Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5861Soru

Malazgirt Savaşı (1071) sonrasında Sultan Alparslan'ın komutanlarına kılıç hakkı vermesiyle Anadolu'da ilk Türk beylikleri kurulmuş; bu beylikler fethettikleri bölgelerde cami, medrese, kervansaray gibi kalıcı mimari eserler inşa ederek imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Tarih biliminde 'olay', belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen, başlangıcı ve bitişi belli olan kısa süreli gelişmelerken; 'olgu', olayların sonucunda uzun sürede meydana gelen genel, soyut ve süreklilik gösteren durumlardır.

Buna göre, Malazgirt Savaşı ve sonrasındaki süreç dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bir tarihsel 'olgu' örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu'nun demografik ve kültürel yapısının zamanla Türk-İslam kimliği kazanması

Cevap

Anadolu'nun demografik ve kültürel yapısının zamanla Türk-İslam kimliği kazanması
Anadolu'nun demografik ve kültürel yapısının zamanla Türk-İslam kimliği kazanması ifadesi doğrudur. Çünkü bu süreç Malazgirt Savaşı ile başlamış, ilk Türk beyliklerinin imar ve fetih faaliyetleriyle yüzyıllar boyunca devam etmiş, belirli bir başlangıç ve bitiş tarihi olmayan, uzun süreli ve soyut bir tarihsel olgu niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel olay ve olgu kavramlarının tanımlarını analiz etme
Tarihsel olay anlık veya kısa süreli somut gelişmeleri, olgu ise uzun vadeli soyut süreçleri ifade eder.
Seçeneklerdeki ifadelerin olay mı yoksa olgu mu olduğunu ayırt edebilmek için temel tanımlardan yola çıkılmalıdır.
2
Seçenekleri süreklilik ve zamansal yayılım açısından değerlendirme
Saltukluların kurulması, Miryokefalon Savaşı ve bağımsızlık ilanı gibi gelişmeler belirli tarihli olaylardır. Anadolu'nun Türk-İslam kimliği kazanması ise yüzyıllar süren genel bir süreçtir.
Uzun süreli değişimleri ve genel durumları gösteren ifadeleri saptayarak olgu seçeneğine ulaşmak amaçlanır.
3
Kavramsal doğruluk ve anakronizm kontrolü yapma
Laik devlet gibi modern kavramların kullanımı elenir, Malazgirt ve Kösedağ dönemleri arasındaki farklar ayırt edilir.
Tarihsel hatalar içeren veya dönemin ruhuna uymayan seçeneklerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Tarihsel olay ve olgu ayrımı ile Anadolu'nun Türkleşme süreci
Soru 5862Soru

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki fetihleri kalıcı kılmak amacıyla uyguladığı idari, sosyal ve askeri politikalar ile Kuruluş Dönemi'ndeki bazı gelişmeler aşağıda verilmiştir. Bu kavram ve gelişmeleri en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İskân Politikası
İstimalet Siyaseti
Çimpe Kalesi
Sırpsındığı Savaşı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İskân Politikası yerleştirme uygulamasıyla, İstimalet Siyaseti hoşgörü politikasıyla, Çimpe Kalesi ilk askeri üsle, Sırpsındığı Savaşı ise Haçlı ittifakına karşı kazanılan zaferle eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmeler tarihsel gerçekliğe uygundur. İskân yerleşimi, istimalet hoşgörüyü, Çimpe Kalesi ilk üssü, Sırpsındığı ise ilk Haçlı zaferini ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Politikaların temel amaçlarını ve kavramsal farklarını analiz etme
İskân politikasının demografik (nüfus) yerleşimi sağlama, istimalet siyasetinin ise fethedilen bölgedeki yerel halkın gönlünü kazanmaya yönelik adalet ve inanç özgürlüğünü kapsadığı belirlenmiştir.
İskân ve istimalet kavramlarının birbiriyle karıştırılmasını önlemek.
2
Kuruluş Dönemi askeri üs ve Haçlı mücadelelerini değerlendirme
Rumeli'deki ilk toprak parçası ve üssün Çimpe Kalesi, Osmanlı-Haçlı mücadelesinin ilk örneğinin ise Sırpsındığı Savaşı olduğu tespit edilmiştir.
Balkanlar'daki askeri ve siyasi adımların tarihsel sırasını doğru kurmak.
3
Eşleştirmeleri tamamlama
İskân Politikası ile konar-göçer yerleşimi; İstimalet Siyaseti ile hoşgörü politikası; Çimpe Kalesi ile ilk askeri üs; Sırpsındığı Savaşı ile ilk Haçlı ittifakına karşı zafer eşleştirilmiştir.
Kavram ve gelişmeleri tarihsel olarak doğru tanımlarla bir araya getirmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki egemenliğini kalıcı kılan iskân ve istimalet politikaları ile kuruluş dönemi askeri faaliyetleri.
Soru 5863Soru

Osmanlı Devleti'nde Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa gibi aydınlar tarafından öncülüğü yapılan; din, dil, mezhep ve etnik köken farkı gözetmeksizin sınırları içerisindeki tüm tebaayı e��it kabul ederek ortak bir vatan bağıyla birleştirmeyi amaçlayan fikir akımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlıcılık

Cevap

Osmanlıcılık
Osmanlıcılık akımı, imparatorluk sınırları içindeki tüm tebaayı tek bir 'Osmanlı milleti' potasında birleştirerek milliyetçi isyanları önlemeyi ve devletin bütünlüğünü korumayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen Osmanlı aydınlarının savunduğu fikir akımının temel hedeflerini incelemek.
Tanımda geçen 'din, dil ve etnik köken farkı gözetmeksizin tüm tebaayı eşit kabul etme ve ortak bir kimlik oluşturma' çabası Osmanlıcılık akımına işaret etmektedir.
Fikir akımının ayırt edici niteliğini belirlemek.
2
Seçeneklerdeki diğer akımların kapsamlarını eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık ve Adem-i Merkeziyetçilik akımları tüm tebaanın eşitliğine dayalı genel bir üst kimlik oluşturmayı değil, sırasıyla din, etnik kimlik, modernleşme ve yönetim yapısı odaklı hedefleri savunmaktadır. Dolayısıyla doğru yanıt Osmanlıcılık olur.
Diğer fikir akımlarının bu amaçtan farklarını görerek doğrulamak.

Anahtar Kavram

Osmanlıcılık akımı, Tanzimat'tan itibaren Osmanlı tebaasını eşit vatandaşlık bağıyla bir arada tutmayı hedefleyen bütünleştirici bir yaklaşımdır.
Soru 5864Soru

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Biçimsel özeni ve şiirsel duyarlılığı koruyarak kendine özgü bir çizgide eser veren Behçet Necatigil'e ait bu dizeler, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında aşağıdaki şiir anlayışlarından hangisinin özelliklerini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir

Cevap

Garip Dış��nda Yeniliği Sürdüren Şiir
Dizelerin sahibi olan Behçet Necatigil, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde Garip akımının şiiri basitleştiren ve şairaneliği dışlayan katı kurallarına katılmamıştır. Kendi estetik çizgisini koruyarak günlük hayatın sıradan durumlarını (ev, aile, çevre, yalnızlık) şiirsel bir derinlik, biçimsel titizlik ve iç ahenkle işlemiştir. Bu nitelikler, Cumhuriyet şiirinde 'Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir' anlayışının en belirgin göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şiirin yazarını ve biçimsel özelliklerini inceleme
Dizelerin Behçet Necatigil'e ait olduğu belirtilmiştir. Şiirde günlük konuşma dilinin doğallığı bulunmakla birlikte, Garipçilerin aksine dil ve biçim konusunda özenli, duyarlı ve ahenkli bir yapı kurulmuştur.
Şairin edebî kişiliğini ve şiirin üslup özelliklerini belirlemek bizi doğru edebî gruba ulaştıracaktır.
2
Edebî e��ilimlerle eşleştirme yapma
Behçet Necatigil, Garip akımının kurallarına tamamen teslim olmayıp şiirsel derinliği, iç ahengi ve bireysel duyarlılıkları koruduğu için 'Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir' yöneliminin temsilcisidir.
Şairin Cumhuriyet Dönemi şiirindeki yönelimini belirleyerek doğru seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir Anlayışı ve Temsilcileri
Soru 5865Soru

Kayseri yakınlarındaki Kültepe (Kaniş) höyüğünde yapılan kazılarda, Asurlu tüccarlara ait 'karum' adı verilen pazar alanlarında çivi yazısıyla yazılmış binlerce kil tablet bulunmuştur. Bu tabletlerde; ticari sözleşmeler, malların fiyatları, borç ilişkileri gibi ekonomik konuların yanı sıra evlilik, boşanma, miras ve yerel Anadolu krallarıyla yapılan antlaşmalar gibi hukuki ve siyasi içerikler de yer almaktadır. Kültepe'de ele geçen bu arşivler, Anadolu tarihi açısından en önemli dönüm noktalarından biri kabul edilmektedir.

Bu bilgilere göre, Kültepe tabletleri ve Asurlu tüccarların Anadolu'daki faaliyetleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari ilişkiler vasıtasıyla gerçekleşen kültürel etkileşimin, Anadolu coğrafyasında tarih öncesi dönemlerin sona ererek tarihi çağların başlamasına zemin hazırladığı

Cevap

Ticari ilişkiler vasıtasıyla gerçekleşen kültürel etkileşimin, Anadolu coğrafyasında tarih öncesi dönemlerin sona ererek tarihi çağların başlamasına zemin hazırladığı
Kültepe tabletlerinin Anadolu'da tarihi devirleri başlatması, yazının bu bölgeye ilk kez Asurlu tüccarlar aracılığıyla taşındığını gösterir. Yazının kullanımı tarihi çağların başlangıç kriteri olduğundan, ticari faaliyetlerin kültürel etkileşime ve çağ değişimine yol açtığı yargısı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen Kültepe tabletlerinin niteliğini ve tarih yazımındaki rolünü belirlemek.
Bu belgelerin yazılı kaynak niteliği taşıdığı ve Anadolu'da tarihi çağları başlattığı tespit edilir.
Yazının çağlar üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koymak için.
2
Yazılı belgelerin tarih öncesi çağları aydınlatmada kullanılıp kullanılamayacağını analiz etmek.
Yazılı belgelerin tarih öncesi devirleri aydınlatamayacağı, sadece tarihi devirler için kaynak olabileceği belirlenir.
Tarih öncesi dönem araştırmalarındaki kaynak metodolojisini doğru kavramak için.
3
Tarihsel olguya günümüzün modern hukuki ve siyasi kavramlarıyla yaklaşılıp yaklaşılamayacağını değerlendirmek.
İlk Çağ'daki sözleşmeleri modern ulus-devlet ve uluslararası ticaret hukuku kavramlarıyla açıklamanın anakronizme yol açtığı belirlenir.
Tarihsel olayları kendi döneminin koşullarına göre değerlendirme becerisini ölçmek için.

Anahtar Kavram

Kültürel etkileşim ve yazının yayılması
Soru 5866Soru

A��ağıda sol sütunda verilen edebî akım ve şair özelliklerini, sağ sütundaki uygun akım ve şair isimleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gautier, Coppée ve Heredia gibi isimlerin öncülüğünü yaptığı; duygu yerine nesnel gözlemi, biçimsel mükemmelliği ve 'plastik güzelliği' öne çıkaran akım.
Baudelaire, Verlaine ve Mallarmé'nin temsil ettiği; dış dünyayı doğrudan yansıtmak yerine nesnelerin insan ruhundaki izlenimlerini imge ve musikiyle aktaran akım.
Divan şiirinin ses zenginliğiyle parnasyenlerin biçim titizliğini birleştirerek Türkçe şiirde eşsiz bir ahenk ve yapı kuran, neo-klasik yönelime sahip Türk şair.
Sembolizmin kapalı ve telkine dayalı dilini benimseyerek akşam, göl, kızıl gurup gibi temalar etrafında saf (öz) şiirin ilk poetik örneklerini veren şair.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki birinci tanım Parnasizm (sağ sütundaki ikinci öge), ikinci tanım Sembolizm (sağ sütundaki üçüncü öge), üçüncü tanım Yahya Kemal Beyatlı (sağ sütundaki dördüncü öge), dördüncü tanım ise Ahmet Haşim (sağ sütundaki birinci öge) ile eşleşmektedir.
Verilen tanımlar ve şair özellikleri, ilgili akım ve sanatçılarla tam olarak uyuşmaktadır. Parnasizm biçimsel mükemmellik ve nesnellikle; Sembolizm musiki ve kapalılıkla; Yahya Kemal parnasyen biçim kusursuzluğuyla; Ahmet Haşim ise sembolist saf şiir poetikasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımdaki anahtar kelimeleri belirleme.
Gautier, Coppée, Heredia gibi temsilciler ve 'nesnel gözlem, biçimsel mükemmellik, plastik güzellik' ifadelerinin Parnasizm akımını işaret ettiği belirlenir.
Parnasizm, realizmin şiire yansıması olup biçim kusursuzluğunu ve plastik (heykelsi) güzelliği temel alır.
2
İkinci tanımdaki anahtar kelimeleri belirleme.
Baudelaire, Verlaine, Mallarmé gibi temsilciler ve 'izlenimler, imge, musiki' ifadelerinin Sembolizm akımını işaret ettiği belirlenir.
Sembolizm, nesneleri doğrudan tasvir etmek yerine onların ruhsal izlenimlerini müzikalite ve kapalı bir dille anlatmayı amaçlar.
3
Üçüncü tanımdaki şair özelliklerini değerlendirme.
Divan şiiri ahengiyle parnasyen biçimciliği birleştiren ve aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan neo-klasik şairin Yahya Kemal Beyatlı olduğu saptanır.
Yahya Kemal Beyatlı, parnasizmin biçim titizliğinden etkilenmiş ve bunu kendi şiir dünyasında sentezlemiştir.
4
Dördüncü tanımdaki şair özelliklerini değerlendirme.
Sembolist duyarlılıkla akşam, kızıl gurup temalarını işleyen ve 'Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar' yazısıyla saf şiiri kuran şairin Ahmet Haşim olduğu saptanır.
Ahmet Haşim, Türk edebiyatında sembolizmin en katı uygulayıcısı ve saf şiirin öncüsüdür.

Anahtar Kavram

Parnasizm ve Sembolizm akımlarının Batı ve Türk edebiyatındaki karakteristik özellikleri ile başlıca temsilcileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5867Soru

Osmanlı Devleti'nde Kapıkulu Ocağı'na devşirme sistemiyle asker yetiştirilmesi sürecinde takip edilen aşağıdaki adımları, ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sürecin doğru sıralaması: Padişah fermanının çıkarılması, çocukların tescil edilerek seçilmesi, Türk ailelerin yanına yerleştirilmesi, Acemi Ocağı'na sevk edilmesi ve son olarak kapıya çıkma (bedergâh) ile Yeniçeri Ocağı'na geçilmesi şeklindedir.
Devşirme usulüyle asker yetiştirme süreci tamamen sistemli ve aşamalı bir yapıdır. İlk olarak hukuki zemin padişah fermanıyla hazırlanır. Ardından sahada turnacıbaşı gözetiminde tescil yapılır. Seçilen çocuklar kültürel entegrasyon için Türk ailelerin yanına verilir. Kültürel uyum sonrası Acemi Ocağı'nda temel askeri eğitim verilir. Son olarak eğitimini başarıyla tamamlayanlar bedergâh (kapıya çıkma) töreniyle Yeniçeri Ocağı'na geçerek profesyonel orduya dahil olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Asker ihtiyacının tespit edilip padişah fermanının çıkarılması
Devşirme sürecinin yasal olarak başlatılması
Sürecin devlet kontrolünde resmiyet kazanması gerekir.
2
Turnacıbaşı denetiminde çocukların seçilmesi ve eşkâl defterine işlenmesi
Aday öğrencilerin tescil edilmesi
İleride kimlik tespiti yapılabilmesi ve kaçakların önlenmesi amaçlanır.
3
Çocukların Anadolu'daki Müslüman Türk ailelerin yanına verilmesi
Türk-İslam kültürü ve dil eğitiminin alınması
Askeri eğitime başlamadan önce kültürel kimlik uyumunun sağlanması gerekir.
4
Uyum sürecini tamamlayanların Acemi Ocağı'na kabul edilmesi
Temel askeri eğitim ve disiplin sürecinin başlaması
Kapıkulu ordusunun temel eğitim yuvası olan Acemi Ocağı'nda askeri altyapının oluşturulması hedeflenir.
5
Acemi Ocağı'ndan kapıya çıkma (bedergâh) işleminin yapılması
Yeniçeri Ocağı'na veya diğer Kapıkulu ocaklarına geçiş yapılması
Adayın eğitimini tamamlayarak profesyonel ordu kadrosuna dahil edilmesi amaçlanır.

Anahtar Kavram

Devşirme Sistemi ve Kapıkulu Ocağına Asker Yetiştirme Aşamaları
Soru 5868Soru

İslam tarihi sürecinde Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde siyasi ve kültürel alanda birçok önemli gelişme yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama Emevi Devleti'nin kurulması, Abbasi Devleti'nin kurulması ve Bağdat'ta Beytü'l-Hikme'nin açılması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, 661 yılında Emevi Devleti'nin kurulmasıyla başlar. Ardından 750 yılında Emevi hanedanına son veren Abbasi Devleti kurulur. Son olarak Abbasi Devleti'nin parlak döneminde, 830 yılında bilimsel çalışmaları kurumsallaştırmak amacıyla Beytü'l-Hikme açılır. Bu nedenle olayların tarihsel sırası geçmişten günümüze doğru Emevi Devleti'nin kurulması, Abbasi Devleti'nin kurulması ve Beytü'l-Hikme'nin açılması şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Emevi Devleti'nin kuruluş tarihini belirleme
Emevi Devleti, 661 yılında Muaviye tarafından kurulmuştur.
İslam tarihindeki bu iki büyük hanedandan ilk kurulanını tespit etmek için.
2
Abbasi Devleti'nin kuruluş tarihini belirleme
Abbasi Devleti, Emevilerin yıkılışıyla 750 yılında kurulmuştur.
Emevilerden sonraki döneme geçişi kronolojik olarak yerleştirmek için.
3
Beytü'l-Hikme'nin açılış zamanını belirleme
Beytü'l-Hikme, Abbasi Halifesi Me'mun döneminde 830 yılında kurulmuştur.
Abbasi Devleti dönemindeki kültürel gelişimlerin devletin kuruluşundan sonra gerçekleştiğini göstermek için.

Anahtar Kavram

Emevi ve Abbasi devletlerinin kuruluş kronolojisi ile Abbasi kültürel gelişmeleri arasındaki zamansal ilişki.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5869Soru

Bolu’nun Gerede yöresinde geçen eserde, Avrupa’dan gelen ucuz fabrikasyon malların yerel el dokumacılığı sanayisini çökertmesi ve çıkrıkların durmasıyla işsiz kalan köylülerin yaşadığı ekonomik yıkım ele alınır. Çıkarlarını korumak isteyen tüccar Sıddıkzade ile emeği sömürülen yerel dokumacıların arasındaki gerilimin toplumsal bir başkaldırıya dönüşmesini anlatan bu yapıt, edebiyatımızda sanayileşme sancılarını ve sınıfsal çatışmayı sistemli şekilde ele alan ilk toplumcu gerçekçi roman kabul edilir.

Bu parçada söz edilen eser ve yazar�� aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkrıklar Durunca - Sadri Ertem

Cevap

Çıkrıklar Durunca - Sadri Ertem
Parçada sözü edilen Bolu-Gerede yöresinde geçen, sanayileşme karşısında el tezgahlarının (çıkrıkların) durmasını ve Sıddıkzade ile köylüler arasındaki sınıfsal mücadeleyi konu edinen eser, Sadri Ertem'in Çıkrıklar Durunca adlı romanıdır. Bu eser edebiyatımızda ilk sistemli toplumcu gerçekçi romanlardan biri kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tema ve ana fikir ipuçlarını (ucuz Avrupa kumaşları, el dokumacılığının çökmesi, çıkrıkların durması) analiz etmek.
Eserin sanayileşme sancılarını ve ilk toplumcu gerçekçi roman özelliklerini taşıdığını belirlemek.
Bu temalar eserin toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yazıldığını ve Sadri Ertem'in ilk önemli romanına işaret ettiğini gösterir.
2
Karakter ve mekân ipuçlarını (Bolu-Gerede yöresi, Adaköy, Sıddıkzade) değerlendirmek.
Sözü edilen eserin Sadri Ertem'e ait Çıkrıklar Durunca romanı olduğunu kesinleştirmek.
Bu karakter ve yer isimleri doğrudan Çıkrıklar Durunca adlı romana özgü yapı unsurlarıdır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanının ilk örnekleri, yazarları ve temaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5870Soru

Tarih öncesi dönemlerin araştır��lmasında yazılı belge bulunmadığı için arkeolojik buluntular en önemli kaynak grubunu oluşturur. Anadolu'daki bir höyükte kazı yapan arkeologlar şu bulgulara ulaşmıştır:

* Obsidyenden yapılmış kesici aletler ve av araçları
* Buğday ve arpa saklama depoları ile pişmiş topraktan kaplar
* Eritilmiş bakır potaları ve bakırdan yapılmış süs eşyaları

Bu buluntular dikkate alındığında, bu yerleşim yerindeki toplulukla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buluntuların ait olduğu dönemlerin tespit edilmesinde paleografya biliminin verilerinden yararlanıldığı

Cevap

Buluntuların ait olduğu dönemlerin tespit edilmesinde paleografya biliminin verilerinden yararlanıldığı ifadesi söylenemez.
Tarih öncesi dönemler, yazının icadından önceki zaman dilimini kapsar. Paleografya ise eski yazıların okunmasını ve incelenmesini konu edinen bir bilim dalıdır. Yazılı kültürün henüz oluşmadığı tarih öncesi devirlere ait arkeolojik buluntuların (taş aletler, çanak çömlek, madeni süs eşyaları) incelenmesinde ve tarihlendirilmesinde paleografya biliminden yararlanılması mümkün değildir. Bu nedenle paleografya verilerinden yararlanıldığı yönündeki ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih öncesi dönemlerin niteliğini belirlemek
Tarih öncesi çağlar yazının bulunmasından önceki dönemlerdir ve bu dönemde yazılı hiçbir belge veya buluntuya rastlanamaz.
Buluntuların incelenmesinde hangi bilim dallarının kullanılabileceğini ayırt etmek amacıyla bu bilgi temel alınmalıdır.
2
Seçeneklerde yer alan paleografya biliminin tanımını yapmak
Paleografya eski yazı türlerini ve yazı sistemlerini inceleyen yazılı tarih bilimidir.
Kazıda elde edilen taş, toprak ve maden buluntularının yazısız olması sebebiyle paleografyanın bu buluntularda kullanılamayacağını saptamak için gereklidir.
3
Kazıda elde edilen buluntular ile seçenekleri karşılaştırmak
Diğer seçeneklerdeki tarım, maden işleme ve farklı ham madde kullanımı gibi çıkarımlar buluntularla doğrudan örtüşürken, paleografya kullanımı çelişir.
Doğru cevabın paleografya bilimiyle ilgili olan seçenek olduğunu netleştirmek i��in karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında kullanılan kaynaklar ve yardımcı bilim dalları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5871Soru

İlk Türk devletlerinde merkezi yönetim ve hükümet teşkilatında yer alan idari unvan ve kurumlar ile bunların üstlendikleri görevlerin eşleştirilmesi gerekmektedir. Aşağıdaki sol sütunda verilen devlet görevlisi ve kurumsal yapı unvanlarını, sağ sütundaki işlevleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ayukı
Ağılığ
Bitigci
Buyruk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ayukı hükümet ile, Ağılığ hazine görevlisi ile, Bitigci kâtip ile, Buyruk ise bakan unvanı ile eşleşmelidir.
İlk Türk devletlerinde devlet yönetimindeki kurumsal yapıda hükümete ayukı denir ve bu yapının başında ayguci adı verilen vezir bulunur. Hükümet üyelerine ise buyruk adı verilir ki bu unvan günümüzdeki bakanlara tekabül eder. Devletin iç ve dış yazışmalarından, fermanların kaleme alınmasından sorumlu bürokrat bitigci (katip), devlet hazinesinden ve maliyeden sorumlu görevli ise ağılığ olarak adlandırılır. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler idari sistemi tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk Türk devletlerinde hükümet teşkilatının yapısı ve bu yapıdaki unvanlar belirlenir.
Ayukı'nın hükümet anlamına geldiği ve üyelerine buyruk dendiği tespit edilir.
Devlet yönetimindeki kurumsal yapıların sınırlarını çizmek için.
2
İdari ve bürokratik unvanlar ile görevleri analiz edilir.
Yazı işlerinden sorumlu olan görevlinin bitigci, hazineden sorumlu görevlinin ise ağılığ olduğu belirlenir.
Bürokratik rollerin karşılıklarını doğru kavramlarla ilişkilendirmek için.
3
Kavramlar sağ sütundaki işlev tanımlarıyla eşleştirilir.
Ayukı yürütme kuruluyla, Ağılığ hazineyle, Bitigci yazışmalarla, Buyruk ise bakanlık göreviyle eşleştirilir.
Eşleştirmenin doğruluğunu sağlamak ve soruyu tamamlamak için.

Anahtar Kavram

İlk Türk devletlerinde hükümet teşkilatı ve idari unvanlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5872Soru

I. Sanatçı: "Edebiyat, durgunluktan, uykulu dalgınlıktan ve meditasyondan kurtulmalıdır. Biz, saldırgan hareketi, hummalı uykusuzluğu, koşucunun adımlarını, ölümcül sıçrayışı, şamarı ve yumruğu yücelteceğiz. Bir yarış arabası, Samothrake Nike Heykeli’nden daha güzeldir."

II. Sanatçı: "Sizin bu makineleşmeye duyduğunuz hayranlık ve yeni bir düzen inşa etme çabanız beyhudedir. Çünkü insan aklının ve mantığının yarattığı tüm sistemler, insanlığı büyük bir yıkıma sürüklemiştir. Gerçek sanat; hiçbir kuralı tan��mayan, dili bilinen anlam kalıplarından kurtarıp kelimeleri tamamen rastlantısal biçimde yan yana getiren bir başkaldırıdır."

Bu diyalogdan hareketle, savunduğu edebi görüşleri dile getiren sanatçılar ve temsil ettikleri akımlarla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. sanatçı, dilin mevcut kurallarını koruyarak geçmişin edebi mirasından beslenen yepyeni bir estetik düzen kurmayı hedefler.

Cevap

II. sanatçının temsil ettiği Dadaizm ak��mının dilin kurallarını koruma ve geçmişin edebi mirasından beslenme amacı taşımadığını belirten ifade söylenemez.
Dadaizm akımı, dilin kurallarını korumayı veya geçmişin edebi mirasından beslenerek yeni bir düzen kurmayı kesinlikle reddeder. Aksine, kurulu tüm dil kurallarına, mantığa ve geçmişin edebi değerlerine karşı yıkıcı, kuralsız ve kaotik bir başkaldırıyı savunur. Dolayısıyla bu ifade Dadaizm'in ilkeleriyle uyuşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogdaki birinci sanatçının ifadeleri analiz edilir.
Birinci sanatçının hız, hareket, yarış arabası ve makineleşme vurguları onun Fütürizm akımını savunduğunu gösterir.
Fütürizm (gelecekçilik), endüstrileşme ve hızı sanatın odağına koyar.
2
Diyalogdaki ikinci sanatçının ifadeleri analiz edilir.
İkinci sanatçının mantık ve kuralların reddi, kelimelerin rastlantısal bir araya getirilmesi ve düzene başkaldırı vurguları onun Dadaizm akımını savunduğunu gösterir.
Dadaizm, kuralsızlığı kural edinerek her türlü rasyonel sisteme ve dil kurallarına karşı çıkar.
3
Seçeneklerdeki yargılar Fütürizm ve Dadaizm akımlarının özellikleri ile karşılaştırılır.
Dadaizmin geçmişin edebi mirasına dayanma veya dilin kurallarını koruma gibi bir amacı olmadığı tespit edilir.
Dadaizm, geçmişin değerlerini yıkmayı ve dili kuralsızlaştırmayı hedefler; bu sebeple bu yargı yanlıştır.

Anahtar Kavram

Fütürizm ve Dadaizm akımlarının temel estetik ilkeleri ve Türk edebiyatındaki yansımaları
Soru 5873Soru

Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda aldığı dış borçları ödeyememesi üzerine, alacaklı devletlerin borçların tahsilatını doğrudan kendileri yapmak amacıyla 1881 yılında kurdukları ve Osmanlı mali bağımsızlığına büyük bir darbe vuran uluslararası teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düyun-u Umumiye İdaresi

Cevap

Düyun-u Umumiye İdaresi
Düyun-u Umumiye İdaresi, Osmanlı Devleti'nin dış borçlarını ödeyememesi (iflası) üzerine, 1881 yılında Muharrem Kararnamesi ile kurulan ve Osmanlı devlet gelirlerinin önemli bir kısmını doğrudan denetleyen uluslararası borç yönetim kurumudur. Bu kurum Osmanlı'nın mali bağımsızlığını fiilen sona erdirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda geçen tarihsel olguların analizi yapılır.
Osmanlı Devleti'nin dış borçlanma sürecinde ödeme güçlüğü çekmesi ve 1881 yılındaki gelişme tespit edilir.
Soru k��kündeki 1881 tarihi ve dış borçların tahsilatı vurgusu bizi Muharrem Kararnamesi ile kurulan kuruma götürür.
2
Seçeneklerdeki kurumlar ve kavramlar incelenir.
Düyun-u Umumiye İdaresi'nin (Genel Borçlar İdaresi) bu amaçla kurulan uluslararası kurum olduğu belirlenir.
Alacaklı devletlerin temsilcilerinden oluşan bu kurum, Osmanlı gelir kaynaklarının bir kısmına doğrudan el koyarak borçları tahsil etmiştir.

Anahtar Kavram

Düyun-u Umumiye İdaresi ve Osmanlı Devleti'nin ekonomik bağımlılık süreci
Soru 5874Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist yazarları, sağ sütunda temel özellikleri belirtilen yapıtlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yusuf Atılgan
Bilge Karasu
Orhan Pamuk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yusuf Atılgan - Zebercet karakterini içeren yalnızlık temalı modernist roman (Anayurt Oteli); Bilge Karasu - alegorik ve düşsel anlatımlı roman (Gece); Orhan Pamuk - Hüsn ü Aşk esintili metinlerarası roman (Kara Kitap).
Yusuf Atılgan'ın modernist çizgide yalnızlığı Zebercet karakteri üzerinden işlemesi, Bilge Karasu'nun alegorik kurgulu Gece romanını yazması ve Orhan Pamuk'un Hüsn ü Aşk esintili Kara Kitap'ı kaleme alması doğru eşleşmeleri oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci yazar olan Yusuf Atılgan'ın edebi kimliği incelenir.
Yazarın yalnızlık, yabancılaşma ve Zebercet karakteriyle özdeşleşen Anayurt Oteli eserinin tanımıyla eşleştiği belirlenir.
Yusuf Atılgan, Türk edebiyatında modernist çizginin ve bireysel yabancılaşma konusunun öncülerindendir.
2
Sol sütundaki ikinci yazar olan Bilge Karasu'nun yapıtları değerlendirilir.
Karasu'nun düşsel, alegorik yapısı ve gece tasvirleriyle bilinen Gece romanının tanımıyla eşleştiği görülür.
Bilge Karasu, postmodern Türk edebiyatında alegori, simge ve felsefi derinliği en yetkin şekilde kullanan yazarlar arasındadır.
3
Sol sütundaki üçüncü yazar olan Orhan Pamuk'un eserlerinin kurgusal özellikleri gözden geçirilir.
Pamuk'un Şeyh Galip'in Hüsn ü Aşk mesnevisine gönderme yapan ve metinlerarasılık içeren Kara Kitap romanının tanımıyla eşleştiği saptanır.
Orhan Pamuk, postmodern romanlarında geleneksel metinlerden yararlanma ve metinlerarasılık yöntemini sıklıkla tercih eder.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist Türk romancılarının eserleri ve tematik/anlatısal özellikleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5875Soru

Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecinde Rumeli ve Balkanlar'da uyguladığı idari ve toplumsal politikalarla ilgili çalışma yapan bir araştırmacının ulaştığı bilgiler şunlardır:

- Fethedilen bölgelerdeki yerel halkın dinî inançlarına, geleneklerine ve sosyal yaşamına müdahale edilmemiş, adaletli ve korumacı bir yönetim sergilenmiştir.
- Anadolu'daki konar-göçer Türkmen aşiretleri yeni fethedilen Rumeli topraklarına yerleştirilerek bu ailelere boş araziler tahsis edilmiş ve tarımsal üretim teşvik edilmiştir.
- Göç ettirilen ailelerin eski yurtlarına geri dönmelerini önlemek amac��yla yerleşim yerlerinden izinsiz ayrılmaları yasaklanmıştır.

Bu bilgilere göre, Osmanlı Devleti'nin bölgede izlediği politikalar ve bu politikaların sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti, yerel halka yönelik adaletli yaklaşımıyla Balkanlar'daki feodal beyliklerin siyasi ve askeri nüfuzlarını koruyarak özerk bir yönetim kurmalarını hedeflemiştir.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki yerel feodal beyliklerin nüfuzunu koruyup özerk yönetim kurmayı hedeflediğini belirten ifade söylenemez.
Osmanlı Devleti, fethettiği Balkan topraklarında merkeziyetçi bir yönetim kurmayı esas almıştır. Bu doğrultuda yerel feodal beylerin siyasi ve askeri nüfuzlarını kırmış, onların yerine merkeze bağlı tımar sistemini yerleştirmiştir. İstimalet politikası, halkı vergi kolaylığı ve inanç hürriyetiyle devlete bağlama amacı taşırken, feodal beylerin ayrıcalıklarını korumayı veya özerk yapılar kurmayı hedeflememiştir. Dolayısıyla yerel beyliklerin siyasi ve askeri nüfuzunun korunduğu yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmacının ulaştığı öncülleri analiz etmek.
Birinci bilginin istimalet (hoşgörü) siyasetini, ikinci ve üçüncü bilgilerin ise iskân (nüfus yerleştirme) siyasetini ve toprak düzenini temsil ettiği saptanır.
Sorudaki ifadelerin kavramsal karşılıklarını belirlemek, seçeneklerin doğruluğunu test etmenin ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki iskan, istimalet ve üretimle ilgili yargıları doğrulamak.
İnanç hürriyetinin istimaletle ilişkisi, göç yasağının üretim sürekliliğiyle ilişkisi, Türkmen nüfusun kültürel katkısı ve bu politikaların askeri başarıyı kalıcılaştırması ifadelerinin tarihsel olarak doğru olduğu teyit edilir.
Yanlış olan seçeneği bulmak için tarihsel açıdan doğru ve tutarlı olan diğer seçeneklerin elenmesi gerekir.
3
Balkanlar'daki feodal yapıya yönelik Osmanlı tutumunu değerlendirmek.
Osmanlı Devleti'nin feodal beyliklerin varlığını korumayı değil, tam aksine merkezi idareyi güçlendirmek amacıyla bu beylikleri tasfiye etmeyi ve tımar sistemini kurmayı amaçladığı görülür.
İstimalet politikasının yerel halkı kazanmak için yapıldığını, derebeylerin siyasi ve askeri gücünü korumak gibi bir amacının olmadığını açıklığa kavuşturmak gerekir.

Anahtar Kavram

İskân ve İstimalet Politikalarının İdari ve Sosyal Amaçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5876Soru

Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilatında yer alan Divan-ı Hümayun üyelerinin görevleri düşünüldüğünde, aşağıdaki devlet görevlileri ile bu görevlilerin yerine getirdiği temel sorumlulukları gösteren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sadrazam (Vezir-i Azam)
Defterdar
Nişancı
Kazasker

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sadrazam padişahın mutlak vekili ve Serdar-ı Ekrem sıfatıyla ordu komutanıdır; Defterdar devletin mali işlerini ve bütçesini yürütür; Nişancı padişahın tuğrasını çekerek arazi kayıtlarını tutar; Kazasker ise kadı ve müderris atamalarını yaparak yargı ve eğitim işlerini düzenler.
Sadrazam padişahın mutlak vekilidir; Defterdar maliye işlerine bakar; Nişancı tuğra ve tahrir kayıtlarından sorumludur; Kazasker ise kadı ve müderris atamalarını gerçekleştirir. Bu görevlerin doğru eşleştirilmesiyle doğru sonuca ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sadrazamın yetki ve görevlerini belirleme
Sadrazam padişahın mutlak vekili olup onun mührünü taşır, padişah sefere gitmediğinde Serdar-ı Ekrem sıfatıyla orduyu yönetir.
Yönetimdeki en yüksek yürütme makamını doğru görevle eşleştirmek.
2
Defterdarın mali görevlerini belirleme
Defterdar hazineden sorumludur ve bütçeyi hazırlar.
Mali teşkilatın başındaki ismi görev tanımıyla eşleştirmek.
3
Nişancının yazı ve kayıt görevlerini belirleme
Nişancı fermanlara tuğra çeker ve tapu tahrir defterlerini kaydeder.
Bürokrasi ve arazi kayıtlarından sorumlu görevliyi belirlemek.
4
Kazaskerin adalet ve eğitim görevlerini belirleme
Kazasker yargı işlerini yürütür, kadı ve müderrisleri atar.
İlmiye sınıfının Divan'daki temsilcisini belirlemek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti Klasik Dönem merkez teşkilatı üyeleri ve görev tanımları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5877Soru

Osmanlı Devleti'nde Klasik Dönem toplumsal yapısının şekillenmesinde etkili olan 'millet sistemi', toplumun aşağıdaki hangi esasa göre gruplandırılmasını ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinî ve mezhepsel aidiyet

Cevap

Dinî ve mezhepsel aidiyet
Osmanlı Klasik Dönemi'nde uygulanan millet sistemi, devletin tebaasını doğrudan din ve mezhep temelinde örgütlemesidir. Bu sistemde halk Müslümanlar ve kendi içinde cemaatler şeklinde sınıflandırılmıştır. Dolayısıyla dinî ve mezhepsel aidiyeti belirten ifade doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Klasik Dönemi'ndeki 'millet' kavramının anlamını analiz etme
Millet kelimesinin Osmanlı'daki karşılığı, günümüzdeki ulus/etnik köken anlamından farklı olarak inanç grubudur.
Soruda hedeflenen kavramsal tanımı doğru belirlemek için tarihsel bağlam kurulmalıdır.
2
Osmanlı millet sisteminin işleyiş prensibini değerlendirme
Tebaanın Müslümanlar ve gayrimüslimler (Ortodoks, Ermeni, Musevi vb.) şeklinde din esasına göre gruplandırıldığı belirlenir.
Millet sisteminin temel ayrım ölçütünün inanç/mezhep yapısı olduğunu kavramak soruyu çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Osmanlı millet sistemi ve toplumsal yapısı
Tahmini Süre:45s
Soru 5878Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde şiir alanında tek bir ortak anlayış bulunmamaktadır; sanatçılar Türkçülük ideolojisi, saf şiir eğilimi, manzum hikayecilik ve memleketçi hece şiiri gibi farklı estetik ve yapısal yönelimleri benimsemişlerdir.

Aşağıda sol sütunda verilen Milli Edebiyat Dönemi şairlerini, sağ sütundaki şiir anlayışları ve üslup özellikleri ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yahya Kemal Beyatlı
Ziya Gökalp
Mehmet Âkif Ersoy
Faruk Nafiz Çamlıbel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yahya Kemal Beyatlı - saf şiir ve neo-klasik üslup; Ziya Gökalp - didaktik ve Türkçü anlayış; Mehmet Âkif Ersoy - aruzla yazılan realist/toplumsal manzumeler; Faruk Nafiz Çamlıbel - memleketçi hece şiiri.
Şairlerin kendi estetik, ölçü ve içerik tercihlerine göre eşleştirilmesi doğru yapılmıştır. Yahya Kemal saf şiir ve neo-klasisizmle, Ziya Gökalp Türkçülük ve didaktizmle, Mehmet Âkif aruzla yazılan realist manzumelerle, Faruk Nafiz ise memleketçi hece şiiriyle özdeşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yahya Kemal Beyatlı'nın edebi kimliği incelenir.
Yahya Kemal'in aruz ölçüsünü Türkçeye kusursuz uygulaması, Osmanlı tarihi ve İstanbul sevgisi gibi temaları neo-klasik bir yaklaşımla ele alması tespit edilir.
Bu özellikler şairin saf (öz) şiir eğilimine ait olduğunu gösterir ve ilk tanımla eşleşir.
2
Ziya Gökalp'in şiir anlayışı ve işlevi değerlendirilir.
Gökalp'in Türkçülük düşüncesini kitlelere ulaştırmak amacıyla didaktik şiirler yazdığı ve dil anlayışını formüle ettiği belirlenir.
Sanatı fikirlerin taşıyıcısı gören faydacı üslubu, ikinci tanımla doğrudan örtüşür.
3
Mehmet Âkif Ersoy'un şiirsel çizgisi analiz edilir.
Realist bir bakış açısıyla sokak yaşantısını ve toplumsal dertleri manzum hikayelerle, aruz veznini kullanarak anlattığı saptanır.
Konuşma dilinin doğallığını aruza uydurması şairin en bariz özelliğidir, bu da üçüncü tanımla eşleşir.
4
Faruk Nafiz Çamlıbel'in edebi yönelimi incelenir.
Beş Hececiler grubunda yer aldığı, hece ölçüsüyle memleket coğrafyasını ve Anadolu'yu işlediği belirlenir.
Anadolu insanını memleketçi bir duyarlıkla heceye döken bu tarz, dördüncü tanımla eşleşir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Şiir Yönelimleri ve Sanatçı Eşleştirmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5879Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki farklı yönelimleri örnekleyen aşağıdaki dize gruplarını, bu dizelerin ait olduğu şair ve şiir anlayışıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız."
"Okumak isterdin ama
Çalışmak zorundasın.
Ne fırın ekmek verir bedava,
Ne okul kitap..."
"Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci dize grubu (Cahit Sıtkı Tarancı) saf şiir anlayışıyla, ikinci dize grubu (Rıfat Ilgaz) toplumcu gerçekçi şiir anlayışıyla, üçüncü dize grubu (Orhan Şaik Gökyay) ise millî edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiirle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede, yalnızlık ve ölüm temalı ahenkli dizeler saf şiire (Cahit Sıtkı Tarancı), yoksulluk ve okul-ekmek çelişkisini anlatan dizeler toplumcu gerçekçi şiire (Rıfat Ilgaz), vatan ve kahramanlık temalı heceli dizeler ise millî edebiyat zevkini sürdüren şiire (Orhan Şaik Gökyay) bağlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dize grubunun tema ve biçim yönünden incelenmesi
Dizelerdeki bireysel yalnızlık teması ve ölçü/kafiye titizliği tespit edilerek Cahit Sıtkı Tarancı'nın saf şiir anlayışına ait olduğu belirlenir.
Saf şiirde toplumsal mesaj kaygısı güdülmez, estetik ve ahenk ön plandadır.
2
İkinci dize grubunun tema ve biçim yönünden incelenmesi
Dizelerdeki geçim sıkıntısı ve eğitim hakkından mahrumiyet gibi sosyal gerçekçi temalar tespit edilerek Rıfat Ilgaz'ın toplumcu gerçekçi şiir anlayışına ait olduğu belirlenir.
Toplumcu gerçekçi şiir, sınıfsal sorunları ve halkın zorlu yaşam mücadelesini konu edinir.
3
Üçüncü dize grubunun tema ve biçim yönünden incelenmesi
Dizelerdeki vatan sevgisi, şehitlik ve kahramanlık temaları tespit edilerek Orhan Şaik Gökyay'ın millî edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiirine ait olduğu belirlenir.
Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiirler, Anadolu coğrafyasını ve millî değerleri coşkulu bir dille yüceltir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Yönelimler (Saf Şiir, Toplumcu Şiir, Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5880Soru

Klasik Batı edebiyatının gelişim sürecinde yer alan aşağıdaki sanatçıları ve edebi gelişmeleri, temsil ettikleri dönemlerin tarihsel kronolojisine göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama en eskiden en yeniye doğru şu şekilde olmalıdır: Homeros (MÖ 8. yüzyıl), Sophokles (MÖ 5. yüzyıl), Dante Alighieri (14. yüzyıl), William Shakespeare (16. yüzyıl sonu - 17. yüzyıl başı) ve Molière (17. yüzyıl ortası).
Doğru sıralama Homeros (MÖ 8. yüzyıl), Sophokles (MÖ 5. yüzyıl), Dante (14. yüzyıl), Shakespeare (16-17. yüzyıl) ve Molière (17. yüzyıl) şeklinde olmalıdır. Bu sıralama Antik Yunan edebiyatından başlayıp Rönesans'a ve ardından 17. yüzyıl klasisizmine uzanan tarihsel gelişime tam uyum sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların ve eserlerin ait olduğu edebi dönemleri belirleme
Homeros ve Sophokles Antik Yunan dönemine; Dante ve Shakespeare Rönesans dönemine; Molière ise Klasisizm dönemine aittir.
Tarihsel sıralamayı yapabilmek için öncelikle eserlerin ve sanatçıların ait olduğu edebi dönemleri tespit etmek gerekir.
2
Antik Yunan sanatçılarını kendi içinde sıralama
Homeros (MÖ 8. yy) destan dönemiyle Sophokles'ten (MÖ 5. yy) daha öncedir.
Aynı edebi dönemde yer alan sanatçıların tarihsel olarak hangisinin daha önce yaşadığı belirlenmelidir.
3
Rönesans dönemi sanatçılarını kendi içinde sıralama
Dante (14. yy başı) erken Rönesans/Orta Çağ sonu figürüyken, Shakespeare (16. yy sonu - 17. yy başı) olgun Rönesans dönemindedir. Dolayısıyla Dante önce gelir.
Rönesans dönemindeki kronolojik gelişim tespit edilmelidir.
4
Edebi akımlar arasındaki tarihsel sırayı kurma
Antik Yunan (Homeros, Sophokles) -> Rönesans (Dante, Shakespeare) -> Klasisizm (Molière) şeklinde bir kronolojik akış mevcuttur.
Tüm dönem ve sanatçılar birleştirilerek en eskiden en yeniye doğru nihai kronolojik dizi oluşturulur.

Anahtar Kavram

Klasik Batı Edebiyatı Temsilcileri ve Edebi Dönemlerin Kronolojik Sıralaması
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 294 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin