Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6121Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda İstanbul, Boğazlar ve çevresinin yönetiminin TBMM Hükümeti'ne bırakılmasıyla Osmanlı Hükümeti hukuken yok sayılmıştır. Ancak İtilaf Devletleri, Lozan'da toplanacak barış konferansına İstanbul Hükümeti'ni de davet ederek Türk tarafı arasındaki görüş ayrılıklarından faydalanmayı amaçlamıştır. Bu gelişme üzerine TBMM, 1 Kasım 1922'de aldığı kararla saltanatı kaldırmıştır.

Bu tarihsel gelişmeler ve dönemin koşulları dikkate alındığında, saltanatın kaldırılması ve sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılmasıyla birlikte halifelik makamı da hukuken ortadan kalkmış, böylece devlet yönetiminde din ve devlet işlerinin ayrılması süreci aynı gün tamamlanmıştır.

Cevap

Saltanatın kaldırılmasıyla birlikte halifelik makamının da hukuken ortadan kalktığı ve din ile devlet işlerinin ayrılması sürecinin aynı gün tamamlandığı yargısı
Saltanatın kaldırılması kararıyla halifelik makamı lağvedilmemiştir. TBMM, kamuoyundaki hassasiyetleri ve birlik ihtiyacını gözeterek halifelik makamını korumuş ve Osmanlı hanedanından Abdülmecid Efendi'yi halife seçmiştir. Ayrıca din ve devlet işlerinin ayrılması süreci tek bir günde tamamlanmamış, sonraki yıllarda yapılan inkılaplarla devam etmiştir. Bu nedenle halifeliğin aynı gün sona erdiği yönündeki ifade tarihi gerçeklere aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın hukuki sonuçları değerlendirilir.
İstanbul'un TBMM'ye tesliminin Osmanlı Devleti'ni hukuken sona erdirdiği ve saltanatın kaldırılmasına zemin hazırladığı tespit edilir.
Sürecin ilk aşamasını ve hukuki altyapısını anlamak.
2
Lozan davetinin iç siyasetteki etkisi analiz edilir.
İtilaf Devletleri'nin ikilik çıkarma teşebbüsünün saltanatın kaldırılması kararını hızlandırdığı belirlenir.
Saltanatın kald��rılmasının doğrudan dış tetikleyicisini saptamak.
3
Saltanatın kaldırılmasının ardından halifeliğin hukuki durumu ve laikleşme süreci incelenir.
Saltanatın kaldırılmasına rağmen halifeliğin devam ettiği, meclisin yeni bir halife seçtiği ve laikleşmenin zamana yayılan bir süreç olduğu anlaşılır.
Tarihsel gerçeklerle uyuşmayan yanlış yargıyı (halifeliğin aynı gün kaldırıldığı iddiasını) belirlemek.

Anahtar Kavram

Saltanatın kaldırılmasının nedenleri, sonuçları ve laikleşme süreciyle ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6122Soru

Bir edebiyat öğretmeni, tahtaya Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki iki farklı yönelimi örneklemek üzere şu şiir parçalarını yazmıştır:

I. Şiir:
*Kim söylemiş beni*
*Süheyla'ya vurulmuşum diye?*
*Kim görmüş, ama kim,*
*Elini öptüğümü Şirin'in,*

II. Şiir:
*Biliriz biz o evleri,*
*İçlerinde ne dolaplar dönüyor;*
*Biliriz sönük mumlar gibi*
*Orda hayatlar sönüyor.*

Bu şiirlerin temsil ettiği anlayışlar ve özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci şiir, imge dünyasının aşırı soyutluğu, dilin kuralsız kullanımı ve kapalı anlatımıyla İkinci Yeni şiirinin karakteristik niteliklerini taşımaktadır.

Cevap

İkinci şiirin İkinci Yeni şiirinin karakteristik niteliklerini taşıdığını savunan seçenek söylenemez. Çünkü ikinci şiir, Behçet Necatigil'in 'Evler' şiirinden alınmış olup son derece somut, anlaşılır ve yalın bir dille yazılmıştır. Bu özellikleri nedeniyle İkinci Yeni'nin soyut ve kapalı şiir anlayışıyla örtüşmemektedir.
İkinci şiir, Cumhuriyet Dönemi'nde Garip dışında yeniliği sürdüren bağımsız isimlerden Behçet Necatigil'in 'Evler' adlı şiiridir. Bu şiirde günlük hayatın, ev yaşamının ve orta sınıftan insanların gerçekliği sade, somut ve son derece anlaşılır bir Türkçe ile sunulmuştur. Dolayısıyla bu şiirin imge dünyasının kapalı, dilinin kuralsız ve anlatımının soyut olduğunu iddia ederek İkinci Yeni'ye ait olduğunu savunmak edebi açıdan hatalıdır. Bu durum söylenemez yargıyı içeren seçeneği doğru kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir parçalarının biçim, dil ve tema özelliklerini Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki yönelimlerle karşılaştırmak.
Birinci şiirin Orhan Veli'ye (Garip / I. Yeni), ikinci şiirin ise Behçet Necatigil'e (Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir) ait olduğu tespit edilir.
Şiirlerin hangi anlayışı temsil ettiğini belirleyerek seçeneklerdeki yargıları denetlemek.
2
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan (söylenemeyecek olan) yargıyı belirlemek.
İkinci şiirin kapalı ve soyut anlatımlı İkinci Yeni şiirini temsil ettiği iddiasının yanlış olduğu belirlenir. Şiir, orta halli insanların somut yaşamını konu edinen anlaşılır bir dille kurulmuştur.
Soruda istenen söylenemez olan seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

Garip Akımı (I. Yeni) ile Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir Arasındaki Farklar
Soru 6123Soru

Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönemi'nde Divan-ı Hümayun'da askeri davalara bakan, kadı ve müderris atamalarını gerçekleştiren, aynı zamanda örfi ve şer'i davaların temyiz merci olarak görev yapan bir devlet görevlisi bulunmaktaydı. Bu görevli, ilmiye sınıfına mensup olup adalet ve eğitim bürokrasisinin yönetiminden sorumluydu.

Buna göre, özellikleri belirtilen ve Divan-ı Hümayun'un asli üyelerinden olan bu görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazasker

Cevap

Kazasker
Kazasker, Osmanlı Klasik Dönemi'nde eğitim ve adalet işlerinden sorumlu olup kadı ve müderrislerin atamalarını gerçekleştiren ve divanda şer'i/örfi davalara bakan asli divan üyesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Divan-ı Hümayun bünyesindeki adalet ve eğitim işlerinden sorumlu olan sınıfı belirlemek
Kadı ve müderrislerin atama yetkisi ilmiye sınıfının yetki alanındadır.
Osmanlı eğitim ve yargı bürokrasisi ilmiye sınıfının yönetimindedir.
2
İlmiye sınıfının Divan-ı Hümayun'daki asli üyesini tespit etmek
Bu yetkilere sahip olan asli divan üyesi Kazaskerdir.
Şeyhülislam fetva makamı olup divanın daimi üyesi değildir; atamaları doğrudan gerçekleştiren kişi ise Kazaskerdir.

Anahtar Kavram

Kazaskerin Divan-ı Hümayun'daki yetki ve sorumlulukları
Soru 6124Soru

Yusuf Akçura, 1904 yılında kaleme aldığı *Üç Tarz-ı Siyaset* adlı makalesinde şu tespitte bulunmuştur:

'Müşterek bir vatan üzerinde yaşayan çeşitli unsurlardan, aralarındaki din ve soy farklarına bakılmaksızın eşit haklar verilerek yeni bir ulus (Osmanlı milleti) meydana getirmek hayaldir. Çünkü Hristiyan tebaa kendi milli kimliklerini kazanmış ve ayrılıkçı yola girmiştir. Bu şartlar altında, devletin geleceğini korumak için imparatorluk içindeki Türk unsurlarını bilinçlendirip birleştirmek en gerçekçi çaredir.'

Buna göre, Yusuf Akçura’nın düşüncelerinden hareketle Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki fikir akımları hakkında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok uluslu yapıyı bir arada tutmayı amaçlayan Osmanlıcılık politikasının uygulanamaz hale gelmesiyle, Türkçülük akımının gerçekçi bir alternatif olarak öne çıktığına

Cevap

Çok uluslu yapıyı bir arada tutmayı amaçlayan Osmanlıcılık politikasının uygulanamaz hale gelmesiyle, Türkçülük akımının gerçekçi bir alternatif olarak öne çıktığına
Metinde Osmanlı milleti oluşturma çabasının hayal olduğunun belirtilmesi çok uluslu yapıyı korumayı amaçlayan Osmanlıcılık politikasının uygulanamaz hale geldiğini gösterir. Bunun yerine Türk unsurlarını bilinçlendirip birleştirmenin en gerçekçi çare olarak sunulması ise Türkçülük akımının yeni bir alternatif olarak öne çıktığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yusuf Akçura'nın alıntısındaki anahtar ifadeler tespit edilir.
'Osmanlı milleti meydana getirmenin hayal olduğu' tespiti Osmanlıcılık akımının başarısızlığına; 'Türk unsurlarını bilinçlendirip birleştirmenin en gerçekçi çare olduğu' tespiti ise Türkçülük akımına işaret eder.
Metindeki fikir akımları arası geçişi ve yazarın temel tezini belirlemek amacıyla bu tespit yapılır.
2
Seçenekler metindeki çıkarımlarla karşılaştırılır.
Tanzimat'ın Osmanlıcılığı bitirmediği, metinde sınır dışı birleşmeden bahsedilmediği ve İslamcılığın tek reçete olmadığı saptanarak yanlış seçenekler elenir.
Tarihsel kronolojiye uymayan ve metinle çelişen ifadeleri tespit edip elemek için bu adım uygulanır.
3
Doğru yargı ile seçenek eşleştirilir.
Yazarın Osmanlıcılığın iflası karşısında Türkçülüğü gerçekçi bir alternatif görmesi tespiti ile doğru seçenek eşleştirilir.
Çıkarımın en kapsamlı ve doğru ifadesini bulmak için son kontrol gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Fikir Akımlarının Amaçları ve Tarihsel Gelişimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6125Soru

Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin çalışmaları sonucunda toplanmıştır. Toplanış amacı ve delegelerinin niteliği yönüyle bölgesel olan bu kongre, aldığı kararlar itibarıyla tüm yurdu ilgilendiren milli bir nitelik kazanmıştır.

Buna göre, Erzurum Kongresi'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisi, kongrenin diğer kararlarından farklı olarak doğrudan bölgesel bir nitelik taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu illerini temsil etmek üzere dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturulacaktır.

Cevap

Doğu illerini temsil etmek üzere dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturulacaktır.
Doğu illerini temsil etmek üzere bir Temsil Heyeti kurulması kararı, bu kurulun yetki ve görev alanını sadece Doğu Anadolu bölgesiyle sınırlandırdığı için doğrudan bölgesel bir nitelik taşımaktadır. Bu kurul daha sonra Sivas Kongresi'nde tüm yurdu temsil edecek şekilde genişletilmiştir. Diğer seçeneklerde yer alan bağımsızlık, vatanın bütünlüğü ve milli egemenlik kararları ise tüm ülkeyi ilgilendirdiği için ulusal niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum Kongresi'nin toplanış amacı ile aldığı kararların kapsamını analiz etmek.
Kongre, Doğu Anadolu'daki Ermeni ve Karadeniz'deki Rum tehditlerine karşı bölgesel delegelerin katılımıyla toplanmış ancak vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığına dair ulusal kararlar almıştır.
Soruda istenen bölgesel nitelikli kararı bulabilmek için seçeneklerdeki kararların hitap ettiği coğrafi ve siyasi sınırları belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kararların temsil kapsamını karşılaştırmak.
Vatanın bütünlüğü, manda ve himayenin reddi, milli irade ve Mebusan Meclisi kararları tüm ülkeyi kapsarken; Temsil Heyeti'nin sadece Doğu illerini temsil etmesi kararı bölgesel sınırlarla sınırlıdır.
Temsil Heyeti'nin üye sayısı ve temsil yetkisi Sivas Kongresi'nde tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilene kadar, Erzurum Kongresi'ndeki yapı bölgesel kalmıştır.

Anahtar Kavram

Erzurum Kongresi'nin bölgesel özellikleri ve Temsil Heyeti'nin kuruluş aşamasındaki yetki sınırları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6126Soru

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın;
- İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden bir durum karşısında herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceğine dair hükmü ile
- Doğu Anadolu'daki altı vilayette (Vilâyat-ı Sitte) karışıklık çıkması hâlinde buraların işgal edilebileceğine dair hükmü
birlikte değerlendirildiğinde, bu iki maddenin taşıdığı amaçlar yönünden temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk hüküm tüm ülkenin işgaline hukuki zemin hazırlarken, ikinci hüküm Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasını kolaylaştırmayı amaçlamıştır.

Cevap

İlk hükmün tüm ülkenin işgaline hukuki zemin hazırlaması, ikinci hükmün ise Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasını kolaylaştırmayı amaçlamasıdır.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın güvenlik tehdidi durumunda stratejik noktaların işgalini öngören ilk hükmü (7. madde), İtilaf Devletleri'nin tüm Anadolu'daki işgallerine yasal kılıf uydurmayı amaçlarken; altı doğu vilayetindeki karışıklıkları bahane eden ikinci hükmü (24. madde) ise doğrudan Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurma planını gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Bu durum iki madde arasındaki temel amaç farkını net bir şekilde ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın güvenlik tehdidi durumunda stratejik noktaların işgal edilmesini öngören birinci hükmünün (7. madde) kapsamı analiz edilir.
Bu hükmün, İtilaf Devletleri'nin Anadolu'da yapacakları her türlü işgale yasal kılıf/hukuki zemin hazırladığı tespit edilir.
Birinci hükmün genel işgalleri meşrulaştırma amacını belirlemek için.
2
Doğu Anadolu'daki altı vilayette (Vilâyat-ı Sitte) karışıklık çıkması hâlinde bu bölgelerin işgal edilebileceğini belirten ikinci hükmün (24. madde) kapsamı analiz edilir.
Bu hükmün özel olarak Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin kurulmasına zemin hazırlama amacı taşıdığı tespit edilir.
İkinci hükmün bölgesel ve siyasi hedefini belirlemek için.
3
Elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak iki madde arasındaki temel amaç farkı belirlenir.
İlk hükmün genel işgallere yasal zemin sağlaması, ikinci hükmün ise Doğu Anadolu'da Ermeni devleti kurulmasını hedeflemesi arasındaki fark ortaya konur.
Soru kökündeki temel farkı bulmak için.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın işgallere zemin hazırlayan 7. ve 24. maddeleri arasındaki amaç farkı.
Soru 6127Soru

Milli Edebiyat Dönemi öğretici metinlerinin dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki parçalardan hangisi bu dönemde kaleme alınmış bir eserden alınmış olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Leyâl-i mehtâbın o nâ-mütenâhî sükûneti ve ihtizâzât-ı ruhâniyesi içinde, tabiatın bu muhteşem elhân-ı hazînesini dinlerken hülyalarımızın giryedâr ufkunda kayboluruz. Bu muhteşem levha karşısında beşeriyetin nâ-çiz ve âciz hisleri...

Cevap

Leyâl-i mehtâbın o nâ-mütenâhî sükûneti ve ihtizâzât-ı ruhâniyesi içinde, tabiatın bu muhteşem elhân-ı hazînesini dinlerken hülyalarımızın giryedâr ufkunda kayboluruz. Bu muhteşem levha karşısında beşeriyetin nâ-çiz ve âciz hisleri...
Leyâl-i mehtâbın o nâ-mütenâhî sükûneti ve ihtizâzât-ı ruhâniyesi... ifadesiyle başlayan parça, Servet-i Fünun döneminin ağır, süslü, sanatlı dilini ve bireysel-melankolik sanat anlayışını yansıtmaktadır. Milli Edebiyat Dönemi'nde ise Yeni Lisan makalesinin ilkeleri doğrultusunda Arapça ve Farsça gramer kuralları terk edilmiş, yabancı kelimeler en aza indirilmiş ve toplumsal/millî konular sade bir dille işlenmiştir. Bu nedenle bu parça Milli Edebiyat dönemine ait olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçaların dil ve üslup özelliklerini incelemek.
Seçeneklerdeki ilk dört parçanın sade, anlaşılır ve Yeni Lisan hareketinin ilkelerine uygun bir Türkçe ile yazıldığı görülür. Beşinci parçada ise yoğun Arapça ve Farsça kelimeler ile zincirleme tamlamalar kullanılmıştır.
Milli Edebiyat Dönemi öğretici metinlerinin en temel ayırt edici özelliği dilde sadeleşmeyi savunması ve Yeni Lisan ilkelerine göre yazılmasıdır.
2
Parçaların içerik ve tema yönünden değerlendirilmesini yapmak.
İlk dört parçada millî edebiyat, millî benlik, edebiyat tarihi metodolojisi ve Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesi gibi toplumsal ve millî konular işlenirken; beşinci parçada tamamen bireysel, içsel ve doğa karşısındaki melankolik duygular ele alınmıştır.
Milli Edebiyat öğretici metinleri faydacı, milliyetçi ve halka yöneliktir; bireysel sanatsal zevki öncelemez.
3
Uyuşmayan parçanın ait olduğu edebi dönemi tespit etmek.
Ağır dili ve bireysel temasıyla son parçanın Servet-i Fünun dönemi öğretici metinleri veya mensur şiir anlayışıyla örtüştüğü belirlenir.
Milli Edebiyat zihniyetiyle tamamen çelişen dönemin belirlenmesi, doğru cevabı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi öğretici metinlerinin dil ve üslup özellikleri (Yeni Lisan).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6128Soru

Osmanlı Devleti, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı karşısında Rusya'nın desteğini almak amacıyla 1833'te Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzalamış, bu durum İngiltere'yi rahatsız etmiştir. İngiltere'nin desteğini sağlamak ve Mısır meselesinde diplomatik avantaj elde etmek amacıyla da 1838'de İngiltere ile Balta Limanı Ticaret Antlaşması imzalanmıştır. Bu süreç, 1840 Londra Antlaşması ile Mısır Sorunu'nun, 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile de Boğazlar Meselesi'nin uluslararası düzeyde çözülmesini beraberinde getirmiştir.

Bu tarihsel süreç dikkate alındığında, Osmanlı Devleti'nin dış politikası ve egemenlik hakları ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı devletlerin desteğini kazanmak için verilen ekonomik imtiyazlar, devletin mali ve siyasi bağımsızlığının güçlenmesine katkı sağlamıştır.

Cevap

Avrupalı devletlerin desteğini kazanmak için verilen ekonomik imtiyazların devletin mali ve siyasi bağımsızlığının güçlenmesine katkı sağladığı yargısına ulaşılamaz.
Avrupalı devletlerin desteğini kazanmak için imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması gibi ekonomik anlaşmalar, Osmanlı Devleti'nin iç pazardaki gümrük denetimini zayıflatmış, yabancı tüccarlara geniş ayrıcalıklar tanımış ve ekonomiyi dışa bağımlı hale getirmiştir. Bu durum devletin mali ve siyasi bağımsızlığını güçlendirmemiş, aksine zayıflatmıştır. Bu nedenle, ekonomik imtiyazların bağımsızlığı güçlendirdiği yönündeki yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel sürecin ve antlaşmaların içeriğinin analiz edilmesi.
Hünkar İskelesi Antlaşması'nın Rusya lehine, Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın ise İngiltere lehine haklar içerdiği görülür.
Osmanlı Devleti'nin bağımsızlık ve egemenlik haklarının bu antlaşmalardan nasıl etkilendiğini belirlemek amacıyla.
2
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın ekonomik ve siyasi etkilerinin değerlendirilmesi.
Bu antlaşmanın gümrük vergilerini düşürerek Osmanlı Devleti'ni Avrupalı devletlerin açık pazarı haline getirdiği, yerli üreticileri çökerttiği ve devletin bağımsızlığını zedelediği saptanır.
Ekonomik imtiyazların bağımsızlığı güçlendirip güçlendirmediği iddiasını test etmek amacıyla.
3
Elde edilen sonuç ile seçeneklerdeki yargıların karşılaştırılması.
Ekonomik tavizlerin bağımsızlığı güçlendirdiği yönündeki ifadenin tarihsel gerçeklerle çeliştiği belirlenir.
Hatalı ve ulaşılamaz olan seçeneği tespit etmek amacıyla.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Denge Politikası ve Boğazlar Meselesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6129Soru

Realizm ve natüralizm akımlarının edebî ilkeleri ile bu akımların Türk edebiyatındaki yansımalarına dair aşağıdaki yargıların hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat I. D��nem sanatçılarından Namık Kemal, Türk edebiyatının ilk edebî romanı kabul edilen İntibah'ta natüralizmin soyaçekim ve deneysel roman yöntemini uygulayarak kahramanların psikolojik gelişimini genetik mirasla ilişkilendirmiştir.

Cevap

Namık Kemal'in İntibah adlı romanında natüralizmin ilkelerini uyguladığını iddia eden yargı bilgi yanlışı içermektedir. Namık Kemal romantizm akımının temsilcisidir ve İntibah romantik bir eserdir.
Namık Kemal, Tanzimat I. Dönem sanatçısı olup edebiyatımızda romantizm akımının öncülerindendir. İlk edebî roman olan İntibah da natüralist ilkelerle (soyaçekim, determinizm, deneysel yöntem) değil, romantizmin getirdiği duygusal, coşkulu ve yer yer öznel bir anlatımla kaleme alınmıştır. Bu sebeple ilgili yargı bariz bir bilgi yanlışı içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Edebî akımların genel özellikleri ve kuramsal temelleri açısından seçenekler incelenir.
Realizm ve natüralizmin nesnellik, gözlem ve determinizm odaklı yapıları doğrulanır.
Edebî akım tanımlarının ve kuramsal arka planın doğruluğunu denetlemek.
2
Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemi sanatçılarının benimsediği akımlar ve eserleri kontrol edilir.
Namık Kemal'in romantizm akımına bağlı olduğu, ilk edebî roman olan İntibah'ın romantik özellikler taşıdığı saptanır. Bu eserin natüralist veya realist ilkelerle yazılmadığı belirlenir.
Sanatçı-eser-akım ilişkisindeki olası tarihsel ve kuramsal hataları tespit etmek.
3
Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Halit Ziya Uşaklıgil gibi isimlerin akım ilişkileri doğrulanır.
Hüseyin Rahmi'nin natüralist, Halit Ziya'nın realist çizgideki eserleri ve üslup özellikleri teyit edilir.
Diğer seçeneklerin doğruluğundan emin olarak bilgi yanlışı barındıran seçeneği netleştirmek.

Anahtar Kavram

Realizm ve Natüralizm akımlarının temel ilkeleri ile Türk edebiyatındaki yansımaları ve temsilcileri
Soru 6130Soru

Genç Osmanlılar hareketinin önemli temsilcilerinden olan Namık Kemal, Osmanlı topraklarında yaşayan tüm bireylerin din, dil ve ırk farkı gözetilmeksizin ortak bir vatan kimliği etrafında birleşmesi gerektiğini savunmuştur.

Namık Kemal'in bu düşüncesi doğrultusunda Osmanlı Devleti'nda gerçekleştirilen;

I. Kanun-i Esasi'nin ilan edilerek meşruti yönetime geçilmesi,
II. Tüm tebaanın can, mal ve namus güvenliğinin anayasal güvence altına alınması,
III. Halifelik makamının birleştirici gücünden yararlanılarak ümmet bilincinin güçlendirilmesi

girişimlerinden hangilerinin doğrudan Osmanlıcılık fikir akımının hedefleriyle ilişkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Kanun-i Esasi'nin kabul edilmesi ve tüm tebaanın haklarının anayasal güvence altına alınması, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin ortak bir Osmanlı kimliği oluşturmayı amaçlayan Osmanlıcılık fikir akımı doğrultusunda atılmış adımlardır. Halifelik makamının gücünden yararlanılması ise İslamcılık akımı kapsamındadır.
Osmanlıcılık akımı, imparatorluk sınırları içerisindeki tüm halkları din ve ırk farkı gözetmeden anayasal bir düzende ve mecliste temsil ederek bir arada tutmayı amaçlar. Bu doğrultuda Kanun-i Esasi'nin ilanı ve tebaanın haklarının anayasa güvencesine alınması doğrudan Osmanlıcılık ile ilgilidir. Halifeliğin siyasi gücüne dayanan üçüncü öncül ise İslamcılık akımının bir politikasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen tarihsel gelişmeleri fikir akımları bağlamında tasnif etmek.
I. öncüldeki Kanun-i Esasi'nin ilanı ve II. öncüldeki tebaa haklarının anayasal güvence altına alınması Osmanlıcılık akımıyla; III. öncüldeki halifelik ve ümmet bilinci ise İslamcılık akımıyla ilişkilendirilmiştir.
Osmanlıcılık akımının eşit vatandaşlık ve anayasal düzen hedeflerini, İslamcılık akımının dini birlik hedefinden ayırt etmek gerekir.
2
Namık Kemal'in savunduğu 'din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin ortak vatan kimliği' ifadesine uygun öncülleri belirlemek.
Bu tanım Osmanlıcılık akımını doğrudan ifade ettiğinden, Osmanlıcılık kapsamında yer alan I ve II numaralı öncüllerin doğru olduğu belirlenir.
Soru kökünde sorulan doğrudan ilişkili olma ölçütü doğrultusunda doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Fikir Akımları (Osmanlıcılık ve İslamcılık ayrımı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6131Soru

Yeni kurulan Türk devletinin ekonomi alanında bağımsızlığı sağlamak, yerli üretimi artırmak ve milli bir iktisat politikası oluşturmak amacıyla attığı adımlarla bu adımların temel amaçlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İzmir İktisat Kongresi
Kabotaj Kanunu
Teşvik-i Sanayi Kanunu
Aşar Vergisinin Kaldırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İzmir İktisat Kongresi milli iktisat hedeflerini belirlemeyle, Kabotaj Kanunu karasularının millileştirilmesiyle, Teşvik-i Sanayi Kanunu özel sektör sanayi yatırımlarının desteklenmesiyle, Aşar Vergisinin Kaldırılması ise köylünün vergi yükünün azaltılmasıyla eşleşir.
Her bir inkılap kendi özgün iktisadi alanına (denizcilik, sanayi, tarım ve genel iktisat politikası) uygun hedeflerle eşleştirilmiştir. İzmir İktisat Kongresi milli ekonominin yol haritasını çizerken; Kabotaj Kanunu denizlerde egemenliği, Teşvik-i Sanayi Kanunu özel sanayi yatırımlarını, Aşar vergisinin kaldırılması ise köylünün ve tarımın desteklenmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İzmir İktisat Kongresi'nin amacını belirleme
Bu kongre milli üretimi, tasarrufu ve bağımsız ekonomiyi hedeflemiştir. Dolayısıyla yerli üretimi ve tasarrufu özendirme ifadesiyle eşleşir.
Yeni devletin iktisat politikasının temellerinin bu kongrede atıldığını saptamak gerekir.
2
Kabotaj Kanunu'nun amacını saptama
Kabotaj hakkı deniz ticaretiyle ilgilidir ve Türk denizlerinde taşıma hakkının millileştirilmesini sağlamıştır. Karasularında limanlar arası yük ve yolcu taşıma hakkını millileştirme ifadesiyle eşleşir.
Kabotaj kelimesinin deniz ticareti ve egemenliğiyle doğrudan ilişkisini kurmak gerekir.
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun amacını analiz etme
Özel sermayenin yetersizliği nedeniyle sanayi tesislerinin kurulmasını desteklemek amacıyla çıkarılan bu kanun, özel teşebbüsün sanayi yatırımı yapmasını kolaylaştırmak amacıyla eşleşir.
Kanunun isminden ve içeriğinden hareketle sanayi yatırımlarını teşvik ettiğini anlamak gerekir.
4
Aşar Vergisinin Kaldırılması'nın amacını bulma
Osmanlı'dan kalan ve köylüden alınan bu ağır vergi kaldırılarak köylünün rahatlaması ve tarımsal üretimin artması sağlanmıştır. Türk köylüsünün üzerindeki vergi yükünü kaldırarak tarımı destekleme ifadesiyle eşleşir.
Aşar vergisinin doğrudan tarım kesimi ve köylüyle ilişkili bir vergi olduğunu bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi'nde ekonomi alanında milli bağımsızlığı, sanayileşmeyi ve tarımsal üretimi artırmayı hedefleyen temel inkılapların amaçları
Soru 6132Soru

I. Dünya Savaşı sürecindeki gizli antlaşmalar, Mondros Ateşkes Antlaşması ve Paris Barış Konferansı ile ilgili aşağıda verilen diplomatik gelişmeleri, bu gelişmelerin tarihsel önem ve sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. Maddesi
Sykes-Picot Antlaşması
Paris Barış Konferansı
St. Jean de Maurienne Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. Maddesi -> Anadolu'nun işgaline hukuki zemin hazırlayan hüküm; Sykes-Picot Antlaşması -> Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşma; Paris Barış Konferansı -> İzmir ve çevresinin İtalya yerine Yunanistan'a bırakıldığı uluslararası gelişme; St. Jean de Maurienne Antlaşması -> İzmir ve çevresinin İtalyan nüfuz bölgesi olarak belirlendiği gizli antlaşma.
Doğru eşleştirmede; Mondros'un 7. maddesi Anadolu'nun işgaline hukuki dayanak oluştururken; Sykes-Picot Antlaşması Orta Doğu'nun paylaşım planıdır. St. Jean de Maurienne ile İtalya'ya vadedilen İzmir ve çevresi, Paris Barış Konferansı'nda İngiltere'nin politikaları gereği Yunanistan'a devredilerek müttefikler arasında ilk büyük görüş ayrılığını başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın maddelerini ve etkilerini analiz etmek.
7. maddenin, İtilaf Devletleri'ne güvenlik bahanesiyle her yeri işgal etme yetkisi vererek tüm Anadolu'yu işgale açık hale getirdiğini tespit etmek.
İşgallerin hukuki kılıfını belirlemek.
2
I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli antlaşmaların kapsamlarını incelemek.
Sykes-Picot Antlaşması'nın İngiltere ve Fransa arasında Orta Doğu paylaşımı üzerine, St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın ise İtalya'ya İzmir çevresini vadeden paylaşım olduğunu saptamak.
Paylaşım planlarının taraflarını ve bölgelerini doğru eşleştirmek.
3
Savaş sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı'nın kararlarını ve müttefikler arası ilişkilere etkisini değerlendirmek.
İtalya'ya vadedilen İzmir'in Yunanistan'a verilmesiyle İtilaf Devletleri arasında ilk kez görüş ayrılığı yaşandığını belirlemek.
Gizli antlaşmalardaki paylaşım planlarının savaş sonrasında nasıl değiştiğini ve bu durumun diplomatik sonuçlarını anlamak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Dönemi Diplomatik Gelişmeleri, Mondros Ateşkesi ve Paris Barış Konferansı Süreçleri
Soru 6133Soru

Bir edebiyat dergisinde yayımlanan söyleşide bir şair, şiir anlayışını şu sözlerle açıklamaktadır:

'Bizim kuşağımız için şiir; fildişi kulede üretilen soyut bir oyun olmadığı gibi, sokağın sıradan diline ve kuru bir propagandaya teslim edilecek kadar da değersiz değildir. Bizler, 1940 kuşağının toplumcu gerçekçilerinden farklı olarak estetik kaygıyı, imge düzenini ve şiirsel derinliği elden bırakmadık. İkinci Yeni'nin kapalı ve imgeci anlatımını, kitlelerin dertlerini haykırmak, meydanlarda direnişin sesini yükseltmek için bir araç olarak yeniden ürettik.'

Bu şairin dile getirdiği şiir anlayışı ve edebî duruşu göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdaki şairlerden hangisinin bu çizgide eser verdiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tuğrul Tanyol

Cevap

Tuğrul Tanyol
Söyleşide dile getirilen şiir anlayışı, İkinci Yeni'nin sanatsal ve imgesel gücünü toplumcu gerçekçi bir içerikle birleştiren 1960 sonrası toplumcu şiir anlayışıdır. Tuğrul Tanyol ise 1980 sonrası Türk şiirinin temsilcisidir ve bu kuşağın genel özelliği olarak ideolojik angajmanlara karşı çıkarak şiirin kendi içsel ve bireysel dünyasına, estetik özerkliğine dönmesini savunmuştur. Bu nedenle toplumcu gerçekçi şiir çizgisiyle bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki şiir anlayışını tespit etmek
Şairin; estetik değerleri koruyarak, İkinci Yeni'nin imge dünyasını ve anlatım olanaklarını toplumsal gerçekçilikle birleştirdiğini belirtmesi, 1960 sonrası toplumcu şiir anlayışını (1960-1980 kuşağı) işaret etmektedir.
Soru kökündeki edebi duruşun hangi harekete ait olduğunu belirlemek doğru sınıflandırma için ilk adımdır.
2
Seçeneklerdeki şairlerin edebi yönelimlerini analiz etmek
Kemal Özer, Süreyya Berfe, Nihat Behram ve Refik Durbaş'ın 1960 sonrası toplumcu gerçek��i şiir anlayışının önemli temsilcileri olduğu belirlenir. Kemal Özer'in İkinci Yeni'den toplumculuğa evrilmesi bu anlayışla tam olarak örtüşmektedir.
Seçeneklerdeki şairleri ait oldukları edebi dönem ve topluluklara göre gruplamak gerekir.
3
Farklı anlayışa sahip şairi belirlemek
Tuğrul Tanyol'un 1980 sonrası Türk şiirinin kurucu ve öncü isimlerinden olduğu, bu kuşağın ise 1960-1970'lerin aşırı politikleşmiş toplumcu söylemine tepki duyarak bireysel temalara ve saf şiir estetiğine yöneldiği saptanır.
1960 sonrası toplumcu çizgide yer almayan şairi bularak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

1960 Sonrası Toplumcu Şiir ile 1980 Sonrası Şiir Arasındaki Estetik ve İdeolojik Ayrım
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6134Soru

Ege ve Yunan uygarlıklar��nın tarih sahnesine çıkışından itibaren geçirdikleri gelişim süreçleri dikkate alındığında, aşağıda verilen tarihsel durumların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama Girit Uygarlığı'nın kurulması, Miken Uygarlığı ve Troya Savaşları, Dor İstilası ile Karanlık Çağ'ın başlaması ve son olarak Polis adı verilen şehir devletlerinin kurulması şeklindedir.
Doğru sıralama, Ege havzasında ilk uygarlığın Girit'te kurulması, ardından Akaların Mora'da Miken kültürünü oluşturması, Dor istilasıyla bu kültürün yıkılarak Karanlık Çağ'a girilmesi ve son olarak bu karanlık dönemden çıkışla polis adı verilen şehir devletlerinin ortaya çıkması şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ege ve Yunan uygarlıklarının en eski evresini belirlemek.
Girit Medeniyeti'nin (Minos) Ege havzasındaki ilk uygarlık olduğu tespit edilir.
Ege coğrafyasında kültürel gelişimin ilk izleri Girit Adası'nda ortaya çıkmıştır.
2
Girit sonrasındaki gelişim evresini bulmak.
Mora Yarımadası'nda kurulan Akaların (Miken) ikinci sıraya yerleştirilmesi gerekir.
Akalar, Girit kültüründen etkilenerek Miken uygarlığını oluşturmuş ve Troya Savaşları'na katılmışlardır.
3
Miken uygarlığının yıkılış sürecini analiz etmek.
Dor istilasının ve Karanlık Çağ'ın üçüncü sıraya gelmesi gerektiği görülür.
MÖ 1200 dolaylarında gelen Dor istilası mevcut Miken düzenini yıkmış ve kültürel duraklama (Karanlık Çağ) dönemini başlatmıştır.
4
Karanlık Çağ sonrasındaki yeni örgütlenme biçimini belirlemek.
Polis adı verilen şehir devletlerinin kuruluşunun en son sıraya konması gerekir.
Polislerin kurulması ve kolonizasyon hareketlerinin başlaması, Karanlık Çağ'ın sona ermesiyle (MÖ 8. yüzyıl) gerçekleşen bir gelişmedir.

Anahtar Kavram

Ege ve Yunan medeniyetlerinin tarihsel gelişim evreleri ve kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6135Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde diplomatik ve siyasi alanda yaşanan gelişmeler ile bunların ortaya çıkardığı hukuki ve siyasi sonuçlar göz önüne alındığında, sol sütunda verilen tarihsel gelişmeleri sağ sütundaki en uygun hukuki ve siyasi sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstanbul ve Boğazlar'ın yönetiminin TBMM Hükümeti'ne devredilmesi
Doğu Trakya'nın savaş yapılmadan TBMM yönetimine bırakılması
Lozan Görüşmeleri'ne hem TBMM'nin hem de Osmanlı Hükümeti'nin davet edilmesi
Saltanatın kaldırılarak halifelik makamının Osmanlı hanedanından bir üyeye verilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İstanbul ve Boğazlar'ın devredilmesi Osmanlı'nın hukuken sona ermesiyle; Doğu Trakya'nın savaşılmadan alınması askerî başarının diplomasiye yansımasıyla; Lozan daveti Türk tarafındaki ikiliğin önlenmesiyle; saltanatın kaldırılıp halifeliğin sembolik tutulması ise din ve devlet işlerinin ayrılmasının ilk adımıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede: İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM'ye devri Osmanlı'nın hukuken sona ermesiyle, Doğu Trakya'nın kurtarılması diplomatik zaferle, Lozan ikiliği saltanatın kaldırılmasıyla, saltanatın kaldırılıp halifeliğin sürdürülmesi ise din ve devlet işlerinin ayrılmasının ilk aşamasıyla ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın İstanbul ve Boğazlar ile ilgili maddesini değerlendirmek.
İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM'ye bırakılması, Osmanlı Hükümeti'nin hukuken yok sayıldığını gösterir.
Başkent ve çevresinin yönetimi doğrudan TBMM'ye devredilmiştir.
2
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın Doğu Trakya ile ilgili maddesini değerlendirmek.
Doğu Trakya'nın savaş yapılmadan kurtarılması askeri zaferlerin diplomatik sonucudur.
Büyük Taarruz'un başarısıyla savaş yolu açılmış ancak diplomasiyle hedefe ulaşılmıştır.
3
İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı stratejisini incelemek.
Hem İstanbul hem de TBMM hükümetlerinin çağrılması ikilik çıkarma amacı taşır.
TBMM, bu ikiliği engellemek için saltanatı kaldırarak Türk milletinin tek temsilcisi olmuştur.
4
Saltanatın kaldırılması ve halifeliğin korunması kararını analiz etmek.
Siyasi güç (saltanat) kaldırılmış, dini güç (halifelik) sembolik olarak sürdürülmüştür.
Bu durum laikleşmenin ilk aşamasını oluştururken rejim ve devlet başkanlığı sorunlarını beraberinde getirmiştir.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması hükümleri ile saltanatın kaldırılmasının neden ve sonuçları arasındaki ilişkiler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6136Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde görülen bazı eğilimlerle ilgili şu bilgiler verilmiştir:

I. Şiiri ideolojik bir mücadele alanı ve toplumu dönüştürme aracı olarak görerek söylev üslubuna yakın, pragmatik ve hitabete dayalı bir dil benimsemişlerdir.
II. Dilde aşırı soyutlamalara giderek, anlamı ikinci plana itip imge yüklü, kapalı ve yerleşik dil kurallarını yıkan bir çağrışım dünyası kurmuşlardır.
III. Şiirin herhangi bir ideolojinin aracı olmasına karşı çıkarak imgeci yapıyı korumuş; ancak geleneksel şiir birikiminden, tasavvuftan ve kültürel değerlerden yararlanarak bireysel yönelimleri öne çıkaran eklektik bir anlayış benimsemişlerdir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinde bu özellikleri temsil eden şairler sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ataol Behramoğlu - Edip Cansever - Tuğrul Tanyol

Cevap

Ataol Behramoğlu - Edip Cansever - Tuğrul Tanyol sırasını içeren seçenek doğrudur.
Ataol Behramoğlu 1960 Sonrası Toplumcu Şiir'in (I), Edip Cansever İkinci Yeni Şiiri'nin (II), Tuğrul Tanyol ise 1980 Sonrası Şiir'in (III) temsilcisidir. Bu nedenle bu şairleri sırasıyla veren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde (I) tanımlanan eğilimin hangi şiir topluluğuna ait olduğunu belirlemek.
Söylev üslubuna yakınlık, hitabet dili ve şiirin ideolojik bir mücadele alanı olarak görülmesi 1960 Sonrası Toplumcu Şiir anlayışını gösterir. Bu gruptaki şairler arasında Ataol Behramoğlu yer alır.
Sıralamadaki ilk şairin bu gruptan seçilmesi gerekir.
2
İkinci öncülde (II) tanımlanan eğilimin hangi şiir topluluğuna ait olduğunu belirlemek.
Aşırı soyutlama, dil kurallarını yıkarak yeni kelimeler türetme ve imge yüklü kapalı anlatım İkinci Yeni şiirinin temel özellikleridir. Edip Cansever bu ak��mın önde gelen temsilcilerindendir.
Sıralamadaki ikinci şairin bu gruptan seçilmesi gerekir.
3
Üçüncü öncülde (III) tanımlanan eğilimin hangi şiir topluluğuna ait olduğunu belirlemek.
İdeolojiden uzaklaşma, imgeci yapıy�� koruma, gelenekle barışma ve eklektik bir yapı sergileme 1980 Sonrası Şiir anlayışına aittir. Tuğrul Tanyol bu dönem şairlerindendir.
Sıralamadaki üçüncü şairin bu gruptan seçilmesi gerekir.
4
Bulunan şiir topluluklarına uygun şairlerin sırasıyla doğru şekilde eşleştirildiği seçeneği tespit etmek.
Ataol Behramoğlu (1960 Sonrası Toplumcu) - Edip Cansever (İkinci Yeni) - Tuğrul Tanyol (1980 Sonrası) şairlerinin yer aldığı seçenek doğru eşleştirmedir.
Üç öncülün de temsilcilerini sırasıyla ve eksiksiz karşılayan tek seçenek belirlenmiş olur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Şiir Eğilimleri ve Temsilcileri

Alternatif Yöntem

Öncelikle I ve II numaralı bilinen temel akımların (Toplumcu Şiir ve İkinci Yeni) belirleyici temsilcilerinden yola çıkarak seçenekleri eleyip ardından III numaralı öncüldeki geleneksellik ve eklektik yapı vurgusuyla 1980 sonrası şairi tespit etmek daha pratik bir çözüm sağlayabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6137Soru

Avusturya Elçisi Ogier Ghiselin de Busbecq, XVI. yüzyılda Osmanlı başkentindeki diplomatik görevine dair anılarında Divan-ı Hümayun hakkında şu gözlemlerde bulunmuştur:

'Divan üyeleri, kendilerine sunulan şikayetleri dinler, davaları karara bağlar ve devlet işlerini görüşürlerdi. Ancak toplantı salonunun duvarında, padişahın dilediği an açıp görüşmeleri takip edebileceği, dışarıdan i��i görünmeyen kafesli bir pencere yer alırdı. Divan üyeleri, padişahın o pencerenin arkasında olup olmadığını bilmeseler dahi, her an izleniyormuş gibi büyük bir dikkat ve sorumlulukla hareket ederlerdi.'

Elçinin bu gözlemlerine dayanarak Divan-ı Hümayun'un işleyişi ve yönetimdeki konumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alınan kararların padişahın denetimine açık olduğuna ve divanın padişahın otoritesini destekleyen bir danışma organı olarak işlev gördüğüne

Cevap

Alınan kararların padişahın denetimine açık olduğuna ve divanın padişahın otoritesini destekleyen bir danışma organı olarak işlev gördüğüne
Metinde geçen kafesli pencere (Adalet Penceresi), padişahın divan görüşmelerini her an izleyebileceğini simgeler. Bu durum, divanın kendi başına bağımsız bir yasama veya karar organı olmadığını, kararların alınmasında padişahın denetiminin ve mutlak onayının esas olduğunu gösterir. Dolayısıyla Divan-ı Hümayun, padişahın otoritesini destekleyen bir danışma meclisi konumundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen diplomatik gözlem metnini okumak ve divan salonundaki kafesli pencerenin (Adalet Penceresi) işlevini analiz etmek.
Pencerenin varlığı, padişahın divan üyelerini her an gözetim altında tutabildiğini ve üyelerin bu bilinçle hareket ettiğini ortaya koymaktadır.
Osmanlı yönetim yapısında padişahın merkezi otoritesinin ve denetim gücünün divan üzerindeki etkisini anlamak için.
2
Divan-ı Hümayun'un klasik dönemdeki niteliğini (karar organı mı yoksa danışma organı mı olduğunu) padişahın son söz hakkı bağlamında değerlendirmek.
Padişahın dilediği an denetim yapabilmesi ve kararların nihai olarak padişahın iradesine bağlı olması, divanın bir danışma meclisi olduğunu gösterir.
Osmanlı devlet teşkilatında teokratik-mutlakiyetçi yapının divanın işleyişine nasıl yansıdığını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Divan-ı Hümayun'un padişahın mutlak otoritesi altındaki danışma meclisi niteliği ve adalet penceresi (kasr-ı adl) uygulaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6138Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde imzalanan Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile İzmir ve çevresi İtalya’ya vaat edilmişti. Ancak savaş sonrasında düzenlenen Paris Barış Konferansı'nda İngiltere, Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya istemediği için bu bölgenin Yunanistan tarafından işgal edilmesini desteklemiştir.

Bu durumun aşağıdakilerden hangisine doğrudan ortam hazırladığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri arasında ilk ciddi görüş ayrılıklarının ve bloktaki çatlakların belirginleşmesine

Cevap

İtilaf Devletleri arasında ilk ciddi görüş ayrılıklarının ve bloktaki çatlakların belirginleşmesi
İzmir ve çevresinin İtalya yerine Yunanistan'a verilmesi kararı, toprak paylaşımında adaletsizliğe uğradığını düşünen İtalya'nın tepkisine yol açmıştır. Bu durum, I. Dünya Savaşı'nı kazanan İtilaf Devletleri bloğu içinde yaşanan ilk ciddi ve açık görüş ayrılığını oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Gizli antlaşmalar ile Paris Barış Konferansı kararları arasındaki farkı analiz etmek
İzmir ve çevresinin Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile İtalya'ya vaat edilmiş olmasına rağmen, Paris Barış Konferansı'nda İngiltere'nin desteğiyle Yunanistan'a bırakıldığı tespit edilir.
İngiltere, Akdeniz'de güçlü bir İtalyan varlığı yerine kendi kontrolünde tutabileceği daha zayıf bir Yunanistan'ı tercih etmiştir.
2
Bu değişimin İtilaf Devletleri bloğu üzerindeki diplomatik yansımalarını değerlendirmek
Paylaşımda kendisine vaat edilen toprakları alamayan İtalya'nın konferansı terk etmesi ve İtilaf Devletleri ile ilişkilerinin bozulması değerlendirilir.
Gizli antlaşmalarda belirlenen paylaşım planının tek taraflı olarak değiştirilmesi, İtilaf Devletleri bloğunda yaşanan ilk büyük ve ciddi çatlağı oluşturur.

Anahtar Kavram

Gizli antlaşmaların Paris Barış Konferansı'nda değişime uğraması ve bunun İtilaf Devletleri arasındaki blok içi birliğe etkisi
Soru 6139Soru

19. yüzyılda Osmanlı Devleti, sanayi devrimi karşısında yerli üreticileri korumak ve yerli sanayiyi canlandırmak amacıyla Islah-ı Sanayi Komisyonu'nu kurmuş, esnaf şirketleri (ortaklıkları) oluşturmaya çalışmış ve sanayi sergileri açmıştır. Ancak atılan bu adımlar hedeflenen başarıya ulaşamamış, yerli üretim çökmeye devam etmiştir.

Bu başarısızlıkta ve Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlı hale gelmesinde aşağıdakilerden hangisinin doğrudan etkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile iç gümr��k vergilerinin yabancı tüccarlar için kaldırılması ve gümrük oranlarının düşük belirlenmesi

Cevap

Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile iç gümrük vergilerinin yabancı tüccarlar için kaldırılması ve gümrük oranlarının düşük belirlenmesi
Yerli üretimi canlandırma çabalarının başarısız olmasında Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın getirdiği serbest ticaret hükümleri doğrudan etkili olmuştur. Bu antlaşmayla yabancı tüccarlardan alınan iç gümrük vergileri kaldırılmış, ithalat gümrük vergileri ise çok düşük seviyede tutulmuştur. Bu durum yerli esnafın Avrupalı sanayi ürünleriyle rekabet edememesine ve yerli sanayinin çökmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel arka planı analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda yerli sanayiyi koruma çabalarının başarısız olduğunu ve dışa bağımlılığın arttığını saptamak.
Ekonomik çöküşün altındaki doğrudan nedeni belirlemek için zemin hazırlamak.
2
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın ekonomik hükümlerini ve etkilerini değerlendirmek.
Antlaşma ile gümrük vergilerinin yabancı tüccarlar lehine düşürüldüğünü ve iç gümrük vergilerinin kaldırıldığını belirlemek.
Bu antlaşmanın yerli sanayinin rekabet gücünü kırarak dışa bağımlılığı artıran doğrudan etken olduğunu ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Balta Limanı Ticaret Antlaşması ve Osmanlı Sanayisine Etkileri
Soru 6140Soru

Osmanlı Devleti’ni çöküşten kurtarmak amacıyla ortaya çıkan fikir akımlarının tarihsel geli��im sürecinde yaşanan bazı dönüm noktaları aşağıda karışık olarak verilmiştir:

Buna göre, bu gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesiyle Osmanlıcılık fikrinin anayasal güvence kazanması (1876) -> II. Abdülhamid döneminde İslamcılık politikasının devletin resmi ideolojisi haline getirilmesi (1878 sonrası) -> Balkan Savaşları sonucunda Osmanlıcılık idealinin geçerliliğini yitirmesi (1912-1913) -> I. Dünya Savaşı’nda Hicaz-Yemen Cephesi’nde bazı Arap liderlerin İngilizlerle iş birliği yapmasıyla İslamcılık fikrinin çöktüğünün görülmesi (1916)
Doğru sıralama, fikir akımlarının devlet politikası olma veya iflas etme süreçlerinin kronolojik akışına dayanmaktadır. Önce Kanun-i Esasi'nin ilanı (1876), ardından İslamcılık siyasetinin resmiyet kazanması (1878 sonrası), sonrasında Balkan Savaşları ile Osmanlıcılık fikrinin çöküşü (1912-1913) ve nihayetinde I. Dünya Savaşı'ndaki Hicaz İsyanı ile İslamcılık akımının etkililiğini yitirmesi (1916) sıralanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Fikir akımlarının ilk ortaya çıkış ve hukuki zemin bulma aşamalarını belirleme
Kanun-i Esasi’nin ilanı ile Osmanlıcılık akımının hukuki güvenceye kavuşması 1876 yılında gerçekleşerek kronolojinin ilk adımını oluşturur.
Bu gelişme, listedeki diğer olaylardan tarihsel olarak daha önce gerçekleşmiştir.
2
Fikir akımlarının resmi devlet politikası haline gelme süreçlerini analiz etme
II. Abdülhamid döneminde İslamcılık (Panislamizm) politikasının resmiyet kazanması 1878 yılı sonrasındaki istibdat dönemine denk gelir.
Bu politika, Kanun-i Esasi'nin askıya alınması ve meclisin kapatılmasından sonra imparatorluğun yeni bütünlük stratejisi olarak benimsenmiştir.
3
Fikir akımlarının başarısızlık veya geçerliliğini yitirme süreçlerini değerlendirme
Balkan Savaşları (1912-1913) ile Osmanlıcılık fikri iflas etmiştir.
Balkan milletlerinin isyan edip bağımsızlık kazanması, Osmanlıcılık idealinin imparatorluğu bir arada tutma gücünün kalmadığını göstermiştir.
4
I. Dünya Savaşı sürecindeki nihai kırılma noktalarını saptama
1916 yılındaki Hicaz İsyanı ile İslamcılık (ümmetçilik) akımının etkisini kaybettiği görülmüştür.
Cihat çağrısına rağmen bazı Müslüman Arap liderlerin İngilizlerle hareket etmesi, bu fikrin de imparatorluğu kurtarmaya yetmediğini kanıtlamıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'ni Kurtarma Çabaları ve Fikir Akımları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 307 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin