Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6141Soru

Roma Cumhuriyeti Dönemi'nde patriciler ile plebler arasındaki sınıf çatışmaların�� engellemek amacıyla hazırlanan ve Roma hukukunun temelini oluşturan On İki Levha Kanunları'nın ortaya çıkış süreci ve içeriği dikkate alındığında, bu kanunlarla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soyluların keyfi uygulamalarını sınırlamak amacıyla örfi kuralları yazılı hale getirerek pleblerin haklarını güvence altına almıştır.

Cevap

Soyluların keyfi uygulamalarını sınırlamak amacıyla örfi kuralları yazılı hale getirerek pleblerin haklarını güvence altına almıştır.
On İki Levha Kanunları, Roma'da plebler ile patriciler arasındaki çatışmaları dindirmek amacıyla örfi kuralların on iki adet bronz levha üzerine yazılmasıyla oluşturulmuştur. Bu durum, patricilerin sözlü hukuku kendi lehlerine keyfi şekilde yorumlamalarını engellemiş ve pleblerin haklarını güvence altına almıştır. Dolayısıyla, soyluların keyfi uygulamalarını sınırlamak amacıyla kuralların yazılı hale getirildiği yargısı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Roma Cumhuriyeti'ndeki toplumsal sınıfların yapısını ve aralarındaki çatışmaları analiz etmek.
Patriciler (soylular) ve plebler (halk) arasında siyasi, hukuki ve ekonomik haklar açısından büyük bir eşitsizlik olduğu belirlenir.
On İki Levha Kanunları'nın ortaya çıkış nedenini anlamak için öncelikle bu toplumsal mücadelenin kavranması gerekir.
2
On İki Levha Kanunları'nın hazırlanma amacını ve temel işlevini değerlendirmek.
Patricilerin örfi (sözlü) hukuku kendi çıkarlarına göre yorumlamasını engellemek amacıyla, kuralların yazılı hale getirildiği ve böylece pleblerin hukuki güvence elde ettiği görülür.
Yazılı hukuk kuralları, keyfi uygulamaları sınırlandırarak toplumsal barışı ve hukuki güvenceyi sağlar.
3
Seçenekleri tarihsel gerçeklik ve anakronizm (tarihsel yanılgı) yönünden incelemek.
Doğru yargının örfi kuralların yazılı hale getirilerek pleblerin haklarının güvenceye alınması olduğu; diğer seçeneklerin ise modern kavramları Antik Çağ koşullarına uyarlayarak tarihsel yanılgıya (anakronizme) düştüğü tespit edilir.
Tarihsel olaylar kendi dönemlerinin koşullarıyla değerlendirilmeli, modern kavramlarla açıklanmaya çalışılmamalıdır.

Anahtar Kavram

Roma Hukuku ve On İki Levha Kanunları'nın toplumsal mücadeleler sonucunda ortaya çıkışı ve örfi kuralların yazılı hale getirilmesi.
Soru 6142Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda, Osmanlı Devleti'nin başkenti olan İstanbul ve Boğazlar çevresinin yönetiminin TBMM Hükümeti'ne bırakılması kararlaştırılmıştır. Bu durum, askeri başarıların ardından gelen önemli bir siyasi gelişmedir.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin başkenti ve yönetim merkezinin TBMM'ye devredilmesinin aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin kabul edilmesine ve saltanatın kaldırılmasına

Cevap

Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin kabul edilmesine ve saltanatın kaldırılmasına
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul ve Boğazlar'ın yönetiminin doğrudan TBMM Hükümeti'ne bırakılması, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nı hukuken yok saydığını gösterir. Bu durum, Osmanlı yönetiminin fiilen ve hukuken işlevsiz kalmasını sağlayarak saltanatın kaldırılmasına doğrudan ortam hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın maddelerini ve başkentin durumunu incelemek.
Antlaşma ile başkent İstanbul ve çevresinin idaresi Osmanlı yerine TBMM Hük��meti'ne verilmiştir.
Bu durum, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Hükümeti'ni artık muhatap almadığını ve hukuken yok saydığını gösterir.
2
Osmanlı Devleti'nin hukuki durumunun iç politikadaki yansımasını analiz etmek.
Hukuken yok sayılan ve başkenti elinden çıkan Osmanlı saltanat yönetiminin devam etmesi anlamsız hale gelmiştir.
Bu gelişme, saltanatın kaldırılması için gerekli hukuki ve fiili zemini doğrudan oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkesi'nin Osmanlı Devleti'nin hukuki varlığına etkisi ve saltanatın kaldırılması süreciyle ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6143Soru

Yeni Türk Devleti'nde modern, demokratik ve laik bir hukuk düzeni kurmak amacıyla Avrupa'nın gelişmiş hukuk sistemlerinden ve kanunlarından yararlanılmıştır. Aşağıda verilen Avrupa ülkelerini, bu ülkelerden örnek alınarak hazırlanan kanunlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İsviçre
İtalya
Almanya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İsviçre ile Medeni Kanun, İtalya ile Ceza Kanunu, Almanya ile Ticaret Kanunu eşleşmektedir.
İsviçre'den Medeni Kanun, İtalya'dan Ceza Kanunu, Almanya'dan ise Ticaret Kanunu örnek alınarak Türk hukuk sistemine uyarlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İsviçre'den hangi kanunun örnek alındığını belirlemek.
İsviçre'den Medeni Kanun örnek alınmıştır.
1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu esas alınarak Türk Medeni Kanunu hazırlanmıştır.
2
İtalya'dan hangi kanunun örnek alındığını belirlemek.
İtalya'dan Ceza Kanunu örnek alınmıştır.
Yeni Türk Devleti'nin ceza hukuku ihtiyacı için İtalyan Ceza Kanunu örnek alınarak Türk Ceza Kanunu oluşturulmuştur.
3
Almanya'dan hangi kanunun örnek alındığını belirlemek.
Almanya'dan Ticaret Kanunu örnek alınmıştır.
Ticari ilişkilerin modern standartlara kavuşturulması amacıyla Alman Ticaret Kanunu örnek alınmıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi'nde Avrupa ülkelerinden alınan kanunlar ve bunların eşleştirilmesi.
Soru 6144Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Temsil Heyeti'nin kuruluş, yetkilendirilme ve hukuken tanınma aşamaları ile Mustafa Kemal'in liderlik adımları göz önüne alındığında, aşağıda verilen tarihsel gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'ndeki gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi, Temsil Heyeti'nin Ali Fuat Paşa'yı atayarak yürütme yetkisini kullanması, Amasya Görüşmeleri'nin yapılması ve Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez seçmesi şeklindedir.
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi olayları kronolojik olarak incelendiğinde; Mustafa Kemal'in askerlik mesleğinden istifası (8 Temmuz 1919) kongrelerin başlamasından öncedir. Sivas Kongresi kararıyla Ali Fuat Paşa'nın atanması (Eylül 1919) ilk yürütme kararıdır. Bu siyasi güç sonrasında İstanbul Hükümeti ile yapılan Amasya Görüşmeleri (Ekim 1919) gerçekleşmiştir. Son olarak Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da toplanmasından önce Temsil Heyeti merkezini Ankara'ya taşımıştır (Aralık 1919).

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in sivil hayata geçiş zamanının tespiti
Temmuz 1919 başı (Amasya Genelgesi sonrası, Erzurum Kongresi öncesi)
Mustafa Kemal'in resmi sıfatından sıyrılarak sivil örgütlenme aşamasına geçişi, kongrelerin toplanmasından önceki ilk adımdır.
2
Temsil Heyeti'nin ilk yürütme faaliyetinin tarihlendirilmesi
Eylül 1919 (Sivas Kongresi)
Erzurum'da kurulan ve Sivas'ta tüm yurdu temsil eder hale gelen Temsil Heyeti'nin fiili bir hükümet gücü gösterme evresidir.
3
Temsil Heyeti'nin diplomatik ve hukuki meşruiyet kazanma anının belirlenmesi
Ekim 1919 (Amasya Görüşmeleri)
Anadolu'daki askeri ve siyasi üstünlük sonucunda İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti ile resmi temasa geçmek zorunda kaldığı aşamadır.
4
Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez yapma tarihinin saptanması
Aralık 1919 (Ankara'ya geliş)
Mebusan Meclisi'nin açılış sürecini daha yakından izlemek ve coğrafi avantajları kullanmak için atılan son hazırlık adımıdır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Temsil Heyeti'nin aşamalı olarak etkinlik kazanma süreci ve Mustafa Kemal'in liderlik adımlarının kronolojik ilişkisi.
Soru 6145Soru

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 1 Kasım 1922'de kabul ettiği kanunla saltanatı kaldırmıştır. Bu siyasi inkılabın gerçekleştirilmesinde öncelikle hedeflenen durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradeyi ve meclisin otoritesini yönetimde tek güç haline getirmek

Cevap

Milli iradeyi ve meclisin otoritesini yönetimde tek güç haline getirmek
Saltanatın kaldırılması, egemenlik hakkının hanedandan alınarak doğrudan halk iradesine, yani meclise devredilmesini sağlamıştır. Bu doğrultuda meclisin otoritesini tek güç kılmak ve milli iradeyi gerçekleştirmek temel hedeftir.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanat sisteminin yönetim yapısındaki yerini analiz etmek
Saltanat, egemenliğin tek bir kişiye ve hanedana ait olduğu monarşik bir yönetim şeklidir.
Bu sistem, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesiyle doğrudan çelişmektedir.
2
Saltanatın kaldırılmasının siyasi amacını belirlemek
1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla padişahlık yönetimine son verilmiş, ulusal iradenin ve meclisin gücü yönetimde tek belirleyici unsur haline gelmiştir.
Milli egemenliği yerleştirmek ve yönetimdeki iki başlılığı ortadan kaldırmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Milli egemenliğin gerçekleştirilmesi yolunda saltanatın kaldırılması ve ulusal iradenin önündeki engellerin temizlenmesi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6146Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonrasında imzalamak zorunda kaldığı Sevr Antlaşması, dönemin anayasası olan Kanun-i Esasi'ye göre Mebusan Meclisi'nin onayından geçmek zorundaydı. Ancak meclisin kapalı olması nedeniyle antlaşma meclis onayından geçememiştir.

Bu durum, Sevr Antlaşması'nın hukuki niteliği açısından aşağıdakilerden hangisiyle açıklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuken geçersiz (ölü doğmuş) bir antlaşma kabul edilmesi

Cevap

Hukuken geçersiz (ölü doğmuş) bir antlaşma kabul edilmesi
Kanun-i Esasi hükümlerine göre, uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için meclisin onaylaması gerekmektedir. Sevr Antlaşması imzalandığında Mebusan Meclisi kapalı olduğu için bu onay alınamamış, bu nedenle antlaşma hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'ye göre antlaşmaların geçerlilik şartını belirlemek.
Bir antlaşmanın hukuken geçerli olabilmesi için Mebusan Meclisi tarafından onaylanması şarttır.
Anayasal sürecin hukuki geçerliliğe etkisini analiz etmek.
2
Sevr Antlaşması'nın onaylanma durumunu kontrol etmek.
Sevr Antlaşması imzalandığında Mebusan Meclisi kapalı olduğu için meclis onayı alınamamış, yalnızca padişah ve Saltanat Şûrası onaylamıştır.
Antlaşmanın anayasal geçerlilik şartını taşıyıp taşımadığını tespit etmek.
3
Meclis onayı olmayan antlaşmanın hukuki durumunu belirlemek.
Gerekli anayasal onaydan geçmeyen antlaşma hukuken geçersiz sayılır.
Soruda istenen hukuki niteliği ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın anayasal ve hukuki açıdan geçersizliği
Tahmini Süre:45s
Soru 6147Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın diplomasi tarihi içindeki gelişim süreci ve bu süreçte yaşanan iç-dış siyasi gelişmeler göz önüne alındığında, aşağıdaki olayların kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların doğru kronolojik sıralaması: İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na ortak daveti, Türk heyetine kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu konularında taviz verilmemesi talimatının iletilmesi, konferansın kesintiye uğradığı dönemde ordunun askeri yığınak yapması ve antlaşmanın İkinci TBMM tarafından onaylanması şeklindedir.
Kronolojik sıralama yapıldığında ilk sırada İtilaf Devletleri'nin Ekim 1922'deki ortak daveti yer alır. Bu davet saltanatın kaldırılmasına yol açmıştır. Ardından Kasım 1922'de Lozan'a gidecek heyete tavizsiz direktifler iletilmiştir. Görüşmeler Şubat 1923'te kesintiye uğrayınca Türk ordusu Boğazlar ve Musul hattına askeri yığınak yapmıştır. Son olarak, antlaşmanın imzalanmasının ardından Ağustos 1923'te yeni seçilen İkinci TBMM onay sürecini tamamlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihsel süreçleri belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin ortak daveti Ekim 1922'de yapılmış, Türk heyetinin kesin direktif alması Kasım 1922'de heyet yola çıkmadan önce gerçekleşmiş, askeri yığınak Şubat-Mart 1923'teki kesinti döneminde yapılmış, İkinci TBMM'nin antlaşmayı onaylaması ise Ağustos 1923'te olmuştur.
Sıralama sorusunu çözebilmek için her bir gelişmenin kronolojik yerini netleştirmek gerekir.
2
Olayları en eskiden en yeniye doğru sıraya dizmek.
Ortak davet (Ekim 1922) -> Kesin talimat (Kasım 1922) -> Askeri yığınak (Şubat-Mart 1923) -> TBMM onayı (Ağustos 1923).
Kronolojik sıralama kuralına göre geçmişten günümüze doğru sıralama yapılması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması'nın hazırlık, müzakere ve onay süreçlerindeki siyasi ve askeri gelişmelerin kronolojisi.
Soru 6148Soru

Aşağıdaki parçada Milli Edebiyat Dönemi öğretici metinleri alanındaki çalışmalarıyla tanınan yazar ve eseriyle ilgili boş bırakılan yerleri uygun şekilde doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Milli Edebiyat Dönemi’nde Türk kültürünün ve tarihinin bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerektiği düşüncesinden hareketle edebiyat tarihi alanında çığır açıcı çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde, edebiyat tarihçiliğini metodolojik bir temele oturtan ve edebi metinleri sosyolojik verilerle inceleyen en önemli isim 'dür. Yazarın, 1919 yılında yayımlanan ve Türk tasavvuf edebiyatının gelişimini tarihsel süreçte ele alarak Ahmet Yesevi ile Yunus Emre'nin edebi şahsiyetlerini incelediği başyapıtı adlı eserdir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla 'Mehmet Fuat Köprülü' (veya 'Fuat Köprülü') ve 'Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar' yazılmalıdır.
Milli Edebiyat Dönemi'nde araştırma-inceleme ve edebiyat tarihi alanlarında bilimsel yaklaşımları uygulayan en önemli şahsiyet Mehmet Fuat Köprülü'dür. Sanatçının 1919 yılında yayımladığı 'Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar' adlı eseri, Türk edebiyatı tarihinin metodolojik kurallar çerçevesinde yazılmış ilk akademik örneklerinden biri kabul edilir ve Ahmet Yesevi ile Yunus Emre'nin etkilerini inceler.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki edebiyat tarihi ve sosyolojik yaklaşım vurgusunu çözümleme
Milli Edebiyat Dönemi'nde edebiyat tarihçiliğini bilimsel yöntemlerle ele alan ve edebi metinleri sosyolojik açıdan inceleyen öncü ismin arandığı anlaşılmıştır.
Yazarın kimliğini tespit edebilmek için edebi kimliğine dair verilen ipuçlarını değerlendirmek.
2
1919 tarihli başyapıtın ve ele aldığı konuların (Ahmet Yesevi, Yunus Emre) tespiti
Türk tasavvuf tarihinin gelişimini Ahmet Yesevi ve Yunus Emre üzerinden inceleyen ve 1919 yılında yayımlanan kurucu eserin 'Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar' olduğu, yazarının ise Mehmet Fuat Köprülü olduğu belirlenmiştir.
Eser ve yazar eşleştirmesini netleştirerek boşlukları doğru şekilde doldurmak.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi akademik öğretici metinleri, edebiyat tarihçiliği ve Mehmet Fuat Köprülü'nün çalışmaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6149Soru

İslam tarihi sürecinde Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde idari, askeri, sosyal ve kültürel yapıyı şekillendiren çeşitli kurum ve kavramlar ortaya çıkmıştır. Sol sütunda verilen bu dönemlere ait kavramları, sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mevali
Beytülhikme
Avasım
Berid

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mevali kavramı Arap olmayan Müslümanlara yönelik politikayla, Beytülhikme Bağdat'taki tercüme akademisiyle, Avasım Bizans sınırındaki korunaklı askeri şehirlerle, Berid ise haberleşmeyi sağlayan posta teşkilatıyla eşleşmelidir.
Mevali, Emevilerin Arap milliyetçi sınıflandırmasıyla; Beytülhikme, Abbasilerin bilim akademisiyle; Avasım, Bizans sınırındaki askeri yerleşimlerle; Berid ise haberleşme/posta sistemiyle eşleştiğinde tüm kavramlar doğru tanımlanmış olur.

Adım Adım Çözüm

1
Mevali teriminin tarihsel anlamını belirleme
Mevali, Emeviler Dönemi'nde uygulanan Arap milliyetçiliği ekseninde, Arap dışı Müslümanların idari ve sosyal olarak ayrımcılığa maruz kalmasını ifade eder.
Emevi devlet politikasının en belirgin sosyal sonucunu doğru tanımlamak için.
2
Beytülhikme kurumunun işlevini belirleme
Beytülhikme, Abbasiler döneminde Bağdat merkezli olarak felsefe, fen ve tıp alanındaki yabancı eserlerin çevrildiği bilim akademisidir.
İslam medeniyetinin kültürel yükselişini sağlayan ana kurumu tespit etmek için.
3
Avasım kentlerinin askeri rolünü analiz etme
Avasım, Abbasilerin Bizans'tan gelebilecek tehditlere karşı sınır boylarında kurduğu ve genellikle Türk savaşçıları yerleştirdiği tampon bölgelerdir.
Siyasi sınır güvenliği politikalarını ayırt edebilmek için.
4
Berid teşkilatının idari amacını tanımlama
Berid, Muaviye döneminde kurulan ve devletin merkez ile taşra arasındaki hızlı haberleşmesini sağlayan idari-istihbarat örgütüdür.
Emevilerin merkeziyetçi devlet yapısını güçlendiren kurumu eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Emevi ve Abbasi devletlerinin yönetim modelleri, kurumsal teşkilatlanmaları, askeri yapıları ile kültürel kurumlarının temel özelliklerini kavramak.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6150Soru

Bir edebiyat araştırmacısı, 1940'lı yılların Türk şiirini incelerken şu tespiti yapmıştır:

'Garipçiler şiiri bütünüyle sokağa indirip geleneksel biçimleri, şairaneliği ve mecazları tamamen dışlarken; aynı yıllarda ortaya çıkan bazı şairler, Garip'in getirdiği yalınlıktan ve serbest biçimden etkilenseler de şiirsel derinliği, imgeyi ve estetik tavrı tamamen göz ardı etmemişlerdir. Şiirin kendine has bir iç ahengi ve dil işçiliği olması gerektiğine inanmış, bireysel ve toplumsal temaları özgün bir duyarlıkla işlemişlerdir.'

Buna göre, aşağıda verilen şiir parçalarından hangisi araştırmacının bahsettiği 'Garip dışında yeniliği sürdüren' şairlerden birine ait olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

Cevap

Gökyüzünü boyama işini üstlenen bir karakterin anlatıldığı dizeler Orhan Veli Kanık'ın 'Dalgacı Mahmut' şiirine aittir. Orhan Veli Kanık, Garip akımının (I. Yeni) kurucusu olup şiiri şairanelikten arındırma, günlük konuşma diliyle sıradan konuları işleme ve her türlü biçimsel kuralı (ölçü, kafiye vb.) reddetme anlayış��nı savunmuştur. Bu nedenle bu dizeler Garip dışında yeniliği sürdüren şairlere değil, doğrudan Garip akımının kendisine aittir.
Gökyüzünü boyama işini üstlenen bir karakterin anlatıldığı dizeler Orhan Veli Kanık'ın 'Dalgacı Mahmut' şiirine aittir. Orhan Veli Kanık, Garip akımının (I. Yeni) kurucusu olup şiiri şairanelikten arındırma, günlük konuşma diliyle sıradan konuları işleme ve her türlü biçimsel kuralı (ölçü, kafiye vb.) reddetme anlayışını savunmuştur. Bu nedenle bu dizeler Garip dışında yeniliği sürdüren şairlere değil, doğrudan Garip akımının kendisine aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki edebiyat araştırmacısının tespitini analiz etmek.
Araştırmacının bahsettiği 'Garip dışında yeniliği sürdüren' şairler, Garip akımının getirdiği sadelikten etkilenmekle birlikte; ahenk, imge, dil işçiliği ve estetik derinliği tamamen terk etmeyen (Behçet Necatigil, Cahit Külebi, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Sabahattin Kudret Aksal gibi) sanatçılardır. Bu doğrultuda şıklarda Garip akımının ilkelerini (anti-şairane, kuralsız, tamamen sokağı yansıtan) doğrudan temsil eden eseri bulmak hedeflenir.
Sorunun bizden neyi ayırt etmemizi istediğini netleştirmek için.
2
Şıklarda verilen şiir parçalarının biçimsel ve içeriksel özelliklerini değerlendirmek.
Kamyonların kavun taşıdığı dizeler lirik bir Anadolu/memleket duyarlığı barındırır (Cahit Külebi). Eski bir sevgiliden bahseden dizeler içsel ahenk ve dramatik derinlik taşır (Behçet Necatigil). Sonsuz mavi bir gölgeden bahseden dizeler imgesel ve lirik bir söyleyiş içerir (Fazıl Hüsnü Dağlarca). Şarkılı kahvenin önünden geçildiğini anlatan dizeler gündelik hayatı estetik bir duyarlıkla sunar (Sabahattin Kudret Aksal). Ancak gökyüzünü boyadığını söyleyen dizeler günlük dille yazılmış, ironik, şairanelikten ve biçim kaygısından tamamen uzak bir niteliğe sahiptir (Orhan Veli Kanık).
Edebi akım ve şair ayrımını yapabilmek için.
3
Doğru seçeneği belirlemek ve doğrulamak.
Gökyüzünü boyamayı konu edinen dizeler, Garip akımının doğrudan temsilcisi olan Orhan Veli'ye ait olduğu için araştırmacının kastettiği 'Garip dışında yeniliği sürdüren' şairler grubuna dahil edilemez. Doğru cevap bu dizelerin yer aldığı seçenektir.
Yanlış olan seçeneği kesinleştirip çözüme ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Garip Akımı (I. Yeni) ile Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir Arasındaki Biçimsel ve Tematik Farklar
Soru 6151Soru

Mustafa Kemal'in düşünce dünyasının oluşmasında yerli ve yabancı pek çok aydın etkili olmuştur. O; vatan sevgisi ve hürriyet konularında Namık Kemal'den, Türk milliyetçiliği konusunda Ziya Gökalp'ten, batıcılık ve ink��lapçılık konularında Tevfik Fikret'ten etkilenmiştir. Yabancı düşünürler arasında ise özellikle Fransız İhtilali'ne yön veren Jean-Jacques Rousseau ve Montesquieu gibi isimlerin eserlerini derinlemesine incelemi��tir.

Bu bilgilere göre, Mustafa Kemal'in etkilendiği aydınlar ile Millî Mücadele dönemi ve sonrasında gerçekleştirilen aşağıdaki faaliyetlerden hangisi, ilgili düşünürün savunduğu temel tezlerle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1921 Anayasası'nda (Teşkilat-ı Esasiye) yasama ve yürütme yetkilerinin mecliste toplanması — Montesquieu

Cevap

1921 Anayasası'nda (Teşkilat-ı Esasiye) yasama ve yürütme yetkilerinin mecliste toplanması — Montesquieu
Montesquieu, devlet yönetiminde keyfîliği ve monarşik baskıyı önlemek amacıyla yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden bağımsız organlara verilmesini öngören 'güçler ayrılığı' (separation of powers) ilkesini savunmuştur. Ancak Millî Mücadele'nin olağanüstü savaş koşullarında hızlı kararlar alıp uygulayabilmek amacıyla kabul edilen 1921 Anayasası'nda (Teşkilat-ı Esasiye) yasama ve yürütme güçleri mecliste toplanarak 'güçler birliği' ilkesi benimsenmiştir. Bu durum, Montesquieu'nün teorik altyapısını kurduğu ve savunduğu temel tezle çelişmektedir. Dolayısıyla, yasama ve yürütme yetkilerinin mecliste toplanması faaliyeti Montesquieu'nün fikirleriyle bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin temel fikirlerini belirleme
Montesquieu'nün devlet yönetiminde yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden bağımsız organlara verilmesini öngören 'güçler ayrılığı' ilkesinin savunucusu olduğu saptanır.
Tarihsel kararlar ile bu kararların dayandığı felsefi temeller arasında ilişki kurabilmek için.
2
Millî Mücadele dönemindeki tarihsel uygulamayı analiz etme
1921 Anayasası'nda (Teşkilat-ı Esasiye) yasama ve yürütme yetkilerinin tek bir organda (mecliste) toplandığı (güçler birliği ilkesi) belirlenir.
Uygulamanın hangi kuramsal yönetim modeliyle ilişkili olduğunu ortaya çıkarmak için.
3
Düşünürün tezi ile uygulamayı karşılaştırma
Olağanüstü savaş şartlarında hızlı karar alabilmek amacıyla meclis hükümeti sistemi gereği uygulanan güçler birliği ilkesinin, Montesquieu'nün savunduğu güçler ayrılığı teziyle çeliştiği sonucuna varılır.
Soruda istenen bağdaşmayan seçeneği saptamak için.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal'in Fikir Dünyası ve Demokratikleşme Aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6152Soru

A��ağıda Atatürk Dönemi'nde siyasi alanda yapılan bazı inkılaplar ve bu inkılapların doğrudan sağladığı sonuçlar verilmiştir. Bu inkılapları doğru sonuçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saltanatın kaldırılması
Cumhuriyetin ilanı
Kadınlara siyasi hakların tanınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saltanatın kaldırılması kişisel egemenliğin son bulması ve Osmanlı Devleti'nin resmen sona ermesiyle; Cumhuriyetin ilanı rejim ve devlet başkanlığı krizinin çözülmesiyle; Kadınlara siyasi hakların tanınması ise kadınların seçimlere katılarak yönetimde eşit söz hakkı elde etmesiyle eşleşmektedir.
Saltanatın kaldırılması monarşik yönetimi bitirip Osmanlı'yı resmen sona erdirmiş; Cumhuriyetin ilanı yeni rejimi kurup devlet başkanlığı krizini çözmüş; kadınlara siyasi hakların verilmesi ise kadınların yönetimde temsil edilmesini sağlayarak siyasi eşitliği pekiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının tarihsel sonucunu tespit etmek.
Saltanatın kaldırılmasıyla kişisel egemenliğe son verilmiş ve Osmanlı Devleti resmen sona ermiştir.
1 Kasım 1922 tarihli kanunla saltanat kaldırılarak milli egemenliğin önü açılmıştır.
2
Cumhuriyetin ilanının getirdiği siyasi çözümü analiz etmek.
Cumhuriyetin ilanıyle yeni Türk devletinin rejimi belirlenmiş ve devlet başkanlığı sorunu çözülmüştür.
Meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilerek yönetimdeki tıkanıklık giderilmiştir.
3
Kadınlara siyasi haklar tanınmasının amacını belirlemek.
Kadınların belediye, muhtarlık ve milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı elde etmesi sağlanmıştır.
Milli iradenin eksiksiz tecelli etmesi ve toplumsal alandaki eşitliğin siyasi alana da yansıması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Siyasi İnkılaplarının Amaç ve Sonuçları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6153Soru

Osmanlı Devleti’nin modernleşme sürecinde ilan edilen Tanzimat Fermanı'nda (1839) askerlik hizmeti tüm tebaa için zorunlu bir vatan görevi haline getirilmişken, 1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı’nda gayrimüslimlere askerlik yapmama karşılığında nakdî bedel ödeme (bedel-i askerî) hakkı tanınmıştır.

Bu değişim;

I. Tanzimat Fermanı ile hedeflenen eşit vatandaşlık idealinin uygulamada esnetildiği,
II. Gayrimüslimlerin askeri yükümlülükler açısından Müslüman tebaadan farklı bir statüye sahip olmaya devam ettiği,
III. Islahat Fermanı’nın ilan edilmesiyle birlikte Osmanlıcılık fikir akımının imparatorlukta tamamen başarıya ulaştığı

durumlarından hangilerinin göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Tanzimat Fermanı ile hedeflenen eşit tebaa idealinin esnetildiği ve gayrimüslimlerin askeri yükümlülükler yönünden farklı bir statüde bulunmaya devam ettiği yargılarını içeren seçenek doğrudur.
Tanzimat Fermanı ile her tebaaya getirilen askerlik yükümlülüğünün Islahat Fermanı'nda bedel-i askerî ile gayrimüslimler için değiştirilmesi, eşit tebaa idealinin esnetildiğini ve gayrimüslimlerin askeri açıdan farklı bir statüye sahip olduğunu kanıtlar. Bu durum I ve II numaralı yargıları doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın getirdiği askeri yükümlülük yapısını analiz etmek.
Tanzimat Fermanı ile askerliğin tüm Osmanlı tebaası (Müslüman ve gayrimüslim) için zorunlu bir vatan görevi haline getirildiği belirlenir.
Fermanın getirdiği eşitlikçi vatandaşlık idealinin askeri boyutunu kavramak için gereklidir.
2
Islahat Fermanı'ndaki 'bedel-i askerî' uygulamasını değerlendirmek.
Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere nakdi bedel ödeyerek askerlikten muaf olma hakkının tanındığı tespit edilir.
Tanzimat'taki eşit yükümlülük ilkesinde ya��anan değişimi ve pratik sonucu görmek için gereklidir.
3
Öncülleri bu değişim ışığında yorumlamak.
Zorunlu ortak askerlikten bedel ödemeye geçişin, eşit tebaa idealinin esnetildiğini (I) ve gayrimüslimlerin farklı bir statüde kaldığını (II) doğruladığı; fakat Osmanlıcılık fikrinin başarıya ulaştığını değil, aksine hedeflenen bütünleşmenin tam sağlanamadığını (III) gösterdiği sonucuna varılır.
Öncüllerin doğruluğunu analiz edip doğru yargılara ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat Fermanları arasındaki askeri ve vatandaşlık hakları farklılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6154Soru

Osmanlı Devleti'nde yönetici sınıfın en önemli insan kaynaklarından biri olan devşirme sisteminde, sisteme dahil edilen bir adayın eğitim ve yükselme süreci belirli bir hiyerarşik sıralamaya tabidir. Buna göre, devşirme kökenli bir adayın yönetici sınıfa katılma sürecinde geçtiği aşağıdaki aşamaları kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Türk aile yanına yerleştirilme, Acemi Ocağı eğitimi, kapıya çıkma (bedergah) ve taşrada yönetici olarak görev alma şeklinde olmalıdır.
Devşirme kanununa göre toplanan çocuklar sırasıyla; önce Türk ailelerinin yanına verilerek Türk-İslam kültürünü öğrenir, ardından Acemi Ocağı'nda temel eğitimi alır, kapıya çıkma töreniyle Yeniçeri Ocağı'na veya Enderun'a geçer ve en nihayetinde başarılı olanlar taşrada sancakbeyi veya beylerbeyi gibi idari yöneticilik kadrolarına atanırdı.

Adım Adım Çözüm

1
Devşirilen adayın ilk sosyalleşme ve kültürleşme aşamasını belirlemek.
Hristiyan tebaadan seçilen çocuk öncelikle Anadolu'da bir Türk ailesinin yanına verilir.
Devlet hizmetine alınacak kişinin öncelikle Türk-İslam kültürünü, dilini ve toplumsal yapısını öğrenmesi zorunludur.
2
Kültür eğitimini tamamlayan adayın ilk resmî askerî kurumdaki yerini tespit etmek.
Aday, Acemi Ocağı'na kabul edilerek temel askerî ve dinî eğitime başlar.
Saray veya Yeniçeri teşkilatına geçmeden önce adayın disiplinli bir askerî süzgeçten geçmesi gerekir.
3
Ocak eğitimini tamamlayan adayın merkez teşkilatına geçiş aşamasını belirlemek.
Kapıya çıkma (bedergah) adıyla Yeniçeri Ocağı'na veya Enderun Mektebi'ne geçiş yapılır.
Bu aşama adayın saray bürokrasisine (ilmiye/kalemiye) veya merkez ordusuna (seyfiye) fiilen adım atmasını sağlar.
4
Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan adayın taşradaki idari görevlerini belirlemek.
Taşrada sancakbeyliği veya beylerbeyliği görevlerine atanarak yönetici sınıftaki kariyerini sürdürür.
Enderun eğitimini tamamlayan veya ocakta yükselen yetenekli askerî/idari unsurlar, taşra eyalet sisteminin başına idareci olarak atanırlardı.

Anahtar Kavram

Osmanlı yönetici sınıfının yetişmesinde devşirme sisteminin aşamaları ve dikey hareketlilik
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6155Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde ulusal bağımsızlık hareketi adına askeri, siyasi ve hukuki nitelikte pek çok dönüm noktası yaşanmıştır. Bu süreçte genelgeler yayımlanmış, kongreler düzenlenmiş ve nihayetinde İstanbul Hükümeti ile resmi temaslar kurulmuştur.

Aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Amasya Genelgesi'nin yayımlanması, Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi, Erzurum Kongresi'nin toplanması, Sivas Kongresi'nin toplanması ve Amasya Görüşmeleri'nin yapılması.
Milli Mücadele hazırlık sürecinde olayların kronolojik gelişimi Amasya Genelgesi'nin yayımlanması (22 Haziran 1919), Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi (8-9 Temmuz 1919), Erzurum Kongresi'nin toplanması (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919), Sivas Kongresi'nin toplanması (4-11 Eylül 1919) ve en son Amasya Görüşmeleri'nin (20-22 Ekim 1919) gerçekleştirilmesi şeklinde sıralanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Amasya Genelgesi'nin yayımlanması (22 Haziran 1919)
Millî Mücadele'nin gerekçe, amaç ve yöntemini ortaya koyan ilk resmî belge Amasya Genelgesi'dir.
2
İkinci sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Mustafa Kemal Paşa'nın istifa etmesi (8-9 Temmuz 1919 gecesi)
Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi sonrasında İstanbul Hükümeti tarafından görevden alınacağını öğrenince Erzurum Kongresi toplanmadan önce istifa etmiştir.
3
Üçüncü sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Erzurum Kongresi'nin toplanması (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)
Mustafa Kemal, askerlikten istifa ettikten sonra ilk kez sivil olarak Erzurum Kongresi'ne katılmış ve kongrede Temsil Heyeti kurulmuştur.
4
Dördüncü sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Sivas Kongresi'nin toplanması (4-11 Eylül 1919)
Erzurum Kongresi'nin ardından, ulusal niteliklik Sivas Kongresi toplanmış ve tüm cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak birleştirilmiştir.
5
Beşinci sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Amasya Görüşmeleri'nin yapılması (20-22 Ekim 1919)
Sivas Kongresi'nden sonra Damat Ferit hükümetinin düşmesi üzerine kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti, Temsil Heyeti ile Amasya Görüşmeleri'ni gerçekleştirerek heyeti hukuken tanımıştır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi kronolojik gelişmeleri ve dönüm noktaları
Soru 6156Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin ilan edilmesi ve sonrasındaki süreçte yaşanan siyasi ve askeri gelişmelerin kronolojik gelişimini anlamak isteyen bir öğrenci, aşağıdaki olayları geçmişten günümüze doğru nasıl sıralamalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî'nin kabul edilmesi, Ali Rıza Paşa Hükümetinin istifası, İstanbul'un resmen işgal edilerek Mebusan Meclisinin basılması ve Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'da meclis açılması için seçim genelgesi yayımlaması şeklinde olmalıdır.
Kronolojik süreç; Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî'nin kabul edilmesiyle başlar, ardından bu karara tepki olarak Ali Rıza Paşa Hükümeti baskıyla istifa ettirilir, tepkilerin sürmesi üzerine İstanbul resmen işgal edilerek meclis basılır ve son olarak Mustafa Kemal Paşa meclisin kapatılması üzerine Ankara'da yeni meclis için genelge yayımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'nin kabul sürecini belirleme.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinin gizli oturumunda Ahd-ı Millî Beyannamesi kabul edilmiştir (28 Ocak 1920).
Bu karar, sürecin başlangıç noktasını oluşturur ve İtilaf Devletleri'nin tepkisini çeken ilk adımdır.
2
Karara karşı İtilaf Devletleri'nin baskısıyla hükümet değişikliğini tespit etme.
İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu Ali Rıza Paşa Hükümeti 3 Mart 1920'de istifa etmiştir.
Mebusan Meclisinin aldığı kararların geri çekilmesini isteyen İtilaf Devletleri, hükümete baskı uygulamış ve kabinenin düşmesine yol açmıştır.
3
Hükümet değişikliği ve baskıların ardından gelen fiilî yaptırımı analiz etme.
16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiş ve Mebusan Meclisi basılmıştır.
Misak-ı Millî kararlarından geri adım atılmaması üzerine İtilaf Devletleri İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi kapatmıştır.
4
İşgal ve meclisin kapatılmasına karşı Ankara'nın tepkisini değerlendirme.
Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920'de Ankara'da olağanüstü yetkili bir meclisin açılması için seçim genelgesi yayımlamıştır.
İstanbul'daki meclisin dağıtılması, Anadolu'da millet iradesini temsil edecek yeni bir meclisin (TBMM) kurulmasını zorunlu kılmış ve bu amaçla hazırlıklar başlatılmıştır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının kabulü ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki neden-sonuç ilişkileri ve bu gelişmelerin TBMM'nin açılmasına giden süreci hazırlaması.
Soru 6157Soru

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney cephelerinde öne çıkan tarihi şahsiyetleri, gerçekleştirdikleri tarihi faaliyetlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şahin Bey
Sütçü İmam
Kazım Karabekir

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şahin Bey - Fransız işgaline karşı Antep direnişinin sembolü haline gelen ve Kilis yolunu savunurken şehit düşen Kuvayı Milliye lideri; Sütçü İmam - Maraş'ta Fransız askerlerinin Türk kadınlarına yönelik müdahalesine karşı ilk kurşunu atarak direnişi başlatan halk kahramanı; Kazım Karabekir - Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapan ve Ermeni güçlerini yenilgiye uğratan düzenli ordu birliğinin komutanı.
Milli Mücadele'de Doğu Cephesi'nde Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu Ermenilere karşı mücadele ederken, Güney Cephesi'nde Şahin Bey Antep'te, Sütçü İmam ise Maraş'ta Fransız işgaline karşı Kuvayı Milliye direnişini başlatmış ve yönetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu ve Güney cephelerindeki kahramanları ve mücadele ettikleri cepheleri tespit edin.
Kazım Karabekir Doğu Cephesi'nde düzenli ordu komutanı iken; Şahin Bey Antep'te, Sütçü İmam ise Maraş'ta (Güney Cephesi) halk direnişinin öncüleridir.
Doğu ve Güney cephesi şahsiyetlerini ayırt etmek doğru eşleştirme için temel adımdır.
2
Şahsiyetlerin üstlendikleri görevleri ve gerçekleştirdikleri kritik eylemleri eşleştirin.
Şahin Bey Kilis-Antep yolunu Fransızlara kapatmış, Sütçü İmam Maraş'ta ilk kurşunu atmış, Kazım Karabekir ise 15. Kolordu'yu komuta etmiştir.
Her bir tarihi figürün kendine özgü eylemini belirlemek doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri Kahramanları
Soru 6158Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Türk tarihinde ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet düzeninin kurulacağının ilk ipucunu veren ihtilalci bir bildiri niteliğindedir. Bu doğrultuda kongreler döneminde ulusal iradeyi kurumsallaştırmak ve yönetimde söz sahibi kılmak amacıyla çeşitli adımlar atılmıştır. Buna karşın Millî Mücadele'nin temel hedeflerinden biri olan "ulusal bağımsızlık" (dış güçlerin egemenliğinden kurtulma), doğrudan halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelen "ulusal egemenlik" (millet iradesi) kavramından farklıdır.

Buna göre, Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisinin doğrudan "ulusal egemenlik" ilkesini hayata geçirme veya kurumsallaştırma amacına yönelik olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivas Kongresi'nde manda ve himaye düşüncesinin kesin olarak reddedilmesi

Cevap

Sivas Kongresi'nde manda ve himaye düşüncesinin kesin olarak reddedilmesi seçeneği doğru cevaptır. Manda ve himayenin reddedilmesi, dış güçlerin egemenliğini kabul etmeyip tam bağımsızlığı (ulusal bağımsızlık) hedefler; oysa diğer seçenekler doğrudan halkın yönetimde söz sahibi olmasını (ulusal egemenlik) amaçlar.
Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi kararı, Türk milletinin başka bir devletin boyunduruğu altına girmeyi tamamen reddettiğini gösterir. Bu durum doğrudan 'ulusal bağımsızlık' (istiklal) ilkesini gerçekleştirmeye yöneliktir. Ulusal egemenlik ise devlet yönetiminde milletin söz sahibi olması (milli irade, meclis, temsil heyeti) ile ilgilidir. Dolayısıyla manda ve himayenin reddedilmesi doğrudan ulusal egemenliğin kurumsallaştırılmasıyla ilgili değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenlik kavramlarının farkı belirlenir.
Ulusal bağımsızlık, bir milletin dış güçlerin boyunduruğu altında olmadan hür yaşamasıdır; ulusal egemenlik ise devlet yönetiminde nihai karar yetkisinin millete ait olmasıdır.
Soruda hangi seçeneğin doğrudan ulusal egemenlik ile ilişkili olmadığını bulmak için iki kavramın sınırları netleştirilmelidir.
2
Seçeneklerde verilen kararlar tek tek analiz edilerek hangi kavrama yönelik olduğu sınıflandırılır.
Milli iradenin hakim kılınması, Temsil Heyeti'nin kurulması ve genişletilmesi, Mebusan Meclisi'nin toplanması talepleri doğrudan millet iradesini (egemenliğini) kurumsallaştırmaya yöneliktir.
Millet iradesi, meclis denetimi ve temsil heyeti gibi kavramlar doğrudan halkın yönetimdeki temsil gücünü ve egemenliğini ifade eder.
3
Manda ve himayenin reddedilmesi kararının niteliği incelenir.
Manda ve himayenin kesin reddi, sömürgeci devletlerin himayesini reddederek Türk milletinin tam bağımsız (hür) yaşama kararlılığını gösterir, bu yönüyle doğrudan ulusal bağımsızlık (istiklal) ilkesine yöneliktir.
Doğrudan yönetim biçimi veya halkın yönetime katılmasıyla değil, devletin dışa karşı bağımsızlığıyla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Dönemi'nde 'Ulusal Bağımsızlık' (Tam Bağımsızlık) ile 'Ulusal Egemenlik' (Milli İrade) kavramlarının farkı ve bu kavramların hazırlık dönemi kararlarındaki yansımaları.
Soru 6159Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın 42. maddesiyle Türkiye sınırları içindeki gayrimüslim azınlıklara aile ve şahıs hukuku alanında kendi dini kurallarını ve mahkemelerini uygulama hakkı tanınmıştır. Ancak 1926 yılında Türk Medeni Kanunu kabul edildikten sonra gayrimüslim azınlıkların temsilcileri Adalet Bakanlığına dilekçe ile başvurarak Lozan Antlaşması'nın kendilerine verdiği bu haklardan feragat ettiklerini ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olmak istediklerini beyan etmişlerdir.

Azınlıkların bu kararı almalarında Türk Medeni Kanunu'nun aşağıdaki özelliklerinden hangisi doğrudan belirleyici olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnanç temelli hukuki ayrımları ortadan kaldıran, tamamen seküler yapısıyla tüm vatandaşlar için eşit ve modern bir aile hukuku sunması

Cevap

İnanç temelli hukuki ayrımları ortadan kaldıran, tamamen seküler yapısıyla tüm vatandaşlar için eşit ve modern bir aile hukuku sunması
Yeni Türk Medeni Kanunu'nun inanç ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşları eşit kabul eden ve tamamen seküler olan yapısı, gayrimüslim azınlıkların kendi dini mahkemelerine ve hukuk kurallarına ihtiyaç duymamasını sağlamıştır. Bu sayede azınlıklar, Lozan Antlaşması'ndaki özel haklarından vazgeçerek Türk hukuk sisteminin birliğine dahil olmuşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'nın azınlıklara tanıdığı hukuki ayrıcalıkların ve bu ayrıcalıklardan feragat edilmesinin anlamını analiz etmek.
Gayrimüslimlerin kendi dini hukuk sistemleri yerine devletin genel hukukuna tabi olmak istemesi, ülkedeki egemenlik haklarını ve hukuk birliğini güçlendirmiştir.
Azınlıkların kendi istekleriyle bu haklardan vazgeçmesinin arkasındaki gerekçeyi kavramak için bu adım gereklidir.
2
1926 tarihli Türk Medeni Kanunu'nun yapısını ve getirdiği yenilikleri incelemek.
Yeni kanunun laik, eşitlikçi ve modern bir aile hukuku kurduğu tespit edilmiştir.
Yeni kanunun hangi özelliğinin azınlıklar için cazip olduğunu ve dini hukukun yerini alabileceğini anlamak için bu analiz şarttır.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu ve azınlıkların feragat etme gerekçesiyle ilişkisini değerlendirmek.
İnanç ayrımı gözetmeyen seküler yapının eşitlik ve güvence sunması sebebiyle azınlıkların feragat ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Doğru sonuca ulaşmak ve tarihsel yanılgı içeren diğer seçenekleri elemek için son değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ve laik hukuk sisteminin inşası ile hukuk birliğinin sağlanması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6160Soru

Lozan Barış Konferansı’nda Türk delegasyonu; egemenlik haklarının korunması, tam bağımsızlığın sağlanması ve iç işlerine karışılamaması ilkelerini kırmızı çizgi olarak belirlemiştir. Bu ilkeler doğrultusunda çetin müzakereler yürütülmüş ve birçok konuda Misak-ı Milli'ye uygun sonuçlar elde edilmiştir. Ancak bazı maddelerde, dönemin uluslararası dengeleri sebebiyle Türkiye'nin hükümranlık haklarını kısıtlayan geçici veya kalıcı tavizler verilmek durumunda kalınmıştır.

Buna göre Lozan Barış Antlaşması'nda alınan aşağıdaki kararlardan hangisi, yeni Türk devletinin ulusal egemenliğini ve askeri güvenliğini kısıtlayan bir hüküm içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve yönetiminin uluslararası bir komisyona devredilmesi

Cevap

Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve yönetiminin uluslararası bir komisyona devredilmesi
Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması askeri savunmayı zayıflatırken, yönetiminin başkanı Türk olsa dahi uluslararası bir komisyona verilmesi, yeni Türk devletinin kendi toprakları üzerindeki mutlak hükümranlık hakkını kısıtlamış ve egemenlik ilkesine gölge düşürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması kararlarını, Türk heyetinin 'tam bağımsızlık' ve 'ulusal egemenlik' ilkeleri çerçevesinde değerlendirin.
Kapitülasyonlar, yabancı okullar ve azınlık hakları gibi konuların egemenliği güçlendirecek şekilde çözüldüğünü; Boğazlar konusunun ise egemenliği sınırlandırdığını belirleyin.
Soruda egemenliği ve askeri güvenliği doğrudan kısıtlayan kararın bulunması istenmektedir.
2
Boğazlar ile ilgili alınan kararın hükümlerini detaylıca analiz edin.
Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve başkanlığını bir Türk'ün üstleneceği uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek olması kararlarının, savunma güvenliğine ve hükümranlık haklarına gölge düşürdüğünü saptayın.
Silahsız bölge askeri savunmayı doğrudan imkansız kılarken, uluslararası bir kurul varlığı devletin kendi topraklarındaki mutlak otoritesini kısıtlar.
3
Diğer seçeneklerdeki konuların statüsünü değerlendirin ve Irak sınırı konusunun özel durumunu belirleyin.
Irak sınırının Lozan'da çözülemeyerek ertelendiğini, dolayısıyla bu maddede nihai kısıtlayıcı bir karar alınmadığını saptayarak doğru sonuca ulaşın.
Çeldiricilerde yer alan ertelenen konular yanılgısının ve egemenliği güçlendiren kararların doğru cevapla karıştırılmasını önlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda egemenlik ve bağımsızlık mücadeleleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 308 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin