayan açıklamayla; Ege Göçleri, Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla sonuçlanan göç dalgasıyla; Hurri Göçleri ise Mitanni Devleti'nin kurulmasında etkili olan nüfus hareketiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Amurru göçleri Arabistan kaynaklı olup Babil Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlayan açıklamayla, Ege Göçleri Hitit İmparatorluğu'nu yıkan büyük göç dalgasıyla, Hurri göçleri ise Mitanni Devleti'nin kuruluşunu etkileyen hareketle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Amurru Göçleri'nin kökenini ve siyasi sonuçlarını analiz etme
Amurru göçlerinin Arabistan Yarımadası kökenli olduğu, Mezopotamya'da Akad düzenini sarstı��ı ve I. Babil Devleti'nin kurulmasına yol açtığı belirlenir.
Siyasi etkilerin coğrafi kaynak ve kurulan devlet bazında doğru eşleştirilmesi gerekir.
2
Ege Göçleri'nin Anadolu üzerindeki askeri ve siyasi yıkımını tespit etme
Ege Göçleri'nin MÖ 1200'lü yıllarda Hitit İmparatorluğu'nu yıkarak Anadolu'daki siyasi birliği sonlandırdığı sonucuna ulaşılır.
Deniz Kavimleri İstilası olarak da bilinen bu göçlerin en büyük askeri sonucunun Hititlerin çöküşü olduğunu doğrulamak amacıyla bu adım uygulanır.
3
Hurri Göçleri'nin Mezopotamya ve Suriye'deki siyasi yansımalarını belirleme
Hurri göçlerinin bu bölgede Mitanni Devleti'nin siyasi yapısını şekillendirdiği belirlenir.
İlk Çağ'da Kuzey Mezopotamya ve Doğu Anadolu'daki etnik ve siyasi değişimin temel aktörünü tespit etmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

İlk Çağ'daki göç hareketlerinin kökenleri ile ulaştıkları bölgelerdeki siyasi ve askeri etkileri (devletlerin yıkılması ve yeni siyasi yapıların kurulması).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 499Soru

Halide Edip Adıvar'ın Millî Mücadele dönemini doğrudan yansıtan ve Türk edebiyatının bu temadaki ilk romanlarından biri kabul edilen *Ateşten Gömlek* eserinin olay örgüsünü dikkate alarak aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Romanın olay örgüsünün kronolojik sırası: İzmir'in işgali üzerine Ayşe'nin İstanbul'a gelmesi, İstanbul'da düzenlenen mitinglerin ardından Anadolu'ya geçilmesi, cephede hemşirelik ve aşk çatışmasının yaşanması, son olarak İhsan ile Ayşe'nin şehit olması ve Peyami'nin hastanede vefat etmesi şeklindedir.
Doğru sıralamada öncelikle İzmir'in işgali sonrasında Ayşe'nin İstanbul'a gelmesi, ardından karakterlerin mitinglere katılıp Anadolu'ya geçmesi, cephedeki savaş ve aşk süreçleri ve son olarak tüm karakterlerin vefatıyla olayların sonlanması yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olayın tespit edilmesi
Ayşe'nin İzmir'in işgali sonrasında eşini ve çocuğunu kaybederek İstanbul'a, akrabası Peyami'nin yanına sığınması olay örgüsünün başlangıç noktasıdır.
Bu olay kahramanların bir araya gelmesini ve Millî Mücadele bilincinin uyanmasını sağlar.
2
İkinci aşamadaki gelişmelerin belirlenmesi
İstanbul'da işgale karşı düzenlenen büyük protesto mitinglerine katılınması ve sonrasında Millî Mücadele'ye destek amacıyla Anadolu'ya geçilmesi gerçekleşir.
Karakterlerin bireysel acılardan toplumsal mücadeleye geçiş yaptığı aşamadır.
3
Üçüncü aşamadaki olayların saptanması
Anadolu'da Ayşe'nin hastabakıcılık yapması, İhsan ve Peyami'nin ise ona duydukları aşk ve vatan sevgisiyle cephede savaşması durumudur.
Romanın çatışmasını (aşk ve vatan görevi) besleyen ana gelişim sürecidir.
4
Son aşamanın belirlenmesi
İhsan ve Ayşe'nin cephede şehit düşmesi, Peyami'nin ise hastanede hatıralarını yazıp ameliyat masasında hayatını kaybetmesi ile olay örgüsü nihayete erer.
Romanın çerçeve hikâyesini sonlandıran trajik finaldir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında olay örgüsü ve roman tahlili
Soru 500Soru

Asya Hun Devleti ve bu devletin yıkılış sürecinde yaşanan gelişmelerin küresel sonuçları düşünüldüğünde, aşağıda verilen tarihi olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mete Han'ın tahta çıkıp onlu sistemi kurmasıyla başlayan süreç, Hohanyeh ve Çiçi mücadelesi sonucu devletin bölünmesi, ardından batıya göç eden Hunların İdil Irmağı'nı aşarak Kavimler Göçü'nü başlatması ve nihayetinde bu göç dalgasının Roma İmparatorluğu'nu ikiye bölmesi şeklinde sıralanmalıdır.
Mete Han'ın tahta çıkıp askeri ıslahatlar yapması en erken olaydır (M.Ö. 209). Bunu takip eden süreçte Hohanyeh ve Çiçi arasındaki anlaşmazlık neticesinde Hunlar ilk kez ikiye bölünmüştür (M.Ö. 58). Asya Hunlarının tamamen yıkılmasının ardından batıya yönelen kollar İdil Irmağı'nı geçip Kavimler Göçü'nü başlatmış (M.S. 375), bu göç dalgası da Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesine zemin hazırlamıştır (M.S. 395). Dolayısıyla doğru sıralama Mete Han'ın tahta geçmesi, devletin doğu-batı olarak bölünmesi, Hunların batıya göç ederek Kavimler Göçü'nü başlatması ve Roma İmparatorluğu'nun bölünmesi şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların meydana geldiği dönemleri tespit etmek.
Mete Han dönemi M.Ö. 3. yüzyıl sonu (M.Ö. 209); Asya Hunlarının ikiye bölünmesi M.Ö. 1. yüzyıl ortası (M.Ö. 58); Kavimler Göçü'nün başlaması M.S. 4. yüzyılın ikinci yarısı (M.S. 375); Roma İmparatorluğu'nun bölünmesi ise Kavimler Göçü'nün bir sonucu olarak M.S. 4. yüzyılın sonudur (M.S. 395).
Olayların kronolojik sırasını belirleyebilmek için sebep-sonuç ilişkisini kurmak ve dönemleri tespit etmek gerekir.
2
Olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkisini ve tarihsel sırayı analiz etmek.
Mete Han'ın tahta geçmesiyle ordu teşkilatı kurulmuş (M.Ö. 209), yüzyıllar sonra devlet iç taht kavgaları sebebiyle doğu-batı olarak bölünmüştür (M.Ö. 58). Yıkılış sonrası batıya göç eden Hunlar İdil Irmağı'nı aşarak Kavimler Göçü'nü tetiklemiş (M.S. 375), bu göç dalgası da Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesine (M.S. 395) yol açmıştır.
Hun tarihinin iç dinamikleri önce gerçekleşmiş, dış göç hareketleri ve bunların Roma üzerindeki küresel etkileri ise daha sonra yaşanmıştır.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti'nin siyasi ve askeri teşkilatlanması ile bu devletin dağılmasının ardından gerçekleşen Kavimler Göçü'nün küresel kronolojik süreci ve sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 25 / 437Sonraki