Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6161Soru

A��ağıdaki karasal biyomları, Ekvator'dan kutuplara doğru genel olarak görüldükleri enlemlere göre (Ekvator'a en yakın olandan en uzak olana doğru) sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama sırasıyla Savan biyomu, İğne yapraklı orman (Tayga) biyomu ve Tundra biyomu şeklinde olmalıdır.
Karasal biyomların yeryüzündeki dağılışı büyük oranda iklim kuşaklarına (sıcaklık ve yağış koşullarına) yani enleme bağlıdır. Bu doğrultuda Ekvator'dan kutuplara doğru gidildiğinde sıcaklığın azalmasına paralel olarak sırasıyla Savan biyomu (sıcak kuşak, 10°-20° enlemleri), İğne yapraklı orman/Tayga biyomu (soğuk-nemli karasal kuşak, 50°-60° enlemleri) ve Tundra biyomu (soğuk kutup altı kuşak, 60°-70° enlemleri) sıralanır.

Adım Adım Çözüm

1
Biyomların dünya üzerindeki yaklaşık enlem sınırlarını tespit etmek.
Savan biyomu yaklaşık 10°-20° enlemlerinde, İ��ne yapraklı orman (Tayga) biyomu yaklaşık 50°-60° enlemlerinde ve Tundra biyomu yaklaşık 60°-70° enlemlerinde bulunur.
Sıralamayı doğru yapabilmek için her biyomun yayılış gösterdiği iklim tipinin enlem aralıkları bilinmelidir.
2
Ekvator'dan (0°) kutuplara (90°) doğru artan enlem derecelerine göre biyomları dizmek.
Sıralama en düşük enlemden en yüksek enleme doğru Savan, Tayga ve Tundra şeklinde gerçekleşir.
Enleme bağlı olarak sıcaklık Ekvator'dan kutuplara doğru azaldığı için biyomların dağılışı da bu sıcaklık kuşaklarına uyum sağlar.

Anahtar Kavram

Klimatik kuşaklara ve enleme bağlı olarak biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru sıralanışı.
Tahmini Süre:45s
Soru 6162Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Ermenistan ile imzalanan, TBMM'nin uluslararası alandaki ilk siyasi ve askeri başarısı kabul edilen ve Doğu Cephesi'ndeki askeri mücadelenin büyük oranda sona ermesini sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrü Antlaşması

Cevap

Gümrü Antlaşması
Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı kazanılan zafer sonrasında 3 Aralık 1920'de imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM Hükümeti'nin uluslararası alandaki ilk askeri ve siyasi başarısıdır. Bu antlaşmayla Ermenistan, Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kabul etmiş ve Doğu Cephesi büyük oranda kapanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Cephesi'ndeki gelişmeleri analiz etmek
Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı mücadele edilmiş ve Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu bu cephede zafer kazanmıştır.
Sorunun hangi cephe ve hangi düşmana karşı olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Cepheyi kapatan ve ilk siyasi başarıyı sağlayan antlaşmayı belirlemek
Ermenistan'ın barış istemesi üzerine 3 Aralık 1920 tarihinde Gümrü Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma TBMM'nin ilk askeri ve siyasi başarısıdır.
Sorudaki tanımlayıcı özellikleri karşılayan antlaşmayı bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu Cephesi'nin kapanması ve Gümrü Antlaşması'nın önemi.
Soru 6163Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde askeri zaferlerin diplomatik ve siyasi kazanımlara dönüşmesi sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; Büyük Taarruz sonrası İtilaf Devletleri'nin ateşkes çağrısında bulunması, Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na hem TBMM hem de İstanbul Hük��meti'ni davet etmesi ve bu davet üzerine saltanatın kaldırılması şeklindedir.
Milli Mücadele'nin bu safhasında olaylar neden-sonuç zinciriyle birbirine bağlıdır. Büyük Taarruz'un kazanılması (Eylül 1922) askeri süreci bitirmiş ve İtilaf Devletleri'ni ateşkes görüşmelerine davet etmeye zorlamıştır. Görüşmeler neticesinde Mudanya Ateşkesi (11 Ekim 1922) imzalanmış, ardından kalıcı barış için toplanacak Lozan Konferansı'na (27 Ekim 1922) İstanbul Hükümeti de davet edilince, TBMM bu çift başlılığı sonlandırmak adına saltanatı (1 Kasım 1922) kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Büyük Taarruz zaferinin ardından gelen ateşkes çağrısını tespit etme
Eylül 1922'de askeri harekatın başarıyla tamamlanması üzerine İtilaf Devletleri TBMM'ye ateşkes çağrısı yapmıştır.
Askeri başarıların elde edilmesi, diplomatik temasların başlamasının ön koşuludur.
2
Ateşkes sürecinin antlaşma ile neticelenmesini değerlendirme
Yapılan görüşmeler sonucunda 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Ateşkes çağrısının ardından yapılan müzakereler resmi bir antlaşma metni ile sonuçlandırılmıştır.
3
Barış konferansı hazırlıklarında yaşanan diplomatik krizi inceleme
İtilaf Devletleri, 27 Ekim 1922'de Lozan Konferansı için TBMM ve İstanbul hükümetlerine ortak davet göndermiştir.
Ateşkes antlaşmasının imzalanmasından sonra kalıcı barış antlaşmasının şartlarını görüşmek üzere konferans aşamasına geçilmiştir.
4
Temsil gücündeki çift başlılığı önleme girişimini analiz etme
Ortak davet üzerine TBMM, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldıran kanunu kabul etmiştir.
İtilaf Devletleri'nin iki hükümeti birden çağırarak yaratmak istediği çift başlılığı engellemek ve Türk milletinin tek temsilcisinin TBMM olduğunu göstermek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Büyük Taarruz sonrasında diplomatik sürecin Mudanya Ateşkesi ile başlaması, Lozan davetinin yarattığı temsil krizi ve buna tepki olarak saltanatın kaldırılmasının kronolojik ilişkisi.
Soru 6164Soru

Milli Edebiyat Dönemi’nde herhangi bir edebi topluluğa dahil olmayarak sanat yaşamlarını bağımsız olarak sürdüren Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı, aruz ölçüsünü Türkçe başarıyla uygulamaları bakımından ortaklaşsalar da şiir anlayışları, dil işçilikleri ve sanata yükledikleri işlev açısından birbirlerinden tamamen ayrılırlar.

Buna göre, bu iki şairin edebî yönelimleri ve şiir anlayışları hakkında aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Âkif, manzum hikâyelerinde halkın konuşma dilini, argoyu ve sokak Türkçesini aruzla başarıyla bağdaştırırken; Yahya Kemal, dilde sadeleşme fikrine tamamen karşı çıkarak divan şiirinin dil ve anlatım özelliklerini aynen yaşatmayı ve şiirlerini tamamen Osmanlı Türkçesinin lugat kadrosuyla sınırlandırmayı savunmuştur.

Cevap

Mehmet Âkif Ersoy'un manzum hikâyelerinde halkın dilini aruzla bağdaştırdığı doğruyken, Yahya Kemal Beyatlı'nın divan şiiri dilini aynen yaşatmayı ve şiirlerini tamamen Osmanlı Türkçesiyle sınırlandırmayı savunduğu yönündeki ifade yanlıştır. Yahya Kemal, konuşulan yaşayan Türkçeyi ('Beyaz Türkçe') savunmuş ve İstanbul Türkçesiyle eserler vermiştir.
Yahya Kemal Beyatlı, divan edebiyatı geleneklerinden yararlanmış ve neoclassical bir anlayış sergilemiş olsa da dilde sadeleşme fikrine tamamen karşı çıkmamış; aksine 'Türkçe ağzımda annemin ak sütüdür' diyerek İstanbul Türkçesini, yani yaşayan konuşma dilini şiir dili olarak benimsemiştir. Dolayısıyla divan şiiri dilini aynen yaşatmayı ve Osmanlı Türkçesinin kelime kadrosuyla sınırlı kalmayı hedeflediği yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mehmet Âkif Ersoy'un sanat anlayışı ve aruz ölçüsünü Türkçeye uygulama tarzı değerlendirilir.
Şairin halkın konuşma dilini aruzla başarıyla kaynaştırdığı ve didaktik, sosyal realist bir tarz benimsediği görülür.
Seçeneklerde Mehmet Âkif ile ilgili verilen bilgilerin doğruluğunu test etmek için.
2
Yahya Kemal Beyatlı'nın şiir anlayışı, dil işçiliği ve dilde sadeleşme konusundaki tutumu analiz edilir.
Yahya Kemal'in dilde aşırı Osmanlıcaya karşı olduğu, 'Beyaz Türkçe' adını verdiği yaşayan İstanbul Türkçesini benimsediği ve divan şiirini taklit etmek yerine modern neoclassical bir tarz oluşturduğu tespit edilir.
Yahya Kemal'in dil ve üslup anlayışına dair iddiaları doğrulamak için.
3
Seçenekler karşılaştırılarak yanlış olan yargı tespit edilir.
Yahya Kemal'in divan şiiri dilini aynen yaşatmayı ve şiirini tamamen Osmanlı Türkçesinin lugat kadrosuyla sınırlandırmayı savunduğunu öne süren ifadenin şairin 'yaşayan Türkçe' ilkesiyle çeliştiği belirlenir.
Soru kökünde istenen yanlış değerlendirmeyi ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Dönemin Bağımsız Sanatçıları (Mehmet Akif, Yahya Kemal)
Soru 6165Soru

Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemek amacıyla savunulan fikir akımlarından Osmanlıcılık, din ve etnik köken farkı gözetmeksizin tüm tebaayı kanun önünde eşit sayarak ortak bir vatan kimliği oluşturmayı amaçlamıştır.

Buna göre, aşağıdaki tarihsel gelişmelerden hangisi Osmanlıcılık fikrinin imparatorluğu bir arada tutma hedefine ulaşamadığının ve geçerliliğini yitirdiğinin en açık kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Savaşları'nın ard��ndan Balkanlar'da yaşayan gayrimüslim tebaanın Osmanlı Devleti'nden tamamen ayrılması

Cevap

Balkan Savaşları'nın ardından Balkanlar'da yaşayan gayrimüslim tebaanın Osmanlı Devleti'nden tamamen ayrılması
Balkan Savaşları sonucunda gayrimüslim Balkan milletlerinin Osmanlı Devleti'nden tamamen ayrılması, tüm etnik ve dini unsurları tek bir Osmanlı kimliği altında birleştirmeyi amaçlayan Osmanlıcılık fikrinin hedefine ulaşamadığını ve fiilen geçerliliğini yitirdiğini en somut şekilde kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlıcılık fikir akımının temel amacını belirlemek.
Osmanlıcılık; dil, din ve ırk farkı gözetmeksizin tüm tebaayı eşit haklarla Osmanlı vatandaşı sayarak gayrimüslimlerin isyan etmesini ve devletten ayrılmasını önlemeyi amaçlar.
Soruda hedeflenen ana fikrin sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen tarihi olayların etkilediği tebaa yapısını analiz etmek.
Balkan Savaşları ile Osmanlı Devleti, Avrupa'daki gayrimüslim tebaasının neredeyse tamamını kaybetmiştir. Bu durum, onları Osmanlı kimliği altında bir arada tutma projesinin bittiğini gösterir.
Hedef kitle olan gayrimüslimlerin devletten kopuşunu belgeleyen en somut olayı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Osmanlıcılık akımının nihai olarak Balkan Savaşları ile önemini yitirmesi.
Soru 6166Soru

İslam medeniyetinde bilim ve kültür faaliyetlerinin geli��im süreci incelendiğinde; Emeviler Dönemi'nde Arapça dışındaki dillerden yapılan tercümelerin ve bilimsel çalışmaların oldukça sınırlı kaldığı, ancak Abbasiler Dönemi'ne geçilmesiyle birlikte farklı kültür ve etnik kökenlerden gelen bilginlerin de katılımıyla büyük bir bilimsel canlanmanın yaşandığı görülmektedir.

İslam dünyasında bilimsel ve kültürel faaliyetlerin gelişiminde görülen bu farkın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevali politikası yerine ümmetçi ve hoşgörülü bir yönetim anlayışının benimsenmesi

Cevap

Mevali politikası yerine ümmetçi ve hoşgörülü bir yönetim anlayışının benimsenmesi
Emeviler Dönemi'nde benimsenen Mevali politikası nedeniyle Arap kökenli olmayan Müslümanlar ve diğer unsurlar kültürel faaliyetlerden uzak tutulmuştur. Abbasiler ise bu politikayı terk edip tüm unsurlara hoşgörüyle yaklaşmış, bu sayede Hint, Fars ve Hellenistik kültür havzalarından eserlerin tercümesiyle büyük bir bilimsel canlanma meydana gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Emeviler ile Abbasiler dönemlerindeki yönetim anlayışlarının farklarını ve bunların toplum yapısına yansımalarını karşılaştırın.
Emevilerin Arap milliyetçiliği temelli dışlayıcı politikalarına karşılık, Abbasilerin ümmetçi ve eşitlikçi bir hoşgörü siyaseti izlediği belirlenir.
Yönetim politikalarının bilimsel ve kültürel üretime katılım üzerindeki etkisini tespit etmek için.
2
Bu yönetimsel ve toplumsal dönüşümün bilimsel gelişmeyle olan ilişkisini analiz edin.
Dışlayıcı yaklaşım sona erip hoşgörülü bir ortam oluştuğunda, farklı kültür ve coğrafyalardan gelen bilim insanlarının özgürce çalışabildiği ve bunun da bilimsel canlanmayı doğurduğu sonucuna ulaşılır.
İslam dünyasında bilimsel rönesansa zemin hazırlayan temel sebebi netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Yönetim politikalarının ve hoşgörü ortamının bilimsel-kültürel gelişmelere etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6167Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında şiir; toplulukların benimsediği estetik ve ideolojik ilkeler doğrultusunda farklı yönelimlerle gelişimini sürdürmüştür. Her eğilim, kendine has bir imge dünyası, dil anlayışı ve tema yelpazesi oluşturmuştur.

Buna göre, aşağıdaki dizelerin hangisi 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin estetik ve ideolojik niteliklerini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıfların kavgasında saf tutan sesimizle
Yürüyoruz caddeleri aşarak birer birer
Yarını kuracak olan o nasırlı ellerle
Selamlıyoruz fabrikalardan yükselen şafağı

Cevap

Sınıfların kavgasında saf tutan sesimizle başlayan ve fabrikalardan yükselen şafağı selamlayan toplumcu gerçekçi şiir dizeleri
Doğru seçenek, 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin temel özelliklerini yansıtmaktadır. Bu şiir anlayışında ideolojik içerik, sınıf mücadelesi, işçi sınıfı, emek, gelecek inancı ve devrimci coşku ön plandadır. Şiirde yüksek sesli hitabet (söylev) üslubu hâkimdir. Dizelerdeki 'sınıfların kavgası', 'nasır eller', 'fabrikalar' ve 'yarını kurmak' ifadeleri bu anlayışla doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir dizelerinin dil, üslup ve içerik özelliklerini tek tek analiz etmek.
Dizelerin imgelerini, kelime kadrosunu (sınıf kavgası, fabrika, nasırlı eller vb.) ve tonunu (hitabet/söylev) belirlemek.
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki farklı eğilimlerin ayırt edici niteliklerini tespit etmek için bu analiz gereklidir.
2
1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin kuramsal çerçevesiyle dizeleri karşılaştırmak.
Toplumcu gerçekçi şiirin sınıfsal mücadele, emek, umut ve gelecek inancı gibi temalarla ve halka seslenen bir üslupla örtüştüğünü saptamak.
Soruda hedeflenen şiir eğiliminin ideolojik ve estetik kodlarını doğru dizelerle eşleştirmek.
3
Diğer seçeneklerdeki şiirlerin hangi eğilimlere (İkinci Yeni, Garip, Saf Şiir, 1980 Sonrası Şiir) ait olduğunu belirleyip bunları elemek.
Gözlerin lambası ile başlayan dizelerin İkinci Yeni'ye; memur hayatını anlatan dizelerin Garip'e; rüya ve zaman temalı dizelerin Saf Şiir'e; metropol yalnızlığını işleyen dizelerin ise 1980 Sonrası Şiir'e ait olduğunu saptayarak doğru sonuca ulaşmak.
Yanlış seçeneklerin elenmesiyle doğru cevabın kesinleştirilmesi.

Anahtar Kavram

1960 Sonrası Toplumcu Gerçekçi Şiirin Estetik ve İdeolojik Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6168Soru

Eski Yunan dünyasında Atina, Sparta, Korint ve Tebai gibi polis adı verilen şehir devletleri siyasi açıdan bağımsız hareket etmiş, kendi aralarında sık sık savaşmışlardır. Buna rağmen dört yılda bir düzenlenen olimpiyat oyunları sırasında savaşlara ara verilmiş, tüm şehir devletlerinden gelen sporcular ortak tapınaklarda dinsel törenlere katılmış ve birlikte yarışmışlardır. Bu durum Eski Yunan medeniyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi bölünmüşlüğe rağmen ortak bir kültürel kimlik ve bağın sürdürüldüğünün

Cevap

Siyasi bölünmüşlüğe rağmen ortak bir kültürel kimlik ve bağın sürdürüldüğünün
Eski Yunan dünyasında şehir devletlerinin kendi aralarında savaşması siyasi parçalanmışlığı gösterse de olimpiyatlarda bir araya gelerek dinsel ritüellerde buluşmaları ve savaşları askıya almaları, aralarında ortak bir kültürel aidiyet ve kimlik bağının güçlü bir şekilde korunduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Eski Yunan'daki şehir devletlerinin siyasi yapıları analiz edilir.
Atina, Sparta, Korint gibi polislerin bağımsızlığı ve aralarındaki çatışmalar siyasi birliğin olmadığını gösterir.
Siyasi birliğin durumunu tespit etmek amacıyla.
2
Olimpiyat oyunlarının işlevi ve özellikleri incelenir.
Olimpiyatlar süresince savaşların durdurulması ve ortak dinsel/sportif etkinliklerin düzenlenmesi kültürel bir ortaklığı simgeler.
Oyunların toplumsal ve kültürel bütünleşmedeki rolünü belirlemek için.
3
Siyasi durum ile kültürel durum karşılaştırırılarak sonuca ulaşılır.
Siyasi bölünmüşlüğe (polis yapısı) tezat oluşturacak şekilde kültürel bir birlik bilincinin varlığı doğrulanır.
Metindeki çelişkili gibi duran durumu açıklığa kavuşturmak için.

Anahtar Kavram

Polis Yapısı ve Kültürel Birlik
Soru 6169Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'de Mecelle'nin ve şer'iyye mahkemelerinin varlığı devam ederken, bir yandan da modern hukuk kurallarının oluşturulması yönünde çalışmalar yapılmıştır. Bu süreçte adalet işlerinde yaşanan çift başlılığın ortadan kaldırılması amacıyla çeşitli adımlar atılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan hukuk sisteminde laikleşmeyi ve birliği sağlamaya yönelik atılan adımlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkının verilmesi

Cevap

Kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkının verilmesi
Kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkının verilmesi, doğrudan hukuk sisteminin laikleştirilmesi veya hukuk birliğinin sağlanmasıyla ilgili bir düzenleme olmayıp, siyasi alanda gerçekleştirilen ve milli egemenlik ilkesini pekiştiren bir reformdur. Diğer seçeneklerdeki düzenlemeler ise şeri yargının kaldırılması, dini esaslı hukuk kurallarının (Mecelle) çağdaş kurallarla değiştirilmesi ve farklı cemaat ya da konsolosluk mahkemelerinin kapatılarak yargı birliğinin ve laikliğin tesis edilmesiyle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk alanında yapılan inkılapların temel amaçlarının analiz edilmesi
Hukuk reformlarının temel amaçlarının, ülkede çok hukuklu yapıya son vererek hukuk birliğini (yargı birliği) kurmak ve kanunları dini referanslardan arındırıp laik esaslara dayandırmak olduğu saptanır.
Soru kökündeki laikleşme ve birlik vurgusunu doğru değerlendirmek amacıyla bu alandaki hedefler belirlenir.
2
Seçeneklerde verilen düzenlemelerin niteliklerinin tek tek değerlendirilmesi
Şer'iyye mahkemelerinin kapatılması, Mecelle'nin kaldırılması, cemaat ve konsolosluk mahkemelerinin yetkilerinin sonlandırılması ve Şer'iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasının doğrudan dini/ayrıcalıklı hukuki yapıları tasfiye ederek yargı birliğini ve laikliği kurduğu tespit edilir.
Laiklik ve hukuk birliği doğrultusundaki yapısal düzenlemeler ayırt edilir.
3
Kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkının verilmesinin alanının saptanması
Kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkının verilmesinin, medeni veya adli hukuk yapısının laikleşmesinden ziyade halkın yönetime katılımını sağlayan siyasi temsil hakları kapsamında yer aldığı belirlenir.
Hukuki/medeni haklar ile siyasi haklar arasındaki fark ortaya konarak doğru yanıta ulaşılır.

Anahtar Kavram

Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar ve Yargı Birliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6170Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nin iki bağımsız şairi olan Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı'nın sanat anlayışlarını, üslup ve eser özelliklerini yansıtan sol sütundaki eserleri, sağ sütundaki açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Süleymaniye Kürsüsünde
Süleymaniye'de Bayram Sabahı
Seyfi Baba
Rindlerin Ölümü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süleymaniye Kürsüsünde eseri vaiz anlatımı ve dini-didaktik niteliğiyle eşleşirken; Süleymaniye'de Bayram Sabahı Osmanlı ihtişamı ve neo-klasik estetikle eşleşir. Seyfi Baba yoksulluğu anlatan manzum hikâye açıklamasıyla eşleşirken; Rindlerin Ölümü ise ölüm temasını ve ahengi işleyen saf şiir açıklamasıyla eşleşir.
Yapılan eşleştirmede Süleymaniye Kürsüsünde dini-didaktik vaiz söylemiyle; Süleymaniye'de Bayram Sabahı neo-klasik Osmanlı ihtişamıyla; Seyfi Baba sosyal realist manzum hikâye türüyle; Rindlerin Ölümü ise rindane ölüm felsefesine sahip saf şiir yapısıyla eşleşmektedir. Bu durum iki bağımsız sanatçının temsil ettiği zıt sanat kutuplarını (toplumcu-realist ile estetikçi-saf şiir) tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Süleymaniye Kürsüsünde eserinin üslup ve içeriğini analiz etmek.
Bu eserin, İslam birliği idealini ve toplumsal eleştirileri vaiz söylemiyle sunan realist bir Mehmet Âkif eseri olduğu belirlenir.
İsim benzerliği taşıyan Yahya Kemal şiiriyle karıştırılmasını önlemek.
2
Süleymaniye'de Bayram Sabahı şiirinin estetik yapısını incelemek.
Osmanlı ihtişamını, mimariyi ve tarih bilincini neo-klasik üslupla ele alan Yahya Kemal şiiri olduğu saptanır.
Mehmet Âkif'in vaiz hitabetli eseriyle olan estetik ve içerik farkını ayırt etmek.
3
Seyfi Baba eserinin edebi türünü ve toplumsal arka planını incelemek.
Yoksul halkın yaşamını ve sokak gerçekliğini yansıtan sosyal realist bir manzum hikâye (Mehmet Âkif) olduğu görülür.
Mehmet Âkif'in aruz veznini konuşma diline uygulama başarısını tespit etmek.
4
Rindlerin Ölümü şiirinin ahenk ve felsefi yapısını değerlendirmek.
Ölüm konusunu rindane felsefeyle işleyen, musiki ve biçim mükemmelliğini savunan saf şiir örneği (Yahya Kemal) olduğu belirlenir.
Yahya Kemal'in estetik kaygılarını ve saf şiir ilkelerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçılarının Estetik ve Edebi Tür Farklılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6171Soru

Yeryüzünde sıcaklık ve yağış koşullarının enlem derecelerine bağlı olarak değişmesi, karasal biyomların ekvatordan kutuplara doğru belirli bir düzen içinde sıralanmasına neden olur. Buna göre, aşağıda verilen karasal biyomları Ekvator'dan kutuplara doğru coğrafi yayılış alanlarını dikkate alarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karasal biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru sıralanışı sırasıyla Ekvatoral Yağmur Ormanları Biyomu, Savan Biyomu, Çöl Biyomu ve Tundra Biyomu şeklindedir.
Sıralama Ekvator'dan kutuplara doğru yapıldığında enleme bağlı sıcaklık ve yağış koşulları belirleyicidir. Ekvator çizgisi üzerinde (0100^\circ - 10^\circ) Ekvatoral Yağmur Ormanları yer alır. Ekvatoral kuşağın hemen dışında (102010^\circ - 20^\circ) Savan biyomu bulunur. Savan kuşağından sonra dönenceler çevresinde (203020^\circ - 30^\circ) Çöl biyomu yer alırken, kutup altı enlemlerde (607060^\circ - 70^\circ) Tundra biyomu bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Ekvatoral kuşağa en yakın olan biyomun belirlenmesi.
Ekvatoral Yağmur Ormanları Biyomu (0100^\circ - 10^\circ enlemleri) ilk sıraya yerleştirilir.
Sıralama Ekvator'dan kutuplara doğru istendiği için başlangıç noktası Ekvator çizgisi üzerindeki biyom olmalıdır.
2
Tropikal kuşağın dışındaki ve dönencelere doğru olan geçiş biyomunun belirlenmesi.
Savan Biyomu (102010^\circ - 20^\circ enlemleri) ikinci sıraya yerleştirilir.
Savan iklimi, ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında bir geçiş kuşağı oluşturur.
3
Dönenceler çevresindeki kurak b��lgelerin konumlandırılması.
Çöl Biyomu (203020^\circ - 30^\circ enlemleri) üçüncü sıraya yerleştirilir.
30 derece enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanları, savan kuşağının kutup yönündeki sınırını oluşturur.
4
Kutup altı kuşağındaki soğuk biyomun belirlenmesi.
Tundra Biyomu (607060^\circ - 70^\circ enlemleri) son sıraya yerleştirilir.
Tundra biyomu, kutup kuşağından hemen önce yer alan en soğuk karasal biyomdur.

Anahtar Kavram

Karasal biyomların enlemsel dağılışı ve iklim kuşaklarıyla ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6172Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde modern, laik ve demokratik bir hukuk düzeni kurmak amacıyla Avrupa'nın gelişmiş hukuk sistemlerinden ve kanunlarından yararlanılmıştır. Aşağıda bu doğrultuda hazırlanan bazı kanunlar ve bu kanunların temel amaçları/özellikleri verilmiştir. Verilen kanunları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İsviçre Medeni Kanunu
İtalya Ceza Kanunu
Almanya Ticaret Kanunu
Fransa İdare Hukuku

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İsviçre Medeni Kanunu aile ve miras alanındaki laik düzenlemelerle; İtalya Ceza Kanunu kamu düzeni ve ceza adaletiyle; Almanya Ticaret Kanunu ekonomik ve ticari kurallarla; Fransa İdare Hukuku ise idari işleyiş ve kamu hizmetleriyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler kanunların kabul edildikleri ülkeler ve esas düzenleme alanları göz önünde bulundurularak yapılmıştır. İsviçre Medeni Kanunu toplumsal eşitlik ve laik aile yapısını; İtalya Ceza Kanunu kamu düzeni ve ceza hukukunu; Almanya Ticaret Kanunu ticari ve ekonomik hayatı; Fransa İdare Hukuku ise kamu yönetiminin işleyişini düzenlemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İsviçre Medeni Kanunu'nun içeriğini analiz etmek.
Medeni Kanun'un aile, miras ve mülkiyet ilişkilerinde din temelli kuralları kaldırarak kadın-erkek eşitliğini getirdiği belirlenir. Bu özellik ikinci açıklamada yer almaktadır.
Medeni Kanun'un toplumsal alanda laikleşme ve eşitlik sağlama amacını tespit etmek.
2
İtalya Ceza Kanunu'nun niteliklerini incelemek.
İtalya'dan uyarlanan 1926 tarihli kanunun, kamu düzeni ve devlet otoritesi ile bireysel haklar arasındaki dengeyi çağdaş ceza hukuku ilkeleriyle sağladığı saptanır. Bu özellik dördüncü açıklama ile uyuşmaktadır.
Ceza adaleti ve toplumsal düzen gereksinimlerini belirlemek.
3
Almanya Ticaret Kanunu'nun işlevini değerlendirmek.
Almanya'dan alınan Ticaret Kanunu'nun, cumhuriyetin ekonomik kalkınma hedefleri çerçevesinde şirketler hukuku ve deniz ticareti gibi alanları düzenlediği görülür. Bu özellik birinci açıklama ile eşleşmektedir.
Ekonomik bağımsızlık ve ticaret hukukunun çağdaş normlara göre kurgulanmasını doğrulamak.
4
Fransa İdare Hukuku esaslarını analiz etmek.
Fransa'dan örnek alınan idare hukukunun, kamu kurumlarının işleyişini, kamu hizmetlerinin sunulmasını ve vatandaş-idare ilişkilerini yapılandırdığı tespit edilir. Bu özellik üçüncü açıklama ile eşleşmektedir.
Devlet teşkilatının idari yapısını kurumsal bir düzene oturtma amacını açıklamak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hukuk İnkılabı ve Avrupa Kanunlarının Uyarlanması
Soru 6173Soru

XIX. yüzyıldan itibaren imparatorluğu ayakta tutmak için öne sürülen fikir akımlarının gelişim sürecindeki aşağıdaki dönüm noktalarını kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru doğru sıralanı��ı: Genç Osmanlılar'ın Osmanlıcılık fikrini kamuoyunda tartışmaya açması, Kanun-i Esasi ile bu fikrin anayasal güvence kazanması, Berlin Antlaşması sonrası İslamcılık siyasetinin benimsenmesi ve Rumeli coğrafyasının kaybedilmesinin ardından Türkçülük akımının resmi devlet politikasına dönüşmesi şeklindedir.
Doğru sıralama, fikir akımlarının tarihsel süreçte teoriden pratiğe ve değişen demografik/siyasi koşullara göre aldıkları resmi rolleri takip eder. İlk olarak 1860'larda Osmanlıcılık fikri Genç Osmanlılar tarafından tartışılmış, 1876'da Kanun-i Esasi ile resmiyet kazanmıştır. 1878 Berlin Antlaşması sonrası İslamcılık, Balkan coğrafyasının elden çıkışı (1913) sonrası ise Türkçülük ön plana çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fikir akımlarının ilk ortaya çıkış ve tartışılma aşamalarını belirleme
Genç Osmanlılar aydın hareketinin 1860'lı yıllarda Osmanlıcılık fikrini kamuoyuna sunması en eski aşamadır.
Entelektüel düzeydeki fikirsel hareketlilik, resmi devlet politikalarından önce gerçekleşmiştir.
2
Osmanlıcılık fikrinin devlet nezdindeki anayasal uygulamalarını tespit etme
1876 yılında Kanun-i Esasi'nin yürürlüğe girmesiyle Osmanlıcılık yasal düzeye taşınmıştır.
Anayasal eşitlik ve meclis açılması, Osmanlıcılık akımının resmi nitelik kazandığı ilk büyük siyasi dönüm noktasıdır.
3
Osmanlıcılık'tan İslamcılık'a geçiş sürecindeki gelişmeleri analiz etme
1878 Berlin Antlaşması ile gayrimüslim nüfusun azalması sonucu İslamcılık resmi politika yapılmıştır.
Toprak kayıpları ve demografik değişimler, Osmanlıcılık yerine İslamcılık siyasetine yönelimi zorunlu kılmıştır.
4
Türkçülük akımının devlet politikası haline geldiği nihai aşamayı belirleme
Balkan Savaşları (1912-1913) ile Rumeli'nin elden çıkması sonucunda Türkçülük akımı resmiyet kazanmıştır.
İmparatorluğun çok uluslu yapısının dağılması, Türk kimliğine dayalı Türkçülük akımının son çare olarak benimsenmesine yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'ni Kurtarma Çabaları ve Fikir Akımlarının Tarihsel Süreci
Soru 6174Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda alınan kararlar ile bu kararların yeni Türk devletinin bağımsızlık ve egemenlik hakları açısından doğurduğu sonuçları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapit��lasyonların ve Düyun-u Umumiye idaresinin Türkiye'deki yetkilerinin tamamen kaldırılması
Boğazlar'ın yönetiminin başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılması ve kıyılarının silahsızlandırılması
Irak sınırının belirlenmesinin Türkiye ile İngiltere arasında antlaşmadan sonra yapılacak ikili görüşmelere ertelenmesi
Ülkedeki tüm azınlıkların Türk vatandaşı kabul edilerek yabancı devletlerin himaye haklarına son verilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik bağımsızlığı sağlamış; Boğazlar komisyonunun kurulması egemenlik haklarını kısıtlamış; Irak sınırının ertelenmesi Misak-ı Millî'nin tamamlanmasını sonraya bırakmış; azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ise dış müdahaleleri önlemiştir.
Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik bağımsızlığı tam olarak sağlarken; Boğazlar'da bir komisyonun bulunması egemenliğe gölge düşürmüştür. Irak sınırının ertelenmesi pürüzlerin sürdüğünü kanıtlarken; azınlıkların vatandaşlığı iç işlerimize yönelik dış müdahaleleri engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki maddelerin niteliğini belirleme.
Kapitülasyonlar, Boğazlar, Irak sınırı ve azınlık hakları konularının bağımsızlık mücadelesindeki yeri tespit edilir.
Antlaşma kararlarının egemenlik üzerindeki yansımalarını doğru analiz etmek amacıyla konular sınıflandırılır.
2
Kararları egemenlik ve tam bağımsızlık kriterlerine göre eşleştirme.
Kapitülasyonlar ile ekonomik bağımsızlık; Boğazlar komisyonu ile egemenlik kısıtlaması; Irak sınırının ertelenmesi ile Misak-ı Millî pürüzü; azınlıkların vatandaşlığı ile iç işlerine müdahalenin önlenmesi eşleştirilir.
Maddelerin her birinin uluslararası hukuk ve ulusal egemenlik açısından doğurduğu sonuçların tespiti sağlanır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması kararlarının ulusal egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri açısından analizi
Soru 6175Soru

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı coğrafyasında yaygınlaşan telgraf hatları ve demiryolu projeleri, sadece iktisadi birer girişim olmanın ötesinde idari ve sosyal yapıda da köklü değişimlere yol açmıştır. Taşradaki yerel yöneticilerin merkeze doğrudan bağlanması, vergi tahsilatının kolaylaşması ve iç güvenlik sorunlarının hızlıca bastırılması bu teknolojiler sayesinde mümkün olmuştur. Buna göre, Osmanlı Devleti'nde telgraf ve demiryolu ağının yaygınlaştırılmasının aşağıdakilerden hangisine zemin hazırladığı söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerel unsurların ve ayanların taşra idaresindeki siyasi nüfuzunun artmasına

Cevap

Yerel unsurların ve ayanların taşra idaresindeki siyasi nüfuzunun artmasına
Telgraf hatları ve demiryolu projeleri, merkezî devletin taşradaki nüfuzunu doğrudan artırmış ve yerel yöneticiler üzerindeki denetimini sıkılaştırmıştır. Bu durum, devlet ile taşra halkı arasında aracı rolü üstlenen yerel ayanların ve nüfuzlu ailelerin idari/siyasi güçlerini zayıflatmıştır. Dolayısıyla bu yatırımların yerel unsurların taşradaki siyasi gücünü artırdığı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme
Telgraf ve demiryollarının taşradaki yöneticileri merkeze bağladığı, vergi tahsilini kolaylaştırdığı ve iç güvenliği sağladığı belirlenir.
Ulaşım ve haberleşmedeki modernleşmenin idari ve sosyal etkilerini anlamak.
2
Merkezî otorite ile yerel güç odakları (ayanlar) arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Merkezin gücünün taşraya doğrudan ulaşmasının, yerel aracıların (ayanların) önemini ve siyasi nüfuzunu zayıflatacağı çıkarılır.
Teknolojik modernleşmenin merkezileşme politikalarına etkisini saptamak.
3
Seçenekleri karşılaştırarak söylenemeyecek olan yargıyı bulma
Yerel unsurların ve ayanların siyasi nüfuzunun artması değil, aksine azalması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Modernleşme sürecinde haberleşme ve ulaşım altyapısının merkezî otorite ve taşra teşkilatı üzerindeki etkileri
Soru 6176Soru

Osmanlı Devleti'nin Tanzimat Dönemi'nde (1839-1876) hukuki, idari ve toplumsal yapıyı modernleştirmek amacıyla attığı adımlarla bu adımlara karşı gelişen iç siyasi tepkiler göz önüne alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Gülhane Parkı'nda okunan fermanla can ve mal güvenliğinin kanun güvencesine alınması, ardından gayrimüslimlere yeni haklar tanıyan fermanın yayımlanması, bu gelişmelere tepki olarak Genç Osmanlılar cemiyetinin kurulması ve son olarak Nizamiye Mahkemelerinin faaliyete geçmesi şeklindedir.
Osmanlı Devleti'nde modernleşme sürecinde ilk olarak 1839 yılında hukukun üstünlüğünü ve tebaanın can, mal, namus güvenliğini esas alan Tanzimat Fermanı ilan edilmiştir. Ardından 1856 yılında, Kırım Savaşı sonrasındaki Paris Konferansı'nda dış destek sağlamak amacıyla gayrimüslimlere geniş haklar tanıyan Islahat Fermanı yayımlanmıştır. Bu fermana ve dönemin reformcu sadrazamlarının mutlakiyetçi tutumlarına tepki olarak 1865 yılında anayasal düzeni savunan Genç Osmanlılar cemiyeti kurulmuştur. Son olarak, fermanlardaki kanun önünde eşitlik ilkesinin bir gereği olarak Müslüman ve gayrimüslimlerin birlikte yargılanabileceği karma Nizamiye Mahkemeleri 1869 yılında kurumsallaşmıştır. Dolayısıyla kronolojik sıralama Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Genç Osmanlılar ve Nizamiye Mahkemeleri şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) tarihini belirleme
Gülhane Parkı'nda okunan fermanın tarihi 1839'dur. Bu gelişme Osmanlı hukuk devleti anlayışının ilk somut adımıdır.
Sıralamadaki en erken tarihli temel hak ve hukuk belgesini tespit etmek gerekir.
2
Islahat Fermanı'nın tarihini belirleme
Gayrimüslim haklarını genişleten fermanın tarihi 1856'dır. Paris Barış Konferansı sürecinde Avrupalı devletlerin baskısını azaltmak amacıyla ilan edilmiştir.
Tanzimat Fermanı'ndan sonra gelen bir diğer önemli padişah fermanını belirlemek gerekir.
3
Genç Osmanlılar (Jön Türkler) cemiyetinin kurulma tarihini belirleme
Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere verilen haklara ve bürokratik mutlakiyete tepki olarak kurulan Genç Osmanlılar cemiyetinin kuruluş tarihi 1865'tir.
Islahat Fermanı'nın toplumsal ve siyasal sonuçlarından biri olan aydın muhalefetinin örgütlenme tarihini saptamak gerekir.
4
Nizamiye Mahkemelerinin kurulma tarihini belirleme
Fermanların getirdiği kanun önünde eşitlik ilkesini hayata geçirmek için kurulan karma Nizamiye Mahkemelerinin nizamnamesi 1869 yılında yayımlanmıştır.
Hukuk alanındaki bu kurumsallaşmanın Tanzimat Dönemi'nin sonlarına doğru gerçekleştiğini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanları ile başlayan Osmanlı modernleşmesinin hukuk, idare ve siyaset alanlarındaki kronolojik gelişimi
Soru 6177Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki yönelimleri ��alışan bir öğrenci grubu, Garip Akımı (I. Yeni) ile Garip dışında yeniliği sürdüren şiir anlayışına ait özellikleri, şairleri ve eserleri eşleştirmek istemiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen açıklamaları sağ sütundaki şair, eser veya kavramlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şiiri birtakım kalıplardan, şairanelikten ve soyut konulardan arındırarak sokağa taşıyan Garip hareketinin öncü ismi tarafından kaleme alınan ve akımın ilkelerini yansıtan şiir kitabı.
Garip akımının üç kurucusundan biri olup daha sonraki dönemde bu anlayıştan uzaklaşarak felsefi, mitolojik ve toplumsal bir şiir çizgisine yönelen 'Rahatı Kaçan Ağaç' adlı eserin sahibi.
Garip çizgisine girmeden yeniliği sürdüren, kentli insanın gündelik yaşamını, ev ve aile çevresini, gizli kalmış sevgileri lirik ve titiz bir dille anlatan Cumhuriyet Dönemi şairi.
Herhangi bir akıma bağlanmadan bağımsız bir şiir dünyası kuran; mistik, epik, felsefi ve toplumsal temaları 'Çocuk ve Allah' gibi özgün eserlerde bir araya getiren sanatçı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Garip hareketinin öncüsü Orhan Veli'nin eseriyle 'Vazgeçemediğim' kitabı eşleşir. 'Rahatı Kaçan Ağaç' şairi Melih Cevdet Anday'dır. Ev ve aile çevresini anlatan şair Behçet Necatigil'dir. Bağımsız şiir dünyasında 'Çocuk ve Allah' eserini yazan şair ise Fazıl Hüsnü Dağlarca'dır.
Verilen eşleştirmelerde, birinci açıklama Orhan Veli'nin 'Vazgeçemediğim' adlı eseriyle doğru eşleşir. İkinci açıklama 'Rahatı Kaçan Ağaç' şiiriyle Melih Cevdet Anday'ı gösterir. Üçüncü açıklama ev ve aile şairi Behçet Necatigil'i tanımlar. Dördüncü açıklama ise mistik-destansı söyleyişiyle 'Çocuk ve Allah' şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı işaret etmektedir. Eşleştirmelerin tamamı bu doğrultuda hatasız yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Açıklamalardaki anahtar kavramları ve ipucu eserleri analiz etme.
Birinci açıklamada Garip öncüsü ve şiir kitabı ('Vazgeçemediğim'), ikinci açıklamada Garip kurucularından 'Rahatı Kaçan Ağaç' şairi ('Melih Cevdet Anday'), üçüncü açıklamada ev-aile çevresi şairi ('Behçet Necatigil'), dördüncü açıklamada ise 'Çocuk ve Allah' şairi ('Fazıl Hüsnü Dağlarca') belirlenir.
Soruda verilen edebi özellikler ve eserlerin kime/hangisine ait olduğunu belirlemek için.
2
Sol sütundaki her bir açıklamayı sağ sütundaki doğru karşılıkla eşleştirme.
Birinci açıklama 'Vazgeçemediğim' ile, ikinci açıklama 'Melih Cevdet Anday' ile, üçüncü açıklama 'Behçet Necatigil' ile ve dördüncü açıklama 'Fazıl Hüsnü Dağlarca' ile doğru biçimde eşleşir.
Edebiyat tarihi bilgileri ışığında şair-akım-eser ilişkilerini doğru yapılandırmak için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Garip Akımı ve Garip Dışı Yeniliği Sürdürenlerin Temsilcileri ve Eserleri
Soru 6178Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Türk ordusu ve İtilaf Devletleri arasındaki silahlı çatışmalar sona ermiş; Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar savaş yapılmadan TBMM idaresine bırakılmıştır. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentinin hukuken TBMM'ye devredilmesiyle İstanbul Hükümeti'ni fiilen işlevsiz hale getirmiştir. Hemen ardından İtilaf Devletleri'nin Lozan Barış Konferansı'na her iki hükümeti de davet etmesi, TBMM'nin saltanatı kaldırma sürecini hızlandırmıştır.

Bu gelişmelere dayanarak, askeri zaferlerin diplomatik alana ve Türk devletinin iç siyasi yapısına yansımaları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askeri alandaki başarılar ve Mudanya'daki diplomatik kazanımlar, Lozan öncesi dış temsil gücünü korumak adına iç politikada çift başlılığı önleyecek kurumsal reformları zorunlu kılmıştır.

Cevap

Askeri alandaki başarılar ve Mudanya'daki diplomatik kazanımlar, Lozan öncesi dış temsil gücünü korumak adına iç politikada çift başlılığ�� önleyecek kurumsal reformları zorunlu kılmıştır.
Doğru cevap, askeri alanda kazanılan zaferlerin diplomatik alanda (Mudanya ve ardından Lozan Konferansı) Türk milletinin bağımsızlığını tam olarak tescil ettirebilmesi için iç siyasette köklü kararlar alınmasını gerektirdiğini açıklar. İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na hem TBMM'yi hem de Osmanlı Hükümeti'ni davet ederek yaratmaya çalıştığı çift başlılık (temsil ikiliği), Saltanatın kaldırılmasıyla engellenmiş ve Türk ulusunun tek temsilcisinin TBMM olması sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın getirdiği askeri ve hukuki durumu çözümleme.
Doğu Trakya ve İstanbul savaşsız kurtarılarak TBMM idaresine bırakılmış, Osmanlı başkenti TBMM'ye teslim edilerek Osmanlı Hükümeti fiilen işlevsiz kalmıştır.
Tarihsel sürecin diplomatik ve hukuki zeminini belirlemek amacıyla antlaşma hükümleri değerlendirilir.
2
Lozan Barış Konferansı davetini ve ortaya çıkan siyasi tehdidi analiz etme.
İtilaf Devletleri'nin hem TBMM hem de İstanbul Hükümeti'ni davet ederek Türk tarafında temsil ikiliği yaratma planı saptanmıştır.
Saltanatın kaldırılmasına giden süreci tetikleyen temel dış siyasi gelişme ve gerekçe anlaşılır.
3
Saltanatın kaldırılması kararının bu iki süreç üzerindeki etkisini sentezleme.
Dış politikada tek seslilik sağlamak ve temsil ikiliğini önlemek amacıyla saltanat kaldırılmış, egemenliğin tek temsilcisinin meclis olduğu gösterilmiştir.
Askeri ve diplomatik gelişmelerin iç siyasetteki köklü egemenlik dönüşümüne nasıl zemin hazırladığı ortaya konur.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkesi'nin hukuki sonuçları ve Saltanatın kaldırılmasının diplomatik gerekçesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6179Soru

Amasya Genelgesi, Millî Mücadele'nin gerekçesini, amacını ve yöntemini ortaya koyan bir ihtilal beyannamesi niteliğindedir. Genelgede yer alan maddeler, Millî Mücadele'nin neden başlatılması gerektiğini ve bu hedefe nasıl ulaşılacağını belirlemiştir.

Buna göre genelgede yer alan;

I. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
II. İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir.
III. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

ifadelerinden hangileri Millî Mücadele'nin doğrudan başlama gerekçesini (nedenini) oluşturmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Amasya Genelgesi'nin birinci maddesi olan 'Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir' ifadesi ile ikinci maddesi olan 'İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir' ifadesi Millî Mücadele'nin başlama gerekçeleridir (nedenleridir). Bu iki durum, bağımsızlık mücadelesinin neden başlatılmak zorunda kalındığını açıklar. Dolayısıyla 'I ve II' seçeneği doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi maddelerinin içeriğini analiz etme
Genelgedeki birinci madde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığın tehlikede olduğunu, ikinci madde ise İstanbul hükümetinin görevini yapmadığını belirtir. Üçüncü madde ise milletin bağımsızlığını kurtarma amacını ve bunu milletin azim ve kararıyla yapma yöntemini içerir.
Soruda istenen 'gerekçe' (neden) kavramı ile 'amaç' ve 'yöntem' kavramlarını birbirinden ayırt etmek gerekmektedir.
2
Gerekçe niteliğindeki öncülleri belirleme
Birinci ve ikinci öncüller kurtuluş hareketinin neden (gerekçe) başlatılması gerektiğini hukuki ve fiili durumla açıklar.
Her iki madde de ülkenin ve milletin içinde bulunduğu olumsuz durumu ortaya koyarak mücadelenin haklılığını gerekçelendirir.
3
Yöntem niteliğindeki öncülü eleme
Üçüncü öncül ise bu mücadelenin 'nasıl' yapılacağını (yöntem) ve hedefini (bağımsızlık) gösterdiği için gerekçe değildir.
Yöntem ve amaç bildiren maddeler doğrudan gerekçe kapsamında değerlendirilemez.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nde yer alan kararların amaç, gerekçe ve yöntem açısından sınıflandırılması
Soru 6180Soru

Ankara'da bir otel odasında tek başına kalan Aysel, dış dünyayla bağlarını kopararak çocukluğundan doçentlik yıllarına kadar uzanan hayatını, aldığı eğitimi ve toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaya başlar. Yazarın aradan çekilerek kahramanın zihninden geçenleri mantıksal bir sırayla, dil bilgisi kurallarına uygun biçimde ve doğrudan kahramanın ağzından aktardığı bu sahneler, bireyin iç hesaplaşmasını en çıplak haliyle ortaya koyar.

Bu parçada sözü edilen anlatım tekniği ve bu tekniğin başkarakteri üzerinden şekillendiği eser-yazar eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç konuşma - Ölmeye Yatmak - Adalet Ağaoğlu

Cevap

İç konuşma - Ölmeye Yatmak - Adalet Ağaoğlu
Parçada tanımlanan anlatım yöntemi, karakterin düşüncelerini mantıklı bir çerçevede ve kendi diliyle aktaran iç konuşma tekniğidir. Bahsi geçen Aysel karakteri ve onun otel odasındaki içsel hesaplaşması ise Türk edebiyatında Adalet Ağaoğlu'nun ünlü eseri Ölmeye Yatmak romanına aittir. Bu nedenle doğru eşleştirme iç konuşma tekniği ile Ölmeye Yatmak - Adalet Ağaoğlu olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen bilgilerin analizi
Parçada Aysel adlı karakterin bir otel odasında kendi geçmişini sorguladı��ı belirtilmektedir. Ayrıca anlatıcının devreden çıkıp kahramanın düşüncelerinin mantıksal bir tutarlılıkla doğrudan kendi ağzından aktarıldığı vurgulanmıştır.
Soruda geçen eseri, yazarı ve anlatım tekniğini belirlemek için ipuçlarını ayrıştırmak gerekir.
2
Anlatım tekniğinin belirlenmesi
Karakterin zihninden geçenlerin mantıksal bir sıra içinde ve dil bilgisi kurallarına uygun olarak doğrudan kendi ağzından aktarılması iç konuşma tekniğidir. Bilinç akışından farkı, mantıksal bir tutarlılığa sahip olmasıdır.
Modernist anlatım tekniklerinin karakteristik özelliklerini ayırt etmek gerekir.
3
Eser ve yazarın belirlenmesi
Cumhuriyet Dönemi modernist romanında Aysel karakterinin Ankara'da bir otel odasında kendi geçmişini sorguladığı eser Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak adlı romanıdır.
Eserlerin başkahramanları ve temel izlekleri üzerinden yazar-eser tespiti yapılır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist romanında iç konuşma tekniği ve Adalet Ağaoğlu'nun eserleri
ÖncekiSayfa 309 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin