Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6221Soru

Atmosferin yaklaşık %78\%78'ini oluşturan serbest azot gazı (N2N_2), bitkiler ve hayvanlar tarafından doğrudan havadan alınamaz. Bu azotun bitkiler tarafından kullanılabilmesi için ��ncelikle azot fiksasyonu (bağlanması) adı verilen süreçlerle topraktaki amonyum veya nitrat gibi bileşiklere dönüştürülmesi gerekir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi azotun biyotik (canlılar aracılığıyla) fiksasyonunu sağlayan temel unsurdur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin faaliyeti

Cevap

Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin faaliyeti
Doğru cevap baklagil köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin faaliyetidir. Atmosferdeki serbest azotun canlılar tarafından toprağa bağlanması sürecine biyotik fiksasyon denir. Baklagillerin (fasulye, bezelye, yonca vb.) köklerinde ortak yaşam süren bakteriler (Rhizobium cinsi), atmosferdeki serbest azotu doğrudan bağlayarak bitkilerin kullanabileceği nitrat formuna dönüştürür. Bu süreç biyolojik bir faaliyet olduğu için biyotik fiksasyon kapsamında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Biyotik fiksasyon kavramını tanımlama
Biyotik fiksasyon, atmosferdeki serbest azotun mikroorganizmalar gibi canlılar aracılığıyla toprağa bağlanmasıdır.
Soruda azotun canlılar tarafından (biyotik) bağlanması mekanizması sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki biyotik ve abiyotik faktörleri ayırt etme
Yıldırım, şimşek ve volkanizma abiyotik (fiziksel/kimyasal) yollardır. Bitki ve hayvanların atmosferdeki azotu doğrudan soluyarak alabilmesi ise biyolojik olarak imkansız olan kavram yanılgılarıdır. Baklagil köklerinde yaşayan Rhizobium bakterileri ise canlılar eliyle gerçekleştirilen fiksasyondur.
Her seçeneğin biyotik fiksasyon tanımına uyup uymadığını kontrol etmek gerekir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Baklagil köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakteriler biyotik fiksasyonu sağlayan temel unsurdur.
Bu canlılar azot döngüsünde serbest azotu doğrudan organik/inorganik bileşiklere dönüştürerek ekosisteme kazandırır.

Anahtar Kavram

Biyotik Azot Fiksasyonu
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6222Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kabul edilen Misak-ı Millî kararlarında; siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyecek her türlü sınırlamanın (kapitülasyonların) kaldırılması gerektiği ve tam bağımsızlığın ödün verilemez bir hedef olduğu dünyaya duyurulmuştur. Bu bağımsızlık ilanı karşısında İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etmiş, meclisi basmış ve milliyetçi mebusları tutuklamışlardır.

Bu gelişmelere göre;
I. Misak-ı Millî’nin, İtilaf Devletleri’nin Mondros Mütarekesi sonrası kurmak istediği sömürgeci düzene doğrudan karşı çıktığı,
II. İstanbul’un resmen işgalinin, Mebusan Meclisi’nin ulusal bağımsızlık yönünde attığı kararlı adıma karşı bir tepki olduğu,
III. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aldığı bu kararların Osmanlı saltanat makamın�� hukuken sona erdirdiği

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Misak-ı Millî'de ilan edilen tam bağımsızlık hedefi ve kapitülasyonların reddedilmesi, İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkesi sonrasında kurmak istediği sömürgeci düzeni doğrudan tehdit etmiştir. Bu kararlara tepki olarak İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesi, meclisin bağımsızlık kararına karşı yapılmış bir misillemedir. Bu doğrultuda birinci ve ikinci öncüller doğrudur. Üçüncü öncülde yer alan yargı ise meclis aidiyeti ve kronolojik açıdan hatalıdır; çünkü kararlar TBMM tarafından alınmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî kararlarının içeriğini ve İtilaf Devletleri'nin sömürgeci hedefleriyle ilişkisini değerlendirmek.
Kapitülasyonların reddi ve tam bağımsızlık ilkesi, İtilaf Devletleri'nin Mondros sonrasındaki işgal ve denetim planlarına doğrudan aykırıdır. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Metindeki bilgilerin İtilaf Devletleri'nin çıkarlarıyla çelişip çelişmediğini belirlemek.
2
İstanbul'un işgali ile meclis kararları arasındaki neden-sonuç ilişkisini incelemek.
Mebusan Meclisi'nin bağımsızlık kararı almasından hemen sonra İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmesi, bu karara karşı doğrudan bir misilleme ve tepkidir. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.
Siyasi olaylar arasındaki nedensel bağı ortaya koymak.
3
Kararların alındığı meclisi ve dönemin anayasal yapısını kontrol etmek.
Misak-ı Millî kararları TBMM tarafından değil, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiştir. Ayrıca bu kararların saltanatı hukuken sona erdirme gibi bir sonucu olmamıştır. Bu nedenle üçüncü öncül yanlıştır.
Tarihsel kronolojiyi ve kurum aidiyetini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesi ve bu kararların İtilaf Devletleri'nin tepkisiyle İstanbul'un resmen işgaline yol açması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6223Soru

Bir karasal biyoma ait bazı özellikler şunlardır:

I. Yıllık sıcaklık ortalaması 20C20^\circ\text{C} civarında olup yıllık yağış miktarı oldukça azdır ve belirli bir yağış rejimi yoktur.
II. Bünyesinde su depolayabilen kaktüsler ile dikenli çalılar en yaygın bitki topluluklarıdır.
III. Yeryüzündeki dağılışı incelendiğinde dinamik yüksek basınç alanları ile deniz etkisine kapalı iç kesimlerde yoğunlaştığı görülür.

Bu özelliklere sahip karasal biyom ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avustralya'nın iç kesimleri, Kuzey Afrika'daki Sahra ve Orta Asya'daki çöller bu biyomun yayılış alanları arasında yer alır.

Cevap

Avustralya'nın iç kesimleri, Kuzey Afrika'daki Sahra ve Orta Asya'daki çöller bu biyomun yayılış alanları arasında yer alır.
Soruda özellikleri açıklanan biyom çöl biyomudur. Avustralya'nın iç kısımları, Kuzey Afrika'daki Sahra bölgesi ve Orta Asya'nın iç kesimleri dünyadaki en belirgin çöl alanları olduğu için bu biyomun yayılış alanını ifade eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki öncülleri analiz ederek sözü edilen biyom türünü belirlemek.
Yıllık sıcaklık ortalamasının yüksek olması, yağışın son derece yetersiz olması, kaktüslerin varlığı ve 30 derece enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarında bulunması özellikleri bu ekosistemin çöl biyomu olduğunu gösterir.
Çözüme ulaşmak için öncelikle bahsedilen karasal biyomun doğru şekilde teşhis edilmesi gerekir.
2
Çöl biyomunun dünya üzerindeki coğrafi dağılış alanlarını gözden geçirmek.
Kuzey Afrika'da Sahra, Avustralya'nın iç kesimlerindeki Victoria ve Gibson çölleri ile Orta Asya'nın iç kesimlerindeki karasal çöllerin bu biyoma dahil olduğu tespit edilir.
Çöl biyomunun en karakteristik dağılış alanlarını hatırlayarak seçeneklerdeki coğrafi eşleştirmeleri doğrulamak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru yargıyı doğrulamak.
Geniş yapraklı ormanların ılıman okyanusal iklimde görülmesi, çöllerde nem azlığından dolayı sıcaklık farklarının fazla olması ve Sibirya gibi soğuk bölgelerin tayga/tundra alanları olması nedeniyle diğer seçenekler elenir.
Seçeneklerin biyom-iklim ilişkisi çerçevesinde elenmesi doğru yanıta kesin olarak ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Çöl Biyomunun Özellikleri ve Dağılışı
Soru 6224Soru

Aşağıda verilen ekonomik durumlar ile bu durumları doğrudan etkileyen temel faktörleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yoğun kar yağışı ve sis nedeniyle havalimanlarında uçak seferlerinin iptal edilmesi
Tarımsal verimi artırmak amacıyla tarlalarda modern damla sulama yöntemlerinin kullanılması
Bir ülkede kişi başına düşen milli gelirin artmasıyla beyaz eşya tüketiminin hızlanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yoğun kar yağışı ve sis nedeniyle uçuşların iptal edilmesi dağıtımı etkileyen doğal faktörle (iklim); damla sulama yöntemlerinin kullanılması üretimi etkileyen beşeri faktörle (teknoloji); milli gelirin artmasıyla beyaz eşya tüketiminin hızlanması ise tüketimi etkileyen beşeri faktörle (gelir düzeyi) eşleşir.
Doğru eşleştirmede; doğa olayları (kar ve sis) doğal faktör olan iklimle, insan yapımı sulama teknolojileri üretimi etkileyen beşeri teknolojiyle, milli gelir ve alım gücü ise tüketimi etkileyen beşeri gelir düzeyiyle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durum olan kar yağışı ve sisin hangi ekonomik faaliyeti ve faktörü temsil ettiğini analiz etmek.
Uçuş iptalleri dağ��tım faaliyeti ile ilgilidir ve hava olayları (iklim) doğal bir faktördür.
İklim koşulları, insan müdahalesi dışında gerçekleştiği için doğal faktörler grubuna girer.
2
İkinci durum olan modern damla sulama yöntemlerinin analizini yapmak.
Sulama yöntemleri tarımsal üretimi artırmaya yöneliktir ve insan teknolojisinin bir sonucudur (beşeri faktör).
Teknoloji kullanımı, insanın doğaya müdahale ederek üretimi artırma çabası olduğundan beşeri bir unsurdur.
3
Üçüncü durum olan milli gelirin artması ve beyaz eşya alımını değerlendirmek.
Tüketim miktarındaki artış doğrudan insanların satın alma gücü yani gelir düzeyi (beşeri faktör) ile ilişkilidir.
Gelir düzeyi ve ihtiyaçlar, tüketim kararlarını doğrudan belirleyen beşeri-ekonomik dinamiklerdir.

Anahtar Kavram

Ekonomik faaliyetleri (üretim, dağıtım, tüketim) etkileyen doğal ve beşeri faktörlerin sınıflandırılması.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6225Soru

Kurtuluş Savaşı'nın örgütlenme evresinde ulusal iradeyi hâkim kılmak ve yurdun bütünlüğünü korumak amacıyla çeşitli genelgeler yayımlanmış, kongreler düzenlenmiş ve diplomatik görüşmeler yapılmıştır.

Bu süreçte gerçekleşen aşağıdaki olayları, kronolojik olarak ilk yaşanandan son yaşanana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Amasya Genelgesi'nin yayımlanması, Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi, Temsil Heyeti'nin yetkilerinin Sivas Kongresi'nde genişletilmesi ve son olarak Amasya Görüşmeleri'nin gerçekleştirilmesi şeklinde olmalıdır.
Amasya Genelgesi 22 Haziran 1919'da yayımlanmış, bu genelgeden sonra Mustafa Kemal 8-9 Temmuz 1919'da askerlikten istifa etmiş, Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919'da gerçekleşerek Temsil Heyeti ulusallaşmış ve bu gücün sonucunda İstanbul Hükümeti ile 20-22 Ekim 1919'da Amasya Görüşmeleri yapılmıştır. Bu kronolojik akış tarihsel gelişim mantığıyla uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olay belirlenir.
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919) Millî Mücadele'nin ihtilal safhasının ilk resmî bildirisidir ve bu listedeki ilk kronolojik adımdır.
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışının ve Havza Genelgesi'nin ardından ulusal hareketi örgütlemek adına yayınladığı ilk kapsamlı beyannamedir.
2
Mustafa Kemal'in istifa zamanı yerleştirilir.
Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi'nden sonra (8-9 Temmuz 1919) görevinden istifa ederek sine-i millete dönmüştür.
Amasya Genelgesi'nin yayımlanması İstanbul Hükümeti'nin tepkisini çekmiş ve kendisi geri çağrılmıştır. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi açılmadan hemen önce istifa etmiştir.
3
Kongre süreci değerlendirilir.
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919), Erzurum Kongresi'nden sonra toplanmış ve Temsil Heyeti'nin yetki alanı genişletilmiştir.
Erzurum'da bölgesel olarak kurulan Temsil Heyeti, Sivas Kongresi'nde alınan kararla tüm vatanı temsil edecek şekilde ulusallaştırılmıştır.
4
Görüşmelerin zamanı tespit edilir.
Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919), Sivas Kongresi sonrasında gerçekleştirilmiştir.
Sivas Kongresi'nin başarısı üzerine Damat Ferit Paşa hükümeti istifa etmiş ve yerine kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti, Temsil Heyeti ile anlaşma yolları arayarak bu görüşmeyi yapmıştır.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi gelişmelerinin kronolojik sırası ve neden-sonuç ilişkileri
Soru 6226Soru

Atatürk, bir konuşmasında; "Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir." demiştir.

Atatürk’ün bu ifadesi dikkate alındığında, Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin;
I. Dogmatik şablonlar ve dışarıdan ithal edilmiş taklitçi modeller yerine milli ve gerçekçi bir temele dayandığı,
II. Kararların ve uygulamaların, geçmişteki tarihsel tecrübelerden ders çıkarılarak rasyonel bir yaklaşımla şekillendirildiği,
III. Uluslararası barışın tesisi adına milli egemenlik ve tam bağımsızl��k ilkelerinden taviz verilebileceğini savunduğu

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Atatürkçü Düşünce Sistemi; dogmatik kalıplardan uzak, milli kaynaklara dayanan ve tarihsel tecrübelerden rasyonel dersler çıkaran dinamik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncüller doğrudur.
Doğru yanıt, birinci ve ikinci öncülleri içeren seçenektir. Atatürk'ün konuşmasında geçen 'yurt' ve 'Türk milleti' kavramları milli ve yerli kaynaklara işaret ederken, 'tarihin yapraklarından çıkarılan neticeler' vurgusu ise dogma yerine akıl, bilim ve tecrübeden faydalanıldığını ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen 'içinde yaşadığımız yurt' ve 'bağrından çıktığımız Türk milleti' ifadelerini analiz etmek.
Bu ifadelerin, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin dışarıdan ithal modeller yerine milli ve gerçekçi koşullara dayandığını gösterdiği tespit edilir (Birinci öncülün doğrulanması).
Düşünce sisteminin temel kaynağının Türk milletinin ihtiyaçları ve gerçekleri olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Metinde geçen 'milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticeler' ifadesini çözümlemek.
Tarihsel olaylardan ders çıkarılarak kararlar alındığı, yani rasyonel ve tecrübeye dayalı bir yöntemin benimsendiği belirlenir (İkinci öncülün doğrulanması).
Sistemin akılcı, bilimsel ve tecrübi dayanaklarını belirlemek için gereklidir.
3
Üçüncü öncülde yer alan 'milli egemenlik ve tam bağımsızlıktan taviz verilebileceği' iddiasını Atatürk'ün sözü ve genel ilkeleri açısından değerlendirmek.
Atatürk'ün milli çıkarları ve bağımsızlığı esas alan yaklaşımının tam bağımsızlıktan taviz vermeyi asla kabul etmeyeceği görülür (Üçüncü öncülün elenmesi).
Çelişkili ve tarihi gerçeklere uymayan yorumları eleyerek doğru sonuca ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin milli, gerçekçi, akılcı ve dinamik yapısı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6227Soru

Bir araştırmacı, Karahanlılar ile Gazneliler'in devlet teşkilatlarını karşılaştırırken şu tespitte bulunmuştur:

"Karahanlılar İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen ikili devlet teşkilatını ve geleneksel veraset sistemini sürdürürken; Gazneliler geniş bir coğrafyada çok uluslu bir tebaayı yönetebilmek için Fars bürokrasisinden etkilenen merkeziyetçi bir krallık modeli benimsemiş ve gulam sistemini ordunun merkezine yerleştirmiştir."

Buna göre, Karahanlılar ve Gazneliler'in idari ve askeri yapılanmalarındaki bu farklılaşmada aşağıdakilerden hangisinin belirleyici bir etkiye sahip olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin egemen oldukları toprakların etnik yapısı ve nüfus bileşeni

Cevap

Devletlerin egemen oldukları toprakların etnik yapısı ve nüfus bileşeni
Devletlerin egemen oldukları toprakların etnik yapısı ve nüfus bileşeni seçeneği doğrudur. Karahanlılar halkının tamamına yakını Türk olan Orta Asya topraklarında kuruldukları için geleneksel Türk devlet teşkilatını (ikili yönetim, Türkçe kullanımı vb.) devam ettirebilmişlerdir. Buna karşın Gazneliler, Afganistan ve Hindistan gibi çok uluslu bölgelerde kuruldukları için imparatorluk yapısını korumak adına merkeziyetçi bir yönetim anlayışını benimsemek ve gulam sistemiyle merkezi orduyu güçlendirmek zorunda kalmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel vurguyu analiz etmek.
Paragrafta Karahanlılar'ın geleneksel Türk devlet yapısını koruduğu, Gazneliler'in ise çok uluslu yapıyı yönetebilmek amacıyla Fars kültüründen etkilenen merkeziyetçi bir krallık modeline geçtiği vurgulanmaktadır.
Soruda istenen yönetim farklılaşmasının temel nedenini bulabilmek için metindeki ipuçlarını ayrıştırmak gerekir.
2
Devletlerin kuruldukları coğrafi ve toplumsal çevreleri karşılaştırmak.
Karahanlılar'ın kurulduğu Batı Türkistan'da nüfusun çoğunluğu Türk iken, Gazneliler'in kurulduğu Afganistan ve Hindistan coğrafyası Hintliler, Farslar ve Afganlar gibi çok farklı etnik gruplardan oluşmaktadır.
Demografik yapının devletlerin idari ve askeri örgütlenme biçimleri üzerindeki belirleyici rolünü saptamak.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle eşleştirerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Etnik yapı ve nüfus bileşenindeki bu farklılığın, yönetim biçimlerinin (geleneksel/ulusçu yapıya karşı merkeziyetçi/imparatorluk yapısı) şekillenmesinde temel etken olduğu görülür.
Ulaşılan tarihsel yargıyı en doğru ifade eden seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Demografik ve etnik yapının Türk-İslam devletlerinin idari ve askeri teşkilatlanması üzerindeki etkisi
Soru 6228Soru

Osmanlı Devleti'nde esnaf ve sanatkârların oluşturduğu lonca teşkilatında mesleki eğitim ve yükselme katı kurallara bağlı bir hiyerarşi içinde gerçekleşirdi. Adaylar küçük yaşta loncaya girer ve belirli aşamalardan geçerek dükkan açma hakkına (gedik) ulaşırlardı.

Buna göre, lonca teşkilatındaki bu mesleki unvanları, mesleki eğitime başlama sırasına göre en alt basamaktan en üst basamağa doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Yamak (Yamağan) → Çırak → Kalfa → Usta şeklindedir.
Osmanlı lonca teşkilatında mesleki hiyerarşi en alttan en üste doğru sırasıyla yamak (yamağan), çırak, kalfa ve usta şeklinde gerçekleşir. Yamaklık adaylık evresidir. Bu evreden sonra çıraklık başlar. Çırak belirli bir süre eğitim aldıktan sonra kalfa olur. Kalfalıkta olgunlaşan esnaf adayı ise son aşamada usta unvanını alarak kendi dükkanını açma hakkı (gedik) kazanır. Dolayısıyla mesleki eğitim sırası bu şekilde ilerler.

Adım Adım Çözüm

1
Adaylık aşamasının belirlenmesi
Mesleki eğitimin henüz en başındaki, çıraklık öncesi aday olan 'Yamak (Yamağan)' ilk sıraya yerleştirilir.
Yamakl��k, lonca teşkilatına girişin ilk ön hazırlık evresidir.
2
Temel eğitim aşamasın��n belirlenmesi
Yamaklıktan sonra gelen ve resmi eğitimin başladığı 'Çırak' ikinci sıraya yerleştirilir.
Çıraklık, mesleğin kurallarının ve ahlakının pratik olarak öğrenilmeye başlandığı ilk resmi aşamadır.
3
Ara düzey mesleki olgunluk aşamasının belirlenmesi
Çıraklıktan sonra gelen ve bağımsız çalışma becerisi kazanan 'Kalfa' üçüncü sıraya yerleştirilir.
Kalfalık, çıraklıkla ustalık arasındaki geçiş aşaması olup adayın mesleki becerilerini kanıtladığı dönemdir.
4
Nihai yetkinlik ve ustalık aşamasının belirlenmesi
Mesleki hiyerarşinin zirvesinde yer alan ve gedik sahibi olan 'Usta' son sıraya yerleştirilir.
Ustalık, lonca kurallarına göre dükkan açma, bağımsız üretim yapma ve yeni eleman yetiştirme hakkına sahip olunan son aşamadır.

Anahtar Kavram

Osmanlı lonca teşkilatındaki mesleki eğitim ve hiyerarşik yükselme basamakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6229Soru

Su döngüsü (hidrolojik döngü), suyun litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer arasındaki sürekli hareketini ifade eden dinamik bir süreçtir. Bu döngü içinde su, farklı fiziksel hâllere geçer ve çeşitli aşamalardan oluşur. Buna göre, sol sütunda verilen su döngüsü süreçlerini sağ sütunda yer alan doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Terleme (Transpirasyon)
Sızma (İnfiltrasyon)
Yoğunlaşma (Kondansasyon)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Terleme süreci bitkilerin havaya su buharı vermesiyle, sızma süreci yüzey sularının yeraltına süzülmesiyle, yoğunlaşma süreci ise su buharının sıvı/katı hâle geçmesiyle eşleşir.
Eşleştirmede terleme bitkisel su kaybını, sızma yeraltı suyu beslenmesini, yoğunlaşma ise bulut ve yağış oluşumuna zemin hazırlayan fiziksel hâl değişimini doğru şekilde açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Terleme kavramının tanımını belirlemek
Terleme biyolojik kaynaklı bir süreç olup bitkilerin atmosfere su buharı vermesidir, dolayısıyla bitki faaliyetleriyle ilgili açıklamayla eşleşir.
Terleme (transpirasyon) bitkilerin stomalardan su buharı vermesidir.
2
Sızma kavramının tanımını belirlemek
Sızma suyun yeraltına geçmesidir, dolayısıyla yeraltı sularını besleyen süzülme açıklamasıyla eşleşir.
Sızma (infiltrasyon) suyun toprak ve kayaç gözeneklerinden yeraltı akiferlerine ulaşmasıdır.
3
Yoğunlaşma kavramının tanımını belirlemek
Yoğunlaşma su buharının sıvı/katı forma geçmesiyle bulut oluşumudur, dolayısıyla fiziksel hâl değişimi açıklamasıyla eşleşir.
Yoğunlaşma (kondansasyon) gaz hâlindeki suyun soğuyarak sıvılaşması veya katılaşmasıdır.

Anahtar Kavram

Su Döngüsü Süreçleri
Soru 6230Soru

İlk Çağ medeniyetlerinde ortaya çıkan aşağıdaki yönetim organları ile yasal düzenlemeleri, taşıdıkları temel özellikler ve ilişkili oldukları hukuk/yönetim sistemleri ile doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Pankus Meclisi
Satraplık Sistemi
Hammurabi Kanunları
12 Levha Kanunları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Pankus Meclisi, Hititlerde feodal/aristokratik nitelik taşıyan ve kralın yetkilerini kısıtlayan soylular meclisi ile; Satraplık Sistemi, Perslerde merkezi otoriteyi uzak bölgelerde korumayı amaçlayan eyalet yönetimiyle; Hammurabi Kanunları, Babil'de dünyevi gücü pekiştiren ve kısasa kısas esasına dayanan sert Mezopotamya kanunlarıyla; 12 Levha Kanunları ise Roma Cumhuriyeti'nde sınıf mücadelesini önleyen ve modern Avrupa hukukuna zemin hazırlayan yazılı yasalarla eşleşir.
Tarihsel veriler incelendiğinde, Pankus Meclisi'nin Hititlerdeki aristokratik yapısıyla, Satraplık sisteminin Pers eyalet yönetimiyle, Hammurabi yasalarının Babil'deki kısasa kısas uygulamasıyla ve 12 Levha Kanunları'nın Roma'daki sınıf barışı amacıyla yapılmasıyla doğrudan örtüştüğü görülür. Yapılan eşleştirme bu doğrultuda hatasızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Pankus Meclisi'nin kökenini ve işlevini belirleme
Pankus Meclisi, Anadolu medeniyetlerinden Hititlere aittir ve kralın yetkilerini sınırlama gücüne sahip soylulardan oluşur. Bu durum aristokratik ve feodal özelliklerle eşleşmektedir.
Hititlerdeki merkeziyetçi olmayan, feodal unsurlar barındıran danışma meclisi yapısını ay��rt etmek.
2
Satraplık sisteminin yönetim amacını analiz etme
Satraplık, Perslerin çok geniş sınırlara ulaştığında ülkeyi bölerek yönettiği eyalet sistemidir ve merkeze bağlılığı denetleme amacı taşır. Bu da idari ve askeri yönetim birimleri tanımıyla örtüşür.
İlk Çağ imparatorluklarının geniş toprakları yönetebilmek amacıyla geliştirdikleri idari çözümleri anlamak.
3
Hammurabi Kanunları'nın niteliklerini saptama
Hammurabi Kanunları, Babil uygarlığına ait olup din dışı ve askeri otoriteye vurgu yapan, son derece sert kısasa kısas kurallarını barındıran ilk yazılı Mezopotamya hukuk örneklerindendir.
Mezopotamya hukukunun sert ceza mantığını ve kralların meşruiyet kaynaklarındaki değişimleri analiz etmek.
4
12 Levha Kanunları'nın tarihsel rolünü değerlendirme
Roma'da plebler ile patriciler arasındaki eşitsizliği gidermek ve toplumsal barışı sağlamak amacıyla hazırlanan bu kanunlar, modern Kıta Avrupası hukuk sisteminin çıkış noktası kabul edilir.
Akdeniz havzasındaki yasal gelişmelerin sosyal mücadeleler ile ilişkisini kurabilmek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinde yönetim yapılarının teşkilatlanma biçimleri ve yazılı hukuk sistemlerinin ortaya çıkış dinamikleri
Soru 6231Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmelerinin bir kısmı tarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu kalıcı (sürekli) yerleşmelerden oluşurken, bir kısmı da hayvancılık ve balıkçılık gibi faaliyetlerin yürütüldüğü geçici yerleşmelerden oluşur. Aşağıda verilen köy altı yerleşme tiplerini, Türkiye coğrafyasındaki yaygınlık alanları ve fonksiyonel özellikleri ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Divan
Mezra
Oba
Dalyan

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divan - Batı Karadeniz'deki sürekli yerleşmeler; Mezra - Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu'daki sürekli yerleşmeler; Oba - Toroslar ve Doğu Anadolu'daki hayvancılık amaçlı geçici çadır yerleşmeleri; Dalyan - Ege ve Akdeniz kıyılarındaki balıkçılık amaçlı geçici yerleşmeler.
Köy altı yerleşmelerinin eşleştirmesi coğrafi konum ve temel ekonomik faaliyetler baz alınarak yapılmıştır. Divan yerleşmeleri Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşmelerdir. Mezralar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarımsal faaliyetlerin yapıldığı sürekli yerleşmelerdir. Obalar Toroslar'da hayvancılık amaçlı çadırlardan oluşan geçici yerleşmelerdir. Dalyanlar ise kıyılarda balıkçılık amacıyla kurulan geçici yerleşmelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini kalıcılık durumlarına göre sınıflandırın.
Divan ve Mezra kalıcı (sürekli) yerleşmelerdir; Oba ve Dalyan ise geçici yerleşmelerdir.
Süreklilik durumuna göre sınıflandırma yapmak doğru tanımları bulmayı kolaylaştırır.
2
Kalıcı yerleşmeleri coğrafi yaygınlıklarına göre eşleştirin.
Divan yerleşmesi Batı Karadeniz ile, Mezra yerleşmesi ise Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu bölgeleri ile eşleşir.
Divan yerleşmeleri nemli ve dağınık mahalle yapısının muhtarlık bazında birleştiği Kuzey Anadolu'ya özgüyken; mezralar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki geniş ailelerin tarım ve hayvancılık alanlarını temsil eder.
3
Geçici yerleşmeleri ekonomik fonksiyonlarına ve fiziksel yapılarına göre eşleştirin.
Oba çadırlarda yürütülen göçebe hayvancılıkla, Dalyan ise su kenarlarında yapılan balıkçılıkla eşleşir.
Oba hayvancılık temelli göçebe çadır kültürünü yansıtırken, Dalyan doğrudan kıyı balıkçılığını ve balık kapanlarını tanımlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Kalıcılık Durumu, Coğrafi Dağılışı ve Fonksiyonel Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6232Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılış süreci, meclisin meşruiyet kazanması ve iç isyanlara karşı aldığı hukuki-askerî tedbirler göz önüne alındığında, aşağıda verilen tarihi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: İstanbul'un işgali ve Mebusan Meclisi'nin kapatılması (16 Mart 1920), Ankara Müftüsü'nün mukabil fetvası (16 Nisan 1920), Büyük Millet Meclisi'nin açılması ve ilk kararların alınması (23-24 Nisan 1920), Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) ve ��stiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) şeklindedir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde; ilk olarak İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgali (16 Mart 1920) gerçekleşmiş ve bu durum Mebusan Meclisi'nin kapanmasına yol açmıştır. Ardından meclisin açılış hazırlıkları sürerken İstanbul Hükümeti'nin fetvasına karşı Rıfat Börekçi'nin karşı fetvası (16 Nisan 1920) yayımlanmıştır. Hemen sonrasında Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılmış ve egemenlik kararlarını almıştır (23-24 Nisan 1920). Meclisin açılmasıyla beraber Anadolu'da başlayan isyanlara karşı önce Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920) çıkarılmış, en nihayetinde bu kanunun etkin şekilde uygulanabilmesi amacıyla İstiklal Mahkemeleri (11 Eylül 1920) faaliyete geçirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgal edilmesinin belirlenmesi
İtilaf Devletleri'nin 16 Mart 1920'de İstanbul'u işgal etmesi, kronolojideki en erken olaydır çünkü bu olay Mebusan Meclisi'nin kapatılmasına ve Ankara'da yeni bir meclis kurma fikrinin hayata geçirilmesine zemin hazırlamıştır.
Meclisin açılış sürecini başlatan ana tetikleyici olayı tespit etmek.
2
Karşı fetva yayımlanma tarihinin belirlenmesi
İstanbul Hükümeti'nin dinî otoritesini kullanarak halkı kışkırtmasına karşı, Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi ve arkadaşları tarafından 16 Nisan 1920'de karşı fetva yayımlanmıştır. Bu olay, Meclisin resmen açılışından hemen önce gerçekleşmiştir.
Milli Mücadele'nin meşruiyetini dinî açıdan savunma çabalarının sırasını saptamak.
3
Büyük Millet Meclisi'nin açılış tarihinin belirlenmesi
Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açılmış ve ertesi gün egemenlik ilkelerini içeren kararlar kabul edilmiştir.
Meclisin kuruluşu ve kurucu kararlarının tarihini yerleştirmek.
4
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun konumunun belirlenmesi
Meclis açıldıktan hemen sonra Anadolu'daki isyanlara karşı ilk hukuki tedbir olarak 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu çıkarmıştır.
Meclisin yasama yetkisiyle aldığı ilk tedbirin tarihini saptamak.
5
İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş tarihinin belirlenmesi
Kanunun uygulanmasını ve yargı sürecini hızlandırmak için 11 Eylül 1920'de İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
Yargısal tedbirlerin kronolojideki son aşama olduğunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin Açılış Süreci ve Ayaklanmalara Karşı Alınan Tedbirlerin Kronolojik Gelişimi
Soru 6233Soru

Ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturan üretim; mal ve hizmetlerin sağlanması sürecidir. Bu süreci doğrudan etkileyen doğal (fiziki) ve beşeri faktörler bulunmaktadır. Örneğin, tarımsal veya sanayi üretimi gerçekleştiren bir tesisin kuruluş yeri ile çalışma düzeninde bu fakt��rlerin etkisi belirgindir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi üretim faaliyetlerini doğrudan etkileyen beşeri faktörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermaye ve iş gücü imkânları

Cevap

Sermaye ve iş gücü imkânları
Sermaye ve iş gücü imkânları, doğrudan insan faaliyeti, emeği ve ekonomik organizasyonlar sonucu ortaya çıkan beşeri faktörlerdir. Üretim tesisinin kurulması, işletilmesi ve mal üretilmesi için insan eliyle sağlanan bu kaynaklar beşeri unsurlar kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki beşeri ve doğal faktörler ayrımını analiz etmek.
Doğal faktörlerin doğada kendiliğinden bulunan fiziki unsurlardan, beşeri faktörlerin ise insan müdahalesi ve emeğiyle şekillenen unsurlardan oluştuğunu saptamak.
Üretimi etkileyen faktörlerin doğru sınıflandırılmasını sağlamak.
2
Seçeneklerde verilen unsurları doğal ve beşeri olarak gruplandırmak.
Su kaynakları, iklim koşulları, hammadde kaynakları ve yer şekillerinin doğal (fiziki) unsurlar olduğunu; sermaye ve iş gücünün ise doğrudan beşeri (insani) unsurlar olduğunu belirlemek.
Doğru seçeneğe ulaşmak.
3
Üretimi etkileyen beşeri faktör olan seçeneği işaretlemek.
Sermaye ve iş gücü imkânları seçeneğinin doğru cevap olduğunu onaylamak.
Soruda bizden istenen beşeri faktörün bu seçenek olması.

Anahtar Kavram

Üretimi etkileyen beşeri ve doğal faktörlerin ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 6234Soru

Aşağıda sol sütunda Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosuna ait oyunların tematik ve kurgusal özellikleri, sağ sütunda ise bu oyunların yazar ve eser eşleştirmeleri verilmiştir. Sol sütundaki açıklamalarla sağ sütundaki yazar-eser ikililerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ege köyündeki batıl inançları, evlilik adetlerini ve çıkar çatışmalarını mizahi bir dille ele alırken sevgiyi ve kurnazlığı ön plana çıkaran köy komedisi.
Orman köylüsü bir ailenin Toroslar'dan Çukurova'ya pamuk işçiliğine uzanan dramatik öyküsünü ve töre baskısı altındaki genç bir kızın mücadelesini anlatan oyun.
Ege'de adaleti sağlamak için Osmanlı yönetimine başkaldıran ve halkın gözünde kahramanlaşan tarihi bir figürün iktidar ve adalet sorgulamasını içeren dram.
Hayallerle yaşayan bir baba ve geçim derdindeki aile bireylerinin çatışmasını, ekonomik zorluklar karşısında ailenin bir arada kalma çabasını simgesel bir adla işleyen oyun.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki Ege köy komedisi açıklaması Necati Cumalı'nın Nalınlar eseriyle; orman köylüsü ve pamuk işçilerinin dramı Recep Bilginer'in Sarı Naciye eseriyle; Osmanlı'ya başkaldıran tarihi figür Orhan Asena'nın Atçalı Kel Mehmet eseriyle; aile içi ekonomik mücadele ve çatışmalar ise Turgut Özakman'ın Ocak eseriyle eşleşmektedir.
Eşleştirmelerin tamamı oyunların olay örgüsü, karakterleri, coğrafi mekânları ve temalarıyla birebir örtüşmektedir. Necati Cumalı'nın Ege köy hayatını mizahi dille anlattığı Nalınlar; Recep Bilginer'in Toroslar ve Çukurova ekseninde geçen Sarı Naciye eseri; Orhan Asena'nın halk kahramanını konu edindiği Atçalı Kel Mehmet dramı ve Turgut Özakman'ın bir ailenin ayakta kalma çabasını aktardığı Ocak piyesi doğru eşleşmeleri oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Ege köy ortamında geçen, mizahi ve töresel unsurları barındıran köy komedisi niteliğindeki eseri belirleme.
Bu özellikler Necati Cumalı'nın Nalınlar adlı köy tiyatrosu oyunu ile örtüşmektedir.
Edebiyatımızda Ege köy yaşamını ve muhtar-köylü ilişkilerini mizahi olarak ele alan başlıca tiyatro yazarı Necati Cumalı'dır.
2
Toroslar'dan Çukurova'ya inen pamuk işçilerini ve töre çatışmasını ele alan yapıtı saptama.
Naciye karakteri ve mevsimlik işçilerin yaşamı Recep Bilginer'in Sarı Naciye oyunuyla eşleşir.
Recep Bilginer, Sarı Naciye oyununda toplumsal sorunları ve töre baskısını gerçekçi gözlemlerle sunar.
3
Osmanlı yönetimine başkaldıran Ege'deki tarihi halk kahramanını konu edinen eseri bulma.
Tarihi şahsiyet olan Atçalı Kel Mehmet'in mücadelesi Orhan Asena'nın Atçalı Kel Mehmet oyunuyla eşleşir.
Orhan Asena, Türk tiyatrosunda tarihi karakterleri ve isyan/iktidar çatışmalarını en çok işleyen yazarlardandır.
4
Ekonomik zorluklar altındaki bir ailenin dramını simgesel bir isimle ele alan eseri belirleme.
Bu aile içi çatışmalar ve geçim derdi Turgut Özakman'ın Ocak oyunu ile eşleşmektedir.
Turgut Özakman'ın Ocak eseri, dar gelirli bir ailenin umutlarını ve hayal kırıklıklarını yansıtan klasik bir aile dramıdır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Yazarları ve Eserleri
Soru 6235Soru

Akarsu ekosistemlerinde canlıların dağılışını ve çeşitliliğini etkileyen faktörler akarsuyun yukarı, orta ve aşağı çığırlarında farklılık gösterir.

Buna göre, akarsuların hidrografik özellikleri ve canlı çeşitliliği ile ilgili;

I. Akarsuyun yukarı çığırında yatak eğimi ve akış hızının fazla olması, plankton gelişimini zorlaştırarak biyoçeşitliliğin bu bölümde sınırlı kalmasına neden olur.
II. Akarsuyun aşağı çığırında akış hızının azalması, su sıcaklığının artması ve taşınan besin maddesi miktarının fazlalığı sayesinde tür çeşitliliği ve canlı sayısı genellikle en yüksektir.
III. Akarsuların denize döküldüğü ağız kısımlarında tatlı su ile tuzlu suyun karışması (ekoton), biyoçeşitliliğin azalmasına ve sadece tuzlu su canlılarının yaşamasına neden olur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerinin doğru olduğunu belirten seçenek
Akarsu ekosistemlerinde canlı çeşitliliği akış hızı, yatak eğimi, sıcaklık ve besin miktarı ile doğrudan ilişkilidir. Yukarı çığırda yüksek akış hızı planktonların tutunmasını engelleyerek biyoçeşitliliği sınırlandırırken (birinci öncül doğru); aşağı çığırda azalan akış hızı, artan sıcaklık ve besin birikimi biyoçeşitliliğin en yüksek seviyeye ulaşmasını sağlar (ikinci öncül doğru). Bu nedenle bu iki yargıyı içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Yukarı çığırın hidrografik özelliklerini analiz etme
Akarsuların kaynak kısmını oluşturan yukarı çığırda eğim, akış hızı ve aş��ndırma gücü fazladır. Bu durum plankton gibi mikroskobik canlıların tutunmasını ve üremesini zorlaştırır, dolayısıyla biyoçeşitlilik azdır. Birinci öncül doğrudur.
Akarsuyun kaynak kısmındaki fiziksel koşulların canlı yaşamı üzerindeki etkisini belirlemek için.
2
Aşağı çığırın hidrografik özelliklerini analiz etme
Akarsuların aşağı çığırında yatak eğimi ve akış hızı azalır, biriktirme faaliyetleri artar. Suyun sıcaklığı ve bulanıklığı artarken, akarsuyun taşıdığı mineral ve organik besin maddeleri birikir. Bu durgun ve besince zengin ortam canlı çeşitliliğinin en fazla olduğu bölümdür. İkinci öncül doğrudur.
Akarsuyun yatak profili boyunca canlı dağılışının en yoğun olduğu kesimi belirlemek için.
3
Ağız kısmındaki ekoton özelliğini ve tuzluluk durumunu analiz etme
Akarsuların deniz veya okyanuslara döküldüğü ağız kısımları, tatlı su ve tuzlu su ekosistemlerinin karşılaştığı geçiş alanlarıdır (ekoton). Bu karışım bölgelerinde hem tatlı su hem de tuzlu su özelliklerine uyum sağlayabilen canlılar bulunur ve besin maddesi yönünden zengin oldukları için biyoçeşitlilik azalmaz, aksine oldukça yüksektir. Üçüncü öncül yanlıştır.
Geçiş bölgelerindeki (ekoton) ekolojik özelliklerin canlı çeşitliliği üzerindeki etkisini değerlendirmek için.

Anahtar Kavram

Akarsu ekosistemlerinde çığırlara göre hidrografik özelliklerin değişimi ve ekoton alanlarında biyoçeşitlilik
Soru 6236Soru

Yeni Türk harflerinin kabul edilmesinin ardından, bu harfleri okul çağını aşmış yetişkin nüfusa öğretmek ve okuryazarlık oranını artırmak amacıyla Millet Mektepleri açılmıştır.

Buna göre Millet Mekteplerinin kurulması ve yürütülen faaliyetler;

I. Halkçılık,
II. Milliyetçilik,
III. Devletçilik

ilkelerinden hangileriyle doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Millet Mekteplerinin kurulması ve faaliyetleri Halkçılık ve Milliyetçilik ilkeleriyle doğrudan ilişkilendirilebilir.
Millet Mektepleri, Harf İnkılabı'nın ardından yeni Türk harflerini halka öğretmek için kurulmuştur. Bu doğrultuda okuma yazma eğitiminin fırsat eşitliği temelinde tüm topluma yayılması 'Halkçılık' ilkesiyle; yeni milli alfabenin öğretilmesi ve milli kültürün güçlendirilmesi ise 'Milliyetçilik' ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle Halkçılık ve Milliyetçilik öncüllerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Millet Mekteplerinin işlevini ve amacını analiz edin.
Millet Mektepleri, 1928'deki Harf İnkılabı sonrasında okul çağını geçmiş yetişkinlere yeni alfabeyi öğretmek amacıyla kurulmuş eğitim kurumlarıdır.
İnkılabın hangi toplumsal ve kültürel ihtiyaca yönelik yapıldığını anlamak için gereklidir.
2
Faaliyetlerin Atatürk ilkeleriyle ilişkisini kurun.
Eğitimin toplumun geneline yayılması ve fırsat eşitliği Halkçılık ilkesine; milli alfabenin (yeni Türk harflerinin) öğretilmesi ve yaygınlaştırılması ise Milliyetçilik ilkesine doğrudan girer.
Öncüllerde verilen ilkelerin kavramsal çerçevesiyle reformun niteliklerini eşleştirmek için gereklidir.
3
Devletçilik ilkesinin kapsamını değerlendirin.
Devletçilik, devletin doğrudan ekonomik yatırımlar yapması ve sanayileşmeyi yönetmesiyle ilgili bir ilkedir. Eğitim yatırımları ve okullaşma faaliyetleri sosyal devlet kapsamında olup doğrudan Devletçilik ilkesine dahil edilmez.
Üçüncü öncülün neden doğrudan ilişkili olmadığını belirlemek ve doğru seçeneğe ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Millet Mektepleri ve Atatürk İlkeleri İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6237Soru

Atatürk'ün milliyetçilik ilkesi; Türk milletinin bağımsızlığını, birlik ve beraberliğini korumayı, millî kimliği geliştirmeyi ve millî egemenliği iktisadi, sosyal ve kültürel alanlarda tesis etmeyi amaçlar.

Buna göre, yeni Türk devletinde milliyetçilik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması; İzmir İktisat Kongresi'nde Misak-ı İktisadi kararlarının kabul edilmesi (1923), Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi (1926), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kurulması (1930) ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin kurulması (1931) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin kronolojik sıralaması 1923'te Misak-ı İktisadi'nin kabulü, 1926'da Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girmesi, 1930'da Merkez Bankası'nın kurulması ve 1931'de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin kurulması şeklindedir. Bu gelişmelerin tamamı bağımsızlık, millî egemenlik ve millî kimlik unsurlarını barındırdığı için milliyetçilik ilkesi kapsamında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin tarihlerini ve milliyetçilik ilkesiyle ilişkilerini belirleme
İzmir İktisat Kongresi 1923'te toplanmış ve millî iktisat kararları alınmıştır. Kabotaj Kanunu 1926'da yürürlüğe girerek denizlerde Türk egemenliğini sağlamıştır. Merkez Bankası 1930'da kurularak millî para politikasına geçilmiştir. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti ise 1931'de millî tarih bilincini oluşturmak amacıyla kurulmuştur.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir gelişmenin kesin gerçekleşme yılının bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralama
1923 (Misak-ı İktisadi) -> 1926 (Kabotaj Kanunu) -> 1930 (Merkez Bankası) -> 1931 (Türk Tarih Kurumu)
Soru kökünde gelişmelerin geçmişten günümüze (kronolojik) sıralanması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Atatürk'ün Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda iktisadi ve kültürel alanlarda atılan adımların tarihsel sırası ve millîleşme süreci.
Soru 6238Soru

Osmanlı Devleti'nde Klasik Dönem'de un, yağ, bal ve ipek gibi temel tüketim maddeleri ile ham maddeler şehre girdiğinde ilk olarak 'kapan' adı verilen toptancı pazarlarına getirilirdi. Burada ürünler tartılır, kalitesi kontrol edilir, vergisi hesaplanır ve ardından esnaf loncalarına ihtiyaçları oranında paylaştırılırdı. Bu sistemle ham maddenin adil dağıtılması sağlanarak karaborsacılık ve tekelleşmenin önüne geçilirdi.

Buna göre, belirtilen ekonomik sürecin yürütülmesinden ve denetlenmesinden sorumlu olan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapan emini

Cevap

Kapan emini
Kapan emini, Osmanlı Devleti'nde şehre gelen toptan gıda ve ham maddelerin toplandığı 'kapan' adı verilen büyük hallerde malların tartılması, vergilendirilmesi ve esnafa adil şekilde dağıtılmasından sorumlu devlet görevlisidir. Bu yönüyle paragrafta açıklanan görevi yürüten kişidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını ve tanımlanan ekonomik süreci analiz etmek.
Metinde un, yağ, bal ve ipek gibi maddelerin şehre girdiğinde toplandığı yerin 'kapan' olduğu ve burada tartılarak esnaf loncalarına ihtiyaçları oranında paylaştırıldığı belirtilmiştir.
Sorunun çözümünde odaklanılması gereken anahtar kavramın 'kapan' ve bu mekandaki mal dağıtımı görevi olduğunu tespit etmek için.
2
Seçeneklerde verilen görevlileri kapanlardaki bu işleyişle eşleştirmek.
Kapanlardaki adil dağıtımı, tartımı ve vergilendirmeyi yöneten devlet görevlisinin 'kapan emini' olduğu belirlenir. Diğer görevliler farklı alanlarda (perakende denetimi, lonca içi hiyerarşi, vergi toplama, nüfus yerleştirme) görev yapmaktadır.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve çeldiricileri elemek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı klasik döneminde kapan emininin rolü ve kapan teşkilatı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6239Soru

Karahanlılar ve Gazneliler, Türk-İslam devlet teşkilatının gelişiminde önemli birer geçiş aşamasını temsil ederler. Aşağıda bu dönemlere ait askeri, idari ve sosyal bazı kavramlar ile açıklamaları verilmiştir. Bu kavramları, taşıdıkları tarihi işlevlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ribat
Gulam Sistemi
İkili Teşkilat
Divan-ı Arz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ribat kavramı Karahanlılar'daki ticari ve askeri kervansaray yapılarıyla, Gulam sistemi Gazneliler ordusundaki devşirme asker yetiştirme sistemiyle, İkili Teşkilat Karahanlılar'ın ülkeyi iki kanattan yönetme esasıyla, Divan-ı Arz ise Gazneliler'deki askeri işlerden sorumlu divanla eşleşir.
Kavramlar ve tanımları doğru tarihi bağlamlarda eşleştirilmiştir: Ribat çok amaçlı karakol/kervansaray olarak Karahanlılar ile, Gulam sistemi orduya devşirme asker kazandıran askeri-idari sistem olarak Gazneliler ile, İkili Teşkilat geleneksel verasetin bir uzantısı olarak Karahanlılar ile ve Divan-ı Arz askeri işlerden sorumlu kurul olarak Gazneliler ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki kavramların hangi Türk-İslam devletine ve ne tür bir işleve ait olduğu belirlenir.
Ribat ve İkili Teşkilat Karahanlılar dönemiyle; Gulam Sistemi ve Divan-ı Arz Gazneliler dönemiyle ilişkilendirilir.
Kavramların devlet bazında gruplandırılması eşleştirme sürecini kolaylaştırır.
2
Karahanlılar'a ait kavramların tanımları eşleştirilir.
Ribat, ticari ve askeri amaçlı kervansaray tanımıyla; İkili Teşkilat ise doğu-batı yönetimi tanımıyla eşleşir.
Ribat'ın ticari-askeri işlevi ile İkili Teşkilat'ın eski Türk veraset geleneğindeki yönetimsel rolü doğrudan kavramsal karşılık bulur.
3
Gazneliler'e ait kavramların tanımları eşleştirilir.
Gulam sistemi, farklı milletlerden devşirilen askerlerin yetiştirilmesiyle; Divan-ı Arz ise ordunun ihtiyaçlarını karşılayan divan tanımıyla eşleşir.
Gulam ordunun insan kaynağına odaklanırken, Divan-ı Arz ordunun kurumsal-mali yapısına yönelik idari bir birimdir.

Anahtar Kavram

Karahanlılar ve Gazneliler'de devlet teşkilatı, askeri yapı ve sosyo-ekonomik kurumlar
Soru 6240Soru

Trablusgarp Savaşı (1911-1912), Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprak parçasını İtalyan yayılmacılığına karşı korumak için verdiği gayrinizami harp mücadelesidir. Bölgeye doğrudan asker ve donanma gönderemeyen Osmanlı Devleti, gizli yollarla giden gönüllü subaylar aracılığıyla yerel halkı teşkilatlandırmıştır.

Aşağıda Trablusgarp Savaşı'nda aktif rol oynayan Osmanlı subayları ve bu subayların üstlendikleri askeri görev/bölge eşleştirmesi verilmiştir. Sol sütundaki subay isimlerini sağ sütundaki uygun görev ve bölge tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mustafa Kemal Bey
Enver Bey
Neşet Bey
Ali Fethi Bey

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mustafa Kemal Bey - Derne ve Tobruk savunmasını örgütleme; Enver Bey - Bingazi savunmasını örgütleme; Neşet Bey - Trablusgarp Tümeni Komutanlığı; Ali Fethi Bey - Kurmay başkanlığı görevini üstlenme.
Trablusgarp Savaşı'nda görev alan subayların doğru eşleştirmesi şu şekildedir: Mustafa Kemal Bey, Derne ve Tobruk'ta yerel direnişi örgütlemiştir. Enver Bey, Bingazi'deki mücadeleyi yönetmiştir. Neşet Bey, Trablusgarp Tümeni Komutanı olarak nizami birlikleri komuta etmiştir. Ali Fethi Bey ise Paris'ten gelerek kurmay başkanlığı görevini yapmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Bey'in takma adı ve savunma bölgesinin tespiti yapılmıştır.
Mustafa Kemal Bey'in 'Gazeteci Şerif' kimliğiyle bölgeye gittiği, Derne ve Tobruk'ta yerel direnişi kurduğu belirlenmiştir.
Mustafa Kemal'in askerlik hayatındaki ilk aktif savaş tecrübesi olan bu görev, Derne ve Tobruk savunması ile özdeşleşmiştir.
2
Enver Bey'in takma adı ve savunma bölgesinin tespiti yapılmıştır.
Enver Bey'in 'Kuyumcu Hamdi' kimliğiyle Bingazi bölgesinde teşkilatlanma çalışmalarını yürüttüğü netleştirilmiştir.
Enver Bey, bölgedeki aşiretler üzerinde kurduğu nüfuzla Bingazi savunmasının ana koordinatörü olmuştur.
3
Neşet Bey'in nizami askeri görevinin belirlenmesi sağlanmıştır.
Albay Neşet Bey'in, savaştan önce de bölgede görevli olan Trablusgarp Tümeni Komutanı sıfatıyla nizami birlikleri komuta ettiği tespit edilmiştir.
Gönüllü subayların yanı sıra bölgedeki mevcut resmi Osmanlı askeri hiyerarşisinin başında Neşet Bey bulunmaktadır.
4
Ali Fethi Bey'in kurmaylık görevinin ve önceki görevinin belirlenmesi sağlanmıştır.
Ali Fethi Bey'in, Paris Askeri Ataşeliği görevinden ayrılarak bölgeye geçtiği ve kurmay başkanı olarak hizmet ettiği anlaşılmıştır.
Ali Fethi Bey, sivil direniş ile kurmay aklı birleştiren stratejik bir planlama rolü oynamıştır.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı'nda görev alan Osmanlı subaylarının takma adları, görev yaptıkları savunma bölgeleri ve askeri rolleri.
ÖncekiSayfa 312 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin