Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 461Soru

Aşağıda sol sütunda verilen sosyolojik kavramları, sağ sütunda yer alan günlük yaşam örnekleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Anahtar Statü
Rol Çatışması
Rol Pekişmesi
Toplumsal Saygınlık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Anahtar Statü - avukat örneği; Rol Çatışması - akademisyen örneği; Rol Pekişmesi - banka müdürü örneği; Toplumsal Saygınlık - marangoz ustası örneği.
Anahtar statü, avukatın girdiği her ortamda öncelikli kimliği olmasıyla; rol çatışması, akademisyenin amcalık ile jüri üyeliği rolleri arasında sıkışmasıyla; rol pekişmesi, banka müdürünün mesleki becerilerinin babalık rolünü kolaylaştırmasıyla; toplumsal saygınlık ise marangoz ustasının ahlaki davranışları neticesinde gördüğü itibar ile doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütunda verilen 'Anahtar Statü' kavramının tanımını ve işlevini hatırlamak.
Anahtar statü, bireyin sahip olduğu statüler arasında en baskın olan ve bireyin toplumsal kimliğini belirleyen ana statüdür.
Kavramın tanımına uyan uygun örneği sağ sütundan seçebilmek.
2
Sağ sütundaki örnekleri inceleyerek anahtar statüye karşılık gelen durumu bulmak.
Avukatlık statüsünün, bireyin diğer tüm statülerini gölgelemesi örneğinin (üçüncü örnek) anahtar statü ile eşleştiği belirlenir.
Tanımlanan kavramın somut örneğini tespit etmek.
3
'Rol Çatışması' ve 'Rol Pekişmesi' kavramlarını karşılaştırmak.
Rol çatışması rollerin birbiriyle zorlaşmasıyken, rol pekişmesi bir rolün diğerini kolaylaştırmasıdır.
Birbirine karıştırılan bu iki temel kavramın sınırlarını netleştirmek.
4
Akademisyen ve banka müdürü örneklerini bu iki kavramla eşleştirmek.
Akademisyenin yeğenini değerlendirirken yaşadığı zorluk 'Rol Çatışması' (birinci örnek); banka müdürünün finansal yetilerinin babalık rolünü kolaylaştırması 'Rol Pekişmesi' (ikinci örnek) ile eşleşir.
Kavramsal ayrımı örneklere uygulayarak doğru eşleştirmeleri tamamlamak.
5
Geriye kalan 'Toplumsal Saygınlık' kavramını son örnekle eşleştirmek.
Marangoz ustasının ahlaki duruşuyla kazandığı itibarın (dördüncü örnek) 'Toplumsal Saygınlık' olduğu teyit edilir.
Tüm eşleştirmelerin doğruluğunu kontrol ederek sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Toplumsal Statü, Rol ve Saygınlık Arasındaki İlişkiler
Soru 462Soru

Türkiye'nin jeolojik geçmişinde farklı dönemlere ait dağ oluşumu, volkanizma ve aşınım süreçlerinin etkili olması, ülkede bulunan maden çeşitliliğini artırmıştır. Ancak bir yörede maden çeşitliliğinin fazla olması, o yörenin madencilik sektöründen elde ettiği ekonomik gelirin de mutlaka yüksek olacağı anlamına gelmez.

Buna göre, Türkiye'de maden çeşitliliği bakımından zengin olan bir yörenin maden üretimi ve gelirlerinde istenen düzeyde olmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maden rezervlerinin küçük, parçalı yataklar hâlinde olması ve tenör oranlarının düşüklüğü

Cevap

Maden rezervlerinin küçük, parçalı yataklar hâlinde olması ve tenör oranlarının düşüklüğü
Türkiye'de jeolojik çeşitliliğe bağlı olarak çok sayıda farklı maden türü bulunmasına rağmen, birçoğunun rezervlerinin küçük ve parçalı olması ya da tenör (saf metal) oranlarının düşük olması nedeniyle ekonomik olarak işletilmeleri mümkün olmamaktadır. Bu durum, maden çeşitliliğinin gelir ve üretim miktarı ile her zaman doğru orantılı olmamasının temel gerekçesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Maden çeşitliliği ile ekonomik işletilebilirlik kavramları arasındaki farkı analiz etme.
Bir bölgede maden çeşitliliğinin fazla olması jeolojik süreçlerin zenginliğini gösterir, ancak bu durum maden yataklarının boyutunun (rezerv) veya kalitesinin (tenör) işletmeye uygun olduğunu garanti etmez.
Madenlerin ekonomik olarak işletilebilmesi için ön koşulların bilinmesi gerekir.
2
Madencilikte işletme şartlarını değerlendirme.
Maden yataklarının işletilebilmesi için rezerv miktarının yüksek, maden içindeki saf metal oranını gösteren tenörün yeterli olması ve çıkarma maliyetlerinin ekonomik sınırlar içinde kalması gerekmektedir.
Ekonomik verimliliğin temel şartlarını ortaya koymak için.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu test etme.
Rezervlerin küçük ve parçalı olması ile tenör oranlarının düşük olması, o madenin çıkarılmasını ekonomik açıdan imkânsız hale getirir. Bu durum, çeşitlilik fazla olsa bile madenlerin üretilememesinin temel nedenidir.
Doğru cevaba ulaşmak için seçenekleri karşılaştırma.

Anahtar Kavram

Bir maden yatağının işletilebilmesi için gerekli olan rezerv ve tenör koşulları ile maden çeşitliliği arasındaki fark.
Soru 463Soru

Uluslararası örgütler, kuruldukları dönemin siyasi, askeri ve ekonomik koşullarına bağlı olarak farklı tarihlerde faaliyete geçmişlerdir. Buna göre, aşağıda belirtilen küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş tarihlerine göre geçmişten günümüze (en eskiden en yeniye) doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama en eskiden en yeniye doğru; Birleşmiş Milletler (1945), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (1949), İslam İşbirliği Teşkilatı (1969) ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1992) şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama örgütlerin kuruluş yıllarına göre geçmişten günümüze doğru yapılmıştır: Birleşmiş Milletler (1945), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (1949), İslam İşbirliği Teşkilatı (1969) ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (1992).

Adım Adım Çözüm

1
Her örgütün kuruluş yılını ve tarihsel arka planını belirlemek.
Birleşmiş Milletler 1945'te, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü 1949'da, İslam İşbirliği Teşkilatı 1969'da ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 1992'de kurulmuştur.
Kronolojik sıralamanın yapılabilmesi için öncelikle örgütlerin kurulduğu tarihlerin tespit edilmesi gerekir.
2
Belirlenen tarihleri en eskiden en yeniye (geçmişten günümüze) doğru hizalamak.
1945 (Birleşmiş Milletler) < 1949 (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) < 1969 (İslam İşbirliği Teşkilatı) < 1992 (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı) sıralaması elde edilir.
Soru kökünde örgütlerin geçmişten günümüze doğru sıralanması istenmiştir.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş kronolojisi ve amaçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 464Soru

Bireylerin günlük yaşamda gerçekleştirdikleri çeşitli zihinsel ve fiziksel eylemler ile bu eylemleri yöneten bellek türlerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir kişinin çocukken yaşadığı bir doğum günü partisini, o günkü sevinci ve mekandaki süslemeleriyle hatırlaması
Bir öğretmenin Türkiye'nin coğrafi bölgelerini ve bu bölgelerin genel özelliklerini ezbere bilmesi
Küçük yaşta yüzmeyi öğrenen birinin, uzun süre suya girmese de denize atladığında doğrudan yüzmeye başlayabilmesi
Karanlıkta sallanan bir maytabın havada çizdiği parlak daire şeklinin, nesne hareket etmesine rağmen kısa bir an için kesintisiz görünmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bir kişinin doğum günü partisini hatırlaması anısal bellek ile, coğrafi bölgeleri bilmesi anlamsal bellek ile, yüzebilmesi işlemsel bellek ile, maytap ışığının bıraktığı iz ise duyusal bellek ile eşleşir.
Verilen senaryolarda doğum günü partisi kişisel deneyim olduğu için anısal belleğe, coğrafi bölgelerin özellikleri genel akademik bilgi olduğu için anlamsal belleğe, yüzme fiziksel motor beceri olduğu için işlemsel belleğe ve maytap ışığının havada bıraktığı iz duyu organında milisaniyelik tutulma olduğu için duyusal belleğe karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişisel yaşantıyı ve otobiyografik anıyı temsil eden doğum günü senaryosu değerlendirilir.
Doğum günü partisinin zihinde canlandırılması anısal bellek sınıfına girer.
Anısal bellek kişisel deneyimleri zaman-mekan koordinatlarıyla saklar.
2
Genel, nesnel ve akademik bilgileri temsil eden coğrafi bilgi senaryosu değerlendirilir.
Coğrafi bölgelerin ve özelliklerinin bilinmesi anlamsal bellek sınıfına girer.
Anlamsal bellek olgusal ve genel bilgileri saklar.
3
Motor koordinasyona ve otomatikleşmiş hareketlere dayalı yüzme becerisi değerlendirilir.
Yüzme eyleminin yapılması işlemsel bellek sınıfına girer.
İşlemsel bellek motor becerilerin nasıl yapılacağını depolar.
4
Çevresel uyaranların duyu organlarında bıraktığı anlık izleri temsil eden maytap ışığı senaryosu değerlendirilir.
Maytabın ardında bıraktığı ışık çizgisi duyusal bellek sınıfına girer.
Duyusal bellek fiziksel uyaranları çok kısa süreyle orijinal biçimiyle saklar.

Anahtar Kavram

Uzun süreli belleğin alt türleri olan anısal, anlamsal, işlemsel bellek ile duyusal bellek arasındaki işlevsel farklar.
Soru 465Soru

Bir düşünür, modern kent hayatındaki yabancılaşmayı ele alırken şöyle demektedir: "İnsanlar arasındaki samimi ve geleneksel bağların kopması, toplumun ahlaki çöküşüne yol açmaktadır. Bu durumun önüne geçmek için bireylerin komşuluk ilişkilerine ve yardımlaşma değerlerine yeniden sıkı sıkıya sarılması gerekmektedir."

Bir diğer düşünür ise aynı olgu hakkında şu tespitte bulunur: "Geleneksel üretim ili��kilerinden endüstriyel üretime geçiş, iş bölümünü ve toplumsal etkileşimi dönüştürerek mekanik dayanışmanın yerini organik dayanışmaya bırakmasına neden olmuştur. Kentleşmeyle birlikte bireylerin birbirine olan işlevsel bağımlılığı artarken, geleneksel denetim mekanizmaları zayıflamıştır."

Bu iki yaklaşım karşılaştırıldığında, birinci yaklaşımın sosyolojik bir analiz olarak kabul edilmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olanı olduğu gibi açıklamak yerine, değer yargılarına dayanarak ideal olana ilişkin kural koyucu (normatif) bir tutum sergilemesi

Cevap

Olanı olduğu gibi açıklamak yerine, değer yargılarına dayanarak ideal olana ilişkin kural koyucu (normatif) bir tutum sergilemesi
Doğru cevap olanı olduğu gibi açıklamak yerine, değer yargılarına dayanarak ideal olana ilişkin kural koyucu (normatif) bir tutum sergilemesidir. Sosyoloji, toplumsal olay ve olguları incelerken ahlaki yargılardan kaçınarak nesnel ve betimleyici bir yaklaşım sergiler. İlk düşünürün 'ahlaki çöküş' ifadesini kullanması ve 'değerlere yeniden sarılmak gerekir' şeklinde öneride bulunması normatif (kural koyucu) ve felsefi bir yaklaşımdır. Bu nedenle sosyolojik bir analiz olarak kabul edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki iki farklı yaklaşımı inceleyin.
Birinci yaklaşımın ahlaki yargılarda bulunduğu ('ahlaki çöküş') ve topluma nasıl davranması gerektiği konusunda öneriler sunduğu ('değerlerine yeniden sıkı sıkıya sarılması gerekmektedir') tespit edilir. İkinci yaklaşımın ise toplumsal değişimi nesnel ve betimleyici bir dille (neden-sonuç ilişkileri kurarak) açıkladığı görülür.
Sosyolojik bakış açısının temel ölçütü olan nesnellik ve betimleyicilik ilkelerini test etmek için yaklaşımların dilini analiz etmek gerekir.
2
Sosyolojinin bilimsel özelliklerini göz önünde bulundurun.
Sosyoloji bir bilim dalı olarak 'olanı' inceler; toplumsal gerçekliği ahlaki, dini ya da kişisel değer yargılarına göre iyi veya kötü olarak nitelendirmez. Ayrıca toplumun nasıl olması gerektiğine dair kurallar koymaz (normatif değildir).
Sosyoloji ile sosyal felsefe arasındaki en temel ayrımın, felsefenin değer yargılarına ve ideal düzene (normatiflik) odaklanması, sosyolojinin ise olgulara ve olana odaklanması olduğunu hatırlamak gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek birinci yaklaşımın sosyolojik olmama sebebini eşleştirin.
Birinci yaklaşımın 'olması gerekeni' savunarak değer yargılarına dayanması ve normatif (kural koyucu) bir üslup benimsemesi, onun bilimsel sosyoloji sınırlarının dışına çıkıp sosyal felsefe alanına kaymasına neden olmuştur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için sosyolojinin ampirik, nesnel ve kural koyucu olmayan yapısına aykırı düşen temel niteliği saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin değer yargısından kaçınma, olanı inceleme (betimleyici olma) ve normatif olmama özellikleri
Soru 466Soru

Kant, rasyonalistlerin bilginin kaynağını yalnızca akılda gören ve empiristlerin bilginin sadece duyusal deneyimlerden geldiğini savunan görüşlerini uzlaştırmaya çalışmıştır. Ona göre, zihnin dış dünyadan bağımsız a priori (deney öncesi) formları vardır; ancak bu formlar deneyimden gelen veriler olmadan içi boş şablonlardır. Aynı şekilde, dış dünyadan gelen duyusal veriler de zihnin bu formları tarafından düzenlenmedikçe bilgi haline gelemez. Kant bu durumu, "Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür." ifadesiyle açıklar.

Buna göre, Kant'ın bilgi problemi konusundaki görüşü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyusal deneyim yoluyla elde edilen veriler, zihnin doğuştan getirdiği formlar aracılığıyla işlenerek bilgiye dönüşür.

Cevap

Duyusal deneyim yoluyla elde edilen verilerin zihnin doğuştan getirdiği formlar aracılığıyla işlenerek bilgiye dönüşeceğini savunan yargı doğrudur.
Duyusal deneyim yoluyla elde edilen verilerin, zihnin doğuştan getirdiği formlar aracılığıyla işlenerek bilgiye dönüşeceğini belirten ifade Kant'ın kritisisizm (eleştiricilik) felsefesinin özüdür. Kant'a göre bilginin ham maddesi dış dünyadan (deneyden) gelir; fakat bu ham madde zihnin a priori uzay, zaman formları ve kategorileri tarafından işlenmedikçe bilgi değerine ulaşamaz. Parçadaki meşhur alıntı da bu iki unsurun zorunlu birlikteliğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel epistemolojik tartışmayı ve Kant'ın uzlaştırmacı (kritik) yaklaşımını analiz edin.
Kant'ın rasyonalizm (akılcılık) ve empirizmi (deneycilik) sentezleme amacında olduğu saptanır.
Sorunun çözümü için Kant'ın bilgi kuramındaki iki temel ayağın (deney ve akıl) ilişkisini anlamak gerekir.
2
"Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür" ifadesinin felsefi karşılığını çözümleyin.
"Görü" ifadesinin duyusal deneyi, "kavram" ifadesinin ise zihinsel formları temsil ettiği ve bilgi için ikisinin de zorunlu olduğu sonucuna ulaşılır.
Kant'ın bilgi problemine getirdiği özgün çözümü kavramlaştırmak için bu ifadenin analizi şarttır.
3
Seçenekleri analiz ederek bu sentezi en iyi ifade eden yargıyı belirleyin.
Deneyden gelen verilerin zihnin doğuştan getirdiği yapılarla işlenerek bilgiye dönüştüğünü belirten yargı seçilir.
Kant'ın kritisisizminin özünü oluşturan aktif zihin ve pasif duyum birlikteliğini gösteren seçeneği bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Kant'ın Kritisisizmi ve Bilgi Probleminin Çözümü
Soru 467Soru

İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı Devleti'nin İpek Yolu ve Karadeniz ticaret kapılarını kontrol altına alması, Avrupa devletlerinin Uzak Doğu'ya ulaşmak için alternatif güzergahlar aramasına neden olmuştur.

Bu durumun aşağıdakilerden hangisine zemin hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalıların yeni ticaret yolları arayışına girerek Coğrafi Keşifler'i başlatmasına

Cevap

İstanbul'un fethiyle ticaret yollarının Osmanlı Devleti'nin kontrolüne geçmesi, Avrupalıları yeni yollar bulmaya sevk etmiş ve Coğrafi Keşifler'e zemin hazırlamıştır.
Osmanlı Devleti'nin önemli ticaret yollarını ele geçirmesi üzerine, Avrupalı devletler Osmanlı Devleti'ne bağımlı kalmadan doğrudan Uzak Doğu'ya ulaşmak için deniz aşırı seyahatlere başlamış ve bu da Coğrafi Keşifler'in doğmasına sebep olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un fethinin ekonomik sonuçlarını analiz etmek.
Fethin ardından Karadeniz ve İpek Yolu ticaret güzergahları Osmanlı kontrolüne geçmiştir.
Bu güzergahların kontrolü Avrupalı tüccarlar için yüksek vergi ve kısıtlamalar anlamına gelmektedir.
2
Avrupa'nın bu duruma verdiği tepkiyi belirlemek.
Avrupa devletleri Uzak Doğu'nun zenginliklerine ulaşmak için Osmanlı topraklarından geçmeyen yeni yollar aramaya başlamıştır.
Doğu'ya ulaşma ihtiyacı ve Osmanlı'ya bağımlı kalmama isteği yeni deniz yolları arayışını tetiklemiştir.
3
Bu arayışın tarihsel sonucunu ortaya koymak.
Coğrafi Keşifler başlamış ve yeni kıtalar ile ticaret yolları keşfedilmiştir.
Bu süreç fethin doğrudan zemin hazırladığı küresel bir ekonomik gelişmedir.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi ve Avrupa Ekonomisi Üzerindeki Etkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 468Soru

Servet-i Fünun Dönemi'nde yaşamış fakat bu topluluğun sanat anlayışına katılmayarak bağımsız bir çizgi takip etmiş olan Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim'in eserleri ile bu eserlerin özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İffet
Gecelerim
Muharrir Bu Ya
Hazan Bülbülü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İffet eseri Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın natüralist romanı ile, Gecelerim eseri Ahmet Rasim'in anı türündeki eseri ile, Muharrir Bu Ya eseri Ahmet Rasim'in fıkra-kronik yazıları ile, Hazan Bülbülü eseri ise Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın tiyatro oyunu ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede İffet, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın natüralist etkiler taşıyan romanıyla; Gecelerim, Ahmet Rasim'in lirik anı kitabıyla; Muharrir Bu Ya, Ahmet Rasim'in gazetecilik ve İstanbul yaşamına dair fıkra yazılarıyla; Hazan Bülbülü ise Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın tiyatro eseriyle eşleşmektedir. Bu eşleştirme sanatçıların edebi kişiliklerine, benimsedikleri türlere ve eser içeriklerine tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve ait oldukları edebi dönem bağımsız çizgilerini belirleme
İffet ve Hazan Bülbülü Hüseyin Rahmi Gürpınar'a; Gecelerim ve Muharrir Bu Ya ise Ahmet Rasim'e aittir.
Eşleştirme sürecinde yazarları doğru gruplandırmak ilk adımdır.
2
Yazarlara ait eserlerin edebi türlerini ve temalarını inceleme
İffet'in roman, Hazan Bülbülü'nün tiyatro oyunu, Gecelerim'in anı, Muharrir Bu Ya'nın ise fıkra-kronik olduğunu tespit etme.
YKS'de bağımsız sanatçıların eserlerinin tür ayrımı (roman, fıkra, anı, tiyatro) sıklıkla sorgulanır.
3
Sol sütundaki eser isimlerini sağ sütundaki tanımlarla birebir eşleştirme
İffet'i Hüseyin Rahmi'nin roman tanımıyla, Gecelerim'i Ahmet Rasim'in anı tanımıyla, Muharrir Bu Ya'yı Ahmet Rasim'in fıkra tanımıyla, Hazan Bülbülü'nü Hüseyin Rahmi'nin tiyatro tanımıyla eşleştirme.
Tüm eserler ve türler doğru şekilde bir araya getirilerek eşleşme tamamlanır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi Bağımsız Sanatçılarının Eser ve Tür Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 469Soru

Sürdürülebilir kalkınma; doğal kaynakların sınırlarını gözeterek, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden kalkınmayı gerçekleştirmeyi amaçlar. Bu hedefe ulaşmada atık yönetimi kritik bir role sahip olsa da çevre yönetiminde öncelik sırası atık oluşumunu kaynağında azaltmak, atıkları yeniden kullanmak ve en son aşamada geri dönüştürmektir.

Buna göre, aşağıdaki uygulamalardan hangisi sürdürülebilirliğin doğrudan doğal kaynak koruma ve atık oluşumunu kaynağında engelleme ('azaltma') ilkesine örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plastik alışveriş poşetlerinin ücretli hale getirilerek çok kullanımlık bez torbaların yaygınlaştırılması

Cevap

Plastik alışveriş poşetlerinin ücretli hale getirilerek çok kullanımlık bez torbaların yaygınlaştırılması
Plastik poşetlerin ücretli yapılması ve bez çantaların yaygınlaştırılması, plastik atık oluşumunu henüz ortaya çıkmadan kaynağında engeller. Bu durum hem plastik üretimi için gereken petrol gibi doğal kaynakların tüketilmesini önler hem de atık yönetimi hiyerarşisinde en öncelikli adım olan 'azaltma' ilkesini doğrudan karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Sürdürülebilirlik ve atık yönetim hiyerarşisi (azaltma, yeniden kullanma, geri dönüştürme) ilkelerini analiz etmek.
Sürdürülebilirliğin en üst seviyesinin atık oluşumunu kaynağında engellemek (azaltmak) olduğunu belirlemek.
Doğru sınıflandırma yapabilmek için teorik çerçeveyi kurmak.
2
Seçeneklerde verilen uygulamaların atık yönetimi hiyerarşisindeki yerlerini karşılaştırmak.
Seçeneklerin çoğunun atık oluştuktan sonra uygulanan geri dönüşüm süreçleri olduğunu fark etmek.
Geri dönüşüm ile kaynağında azaltma (azaltma) arasındaki farkı belirlemek.
3
Kaynağında azaltma ve doğal kaynak korumaya doğrudan uyan seçeneği tespit etmek.
Plastik poşet kullanımını azaltan ve çok kullanımlık bez çantaları teşvik eden uygulamanın kaynağında azaltma ilkesine uyduğunu doğrulamak.
Doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Atık yönetimi hiyerarşisi ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişki; kaynağında azaltma (azaltma) ilkesinin geri dönüşümden farkı.
Soru 470Soru

Aşağıda sol sütunda aile kurumu ve yapısına dair sosyolojik kavramlar, sağ sütunda ise bu kavramların tanımları karışık olarak verilmiştir. Bu kavramları doğru sosyolojik tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Neolokal yerleşim
Kök aile
Simetrik aile
Bilateral soy sistemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Neolokal yerleşim kavramı bağımsız konut kurma eğilimiyle; kök aile kavramı mülkün parçalanmasını önlemek amacıyla tek bir evli çocuğun ebeveynle kalıp diğerlerinin ayrıldığı yapıyla; simetrik aile kavramı kadın ve erkeğin karar alma ve iş bölümünde eşitlikçi ortaklık kurduğu modelle; bilateral soy sistemi ise soyun hem anne hem de baba tarafı üzerinden çift yönlü izlendiği yapıyla eşleşir.
Neolokal yerleşim bağımsız konut açmayı, kök aile tek çocuk üzerinden soyu ve mülkü devam ettirmeyi, simetrik aile rollerde eşitlikçi ortaklığı, bilateral soy ise soyun her iki ebeveynden izlenmesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Neolokal yerleşim kavramının mekânsal boyutunu analiz etmek.
Bu kavram, yeni evlenen çiftlerin ailelerden bağımsız yeni bir hane açmasını ifade eder; dolayısıyla bağımsız konut kurma eğilimi tanımıyla eşleşir.
Neolokalizm, modern çekirdek aileyle birlikte yaygınlaşan mekânsal bağımsızlığı temsil eder.
2
Kök aile modelinin yapısal özelliğini incelemek.
Kök aile, mülkün bölünmesini engellemek için tek bir çocuğun aile ocağında kaldığı geçiş modelidir; bu açıklamayla eşleşir.
Frédéric Le Play'in geliştirdiği bu kavram, tarımsal mülkiyetin bütünlüğünü korumayı amaçlar.
3
Simetrik aile kavramının eşler arasındaki roller açısından anlamını sorgulamak.
Bu kavram, modern ailede eşler arası rollerin eşit paylaşımını tanımlar; eşitlikçi ortaklık tanımıyla eşleşir.
Sanayi sonrası toplumda kadınların iş gücüne katılımı ve ev içi iş bölümünün esnekleşmesi simetrik yapıyı doğurmuştur.
4
Bilateral soy sisteminin kapsamını değerlendirmek.
Bilateral (iki yanlı) soy, soy çizgisinin her iki ebeveyn üzerinden eşit takip edilmesidir; çift yönlü izlenme tanımıyla eşleşir.
Modern toplumlarda akrabalık bağlarının tek bir hatta yığılmasını önleyen soy örüntüsüdür.

Anahtar Kavram

Aile Kurumunun Yapısal ve İlişkisel Dinamikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 471Soru

Sol sütunda verilen Avrasya'nın ilk kültür merkezlerini, sağ sütunda yer alan ve bu kültürleri tanımlayan karakteristik arkeolojik/kültürel özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Andronovo Kültürü
Karasuk Kültürü
Tagar Kültürü
Kelteminar Kültürü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Andronovo Kültürü - Bakır ve tuncun yanı sıra altın eşyaların da ilk defa imal edildiği, Avrasya bozkırlarında en geniş coğrafyaya yayılan kültür çevresidir; Karasuk Kültürü - Demirin eritilerek işlendiği ilk merkez olup, tekerlekli çadır meskenlerinin ilk örneklerine ev sahipliği yapmıştır; Tagar Kültürü - Orta Asya kültür tarihinin kronolojik açıdan en gelişmiş safhasını temsil eden ve hayvan figürlü süsleme sanatının zirvesini gösteren bölgedir; Kelteminar Kültürü - Akarsu boylarında balıkçılık ve avcılıkla hayatını sürdüren, bölgedeki diğer göçebe unsurlardan farklı olarak yerleşik izler sunan havzadır.
Andronovo kültürünün geniş yayılım alanı ve madenciliği, Karasuk kültürünün demir işlemeciliği ve tekerlekli çadırları, Tagar kültürünün hayvan üslubu sanatındaki gelişmişliği ve Kelteminar kültürünün nehir kenarındaki balıkçı-yerleşik yapısı MEB tarih müfredatındaki arkeolojik bulgularla tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Andronovo Kültürü'nün temel özelliklerini analiz etmek.
Andronovo kültürü, altın ve tunç eşyaların yoğun kullanımı ve en geniş yayılım alanı ile bilinir. Bu durum birinci özellik tanımıyla örtüşür.
Kültür merkezlerinin yayılım alanları ve maden işleme teknolojileri ayırt edici temel unsurlardır.
2
Karasuk Kültürü'nün madencilik ve yaşam tarzı kalıntılarını incelemek.
Karasuk kültürü, demirin ilk kez işlendiği yer olması ve tekerlekli çadır buluntuları ile öne çıkar. Bu veri ikinci özellik tanımıyla örtüşür.
Demir çağının başlangıcı ve göçebe yaşam araçlarının gelişimi Karasuk kültürünün karakteristik özellikleridir.
3
Tagar Kültürü'nün kronolojik sırasını ve sanat üslubunu belirlemek.
Tagar kültürü en gelişmiş ve en yeni kültür evresidir, hayvan üslubu sanatının en iyi örneklerini sunar. Bu veri üçüncü özellik tanımıyla örtüşür.
Sanatsal gelişim düzeyi ve kronolojik konum, Tagar kültürünün en belirgin ayırt edici yanıdır.
4
Kelteminar Kültürü'nün coğrafi ve ekonomik yapısını değerlendirmek.
Kelteminar kültürü Ceyhun deltasında yerleşik yaşayan, avcı ve balıkçı bir topluluktur. Bu veri dördüncü özellik tanımıyla örtüşür.
Bozkır göçebe kültürlerinden farklı olarak sulak alan çevresindeki yerleşik avcı-balıkçı yaşam tarzı Kelteminar'a hastır.

Anahtar Kavram

Avrasya'da İlk Kültür Merkezlerinin Arkeolojik ve Sosyo-Ekonomik Özellikleri
Soru 472Soru

Dört Halife Dönemi'nde (632-661) İslam devletinde askeri, siyasi ve kurumsal alanda birçok önemli gelişme yaşanmıştır. Aşağıda verilen tarihi gelişmeleri, gerçekleştikleri dönemlerle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İlk İslam donanmasının kurularak deniz aşırı fetihlerle Kıbrıs'ın vergiye bağlanması
Ridde Savaşları ile dinden dönenlerin ve yalancı peygamberlerin yarattığı iç karışıklıkların bastırılması
Divan teşkilatının kurulması, eyalet sistemine geçilmesi ve düzenli ordunun oluşturulması
Siyasi çatışmalar ve iç karışıklıklar nedeniyle devlet merkezinin Kûfe'ye taşınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk İslam donanmasının kurulması Hz. Osman Dönemi ile; Ridde Savaşları Hz. Ebu Bekir Dönemi ile; Divan teşkilatının kurulması Hz. Ömer Dönemi ile; devlet merkezinin K��fe'ye taşınması ise Hz. Ali Dönemi ile eşleşmelidir.
Verilen tarihi olaylar gerçekleştikleri dönemlerin karakteristik özellikleriyle tam olarak örtüşmektedir. Ridde Savaşları iç birliği sağlamak için Hz. Ebu Bekir döneminde; kurumsallaşma adımları Hz. Ömer döneminde; donanmanın kurulması Hz. Osman döneminde ve başkentin taşınması Hz. Ali döneminde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk İslam donanması ve Kıbrıs'ın vergiye bağlanması olayının analizi
Bu gelişmenin Hz. Osman döneminde Suriye Valisi Muaviye öncülüğünde gerçekleştirildiği belirlenir.
İslamiyet'in deniz aşırı ilk büyük fethi bu dönemde yapılmıştır.
2
Ridde Savaşları ve yalancı peygamberler ile mücadelenin analizi
Hz. Peygamber'in vefatı sonrası oluşan otorite boşluğunu gidermek adına Hz. Ebu Bekir döneminde bu mücadelelerin yapıldığı tespit edilir.
Devletin iç birliğini ve siyasi istikrarını korumak öncelikli amaçtır.
3
Divan teşkilatı ve eyalet sisteminin kurulmasının analizi
Sınırların genişlemesine paralel olarak devletin kurumsallaşma adımlarının Hz. Ömer döneminde atıldığı belirlenir.
Merkezi otoritenin taşrada da etkin şekilde sürdürülmesi hedeflenmiştir.
4
Devlet merkezinin Kûfe'ye taşınmasının analizi
Hz. Ali döneminde yaşanan iç çatışmaların ardından taraftarlarının yoğun olduğu Kûfe şehrinin yeni merkez seçildiği belirlenir.
Siyasi mücadelelerde askeri ve lojistik üstünlük sağlama amacı taşımaktadır.

Anahtar Kavram

Dört Halife Dönemi'ndeki idari, askeri ve siyasi dönüm noktaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 473Soru

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında öne çıkan karakterler, eserin ana temasını ve dönemin zihniyetini temsil eden sembolik özellikler taşırlar. Buna göre, sol sütunda verilen roman karakterlerini sağ sütundaki temsil ettikleri temel izlekler / toplumsal roller ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Celal
Şahin Bey
Aliye
Ahmet Kerim

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Celal ile aydın-halk çatışmasını yansıtan gazi aydın tanımı; Şahin Bey ile gericilikle mücadele eden öğretmen tanımı; Aliye ile vatanseverliği yüzünden linç edilen kadın öğretmen tanımı; Ahmet Kerim ile Meşrutiyet devri siyasi kavgalarını yaşayan gazeteci tanımı eşleşmelidir.
Karakterlerin temsil ettiği temalar ve ait oldukları eserler dikkate alındığında; Yakup Kadri'nin Yaban romanındaki Ahmet Celal aydın-halk kopukluğunu (yaban olarak görülme), Reşat Nuri'nin Yeşil Gece'sindeki Şahin Bey din istismarı ve hurafelerle mücadeleyi (aydınlanmacı öğretmen), Halide Edip'in Vurun Kahpeye'sindeki Aliye işgal yıllarında vatanseverliği sebebiyle linç edilmeyi, Yakup Kadri'nin Hüküm Gecesi'ndeki Ahmet Kerim ise Meşrutiyet dönemi siyasi ve basın mücadelelerini (gazeteci) temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Karakterlerin hangi eserlerde yer aldığını tespit etme
Ahmet Celal Yaban romanında, Şahin Bey Yeşil Gece romanında, Aliye Vurun Kahpeye romanında, Ahmet Kerim ise Hüküm Gecesi romanında başkarakterlerdir.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için karakterlerin ve eserlerin olay örgülerindeki rollerinin bilinmesi gerekir.
2
Karakterlerin tematik rollerini açıklamalardaki ifadelerle karşılaştırma
Ahmet Celal'in 'köylüler tarafından yaban olarak görülmesi', Şahin Bey'in 'hurafelere karşı mücadele etmesi', Aliye'nin 'bağnaz çevrelerce linç edilmesi', Ahmet Kerim'in 'parti kavgalarını yaşayan bir gazeteci olması' özellikleri sağ sütundaki ifadelerle bire bir örtüşmektedir.
Milli Edebiyat romanlarındaki bu karakterlerin her biri dönemin belirli bir sosyal, siyasal veya kültürel meselesini (aydın-halk çatışması, eğitim/aydınlanma mücadelesi, Milli Mücadele, Meşrutiyet dönemi parti kavgaları) temsil etmektedir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında karakterlerin sembolik ve tematik işlevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 474Soru

Abbasiler Dönemi'nde Türk-İslam ilişkileri ve idari/kültürel gelişmelerle ilgili aşağıda verilen olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların kronolojik sırası: Talas Savaşı'nda Türk boylarının Çin'e karşı Abbasilerle ittifak kurması, Halife Mansur döneminde devletin yeni yönetim merkezi olarak Bağdat şehrinin kurulması, Halife Me'mun döneminde bilimsel faaliyetlerin merkezi olan Beytü'l-Hikme'nin faaliyete geçmesi, Halife Mutasım döneminde Türk askerleri için Samarra ordugah kentinin inşa edilmesi ve Mısır'da Tolunoğulları devletinin kurulması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, ilk olarak 751 yılındaki Talas Savaşı ile başlar. Ardından 762 yılında başkent Bağdat'ın kuruluşu gelir. Kültürel alandaki en önemli gelişme olan Beytü'l-Hikme'nin kurumsallaşması Halife Me'mun döneminde (830 civarı) gerçekleşmiştir. Bunu takiben Türklerin askeri gücü için inşa edilen Samarra kenti 836'da (Halife Mutasım) kurulmuştur. Son olarak, Abbasilerin zayıflamasıyla Mısır'da 868 yılında Tolunoğulları devletinin kurulması süreci tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Talas Savaşı'nın tarihini tespit etmek.
751 yılı.
Türklerin İslamiyet'i kabul sürecinin başlangıcıdır.
2
Bağdat'ın başkent olarak kuruluş dönemini belirlemek.
762 yılı (Halife Mansur).
Abbasilerin kuruluş dönemindeki idari merkezleşme adımıdır.
3
Beytü'l-Hikme'nin kurumsallaşma dönemini belirlemek.
Yaklaşık 830 yılı (Halife Me'mun).
Kültürel ve bilimsel gelişmelerin zirve noktasıdır.
4
Samarra ordugah kentinin kuruluş tarihini belirlemek.
836 yılı (Halife Mutasım).
Türk askeri unsurlarının Abbasi ordusundaki hakimiyetini gösteren gelişmedir.
5
Tolunoğulları'nın kuruluş tarihini saptamak.
868 yılı.
Merkezi otoritenin zayıflamasıyla Mısır'da kurulan ilk Türk-İslam devletidir.

Anahtar Kavram

Abbasiler Dönemi ve Türklerin İslamiyet'i Kabulü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 475Soru

Malazgirt Savaşı'ndan sonra Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen arasında bir barış antlaşması imzalanmıştır. Ancak İstanbul'da Romen Diyojen'in tahttan indirilip yerine VII. Mihail'in imparator ilan edilmesiyle Bizans tarafı bu antlaşmayı geçersiz saymıştır. Bu gelişme üzerine Sultan Alparslan, komutanlarına Anadolu'da fetihler yapma ve fethettikleri yerleri yönetme (kılıç hakkı) talimatını vermiştir. Bu durumun Anadolu'nun tarihi süreci üzerinde aşağıdakilerden hangisine doğrudan neden olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu'da ilk Türk beyliklerinin kurulmasına zemin hazırlayan fetih hareketlerinin başlamasına

Cevap

Anadolu'da ilk Türk beyliklerinin kurulmasına zemin hazırlayan fetih hareketlerinin başlamasına
Bizans'ta yaşanan taht değişikliği sonrası antlaşmanın geçersiz sayılması üzerine Sultan Alparslan'ın komutanlarına fetih izni vermesi, Anadolu'da hızlı bir şekilde ilk Türk beyliklerinin kurulmasına yol açan fetih hareketlerini doğrudan başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarihi verileri ve olay akışını inceleme.
Bizans'taki taht değişikliği nedeniyle Malazgirt sonrası imzalanan barış antlaşmasının Bizans tarafından geçersiz sayıldığı ve Sultan Alparslan'ın komutanlarını Anadolu'yu fethetmekle görevlendirdiği tespit edilmiştir.
Olayın neden-sonuç ilişkisini kurabilmek için durum analizi yapmak gerekir.
2
Alparslan'ın fetih emrinin (kılıç hakkı) Anadolu'daki siyasi sonuçlarını değerlendirme.
Bu emirle birlikte Anadolu'da hızlı bir fetih süreci başlamış ve feth edilen bölgelerde Danişmentliler, Saltuklular, Mengücekliler gibi ilk Türk beylikleri kurulmuştur.
Fetih emrinin doğrudan sonucunu seçeneklerdeki tarihsel olgularla eşleştirmek gerekir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşma.
Diğer seçeneklerdeki gelişmelerin farklı dönemlere (Miryokefalon, Kösedağ, Osmanlı dönemi) ait olduğu veya yanlış kavramsal genellemeler içerdiği belirlenmiş, doğru cevabın ilk beyliklerin kurulmasına zemin hazırlayan fetihler olduğu kesinleşmiştir.
Tarihsel kronoloji ve kavramsal doğruluk kontrolü yapmak için.

Anahtar Kavram

Malazgirt Savaşı'nın Anadolu'nun Türkleşme sürecine ve ilk beyliklerin kuruluşuna etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 476Soru

Geçirdiği bir kaza sonrasında gözlerinde ve optik sinirlerinde hiçbir fiziksel hasar veya fonksiyon kaybı tespit edilmeyen bir bireyin, çevresindeki nesneleri görmekte, renkleri ayırt etmekte ve görsel uyarıcıları anlamlandırmakta ciddi sorunlar yaşadığı gözlenmiştir. Nörolojik muayene sonucunda, gözlerden gelen duyusal bilgilerin işlendiği beyin kabuğu (serebral korteks) bölgesinde lokalize bir hasar oluştuğu belirlenmiştir.

Buna göre, bu bireyde gözlenen işlev kaybı, beynin aşağıdaki bölümlerinden hangisinde meydana gelen hasarla doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oksipital lob (Ense lobu)

Cevap

Oksipital lob (Ense lobu)
Oksipital lob (ense lobu), gözlerden gelen optik sinirlerin taşıdığı görsel verilerin işlendiği, şekil, renk ve hareket gibi özelliklerin çözümlenerek anlamlı bir görüntüye dönüştürüldüğü bölgedir. Gözlerde fiziksel bir hasar olmamasına rağmen görme kaybının yaşanması, beyindeki bu merkezde hasar oluştuğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki belirtilerin analiz edilmesi
Gözlerde ve görme sinirlerinde fiziksel bir hasar bulunmadığı halde, görsel uyarıcıların algılanmasında ve anlamlandırılmasında sorun yaşandığı saptanmıştır.
Bu durum, duyu organının sağlıklı çalıştığını ancak beyindeki işleme merkezinin hasar gördüğünü gösterir.
2
Beyin loblarının duyusal işlevlerine göre eşleştirilmesi
Görme duyusu ile ilgili verilerin işlendiği serebral korteks bölgesinin oksipital lob (ense lobu) olduğu belirlenmiştir.
Gözlerden gelen optik sinirler doğrudan ense lobunda bulunan görsel kortekse bilgi taşır.

Anahtar Kavram

Beyin lobları ve duyusal işlevlerin lokalizasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 477Soru

Küresel ve bölgesel örgütler; kuruluş amaçları, etki alanları ve üye ülkelerin özellikleri bakımından farklılık gösterir.

Türkiye’nin uluslararası örgütlerdeki üyelik durumu ve bu örgütlerin sınıflandırılmasıyla ilgili;

I. Üye olduğu küresel ölçekli askeri örgüt olan NATO'nun kurucu üyeleri arasında yer alır.
II. Bölgesel ölçekli bir ekonomik iş birliği örgütü olan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (KEİ) kurulmasına öncülük etmiş ve kurucu üyesi olmuştur.
III. Küresel ölçekli ekonomik örgütlerden olan OPEC'e (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) petrol ithalatçısı bir ülke olarak üyeliği bulunmaktadır.
IV. İslam dünyasının haklarını korumak amacıyla kurulan küresel siyasi örgüt İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) kurucu üyelerinden biridir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

II ve IV ifadelerinin yer aldığı seçenek doğrudur.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Türkiye'nin öncülüğünde 1992 yılında kurulmuş bölgesel ekonomik bir örgüttür. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise 1969 yılında kurulan, küresel ölçekli siyasi bir örgüttür ve Türkiye bu örgütün kurucu üyelerindendir. Bu nedenle II ve IV numaralı ifadelerin yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen örgütlerin Türkiye'nin üyelik statüsü yönünden değerlendirilmesi.
Türkiye, NATO'ya 1952'de sonradan üye olmuştur (I. ifade yanlış). OPEC'e üye değildir (III. ifade yanlış). KEİ'nin kurulmasına öncülük etmiştir (II. ifade doğru). İİT'nin kurucu üyesidir (IV. ifade doğru).
Seçeneklerdeki ifadelerin hangilerinin doğru olduğunu tespit etmek.
2
Doğru olan II ve IV ifadelerinin birleştirilerek uygun seçeneğin belirlenmesi.
Doğru ifadeler II ve IV olarak bulunmuştur.
Doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Uluslararası örgütlerin sınıflandırılması ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik statüsü.
Soru 478Soru

Türkiye'de tarımsal faaliyetlerin dağılışı ve verimliliği üzerinde iklim özellikleri ile sulama olanakları doğrudan etkilidir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde nadas alanlarının azaltılması amacıyla Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) gibi kapsamlı sulama projeleri hayata geçirilmiştir.

Aşağıdaki Türkiye haritasında bazı alanlar numaralandırılarak koyu renkle gösterilmiştir.

Bu alanlarda yetiştirilen tarım ürünleri ve uygulanan tarımsal yöntemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V numaralı alanda yetiştirilen zeytin ve incir gibi ürünlerin kalitesini artırmak ve toprağı dinlendirerek mineral yönünden zenginleştirmek amacıyla nadas yöntemi uygulanır.

Cevap

Ege kıyılarında (V numaralı alan) zeytin ve incir tarımında nadas yönteminin uygulandığı yönündeki ifade yanlıştır. Zeytin ve incir gibi çok yıllık ağaçsı bitkilerin yetiştirildiği bağ ve bahçe tarımı alanlarında nadas uygulaması yapılmaz.
Zeytin ve incir çok yıllık ağaçsı kültür bitkileridir. Nadas uygulaması ise toprağın bir yıl ekilmeyerek boş bırakılması esasına dayanır ve sadece tek yıllık otsu tarla ürünlerinde uygulanabilir. Ege kıyılarında (V numaralı alan) bu tarım ürünlerinde nadas uygulanması fiziki olarak mümkün değildir. Ayrıca nadas, mineral zenginliğini artırmaya yönelik aktif bir gübreleme yöntemi olmayıp kurak iklim bölgelerinde toprağın nem dengesini korumak için başvurulan zorunlu bir uygulamadır. Bu nedenle bu ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış bölgelerin coğrafi konumlarını ve bu alanlarda yaygın olan tarım faaliyetlerini belirlemek.
I numaralı alan Ergene Havzası (çeltik), II numaralı alan Doğu Karadeniz (çay), III numaralı alan Konya Ovası (tahıl ve sulamayla mısır/şeker pancarı), IV numaralı alan Güneydoğu Anadolu (pamuk), V numaralı alan Kıyı Ege'dir (zeytin ve incir).
Her seçenekte belirtilen tarım ürünü ile coğrafi konum eşleşmesinin doğruluğunu denetlemek için bu adım gereklidir.
2
Nadas yönteminin coğrafi koşullarını ve hangi bitki türlerinde uygulandığını analiz etmek.
Nadas, kurak/yarı kurak iklim bölgelerinde tek yıllık otsu bitkilerin (buğday, arpa vb.) ekildiği topraklarda su biriktirmek amacıyla uygulanan zorunlu bir yöntemdir. Çok yıllık ağaçsı bitkiler olan zeytin ve incir tarımında nadas uygulanmaz.
V numaralı alana yönelik ifadenin yanlışlığını bilimsel olarak ortaya koymak ve doğru seçeneği belirlemek için bu analiz yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de tarım yöntemleri ve tarım ürünlerinin yetişme koşullarının coğrafi dağılışıyla ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 479Soru

I. Selim (Yavuz) Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak, Anadolu Türk birliğini kesin olarak kurmak ve İslam dünyasının liderliğini ele geçirmek amacıyla yürüttüğü siyaset kapsamında meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çaldıran Savaşı (1514), Turnadağ Savaşı (1515) ve Ridaniye Savaşı (1517) kronolojik sırasıyla gerçekleşmiştir.
I. Selim (Yavuz) Dönemi'nde ilk olarak 1514'te Safevilere karşı Çaldıran Savaşı kazanılmış, ardından 1515'te Turnadağ Savaşı ile Anadolu Türk birliği kesinleşmiş ve son olarak 1517'de Ridaniye Savaşı ile Memlük Devleti yıkılarak Mısır seferi tamamlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin gerçekleştiği tarihleri belirleme
Çaldıran Savaşı 1514, Turnadağ Savaşı 1515, Ridaniye Savaşı ise 1517 yılında yapılmıştır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın gerçekleştiği yılı bilmek gerekir.
2
Eskiden yeniye doğru sıralama yapma
Sıralama Çaldıran Savaşı, Turnadağ Savaşı ve Ridaniye Savaşı şeklinde olur.
Yavuz Sultan Selim'in doğu siyaseti sırasıyla Safevi tehlikesine karşı mücadele, Anadolu birliğinin tamamlanması ve Memlük Seferi şeklinde ilerlemiştir.

Anahtar Kavram

I. Selim Dönemi Doğu Siyaseti Kronolojisi
Soru 480Soru

18-19. yüzyıl felsefesinde aydınlanma, bilgi ve birey-devlet ilişkisi bağlamında geliştirilen felsefi kavramlar ile bu kavramların temel açıklamaları aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sapere Aude
Tabula Rasa
Genel İrade
Diyalektik İdealizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sapere Aude kavramı aklını kendin kullanma cesareti göster açıklamasıyla; Tabula Rasa kavramı zihnin doğuştan boş bir levha olduğu açıklamasıyla; Genel İrade kavramı ortak çıkarı ve halk egemenliğini yansıtan irade açıklamasıyla; Diyalektik İdealizm kavramı ise fikrin ve gerçeğin çelişkilerin aşılmasıyla geliştiğini savunan yaklaşım açıklamasıyla eşleşir.
Verilen felsefi kavramlar, temsil ettikleri filozofların (Kant, Locke, Rousseau, Hegel) sistemlerindeki tanımlarıyla birebir eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın aydınlanma tanımı göz önünde bulundurulur.
Aydınlanmanın 'kendi aklını kullanma cesareti' olduğu ve bunun Sapere Aude kavramıyla ifade edildiği tespit edilir.
Sapere Aude ile vesayet altındaki insanın kendi aklını kullanma çağrısı arasında doğrudan bağlantı kurmak gerekir.
2
John Locke'un empirist bilgi kuramı incelenir.
Deneyciliğin temeli olan boş levha ilkesinin Tabula Rasa kavramıyla eşleştiği belirlenir.
Locke'un doğuştan gelen fikirlere karşı çıkarak zihni boş bir levhaya benzetmesi epistemolojik bir temeldir.
3
Rousseau'nun siyaset felsefesindeki toplum sözleşmesi kavramı analiz edilir.
Toplumun ortak çıkarını ve egemenliğini temsil eden yapının Genel İrade olduğu bulunur.
Genel irade, Rousseau felsefesinde bireysel çıkarların üstünde yer alan kolektif bilinci ifade eder.
4
Hegel'in diyalektik sisteminin tanımı değerlendirilir.
Düşüncenin ve varlığın çelişkilerin aşılması yoluyla geliştiğini savunan yapının Diyalektik İdealizm olduğu saptanır.
Hegel'de değişim ve oluşumun motoru çelişkilerin diyalektik sentezidir.

Anahtar Kavram

18. ve 19. Yüzyıl felsefesinin aydınlanma, epistemoloji ve siyaset kuramındaki temel kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 24 / 437Sonraki